Bir yanda gübreli, mermili ‘protesto’lar, bir yanda yeni katılımlar; ‘Adalet Yürüyüşü’nde son 169 kilometre

HABER : Gonca Tokyol

Kılıçdaroğlu: Ellerimiz şiddete asla kalkmadı, kalkmayacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun öncülüğünde, partinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu‘nun tutuklanması sonrası başlatılan “adalet yürüyüşü” on dördüncü gününü geride bıraktı. 432 kilometrelik yürüyüşte bugüne dek yaklaşık 251 kilometre yol katedildi. Dün (27 Haziran 2017) konaklama alanına gübre dökülen yürüyüşte, bugün yol üzerinde mermi bulundu. CHP’li yetkililer, merminin yoldan geçen bir arabadan atıldığını ifade etti.

Yürüyüş öncesi açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, kortejin zaman zaman “protesto” edildiğini hatırlatarak, “Bizim ellerimiz asla şiddete kalkmadı, kalkmayacak. Her provokasyondan sonra alkışlıyoruz. Bu bizim adalete olan tutkumuz, güzel bir örnek olma açısından çok çok önemli” dedi.

Kılıçdaroğlu, sözlerinin devamında şunları kaydetti:

“Adalet adalet dedik. Bu bağlamda yürüyüşe devam ediyoruz. İstanbul’a kadar gülerek, eğlenerek yolumuza devam edeceğiz. Biz her türlü provokasyona karşılıklı hazırlıyız. Bizi sevgiyle karşılayan Düzce halkına da sevgilerimi iletiyorum.”

Adalet Yürüyüşü’nde kamp kurulan yere gübre döküldü!

Korteje bugün, Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ve Birleşik Haziran Hareketi heyeti, oyuncular Rutkay Aziz ve Taner Barlas da katıldı.  T24‘e konuşan Luis Ayala, “Özgürlükleri kısıtlayan otoriter rejimler asla başarılı olamazlar” mesajını verdi.

Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri: Yürüyüş, ortak mücadeleyi yönlendirmek için güzel bir yol

“Mermi değil, otomatik tüfek de atsalar bizi korkutmaya güçleri yetmeyecek”

CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı, bugün ikinci kez güzergâh üzerinde gerçekleştirildi. Saat 12:30’de başlayan toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, korteje yöneltilen “protesto”lar ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Son dönemlerde mafya babaları beyanatta bulunma yarışına girdiler. Mermi atma olayı ilk değildir. Biliyorsunuz ki Karadeniz’de bir suikast girişimindeydiler. Sadece şunu söylüyorum. Mermi değil, otomatik tüfek de atsalar bizi korkutmaya güçleri yetmeyecek. Bu tehditlere, şantajlara pabuç bırakmayacağız. Biz bu yola tehditleri düşünerek yola çıkmadık. O nedenle bu saldırılara itibar etmiyoruz.”

CHP’den Maltepe’de miting çağrısı: Türkiye’nin artık bir adalet sözcüsü vardır, o da Kılıçdaroğlu’dur.

Kaynaşlı’da korteje katılan siyah bir köpek yaklaşık 30 kilometredir yürüyüşçülerle birlikte yol alıyor. Dün geceyi kamp alanında geçiren ve yürüyüşçüler tarafından beslenen köpeğe birçok kişi ‘Adalet’ diye sesleniyor. Adalet, yol boyunca da susuz kalmaması için sık sık kontrol ediliyor.

İşte dakika dakika yaşananlar

19:00 – Adalet Yürüyüşü, konaklama için Gümüşova’da mola verdi.

18:40 – Yürüyüş, ismi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından konan Selamlar Köyü’nde ayranla karşılandı.

18:30 – Çaybükü merkezinde bir grup yürüyüşü Rabia işaretleriyle protesto etti. Yürüyüşçüler, grubun yanından “Hak, hukuk, adalet” sloganları ve alkışlarla geçti.

18:20 – Yürüyüşçüler, Melen Çayı’nı geçti.

18.10 – Yürüyüşe devam ediliyor.

17:10 – Kendini kötü hisseden katılımcıların, 112 araçlarına giderek tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiği anons edildi.

17:05 – Kortej, Hacıkadirler mevkinde mola verdi. Söz konusu mola, 45 dakika sürecek.

16:30 – Düzce-Çilimli Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin yanından geçerken el sallayan yolcular için “Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu hepinize hayırlı yolculuklar diler” anonsunda bulunuldu.

15:50 – Yürüyüş, yeniden başladı. Hava sıcaklığının 31 derece olması nedeniyle hasta ve yaşlı katılımcıların otobüse binmeleri ya da eve dönmeleri çağrısında bulunuldu. Bayram tatili nedeniyle çok sayıda kişinin desteğe geldiği yürüyüşe, katılımın, önceki günlerden daha az olduğu görüldü.

15:30 – Düzceliler Derneği Başkanı Semih Kıbrıs, Kılıçdaroğlu’nu arayarak dünkü olaylar nedeniyle özür diledi. Kılıçdaroğlu ile telefonda yaklaşık 10 dakika görüşen Kıbrıs’ın daha önce AKP’den hem milletvekili hem de belediye başkanı aday adayı olduğu kaydedildi.

11:50 – T24‘e konuşan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, korteje mermi atılmasıyla ilgili olarak “Bana göre, kimin attığının ya da oraya kimin koyduğunun belirlenmiş olması lazım” dedi. Tanal, bunların adalet yürüyüşünü engelleyemeyeceğini ifade etti. Tanal, dün gece verilen mola yerine gübre dökülmesi olayının geçiştirilemeyecek kadar önemli olduğuna dikkati çekti; “Bu organize, örgütlü bir suçtu. Cumhurbaşkanı ve Başbakanın olduğu bir yere hayvansal bir gübre dökülseydi ne olurdu” ifadesini kullandı.

11:05 – Mola yerine varıldı. Kortej, yürüyüşüne saat 15:30’de İhsaniye’den devam edecek.

10:40 – MHP’li olduğunu ifade eden bir vatandaş, bozkurt işareti yaparak “MHP’liyim, ülkeyi kurtarın. Size kaldı, ülkemiz elden gidiyor” dedi.

10:25 – Yol üzerinde yer yer Rabia işaretiyle protestoda bulunanlar olsa da, yürüyüşün ikinci etabı da sakin geçiyor.

10:28 – Kortej, Düzce merkezi geride bıraktı.

10:15 – Yürüyüş güzergâhında mermi bulundu. CHP’li yetkiler, merminin yoldan geçen bir arabadan atıldığını ifade etti.

09:23 – 5.3 kilometrelik yürüyüşün ardından ilk mola yerine varıldı.

09:15 – Düne göre oldukça sakin geçen 14. günün ilk etabında tek tük tekil protestolar yaşandı. Yürüyüşe dışarıdan korna ve alkışlarla destek verenler olurken, bir vatandaş da Kılıçdaroğlu’nu elinde çiçeklerle bekledi.

08:55 – Anons otobüsünden olası provokasyonlara karşı sakin kalınması yönünde yapılan çağrılar yol boyunca tekrarlandı. Yürüyüşün ‘sesi’ Barış Bozkurt, anonslarla geçmiş bayramlarını kutladığı Düzcelilere misafirperverlikleri için teşekkür etti.

08:10 – CHP’li yetkililer tarafından, gübreli ‘protesto’ya ilişkin
olarak yapılan açıklamada, “Dün yaşanan çirkinliğe en çok Düzceliler üzüldü. 3-5 kişi, provokasyon için sürekli önümüze çıkartılıyor” dendi.

Hürriyet yazarı Yalçın Bayer…

08:00 – Kortej, yürüyüşüne başladı. Kortejin güvenliği için milletvekilleri bugün de kitlenin içinde görev yapacak. Yürüyüş kolunun en önünde Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, en arkasında ise İzmir Milletvekili Musa Çam yer alacak. Diğer görevli vekiller ise aralıklı olarak kitlenin içinde yer alacak.

07:47 –  Düzce merkezin geçileceği 14’üncü gün öncesinde konaklama alanında hazırlıklar başladı. Dün yürüyüşün en uzun etaplarından birini tamamlayan yürüyüşçülerin bugün de 20 kilometreden fazla yol alması bekleniyor.

Bugüne kadar neler yaşandı?

MİT TIR’ları davası kapsamında 25 yıl hapis cezasına çarptırılan Berberoğlu, 14 Haziran’da mahkeme salonunda tutuklandı. Kılıçdaroğlu, aynı gün söz konusu tutuklama kararına tepki gösterdi; “Herkes için adalet” diyerek ertesi gün (15 Haziran 2017) Ankara Güvenpark’ta “adalet yürüyüşü”ne başladı.

Çok sayıda vatandaşın destek verdiği yürüyüşe katılan siyasiler arasında AKP kurucularından Fatma Bostan İnsal,  kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilen, HAS Parti kurucularından Prof. Cihangir İslam, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan ve MYK üyesi Levent Tüzel de yer aldı.

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar da 17 Haziran 2017’de “Birlikte yürümek için üzerimize düşeni yapmaya hazırız” dedi.

Ankara’dan İstanbul’a doğru gerçekleştirilen yürüyüş kapsamında Kemal Kılıçdaroğlu dün, 16 kilometre yol kat etti. Yürüyüşün 28 gün sürmesi bekleniyor.

Hasan Cemal: Hem gazeteci olarak izlemek, hem de desteklemek için Adalet Yürüyüşü’ndeyim

Kavurmacı’nın tutuklanmasına tepki

Yürüyüşün üçüncü gününde Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Kadir Topbaş‘ın “FETÖ üyeliği” suçlamasıyla tutuklanıp daha sonra “sağlık sorunları” gerekçesiyle tahliye edilen damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın yeniden tutuklanmasına da tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, “Zaman zaman eleştirdik, zaman zaman yargının bu tip tutumlarının toplumu ayrıştırdığını ifade ettik. Kesim mahkumiyet kararı çıkmadığı sürece insanların tutuklanmalarını doğru bulmuyorum” dedi.

Adalet Yürüyüşü üçüncü gününde; G9 Gazeteciler Platformu da Kılıçdaroğlu’na eşlik ediyor

“Yargı sizi de davet ederse şaşırmayın”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise dün yürüyüşe ilişkin olarak ilk kez açıklama yaptı. “Yollar yürümekle aşınmaz. Bu yolla hukuk elde edeceklerini zannediyorlarsa bu da mümkün değil” diyen Erdoğan, sözlerinin devamında “Adalet pankartlarıyla dolaşmak adaleti getirmez. Yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın” ifadesini kullandı.

Kalp krizi geçiren vatandaş hayatını kaybetti

Yürüyüşün dördüncü gününde kalp krizi geçiren 79 yaşındaki Hasan Tatlı, ertesi gün (19 Haziran 2017) hayatını kaybetti. Kılıçdaroğlu, “Adalet yolundaki ilk kaybımız. İnşallah, bundan sonra buna benzer bir olayla karşılaşmayız” dedi; Tatlı’nın ailesine baş sağlığı diledi.

Adaleti düşünme eylemi

Dün, Türkiye genelinde adaleti düşünme eylemi başlatıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, saat 18:00’de başlatılan eylemle ilgili olarak “Herkes durarak adaleti düşünecek” dedi.

Grup toplantısı, Çamlıdere yol ayrımında yapıldı

Partisinin Çamlıdere yol ayrımında gerçekleştirdiği grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın “adalet yürüyüşü”ne yönelik olarak kullandığı “Unutmayın ki 138’inci madde sadece siyasetçiler için çalışmaz, A’dan Z’ye herkes için çalışır ve yargı yarın eğer sizi de bir yerlere davet ederse şaşmayın” ifadesine tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, “Senin ve hükümetinin hakimlere, mahkemelere talimat verdiğini ispat edersem ben, sen namuslu bir insan gibi görevinden istifa edecek misin?” diye konuştu.


Anayasanın 138’inci maddesi şöyle:

MADDE 138: Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.


2019 yılında, demokrasinin şaha kalkacağı bir dönemin başlayacağını iddia eden Kılıçdaroğlu, sözlerinin devamında şunları kaydetti:

“Her firavunun ‘Musa’sı vardır. Firavun belli, ‘Musa’lar burada. Biz zulme karşı direneceğiz, adaleti savunacağız.” 

MYK toplandı

CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı da dün, yürüyüş güzergâhı üzerinde gerçekleştirildi. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, iktidara yönelttiği eleştirisinde “Şimdi siz, kalkacaksınız, yargıyı tahakküm altına alacaksınız. Baskı altına alacaksınız. Ondan sonra döneceksiniz, diyeceksiniz ki; Kemal Kılıçdaroğlu yürümesin. Yürütmeye alışanlar, yürümekten korkarlar” ifadesini kullandı.

Tezcan, “adalet yürüşü”ne katılan vatandaşlara teşekkür ederek, “Siyasi görüşü ne olursa olsun 7 gündür bu yana Genel Başkanımızın arkasında, dağ tepe demeden, yağmurda, çamurda, güneşte adaleti arıyorlar. Kararlılıkla arayanlar, biliyoruz ki adaleti bulacaklar” diye konuştu.

Veli Ağbaba hem çaldı, hem oynadı

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, mola yerinde davul çaldı; zurna eşliğinde “Ördeği ipek ile bağlamışlar” türküsünü seslendirdi. Yürüyüş, bu sırada renkli anlara sahne oldu.

Destici’ye yanıt

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici’nin “adalet yürüyüşü”nün “hayır” bloğunu ayakta tutmak için yapıldığı eleştirilerine de cevap veren Kılıçdaroğlu, “Adalet yürüyüşü içinde ‘o onu dedi bu bunu yaptı’ya odaklanmamak gerekiyor” ifadesini kullandı.

Gülmen ve Özakça için pankart

Kortejde, kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile ihraç edilen ve “İşimizi geri istiyoruz” diyerek başlattıkları açlık grevinin 76’ncı gününde tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça için de pankartlar açıldı. Ankara’da işlettiği kuruyemiş dükkanını yürüyüşe katılmak için kapatan esnaf Hıdır Aydun, bugün de korteje katılanlar arasındaydı.

“Şehadet için koşar, öldürürüz” tehdidi

CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır dün (23 Haziran 2017) sabah saatlerinde yürüyüşe ilişkin olarak  “Bizler ümmetin liderinin, reisin ağzından çıkacak tek bir kelimeye bakıyoruz. Tek kelimesiyle bu hak yolda bırak senin gibi yürümeyi ölürüz, şehadet için koşar öldürürüz” tehdidini dile getiren bir grup vatandaştan şikâyetçi oldu.

Berberoğlu için AYM’ye başvuru

12 milletvekilinden oluşan heyet dün İstanbul’da bulunan Maltepe Cezaevi’nde Berberoğlu’nu ziyaret etti. Heyet, Fatma Kaplan Hürriyet, Dursun Çiçek, Turabi Kayan, Sibel Özdemir, İlhan Kesici, Lale Karabıyık, Tahsin Tarhan, Mustafa Balbay, Zeynel Emre, Hüsnü Bozkurt, Haluk Pekşen ve Erdin Bircan’dan oluştu. Berberoğlu’nun avukatları, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

Cenaze izni

Enis Berberoğlu’na, üç gün önce hayatını kaybeden kayınpederinin cenazesine katılması için bir günlük izin verildi. Cami avlusunda kısa bir açıklama yapan Berberoğlu, şunları söyledi:

“Bakanlıkların çok hızlı çalışması sayesinde, ailemin acısını paylaşmak üzere, cenazeye yetiştim. Çok üzgünüm. Murat Aydın, köy enstitüsü mezunu. Yıllarca öğretmenlik yapmış bir aydınlık savaşçısıydı. Kendisi bana Oya’yı hediye etti. Ben de ona bir torun vererek bir ölçüde karşılığını verdim. Durumum malum. Burası bir cenaze. Buna uygun davranmamız gerekiyor. Siyaset konuşmak istemiyorum. Sadece, benim gibiler için adalet uğruna yollara düşenlere çok minnettarım, çok teşekkür ederim.”

Avukatlar, cübbeleriyle katıldı.

İstanbul Barosu’na bağlı avukatlar, dün korteje cübbeleriyle katıldı. Eski İstanbul Barosu Başkanı avukat Turgut Kazan, yürüyüşle ilgili olarak hukukçulara yönelik çağrısında “Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve barolar başta olmak üzere, hukuk konusunda duyarlı kim varsa bu eyleme katılmalı” demişti.

Avukat Turgut Kazan, ‘adalet yürüyüşü’nde: Tüm hukukçular bu çığlığa katılmalı

Korteje, “Bir CHP milletvekili, makam odasındaki Atatürk portresini indirdi” iddiası nedeniyle mart ayında partiden ihraç edilen Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka da katıldı. Nazlıaka, yürüyüş boyunca Kılıçdaroğlu’na eşlik etti.

Provokasyon uyarısı yapılmıştı; gübreli saldırı

Kılıçdaroğlu 13. günündeki yürüyüşüne başlamadan önce olası provokasyonlara dikkat çekerek 12 maddelik bir genelge hazırladıklarını açıkladı. Kılıçdaroğlu “Şu veya bu nedenle bizi protesto edenlere bir saldırı, bir şiddet, bir ağır söz kullanmayın. Ne söylerlerse söylesinler, sadece onları alkışlayın’ dedik” ifadesini kullandı. Ayrıca Gezi eylemleri sırasında öldürülen Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Ethem Sarısülük’ün aileleri ve Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen de Adalet Yürüyüşü’ne destek verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Kılıçdaroğlu’nun yönlendirmesiyle, megafondan anons yaparak balkonlarından Rabia işareti yapan AKP’li bir ailenin bayramını kutladı. Kortej, İstanbul’a yaklaştıkça protestoların arttığı görüldü. Düzce’de, Adalet Yürüyüşü’ne katılanların konakladığı yere gübre döküldü. Polis, gübreyi döken aracı yol kenarında plakası gizlenmiş bir şekilde buldu şoförün aracı terk ettiği belirlendi. Bölgeye yönlendirilen belediyelerin araçları, dökülen gübreyi temizledi.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Erdoğan kendini yalanladı: ‘Hayır’ diyenler terörist demedim

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘partili cumhurbaşkanlığı’ referandumunda ‘Hayır’ oyu verecek yurttaşlara ‘terörist’ yakıştırması yapmadığını savundu.

Kral FM’e konuşan Erdoğan, Kandil’in ve ‘FETÖ‘nün ‘Hayır’ dediği iddiasını bir kez daha dile getirerek, “Ben daha önceden de ‘Hayır’ diyenler terörist demedim. ‘Hayır’ diyenlere bir çağrıda bulunuyorum, ‘Hayır’ diyenleri anlayışla karşılarım dedim” dedi.

Ancak Erdoğan, referandum kampanyası sürecinde ‘Hayır’ diyecek yurttaşların ‘terörist’ olduğunu sık sık söylemişti.

Fotoğraf: Reuters

‘2019’da aday olacağım kesin değil’

Getirilecek yeni sistemin kendisiyle ilgisi olmadığını ileri süren Erdoğan, 2019’daki seçimde aday olup olmayacağının da kesin olmadığını söyledi: “Bu Tayyip Erdoğan meselesi değil. 2019’a kadar elimde belge var mı? Ben Rabbimin bize emrettiği şekilde hayatı yaşıyorum. Her an ölebiliriz ama hiç ölmeyecekmiş gibi de makamımızda hizmetlerimizi sürdürürüz. 2019 seçiminde aday olup olmayacağım kesinleşmiş şeyler değil. Milletimizin idrakine saygı duyacağız.”

‘Kılıçdaroğlu’nun darbecilerle iletişim kurduğunu bilsem davet eder miydim?’

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin eleştirilerini de şöyle sürdürdü: “7 Ağustos’ta Yenikapı buluşması yapıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi davet edin diyorum. Havalimanında darbecilerle iletişim kurduğunu bilseydim davet etmezdim. Darbecilerle anlaşmış olan birini nasıl davet ederim?”

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Erdoğan: Kılıçdaroğlu, havalimanında darbecilerle temas kurdu!

“Bilseydim Yenikapı’ya davet etmezdim”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 16 Nisan’da yapılacak referandum için “Ben daha önceden de hayır diyenler terörist demedim” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu 15 Temmuz gecesi “darbecilerle temas kurmakla” suçlayan Erdoğan, “Havalimanında darbecilerle iletişim kurduğunu bilseydim Yenikapı’ya davet etmezdim” dedi. 

Erdoğan, referandum için yaptığı birçok mitingte iddia ettiğinin aksine Kılıçdaroğlu’nun idama ‘evet’ demediğini ifade etti. Erdoğan, “Kılıçdaroğlu ‘evet’ derse benim önüme gelir ve ben bunu onaylarım”

Erdoğan, Kral FM canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Radyonun olmazsa olmaz özelliği var. Eskiden sadece evde ağırlıklıydı, şimdi ise araçlarda daha hakim. Evlerde televizyon biraz ön aldı. Çünkü Türkiye’nin refah düzeyi arttı, televizyonun girmediği ev yok gibi. Evlerde de kısmen de olsa radyo bir arkadaş olarak var. 

Karamsarlık diye bir şey hayatıma sinmiş olsaydı bu noktalara gelemezdik. İnanmış insanlar için karamsarlık söz konusu olamaz. Aşkınan koşan yorulmaz, biz böyle koşuyoruz. Biz özellikle halka hizmet hakka hizmet anlayışına inanmışız. Cezaevine giderken Kazlıçeşme’de bir milyona yakın insan oradaydı. Bizi yanlız bırakmadı. O zaman İstanbul’un nüfusu 8 milyondu.

Demek ki bir sevgi, muhabbet var. 4.5 yıl içerisinde yapılanlar demek ki meyvesini vermiş. Durup dururken insanlar sizi sevmez. İstanbul ciddi bir badireden çıktı. CHP belediye başkanlığının İstanbul’a getirdiği susuzluğu, çöp dağlarını, hava kirliliğini İstanbul’un unutması mümkün mü? CHP bizi çağdışılıktan kurtaracak diyorlar. İstanbul çağdışılığı mı yaşıyor. 1994 öncesi Türkiye’yi düşünün. A’dan Z’ye her alanda getirdiğimiz yere bakalım. Herkes dürüst olması lazım. Yalanın da bir sermayesi var. Bu 16 Nisan’ı yalanların ayak altına alındığı, hakikatin zirve yaptığı bir gün olarak görüyorum. 

“Ülke batsın ama Erdoğan olmasın”

Ülkesinin batmasını böyle bir yanlış mantıkla izah edenlere ne denebilir ki? Ülke batsın ama Erdoğan olmasın. Bunun vicdani bir yanı olur mu? Ülkesinin batmasını istiyor. Bu tamamen faşizan mantığın tezahürüdür. Bu anlayışa ülkeyi teslim edemeyiz. Ülkeyi bu mantıktan zor temizledik. Bir de Atatürk’ün partisiyiz diyorlar. Atatürk ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyor. Bu millete efendilik yoktur, bu millete hizmetkarlık vardır. Hiçbir ayrım yapmadık. 80 milyona hizmetlerimiz var. Bizi ancak böyle tanımlayabilirler. 

“Kendime bir sistem istemiyorum böyle bir derdim yok”

Bu teklif saçma sapan bir teklif. kendime bir sistem istemiyorum böyle bir derdim yok. Ben faniyim. Ben baki değilim ki. Sayın Kılıçdaroğlu’nun öyle lafları var ki ne ipe gelir ne sapa gelir. İkide bir tek adamlıktan bahsediyor.

“Riski olmayan şey hayatta olmaz”

Gelecek ihtimaller üzerine inşa edilmez. Biz faniler üzerine değil sistem üzerine inşa edelim. Bu sistemin değişmesi lazım. Riski olmayan şey hayatta olmaz. Ticaret, siyaset, yaşam risktir. Riski olmayan şey yoktur. Risk paylaştıkça azalır. Eğer bu sistemi hakikaten 16 Nisan’da milletimiz geçirdiği takdirde milletimizin bu sistemde ittifak etmesi oy çokluğuyla olacak. Buna milletçe saygı duyacağız. Saygı duyduğumuz takdirde millet yeni sisteme sahip çıkacak. 

“2019 seçiminde aday olup olmayacağım kesinleşmiş şeyler değil”

Bu Tayyip Erdoğan meselesi değil. 2019’a kadar elimde belge var mı? Ben Rabbimin bize emrettiği şekilde hayatı yaşıyorum. Her an ölebiliriz ama hiç ölmeyecekmiş gibi de makamımızda hizmetlerimizi sürdürürüz. 2019 seçiminde aday olup olmayacağım kesinleşmiş şeyler değil. Milletimizin idrakine saygı duyacağız.

Kılıçdaroğlu neden rahatsız oluyor? Kılıçdaroğlu madem bu kadar başarılı bir yönetici aday olur yüzde 50 artı oy alır ve ülkeyi yönetir. Kalkıp Erdoğan yönetsin sonra 2019’dan sonra bu yetkilerden vazgeçsin… Biz bunları şimdi uygulamaya koymuyoruz ki. 18 maddeyi okumamış. Tayyip Erdoğan bu maddelerle bu süreci yönetmeyecek.

“Hayır diyen teröristtir demedim”

Ben daha önceden de hayır diyenler terörist demedim. Hayır diyenlere bir çağrıda bulunuyorum, hayır diyenleri anlayışla karşılarım dedim. Ancak şu anda hayır’ı kim savunuyor; Kandil hayır diyor mu? Diyor. Bölücü başı İmralı’dan hayırı savunuyor mu? Savunuyor. Pensilvanya hayır diyor mu? Diyor. Ben de söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana arkadaşını diyorum. Bu adamların Türkiye ile ilgili gördükleri hayırlı bir rüya yok.

Birinci köprü yapılırken o zamanın komünistleri kıyameti kopardılar. İkinci köprü için hayır dediler. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne karşı çıktılar. Marmaray’a, Avrasya tüneline hayır dediler. Biz de bu kadar güzel şeylere karşı olanlarla bir olma diyoruz.”

“Bizden önceki CHP iktidarları neden yapmadı”

Şu andaki şartlarda cumhurbaşkanı ancak vatana ihanetten yargılanabiliyor. Yeni sistemde kişisel suçlardan da yargılanabiliyor. Vatandaşlarım bu gelişmeleri bilmiyor. Şu 18 maddeyi iyi okumaları ve anlamaları lazım. Köprü, hastane, okul tabi yapacaklar diyor.

Bizden önceki CHP iktidarları neden yapmadılar peki? Biz iktidar geldiğimizde sadece Türk Hava Yolları vardı. Şimdi uçak bile fiyati lüks otobüs fiyatına düştü. Ülkemizin 4 bir yanına uçakla gidilebiliyor. Bunları vatandaşlarımızın vergileriyle yaptık. Ülkemizi güvenli liman haline getirdik. Bunun adı finansmanı yönetmektir. Bizden öncekilerde böyle bir kabiliyet yoktu. Bunlar meseleye ideolojik yaklaşıyorlar. 

“Disiplin işletmesi yapıldı mı?”

Biz terörün egemen olduğu bir ülkeyi devraldık. Hayır diyenler teröristtir diye bir kavram kullanmadık. Terör estirme noktasında terör estiren CHP Konya Milletvekili. Sayın Baykal ‘adeta denize dökmüş gibi mutlu olacağız’ diyor. Kılıçdaroğlu ‘denize dökeceğiz’ diyen adamına kesin ihraç talebiyle bir disiplin işletmesi yaptı mı?

“Benim partimde olsa bir dakika tutmam”

İşi Kılıçdaroğlu o şekilde saptırdı. Bu adamın millet iradesine saygısı yok. Samsun millet iradesine saygılı olan bir yerdir. Bu kafa yapısı Samsun’a giremez. Samsun’dan, Sivas’tan, Amasya’dan ne kadar evet çıkacak göreceğiz. İzmir’deydik dün bekledim gelir denize döker diye. Gelseydin dökseydin. Sen ne dediğinin farkında mısın? Partimin içinde böyle adam olsa bir dakika tutmam.

Kılıçdaroğlu ne diyor; bir gece yatarsınız sabah kalktığınızda lokantalar, muhtarlıklar kapatılabilir… Anayasanın cumhurbaşkanına verdiği böyle bir yetki yok. Hakkında anayasada madde yer almayan konuda cumhurbaşkanı kararname çıkarınca bu kararname meclis tarafından reddedilebilir.

“Hayırcılar ders çalışmıyor”

Hayırcılar ders çalışmıyor. Şu işin gündeminde yemin metni yok. Cumhurbaşkanı ile başbakanı birleştirdiğinde ne fark edecek? Cumhurbaşkanı ülkede hizmette başarılı olursa halk tarafından sevilecektir. Halkın sevmesi durumunda beş artı beş şeklinde olacak. Fesih yetkisi söz konusu değil. Yeniden seçim söz konusu. Yeniden seçimde parlamento buna uyarsa olur.

Cumhurbaşkanı nasıl yargılanırsa aynı şey kabine üyeleri için de geçerlidir. Çoğunluklar meclisten geçtiği anda onlar da Anayasa Mahkemesi yani Yüce Divan’a hepsi gider. Yalanlara cevağ yetiştirmek mümkün değil. Geçmişte kendileriyle ilgili yaşadığımız şeyler var. Her şey bir hukuk devleti içerisinde yasalarla devam ediyor. Rastgele yoldan geçenleri hakim-savcı yapmıyorsunuz.

“Darbecilerle temasta bulundu”

Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’nda VIP’teki görüntüleri kameralara takıldı. Işıldakları olan araçlarla tankların yanına geliyorlar. Orada bir görüşme söz konusu. Darbecilerle temasta bulunuyorlar. Hadi sen gidebilirsin diye ona yol veriyorlar.

“Kasetle geldi, kasetle gidecek”

Oradan Bakırköy İlçe Başkanı’nın evine gidiyor. Oturduğu koltuk kontrollü bir koltuktur. Oradaya kasetle geldi, kasetle gidecek. Dürüst değildir bu adam. 7 Ağustos’ta Yenikapı buluşması yapıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi davet edin diyorum. Havalimanında darbecilerle iletişim kurduğunu bilseydim davet etmezdim. Darbecilerle anlaşmış olan birini nasıl davet ederim?

15 Temmuz başarılı olsaydı, Türkiye’yi kan gövdeyi götürecek duruma getirebilirdi. Milletimizin feraseti o gece her şeyi kurtarmıştır. Kılıçdaroğlu gibi muhalefet olursa… Size tankın üzerine ilk ben çıkarım dedi. A Haber’de bakın nasıl yakalandı.

Kılıçdaroğlu evet derse benim önüme gelir ve ben bunu onaylarım”

16 Nisan’ı hayırlısıyla bir atlatalım. Kılıçdaroğlu evet derse benim önüme gelir ve ben bunu onaylarım. Geriye işler mi işlemez mi bilemem. En azından darbe girişiminin halli bile bu ülkenin başka bir yere getirebilir. George, Hans rahatsız olsun, benim için önemli olan Ayşe, Mehmet rahatsız olmasın. 

“İstikrar için seçim barajı olmalı”

Bunu benimle ilgili söylüyorsan benim gündemimde ve yetkimde değil. Ben baraj olayını özellikle şuanda mevcut yapı içerisinde doğru bulmuyorum. İstikrar için baraj olmalı diyorum.

Lider ülke için, güçlü Türkiye için, müreffeh bir Türkiye için evet. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet için evet diyoruz.” 

Kaynak : http://t24.com.tr/

Kılıçdaroğlu: Darbenin üstünü kapatmaya çalışıyorlar, buna izin vermeyeceğim, 248 şehidin hesabını soracağım!

Hem zulüm edeceksin hem Müslüman geçineceksin ben bunu kabul etmiyorum.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’a ilişkin olarak “kontrollü darbe girişimi” iddiasını sürdürerek, “Darbenin üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Allah ömür verdikçe ben buna izin vermeyeceğim. 248 şehidin hesabını soracağım” dedi.

“Seksen milyon için de adalet istiyorum” diyen Kılıçdaroğlu, “Zulüm istemiyorum. Hem zulüm edeceksin hem Müslüman geçineceksin ben bunu kabul etmiyorum” ifadesini kullandı.

Kahramanmaraş’ta konuşan Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

OHAL ilan ettiler ne oldu? 1 milyondan fazla aileyi mağdur ettiler. Darbenin üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Allah ömür verdikçe ben buna izin vermeyeceğim. 248 şehidin hesabını soracağım. Seksen milyon için de adalet istiyorum. Zulüm istemiyorum. Hem zulüm edeceksin hem Müslüman geçineceksin ben bunu kabul etmiyorum. Kimsenin kimliğiyle uğraşmadım. Giderken sandığa elinizi vicdanınıza koyun. Çocuklarınızı düşünün. Nasıl bir Türkiye bırakacağız çocuklarımıza? Bu işin sağı solu yok. Bu iş demokrasiyle ilgili bir iştir.

“Bir partinin genel başkanı hakim tayin ederse, orada adalet olur mu?”

Üstünler hukuku kuruyorlar. Hukukun üstünlüğünü değil. Garibanın da hakkını koruyacak, çiftçinin de hakkını koruyacak bir anayasa istiyoruz. Getirilmek istenen rejimde partinin başkanı hakim tayin ediyor. Bir partinin genel başkanı hakim tayin ederse, orada adalet olur mu? Birikimlerimize yazık değil mi? Bu devlete yazık değil mi?

“Kenan Evren seçimle mi geldi?”

Bütün bunları düşünün. Bütün bunları. Sevgili muhtar arkadaşlarım. Sizler bulunduğunuz mahalle ve köylerinin kanaat önderlerisiniz. Çünkü der ki; bunu biz seçip buraya getirdik. Biz seçtiysek bu bizim derdimizi çözer. Sayın Cumhurbaşkanı bir yere gittiğinde ona TBMM Başkanı vekalet eder. Çünkü TBMM Başkanı seçimle gelmiştir ve tarafsızdır. Niye vekalet eder? Çünkü cumhurbaşkanlığı makamı da tarafsızdır. Şimdi size önemli bir soru. Seçimle gelmeyenler cumhurbaşkanlığı makamını ne zaman temsil etmişlerdir? Darbe dönemlerinde. Kenan Evren seçimle mi geldi? Hayır. Biz darbecilerden yana tavır alıyoruz. Yazıktır, günahtır. Benim sorumluluğum var ben konuşuyorum. Sizlerin de sorumluluğunuz var. Dün Gaziantep’te ‘evet’ çadırını ziyaret ettim. Orada bir çocuk, “Niye 18’e yaşına karşısınız?” dedi. Kendisine şunu söyledim; “Hiçbir zaman 18 yaşındaki çocuğun milletvekili olmasına karşı çıkmadım. Ama hem milletvekili olacak, hem de askerlikten muaf olacak. Ben buna karşıyım. Ben bunu yemem, garibanın çocuğu askere gidecek beylerin çocuğu paşa paşa vekillik yapacak.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Kılıçdaroğlu bir kez daha ‘kontrollü darbe’ye işaret etti: Üstünü kapatarak suç işliyorsunuz

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ‘FETÖ’nün siyasi ayağı’ olmadığını söyleyen hükümete seslendi: “Darbeyi kapatmak suç işlemek demektir. Darbenin siyasi ayağını ortaya çıkarmamak suç işlemek demektir.”

Meclis’te kurulan ‘darbe komisyonu’nun AKP’li başkanı Reşat Petek, “Darbenin siyasi ayağıyla ilgili yapılan incelemelerde iktidardan ve muhalefetten bir isim tespit edilmiş değil” demişti.

Başbakan Binali Yıldırım ise geçen hafta katıldığı bir televizyon programında “FETÖ’nün siyasi ayağı yok. Olanlarla ilgili temizliği yaptık, bizim bilmediğimiz bir şey var da Kılıçdaroğlu biliyorsa açıklasın” demişti.

‘Başarısızlığa mahkum edilen bir darbe girişimi’

NTV yayınına katılan Kılıçdaroğlu, komisyon kurulması için teklifin kendilerinden geldiğini belirterek, “Önce mırın kırın ettiler ama sonra komisyon kuruldu. Özel kuvvetler komutanı Zeki Aksakallı’nın ifadesi, ‘TSK’da kriz ve olağanüstü durumlarda ilk haber alınır alınmaz personel kışlayı terk etmesin emri verilir. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz 2016’da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır.’ Ben bunu kime soracağım. FETÖ iddianamesini yazan savcı görevden neden alındı? Bu iddianame neden Adalet Bakanlığı’na gider ve içi boşaltılır? Siyasi iktidar benim haberim yoktur diyemez. HSYK da diyemez. Kim aldı bu savcıyı görevden?” dedi.

Komisyonun çalışmaya başlamasından kısa bir süre önce hükümetin darbenin ‘üstünü kapatmak’ istediğini anladıklarını dile getiren CHP liderine, darbe girişiminin ‘kontrollü’ olduğuna dair iddiası da soruldu.

‘Rapor bize verilmiyor’

Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: “Başarısızlığa mahkum edilen bir darbe girişimi. Hiçbir günahı olmadan linç edilen askerler vardı. Saray’da da söyledim: Asker emri sorgulayamaz. 6 Haziran 2016 tarihli FETÖ terör örgütü iddianamesinde ‘FETÖ/PDY’nin kuvvet komutanlıkları, jandarma ve emniyet teşkilatları içindeki mensuplarından oluşan ve 10 binleri bulan devletten ayrı hiyerarşiye bağlı silahlı bir yapılanmasının olduğu’, ‘FETÖ’nin anayasal düzeni değiştirecek veya ortadan kaldıracak silahlı güce ulaştığı ve bir askeri darbe yapabilecek tek organize güç olduğu’ darbeden önce söyleniyor. Aynı iddianamede, ‘FETÖ/PDY’nin darbe teşebbüsünde bulunma tehlikesinin açık ve yakın olduğu’ da ifade ediliyor. Bunu hükümet bilmez mi? Bu iddianameye dayanarak Anayasa Mahkemesi’nin iki üyesi şu anda hapiste. Bunu bilmiyorlar mıydı? Biliyorlardı. Tamamı savcılar tarafından tespit edilmişti.”

Darbe komisyonun raporunun kendilerine henüz verilmediği ve tarih olarak 16 Nisan sonrasının söylendiğini aktaran CHP lideri, raporu alamadıkları için son halini veremedikleri CHP raporunu da açıklayamadıklarını kaydetti.

‘Çocuk mu kandırıyorsunuz’

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti. “Adil Öksüz’ün ismini ilk kim telaffuz etti. Bir televizyon programında ilk ben söyledim. Adil Öksüz’ün çok önemli bir isim olduğunu, dikkat edilmesi gerektiğini söyledim. Önce bana saldırdılar şimdi onlar da telaffuz etmeye başladılar. İki cep telefonunu kullanır GPS cihazı vardır. Herkesin telefonları alınır, Adil Öksüz’ün alınmaz. GPS cihazı ve telefonlarıyla birlikte serbest bırakılır. Kapatmıyorum diyorlarsa darbeyi neden araştırma komisyonuna en önemli isimlerine gelmesine engel oldunuz?”

Darbenin ‘siyasi ayağı’ olmadığına inanmadığını söyleyen CHP lideri, “Darbenin memur ayağı var, sendikacı ayağı var, işveren ayağı var, çikolatacı ayağı var, baklavacı ayağı var siyasi ayağı yok. Siz çocuk mu kandırıyorsunuz. Ellerinde ‘ByLock’ listesi var neden açıklamıyorlar? ‘ByLock’ kullananların sayısı 215 bin 92 kişi. Sayın başbakana göre bunların içinde bir tane bile siyasetçi yok. Bizim aklımızla alay mı ediyorlar? Sayın Devlet Bahçeli gibi olsam hayatlarından çok memnun olacaklar, beni el üstünde tutacaklar. İyi de bu şehitlerin hesabını kim soracak? Ben soracağım.”

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/


YouTube Preview Image

YouTube Preview Image

YouTube Preview Image

Fıkra!..

Uğur Dündar

Önceki gece Niğde’de Halk Arenası canlı yayınını yaparken, değerli seyircimiz eğitimci Hilmi Taşkın‘dan bir mesaj geldi.
Baktım, bir fıkra!
“Bunda ne var” diyeceğinizi bildiğim için hemen söyleyeyim:
Tehdit var, nefret suçu var!

*  *  *

‘viratrabzon.com’ ve ‘ilk-kursun.com’ haber sitelerinin iddiasına göre; olay Trabzon’da yaşanıyor.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mitinginden önce kürsüye Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli çıkıyor ve şu fıkrayı anlatıyor:
“Birbirini çok seven iki yaşlı arkadaştan biri hastalanmış. Diğeri hastaya ‘Öbür dünyada futbol var mı, yok mu çok merak ediyorum. Bana bildirirsen sevinirim’ demiş.
Hasta kısa bir süre sonra vefat etmiş.
Geride kalan arkadaşı üzüntülü günler geçirirken bir gece, merhumu rüyasında kendisine bir şeyler anlatırken görmüş.
Şöyle diyormuş:
‘Sana iki haberim var. Önce güzel olanından başlayayım; Evet burada futbol oynanıyor!..
Kötü habere gelince; Pazar günkü maçta kaleyi sen koruyacaksın!”

*  *  *

“Ne var bunda? Bilinen bir fıkra” dediğinizi duyar gibiyim.
Sözünü ettiğim vahim durum, bundan sonra başlıyor.
Zira Başbakan Yardımcısı Canikli kahkahalarla gülen kalabalığa şöyle sesleniyor:
“Kemal Kılıçdaroğlu, Pensilvanya ve tüm terör örgütlerini referandumdan sonra kaleye geçireceğiz!.. Gazanız mübarek olsun!”

*  *  *

Bakan’a sorarlar:
Bir: Terör örgütlerini kaleye geçirmek için neden referandumu beklediniz?
İki: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu neye dayanarak terör örgütü ilan ettiniz?
Üç: Kılıçdaroğlu’nu referandumdan sonra kaleye geçireceğiz” derken, yani ölümle tehdit edip nefret suçu işlerken aklınızı, vicdanınızı ve insanlığınızı nerede bıraktınız?..

*  *  *

Sözün özüne gelirsek:
Algı operasyonlarıyla bizi bölemeyecek, kardeşliğimizi asla bozamayacaksınız!
Çünkü biz, Çanakkale tepelerinde yan yana şehit düştükten sonra kaynaşıp yekvücut olmuş ataların torunlarıyız ve hâlâ o ruhla yaşıyoruz.
Yaşasın lâik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti!..

Kaynak : Uğur Dündar – http://www.sozcu.com.tr/

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bursa’da toplu açılış programında konuştu. Erdoğan burada, ‘Türkiye koalisyon tartışmaları olmadan, istikrar ve güven ortamı tehdit edilmeden yönetileceği bir döneme girecek. Buna karşı çıkacağım derken dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın’ ifadelerini kullandı.

Bursa’da konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin İdlib kentindeki kimyasal silahla yapılan saldırıyı eleştirerek, “100’ü aşkın insan oralarda kimyasal silahlarla şehit edildi ve 50’yi aşkın yavru. Ufacık yavrular orada şehit edildi. Onların ekranlarda görüntülerini izlediniz değil mi? Ey katil Eset, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın. Ey buna sessiz kalan dünya, buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler. Bunun hesabını nasıl vereceksiniz” dedi.

http://www.dailymotion.com/video/x5hcueo

YALAN MAKİNASI BENZETMESİ

Konuşmasına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek başlayan Erdoğan, “Boş küp çok inler lafı var” dedikten sonra şunları söyledi:

“Ana muhalefetin başındaki zat ve avaneleri işte bu şekilde sürekli inliyorlar. Ama içi boş. Çünkü bunlar adeta bir yalan makinası. İnlerken de saçmalıyorlar, zırvalıyorlar. Birisi çıktı. 16 Nisan’da ‘Evet çıkarsa bunları İzmir’e kadar kovalar, denize dökeriz’ diyor. Yahu senin haddine mi önce terbiyeni takın. Ahlaksız. Seni Samsun’a çıkarmaz benim Samsunlu kardeşim. Sen kimi İzmir’den denize döküyorsun yahu. Sen bu ülkenin evet diyen evlatlarını ne zamandan beri bir Yunan gibi görmeye başladın ya. Aynaya bak, aynaya. Ha genel başkanları çıkmış bu tür ifadelerin doğru olmadığını söylüyor. Ey Kılıçdaroğlu, senin şu anda bir genel başkan olarak yapman gereken ne biliyor musun? Onu da öğreteyim sana, kesin ihraç talebiyle böyle bir adamı partide barındırmamak hemen ihraç etmek. Eğer bu ülkede hayır diyen senin için ne kadar saygınsa evet diyen de ok kadar saygın olmalıdır. Demokrasi bu, sana bir de demokrasi dersi verecek değilim.”

BAYKAL’A DA “YAZIKLAR OLSUN” DEDİ

Erdoğan, konuşmasında CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ı da eleştirdi. Erdoğan, “Eski genel başkanları da çıkıyor. 16 Nisan’da hayır çıkarsa düşmanı denize dökmüş kadar sevineceklerini söylüyor. Yazıklar olsun. Yazıklar olsun. Yani bu işi biraz biliyor zannediyordum ama anlaşılan o ki, son zamanlarda onun da artık kayışlar eskidi ve yırtılmaya başladı” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi için Kılıçdaroğlu’nun ‘örtülü darbe’ dediğini ileri süren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz’da örtülü darbe yapıldı diyor. Kılıçdaroğlu, sustum sustum sustum ama şimdi açıklayacağım. Bak ben gece bir buçuk gibi Yeşilköy Atatürk Havalimanı’na indim. Marmaris’ten oraya geldim ve oraya geldiğimde baktım ki halkım orada bizi bekliyor. Çağrımıza hepsi icabet etmişler meydanlara dolmuşlar. Orada hitap ettik. Oturduk durum değerlendirmesi yaptık. Ve İstanbul Valimiz, vekaleten genelkurmay başkanlığına atadığımız Ümit paşa birlikte bir değerlendirme yaptık. Bir de öğrendim ki saat onbir buçukta Kılıçdaroğlu havaalanına gelmiş. Fakat Kılıçdaroğlu ondan sonra kaybolmuş. Daha sonra öğrendik ki Bakırköy Belediye başkanının evine gitmiş. Yahu sen bir zamanlar diyordun ki bu ülkede darbe marbe olursa ilk defa tankın üzerine ben çıkarım. Hani ne oldu. Niye kaçtın gittin. Demek ki bunlarda laf bol. İstanbul’da bakıyorum bir genç, Sabri’miz 36 yaşında tank geliyor tankın altına kendini atıyor. Tank üzerinden geçiyor. Fakat o yılmıyor, arkadan ikinci tank geliyor ikinci tankın altına da atıyor kendini. Orada tabi kolu ayakları darbeler yiyor. Sen bir Sabri dahi olamazsın. Korkaklar zafer anıtı dikemez. O yiğitlerin işidir.”

http://www.dailymotion.com/video/x5hchoo

“ŞECAAT ARZ EDERKEN SİRKATİN SÖYLÜYOR”

Erdoğan, CHP milletvekilinin anayasa değişikliğinin tek adamlığı getireceğini savunurken söylediklerini anlatarak şöyle dedi:

Milletimiz bu CHP’lilerin yakalarına yapışıp söylediklerinin hesabını sormaya başlayınca güya işi toparlama adına kendilerini iyice rezil edecek işlere yöneldiler. İşte CHP’nin o malum milletvekili kendini savunmak için çıktığı televizyonda ne diyor biliyor musunuz? ‘Allah bile yetkileri dağıtıyor’ diyor ve meleklerin görevlerini sayıyor. Sonra da şöyle devam ediyor. ‘Siz alıp tüm yetkiyi bir cumhurbaşkanına verirseniz, o da bir kararname imzalarsa ne olur.’ Tövbe haşa. Yahu bu ne demektir biliyor musunuz? Bir cumhurbaşkanını haşa nereye benzetiyor. Kafaya bak ya. Bunlarda din iman, böyle bir şey söz konusu değil. Ya sen bir kulu, Allah ile aynı noktaya nasıl getirirsin. Bu ne terbiyesizliktir. Yani dinime küfreden Müslüman olsa bari diyor ya Akif. İşte bunlar böyle.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken SSK’yı batırdığı iddiasını tekrarladı ve “Sana SSK’yı verdiler batırdın. 10 yıl önce daha iyiydi diyor. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. İnanın buna beş koyun verin kaybeder gelir” dedi.

“DÜNYANIZI DA AHİRETİNİZİ DE TEHLİKEYE ATMAYIN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buradan, Bursa’dan, ana muhalefetin endazeyi kaybetmiş yöneticilerine sesleniyorum; korkmayın, 16 Nisan’da kimseye bir şey olmayacak. Biz sizler gibi İzmir’den denize dökmeyeceğiz. Ama biz güzel bir siyaset müzesi hazırlayacağız. O müzeye, evet sizleri obje olarak koyacağız. Bu halk oylamasında ‘evet’ çıkınca sadece ülkemizin yönetim sistemi değişecek, emin olun bu durumda da her şey eskisinden daha iyi olacak. Türkiye koalisyon tartışmaları olmadan, istikrar ve güven ortamı tehdit edilmeden yönetileceği bir döneme girecek. Buna karşı çıkacağım derken dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın. Tabii biz CHP’lilerin bu sufleleri nereden aldıklarını çok iyi biliyoruz. Bunlar sufleyi Pensilvanya’daki şarlatandan alıyorlar. Çünkü onun 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren militanları da dünyalarını ve ahiretlerini yakmaktan yıkmaktan söz ediyorlar. CHP’lilere diyorum ki; bu şarlatanın yolu yol değil.”

“EY KATİL ESET” DİYE SESLENDİ

Konuşmasında İdib’te yaşanan saldırıya da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Suriye’de yaşanan olayları duydunuz değil mi? Bakın 100’e yakın, 100’ü aşkın insan oralarda kimyasal silahlarla şehit edildi ve 50’yi aşkın yavru. Ufacık yavrular orada şehit edildi. Onların ekranlarda görüntülerini izlediniz değil mi? Ey katil Eset, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın? Ey buna sessiz kalan dünya, buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler, bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Biz tabi oradan alabildiklerimizi alıyoruz. Ülkemizde hemen tedaviye elimizden geleni yapıyoruz. Ama bu bile benim için yeterli değil. Üzüntülüyüm. Onlar bizim yavrularımız kardeşlerimiz. Bir baba olarak üzülüyorum. O yavruların durumu ciğerleri dağlıyor. Elimizden geleni yapacağız. Hele hele bu 16 Nisan var ya, bunun için de adeta bir kader çizgisinin çizilmesidir. Bana göre bu kırılma noktasıdır. Çok çalışacağız. Çok gayret edeceğiz. Sandıkları patlatacağız.”

“ARAŞTIRMALAR GAYET GÜZEL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Bursa Valiliği’ni ziyaret etti. Burada gazetecilerle fotoğraf çektiren Erdoğan, mitingi değerlendirerek, “Coşku, heyecan her şey var Bursa’da. Kalan 11-12 gün inanıyorum ki bu çok daha yükselecek. Şu andaki tablo ve gelen araştırmalar gayet güzel. Daha da iyi olacağına inanıyorum. Sayısal veriler bizde var ama bizde kalsın o. Siz de yaptırıyorsunuz zaten” dedi.

Kaynakhttp://www.sozcu.com.tr/

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na: “Denize dökeceğiz” diyen adamı kesin ihraç talebiyle at; atmazsan bu CHP gider

“Muhtarlara silah harcırahını kaldırıyoruz”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’un “Ulan sizi İzmir’e kadar kovalamazsak anamızdan emdiğimiz süt helal olmasın. İzmir’den denize dökeriz” sözlerine yönelik tepki gösterdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘na seslenen Erdoğan “Genel başkanları çıkıp konuşuyor, ‘Doğru bulmam’ diyor. Hemen kesin ihraç talebiyle bu adamı at. Atmazsan bu CHP gider.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, göreve geldikleri sene muhtar maaşlarının “2-3 paket çaya karşılık geldiğini” belirterek Bir de Sosyal Güvenlik Kurumu primi var, onların da karşılanması lazım dedik. Yayınlanacak ilk KHK ile bu meseleyi çözüyoruz. ” diye konuştu. Ayrıca Erdoğan, muhtarların silah harcırahının kaldırılacağını da ifade ederek “Muhtarlarımız ile güvenlik korucularımızın verdikleri destekle, bunları hak ettiklerini düşünüyorum. Muhtarların bahsettikleri bir şey var; ‘Silah’. Neyse sayın Başbakan ile konuştuk. Silah harcırahını da kaldırıyoruz.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı tüm güvenlik korucularının da sigortalı hale getirileceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 37’inci Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

İçinde bulunduğumuz bina gazi bir mekandır. 15 Temmuz darbe girişiminde bu mekanın çevresinde 29 kişi şehit olmuştur. Kardeşlerim, 15 Temmuz darbe girişiminde binamız darbecilerin ateşine maruz kaldı. Hemen önümüzdeki yol F-16’larla bombalandı.

Türkiye’nin bir daha öyle karanlık geceler yaşamaması için bu hatırları canlı olarak hafızamızda tutmalıyız.

Kardeşlerim Türkiye 11 gün sonra çok önemli bir seçim için sandığa gidecek. Seçimin konusu malum anayasa değişikliğidir. Ortada 18 maddelik bir anayasa değişikliğinin kabulü veya reddi söz konusudur ancak içerik itibariyle ülkemizin yönetim sistemini değiştirecek olması bakımından bu halk oylaması tarihi bir öneme sahiptir.

“Yeni sistemde milli irade ülke yönetimindeki etkisini artıracak”

Özellikle de yeni sistemin en büyük özelliği, milli iradenin ülke yönetimi üzerindeki etkisini artırıyor olmasıdır. Sizler, bunun anlamını çok iyi bilirsiniz. Kaymakam ve belediye başkanı yetkileriyle donatılmış muhtarın, mahallesine getireceği hizmetleri bir düşünün. İşte 16 Nisan’da buna benzer bir değişim gerçekleştiriyoruz.

Kardeşlerim, fakat bunu anlamayanlar var. Ana muhalefetin başındaki zat bunu anlamış değil. Geçenlerde bir konuşma yapıyor, ne diyor? “17 Nisan’da muhtarlıkları bu cumhurbaşkanı kapatabilir”. Kardeşlerim, inanın böyle bir yalan makinesi ben görmedim. Bir defa muhtarların nasıl seçildiğini bilmiyor. Tayyip Erdoğan nasıl seçildiyse, muhtarlıklar da öyle seçiliyor sayın Kılıçdaroğlu. Aramızda fark yok. Beni de millet seçti, sizleri de millet seçti.

Şimdi diyor ki, ‘Bir kararname çıkaracak,muhtarlıkları kaldıracak’ diyor. Ya Kılıçdaroğlu, yasal düzenlemeyle gelen, yasal düzenlemelerle gider. O yasal düzenlemelerin bağlı olduğu yer de anayasa.

“Muhtar deyip geçmeyin”

Muhtar deyip geçmeyin, adı üstünde muh-tar. Ne yazık ki muhtarları bu beyefendi hafife alıyor. Ben BM toplantısında konuşuyorum. O da burada konuşuyor. “BM toplantısında Tayyip Erdoğan konuşurken bir yurttaş olarak utandım. Dünya liderlerine mi yoksa muhtarlara mı konuşuyor” dedi.

Daha sonra çıktı “Haddime mi?” dedi. Ya söyledin işte, kayıtlarda. Artık dünya öyle bir dünya ki ağzından çıkan bir lafın esiri olursun. Artık internet denen bir olay var. Her şey kayıtlarda. Ben gidiyorum özel kalemime “Ya dök bakalım neler demiş bu” diyorum. Hop döküyor önüme saatine varıncaya kadar. “Lokantaları kapatacak” diyor.

Ya cumhurbaşkanı ile lokantanın ne işi var. Lokantaları belediyeler kapatır. Sayın Kılıçdaroğlu ben belediye başkanlığı yaptım, bu işleri de bilirim. Kim ne iş yapar, haberi yok. Böyle bir insana bu ülkede nasıl olacak da, böyle bir siyasi parti, üstelik ana muhalefet teslim edilecek. Demokrasilerde değerli arkadaşlarım, muhalefet çok önemli. Muhalefet gerçekten akıllı bir muhalefet yaparsa iktidara güç katar. Muhalefet, muhalefetliğini doğru yapmazsa hem kendi kaybeder, hem ülke kaybeder.

Şimdi tabii öyle bir gerçek var ki cumhurbaşkanlığının kapısı tarih boyunca hiçbir zaman muhtarlara açık oldu mu? Ama ilk defa bu kardeşiniz, bu kapıları muhtarlara açtı. Ve şu anda 16 bin muhtarı ben külliyede ağırladım. Milletim adına ağırladım. Beraber yemeklerimizi yedik, resimlerimizi çektirdik, hediyelerimizi verip uğurladık. İnşallah buraya çok sayıda muhtarımız gelmiştir ve yeni yapılacak yerde bunu çok daha farklı bir şekilde icra edeceğiz.

Biz ne diyoruz, cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı birleştiriyoruz. Var mı burada kaydı? Var herhalde arkadaşlar yok mu? Haydi bir dinletin de duyalım. (Kılıçdaroğlu’nun ses kaydı) Sıkıntı bu işte. Zaten bu kavga çıkmasın diye cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı birleştiriyoruz Sayın Kılıçdaroğlu, anladın mı?

Tabii çok daha eskide, bunları çok daha ağır yaşadık. İşte bir bizim dönemimizde yaşamadık. Aynı ekolden geliyoruz. Ne sayın Gül ile, ne benim cumhurbaşkanlığım döneminde bunlar olmadı.

“Hükümet Meclis’te değil, doğrudan sandıkta, sizin tarafınızda kurulacak”

Güneş Motel’de ne pazarlıklar yapıldı. Hatırladığım kadarıyla 13 bakanlık dağıtıldı. Şimdi hükümet Meclis’te kurulmayacak. Doğrudan sandıkta, sizin tarafınızdan kurulacak. Siz, sandıkta yetkiyi veriyor musunuz cumhurbaşkanına, veriyorsunuz. Cumhurbaşkanı parlamento içinden değil, isterse oradan da kurar, ama parlamentodan aldığı kişinin vekilliği düşer. Ya ne yapacak? Dışarıdan alacak.

Milletvekilliği sıfatı olmayacak, tabii isterse olur o ayrı konu. Cumhurbaşkanı, dışarıdan kurduğu kabineyle ülkesinde hizmeti sürdürecek. “Siz o bana gidebilir misiniz?” diyor. Ya niye gidemesin. Bakanın görevi ülkeye hizmet. Cumhurbaşkanının görevi o Bakanlar Kurulu’nu çalıştırmak. 2.5 yıldır cumhurbaşkanlığı yapıyoruz. Burada da gerek hükümetle münasebetler, gerek hizmet nasıl yürütülür bunları da icra ettik. Şimdi bizim çok daha ileriye gitmemiz lazım. Bize artık bu elbise dar geliyor, dar.

Daha ileri gitmemiz lazım. Gazi Mustafa Kemal’in ifade ettiği gibi, muasır devletler seviyesinin üstüne Türkiye’yi çıkarmamız lazım. Bu da lafla olmuyor, icraatla oluyor. Bizden öncekileri biz solladık. Üçüncü Köprü’yü de getirdik oraya yerleştirdik. Ortasından da hızlı tren. Bunların eşi benzeri pek yok. Yetmedi, tuttuk denizin altından Marmaray’ı yaptık.

Üç yılda Marmaray’dan 200 milyon insan geçti. Denizin altından. Bizim dedemiz Fatih, karadan biliyorsunuz kadırgaları geçirdi. Biz de torunları olarak denizin altından geçirelim dedik. Onunla da kalmadık, dedik bir de otomobilleri denizin altından geçirelim. Şimdi otomobiller de denizin altından geçiyor mu? Osmangazi Köprüsü’nü yaptık. Buradan İstanbul-İzmir’i 3.5 saate indiriyoruz. Şimdi 18 Mart’ta Çanakkale’nin temelini attık. İki kule arasındaki açıklığı, dünyada bir numara. Bu köprüyle Avrupa ile Asya’yı farklı bir yerden birbirine bağlıyoruz.

Niye? Bu millet çok ezildi. Çok ezdiler. Artık buna bir son verelim. Şimdi biz şanlı geçmişimize yeniden döndük. Yeniden inşa ve ihya ediyoruz. Adalette, sağlıkta, emniyette, gıdada, her şeyde. Şimdi, burada bir özellik var. 5 yılda bir yapılacak seçimlerde milletimizin önüne iki sandık gelecek. Bu sandıklardan birisi cumhurbaşkanlığı sandığı, öbürü milletvekilliği. Bunu da karıştırıyor galiba o.

“IMF borcunu biz sıfırladık”

Yerel seçimlerde de belediyeler, muhtarlar, orada da onların seçimi yapılacak. Tabii beş yılda bir yapıldığı zaman ülkeye istikrar gelecek. Beş yıl sonra bu ülkede seçim var, bunu görecekler. Yatırımcı, beş yıl sonrasını görecek. Şimdi biz yurt dışına gittiğimiz zaman yaptığımız görüşmelerde “Seçim var mı” diye sorarlar. Ne zaman, ilan edildiği tarihte. Bize gelene kadar bu ülkede 16 ayda bir hükümet kurulmuş. Bunların içerisinde 25 gün süren hükümetler de olmuş.

Ben ortalamasını aldım. 48 hükümet kurulmuş çok partili hayatta. Bunlar boyacı küpü gibi, hükümeti o küpün içerisine çıkarıp çıkarıp durmuşlar. Ama biz geldik, geldiğimizden bu yana tarih ne zamansa o zaman seçim yaptık. İstikrar bu, güven bu. İstikrarın olduğu ülkede ekonomiyi de üçe katlarsınız.

Değerli kardeşlerim, göreve geldik IMF’ye olan borcumuz neydi? 23 milyar 500 milyon dolardı. 2013 yılında biz, IMF ile olan bu ilişkiyi bitirdik. Bütün borcu ödedik, sıfırlandı. Bizden öncekiler borçlandı, biz de ödedik. Bunun içinde her partinin taksiratı var. Bu ülkeyi 70 sente muhtaç edenler bu işin günahkarlarıdır. Şimdi, Merkez Bankamızın rezervi göreve geldiğimizde 27.5 milyar dolardı.

Hamd olsun şimdi son bu kurlar falan, 110 milyar dolarda döviz rezervimiz var. Bizler kararlıyız. Bu istikrar ile bunları yakaladık. Şimdi seçimden sonra cumhurbaşkanı, hükümetiyle birlikte bu ülkeyi yönetecek. Yargı derseniz, bağımsızlığının yanına tarafsızlığı da eklenmiş bir şekilde görevini etkin bir şekilde yapmaya devam edecek. Ne diyor Kılıçdaroğlu? Öbürlerinin pek sesi çıkmıyor zaten de… Ya ayıptır ya, nasıl yalan söyleyebiliyorsun. Yasama organı daha etkin olacak, yasama organı cumhurbaşkanının Yüce Divan’a gitmesine kadar büyük bir yetkiyle donatılıyor.

“Siyasi hayatımda ne aldanan oldum ne aldatan”

2019 Kasım’ından sonra işlediği kişile suçlardan dahi cumhurbaşkanı, Yüce Divan’a gidecek. Hakimler Savcılar Kurulu’nun 7 tane üyesini kim seçecek? Şimdiye kadar yoktu, artık Meclis seçecek. Kılıçdaroğlu okumadın mı ya bu maddeleri. Ayıp olur ya. Bir oku ya. Kardeşlerim, 16 Nisan’da yapılan işin bir diğer yanı da, 2007’de başlatılan sürecin devam ettirilmesidir. Hatırlarsanız Türkiye, 2007 yılında kendini milli iradenin üstünde gören birtakım güçler tarafından uçuruma sürüklenmeye çalışıldı. Önümüze bu engeller çıkarılınca ne yaptık? Hakem olan millete gittik.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin doğrudan sandıkta yapılmasını teklif ettik. O dönemin şartlarında ancak bu kadarına imkan bulabildik. Milletimiz hem iktidarı bize verdi hem bu değişikliği kabule etti. Yeni sisteme göre ilk cumhurbaşkanlığı seçimi 2014’te yapıldı. 16 Nisan’daki değişikliğin o zaman gerçekleştirilmesi gerekiyordu.

Ama Türkiye, Gezi olaylarından 17-25 Aralık emniyet yargı darbesine kadar o kadar şey yaşadı ki, buna fırsat kalmadı. Şimdi, Meclis’te AK Parti ile MHP’nin anlaşmasıyla, ki ben her iki genel başkana da çok teşekkür ediyorum. Ben genel başkanlarıyla hareket eden milletvekillerine de teşekkür ediyorum. Bu anlaşma “Yapılamaz” denenin yapılacağını gösterdi. Değerli kardeşlerim, şimdi görüldüğü gibi yeni yönetim sistemimiz gökten zembille inmiş değildir. Kendini göstere göstere gelmiştir. Hem 2011 seçimleri, hem 7 Haziran seçimleri boyunca gece-gündüz bu meseleyi gündeme getiren, milletimizden destek isteyen bu kardeşiniz değil miydi?

Hatta benim gündemimde, belediye başkanı olduğum dönemden beri var. Büyükşehir belediyelerinin sistemi, başkanlık sistemine benzer. Bu teklifi, o zamandan beri tüm oturumlarda işledim. Nasip bugüneymiş, bugün de bazı eksikler olabilir. Birileri Türk tipi başkanlık sisteminden rahatsız oluyor. Bizim kendi geleneklerimiz var. Kendi geçmişimizden gelen bir siyaset anlayışımız var. Biz bunları bir kenara mı koyacağız? Bunlardan istifade edeceğiz. Bizim tarihimizde Nizamülmülk’ümüz var. Bir bal arısı gibi, eşek arısı gibi değil, nasibimizi alacağız. Balımızı yapacağız.

Ana muhalefet partisinin hayatlarında ilk defa görüyor gibi davranması, olaydan ne kadar kopuk olduklarını göstermeye yeter. Ben geçmişte çok daha geniş çalışmalar yaptım. MHP’nin görevlendirdiği arkadaşımızla AK Parti’nin görevlendirdiği arkadaşımız buna göre çalıştı. Ve bu hazırlanan bal, millete ikram edildi. Ana muhalefet konuşur, biz yaparız. Farkımız bu. Şimdi ana muhalefetin başındaki zat, 15 Temmuz’un ruhunu karalıyor. Bak ne diyor, “Örtülü bir darbedir” diyor. Ya, sen şehitlerimize bu hakaret yetkisini nereden buldun. Örtülü darbeyse, zerre kadar haysiyetin varsa, zerre kadar şahsiyetin varsa çık, dosyaları ortaya koy.

Biz de gerekeni yapalım. Siyasi hayatımda ne aldanan olduk, ne aldatan olduk. Bu millete yalan konuşma. Ben o gece, geç saatlerde Yeşilköy’e indiğimde, Atatürk Havalimanı’nda binlerce kardeşim oraya gelmişti. Saat 11.30 gibi de “Kılıçdaroğlu geldi ve ayrıldı” dediler. Sonra öğrendik ki Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine kaçmış. “Tankın üzerine ilk ben çıkarım” diyordu. Tank oradaydı, sen neredeydin? Bu iş lafla olmaz, yürekle olur bu iş. 36 yaşındaki Sabri’ye bak bir. Bir tank üzerinden geçiyor, ikinci tankın altına da yatıyor. Kolu bacağı kırılıyor ama, oradan yürekli bir gazi olarak çıkıyor. Şimdi soruyorum; Sabri mi, yoksa Kılıçdaroğlu mu? Sabri, Sabri.

“Önce haddini bil, sen kimsin?”

Bu topraklar şehit kanıyla yoğrularak kurtuldu Gabar’da dün üç şehitimiz var. Allah rahmet eylesin. Milletimizin başı sağ olsun. Ama bedelini, 20 teröristi etkisiz hale getirmek suretiyle ödettik. Ödeteceğiz. Ben silahlı kuvvetlerimize huzurunuzda çok teşekkür ediyorum. Çıkıyor bir milletvekili. Nasipsiz, evet diyenleri İzmir’de denize dökmekten söz ediyor.

Ya kimsin sen. Önce haddini bil. Bu millet seni Amasya’ya sokmaz. Sizi Sivas’a sokmazlar ya. Terbiyesiz herif ya. Biz Yunan’ı denize döktük. Sen bu ülkede “Evet” diyenleri denize dökeceksin. Senin ayakta durmaya mecalin var mı ya?

 “Denize dökeceğiz’ diyen adamı kesin ihraç talebiyle at”

Genel başkanları çıkıp konuşuyor, “Doğru bulmam” diyor. Hemen kesin ihraç talebiyle bu adamı at. Atmazsan bu CHP gider. Bunun adı bölücülüktür, bunun adı bu ülkeyi parçalamaktır. Biz “Hayır” diyenleri denize dökmeyiz. Biz “Hayır” diyenlere inşallah özel bir siyaset müzesi kuracağız. Onları da orada sergileyeceğiz. Biz demokrasiyi böyle anladık. Ne demek denize dökmek? Bizim için 80 milyon bu ülkede saygındır. Biz “Hayır” diyenlerin eleştirilerine anlayışla karşılık veririz. Ama kalkıp denize dökmeyiz. Ben onların çadırına gittim. Evet diyenleri de, hayır diyenleri de anlayışla karşılarım.

Ya biz birlikten yanayız, beraberlikten yanayız. Artık kulağımızın duymadığı çok zırvalar var. Lafa gelince demokratlığı kimseye bırakmazlar, milletin iradesine de zerre kadar saygı duymazlar. Milletimiz bunlara gereken dersi 16 Nisan’da verecek. Allah hidayetlerini artırsın ne diyeyim. Biz türlerinin son örneği olan tek parti dönemi siyasetçilerinin artıklarını müzeye kaldıracağız.

Bizim inancımızda israf haramdır. Bazıları 16 Nisan halk oylamasının kabul edilmesi halinde geçeceğimiz yeni yönetim sisteminin alelade bir değişiklik olduğunu sanıyor. Şu anda Türkiye’nin başında 1950’den önce alacak olursak 65’inci, 1950’den alacak olursak 48’inci hükümet var.  65 nire, 19-20 nire. Bu kadar çok hükümet kurulmasının ne zarar var derseniz cevabım; çok büyük zararı var. Öyle 1920’lere falan gitmeden, buradaki herkesin hazırlayacağı bir tarihten örnek vereyim. 80’den itibaren bir koalisyon furyası başladı mı? AK Parti iktidara gelene kadar bu sürdü mü?

Ülke olarak 1991 yılından beri kesintisiz bir şekilde güçlü hükümetler tarafından istikrarlı bir şekilde yönetilseydi, bulunduğu yerin iki katın üstünde olacaktı. Kişi başına düşen milli gelir 11 bin dolar değil, 22 bin dolar olacaktı. Bu para, milletimizin cebinden çalındı.

Aynı şey, Gezi olaylarında da oldu. Türkiye’de bir gecede faizlerin yüzde 7 binlere çıktığını hatırlıyoruz değil mi? Bunu kim ödedi? Benim milletim ödedi ya. “Benim köyüme 20 kilometre sıcak asfalt yapın” diyor. Ya zaten mesele bu. Batı’da ne varsa Doğu’da da o olcak.

Kardeşlerim, ya yazık değil mi bu millete? Biz bir daha milletimizin cebinden paralar çalınmasın diye “İstikrar” diyoruz. 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası yaşananları unutmadık değil mi? Ve milletim ferasetiyle ortaya çıktı ve 1 Kasım’da yeniden tek başına iktidar yetkisi verdi. Terör örgütlerinin ülkemizin üstüne sırtlan gibi çullandıklarını hatırlıyoruz değil mi?

En son bakanım söyledi, Yerin altında 1500 kişiyi barındırabilecek şehirler kurmuşlar. Ama biz ne yaptık? İnlerine girdik. Yerin altında bunları bitirdik. Biz ne söylediysek bitiririz merak etmeyin. Şimdi yasama, yürütme, yargı. Kardeşlerim, kendi kulvarlarında güçlü bir şekilde işlediği bir sistem kuruyorum. Bunun için “Güçlü Türkiye” diyoruz. Bunun için istikrarlı Türkiye diyoruz. 16 Nisan’da bunlar için “Evet” denilmesini istiyoruz. Kardeşlerim, Tayyip Erdoğan’ı seven vardır, sevmeyen vardır.

Hepsine de saygı duyarım. Ama Tayyip Erdoğan’ın Türkiye ve Türk milletinin aleyhine herhangi bir işe kalkışmayacağını herkesin bildiğini düşünüyorum. Beni bölücü terör örgütü sevmez. Beni FETÖ sevmez. Beni DEAŞ sevmez. Beni rantçılar sevmez. Beni Batı’da bir kısım liderler hiç sevmez. İsviçre Parlamentosu önünde portremi koyup şakağıma silah dayanlar beni sevmez. Ya onlardan zaten beni sevmelerini beklemiyoruz. Bizi halkımız sevsin, bizi Hakk kabul etsin, onun rızasını kazanalım yeter.

“Biz Ferhat’ız millet de Şirin”

Bak, biz bir şeyin peşindeyiz.Rabbimizin rızasını kazanmak, halkımızın rızasını kazanmak. Yarın ölür gideriz, ya öleceğiz ya. Ne olacak? 2 metreküp mezara gömecekler değil mi? Ve musallada hoca efendi “Cumhurbaşkanı niyetine…” demeyecek. Ondan sonra nasıl bilirdiniz diyecek? (İyi bilirdik sesleri) Ve bizim için baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş. Bu eserler görüldükçe “Bir gün bu ülkeden bir cumhurbaşkanı geldi geçti. Arkadaşlarıyla ne iyi işler yaptılar” diyecekler.

Erdoğan’dan muhtara: Biraz fazlan var, kilo vermelisin

Çok enteresan, bakın adeta yarım saat mesafede havalimanı var. Havayolu halkın yolu oldu. Binali Bey’e, ulaştırma bakanımıza dedim “Bak, hava yollarını halkın yolu yapacağız”. THY tekti, şimdi 6 tane oldular. Ya biz bu millete aşığız. Ya biz dertliyiz ya. Tüneller; dağları deliyoruz ya. Ulaşacağız, nereye? Ferhat. Ferhat kime ulaşacak? Şirin’e. Şirin, millet. Ferhat da biziz.

(Ayağa kalkan bir muhtara) Kiloyu da verebilirsin ha, bak biraz fazlan var. Arkadaşlar bir gelin hele.

AKP’ye gönül vermiş kardeşlerim, MHP’ye, BBP’ye, CHP’ye, Saadet Partisi’ne gönül vermiş kardeşlerim; gelin 16 Nisan’da birlikte bir milli, yerli ittifak yapalım. Ve inşallah lider ülke Türkiye’yi, farklı bir şekilde inşa etmenin, ihya etmenin gayreti içinde olalım. Burada hissi davranmayalım. Burada asli davranalım.

“2019’da yapılacak seçim için şimdiden hazırlanmaya başladım”

Ben CHP’ye gönül vermiş kardeşlerimin böyle bir yönetimi hak ettiğini düşünmüyorum. Böyle bir partinin akıbeti, 1990’ların partilerinin akıbeti olacaktır. Milletimiz, bunları sandığa gömer bakın buradan söyleyeyim. Cumhurbaşkanlığı sisteminin devreye girmesiyle bu zihniyet tamamen tasfiye olacaktır. Artık vizyonu olmayanların siyasette emaresi okunmayacaktır. Şahsen ben, 2019’da yapılacak seçim için şimdiden hazırlanmaya başladım. Planları, vizyonu gözden geçiriyorum.

Bunlar bana “Muhtar bile olamazsın” diyorlardı. Bunların zihniyeti işte bu. Bunlar muhtarları küçümsüyorlar. Ha bak, hatır gönülle zorla muhtar olma dönemi bitiyor. İlk seçimle birlikte sizleri zorlu bir yarış bekliyor. Kardeşlerim, artık müjdemizi verebiliriz.

Eskiden malum, göreve geldiğimde neredeyse iki-üç paket çay parasına bile denk gelmiyordu verdikleri ücret. Paket derken sigara anlamayın ha. Sigaraları bırakın bir defa. Ben biliyorsunuz sigara düşmanıyım. Sigarayı bırakma kampanyalarını muhtarlarımızın yürütmesi lazım. Çünkü evinizde hanımınıza da çocuklarınıza da işkence ediyorsunuz. Gelin Türkiye olarak bu işin bir belini kıralım. Nargile margile hepsini def edelim.

Biz muhtar maaşlarını asgari ücretle eşitledik. Şu anda muhtarlarımız 1406 lira maaş alıyor. Bir de “sosyal güvenlik kurumu primi var, onların da karşılanması lazım” dedik. Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Yayınlanacak ilk KHK ile bu meseleyi çözüyoruz.

613 tutan SGK primleri devlet tarafından karşılacak. Böylece muhtarlarımızın gelirleri de fiilen maaş artı primleriyle kazançları 2019 liraya çıkıyor. Dersime çalıştım da geldim. Ülkemizde görev yapan 18 bin 296 köy, 39 bin 921 mahalle muhtarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Bu vesileyle bir müjde de güvenlik korucularımıza vermek istiyorum. 1411 liraya çıkarmıştık. Güvenlik korucularımız artık kendi illeri dışındaki illerdeki operasyonlara gitmesinin de önünü açmıştık. Mevcut illerimize ilave olarak Erzurum, Erzincan ve Osmaniye’yi güvenlik korucuları sistemine dahil ettik. Güvenlik korucularımızı, asker ve polislerimizi en büyük yardımcımız haline getirdik.

PYD,YPG bizim komşumuz olamaz. Bunların hepsi Türkiye’nin buralardaki düşmanıdır. Şimdi yeni bir haber olarak güvenlik korucularımızı sigortalı hale getiriyoruz. Sigorta primleri İçişleri Bakanlığımız tarafından ödenecek. Güvenlik korucularımız, istedikleri yerden sağlık hizmeti alabilecekler. Bu uygulamayla kazançlarına ilave olarak 578 liralık sigorta ödemesi yapılacaktır. Muhtarlarımız ile güvenlik korucularımızın verdikleri destekle, bunları hak ettiklerini düşünüyorum. Muhtarların bahsettikleri bir şey var; “Silah”. Neyse sayın Başbakan ile konuştuk. Silah harcırahını da kaldırıyoruz. “

Kaynak : http://t24.com.tr/

Yıldırım, ‘Evet çıkarsa denize dökeriz’ diyen CHP’li vekile ateş püskürdü: Densiz, alçak!

Hüsnü Bozkurt. Fotoğraf: DHA

Başbakan Binali Yıldırım, referandumda ‘Evet’ çıkması durumunda ‘denize dökme’ tartışmasını başlatan CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’a ‘densiz’ ve ‘alçak’ dedi.

Bozkurt, referandumla ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:  diyelim ki ‘Evet’ çıktı. Kimse heveslenmesin kardeşim. Biz yine Samsun’dan başlarız, Amasya’ya gideriz, Sivas’a gideriz, Ankara’ya geliriz. Buradan İnönü’ye, Sakarya’ya Dumlupınar’a, sizi İzmir’e kadar kovalamazsak anamızdan emdiğimiz süt helal olmasın.”

CHP’li vekil, Twitter hesabından da “1919’da Samsun’a çıkıp 1922’de İzmir’de denize döktüklerimiz emperyalistler ve uşaklarıydı. ‘Evet’ çıkarsa bölmek isteyenleri yine denize dökeriz” diye yazmıştı.

Bozkurt, daha sonra, “Denize dökeriz” lafını 16 Nisan’da ‘Evet’ oyu verecek yurttaşlara hitaben değil, ‘Türkiye’yi bölmek isteyenlere, emperyalist güçlere ve işbirlikçilerine’ söylediğini savunmuştu.

‘Alçak kimsin sen!’

Başbakan Yıldırım, esnaflarla düzenlediği konuşmada ‘densiz bir milletvekili’ diye nitelediği Bozkurt’un ifadelerine değinerek, “Alçak kimsin sen Türk milletine hakaret ediyorsun. Haddini bil. Bu ükenin bayrağı altında siyaset yapıp bu milleti tehdit etmek senin ne haddine” dedi.

‘Ne demek kontrollü?’

Binali Yıldırım, darbe girişiminin AKP’nin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini ve ‘kontrollü’ olduğunu söyleyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na da, “Kontrollü darbe girişimi ne demek? Türkiye uçurumun kenarından dönmüş. Bu fetöcü alçakların arkasında durmayı bırak” yanıtını verdi.

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Erdoğan’dan ‘Evet çıkarsa denize dökeriz’ diyen CHP’li vekile: Sana adım attırmazlar

Fotoğraf: Reuters

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir televizyon programındaki sözleri nedeniyle hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasıyla soruşturma başlatılan CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’a “Sana adım attırmazlar” diye çıkıştı.

Bozkurt, referandumla ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:  diyelim ki ‘Evet’ çıktı. Kimse heveslenmesin kardeşim. Biz yine Samsun’dan başlarız, Amasya’ya gideriz, Sivas’a gideriz, Ankara’ya geliriz. Buradan İnönü’ye, Sakarya’ya Dumlupınar’a, sizi İzmir’e kadar kovalamazsak anamızdan emdiğimiz süt helal olmasın.”

CHP’li vekil, Twitter hesabından da “1919’da Samsun’a çıkıp 1922’de İzmir’de denize döktüklerimiz emperyalistler ve uşaklarıydı. ‘Evet’ çıkarsa bölmek isteyenleri yine denize dökeriz” diye yazmıştı.

Bozkurt, daha sonra, “Denize dökeriz” lafını 16 Nisan’da ‘Evet’ oyu verecek yurttaşlara hitaben değil, ‘Türkiye’yi bölmek isteyenlere, emperyalist güçlere ve işbirlikçilerine’ söylediğini savunmuştu.

‘Sen kendini ne zannediyorsun?’

Rize’deki referandum mitinginde konuşan Erdoğan, Bozkurt’a “Sen kimsin? Sana adım attırmazlar. Sen kendini ne zannediyorsun?” diye seslendi.

Bozkurt’un sözleriyle ilgili “Tasvip etmiyorum” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da hedef alan Erdoğan, “Sen ne biçim genel başkansın?” dedi.

’15 Temmuz’da meydanlardan kaçanlar…’

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hani demokrasi? Milletin oylarıyla iktidara gelmiş, 14 yıldır bu milletin desteğini alan siyasi harekete bu lafı nasıl söylersin? Şunu söylüyor, 16 Nisan’da ‘Evet’ çıkarsa denize dökeceklermiş. 16 Nisan’da benim milletim bunlara gereken cevabı verecek. 15 Temmuz’da o meydanlardan kaçanlar kalkıp da bu milleti denize dökecek mecali bile bulamazlar.”

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

YouTube Preview Image

Sayfa1 → 91234Son Sayfa »