Bu işte bir tuhaflık var: Altın ithalatı yüzde 1400 arttı, ihracat 96.4 tonu buldu!

“Bakanlık açıklama yapmalı”

Türkiye altın ithalatının üçte birini, ihracatının beşte dördünü tek başına Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptı. “Ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor” diyen ekonomistlere göre ‘bu işte bir tuhaflık var.’ Türkiye’nin altın ithalatı Temmuz ayında 62.8 ton ile aylık bazda tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası altın ithalat verilerine göre önceki yıl aynı dönemde 4.4 ton olan altın ithalatı, geçen ay yaklaşık yüzde 1400 arttı. Ocak-Temmuz döneminde ise altın ithalatı, geçen yılın ilk 7 ayına göre 8 kat artışla 237.6 tona fırladı. İlk 7 aylık bu rakam, şimdiden 2016’nın tamamında yapılan 106.2 tonluk ithalatı geride bıraktı. Türkiye’nin altın ihracatı ise ilk 6 ay sonunda, 96.4 tonu buldu.

Cumhuriyet’te Gamze Bal imzasıyla yayımlanan haber aynen şöyle:

Altın ihracatının yüzde 87’sinin ise tek başına Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yapılması soru işaretlerini de beraberinde getirdi. BAE’nin Türkiye’nin ilk 6 aylık altın ithalarındaki payı ise yüzde 36’yı geçti.

Altın aldık, altın sattık!

İşin ilginç yanı ise ne Türkiye ne de BAE altın üretiyor ancak Türkiye’nin altın ithalatında da ihracatında da adres BAE’ye çıkıyor. Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’nin BAE’e en çok sattığı ürün, (işlenmemiş) altın. BAE’den en çok aldığı ürün de yine açık ara (işlenmemiş) altın. Bu yılın ilk yarısında Türkiye BAE’ye 3.4 milyar dolarlık altın satarken, BAE’den 2.9 milyar dolarlık altın aldı. Yaşanan bu durum, Türkiye ile İran arasında 2013 yılında patlak veren “altın” ticaretini akla getirdi. Hatırlanacağı üzere İran, Türkiye ve Dubai (BAE) üzerinden altın ile ticaret yapılarak ambargonun delinmesi, İranlı işadamı Rıza Zarraf ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’de tutuklanmasına kadar giden sürecin fitilini ateşlemişti. Söz konusu dönemde Türkiye’nin altın ithalatı İran ile rekor kırmıştı.

‘Normal değil’

Dört yıl aradan sonra 2017 yılında Türkiye’nin BAE ile artan altın ticareti, ekonomistleri, “Arkasında normal olmayan unsurlar var” düşüncesinde birleştirdi. Durumun ekonomi mantığıyla açıklanamayacağını ifade eden iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, İran’a geçmiş yıllarda uygulanan ambargoya benzer bir durumun yaşanabileceğine dikkat çekerken; BAE ile olan altın ticaretini, “Bu sonuçlar ve rekor, normal değil” diyerek değerlendirdi. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise ithalattaki artışın iç taleple açıklanamayacağı görüşünde.

‘Bakanlık açıklama yapmalı’

Temmuz 2017’deki aylık bazlı altın ithalatının 2016’da gerçekleşen toplam altın ithalatına eşit olduğuna dikket çeken Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “Bu ithalat, Türkiye’nin altın talebiyle açıklanamaz” dedi. Kozanoğlu, “Türkiye’deki düğünler, yurttaşın altına olan talebi ya da herhangi başka bir ekonomik durum bu ithalatı açıklayabilecek seviyede değil. Ciddi olarak makro ekonomiyi etkileyecek bir durumdan bahsediyoruz. Maliye Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı bir an önce bu duruma açıklık getirmeli” diye konuştu. Kozanoğlu, “BAE’ye dayalı olarak bu rakamlardan bahsetmemiz ‘bu ithalatın arkasında ne var’ sorusunu akla getiriyor” dedi. Altın ithalatının gelecek ayın ödemeler dengesini de ciddi etkileyeceğine değinen Kozanoğlu, şunları söyledi: “Öteden beri cari işlemler açığı veren bir ülkeyiz. Altın da devreye girince içinden çıkılmaz bir hal oluyor. Bir ayda böyle büyük bir sıçramanın gerçekleşmesi, döviz sorunu yaşayan bir ülke olarak Türkiye için risk.”

Kaynakhttp://t24.com.tr/

ABD Vurdu AKP Destekledi

ABD Suriye’deki hava üssünü vurdu… Başkan Trump’ın talimatının ardından Doğu Akdeniz’de konuşlu USS Porter ve USS Ross destroyerlerinden ateşlenen 59 Toma Hawk füzesi, Suriye’nin Şayrat Hava Üssü‘nü hedef aldı.  ABD’nin hava saldırısı sonrası AKP ve Erdoğan cephesinden ard arda açıklamalar geldi.

Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Şayrat askeri üssüne yaptığı saldırının ‘son derece olumlu’ karşılandığını vurgulayarak, “Benzer suçların cezasız kalmaması ve hesap verilebilirliğin tesis edilmesi yönünde atılacak adımlar Türkiye’nin tam desteğine sahip olacaktır” açıklamasında bulundu.

Dışişleri: Türkiye’nin Tam Desteğine Sahip

Dışişleri’nden yapılan açıklama şöyle:

“Suriye rejiminin insanlık vicdanı önünde ve ilgili uluslararası kuruluşların tespitleriyle sabit, altı yıldır gerek konvansiyonel, gerek kimyasal silahlarla işlediği insanlık ve savaş suçlarının son örneğini teşkil eden Han Şeyhun kimyasal saldırısı sonrasında, ABD’nin sabaha karşı rejimin Şayrat askeri üssüne yaptığı operasyonu son derece olumlu karşılamaktayız. Benzer suçların cezasız kalmaması ve hesap verilebilirliğin tesis edilmesi yönünde atılacak adımlar Türkiye’nin tam desteğine sahip olacaktır. Rejimi halkına karşı sürdürdüğü terör ve toplu cezalandırma uygulamalarından alıkoyacak ve Suriye’de siyasi çözümün önünü açacak bir sürecin ilerletilmesi için 3 milyon Suriyeliyi barındıran bir ülke olarak uluslararası toplumla birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”

İbrahim Kalın : Olumlu

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD’nin Suriye’deki üsse saldırısıyla ilgili ‘Olumlu bir cevap olarak değerlendiriyoruz” dedi. Kalın’ın açıklaması şöyle: “Amerika Birleşik Devletleri tarafından Humus’ta bulunan Şayrat Hava Üssü’ne yönelik bu sabah gerçekleştirilen hava saldırısını, Esed rejiminin savaş suçlarına karşı verilmiş olumlu bir cevap olarak değerlendiriyoruz. Şaryat Hava Üssü’nün kullanılamaz hale getirilmesi, sivillere yönelik kimyasal ve konvansiyonel saldırıların cevapsız kalmaması açısından önemli bir adımdır. Benzer katliamların yeniden yaşanmaması için acilen uçuşa yasak bölge ve güvenli bölgenin hayata geçirilmesi gerekmektedir.”

Kurtulmuş: Vurulması Anlamlıdır

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Fox TV’de yaptığı açıklamaları şöyle: “(ABD’nin Suriye’de rejime ait üsse hava saldırısı düzenlemesi) Cumhurbaşkanımızın da açıkça ifade ettiği gibi biz sadece laf değil icraat görmek istiyoruz. Bu anlamda Amerika Birleşik Devletleri tarafından oradaki askeri üssün vurulması, yani kalkıp sivillerin üzerine ateş eden, muhtemelen kimyasal silahları sivillerin üstüne atan o askeri üssün vurulması önemlidir, anlamlıdır. Ama uluslararası camia, Esed rejiminin bu barbarlığına karşı tavrını çok net bir şekilde sürdürmelidir. Ta ki Esed rejimi artık halkına zarar veremez hale gelebilene kadar. Dolayısıyla bunu olumlu karşılıyoruz ama bunun sonunun gelmesinin ve Esed rejiminin tamamıyla uluslararası alanda cezalandırılmasının şart olduğunu düşünüyoruz.”

Kaynakhttp://gazeteport.com/

ABD Suriye’yi Vurdu!

Trump‘ın ‘Suriye‘ye askeri müdahale seçeneği masada’ sözlerinin ardından ABD, Suriye’nin Al-Shayrat üssünü 50’den fazla Tomahawk füzesi ile vurdu. Reuters, füzelerin Humus yakınlarında Al-Shayrat hava üsssünü hedef aldığını duyurdu.

Pentagon da Suriye rejimine ait Şayrat Hava Üssünü 59 Tomahawk füzesiyle vurduklarını açıkladı. “Başkan Trump’ın talimatıyla ABD kuvvetleri, Suriye Hava Kuvvetlerine ait bir üssü seyir füzeleri ile vurdu” diyen Pentagon Sözcüsü Albay Jeff Davis, saldırı öncesinde gün içerisinde Rusya’yı bilgilendirdiklerini ve Rus askerlerinin o üste bulunduğunu bildiklerini söyledi. Operasyonla ilgili açıklama yapan ABD Başkanı Trump da ”Bu gece kimyasal saldırının yapıldığı askeri üssü hedef alan askeri operasyonun emrini verdim” dedi.

ABD füze destroyerleri Suriye açıklarında

Pentagon’da toplantı sürerken USS Ross ve USS Porter ABD füze destroyerleri Suriye açıklarına yaklaştı. Pentagon’dan yapılan açıklamada Suriye’ye 50’den fazla Tomahawk füzesi atıldığı ifade edildi. Reuters füzelerin Humus yakınlarında Al-Shayrat hava üsssünü hedef aldığını duyurdu.

Saldırıdan önce üs boşaltıldı

Al-Shayrat üssü IŞİD ile mücadele çerçevesinde Rusya’nın Palmira’ya yönelik operasyonları sırasında kullanılmıştı. ABD’nin 84 milyon dolarlık 50 füze ile vurduğu üste ölen veya yaralanan olmadı.

ABD’li kaynaklar saldırıdan önce bilgi verilmesi nedeniyle üssün çok kısa bir süre içerisinde boşaltıldığını açıklandı. Moskova ise kendilerine bilgi verilmediğini açıkladı. Rus askeri kaynakları üssün uçaklar için uygun olmadığı sadece helikopterle için kullanılabildiğini öne sürdü. Saldırının ardından Pentagon kısa bir video ve USS Ross gemisinden fotoğraflar yayınladı.

Pentagon’dan açıklama

Pentagon’da gazetecilere açıklama yapan Albay Davis, “Başkan’ın (Donald Trump) talimatıyla ABD kuvvetleri, Suriye Hava Kuvvetlerine ait bir üssü yerel saatle 4.45, ABD Doğu Yakası yerel saatiyle 8.45’te seyir füzeleri ile vurdu.” açıklamasını yaptı.

Saldırının Humus vilayeti sınırlarının içinde bulunan Şayrat Hava üssüne yönelik yapıldığını ifade eden Davis, fırlatılan Tomahawk Land füzelerinin Doğu Akdeniz’de konuşlu USS Porter ve USS Ross Destroyerlerinden fırlatıldığını ifade etti.

“ABD, kimyasal saldırılara tahammül etmeyecektir”

ABD’nin hava saldırısının Esad yönetiminin4 Nisan’da İdlib’in Han Şeyhun beldesinde gerçekleştirdiği kimyasal silah saldırısına tepki olarak yapıldığını ifade eden Davis, “ABD, kimyasal saldırılara tahammül etmeyecektir.” dedi.

Davis, “Bu füzelerle (hava üssündeki) uçaklar, hangarlar, yakıt ve lojistik destek depoları, güçlendirilmiş uçak sığınakları, mühimmat depoları, hava savunma sistemleri ve radarları vuruldu.” şeklinde konuştu.

Sivil kayıplarını önlemek için mümkün mertebede can kaybının olmamasına dikkat ettiklerini ifade eden Davis, üssün 2013 öncesinde Esed rejimi tarafından kimyasal silah deposu olarak kullanıldığını ve ABD’nin radar izlerinin Han Şeyhun’daki kimyasal saldırıyı gerçekleştirmek üzere bu hava üssünden havalandığını tespit ettiğini ifade etti.

Saldırı sonrası Trump’tan ilk açıklama

ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Suriye’yi vurmasıyla ilgili “Bu gece kimyasal saldırının yapıldığı askeri üssü hedef alan bir saldırı emrini verdim. Suriye’deki füze operasyonu ABD’nin güvenliği için elzemdi” açıklamasını yaptı.

ABD’nin Suriye’yi vurmasıyla ilgili açıklama yapa Trump, şunları söyledi;
– Bu barbar saldırıyla (kimyasal saldırı) birçok insan ve hatta güzel bebekler yavaş, vahşice ve insafsızca öldürüldü.
– Esad yardıma muhtaç erkek, kadın ve çocukların canını aldı
– Suriye rejiminin kimyasal silah kullandığına hiç şüphe yok
-Bu gece kimyasal saldırının yapıldığı askeri üssü hedef alan askeri operasyonun emrini verdim
– Daha önceki girişimler başarısız olduğu için mülteci krizi devam ediyor ve bölgedeki istikrarsızlık ABD’yi ve müttefiklerini tehdit ediyor
-Bu akşam tüm medeni ülkeleri, Suriye’deki katliamı ve her türlü terörizmi durdurmak için ABD’ye katılmaya davet ediyorum.

Kaynak : http://gazeteport.com/

Zarrab, Trump’ın danışmanını ‘avukat’ yaparak, Erdoğan’la görüşmeye göndermişti ama…

İran’a yönelik Amerikan yaptırımlarını delmek ve Banka dolandırmak suçlamasıyla ABD’de tutuklu yargılanan Reza Zarrab’ın, ABD Başkanı Donald Trump’ın en yakından danışmanlarından birini, New York eski Belediye Başkanı Rudolp Giuliani’yi devreye sokma çabasına, mahkeme hakimi Richard Berman el koydu.

Berman, geçen ay Türkiye’ye giderek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Zarrab davasını görüşen Giuliani ve ABD eski Adalet Bakanları’ndan Michael Mukasey’in, Zarrab’ın savunma ekibine dahil olmaları konusunda ikna olmadı. Bu konunun tartışılması için 24 Nisan’a duruşma koyan Hakim Berman, yayınladığı gerekçeli kararında da “yargılamanın doğru şekilde yapılması bu mahkemenin görevidir” dedi.

Hakim’in bu çıkışı yapması, Zarrab’ın New York eski Belediye Başkanı da olan ve ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’a yakınlığı ile bilinen Giuliani ve eski Adalet Bakanı Mukasey aracılığıyla, “mahkemenin ardından dolaşma çabasına ket vurma” olarak yorumlandı.

“ZARRAB’IN AVUKATLARININ ÜCRETİNİ KENDİSİNDEN BAŞKA ÖDEYEN VAR MI?”

Savcılık daha önce, Giuliani ve Mukasey’in bağlı olduğu hukuk firmalarının aynı zamanda Zarrab’ın dolandırdığı idddia edilen bankaların da avukatlığını üstlenmiş olmalarının mahkemede “çıkar çatışması yaratabileceğine” işaret etmişti.

Yine benzer şekilde, Giuliani’ni bağlı bulunduğu firmanın, Türkiye Cumhuriyeti ile resmi danışmanlık/lobicilik anlaşması olmasının da, yine çıkar çatışmasına neden olabileceği ifade edilmişti.

Hakim Berman, 24 Nisan’daki duruşmada, tarafların sunumlarıyla birlikte,  tüm bu soruların yanıtlarının aranacağına gerekçeli kararında yer verdi.

Berman Zarrab’ın avukatlarının iddia edilen bu çıkar çatışmalarına açıklık getirmeleri için de bir dizi belge ve bilgiyi 24 Nisan duruşmasından önce mahkemeye iletmelerini de istedi. Berman’ın, Zarrab’ın avukatlarından istediği belge ve bilgilerden öne çıkanlar şöyle;

– Giuliani ve Mukasey ile Zarrab arasındaki avukatlık sözleşmelerinin metni.
– Giuliani ve Mukasey’in Zarrab davası sürecinde oynayacakları rolün tam tanımı.
– Giuliani ve Mukasey’in firmalarının, Zarrab iddianamesinde dolandırıldıkları iddia edilen bankalarla olan ilişkilerinin detayları
– Giuliani’nin bağlı olduğu firmanın, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile yaptığı danışmanlık/lobi anlaşmasının içeriği ve detayları
– Avukatların ücretlerinin bizzat Zarrab tarafından mı ödeneceği, yoksa başka tarafların mı bu ücretleri üstlendiğine ilişkin bilgi. Eğer ücretler başkaları tarafından ödeniyorsa, ödeyenlerin kim olduklarının detayları.

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/

ABD’li analist Rubin: Sarraf yargılanırsa, Erdoğan’ın sakladığı paranın yeri ortaya çıkar

15 Temmuz’dan önce Türkiye’de darbe olacağını öne süren ABD’li analist Michael Rubin, ABD’de ‘kara para aklama’ suçlamasıyla yargılanan 17 Aralık soruşturmasının kilit ismi Rıza Sarraf’ın yargılanması durumunda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sakladığı nakit paranın yerinin ortaya çıkacağını savundu.

ANF’den Amed Dicle’ye konuşan Rubin, Erdoğan ve ailesine ait Avrupa ve Rusya’da açılmış çok sayıda banka hesabı bulunduğunu öne sürerek, “Erdoğan’ın yolsuzluğu herkes tarafından bilinen bir durum. Bu ülkelerin istihbarat ajansları muhtemelen kendisinin nakit paraları nerede sakladığını biliyorlar” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bunu bildiğini savunan Rubin, “Erdoğan’ın Sarraf konusunda bu kadar kızgın olmasının nedeni yargının elinde olan bu bilgilerin yargılanma durumunda ortaya çıkacağıdır” diye konuştu.

Rubin, Diken’den Tunca Öğreten’e verdiği söyleşide de şu ifadeleri kullanmıştı: “ABD’deki yargı bağımsızlığına anlam veremeyen Erdoğan’ı büyük bir korkunun sardığı aşikar. Bu yüzden davayla ilgilenen medyayı susturmaya çalışıyor ya zaten.”

Sarraf’ı sormuştu

Erdoğan, Fethullah Gülen’in iadesinde umduğunu bulamadığı ABD’yi 17 Aralık operasyonunun kilit ismi Rıza Sarraf’ın tutukluluğu üzerinden eleştirmişti.

ABD temaslarının ardından yurda dönerken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’a Sarraf’ın durumunu sorduğunu söylemiş, şunları aktarmıştı: ‘Bu kişi (Reza Zarrab) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Eşi ve çocuğu ile birlikte ABD’ye giriş yaptığı anda kendisi tutuklandı, eşi ve çocuğu da hemen Türkiye’ye gönderildi. Bu tutuklama hangi kurala göre yapıldı?’ diye sordum. Neticede bizim vatandaşımız olduğu için, hukukunu aramak zorundayız. Kaldı ki gerek adalet gerek ekonomi bakanlığımızın yaptıkları çalışmalara göre, bu kişinin bir suçu da bulunmuyor. İran da aynı şeyi söylüyor. Ancak buna rağmen bu kişi altı aydır ABD’de tutuklu durumda.”

‘Hayır işleri’ni vurgulamıştı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’teki bir grup toplantısında Erdoğan ve Sarraf’ın birlikte göründüğü bu kareyi göstermişti.

Sarraf’ın 17 Aralık’ta başlatılan operasyon sonucunda hapiste bulunduğu günlerde Erdoğan, kendisini hayır işlerinden tanıdığını söylemişti.

Erdoğan şöyle konuşmuştu: “Ülkeye katkısının olduğunu biliyorum. Altın ihracatı yapan bir zat. Hayır işlerine girdiğini biliyorum.”

Erdoğan bununla da kalmamış, Sarraf, 28 Şubat 2014’te ‘konumu gereği’ tutuksuz yargılanmak üzere salıverilince bu kez de, “Adalet yerini buldu” demişti.

Sarraf, 21 Mart 2016’dan bu yana tutuklu

Dava hakkında hazırlanan iddianamede Sarraf ve işbirlikçilerinin, 2010-2015 arasında İran hükümeti ve diğer İran kurumları adına yaptırımları delerek, Amerikan finans sistemi aracılığıyla yüz binlerce dolar değerinde işlem gerçekleştirdiği öne sürülüyor.

19 Mart 2016’da ABD’deki Miami Havalimanı’nda gözaltına alınan Sarraf, 21 Mart’ta çıkarıldığı mahkemede tutuklanmıştı. Sarraf hakkında 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Sarraf’ın bir sonraki duruşması 21 Ağustos’ta görülecek.

Sarraf ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla dün ABD’de tutuklanmıştı.

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı ABD’de gözaltına alındı!

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, New York’ta JFK Havalimanı’nda gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi olarak ABD’de süren Reza Zarrab davası gösterildi.

Atilla’nın gözaltına alınmasına ilişkin açıklamayı, Zarrab davasına bakan New York Güney Bölge Federal Başsavcı vekili Joon H. Kim yaptı. Kim, Zarrab iddianamesini hazırlayan ancak bu ayın başında ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump tarafından görevinden alınan Başsavcı Preet Bharara’nın yardımcısı. Bharara görevden alınınca, vekaleten yerine Kim atandı.

Kim, beraberinde FBI New York Bölge Başkan Yardımcısı William F. Sweeney Jr ile yaptığı açıklamada, Atilla’nın “Reza Zarrab’la birlikte, İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmesine yardımcı olmakla suçlandığını” söyledi.

Açıklamada, gözaltındaki Atilla’nın tutuklanıp tutuklanmamasına karar verilmek üzere New York Güney Bölge Sulh Hukuk Hakimi James Francis’in mahkemesine çıkarılacağı da yer aldı.

Kim açıklamasında, “Türk bir bankacı olan Mehmet Hakan Atilla, İran’a yönelik Amerikan yaptırım yasalarını delmekle ve İran’a yasadışı yollardan milyonlarca dolar finans sağlamaya ilişkin mali işlemlerde ABD mali kurumlarını kullanmakla suçlanan altın taciri Reza Zarrab’a yardım etmekle suçlanmaktadır” dedi.

HAKKINDA YAKALAMA KARARI VARMIŞ

Kim’in açıklamasıyla birlikte, Hakan Atilla hakkındaki mühürlü iddianame ve yakalama kararı da kamuoyuyla paylaşıldı.

Kim’in açıklamasında, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının “bir öneri değil, kesin hükümlü yasalar olduğu”, bunu delenlerin de “agresif şekilde soruşturulup, yargılanacağı” ifadesi yer aldı. Atilla’nın da bu yaptırım yasaları delmekle suçlandığı vurgulandı.

FBI Temsilcisi Sweeney Jr ise, İran’ın ABD yaptırımlarını delmek konusundaki iradesini “elinden gelen tüm imkanlarla ortaya koymayı sürdürdüğünü” vurguladı. FBI yetkilisi, “bu davada bizim görevimiz, suçlanan kişinin yüklü miktarda parayı ABD Bankaları aracılığıyla, insanları doyurmak için insani yardım adı altında transfer ettiğini belgelemek. Bu olayda, suçlanan kişiler Türk ulusal ve mali kurumlarını, mali işlemlerinin gerçek amaçlarını gizlemek için bilerek ve isteyerek kalkan olarak kullanmışlardır” dedi.

ATİLLA’YA SUÇLAMA;” SAHTE FATURALARLA YAPTIRIM DELMEK…”

Atilla’ya yönelik suçlamada, “ABD ambargosunun sahte faturalarla Halkbank üzerinden delindiği”, Atilla’nın da bu konuda “rol oynadığı” iddiaları yer aldı. Atilla hakkındaki ön iddianamede, “Atilla, Zarrab ve diğer suç ortaklarının, ABD mali kurumlarını kullanarak, yaptırım uygulanan İran Hükümetine, İran kurumlarına para aktarmakla suçlandıkları” yer aldı. İddianamede, Atilla’nın Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştığı banka olan Halkbank’ı da bu amaçla kullandığı suçlamasına yer verildi. Atilla, Zarrab ve diğer suç ortaklarının, “sahte belgelerle” sözkonusu mali işlemleri “yiyecek ve insani yardım transferi” adı altında gerçekleştirdikleri iddiasına da yer verildi.

SÖZKONUSU SUÇLARIN CEZASI TOPLAMDA 50 YIL

Atilla’nın suçlandığı ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek suçunun maksimum cezası 20 yıl. Bankaların dolandırılması suçunun cezası ise maksimum 30 yıl. Ancak iddianamede, iki suçlamanın toplam cezasının 50 yıl olmasına rağmen, ne kadar ceza verileceğine mahkemenin karar vereceği de ifade edildi.

ZARRAB’LA TELEFON GÖRÜŞMESİ 17 ARALIK DOSYASINDA

New York’ta Zarrab davasıyla ilişkili olarak gözaltına alındığı iddia edilen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın Reza Zarrab’la yaptığı telefon konuşmaları 17-25 Aralık soruşturma dosyasına da yansımıştı. Zarrab hakkında İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmek ve bankaları dolandırmak suçlamasıyla New York Güney Bölge Federal Mahkemesinde açılan davada, savcılık dosyaya “kanıt” olarak 17-25 Aralık soruşturma dosyasını da koymuştu.

DUBAİ’DEN İRAN’A TÜRKİYE ÜZERİNDEN BUĞDAY SATIŞI

“FETÖ tarafından kurgulandığı” gerekçesiyle mahkeme kararıyla kapatılan 17-25 Aralık soruşturma dosyasında Zarrab ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla arasında 2 Temmuz 2012 tarihli telefon görüşmesinin tapesi yer almıştı.

Tapeye göre Atilla Zarrab’a “Buğday konusunu görüşelim” dediktene sonra, “siparişin 140 ton olduğunu”, ancak ‘5 bin tonluk bir şey ile 140-150 bin ton taşımak biraz zor gibi görünüyor” bilgisini vermişti.  Yine dosyadaki telefon tapesine göre Hakan Atilla, Zarrab’a “Dubai’de buğday yetişmediğini” için, ticaret belgesinde “buğday’ın ilk çıkış noktasının Dubai olmasının zor göründüğünü” söylediği de yer almıştı.

HAKAN ATİLLA O DÖNEMDE BLOOMBERG’E KONUŞMUŞTU

17-15 aralık soruşturma dosyasının kamuoyuna yansıdığı dönemde Blomberg Hakan Atilla’ya ulaşarak, bu konuşmaları sormuştu. Bloomberg’de yer alan habere göre, Hakan Atilla o dönemde Halkbank’ın bu işlemdeki oynadığı rolün “tümüyle yasal”  ve “ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına uygun” olduğunu belirterek şu açıklamayı yapmıştı.

“Cari açığı kapatmak bizim amacımız değil. Biz, rutin banka işlerimize bakıyoruz. Şirketlerin bize ulaştırdığı tüm belgeleri inceliyoruz ve uygun olup olmadıklarına bakıyoruz. Bankanın kendisi de zaten yabancılar tarafından denetleniyor.”

17-25 Aralık döneminde Hakan Atilla hakkında soruşturma açılmamış, bankanın o dönemdeki Genel Müdürü Süleyman Aslan gözaltına alınmıştı.

Kaynakhttp://www.sozcu.com.tr/

Hürriyet: Halkbank Genel Müdür Yardımcısı, Zarrab soruşturması kapsamında ABD’de tutuklandı

Hürriyet’in New York Temsilcisi, Atilla’nın Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Halkbank’ın Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, ABD New York’ta bulunan John Kennedy Havalimanı’nda gözaltına alındı. Bloomberg, Atilla’nın İran’a yönelik uygulanan yaptırımları ihlal etmekle suçlanan Reza Zarrab ile aynı davadan dolayı gözaltına alındığı bildirdi. Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın tutuklandığını ve Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

New Yok Federal Mahkemesi’ne yapılan şikayete göre Atilla’nın, sahte faturalarla bu ambargonun delinmesinde rol oynadığı iddia ediliyor.

ABD, Zarrab’ın söz konusu işlemler için Halkbank’ın üst düzey yöneticilerine ve bazı hükümet görevlilerine milyonlarca dolar rüşvet verdiğine dair kanıtları bulunduğunu açıkladı.

22 Mart 2016’dan beri tutuklu olan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab, hem Türkiye’de hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yönettiği şirketler ağıyla İran yaptırımlarının etrafından dolaşmakla suçlanıyor.

Zarrab’ın yaptırımları ihlal etmek için kullandığı şirketlerden birisinin ise Türkiye’de faaliyet gösteren Royal Holding AŞ olduğu iddia ediliyor.

ABD’li savcılar, Zarrab ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan iki kişinin 2010 – 2015 döneminde aralarında Bank Mellat’ın da bulunduğu büyük İranlı şirketlere finansman sağladığını söylüyor.

Hürriyet Temilcisi: Atilla, Zarrab ile aynı cezaevine konuldu

Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın 23 Mart’ta gözaltına alındığını ve bugün tutuklanarak Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Türkiye’de kısa süreli gözaltı

Türkiye’deki 17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında da sanık olarak kısa bir süre gözaltına alınan Zarrab daha sonra serbest bırakılmış ve hakkındaki suçlamalar da düşürülmüştü. Dava dosyasında Zarrab, o dönem bakanlık yapan isimlere rüşvet vermekle suçlanıyordu.

O dönemde Türkiye’nin altın ihracatı karşılığı İran’dan doğalgaz alımını yürüten isim olduğu ileri sürülen Reza Zarrab, serbest bırakıldıktan sonra kendisine yöneltilen suçlamalara tepki göstermişti.

Zarrab, 2014’te A Haber televizyon kanalına verdiği bir röportajda “25 milyar TL’lik ihrtacat yapmışım, cari açığın yüzde 15’ini tek başıma kapatmışım. Takdir sizin” demişti.

Zarrab davasının savcısı görevden alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden almıştı.

Preet Bharara Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı sonsuza dek profesyonel yaşamımın en büyük onuru olacak” demişti.

48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı.

Bharara, yüksek profilli kişileri soruşturmasıyla ve açtığı yolsuzluk dosyalarıyla biliniyor.

Mehmet Hakan Atilla kimdir?

Uluslararası Bankacılık 1970 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına 1995 yılında T. Halk Bankası A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bankacılık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman olarak görev aldıktan sonra Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 22.06.2007-11.11.2011 tarihleri arasında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yapan Atilla, 11.11.2011 tarihinden itibaren Uluslararası Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Cem Küçük’ü korkutan Erdoğan mesajı: Yolun sonuna geldi

 

ABD’li yazar Rubin, sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında paylaşımlar yaptı. Yandaş Cem Küçük, Rubin’e, ‘Bu alçağı ne yazık ki ciddiye almak lazım’ diyerek cevap verdi.

ABD’li neo-con yazar  Michael Rubin sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında Türkçe paylaşımlar yaptı.

Rubin, “Recep Tayyip Erdoğan, artık yolun sonuna geldi. Erdoğan yolsuzluklar yapmasa ve cehalet içinde olmasaydi, insanlar kendisine hakaret etmezlerdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yolsuzlukla suçlayan Rubin, onun Gülen cemaati lideri Fethullah Gülen ile 2013 yılına kadar müttefik olduğunu da vurguladı: “Ben Gülen’i destekliyor muyum? Hayır, o da 2013’e kadar Erdoğan’ı destekledi. Erdoğan herkesi kandırdı. Acaba Erdoğan, Katar parasıyla ödeme yapamadığı zaman gerçekte kaç kişi kendisini izleyecek? Acaba Erdoğan, çaldığı paralarını nerelerde sakladığını bilmediğimizi mi zannediyor?”

Yandaş Cem Küçük Michael Rubin’in paylaşımlarından sonra sosyal medya hesabından, ‘Bu alçağı ne yazık ki ciddiye almak lazım‘ tweet’ini atmıştı.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Merkel’den Hollanda’ya tam destek

Almanya Başbakanı Angela Merkel Hollanda ile Türkiye arasındaki tırmanan gerginlikle ilgili açıklamalarda bulundu. Merkel Hollanda’ya ‘tam destek’ verildiğini söyledi.

Münih’te Alman iş çevrelerinden temsilciler ile düzenlenen bir toplantıda konuşan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kamuoyu önünde Almanya’ya Nazi benzetmesinde bulunmasını “hiçbir biçimde kabul edilemez” olarak niteledi. Merkel bu tür benzetmelerin yanlış anlamalara yol açacağını, ayrıca Nazi döneminde kurbanların çektikleri acıları da azımsamak anlamına geldiğini belirtti.  

Hafta sonunda Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Hollanda’ya giriş yapmasının engellenmesi üzerine Türkiye ile Hollanda arasında ağır bir kriz baş göstermişti. Olayın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollanda hükümet üyelerini de “Nazi kalıntısı” olarak nitelendirmişti.

Merkel: Tam bir dayanışma içindeyiz

Federal Meclis’te yaptığı konuşmada, Türk siyasilerin Almanya’ya Nazi benzetmesinde bulunmalarını reddettiğine bir kez daha değinen Başbakan Merkel, bu tavrının Almanya ile dost olan, örneğin Hollanda gibi ülkeler için de tamamen geçerli olduğunu belirtti. Merkel, “Özellikle de Nasyonal Sosyalizm’den en fazla zarar gören ülkelerden birinin Hollanda olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu benzetmelerin hiçbir kabul edilir yanı kalmaz. Bu nedenle Hollanda’ya tam destek veriyorum ve tam dayanışma içindeyim” diye konuştu.

Merkel-Trump buluşması

Başbakan Merkel salı günü ABD’ye giderek, Başkan Donald Trump ile doğrudan temaslarda bulunacak. Merkel, ABD’nin Almanya‘nın ve de tüm AB’nin anahtar konumdaki ticarî partneri olduğunun altını çizerek, „Bu ticarî ilişkiler heriki taraf için de avantajlıdır. Doğrudan görüşmeler her zaman daha iyidir. Başkan Trump ile yüzyüze görüşecek olmaktan memnuniyet duyuyorum” diye konuştu.

Almanya Başbakanı Merkel’in ABD ziyareti öncesinde Alman ekonomi çevreleri de ABD ile ticarî ilişkilerin önemine dikkat çektiler. Alman Sanayiciler Birliği (BDI), ABD Başkanı Trump’ın yabancı şirketlerin gümrük cezaları yoluyla ABD içinde üretim yapmaya zorlanmasını içeren yeni ekonomik planlarının ise soğukkanlıkla karşılanması gerektiğini bildirdi.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/afp/ÇA/BÖ

Kaynak : http://www.dw.com/tr/

ABD eski güvenlik danışmanı Flynn Türkiye’den 530 bin dolar almış

ABD Başkanı Donald Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, Adalet Bakanlığına yaptığı bildirimde, Türk hükümetinden Türkiye lehine lobi yürütmesi için 530 bin dolar aldığını belirtti.

ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’ın, Türkiye hakkında lobi faaliyeti yapmak için Türk Hükümetinden 530 bin dolar alması ve bunu gizlemesi ABD medyasının gündeminde baş sıralarda.

Flynn’ın avukatı, geçen yılın Ağustos ayından Kasım ayına kadar Türkiye’nin çıkarlarının ABD’de temsil edilebilmesi için lobi faaliyeti yürüttüğünü ve yüklü bir miktar ödeme aldığını kabul etti.

Trump, geçen ay Rusya Büyükelçisi ile görüşmeler hakkında Başkan Yardımcısı Pence’yi yanılttığı için Michael Flynn’ı kovmuştu.

GÜLEN İADE EDİLMELİ’ DEMİŞTİ

Flynn, ABD Başkanlık seçimlerinin yapıldığı gün The Hill sitesinde yayımlanan makalesinde, ABD hükümetinin Fethullah Gülen’i ülkede barındırmaması gerektiğini savunarak, Barack Obama yönetimine sert eleştiriler yöneltmişti. Makalede, Gülen ‘Türkiye’nin Usame bin Ladin’i’ olarak nitelendiren Flynn, 15 Temmuz askeri darbe girişiminin de ‘Türkiye’nin 11 Eylül’ü’ olduğunu belirtmişti.

Flynn’in avukatı Robert Kelner, bir Türk işadamı tarafından Hollanda’nın Danışmanlık Bürosu olan Inovo BV’ye yaptığı çalışmaları, Türkiye hükümeti ile ilişkili olarak açıkladı.

Flynn’in danışmanlık şirketi Flynn Intel Group Inc., daha önce bir Türk iş adamının sahip olduğu bir şirkete yönelik çalışmalarını Kongre’ye bildirmişti. Fakat Amerikan Adalet Bakanlığı’na bu konuyla ilgili ayrıntılı olarak başvurmamıştı. Büyük tartışmalara neden olan bu durumun ardından Adalet Bakanlığı’na sunulan yeni dosya, Flynn’in firmasına Türkiye’den 530 bin dolar ödendiğini gösteriyor.

Flynn, Türk işadamı Ekim Alptekin’in Hollanda merkezli bir şirketi tarafından tutulduğu ve bunun için 100 bin dolar civarında para verildiği konuşulmuştu. Gazeteler, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nin de konuyla iglili soruları cevapsız bıraktığını belirtti.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr

Sayfa1 → 41234