CHP kurultaya gidiyor

CHP’de Olağanüstü Kurultay’ın 26 Şubat Pazar günü toplanacağı bildirildi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap, yazılı açıklamasında, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Olağünüstü Kurultay’ı 26 Şubat Pazar günü toplantıya çağırdığını açıkladı. 

Matkap açıklamasında, kurultayın pazar günü Atatürk Spor Salonu’nda saat 10.00′da toplanacağını belirtti.

“Herkes dilediğini söyleyebilir”

Bu arada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tüzük kurultayında genel başkanlık için muhaliflerin de talepte bulunmasını değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu, “Herkes özgürce dilediğini söyleyebilir” dedi.

CHP lideri, dün akşam Ankara Palas’ta Sosyal Demokrasi Derneği tarafından düzenlenen ”dostluk ve dayanışma” yemeği öncesinde gazetecilerin sorularını cevapladı.

Bir gazetecinin, “Tüzük kurultayında genel başkanlık için muhaliflerden ses geliyor, Genel başkanlık talep ediyorlar, bunun için ne diyorsunuz” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Herkes özgürce dilediğini söyleyebilir” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, başka bir soru üzerine, muhaliflerin talebine olumlu baktıklarını söyledi.

Kaynak : CNN TÜRK

Perihan Mağden’e Erdoğan şoku

Erdoğan’dan bir şok da Perihan Mağden’e! Sivri dilli yazılarıyla bilinen Mağden’in ‘Yok artık Başbakan‘ yazısı davalık oldu.

Başbakan Erdoğan’ın Taraf’ın tepe ismi Ahmet Altan dışında dava açtığı bir diğer Taraf yazarı da Perihan Mağden oldu. Sivri dilli yazılarıyla bilinen Mağden’in ‘Yok artık Başbakan’ yazısı dava konusu olurken Taraf yazarının nazıl bir yanıt vereceği merak konusu… 

İşte Perihan Mağden’i Başbakan’la davalık hale getiren yazının tamamı:

Yıllar yıllar önceydi: Konservatuardan yeni mezun olmuştum. Dokuz-on yaşlarındaydım.

Deniz Gezmiş’le avluda misket oynardım. Bülent Ersoy isminde çıtı pıtı bir kızoğlan büyükdedeme baby-sitting’e gelirdi.

O zamanlar üç mecidiyeye Mecidiyeköy’de beş han alınırdı. Ama ben Kıbrıs’ta kumar oynamayı tercih ederdim.

Harbiden: Sayın Okur, bir yazım yüzünden başbakana (ve eşine) hakaretten ON BİN LİRA tazminata mahkûm edildim.

“Bu parayı kendi cebimden öderim. Başbakana kapak olsun,” yazdım.

Aydın Doğan ödedi. Yani gazete ödedi.

Ama Radikal’de yazdığım onca yıl boyunca yüzlerce kez mahkemeye verilmiş, bir dolu tazminat ödemeye mahkûm edilmiş–

Şunu da söylemezsem ukte(si) kalır içimde: NE tazminatlarınız için üzerler sizi, ne de maaşınızı bir saniye geciktirirler. Çalışanlarına Doğan Medya’nın yalnız ve yalnızca inanılmaz şerefli (olması gerektiği gibi) davrandığını da geçmişe ışınlanırken BAŞBAKANA HAKARET yazım yüzünden; belirteyim.

O yazımda (şimdi hatırlamadığım) muhtelif şeyler söyledim Başbakana. Fizikî kimi özelliklerini de tasvir ettim.

Bu özelliklerden biri kafasının arkasının dümdüz olmasıydı.

Hani Amerikalı bebeklerin yumurta gibi olur kafasının arkası. Zira yüzükoyun uyumayı tercih eder bebekler ve öyle uyutulurlar.

Benim kafamın arkası da aynen Başbakanınki gibi dümdüz. Zira bebeğiyle kafayı bozmuş anneler yüzükoyun uyutmazlar bebeklerini. Sinirleri dayanmaz.

Ben de kızımı bir türlü yüzükoyun uyutmadım. “Varsın kafasının şekli süper olmasın. Yeter ki uykuda başına bir şey gelmesin!” oldum.

Benim babam yüzde yüz Gürcü. O yüzden de yüzde elli (tam) Gürcü’yüm. Gürcülüğün yalnızca ırksal bir özellikten öte, bir nevî şiddetli gelgitli haletiruhiyeye de tekabül ettiği görüşündeyim.

Zira öfkelendiğim zaman geri dönüşsüz ve kapkara bir öfkeye yenik düşüyorum.

Nedamet getiriyor muyum?

Hayır, getirmiyorum.

Haklılığıma o kadar güveniyorum ki, orantısız güç kullanmış da olsam (zira benim çenemi ya da kalemimi açmam demek karşımdakinin (ruhen) parçalara ayrılması demek) pişmanlık duymuyorum.

Bence için için kara öfkemden memnunum. Ve hakikaten: öfke baldan tatlıdır.

Aynı zamanda bir iptila öfkeye kapılma halleri. Bağımlılığın tadı da karışıyor öfkeli insanın göz kararması anlarına.

Birileri tarafından haksızlığa uğratıldığımı düşünüyorsam–

Tut tutabilirsen!

“Ona DA cevap vermezsin; değil mi” diye sorarlar bazen arkadaşlarım.

Yani o kişiye DAHİ cevap şaklatmaya tenezzül etmeyeceğimi, ümit etmek isterler.

Oysa o kişi benim sinirlerimle oynamışsa, kim olduğunun (isterse denyoların/ düşüklerin önde gideni olsun) zerre kadar önemi kalmayabilir.

Zira, ok yaydan fırlamıştır. Oku yayından habire fırlatmak da (ister Genelkurmay’a, ister Medyanın Deccali’ne) bir bağımlılık esasında.

Hem bal gibi öfkenden nasipleniyorsun, hem de okçuluğunun tadına varıyorsun.

Benim Başbakanın ruhu kadar anladığım bir ruh yok aslında.

Ve rahatsızlık duyduğum.

Ve hoşlanmadığım.

Ve gözümü dahi değdirmek istemediğim.

Başbakan bindi bir ultra-güç alâmetine, son sürat gidiyor–

Endişeleniyorum lan ben Başbakanın bu kadar karlanmasından.

Hasta olduğunda, ameliyat geçirdiğinde korkmadık mı cümleten?

Korktuk.

Şimdi “Establishment” tarafından mandepsiye getirilen, gözünü Başkanlık Sevdası bürümüş, tüm rasyonalite gemilerini yakmış bir Başbakan da korkutucu harbiden.

Noluyoruz yani? Seçim kürsüsünden Allah’ın denyolarına/ namertlerine saydırdı. Sanki çok lâzımdı!

Şimdi tamamen freninden boşalmış: çok düzgün bir gazeteci olduğuna inandığım Baransu’ya saydırıyor. Taraf’a giydiriyor.

İki topuk selamına sattı satıyor hakikatle olan hassas bağını.

Bu askerî ve sivil bürokrasi, bu çakaloğlu kurtlar adamı suya götürüp susuz getirirler.

Sınır köylüsü gençlerini parça parça ettirir, sonra da izan ve mantıktan elinde avucunda ne kalmışsa Pinokyo gibi ağacın altına gömdürtüp “SANA NE LAN?” diye dellendirtirler.

Pinokyo’yu rezil-i rüsva eden Tilki’nin yerine Sivil’i, Kedi’nin yerine Askerî’yi koy. Bunlar kaçın tilkisi, kedisi. Adama (Pinok Başbakana) mantosunu da sattırırlar, kitaplarını da.

Sonra da Eşekler Adası’na anca yollarlar valla.

Başbakan bizim Hakiki Demokrasi’ye geçme ihtimalimizdi. Milyonda bir ihtimalimizdi. Ama milyonda bir bile; hiç yoktan iyidir.

Şimdi Başbakan o azıcık, o düşük mü düşük, o içler acısı ihtimali sıfırlamakla meşgul. Eksilemekle bozdu yüzde elli oy aldığından beri.

İki fotoğraf demokrasisine: iki topuk şaklatmaya resmî merasimlerde–

Olur mu ya; bu kadar da dolmuşa binilir mi?

Onların dolmuşuyla Çankaya’ya, Başkanlık makamına gidilir mi?

İçimde en sevmediğim/ istemediğim/ korktuğum yanların Başbakanı bu işte.

Ben daha fazla bir şey demeyeyim.

Medyanın Deccalleri, Ergenekon Süprüntüleri atılıp atılıp dediler zaten.

Başbakanı alkışlamaya, okkalamaya, göklere çıkarmaya doyamıyorlar. Son saydırmaları üstüne.

Deccallerin, Süprüntülerin, Denyoların tebrikleri/ şakşakları/ topuk selamları Başbakana kapak olsun.

Üstünde PİNOKYO yazsın.

ARABA SEVDASI yazsın.

KARAMANIN KOYUNU yazsın.

Hangi başlığı münasip görüyorsa o yazsın.

Kaynak : Muhalif Gazete

“Bizi tanımayan hükümetin meşruiyeti yoktur”

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Bizi tanımayan, tam tersine tüm dünyaya terörist olarak ilan eden bir hükümetin bizim nezdinde nasıl bir meşruiyeti olabilir? Hükümet zaten bizi tanımıyordu. Biz de hükümetin meşruiyetini kabul etmiyoruz” dedi. 

Cumhuriyet- DTK 6. Olağan Genel Kurulu, BDP Diyarbakır İl binasındaki Vedat Aydın Konferans Salonu’nda dün başladı. Genel Kurula, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DTK Eş Başkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk ile delegeler katıldı. Açılış konuşmasını yapan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, “Artık 20 milyon Kürdün mevcut Türk devletinin politikalarıyla yönetilemeyeceğinin anlaşılması gerektiğini belirtmek istiyoruz. Silahlarla, zindanlarla bu halkı susturamazsınız artık. Bu halk 90’lı yıllarda faili meçhul cinayetlerin işlendiği süreçte boyun eğmedi, direnişinden vazgeçmedi. Bu süreç karşısında da boyun eğmeyecektir” diye konuştu.

DTK toplantısı basına kapalı devam ederken, BDP Genel başkanı Selahattin Demirtaş, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bu aşamada ana dilde eğitimin söz konusu olmadığına dair sözlerinin anımsatılması üzerine Demirtaş, “Meclis kürsüsünden, ‘Biz Kürtler’in eğitim, dil hakkını, bütün haklarını tanıyacağız’ deyip gelip Kürtler’in en yoğun yaşadığı ilde ’Kürtler’in ana dili ile ilgili bir projeye sahip değiliz’ demesi ne kadar tutarsız olduklarının ve günübirlik halkı kandırmanın en bariz göstergesidir. Kendisi, hükümet sözcüsü gitsin örneğin Yozgat’ta ‘Biz Türkler’in ana dilde eğitim yapmalarını doğru bulmuyoruz’ desin bakalım. Onları dedikten sonra burada da ‘Biz Kürtler’in ana dilde eğitim yapmalarını doğru bulmuyoruz’ desin. O zaman anlamlı olur” dedi.

Efendi- köle ilişkisini kabul etmiyoruz 

Arınç’ın BDP’nin kendilerini tanımaması durumunda kendilerinin de BDP’yi tanımayacakları sözlerinin anımsatılması üzerine ise Demirtaş, “Hükümet bize baskı uyguladığı, bu şekilde kriminalize edip bize terörist muamelesi yaptığı müddetçe, biz bu hükümetin meşruiyetini tanımayacağız. 3 milyona yakın oy almışız. Bu iradeyi tanımıyor, tutukluyor, içeri atıyor. Hükümet, taleplere sürekli hakaret, tehditler yağdırıyor” diye konuştu.

Kaynak : Mahmut Oral – Cumhuriyet Haber Portalı

Türköne: Darbeciyi yağlı kazığa oturtalım

Prof. Dr. Mümtazer Türköne

Darbeciler için idam cezasının geri getirilmesini isteyen Prof. Dr. Mümtazer Türköne, “Onların idam yerine eskiden olduğu gibi ‘yağlı kazıklara oturtularak’ cezalandırılması taraftarıyım” dedi.

ANTALYA – Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine atanan ve tepkiler nedeniyle istifa eden gazeteci-yazar ve siyaset bilimci Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne, Kumluca Belediyesi tarafından düzenlenen panele katıldı. 

Türkiye’deki askeri darbeleri anlatan Türköne, darbelerin tam anlamıyla bir silahlı gasp eylemi olduğunu söyledi.

12 Eylül ile ilgili yargı yolunun açıldığını belirten Türköne, sonraki nesillerin bu tür olaylarla karşılaşmaması amacıyla kendisinin de bu davaya müdahil olduğunu kaydetti.

Silahın üstünlüğünün Türkiye’ye çok şey kaybettirdiğine dikkati çeken Türköne, “Biz bu ülkede silah gölgesinde değil, hukuk çerçevesinde yaşamak istiyoruz. Bu ülke öyle bir yere geldi ki, artık darbeciler tarafından yönetilebilecek bir ülke değil” dedi.

‘YAĞLI KAZIĞA OTURTALIM’

Darbe yapan veya yapmak isteyenler için idam cezasının geri getirilmesi gerektiğini savunan Türköne, “Darbeciler için idam cezası getirilsin istiyorum. Darbeciler de bunu bilerek darbe yapsınlar. Bana sorarsanız onların idam yerine eskiden olduğu gibi ’yağlı kazıklara oturtularak’ cezalandırılması taraftarıyım. Bizler, darbecileri cezalandıralım ki bir daha başkası darbe yapmaya yeltenmesin” diye konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bazı kesimlerin kendisine vatanı korumak için verilen silahı vatandaşa doğrultarak darbe yaptığını ya da darbeye teşebbüs ettiğini kaydeden Türköne, şunları söyledi:

“Bunların Kurtuluş Savaşı’nda cepheden kaçarak dağda eşkıyalık yapanlardan farkı yok. Ben de asker çocuğuyum. Annem de, babam da Türk. Yani anlayacağınız gibi ben bu açıklamaları yaparken bir etnik kaygı taşımıyorum. Amacım geçmişle hesaplaşmak değil. Sadece gelecek nesillere bizim yaşadığımız acıları yaşatmamak için üzerime düşen görevi yapmaya çalışıyorum. Yoksa intikam almak gibi bir amaç gütmemiz zaten mümkün değil.”

‘12 EYLÜL DAVASINA MÜDAHİL OLDUM’

12 Eylül iddianamesinin mahkeme tarafından kabul edildiğini hatırlatan Türköne, “12 Eylül davasına ben de müdahil oldum. Bir mağdur olarak, avukatım aracılığı ile davaya müdahil oldum. Mutlaka bu hesabın verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir daha darbe olmaması için bu davanın görüşülmesi ve hesabının verilmesi gerekiyor. Darbeyi gerçekleştiren Kenan Evren’in ve darbe hazırlığında olduğu iddia edilen Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un yargılanıyor olması bile Türkiye’de özgürlükler adına, demokrasi adına, hukuk hakimiyeti adına ileri bir gelişme olarak değerlendiriyorum” dedi.

Toplantıya Kumluca Kaymakamı Salih Işık, Belediye Başkanı Ak Parti’li Hüsamettin Çetinkaya, İlçe Emniyet Müdürü Nail Çetinkaya, CHP Kumluca İlçe Başkanı Dilek Engin, meclis üyeleri ve vatandaşlar da katıldı.

Kaynak : NTVMSNBC

Dolmabahçe için gizli oturum

Yaşar Büyükanıt’ın Dolmabahçe görüşmesiyle ilgili iddiaları nedeniyle Fikri Sağlar aleyhine açtığı davaya devam edildi. Filiz Büyükanıt’a ait harcamaların bulunduğu iddia edilen CD’nin izlendiği duruşma basına kapatıldı. Yargıç, tarafları CD’nin içeriğini açıklamamaları konusunda uyardı. 

Cumhuriyet Ankara- Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile Birgün gazetesi yazarı Fikri Sağlar arasında görülen davanın dünkü duruşmasında, Büyükanıt’ın eşi Filiz Büyükanıt’a ait olduğu iddia edilen harcamalarının bulunduğu CD izlendi. İzleme öncesinde hâkim gizlilik kararı alarak gazetecileri dışarı çıkardı.

Başbakan Tayyip Erdoğan ile dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt arasında 4 Mayıs 2007’de Dolmabahçe’de gerçekleşen görüşmeye ilişkin kamuoyunda çeşitli iddialar ortaya atılmıştı. Erdoğan, görüşmeye ilişkin “Bu benimle mezara gider. İnanıyorum ki Sayın Büyükanıt da böyle düşünüyor. Sayın Büyükanıt açıklamaya kalkarsa o zaman ben de yaptığımız görüşmeyle ilgili şeyleri açıklarım” demişti.

Fikri Sağlar ise bir yazısında “Büyükanıt’a Başbakan tarafından, Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan görüşmede Filiz Büyükanıt’ın yaptığı harcamaları gösteren bir dosya verildiği, dosyanın içeriğinin ürkütücü olduğu” şeklinde iddialar dile getirdi. Büyükanıt, Sağlar aleyhine tazminat davası açtı. Mahkeme, Sağlar’ı tazminata mahkûm etti. Ancak Yargıtay kararı bozdu. Yargıtay ayrıca “Hurşit Tolon’un evinden ele geçirilen belgelerde Filiz Büyükanıt’ın harcamalarıyla ilgili belgeler var” iddiasının da araştırılmasını istedi. Bozma kararından sonra Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Ergenekon davası kapsamında tutuklanan Tolon’nda çıkan belgelerin gönderilmesini istedi. İstanbul’dan gönderilen kayıtların içinde bulunduğu CD, dün mahkemede izlendi. Hâkim, gizlilik kararı alarak duruşmayı basın mensuplarına ve izleyecilere kapattı. Duruşma sırasında hâkim, söz konusu CD hakkında yayın yasağı bulunduğunu belirterek CD’nin içeriğine ilişkin üçüncü kişilere açıklama yapmaması konusunda tarafları uyardı. Mahkeme, CD’nin bilirkişiye verilmesine karar verdi.

Kaynak : Alican Uludağ – Cumhuriyet Haber Portalı

“Türkiye Amerikan üssü mü oluyor?”

CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na, ABD’nin, Türkiye’de üs kuracağı iddialarının doğru olup olmadığını sordu.

Ankara- CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, TBMM Başkanlığı’na, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. 

Wall Street Journal gazetesine konuşan Amerikalı askeri yetkililerin çeşitli iddialarda bulunduğuna işaret eden Özgündüz, şöyle dedi:

“Savunma bütçesinde kesintiye giden ABD’nin, uluslararası hegemonyasını kaybetmemek için özel timler ve insansız hava araçlarına dayanan bir strateji izleyeceği konuşulmaktadır. Bu kapsamda müttefik ülkelerinde özel timlerini barındıracak üsler kurulacağından söz edilmektedir. Gazeteye konuşan yetkililer, bu ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu kaydetmişlerdir. ABD Savunma Bakanlığı özel operasyon kuvvetleri üssünün, Türkiye’nin Irak sınırına yakın bir bölgeye kurmayı planladığını ve Türkiye’deki üssün, Yemen ve Somali gibi ülkeler üzerinde operasyonlar yürüten insansız uçaklar ve küçük timler ağını desteklemesini amaçladığını iddia etmektedirler.”

İddiaları Meclis’e taşıyan Özgündüz, “Bahsi geçen iddialar doğru mudur? ABD Savunma Bakanlığı’ndan, bahsi geçen iddiaları doğrulayacak herhangi bir talep gelmiş midir? Geldiyse ayrıntıları nelerdir?” sorularını yöneltti.

Kaynak : Cumhuriyet Haber Portalı

Ünal Aysal yanlış biliyormuş!

Galatasaray Başkanı Ünal Aysal’ın ”20 milyon Galatasaray taraftarı AK Parti’ye oy verdi” demesi sanal alemi karıştırdı. Ancak Aysal’ın yanıldığı ortaya çıktı. Konsensus’un yaptığı bir araştırmaya göre yüzde Ak Parti’ye 38,4 ile en fazla oy Fener taraftarından geldi.

Galatasaray Başkanı Ünal Aysal’ın, önceki gece 32. Gün programında söylediği “Galatasaray’ın 25 milyon taraftarının hemen hemen 20 milyonunun AK Parti’ye oy verdiğini tahmin ediyorum” sözleri düne damgasını vurdu. Özellikle sosyal medyada Aysal’ın verdiği rakam hem esprilerin hem de tepkilerin odağındaydı.

Türkiye’de taraftarların siyasi eğilimlerine dair en kapsamlı anketleri Konsensus Araştırma Şirketi yapıyor. Konsensus’un 2009 ve 2010 yıllarında Habertürk gazetesi için yaptığı iki farklı ankete bakıldığında, AK Parti’ye en fazla oy Fenerbahçe taraftarından çıktı. Buna karşın AK Parti içinde en fazla taraftarı olan kulüp ise Galatasaray.

Konsensus’un 2009 yılında yaptığı ‘Taraftar Eğilimi’ anketine göre, Cimbomlular içinde AK Parti’yi tercih edenlerin oranı fazla olmasına rağmen, aslında en fazla oy Fenerbahçe’den çıktı. İkinci sırada ise Trabzonlular yer alıyor. “Hangi partiye oy verdiniz?” sorusuna Galatasaraylılar’ın yüzde 32,7’si AK Parti yanıtı verdi. Yüzde 25’i CHP, yüzde 22,1’i ise MHP’yi tercih ettiğini belirtti. Aynı araştırmada AK Parti’yi en fazla tercih eden taraftar kitlesi Fenerbahçe’de. Fenerliler’in yüzde 38,4’ü oyunu AK Parti’den yana kullandığını beyan etti. Fener taraftarının yüzde 25,8’i CHP, yüzde 22,2’si MHP’ye mühür basmış. BDP’ye oy verenlerin oranı ise yüzde 5. Beşiktaş’ta da durum şöyle: Yüzde 31 AK Parti, yüzde 30 CHP, yüzde 20,8 MHP yüzde 3 BDP. Trabzonspor taraftarının yüzde 35,2’si AK Parti’ye oy verirken yüzde 13,5’i CHP, yüzde 7,3’ü MHP’yi tercih etti. Konsensus, 2010 yılında da bu kez partilerin taraftarlarına, hangi takımı tuttuklarını sordu. Bu araştırmadan çıkan sonuçlara bakılırsa en fazla Galatasaraylı taraftar AK Parti’de bulunuyor. AK Partililer’in yüzde 32,5’i Cimbom’u tutuyor.

‘GALATASARAY’DI AKSARAY OLDU’ 

Twitter’da Aysal’ın açıklamasından sonra mesajlar ardı ardına geldi. Bunlardan bazıları şöyle:

- Galatasaray’dı Aksaray oldu!

- Aysal, “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısı söylenirken rol çalan koristtir.

- AKP seçimlerde 21 milyon 442 bin oy aldı. Ünal Aysal, 20 milyon GS’linin AKP’ye oy verdiğini söylüyor. Bu hesap, Devlet Bahçeli’yi bile aşar.

- Alınan oy sayısı 21 milyon, bunların 20 milyonu GS’liymiş, Ünal Aysal Galatasaray Lisesi terk herhalde.

- Ünal Aysal’ın bu son açıklamasından sonra GS’ın aldığı her 5 şampiyonlukta formaya yıldız yerine ampul konulmasına karar verildi.

- Ünal Aysal açıkça yalan söylüyor, AKP’ye 19.999.999 kişi oy verdi. Sabri yanlış partiye basmış mührü.

- Aysal; Başbakanla ilgilendiğini borsaya bildirdi. Bonservis bedeli olarak 20 milyon Galatasaraylı gösterildi.

- “Fenerbahçe Türkiye’dir, Galatasaray AKP.

- 20 milyon oy olduğunu öğrenen E.Bayraktar, kupanın GS’a verilmesi için”ince ayarlı” çalışmalara başladı.

- Sadri Şener YSK’ya başvurarak 20 milyon GS’linin oylarının iptalini ve yerine kendi oylarının sayılmasını talep etti.

Kaynak : VATAN Gazetesi

Aydınlar: Çok yoruldum artık yeter

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, 58. maddeyle ilgili değişiklik önerisinin reddedilmesinin ardından görevden ayrılmayı düşündüğünü söyledi. Aydınlar, “Çok yoruldum ve yıprandım. Artık yeter” dedi.

TFF olağanüstü genel kurulunda yapılan oylama sonucunda, haklarında şike ve teşvik primi iddiası bulunan kulüplere uygulanması muhtemel yaptırımların, bir kereye mahsus olarak değiştirilmesi kabul edilmedi. Bu gelişmenin ardından gözler TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’a çevrildi. 

Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya’ya konuşan Aydınlar, 58′inci maddeyle ilgili tartışmaları, şike soruşturmasının geleceğini, Türk futbolunun içine düştüğü kaosu ve sonrasını çarpıcı ifadelerle değerlendirdi.

İşte Aydınlar’ın sorulara verdiği yanıtlar:

“Elbirliği yapmıyorlar”

- Tartışmalı kongrenin ardından ne düşünüyorsunuz, ne yapmak istiyorsunuz?

Büyük ihtimalle bırakıyorum. Ne yapacaklarsa yapsınlar. Dürüst değiller. Ben bundan böyle nasıl iş yapacağım? Her gün ortalığı geriyorlar. Bir yeri toparlıyorum, öbür taraftan kopartıyorlar. Benim zorum ne, bu işkenceyi sürdürmek için…

- Pes mi ediyorsunuz?

Hayır, ben pes etmem. Size daha önce de açıklamıştım, yazmıştınız. Ben ne yapmaya çalıştım, arkadaşlarımla birlikte, bütün spor camiasıyla, elbirliğiyle bu krizden çıkarmaya… Bakıyorum, elbirliği yapmıyorlar. Sürdürebilir miyim?

“Yeter, çok yıprandım”

- Nasıl bir strateji izleyeceksiniz, bırakıyor musunuz?

Allah’a şükür her şeyim var. Maddi manevi ihtiyacım yok. Ben bu mesaiyi başka bir iş için harcasam ayda 300-500 bin dolar maaş verirler. Yeter, yoruldum, çok yıprandım. Bırakmayı çok ciddi düşünüyorum.

- Umudunuzu mu yitirdiniz? Türk futbolunun geleceği ne olacak?

Buradan sonuç çıkacağına artık inanmıyorum, sanmıyorum. Bu sistem yıkılacak. Tekrar ediyorum, bu sistem yıkılacak. Türk futbolu böyle gidemez.

- Fenerbahçe yönetimine mi kızgınsınız, sizi bu noktaya onlar mı getirdi?

(Başkan burada isim isim değerlendirme yapıyor, dost sohbeti kapsamında) Fenerbahçelilik yapmıyorlar. Bunlar Aziz Yıldırımcılık yapıyorlar.

- Genel Kurul beklendiği gibi geçmedi mi, neden böyle oldu?

İyi niyetle gittik. Türk futbolunun bütününü düşündük. Minimum hasarla atlatmak istedik. Baktım genel kurul salonuna. Bizim yapmak istediğimizden hiç mutlu değiller. İnanamadım. O halde oylamadan vazgeçelim, dedim. Bir saatlik arayı bunun için verdirdim. Herkes düşünsün diye… Madem öyle, istemiyorlar, ‘bu düzenleme geçmesin’ ihtimalini herkesin gözünün içine soktum. Sonradan pişman olmasınlar diye.

“Dürüstlüğe sığmıyor”

- Bu düzenleme önerisi sizin miydi?

Hayır hayır. Kulüpler istedi. Biz de gittik UEFA’ya anlattık. Kabul ettiler. Mesele şu; içeride biz gerekli yaptırımları uygulayalım, Türkiye Avrupa’dan dışlanmasın.

- 58′in perde arkasında neler yaşandı?

58′i değiştirelim, tamam. UEFA da anlayışlı davrandı. Ancak soruşturma sürerken, yargılama bitmeden olmaz. Sonrasında zaten değişir. O halde ara formül olarak bir defalık puan silme gündeme geldi. Demokrasinin gereği genel kurula gitmekti, tamam. Ama ikili oynayanlar şov yaptılar. Biz bu formülleri gündeme getirdiğimizde göbek attılar, on takla attılar. Sonra dışarıya çıkıp delikanlılık yapıyorlar. Benim çıldırdığım, bu tutum. Dürüstlüğe sığmıyor. Nasıl güveneceğiz birbirimize?

“Hayal bile edemediler”

- Tatile çıkmamışsınız?

Hayır işte, İstanbul’dayım. Ama gitmeyi düşünüyorum. Yurtdışında bir süre kafa dinlemeyi istiyorum. Çok yoruldum. En çok neye üzülüyorum biliyor musunuz; benim Fenerbahçeliliğimi tartışıyorlar. Siz kimsiniz? Ne zamandır Fenerbahçelisiniz? Kulübe bugüne kadar ne hizmet etmişsiniz? Benim yaptıklarımla karşılaştırın öncelikle. Şu anda tarafsız başkan olarak görev yapıyorum ama geçmişimde Fenerbahçe için yaptıklarımın onda birini onların hiçbirisi yapmayı hayal bile edemedi. İnsaf… Bir nokta daha var: Tutturmuşlar İlhan Ekşioğlu, Lütfi Arıboğan… Arena’da taraftarın önüne yem olarak atıyorlar. Yazık, günah. Benim arkadaşlarım sadece Türk futbolunu kurtarmaya çalışıyor.

- Başbakan’la yaptığınız görüşmeyi sormak istiyorum. Sayın Başbakan ne düşünüyor?

Bilmiyorum.

- İki gün önce görüştünüz…

İnan bu konuda değildi. Acıbadem için anlaştığımız yabancı ortaklarımız büyük miktarda yabancı sermaye getirdiler. Sayın Başbakanımızla onları tanıştırdım.

Kaynak : CNN TÜRK

Erdoğan’dan Altan’a dava

Ahmet Altan’ın ”Devlet yardakçılığı ve ahlak” başlıklı yazısına Başbakan Erdoğan dava açtı.

İSTANBUL – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’a 4 ocak tarihinde yayımlanan “Devlet yardakçılığı ve ahlak” başlıklı yazısı nedeniyle TCK’nin 12. maddesine göre kamu görevlisine hakaret iddiasıyla 30 bin TL tazminat davası açtı. 

PERİHAN MAĞDEN’E 7 BİN 500 TL

Başbakan Erdoğan ayrıca Taraf yazarı Perihan Mağden’e de 5 ocak tarihli “Yok artık Sayın Başbakan” başlıklı yazısı nedeniyle 7 bin 500 TL tazminat talebiyle hukuki süreç başlattı.

AHMET ALTAN NE DEMİŞTİ?

Başbakan Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel tarafından gönderilen tebligatta, Ahmet Altan’ın Kum Saati köşesinde kaleme aldığı “Devlet Yardakçılığı ve Ahlak ” yazısında, “Senin başbakanlığını yaptığın devlet bu ülkenin 35 çocuğunu bombalarla parçaladı. Ya sen kendi yönetimindeki devlet tuzağa düşürdü, ya da sen bile bile öldürdün. Bombacılara sahip çıkarak, gerçekleri halkından saklayarak, olayları saptırarak, tuzağa düşürmediğini anlattın bize. O zaman öldürülen çocukların hesabını ver. Bu çocukları niye öldürdünüz, bize bunu söyle” diyerek resmi ya da gayri resmi hiçbir belgeye dayanmayan, müvekkilimin bir gün önceki açıklamasını hiç duymamış gibi, böyle sorumsuzca çıkarım ve varsayımlarla katlanılması çok zor ve çok ağır iftira ve ithamlarda bulunduğu öne sürüldü.

Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne verilen dilekçede de, Ahmet Altan ve Perihan Mağden’in sözkonusu yazılarda, Başbakan Erdoğan’ın manevi şahsiyetine yönelik, kişilik haklarına aykırı nitelikteki tahkir ve tezyif edici haksız ve hukuka aykırı beyanatlar bulunduğu iddia edildi.

Kaynak : GAZETEPORT


“Devlet yardakçılığı ve ahlak” başlıklı yazının tamamını oku >>

Ve UEFA Türkiye’ye restini çekti…

Genel Kurul’da ‘Yargı beklensin’ mesajı çıktı ama UEFA yaptırım hazırlıyor. 58 değişmeyince TFF, ‘Küme düşme lig sonu’ planına döndü. Ancak Genel Sekreter Gianni İnfantino açık açık ‘Sezon sonunu beklemeyiz’ restini çekti.

Türk futbolunda 26 Ocak kararı olarak tarihe geçen Olağanüstü Genel Kurul, başımızı ağrıtabilir. Başta F.Bahçe bir çok kulüp ‘Yargı beklensin’ görüşünü savunurken futbolun patronu UEFA hiç de öyle düşünmüyor… 

Akşam’ın haberine göre kongreden bir gün önce katıldığı Mali Kontrol Paneli’nde Türkiye’deki şike ile ilgili konuşan ve ‘Derhal cezalar verilmeli’ diyerek son saniye uyarısı yapan UEFA Genel Sekreteri Gianni İnfantino, TFF heyeti ile de zirve yapmıştı. İnfantino, ‘Puan silme’ formülüne ‘evet’ demiş ancak ’3 ayda mutlaka çözün’ uyarısında bulunmuştu.

PEKİ son genel kurulun ardından durum ne olacak? UEFA ile durum ne?

İşte çarpıcı yanıtlar:

1 – ŞENES Erzik toplantı ile ilgili rapor hazırlayacak. Raporun içeriği ‘Kulüpler kararını verdi, 58. madde uygulanacak’ şeklinde olacak.

2 – DAHA önemlisi UEFA, Genel Kurul’un tutanaklarını isteyecek. İngilizce hazırlanacak tutanaklarda yaşanan tüm olaylar olacak. Özellikle ‘Yargı beklensin’ konuşmaları bizim açımızdan sıkıntı yaratacak…

3 – UEFA bu bilgileri takip amaçlı olarak alacak. Ancak onlar için önemli olan cezanın kesilme zamanı.. Son zirvede UEFA’nın tek beklentisinin bu tarihin Play-Off öncesi olduğu ortaya çıktı.. Yani UEFA diyor ki; ’15 Nisan’a kadar cezayı kesin. Sezon sonunu beklemeyin’…

TFF AĞIRDAN ALSA BİLE 

4 – YANİ çözüm için önümüzde 79 gün var. TFF cezaları bu tarihe yetiştirebilecek mi? Şahıs ve kulüplerden savunmalar istendi. 15-20 günlük süreler verildi. Etik Kurulu raporu bitirme aşamasında. Tahkim süreci de eklenirse sıkıştırılmış bir karar dönemi bekleniyor. Bu ciddi sorun.. Ek süre alınması, Etik Kurul ve PFDK çalışmalarının gecikmesi bekleniyor. Yani TFF, önceki plana geçip ‘sezon sonu cezayı keselim’ planına dönecek. Peki bu durumda TFF, UEFA’yı nasıl ikna edecek?

5 – Ortak yanıt aynıydı: ‘İnfantino daha 3 gün önce mesajları verdi, ‘derhal bitirin’ dedi.’

SİON’DAN 36 PUAN SİLİNDİ 

6 – İYİ de UEFA ne yapabilir ki? Bu sorunun yanıtı da çarpıcıydı: ‘UEFA önce kendine göre zamanı belirler. Süre dolunca önce bir uyarı mektubu yazar. Ardından durum değişmemişse ikinci mektupla bir tarir verir, o tarihe kadar kararı almazsanız arkasından cezalar gelir.’

7 – BAŞTA F.Bahçe kimse inanmıyor ancak UEFA’nın sopası elinde.. Türk futbolu büyük risk altında.

8 – KAOSUN anlamı şu. Türkiye’yi İsviçre tehlikesi bekliyor. Sion örneğinde olduğu gibi (36 puanı sildirdiler) eğer TFF cezaları vermezse ülkeye ‘men’ tehdidi gelecek. Sonra da federasyon apar topar cezaları vermek zorunda kalabilir. Ya da kulüplerin isteği ile Avrupa Kupaları’na hiçbir takımımız gitmeyecek.

Kaynak : VATAN Gazetesi

Sayfa 1 → 8561234567Son Sayfa »

Başbakan’a VIP Fransız uçağı

En Son Eklenen İçerik Başlıkları

Söz uçar yazı kalır..

Anayasa yapım sürecinin yol emniyeti yok!

Türkiye’de Hukuk Düzeni – 15/01/2012

Çevrimiçi Ziyaretçiler

Tarihe Göre Takvimden ARA

Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Bahis Severlere Müjde…..

Rastgele İçerik