NYT: New York’ta görülecek bir dava, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı neden rahatsız ediyor?

“Erdoğan, neler olduğunun farkındaydı”

Çeviri: Gonca Tokyol

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 27 Kasım’da New York’ta görülecek olan ‘Zarrab davasına’ yönelik eleştirilerinin temelindeki asıl kaygının, hâkim karşısına çıkacak isimlerden bir ya da birkaçının suçlamaları kabul ederek anlaşmaya gitmesi olduğu iddia edildi. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine dair davanın, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri gerginleştirdiğini kaydeden New York Times gazetesi, Erdoğan’ın sürece yönelik itirazlarının ‘vatansever’likten öte sebepler içerdiğini savundu. 

2013 yılında ortaya çıkan ses kayıtlarının Erdoğan hükümeti tarafından ‘uydurma’ olarak kabul edildiğini hatırlatan NYT, ABD’li savcıların ise New York’taki davada bu kayıtlardan alıntı yaptığını, iddianamede isimleri yer alan Zarrab, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın Erdoğan’la bir araya gelmeyi tartıştığını ve Türkiye’nin dış ticaret verilerini artırmak için ‘başbakanın emriyle’ hareket ettiklerini söylediğini aktardı.

“Erdoğan’ın ismi geçen kişilerin bazılarıyla düzenli olarak görüştüğüne dair kanıtlar var”

“New York’ta görülecek bir dava, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı neden rahatsız ediyor” başlıklı yazıda, 17-25 Aralık döneminde ortaya çıkan kayıtların çevirisini inceleyen Patrick Kingsley ve Benjamin Weiser, New York’taki davanın geçen ay sunulan iddianamesinde dönemin Başbakanı Erdoğan’ın isminin geçmediğini ya da kendisine referans verilmediğini belirterek, “Ancak, 2013’te, yaptırımların delinmesinin zirve yaptığı dönemde Erdoğan’ın ismi geçen kişilerin bazılarıyla düzenli olarak görüştüğüne dair kanıtlar var” ifadelerine yer verdi.

“Erdoğan, duruşmada ortaya çıkabileceklerden endişeleniyor”

Davaya dair sorulardan birinin, sanıklardan bir ya da birkaçının cezalarında indirime gidilmesi umuduyla suçu kabul ederek ABD’li yetkililerle işbirliğine gidip gitmeyeceği olduğunu kaydeden NYT yazarlarına konuşan ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi Eric. S. Edelman da, “Erdoğan’ın bundan endişe duyduğuna eminim. Eminim ki duruşmada nelerin ortaya çıkacağına yönelik endişe duyuyor” dedi.. 2013’teki iddiaların ve dinleme kayıtlarının Türkiye’de ‘Gülen hareketinin kurgusu’ olarak kabul edildiğini ancak aynı kayıtların ABD’deki davanın bir parçası olduğunu ifade eden Kingsley ve Weiser’ın yazısından bazı bölümler şöyle:

-Mahkeme kayıtları, Erdoğan’ın sesinin belirlenen kayıtlardan herhangi birinde yer almadığını gösteriyor. Ancak 2013 sonbaharında, gizli anlaşmada yer aldığından şüphelenilen kişiler tarafından sıklıkla makamına referans verildi.

“ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının ardından Türkiye’nin ticaret açığı yükselişe geçti”

-Obama yönetimi, Haziran 2013’te, Türkiye’nin İran’a benzin için altınla ödeme yapmasına izin veren bir açığı kapadı. Davada yer alan kayıtlardaki ifadelere göre, aynı yılın sonbaharında, iddianamede ismi yer alan iki kişi, yaptırımlardan kaçınmak için alternatif bir yol bulunmasını tartıştı. Yüksek miktarda altın artık Türkiye üzerinden yönlendirilmeyeceği için tarafların üzerinde anlaştığı iddia edilen anlaşmanın Türkiye ekonomisi için sıkıntılı etkileri oldu, ülkenin ticaret açığı artmaya başladı.

“Erdoğan paniğe kapıldı”

-Dinlemelere yansıyan konuşmalara göre Erdoğan, bu gelişmenin ardından paniğe kapıldı. Yerel seçimlerin yakınlaşmasıyla birlikte Erdoğan, Türk ekonomisinin kurtarıcısı olarak şöhretinin zarar görebileceğinden korkmuş olabilir. Kayıtlara göre Erdoğan Zarrab, Çağlayan ve Aslan’la Türkiye’nin ihracat verilerinin bir önceki yılki rekor düzeylere ulaşması ihtiyacı hakkında konuştu.

Erdoğan’ın bunun yasadışı yollarla yapılmasını talep ettiği ya da beklediği yönünde bir kanıt yok. Ancak istediği sonuç, daha önce sadece şimdi ABD yaptırımları kapsamında kalan metotlarla elde edilmişti.

Zarrab: Elimizden geleni yapmalıyız, başbakana söz verdim

-19 Eylül 2013’teki bir konuşmada Zarrab, ticaret açığı konusunda Erdoğan’la kişisel olarak konuştuğunu ve Türkiye’ni ihracatını 4 milyar dolar artırmak konusunda Erdoğan’a güvence verdiğini iddia ediyor. Eski Halkbank Genel Müdürü Aslan’la konuşan Zarrab, “4 milyar dolarlık hedefe ulaşmak için elimizden geleni yapmalıyız çünkü başbakana söz verdim” diyor. Aynı gün yapılan bir başka görüşmedeyse Zarrab, bir iş arkadaşıyla yaptığı görüşmede, “2 milyar dolar bile önemli çünkü başbakanla doğrudan bir araya geleceğim” ifadelerini kullanıyor.

-Dönemin Ekonomi Bakanı Çağlayan ise, 3 Ekim 2013’te Aslan’la yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin ihracatta en az 2 ila 4 milyar dolara ihtiyacı var. Dün akşam başbakanla İstanbul’da iki saatlik bir görüşme yaptık ve ona çok fazla baskı olduğunu söyledim” diyor.

-Türkiye’deki savcıların ulaştığı 16 Eylül 2013 tarihli bir başka konuşmaya göre ise Aslan, Erdoğan’ın kendisine “ihracatı artırmak için ne gerekiyorsa yapılmasını” söylediğini aktarıyor. Kayıtların dökümleri, Erdoğan’ın Zarrab, Aslan ya da Çağlayan’ın ihracatı nasıl artıracağını söylediğini içermiyor.

“Erdoğan, neler olduğunun farkındaydı”

-Dökümlerden anladıklarım, 27 yıldır Türkiye siyasetini takip eden biri olarak Erdoğan’ın neler yaşandığının tamamen farkında olduğunu gösteriyor” diyen İstanbul merkezli Global Source Partners analiz firmasının danışmanlarından Atilla Yeşilada, kayıtlarda yaptırımların nasıl delineceğine dair herhangi bir konunun Erdoğan’a sunulmadığını ise kabul ediyor.

-Ancak Erdoğan, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine yönelik niyetini daha önce açık şekilde dile getirmişti. Aralık 2012’de bir basın toplantısında konuşan Erdoğan, “Bu konuyla ilgili olarak bize ‘yaptırımlara uymanız gerekir’ gibi yaklaşımlar olduğunda biz ona uymayız. Bu bizim için stratejik öneme haizdir” demişti.


Makalenin orijinal hâlini okumak için tıklayın

Kaynak : http://t24.com.tr/

Zarrab, Zafer Çağlayan’ın da olduğu iddianame için ne dedi

İran asıllı iş adamı Reza Zarrab’ın yargılandığı mahkemedeki duruşma bugün gerçekleştirildi. CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan da davayı takip eden isimler arasındaydı.

Davaya ilişkin ayrıntıları sosyal medya hesabından yazan Özcan, “Bugünkü Reza Zarrab duruşması kısa sürdü. Zarrab ayakları kelepçeli, saçları kısa kesilmiş şekilde geldi” dedi. Özcan, Zarrab’ın Zafer Çağlayan’ın adının da yer aldığı iddianamedeki suçlamaları reddettiğini belirterek, “Zarrab’ın avukatı Brafman, geçen hafta ibraz edilen yeni iddianameyi ve suçlamaları kabul etmediklerini iletti” ifadelerini kullandı.

Yurter Özcan davayla ilgili şu bilgileri paylaştı:

“(Zarrab) İddianamenin genişlemesinden kaynaklanarak, savunma hazırlığı için daha fazla zamana ihtiyaç olacağını iletti. Buna ek olarak Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın avukatı Rocco kalp ameliyatı geçirmiş. Büyük ihtimalle esastan yargılama 30 Ekim’den ileri bir tarihe atılacak.”

Kaynak : odatv.com/

Zafer Çağlayan’ın da sanık olduğu ABD’deki Reza Zarrab davasının ek iddianamesinde neler var?

İnan Ketenciler – Oğuz Bakır

17-25 Aralık operasyonlarının ardından görevinden istifa eden eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da sanık sıfatıyla dahil edildiği ABD’deki Reza Zarrab davasının ek iddianamesi, New York Güney Bölgesi Savcılığı tarafından kamuoyuna sunuldu.

17 / 25 Aralık operasyonlarının odağındaki Azeri asıllı İranlı işadamı Reza Zarrab, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ve Levent Balkan, Reza Zarrab’ın kardeşi Muhammed Zarrab ile 29 yaşındaki İran vatandaşı Kamelya Cemşidi ve Mellat Excange’in üst düzey yöneticisi olan 65 yaşındaki İran vatandaşı Hüseyin Necefzade de iddianamede sanık sıfatıyla yer alıyor. 9 sanığa yönelik suçlamalar 2010 yılından 2015 yılına kadar olan dönemi kapsıyor.

Sanıklar, Türkiye, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki şirketleri aracılığıyla yaptıkları işlemlerle ABD’ye karşı dolandırıcılık, Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı ihlal, Bankacılık sistemine karşı dolandırıcılık ve para aklama iddialarıyla suçlanıyor.

ABD’li savcı: Zafer Çağlayan on milyonlarca dolar rüşvet aldı

Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından Preet Bharara yerine göreve getirilen Savcı Joon H. Kim tarafından hazırlanan iddianamede “Abi” kod adıyla da anılan Zafer Çağlayan için “Nakit ve mücevherat şeklinde on milyonlarca dolar rüşvet aldı” iddiasına yer veriliyor.

Zarrab’tan Ahmedinejad’a mektup

Savcı Kim, ek iddianamede ABD’de 1,5 yıldır tutuklu bulunan Reza Zarrab’ın 2011 yılında, dönemin İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a bir mektup yazarak şu ifadeleri kullandığını öne sürdü:

“Ekonomik cihat yılında , yüce  Allah’ın izniyle, döviz alım satımı ve nakit taşımacılığındaki 50 yıllık tecrübesiyle, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Rusya ve Azerbaycan’daki şubeleriyle sevgili anavatanımıza hizmet etmeye hazırız.”

Savcı: Süleyman Aslan gizledi

İddianamede, 20 Aralık 2013’te tutuklandıktan sonra 17 Şubat 2014’te serbest bırakılan eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’la ilgili olarak “Fesat karıştırıldığını gizlemesi karşılığında on milyonlarca dolar rüşvet aldı” ifadeleri yer aldı.

“ABD’li bakanlık yetkilileri sordu, Halkbank yetkilisi reddetti”

Savcı Kim, 28 Mart 2017’den bu yana ABD’de tutuklu bulunan eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’yla ilgili olarak “10 Ekim 2014’te ABD Maliye Bakanlığı yetkilileriyle bir araya geldiği toplantıda Amerikan ambargolarını delmek adına bilerek Reza Zarrab ve kendisine bağlı şirketlerle işlem yapıp yapmadıkları sorulduğunda bu iddiaları reddetti” dedi.

Muhammed Zarrab’ın para trafiği

İddianamede, Reza Zarrab’ın kardeşi Muhammed Zarrab’a yönelik suçlamalar da yer alıyor. Buna göre, 2013’te yapılan 17/25 Aralık operasyonlarının ardından Reza  Zarrab’a ait şirketlerin havale trafiğini kardeşi Muhammed Zarrab yürütüyor.

Buna göre, Muhammed Zarrab 2015 yılında kendi döviz şirketi aracılığıyla Tahran merkezli Mahan Havayolları’na iletilmek üzere Birleşik Arap Emirlikleri’nden milyonlarca dolar ve Euro havale aldı.

Duruşma 25 Eylül’de 

Öte yandan, Reza Zarrab’la birlikte New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde yargılanan Mehmet Hakan Atilla dün yeniden hakim karşısına çıktı.

Duruşmada, Atilla’nın suçsuz olduğu gerekçesiyle hakkındaki davanın düşürülme talebi ve dosyasının Zarrab davasından ayrılma isteği görüşüldü. Atilla’nın avukatı Cathy Fleming, müvekkilinin suçsuz olduğunu öne sürerek hakkında hazırlanan iddianamede yer alan suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Savcılık ise Atilla ile ilgili iddianamede yer alan suçlamaların işlendiğinin açık olduğunu savundu.

Savcılık, İranlı ve Türk yetkililerin Zarrab tarafından kurulan suç ağının parçası olduklarını iddia etti. Yetkililerin aldıkları rüşvet karşılığında mevkilerini kullanarak suç ağının işlerini kolaylaştırıp koruduğu öne sürüldü.

Hâkim: Davanın seyri değişti

Dün açıklanan ek iddianameyle adı Zarrab davasına sanık olarak eklenen eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve diğer yeni isimlerle ilgili suçlamalar duruşmada da gündemine geldi. Hâkim Richard Berman davanın seyrinin eklenen yeni iddianameyle değiştiğini belirtti. Berman, ek iddianamede Halkbank’ın kurumsal olarak adının öne çıktığını söyledi. Hâkim, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla’nın aleyhine kara para aklamak, bankacılık sahtekarlığı, ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoları delmek gibi çok kuvvetli iddialar olduğunu ifade etti.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Adalet Bakanı’ndan ABD’ye Zafer Çağlayan tepkisi: Türk devletini ele geçirmeye çalışan FETÖ mensupları…

“FETÖ mensuplarınca kullanılıp atılan sakızı çiğnemek hukuk açısından çok büyük bir skandaldır”

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan‘ın ABD’de tutuklu yargılanan Reza Zarrab davasına dahil edilmesiyle ilgili,”Bu iddialar aslında Türkiye’de Türk Devleti’ni ele geçirmeye çalışan FETÖ terör örgütü mensuplarınca kullanılmış, atılmış bir sakızdır. Bu sakızı alıp çiğnemeye çalışmak gerçekten hukuk devleti bakımından, hukuk açısından çok büyük bir skandaldır” ifadelerini kullandı.

Abdülhamit Gül, Hukukçular Derneği tarafından düzenlenen “Adli Yıl Açılış Programı”na katılmak üzere geldiği Haliç Kongre Merkezi’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Eski Bakan Zafer Çağlayan’a ABD’de dava açılmasına ilişkin soru üzerine Bakan Gül, “Türkiye’de eski bakanlık yapmış arkadaşımız ve ilgililerle ilgili, vatandaşlarımızla ilgili yapılan bu iddianamelerin hukuki bir tarafı bulunmamaktadır. Bu iddialar aslında Türkiye’de, Türk devletini ele geçirmeye çalışan FETÖ terör örgütü mensuplarınca kullanılmış atılmış bir sakızdır. Bu sakızı alıp çiğnemek hukuk açısından çok büyük bir skandaldır. Ben bunun Amerika Birleşik Devletinin hukuk sisteminin itibarına gölge düşüreceğine inanıyorum.” dedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Zarrab için hazırlanan arama emrinde 3 eski bakan ile Halkbank Eski Müdürü de var

basliksiz-1-405ABD’de tutuklu bulunan Reza Zarrab’ın avukatları, Zarrab’ın tutuklanma sürecinde yaşanan “usulsüzlükler” nedeniyle, savcılığın ele geçirdiği tüm kanıtların “geçersiz” sayılması için mahkemeye dilekçe sundu.

Avukatların dilekçesinin ekinde ise, Mahkemenin Zarrab hakkındaki yakalama ve arama kararı yer aldı. Zarrab hakkındaki arama kararında, Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir ayrıntı da ortaya çıktı;

Arama kararında mahkeme, Zarrab’ın eski Bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar ile, Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan’la “yaptığı ileşitime”ilişkin bilgilere de ulaşılmasına izin vermiş.

Bunun anlamı şu; Savcı Bharara, Zarrab’ın Türkiye’de isimleri 17 Aralık soruşturma dosyasında geçen üç eski bakan ile Halkbank eski Genel Müdürü’yle ilişkilerini de “suç olasılıkları içinde” sayarak, bunlar için mahkemeden arama izni istemiş ve almış.belge-1

BİR DE GİZLENMİŞ İSİM VAR

Zarrab hakkında mahkeme tarafından verilen arama kararında, araştırma izni verilen Zarrab’la bağlantılı tüm şirketler ve kişiler tek tek sayılmış. Ancak Zarrab’ın avukatlarının kamuoyuna açıkladıkları bu arama kararında, bazı şirketlerin ve bir tek kişinin adı da, yine mahkeme kararıyla”kapatılmış” durumda.

Mahkemenin araştırılması için onay verdiği isimler şöyle;

“Reza Zarrab, Rıza Zarrab, Rıza Sarraf, Babak Zanjani, Abdullah Happani, Zafer Calgayan (arama emrinde Zafer Çağlayan’ın soyadı Calgayan olarak geçiyor) Erdoğan Bayraktar, Muammer Güler, Barış Güler ve Süleyman Aslan.”

17 Aralık soruşturmasında Zarrab’la ilişkili olarak adı geçen bir diğer eski Bakan, Egemen Bağış’ın ismi ise arama emrinde geçmiyor.

İsimler arasında bir isim ise, mahkeme kararıyla karartılmış durumda.

HALK BANKASI DA VAR

Yine Reza Zarrab’ın ilişkilerine ilişkin arama izni dahilinde yer alan şirketlerin isimleri de tek tek sayılmış durumda. Arama izninde, Reza’nın sahip olduğu bilinen şirketler dışında, İran’ın devlet kurumlarının yanı sıra şirketler içerisinde Halk Bankası da bulunuyor. Şirketler arasında da bazılarının isimleri, yine mahkeme kararıyla mühürlenmiş durumda.

AVUKATLARI; REZA’NIN CEP TELEFONUNA USULSÜZ OLARAK GİRİLDİ

Avukatların verdiği dilekçede, Reza Zarrab’ın cep telefonu ve ipadine FBI’ın, ABD yasalarının öngördüğü şekilde değil, gümrük memurlarına telefonun giriş kodunu sordurarak ulaştığı, bu nedenle telefondan elde edilen tüm kanıtların geçersiz sayılması gerektiği yer alıyor.

Yine dilekçede, Reza Zarrab’ın avukat istemesine rağmen kendisine avukat sağlanmadan bazı sorular sorulduğu, kendisinden mal varlığını yazmasının istendiği, Reza’nın da bunu verdiği ifade ediliyor. Avukat istemesine rağmen sağlanmadan alınan bu bilgilerinde mahkeme tarafından “geçersiz kanıt” olarak kabul edilmesi isteniyor.

ERDOĞAN BAYRAKTAR: ZARRAB DAVASIYLA İLGİM YOK. ABD YANLIŞ YAPIYOR

17 Aralık olayının ardından görevden alınan eski Bakanlardan Erdoğan Bayraktar, ABD’deki Zarrab dosyasında isminin geçmesine tepki göstererek, “benim Zarrab’la bir ilgim yok. ABD yanlış yapıyor” dedi.

Bayraktar Sözcü’ye yaptığı açıklamada, “Biz görevden alınırken, üç tane bakan görevden alındı; Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve ben. Egemen Bağış görevden alınmadı. Amerikalılar, bizim görevden alınma belgemiz üzerine ismimizi o dosyaya koymuşlar. Yoksa benim Zarrab davasıyla uzaktan yakından hiçbir ilgim yok” dedi.
17 Aralık’ta ortaya çıkan iddialarda da, kendisinin Zarrab’la ilişkili olarak adının geçmediğini vurgulayan Bayraktar, “Ben Zarrab’ı ne tanırım, ne bilirim, ne telefonla konuştum. Sadece bir kez, benim de katıldığım bir törende hazır bulunmuş. Onu da zaten daha sonra öğrendim” dedi.
Kendisinin yakın zamanda ABD’ye gittiğini, hakkında herhangi bir işlem, bir arama emri bulunmadığını da vurgulayan Erdoğan Bayraktar, “Buradaki dosyadan, bakanların görevden alınmasına ilişkin belgeyi alıp, oraya koymuşlar. Bu konudaki bilgilerin esası Türkiye’de. Savcılık’ta var, TBMM’deki soruşturma komisyonunda dosyalar vardı, gazetecilerde var. Allah için, siz bilmiyor musunuz benim Zarrab’la hiç alakam olmadığını?”

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/

CHP’li Bingöl, üstüne basa basa konuştu

2016-04-08_021959CHP Çanakkale Kadın Kolları Başkanı Nurcan Bingöl, Kılıçdaroğlu’na destek konuşmasını dikkat çeken bir zemin üzerinde yaptı.

Bingöl, Karaman’da çocuklara tecavüzle ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’na yönelik “Aileden sorumlu Bakan da zaten birilerinin önüne yatmış durumda, konuşmuyor” sözleri nedeniyle eleştirilen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verdi.

CHP Çanakkale İl Başkanı Nejat Önder, CHP Çanakkale Merkez İlçe Başkanı Dr. Celal Karakaş, CHP Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Nurcan Bingöl, CHP’li Gençlik Kolları üyeleri ve partililer bugün saat 13.00′de Çanakkale’deki CHP il binası önünde basın açıklaması yaparak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’na yönelik sözlerinin arkasında durduklarını belirttiler.

basabasa2670dha

basabasa1670dhaParti binası önünde düzenlenen basın açıklaması öncesinde CHP’lilerin AKP Kadın Kolları’nın CHP parti binası önüne siyah çelenk bırakacakları bilgisi alması üzerine AKP’lilere misilleme yapmak için parti binası girişine 17-25 Aralık soruşturmasında adı geçen eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın yanı sıra ABD’de tutuklanan iş adamı Reza Zarrab’ın larının yanında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’na yönelik ‘Bir istifadan bir şey olmaz’, Gürültüyle bu ayıbı örtemezsiniz’, Bakan Güler’den Zarrab’a ‘Senin önüne yatarım’ yazıları da yapıştırıldı.

basabasa3dha670

ESKİ BAKANLARINLARININ ÜSTÜNE BASTILAR

CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nurcan Bingöl, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na destek veren basın açıklaması sırasında 17-25 Aralık soruşturmasında adı geçen eski bakanlar ve Zarrab’ın ının üzerine bastı. Bingöl, “AKP’li kadınlar CHP Genel Merkezi önüne gelerek, Aileden ve Kadından Sorumlu Bakanları için ‘Sema Ramazanoğlu yalnız değildir’ çığlıkları attılar. Epeyce gürültü çıkardılar. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ‘Çocuklara sahip çıkın. Vakıflara değil, Valisi konuşmuyor. Milli Eğitim Bakanı konuşmuyor. Aile Bakanı birilerini önüne yatmış durumda o zaten hiç konuşmuyor’ dedi. 45 çocuğa tacizin konuşulduğu, sorumluların ve yetkililerinin sessiz kaldığı üstelik Aile ve Kadından Sorumlu Bakanın ‘Bir defa böyle bir şey olması kurumumuzun saygınlığını zedelemez’ söylemi karşısında insanların onlarca çocuğun ve ailenin canını yakan bir konuda, Genel Başkanımız duyarlılık göstermiş ‘Ey yetkililer, çocuklarımıza sahip çıkalım’ demiş. Hakaret bunun neresinde? Biz çocuklarımızın da, Genel Başkanımızın da sonuna kadar arkasındayız. Kuru gürültüyle suçunuzu bastıramazsınız” dedi.
Açıklamanın ardından partililer sessiz bir şekilde dağıldı. DHA

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Yanıtsız kalan 5 soru

lBilal Erdoğan, ülkelerin gelir dağılımı adaletini ölçmeye yarayan GINI katsayısının iyileşmekte olduğunu söyledi. Oysa Türkiye’nin GINI rakamları 10 yıldır kötüye gidiyor.

Bilal Erdoğan önceki gece hükümete yakınlığıyla bilinen A Haber’in canlı yayına katıldı. Kendisini, ailesini ve TÜRGEV’i savunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a programda ‘sorulmayan ya da sorulamayan sorular’ vardı. Biz de Bilal Erdoğan’a yöneltilmeyen, yanıtsız kalan soruları derledik.

1 TÜRGEV’e gönderilen 100 milyon dolarlık bağış neyin karşılığıydı?

17-25 Aralık döneminde en çok tartışılan konu TÜRGEV’e yurtdışından yapılan 99 milyon 999 bin 990 dolarlık bağıştı. Eski Suudi Arabistan kralı Abdullah’ın TÜRGEV’e 100 milyon dolar bağışladığı ve karşılığında Boğaz’daki Sevda Tepesi’ne imar aldığı iddia edildi. Ve hâlâ bağış parası ‘Neden Bilal Erdoğan’ın hesabına gönderildi?’ sorusunun yanıtı verilmedi.

2 İşadamları alacakları ihaleler öncesi TÜRGEV’e bağışa yönlendirildi mi?

17-15 Aralık yolsuzluk dosyasında ortaya çıkan ses kaydındaki iddialara göre, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, işadamı Reza Sarraf’ı bağış adı altında rüşvet vermesi için TÜRGEV’e yönlendirmişti. 3. Havalimanı ihalesine girenlerin TÜRGEV’e bağış yaptığı iddia edilmişti. Bilal Erdoğan’a, bu iddialar sorulamadı.

3 AKP’li belediyeler yurt yapıp niçin bedelsiz olarak TÜRGEV’e devrediyor?

TÜRGEV’e AKP’li belediyeler tarafından kamu kaynakları kullanılarak yapılan yurt binaları bedelsiz bir şekilde devredildi. Bunun en önemli örneği ise AKP’li Fatih Belediyesi ve AKP’li Ümraniye Belediyesi’nin yaptığı yurtlar oldu. Belediye başkanları aynı zamanda TÜRGEV’in de yönetiminde yer alan isimlerdi. Bilal Erdoğan’a, “Acaba belediyelerin yurt binası yapıp TÜRGEV’e bedelsiz devri Erdoğan’ın emri mi, yoksa AKP politikası mı?’ sorusu yöneltilmedi.

4 Yüz milyonlarca değerindeki arsa çok düşük fiyatla neden TÜRGEV’in üniversitesine kiraya verildi?

TÜRGEV tarafından Başakşehir’de kurulacak olan İbn-i Haldun Vakıf Üniversitesi’nin arazisinin yok pahasına tahsis edilmişti. Mülkiyeti Hazine’ye ait resmi belgede göre tam ‘606 milyon TL’ değerindeki 779 dönüm arazi TÜRGEV’e yıllık 3 milyon TL karşılığında 30 yıllığına tahsis edildi. TÜRGEV’e üniversite açma yetkisi veren yasa, savcı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınarak öldürüldüğü 31 Mart gecesi saat 05.20’de yangından mal kaçırırcasına yasalaşmıştı.

5 MEB tavrıyla Anadolu’da il il gezip, bakanlarla, valilerle TÜRGEV’e arsa beğendiniz mi?

Bilal Erdoğan Anadolu’nun birçok kentinde Milli Eğitim bakanı gibi toplantılara katıldı. Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’le Gaziantep’te TÜRGEV’e yurt için arsa beğendi. Programda ‘Hangi sıfatla bakanlarla, valilerle gezerek TÜRGEV için destek istediniz?’ diye bir soru yöneltilmedi.

Bilal Erdoğan’ın ‘katsayı’ açıklamaları tartışma yarattı

Bilal Erdoğan’ın önceki gece katıldığı yayındaki konuşmasında iki önemli ayrıntı kamuoyunda tartışma yarattı. Bilal Erdoğan doktora konusunun Türkiye’deki büyüme ve gelir dağılımı ilişkisini de içerdiğini belirterek Türkiye’nin son 10 yılda gelir dağılımının ve GINI katsayısının iyileşmekte olduğunu ifade etti. Ancak Türkiye’nin GINI katsayısı son 10 yıldır kötüye gidiyor. Katsayının 1’e yaklaşması gelir dağılımındaki adaletsizliğin arttığı anlamına geliyor. Türkiye’nin 2005’teki GINI katsayısı 0.38 iken, 2015’te 0.412’ye yükseldi. Bilal Erdoğan’ın katsayı mağduriyeti açıklaması da tartışma yarattı. Erdoğan “Lise son sınıfta girdiğim sınavlarda bu katsayı engeli bizi etkiledi. Mağduriyeti çok derin yaşadık” dedi. Sosyal medyada Bilal Erdoğan’ın 1998’de liseden mezun olduğu, katsayı mağduriyeti yaşamadığı paylaşımları yapıldı. Katsayı ilk kez 1999’da uygulandı.

Kaynak : Aykut Küçükkaya – http://www.cumhuriyet.com.tr/

4 eski bakan için karar verildi

142047198734510

Dört eski Bakan ile ilgili TBMM Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu’nun kararı belli oldu.

TBMM Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski AB Bakanı Egemen Bağış, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divan’a gönderilmemesi yönünde karar aldı. Meclis Soruşturma Komisyonu, yolsuzluk ve rüşvetle suçlanan 4 eski bakanın Yüce Divan’a gönderilip gönderilmemesine karar verdi. Komisyon 5’e karşı 9 oyla bakanların “Yüce Divan’a sevk edilmemesi” yönünde karar aldı.

17-25 Aralık 2013 tarihinde yapılan yolsuzluk operasyonunda isimleri geçen eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, eski Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında 5 Mayıs 2014 tarihinde kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu “Yüce Divan” konusunda son kararını vermek üzere toplandı.

Çalışmalarını tamamlayan komisyon, kurulduğu günden 245 gün sonra Meclis Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü başkanlığında son kez toplandı. Saat 14.00’da başlayan toplantı yaklaşık 3.5 saat sürdü. Toplantıda 9 Ak Parti, 4 CHP ve 1 MHP’li üye oy kullandı.

BASIN MENSUPLARINDAN YOĞUN İLGİ Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantı sırasında sinyal kesiciler kullanıldı. Komisyon toplantısının yapıldığı koridora gazeteciler yaklaştırılmadı. Görüntü ve fotoğraf alınmasının yasak olduğu Meclis koridorunda komisyon sürecini sadece muhabirlerin takip etmesine izin verildi. Yaklaşık 50 muhabir, komisyon toplantısının yakınındaki Başbakanlık makamının bulunduğu koridorda uzun süre açıklanacak kararı bekledi.

Toplantının ardından açıklama yapan Komisyon Üyesi ve CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger komisyonda oy çokluğuyla 4 eski bakanın “Yüce Divan’a sevk edilmemesi” yönünde karar alındığını açıkladı. Aksünger, komisyonda 5’e karşı 9 oyla “Yüce Divan” kararı reddedildiğini belirtti. NİHAİ KARARI MECLİS GENEL KURULU VERECEK Bugün Meclis Soruşturma Komisyonu’ndan çıkan bu karar da tartışmaları bitirmeyecek. Bakanlar hakkında 245 gündür soruşturma yürüten Komisyon’dan çıkacak karar her ne kadar yol gösterici olsa da 4 eski bakanın Yüce Divan’a sevki konusunda son kararı Meclis Genel Kurulu verecek. Nihai karar Meclis Genel Kurulu’nda yapılacak gizli oylamayla belli olacak. Genel Kurul’un eski bakanlar hakkındaki oylamayın en geç 29 Ocak 2015 tarihine kadar gerçekleştirmek zorunda.

Kaynak : http://www.gazeteport.com.tr