İstanbul’da polisin, taksiden indirdiği kadına tecavüz etmesi Soylu’ya soruldu

Print Friendly, PDF & Email

“Bakanlığınız neden bu suça ortak olmaktadır?”

İstanbul’da trafik kontrolü yapan polis memurunun taksiden indirdiği kadına alıkoyarak tecavüz etmesi, HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş tarafından TBMM gündemine taşındı.

İstanbul’da bir polis, taksiden indirdiği kadına tecavüz etti. Polis merkezine giden kadının şikâyeti, “Cezalarını ben vereceğim” diyen memur tarafından işleme alınmadı. Olay, polislere dava açılmasıyla ortaya çıktı. Dün basına yansıyan olayla ilgili İçişleri Bakanlığı henüz bir açıklama yapmazken, TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi verildi.

TIKLAYIN – İstanbul’da polis, taksiden indirdiği kadına tecavüz etti!

HDP’li vekil Beştaş, olayı Meclis gündemine taşıdı. Beştaş’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:

Kadına yönelik şiddet, cinsel taciz ve tecavüz vakaları neredeyse hergün basında ya da kamuoyunda yer alan haberler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Konuya ilişkin yetkili makamlarca bir duyarlılık geliştirilmediği ve çoğu kez bu vakaların üzeri örtüldüğü için kadına yönelik işlenen bu suçlar kronik bir hal almıştır. Kadına yönelik bir şiddet ve tecavüz hadisesi önceki gün İstanbul’da gerçekleşmiş olup olayın faillerinin bizzat polis olması ise konunun neden çözümsüz kaldığına ilişkin önemli ipuçları vermektedir. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre; İstanbul’da trafik kontrolü yapan Ş.Ş. ve İ.K. adlı iki trafik polisi Özbekistan uyruklu I.K.’yı araçtan indirerek, polis aracına almışlar ve 4 saat boyunca alıkoyarak tecavüz etmişlerdir. Ardından mağdur kadına ait 1400-TL parayı da alan polisler, I.K.’yı Yedikule civarında araçtan indirerek olay yerinden uzaklaşmışlardır. Şikâyette bulunmak için Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezi Amirliği’ne giden I.K. polis memuru Y.S. ile görüşmüş ancak polis memuru Y.S.’nin “Onun da çoluğu çocuğu var, zaten it gibi pişman şu an, cezasını vereceğim, sen merak etme. Size bir daha yaklaşamaz. Yaklaştığında beni arayacaksın” diyerek şikâyet müracaatını almamıştır. Yine komiser E.S. de “O polisin komiseriyim. Cezasını kendim vereceğim. Onu başka yere süreceğim” diyerek yine şikâyet müracaatı oluşturmamıştır. Aynı gün Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü nöbetçi amiri olarak görev yapan A.B.’nin de polis memuru Y.S. tarafından bilgilendirildiği ancak onun da müştekiyi dinlemesine rağmen işlem yapılması için gerekli emri vermediği iddia edilmektedir. I.K.’nın şikâyet müracaatını almayan polisler gasp edilen 1.400 TL’yi ise mağdur I.K.’ya iade etmişlerdir. I.K.’nın arkadaşı G.K., bir gün sonra tecavüz fiilini gerçekleştiren polislere ne ceza verildiğini öğrenmek için polis merkezine gittiğinde ise kimsenin olaydan haberi olmadığı anlaşılmıştır. Şikâyet başvurusunu yapmaya çalışan I.K.’nın yeniden ifadesi alındığında ise polis memuru mağdura, “Evine git, banyo yap” diyerek başvurusunu almamıştır. I.K.’nın şikâyetini ilgili birimlere ulaştırmak için gösterdiği çaba neticesinde olay açıklığa kavuşmuş ve hem tecavüz fiilini gerçekleştiren hem de şikâyet başvurusunu almayan polis memurları gözaltına alınmıştır. Tecavüz suçunu işleyen Ş.Ş. ve İ.K. tutuklanırken diğer polis memurları ise adli kontrolle serbest bırakılmıştır.

“Polislerin, suçların failleri olmasını nasıl açıklarsınız?”

Bu bağlamda;

Polis memurlarının görevi suçları önlemek değil midir? Tecavüz ve gasp olayları neredeyse her gün her yerde yaşanırken polis memurlarının bu tür suçları önlemek yerine doğrudan bu suçların failleri olmalarını nasıl açıklarsınız?

“Nasıl bir mekanizma işletilmekte?”

Ş.Ş. ve İ.K.’nin bir kadını alıkoyup, tecavüz ettikleri ve parasına gasp ettikleri vakada diğer polis memurları neden şikâyet başvurusu oluşturmamışlardır? Suçların faili polis olduğu zaman farklı bir mekanizma mı işletilmektedir?

Suçu gerçekleştiren kişinin polis olması onların cezasız kalacağı anlamına gelmektedir?

Olay kamuoyuna yansımasaydı suç işleyen polis memurları tutuklanmayacak mıydı?

Benzeri olaylarda tecavüz suçları ile birlikte suçun failleri olan polis memurları da gizlenmekte midir?

Bahse konu olayda Ş.Ş. ve İ.K.’nin suçunu örtbas etmeye çalışan ve mağdura evine gitmesini salık veren Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan polis memuru görevden alınmış mıdır? Mesleğine devam edecek midir?

Mağdurun şikâyetine rağmen şikâyet kaydı oluşturmayan polis memurları hala görevde midir? Şikâyet başvurularını almayarak suçu gizleyen polis memurları görevde kalmaya devam edecek midir?

Olaya ilişkin kaç polis memuru görevden alınmıştır ya da alınacaktır?

“Polisin söylediği ne anlama geliyor?”

Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezi Amirliği’nde görev yapan polis memuru Y.S. ile komiser E.S.’nin şikâyet kaydı oluşturmayarak “cezasını ben vereceğim” ifadesi ne anlama gelmektedir? Polis memurları kendi içlerinde bu suçları işleyenleri böyle mi kollamaktadır?

Emniyet personeli, kendi mensuplarının fail olduğu vakalarda polisleri koruma ve yasalardan muaf tutma yöntemini neye göre belirlemektedir?

Polislerin suç işlediği ancak buna karşın şikâyet başvurularının kabul edilmediği kaç vaka tespit edilmiştir? Buna göre suç işleyen ancak yargıya intikal etmeyen emniyet mensubu sayısı nedir?

Polisler tarafından işlenen suçların türleri ve dağılımı nedir?

Polislerin işlediği suçun cinsel suçlar kapsamında olması bu suçun gizlenmesinin sebebi midir?

Emniyet birimlerine yansıyan ve polislerin tecavüz suçlarının faili olduğu kaç vaka bulunmaktadır? Bu polislere karşı yaptırım uygulanmış mıdır? Kaç olay yargıya intikal etmiştir? Kaç polis görevden alınmıştır?

“Bakanlığınız neden bu suça ortak oluyor?”

Polislerin işlediği suçlar karşısında onların korunması, aynı zamanda topluma karşı işlenmiş bir suç değil midir? Neden emniyet mekanizması ve bu mekanizmanın en üst birimi olan Bakanlığınız bu suça ortak olmaktadır?

Kadına karşı şiddet ve cinsel suçlara ilişkin etkin bir mücadele yönteminin oluşturulmamasının sebebi, faillerin korunuyor olmasından kaynaklanmıyor mu?

“Bir çalışma yürütecek misiniz?”

Bakanlık olarak emniyet birimleri içindeki suç işleyen polislerin tespiti ve gerekli yaptırımların uygulanmasına ilişkin bir çalışma yürütecek misiniz?

Kadına yönelik erkek şiddeti ve cinsel suçlara ilişkin polis memurlarına yönelik bir eğitim çalışması yapılması ve bu suçlarla etkin mücadele yöntemlerinin belirlenmesine ilişkin bir çalışma yürütecek misiniz?

Kaynak : http://t24.com.tr/

AKP’li aday ağlayarak istifa etti: Haksızlık, vefasızlık

Print Friendly, PDF & Email

AKP, 31 Mart yerel seçimlerinde, Kelkit Belediye Başkanlığı için Aziz Nas’ı aday gösterdi.

Gümüşhane’nin Kelkit İlçe Belediye Başkanı AKP’li Ünal Yılmaz, yeniden aday gösterilmeyince, partisinden istifa etti. AKP İlçe yönetimiyle birlikte istifa eden Yılmaz, gözyaşlarıyla yaptığı açıklamasında, “Kelkit’imize reva görülen bu haksızlığa ve buna karşılık halkımızın yükselen tepki ve talebine istinaden partimizden istifa ediyorum” dedi.

İstifa metnini okurken gözyaşlarına da hâkim olamayan Yılmaz, 31 Mart yerel seçimlerine bağımsız aday olarak gireceğini söyledi.

“Maalesef başka yol kalmamıştır”

Kelkit’in birçok yerine hizmet götürdüklerini ve mukaddes bir yüke hamal olduklarını kaydeden Yılmaz, ilçe halkına yapılan vefasızlığı duyurmanın başka yolu kalmadığını kaydetti. Yılmaz, şöyle konuştu:

“Bugün şükrederek görüyoruz ki halkımız, insanımız asil karakterinden gelen bir kadirşinaslıkla yapılan hizmetlerin ve gönül dostluğunun vefasını göstermektedir. Biz de halkımızdan gelen talep ve feryada kayıtsız kalamayız. Uğradığımız haksızlığı ve Kelkit halkına yapılan bu vefasızlığı duyurmanın maalesef başka yolu kalmamıştır. Bu bir feryattır. Milli iradenin üstünde hiçbir güç, hiçbir entrika, hiçbir hile, hiçbir desise ve ego tanımadığımıza dair bir feryattır. En başta Kelkit halkının maruz kaldığı bu haksızlığı en yüksek makamlara duyurmak, 7’den 70’e vefakâr ve cefakâr insanların omuzlarında yükselmiş bir davaya yapılan kötülüğü göstermek için aldığımız kararı, siz kıymetli halkımız ile paylaşıyoruz. Kelkit’imize reva görülen bu haksızlığa ve buna karşılık halkımızın yükselen tepki ve talebine istinaden partimizden istifa ediyorum.”

AKP, 31 Mart yerel seçimlerinde, Kelkit Belediye Başkanlığı için Aziz Nas’ı aday gösterdi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Bahçeli’den prompter tepkisi

Print Friendly, PDF & Email

MHP lideri Devlet Bahçeli, prompter’a yanlış konuşmanın yansıtılması nedeniyle sinirlerine hakim olamadı.

Bahçeli canlı yayın sırasında, “Geçmişin tecrübeleriyle yere sağlam basıyoruz. İnançlarımızın derinliğiyle, kanımızın genişliğiyle, ülkülerimizle bir diğer şeyler tutuyoruz. Burasını yanlış koymuş kaldırın bunları ya” dedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

İktidar medyasını uyaran RTÜK bürokratı ertesi gün görevden alındı

Print Friendly, PDF & Email

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) İzin ve Tahsisler Daire Başkanvekili Yasin Yiğit’in, hükümete yakın Turkuvaz medya grubuna yasayı açıkça ihlal eden uygulama konusunda uyarı yaptıktan bir gün sonra görevden alındığı öğrenildi.

‘FETÖ bağlantısı’ nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen çok sayıda radyo televizyon kuruluşunun bazıları kapatılmış bazıları da satılmıştı. RTÜK’teki görevden alınma olayı da bu satışla ilgili yaşandı.


Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun
 CHP’li RTÜK üyesi İlhan Taşçı’ya dayandırdığı haberine göre, ‘FETÖ bağlantısı‘ nedeniyle satışa çıkarılan radyo ve televizyonlardan 35’i hükümete yakın Turkuvaz grubuna (Sabah ve atv’nin de sahibi) geçti. Bunlardan 11’inin yayın yaptığı alanda Turkuvaz grubu hali hazırda yayın yapıyordu. Ancak RTÜK mevzuatı bir kuruluşun aynı bölgede birden fazla yayına sahip olmasını yasaklıyor.

RTÜK İzin ve Tahsisler Daire Başkanvekili Yasin Yiğit bunun üzerine 9 Ocak’ta Turkuvaz Medya Grubu’na gönderdiği yazıda, ‘mevzuata uyulması, çakışan frekanslardan bir tanesini iade etmesi gerektiği’ni bildirdi. Yiğit uyarı yazısının ardından 10 Ocak perşembe günü görevinden alındı.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

CHP’den “Man Adası gerçekleri” belgeseli

Print Friendly, PDF & Email

CHP, “Man Adası gerçekleri” adında bir belgesel hazırladı. “Bu filmdeki belgelerin tamamının gerçek olduğu cumuriyet başsavcılığı tarafından resmen kabul edilmiştir” denilen belgeselde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği iddialar yer alıyor. 

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yakınlarının vergi cenneti olarak bilinen Man Adası’na para transferi yaptıklarını iddia eden belgeleri kamuoyuna açıklamıştı. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın kendisine açtığı tazminat davalarını kaybetmişti.

Kaynak : http://t24.com.tr/


Haddini bil!

Print Friendly, PDF & Email


T24 Yazarı
Mehmet Y. Yılmaz

Müjdat Gezen, Cumhurbaşkanı’na “Haddini bil” dediği için, polis refakatinde savcılığa götürüldü ve mahkeme tarafından ‘yurt dışına çıkma yasağı ve haftada bir kez karakolda imza atması koşuluyla’ serbest bırakıldı.
Bu bizim hukukumuzda tutuklamanın alternatifi olan bir uygulama. Daha iddianame yazılacak ve yargılama yapılacak.
Demek ki Gezen’in “Haddini bil” demesi savcılarımıza göre bir hakaret ifadesi.
Bence hakaret sayılmaz.
Bu deyimi cümle içinde kullanırsak, daha iyi anlaşılabilir diye düşündüm.
Ama tembel bir tabiata sahip olduğum için cümleleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarından aldım. Şimdi kim uğraşacak, yeni cümleler kurmak için, hazır en yetkili ağız tarafından kurulmuşları varken?
Buyurun, birlikte okuyalım ve savcılarımız da karar versin: Birisine “Haddini bil” demek hakaret sayılmalı mı, sayılmamalı mı?

Erdoğan’dan Fatih Portakal’a (17 Aralık 2018): “Birileri çıkmış portakal mıdır mandalina mıdır sokağa çağırıyor. Haddini bil. Bilmezsen haddini, bu millet patlatır enseni.”

Erdoğan’dan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na (15 Mayıs 2016): “Haddini bil, haddini ben halkımdan besleniyorum. Kandan beslenen birileri varsa 1960’da rahmetli Menderes ve arkadaşlarının idamına zemin hazırlayan CHP zihniyetidir.”

Erdoğan’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye (27 Mayıs 2015): “Cumhurbaşkanlığı makamındaki zırhlı Mercedeslerden bir tanesini ben Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edeceğim, dedim. Bu makama tahsis ettik. Şimdi çıkmış Bahçeli ne diyor, ‘Ya istifa et ya bu arabayı iade et?’ Sen kimsin?”

Erdoğan’dan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (18 Nisan 2017): “Haddini bil!”

Erdoğan’dan, Muharrem İnce’ye (Haziran 2018): Bay Muharrem bak yolsuzluktan falan bahsediyorsun haddini bil. Sen bizi yaptığımız yatırımlara kör müsün, görmüyor musun bu yatırımları. Adam tam kör. Adam soygundan bahsediyor. Haddini bil.”

Erdoğan’dan Federal Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’e (19 Ağustos 2017): “Sen kimsin ki Türkiye Cumhurbaşkanı’na konuşuyorsun? Sen Türkiye’nin Dışişleri Bakanı ile konuş. Haddini bil!”

Erdoğan’dan, CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’a (4 Nisan 2017): “Bu adama terbiyesiz demeyeceksiniz de kime diyeceksiniz. Seni bir daha Samsun’a, Sivas’a, Amasya’ya sokmazlar. Sen kimsin be ahlaksız. Haddini bil. Kendini bil. Ceddini bil. Neslini bil. Ama bunlarda haya yok ki. Bizde edep denen bir şey var. Edeb yahu derler.”

Erdoğan’dan HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a (23 Mart 2015): “Çözüm süreci benim sorumluluğumda başlamış süreçtir. Bundan sonraki süreçte söz söylemek de hakkım ve vazifem. Birileri ‘tek adamsın diyor, yanında kimse yok’. Bunlar çok zavallı. Ben cumhurun başkanıyım. Büyüklerimizin güzel lafı var. Kendini bil, haddini bil, neslini bil.”

Erdoğan’dan gazeteci Amberin Zaman’a (7 Ağustos 2014): “Kılıçdaroğlu önceki gün bir televizyona çıkmış, AKP kitlesinin sorgulama yeteneği yok diyor. Orada da gazeteci kılıklı bir militan çıkmış. Edepsiz bir kadın. ‘Müslüman ülkede bunu beklemek zor değil mi’ diyor. Haddini bil haddini. Haddini bil, eline vermişler bir kalem, gazete köşesinde yazıyorsun.”

Erdoğan’dan YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’na (13 Ocak 2014): “Bir taraftan hukukçuyum diyeceksin bir taraftan orada konuşma yapmak isteyeceksin. Sen kimsin? Bir defa haddini bil. Senin konuşma yapacağın yer, başka yer.”

Erdoğan’dan 35. Muhtarlar toplantısında Bahçelievler Kaymakamı’na (19 Ocak 2017): “Haddini bil kaymakam. Yoksa gereği yapılır.”

Erdoğan’dan TÜSİAD Başkanı Candan Symes’e (11 Nisan 2015): “Bunlar haddini bilmiyor, çünkü bunlarda insaf yok. Sermayeleri bu dönemde 5’e katlandı. Onun şımarıklığı içinde bunları yapıyorlar.”

Erdoğan’dan, Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir’e (27 Mayıs 2014): “Nerede milletvekili olursan ol önce haddini bileceksin. Sen yaptığın açıklamalarla Türkiye’nin Başbakanının oraya gitmesinin doğru olmayacağını söylüyorsun. Buna senin gücün yetmez önce haddini bil.”

Erdoğan’dan Standart ve Poors’a (5 Mayıs 2018): “S&P diye bakıyorsunuz bir kredi derecelendirme kuruluşu siyasi kararlar alıp bizim gerilediğimizi söylüyor. Haddini bil haddini. Türkiye nerede siz nerede? Zaten biz bunları dehledik, artık onlara üyeliğimiz filan da yok ama buna rağmen bunlar rahat durmuyor.”

Erdoğan’dan Guardian gazetesine (6 Haziran 2015): “Sen kimsin ya, terbiyesiz, haddini bil.”

Erdoğan’dan New York Times gazetesine (26 Mayıs 2015): “Sen haddini bil ne zamandan beri ABD’den Türkiye’ye el uzatmaya başladın. Artık eski Türkiye yok artık yeni Türkiye var.”

***

“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” bu değilse, nedir?

Osmanlı Ocakları isimli bir dernek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef gösterdiği Fatih Portakal’ı protesto etmek için, televizyon binasının önünde bir gösteri düzenledi.
Derneğin Kurucu Genel Başkanı Kadir Canpolat, gösteride şunu söyledi:

“Portakal seni kınıyoruz. Ülkemizi her fırsatta karıştıranlar bilmelidirler ki evinde en az yüzde 52 dişlerini sıkarak bekleyenler var.”

Şimdi bu bey ne demek istiyor, açık değil mi?
Halkın yüzde 52’si ‘evinde dişini sıkarak bekliyor’, tepelerinin tası atarsa sokağa çıkıp, muhalif avına girişecekler!
Peki bu durumda evinde ‘dişini sıkmakta ve beklemekte olan yüzde 48’in’ eli armut mu toplayacak?
Bu adamlar ne yapmak, ne demek istiyorlar?
Türkiye’de bir iç karışıklık mı çıkarmak istiyorlar?
Yine Amerika’dan işaret geldi de Türkiye’yi 12 Eylül öncesindeki günlere mi döndürmek istiyorlar?
Savcı, Metin Akpınar’ın söylediği bir cümleden bile ‘Halkı TC hükümetine karşı silahlı isyana teşvik suçu’ icat etti.
Bu adamın sözleri ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ değilse nedir?
Savcı beyler uyuyor mu?

Kaynak : http://t24.com.tr/

En özgür Erdoğan: YSK, AKP genel başkanını seçim yasaklarının dışında tuttu

Print Friendly, PDF & Email

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçim yasakları kapsamına alınmasına ilişkin başvuruyu reddetti.

Erdoğan’ın yeniden AKP genel başkanı olmasının ardından yapılan 24 Haziran seçimlerinde de YSK  ‘partili cumhurbaşkanı’nı seçim yasaklarına uyacak kurum ve kişilerin dışında tutmuştu. 

İYİ Parti 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde, cumhurbaşkanının da seçim yasaklarına uyması gereken kurum ve kişiler arasında bulunması için YSK’ya başvurmuştu. 

Ancak YSK, sistem değişikliğinin ardından ilk kez yapılacak seçimde de ‘partili cumhurbaşkanı’  Erdoğan’ın seçim yasakları kapsamına alınmasını reddetti. 

Cumhuriyet’ten Emine Kaplan’ın haberine göre ret kararına gerekçe olarak anayasa gereği cumhurbaşkanının ‘devletin başı’olması ve seçim yasaklarının cumhurbaşkanına uygulanamayacağı gösterildi.

Buna göre Erdoğan, seçim gününe kadar ‘cumhurbaşkanı’sıfatıyla devletin tüm olanaklarını kullanarak seçim propagandası yapabilecek, ayrıca bakan ve milletvekillerinin 21-31 Mart günleri arasında makam araçlarını kullanamayacağı, açılış ve temel atma törenlerinin düzenlenemeyeceğine ilişkin seçim yasaklarından muaf olacak. 

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Yargıtay: Cemevleri ibadethanedir, faturalarını devlet karşılamalı

Print Friendly, PDF & Email

2014 yılında AİHM de cemevlerinin ibadethane olduğunu ilişkin karar vermişti.

Alevilerin cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin yürüttüğü hukuk mücadelesi uzun yıllardan beri sürüyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2014 yılında cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin verdiği kararın ardından, Cem Vakfı’nın açtığı davada Yargıtay, cemevlerinin ibadethane olduğuna, tıpkı diğer ibadethaneler gibi elektrik faturalarının da devlet tarafından karşılanması gerektiğine hükmetti.

Sendika.org’da yer alan habere göre, davayı takip eden avukat Ulaş Cam, en başından beri cemevlerinin ibadethane olduğuna ve elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğine ilişkin düzenleme talep ettiklerini ve buna istinaden faturaları ödemediklerini belirtti. Bunun üzerine BEDAŞ’ın fatura borcu nedeniyle icra takibi başlattığını belirten Cam, “Biz itiraz ettik. Akabinde BEDAŞ itirazın iptali için dava açtı. Bu davalar 2012 yılında önce aleyhimize sonuçlandı ve BEDAŞ yönünden tahsilat kararı çıktı” dedi.

AİHM’in 2014 yılındaki kararının ardından Yargıtay’ın dosyayı bozma kararı verdiğini belirten Cam şunları söyledi: Yeniden inceleme yapılması için mahkemeye gönderdi. Mahkeme dosyaları yeniden ele aldı. Bilirkişi incelemesi yapıldı, tespitler yapıldı. Cemevlerinin elektrik giderlerinin karşılanması yönünde mahkeme olumlu bir şekilde BEDAŞ’ın açtığı davaya reddetti. BEDAŞ temyiz etti. Dosya Yargıtay’a gitti tekrar ve Yargıtay, BEDAŞ’ın aleyhine olan bu kararları onadı.

Bundan sonraki sürece ilişkin ise Cam şunları söyledi: Yargıtay kararı bu şekilde kesinleşecek gibi görünüyor. Bu kararın kesinleşmesinden sonra artık elektrik faturası ödeme yükümlülüğü tamamen ortadan kalkmış olacak. Çünkü elektrik kuruluşları icra takipleri yaptıklarında ya da dava açtıklarında önlerine bu karar çıkacak. Dolayısıyla hem davayı kaybedecek, vekalet ücreti ödeyecekler, bir sürü masraf yapacaklar. Bu durumdan çıkış adına tek şey, devletin cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin düzenleme yapmasıdır. Bu aşamada önemli bir karar, uzun zamandır bunun peşindeydik. Beklentimiz bundan sonrası adına yasal düzenleme. Yasal düzenleme olursa hepimiz adına olumlu bir gelişme olur.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Okluk Koyu’nda arazi pazarlığı: Fiyatı beğenmeyen mahkemeye gitsin!

Print Friendly, PDF & Email

Bölgede arazisi bulunanlara dönüm başına önce 95 bin, ardından 160 bin lira para teklif edildi.

Muğla’nın Marmaris İlçesi Okluk Koyu’nda yapımı devam eden Cumhurbaşkanlığı Yazlık Konutu’nun ardından 200 dönüm arazinin acil kamulaştırılma kararı sonucu koydaki arazi sahipleriyle pazarlık başladı. İçinde avukatların da bulunduğu Ankara’dan gelen heyet dönümüne deniz kıyılarına 160, arka bölümlere ise 95 bin lira fiyat biçti. Kabul etmeyenlere ise “Mahkemeye gidin” denildi. 

Mustafa Sarıipek’in Sözcü’de yer alan haberine göre, pazartesi günü Okluk Koyu’nun karşı tarafında bulunan Malderesi Koyu’nda arazisi bulunan 4 kişi ile Marmaris Mal Müdürlüğü’nde pazarlığa oturuldu. Edinilen bilgiye göre ilk rakam dönüm başına 95 bin lira olarak belirtildi. İtiraz üzerine rakam 160 bin liraya çıkarılırken “Bu rakamı da arazinin deniz kenarında olmasından dolayı veriyoruz” denildi.

“Parayı az bulan mahkemeye gitsin”

Arazi sahipleri bölgede deniz kenarındaki arazilerin dönümünün milyon lira olduğu, Karacasöğüt’ün denizden uzak bölümlerinde bile tarlaların dönümünün 500 bin lira ettiğini belirtmeleri üzeri pazarlığı sürdürmeyen heyet “Verilen rakam eğer size az geliyorsa mahkeme yolu açık. Buyurun dava açabilirsiniz” denildiği öğrenildi.

“Görüşmeler hafta sonuna kadar sürecek”

Heyet ile konutun şantiyesinin kurulduğu arazi sahipleriyle görüşme yapılacak. Önümüzdeki günlerde ise koydaki restoran sahipleri ve konut yakınındaki arazi sahipleriyle masaya oturulacak.

“Kimsenin konuşması istenmiyor”

Adının açıklanmasını istemeyen bir bölge yaşayanı “Kimsenin gazetecilerle konuşması istenmiyor. Bölgeye gazeteci geldiği anda jandarmaya bildirilmesi istendi. Herkes korkuyor. Kimse ne yapacağını bilmiyor. Pazarlıklar bittikten sonra hepimiz bir araya gelerek bir yol belirleyeceğiz” dedi.

İmza sayısı 60 bini geçti

Öte yandan bölgede başlatılan “Gökova, koylar hepimizin” imza kampanyasının ise 60 bini geçtiği açıklandı. Marmaris Haziran Hareketi üyeleri, kamulaştırmanın gerçekleşeceği haberi üzerine bölgedeki 200 dönüm arazinin sahipleriyle görüşme gerçekleştirdiğini sosyal medya aracılığıyla tüm üyelerine duyurdu. Duyuru şöyle:

“Bir avuç denizci ile başladığımız yolculuğumuz katılımlarınızla 60 bini geçti. Bizler bu arada boş durmadık, kamulaştırılması söz konusu olan 200 dönüm arazinin pay sahiplerine ulaştık. Tabii hepsi de bölgenin yerlileri olan dededen toruna hak sahipleri. Elbette devletle oturacakları bir masadan mağlup kalkacakları endişesi gözlerinden okunuyor. Onlara hukuki destek vererek, korkularını bir nebze olsun hafiflettik.
Bodrum’un Kent Konseyi’nin bileşenleri olan Bodrum Deniz Derneği, Belediye Başkanı, Bodrum Deniz Ticaret odası, Bodrum Ticaret Odası’na direkt veya dolaylı olarak ulaştık. Muğla Çevre Platformu’ndan samimi destek aldık, her nefesimizde yanımızda oldular.  Destek büyüdükçe, bu çabaları destek alabileceğimiz tüm paydaşların içinde olduğu bir platformdan yürütme gereği doğdu. Bu ihtiyacı Facebook’da oluşturduğumuz ‘Gökova Hepimizin’ sayfasından yürütmekte karar kıldık. Şimdi her bir imza sahibinin, bu sayfayı beğenmesini ve paylaşarak destekleyenlerin 100 binlere ulaştırmasını bekliyoruz.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

‘O günü’ anlatacak

Print Friendly, PDF & Email

Muharrem İnce

24 Haziran’da CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce, günler sonra ilk kez televizyona çıkacak. İnce’nin 24 Haziran ve sonrasına ilişkin konuşması bekleniyor.

24 Haziran seçimlerinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay çağrısı yapmaması üzerine bayrak açan Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce , günler sonra ilk kez bugün televizyon programına çıkacak. İnce’nin konuşmasında hangi zorlukları yaşadığını, cumhurbaşkanı adayı gösterilmesinden önceki süreci, 24 Haziran gecesi neden açıklama yapmadığını ve son çıkışlarının nedenini açığa kavuşturacağı belirtiliyor. Sert bir konuşma yapması beklenen İnce’nin resmi imza toplama girişimine de açıklamalarının ardından başlayacağı belirtiliyor. Siyasi kulislerde ise olağanüstü kurultay karşısında genel merkez’in en büyük kozunun yerel seçimler olduğu konuşuluyor.

Edinilen bilgiye göre; İnce Habertürk TV’de katılacağı programda, cumhurbaşkanı adayı gösterilmesinden önceki sürecin detaylarını kamuoyuyla paylaşacak. Siyasi kulislerde aday belirleme sürecinde Kılıçdaroğlu’nun İnce’yi aday göstermeye “mecbur” kaldığını savunanların yanı sıra anketlerin İnce’yi işaret etmesi nedeniyle İnce isminin öne çıktığı belirtiliyor. İnce’nin tüm bu sürece kendi açısından netlik kazandırması bekleniyor. Programda İnce’nin 24 Haziran gecesi neden açıklama yapmadığını ve son çıkışlarının nedenini açığa kavuşturacağı kaydediliyor. Kampanya sürecinde parti nedeniyle yaşadığı sorunları da kamuoyuyla paylaşması beklenen İnce’nin, verilen söz verilmesine karşın listelerde ekibinin büyük çoğunluğunun yer almamasına karşı duyduğu tepkiyi de dile getireceği belirtiliyor. İnce’nin kamuyoyuna yapacağı açıklamaların ardından imza toplama işlemine resmen başlanacağı dile getiriliyor. İnce’ye yakın isimler, imza sayısının 500’e yaklaştığını belirterek, resmi imza toplama girişiminden sonra 3 gün içinde yeterli imza sayısı olan 630’u bulacaklarına inanıyor.

Toplasalar tartışma biterdi

Genel Merkez kanadı ise İnce ve ekibinin yeterli imzayı bulamayacağı görüşünde ısrarlı. Yeterli imza bulunabilseydi bugüne kadar olağanüstü kurultay çağrısının çoktan yapılacağına dikkat çeken Genel Merkez, yeterli imza bulunsaydı tartışmaların da son bulacağını belirtiyor.

Yeni dönem masaya yatırılacak

İmza tartışmalarının yanı sıra genel merkezde yeni döneme ilişkin hazırlıklar başladı. Bugün seçimden sonraki ikinci kapalı grubuna toplayacak olan CHP , özellikle yeni gelen milletvekillerine yönelik oryantasyon gerçekleştirecek. Toplantıda yeni sistemin ve nasıl bir muhalefet izleneceğinin detaylarıyla konuşulacağı belirtiliyor.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/