7 Helikopterle Mitinge Geldi

Print Friendly, PDF & Email

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Mersin mitingine biri cankurtaran helikopteri olmak üzere toplam 7 helikopterle  geldi. MHP’li Büyükşehir Belediyesi de, belediye otobüslerini görevli yazısı eşliğinde mitinge insan taşımakta kullandı.

7 Helikopterle Mitinge Geldi

Biri polis, biri cankurtaran helikopteri olmak üzere toplam 7 helikopterle Mersin’e gelen Erdoğan’ın mitingi dolayısıyla Mersin’in en işlek caddesi olan İnönü Bulvarı saatlerce trafiğe kapalı kaldı.Mitingin geç başlaması ve sıcak havanın etkisiyle çok sayıda kişi Erdoğan’ın konuşmasını beklemeden miting alanından ayrıldı. Erdoğan, Mersin’de geçmiş yıllarda yaptığı mitinglerdeki kalabalıklardan daha az sayıda insana hitap etti.

Çevre ilçelerde otobüslerle çok sayıda kişi Mersin’e getirilirken MHP’li Büyükşehir Belediyesi de, belediye otobüslerini görevli yazısı eşliğinde mitinge insan taşımakta kullandı. Erdoğan mitingde Tevfik Sırrı Gür Stadı’nın yerine millet bahçesi yapacaklarını belirterek “Çoluk çocuğu ile millet bahçesinde yatıp yuvarlanacaklar” dedi.

Millet kıraathaneleri vaadi

Ardından Hatay’da konuşan Erdoğan, “Millet kıraathaneleri” açacaklarını söyledi. Erdoğan, “Bunu Bay İnce yanlış anlayabilir. İskambil oynanan değil, kitaplarla döşeli, içeride kahvesi, keki olacak. Gençlerimiz yaşlılarımız gelecek. Hem kitabını okuyacak hem kekini alacak, çayını kahvesini alacak; ücretsiz. 24 saat açık olacak” dedi.

Kaynak : http://gazeteport.com/

Damat Berat Albayrak Kadınlarla Tokalaşıyormuş

Print Friendly, PDF & Email

AKP Kongresinde Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu’nun tokalaşmak için uzattığı elini havada bırakan Berat Albayrak, Kadınlar Günü’nde bakanlığın kadın çalışanları ile tek tek tokalaşarak karanfil verdi.

Sare Davutoğlu’yla Haram Bakanlık Çalışanı Kadınla Helal

Gazete Habertürk’ün haberine göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, bakanlıkta düzenlenen etkinlikte, “Kadın eli değmeyen iş incelikten, zarafetten ve merhametten nasibini almamış demektir. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Bu günün cinsiyet adaletsizliğine son verecek bir başlangıç olmasını temenni ederim” diye konuştu.

SARE DAVUTOĞLU’NUN ELİNİ HAVADA BIRAKMIŞTI

Bakanlığın kadın personeli ile tek tek tokalaşarak kutlayan Bakan Berat Albayrak, Binali Yıldırım’ın Genel Başakn seçildiği AKP’nin 2. olağanüstü kongresinde dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu’nun elini havada bırakmıştı. Sare Davutoğlu, tokalaşmak için elini uzatmış ancak Albayrak elini kalbine doğru götürerek tokalaşmayı reddetmişti. Bakan Albayrak bu konuda açıklama yapmazken, AKP’li kimi köşe yazarları ise Albayrak’ın dini inancı gereği bunu yaptığını ve saygı duyulması gerektiğini yazmışlardı.

İşte Albayrak’ın Sare Davutoğlu’nun elini havada bıraktığı o anlar:

Kaynak : http://gazeteport.com/

Şeytan üçgeni

Print Friendly, PDF & Email

Yılmaz Özdil

İngiltere’yle Suudi Arabistan arasında “Al-Yamamah” adı verilen bir silah anlaşması imzalanmıştı. Devlet şirketi British Aerospace Systems, toplam bedeli 80 milyar dolarlık savaş uçağı satıyordu.

*

Şak diye soruşturma açıldı. Çünkü, Suudi Arabistan’a uçak satılırken, Suudi Arabistan’a rüşvet verildiği tespit edilmişti!

*

Tuhaf bir durumdu.
Suudi Arabistan uçak almak için para ödüyor, İngiliz şirketi de Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçiliği’ne rüşvet ödüyordu. 2007 itibariyle, peyderpey, iki milyar dolar rüşvet transfer edilmişti.

*

Tuhaf ötesi bir durum daha yaşandı. Suudi Arabistan, İngiltere’ye nota verdi!
“Soruşturmayı derhal durdurun, yoksa sizden alacağım uçakları almam, gider Fransa’dan alırım” dedi.

Rüşvet alırken suçüstü yakalanan ülke, kendisine rüşvet veren ülkeyi tehdit ediyordu.

*

Ne oldu biliyor musunuz?
İngiltere Yüksek Mahkemesi, soruşturmayı derhal durdurdu, uluslararası kepazeliğin üstünü örttü.

*

İngiltere başbakanı Tony Blair’di.
“Hukuk üstündür ama, ulusal çıkarlarımızdan daha üstün değildir” dedi. Suudilerin yakası bırakıldı.

*

Peki, bu olan bitenin perde arkasında hangi dolaplar dönüyordu?
Rüşvet parası neden Washington büyükelçiliğine gidiyordu?
İngiltere’nin rüşvet verdiği, Suudi kraliyet ailesinin koruduğu büyükelçi kimdi?

*

Prens Bender’di.

*
Tam adı, Bandar bin Sultan bin Abdulaziz Al Saud’tu. Veliaht prens Abdulaziz’in oğluydu. İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri Koleji’nden mezun olmuş, savaş pilotu olmuş, ABD Ulusal Savunma Üniversitesi’nde eğitim almış, Johns Hopkins Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler üzerine yüksek lisans yapmış, yarbay rütbesiyle Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri’ne katılmış, 17 senelik askeri görevden sonra, 1983’te, Washington büyükelçisi olmuştu.

*

Dört ABD başkanıyla, Reagan, Clinton ve Bushlarla çalıştı.
Baba Bush ve oğul Bush’la o kadar yakın ilişkiler kurdu ki, aileden kabul edildi, “Bender Bush” lakabı takıldı.

*

Parası ganiydi. Mesela, sırf Aspen’deki çiftliği 135 milyon dolar, California’daki malikanesi 165 milyon dolardı.

*

Elbette rüşveti kendisi için almıyordu, ihtiyacı yoktu.
Nasıl olsa her ihalede rüşvet dönüyordu, bu parayı İngiliz devletine bırakmanın alemi yoktu, kendi devleti adına alıyordu.
Ve bu rüşvet parasını, Suudi Arabistan’ın örtülü operasyonlarını finanse etmek için kullanıyordu!

*

Prens Bender… Usame bin Ladin’in terör kariyerini başlatan aktörlerin başında geliyordu. Kendisini ABD düşmanı zanneden köktendinci fanatikleri organize ediyor, tam tersi yönde, ABD-Suudi çıkarları doğrultusunda, CIA maşası olarak kullanıyordu.
Hakikaten büyük zeka isteyen bu ölümcül işi Afganistan’da yaptı, Kafkasya’da yaptı, Bosna’da yaptı, Lübnan’da yaptı, Irak’ta yaptı, Libya’da yaptı.

*

Suudi İstihbarat Teşkilatı’nın başına getirildi.
Suudi Ulusal Güvenlik Konseyi başkanı oldu.

*
Karanlık el’di.
Mezhepçi çatışmanın kuklacısı’ydı.

*

Gel zaman git zaman, Arap Baharı ayaklarıyla Libya’da Mısır’da istediği gibi at koşturan Beyaz Saray, Suriye’de duvara tosladı.
O duvar, Kremlin’di.

*

Selamünaleyküm dediği için Müslüman aleminin en sevdiği başkan olan Obama… Vekalet savaşı için Prens Bender’e başvurdu.

*

Onun aklına uydu.

*

Işid icat oldu.

*

Dünyada ne kadar ruh hastası varsa, alayını Suriye’ye getirdiler. Kimin kimi soktuğu belli olmayan “eşekarısı kovanı” yarattılar.

*

Libya’dan yüklenen silahları, gemilerle Hırvatistan’a getirdiler, Hırvatistan’dan uçaklara yükleyip “tanıdık” bir havalimanına indirdiler, tır’larla Suriye’ye taşıdılar!

*

İçsavaşı körüklediler, yüzbinlerce insanın ölümüne sebep oldular, altı milyon kişiyi mülteci haline getirdiler, dört milyon Suriyeli’nin Türkiye’ye girmesine sebep oldular, Suriye’de taş üstünde taş bırakmadılar, insanlık tarihinde görülmemiş vahşetler sergilediler.

*

Netice?
Başaramadılar.

*

Suriye’de…
Rusya ve İran kazandı.

*

Obama çuvalladı.
ABD-Suudi planı iflas etti.

*
Fatura ona kesildi.
Prens Bender görevden alındı.
Suudi Arabistan’ın yeni kralı Selman, koltuğa oturur oturmaz ilk iş, Prens Bender’in defterini dürdü. 30 senedir Ortadoğu’nun korkulu rüyasıydı, emperyal günahların “günah keçisi” oluverdi.

*
Hatta son prens operasyonunda gözaltına alındı!

*

Tüm bunlar adım adım yaşanırken, bizimkilerin dünyadan haberi bile yoktu… Osmanlı hayalleri kuruyor, üç saatte Şam’a gidip, Emevi camisinde namaz kılacaklarını filan zannediyorlardı.

*

Takvimde başka gün kalmamış gibi tam 29 Ekim’de Türkiye topraklarına giren Kürdistan silahlı kuvvetlerinin Kobani’ye geçmesine eskortluk ediyorlardı.

*
Takvimde başka gün kalmamış gibi tam 10 Kasım’da Ankara’ya gelen Suudi Kralı’nın ayağına, kaldığı otele gidiyor, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Şeref Madalyası takdim ediyorlardı.

*
Suudi Kralı’nın otel odasında sağına ve soluna oturup, poz veriyorlardı.

*

Reyhanlı için, Ermenek için, Uludere için, Suruç için yas ilan etmiyorlar, 91 yaşında eceliyle ölen Suudi Kralı için “milli yas” ilan ediyorlardı. Suudi Kralı için Türk Bayrağı’nı yarıya indiriyorlardı.

*

Genelkurmay Başkanımızı kamuflajlı kıyafetiyle Arabistan’a götürüp, Suudi Kralı’nın yanına oturtup, poz verdirtiyorlardı. Suudilerle ortak askeri tatbikat yapacağımızı açıklıyor, “müjde” olarak sunuyorlardı.

*

NATO üyesi olmayan Suudi Arabistan’ın savaş uçaklarını, Suriye’yi rahat rahat vursunlar diye İncirlik Üssü’ne kabul ediyorlardı.

*

“Türk Arapsız yaşayamaz, kim ki yaşar der, delidir, Arabın Türk hem sağ gözüdür, hem sağ elidir” diyorlardı.
“Neymiş efendim, Araplar bize ihanet etmiş, Arapları ihanetle suçlamak çok yanlış bir tutum” diyorlardı.
“Araplar bizi sırtımızdan hançerledi deniyor, sokaklarda dolaşan köpekler Arap Arap diye çağırılıyor, köpeğe o adı niye veriyor, hep Araplarla bağlarımızı koparmak için, Ortadoğu’yu bataklıkmış gibi göstermek için” diyorlardı.
“Geçmişte ders kitaplarımızda kasıtlı ve yanlış bir şekilde yeraldığı için, nesiller boyunca zihinlere kazınmış olan ‘Araplar bizi arkadan vurdu’ yalanını artık bir kenara bırakmanın zamanı gelmiştir” diyorlardı.

*
Suudiler için badem bıyıklarını süpürge ediyorlardı.

*

Netice?
Trump modeline geçildi.
Bizimkiler idrak edemedi.

*

Suudi Arabistan veliaht prensi zart diye çıktı, Türkiye’yi “şeytan” ilan etti.
“Suudi Arabistan ve Mısır’ın düşmanları şeytan üçgenini temsil ediyor, Türkiye, İran ve Katar şeytan üçgenidir” dedi.

*

CIA, FSB, MI6, Mossad, GIP, VAJA coğrafyasına İETT’yle girersen, olacağı buydu tabii.

*

Cümleten tebrik ederim kardeşim…
Şam’a namaz kılmaya gideceğini zannediyordun.
Mekke’ye “hacı” olmaya bile gidemeyebilirsin!

Kaynak : https://www.sozcu.com.tr/

“Mehmet Cengiz’in 425 milyon liralık borcu silindi, 81 yaşındaki kadın, su borcunu ödeyemediği için gözaltına alındı”

Print Friendly, PDF & Email

Cengiz’in vergi borcunun silindiği, dönemin Maliye Bakanı tarafından doğrulanmıştı.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda “Miletin a…. koyacağız” dediği iddia edilen iş insanı Mehmet Cengiz’in 425 milyon liralık vergi borcunun silinmesi yeniden gündeme geldi. Adana’da 81 yaşındaki bir kadının su sayacındaki mührü kaldırıp suyu kullandığı için gözaltına alındığını hatırlatan Twitter’da bir kullanıcı iki olayı birleştirerek yeni bir tweet attı.

Twitter’da “Kaç Saat Oldu?” ismiyle tweet atan kullanıcı, “Milletin A…k diyen işadamı Mehmet Cengiz’in, 425 milyon TL’lik borcu silineli 2 yıl, su borcunu ödemediği için 81 yaşındaki kadın gözaltına alınalı birkaç saat oldu” dedi.

Cengiz’in vergi borcunun silindiği, dönemin Maliye Bakanı Naci Ağbal tarafından doğrulanmıştı.

Adana’da 81 yaşındaki kadın su sayacındaki mührü kaldırıp suyu kullandı. Fark edildikten sonra gözaltına alınan kadına, mahkeme 3 bin lira para cezası verip serbest bıraktı.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Üstüne düşeni yapıp milletin yakasından düşecek misin?

Print Friendly, PDF & Email

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a seslendi: “Ben üstüme düşeni yaptım. Acaba sen üstüne düşeni yapıp bu milletin yakasından düşecek misin?”

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, “Yanıt bekliyorum”dedikten sonra Erdoğan’ın oğlu, kardeşi, eniştesi, dünürü ve eski özel kalem müdürünün bir vergi cennetindeki bir şirkete 2011 yılında gönderdiği milyonlarca doları tek tek sıraladıktan sonra swift mesajlarını ve dekontlarını göstermişti.

Erdoğan, avukatı aracılığıyla belgeleri yalanlamıştı: “Kılıçdaroğlu tarafından müvekkillerim hakkında ileri sürülen iddiaların tamamı yalan, gösterdiği kağıtların da tamamı sahtedir. Kılıçdaroğlu, söz konusu kağıtları mesai bitimine kadar derhal bir cumhuriyet savcılığına vermeli ve suç duyurusunda bulunmalıdır.”

‘Eğer haysiyetli bir adamsan gereğini yaparsın’

Twitter hesabından iki mesaj paylaşan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan ‘sözünü tutmasını’ istedi.

CHP lideri şöyle yazdı: “Akrabaların vergi vermemek için yurt dışında şirket kuracak, milyon dolarları o şirketlere gönderecek, sen de çıkıp millete ‘dolarlarınızı bozdurun’ diyeceksin! Yine inkar ettin, ispat istedin, ispat ettim. Eğer haysiyetli bir adamsan, sözünü tutar, gereğini yaparsın… Ben üstüme düşeni yaptım. Akrabalarının ve senin nasıl kirli bir düzen içinde olduğunuzu, belgeleriyle milletimin gözünün önüne serdim. Ben hiçbir zaman haksızlık karşısında susan olmadım, olmayacağım. Acaba sen üstüne düşeni yapıp, bu milletin yakasından düşecek misin? Ortaya çıkardığımız belgeler yüzünden beni ve CHP’yi karalayacaksın. Şunu bil ki, benim hiçbir şeyden korkum yok çünkü alnım ak! Senin hiddetini ve korkunu ise çok iyi anlıyorum. Sen, yıllarca Türkiye’nin altını oymuş bir yönetimin baş aktörüsün!”

Ne olmuştu?

Kılıçdaroğlu, partisinin geçen haftaki grup toplantısında şöyle konuşmuştu: “Sevgili Erdoğan, ‘Bila’e anlatır gibi’ soruyorum sana: Çocuklarının, eniştenin, kardeşinin, dünürünün ve eski özel kalem müdürünün bir vergi cennetindeki bir off-shore şirkete milyonlarca dolar gönderdiğini biliyor musun?”

Bu sözlerle ilgili 1.5 milyon lira tazminat talebiyle dava açan Erdoğan ise Kılıçdaroğlu’nu ‘müfteri, yüzsüz’ diye niteleyip şu resti çekmişti: “Öne sürdüğün iddiaların belgesi var mı? Varsa çıkar hemen ben gereğini yapayım. Yoksa çık milletin önüne iftira ettiğiniz söyle, özür dile. İspatlarsan ben hem siyaseti hem cumhurbaşkanlığı makamını bırakacağım.”

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, dün yaptığı açıklamada şöyle demişti: “Bilal’e anlatır gibi tane tane söylüyoruz Recep Tayyip Erdoğan! Yarın işi gücü bırak genel başkanımızın yapacağı grup toplantısını pür dikkat izle!”

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de, “Hep beraber göreceğiz. Kılıçdaroğlu’nu takip edin” demişti.

Erdoğan bugünkü grup toplantısında bir kez daha hedefe oturttuğu Kılıçdaroğlu’nun ‘işi müptezelliğine vurduğunu’ belirterek şunları söylemişti: “Biraz sonra güya belge açıklayacakmış. Geçmiş konuları ısıtıp ısıtıp yeniden gündeme getirecektir. Kendisine bir yerlerden bir şey gönderiliyor. Benim yurt dışına milyonlarca dolarlık paralar gönderdiğimi söylüyor. Belgesi var mı? Yok. Meselenin dünürlere kadar götürülmesi zaten saçmalığın dik alası.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Kılıçdaroğlu’nun dosyasından, ’17 Aralık’ta ‘Kucağa düşecek’ denen işadamı da çıktı

Print Friendly, PDF & Email

Sıtkı Ayan

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarıyla ilgili iddiasının odağındaki işadamı Sıdkı Ayan’ın adı, 17-25 Aralık sürecinde geçiyordu. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Ayan için, “Kucağa düşecek” dediği öne sürülmüştü.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına göre, Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarının para gönderdiği Man Adası’ndaki şirketi Sıdkı Ayan kuruyor, daha sonra Kasım Öztaş’a devrediliyor. Erdoğan’ın ailesi ve yakınları bu şirkete peyder pey gönderiyor.

Ayan 2013’te İran ve Türkmen doğalgazını Türkiye üzerinden Almanya’ya taşıyacak boru hattını inşaa etmeye talip olmasıyla gündeme gelmişti. 11.5 milyar dolara mal olacak proje için devlet teşviği verilmesi gündemdeydi. Ayan daha sonra yaptığı açıklamalarda bu teşviki almadığını söylemişti.

17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları sürecinde Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği öne sürülen bir telefon görüşmesinde, Bilal Erdoğan olduğu belirtilen kişi Ayan’ın 10 milyon dolar önerdiğini söylüyor, buna karşılık Tayyip Erdoğan olduğu belirtilen kişi miktarı yeterli bulmayarak, “Sakın alma. Kucağımıza düşecek” diyordu.

Hükümet bu tape dahil tüm kayıtların ‘sahte’ olduğunu savunmuştu.

New York’taki ‘Sarraf davası’nın dosyasına Ayan’ın adının karıştığı gelen haberler arasındaydı.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

YouTube Preview Image

Kılıçdaroğlu, Erdoğan ailesi ve yakınlarının ‘gönderdiği’ milyonlarca doları belgeledi

Print Friendly, PDF & Email

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, ailesi ve yakınlarının yurt dışına ‘milyonlarca dolar kaçırdığını’ belgeledi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, “Yanıt bekliyorum”dedikten sonra Erdoğan’ın oğlu, kardeşi, eniştesi, dünürü ve eski özel kalem müdürünün bir vergi cennetindeki bir şirkete 2011 yılında gönderdiği milyonlarca doları tek tek sıraladıktan sonra dekontlarını gösterdi.

CHP lideri, söz konusu şirketin kuruluş senedinin ellerinde bulunduğunu belirterek şunları söyledi: “Kuruluşu 1 Ağustos 2011’de Man Adası’nda bir şirket kurulur. Adı Bellway Limited… Kuruluş senedi bizde. Sermayesi 1 sterlin… 1 Ağustos ve 2 Ağustos 2011’de birer yönetim kurulu toplantısı yapar. Tek kişilik. Sıdkı Ayan… Ayan 15 Kasım 2011’de Kasım Öztaş’a devreder.”

Ayan ve Öztaş’ı Erdoğan’ın ‘çok iyi tanıdığını’ ima eden Kılıçdaroğlu, şirkete şu isimlerin para gönderdiğini söyledi: Burak Erdoğan (oğlu), Mustafa Erdoğan (kardeşi), Ziya İlgen (enişte), Osman Ketenci (dünür), Mustafa Gündoğan (özel kalem müdürü).

CHP liderinin verdiği bilgilere göre gönderim tarihleri ve miktarları şöyle:

Burak Erdoğan: (29.12.2011) 1 milyon 450 bin dolar+ (4 Ocak 2012) 2 milyon 300 bin dolar

Mustafa Erdoğan: (15.12.2011) 2 milyon 500 bin dolar+ (26.12.2011) 1 milyon 250 bin dolar

Ziya İlgen: (15.12.2011) 2 milyon 500 bin dolar+ (26.12.2011) 1 milyon 250 bin dolar

Osman Ketenci: (27.12.2011) 1 milyon 250 bin dolar+ (28.12.2011) 1 milyon dolar

Mustafa Gündoğan: (27.12.2011) 1 milyon 250 bin dolar(28.12.2011) 250 bin dolar

Toplam rakam: 15 milyon dolar.

Kılıçdaroğlu, bu dökümü verdikten sonra para gönderimlerinin hem swift (uluslararası para transferi) mesajlarını hem de dekontlarını kürsüden gösterdi: “Bunlar bankaların resmi kayıtlarıdır.”

Bunun üzerine salonda, ‘Tayyip istifa’ sesleri yükseldi.

CHP lideri de, Erdoğan’a seslenerek, “Haysiyetli bir adamsan gereğini yapacaksın. Nokta” dedi.

YouTube Preview Image

Ne olmuştu?

Kılıçdaroğlu, partisinin geçen haftaki grup toplantısında şöyle konuşmuştu: “Sevgili Erdoğan, ‘Bila’e anlatır gibi’ soruyorum sana: Çocuklarının, eniştenin, kardeşinin, dünürünün ve eski özel kalem müdürünün bir vergi cennetindeki bir off-shore şirkete milyonlarca dolar gönderdiğini biliyor musun?”

Bu sözlerle ilgili 1.5 milyon lira tazminat talebiyle dava açan Erdoğan ise Kılıçdaroğlu’nu ‘müfteri, yüzsüz’ diye niteleyip şu resti çekmişti: “Öne sürdüğün iddiaların belgesi var mı? Varsa çıkar hemen ben gereğini yapayım. Yoksa çık milletin önüne iftira ettiğiniz söyle, özür dile. İspatlarsan ben hem siyaseti hem cumhurbaşkanlığı makamını bırakacağım.”

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, dün yaptığı açıklamada şöyle demişti: “Bilal’e anlatır gibi tane tane söylüyoruz Recep Tayyip Erdoğan! Yarın işi gücü bırak genel başkanımızın yapacağı grup toplantısını pür dikkat izle!”

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de, “Hep beraber göreceğiz. Kılıçdaroğlu’nu takip edin” demişti.

Erdoğan bugünkü grup toplantısında bir kez daha hedefe oturttuğu Kılıçdaroğlu’nun ‘işi müptezelliğine vurduğunu’belirterek şunları söylemişti: “Biraz sonra güya belge açıklayacakmış. Geçmiş konuları ısıtıp ısıtıp yeniden gündeme getirecektir. Kendisine bir yerlerden bir şey gönderiliyor. Benim yurt dışına milyonlarca dolarlık paralar gönderdiğimi söylüyor. Belgesi var mı? Yok. Meselenin dünürlere kadar götürülmesi zaten saçmalığın dik alası.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Erdoğan ve belediye başkanlarına suç duyurusu: ‘İstifa ettirmek anayasaya aykırı’

Print Friendly, PDF & Email

Ankara’da Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) kurucu başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu liderliğindeki bir grup, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve istifa eden belediye başkanları hakkında suç duyurusunda bulundu.

Sendika.org’un haberine göre savcılığa sunulan dilekçede, Erdoğan, Yıldırım ve başkanlar ‘anayasayı ihlal’ ve ‘siyasi hakları kullanmayı engellemek’le suçlandı.

Dilekçede şöyle dendi: “İstifa ettirenler, anayasanın dışına çıkmış, istifa edenler de daha önce istifaları gündemde değilken, ortaya çıkan bu irade karşısında, istifalarını isteyenlerin eylemlerine iştirak etmişler ve bu suçu birlikte işlemişlerdir.”

Fotoğraf: Reuters

‘Baskıyla istifa etti’

Eminağaoğlu, belediye başkanlarının seçilme yeterliliğini mahkumiyet kararıyla kaybetse bile Danıştay tarafından görevine son verilebileceğini belirterek belediye başkanlarının kendi iradelerinin dışında, AKP yöneticilerinin istek ve baskıları sonucunda istifa ettiğini söyledi.

Şimdiye dek İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Düzce Belediyesi Başkanı Mehmet Keleş, Niğde Belediyesi Başkanı Faruk Akdoğan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Recep Altepe, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Edip Uğur istifa etmişti.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

”İSTİFA ETMEMENİN NETİCESİ AĞIR OLUR”

YouTube Preview Image

Recep Tayyip Erdoğan;İstifa etmezlerse gereği yapılacak

YouTube Preview Image

ERDOĞAN ; 3 BEL. BAŞ . İSTİFA ETTİ .! 3 ‘ BELEDİYE BAŞKANI’DA İSTİFA ETMELİ.!!

YouTube Preview Image

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Belediye başkanlarımız yetkiyi saraydan almıyor

Print Friendly, PDF & Email

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendi belediyelerine müfettişin gelebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi: “Bu, ‘Bizimkiler suçluydu’ demek.”

Erdoğan, ‘kulağına AKP’li olmayan bazı belediyelerle ilgili de sorunlar geldiğini’ ifade ederek “İlgili partiler problemi kendileri çözmek isterlerse gereğini yaparlar. Aksi takdirde mülkiye müfettişleri devreye girmek durumunda kalabilir” demişti.

Bursa’nın İnegöl ilçesinde işadamlarıyla bulunan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’nın sözlerinin itiraf niteliğinde olduğunu söyledi.

Fotoğraf: DHA

Bu, ‘Bizim belediye başkanları suçluydu. Ben gereğini yaptım. Diğer partilerin de belediye başkanları suçlu. Onlar da gereğini yapsın’ anlamına geliyor” diyen CHP lideri, kendi başkanlarının suçlu olmadığını kaydetti.

İstifa eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur’un ailesinin tehdit edildiği yönündeki sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, halkın seçtiği başkanlara saygılı olduklarını, tehdit ve şantajların demokraside yeri olmadığını aktardı.

CHP lideri sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim zaten belediye başkanlarımızın hemen hemen 24 saatinde müfettişler var. Biz çekinmiyoruz ki. Ne eksiğimiz var? Kendilerinin hesabını veremeyeceği çok şey var. Bizim bu millete hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yoktur. Ne yapıyorsak milletin gözleri önünde yapıyoruz. Belediye başkanlarına talimatımdır, her kuruşun hesabını belde halkına vereceksiniz. Bizim bütün belediye başkanlarımız, bu görevlerini yapıyor. Her şey hükümetin bilgi ve denetimindedir. Gizlenecek, saklanacak hiçbir şeyimiz yoktur. Bizim belediye başkanlarımız yetkiyi saraydan almıyor, halktan, milletten alıyor. Hesabı da millete veriyor. Siyaset anlayışımız da budur.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Erdoğan muhalefeti tehdit etti: Gereğini yapın yoksa İçişleri Bakanlığı devreye girer

Print Friendly, PDF & Email

Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, başka partilerde de ‘sorunlu belediyelere dair kulağına çok şeyler geldiğini’ söyledi ve açıkça tehdit etti: Gereğini yapmazsanız İçişileri Bakanlığı devreye girer.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AKP’li belediye başkanlarının istifasıyla ilgili “Neticede hiçbir belediye başkanı layüsel (sorumsuz) değildir” dedi. Erdoğan başka partilerde de ‘sorunlu belediyelere dair kulağına çok şeyler geldiğini’, partiler problemleri kendileri çözmezse müdahale edileceğini söyleyerek tahdit etti..

Hürriyet gazetesinden Hande Fırat’In haberine göre, Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan şunları söyledi:

“Hiçbir belediye başkanı layüsel (sorumsuz) değildir. Diğer partilerin de sorunlu başkanları var”

“AK Parti olarak biz, 2019 Mart’a nasıl hazırlanacağımızı planlıyoruz. Attığımız adımlar bu plan çerçevesinde değerlendirilmeli. Diğer siyasi partiler, onların belediye başkanları, benim sorunum değil. Diğer siyasi partiler bu noktada bir sorun, bir sıkıntı görmüyor; bu şekilde devam etmeyi düşünüyor olabilirler. Ama bu sorunlu belediyelere, hukuki anlamda, yargı anlamında herhangi bir müdahale olmayacağı anlamına da gelmez. Neticede hiçbir belediye başkanı layüsel (sorumsuz) değildir. Milletvekillerinde dokunulmazlık vardı, bu nedenle de layüsel oldukları havasındaydılar. Ama dokunulmazlık kalkınca ne olmaya başlandı? Hesaplar sorulmaya başlandı.”

“Kendileri çözmezse İçişleri bakanlığımız devreye girer” 

“Hesaplar sorulmaya başlayınca da bu defa ‘Niçin’ demeye başladılar. Oysa dokunulmazlığın kaldırılmasını kendileri istemişti. Belediye başkanları için zaten dokunulmazlık yok. Ben de belediye başkanlığı yaptım; 4,5 yıl yaptıktan sonra beni de okuduğum şiirden dolayı içeri aldılar, yargıladılar. Öyle veya böyle, içeri girdik. Şu anda da bazı belediyelerin sorunlu olduğuna dair birçok şey geliyor kulağımıza. O tür sorunlu belediyelerle ilgili olarak, ilgili partiler problemi kendileri çözmek isterlerse zaten gereğini yaparlar. Aksi takdirde İçişleri Bakanlığımızın Mülkiye müfettişleri devreye girmek durumunda kalabilir. Bütün belediyeler zaten inceleniyor, takip ediliyor. İncelemeler yapıldığında herhangi bir şey yakalanırsa, öyle bir durumda gerekli müdahale elbette yapılır.”

AK Parti’nin üzerinde durduğunuz yeter. Biraz da başka yerlere gidin.

 “Tekirdağ’da bir belediye başkanının terbiyesizlik yapmasını kastediyorsunuz”

“Tekirdağ’da bir belediye başkanının bir terbiyesizlik yapmasıyla başlayan süreci kastediyorsunuz muhtemelen. Eh, genel başkanlarından geri kalacak halleri yok. Keşke bizi o tür hakaretlere cevap vermeye mecbur etmeseniz. Normalde bir Cumhurbaşkanı’na o tür hakaretler olduğunda o partinin genel başkanının müdahale etmesi gerekir. Ama bu yapılmayınca, genel başkan da farklı davranmayınca ister istemez konu yargıya intikal ediyor. Avukatlarım da şahsım da, bu tür insanlara, ‘İstediğiniz hakareti yapmaya devam edin’ diyemeyiz. Hukuk çerçevesinde hukuki haklarımı sonuna kadar kullanırım.”

“Açıklamasından dolayı üzgünüm, bizi arayabilirdi” 

“SAYIN başkanın (istifa eden Ahmet Edip Uğur) tehdit edildiğine yönelik bize ulaşan herhangi bir bilgi yok. Ben o açıklamasından dolayı üzgünüm. Kendisi, siyasette bunca zaman tecrübesi olan, belediye başkanlığı yapan biri olarak, o türden bir tehdit varsa nereyi ya da hangi mercileri araması gerektiğini gayet iyi bilir. Bir tehdit varsa ilgili mercileri, gerekirse bizi pekâlâ arayabilirdi. Araması halinde de pekâlâ olayın üzerine gidilirdi. Biz de ima edildiği türden bir tehdit durumunda herhalde kendisini yalnız bırakacak değiliz. Bırakın Edip Bey’i, kim olursa olsun, birine o tür bir tehdit durumunda gerekli müdahale tabii ki yapılır.”

“657’nin tepeden tırnağa değiştirilmesi lazım”

“Bürokrasiye dediğiniz türden bir çekidüzen verebilmek, 657 (Devlet Memurları Kanunu) ile bağlantılı bir konudur. Bu 657 var olduğu sürece, siz bürokraside arzu edilen türden köklü düzenlemeler yapamazsınız. Sadece birini bir yerden alır başka bir yere koyabilirsiniz. O da köklü bir düzenleme anlamına gelmez. Gerçek manada bir düzenleme, 657’nin tepeden tırnağa değiştirilmesiyle mümkün olabilir. O da tabii ki anayasa değişikliği yetkisi yapabilecek güçte olmakla mümkündür. Temenni ederim ki parlamentoda anayasa değişikliğini yapacak güce sahip oluruz. O vakit bu yönde gerekli adımları atabiliriz.”

 “Vekil asil gibidir”

“Varlık Fonu ile ilgili atama noktasındaki yetki Başbakan ve hükümete ait. Şu anda Başbakan’ın yaptığı hazırlık henüz önümüze gelmedi. Ama atalarımız, ‘Vekil asil gibidir’ derler. Vekil arkadaşımız, görevinin başındadır. Temennim, başarılı bir şekilde geçiş sürecinin tamamlanması, Varlık Fonu’nun gerçek yöneticilerini bulmasıdır.”

 “Schröder’le tahliyeleri görüşmedik. Herhalde gaipten haber alıyorlar”

“Schröder, ta şansölye olduğu dönemden beri benim gayet iyi görüştüğüm, dayanışma içinde olduğum bir dostumdur. Zaten görüştüğüm biridir. Ama görüştüğümüzde, iddianın aksine o tür bir meseleyi görüşmedik. Biz Türkiye-Almanya ilişkilerini, iki ülke arasındaki ilişkilerin nasıl daha uyumlu bir sürece gireceğini, bunun için ne şekilde mesafe alınabileceğini görüştük. Ama birkaç köşe yazarının, tutup o görüşmeyi, yargıyla alakalı bir süreci etkilemeye yönelik bir teşebbüs gibi sunması hiç yakışık almamıştır. Bunlar herhalde gaipten haber alıyorlar. Eski dostumla yaptığım bir görüşme hakkında yalan yanlış şeyler ileri sürülmesi çok çirkindir. Türkiye bir hukuk devletidir. Yargı, davalarla ilgili, itirazlar dahil her hususu kendisi değerlendirir ve hukukun gereğini yapar. Kaldı ki bahsettiğiniz davada yargı kararının beraat değil, tahliye yönünde olduğunu gördük. Davanın nasıl sonuçlanacağını bilemeyiz. Ama bir görüşme hakkında birilerinin yalan yanlış şeyler söylemesi, aslı astarı olmayan şeyler yazılması, kabul edilebilir bir şey değildir.”

“Sınır ötesinde operasyonlara girebiliriz”

“İbadi’yi kabulüm sırasında, bölücü terör örgütüyle mücadele konusu elbette gündeme geldi. Ancak bölücü terör örgütünün Sincar’daki uzantısı gündeme gelmedi. Irak merkezi hükümetinin şu anda PKK’ya karşı bir silahlı girişimi söz konusu değil. Onların şu an öncelikli hedefi DEAŞ. Onlar DEAŞ’ı temizlemeden o türden bir şeye girmek istemiyorlar ama, bölücü terör örgütünün silahtan arındırılması için ne gerekiyorsa yapacaklarını belirtiyorlar. Bizim, elbette illa onların bir şey yapmalarını bekleyecek halimiz yok. Bunu İbadi’ye de söyledim. Ülkemize yönelik olumsuz bir gelişme ya da oralardan bir taciz söz konusu olursa, sınır ötesinde operasyonlara girebiliriz. Bizim buna mecbur edilmememiz için neler yapılması gerektiğini anlattım.”

“KDP’ikinci baypas kapısı”

“Halil İbrahim Sınır Kapısı’nın merkezi yönetime tesliminin ardından Fişhabur Sınır Kapısı da devreye alınabilir. Böylece peşmerge devreden tamamen çıkmış olacak ve insani yardımlar gönderilmeye başlanacak. İran’ın o bölgeyle beş sınır kapısı var. Onlar KYB bölgesinde. Halil İbrahim ve Fişhabur’da sıkıntı olursa, insanı yardımları İran’daki sınır kapılarından da ulaştırabiliriz.

Bölücü terörle mücadele açısından Sincar meselesi bizler için elbette önemli. Örgütün ikinci Kandil olarak gördüğü bir yer. Orada olanları Irak merkezi yönetimi de kendi kontrol mekanizmalarımızla bizler de takip ediyoruz.”

“İşin başındaki kişi İspanya’dan kaçıyor”

“Bölgede bizim için önemli bir konu da Telafer’deki Türkmen kardeşlerimizin yerlerine yerleşmelerinin sağlanmasıdır. Telafer’de 400 binin üzerinde Türkmen var, yarısı Şii, yarısı Sünni. Bunların 100 bin kadarı bizim topraklara geldi, 100 bin kadarı da güneye indi, diğerleri çevrede bölgede duruyor. Gayemiz Türkmen kardeşlerimizin Telafer’de kendi topraklarına yerleşmelerini sağlamak. Bu gerçekleştiğinde, inşallah tam bir dayanışma içinde Sünni-Şii ayrımcılığı da ortadan kalkmış olacak. Ayrıca Musul açısından Ninova Muhafızları’nın çok büyük önem arz ettiklerini düşünüyoruz. Irak’ın kuzeyinde Barzani’nin 1 Kasım’da görevi teslim etmesi akabinde nasıl bir sürecin başlayacağını göreceğiz. Temennim odur ki federal yapı ile bir bütünleşme olsun. Biz bunun tüm Irak halkının lehine olacağını düşünüyoruz. Görüyorsunuz İspanya’daki gelişmeler ortada. Orada o işin başındaki kişi (Carles Puigdemont) İspanya’dan kaçıyor. Gittiği yer neresi? Belçika…”

“Rusya ile şu anda bir dayanışma içindeyiz”

İDLİB konusunda Rusya ile şu anda bir dayanışma içindeyiz. Bu, Afrin’i de kapsayacak. Çünkü Afrin bizim için her an bir tehdit oluşturabilir. Bölücü terör örgütü mensupları, neymiş, kuzeyden Akdeniz’e ineceklermiş. Buna Afrin üzerinden ilerleyerek, İdlib’i işgal ederek yeltenebilirler. Biz tabii ki izin vermeyiz. Münbiç şu an tamamen onların (YPG) kontrolünde. İnsani yardım noktasında bizim elimizde birkaç köy var, Rusya’da birkaç köy var.

(PYD’nin) Deyrizor’dan Akdeniz’e ulaşabilmeleri için kuzeyi kullanmaları lazım. Kuzeyi kullanmaları da bizim onlara yol vememiz halinde olabilir ki, bu da mümkün değil. Güneyde karşılarında rejim ve de Rusya var. Onlara ne rejim yol verir ne Rusya yol verir. DEAŞ’ın oradaki yerleri, Deyrizor’un olduğu yerler, petrolün en fazla olduğu yerler. Oralar kolay kolay kaptırılmak istenmez.”

 “DEAŞ (IŞİD)’ tan sonra El Nusra var”

“Bu bölgenin DEAŞ’tan temizlenmesi lazım. Bu olmazsa olmaz. DEAŞ’tan sonra asıl mesele El Nusra gibi yerli terör unsurları olacak. Biz Irak’ta da Suriye’de de toprak sahiplerinin yerlerine dönebilmelerini istiyoruz.”

“Yerli oto bugün start alıyor”

“PERŞEMBE günü (bugün) yerli oto ile ilgili lansmanı Külliye’deki kongre merkezimizde yapacağız. Bu konu ile ilgili gerek TOBB, gerek Bilim Sanayi Teknoloji Bakanlığımız çalışmalar yaptılar. Neticede sektördeki en önemli beş kuruluşumuzun bir araya gelmeleriyle, inşallah biz de kendi elektrikli otomobilimizi üretir konuma geleceğiz. Bu beş marka firmamız bu işe el atmış durumda. Lansmanını perşembe günü yapacağız.”

“Azerbaycan’a Gelibolu’ya zafer anıtı izni”

““Azerbaycan bu konuda son derece duyarlı, hatta oldukça erken tepki veren ülkelerden biridir. Şu anda Maarif Vakfı ile Azerbaycan Milli Eğitim Bakanlığı tam bir dayanışma içinde çalışıyorlar” dedi. 2018’de Kafkas İslam Ordusu’nun 100’üncü yılını birlikte kutlayacağını açıklayan Erdoğan, şöyle devam etti: “Azerbaycanlı kardeşlerimizin Gelibolu’da anıt yapma arzuları vardı, bizler de kendilerine Gelibolu’nun uygun bir yerinde bu anıtı yapmalarına yönelik değerlendirme için bakanlığımıza talimatımızı verdik. Gerekli çalışmayı yapıyorlar. Türkiye olarak Yukarı Karabağ için haklı davalarında Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki hafta ya da sonraki hafta Sayın Putin ile yapacağım görüşmede bu konuyu bizzat onunla görüşeceğim. Eğer Putin hakikaten bu işe asılırsa netice almak çok daha kolaylaşacaktır, öyle görünüyor.”

CHP’li tezcan’a tazminat davası

“Kişilik haklarını ihlal edici mahiyette, şahsiyet haklarına saldırı kastıyla fevkalade ağır hakarette bulunduğu” gerekçesiyle 50 bin liralık manevi tazminat davası açtık.”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Sayfa1 → 1.2331234Son Sayfa »