Erdoğan: İdlib’deki operasyonu ÖSO yürütüyor, askerimiz henüz orada değil; yeni inisiyatifler alacağız

“Erdoğan: Kuzey Irak başladığı yere geri dönmeli, yoksa elindeki tüm imkanları kaybeder”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından Suriye’nin İdlib kentine yönelik olarak bir askeri operasyon başlatıldığını açıkladı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) henüz operasyona katılmadığını belirten Erdoğan, “Bundan sonra da yeni inisiyatifler almaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

Gazetecilerin “Fırat Kalkanı Harekâtı’nda olduğu gibi bir yöntem mi kullanılacak?” sorusuna Erdoğan’ın yanıtı “Boksa girildiği zaman yumruğun sayısı sayılmaz” oldu. Erdoğan, “Operasyona Rusya havadan, TSK sınır içinden destek veriyor” dedi.


TSK’nın El Bab’a yönelik olarak düzenlediği Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yedi ayda 71 asker hayatını kaybetmişti.


“Fırat Kalkanı bitti, bunun da adı açıklanır”

Operasyonun adının ne olacağına ilişkin yöneltilen soruya Erdoğan, “Fırat Kalkanı bitti, bunun da adı açıklanır” yanıtını verdi. Erdoğan, olası bir göç hareketine karşı gerekli hazırlıkların yapıldığını bildirdi.

Astana’da İdlib konusunda anlaşmaya varılmıştı

Türkiye, Rusya ve İran, “Suriye krizi” ile ilgili yürütülen Astana görüşmelerinin son toplantısında, İdlib’de çatışmasızlık bölgesi kurulması konusunda anlaşmaya varmıştı. Geçen hafta TSK, İdlib sınırına sevkiyat yapmıştı.

“Bugün İdlib’de ciddi bir harekât var”

AKP 26. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“İlk yola çıktığımız günden bugüne kadar hangi kademede olursa olsun AK Parti’ye gönül vermiş tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.  Partimizin iktidara gelişinden bu yana Türkiye’nin kat ettiği mesafeyi Cumhuriyet tarihi ile mukayese ettiğimizde orataya çıkan tablo partimizin karnesidir. Bizlerin de bu tabloyu hatırlaması ve hedeflerimizin çıtasını yükseltmemiz gerekiyor.

“Kendi arkadaşalarımızın arasında bile bu refromların farkında olmayanlar var. Şahsım da dahil olmak üzere her fırsatta bu hatırlatmaları yapmayı sürdüreceğim. Milletimize her fırsatta bu hatırlatmaları ezberden ifade etmenizi istiyorum.

“Milli Takımımız dün akşam mağlup oldu. Üzüntülüyüz. Ama 3-0’a rağmen Eskişehir seyircisinin sonuna kadar Milli Takımımıza sahip çıkmasını sonuna kadar alkışlıyorum.

“Ana muhalefet de dahil olmak üzere silahlı insansız hava araçlarını konuşuyor. ‘Piknik yapmaya gittiler’ diyor. O dağlarda bunların inine dahi gireceğiz. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. İçeride ve dışarıda ülkemize kim tehdit oluşturuyorsa ‘Hoşgeldin’ demeyeceğiz. Yerinde bastıracağız. Bunun adımları attık, atıyoruz.

“İnsanlar sandık başına gittiklerinde geçmişte aldıkları hizmetler kadar gelecekte kendilerine vaad edilenlere de bakarlar. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Birileri de kurusıkı atmak suretiyle konuşuyor. Yaptıklarımızı anlatmakla yetinmeyeceğiz. Yapacaklarımızı da ifade edeceğiz. Bizim için Kanal istanbul çok önemli. Süveyş, Panama kanalı nasıl anılıyorsa biz de kanal istanbul ile dünyaya yeni bir marka olarak ses vereceğiz. Bunun da adımını çok kısa zamanda atacağız.

“Biz milletimize her alanda hep yeni şeyler söyledik. Maziden atiye kurduğumuz köprünün kilit taşı değişim konusundaki kararlılığımızdır. Bu gerçekten hareketle bir süredir teşkilatlarımızda ve belediyelerimizde yenilenme ihtiyacını söyledim, söylüyorum. Belediyelerde şimdiden benzer adımları atmanın hazırlığı içindeyiz. Bu milletimizin talebidir. Değişim ihtiyacını kendi irademizle gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Bunu kendimiz yapmazsak sandıkta milletimiz yapar.

“Milletle zıtlaşma olmaz. Hele hele milletle kavga olmaz. Biz siyasi hayatımızı milletimizin bize olan desteğine borçluyuz. Milletimizin 15 Temmuz’da desteği olmasaydı biz bugün yoktuk.

“Belediye başkanlarımızın bir kısmının dinlendirilmesi veya başka görevlerde görevlendirilmesi icap ediyorsa bunu karşılıklı mutabakat içinde yapacağız. Buna kimsenin alınmaması gerekiyor. Bizim kadromuzu yeni isimlerle güçlendirmekten daha doğal ne olabilir. Bunu yapmazsak geçmişteki partilerden bir farkımız kalmaz. AK Parti’yi göz göre göre bu çıkmaza sürüklemeye kimsenin hakkı yoktur.

“Çetin yollar yorgun bedenlerle aşılamaz. 2013 yılından beri öyle saldırılara maruz kalıyoruz ki sadece savunma değil taarruz gücümüzü de artırmamız gerekiyor.

“Kuzey Irak başladığı yere geri dönmeli yoksa elindeki tüm imkanları kaybeder.

“Eğer tek vatan demek milliyetçilikse milliyetçiyiz. Eğer tek bayrak demek milliyetçilikse milliyetçiyiz. Tek devlet demek milliyetçilikse milliyetçiyiz.

“Sandıkla gelen elbette sandıkla gider. Ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez. İhanet etmediği sürece görevden çekilenlerin de yeniden değerlendirme yolu açıktır.

“Sandıkla gelen elbette sandıkla gider. Ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez. İhanet etmediği sürece görevden çekilenlerin de yeniden değerlendirme yolu açıktır.

“Fırat Kalkanı Harekâtı ile açtığımız alanı şimdi de İdlib’in güvenliğini sağlamaya yönelik yeni bir adımla daha ileri taşıma gayretindeyiz. Bugün İdlib’de ciddi bir harekat var ve bu devam edecek.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

ABD Suriye’yi Vurdu!

Trump‘ın ‘Suriye‘ye askeri müdahale seçeneği masada’ sözlerinin ardından ABD, Suriye’nin Al-Shayrat üssünü 50’den fazla Tomahawk füzesi ile vurdu. Reuters, füzelerin Humus yakınlarında Al-Shayrat hava üsssünü hedef aldığını duyurdu.

Pentagon da Suriye rejimine ait Şayrat Hava Üssünü 59 Tomahawk füzesiyle vurduklarını açıkladı. “Başkan Trump’ın talimatıyla ABD kuvvetleri, Suriye Hava Kuvvetlerine ait bir üssü seyir füzeleri ile vurdu” diyen Pentagon Sözcüsü Albay Jeff Davis, saldırı öncesinde gün içerisinde Rusya’yı bilgilendirdiklerini ve Rus askerlerinin o üste bulunduğunu bildiklerini söyledi. Operasyonla ilgili açıklama yapan ABD Başkanı Trump da ”Bu gece kimyasal saldırının yapıldığı askeri üssü hedef alan askeri operasyonun emrini verdim” dedi.

ABD füze destroyerleri Suriye açıklarında

Pentagon’da toplantı sürerken USS Ross ve USS Porter ABD füze destroyerleri Suriye açıklarına yaklaştı. Pentagon’dan yapılan açıklamada Suriye’ye 50’den fazla Tomahawk füzesi atıldığı ifade edildi. Reuters füzelerin Humus yakınlarında Al-Shayrat hava üsssünü hedef aldığını duyurdu.

Saldırıdan önce üs boşaltıldı

Al-Shayrat üssü IŞİD ile mücadele çerçevesinde Rusya’nın Palmira’ya yönelik operasyonları sırasında kullanılmıştı. ABD’nin 84 milyon dolarlık 50 füze ile vurduğu üste ölen veya yaralanan olmadı.

ABD’li kaynaklar saldırıdan önce bilgi verilmesi nedeniyle üssün çok kısa bir süre içerisinde boşaltıldığını açıklandı. Moskova ise kendilerine bilgi verilmediğini açıkladı. Rus askeri kaynakları üssün uçaklar için uygun olmadığı sadece helikopterle için kullanılabildiğini öne sürdü. Saldırının ardından Pentagon kısa bir video ve USS Ross gemisinden fotoğraflar yayınladı.

Pentagon’dan açıklama

Pentagon’da gazetecilere açıklama yapan Albay Davis, “Başkan’ın (Donald Trump) talimatıyla ABD kuvvetleri, Suriye Hava Kuvvetlerine ait bir üssü yerel saatle 4.45, ABD Doğu Yakası yerel saatiyle 8.45’te seyir füzeleri ile vurdu.” açıklamasını yaptı.

Saldırının Humus vilayeti sınırlarının içinde bulunan Şayrat Hava üssüne yönelik yapıldığını ifade eden Davis, fırlatılan Tomahawk Land füzelerinin Doğu Akdeniz’de konuşlu USS Porter ve USS Ross Destroyerlerinden fırlatıldığını ifade etti.

“ABD, kimyasal saldırılara tahammül etmeyecektir”

ABD’nin hava saldırısının Esad yönetiminin4 Nisan’da İdlib’in Han Şeyhun beldesinde gerçekleştirdiği kimyasal silah saldırısına tepki olarak yapıldığını ifade eden Davis, “ABD, kimyasal saldırılara tahammül etmeyecektir.” dedi.

Davis, “Bu füzelerle (hava üssündeki) uçaklar, hangarlar, yakıt ve lojistik destek depoları, güçlendirilmiş uçak sığınakları, mühimmat depoları, hava savunma sistemleri ve radarları vuruldu.” şeklinde konuştu.

Sivil kayıplarını önlemek için mümkün mertebede can kaybının olmamasına dikkat ettiklerini ifade eden Davis, üssün 2013 öncesinde Esed rejimi tarafından kimyasal silah deposu olarak kullanıldığını ve ABD’nin radar izlerinin Han Şeyhun’daki kimyasal saldırıyı gerçekleştirmek üzere bu hava üssünden havalandığını tespit ettiğini ifade etti.

Saldırı sonrası Trump’tan ilk açıklama

ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Suriye’yi vurmasıyla ilgili “Bu gece kimyasal saldırının yapıldığı askeri üssü hedef alan bir saldırı emrini verdim. Suriye’deki füze operasyonu ABD’nin güvenliği için elzemdi” açıklamasını yaptı.

ABD’nin Suriye’yi vurmasıyla ilgili açıklama yapa Trump, şunları söyledi;
– Bu barbar saldırıyla (kimyasal saldırı) birçok insan ve hatta güzel bebekler yavaş, vahşice ve insafsızca öldürüldü.
– Esad yardıma muhtaç erkek, kadın ve çocukların canını aldı
– Suriye rejiminin kimyasal silah kullandığına hiç şüphe yok
-Bu gece kimyasal saldırının yapıldığı askeri üssü hedef alan askeri operasyonun emrini verdim
– Daha önceki girişimler başarısız olduğu için mülteci krizi devam ediyor ve bölgedeki istikrarsızlık ABD’yi ve müttefiklerini tehdit ediyor
-Bu akşam tüm medeni ülkeleri, Suriye’deki katliamı ve her türlü terörizmi durdurmak için ABD’ye katılmaya davet ediyorum.

Kaynak : http://gazeteport.com/

Bu Eylem Rusya’yı Öfkelendirdi

Sabah Namazı Devrimi ve Özgür-Der Üniversite Gençliği isimli grupların, İstanbul’da bulunan Rusya Başkonsolosluğu önünde  yaptığı eylem Rusya’yı kızdırdı. Eylemciler Rusya ve Suriye yönetiminin “İdlib’te kimyasal silah kullandığını” iddia edip eylem yapmıştı.

Uçak krizinden sonra Tayyip Erdoğan’ın özür dilemesi sonrası ilişkiler de Rus medyasının tavrı da normale dönmüştü. Rus Başkonsolosluğu önünde yapılan eylem sonra Rus haber sitesi Spuknik Türkiye sert ifadelerle bu eylemi eleştirdi. haberlerde “Türkiye cihatçılarla yan yana yürüyor” ara başlığı kullanılması dikkat çekti.

Sputnik haberinde şöyle denildi;

“Türk yetkililerin, Rusya karşıtı geniş çaplı bu cihatçı protestoya, Kasım 2015’te başlayan uçak krizinin etkileri henüz geçmemiş ve dört ay önce gerçekleştirilen Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’a yönelik suikast henüz tam olarak aydınlatılamamışken izin vermiş olması; Ankara-Moskova arasında olası yeni bir gerginliğin yaşanma ihtimalini güçlendiriyor.

Zira; Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya’nın terörle mücadelede Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı desteklemeyi sürdürecekleri yönündeki açıklaması, Rusya’nın Suriye politikasındaki kararlılığını doğrular nitelikte. Türkiye ise, İdlib’deki iddialar karşısında gösterdiği tutumla, ‘eski politikası’nı sürdüreceği sinyalleri veriyor.

Peki İdlib’de aslında ne oldu? Rusya ve Suriye yönetimi, Türkiye medyasında tartışmasız kabul gördüğü üzere, ‘sivil katliamına’ mı girişti?
Türkiye ile Suriye arasında görüşmelere aracılık etmiş olan Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin, Sputnik’e yaptığı açıklamada, Moskova veya Şam’ın kimyasal saldırı gerçekleştirmiş olduğuna ihtimal bile vermediğini ifade etti.

Böylesi bir iddianın Rusya’nın ve ABD’nin Suriye’deki gücünü azaltmayı hedefleyen tarafların çıkarına hizmet edeceğini söyleyen Pekin, “Bu adım Esad, Rusya ve belki İran’i savaş suçlusu olarak lekelemeye yöneliktir. Ancak böyle bir adım ABD ve diğer koalisyon güçlerinin aksine Türkiye’nin işine yaramaz” dedi ve ekledi:

“Türkiye hiç şüphe yok ki kimyasal silah kullanımına karşı hassas olmalı. Ancak bu safhada koalisyon güçlerinin yanında yer almak yerine Suriye’nin bütünlüğünü koruma yönünde çaba göstermeli” dedi.

Pekin, Türkiye’nin Rusya’nın Suriye’deki gücünü kırmaya çalışan koalisyon güçleriyle paralel hareket etmesinin olası bir Kürt özerk devletinin kurulmasına ve Türkiye’nin parçalanmasına neden olabileceğine değindi.

‘TÜRKİYE CİHATÇILARLA YAN YANA YÜRÜYOR’

Sputnik’e konuşan bir diğer isim ise, ‘Türkiye’nin Suriye Politikasının Hatay Üzerindeki Etkileri’ başlıklı raporu hazırlayan Gazeteci Ali Ergin Demirhan oldu. Demirhan, Türkiye’nin Suriye politikası sebebiyle ağır bedeller ödeyebileceğini savundu.

Rusya-Türkiye ilişkilerinde tam anlamıyla bir normalleşmeden söz edilemeyeceğini belirten Demirhan, Rusya’nın İstanbul Başkonsolosluğu önündeki cihatçı grupların protestosuyla ilgili olarak “Söz konusu gösteriler iktidarın Suriye politikasından bağımsız değil, zira iktidar yanlısı gazetecilerin bu gösterilere ön ayak olduğunu görüyoruz” dedi.

Türkiye’nin El Kaide çizgisindeki cihatçılara desteğini sürdürdüğünü iddia eden Demirhan, “Türkiye’de iktidar tarafından harekete geçirilen bu dinamikler cihatçılarla yan yana. Türkiye örtülü şekilde cihatçılara destek veriyor” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN ÇELİŞKİLERİ

Demirhan, protestoların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fırat Kalkanı operasyonunun başka etaplarının da olacağına ilişkin açıklamalarından bağımsız yorumlanamayacağını da savundu.

Kaynak : http://gazeteport.com/

Saint Petersburg metrosunda terör saldırısı; 11 ölü; 45 yaralı

Putin: Terör dahil tüm ihtimaller üzerinde duruyoruz.

Rusya’nın Saint Petersburg kentinde metroda patlama meydana geldi. Soruşturma komisyonu saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının 11’e yükseldiğini duyurdu. Patlamada 45 kişi de yaralandı. Rus CCTV ise saldırganın metrodaki kameralar tarafından görüntülerndiğini öne sürdü. Rus kaynakları, intihar bombacısı ihtimalinin de araştırıldığını bildirdi.

Saldırı sonrası Saint Petersburg metro istasyonu ulaşıma kapatılırken, yetkililer patlamanın bomba düzenekli cihaz ihtimali üzerinde duruyor. Patlamanın ardından Rus güvenlik güçleri ikinci bir bombayı kontrollü bir patlama ile etkisiz hale getirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, olay sırasında bir konuşma için şehirde bulunuyordu. Patlamayla ilgili konuşan Vladimir Putin, terör de dahil olmak üzere tüm ihtimaller üzerinde durulduğunu ifade etti. Rusya Başsavcılığı, olayın bir terör saldırı olduğunu duyurdu.

St. Petersburg metrosunda yaşanan saldırının ardından 3 gün yas ilan edildiği duyuruldu.

Patlamanın ardından soruşturmayı yürüten komisyon, patlamanın iki durak arasında bulunan tünelde meydana geldiğini, metroyu kullanan vatmanın doğru bir karar vererek treni bir sonraki istasyona getirdiğini böylece yaralılara müdahalenin kolay bir şekilde yapılabildiğini ve pek çok kişinin hayatının bu sayede kurtulmuş olabileceğini açıkladı.

“Saldırının, Rusya’da yasaklanan IŞİD faaliyetleri ile ilgili olacağını düşünüyorum”

Moskova Devlet Duması Güvenlik Komitesi üyesi Dmitriy Efimov, Sputnik’e St.Petersburg saldırı ile ilgili açıklama yaptı.

Dmitriy Efimov, Sputnik’e yaptığı açıklamada şunu söyledi:

“Patlayıcılardan en az birinin parça tesirli bomba olduğu ve şarapnel içerdiğine göre, yaşanan olay büyük bir ihtimalle terör saldırısıydı. Dar metro vagonunda pek şiddetli olmayan patlama bile ciddi sonuçlara yol açabilir. Devlet Başkanımızın (Vladimir Putin) şu an St. Petersburg’da bulunduğunu göz önünde bulundurursak meydana gelen saldırının Devlet Başkanımıza yönelik meydan okuma olarak değerlendirilebildiğini düşünüyorum. Saldırı ile ilgili soruşturmanın en kısa sürede  yapılması için tüm gerekli tedbirlerin alınacağından eminim. Patlamaların nedenlerine gelince, ana versiyonun Rusya’da yasaklanan IŞİD faaliyetleri ile ilgili olacağını düşünüyorum.”

Dakika dakika patlamadan sonra yaşananlar

22:30  Soruşturma komisyonu saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının 11’e yükseldiğini duyurdu. Patlamada 45 kişi de yaralandı.

18:32 St. Petersburg metrosunda yaşanan saldırının ardından 3 gün yas ilan edildiği duyuruldu.

18.05 Rus CCTV saldırganın metrodaki güvenlik kameraları tarafından görüntülendiğini iddia etti. İşte o görüntü:

18.02 ölü sayısı 10’a çıktı

Rusya Sağlık Bakanı Veronika Skvortsova, patlamada en az 10 kişinin öldüğünü, 37 kişinin yaralandığını açıkladı.

Skvortsova, 6 yaralının durumunun ağır olduğunu ifade etti.

18.00 Putin: Özel servis elinden geleni yapacak

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, patlamada hayatını kaybedenlerin ve yaralananların ailelerine taziyelerini iletti.

Putin, “İstihbarat kurumlarının başkanlarıyla ve FSB Başkanı ile görüştüm. Güvenlik güçleri ve özel birimler çalışıyor, olayı açıklığa kavuşturmak için ellerinden geleni yapacaklar” dedi.

17.56 AGİT’ten taziye mesajı

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Lamberto Zannier, St. Petersburg patlamasından etkilenenlere taziye mesajı gönderdi.

17:30 Interfax’ın haberine göre patlayıcının bir evrak çantasına konulmuş olabileceği belirtildi.

17:00 St. Petersburg’daki Ploshchad Vosstaniya istasyonunda bir el yapımı patlayıcının da etkisiz hale getirildiğini kaydedildi. Ploshchad Vosstaniya istasyonunda etkisiz hale getirilen el yapımı patlayıcının görüntüsü servis edildi.

16:30  Almanya ve İngiltere’den açıklama

Almanya Hükümet Sözcüsü yaptığı açıklamada, “Tüm şevkat duygularımız olaydan etkilenenler ve aileleriyle birlikte” ifadelerini kullandı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson ise açıklamasında, “St. Petersburg’dan gelen patlama haberiyle dehşete düştüm. Duygularım kurbanlar ve aileleriyle birlikte.” dedi.

16.00  ABD’den Rusya’daki vatandaşlarına uyarı

ABD’nin Rusya’daki temsilcilikleri St. Petersburg’daki patlamanın ardından bir açıklama yayınladı.

Açıklamada Rusya’ya başsağlığı dilekleri iletilirken, ülkedeki ABD vatandaşlarından kişisel güvenliklerini sağlamaları, etraflarında olan bitenin farkında olmaları ve yerel medyayı takip etmeleri istendi.

15.18 – Rossiya 24 televizyonuna göre, St. Petersburg metrosunun mavi hattında yer alan Sennaya Ploşad istasyonunda meydana gelen patlama nedeniyle etrafı yoğun bir duman tabakası sardı.

15.19 – Rusya Devlet Başkanlığı sözcüsü Dmitriy Peskov, Devlet Başkanı Vladimir Putin‘in bilgilendirildiğini açıkladı.

15.29 – St. Petersburg’daki patlamanın ardından Moskova metrosunda da güvenlik önlemleri artırıldı.

15.30 – St. Petersburg metrosunun mavi hattı, patlamalara rağmen faaliyetini sürdürüyor. Trenler sadece patlamanın olduğu iki istasyonda durmayarak pas geçiyor.

15.33 – St Petersburg savcılığının, Teknoloji Enstitüsü istasyonunda patlama olan trende incelemelere başladığı açıklandı.

15.36 – St. Petersburg metrosunun Nevskiy, Vostannaya ve Sadovaya istasyonları da giriş-çıkışa kapatıldı.

15.38 – Rusya Devlet Başkanı Putin’in patlamanın ardından yaptığı ilk açıklamada hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi. Putin şunları söyledi: “St. Petersburg yetkilileri ve federal yetkililer, metrodaki patlamalarda yaralananlara destek vermek için her şeyi yapıyor. St. Petersburg yetkilileri ve federal yetkililer, metrodaki patlamalarda yaralananlara destek vermek için her şeyi yapıyor. Patlamanın nedenlerinden bahsetmek için erken. Terörizm dahil her ihtimali değerlendiriyoruz.”

15.47 – Güvenlik güçlerinin iki istasyondaki incelemelerinin ardından St. Petersburg metrosu tamamen kapatıldı. Rus basınında ikinci bir saldırı ihtimali yüzünden böyle bir önlem alındığı yorumu yapılıyor.

15.57 – St. Petersburg Valiliği  patlamada yaralananların sayısının 50 olduğunu bildirdi.

16.00 – St. Petersburg metrosundaki tahliyelerin sona erdiği bildirildi.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Erdoğan’dan ‘hayır’cılara bu kez ‘çukur’ göndermesi

Fotoğraf: Habertürk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan dönüşü uçakta yaklaşan referandum hakkında konuştu. “‘Hayır’ demek, eşittir çukur” diyen Erdoğan, “Anketler yapılıyor. Şu an benim değerlendirme yapmam erken olur” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan ziyareti dönüşünde uçakta soruları yanıtladı. 16 Nisan günü gerçekleştirilecek referandum hakkında konuşan Erdoğan, “Anketler yapılıyor. Şu an benim değerlendirme yapmam erken olur. Ama olumlu olduğunu söyleyebilirim. Bu bilinç arttıkça, olumlu yaklaşım daha netleşecektir. Ciddi sayılabilecek kararsız bir kesim var. Henüz meseleyi tam kavramamış bir kesim. O da netleşecek, vatandaşlarımız istikametlerini belirleyecektir” ifadelerini kullandı.

“Hayır demek eşittir çukur demektir”

“Cumhurbaşkanı seçildiğim 10 ağustosta 14 parti birleşti. Birleşerek bir aday çıkardılar. Bu birleşme ne getirdi malum, yüzde 36 getirdi. O kadar. Biz de yüzde 52 aldık” diye konuşan Erdoğan, “Mesela Kandil, ‘Oylarımız hayır’dır, hayır verin’ diyor. Bunu bir kenara koyamayız. Bunu masaya yatırmak gerekir. Bir defa şunu bileceğiz: Kişi sevdikleriyle beraberdir. Terör örgütü, bugüne kadar bu ülkede 35 bin insanın canına kıydı. Böyle bir örgüt bu halk oylamasında eğer ‘hayır’ diyorsa, o zaman bizim de vatandaşlarımızı bilgilendirmemiz lazım. Buna kimler hayır diyor, kimler evet diyor, vatandaşımız bilmeli. Nitekim ben vatandaşımıza, ‘Böyle bir yanlışa düşmeyin’ diyorum. Ben hayır dersem, oyumun gideceği yer Kandil’dir. Hayır dersem bu ülkede gideceğimiz yer istikrarsızlıktır. Hayır dersem, benim oyumun gideceği yer, güven ortamının ortadan kaybolmasıdır. ‘Hayır’ demek, eşittir çukur; ‘Hayır’ demek eşittir, o çukurların altında açılan şehirler demektir. Son Mardin operasyonlarında güvenlik teşkilatımızın girdiği evlerin altında açılmış tüneller ve şehirler bulundu; 1500 kişi orada barınabilir diyorlar. ‘Hayır’ dersen oyun oraya gidiyor. Bunları vatandaşa anlatmayacak mıyız? Bunu halkımızın bilmesi lazım. Yaptığımız budur” ifadelerini kullandı.

“Medyanlar giderek hareketleniyor”

Referandum kampanyası kapsamında bugüne kadar 9 il gezdiğini söyleyen Erdoğan, “Referandum sürecinde kamuoyunda Cumhurbaşkanı meydanlara indiğinde hava değişir gibi bir yaklaşım var. Bu ortam “evet” kampanyası için çalışması gereken parti teşkilatlarında yavaşlığa mı neden oluyor?” sorusuna şu yanıtı verdi:

Bu süreçle ilgili olarak ben üzerime düşeni yapıyorum, yapacağım. Şu ana kadar 9 il dolaştım. Bunların 5’i büyükşehir. Bundan sonraki süreçte yine gerek iller gerekse büyük kapalı salon toplantıları yapmaya devam edeceğiz. Bazı televizyon programlarıyla da süreci değerlendirelim istiyoruz. AK Parti Genel Başkanı ve kadrosu da arazide. Çalışmalarını sürdürüyor. MHP de bu noktada çalışmalarını sürdürüyor, sürdürecek. Dayanışma içinde, ‘evet’ için çalışan bir heyetiz; bunu sürdüreceğiz. Karşı taraf şu ana kadar ne gibi çalışma yapıyor, pek bilemiyorum. Biz kendi yaptıklarımızdan sorumluyuz. Kendimizi anlatalım istiyoruz. Özellikle de milletimize evet oylarının ülkemize neler kazandıracağını anlatalım istiyoruz. Bu 18 madde ile neler ülkemize gelecek, ülkemiz neler kazanacak, bunu anlatmaya çalışacağız. Çünkü milletimiz neye oy verdiğinin farkında olsun, bilincinde olsun istiyorum. Gün geçtikçe bu bilinç artıyor. Meydanlar giderek hareketleniyor. Demek ki halkımız bir şeyler almaya başlamış durumda.

Yeni hedef Münbiç

Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında El Bab’da ‘temizlik harekatı’ yapıldığını anlatan Erdoğan, “El Bab’tan sonraki sürecimiz Münbiç istikametinde olacak. Fakat ABD başta olmak üzere koalisyon güçleriyle eğer müşterek adımlar atabilirsek Rakka sürecini beraber yürütmenin gayreti içindeyiz” dedi.

Rusya’dan teklif gelirse kabul edilecek 

Rusya’dan “IŞİD’e karşı birlikte mücadele” biçiminde bir talep gelmesi halinde bunun kabul edilebileceğini söyleyen Erdoğan, “Mart ayında Rusya ziyaretimiz olacak. Bütün bu konuları orada etraflıca ele alma fırsatımız olacak” dedi.

“Trump yönetiminin net kararı yok”

Donald Trump  yönetiminin Münbiç ve Rakka ile ilgili netleşmiş bir kararı olmadığını söyleyen Erdoğan şunları söyledi:

Fakat Genelkurmay Başkanları biliyorsunuz Türkiye’ye geldi. Görüşmeleri oldu. Atılabilecek müşterek adımın ne olacağı noktasında. CIA Koordinatörü biliyorsunuz geldi. Onunla bazı görüşmeleri ben ve MİT müsteşarımız etraflıca yaptılar. Onunla bir aşama bu sürecin bir ön adımı diyebileceğimiz adımlar atıldı. Onlar da sanırım CIA’de değerlendirmesini yapıyorlar. Bize göre SDG bu işin içinde olmamalı. Terör örgütünün silahlı ve siyasi ayağını teşkil eden böyle bir yapıyı bizim yanımızda görmemiz asla mümkün değildir. Olamaz…. Baştan beri söylediğimiz bir şey vardı. Bunların Münbiç’i boşaltmaları lazım. Zira, oranın bunlarla bir ilgisi yoktur. Münbiç Araplarındır. Hakeza Rakka tamamıyla Araplarındır. Orada 2500 civarında DEAŞ’lı olduğu bize gelen bilgiler arasında. Bütün bu mücadeleyi ÖSO, Türkiye ve koalisyon güçleri hep birlikte destek vermemiz halinde bu iş çözülür dedik. Temennimiz odur ki dayanışma içinde oluruz.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Erdoğan: Türkiye-Rusya ilişkilerinin geçmişe göre çok daha güçlendiğini düşünüyoruz

490170406İki lider, uçak krizinin yaşandığı Kasım 2015’ten bu yana ilk kez bir araya geldi.

Türkiye ile Rusya’yı sıcak çatışmanın eşiğine getirerek iki ülke tarihinin en büyük krizlerinden birine neden olan Rus savaş uçağının Türk hava sahasında düşürülmesi ve pilotunun öldürülmesinden yaklaşık dokuz ay sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir  Putin St. Petersburg’ta ilk kez bir araya geldi. 24 Kasım 2015’teki uçak krizinden sonraki bu ilk yüz yüze ve heyetlerarası toplantıların ilk bölümünde ekonomik-ticari ilişkiler ele alındı, Suriye’deki krizin çözümün ilişkin görüş ayrılıkları aynı gün içindeki ikinci toplantıya bırakıldı. Erdoğan’ın “Türkiye-Rusya ilişkilerinin geçmişe göre çok daha güçlendiğini düşünüyoruz” sözleriyle özetlediği görüşmeler için Putin, “Kriz öncesi döneme dönebilmemiz için zamana ihtiyaç olacak. Çok zor bir dönemden geçtik ama şunu söylemek istiyorum ki Türk dostlarımıza bunu atlatabileceğimizi söylüyorum” değerlendirmesini yaptı. 

Erdoğan ile Putin daha sonra Suriye krizine ilişkin bir toplantı daha yaptı. Bu toplantı da yaklaşık 2 saat sürdü.

Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Sayın Devlet Başkanı, değerli dostum, saygıdeğer bakanlar, sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum. Bildiğiniz gibi malum hadiseden sonra ilk yüz  yüze görüşmemiz. Aynı zamanda 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilk yurt dışı ziyaretimi de Rusya Federasyonu’na gerçekleştirmiş oldum. İlişkilerimizin yeniden eski seviyelere getirilmesi konusunda iki taraf son derece kararlıdır. Kamu oylarının beklentisi de bu yöndedir. Siyasi, iktisadi ve beşeri alanlarda Türkiye-Rusya ilişkilerini olması gereken seviyelere taşıyacak kararları almış bulunuyoruz. Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin tekrar canlandırılması, charter uçuşların tekrar başlaması, tarım ürünlerine yönelik kısıtlamaların kaldırılması, vizesiz rejimin tam teşekküllü ortaya konmasında adımları inşallah peyderpey ve müştereken atacağız.  

“Akkuyu Nükleer Santrali’ne stratejik proje statüsü vereceğiz”

Akkuyu Nükleer Santrali’ne stratejik proje statüsü vereceğiz. Savunma sanayinde ortaklığımızı artıracağız. Dev işbirliği projelerimizi süratlendirmek suretiyle burada alacağımız mesafe önem arz ediyor. Ankara Moskova hattını yeniden bir güven ve dostluk hattı haline getireceğiz.

Bütün bunlara rağmen bizler çalışmalarımıza el birliğiyle devam edeceğiz. Türk akımı projesi hızlı bir şekilde hayata geçirilecek. Bu girişim çağrımız üzerine daha da etraflıca ele alınacak ve böylece Türk akımı projesinin Avrupa’ya geçmesi noktasında ilgili bakanlarımız görüşmeleri sürdürecek. Özellikle darbe girişiminin ertesinde hemen Sayın Başkan’ın bizi araması psikolojik noktada bize yardım etmiştir. Türkiye – Rusya ilişkisi sadece ikili anlamda önem taşımıyor. Bölgesel barış, huzurun tesisi açısından da önemli. Birazdan ikili, dar kapsamlı bir görüşmemiz olacak ve bunları ele alacağız.

Kıymetli dostum Sayın Putin’le birlikte ikili temaslarımızı yoğun bir şekilde sürdüreceğiz. Biz Türkiye – Rusya ilişkilerinin geçmişe göre çok daha güçlendiğini düşünüyoruz. Değerli dostum Putin’e teşekkür ediyorum. 

Putin: Yapıcı bir görüşme yaptık

Putin’in açıklamasından satırbaşları şöyle:

Yapıcı bir görüşme yaptık. Bölgesel ve ulusal konular ele alındı. Bizim ilişkimiz dahilinde çok farklı dönemler var. Trajik dönemler var ama strateji ve mantık öne çıkıyor. Türkiye’nin zor siyasi durumuna rağmen ziyaret fırsatı buldu. Bu gösteriyor ki Türk ortaklarımız ilişkileri yeniden inşa etmekten yana olduklarını gösterdi. 

“İlişkimizi eski seviyeye çekmeyi planlıyoruz”

Türkiye heyetini bugün ağırlıyoruz. Yatırımların artırılması, projelerin değerlendirilmesi, iki ülkenin de iş dünyasının desteğiyle, büyük şirketlerinin yöneticileriyle görüşerek ilişkimizi eski seviyesine çekmeyi planlıyoruz.

Sayın Erdoğan’la bu tür konuları görüştük. Karma komisyonlar çeşitli toplantılar gerçekleştirecek. Şunun altını çizmek isterim, ticari işbirliğinde Rusya ve Türkiye’nin en önemli kilit noktası enerji ve enerji projeleri. Somut politik adımlar atmamız gerekiyor. Türk tarafı birçok büyük projede mesela nükleer santral gibi, Türk akımı gibi projelerde üzerine düşen bazı adımları zaten atmıştı. Rus turistlerin Türkiye’ye gelmesi konusunda bazı yasaklamalar, kısıtlamalar getirmiştik. Kriz öncesi döneme dönebilmemiz için zamana ihtiyaç olacak. Turistlerimizin güvenliğinin maksimum sağlanması durumunda biz de elimizden geleni yapacağız. Türkiyeli inşaat firmalarında Türk işçilerin çalışması en kısa zamanda tekrar görüşülecek.  

“Suriye, ayrı bir toplantıda değerlendirilecek”

Suriye konusunun ayrı bir toplantıda değerlendirilmesine karar verdik. Terörle mücadelede işbirliğini ayrıca görüşeceğiz. Bugünkü açıkça görüşme için teşekkür ediyorum.

Soru cevap kısmı

Basın toplantısında 2 tane Rus gazeteciden , 2 tane Türk gazeteciden soru alındı. Erdoğan ve Putin’in cevapladığı sorular ve yanıtları şöyle:

Soru: Sorum her iki isme de olacak. Kuşkusuz Suriye konusunda her iki ülkenin zaman zaman görüş ayrılıklarına düştüğünü biliyoruz ama ana noktada demokratik çözümden yana iki taraf. Ne kadar ele alındı?

Erdoğan: Şu ana kadar yapmış olduğumuz görüşmede ele almadık. Birazdan alacağız.

Putin: Türkiye Cumhuriyeti’nin saygıdeğer Cumhurbaşkanı Erdoğan’a katılıyorum. Suriye sorununun çözümündeki görüş ayrılıklarının herkes farkında. Bakanlarla birlikte ayrı bir toplantıda ele alacağız. Bilgi paylaşımı yapacağız. Demokratik değişimlerden bahsettiniz. Demokratik değişimler ancak demokratik yöntemlerle sağlanır. Görüşlerimizin ortaklaşması bence yine de mümkün. Çünkü ortak bir amacımız var, o da Suriye krizinin çözülmesi.

Soru: Bir takım sözleşmelerden bahsettiniz. Siz de Sayın Erdoğan, Akkuyu’dan bahsettiniz fakat bir takım kanunların çıkarılması gerekiyor.

Putin: Biz ekonomik işbirliğiyle ilgili konuları politize etmeyiz hiçbir zaman. Güney Akım’da Avrupa Birliği bu projeyi engelleyecek bazı kararlar aldı. Bulgaristan’a mektup gönderdiler. Bir takım zararlara uğradık. Avrupalı ortaklarımız bu projeden vazgeçtikleri için zarara uğradık. Bu yüzden de garantiye, hukuki anlamda garantilere ihtiyacımız var Avrupa tarafında ama bunlar bize sağlanmıyor. Türk akımına bakacak olursak alternatif olarak düşünmedik. Gaz konusundaki işbirliğimizi hem Türkiye’yle, hem Avrupa’yla geliştirmek istiyoruz. Türk akımı biraz da iç taleple ilgili. En kısa zamanda hayata geçirilebilir.

Putin: Avrupa ülkeleriyle görüşülmesi gerekiyor. Türk ortaklarımızla bunu görüşmeye hazırız. Bütün taraflarıyla bir anlaşmaya varılması gerekiyor. İzinlere gelecek olursak Türk tarafının hakkını yememeliyiz. Güney Akımı projesinden farklı olarak iki ülke arasındaki krize rağmen Türk tarafı çalışmayı bırakmadı. İzinler konusunda somut adımlar attılar. Henüz ilaveten görüşülmesi gereken konular elbette var. Akkuyu’ya gelecek olursak Türkiye’deki üç yasada gerekli değişiklikler getirildi. Stratejik yatırım seviyesine çekilecek. Bütün bunlar bu büyük projelerin, on milyarlarca dolarlık projelerin hayata geçirilebileceğini gösteriyor.

Erdoğan: Akkuyu’yla ilgili konu stratejik yatırım haline getirilmesiydi. Süratle karar alınacak ve böylece Akkuyu stratejik yatırım konusu içinde yerini alacak. Teşvik yasasından istifade edecektir. Türk akımı meselesi, Rusya’dan 28 milyar metreküp yıllık doğalgaz alıyoruz. Gelişinde iki hat olacak. Türkiye istifade edeceği gibi Avrupa’ya da gönderme imkanımız olacaktır. 

Putin: Bizim işbirliğimiz enerjiden ibaret değil aslında. Oldukça farklı yönleri olan. Otomobil sanayi, tarım ürünlerinin ihraç edilmesi vesaire.

24 Kasım öncesine dönülmesinde kararlılık var ama 24 Kasım öncesinde diyebilir misiniz? Bir de vize konusunda herhangi bir yorum yapmadınız. Sayın Cumhurbaşkanı, bir sorum da size. İlişkiler yeni bir döneme girdi ama 15 Temmuz önemli bir tarihti. Türkiye – ABD ilişkilerinin gergin olduğu bir dönemden geçtiğimiz dönemde yeni bir ortaklık olarak tanımlar mısınız ilişkileri?

Putin: İlişkilerin yeniden düzenlenmesi konusunda, eski seviyeye dönmesini istiyor muyuz, elbette istiyoruz ve bunu yapacağız. Hayat çok hızlı değişiyor. Bir takım transformasyonlar yaşamaya başladık, bunları göz önünde bulundurmamız gerekecek. Bir karar aldık, hükümetler arasında orta vadeli bir programı hayata geçirme kararı aldık. En kısa zamanda başlayacağız. Çok uzun zamanlar almayacaktır, haftalar içinde yapabileceğimizi düşünüyorum. Dolayısıyla takip etmenizi öneririm. Vize konusuna gelecek olursak bu sorunun da çözülmesi lazım. Öyle ya da böyle bu da ekonomik işbirliğini etkileyen bir konu. Türk ortaklarımızın ulaşım konusunda, demiryolu taşımacılığı konusunda ekonomik sorunlarla karşılaştığını düşünüyoruz. Ekonomik işbirliğiyle ilgili sorunları ortadan kaldıracağız.

Erdoğan: Siz kıyas zemini teklif ediyorsunuz. Biz Türkiye-Rusya ilişkilerini ekonomik alanda 35 milyar doları ticaret hacmi olarak iki ülkeyiz. Bu son gelişmeden sonra 27-28 milyar dolara kadar indi. Tabii burada bildiğiniz gibi bir BRIC anlaşmamız var. Nitekim bu yıl sonu itibariyle tekrar St. Petersburg’da kaldığımız yerden yolumuza devam edeceğiz. Hedefimiz 100 milyar dolar bir hedef koymuştuk. Yeniden bu süreci başlatıyoruz. Bir başka tespit de, Türkiye’den Rusya’ya gelen turist noktasında sağlanan imkan vardı. Bu süreci bir kenara bırakmamız mümkün değil. Sayın Başkan özellikle charter uçuşlara yönelik müzakereleri hızlandıracaklarını söylediler. 

Yabancı basında son zamanlarda bazı haberlere yer verdiler. Suriye hapishanelerindeki dört Amerikalının çıkarılması için sizin Barack Obama’nın Amerikalıların çıkarılması ricası noktasında devreye girdiğiniz söyleniyor. 

Putin: Evet Amerikan tarafı birkaç ay önce böyle bir ricada bulundu. Gerekli çalışmaları yaptıktan sonra yardımcı olduk. Özel bir operasyon değildi. Suriye tarafıyla görüştük. Herhangi bir para ödemedik, sadece insani amaçlarla. Eğer insanlara böyle bir durumda kalan insanlara yardım etme şansımız olursa herhangi bir devletin vatandaşına aynı duyarlılığı gösteririz. Çok zor bir dönemden geçtik ama şunu söylemek istiyorum ki Türk dostlarımıza bunu atlatabileceğimizi söylüyorum.  

Kimler katıldı?

Erdoğan’a ziyaretinde MİT Müsteşarı Hakan Fidan da eşlik etti. Ziyarete Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri BakanıMevlüt Çavuşoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker de katıldı. 

20160809180245_unnamed

Tabak jesti 

Türk ve Rus heyetlerin oturacakları yemek masasına koyulan porselen tabakların ortasına Erdoğan ile Putin’in tokalaşma pozunun resmedildiği görüldü.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Müslim: Erdoğan’ı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılatacak belgeler ABD ve Rusya’da

ada_854663332

PYD Eş Başkanı Salih Müslim

“Türkiye, Suriye’de Kürt karşıtlığı üzerinden yeniden bir ilişki kurmak istiyor”

PYD Eş Başkanı Müslim, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanmasına neden olacak bütün belgeler ABD ve Rusya’nın elinde” dedi. 

Müslim, Menbic ve Musul operasyonu, Türkiye’nin Rusya ve İsrail yakınlaşması, Rıza Zarrab davası, Türkiye-Suriye görüşmeleri ve IŞİD saldırılarını Fırat Haber Ajansı’na (ANF) değerlendirdi. Müslim’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

“Rakka’nın yani DAİŞ (IŞİD) merkezinin Türkiye ile olan bir bağı Grî Spî (Tel Ebyad) daha önce ele alınarak bu ilişkinin sağlandığı bir yol kesilmişti. Cerablus yolu yani Menbic’de alınınca Rakka yalnız kalıyor. Sadece Musul yolu kalıyor. O da kesilirse DAİŞ ortada desteksiz kalacak. Bu gerçekleşirse DAİŞ’in sonunu getirmek daha kolay olacak.

Diğer boyutuyla bizim için de Menbic çok önemlidir. Menbic köyleri Rojava’nın bir parçasıdır, bu köylerin yüzde 50’si, Menbic merkezinin ise yüzde 49’u Kürt’tür. Buradaki halkımızı asla yüz üstü bırakamayız diğer halklar gibi.

Diğer önemli bir boyutu ise Avrupa’ya eylem amaçlı gelen DAİŞ üyeleri hep bu yolu kullanıyor. DAİŞ üyeleri orada eğitilip Avrupa’ya eylem yapmak için geri gönderiliyordu. Menbic alınırsa Avrupa’daki saldırılar da çok azalır.

Türkiye hala Menbic’den vazgeçmiş değil şimdi çeşitli yollardan DAİŞ’e yardım göndermeye çalışıyor. Cerablus’daki DAİŞ güçlerine şimdi açıktan yardım etmiyorlar ama diğer ılımlı güçler denen El Nusra ve Ahrar û Şam gibi DAİŞ ile aynı zihniyete sahip olan güçler üzerinden bu yardımı sağlıyorlar. Bir çatışma süsü vererek 4 gün önce 12 TIR yardım ulaştırdılar.

Bu yol kullanılarak DAİŞ’e cephanelik ulaştırılıyor. Daha yeni bir antlaşma gereği Türkiye’nin ılımlı güç dedikleri gruplar, aralarında ki çatışmayı durdurarak Suriye Demokratik Güçleri’ne (QSD) karşı savaşacağını ilan etti. Özellikle Azez tarafındaki çatışmaları durdurmuşlar böylelikle DAİŞ’in Menbic’de elini güçlendirmeye çalışıyorlar. Ama bedeli ne olursa olsun DAİŞ belası tüketilecek.”

Musul bizim alanımız değil. Ama oradaki güçler öncülüğünde bir operasyon olmalı. Biz olmasak da HPG, YPŞ, Peşmerge veya Irak hükümeti gibi güçler bunu yapabilir. Bin 200 Türk askerinin Musul’un yanı başında olan Beşika’da bulunması ne anlama geliyor? Bu askerler DAİŞ’e ile ulaşım yolunu sağlıyor ve destekler Zaxo üzerinden yapılıyor. Kimse bunu gizlemiyor.

Kim ne derse desin DAİŞ’in kurucuları arasında Türkiye vardı bunu hep saklıyordu ama bunların hepsi açığa çıktı. Bunların Rojava’da Kürtleri bitirme planları vardı bu planlar hepsi Türkiye üzerinden yürütülüyordu. Bu ilişkilerin ve planların hepsi açığa çıktı ve herkes görmesine rağmen Türkiye DAİŞ’e destek vermediğini hala ısrar ediyor.”

İsrail ve Rusya

“İsrail ve Rusya’ya karşı tükürdüklerini yaladılar. Daha önce de söylemiştim konu Kürtler olunca Türkiye her şeyinden vazgeçmeyi göze alır. Kürtler tek bir hak elde etmesin diye her şeyi yaparlar. Şimdi Kürtün önüne geçemediğini anlayınca her şeyi deniyorlar.

Bu yakınlaşmanın temel mantığı Kürtlerin bölgede güç sahibi olmasını engellemektir. Artık Kürtlerin bölgede en güçlü halk olduğu gerçekliği dünya tarafından kabul edilmiştir. Bize karşı duran herkesle savaşırız. Hiç kimse bize karşı savaşmayı göze alamaz. Türkiye başka ilişkiler içerisine girebilir ama bundan kaynaklı kimse bize karşı tavır alma durumuna kendisini koymaz.

Bölgede genel bir istikrar isteniyorsa Kürtlerin yanın durmaktan başka seçenekleri yok onlar da iyi biliyorlar ki Kürtler bölgenin en büyük aktörüdür. Türkiye Kürtlerin durdurmak için DAİŞ, Ehrar û Şam, Cebatul Nusra gibi terör örgütlerine hep destek vermiş ve bütün dünya bunu çok iyi biliyor.

Şimdi bütün ilişkileri açığa çıkmış bir gücün yanında durmak DAİŞ’in yanında durmak anlamına gelir. Avrupa ve dünyada iyi biliyor ki kendi değerlerini korumak için Kürtlerin yanında durmak zorundalar.”

Rıza Zarrab davası

Türkiye karşı net tavır alınmış durumda zaten bundan kaynaklı birazda Türkiye Rusya’ya yanaşmak istiyor. Erdoğan’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanması için bütün dosyalar hazırlanmış durumda. Ruslar bu dosyalara yani Türkiye’nin DAİŞ ile olan ilişkilerine sahip belgelerin hepsine sahip durumda.

Yine Reza Zarrab’ın ABD’de tutuklanması da bundan kaynaklıdır. Zarrab meselesi unutulmamalı bu dava devam ediyor. Kuveyt Türk bankasına kaşı açılmış bir dava var. Bunlarla birlikte Türkiye’nin bütün ilişkileri açığa çıkarıldı ve çıkarılıyor.

Zarrab davası birilerinin boynunda ip gibi duruyor bu ipi istedikleri zaman çekebilirler. ABD elinde bulundurduğu bu ipi çekecek mi yoksa şantaj olarak mı kullanacak birlikte göreceğiz. Yani hem Rusya hem de ABD, DAİŞ ile olan bütün ilişkilerin bilgisine sahip bu bilgileri nasıl kullanacakları onların siyasetine bağlı.” 

“Türkiye, Suriye’de Kürt karşıtlığı üzerinden yeniden bir ilişki kurmak istiyor”

Cezayir’de yaşanan bir görüşmenin ve Türkiye’nin görüşme istekleri olduğu bilgisi bize geliyor. Ve yine arabulucuların gidip geldiğini biliyoruz. Ama yeniden ilişki kurma durumu ne olursa olsun bu bölgede olan gerçekliği değiştirmede bir etki yaratmaz. Bu ilişki kurma isteğinin bir sonuca varmayacağını düşünüyorum olursa da onlar için çok daha kötü bir durum ortaya çıkar.

Kürt karşıtlığı üzerinden yeniden bir ilişki kurmak isteniyor. Temel amaç Kürtlerin bölgede hak elde etmesini engellemektir. Kürt sorunu artık bölgesel bir sorundan çıkarak evrensel bir soruna dönüşmüştür. Bu güçler Kürtlere karşı birleşse bile bizim için fark etmez. Kürt halkı artık hiç olmadığı kadar güçlüdür ve kimse onları yenemez.

Diğer taraftan Avrupa ve dünya buna müsaade etmez. Avrupa’nın ve dünya güçlerinin kendi istikrarları için Kürtlerin yanında olması gerekir bunun da farkındalar. Avrupa’nın istikrarı Ortadoğu’ya, Ortadoğu’nun istikrarı Kürtlere bağlıdır. Kürtler olmazsa kimi kabul edecekler DAİŞ’i mi, Baas rejimini mi yoksa Osmanlı’yı mı bunları da kabul etmeyecekleri ortada.”

“DAİŞ’e yardım edersiniz ama günü gelir sizi de vurur”

İstanbul’daki olay sıradan bir olay değil. Daha önce söylemiştim siz DAİŞ’e yardım edersiniz ama günü gelir sizi de vurur. Artık Türkiye’ye DAİŞ’in kendisine karşı geliştirdiği eylemlerden kurtulamaz.

DAİŞ’in içinde farklı fraksiyonlar vardı bunların içinde Türkiye etkisi olanlar artık zayıfladı. Özellikle belli yerlerde Türkmenler falan vardı, bunların gücü zayıfladı ve aralarında DAİŞ’in içinde bulunan Ebu Müslüm öldürülmesi buna bir örnektir.

Yine Türkiye’nin politikasını DAİŞ içerisinde yürüten birçok isim öldürüldü. Türkiye’nin bu Cerablus meselesi falan kısa zamanda kendisine karşı dönebilir. Diğer anlamda bu eylem Türkiye’ye karşı bir şantajdır ya eskisi gibi bize yardım etmeye devam edersin ya da sana karşıda eylem yapabiliriz mesajı verildi.

Türkiye yaptığı hatalardan kaynaklı bugün büyük bir sıkışmışlık içerisinde ya eskisi gibi bunları destekleyecek, bunlara yol açacak ya da bu tür eylemelerin Türkiye’de yaşanmasını göreceğiz. Türkiye daha önce bunları Suruç’ta olsun Ankara’da olsun kullandı şimdi onlar kullanıldıklarının farkına varmışlar.

Türkiye’de güçlerinin ve üyelerinin olduğu ortada ama ne kadar olduğunu bilmiyorum. Avrupa’da uyuyan ve zaman zaman eylem yapan hücreleri Türkiye’deki güç tarafından yönetiliyor ve doğrudan bu uyuyan hücreler Türkiye’deki güçlere bağlıdır.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Rusya sonuçlarına katlanmak zorunda kalır

yeni_manset3Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus savaş uçağının Türk hava sahasını ihlal etmesine ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (Rus uçağının sınır ihlali) Rusya, Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal etmeye devam etmesi durumunda sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır. Putin ile görüşmek istediğimi belirttim ancak dönüş olmadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Latin Amerika ziyaretinin ilk durağı olan Şili’ye hareketi öncesi Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Şili yolculuğu öncesi Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde bir gazetecinin “Rusya hava sahamızı bir kez daha ihlal etti. Ayrıca sınırımızda bir mülteci kampını ve insani yardım tırlarını da vurdular.

Rusya ne yapmak istiyor” sorusunu Erdoğan şu şekilde cevapladı:

“RUSYA, BU İHLALLERİNE DEVAM ETMESİ HALİNDE SONUÇLARINA KATLANMAK MECBURİYETİNDE KALACAKTIR”

“Dün öğle saatlerinde hava kuvvetlerine olduğu tespit edilen bir savaş uçağı bizim hava sahamızı ihlal etti. İngilizce ve Rusça olarak tüm ikazlara rağmen gerçekleşen bu ihlali Rusya’nın bölgedeki krizi tırmandırmak çabasının bir sonucu olarak görüyoruz. İhlal edilen hava sahası aynı zamanda NATO Hava Sahası olduğu için konu NATO’nun da takibindedir. Zaten bizden önce NATO bu tespiti yapmış bulunuyor. Rusya Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik bu ihlallerine devam etmesi halinde sonuçlarına katlanmak mecburiyetinde kalacaktır. Bu tür sorumsuz adımların ne Rusya federasyonuna ne NATO Rusya ilişkilerine ne de bölgesel ve küresel barışa faydası yoktur. Tam tersine ciddi zararları vardır. Bütün bu hususlar dün akşam dış işleri bakanlığımıza davet edilen Rusya büyükelçisine açıkça anlatılmış, yaşanan olaylar şiddetle protesto edilmiştir. Bu arada da ben dışişleri müşteşarımıza ‘Rusya tarafıyla görüşün sayın Putin’le bizzat görüşme bizzat görüşmek istiyorum’ demişimdir. O andan bu ana kadar henüz kendisine ilettikleri fakat oradan bir dönüş olmadığını bizim büyükelçiliğimiz buraya bildirmiştir”

“TÜRKMENLERİ KAMPLARDA AĞIRLAYACAĞIZ”

Rusya’nın Suriye’nin sınırımıza yakın bölgelerindeki sivil hedeflere yönelik saldırıların endişe meydana getirdiğinin altını çizen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Rusya’nın bölgedeki operasyonlarının terör mücadele ile hiçbir ilgisi olmadığı tamamen Suriye rejimini ayakta tutma çabasına dönüştüğü açıktır. DAİŞ’le yakından uzaktan bu saldırıların alakası yoktur. DAİŞ mevzilerine yönelik her hangi bir adım söz konusu değildir. Tamamı ile oradaki özellikle Suriye Türkmenlerinin yaşadığı bölgelere yönelik bombalamalar söz konusudur. Uluslararası toplumu, aleni insan hakları ihlalleri karşısında daha duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bugün Suriye’de herkesin gözü önünde yaşanan bu zulümlere göz yumanların yarın ortaya çıkacak sonuçlardan şikayet etme hakları da olmayacaktır. Şu ana kadar sürekli olarak bölgede bir çok Laskiye Türkmenlerine ait köyler vurulmuştur, vurulmaya devam ediyor. 3 bin kişi şuan da bizim tarafımıza geçiyor. Şu anda bunun planları yapıldı. Bununla ilgili olarak her türlü tedbirimizi aldık. Özellikle şuan da başbakan yardımcımız Yalçın Akdoğan, AFAD’la birlikte orada yapılan çalışmalarla soydaşlarımızı mültecileri de bu kamplarda ağırlama hazırlığı içerisindeyiz”

“PYD BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR. BİZ BİR TERÖR ÖRGÜTÜYLE NEYİ KONUŞACAĞIZ”

Basın mensuplarının ,”Cenevre görüşmeleri PYD tartışmalarıyla başladı. Öncelikle Türkiye’nin sert tepkisi olmuştu. PYD’nin davet edilmesi hususunda, karşı olarak Rusya’dan bir tepki gelmişti. Neden böyle tepki gösteriyorlar anlam veremiyoruz diye. Tüm bunlar yaşanırken bugün gün içerisinde Salih Müslim’in Cenevre’yi terk ettiği haberi geldi davet edilmedikleri için. Tüm bu gelişmeler ışığında görüşmelere nasıl bakıyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan şunları söyledi:

“Her şeyden önce Türkiye’nin tavrı bir defa bir terör örgütüyle biz masaya oturup ta kalkıp bir barış görüşmesini yapamayız. PYD bir terör örgütüdür. Biz bunu taraflara söyledik. Biz bir terör örgütüyle neyi konuşacağız. Yani kalkıp ta terör örgütüyle eğer bunu konuşacaksak o zaman bu teklifi getirilen DAİŞ’le de masaya otursunlar. Acaba DAİŞ’le masaya oturabilirler mi? Buna normal bakılabilir mi? Bakılamaz. O nasıl normal değilse aynı şekilde böyle bir terör örgütüyle de bizim masaya oturmamız asla mümkün değildir. Efendim PYD, DAİŞ’e karşı mücadele veriyormuş veya savaşıyormuş. Bunlar bizi ikna etmez. Aynı şekilde Nusra da DAİŞ’e karşı ciddi bir mücadele içerisindedir. Eee.. Nusra’yı kabul etmiyorsun, terör örgütlerinin iyisi olmaz terör örgütlerin hepsi kötüdür. Dolayısıyla kimse kimseyi aldatmasın. Bunu tekrar ediyorum. Rusya’nın burada yaklaşım tarzı da doğru değildir, dürüst değildir. Zaten Rusya’nın PKK terör örgütüyle görüşme yapmak suretiyle sicili bu noktada da kirli haline gelmiştir. Bunun arkasından da çok açık ve net bir şekilde onlara gerekli desteğin verileceği bilgisi haberi tarafımıza ulaşmıştır” DHA

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

İsrail Savunma Bakanı’ndan şok suçlama!

115Türkiye, Cenevre ile uğraşırken, asıl darbe İsrail’den geldi.

Türkiye, Cenevre’de yapılacak Suriye barış görüşmelerine “PKK terör örgütünün uzantısı” dediği PYD’nin davet edilip edilmeyeceği ile uğraşırken, asıl darbe Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ihtiyacımız var” dediği İsrail’den geldi.

İsrail Savunma Bakanı Moşe Yaalon, Türkiye’yi IŞİD terör örgütünü finanse etmekle suçladı. Aynı suçlama daha önce de Rusya tarafından gündeme getirilmiş, ancak AKP hükümeti bu suçlamayı reddetmişti.

Reuters’in haberine göre Atina’ya ziyarette bulunan İsrail Savunma Bakanı Yaalon, “Bildiğiniz gibi, IŞİD petrol karşılığı Türkiye’den gelen paranın uzun süre keyfini sürdü. Umarım sonu gelmiştir” dedi.

Yaalon, IŞİD militanlarının uzun süre “Türkiye’den gelen parayla kaynak bulabildiğini” de savunarak, şöyle konuştu;

“Terörle mücadele işbirliğinin bir parçası olup olmama Türkiye’nin, Türk hükümetinin, liderliğinin alacağı bir karar. Şu ana kadar durumun böyle olmadığı görülüyor” dedi.

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Rusya: Türkiye’ye yönelik yaptırımlar hafifletilmeyecek!

4563278258144Rusya Başbakanlık Sözcüsü Natalya Timakova, yaptırımların hafifletileceği yönündeki iddiaları yalanladı.

Rusya’nın Türk müteahhitlere yönelik yaptırımlarının 2018 FIFA Dünya Kupası için hafifletilebileceği iddialarını yalanlayan Rusya Başbakanlık Sözcüsü Natalya Timakova, Türkiye’ye yönelik olarak alınan yaptırım kararlarının revize edilmeyeceğini söyledi.

Sputnik’te yer alan habere göre, Rusya’da yayın yapan Kommersant gazetesi, Rusya’nın Türk müteahhitlere yönelik yaptırımlarının 2018 FIFA Dünya Kupası için hafifletilebileceğini yazmıştı. Gazetecilerin sorusu üzerine Kommersant’ın iddiasına yanıt veren Natalya Timakova, “Rusya Bakanlar Kurulu, Türkiye’ye uygulanan yaptırımlarda herhangi bir değişiklik yapmayacak” dedi. Rus sözcü, “Gerekli görülmesi durumunda hükümet, Rusya Devlet Başkanı’nın kararnamesine bağlı olarak özel ekonomik önlemlerin uygulanmayacağı şirketleri belirleyecek. Kararı, bizzat başbakan alacak” diye konuştu.

“Dünya Kupası öncesi sorun yaşayan Rusya yaptırımları hafifletebilir”

Türkiye’ye yönelik özel ekonomik önlemlerin devlet başkanı tarafından verilen talimatlarla yürürlüğe koyulduğunu hatırlatan Timakova, bu talimatların uygulanma sürecini sürekli olarak takip ettiklerinin de altını çizdi.

Kommersant’ta bugün yayımlanan haberde, Rusya’nın ev sahipliğini yapacağı 2018 FIFA Dünya Kupası öncesinde bazı spor tesislerinin yapımının yarıda kalması riski nedeniyle Türk müteahhitlere ülkede çalışma izni verebileceği öne sürülmüştü. Haberde Rusya İnşaat Bakanlığı’nın, bazı Türk inşaat şirketlerinin yaptırımların dışında tutulmasını öngören bir tasarı hazırladığı da iddia edilmişti. İzvestiya gazetesi de, Rusya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ürünlerini Rusya’ya kolayca sokabilecek Türk tekstil şirketlerinin listesini hazırladığını yazmıştı.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Sayfa1 → 3123