Bu işte bir tuhaflık var: Altın ithalatı yüzde 1400 arttı, ihracat 96.4 tonu buldu!

“Bakanlık açıklama yapmalı”

Türkiye altın ithalatının üçte birini, ihracatının beşte dördünü tek başına Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptı. “Ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor” diyen ekonomistlere göre ‘bu işte bir tuhaflık var.’ Türkiye’nin altın ithalatı Temmuz ayında 62.8 ton ile aylık bazda tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası altın ithalat verilerine göre önceki yıl aynı dönemde 4.4 ton olan altın ithalatı, geçen ay yaklaşık yüzde 1400 arttı. Ocak-Temmuz döneminde ise altın ithalatı, geçen yılın ilk 7 ayına göre 8 kat artışla 237.6 tona fırladı. İlk 7 aylık bu rakam, şimdiden 2016’nın tamamında yapılan 106.2 tonluk ithalatı geride bıraktı. Türkiye’nin altın ihracatı ise ilk 6 ay sonunda, 96.4 tonu buldu.

Cumhuriyet’te Gamze Bal imzasıyla yayımlanan haber aynen şöyle:

Altın ihracatının yüzde 87’sinin ise tek başına Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yapılması soru işaretlerini de beraberinde getirdi. BAE’nin Türkiye’nin ilk 6 aylık altın ithalarındaki payı ise yüzde 36’yı geçti.

Altın aldık, altın sattık!

İşin ilginç yanı ise ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor ancak Türkiye’nin altın ithalatında da ihracatında da adres BAE’ye çıkıyor. Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’nin BAE’e en çok sattığı ürün, (işlenmemiş) altın. BAE’den en çok aldığı ürün de yine açık ara (işlenmemiş) altın. Bu yılın ilk yarısında Türkiye BAE’ye 3.4 milyar dolarlık altın satarken, BAE’den 2.9 milyar dolarlık altın aldı. Yaşanan bu durum, Türkiye ile İran arasında 2013 yılında patlak veren “altın” ticaretini akla getirdi. Hatırlanacağı üzere İran, Türkiye ve Dubai (BAE) üzerinden altın ile ticaret yapılarak ambargonun delinmesi, İranlı işadamı Rıza Zarraf ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’de tutuklanmasına kadar giden sürecin fitilini ateşlemişti. Söz konusu dönemde Türkiye’nin altın ithalatı İran ile rekor kırmıştı.

‘Normal değil’

Dört yıl aradan sonra 2017 yılında Türkiye’nin BAE ile artan altın ticareti, ekonomistleri, “Arkasında normal olmayan unsurlar var” düşüncesinde birleştirdi. Durumun ekonomi mantığıyla açıklanamayacağını ifade eden iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, İran’a geçmiş yıllarda uygulanan ambargoya benzer bir durumun yaşanabileceğine dikkat çekerken; BAE ile olan altın ticaretini, “Bu sonuçlar ve rekor, normal değil” diyerek değerlendirdi. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise ithalattaki artışın iç taleple açıklanamayacağı görüşünde.

‘Bakanlık açıklama yapmalı’

Temmuz 2017’deki aylık bazlı altın ithalatının 2016’da gerçekleşen toplam altın ithalatına eşit olduğuna dikket çeken Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “Bu ithalat, Türkiye’nin altın talebiyle açıklanamaz” dedi. Kozanoğlu, “Türkiye’deki düğünler, yurttaşın altına olan talebi ya da herhangi başka bir ekonomik durum bu ithalatı açıklayabilecek seviyede değil. Ciddi olarak makro ekonomiyi etkileyecek bir durumdan bahsediyoruz. Maliye Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı bir an önce bu duruma açıklık getirmeli” diye konuştu. Kozanoğlu, “BAE’ye dayalı olarak bu rakamlardan bahsetmemiz ‘bu ithalatın arkasında ne var’ sorusunu akla getiriyor” dedi. Altın ithalatının gelecek ayın ödemeler dengesini de ciddi etkileyeceğine değinen Kozanoğlu, şunları söyledi: “Öteden beri cari işlemler açığı veren bir ülkeyiz. Altın da devreye girince içinden çıkılmaz bir hal oluyor. Bir ayda böyle büyük bir sıçramanın gerçekleşmesi, döviz sorunu yaşayan bir ülke olarak Türkiye için risk.”

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Hakim, 4 Nisan’a duruşma koydu! Giuliani’nin Zarrab için ‘ne yapacağını’ soracak

Reza Zarrab davasıyla ilgili olarak ABD’de Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın gözaltına alınmasının ardından, bir gelişme de bizzat Zarrab’ın davası konusunda yaşandı. Zarrab’ın davasına bakan Hakim Richard Berman, 4 Nisan’a duruşma koydu. Duruşmanın amacı, Zarrab’ın avukatları arasına kattığı, ABD Başkanı Donald Trump’ın gayrıresmi danışmanı, New York eski Belediye Başkanı Rudolph Giuliani ve ABD eski Adalet Bakanı Michael Mukasey’in “Zarrab’a ne gibi avukatlık hizmetleri sunacaklarının” belirlenmesi olacak.

Zarrab geçen hafta, avukat ekibinin arasına ABD hukuk ve siyaset çevrelerinde çok iyi tanınan iki ismi daha dahil ettiğini, içeriğini kamuoyuna açıklanmayan bir mektupla mahkemeye bildirdi. Bu isimlerden ilki, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim kampanyası sırasında en yakınında duran isimlerden, New York’un eski Belediye Başkanı, Cumhuriyetçi hukukçu ve siyasetçi Rudolph Giuliani idi. Trump, ABD Başkanı seçildikten sonra da Giuliani’nin kendisine “siber güvenlik alanında gayrıresmi danışmanlık yapacağını” da açıklamıştı.

Zarrab’ın ekibine kattığı ikinci avukat ise, ABD eski başkanlarından (oğul) George Bush döneminde Adalet Bakanlığı görevini üstlenmiş olan Michael Mukasey idi.

SAVCILIK; ÇIKAR ÇATIŞMASI VAR

Zarrab’ın bu iki ismi avukatları arasına kattığına ilişkin bilgi mahkemeye mühürlü olarak verilmişti. Ancak savcılık makamının “iki ismin de bu davada avukatlık yapması çıkar çatışması yaratır” içerikli yanıtının kamuoyuna açıklanması ile, Zarrab’ın Giuliani ve Mukasey ile avukatlık için anlaştığı da resmileşmiş oldu.

Savcılık makamı, bu iki ismin bağlı oldukları firmaların, Zarrab’ın dolandırdığı iddia edilen bankaların bazılarının da avukatlığını yaptıklarını, dolayısıyla da “çıkar çatışması yaşanabileceğini” bildirdi.

“GİULİANİ VE MUKASEY DURUŞMAYA ÇIKMAYACAK…”

Ancak Zarrab’ın savunma ekibinde yer alan ilk avukat Brafman, mahkemeye bir yazı göndererek, ne Giuliani’nin, ne de Mukasey’in duruşma aşamasında görev yapmayacaklarını bildirdi. Brafman, her iki ismin de, “duruşmaya çıkmayacaklarını, duruşma hazırlıklarında da rol oynamayacaklarını” bildirdi.

Bu mektup da, kafalarda “duruşma sürecine katılmayacaklarsa, Zarrab neden Giuliani ve Mukasey ile anlaştı” sorusunu gündeme getirdi.

SAVCILIK: DURUŞMA YAPALIM, GİULİANİ’NİN NE YAPTIĞINI ANLAYALIM…

Savcılık ise, Zarrab duruşmalarında rol almayacakları bildirilen Giuliani ve Mukasey’in “Zarrab’a ne gibi avukatlık hizmetleri sunulacağının” anlaşılması için bir duruşma yapılması konusunda ısrar etti.

Hakim Berman da, Preet Bharara’nın yerine vekaleten bakan Başsavcı Vekili Kim’in “duruşma yapılsın” ısrarını uygun buldu. Hakim Berman, 4 Nisan’a duruşma tarihi koydu.

Kaynak : Zeynep Gürcanlı- http://www.sozcu.com.tr/

Hürriyet: Halkbank Genel Müdür Yardımcısı, Zarrab soruşturması kapsamında ABD’de tutuklandı

Hürriyet’in New York Temsilcisi, Atilla’nın Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Halkbank’ın Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, ABD New York’ta bulunan John Kennedy Havalimanı’nda gözaltına alındı. Bloomberg, Atilla’nın İran’a yönelik uygulanan yaptırımları ihlal etmekle suçlanan Reza Zarrab ile aynı davadan dolayı gözaltına alındığı bildirdi. Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın tutuklandığını ve Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

New Yok Federal Mahkemesi’ne yapılan şikayete göre Atilla’nın, sahte faturalarla bu ambargonun delinmesinde rol oynadığı iddia ediliyor.

ABD, Zarrab’ın söz konusu işlemler için Halkbank’ın üst düzey yöneticilerine ve bazı hükümet görevlilerine milyonlarca dolar rüşvet verdiğine dair kanıtları bulunduğunu açıkladı.

22 Mart 2016’dan beri tutuklu olan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab, hem Türkiye’de hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yönettiği şirketler ağıyla İran yaptırımlarının etrafından dolaşmakla suçlanıyor.

Zarrab’ın yaptırımları ihlal etmek için kullandığı şirketlerden birisinin ise Türkiye’de faaliyet gösteren Royal Holding AŞ olduğu iddia ediliyor.

ABD’li savcılar, Zarrab ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan iki kişinin 2010 – 2015 döneminde aralarında Bank Mellat’ın da bulunduğu büyük İranlı şirketlere finansman sağladığını söylüyor.

Hürriyet Temilcisi: Atilla, Zarrab ile aynı cezaevine konuldu

Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın 23 Mart’ta gözaltına alındığını ve bugün tutuklanarak Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Türkiye’de kısa süreli gözaltı

Türkiye’deki 17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında da sanık olarak kısa bir süre gözaltına alınan Zarrab daha sonra serbest bırakılmış ve hakkındaki suçlamalar da düşürülmüştü. Dava dosyasında Zarrab, o dönem bakanlık yapan isimlere rüşvet vermekle suçlanıyordu.

O dönemde Türkiye’nin altın ihracatı karşılığı İran’dan doğalgaz alımını yürüten isim olduğu ileri sürülen Reza Zarrab, serbest bırakıldıktan sonra kendisine yöneltilen suçlamalara tepki göstermişti.

Zarrab, 2014’te A Haber televizyon kanalına verdiği bir röportajda “25 milyar TL’lik ihrtacat yapmışım, cari açığın yüzde 15’ini tek başıma kapatmışım. Takdir sizin” demişti.

Zarrab davasının savcısı görevden alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden almıştı.

Preet Bharara Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı sonsuza dek profesyonel yaşamımın en büyük onuru olacak” demişti.

48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı.

Bharara, yüksek profilli kişileri soruşturmasıyla ve açtığı yolsuzluk dosyalarıyla biliniyor.

Mehmet Hakan Atilla kimdir?

Uluslararası Bankacılık 1970 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına 1995 yılında T. Halk Bankası A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bankacılık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman olarak görev aldıktan sonra Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 22.06.2007-11.11.2011 tarihleri arasında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yapan Atilla, 11.11.2011 tarihinden itibaren Uluslararası Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Zarrab’ın iş yerine kimin girip çıktığına dair görüntülerin akıbeti bilinmiyor!

88833

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının yapıldığı tarihte dosyayı yürüten Savcı Celal Kara‘nın talimatıyla Reza Zarrab’ın iş yerine ait güvenlik kameralarına el konulduğu öğrenildi.

Kamera görüntülerinin incelemek üzere muhafaza altına alındığı ancak dosya savcısının ve görevli polislerin değiştirilmesi ile bu görüntülerin incelettirilmediği belirtildi. 

Dosyaya verilen takipsizlik kararı ile de görüntülerin bulunduğu verilerin Zarrab’a iade edildiği söylendi. Alınan bilgiye göre, Zarrab’ın iş yerine ait güvenlik kamerası görüntülerini içeren verilerin incelenme tamamlanmadan iadesi yapıldı.

Böylece Reza Zarrab‘ın iş yerini sık sık ziyaret eden siyasetçi, bürokratların kimliklerinin de deşifre olmasının önüne geçildi. Dosyaya takipsizlik ile kapatan savcı Ekrem Aydıner‘in kararında bu görüntülerin içeriği, akıbeti ya da nasıl bir işlem yapıldığına dair  atıfta bulunmaması da dikkat çekti.

Ancak dosyayı yapan polislere yönelik Savcı Ekrem Aydıner tarafından yapılan soruşturma dosyasında görüntülere dair yapılan/ yapılmayan işlemlerle ilgili bilgi ve belgelerin imha edilmemesi gerekiyor. Zira söz konusu görüntülerin şüphelilerin lehine delil olma ihtimali bulunuyor ve yasalar gereği bunların da muhafaza edilmesi gerekiyor.  Takipsizlikle dosyanın kapatılması sonrası Zarrab’a iade edilen ve incelenmesi tamamlanmayan görüntülerin bulunduğu verilerin savcılıkta kopyasının olup olmadığı da polisler hakkında 17 Aralık ile ilgili dava açıldığında ortaya çıkacak. 

Öte yandan ABD’de tutuklu olan Zarrab’ın ABD’deki soruşturma da işbirliği yapma yönünde mesafe alınması halinde  bu görüntüleri teslim edeceği de iddia ediliyor.

Kaynak : Arzu Yıldız – http://www.haberdar.com/

Müslim: Erdoğan’ı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılatacak belgeler ABD ve Rusya’da

ada_854663332

PYD Eş Başkanı Salih Müslim

“Türkiye, Suriye’de Kürt karşıtlığı üzerinden yeniden bir ilişki kurmak istiyor”

PYD Eş Başkanı Müslim, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanmasına neden olacak bütün belgeler ABD ve Rusya’nın elinde” dedi. 

Müslim, Menbic ve Musul operasyonu, Türkiye’nin Rusya ve İsrail yakınlaşması, Rıza Zarrab davası, Türkiye-Suriye görüşmeleri ve IŞİD saldırılarını Fırat Haber Ajansı’na (ANF) değerlendirdi. Müslim’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

“Rakka’nın yani DAİŞ (IŞİD) merkezinin Türkiye ile olan bir bağı Grî Spî (Tel Ebyad) daha önce ele alınarak bu ilişkinin sağlandığı bir yol kesilmişti. Cerablus yolu yani Menbic’de alınınca Rakka yalnız kalıyor. Sadece Musul yolu kalıyor. O da kesilirse DAİŞ ortada desteksiz kalacak. Bu gerçekleşirse DAİŞ’in sonunu getirmek daha kolay olacak.

Diğer boyutuyla bizim için de Menbic çok önemlidir. Menbic köyleri Rojava’nın bir parçasıdır, bu köylerin yüzde 50’si, Menbic merkezinin ise yüzde 49’u Kürt’tür. Buradaki halkımızı asla yüz üstü bırakamayız diğer halklar gibi.

Diğer önemli bir boyutu ise Avrupa’ya eylem amaçlı gelen DAİŞ üyeleri hep bu yolu kullanıyor. DAİŞ üyeleri orada eğitilip Avrupa’ya eylem yapmak için geri gönderiliyordu. Menbic alınırsa Avrupa’daki saldırılar da çok azalır.

Türkiye hala Menbic’den vazgeçmiş değil şimdi çeşitli yollardan DAİŞ’e yardım göndermeye çalışıyor. Cerablus’daki DAİŞ güçlerine şimdi açıktan yardım etmiyorlar ama diğer ılımlı güçler denen El Nusra ve Ahrar û Şam gibi DAİŞ ile aynı zihniyete sahip olan güçler üzerinden bu yardımı sağlıyorlar. Bir çatışma süsü vererek 4 gün önce 12 TIR yardım ulaştırdılar.

Bu yol kullanılarak DAİŞ’e cephanelik ulaştırılıyor. Daha yeni bir antlaşma gereği Türkiye’nin ılımlı güç dedikleri gruplar, aralarında ki çatışmayı durdurarak Suriye Demokratik Güçleri’ne (QSD) karşı savaşacağını ilan etti. Özellikle Azez tarafındaki çatışmaları durdurmuşlar böylelikle DAİŞ’in Menbic’de elini güçlendirmeye çalışıyorlar. Ama bedeli ne olursa olsun DAİŞ belası tüketilecek.”

Musul bizim alanımız değil. Ama oradaki güçler öncülüğünde bir operasyon olmalı. Biz olmasak da HPG, YPŞ, Peşmerge veya Irak hükümeti gibi güçler bunu yapabilir. Bin 200 Türk askerinin Musul’un yanı başında olan Beşika’da bulunması ne anlama geliyor? Bu askerler DAİŞ’e ile ulaşım yolunu sağlıyor ve destekler Zaxo üzerinden yapılıyor. Kimse bunu gizlemiyor.

Kim ne derse desin DAİŞ’in kurucuları arasında Türkiye vardı bunu hep saklıyordu ama bunların hepsi açığa çıktı. Bunların Rojava’da Kürtleri bitirme planları vardı bu planlar hepsi Türkiye üzerinden yürütülüyordu. Bu ilişkilerin ve planların hepsi açığa çıktı ve herkes görmesine rağmen Türkiye DAİŞ’e destek vermediğini hala ısrar ediyor.”

İsrail ve Rusya

“İsrail ve Rusya’ya karşı tükürdüklerini yaladılar. Daha önce de söylemiştim konu Kürtler olunca Türkiye her şeyinden vazgeçmeyi göze alır. Kürtler tek bir hak elde etmesin diye her şeyi yaparlar. Şimdi Kürtün önüne geçemediğini anlayınca her şeyi deniyorlar.

Bu yakınlaşmanın temel mantığı Kürtlerin bölgede güç sahibi olmasını engellemektir. Artık Kürtlerin bölgede en güçlü halk olduğu gerçekliği dünya tarafından kabul edilmiştir. Bize karşı duran herkesle savaşırız. Hiç kimse bize karşı savaşmayı göze alamaz. Türkiye başka ilişkiler içerisine girebilir ama bundan kaynaklı kimse bize karşı tavır alma durumuna kendisini koymaz.

Bölgede genel bir istikrar isteniyorsa Kürtlerin yanın durmaktan başka seçenekleri yok onlar da iyi biliyorlar ki Kürtler bölgenin en büyük aktörüdür. Türkiye Kürtlerin durdurmak için DAİŞ, Ehrar û Şam, Cebatul Nusra gibi terör örgütlerine hep destek vermiş ve bütün dünya bunu çok iyi biliyor.

Şimdi bütün ilişkileri açığa çıkmış bir gücün yanında durmak DAİŞ’in yanında durmak anlamına gelir. Avrupa ve dünyada iyi biliyor ki kendi değerlerini korumak için Kürtlerin yanında durmak zorundalar.”

Rıza Zarrab davası

Türkiye karşı net tavır alınmış durumda zaten bundan kaynaklı birazda Türkiye Rusya’ya yanaşmak istiyor. Erdoğan’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanması için bütün dosyalar hazırlanmış durumda. Ruslar bu dosyalara yani Türkiye’nin DAİŞ ile olan ilişkilerine sahip belgelerin hepsine sahip durumda.

Yine Reza Zarrab’ın ABD’de tutuklanması da bundan kaynaklıdır. Zarrab meselesi unutulmamalı bu dava devam ediyor. Kuveyt Türk bankasına kaşı açılmış bir dava var. Bunlarla birlikte Türkiye’nin bütün ilişkileri açığa çıkarıldı ve çıkarılıyor.

Zarrab davası birilerinin boynunda ip gibi duruyor bu ipi istedikleri zaman çekebilirler. ABD elinde bulundurduğu bu ipi çekecek mi yoksa şantaj olarak mı kullanacak birlikte göreceğiz. Yani hem Rusya hem de ABD, DAİŞ ile olan bütün ilişkilerin bilgisine sahip bu bilgileri nasıl kullanacakları onların siyasetine bağlı.” 

“Türkiye, Suriye’de Kürt karşıtlığı üzerinden yeniden bir ilişki kurmak istiyor”

Cezayir’de yaşanan bir görüşmenin ve Türkiye’nin görüşme istekleri olduğu bilgisi bize geliyor. Ve yine arabulucuların gidip geldiğini biliyoruz. Ama yeniden ilişki kurma durumu ne olursa olsun bu bölgede olan gerçekliği değiştirmede bir etki yaratmaz. Bu ilişki kurma isteğinin bir sonuca varmayacağını düşünüyorum olursa da onlar için çok daha kötü bir durum ortaya çıkar.

Kürt karşıtlığı üzerinden yeniden bir ilişki kurmak isteniyor. Temel amaç Kürtlerin bölgede hak elde etmesini engellemektir. Kürt sorunu artık bölgesel bir sorundan çıkarak evrensel bir soruna dönüşmüştür. Bu güçler Kürtlere karşı birleşse bile bizim için fark etmez. Kürt halkı artık hiç olmadığı kadar güçlüdür ve kimse onları yenemez.

Diğer taraftan Avrupa ve dünya buna müsaade etmez. Avrupa’nın ve dünya güçlerinin kendi istikrarları için Kürtlerin yanında olması gerekir bunun da farkındalar. Avrupa’nın istikrarı Ortadoğu’ya, Ortadoğu’nun istikrarı Kürtlere bağlıdır. Kürtler olmazsa kimi kabul edecekler DAİŞ’i mi, Baas rejimini mi yoksa Osmanlı’yı mı bunları da kabul etmeyecekleri ortada.”

“DAİŞ’e yardım edersiniz ama günü gelir sizi de vurur”

İstanbul’daki olay sıradan bir olay değil. Daha önce söylemiştim siz DAİŞ’e yardım edersiniz ama günü gelir sizi de vurur. Artık Türkiye’ye DAİŞ’in kendisine karşı geliştirdiği eylemlerden kurtulamaz.

DAİŞ’in içinde farklı fraksiyonlar vardı bunların içinde Türkiye etkisi olanlar artık zayıfladı. Özellikle belli yerlerde Türkmenler falan vardı, bunların gücü zayıfladı ve aralarında DAİŞ’in içinde bulunan Ebu Müslüm öldürülmesi buna bir örnektir.

Yine Türkiye’nin politikasını DAİŞ içerisinde yürüten birçok isim öldürüldü. Türkiye’nin bu Cerablus meselesi falan kısa zamanda kendisine karşı dönebilir. Diğer anlamda bu eylem Türkiye’ye karşı bir şantajdır ya eskisi gibi bize yardım etmeye devam edersin ya da sana karşıda eylem yapabiliriz mesajı verildi.

Türkiye yaptığı hatalardan kaynaklı bugün büyük bir sıkışmışlık içerisinde ya eskisi gibi bunları destekleyecek, bunlara yol açacak ya da bu tür eylemelerin Türkiye’de yaşanmasını göreceğiz. Türkiye daha önce bunları Suruç’ta olsun Ankara’da olsun kullandı şimdi onlar kullanıldıklarının farkına varmışlar.

Türkiye’de güçlerinin ve üyelerinin olduğu ortada ama ne kadar olduğunu bilmiyorum. Avrupa’da uyuyan ve zaman zaman eylem yapan hücreleri Türkiye’deki güç tarafından yönetiliyor ve doğrudan bu uyuyan hücreler Türkiye’deki güçlere bağlıdır.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Kılıçdaroğlu: Ramazanoğlu hakkında söylediğim sözlerin sonuna kadar arkasındayım; Zarrab’a kızsınlar

805396628Bana koşa koşa cevap veriyorlar, Ensar Vakfı’nı soruyorum cevap yok!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu hakında kullandığı “Birilerinin önüne yatmış vaziyette” ifadesine ilişkin eleştirilerinde sonuna kadar haklı olduğunu söyledi ve “Mağdur edebiyatı yaratmaya çalışıyorlar” dedi. 

Kılıçdaroğlu, kendisini eleştiren Başbakan Ahmet Davutoğlu‘na “Kullandığım cümle, Türk siyasi hayatına AKP’li bir bakan tarafından kazandırılan bir cümle. Cümle bana ait değil. Kızacaksa bana değil, Rıza Zarrab’a kızsın. Siyasi tarihimize bu cümleyi kazandıran kişiye kızsın. Biz tekrar ettiğimiz için alınganlık gösteriyorlar” dedi.

Eski bakan Muammer Güler’in 17- 25 Aralık yolsuzluk operasyonunda kilit isim olan Rıza Zarrab’a “Abicim hiç sen o konuda sen rahat ol sen rahat ol… Vallahi böyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım ya… Senin İçişleri Bakanlığı’nda bir şeyin yok MİT’te bir şeyin yok, Mali de bir şeyin yok” dediği iddia edilmişti.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet’ten Ayşe Sayın‘a yaptığı açıklaması şöyle:

“Kullandığım cümle, Türk siyasi hayatına AKP’li bir bakan tarafından kazandırılan bir cümle. Cümle bana ait değil. Rıza Zarrab için söylenmiş. ‘Kimse sana birşey yapamaz, ben senin önüne yatarım’ denmiştir. Dolayısıyla bu cümle benim sıfırdan bulduğum bir cümle değil. İkincisi, bu cümleyi kadın erkek diye ayırmak da başlı başına bir gaf. Bir bakana kadın veya erkek diye bakmak da yanlıştır. Bakan bakandır. O koltuğa  oturuyorsa, onun kimliği cinsiyeti önemli değildir.

“Bu eleştiriyi, bu cümleyi kullanan ben değilim, bu cümleyi kullanan onların kendi bakanları. Kaldı ki bu eleştiride sonuna kadar haklıyım. Kullandığı ifadeyi biliyor mu acaba kendisi, ağzından çıkan ifadeyi biliyor mu? Çocuklara tecavüz edilecek, ‘bir sefer oldu diye olayın üzerine mi gidilir’ gibi bir cümle kullanıyor. Kendisi bu cümleyi kullanırken, sıkıldı utandı mı acaba?

“O cümleyi kullandı diye Davutoğlu bir laf söyledi mi acaba? Kendi bakanları bir şey söyledi mi acaba? O çocuklara yazık günah değil mi, o  çocukların annesi babası var. O çocuklar bizim geleceğimiz umudumuz. O vakıf yurt açma yetkisine sahip mi değil mi? Bakan önce bunun cevabını versin. Ben soruyorum bana cevap vermiyorlar. Ama burada koşa koşa cevap veriyorlar.

“Mağdur edebiyatı yaratmaya çalışıyorlar. Söylediğim cümlenin sonuna kadar arkasındayım. Kızacaksa bana değil, Rıza Zarrab’a kızsın. Siyasi tarihimize bu cümleyi kazandıran kişiye kızsın, bu cümleyi kazandıran onlar. Biz tekrar ettiğimiz için alınganlık gösteriyorlar.”

Davutoğlu: Utançla hatırlanacaktır 

Kişisel Twitter hesabından açıklama yapan Davutoğlu “Bu terbiyesizliğe her şeyden önce CHP’li kadınların tepki göstermesini bekliyor ve sözlerini kendisine aynen iade ediyorum. Kılıçdaroğlu bugün seviyesizliğinin bir örneği daha göstermiştir, kendisi bu üslupsuzluğu ile Türk siyasetinde utançla hatırlanacaktır” dedi. 

Ramazanoğlu: Hukuki süreç başlatacağım 

Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu ise “Şahsımda tüm kadınları hedef alan çirkin ve edep dışı açıklamalarını şiddetle kınıyorum” dedi ve hukuki süreç başlatacağını açıkladı. 

Hükümet Sözcüsü: Seviyesiz ve aşağılık sözlerdir 

Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun bugünkü grup toplantısında Karaman’daki tecavüz skandalı üzerinden başlayan tartışmaya ilişkin olarak Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu’na yönelik “Aileden sorumlu bakan birilerinin önüne yatmış vaziyette” sözlerine ağır ifadelerle tepki gösterdi. Kurtulmuş, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun Aile Bakanı’na yönelik sözleri sözün bittiği yerdir. Seviyesiz ve aşağılık sözlerdir. Kılıçdaroğlu özür dilemelidir” dedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/


 

YouTube Preview Image