Bu işte bir tuhaflık var: Altın ithalatı yüzde 1400 arttı, ihracat 96.4 tonu buldu!

“Bakanlık açıklama yapmalı”

Türkiye altın ithalatının üçte birini, ihracatının beşte dördünü tek başına Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptı. “Ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor” diyen ekonomistlere göre ‘bu işte bir tuhaflık var.’ Türkiye’nin altın ithalatı Temmuz ayında 62.8 ton ile aylık bazda tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası altın ithalat verilerine göre önceki yıl aynı dönemde 4.4 ton olan altın ithalatı, geçen ay yaklaşık yüzde 1400 arttı. Ocak-Temmuz döneminde ise altın ithalatı, geçen yılın ilk 7 ayına göre 8 kat artışla 237.6 tona fırladı. İlk 7 aylık bu rakam, şimdiden 2016’nın tamamında yapılan 106.2 tonluk ithalatı geride bıraktı. Türkiye’nin altın ihracatı ise ilk 6 ay sonunda, 96.4 tonu buldu.

Cumhuriyet’te Gamze Bal imzasıyla yayımlanan haber aynen şöyle:

Altın ihracatının yüzde 87’sinin ise tek başına Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yapılması soru işaretlerini de beraberinde getirdi. BAE’nin Türkiye’nin ilk 6 aylık altın ithalarındaki payı ise yüzde 36’yı geçti.

Altın aldık, altın sattık!

İşin ilginç yanı ise ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor ancak Türkiye’nin altın ithalatında da ihracatında da adres BAE’ye çıkıyor. Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’nin BAE’e en çok sattığı ürün, (işlenmemiş) altın. BAE’den en çok aldığı ürün de yine açık ara (işlenmemiş) altın. Bu yılın ilk yarısında Türkiye BAE’ye 3.4 milyar dolarlık altın satarken, BAE’den 2.9 milyar dolarlık altın aldı. Yaşanan bu durum, Türkiye ile İran arasında 2013 yılında patlak veren “altın” ticaretini akla getirdi. Hatırlanacağı üzere İran, Türkiye ve Dubai (BAE) üzerinden altın ile ticaret yapılarak ambargonun delinmesi, İranlı işadamı Rıza Zarraf ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’de tutuklanmasına kadar giden sürecin fitilini ateşlemişti. Söz konusu dönemde Türkiye’nin altın ithalatı İran ile rekor kırmıştı.

‘Normal değil’

Dört yıl aradan sonra 2017 yılında Türkiye’nin BAE ile artan altın ticareti, ekonomistleri, “Arkasında normal olmayan unsurlar var” düşüncesinde birleştirdi. Durumun ekonomi mantığıyla açıklanamayacağını ifade eden iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, İran’a geçmiş yıllarda uygulanan ambargoya benzer bir durumun yaşanabileceğine dikkat çekerken; BAE ile olan altın ticaretini, “Bu sonuçlar ve rekor, normal değil” diyerek değerlendirdi. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise ithalattaki artışın iç taleple açıklanamayacağı görüşünde.

‘Bakanlık açıklama yapmalı’

Temmuz 2017’deki aylık bazlı altın ithalatının 2016’da gerçekleşen toplam altın ithalatına eşit olduğuna dikket çeken Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “Bu ithalat, Türkiye’nin altın talebiyle açıklanamaz” dedi. Kozanoğlu, “Türkiye’deki düğünler, yurttaşın altına olan talebi ya da herhangi başka bir ekonomik durum bu ithalatı açıklayabilecek seviyede değil. Ciddi olarak makro ekonomiyi etkileyecek bir durumdan bahsediyoruz. Maliye Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı bir an önce bu duruma açıklık getirmeli” diye konuştu. Kozanoğlu, “BAE’ye dayalı olarak bu rakamlardan bahsetmemiz ‘bu ithalatın arkasında ne var’ sorusunu akla getiriyor” dedi. Altın ithalatının gelecek ayın ödemeler dengesini de ciddi etkileyeceğine değinen Kozanoğlu, şunları söyledi: “Öteden beri cari işlemler açığı veren bir ülkeyiz. Altın da devreye girince içinden çıkılmaz bir hal oluyor. Bir ayda böyle büyük bir sıçramanın gerçekleşmesi, döviz sorunu yaşayan bir ülke olarak Türkiye için risk.”

Kaynakhttp://t24.com.tr/

ABD’de tutuklu bulunan Halkbank Genel Müdür yardımcısı ve Zarrab’ın davalarının birleştirilmesi istendi

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla 27 Mart’ta New York’ta gözaltına alınmıştı.

ABD’de tutuklu bulunan Halkbank Genel Müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ve Reza Zarrab‘ın davalarının birleştirilmesi talep edildi.

CNN Türk’te yer alan habere göre, New York JFK Havalimanı’ndan Türkiye’ye dönerken 27 Mart tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ile New York’ta bir yıldır tutuklu olarak yargılanan İran asıllı işadamı Reza Zarrab’ın davaları birleştirilmesi için mahkemeye dilekçe verildi. 

Ne olmuştu?

ABD, Zarrab’ın söz konusu işlemler için Halkbank’ın üst düzey yöneticilerine ve bazı hükümet görevlilerine milyonlarca dolar rüşfet verdiğine dair kanıtları bulunduğunu açıklamıştı.

22 Mart 2016’dan beri tutuklu olan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab, hem Türkiye’de hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yönettiği şirketler ağıyla İran yaptırımlarının etrafından dolaşmakla suçlanıyor.

Zarrab’ın yaptırımları ihlal etmek için kullandığı şirketlerden birisinin ise Türkiye’de faaliyet gösteren Royal Holding AŞ olduğu iddia ediliyor.

ABD’li savcılar, Zarrab ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan iki kişinin 2010 – 2015 döneminde aralarında Bank Mellat’ın da bulunduğu büyük İranlı şirketlere finansman sağladığını söylüyor.

Türkiye’de kısa süreli gözaltı

Türkiye’deki 17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında da sanık olarak kısa bir süre gözaltına alınan Zarrab daha sonra serbest bırakılmış ve hakkındaki suçlamalar da düşürülmüştü. Dava dosyasında Zarrab, o dönem bakanlık yapan isimlere rüşvet vermekle suçlanıyordu.

O dönemde Türkiye’nin altın ihracatı karşılığı İran’dan doğalgaz alımını yürüten isim olduğu ileri sürülen Reza Zarrab, serbest bırakıldıktan sonra kendisine yöneltilen suçlamalara tepki göstermişti.

Zarrab, 2014’te A Haber televizyon kanalına verdiği bir röportajda “25 milyar TL’lik ihrtacat yapmışım, cari açığın yüzde 15’ini tek başıma kapatmışım. Takdir sizin” demişti.

Zarrab davasının savcısı görevden alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden almıştı.

Preet Bharara Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı sonsuza dek profesyonel yaşamımın en büyük onuru olacak” demişti.

48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı.

Bharara, yüksek profilli kişileri soruşturmasıyla ve açtığı yolsuzluk dosyalarıyla biliniyor.

Mehmet Hakan Atilla kimdir?

1970 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına 1995 yılında T. Halk Bankası A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bankacılık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman olarak görev aldıktan sonra Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 22.06.2007-11.11.2011 tarihleri arasında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yapan Atilla, 11.11.2011 tarihinden itibaren Uluslararası Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Zarrab, Trump’ın danışmanını ‘avukat’ yaparak, Erdoğan’la görüşmeye göndermişti ama…

İran’a yönelik Amerikan yaptırımlarını delmek ve Banka dolandırmak suçlamasıyla ABD’de tutuklu yargılanan Reza Zarrab’ın, ABD Başkanı Donald Trump’ın en yakından danışmanlarından birini, New York eski Belediye Başkanı Rudolp Giuliani’yi devreye sokma çabasına, mahkeme hakimi Richard Berman el koydu.

Berman, geçen ay Türkiye’ye giderek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Zarrab davasını görüşen Giuliani ve ABD eski Adalet Bakanları’ndan Michael Mukasey’in, Zarrab’ın savunma ekibine dahil olmaları konusunda ikna olmadı. Bu konunun tartışılması için 24 Nisan’a duruşma koyan Hakim Berman, yayınladığı gerekçeli kararında da “yargılamanın doğru şekilde yapılması bu mahkemenin görevidir” dedi.

Hakim’in bu çıkışı yapması, Zarrab’ın New York eski Belediye Başkanı da olan ve ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’a yakınlığı ile bilinen Giuliani ve eski Adalet Bakanı Mukasey aracılığıyla, “mahkemenin ardından dolaşma çabasına ket vurma” olarak yorumlandı.

“ZARRAB’IN AVUKATLARININ ÜCRETİNİ KENDİSİNDEN BAŞKA ÖDEYEN VAR MI?”

Savcılık daha önce, Giuliani ve Mukasey’in bağlı olduğu hukuk firmalarının aynı zamanda Zarrab’ın dolandırdığı idddia edilen bankaların da avukatlığını üstlenmiş olmalarının mahkemede “çıkar çatışması yaratabileceğine” işaret etmişti.

Yine benzer şekilde, Giuliani’ni bağlı bulunduğu firmanın, Türkiye Cumhuriyeti ile resmi danışmanlık/lobicilik anlaşması olmasının da, yine çıkar çatışmasına neden olabileceği ifade edilmişti.

Hakim Berman, 24 Nisan’daki duruşmada, tarafların sunumlarıyla birlikte,  tüm bu soruların yanıtlarının aranacağına gerekçeli kararında yer verdi.

Berman Zarrab’ın avukatlarının iddia edilen bu çıkar çatışmalarına açıklık getirmeleri için de bir dizi belge ve bilgiyi 24 Nisan duruşmasından önce mahkemeye iletmelerini de istedi. Berman’ın, Zarrab’ın avukatlarından istediği belge ve bilgilerden öne çıkanlar şöyle;

– Giuliani ve Mukasey ile Zarrab arasındaki avukatlık sözleşmelerinin metni.
– Giuliani ve Mukasey’in Zarrab davası sürecinde oynayacakları rolün tam tanımı.
– Giuliani ve Mukasey’in firmalarının, Zarrab iddianamesinde dolandırıldıkları iddia edilen bankalarla olan ilişkilerinin detayları
– Giuliani’nin bağlı olduğu firmanın, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile yaptığı danışmanlık/lobi anlaşmasının içeriği ve detayları
– Avukatların ücretlerinin bizzat Zarrab tarafından mı ödeneceği, yoksa başka tarafların mı bu ücretleri üstlendiğine ilişkin bilgi. Eğer ücretler başkaları tarafından ödeniyorsa, ödeyenlerin kim olduklarının detayları.

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/

ABD’li analist Rubin: Sarraf yargılanırsa, Erdoğan’ın sakladığı paranın yeri ortaya çıkar

15 Temmuz’dan önce Türkiye’de darbe olacağını öne süren ABD’li analist Michael Rubin, ABD’de ‘kara para aklama’ suçlamasıyla yargılanan 17 Aralık soruşturmasının kilit ismi Rıza Sarraf’ın yargılanması durumunda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sakladığı nakit paranın yerinin ortaya çıkacağını savundu.

ANF’den Amed Dicle’ye konuşan Rubin, Erdoğan ve ailesine ait Avrupa ve Rusya’da açılmış çok sayıda banka hesabı bulunduğunu öne sürerek, “Erdoğan’ın yolsuzluğu herkes tarafından bilinen bir durum. Bu ülkelerin istihbarat ajansları muhtemelen kendisinin nakit paraları nerede sakladığını biliyorlar” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bunu bildiğini savunan Rubin, “Erdoğan’ın Sarraf konusunda bu kadar kızgın olmasının nedeni yargının elinde olan bu bilgilerin yargılanma durumunda ortaya çıkacağıdır” diye konuştu.

Rubin, Diken’den Tunca Öğreten’e verdiği söyleşide de şu ifadeleri kullanmıştı: “ABD’deki yargı bağımsızlığına anlam veremeyen Erdoğan’ı büyük bir korkunun sardığı aşikar. Bu yüzden davayla ilgilenen medyayı susturmaya çalışıyor ya zaten.”

Sarraf’ı sormuştu

Erdoğan, Fethullah Gülen’in iadesinde umduğunu bulamadığı ABD’yi 17 Aralık operasyonunun kilit ismi Rıza Sarraf’ın tutukluluğu üzerinden eleştirmişti.

ABD temaslarının ardından yurda dönerken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’a Sarraf’ın durumunu sorduğunu söylemiş, şunları aktarmıştı: ‘Bu kişi (Reza Zarrab) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Eşi ve çocuğu ile birlikte ABD’ye giriş yaptığı anda kendisi tutuklandı, eşi ve çocuğu da hemen Türkiye’ye gönderildi. Bu tutuklama hangi kurala göre yapıldı?’ diye sordum. Neticede bizim vatandaşımız olduğu için, hukukunu aramak zorundayız. Kaldı ki gerek adalet gerek ekonomi bakanlığımızın yaptıkları çalışmalara göre, bu kişinin bir suçu da bulunmuyor. İran da aynı şeyi söylüyor. Ancak buna rağmen bu kişi altı aydır ABD’de tutuklu durumda.”

‘Hayır işleri’ni vurgulamıştı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’teki bir grup toplantısında Erdoğan ve Sarraf’ın birlikte göründüğü bu kareyi göstermişti.

Sarraf’ın 17 Aralık’ta başlatılan operasyon sonucunda hapiste bulunduğu günlerde Erdoğan, kendisini hayır işlerinden tanıdığını söylemişti.

Erdoğan şöyle konuşmuştu: “Ülkeye katkısının olduğunu biliyorum. Altın ihracatı yapan bir zat. Hayır işlerine girdiğini biliyorum.”

Erdoğan bununla da kalmamış, Sarraf, 28 Şubat 2014’te ‘konumu gereği’ tutuksuz yargılanmak üzere salıverilince bu kez de, “Adalet yerini buldu” demişti.

Sarraf, 21 Mart 2016’dan bu yana tutuklu

Dava hakkında hazırlanan iddianamede Sarraf ve işbirlikçilerinin, 2010-2015 arasında İran hükümeti ve diğer İran kurumları adına yaptırımları delerek, Amerikan finans sistemi aracılığıyla yüz binlerce dolar değerinde işlem gerçekleştirdiği öne sürülüyor.

19 Mart 2016’da ABD’deki Miami Havalimanı’nda gözaltına alınan Sarraf, 21 Mart’ta çıkarıldığı mahkemede tutuklanmıştı. Sarraf hakkında 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Sarraf’ın bir sonraki duruşması 21 Ağustos’ta görülecek.

Sarraf ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla dün ABD’de tutuklanmıştı.

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Davanın olası sonuçları Türkiye için Zarrab’dan daha kötü!

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın ABD’de gözaltına alınmasının Türkiye’ye olası sonuçları, Reza Zarrab davasından çok daha vahim olabilir.

Atilla’nın ABD’de “İran yaptırımlarını delmek” ve “ABD Bankalarını dolandırmak” suçlamalarından toplamda 50 yıl hapisle yargılanacağı açıklandı. Bu durumun, özelde Halkbank, genelde ise Halkbank’ın geçen ay dahil edildiği Varlık Fonu ve Türkiye’nin bankacılık sistemine etkileri olması sözkonusu.

İlk etapta akla gelen etkiler şunlar olabilir;

1- ZARRAB İŞADAMIYDI- ATİLLA DEVLET GÖREVLİSİ

Reza Zarrab, hem Türk, hem de İran vatandaşlığı taşıyan bir işadamıydı. Oysa Hakan Atilla, hükümet kontrolündeki bir devlet bankasında üst düzey yönetici olarak görev yapıyor.

2- HALKBANK’IN ADI DA DAVAYA KARIŞTI; BANKAYA YAPTIRIM OLASILIĞI ORTAYA ÇIKTI

Atilla’nın gözaltına alınmasına ilişkin, New York Güney Bölge Federal Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, kendisinin isnat edilen suçları “Halkbank Genel Müdür Yardımcısı sıfatıyla” işlediğine özel vurgu yapıldı. Bu durumda, Halkbank’a yönelik olası yaptırımların da önü açılmış oldu. Ayrıca sadece bankanın adının böylesine büyük bir davada geçmiş olması bile, sadece Halkbank’ı değil, tüm Türk bankacılık sistemini etkilemeye aday.

3- HALKBANK VARLIK FONU’NDA! DOLAYISIYLA VARLIK FONU’NUN DEĞERİ DE TARTIŞMA KONUSU HALİNE GELDİ

Halkbank, AKP hükümeti tarafından kurulan Varlık Fonu’na devredilmişti. Halkbank adının böylesine ses getiren, uluslararası bir davayla anılması, Varlık Fonu’nun değerini de etkileyebilecek kadar büyük bir unsur olarak görülebilir.

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı ABD’de gözaltına alındı!

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, New York’ta JFK Havalimanı’nda gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi olarak ABD’de süren Reza Zarrab davası gösterildi.

Atilla’nın gözaltına alınmasına ilişkin açıklamayı, Zarrab davasına bakan New York Güney Bölge Federal Başsavcı vekili Joon H. Kim yaptı. Kim, Zarrab iddianamesini hazırlayan ancak bu ayın başında ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump tarafından görevinden alınan Başsavcı Preet Bharara’nın yardımcısı. Bharara görevden alınınca, vekaleten yerine Kim atandı.

Kim, beraberinde FBI New York Bölge Başkan Yardımcısı William F. Sweeney Jr ile yaptığı açıklamada, Atilla’nın “Reza Zarrab’la birlikte, İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmesine yardımcı olmakla suçlandığını” söyledi.

Açıklamada, gözaltındaki Atilla’nın tutuklanıp tutuklanmamasına karar verilmek üzere New York Güney Bölge Sulh Hukuk Hakimi James Francis’in mahkemesine çıkarılacağı da yer aldı.

Kim açıklamasında, “Türk bir bankacı olan Mehmet Hakan Atilla, İran’a yönelik Amerikan yaptırım yasalarını delmekle ve İran’a yasadışı yollardan milyonlarca dolar finans sağlamaya ilişkin mali işlemlerde ABD mali kurumlarını kullanmakla suçlanan altın taciri Reza Zarrab’a yardım etmekle suçlanmaktadır” dedi.

HAKKINDA YAKALAMA KARARI VARMIŞ

Kim’in açıklamasıyla birlikte, Hakan Atilla hakkındaki mühürlü iddianame ve yakalama kararı da kamuoyuyla paylaşıldı.

Kim’in açıklamasında, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının “bir öneri değil, kesin hükümlü yasalar olduğu”, bunu delenlerin de “agresif şekilde soruşturulup, yargılanacağı” ifadesi yer aldı. Atilla’nın da bu yaptırım yasaları delmekle suçlandığı vurgulandı.

FBI Temsilcisi Sweeney Jr ise, İran’ın ABD yaptırımlarını delmek konusundaki iradesini “elinden gelen tüm imkanlarla ortaya koymayı sürdürdüğünü” vurguladı. FBI yetkilisi, “bu davada bizim görevimiz, suçlanan kişinin yüklü miktarda parayı ABD Bankaları aracılığıyla, insanları doyurmak için insani yardım adı altında transfer ettiğini belgelemek. Bu olayda, suçlanan kişiler Türk ulusal ve mali kurumlarını, mali işlemlerinin gerçek amaçlarını gizlemek için bilerek ve isteyerek kalkan olarak kullanmışlardır” dedi.

ATİLLA’YA SUÇLAMA;” SAHTE FATURALARLA YAPTIRIM DELMEK…”

Atilla’ya yönelik suçlamada, “ABD ambargosunun sahte faturalarla Halkbank üzerinden delindiği”, Atilla’nın da bu konuda “rol oynadığı” iddiaları yer aldı. Atilla hakkındaki ön iddianamede, “Atilla, Zarrab ve diğer suç ortaklarının, ABD mali kurumlarını kullanarak, yaptırım uygulanan İran Hükümetine, İran kurumlarına para aktarmakla suçlandıkları” yer aldı. İddianamede, Atilla’nın Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştığı banka olan Halkbank’ı da bu amaçla kullandığı suçlamasına yer verildi. Atilla, Zarrab ve diğer suç ortaklarının, “sahte belgelerle” sözkonusu mali işlemleri “yiyecek ve insani yardım transferi” adı altında gerçekleştirdikleri iddiasına da yer verildi.

SÖZKONUSU SUÇLARIN CEZASI TOPLAMDA 50 YIL

Atilla’nın suçlandığı ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek suçunun maksimum cezası 20 yıl. Bankaların dolandırılması suçunun cezası ise maksimum 30 yıl. Ancak iddianamede, iki suçlamanın toplam cezasının 50 yıl olmasına rağmen, ne kadar ceza verileceğine mahkemenin karar vereceği de ifade edildi.

ZARRAB’LA TELEFON GÖRÜŞMESİ 17 ARALIK DOSYASINDA

New York’ta Zarrab davasıyla ilişkili olarak gözaltına alındığı iddia edilen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın Reza Zarrab’la yaptığı telefon konuşmaları 17-25 Aralık soruşturma dosyasına da yansımıştı. Zarrab hakkında İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmek ve bankaları dolandırmak suçlamasıyla New York Güney Bölge Federal Mahkemesinde açılan davada, savcılık dosyaya “kanıt” olarak 17-25 Aralık soruşturma dosyasını da koymuştu.

DUBAİ’DEN İRAN’A TÜRKİYE ÜZERİNDEN BUĞDAY SATIŞI

“FETÖ tarafından kurgulandığı” gerekçesiyle mahkeme kararıyla kapatılan 17-25 Aralık soruşturma dosyasında Zarrab ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla arasında 2 Temmuz 2012 tarihli telefon görüşmesinin tapesi yer almıştı.

Tapeye göre Atilla Zarrab’a “Buğday konusunu görüşelim” dediktene sonra, “siparişin 140 ton olduğunu”, ancak ‘5 bin tonluk bir şey ile 140-150 bin ton taşımak biraz zor gibi görünüyor” bilgisini vermişti.  Yine dosyadaki telefon tapesine göre Hakan Atilla, Zarrab’a “Dubai’de buğday yetişmediğini” için, ticaret belgesinde “buğday’ın ilk çıkış noktasının Dubai olmasının zor göründüğünü” söylediği de yer almıştı.

HAKAN ATİLLA O DÖNEMDE BLOOMBERG’E KONUŞMUŞTU

17-15 aralık soruşturma dosyasının kamuoyuna yansıdığı dönemde Blomberg Hakan Atilla’ya ulaşarak, bu konuşmaları sormuştu. Bloomberg’de yer alan habere göre, Hakan Atilla o dönemde Halkbank’ın bu işlemdeki oynadığı rolün “tümüyle yasal”  ve “ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına uygun” olduğunu belirterek şu açıklamayı yapmıştı.

“Cari açığı kapatmak bizim amacımız değil. Biz, rutin banka işlerimize bakıyoruz. Şirketlerin bize ulaştırdığı tüm belgeleri inceliyoruz ve uygun olup olmadıklarına bakıyoruz. Bankanın kendisi de zaten yabancılar tarafından denetleniyor.”

17-25 Aralık döneminde Hakan Atilla hakkında soruşturma açılmamış, bankanın o dönemdeki Genel Müdürü Süleyman Aslan gözaltına alınmıştı.

Kaynakhttp://www.sozcu.com.tr/

Hürriyet: Halkbank Genel Müdür Yardımcısı, Zarrab soruşturması kapsamında ABD’de tutuklandı

Hürriyet’in New York Temsilcisi, Atilla’nın Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Halkbank’ın Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, ABD New York’ta bulunan John Kennedy Havalimanı’nda gözaltına alındı. Bloomberg, Atilla’nın İran’a yönelik uygulanan yaptırımları ihlal etmekle suçlanan Reza Zarrab ile aynı davadan dolayı gözaltına alındığı bildirdi. Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın tutuklandığını ve Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

New Yok Federal Mahkemesi’ne yapılan şikayete göre Atilla’nın, sahte faturalarla bu ambargonun delinmesinde rol oynadığı iddia ediliyor.

ABD, Zarrab’ın söz konusu işlemler için Halkbank’ın üst düzey yöneticilerine ve bazı hükümet görevlilerine milyonlarca dolar rüşvet verdiğine dair kanıtları bulunduğunu açıkladı.

22 Mart 2016’dan beri tutuklu olan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab, hem Türkiye’de hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yönettiği şirketler ağıyla İran yaptırımlarının etrafından dolaşmakla suçlanıyor.

Zarrab’ın yaptırımları ihlal etmek için kullandığı şirketlerden birisinin ise Türkiye’de faaliyet gösteren Royal Holding AŞ olduğu iddia ediliyor.

ABD’li savcılar, Zarrab ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan iki kişinin 2010 – 2015 döneminde aralarında Bank Mellat’ın da bulunduğu büyük İranlı şirketlere finansman sağladığını söylüyor.

Hürriyet Temilcisi: Atilla, Zarrab ile aynı cezaevine konuldu

Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın 23 Mart’ta gözaltına alındığını ve bugün tutuklanarak Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Türkiye’de kısa süreli gözaltı

Türkiye’deki 17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında da sanık olarak kısa bir süre gözaltına alınan Zarrab daha sonra serbest bırakılmış ve hakkındaki suçlamalar da düşürülmüştü. Dava dosyasında Zarrab, o dönem bakanlık yapan isimlere rüşvet vermekle suçlanıyordu.

O dönemde Türkiye’nin altın ihracatı karşılığı İran’dan doğalgaz alımını yürüten isim olduğu ileri sürülen Reza Zarrab, serbest bırakıldıktan sonra kendisine yöneltilen suçlamalara tepki göstermişti.

Zarrab, 2014’te A Haber televizyon kanalına verdiği bir röportajda “25 milyar TL’lik ihrtacat yapmışım, cari açığın yüzde 15’ini tek başıma kapatmışım. Takdir sizin” demişti.

Zarrab davasının savcısı görevden alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden almıştı.

Preet Bharara Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı sonsuza dek profesyonel yaşamımın en büyük onuru olacak” demişti.

48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı.

Bharara, yüksek profilli kişileri soruşturmasıyla ve açtığı yolsuzluk dosyalarıyla biliniyor.

Mehmet Hakan Atilla kimdir?

Uluslararası Bankacılık 1970 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına 1995 yılında T. Halk Bankası A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bankacılık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman olarak görev aldıktan sonra Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 22.06.2007-11.11.2011 tarihleri arasında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yapan Atilla, 11.11.2011 tarihinden itibaren Uluslararası Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

CHP: Tekrar darbe olmaması isteniyorsa siyasi ayağı ortaya çıkarılsın!

873409208

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Engin Altay

“Bunlarla çok keskin şekilde hesaplaşılması lazım”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Engin Altay, “Eğer Türkiye’de bir daha darbe olmaması isteniyorsa, 15 Temmuz darbesinin siyasi ayağını ortaya çıkarılması ve bunlarla çok keskin şekilde hesaplaşılması lazım” dedi.

CNN Türk’te yer alan habere göre, Altay, TBMM’de gazetecilerin sorularını cevapladı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) hazırladığı bir raporda 20 bin kişilik ByLock kullanıcısı tespit edildiğine ilişkin olarak değerlendirmede bulunan Altay, 15 Temmuz’da her kesimden insanların deşifre olduğunu belirterek, “Siyasetten kimsenin deşifre olmadığını, edilmediğini görüyoruz. Belki bugün de bir gazetede yer alan, geniş yer bulan fotoğraf işin gerçeğini, tablonun özetini bize yansıtıyor. AKP’nin bu cadı avı işini bırakıp, kendi içinde bir iç muhasebe yapmaya ihtiyacı var. Bunları örtülerek, ‘Allah’ım beni affetsin. Milletimden özür diliyorum’ diyerek bunları geçiştirmeye çalışırsanız ne Allah sizi affeder, ne de millet dilediğiniz özrü kabul eder” diye konuştu.

CHP’li Altay konuşmasının şu ifadeleri kullandı:

“Millet, size der ki, ‘Özrün kabahatinden büyük. Benden özür dileyeceğine önce içindeki darbecileri, darbecilerle işbirliği yapanları, terör örgütü liderine biat edenleri, ibadet eden AKP’li siyasetçileri ortaya çıkar, önce onlarla hesaplaş, önce evinin önünü temizle, sonra sokağı ve kenti temizle diye millet sorar. Milletin bir parça da dikkatini çekmeye ihtiyaç var. Başından beri 15 Temmuz darbesine yönelik tavrımız çok açıktır. Parlamenter demokratik sistem, hukukun üstünlüğü, yani milli irade dedik. Milli iradeye, parlamenter sisteme, hukuk devletine yönelik saldırı nereden gelirse gelsin, kime gelirse gelsin, sadece Parlamento’ya değil. Cumhurbaşkanı’na yakınına yönelik bile olsa. Cumhuriyet Halk Partisi olarak göğsümüzü siper edeceğimizi söyledik. Aynı noktadayız.”

“FETÖ’ye karşı tedbire CHP ‘evet’ demeye hazır”

Türkiye normalleşmesi gerektiğini hatırlatan Altay, “Etkin hesaplaşma var, öyle olsa bu darbenin siyasi ayağıyla hesaplaşılarak işe başlanırdı. Normalleşme dedik. Olağanüstü hali o kadar kötü kullandılar ki, artık Türkiye’de 15 Temmuz darbecilerine direnen Türkiye, şimdi sivil bir diktayla karşı karşıya. Bu Parlamento çok şükür açık, ayakta. Bu parlamento FETÖ terör örgütüne karşı alınması gereken her türlü tedbire Cumhuriyet Halk Partisi ‘evet’ demeye hazır. Ama Türkiye’de başlatılan cadı avına Cumhuriyet Halk Partisi’nin sessiz kalması kabul edilemez, düşünülemez. Siyasi ayağı nereye kadar gidiyorsa, hangi partiye uzanıyorsa, Cumhuriyet Halk Partisi, MHP, HDP, AKP. Eğer Türkiye’de bir daha darbe olmaması isteniyorsa, 15 Temmuz darbesinin siyasi ayağını ortaya çıkarılması ve bunlarla çok keskin şekilde hesaplaşılması lazım” değerlendirmesini yaptı

“Zarrab, selam göndermiş olmalı ki…”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Reza Zarrab ile ilgili sözlerine Altay, “Rıza Zarrab masumsa, hepimiz sahip çıkalım. Rıza Zarrab’ın masum olmadığına bizi ikna eden, Sayın Cumhurbaşkanı’nın kendisidir. Dört Bakanın siyasi hayatına son verirsen, dört bakanı kamu vicdanında mahkum edersen, mahkemede mahkum etmesi önemli değil, dört bakan kamu vicdanında mahkum olmuş mudur? Olmuştur. Dört Bakan suçlu, Rıza Zarrab suçsuz. Belli ki Rıza Zarrab’ın hapishanede canı sıkılmış, Rıza Zarrab Türkiye’ye avukatları aracılığıyla Türkiye’ye selam ve mesaj göndermiş. ‘Beni unuttunuz, beni unutursanız kirli çamaşırları ortaya dökmeye başlarım’ demiş olmalı ki, Sayın Cumhurbaşkanı Rıza Zarrab’a selam gönderme ihtiyacı duymuş gibi görülüyor” şeklinde konuştu.

“Asker kaynaklı bir darbe mümkün değil”

İkinci darbe uyarısına ilişkin soruya Altay, “Türkiye’de 15 Temmuz bir şeyi gösterdi. En azından asker kaynaklı bir darbe mümkün değil. Biz öyle görüyoruz. Millet demokrasinin, demokrasi kültürünün değerini ve önemini anladı. Bu milletin artık darbelere müsamahası söz konusu değildir. İkinci darbe ne olabilir? Bunun iddia edenlerin meseleyi biraz daha açıklığa kavuşturması lazım” diye cevap verdi.

AKP yöneticilerinin kendilerini ‘FETÖ’ eleştirisi yaptığına dikkat çeken Altay, “İktidar partisi desin ki, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan çıkmak için buna ihtiyaç var, şuna ihtiyaç var desin. Bir memur bir bankaya para yatırmış, ihraç edelim, mantığı FETÖ terör örgütüyle mücadele mantığı değildir. Bilakis FETÖ terör örgütünün beslenmesine, güçlenmesine kenetlenmeye yol açan bir mantıktır” ifadelerini kullandı.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Zarrab için hazırlanan arama emrinde 3 eski bakan ile Halkbank Eski Müdürü de var

basliksiz-1-405ABD’de tutuklu bulunan Reza Zarrab’ın avukatları, Zarrab’ın tutuklanma sürecinde yaşanan “usulsüzlükler” nedeniyle, savcılığın ele geçirdiği tüm kanıtların “geçersiz” sayılması için mahkemeye dilekçe sundu.

Avukatların dilekçesinin ekinde ise, Mahkemenin Zarrab hakkındaki yakalama ve arama kararı yer aldı. Zarrab hakkındaki arama kararında, Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir ayrıntı da ortaya çıktı;

Arama kararında mahkeme, Zarrab’ın eski Bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar ile, Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan’la “yaptığı ileşitime”ilişkin bilgilere de ulaşılmasına izin vermiş.

Bunun anlamı şu; Savcı Bharara, Zarrab’ın Türkiye’de isimleri 17 Aralık soruşturma dosyasında geçen üç eski bakan ile Halkbank eski Genel Müdürü’yle ilişkilerini de “suç olasılıkları içinde” sayarak, bunlar için mahkemeden arama izni istemiş ve almış.belge-1

BİR DE GİZLENMİŞ İSİM VAR

Zarrab hakkında mahkeme tarafından verilen arama kararında, araştırma izni verilen Zarrab’la bağlantılı tüm şirketler ve kişiler tek tek sayılmış. Ancak Zarrab’ın avukatlarının kamuoyuna açıkladıkları bu arama kararında, bazı şirketlerin ve bir tek kişinin adı da, yine mahkeme kararıyla”kapatılmış” durumda.

Mahkemenin araştırılması için onay verdiği isimler şöyle;

“Reza Zarrab, Rıza Zarrab, Rıza Sarraf, Babak Zanjani, Abdullah Happani, Zafer Calgayan (arama emrinde Zafer Çağlayan’ın soyadı Calgayan olarak geçiyor) Erdoğan Bayraktar, Muammer Güler, Barış Güler ve Süleyman Aslan.”

17 Aralık soruşturmasında Zarrab’la ilişkili olarak adı geçen bir diğer eski Bakan, Egemen Bağış’ın ismi ise arama emrinde geçmiyor.

İsimler arasında bir isim ise, mahkeme kararıyla karartılmış durumda.

HALK BANKASI DA VAR

Yine Reza Zarrab’ın ilişkilerine ilişkin arama izni dahilinde yer alan şirketlerin isimleri de tek tek sayılmış durumda. Arama izninde, Reza’nın sahip olduğu bilinen şirketler dışında, İran’ın devlet kurumlarının yanı sıra şirketler içerisinde Halk Bankası da bulunuyor. Şirketler arasında da bazılarının isimleri, yine mahkeme kararıyla mühürlenmiş durumda.

AVUKATLARI; REZA’NIN CEP TELEFONUNA USULSÜZ OLARAK GİRİLDİ

Avukatların verdiği dilekçede, Reza Zarrab’ın cep telefonu ve ipadine FBI’ın, ABD yasalarının öngördüğü şekilde değil, gümrük memurlarına telefonun giriş kodunu sordurarak ulaştığı, bu nedenle telefondan elde edilen tüm kanıtların geçersiz sayılması gerektiği yer alıyor.

Yine dilekçede, Reza Zarrab’ın avukat istemesine rağmen kendisine avukat sağlanmadan bazı sorular sorulduğu, kendisinden mal varlığını yazmasının istendiği, Reza’nın da bunu verdiği ifade ediliyor. Avukat istemesine rağmen sağlanmadan alınan bu bilgilerinde mahkeme tarafından “geçersiz kanıt” olarak kabul edilmesi isteniyor.

ERDOĞAN BAYRAKTAR: ZARRAB DAVASIYLA İLGİM YOK. ABD YANLIŞ YAPIYOR

17 Aralık olayının ardından görevden alınan eski Bakanlardan Erdoğan Bayraktar, ABD’deki Zarrab dosyasında isminin geçmesine tepki göstererek, “benim Zarrab’la bir ilgim yok. ABD yanlış yapıyor” dedi.

Bayraktar Sözcü’ye yaptığı açıklamada, “Biz görevden alınırken, üç tane bakan görevden alındı; Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve ben. Egemen Bağış görevden alınmadı. Amerikalılar, bizim görevden alınma belgemiz üzerine ismimizi o dosyaya koymuşlar. Yoksa benim Zarrab davasıyla uzaktan yakından hiçbir ilgim yok” dedi.
17 Aralık’ta ortaya çıkan iddialarda da, kendisinin Zarrab’la ilişkili olarak adının geçmediğini vurgulayan Bayraktar, “Ben Zarrab’ı ne tanırım, ne bilirim, ne telefonla konuştum. Sadece bir kez, benim de katıldığım bir törende hazır bulunmuş. Onu da zaten daha sonra öğrendim” dedi.
Kendisinin yakın zamanda ABD’ye gittiğini, hakkında herhangi bir işlem, bir arama emri bulunmadığını da vurgulayan Erdoğan Bayraktar, “Buradaki dosyadan, bakanların görevden alınmasına ilişkin belgeyi alıp, oraya koymuşlar. Bu konudaki bilgilerin esası Türkiye’de. Savcılık’ta var, TBMM’deki soruşturma komisyonunda dosyalar vardı, gazetecilerde var. Allah için, siz bilmiyor musunuz benim Zarrab’la hiç alakam olmadığını?”

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/

Zarrab her şeyi itiraf etmeye hazırlanıyor

78628-icerikZarrab kefalet talebinin reddedilmesinin ardından ‘Suçumu kabul ediyorum’ pozisyonuna geçmek için Başsavcılıkla görüşmeye başladı.

Kaynaklar: Zarrab suçlarını itiraf etmeye hazırlanıyor 

New York Güney Bölgesi Başsavcılığına yakın güvenilir kaynakların belirttiğine göre Reza Zarrab savunmasını değiştirerek ‘suçumu kabul ediyorum’ pozisyonuna geçmek üzere başsavcılıkla görüşmelere başladı. 

27 Nisan günü New York’da yapılan ilk mahkemeye Zarrab bizzat katılarak, hakkındaki suçlamalara karşı ‘suçsuzum’ demiş ve Bharara’nın ofisinin yaptığı suçlamalara karşı bu pozisyonla savunmaya başlayacağını göstermişti. 

New York’daki duruşmayı yakından izleyen kaynaklara göre Zarrab, özellikle geçtiğimiz perşembe günü, 16 Haziran’da yayınlanan Hakim Richard M. Berman’ın 35 sayfalık gerekçeli kararını gördükten sonra durumunun ne kadar ciddi olduğunu anladı. 

Zarrab’ın suçunu kabul etmesi ne demek? 

Zarrab’ın durumunun ciddiliğini son zamanlarda anladığı, bunda dünyanın en pahalı savunma avukatlarından Brafman’ın mahir sözlerince savunulmasına rağmen Hakim Berman’ın gerekçeli kararı ve kefaleti red etmesinin önemli rol oynadığı sanılıyor. 

Zarrab’ın suçluluğunu itiraf etmesi ayrıca onun hapis cezasından kurtarmayacak. Zarrab’ın vereceği bilgilerin önemine ve değerine göre hakkında istenen suçlamaların cezası azaltılabilecek. 

Buna benzer federal duruşmaları izleyen güvenilir kaynaklar, savunmanın savcılıkla iyi bir pazarlık ve istenen cezalarda ciddi bir indirim yapılabilmesi için, Zarrab’ın dava hakkında başsavcılığın elinde olmayan, değerli, davayı kolaylaştıracak, hızlandıracak, berraklaştıracak bilgileri vermesi gerektiğini hatırlattılar. 

Yani şu aşamada, Zarrab’ın ”pazarlık” a oturmak istemesi yetmiyor. Bunun için Başsavcılığı ikna etmesi gerekiyor. 

Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi Başsavcılığın Zarrab hakkında şimdiden çok ciddi kanıtlara sahip olması. Bharara’nın ofisinin, Amerikan kolluk kuvvetleri tarafından 2010’dan beri yapılan soruşturmalardan sonra elinde çok sağlam kanıtları olduğu biliniyordu. Bu şartlarda Zarrab’ın Bharara’da olmayan, veya bulunan kanıtların daha da detaylandıran önemli bilgiler, Türkiye’de beraber çalıştığı çark hakkında daha önce ulaşılmayan bazı diğer bağlantılar hakkında aydınlantıcı bilgiler vermesi beklenebilir. 

Şimdiye kadar Zarrab hakkındaki iddianame açıklanmış değil. İddianamede 100’ü aşkın sanığın Türkiye’nin spor, iş, bankacılık, siyaset ve bürokrasi dünyasından olması bekleniyor. 

”Zarrab geç açıldı” 

Bharara’nın soruşturmasından haberi olan kaynakların bildirdiğine göre Zarrab, tutuklandığı ilk dönemlerde konuşmakta isteksiz davrandı ve yöneltilen suçlamalara karşı sessiz kalarak, cevap vermek veya itiraflarda bulunmak istemedi. Bunda, kefalet talebinin kabul edilmesi umudu etkili idi. Bu umutlar Hakim’in çok açık kefaleti ret kararı ile yıkıldı. 

Hatırlanacağı gibi savunma avukatı Brafman ile başsavcılık temsilcilikleri 7 Haziran’da biraraya gelerek sonraki duruşmaların takvimini kararlaştıracaklardı. Ne var ki avukat Brafman, 6 Haziran’da mahkeme başkanına bir dilekçe sunarak erteleme istemiş, gerekçe olarak da “o zamana kadar, savunma makamı, gözden geçirmesi gereken esasa ilişkin incelemenin hacmini ve belgelerin ne kadarının çevirilmesi gerektiğini daha iyi ele alabilir” demişti. 

Bu cümleden Brafman’ın da Zarrab hakkındaki suçlamaların ciddiliğinin yeni yeni farkına vardığı ve Brafman’ın duruşma süreci daha da ilerlemeden Zarrab’ın suçlamaları hakkında daha yeterli delilleri görmek istediği anlamı çıkarılmıştı. 

O günden beri hakkındaki kanıtların ve suçlamaların bazılarını gören Zarrab ve savunmanın, aleyhinde toplanan deliller ve Hakim Berman’ın kefalet talebini reddetmesi sonrası konuşmaya hazırlandığı öğrenildi. 

Bundan dolayı da 20 Haziran Pazartesi günü biraraya gelmesi beklenen savunma ve başsavcılığın, bu konferans görüşmesinde daha önce beklendiği gibi Zarrab’ın asıl duruşmalarla ilgili takvimini hazırlamayabileceği, bu takvimin pazartesi günkü ‘konferans görüşmesinden’ çıkmayabileceği öğrenildi. 

Bir sonraki adım 

Bundan sonra Zarrab’ın savunma makamının, savcılık makamı ile müzakere, veya ”pazarlık” müzakeresi yapması bekleniyor. 

Bundan dolayı bir sonraki adımın ne olacağı konusunda net bir bilgi yok. Pazartesi günü biraraya gelecek iki tarafın hafta boyunca müzakerereleri devam etmesi bekleniyor. 

Zarrab’ın ‘suçunu kabul etmesi’ halinde dahi jürili duruşmalar yapılması ve bu oturumlarda Zarrab’ın İran ambargosunu nasıl deldikleri, kara parayı nasıl akladıkları, ABD hükümetini nasıl dolandırdığı hakkında, Türkiye ve diğer ülkelerdeki ortaklarına kadar bir takım bilgileri vermesi beklenebilir. 

Suçluluk itirafı Nasıl İşler 

Amerikan yargı sisteminde savunma ve savcılık arasında yoğun şekilde kullanılan ‘pazarlık’ (plea bargain) müessesinin çok farklı uygulanış şekilleri var. Temelde, savunmanın suçlamaları kabul edip, savcılığı ve devletin imkanlarını zorlamadan ve para, zaman israfına neden olmadan, buna karşılık Amerikan devletinin lehine ve o zamana kadar elinde olmayan bilgileri temin etmeleri durumunda, bunlara karşılık da federal savcılığın ileri sürdüğü cezalarda hafifletme talebi olarak tasvir edilebilir. Böylece hem devlet hem de sanık bu durumdan yararlanmış oluyor, bu durum hem savunma hem de savcılığın işine geliyor. 

Savunma ile Savcılık bu ”pazarlık’’ ın detaylarında anlaştıktan sonra hakimi ‘anlaşma’ hakkında haberdar etmeleri beklenir. Hakim bu anlaşmayı kabul ettikten veya bazı tavsiyeler yaptıktan sonra ise yeni bir duruşma tarihi belirlenerek, sanığın ‘suçsuzum’ veya ‘suçluyum’ itirafını dinler ve bu mahkeme süreci içinde kayıt altına alınır. 

Bu şartlarda, savcılık ve savunma, ”pazarlık detayları” ve Zarrab’ın sunacağı bilgileri gördükten sonra yeni bir duruşma tarihi belirleyebilir ve bu duruşmada sanığın ‘suçluluk’ itirafını kayda geçirebilirler. 

Zarrab’ın bu pazarlık talebinin kabul edilebilmesi için, yukarıda söylendiği gibi, savcılıkta olmayan ve savcılığın işini kolaylaştıran değerli itirafların olması gerekmekte. 

Savcılık ve savunma arasındaki “pazarlık” ın şartlarının yakın zamanda sonuca ulaşması bekleniyor.

Kaynak : İlhan Tanır – http://www.haberdar.com/

Sayfa1 → 212