Bu işte bir tuhaflık var: Altın ithalatı yüzde 1400 arttı, ihracat 96.4 tonu buldu!

“Bakanlık açıklama yapmalı”

Türkiye altın ithalatının üçte birini, ihracatının beşte dördünü tek başına Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptı. “Ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor” diyen ekonomistlere göre ‘bu işte bir tuhaflık var.’ Türkiye’nin altın ithalatı Temmuz ayında 62.8 ton ile aylık bazda tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası altın ithalat verilerine göre önceki yıl aynı dönemde 4.4 ton olan altın ithalatı, geçen ay yaklaşık yüzde 1400 arttı. Ocak-Temmuz döneminde ise altın ithalatı, geçen yılın ilk 7 ayına göre 8 kat artışla 237.6 tona fırladı. İlk 7 aylık bu rakam, şimdiden 2016’nın tamamında yapılan 106.2 tonluk ithalatı geride bıraktı. Türkiye’nin altın ihracatı ise ilk 6 ay sonunda, 96.4 tonu buldu.

Cumhuriyet’te Gamze Bal imzasıyla yayımlanan haber aynen şöyle:

Altın ihracatının yüzde 87’sinin ise tek başına Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yapılması soru işaretlerini de beraberinde getirdi. BAE’nin Türkiye’nin ilk 6 aylık altın ithalarındaki payı ise yüzde 36’yı geçti.

Altın aldık, altın sattık!

İşin ilginç yanı ise ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor ancak Türkiye’nin altın ithalatında da ihracatında da adres BAE’ye çıkıyor. Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’nin BAE’e en çok sattığı ürün, (işlenmemiş) altın. BAE’den en çok aldığı ürün de yine açık ara (işlenmemiş) altın. Bu yılın ilk yarısında Türkiye BAE’ye 3.4 milyar dolarlık altın satarken, BAE’den 2.9 milyar dolarlık altın aldı. Yaşanan bu durum, Türkiye ile İran arasında 2013 yılında patlak veren “altın” ticaretini akla getirdi. Hatırlanacağı üzere İran, Türkiye ve Dubai (BAE) üzerinden altın ile ticaret yapılarak ambargonun delinmesi, İranlı işadamı Rıza Zarraf ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’de tutuklanmasına kadar giden sürecin fitilini ateşlemişti. Söz konusu dönemde Türkiye’nin altın ithalatı İran ile rekor kırmıştı.

‘Normal değil’

Dört yıl aradan sonra 2017 yılında Türkiye’nin BAE ile artan altın ticareti, ekonomistleri, “Arkasında normal olmayan unsurlar var” düşüncesinde birleştirdi. Durumun ekonomi mantığıyla açıklanamayacağını ifade eden iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, İran’a geçmiş yıllarda uygulanan ambargoya benzer bir durumun yaşanabileceğine dikkat çekerken; BAE ile olan altın ticaretini, “Bu sonuçlar ve rekor, normal değil” diyerek değerlendirdi. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise ithalattaki artışın iç taleple açıklanamayacağı görüşünde.

‘Bakanlık açıklama yapmalı’

Temmuz 2017’deki aylık bazlı altın ithalatının 2016’da gerçekleşen toplam altın ithalatına eşit olduğuna dikket çeken Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “Bu ithalat, Türkiye’nin altın talebiyle açıklanamaz” dedi. Kozanoğlu, “Türkiye’deki düğünler, yurttaşın altına olan talebi ya da herhangi başka bir ekonomik durum bu ithalatı açıklayabilecek seviyede değil. Ciddi olarak makro ekonomiyi etkileyecek bir durumdan bahsediyoruz. Maliye Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı bir an önce bu duruma açıklık getirmeli” diye konuştu. Kozanoğlu, “BAE’ye dayalı olarak bu rakamlardan bahsetmemiz ‘bu ithalatın arkasında ne var’ sorusunu akla getiriyor” dedi. Altın ithalatının gelecek ayın ödemeler dengesini de ciddi etkileyeceğine değinen Kozanoğlu, şunları söyledi: “Öteden beri cari işlemler açığı veren bir ülkeyiz. Altın da devreye girince içinden çıkılmaz bir hal oluyor. Bir ayda böyle büyük bir sıçramanın gerçekleşmesi, döviz sorunu yaşayan bir ülke olarak Türkiye için risk.”

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Esad: Kimyasal silahların Türkiye’den alındığına yüzde yüz eminim

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkesindeki terörist grupların, ellerindeki kimyasal silahları Türkiye’den aldığına ‘yüzde 100 emin olduğunu’ söyledi. Esad Suriye’deki Türk askerlerinin işgalci olduğunu öne sürerek, “Ya kendileri giderler ya da savaşıp onları yeneriz, topraklarımızı koruruz.” dedi.

Sputnik’e mülakat veren Esad, Suriye’deki terörist grupların ellerindeki kimyasal silahları nereden alıyor olabileceği sorusu karşısında, “Türkiye’den. Doğrudan Türkiye’den. Bunun kanıtları da var. İçlerinden (kanıtlardan) bazıları, birkaç yıl önce internette yayınlanmıştı” dedi.

Esad şöyle devam etti: “Teröristlerin para, silah, yeni militanlar ve gereksinim duydukları eşyaları alabileceği tek yol Türkiye’den geçiyor. Kuzeyden başka bir yolları yok. Bu nedenle (kimyasal silahları onları veren), yüzde 100 Türkiye.”

TÜRKİYE’YE SAVAŞ TEHDİDİ

Esad, “Türk işgali ya da Amerikan askerlerinden bahsetseniz de ki Amerikalılarınki de bir işgal, sahadaki teröristlerden bahsetseniz de aynı şey. Bunların arasında hiçbir fark yok” dedi.

Esad şunları söyledi:

“Ülkenizdeki işgalcilerle savaşmaya hakkınız vardır. Bu nedenle Amerikalılar, Türkler ve tüm işgalciler ya kendiliğinden ülkemizden gitmezlerse güç kullanılarak çıkartılacaklar. Şu anda önceliğimiz teröristlerin yenilgiye uğratılması. Teröristleri çeşitli bölgelerde yenilgiye uğratırsak, Türkler de dahil olmak üzere geri kalan tüm diğer güçleri kovmak çok kolay olacak. Ya kendileri giderler ya da savaşıp onları yeneriz, topraklarımızı koruruz.”

Kaynakhttp://www.cumhuriyet.com.tr/

Beyaz Saray: Trump’ın Erdoğan’ı araması referandum sonuçlarını onaylama anlamına gelmiyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın Erdoğan’ı aramasına ilişkin Beyaz Saray’dan açıklama geldi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Erdoğan’ı referandum sonuçlarından dolayı tebrik ettiği haberlerine ilişkin Beyaz Saray’dan bir açıklama geldi. Açıklamada, “Trump’ın telefonu referandum sonuçlarını onaylama anlamına gelmiyor” denildi.

Politico’da yer alan habere göre, Beyaz Saray Basın Sekreteri Sarah Huckabee Sanders tarafından yapılan açıklamada, “Trump’ın telefonu referandum sonuçlarını onaylanması anlamına gelmiyor. Görüşmenin amacı bu değil, Suriye meselesi gibi ortak çıkarların temellerini konuşmaktı. Bu kesinlikle Trump’ın tutumu değil. O elbette demokrasiyi destekliyor ve bunu umuyordu. Başkanın bir numaralı önceliği Amerikalıları korumak, onları güvende tutumak ve bunu yapmak için diğer ülkeler ve bazı NATO ortaklarımız ile birlikte çalışmak zorundayız” ifadeleri kullanıldı.

Bu akşam CNN International’a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeye ilişkin “ABD başkanı Trump’tan telefon görüşmesinde olumlu sinyaller aldım” demişti.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Eski Pentagon yetkilisi Rubin’den referandum yorumu: Bir Türk rönesansına değil, kan gölüne başkanlık edecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yazılarıyla tanınan eski Pentagon yetkilisi ve American Enterprise Institute yazarı Michael Rubin, referandum sonucu değerlendirdiği yazısında, bölünecek ve kan gölüne dönüşecek bir Türkiye tablosu çiziyor.

Referandumun ardından ne yazacağı merak edilen eski Pentagon yetkilisi ve American Enterprise Institute yazarı Michael Rubin, referandum sonucuyla ilgili ilk analizini Washington Examiner için kaleme aldı.

OdaTV’den Şivan Okçuoğlu’nun haberine göre, Erdoğan’ın başkanlığı, Türkiye için büyük değişimlerin habercisi, ancak bu değişimler olumlu değil, daha ziyade bölünecek ve kan gölüne dönüşecek bir Türkiye tablosunu işaret ediyor.

Darbeyi önceden bilmesi ile Türk kamuoyunda tanınan Rubin’in analizine göre, referandum sonucunda yaşanan en gerçek değişiklik, ‘Türkiye’de yönetim biçiminin değişerek esasen bir diktatörlük kurulmuş olması’.

Seçim saatleri boyunca çeşitli videolarda usulsüzlükler olduğunun gözlendiğini belirten Rubin, HDP seçmeninin ağırlıklı olduğu yerlerde AGİT gözlemcilerinin sandık başından uzaklaştırılmaları, YSK’nın sandıklar açılmaya başladıktan 1 saat sonra ani bir kural değişikliğine gitmesi ve CHP’nin itiraz ettiği 2.5 milyon oy konusuna da değindi.

‘HAYIR OYU VERENLER, ERDOĞAN’IN DİKTATÖRLÜĞÜNÜ KABUL ETMEYECEK’

Rubin’e göre, Erdoğan’ın zafer ilan etmesinden daha önemli olan şey, Türkiye’nin tehlikeli bir şekilde bölünmüşlük tablosu vermesi. Referandumda ‘Hayır’ oyu verenlerin ‘Erdoğan’ın diktatörlüğünü ve yeni yönetim şeklini’ kabul etmeyeceklerini ifade eden Rubin, bu sebeple şiddetin hızla tırmanabileceğini iddia ediyor.

Rubin, polis baskısının azalması olasılığında sokak çatışmalarının fitilinin ateşlenebileceği söylerken, düzenlenen ‘temizlik operasyonu’ ile gücünü yitiren TSK’nın, Güneydoğu’da ayaklanma olasılığı bulunan Kürtlere karşı gelmeye gücünün yetmeyeceği ve Türkiye’nin bu bölgeyi etkin biçimde kaybedeceği öngörüsünde buluuyor.

Kaynakhttp://www.cumhuriyet.com.tr/

Foreign Policy: Huzur içinde uyu Türkiye; 1921-2017

“Bu sonuç, Türkiye’de siyaseti daha da büyük bir istikrarsızlıkla sürükleyecek.”

ABD’nin saygın dergilerinden Foreign Policy, “1921’de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile Atatürk’ün yolunu açtığı modern Türkiye’nin, dün düzenlenen referandumla artık ortadan kalktığını” yazdı.

Steven A. Cook imzalı yazıda, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği gibi Türkiye’yi yasama ve yürütme ile yönetilen modern bir ülke haline getirdiği, Osmanlı İmparatorluğu döneminde sultanın elindeki yetkilerin halkı temsil eden Meclis’e devredildiği belirtildi.

Türkiye’de dün gerçekleşen referandumla bu sürecin sonuna gelindiği kaydedilen yazıda şu ifadeler yer aldı:

“Pazar günkü oylamada birçok kişi, Türkiye Cumhurbaşkanı olan ve ülkeyi kutuplaştıran Recep Tayyip Erdoğan’ın yetkilerine odaklandı. Ancak bundan daha fazlası var. “Evet” oyu veren Türkler aslında Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na ve Atatürk’ün temsil ettiği modernleşmeye karşı çıkmış oldular.”

“Hayır” cephesinin yenilmiş olmasına rağmen Erdoğan’a büyük bir direniş göstermesinin beklendiği kaydedilen yazıda, referandumda tahmin edilen bu sonucun 15 Temmuz darbe girişimi sonrası artan baskı ve tutuklamaların devam etmesine yol açacağı ifade edildi. FP, tüm bu sürecin Türkiye’de siyaseti daha da büyük bir istikrarsızlıkla sürükleyeceğini belirterek, Türkiye’nin tüm iniş çıkışlara rağmen demokratik bir ülke olduğunu ancak Erdoğan’ın yeni Türkiye’sinin artık “bu hesabı kapattığını” yazdı. T24 / Çeviri

Kaynak : http://t24.com.tr/

Bharara ve Rubin de dahil 17 kişiye soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ABD’li savcı Preet Bharara, eski CIA Direktörü John Brenan, Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Henri Barkey ve Michael Rubin de dahil 17 kişi hakkında inceleme başlattı.

İstanbul Barosu’na kayıtlı bir grup avukat, “FETÖ ile irtibatlı oldukları ve yardım ettikleri” öne sürülen aralarında ABD’li savcı Preet Bharara, CIA’in eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller, Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Henri Barkey’in de bulunduğu 17 kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Bunun üzerine savcılığın söz konusu kişiler hakkında soruşturma başlattığı bildirildi.

Michael Rubin

Soruşturmanın, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçları kapsamında başlatıldığı açıklandı.

Şüphelilerin Türkiye’ye giriş çıkış yaptıkları tarihler ile Gülen hareketi yöneticileriyle irtibatlarının bulunup bulunmadığını incelemeye alan savcılığın, şüphelilerden bir kısmının 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gün Büyükada’da, bir kısmının da 17 Temmuz’da Karaköy’de yapılan bir toplantıya katıldıklarını tespit ettiği kaydedildi. Söz konusu toplantıların ne amaçla yapıldığının ve tam olarak hangi isimlerin katıldığının araştırıldığı bildirildi.

Haklarında soruşturma başlatılan diğer isimler şöyle: Senatör Charles (Chuck) E. Schummer, OFAC Başkanı David Cohen, TAA / Turkic American Alliance; Türk Amerikan Birliği Başkanı Faruk Taban, TCC / Turkish Cultural Center; Türk Kültür Merkezi Avukat Zafer Akın, TCAE / Turqouise Counsil Of Americans And Euroasians; Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi Kemal Öksüz, Rumi Formundan Emre Çelik, eski emniyet müdürü Ahmet Sait Yayla, Mid Atlantic Federation Of Turkic American Associations (Orta Atlantik Türk Amerikan Federasyonu) Mahmut Yeter, TABN (Türk Amerikan İş Grubu) Talha Saraç, Recep Özkan, Burak Yeneroğlu, Michael Rubin, Ralph Peters ve CIA’in eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller.

© Deutsche Welle Türkçe

DHA, BS/BW

Kaynakhttp://www.dw.com/tr/

Times: Ücretsiz otobüslere rağmen Erdoğan’ın mitingine katılım düşük

Haberde Erdoğan’ın konuşması sürerken insanların miting alanını terk etmeye başladığı yer aldı.

İngiliz The Times gazetesi, Türkiye’deki referandum öncesi atmosferle ilgili bir haber yayınladı.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gözlemcilerinin referandumun eşit koşullar altında gerçekleşmediği ve kamu kaynakları evet kampanyası için kullanılırken hayır kampanyalarının engellerle karşılaştığını belirten raporuna yer veren haberde hafta sonu İstanbul’da düzenlenen evet mitingi de anlatıldı.

Hannah Lucinda Smith imzalı haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binalı Yıldırım’ın katıldığı mitinge devlet medyasının iki milyon kişi iddiasına rağmen yüz bine yakın kişinin geldiği, katılımın ücretsiz otobüslere rağmen düşük olduğu aktarıldı.

Haberde Erdoğan’ın konuşması sürerken insanların miting alanını terk etmeye başladığı yer aldı.

Binali Yıldırım için ise şu ifadeler kullanıldı:

Bay Yıldırım çok ilginç bir konumda. Makamının iptal edilmesi için var gücüyle çalışıyor.

“Eğer referandumda değişiklik teklifi kabul edilirse başbakanlık makamı kaldırılacak.

“Erdoğan cumhurbaşkanı olduktan sonra başbakanların ülkedeki etkisi azaldı.

“Türkiye’nin anayasasına göre cumhurbaşkanları tarafsız olmak zorunda. Fakat Erdoğan bu kuralı hep çiğnedi, AKP’nin kampanyalarına liderlik etti.

“Mitingde de Erdoğan’ın adını taşıyan bandanalar takan çok sayıda kişi vardı. Fakat Binali Yıldırım yazan bir ürün görmek mümkün değildi.”

Kaynakhttp://t24.com.tr/

AİHM, AKP iktidarı boyunca Türkiye’yi 270 milyon liralık tazminata mahkûm etti!

CHP’li vekil: Türkiye, son 3 yılda en çok hak ihlali yapan 5 ülke arasında.

CHP Ankara Milletvekili, Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekili Şenal Sarıhan, AKP’nin 15 yıllık iktidarı boyunca hak ihlalleri konusunda nasıl bir sınav verdiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvuru sayıları ve mağdurlara ödenen tazminat miktarlarının açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Adalet Bakanlığı raporları ve resmi açıklamalara göre, Türkiye 15 yılda hak ihlalleri nedeniyle 270 milyon 816 bin lira tazminat ödedi. 

“Türkiye, son 3 yılda en çok hak ihlali yapan 5 ülke arasında”

Sarıhan’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye, AKP’nin 2002- 2017 yılları arasında her yıl aleyhine en çok  başvuru yapılan ülkeler içinde en üst sıralarda yer aldı, son üç yıllık raporlarda ise en çok hak ihlali yapan ilk beş ülke arasında.

Türkiye, AKP döneminde 270 milyon lira tazminat ödedi

AKP’nin iktidarı boyunca, “Özgürlük ve güvenlik hakkı”, “yaşam hakkına ilişkin etkin soruşturma”, “adil yargılanma”, “ifade özgürlüğü”, “insanlık ve onur dışı muamele” gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) çeşitli maddelerindeki ihlaller nedeniyle Türkiye AİHM kanalıyla yaklaşık olarak 247.458.360 lira tazminat ödemek zorunda kaldı. Bu rakama Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru hakkının yürürlükte olduğu 2012’den bu yana yapılan 94 bin 732 başvuruyu ve ödenen 23 milyon 358 bin 81 TL tazminatı eklendiği takdirde Türkiye’nin hak ihlalleri nedeniyle bir servet ödediği görülüyor.

Sarıhan’ın yazılı açıklaması şöyle: 

2016 yılı

AİHM’nin Avrupa Konseyi ülkeleri arasında hakkında en çok ihlal kararı verdiği ülkeler arasında Türkiye ikinci sırada yer aldı. Adalet Bakanlığı Faaliyet Raporu 2016 rakamları, Türkiye’deki hak ihlalleri açısından durduğu yeri çok net ortaya koydu.

Türkiye, 2016 yılında Ukrayna’nın ardından aleyhine en çok başvuru yapılan devlet oldu. 2016 yılında Türkiye aleyhine yapılan başvuru sayısı 12.600 iken 77 ihlal kararı ile toplam 6.884.273 AVRO tazminat ödedi.
Türkiye hakkında verilen 77 ihlal kararında, ilk sırada gelen konu “özgürlük ve güvenlik hakkı”, ikinci sırada “yaşam hakkına ilişkin etkin soruşturma”, üçüncü sırada “adil yargılanma hakkı”, dördüncü sırada “insanlık ve onur kırıcı muamele” beşinci sırada “yaşam hakkı”, altıncı sırada “ifade özgürlüğü”, yedinci sırada ise “serbest seçim” ihlalleri gelmektedir.

2015 yılı

Bu vahim tabloda 1 yıl geriye gittiğimizde 2015 yılında, 8.450 başvuru ile ilgili 79 ihlal kararı verilmiştir. 2015 yılı ortalama ihlal kararı sayısı 26 iken Türkiye’nin başvuru sayısına oranla verilen ihlal kararı sayısı oldukça yüksektir, ortalamanın neredeyse 3 katı kadardır.

2015 yılında da ihlaller sırasıyla “adil yargılama”, “özgürlük ve güvenlik hakkı”, “insanlık ve onur kırıcı muamele” olmuştur.

Türkiye’nin 2015 yılında ödediği tazminat miktarı; ise 1.522.999 AVRO olmuştur.

2014 yılı

2014 yılına baktığımızda Türkiye hakkında en çok başvuru yapılan 4. ülke konumundadır. Türkiye hakkında yapılan 9.448 başvuruya ilişkin 94 ayrı ihlal kararı verilirken Türkiye’nin bu ihlaller için ödediği rakam 4.844.006 AVRO olmuştur.

2013 yılı

2013 yılında Türkiye aleyhine 10.931 başvuru dosyası bulunmaktadır. İhlallerin en yoğun olduğu ilk beş  ülke  arasında yer alan Türkiye, 2013 yılı itibarıyla 3.982.608 AVRO tazminat ödemiştir.

AKP’nin ilk 10 yıllık dönemine baktığımızda ise; her yıl yeni eklenen başvuru sayısı ve ödenen tazminat miktarındaki ciddi artışı görebiliyoruz. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında “binler” düzeyinde ödenen tazminat miktarı sadece bir yıl sonra “milyon” rakamlara ulaşmıştır.

AKP’nin ilk 10 yılında AİHM’e yapılan başvuru sayısı ve tazminat miktarları

2002 yılında 3 bin 862 başvuru,     304 bin 848.80 Euro
2003 yılında 3 bin 538 başvuru,     1 milyon 728 bin 351 Euro
2004 yılında 3 bin 669 başvuru,     22.227.431,00 TL (1 Mayıs- 31 Aralık)
2005 yılında 2 bin 486 başvuru      16.218.875,48 TL
2006 yılında 2 bin 249 başvuru,     13.847.145,88 TL
2007 yılında 2 bin 812 başvuru,      26.221.833,85 TL
2008 yılında, 3 bin 706 başvuru,     10.391.440,84 TL
2009 yılında 4 bin 452 başvuru,      11.662.799,72 TL
2010 yılında 5 bin 792 başvuru,      33.099.333,12 TL
2011 yılında 8 bin 656 başvuru,      37.137.069,80 TL
2012 yılında 9 bin 53 başvuru,         10.135.597,00 TL (İlk iki ay) +3.929.200,41 TL (1 Haziran-31 Aralık)

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Irak’tan Türkiye’ye Kerkük mesajı: Irak’ın içişlerine dışarıdan müdahaleye izin vermeyiz

Erdoğan, “Kerkük’te ikinci bir bayrağın asılmasını yanlış buluyorum” demişti.

Irak Başbakanı Haydar İbadi, komşu ülkelerin Kerkük’te resmi kurumlara asılan Kürdistan bayrağı nedeniyle Irak’ın içişlerine müdahale etmesine izin vermeyeceklerini söyleyerek Türkiye’ye dolaylı olarak tepki gösterdi.

Erbil merkezli Rudaw sitesinin haberine göre İbadi, dün düzenlediği basın toplantısında, Kerkük’te resmi kurumlarda Kürdistan bayrağının göndere çekilmesine ilişkin olarak, “Kerkük yerel yönetiminin anayasa maddelerine uyması ve ferdi kararlar almaması gerekiyor. Kerkük Valisi ve meclisini kentin birliğini muhafaza etmeye çağırıyorum” dedi.

Kürdistan bayrağının 10 yıldır Kerkük’te asılı durduğunu söyleyen İbadi, Kerkük Valisi ve İl Meclisi’ne, “IŞİD’le mücadele döneminde kentte yaşayanların birbirine kenetlenmesi gerekirken, bunu neden yapıyorsunuz?” diye sordu. Kerkük’teki tüm kesimlere dayanışma çağrısı da yapan İbadi, “Bu karardan Kürtler ve diğerlerinin çıkarı için vazgeçin” ifadesini kullandı.

İbadi, komşu ülkelerin Kerkük’teki Kürdistan bayrağı nedeniyle Irak’ın içişlerine müdahale etmesine izin vermeyeceklerini belirterek, şunları söyledi:

“Irak’ın içişlerine dışarıdan müdahale edilmesine izin vermeyeceğiz. İç anlaşmazlıkların çözümü için tüm tarafların işbirliği yapması gerekir.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün yaptığı konuşmada, “Kerkük’te milli bayrak dışında ikinci bir bayrağın asılmasını kesinlikle yanlış buluyorum. O bayrağın sahipleri şunu bilsinler ki bölücülük yapıyorlar. Irak Bölgesel Kürt Yönetimine sesleniyorum; bu yanlıştan bir an önce dönün” demişti.

Kürt heyetinden Bağdat’a ziyaret

Öte yandan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden (IKBY) bir heyet, Kerkük’teki bayrak krizi ile bağımsızlık referandumu  konularını görüşmek üzere Bağdat’a gitti. Bağdat’taki ziyaretin ilk durağında heyet, Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum‘la bir araya geldi.

Türkiye, Irak’ta Kerkük İl Meclisi’nin Türkmen ve Arapların boykot ettiği oturumda aldığı referandum kararına da tepki göstermişti. Dışişleri Bakanlığı, “Kerkük’ün asli unsurları olan Türkmen ve Arapların katılmadığı bir toplantıda alınan bu kararın meşruiyeti yoktur” açıklamasında bulunmuştu. ( T24 / Çeviri )

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Trump’ın eski danışmanı Flynn, Türkiye’den aldığı parayı geri mi verecek?

Belgeler, Flynn’in Türk hükümetinin çıkarlarını korumak üzere 500 bin dolar kabul ettiğini gösteriyor.

Cumhuriyetçi Kongre üyesi Jason Chaffetz, ABD Başkanı Donald Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn’in, lobicilik faaliyetleri için Türkiye ve Rusya’dan aldığı yüzbinlerce doları geri ödemesi için çaba harcayacağını söyledi.

Amerikan’nın Sesi‘nin haberine göre, Temsilciler Meclisi Devlet Denetleme Komisyonu’nun en kıdemli Cumhuriyetçi üyesi olan Chaffetz, Devlet Denetleme Dairesi’ne Flynn’e yapılan ödemeleri soracağını bildirdi.

Chaffetz, “Daha önceki örneklerden hareketle, muhtemel cezası aldığı paraları geri ödemek olacak” dedi.

Emekli general Flynn, Trump’ın ulusal güvenlik danışmanlığını sadece 24 gün yapmıştı. Flynn, Rusya büyükelçisiyle Trump göreve gelmeden önce yaptığı görüşme hakkında Başkan Yardımcısı Mike Pence ve diğer yetkililere eksik bilgi verdiği gerekçesiyle Donald Trump’ın isteği üzerine istifa etmişti.

Rusya ve Türkler’in Flynn’e ödediği para yeni mali beyannameler ve Kongre denetçilerinin derlediği bilgilerle yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Belgeler, Flynn’in Türk hükümetinin çıkarlarını korumak üzere 500 bin, Rusya bağlantılı kuruluşlardan da 70 bin dolar kabul ettiğini gösteriyor.

Rusya’dan aldığı miktar, Flynn’in RT televizyonunun 10. yılı kutlaması için Moskova’ya seyahatinin masraflarını da içeriyor. Flynn, bu kutlamada Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in yanında oturmuştu.

Flynn, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Kongre’nin her iki kanadında süren Rusya’nın ABD başkanlık seçimine Trump’ın kazanmasına yardımcı olmak için müdahil olduğu yönündeki soruşturmanın merkezinde. Amerikan istihbaratı Rusya’nın seçime müdahil olduğu görüşünde. FBI, Trump’ın yardımcılarının suç işleyerek Rus ajanlarla Cumhuriyetçi adayın seçim şansını arttırmak için işbirliği yapıp yapmadıklarını araştırıyor.

Geçen hafta Flynn, Kongre’de ifade vermek için dokunulmazlık istemişti. Kongre üyeleriyse bunun için çok erken olduğunu kaydetmişlerdi.

Amerika Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre Flynn Türkiye adına lobicilik faaliyeti yürütmek için Ekim Alptekin’e ait olan merkezi Hollanda’daki Inovo BV şirketiyle bir anlaşma imzaladı. Ancak ne Alptekin ne de Flynn, o dönem bu anlaşmaya dair ABD Adalet Bakanlığı’na bilgi verdi.

Adalet Bakanlığı’na sunulan belgelere göre Flynn’in şirketi Ağustos ayında Türkiye bağlantılı lobi işini aldı. Yine belgelere göre Flynn’in şirketi Alptekin tarafından Türk yetkililerle görüşmek üzere Eylül ayında New York’a davet edildi.

Associated Press ajansına konuşan Alptekin, Flynn’le iki yetkili arasında görüşme ayarladığını kabul ediyor. İşadamı, Türk yetkililerin o dönemde Birleşmiş Milletler Genel Kurul çalışmalarına katıldığını da söylüyor.

Alptekin, “Flynn’ın ekibinden birine kentte olup olmadığını ve buluşmaya gidip gidemeyeceğini sordum ve onlar da onunla irtibata geçti” dedi.

Belgelerde yetkililerin Türk Dışişleri ve Enerji Bakanları olduğu belirtiliyor.

ABD Adalet Bakanlığı’na sunulan belgelere göre Flynn’in şirketi Fethullah Gülen hakkında bilgi topladı ve Amerikalı yetkililere Gülen’e karşı adım atmaları için baskı yaptı. Bunlar arasında Ekim ayında Flynn’in şirketiyle ABD Temsilciler Meclisi İç Güvenlik Komisyonu’nun bir üyesiyle görüşme ayarlanması da var.

O dönem “The Hill” adlı Kongre haberleri geçen gazetede bir makalesi yayınlanan Flynn, Türkiye’nin desteğe ihtiyacı olduğunu belirtmiş ve Erdoğan’ın Gülen’le ilgili uyarılarını gündeme getirmişti. Flynn, Gülen’e Amerika’da güvenli liman sağlanmaması gerektiğini kaydetmişti.

Flynn, Inovo BV ya da Türk hükümetinden Fethullah Gülen karşıtı yazı yazması için talimat almadığını, yazı için de para almadığını söylüyor. Alptekin de, kendisi Gülen karşıtı olmasına rağmen Flynn’in böyle bir yazı yazmasına destek vermediğinin altını çizdi.

Alptekin ayrıca Flynn’in şirketinin faaliyetlerini yetersiz bulduğunu söyleyerek, kendisine ödenen 530 bin doların bir kısmının geri verilmesini istediğini kaydetti.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Sayfa1 → 651234Son Sayfa »