“ABD-Türkiye geriliminin sebebi Zarrab, Erdoğan ortaya çıkacak bilgilerden çekiniyor”

“NATO müttefiki kalıbı, Türkiye’nin eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor”

Çeviri – Gonca Tokyol

Washington Post gazetesinde David Ignatius imzasıyla yayınlanan yazıda, Türkiye ile ABD arasındaki gerilimin merkezinde, ABD’de tutuklu yargılanan İran ve Türkiye vatandaşı Reza Zarrab‘ın serbest bırakılmasının yattığı iddia edildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Zarrab davasının olası sonuçlarından ‘korktuğunu’ savunan Ignatius, meselenin Washingon-Ankara arasında yapılan birçok görüşmede dile getirildiğini kaydetti.

Yazıda, eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde görev yapan üst düzey bir yetkilinin, “Erdoğan’ın takıntısının sebebinin ortaya çıkacak bilginin ailesine ve en sonunda da kendisine zarar vermesi ihtimali olduğunu düşünüyoruz” ifadelerine de yer verildi.

“Konsolosluk çalışanının tutuklanması, 27 Kasım’daki duruşma öncesinde el güçlendirme çabası olabilir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın perşembe günü yaptığı açıklamada, Zarrab’ın itirafçı olarak kullanılmak istediğini söylediğini hatırlatan Ignatius, Türkiye’deki ABD büyükelçiliği ve konsolosluklarda çalışanlara yönelik gözaltı ve tutuklamaların sıklaşmasının da 27 Kasım’da New York’ta görülecek dava öncesinde ‘avantaj sağlama’ çalışması olarak görüldüğünü savundu. “Zarrab, mahkemede hangi pislikleri ortaya saçabilir” diyen Ignatius’un yazısı şöyle devam etti:

“Olası bir ön bilgi, dönemin ABD Savcısı Preet Bharara’dan gelmişti. Türk savcıların Aralık 2013’te hazırladığı rapordan alıntı yapan Bharara’nın notunda, Türkiye’deki kanıtların “Zarrab ve diğerlerinin İran yararına yaptıkları işlemleri sürdürebilmek için hükümet yetkililerine ve üst düzey banka görevlilerine milyonlarca euro ve dolar ödeme yapılan bir rüşvet şemasını ortaya çıkardığı” söyleniyordu. Bharara, sonuçların FBI soruşturmasında elde edilen elektronik postalarla da desteklendiğini belirtiyordu.

“Erdoğan 90 dakikalık görüşmeyi Zarrab’a adadı, Bharara’nın kovulmasını istedi”

“Erdoğan’ın Zarrab’ın salıverilmesine yönelik çalışması inanılmazdı. 21 Eylül 2016’da dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la yaptığı özel görüşmede, Zarrab’ın salıverilmesinin yanı sıra Bharara’nın kovulmasını da talep etti. ABD yetkilileri, 90 dakikalık görüşmenin Zarrab’a adandığını söyledi. Erdoğan’ın eşi de aynı gece konuyu Biden’ın eşine açtı. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise Ekim’de dönemin Başsavcısı Loretta E. Lynch’le görüşerek davanın kanıtlara dayanmadığını ve Zarrab’ın salıverilmesi gerektiğini söyledi.

TIKLAYIN – “Emine Erdoğan da Reza Zarrab’ı ABD’den istedi”

“Erdoğan’ın Zarrab saplantısı, Zarrab davasında ortaya çıkacak bilgilerin kendisine ve ailesine zarar vermesi ihtimalinden kaynaklanıyor”

Eski başkanlık yardımcılarına göre Erdoğan, Aralık ve Ocak’taki son iki telefon görüşmesinde konuyu kişisel olarak eski ABD Başkanı Obama’yla da konuştu. Obama döneminde görev yapan üst düzey yetkililerden biri, “Operasyonumuzun tahmini, Erdoğan’ın bu davayla ilgili saplantısının, ilerlemesi halinde ortaya çıkan bilginin ailesi ve en nihayetinde kendisine zarar vermesi ihtimalinden kaynaklanıyordu” dedi.

Erdoğan hükümeti, Donald Trump’ın ekibiyle dostluk kurma çalışmalarına seçimlerden önce başladı. Kampanya ekibindeki Micheal Flynn, Türkiye yanlısı bir lobici tarafından işe alındı ve ekibi geçiş döneminde de Türkiye’den para almaya devam etti. Flynn’in Şubat ayında ulusal güvenlik danışmanı görevinden istifa etmesinin ardından, Türkler Trump’a yakın başka bir danışman olan Rudy Guilani’yle çalışmaya başladı.

“Erdoğan, Bharara’yı da Gülenci olmakla suçladı”

Dava, Erdoğan için zehirli çünkü Pennsylvania’da yaşayan, düşmanı Fethullah Gülen’le kesişiyor. Erdoğan, Gülen’in destekçilerini 2013 yılında ortaya çıkan ve Türk medyasının aktarımına göre Erdoğan ailesiyle ilgili de iddialar barındıran kanıtların toplanması ve sızdırılmasından sorumlu tutuyor. Eski bir yetkiliye göre Erdoğan, bir yıl önce Biden’la bir araya geldiğinde, garip bir şekilde Bharara’yı da Gülenci olmakla suçladı.

Guilani’nin konuya dahil olması da davanın alışıldık olmayan bölümlerinden biriydi. 24 Şubat’ta Bharara’yla iletişeme geçen Guilani, Zarrab adına Ankara’ya seyahat etmeyi planladığını söyledi. Trump, Bharara’yı Mart ayında, Guilani’nin Adalet Bakanlığı’na “Amerikan güvenlik çıkarlarına yardımcı olmak ve Zarrab’a yardımcı olmak için ABD ve Türkiye arasında bazı anlaşmalar yapmak” için sıkıştırdığı zamanlarda kovdu.

“Trump ilk başlarda sempatik yaklaşıyordu…”

Savcılık makamını engellemek için girişilen çeşitli denemelere rağmen dava ilerledi ve eski bir Türk hükümet üyesi ve üç Türk vatandaşı da dahil edildi. Dönemin Adalet Bakanı Bozdağ, 11 Eylül’de genişletilen iddiaları yeni bir ‘darbe girişimi’ olarak eleştirdi.

Erdoğan, Zarrab’ın serbest bırakılması konusunda Trump’ın kendisini destekleyeceğini ummuş olabilir. Trump da ilk başlarda Türk lidere sempatik yaklaşıyordu, onu Mayıs ayında bir toplantı için Washington’a davet etmişti. Ancak bu gezi, Erdoğan’ın korumaları Türk Büyükelçiliği’nin dışında protestoculara saldırdığında kötüye gitti ve Trump’ın hareket alanı da yönetimine yönelik soruşturmalarla birlikte daraldı.

“NATO müttefiki kalıbı, Türkiye’nin eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor”

Bazı ABD’li yetkililer, Erdoğan’ın Gülen’i desteklediği iddiasıyla papaz Andrew Brunson’un ve Gülen’le bağı bulunan savcılarla iletişim halinde olduğu iddiasıyla uzun süredir ABD Konsolosluğu’nda çalışan Metin Topuz’un tutuklanmalarıyla pazarlık konusunda elini sağlamlaştırmaya çalıştığından korkuyor. Erdoğan da geçen ay Brunson’ın Gülen’le takas edilmesini önermişti.

“NATO müttefiki” kalıbı Türkiye konusunda o kadar çok tekrar edildi ki, Türklerin son eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor. Washington, bir sonraki adımın ne olacağı konusunda endişeli.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

“Emine Erdoğan da Reza Zarrab’ı ABD’den istedi”

“Washington, bir sonraki adımın ne olacağından kaygılı”

Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizin merkezinde, New York’taki davası 27 Kasım’da başlayacak olan İranlı Azeri işadamı Reza Zarrab’ın bulunduğu öne sürüldü. İddiaya göre bazı ABD’li yetkililer, Amerikan konsolosluğu çalışanı Metin Topuz’un tutuklanmasının Zarrab davasında ‘pazarlık unsuru’ olduğuna inanıyor. Buna göre, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan resmi ziyaretlerindeki temaslarında Zarrab’ın Türkiye’ye iadesini bizzat talep etti.

İddia, Washington Post gazetesi yazarı David Ignatius’un yazısında yer aldı. Ignatius, “ABD-Türkiye anlaşmazlığının merkezindeki adam mahkeme önüne çıkmak üzere” başlıklı yazısına şu ifadelerle başladı: “ABD ile Türkiye arasında giderek sertleşen anlaşmazlığın merkezinde, Türkiye’nin hiddetli Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, para aklama ve dolandırıcılık suçlamasıyla mahkeme önüne çıkmak üzere olan Türk-İranlı altın tüccarının Amerikalı savcılar tarafından serbest bırakılması talebi bulunuyor.”

Erdoğan’ın Zarrab hakkındaki “Vatandaşımı tutuklayacaksın, sonra da itirafçı olarak kullanmak isteyeceksin” sözlerini aktaran Ignatius, Amerikan konsolosluğu çalışanı Metin Topuz’un tutuklanmasının ABD’de bazı yetkililer tarafından ’27 Kasım’daki dava öncesinde Zarrab’ın serbest bırakılması konusunda baskı gücü elde etme girişimi’ olarak yorumlandığını yazdı.

“Emine Erdoğan Jill Biden’la görüştü”

Gazete Duvar’ın aktardığı habere göre Ignatius, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın, 2016’daki ABD ziyaretinde Zarrab’ın bırakılması talebini dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın eşi Jill Biden’a ilettiğini yazdı. Washington Post yazarı şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan’ın Zarrab’ın serbest bırakılması için yürüttüğü kampanya sıradışı. 21 Eylül 2016’da dönemin başkan yardımcısı Joe Biden ile özel görüşmesinde hem Zarrab’ın bırakılmasını hem de [davanın o dönemki savcısı olan] Preet Bharara’nın kovulmasını istedi. Amerikalı yetkililer, 90 dakika süren bu görüşmenin yarısında Zarrab’ın konuşulduğunu söylüyor. Erdoğan’ın eşi de o gece aynı şeyi Jill Biden’dan talep etti. O dönem adalet bakanı olan Bekir Bozdağ ekim ayında Adalet Bakanı Loretta E. Lynch’le yaptığı görüşmede davanın ‘kanıtlara dayanmadığını’ savunarak Zarrab’ın serbest bırakılmasını istedi.”

“Obama’yla son konuşmalarında gündeme getirdi”

Ignatius eski yetkililere dayanarak, Erdoğan’ın konuyu eski ABD Başkanı Barack Obama ile son iki telefon konuşmasında da bizzat gündeme getirdiğini yazdı. Eski bir üst düzey Obama yönetimi yetkilisi, “Erdoğan’ın bu davaya dair saplantısının, davanın ilerlemesi halinde ailesine ve nihayetinde kendisine zarar verebilecek bilgilerin açığa çıkmasından kaynaklandığını varsayıyorduk” dedi. Eski bir yetkili, Erdoğan’ın Biden’la yaklaşık bir yıl önce yaptığı görüşmede savcı Bharara’nın ‘Gülen tarafından kullanıldığı’ yorumunu yaptığını da aktardı.

Ignatius, Türkiye’nin Donald Trump’ın ilk ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn ve danışmanı Rudy Giuliani ile de birlikte çalıştığını hatırlattı; Zarrab’ın savunma ekibine katılan Giuliani’nin ‘ABD’yle Türkiye arasında bir tür anlaşma için Adalet Bakanlığı’na baskı yaptığını’ yazdı.

“Ziyaret, Erdoğan’ın korumalarının gölgesinde kaldı”

“Davayı durdurmak için bu çeşitli girişimlere rağmen süreç ilerledi ve hatta iddianame, eski bir bakan ile önde gelen üç Türk’ü kapsayacak şekilde genişledi” diyen Ignatius, şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan Trump’ın Zarrab’ın serbest bırakılması için yaptığı baskıya destek vereceğini ummuş olabilir. Ve Trump da başta Türk lidere sempatik yaklaşıyordu; onu mayıs ayında Washington’a davet etti. Fakat o ziyaret, Erdoğan’ın korumalarının Türkiye elçisinin dışındaki protestoculara saldırmasının gölgesinde kaldı ve Trump’ın manevra alanı kendi yönetiminin etrafındaki soruşturmalar nedeniyle zayıfladı.”

Ignatius, bazı Amerikalı yetkililerin Erdoğan’ın Türkiye’de tutuklu olan papaz Andrew Brunson ile Metin Topuz’u ‘pazarlık unsuru olarak kullanmak istediğinden korktuğunu’ yazdı ve makalesine şu ifadelerle son verdi:

“Türkiye hakkında ‘NATO müttefiki’ tamlaması o kadar çok kullanılıyor ki, Türkiye’nin son dönemdeki adımlarının ne kadar düşmanca ve otokratik olduğu bunun gölgesinde kalıyor. Washington, bir sonraki adımın ne olacağından kaygılı.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Zarrab, Zafer Çağlayan’ın da olduğu iddianame için ne dedi

İran asıllı iş adamı Reza Zarrab’ın yargılandığı mahkemedeki duruşma bugün gerçekleştirildi. CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan da davayı takip eden isimler arasındaydı.

Davaya ilişkin ayrıntıları sosyal medya hesabından yazan Özcan, “Bugünkü Reza Zarrab duruşması kısa sürdü. Zarrab ayakları kelepçeli, saçları kısa kesilmiş şekilde geldi” dedi. Özcan, Zarrab’ın Zafer Çağlayan’ın adının da yer aldığı iddianamedeki suçlamaları reddettiğini belirterek, “Zarrab’ın avukatı Brafman, geçen hafta ibraz edilen yeni iddianameyi ve suçlamaları kabul etmediklerini iletti” ifadelerini kullandı.

Yurter Özcan davayla ilgili şu bilgileri paylaştı:

“(Zarrab) İddianamenin genişlemesinden kaynaklanarak, savunma hazırlığı için daha fazla zamana ihtiyaç olacağını iletti. Buna ek olarak Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın avukatı Rocco kalp ameliyatı geçirmiş. Büyük ihtimalle esastan yargılama 30 Ekim’den ileri bir tarihe atılacak.”

Kaynak : odatv.com/

Zafer Çağlayan’ın da sanık olduğu ABD’deki Reza Zarrab davasının ek iddianamesinde neler var?

İnan Ketenciler – Oğuz Bakır

17-25 Aralık operasyonlarının ardından görevinden istifa eden eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da sanık sıfatıyla dahil edildiği ABD’deki Reza Zarrab davasının ek iddianamesi, New York Güney Bölgesi Savcılığı tarafından kamuoyuna sunuldu.

17 / 25 Aralık operasyonlarının odağındaki Azeri asıllı İranlı işadamı Reza Zarrab, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ve Levent Balkan, Reza Zarrab’ın kardeşi Muhammed Zarrab ile 29 yaşındaki İran vatandaşı Kamelya Cemşidi ve Mellat Excange’in üst düzey yöneticisi olan 65 yaşındaki İran vatandaşı Hüseyin Necefzade de iddianamede sanık sıfatıyla yer alıyor. 9 sanığa yönelik suçlamalar 2010 yılından 2015 yılına kadar olan dönemi kapsıyor.

Sanıklar, Türkiye, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki şirketleri aracılığıyla yaptıkları işlemlerle ABD’ye karşı dolandırıcılık, Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı ihlal, Bankacılık sistemine karşı dolandırıcılık ve para aklama iddialarıyla suçlanıyor.

ABD’li savcı: Zafer Çağlayan on milyonlarca dolar rüşvet aldı

Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından Preet Bharara yerine göreve getirilen Savcı Joon H. Kim tarafından hazırlanan iddianamede “Abi” kod adıyla da anılan Zafer Çağlayan için “Nakit ve mücevherat şeklinde on milyonlarca dolar rüşvet aldı” iddiasına yer veriliyor.

Zarrab’tan Ahmedinejad’a mektup

Savcı Kim, ek iddianamede ABD’de 1,5 yıldır tutuklu bulunan Reza Zarrab’ın 2011 yılında, dönemin İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a bir mektup yazarak şu ifadeleri kullandığını öne sürdü:

“Ekonomik cihat yılında , yüce  Allah’ın izniyle, döviz alım satımı ve nakit taşımacılığındaki 50 yıllık tecrübesiyle, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Rusya ve Azerbaycan’daki şubeleriyle sevgili anavatanımıza hizmet etmeye hazırız.”

Savcı: Süleyman Aslan gizledi

İddianamede, 20 Aralık 2013’te tutuklandıktan sonra 17 Şubat 2014’te serbest bırakılan eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’la ilgili olarak “Fesat karıştırıldığını gizlemesi karşılığında on milyonlarca dolar rüşvet aldı” ifadeleri yer aldı.

“ABD’li bakanlık yetkilileri sordu, Halkbank yetkilisi reddetti”

Savcı Kim, 28 Mart 2017’den bu yana ABD’de tutuklu bulunan eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’yla ilgili olarak “10 Ekim 2014’te ABD Maliye Bakanlığı yetkilileriyle bir araya geldiği toplantıda Amerikan ambargolarını delmek adına bilerek Reza Zarrab ve kendisine bağlı şirketlerle işlem yapıp yapmadıkları sorulduğunda bu iddiaları reddetti” dedi.

Muhammed Zarrab’ın para trafiği

İddianamede, Reza Zarrab’ın kardeşi Muhammed Zarrab’a yönelik suçlamalar da yer alıyor. Buna göre, 2013’te yapılan 17/25 Aralık operasyonlarının ardından Reza  Zarrab’a ait şirketlerin havale trafiğini kardeşi Muhammed Zarrab yürütüyor.

Buna göre, Muhammed Zarrab 2015 yılında kendi döviz şirketi aracılığıyla Tahran merkezli Mahan Havayolları’na iletilmek üzere Birleşik Arap Emirlikleri’nden milyonlarca dolar ve Euro havale aldı.

Duruşma 25 Eylül’de 

Öte yandan, Reza Zarrab’la birlikte New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde yargılanan Mehmet Hakan Atilla dün yeniden hakim karşısına çıktı.

Duruşmada, Atilla’nın suçsuz olduğu gerekçesiyle hakkındaki davanın düşürülme talebi ve dosyasının Zarrab davasından ayrılma isteği görüşüldü. Atilla’nın avukatı Cathy Fleming, müvekkilinin suçsuz olduğunu öne sürerek hakkında hazırlanan iddianamede yer alan suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Savcılık ise Atilla ile ilgili iddianamede yer alan suçlamaların işlendiğinin açık olduğunu savundu.

Savcılık, İranlı ve Türk yetkililerin Zarrab tarafından kurulan suç ağının parçası olduklarını iddia etti. Yetkililerin aldıkları rüşvet karşılığında mevkilerini kullanarak suç ağının işlerini kolaylaştırıp koruduğu öne sürüldü.

Hâkim: Davanın seyri değişti

Dün açıklanan ek iddianameyle adı Zarrab davasına sanık olarak eklenen eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve diğer yeni isimlerle ilgili suçlamalar duruşmada da gündemine geldi. Hâkim Richard Berman davanın seyrinin eklenen yeni iddianameyle değiştiğini belirtti. Berman, ek iddianamede Halkbank’ın kurumsal olarak adının öne çıktığını söyledi. Hâkim, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla’nın aleyhine kara para aklamak, bankacılık sahtekarlığı, ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoları delmek gibi çok kuvvetli iddialar olduğunu ifade etti.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Adalet Bakanı’ndan ABD’ye Zafer Çağlayan tepkisi: Türk devletini ele geçirmeye çalışan FETÖ mensupları…

“FETÖ mensuplarınca kullanılıp atılan sakızı çiğnemek hukuk açısından çok büyük bir skandaldır”

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan‘ın ABD’de tutuklu yargılanan Reza Zarrab davasına dahil edilmesiyle ilgili,”Bu iddialar aslında Türkiye’de Türk Devleti’ni ele geçirmeye çalışan FETÖ terör örgütü mensuplarınca kullanılmış, atılmış bir sakızdır. Bu sakızı alıp çiğnemeye çalışmak gerçekten hukuk devleti bakımından, hukuk açısından çok büyük bir skandaldır” ifadelerini kullandı.

Abdülhamit Gül, Hukukçular Derneği tarafından düzenlenen “Adli Yıl Açılış Programı”na katılmak üzere geldiği Haliç Kongre Merkezi’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Eski Bakan Zafer Çağlayan’a ABD’de dava açılmasına ilişkin soru üzerine Bakan Gül, “Türkiye’de eski bakanlık yapmış arkadaşımız ve ilgililerle ilgili, vatandaşlarımızla ilgili yapılan bu iddianamelerin hukuki bir tarafı bulunmamaktadır. Bu iddialar aslında Türkiye’de, Türk devletini ele geçirmeye çalışan FETÖ terör örgütü mensuplarınca kullanılmış atılmış bir sakızdır. Bu sakızı alıp çiğnemek hukuk açısından çok büyük bir skandaldır. Ben bunun Amerika Birleşik Devletinin hukuk sisteminin itibarına gölge düşüreceğine inanıyorum.” dedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Bu işte bir tuhaflık var: Altın ithalatı yüzde 1400 arttı, ihracat 96.4 tonu buldu!

“Bakanlık açıklama yapmalı”

Türkiye altın ithalatının üçte birini, ihracatının beşte dördünü tek başına Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptı. “Ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor” diyen ekonomistlere göre ‘bu işte bir tuhaflık var.’ Türkiye’nin altın ithalatı Temmuz ayında 62.8 ton ile aylık bazda tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası altın ithalat verilerine göre önceki yıl aynı dönemde 4.4 ton olan altın ithalatı, geçen ay yaklaşık yüzde 1400 arttı. Ocak-Temmuz döneminde ise altın ithalatı, geçen yılın ilk 7 ayına göre 8 kat artışla 237.6 tona fırladı. İlk 7 aylık bu rakam, şimdiden 2016’nın tamamında yapılan 106.2 tonluk ithalatı geride bıraktı. Türkiye’nin altın ihracatı ise ilk 6 ay sonunda, 96.4 tonu buldu.

Cumhuriyet’te Gamze Bal imzasıyla yayımlanan haber aynen şöyle:

Altın ihracatının yüzde 87’sinin ise tek başına Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yapılması soru işaretlerini de beraberinde getirdi. BAE’nin Türkiye’nin ilk 6 aylık altın ithalarındaki payı ise yüzde 36’yı geçti.

Altın aldık, altın sattık!

İşin ilginç yanı ise ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor ancak Türkiye’nin altın ithalatında da ihracatında da adres BAE’ye çıkıyor. Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’nin BAE’e en çok sattığı ürün, (işlenmemiş) altın. BAE’den en çok aldığı ürün de yine açık ara (işlenmemiş) altın. Bu yılın ilk yarısında Türkiye BAE’ye 3.4 milyar dolarlık altın satarken, BAE’den 2.9 milyar dolarlık altın aldı. Yaşanan bu durum, Türkiye ile İran arasında 2013 yılında patlak veren “altın” ticaretini akla getirdi. Hatırlanacağı üzere İran, Türkiye ve Dubai (BAE) üzerinden altın ile ticaret yapılarak ambargonun delinmesi, İranlı işadamı Rıza Zarraf ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’de tutuklanmasına kadar giden sürecin fitilini ateşlemişti. Söz konusu dönemde Türkiye’nin altın ithalatı İran ile rekor kırmıştı.

‘Normal değil’

Dört yıl aradan sonra 2017 yılında Türkiye’nin BAE ile artan altın ticareti, ekonomistleri, “Arkasında normal olmayan unsurlar var” düşüncesinde birleştirdi. Durumun ekonomi mantığıyla açıklanamayacağını ifade eden iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, İran’a geçmiş yıllarda uygulanan ambargoya benzer bir durumun yaşanabileceğine dikkat çekerken; BAE ile olan altın ticaretini, “Bu sonuçlar ve rekor, normal değil” diyerek değerlendirdi. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise ithalattaki artışın iç taleple açıklanamayacağı görüşünde.

‘Bakanlık açıklama yapmalı’

Temmuz 2017’deki aylık bazlı altın ithalatının 2016’da gerçekleşen toplam altın ithalatına eşit olduğuna dikket çeken Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “Bu ithalat, Türkiye’nin altın talebiyle açıklanamaz” dedi. Kozanoğlu, “Türkiye’deki düğünler, yurttaşın altına olan talebi ya da herhangi başka bir ekonomik durum bu ithalatı açıklayabilecek seviyede değil. Ciddi olarak makro ekonomiyi etkileyecek bir durumdan bahsediyoruz. Maliye Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı bir an önce bu duruma açıklık getirmeli” diye konuştu. Kozanoğlu, “BAE’ye dayalı olarak bu rakamlardan bahsetmemiz ‘bu ithalatın arkasında ne var’ sorusunu akla getiriyor” dedi. Altın ithalatının gelecek ayın ödemeler dengesini de ciddi etkileyeceğine değinen Kozanoğlu, şunları söyledi: “Öteden beri cari işlemler açığı veren bir ülkeyiz. Altın da devreye girince içinden çıkılmaz bir hal oluyor. Bir ayda böyle büyük bir sıçramanın gerçekleşmesi, döviz sorunu yaşayan bir ülke olarak Türkiye için risk.”

Kaynakhttp://t24.com.tr/

ABD’de tutuklu bulunan Halkbank Genel Müdür yardımcısı ve Zarrab’ın davalarının birleştirilmesi istendi

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla 27 Mart’ta New York’ta gözaltına alınmıştı.

ABD’de tutuklu bulunan Halkbank Genel Müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ve Reza Zarrab‘ın davalarının birleştirilmesi talep edildi.

CNN Türk’te yer alan habere göre, New York JFK Havalimanı’ndan Türkiye’ye dönerken 27 Mart tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ile New York’ta bir yıldır tutuklu olarak yargılanan İran asıllı işadamı Reza Zarrab’ın davaları birleştirilmesi için mahkemeye dilekçe verildi. 

Ne olmuştu?

ABD, Zarrab’ın söz konusu işlemler için Halkbank’ın üst düzey yöneticilerine ve bazı hükümet görevlilerine milyonlarca dolar rüşfet verdiğine dair kanıtları bulunduğunu açıklamıştı.

22 Mart 2016’dan beri tutuklu olan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab, hem Türkiye’de hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yönettiği şirketler ağıyla İran yaptırımlarının etrafından dolaşmakla suçlanıyor.

Zarrab’ın yaptırımları ihlal etmek için kullandığı şirketlerden birisinin ise Türkiye’de faaliyet gösteren Royal Holding AŞ olduğu iddia ediliyor.

ABD’li savcılar, Zarrab ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan iki kişinin 2010 – 2015 döneminde aralarında Bank Mellat’ın da bulunduğu büyük İranlı şirketlere finansman sağladığını söylüyor.

Türkiye’de kısa süreli gözaltı

Türkiye’deki 17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında da sanık olarak kısa bir süre gözaltına alınan Zarrab daha sonra serbest bırakılmış ve hakkındaki suçlamalar da düşürülmüştü. Dava dosyasında Zarrab, o dönem bakanlık yapan isimlere rüşvet vermekle suçlanıyordu.

O dönemde Türkiye’nin altın ihracatı karşılığı İran’dan doğalgaz alımını yürüten isim olduğu ileri sürülen Reza Zarrab, serbest bırakıldıktan sonra kendisine yöneltilen suçlamalara tepki göstermişti.

Zarrab, 2014’te A Haber televizyon kanalına verdiği bir röportajda “25 milyar TL’lik ihrtacat yapmışım, cari açığın yüzde 15’ini tek başıma kapatmışım. Takdir sizin” demişti.

Zarrab davasının savcısı görevden alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden almıştı.

Preet Bharara Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı sonsuza dek profesyonel yaşamımın en büyük onuru olacak” demişti.

48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı.

Bharara, yüksek profilli kişileri soruşturmasıyla ve açtığı yolsuzluk dosyalarıyla biliniyor.

Mehmet Hakan Atilla kimdir?

1970 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına 1995 yılında T. Halk Bankası A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bankacılık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman olarak görev aldıktan sonra Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 22.06.2007-11.11.2011 tarihleri arasında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yapan Atilla, 11.11.2011 tarihinden itibaren Uluslararası Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Zarrab, Trump’ın danışmanını ‘avukat’ yaparak, Erdoğan’la görüşmeye göndermişti ama…

İran’a yönelik Amerikan yaptırımlarını delmek ve Banka dolandırmak suçlamasıyla ABD’de tutuklu yargılanan Reza Zarrab’ın, ABD Başkanı Donald Trump’ın en yakından danışmanlarından birini, New York eski Belediye Başkanı Rudolp Giuliani’yi devreye sokma çabasına, mahkeme hakimi Richard Berman el koydu.

Berman, geçen ay Türkiye’ye giderek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Zarrab davasını görüşen Giuliani ve ABD eski Adalet Bakanları’ndan Michael Mukasey’in, Zarrab’ın savunma ekibine dahil olmaları konusunda ikna olmadı. Bu konunun tartışılması için 24 Nisan’a duruşma koyan Hakim Berman, yayınladığı gerekçeli kararında da “yargılamanın doğru şekilde yapılması bu mahkemenin görevidir” dedi.

Hakim’in bu çıkışı yapması, Zarrab’ın New York eski Belediye Başkanı da olan ve ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’a yakınlığı ile bilinen Giuliani ve eski Adalet Bakanı Mukasey aracılığıyla, “mahkemenin ardından dolaşma çabasına ket vurma” olarak yorumlandı.

“ZARRAB’IN AVUKATLARININ ÜCRETİNİ KENDİSİNDEN BAŞKA ÖDEYEN VAR MI?”

Savcılık daha önce, Giuliani ve Mukasey’in bağlı olduğu hukuk firmalarının aynı zamanda Zarrab’ın dolandırdığı idddia edilen bankaların da avukatlığını üstlenmiş olmalarının mahkemede “çıkar çatışması yaratabileceğine” işaret etmişti.

Yine benzer şekilde, Giuliani’ni bağlı bulunduğu firmanın, Türkiye Cumhuriyeti ile resmi danışmanlık/lobicilik anlaşması olmasının da, yine çıkar çatışmasına neden olabileceği ifade edilmişti.

Hakim Berman, 24 Nisan’daki duruşmada, tarafların sunumlarıyla birlikte,  tüm bu soruların yanıtlarının aranacağına gerekçeli kararında yer verdi.

Berman Zarrab’ın avukatlarının iddia edilen bu çıkar çatışmalarına açıklık getirmeleri için de bir dizi belge ve bilgiyi 24 Nisan duruşmasından önce mahkemeye iletmelerini de istedi. Berman’ın, Zarrab’ın avukatlarından istediği belge ve bilgilerden öne çıkanlar şöyle;

– Giuliani ve Mukasey ile Zarrab arasındaki avukatlık sözleşmelerinin metni.
– Giuliani ve Mukasey’in Zarrab davası sürecinde oynayacakları rolün tam tanımı.
– Giuliani ve Mukasey’in firmalarının, Zarrab iddianamesinde dolandırıldıkları iddia edilen bankalarla olan ilişkilerinin detayları
– Giuliani’nin bağlı olduğu firmanın, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile yaptığı danışmanlık/lobi anlaşmasının içeriği ve detayları
– Avukatların ücretlerinin bizzat Zarrab tarafından mı ödeneceği, yoksa başka tarafların mı bu ücretleri üstlendiğine ilişkin bilgi. Eğer ücretler başkaları tarafından ödeniyorsa, ödeyenlerin kim olduklarının detayları.

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/

ABD’li analist Rubin: Sarraf yargılanırsa, Erdoğan’ın sakladığı paranın yeri ortaya çıkar

15 Temmuz’dan önce Türkiye’de darbe olacağını öne süren ABD’li analist Michael Rubin, ABD’de ‘kara para aklama’ suçlamasıyla yargılanan 17 Aralık soruşturmasının kilit ismi Rıza Sarraf’ın yargılanması durumunda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sakladığı nakit paranın yerinin ortaya çıkacağını savundu.

ANF’den Amed Dicle’ye konuşan Rubin, Erdoğan ve ailesine ait Avrupa ve Rusya’da açılmış çok sayıda banka hesabı bulunduğunu öne sürerek, “Erdoğan’ın yolsuzluğu herkes tarafından bilinen bir durum. Bu ülkelerin istihbarat ajansları muhtemelen kendisinin nakit paraları nerede sakladığını biliyorlar” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bunu bildiğini savunan Rubin, “Erdoğan’ın Sarraf konusunda bu kadar kızgın olmasının nedeni yargının elinde olan bu bilgilerin yargılanma durumunda ortaya çıkacağıdır” diye konuştu.

Rubin, Diken’den Tunca Öğreten’e verdiği söyleşide de şu ifadeleri kullanmıştı: “ABD’deki yargı bağımsızlığına anlam veremeyen Erdoğan’ı büyük bir korkunun sardığı aşikar. Bu yüzden davayla ilgilenen medyayı susturmaya çalışıyor ya zaten.”

Sarraf’ı sormuştu

Erdoğan, Fethullah Gülen’in iadesinde umduğunu bulamadığı ABD’yi 17 Aralık operasyonunun kilit ismi Rıza Sarraf’ın tutukluluğu üzerinden eleştirmişti.

ABD temaslarının ardından yurda dönerken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’a Sarraf’ın durumunu sorduğunu söylemiş, şunları aktarmıştı: ‘Bu kişi (Reza Zarrab) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Eşi ve çocuğu ile birlikte ABD’ye giriş yaptığı anda kendisi tutuklandı, eşi ve çocuğu da hemen Türkiye’ye gönderildi. Bu tutuklama hangi kurala göre yapıldı?’ diye sordum. Neticede bizim vatandaşımız olduğu için, hukukunu aramak zorundayız. Kaldı ki gerek adalet gerek ekonomi bakanlığımızın yaptıkları çalışmalara göre, bu kişinin bir suçu da bulunmuyor. İran da aynı şeyi söylüyor. Ancak buna rağmen bu kişi altı aydır ABD’de tutuklu durumda.”

‘Hayır işleri’ni vurgulamıştı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’teki bir grup toplantısında Erdoğan ve Sarraf’ın birlikte göründüğü bu kareyi göstermişti.

Sarraf’ın 17 Aralık’ta başlatılan operasyon sonucunda hapiste bulunduğu günlerde Erdoğan, kendisini hayır işlerinden tanıdığını söylemişti.

Erdoğan şöyle konuşmuştu: “Ülkeye katkısının olduğunu biliyorum. Altın ihracatı yapan bir zat. Hayır işlerine girdiğini biliyorum.”

Erdoğan bununla da kalmamış, Sarraf, 28 Şubat 2014’te ‘konumu gereği’ tutuksuz yargılanmak üzere salıverilince bu kez de, “Adalet yerini buldu” demişti.

Sarraf, 21 Mart 2016’dan bu yana tutuklu

Dava hakkında hazırlanan iddianamede Sarraf ve işbirlikçilerinin, 2010-2015 arasında İran hükümeti ve diğer İran kurumları adına yaptırımları delerek, Amerikan finans sistemi aracılığıyla yüz binlerce dolar değerinde işlem gerçekleştirdiği öne sürülüyor.

19 Mart 2016’da ABD’deki Miami Havalimanı’nda gözaltına alınan Sarraf, 21 Mart’ta çıkarıldığı mahkemede tutuklanmıştı. Sarraf hakkında 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Sarraf’ın bir sonraki duruşması 21 Ağustos’ta görülecek.

Sarraf ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla dün ABD’de tutuklanmıştı.

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Davanın olası sonuçları Türkiye için Zarrab’dan daha kötü!

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın ABD’de gözaltına alınmasının Türkiye’ye olası sonuçları, Reza Zarrab davasından çok daha vahim olabilir.

Atilla’nın ABD’de “İran yaptırımlarını delmek” ve “ABD Bankalarını dolandırmak” suçlamalarından toplamda 50 yıl hapisle yargılanacağı açıklandı. Bu durumun, özelde Halkbank, genelde ise Halkbank’ın geçen ay dahil edildiği Varlık Fonu ve Türkiye’nin bankacılık sistemine etkileri olması sözkonusu.

İlk etapta akla gelen etkiler şunlar olabilir;

1- ZARRAB İŞADAMIYDI- ATİLLA DEVLET GÖREVLİSİ

Reza Zarrab, hem Türk, hem de İran vatandaşlığı taşıyan bir işadamıydı. Oysa Hakan Atilla, hükümet kontrolündeki bir devlet bankasında üst düzey yönetici olarak görev yapıyor.

2- HALKBANK’IN ADI DA DAVAYA KARIŞTI; BANKAYA YAPTIRIM OLASILIĞI ORTAYA ÇIKTI

Atilla’nın gözaltına alınmasına ilişkin, New York Güney Bölge Federal Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, kendisinin isnat edilen suçları “Halkbank Genel Müdür Yardımcısı sıfatıyla” işlediğine özel vurgu yapıldı. Bu durumda, Halkbank’a yönelik olası yaptırımların da önü açılmış oldu. Ayrıca sadece bankanın adının böylesine büyük bir davada geçmiş olması bile, sadece Halkbank’ı değil, tüm Türk bankacılık sistemini etkilemeye aday.

3- HALKBANK VARLIK FONU’NDA! DOLAYISIYLA VARLIK FONU’NUN DEĞERİ DE TARTIŞMA KONUSU HALİNE GELDİ

Halkbank, AKP hükümeti tarafından kurulan Varlık Fonu’na devredilmişti. Halkbank adının böylesine ses getiren, uluslararası bir davayla anılması, Varlık Fonu’nun değerini de etkileyebilecek kadar büyük bir unsur olarak görülebilir.

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/

Sayfa1 → 212