Erdoğan: İdlib’deki operasyonu ÖSO yürütüyor, askerimiz henüz orada değil; yeni inisiyatifler alacağız

“Erdoğan: Kuzey Irak başladığı yere geri dönmeli, yoksa elindeki tüm imkanları kaybeder”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından Suriye’nin İdlib kentine yönelik olarak bir askeri operasyon başlatıldığını açıkladı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) henüz operasyona katılmadığını belirten Erdoğan, “Bundan sonra da yeni inisiyatifler almaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

Gazetecilerin “Fırat Kalkanı Harekâtı’nda olduğu gibi bir yöntem mi kullanılacak?” sorusuna Erdoğan’ın yanıtı “Boksa girildiği zaman yumruğun sayısı sayılmaz” oldu. Erdoğan, “Operasyona Rusya havadan, TSK sınır içinden destek veriyor” dedi.


TSK’nın El Bab’a yönelik olarak düzenlediği Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yedi ayda 71 asker hayatını kaybetmişti.


“Fırat Kalkanı bitti, bunun da adı açıklanır”

Operasyonun adının ne olacağına ilişkin yöneltilen soruya Erdoğan, “Fırat Kalkanı bitti, bunun da adı açıklanır” yanıtını verdi. Erdoğan, olası bir göç hareketine karşı gerekli hazırlıkların yapıldığını bildirdi.

Astana’da İdlib konusunda anlaşmaya varılmıştı

Türkiye, Rusya ve İran, “Suriye krizi” ile ilgili yürütülen Astana görüşmelerinin son toplantısında, İdlib’de çatışmasızlık bölgesi kurulması konusunda anlaşmaya varmıştı. Geçen hafta TSK, İdlib sınırına sevkiyat yapmıştı.

“Bugün İdlib’de ciddi bir harekât var”

AKP 26. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“İlk yola çıktığımız günden bugüne kadar hangi kademede olursa olsun AK Parti’ye gönül vermiş tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.  Partimizin iktidara gelişinden bu yana Türkiye’nin kat ettiği mesafeyi Cumhuriyet tarihi ile mukayese ettiğimizde orataya çıkan tablo partimizin karnesidir. Bizlerin de bu tabloyu hatırlaması ve hedeflerimizin çıtasını yükseltmemiz gerekiyor.

“Kendi arkadaşalarımızın arasında bile bu refromların farkında olmayanlar var. Şahsım da dahil olmak üzere her fırsatta bu hatırlatmaları yapmayı sürdüreceğim. Milletimize her fırsatta bu hatırlatmaları ezberden ifade etmenizi istiyorum.

“Milli Takımımız dün akşam mağlup oldu. Üzüntülüyüz. Ama 3-0’a rağmen Eskişehir seyircisinin sonuna kadar Milli Takımımıza sahip çıkmasını sonuna kadar alkışlıyorum.

“Ana muhalefet de dahil olmak üzere silahlı insansız hava araçlarını konuşuyor. ‘Piknik yapmaya gittiler’ diyor. O dağlarda bunların inine dahi gireceğiz. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. İçeride ve dışarıda ülkemize kim tehdit oluşturuyorsa ‘Hoşgeldin’ demeyeceğiz. Yerinde bastıracağız. Bunun adımları attık, atıyoruz.

“İnsanlar sandık başına gittiklerinde geçmişte aldıkları hizmetler kadar gelecekte kendilerine vaad edilenlere de bakarlar. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Birileri de kurusıkı atmak suretiyle konuşuyor. Yaptıklarımızı anlatmakla yetinmeyeceğiz. Yapacaklarımızı da ifade edeceğiz. Bizim için Kanal istanbul çok önemli. Süveyş, Panama kanalı nasıl anılıyorsa biz de kanal istanbul ile dünyaya yeni bir marka olarak ses vereceğiz. Bunun da adımını çok kısa zamanda atacağız.

“Biz milletimize her alanda hep yeni şeyler söyledik. Maziden atiye kurduğumuz köprünün kilit taşı değişim konusundaki kararlılığımızdır. Bu gerçekten hareketle bir süredir teşkilatlarımızda ve belediyelerimizde yenilenme ihtiyacını söyledim, söylüyorum. Belediyelerde şimdiden benzer adımları atmanın hazırlığı içindeyiz. Bu milletimizin talebidir. Değişim ihtiyacını kendi irademizle gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Bunu kendimiz yapmazsak sandıkta milletimiz yapar.

“Milletle zıtlaşma olmaz. Hele hele milletle kavga olmaz. Biz siyasi hayatımızı milletimizin bize olan desteğine borçluyuz. Milletimizin 15 Temmuz’da desteği olmasaydı biz bugün yoktuk.

“Belediye başkanlarımızın bir kısmının dinlendirilmesi veya başka görevlerde görevlendirilmesi icap ediyorsa bunu karşılıklı mutabakat içinde yapacağız. Buna kimsenin alınmaması gerekiyor. Bizim kadromuzu yeni isimlerle güçlendirmekten daha doğal ne olabilir. Bunu yapmazsak geçmişteki partilerden bir farkımız kalmaz. AK Parti’yi göz göre göre bu çıkmaza sürüklemeye kimsenin hakkı yoktur.

“Çetin yollar yorgun bedenlerle aşılamaz. 2013 yılından beri öyle saldırılara maruz kalıyoruz ki sadece savunma değil taarruz gücümüzü de artırmamız gerekiyor.

“Kuzey Irak başladığı yere geri dönmeli yoksa elindeki tüm imkanları kaybeder.

“Eğer tek vatan demek milliyetçilikse milliyetçiyiz. Eğer tek bayrak demek milliyetçilikse milliyetçiyiz. Tek devlet demek milliyetçilikse milliyetçiyiz.

“Sandıkla gelen elbette sandıkla gider. Ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez. İhanet etmediği sürece görevden çekilenlerin de yeniden değerlendirme yolu açıktır.

“Sandıkla gelen elbette sandıkla gider. Ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez. İhanet etmediği sürece görevden çekilenlerin de yeniden değerlendirme yolu açıktır.

“Fırat Kalkanı Harekâtı ile açtığımız alanı şimdi de İdlib’in güvenliğini sağlamaya yönelik yeni bir adımla daha ileri taşıma gayretindeyiz. Bugün İdlib’de ciddi bir harekat var ve bu devam edecek.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Bu işte bir tuhaflık var: Altın ithalatı yüzde 1400 arttı, ihracat 96.4 tonu buldu!

“Bakanlık açıklama yapmalı”

Türkiye altın ithalatının üçte birini, ihracatının beşte dördünü tek başına Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptı. “Ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor” diyen ekonomistlere göre ‘bu işte bir tuhaflık var.’ Türkiye’nin altın ithalatı Temmuz ayında 62.8 ton ile aylık bazda tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası altın ithalat verilerine göre önceki yıl aynı dönemde 4.4 ton olan altın ithalatı, geçen ay yaklaşık yüzde 1400 arttı. Ocak-Temmuz döneminde ise altın ithalatı, geçen yılın ilk 7 ayına göre 8 kat artışla 237.6 tona fırladı. İlk 7 aylık bu rakam, şimdiden 2016’nın tamamında yapılan 106.2 tonluk ithalatı geride bıraktı. Türkiye’nin altın ihracatı ise ilk 6 ay sonunda, 96.4 tonu buldu.

Cumhuriyet’te Gamze Bal imzasıyla yayımlanan haber aynen şöyle:

Altın ihracatının yüzde 87’sinin ise tek başına Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yapılması soru işaretlerini de beraberinde getirdi. BAE’nin Türkiye’nin ilk 6 aylık altın ithalarındaki payı ise yüzde 36’yı geçti.

Altın aldık, altın sattık!

İşin ilginç yanı ise ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor ancak Türkiye’nin altın ithalatında da ihracatında da adres BAE’ye çıkıyor. Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’nin BAE’e en çok sattığı ürün, (işlenmemiş) altın. BAE’den en çok aldığı ürün de yine açık ara (işlenmemiş) altın. Bu yılın ilk yarısında Türkiye BAE’ye 3.4 milyar dolarlık altın satarken, BAE’den 2.9 milyar dolarlık altın aldı. Yaşanan bu durum, Türkiye ile İran arasında 2013 yılında patlak veren “altın” ticaretini akla getirdi. Hatırlanacağı üzere İran, Türkiye ve Dubai (BAE) üzerinden altın ile ticaret yapılarak ambargonun delinmesi, İranlı işadamı Rıza Zarraf ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’de tutuklanmasına kadar giden sürecin fitilini ateşlemişti. Söz konusu dönemde Türkiye’nin altın ithalatı İran ile rekor kırmıştı.

‘Normal değil’

Dört yıl aradan sonra 2017 yılında Türkiye’nin BAE ile artan altın ticareti, ekonomistleri, “Arkasında normal olmayan unsurlar var” düşüncesinde birleştirdi. Durumun ekonomi mantığıyla açıklanamayacağını ifade eden iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, İran’a geçmiş yıllarda uygulanan ambargoya benzer bir durumun yaşanabileceğine dikkat çekerken; BAE ile olan altın ticaretini, “Bu sonuçlar ve rekor, normal değil” diyerek değerlendirdi. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise ithalattaki artışın iç taleple açıklanamayacağı görüşünde.

‘Bakanlık açıklama yapmalı’

Temmuz 2017’deki aylık bazlı altın ithalatının 2016’da gerçekleşen toplam altın ithalatına eşit olduğuna dikket çeken Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “Bu ithalat, Türkiye’nin altın talebiyle açıklanamaz” dedi. Kozanoğlu, “Türkiye’deki düğünler, yurttaşın altına olan talebi ya da herhangi başka bir ekonomik durum bu ithalatı açıklayabilecek seviyede değil. Ciddi olarak makro ekonomiyi etkileyecek bir durumdan bahsediyoruz. Maliye Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı bir an önce bu duruma açıklık getirmeli” diye konuştu. Kozanoğlu, “BAE’ye dayalı olarak bu rakamlardan bahsetmemiz ‘bu ithalatın arkasında ne var’ sorusunu akla getiriyor” dedi. Altın ithalatının gelecek ayın ödemeler dengesini de ciddi etkileyeceğine değinen Kozanoğlu, şunları söyledi: “Öteden beri cari işlemler açığı veren bir ülkeyiz. Altın da devreye girince içinden çıkılmaz bir hal oluyor. Bir ayda böyle büyük bir sıçramanın gerçekleşmesi, döviz sorunu yaşayan bir ülke olarak Türkiye için risk.”

Kaynakhttp://t24.com.tr/

İran’dan Türkiye’ye ayrı, vatandaşlarına ayrı uyarı

İran Meclis Başkanı Ali Laricani, Ankara’dan son zamanlara İran’a yönelik yapılan bazı açıklamaların komşuluk ilişkilerine yakışmadığını ileri sürerek, “Türkiye’den kullandığı söylemlerde titiz olmasını bekliyoruz” açıklamasında bulundu ve vatandaşlarına, ‘Türkiye’ye gitmeyin‘ çağrısı yaptı.

Düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Laricani, Ankara’dan yapılan eleştirel açıklamalar konusunda İran’ın “ soğukkanlı davrandığını” söyledi.

Laricani, “Son zamanlarda Ankara’dan yapılan bazı açıklamalar komşuluk ilişkilerine yakışmıyor. Türkiye’den İran’la ilgili tutumu ve kullandığı söylemler konusunda titiz olmasını bekliyoruz. İran bu konuda soğukkanlı davranıyor” diye konuştu.

“Gerekli olmadıkça Türkiye’ye gitmeyin” uyarısı

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından Türkiye’ye seyahat edilmemesi için yapılan uyarıyı da değerlendiren Laricani, “Kendi halkımızın can güvenliği korumak ve dikkatli olmaları için uyarılar yapmak zorundayız” diye konuştu.

“Türkiye’nin bazı yerlerinde kaygı verici eylemlerin olduğunu” öne süren Laricani, “Bu ülkedeki terör sorunlarının azalmasını ve şartların normale dönmesini umut ederiz” dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı ve bazı milletvekilleri, son günlerde yaptıkları açıklamalarla, ülkedeki 14 günlük Nevruz tatilleri kapsamında gerekli olmadığı sürece Türkiye’ye seyahat edilmemesi çağrısında bulundu.

Tahran yönetimi buna gerekçe olarak Türkiye’deki güvenlik koşulları ve yurttaşlarına yönelik Türkiye’de uygulanan kötü muameleyi gösteriyor.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

İran Türkiye’ye elektrik akışını durdurdu

61107548

İran Enerji Bakan Yardımcısı, Türkiye’nin 200 milyon dolarlık borcunu ödemediği için elektrik akışının kesildiğini açıkladı.

İran Enerji Bakan Yardımcısı Huşeng Felahetiyan, İran’ın Türkiye’ye yaptığı elektrik ihracatının borç nedeniyle durdurulduğunu söyledi.

Felahetiyan, alıcı Türk firmasının İran’a olan 200 milyon dolar tutarındaki borcunu ödemediği için elektrik akışının kesildiğini ifade etti.

“DHA’nın haberine göre; ihracatı durdurmamızın ‘en önemli nedeni’ ödenmeyen borçlardır” diyen İranlı yetkili, “Ödenmemiş borçların alınması ve ihracatın yeniden başlaması için görüşmelere başlanmıştır” diye konuştu.

Felahetiyan, borçların ödenmesi konusunda güvence verilmesi durumunda elektrik satışını yeniden başlatabileceklerini kaydetti.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Zencani-Türkiye bağlantısı

84

Babek Zencani

İran’da yolsuzluk suçlamasıyla idamı istenen işadamı Babek Zencani’nin iddianamesinin okunması tamamlandı. Ünlü işadamı ve yardımcısının zimmetlerindeki paralarla Türkiye’deki Onurair Hava Yolu’nun hisselerinin bir bölümünü satın aldığı iddiaları da iddianamede yer aldı.

Tahran Devrim Mahkemesi’nde görülen davanın dünkü duruşmasında, Babek Zencani’nin yanı sıra ünlü işadamıyla birlikte çalıştığı söylenen Mehdi Şems ve Hamis Fellah adlı iki sanık hakkında hazırlanan iddianamenin kalan kısmı okundu. 237 özet sayfadan oluşan iddanamenin dünkü bölümünde, Zencani ve yardımcısı Şems arasında internet üzerinden yapılan bir yazışma da aktarıldı. Savcı, yazışmaya istinaden Mehdi Şems’in İran adına sattığı petrol parasının bir bölümüyle Onurair hisselerini satın aldığını kaydetti.

Savcı, Onurair’den 230 milyon dolar değerinde hisse alındığını ifade etti. Sanıkların İran’ın yanı sıra Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Tacikistan’da suç işlediğini söyleyen savcı, sanıkların tüm malvarlıklarına el konularak devlete devredilmesini talep etti. Savcı, her 3 sanığın ülkenin ekonomik sistemini bozduğu gerekçesiyle “yeryüzünde fesat çıkarmak” suçlamasıyla yargılanmalarını istedi. İran ceza yasasına göre yeryüzünde fesat çıkarmanın cezası idam olarak belirlenmiş. Dünkü duruşmada avukatların isteği üzerinde dava 31 Ekim tarihine ertelendi.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Reza Zarrab’a Almanya’da yakalama kararı iddiası

reza-zarrab-671

Reza Zarrab hakkında Almanya’da tutuklama kararı çıkarıldığı öne sürülüyor.

İran’a yönelik ambargoyu altın kaçakçılığı ile deldiği öne sürülen ve İran’da tutuklanan Babek Zencani isimli genç milyarderle ilişkileri ortaya çıkan Reza Zarrab’la ilgili başvurunun İran’dan geldiği belirtiliyor.

İRAN MI VERDİ, ÖZ MÜ?

İran’in Zencani soruşturması ile birlikte bağlantıları hakkında da bilgi verdiği ve normalleşen ilişkilerin ardından, bu talebin dikkate alındığı öne sürülüyor. Alman makamları konuyla ilgili bir bilgi vermezken, söz konusu kararla ilgili de İnterpol’den  henüz bir yanıt alınamadı.

Tutuklama kararının, bir yakalama kararı şeklinde mi olduğu, yoksa böyle bir iddianın bazı çevrelerce mi çıkarıldığı da tam bilinmezken, bazı iddialar da Türkiye’den kaçan savcı Zekeriya Öz ve Celal Akkaş’ın, konuyla ilgili belgeleri paylaşmış olabileceği yönünde. Son iddia özellikle, Almanya’daki cemaatçiler arasında dillendiriliyor.  

Ali GÜLEN /Almanya

Kaynak : SÖZCÜ Gazetesi

“Patriotlar dünya savaşına zemin hazırlar”

İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi, Türkiye-Suriye sınırına yerleştirilmesi planlanan NATO’ya ait Patriotların dünya savaşına zemin hazırladığını iddia etti.

İran haber ajansı ISNA’nın haberine göre, İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi, Türkiye’ye yerleştirilecek NATO’ya ait Patriot füze savunma sisteminin dünya savaşına zemin hazırlamak anlamına geleceğini söyledi. 

İran Genelkurmay Başkanı Firuzabadi, “Söz konusu Patriotların her biri, dünya haritası üzerinde kara bir leke ve bunlar dünya savaşına zemin hazırlar” dedi.

İran öğrenci haber ajansı ISNA’ya konuşan Genelkurmay Başkanı Firuzabadi, “Yeni bir dünya savaşı için plan yapıyorlar. Bu insanlığın geleceği ve aynı zamanda Avrupa’nın kendi geleceği için çok tehlikeli” şeklinde konuştu.

‘SIRA TÜRKİYE’YE GELECEK’ DEMİŞTİ

Geçtiğimiz Ağustos ayında da Ankara’nın Suriye politikasını eleştiren İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi, “sıranın Türkiye’ye geleceğini” ileri sürmüştü.

Kaynak : GAZETEPORT

En sıkı askerlik arkadaşım Mustafa Denizli’ydi

CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey, BM temsilcisiyken iki yıl, sekiz ay, yedi gün geçirdiği İran’daki anılarını ‘Nereye Gidersem Gökyüzü Benimdir’ kitabında topladı. Pavey, ‘gurbette İslami askerlik’ diye nitelediği İran günlerinde en sıkı askerlik arkadaşının da o dönem Pas takımının teknik direktörü olan Mustafa Denizli olduğunu söylüyor. 

Türkiye’de ilk uzun vadeli işim Agos köşe yazarlığıydı. İran’da seyahat yasağı yüzünden ofise mahkûm olduğum günlerde telefonum çaldı. 2006’nın sonları… Karşımda Hrant, bir konferansa gelmiş. Beni İran’da en çok yaralayan anımı, protez bacağım ve kolum yüzünden Buşehr Havaalanı’nda şeytan ilan edildiğimi anlattım. Hrant, “Bunları Agos’a yaz” demişti ısrarla. Ben Agos’a yazamadan o öldürüldü. Cenazeye geldim, İran’a geri döndüğümde, duvar yazılarının yasak olduğu Tahran’ın bir arka sokağında ‘Viva Hrant’ yazılı bir grafiti gördüm. O, işaret ve umut oldu bana. Bu kitabı biraz da ona dokunmak için yazdım.

TAM 21 KERE YAPTILAR: BACAĞINI ÇIKAR GÖRELİM 

Benden önceki BM görevlileri altışar ay kaldı. Ailesine gönderme niyetiyle evinin fotoğrafını çektiği için ülkeden sınırdışı edilenler bile oldu çünkü. Ama ben hiç, istenmeyen kadın olmadım. Evcil hayvan beslemek de yasaktı. İran’ı, kedim Şurup’u sokakta yarı çıplak aramam gibi, her yasağı delerek öğrendim. Evimi izleyen askerler şaşkınlık içinde kaldı ama kasıtlı yapmadığımı anlayınca işlem yapmadılar. Özgür büyüdüğüm için otosansürüm yok. Onu uslandırmak kolay değildi ama zannederim İranlılar’ın da hoşuna gitti. Hatta hayatlarına heyecan katmış olabilirim. Çünkü onlar benimkine kattı. Havaalanında “Bacağını çıkar, görelim” deniyorsa ve bunu bir kere, iki kere değil, 21 kere yaşıyorsanız; çok eğlendiklerini düşünüyorum.

MUSTAFA DENİZLİ ORADA BİR KAHRAMAN 

Humeyni’nin yasının tutulduğu günlerde varmıştım İran’a. Ülke yasta, bir otel odasında tek başıma radyo dinliyorum ve her şeye ağlamaklıyım. Mustafa Denizli’nin sesini duyunca içim açıldı. Onunla bir nevi askerlik arkadaşıyız. “Hemen geliyorsun” dedi. “Adresi verir misiniz” dedim. “Taksiye bin, Mustafa Denizli’ye de, getirir” dedi. Hakikaten öyle oldu. Beni de tanıştırır mısın diyenler, imza isteyenler… Taksilerle bedava dolaştım sayesinde. Denizli, oranın kahramanı. Yazdan beri görüşemiyorduk. Geçenlerde kitabımı göndermek için aradım. Çok keyiflendi. İki gün sonra baktım yeniden İran’a gidiyor. Yemek planları yapmıştık oysa. Belki ben de imza gününe giderim İran’a, orada buluşuruz.

ÖLÜME MEYDAN OKUYAN EŞCİNSEL PARTİLERİ 

Gördüğüm iki idam hayatım boyunca hafızamdan çıkmayacak: Biri Afgan bir mülteciydi. Ekmek çaldığı gerekçesiyle 24 saatte yakalanıp asıldı. Görevli olarak oradaydım. Diğeri bir kadının recmi. Bir de vinçlerin geldiği toplu idam alanı gördüm. Bunları görmek ve bir idamın nasıl yapıldığını biliyor olmak çok ağır, korkunç bir yük. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni, insan hakları ihlalleriyle ilgili raporları daha iyi anladım. Ben ayrıldıktan sonra işler daha da kötüleşti. 2009 seçimlerinde sadece protesto ettiler diye insanları tekme tokat döverek öldürdüler, idam ettiler. Sırf eşcinsel olduğu için idam edilenler var. Ama trajikomik olayların ülkesi İran. Cumhurbaşkanı, “ülkemde eşcinsel yok” deyince hemen eşcinsel arkadaşımı aramıştım. İkimiz de dünyanın en sağlam yeraltı gay organizasyonunun İran’da olduğunu biliyoruz. Bazen hiçbir hakkınız olmadığında kendi çabanızla yarattığınız eğlence daha keyifli oluyor. Eşcinsellerin partileri gibi; o partilerden birine de katıldım. Dünyanın herhangi bir yerinde makul bir gece kulübündeki sıradan bir akşamdan farkı yoktu. Ancak ölüme meydan okunduğu için adrenalin yüksekti, heyecan doruktaydı.

KAŞINI DÜZELTMEYEN BAKİRE SAYILMAZ 

Öte yandan ameliyatla cinsiyet değiştirmek yasal, hatta devletçe teşvik edilen bir uygulama. Estetikte ise Türkiye’den çok daha tecrübeliler. “Estetik operasyon burada çok ucuz ve çok iyi. Düşünüyorsan burada yaptır” diyenler oldu. Öyle bir yarışa girilmiş ki; lisede estetik geçirmeyenler dışlanıyor. Bunu istemeyen ya da parayı bulamayan kızlar da yeni ameliyat olmuş gibi görünmek için burunlarına bant yapıştırıp geziyor. Ünlü bir mollanın kızı, “Kaşını düzelttirmeyen bir kadın, bakire sayılmaz!” demişti.

STRES DANIŞMANLARI STRES OLUP GİTTİ 

Diplomatlar için bir ara stres yönetim danışmanları getirildi, kendileri stres olup gittiler. Onları o kadar boğduk ki, söyledikleri hiçbir şey realitemize uymuyor. Mesela “Spor yapın” diyorlar. Yüzmek için o kadar uğraştım ki! İran’da kadın havuzlarında yüzmek değil amaç, çıplak vücutları ve yüzleri özgürce yakabilmek. Kadın, anne ve eş olarak tanımlandığı için çalışan kadının hayatına uyan bir şey yok. İnsan üç seneye yakın zamanı minyatür ustası arayarak geçirebilir mi? Oysa minyatür o topraktan çıkmış bir sanat. Sosyal özgürlüklerin tamamen kısıtlandığı bir yerde, o özgürlüğün değerini çok iyi anlıyorsunuz. BBC’nin internet sitesine iki defa girebildim, o da büyük uğraşlarla.

TİŞÖRTLE KENDİMİ ÇIPLAK GİBİ HİSSETTİM 

İran’dan döndükten sonra tişörtle dolaşamadım. Çıplak hissettim kendimi. En güzel havalarda bile terasta oturmak aklıma gelmedi. Tahran’ın balkonları boştur. Hayat duvarlar arkasına itilmiştir. Bir-iki sene sürdü bu travma. Psikolojik destek almadım, paylaşımla attım. Biraz gülebilmeniz gerekiyor yaşadıklarınıza. İran’da sistemin çatırdadığını düşünüyorum yoksa protestocuları bu kadar bastırmaya çalışmazlardı. Arap Baharı bence İran’da başladı.

LÜTFEN TÜRKİYE İRAN OLMASIN DİYORLAR 

Kitabınızın milletvekili seçilmenizden sonra yayınlanması diplomatik sıkıntı yarattı mı?

– Böyle bir şey olduğunu sanmıyorum. Çünkü politik bir kitap değil. Gerçeklere ve yaşanmışlıklara kim itiraz edebilir…

“Bu kitap kimseyi öfkelendirmek için yazılmadı” diyorsunuz. Öfkelenenler, sizi acımasız bulanlar çıktı mı?

– Bir tek Erzurumlu akrabam Sabiha Teyze çok kızgın. Alt komşusu İranlı ve senelerdir birlikteler. “Kitabını okudum artık hiç sevmiyorum İranlıları. Komşuma da gidip kızacağım. Bizim kıza ne kötü davranmışlar ülkenizde diye” dedi. “Sabiha Teyze, benim yaşadıklarımı onlar her gün yaşıyor. Ben onlardan biri gibi anlattım” dedim de ikna ettim. İnsanın vicdanla yazdığı ya da yaptığı hiçbir şeyin yanlış olmayacağına ve insanlardaki gerçek karşılığını bulacağına inanıyorum. Yazdıklarıma inanmayan çıkmadı. İsteyenler, bu kitabı da İran için bir el kitabı gibi görsün.

Bir daha asla, diye ayrılmışsınız İran’dan… 

– Evet, o duyguyla ayrıldım ve barışmam uzun sürdü. Aradan beş yıl geçti. Bugüne kadar gitmedim İran’a. Ama bir daha git deseler yine giderim. Ülkenin rejimi, sosyal özgürlüğü korkunç olabilir ama o tabloda inanılmaz bir insan, bir edebiyat ve bir kültür var; beni çok etkilemiş bir İran var. Çok şey öğrendim orada. Bir daha gidersem daha iyi not alırım.

Türkiye, İran olur mu diye soranlar var mı hâlâ? 

– Türkiye, İran olur mu diye soranlar artık İranlılar. En çok nefes alabildikleri, vizesiz en rahat girebildikleri ülke Türkiye. “Lütfen Türkiye İran olmasın” diyorlar. Bu çığlığı duysak yeter.

Kaynak : Şehriban Oğhan – Hürriyet.com.tr

‘Hürmüz’den bir damla bile geçemez’

İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammet Rıza Rahimi, Batılı ülkelerin İran’a petrol ambargosu uygulaması halinde, Hürmüz Boğazı’ndan tek bir damla petrolün geçişine dahi izin vermeyeceklerini söyledi.

Rahimi, IRNA haber ajansına verdiği demeçte, “Batılı ülkeler İran’ın petrol ihracatına yatırım uygularsa, Hürmüz Boğazı’ndan bir damla petrol geçemez” dedi. 

‘İRAN’A AMBORGO BAŞARISIZ OLDU’

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ramin Mihmanperest de, Batı’nın İran Merkez Bankası ve petrol ihracatına yönelik yaptırım çabalarının başarısız olduğunu iddia etti.

Mihmanperest Batılı ülkelerin kendi milli menfaatlerini, ABD ve birkaç Batılı ülkenin çıkarlarına kurban ettiklerini savundu.

‘İRAN PAZARINI KAYBETMEK İSTEMİYORLAR’

Batılı birçok ülkeye Tahran’a amborgo için büyük baskılar uygulandığını iddia eden Mihmanperest bu ülkelerin İran’ın büyük pazarını kaybetmek istemediklerini de vurguladı.

Kaynak : NTVMSNBC