ABD’li analist Rubin: Sarraf yargılanırsa, Erdoğan’ın sakladığı paranın yeri ortaya çıkar

15 Temmuz’dan önce Türkiye’de darbe olacağını öne süren ABD’li analist Michael Rubin, ABD’de ‘kara para aklama’ suçlamasıyla yargılanan 17 Aralık soruşturmasının kilit ismi Rıza Sarraf’ın yargılanması durumunda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sakladığı nakit paranın yerinin ortaya çıkacağını savundu.

ANF’den Amed Dicle’ye konuşan Rubin, Erdoğan ve ailesine ait Avrupa ve Rusya’da açılmış çok sayıda banka hesabı bulunduğunu öne sürerek, “Erdoğan’ın yolsuzluğu herkes tarafından bilinen bir durum. Bu ülkelerin istihbarat ajansları muhtemelen kendisinin nakit paraları nerede sakladığını biliyorlar” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bunu bildiğini savunan Rubin, “Erdoğan’ın Sarraf konusunda bu kadar kızgın olmasının nedeni yargının elinde olan bu bilgilerin yargılanma durumunda ortaya çıkacağıdır” diye konuştu.

Rubin, Diken’den Tunca Öğreten’e verdiği söyleşide de şu ifadeleri kullanmıştı: “ABD’deki yargı bağımsızlığına anlam veremeyen Erdoğan’ı büyük bir korkunun sardığı aşikar. Bu yüzden davayla ilgilenen medyayı susturmaya çalışıyor ya zaten.”

Sarraf’ı sormuştu

Erdoğan, Fethullah Gülen’in iadesinde umduğunu bulamadığı ABD’yi 17 Aralık operasyonunun kilit ismi Rıza Sarraf’ın tutukluluğu üzerinden eleştirmişti.

ABD temaslarının ardından yurda dönerken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’a Sarraf’ın durumunu sorduğunu söylemiş, şunları aktarmıştı: ‘Bu kişi (Reza Zarrab) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Eşi ve çocuğu ile birlikte ABD’ye giriş yaptığı anda kendisi tutuklandı, eşi ve çocuğu da hemen Türkiye’ye gönderildi. Bu tutuklama hangi kurala göre yapıldı?’ diye sordum. Neticede bizim vatandaşımız olduğu için, hukukunu aramak zorundayız. Kaldı ki gerek adalet gerek ekonomi bakanlığımızın yaptıkları çalışmalara göre, bu kişinin bir suçu da bulunmuyor. İran da aynı şeyi söylüyor. Ancak buna rağmen bu kişi altı aydır ABD’de tutuklu durumda.”

‘Hayır işleri’ni vurgulamıştı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’teki bir grup toplantısında Erdoğan ve Sarraf’ın birlikte göründüğü bu kareyi göstermişti.

Sarraf’ın 17 Aralık’ta başlatılan operasyon sonucunda hapiste bulunduğu günlerde Erdoğan, kendisini hayır işlerinden tanıdığını söylemişti.

Erdoğan şöyle konuşmuştu: “Ülkeye katkısının olduğunu biliyorum. Altın ihracatı yapan bir zat. Hayır işlerine girdiğini biliyorum.”

Erdoğan bununla da kalmamış, Sarraf, 28 Şubat 2014’te ‘konumu gereği’ tutuksuz yargılanmak üzere salıverilince bu kez de, “Adalet yerini buldu” demişti.

Sarraf, 21 Mart 2016’dan bu yana tutuklu

Dava hakkında hazırlanan iddianamede Sarraf ve işbirlikçilerinin, 2010-2015 arasında İran hükümeti ve diğer İran kurumları adına yaptırımları delerek, Amerikan finans sistemi aracılığıyla yüz binlerce dolar değerinde işlem gerçekleştirdiği öne sürülüyor.

19 Mart 2016’da ABD’deki Miami Havalimanı’nda gözaltına alınan Sarraf, 21 Mart’ta çıkarıldığı mahkemede tutuklanmıştı. Sarraf hakkında 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Sarraf’ın bir sonraki duruşması 21 Ağustos’ta görülecek.

Sarraf ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla dün ABD’de tutuklanmıştı.

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Hakim, 4 Nisan’a duruşma koydu! Giuliani’nin Zarrab için ‘ne yapacağını’ soracak

Reza Zarrab davasıyla ilgili olarak ABD’de Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın gözaltına alınmasının ardından, bir gelişme de bizzat Zarrab’ın davası konusunda yaşandı. Zarrab’ın davasına bakan Hakim Richard Berman, 4 Nisan’a duruşma koydu. Duruşmanın amacı, Zarrab’ın avukatları arasına kattığı, ABD Başkanı Donald Trump’ın gayrıresmi danışmanı, New York eski Belediye Başkanı Rudolph Giuliani ve ABD eski Adalet Bakanı Michael Mukasey’in “Zarrab’a ne gibi avukatlık hizmetleri sunacaklarının” belirlenmesi olacak.

Zarrab geçen hafta, avukat ekibinin arasına ABD hukuk ve siyaset çevrelerinde çok iyi tanınan iki ismi daha dahil ettiğini, içeriğini kamuoyuna açıklanmayan bir mektupla mahkemeye bildirdi. Bu isimlerden ilki, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim kampanyası sırasında en yakınında duran isimlerden, New York’un eski Belediye Başkanı, Cumhuriyetçi hukukçu ve siyasetçi Rudolph Giuliani idi. Trump, ABD Başkanı seçildikten sonra da Giuliani’nin kendisine “siber güvenlik alanında gayrıresmi danışmanlık yapacağını” da açıklamıştı.

Zarrab’ın ekibine kattığı ikinci avukat ise, ABD eski başkanlarından (oğul) George Bush döneminde Adalet Bakanlığı görevini üstlenmiş olan Michael Mukasey idi.

SAVCILIK; ÇIKAR ÇATIŞMASI VAR

Zarrab’ın bu iki ismi avukatları arasına kattığına ilişkin bilgi mahkemeye mühürlü olarak verilmişti. Ancak savcılık makamının “iki ismin de bu davada avukatlık yapması çıkar çatışması yaratır” içerikli yanıtının kamuoyuna açıklanması ile, Zarrab’ın Giuliani ve Mukasey ile avukatlık için anlaştığı da resmileşmiş oldu.

Savcılık makamı, bu iki ismin bağlı oldukları firmaların, Zarrab’ın dolandırdığı iddia edilen bankaların bazılarının da avukatlığını yaptıklarını, dolayısıyla da “çıkar çatışması yaşanabileceğini” bildirdi.

“GİULİANİ VE MUKASEY DURUŞMAYA ÇIKMAYACAK…”

Ancak Zarrab’ın savunma ekibinde yer alan ilk avukat Brafman, mahkemeye bir yazı göndererek, ne Giuliani’nin, ne de Mukasey’in duruşma aşamasında görev yapmayacaklarını bildirdi. Brafman, her iki ismin de, “duruşmaya çıkmayacaklarını, duruşma hazırlıklarında da rol oynamayacaklarını” bildirdi.

Bu mektup da, kafalarda “duruşma sürecine katılmayacaklarsa, Zarrab neden Giuliani ve Mukasey ile anlaştı” sorusunu gündeme getirdi.

SAVCILIK: DURUŞMA YAPALIM, GİULİANİ’NİN NE YAPTIĞINI ANLAYALIM…

Savcılık ise, Zarrab duruşmalarında rol almayacakları bildirilen Giuliani ve Mukasey’in “Zarrab’a ne gibi avukatlık hizmetleri sunulacağının” anlaşılması için bir duruşma yapılması konusunda ısrar etti.

Hakim Berman da, Preet Bharara’nın yerine vekaleten bakan Başsavcı Vekili Kim’in “duruşma yapılsın” ısrarını uygun buldu. Hakim Berman, 4 Nisan’a duruşma tarihi koydu.

Kaynak : Zeynep Gürcanlı- http://www.sozcu.com.tr/

Davanın olası sonuçları Türkiye için Zarrab’dan daha kötü!

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın ABD’de gözaltına alınmasının Türkiye’ye olası sonuçları, Reza Zarrab davasından çok daha vahim olabilir.

Atilla’nın ABD’de “İran yaptırımlarını delmek” ve “ABD Bankalarını dolandırmak” suçlamalarından toplamda 50 yıl hapisle yargılanacağı açıklandı. Bu durumun, özelde Halkbank, genelde ise Halkbank’ın geçen ay dahil edildiği Varlık Fonu ve Türkiye’nin bankacılık sistemine etkileri olması sözkonusu.

İlk etapta akla gelen etkiler şunlar olabilir;

1- ZARRAB İŞADAMIYDI- ATİLLA DEVLET GÖREVLİSİ

Reza Zarrab, hem Türk, hem de İran vatandaşlığı taşıyan bir işadamıydı. Oysa Hakan Atilla, hükümet kontrolündeki bir devlet bankasında üst düzey yönetici olarak görev yapıyor.

2- HALKBANK’IN ADI DA DAVAYA KARIŞTI; BANKAYA YAPTIRIM OLASILIĞI ORTAYA ÇIKTI

Atilla’nın gözaltına alınmasına ilişkin, New York Güney Bölge Federal Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, kendisinin isnat edilen suçları “Halkbank Genel Müdür Yardımcısı sıfatıyla” işlediğine özel vurgu yapıldı. Bu durumda, Halkbank’a yönelik olası yaptırımların da önü açılmış oldu. Ayrıca sadece bankanın adının böylesine büyük bir davada geçmiş olması bile, sadece Halkbank’ı değil, tüm Türk bankacılık sistemini etkilemeye aday.

3- HALKBANK VARLIK FONU’NDA! DOLAYISIYLA VARLIK FONU’NUN DEĞERİ DE TARTIŞMA KONUSU HALİNE GELDİ

Halkbank, AKP hükümeti tarafından kurulan Varlık Fonu’na devredilmişti. Halkbank adının böylesine ses getiren, uluslararası bir davayla anılması, Varlık Fonu’nun değerini de etkileyebilecek kadar büyük bir unsur olarak görülebilir.

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı ABD’de gözaltına alındı!

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, New York’ta JFK Havalimanı’nda gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi olarak ABD’de süren Reza Zarrab davası gösterildi.

Atilla’nın gözaltına alınmasına ilişkin açıklamayı, Zarrab davasına bakan New York Güney Bölge Federal Başsavcı vekili Joon H. Kim yaptı. Kim, Zarrab iddianamesini hazırlayan ancak bu ayın başında ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump tarafından görevinden alınan Başsavcı Preet Bharara’nın yardımcısı. Bharara görevden alınınca, vekaleten yerine Kim atandı.

Kim, beraberinde FBI New York Bölge Başkan Yardımcısı William F. Sweeney Jr ile yaptığı açıklamada, Atilla’nın “Reza Zarrab’la birlikte, İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmesine yardımcı olmakla suçlandığını” söyledi.

Açıklamada, gözaltındaki Atilla’nın tutuklanıp tutuklanmamasına karar verilmek üzere New York Güney Bölge Sulh Hukuk Hakimi James Francis’in mahkemesine çıkarılacağı da yer aldı.

Kim açıklamasında, “Türk bir bankacı olan Mehmet Hakan Atilla, İran’a yönelik Amerikan yaptırım yasalarını delmekle ve İran’a yasadışı yollardan milyonlarca dolar finans sağlamaya ilişkin mali işlemlerde ABD mali kurumlarını kullanmakla suçlanan altın taciri Reza Zarrab’a yardım etmekle suçlanmaktadır” dedi.

HAKKINDA YAKALAMA KARARI VARMIŞ

Kim’in açıklamasıyla birlikte, Hakan Atilla hakkındaki mühürlü iddianame ve yakalama kararı da kamuoyuyla paylaşıldı.

Kim’in açıklamasında, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının “bir öneri değil, kesin hükümlü yasalar olduğu”, bunu delenlerin de “agresif şekilde soruşturulup, yargılanacağı” ifadesi yer aldı. Atilla’nın da bu yaptırım yasaları delmekle suçlandığı vurgulandı.

FBI Temsilcisi Sweeney Jr ise, İran’ın ABD yaptırımlarını delmek konusundaki iradesini “elinden gelen tüm imkanlarla ortaya koymayı sürdürdüğünü” vurguladı. FBI yetkilisi, “bu davada bizim görevimiz, suçlanan kişinin yüklü miktarda parayı ABD Bankaları aracılığıyla, insanları doyurmak için insani yardım adı altında transfer ettiğini belgelemek. Bu olayda, suçlanan kişiler Türk ulusal ve mali kurumlarını, mali işlemlerinin gerçek amaçlarını gizlemek için bilerek ve isteyerek kalkan olarak kullanmışlardır” dedi.

ATİLLA’YA SUÇLAMA;” SAHTE FATURALARLA YAPTIRIM DELMEK…”

Atilla’ya yönelik suçlamada, “ABD ambargosunun sahte faturalarla Halkbank üzerinden delindiği”, Atilla’nın da bu konuda “rol oynadığı” iddiaları yer aldı. Atilla hakkındaki ön iddianamede, “Atilla, Zarrab ve diğer suç ortaklarının, ABD mali kurumlarını kullanarak, yaptırım uygulanan İran Hükümetine, İran kurumlarına para aktarmakla suçlandıkları” yer aldı. İddianamede, Atilla’nın Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştığı banka olan Halkbank’ı da bu amaçla kullandığı suçlamasına yer verildi. Atilla, Zarrab ve diğer suç ortaklarının, “sahte belgelerle” sözkonusu mali işlemleri “yiyecek ve insani yardım transferi” adı altında gerçekleştirdikleri iddiasına da yer verildi.

SÖZKONUSU SUÇLARIN CEZASI TOPLAMDA 50 YIL

Atilla’nın suçlandığı ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek suçunun maksimum cezası 20 yıl. Bankaların dolandırılması suçunun cezası ise maksimum 30 yıl. Ancak iddianamede, iki suçlamanın toplam cezasının 50 yıl olmasına rağmen, ne kadar ceza verileceğine mahkemenin karar vereceği de ifade edildi.

ZARRAB’LA TELEFON GÖRÜŞMESİ 17 ARALIK DOSYASINDA

New York’ta Zarrab davasıyla ilişkili olarak gözaltına alındığı iddia edilen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın Reza Zarrab’la yaptığı telefon konuşmaları 17-25 Aralık soruşturma dosyasına da yansımıştı. Zarrab hakkında İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmek ve bankaları dolandırmak suçlamasıyla New York Güney Bölge Federal Mahkemesinde açılan davada, savcılık dosyaya “kanıt” olarak 17-25 Aralık soruşturma dosyasını da koymuştu.

DUBAİ’DEN İRAN’A TÜRKİYE ÜZERİNDEN BUĞDAY SATIŞI

“FETÖ tarafından kurgulandığı” gerekçesiyle mahkeme kararıyla kapatılan 17-25 Aralık soruşturma dosyasında Zarrab ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla arasında 2 Temmuz 2012 tarihli telefon görüşmesinin tapesi yer almıştı.

Tapeye göre Atilla Zarrab’a “Buğday konusunu görüşelim” dediktene sonra, “siparişin 140 ton olduğunu”, ancak ‘5 bin tonluk bir şey ile 140-150 bin ton taşımak biraz zor gibi görünüyor” bilgisini vermişti.  Yine dosyadaki telefon tapesine göre Hakan Atilla, Zarrab’a “Dubai’de buğday yetişmediğini” için, ticaret belgesinde “buğday’ın ilk çıkış noktasının Dubai olmasının zor göründüğünü” söylediği de yer almıştı.

HAKAN ATİLLA O DÖNEMDE BLOOMBERG’E KONUŞMUŞTU

17-15 aralık soruşturma dosyasının kamuoyuna yansıdığı dönemde Blomberg Hakan Atilla’ya ulaşarak, bu konuşmaları sormuştu. Bloomberg’de yer alan habere göre, Hakan Atilla o dönemde Halkbank’ın bu işlemdeki oynadığı rolün “tümüyle yasal”  ve “ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına uygun” olduğunu belirterek şu açıklamayı yapmıştı.

“Cari açığı kapatmak bizim amacımız değil. Biz, rutin banka işlerimize bakıyoruz. Şirketlerin bize ulaştırdığı tüm belgeleri inceliyoruz ve uygun olup olmadıklarına bakıyoruz. Bankanın kendisi de zaten yabancılar tarafından denetleniyor.”

17-25 Aralık döneminde Hakan Atilla hakkında soruşturma açılmamış, bankanın o dönemdeki Genel Müdürü Süleyman Aslan gözaltına alınmıştı.

Kaynakhttp://www.sozcu.com.tr/

Yanıtsız kalan 5 soru

lBilal Erdoğan, ülkelerin gelir dağılımı adaletini ölçmeye yarayan GINI katsayısının iyileşmekte olduğunu söyledi. Oysa Türkiye’nin GINI rakamları 10 yıldır kötüye gidiyor.

Bilal Erdoğan önceki gece hükümete yakınlığıyla bilinen A Haber’in canlı yayına katıldı. Kendisini, ailesini ve TÜRGEV’i savunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a programda ‘sorulmayan ya da sorulamayan sorular’ vardı. Biz de Bilal Erdoğan’a yöneltilmeyen, yanıtsız kalan soruları derledik.

1 TÜRGEV’e gönderilen 100 milyon dolarlık bağış neyin karşılığıydı?

17-25 Aralık döneminde en çok tartışılan konu TÜRGEV’e yurtdışından yapılan 99 milyon 999 bin 990 dolarlık bağıştı. Eski Suudi Arabistan kralı Abdullah’ın TÜRGEV’e 100 milyon dolar bağışladığı ve karşılığında Boğaz’daki Sevda Tepesi’ne imar aldığı iddia edildi. Ve hâlâ bağış parası ‘Neden Bilal Erdoğan’ın hesabına gönderildi?’ sorusunun yanıtı verilmedi.

2 İşadamları alacakları ihaleler öncesi TÜRGEV’e bağışa yönlendirildi mi?

17-15 Aralık yolsuzluk dosyasında ortaya çıkan ses kaydındaki iddialara göre, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, işadamı Reza Sarraf’ı bağış adı altında rüşvet vermesi için TÜRGEV’e yönlendirmişti. 3. Havalimanı ihalesine girenlerin TÜRGEV’e bağış yaptığı iddia edilmişti. Bilal Erdoğan’a, bu iddialar sorulamadı.

3 AKP’li belediyeler yurt yapıp niçin bedelsiz olarak TÜRGEV’e devrediyor?

TÜRGEV’e AKP’li belediyeler tarafından kamu kaynakları kullanılarak yapılan yurt binaları bedelsiz bir şekilde devredildi. Bunun en önemli örneği ise AKP’li Fatih Belediyesi ve AKP’li Ümraniye Belediyesi’nin yaptığı yurtlar oldu. Belediye başkanları aynı zamanda TÜRGEV’in de yönetiminde yer alan isimlerdi. Bilal Erdoğan’a, “Acaba belediyelerin yurt binası yapıp TÜRGEV’e bedelsiz devri Erdoğan’ın emri mi, yoksa AKP politikası mı?’ sorusu yöneltilmedi.

4 Yüz milyonlarca değerindeki arsa çok düşük fiyatla neden TÜRGEV’in üniversitesine kiraya verildi?

TÜRGEV tarafından Başakşehir’de kurulacak olan İbn-i Haldun Vakıf Üniversitesi’nin arazisinin yok pahasına tahsis edilmişti. Mülkiyeti Hazine’ye ait resmi belgede göre tam ‘606 milyon TL’ değerindeki 779 dönüm arazi TÜRGEV’e yıllık 3 milyon TL karşılığında 30 yıllığına tahsis edildi. TÜRGEV’e üniversite açma yetkisi veren yasa, savcı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınarak öldürüldüğü 31 Mart gecesi saat 05.20’de yangından mal kaçırırcasına yasalaşmıştı.

5 MEB tavrıyla Anadolu’da il il gezip, bakanlarla, valilerle TÜRGEV’e arsa beğendiniz mi?

Bilal Erdoğan Anadolu’nun birçok kentinde Milli Eğitim bakanı gibi toplantılara katıldı. Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’le Gaziantep’te TÜRGEV’e yurt için arsa beğendi. Programda ‘Hangi sıfatla bakanlarla, valilerle gezerek TÜRGEV için destek istediniz?’ diye bir soru yöneltilmedi.

Bilal Erdoğan’ın ‘katsayı’ açıklamaları tartışma yarattı

Bilal Erdoğan’ın önceki gece katıldığı yayındaki konuşmasında iki önemli ayrıntı kamuoyunda tartışma yarattı. Bilal Erdoğan doktora konusunun Türkiye’deki büyüme ve gelir dağılımı ilişkisini de içerdiğini belirterek Türkiye’nin son 10 yılda gelir dağılımının ve GINI katsayısının iyileşmekte olduğunu ifade etti. Ancak Türkiye’nin GINI katsayısı son 10 yıldır kötüye gidiyor. Katsayının 1’e yaklaşması gelir dağılımındaki adaletsizliğin arttığı anlamına geliyor. Türkiye’nin 2005’teki GINI katsayısı 0.38 iken, 2015’te 0.412’ye yükseldi. Bilal Erdoğan’ın katsayı mağduriyeti açıklaması da tartışma yarattı. Erdoğan “Lise son sınıfta girdiğim sınavlarda bu katsayı engeli bizi etkiledi. Mağduriyeti çok derin yaşadık” dedi. Sosyal medyada Bilal Erdoğan’ın 1998’de liseden mezun olduğu, katsayı mağduriyeti yaşamadığı paylaşımları yapıldı. Katsayı ilk kez 1999’da uygulandı.

Kaynak : Aykut Küçükkaya – http://www.cumhuriyet.com.tr/