129 yıllık tarihi lise, Bilal Erdoğan’ın vakfına tahsis edildi

Öğrencilere yaz okulu kapsamında dini eğitim veriliyor.

İzmir’in köklü eğitim kurumlarından Atatürk Lisesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu Türkiye Gençlik Vakfı’na (TÜGVA) tahsis edildi.

TÜGVA’nın bu yıl 25 bin öğrenciyi yaz okulu kapsamında din eğitimine aldığı öğrenildi. Bilal Erdoğan’ın Yüksek İstişare Kurulu üyesi olduğu TÜGVA’nın Atatürk Lisesi’ni kullanımı, MEB ile vakıf arasında imzalanan Medeniyet ve Değerler Protokolü’ne dayanıyor. TÜGVA’dan İzmir Atatürk Lisesi’ne gönderilen yazıda, protokol kapsamında okuldaki 7 sınıfın 11 Eylül’e kadar pazartesi-perşembe günleri kendilerine tahsis edilmesi istendi. Tahsis sonrası okulda ilk olarak öğrencilere konferans verildi.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, TÜGVA’nın internet sitesinde eğitim içeriği şöyle anlatıldı:

“Sabah saatlerinden öğleye kadar dinimizin temel ilkelerinden 5 şartın ve Kuran-ı Kerim’in öğretildiği yaz okullarında, öğleden sonra gelişim çağındaki çocukların ihtiyaç duydukları bedensel aktiviteler yapıldı. 1500 eğitmenin desteğiyle 57 ilde düzenlenen yaz okullarımızın içeriği, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı olup, alanında uzman eğitimciler tarafından dersler verildi. Yaz okullarımızda sabahtan öğle saatlerine kadar, Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimizin hayatı ve temel dini bilgiler üzerine dersler verildi.”

Mezunlar yasal girişim başlatıyor

Okulun TÜGVA’ya tahsisine karşı mezunlar yasal girişim başlatıyor. İzmir Atatürk Lisesi Mezunları Derneği’nden yapılan açıklamada, “Laik ve demokratik eğitim sistemimize aykırı, okulumuzun kapısında adını taşıdığımız, sınıflarında ve ruhunda gururla yaşattığımız Atatürk ilke ve inkılaplarını hiçe sayan, tarihi boyunca Kuvayı Milliyecilerin, devrimcilerin yetiştiği bir ilim ve irfan yuvasında böylesi bir faaliyeti her ne şartta olursa olsun kabul etmemiz ve sessiz kalmamız mümkün değildir. Konu ile ilgili yasal çerçeveler dahilinde tüm girişimler gerçekleştirilecektir” denildi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Türkiye genelinde oyların tamamı sayıldı: ‘Evet yüzde 51.4, ‘Hayır’ yüzde 48.6

Türkiye ‘partili cumhurbaşkanlığı sistemi’ni oylamak için tarihi bir referanduma gitti.

Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu’nu kaldırarak Türkiye’de parlamenter sistemi sona erdiren ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ yüzde 48.6’ya “hayır” oyuna karşılık yüzde 51.4 “evet”, oyuyla kabul edildi. Katılım oranının yüzde 83,3 olarak gerçekleştiği referandumda ‘evet’ 24 milyon 325 bin 985, ‘hayır’ 23 milyon 189 bin 21 oy aldı. Referandumda oy farkı 1 milyon 136 bin 964 oldu, 1 milyon oy geçersiz sayıldı. Yurt dışından yapılan oylamada yüzde 40,83’e karşılık yüzde 59,17’yle ‘evet’ oyları yarışı önde bitirdi. CHP ve HDP Mühürsüz oy pusulaları ve zarfların kullanıldığı iddiasıyla 2,5 milyon oyun şüpheli olduğunu öne sürdü. YSK, yasada ‘geçersiz’ olarak nitelendirilen mühürsüz oy pusulaları ve zarflarla ilgili olarak “Bizden önceki kurulların da uygulamış olduğu bir karar” açıklamasını yaptı.

İstanbul ve Ankara’da “hayır” oyları yarışı “evet”  oylarının önünde bitirdi. Sandıkların tamamının açıldığı İzmir’de “hayır” oyları yüzde 68,78’e yüzde 31,62 önde yer aldı. Bursa’da sandıkların tamamı açıldı, “evet” oyları yarışı yüzde 53,21’le yüzde 46,49’ın önünde bitirdi. Sandıkların tamımının açıldığı Diyarbakır’da “hayır” oyları yüzde 67,58’e 32,52 ile Adana’da yüzde 58,13’e yüzde 41,87 önde bitirdi. Sandıkların tamamı açılan Antalya’da da “hayır oyları yüzde 59,06’ya yüzde 40,94 ile yarışı önde bitirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Kongresi seçimlerde usulsüzlükler olduğu iddiasıyla Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvuracaklarını açıklarken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, geçersiz sayılması gereken 2,5 milyon oy olduğunu öne sürerek “İstedikleri kadar balkon konuşması yapsınlar. Hiçbir arkadaşımız seçim kurulundan ayrılmasın. Şimdiden herkese hayırlı olsun diyorum” dedi.

Muhalefetin iddialarıyla ilgili açıklama yapan YSK Başkanı Sadi Güven, mühürsüz pusula ve zarfların seçmen kusurundan değil, sandık kurullarının ihmalinden kaynakladığını belirtirken, “mühürsüz pusula ve zarfların, 1990, 1994 ve 2004 yılları da dahil olmak üzere daha önceki seçimlerde de onlarca kere geçerli sayıldığını” açıkladı. Hatanın siyasi parti temsilcilerinden oluşan sandık kurullarından kaynakladığını belirten Güven, bu nedenle seçmenlerin anayasal oy verme hakkını engellemiş olmamak için mühürsüz zarf ve oy pusulalarını geçerli sayıldığını vurguladı. Güven, saat 23:30 sıralarında karşısına karşısına çıktığı gazetecilerin “Karar yasağa uygun mu” sorusunu yanıtsız bırakarak basın toplatısı düzenlediği salondan ayrıldı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, parlamenter sistemi bitiren referandumla ilgili olarak “Şimdi bazı televizyonlarda filan aç tavuk kendini buğday ambarında sanarmış ya, bu neticeyi küçümsemeye gayret edenler var. Boşuna uğraşmayın. Atı alan Üsküdar’ı geçti, haberiniz yok” diye konuştu.
Referandumda yurt içinde 55 milyon 319 bin 222 seçmen için 167 bin 140 sandık kuruldu. Oy verme işlemi, doğudaki 32 ilde 07.00-16.00, diğer kentlerde 08.00-17.00 saatlerinde yapıldı. Oyların sayımı sürüyor.

Diyarbakır’da kan döküldü

Diyarbakır’ın Çermik ilçesine bağlı Yabanardı köyünde yapılan oylamada seçim sandıklarının kurulduğu köy okulunun bahçesinde iki grup arasında çıkan silahlı kavgada 3 kişi öldü.  Çermik’e 30 kilometre uzaklıkta bulunan Yabanardı Köyü’nde seçim sandıklarının kurulduğu köy okulunun bahçesinde sabah saatlerinde iki grup arasında tartışma çıktı. Yerel kaynaklar, köyde bulunmayan seçmenlerin yerine oy kullanmak isteyen AKP’lilere engel olmak isteyen Avdo Yıldız ve oğlu Şeyhmus Yıldız’ın vurularak öldürüldüğünü öne sürdü. Saldırıda yaralanan İdris Yıldız da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Köyde güvenlik önlemi alan Jandarma kavgaya müdahale edip olay ile ilgili soruşturma başlattı. Durumları ağır olan üç kişi de, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi Devlet Hastanesine kaldırılırken yolda hayatlarını kaybettiler. Olayın büyümemesi için köye takviye askeri birlikler gönderildi.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan CHP İlçe Başkanı Mehmet Emin Ekinci, hayatını kaybeden köylüleri tanıdığını belirtti ve şunları aktardı:

“Sabah saatlerinde köyde gerginlik yaşandığı haberi üzerine jandarmayı aradım. 1115 numaralı sandıkta kavga olduğu söylendi. Köyün muhtarı Hıdır, amcasının oğlu Abdulrezak’ı ve oğlu Şehmus’u vurdu. Kavganın ‘Evet’ – ‘Hayır’ oyları yüzünden çıktığını öğrendik. Hıdır, AKP’liydi. Öldürülenler ise ‘Hayır’ oyu kullananlar. Hepsi akraba. Olayda yaralanan İdris’in de az önce hayatını kaybettiğini öğrendik. Olay kısaca ‘Evet’ – ‘Hayır’ kavgası maalesef.”

Oy veren ilk lider Binali Yıldırım oldu

Siyasi parti liderleri arasında oyunu kullanan ilk isim AKP Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım oldu. Yıldırım, oy kullanma işleminin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Vatandaşlık görevimizi yaptık, şimdi de işimize gücümüze bakacağız. Bugün Türkiye’nin her köşesinde, 81 vilayetimizde, ilçelerimizde, köylerimizde vatandaşlarımız huzur içerisinde, kardeşlik içinde medeni bir şekilde oylarını veriyorlar, tercihlerini yapıyorlar. Akşam olup sandıklar açılınca sonuçlar ortaya çıkacak. Çıkacak sonuç ne olursa başımızın tacıdır. Milletimizin verdiği karar, en güzel karardır. Teşekkür ediyorum.”

Erdoğan: Halkımız süratle…

Oyunu İstanbul’un Üsküdar ilçesinde kullanan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Gazi Mustafa Kemal’in muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedefini yakalamak için, alışılmışın dışında bir tercih yapmamız lazım” diye konuştu. Erdoğan, “Bugünkü halk oylaması, bu referandum sıradan bir halk oylaması değil. Yeni yönetim sisteminin, değişim, dönüşüm tercihidir. Halkımız süratle adeta sıçramanın yolunu açmaya karar verecektir” dedi.

Oyunu Ankara’da ailesiyle birlikte kullanan CHP Genel Başkanı Kemal Kılçdaroğlu, “Türkiye’nin kaderini oyluyoruz. Bütün vatandaşlar sorumluluk duygusuyla oylarını kullanacaklar. İnşallah hayırlı bir sonuç çıkar ve hep birlikte Türkiye’nin temel sorunlarını tartışma imkanımız olur” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Ankara’da oyunu kullandıktan sonra kısa bir açıklama yaparak

“Vatandaşlık görevini yerine getiriyoruz. Siyaset yeni bir yapılanmaya gidecektir. Yüksek katılım da bunun bir gereğidir” dedi.

Eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın dahil 13 milletvekili tutuklu bulunan HDP Sözcüsü Osman Baydemir de oyunu Ankara’da kullanan siyasiler arasında yer aldı

Tutuklu HDP’liler cezaevinde kullandı

HDP Eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, 11 HDP’li milletvekili ve 83 belediye eşbaşkanı bulundukları cezaevinde oy kullandı.

Selahattin Demirtaş, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde, Eş genel başkanı Yüksekdağ ise Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nde oy kullandı.

Yine tutuklu HDP’li milletvekilleri Çağlar Demirel, Gülser Yıldırım ve Besime Konca, Kocaeli 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Nursel Aydoğan, Meral Danış Beştaş, Selma Irmak, Nihat Akdoğan ve Ayhan Bilgen, Silivri 9 Nolu Kapalı Cezaevi’nde, Abdullah Zeydan Edirne F Tipi Cezaevi’nde ve Ferhat Encu ve İdris Baluken de Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nde oylarını kullandı.HDP’li milletvekillerinin yanı sıra yerlerine kayyum atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın da aralarında bulunduğu 83 belediye eş başkanı cezaevinde oy kullandı.

Engelli vatandaşın isyanı 

İstanbul Eyüp Silahtarağa İlköğretim Okulu’nda bir engelli vatandaş, oy kullanmak için tekerlekli sandalyesini bırakıp elleriyle merdivenleri çıktı. Sosyal medyada gündem olan görüntülerde, engelli vatandaş, “Çekin çekin; asansör çalışmıyor diye oy kullanmaya böyle gitmek zorunda kaldım” diyor.

YSK: ‘Evet’ de geçerli sayılacak

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven, oy pusulalarıyla ilgili bir açıklama yaptı. ‘TERCİH’ mührü yerine ‘EVET’ mührü basılan ve arka yüzü yerine ön yüzüne mühür basılan oy pusulalarının geçerli olacağını söyledi:

“Yüksek Kurul, vatandaşın iradesinin sandığa doğru tecelli edebilmesi açısından, 298 sayılı yasa da buna izin verdiğinden ‘TERCİH’ mührü yerine ‘EVET’ mührünün basıldığı oy pusulalarının da geçerli olmasına karar vermiştir. Bazı sandık kurullarımızın da oy pusulalarının arka yüzlerini mühürlemeleri gerekirken ön yüzlerine mühür bastıkları anlaşılmıştır. Yüksek Kurul, bu oy pusulalarının da geçerli olmasını kararlaştırmıştır.”

Eski başbakanlardan Erdoğan’a tebrik

Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz, Yıldırım Akbulut ve Tansu Çiller, anayasa değişikliğinin halk oylaması sonucu kabul edilmesi dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak tebrik ettiler.

Sandıklar 32 ilde 16:00’da kapandı

Referandumda oy verme işleminin saat 07.00’de başladığı 32 ilde sandıklar saat 16.00 itibarıyla kapandı. Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ve Kilis bu iller arasında. Diğer illerde ise oy verme işlemi saat 17.00’ye kadar devam etti. Saat 17.00’de tüm illerde sandıkların kapanmasının ardından oyların sayımına geçildi.

Anadolu ajansı yüzde 66 ile başladı;
51,4 ile bitirdi

YSK’nın 18:00’de seçim yasaklarını kaldırmasının ardından Anadolu Ajansı, oy oranlarını sitesinden duyurdu. Yüzde 66 seviyesinde başlayan evet oyu karşısında farkı kapatan hayır oyları sandıkların yüzde 99,9’u açıldığında ‘evet’ ile farkı 1 milyon 300 bin oy seviyesine kadar indirdi. Sandıkların yüzde 99,9’u açıldığında ‘evet’ yüzde 51,4 seviyesinde bulunurken, ‘hayır’ oyları yüzde 48,6’da kaldı. İstanbul ve Ankara’da ‘hayır’ oyları ‘evet’ oylarını geçerken, Adana ve Antalya’da da ‘hayır’ın yarışı önde biyirmesi ‘sürpriz’ olarak nitelendirildi.

Muhalefetten ‘usulsüzlük’ itirazı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger “İki buçuk milyona yakın geçersiz sayılması gereken oy kabul edilmiştir” diyerek seçim sonuçlarına itiraz ettiklerini duyurdu. Aksünger, “İstedikleri kadar balkon konuşması yapsınlar. Hiçbir arkadaşımız seçim kurulundan ayrılmasın. Şimdiden herkese hayırlı olsun diyorum” dedi. HDP de referandum sonuçlarına ititraz edildiği bilgisi geldi.

Aksünger, şunları söyledi:

“Seçim Takip Merkezimizde biz sonuçları saniye saniye takip ediyoruz. Yüzde 70’i açılmış olan sandıkların, yüzde 99 olarak deklare edilmesi tam bir manipülasyondur. Şu anda 2,5 milyon oya itiraz ediyoruz. Neredeyse sandıkların yüzde 60’ında sıkıntı var.

“Şu an itibarıyla Türkiye’de bir kıyımla karşı karşıyayız, bu açık ve nettir. Biz sandıkların yüzde 60’ında manipülasyon yapıldığına inanıyoruz

“Seçim Takip Merkezimizde biz sonuçları saniye saniye takip ediyoruz. Yüzde 70’i açılmış olan sandıkların, yüzde 99 olarak deklare edilmesi tam bir manipülasyondur. Şu anda 2,5 milyon oya itiraz ediyoruz. Neredeyse sandıkların yüzde 60’ında sıkıntı var ve bu tamamen bir halk iradesine karşı devlet kıyımıdır. Bu seçim daha bitmedi. Sandık başlarındaki, ilçe seçim kurulularındaki arkadaşlarım son rakamlar girene kadar, oraları terk etmesin.

“İstedikleri kadar balkon konuşması yapsınlar, bu tamamen geçersizdir. Şimdiden ben, herkese ‘hayırlı olsun’ diyorum.

“Bitmiş gibi gösteriyorlar, seçim bitmedi, biz de burada sabaha kadar takip edeceğiz.”

Tezcan: Sahtecilik, YSK eliyle yapılıyor

CHP  Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) mühürsüz oy pusulalarının ve zarfların geçerli olacağına yönelik açıklamasına ilişkin olarak, “Bu, seçimlerde sahteciliğe Yüksek Seçim Kurulu eliyle izin verilmesi demektir” dedi.

HDP: 3’te 2’sine itiraz edeceğiz

HDP Genel Merkezi’nin resmi Twitter hesabında da sandıkların 3’te 2’sine itiraz edileceği duyuruldu. HDP’nin Twitter üzerinden yaptığı açıklama şöyle:

“Sonuç evet de çıksa hayır da, sandıkların 3’te 2’sine itiraz edeceğiz. Bize ulaşan veriler, 3-4 puan düzeyinde manipülasyona işaret ediyor.”

Özdağ: Kabul edilebilecek bir şey değil

MHP’den ihraç edilen Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ da, FOX TV’de katıldığı canlı yayında YSK “Mühürsüz pusulalardaki oyların sayılacağı” kararına tepki gösterirken şunları söyledi:

“Meşru kabul edilmesi hukuken kabul edilebilecek bir şey değil. Dışarıdan gelmediğinin ispatlanması durumunda. Kim ispatlayacak bunu? Kendisi ilan etmiş, demiş ki bu mühürlü tutanaklarla ancak olur, ondan sonra AKP’li bir üye gün içinde sandıklar açıldıktan sonra itiraz ediyor, itiraz üzerine karar alıyor. Buna göre de bir sayım yapılıyor.”

Akşener: Yüzde 52 “Hayır”

MHP Genel Başkan adaylarından Meral Akşener, FOX TV’de şu açıklamayı yaptı. Akşener’in açıklaması şöyle:

“Sayın Özdağ’ın söylediği bu mühürsüz oy pusulalarıyla ilgili bu bir skandaldır. YSK’nın bunu kabul etmesi büyük bir skandaldır. Bu konu üzerinde arkadaşlarımız, 2 vekil arkadaşımız YSK’da. Gereken itirazları yapıyorlar. YSK bünyesinden aldığımız bilgi henüz çıkan sonuçları YSK girememiş. Yavaş veri giriliyor. Şu an itibarıyla 52 “Hayır” 48 “Evet” şeklinde görülüyor. Bu bilgiyi YSK’ya giden iki vekil arkadaşımız. Daha tamamlanmamış veriler.”

Başbakan: Demokrasi tarihinde yeni bir sayfa

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, AKP Genel Merkezi’nin balkonunda vatandaşlara hitap etti.

Başbakan Yıldırım, “Bugün ilk kez bu halk oylamasında sandığa giden 1 milyon 269 bin gencimizi özellikle kutluyorum” dedi.

Yıldırım, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini öngören halk oylaması, gayri resmi sonuçlara göre ‘evet’ ile neticelenmiştir. Cenabı Mevlam hayırlı uğurlu eylesin. Yüksek bir katılımla sandık başına giderek tercihini yapan, demokrasimize sahip çıkan bütün vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini öngören halk oylaması, gayri resmi sonuçlara göre ‘evet’ ile neticelenmiştir. Cenabı Mevlam hayırlı uğurlu eylesin. Yüksek bir katılımla sandık başına giderek tercihini yapan, demokrasimize sahip çıkan bütün vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum” dedi.

Başbakan Yıldırım, “Huzur içinde neticelenen bu oylama, demokrasi tarihimizde milletin kendi kararıyla verdiği bir seçimdir. Demokrasi tarihimizde bu oylamayla yeni bir sayfa açılmıştır. Herkes emin olsun ki çıkan bu sonucu halkımızın refahı, huzuru için en güzel şekilde değerlendireceğiz” görüşünü dile getirdi.

“Bu halk oylamasının kaybedeni yoktur kazananı aziz milletimdir”

Başbakan Yıldırım şöyle devam etti:

“Yola çıkarken söylediğimiz gibi ‘Halkın iradesi nasıl tecelli ederse o sonuç, başımızın tacıdır’ dedik. Halkımız, seçimini yapmış, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne olur vermiştir. Bu ülke, bu millet, artık hiçbir vesayete, hiçbir harici müdahaleye, hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğini bir kez daha göstermiştir

Elbette farklı düşüncelerimiz, farklı çözüm önerilerimiz olacak ama neticede birliğimizi, beraberliğimizi gözümüz gibi koruyacağız. Demokrasimizin güzelliği de budur. Farklı fikirlere sahip olmak hiçbir şekilde birbirine üstünlük sağlamak demek değildir.

Bu halk oylamasının kaybedeni yoktur. Kazanan Türkiye’dir, kazanan aziz milletimdir.

Bu seçimlerle 15 Temmuz alçak darbe girişimini yapan terör örgütüne, bölücü terör örgütüne, Türkiye’ye düşmanlık yapan dış mihraklara en güzel cevabı milletimiz sandıkta vermiştir.

Meydanlarda farklı şeyler söyledik, millete farklı şeyler anlattık ama son sözü millet söyledi, ‘Evet’ dedi, noktayı koydu.

Bu süre içinde Türkiye’ye müdahil olmak isteyenler, Türkiye’nin ayağına basmak isteyenler bugün bir mahcubiyeti yaşamışlardır. Onların dediği değil, Türkiye’nin, milletin dediği oldu.”

Erdoğan: Boşuna uğraşmayın, atı alan Üsküdar’ı geçti!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliği teklifinin referandumda kabul edilmesiyle ilgili olarak “Şimdi bazı televizyonlarda filan aç tavuk kendini buğday ambarında sanarmış ya, bu neticeyi küçümsemeye gayret edenler var. Boşuna uğraşmayın. Atı alan Üsküdar’ı geçti, haberiniz yok” diye konuştu.

YSK: Daha önceki kurulların aldığı karar

Muhalefetin iddialarıyla ilgili açıklama yapan YSK Başkanı Sadi Güven, mühürsüz pusula ve zarfların seçmen kusurundan değil, sandık kurullarının ihmalinden kaynakladığını belirtirken, “mühürsüz pusula ve zarfların, 1990, 1994 ve 2004 yılları da dahil olmak üzere daha önceki seçimlerde de onlarca kere geçerli sayıldığını” açıkladı. Hatanın siyasi parti temsilcilerinden oluşan sandık kurullarından kaynakladığını belirten Güven, bu nedenle seçmenlerin anayasal oy verme hakkını engellemiş olmamak için mühürsüz zarf ve oy pusulalarını geçerli sayıldığını vurguladı. Güven, saat 23:30 sıralarında karşısına karşısına çıktığı gazetecilerin “Karar yasağa uygun mu” sorusunu yanıtsız bırakarak basın toplatısı düzenlediği salondan ayrıldı.

İşte kabul edilen
‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’

– Cumhurbaşkanı 40 yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından seçilecek.

–  Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıl olacak, bir kişi en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebilecek. Ancak Meclis, cumhurbaşkanının ikinci döneminde seçimlerin yenilenmesine karar verecek olursa cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabilecek. Anayasa değişikliğinde ilk genel seçimlerin 2019 Kasım’da yapılmasını öngörülüyor.

– 100 bin seçmenin imzasıyla cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday gösterilebilecek.

– Referandum ile yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday seçilecek. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, oylamayı izleyen ikinci Pazar günü ikinci oylama yapılacak. İkinci oylamaya, ilkinde en çok oy alan iki aday katılacak ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilecek.

Cumhurbaşkanının yetkileri

– Cumhurbaşkanı ‘devletin başı’ olarak yürütme yetkisini kullanacak. Başbakanlık kaldırılacak.

– Kanunları yayımlayacak ve tekrar görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderebilecek. Kanunların anayasaya aykırılığı gerekçesiyle AYM’ye iptal davası açabilecek.

– Yardımcılarını ve bakanları atayacak ve görevlerine son verecek. Cumhurbaşkanının hastalığı ve yurt dışına çıkması durumlarında yerine bir yardımcısı vekalet edecek ve cumhurbaşkanı yetkilerini kullanabilecek.

– Üst düzey kamu yöneticilerini atayacak ya da görevlerine son verecek.

– Yürütme yetkisine ilişkin konularda kararname çıkarabilecek, temel hak ve hürriyetler ile siyasi hak ve hürriyetler kararname kapsamı dışında olacak. Kanunda açıkça düzenlenen konularda da cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacak. Kanunların uygulanması için yönetmelik çıkarabilecek.

–  ‘Tabii afet, ağır ekonomik bunalım, savaş, savaşı gerektirecek durumun baş göstermesi, seferberlik, ayaklanma, kuvvetli kalkışma, şiddet hareketlerinin yaygınlaşması’ gibi hallerde OHAL ilan edebilecek. OHAL döneminde çıkarılacak cumhurbaşkanlığı kararnameleri, olağan dönemdeki sınırlamalara tabi olmayacak ve bu çerçevede cumhurbaşkanı temel hak ve hürriyetlerle ilgili kararname düzenleyebilecek.

– Bütçeyi yapacak. Bütçe kanunu, süresinde yürürlüğe konmazsa geçici bütçe kanunu çıkarılacak.

– Ekonomik ve Sosyal Konsey, ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında cumhurbaşkanına istişari nitelikte görüş bildirecek (Mevcut sistemde başbakana bildiriyordu).

– Yükseköğretim Kurulu, üniversitelerce seçilen adaylar arasından cumhurbaşkanınca atanan üyeler ve cumhurbaşkanınca doğrudan seçilen üyelerden oluşacak.

Cumhurbaşkanının denetlenmesi

– Cumhurbaşkanı hakkında bir suç işlediği iddiasıyla Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilecek. Meclis, soruşturma açılmasına üye tam sayısının beşte üçünün gizli oyuyla karar verebilecek. Meclis, üye tam sayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divan’a sevk kararı alabilecek. Mevcut anayasadaki düzenlemede Cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında bir suçtan yargılanamıyor. Bunun için de Meclis tam sayısının üçte birinin teklifi ve beşte üçünün kabul oyu gerekiyor.

– Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri ile teşkilat yapısı cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenecek.

Meclis’te neler değişiyor?

– Meclis seçimleri dört yılda değil, beş yılda bir düzenlenecek. Cumhurbaşkanlığı seçimleri de beş yılda bir yapılacak. İki seçim bir arada ve aynı gün olacak. Bu çerçevede Meclis’in bir sonraki seçimi ve cumhurbaşkanı seçimi için 3 Kasım 2019 belirlendi, ancak erken seçim ihtimali de sıklıkla konuşuluyor.

– Genel seçime bir yıl ve daha az kalmışsa Meclis seçimi cumhurbaşkanı seçimi ile yenilenecek.

– Meclis, denetim yetkisini ‘meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması, yazılı soru’ yollarıyla kullanabilecek. Ancak ‘gensoru’ Meclis’in yetkileri arasından çıkacak.

– Bakanlar kabine dışından atanacak. Milletvekilleri, cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan olarak atanırsa Meclis üyelikleri sona erecek. Bu düzenleme, ‘Hayır’cephesinin seçilmişlerin değil atanmışların hükümetinin kurulacağı eleştirilerine neden oluyor.

– Meclis, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek. Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesini istemesi durumunda ise önünde bir engel olmayacak ancak bu durumda kendisinin de seçimi yenilenecek.

– Milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkacak.

– Milletvekili seçilme yaşı 25’ten 18’e indirilecek. Ancak askerlikle ilişiği olanlar bu kapsam dışında kalacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan 18 yaşında milletvekili olanların askerlikten muaf olacağını söylemişti.

Yargıdaki düzenlemeleri

– Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulamayacak.

– Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ismi Hâkimler ve Savcılar Kurulu olarak değişerek, üye sayısı 22’den 13’e, daire sayısı da üçten ikiye düşürülecek. Adalet Bakanı ve müsteşarının doğal üye olacağı kurulun dört üyesini cumhurbaşkanı, yedisini Meclis seçecek.

– Askeri yargıdan gelen üyelerin çıkarılmasıyla Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) üye sayısı 15’e indirilecek. Üyelerin üçünü Meclis, geriye kalan 12 üyeyi ise cumhurbaşkanı atayacak. AYM Genel Kurulu en az 12 yerine en az 10 üyeyle toplanabilecek.

– Mili Güvenlik Kurulu’nun (MGK) yapısında da değişiklik yapılarak, Jandarma Genel Komutanı’na yer verilmeyecek.

– ‘Evet’ çıkması durumunda kanunun yayın tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Meclis, gerekli içtüzük değişiklikleri ve diğer kanuni düzenlemeleri yapacak.

– ‘Cumhurbaşkanı seçilenin partisiyle ilişiği kesileceğine’ dair hükmün kaldırılması, askeri yargı ve HSYK’yla ilgili maddeler değişikliğin Resmi Gazete’de yayın tarihinde yürürlüğe girerken, cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleneceği belirtilen değişiklikler ise yeni seçilecek cumhurbaşkanının göreve başlama tarihinden itibaren en geç altı ay içinde cumhurbaşkanı tarafından düzenlenecek.

İl il referandum sonuçları

Resmi olmayan verilere göre il il referandum sonuçları şöyle:

Adana:

Evet yüzde 42,19 – 529.376

Hayır yüzde 57,81 – 725.403

__________________________________________

Adıyaman:

Evet yüzde  69,84 – 230.420

Hayır  yüzde 30,16 – 99.483

___________________________________________

Afyonkarahisar:

Evet yüzde 64,53 – 280 bin 128

Hayır yüzde 35,47 – 154 bin 005

___________________________________________

Ağrı:

Evet yüzde yüzde 43,19 – 87 bin 162

Hayır yüzde  56,81 – 114 bin 640

_____________________________________________

Aksaray:

Evet yüzde  75,57 – 162 bin 789

Hayır yüzde 24,43 –  52 bin 620

___________________________________________

Amasya:

Evet yüzde 56,31 – 121 bin 267

Hayır yüzde 43,69 –  94 bin 093

__________________________________________

Ankara:

Evet  yüzde 48,87 – 1 milyon 669 bin 047

Hayır yüzde 51,13 – 1 milyon 746 bin 320

________________________________________

Antalya:

Evet yüzde 40,96 – 574 bin 486

Hayır yüzde 59,04 – 827 bin 932

____________________________________________

Ardahan:

Evet yüzde 44,36 – 23 bin 460

Hayır yüzde 55,64 –  29 bin 420
_______________________________________________

Artvin:

Evet yüzde 46,98 – 49 bin 948

Hayır yüzde 53,02 – 56 bin 374

_________________________________________________

Aydın:

Evet yüzde 35,74 – 245 bin 415

Hayır yüzde 64,26 – 441 bin 290
________________________________________________

Balıkesir:

Evet yüzde 45,58 –  369 bin 257

Hayır yüzde 54,42 –  440 bin 820
________________________________________________

Bartın:

Evet yüzde 56,13 – 67 bin 751

Hayır yüzde 43, 87 – 52 bin 944

_________________________________________________

Batman:

Evet yüzde 36,52 – 96 bin 298

Hayır  yüzde 63,48 –  167 bin 368

__________________________________________________

Bayburt

Evet yüzde 81,67 – 37 bin 620

Hayır yüzde 18,33 – 8 bin 446

_________________________________________________

Bilecik:

Hayır yüzde 51,11 – 68.896

Evet yüzde  48,89 – 65 bin 896

_____________________________________________________

Bingöl:

Evet yüzde 72,67 –  95 bin 959

Hayır yüzde  27,33 –  36 bin 087

____________________________________________________

Bitlis:

Evet yüzde 59,36 –  87 bin 871

Hayır yüzde 40, 64 – 60 bin 163

______________________________________________________

Bolu:

Evet yüzde 62,29 – 120 bin 732

Hayır yüzde 37,71 – 73 bin 103

______________________________________________________

Burdur:

Evet yüzde  51,73 – 87 bin 393

Hayır yüzde 48,27 –  81 bin 556

________________________________________________________

Bursa: 

Evet yüzde 53,21 – 987 bin 630

Hayır yüzde 46,79 – 868 bin 388

_______________________________________________________

Çanakkale:

Evet yüzde 39,55 – 139 bin 995

Hayır yüzde 60,45 –  213 bin 940

________________________________________________________

Çankırı:

Evet yüzde 73,46 – 79 bin 872 

Hayır yüzde 26,54 – 79 bin 872

________________________________________________________

Çorum:

Evet yüzde 64,57 – 219 bin 690

Hayır yüzde 35,43 –  120 bin 548

_______________________________________________________

Denizli

Evet yüzde 44,58 – 289 bin 637

Hayır yüzde  55,42 – 360 bin 079

__________________________________________________________

Diyarbakır:

Evet yüzde 32,42 –  251 bin 740

Hayır yüzde 67,58 –  524 bin 827

__________________________________________________________

Düzce:

Evet yüzde 70,55 – 163 bin 955

Hayır yüzde 29,45 –   68 bin 427

_________________________________________________________

Edirne:

Evet yüzde 29,50 –  78 bin 877

Hayır yüzde 70,50 –  188 bin 469

_________________________________________________________

Elazığ:

Evet yüzde 71,82 –  240 bin 773

Hayır yüzde  28,18 –  94 bin 449

________________________________________________________

Erzincan:

Evet yüzde 60,50 – 80 bin 908

Hayır yüzde  39,50 –  52 bin 816

_______________________________________________________

Erzurum:

Evet yüzde 74,50 – 300 bin 545

Hayır yüzde 25,50 – 102 bin 869

______________________________________________________

Eskişehir:

Evet yüzde 42,43 – 236 bin 807

Hayır yüzde 57,57 –  321 bin 273

_____________________________________________________

Gaziantep:

Evet yüzde 62,44 –  603 bin 894

Hayır yüzde 37,56 –  363 bin 198

______________________________________________________

Giresun:

Evet yüzde 61,69 – 164 bin 575

Hayır yüzde 38,31 – 102 bin 219

_________________________________________________________

Gümüşhane:

Evet yüzde 75,16 – 54 bin 614 

Hayır- yüzde 24,84 – 18 bin 050

__________________________________________________________

Hakkâri

Evet yüzde 32,53 – 41 bin 174

Hayır yüzde 67,47 –  85 bin 410

___________________________________________________________

Hatay:

Evet yüzde 45,64 – 401bin 057

Hayır yüzde 54,36 – 477 bin 724

___________________________________________________________

Iğdır:

Evet yüzde 34,86 – 30 bin 844

Hayır yüzde 65,14 –  57 bin 629

____________________________________________________________

Isparta:

Evet yüzde 56,04 – 148 bin 868

Hayır yüzde 43,96 –  116 bin 775

____________________________________________________________

İstanbul:

Evet yüzde 48,65 – 4 milyon 479 bin 493

Hayır yüzde 51,35 –  4 milyon 727 bin 994

_____________________________________________________________

İzmir: 

Evet yüzde 31,22 – 870 bin 860

Hayır yüzde 68,78 –  1 milyon 918 bin 700

_____________________________________________________________

Kahramanmaraş:

Evet yüzde 73,95 – 458 bin 093

Hayır yüzde 26,05 – 161 bin 386

_____________________________________________________________

Karabük:

Evet yüzde 60,73 – 89 bin 042

Hayır yüzde 39,27 – 57 bin 574

____________________________________________________________

Karaman:

Evet yüzde 63,85 –  94 bin 247

Hayır yüzde 36,15 – 53 bin 370

_____________________________________________________________

Kars:

Evet yüzde 50,99 – 70 bin 893

Hayır yüzde  49,01 –  68 bin 131

___________________________________________________________

Kastamonu:

Evet yüzde 64,84 – 147 bin 554

Hayır yüzde 35,16 –  80 bin 015

_____________________________________________________________

Kayseri:

Evet yüzde 67,75 – 557 bin 172

Hayır yüzde  32,25 –  265 bin 203

_____________________________________________________________

Kırıkkale

Evet yüzde 62,44 – 103 bin 614

Hayır yüzde 37,56 –  62 bin 335

_____________________________________________________________

Kırklareli: 

Evet yüzde 28,63 –  68 bin 468

Hayır yüzde 71,37 –  170 bin 688

_____________________________________________________________

Kırşehir:

Evet yüzde 53,30 – 72 bin 362

Hayır-  46,70 – 63 bin 389

_____________________________________________________________

Kilis:

Evet yüzde 64,13 – 44 bin 513

Hayır yüzde 35,87 – 24 bin 895

_____________________________________________________________

Kocaeli:

Evet yüzde 56,69 – 650 bin 174

Hayır yüzde 43,31 – 496 bin 716

_____________________________________________________________

Konya:

Evet yüzde 72,88 – 928 bin 481

Hayır yüzde 27,12 –  345 bin 588

_____________________________________________________________

Kütahya:

Evet yüzde 70,29 – 261 bin 242

Hayır yüzde 29,71 – 110 bin 410

______________________________________________________________

Malatya:

Evet yüzde 69,57 – 323 bin 631

Hayır yüzde 30,43 – 141 bin 537

_____________________________________________________________

Manisa:

Evet yüzde 45,66 – 417 bin 242

Hayır 54,34 –  496 bin 585

_____________________________________________________________

Mardin:

Evet yüzde 40,96 – 149 bin 558

Hayır yüzde 59,04 – 215 bin 581

____________________________________________________________

Mersin:

Evet yüzde  35,99 – 387 bin 627

Hayır yüzde 64,01 – 689 bin 508

____________________________________________________________

Muğla:

Evet yüzde 30,69 – 184 bin 369

Hayır yüzde 69,31 –  416 bin 454

_____________________________________________________________

Muş:

Evet yüzde 50,60 – 87 bin 318

Hayır yüzde 49,40 –  85 bin 262

_____________________________________________________________

Nevşehir:

Evet yüzde 65,59 – 117 bin 446

Hayır –  34,41 –  61 bin 616

_____________________________________________________________

Niğde:

Evet yüzde 59,82 – 118 bin 150

Hayır – 40,18 –  79 bin 344

_____________________________________________________________

Ordu:

Evet yüzde 61,90 – 275 bin 344

Hayır yüzde 38,10 –  169 bin 481

_____________________________________________________________

Osmaniye:

Evet yüzde 57,81 – 169 bin 652

Hayır yüzde 42,19 –  123 bin 811

_____________________________________________________________

Rize:

Evet yüzde 75,56 – 155 bin 030

Hayır yüzde  24,44 –   50 bin 157

_____________________________________________________________

Sakarya:

Evet yüzde 68,08 –  412 bin 849

Hayır yüzde 31,92 – 193 bin 588

_____________________________________________________________

Samsun:

Evet yüzde 63,56 – 507 bin 267

Hayır yüzde  36,44 –  290 bin 837

_____________________________________________________________

Siirt:

Evet yüzde –  47,93 –  68.241

Hayır yüzde 52,07 –  74 bin 143

_____________________________________________________________

Sinop:

Evet yüzde 57,90 – 73 bin 488

Hayır yüzde 42,10 –  53 bin 437

_____________________________________________________________

Sivas:

Evet yüzde 71,30 –  262 bin 506

Hayır yüzde 28,70 –  105 bin 683

_____________________________________________________________

Şanlıurfa:

Evet yüzde 70,82 – 599 bin 092

Hayır yüzde 29,18 –   246 bin 812

_____________________________________________________________

Şırnak:

Evet yüzde 28,41 – 148 bin 213

Hayır yüzde 71,59 – 58 bin 828

_____________________________________________________________

Tekirdağ:

Evet yüzde 38,98 – 242 bin 626

Hayır yüzde 61,02 – 379 bin 812

______________________________________________________________

Tokat:

Evet yüzde 63,27 – 226 bin 999

Hayır yüzde 36,73 – 131 bin 772

_____________________________________________________________

Trabzon:

Evet yüzde 66,47 – 316 bin 298

Hayır yüzde 33,53 –  159 bin 573

_____________________________________________________________

Tunceli:

Evet yüzde 19,58 – 9 bin 844

Hayır yüzde 80,42 –  40 bin 429

_____________________________________________________________

Uşak:

Evet yüzde 47,04 – 109 bin 270

Hayır yüzde 52,96 –  123 bin 017

_____________________________________________________________

Van:

Evet yüzde 42,80 – 193 bin 667

Hayır yüzde 57,20 – 258 bin 800

_____________________________________________________________

Yalova:

Evet yüzde 49,73 – 71 bin 929

Hayır yüzde 50,27 –   72 bin 708

_____________________________________________________________

Yozgat:

Evet yüzde 74,24 – 179 bin 543

Evet yüzde 25,76 –  62 bin 291

_____________________________________________________________

Zonguldak:

Evet yüzde 49,33 – 186 bin 077

Hayır yüzde 50,67 –  191 bin 099

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Erdoğan kendini yalanladı: ‘Hayır’ diyenler terörist demedim

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘partili cumhurbaşkanlığı’ referandumunda ‘Hayır’ oyu verecek yurttaşlara ‘terörist’ yakıştırması yapmadığını savundu.

Kral FM’e konuşan Erdoğan, Kandil’in ve ‘FETÖ‘nün ‘Hayır’ dediği iddiasını bir kez daha dile getirerek, “Ben daha önceden de ‘Hayır’ diyenler terörist demedim. ‘Hayır’ diyenlere bir çağrıda bulunuyorum, ‘Hayır’ diyenleri anlayışla karşılarım dedim” dedi.

Ancak Erdoğan, referandum kampanyası sürecinde ‘Hayır’ diyecek yurttaşların ‘terörist’ olduğunu sık sık söylemişti.

Fotoğraf: Reuters

‘2019’da aday olacağım kesin değil’

Getirilecek yeni sistemin kendisiyle ilgisi olmadığını ileri süren Erdoğan, 2019’daki seçimde aday olup olmayacağının da kesin olmadığını söyledi: “Bu Tayyip Erdoğan meselesi değil. 2019’a kadar elimde belge var mı? Ben Rabbimin bize emrettiği şekilde hayatı yaşıyorum. Her an ölebiliriz ama hiç ölmeyecekmiş gibi de makamımızda hizmetlerimizi sürdürürüz. 2019 seçiminde aday olup olmayacağım kesinleşmiş şeyler değil. Milletimizin idrakine saygı duyacağız.”

‘Kılıçdaroğlu’nun darbecilerle iletişim kurduğunu bilsem davet eder miydim?’

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin eleştirilerini de şöyle sürdürdü: “7 Ağustos’ta Yenikapı buluşması yapıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi davet edin diyorum. Havalimanında darbecilerle iletişim kurduğunu bilseydim davet etmezdim. Darbecilerle anlaşmış olan birini nasıl davet ederim?”

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Erdoğan: Kılıçdaroğlu, havalimanında darbecilerle temas kurdu!

“Bilseydim Yenikapı’ya davet etmezdim”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 16 Nisan’da yapılacak referandum için “Ben daha önceden de hayır diyenler terörist demedim” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu 15 Temmuz gecesi “darbecilerle temas kurmakla” suçlayan Erdoğan, “Havalimanında darbecilerle iletişim kurduğunu bilseydim Yenikapı’ya davet etmezdim” dedi. 

Erdoğan, referandum için yaptığı birçok mitingte iddia ettiğinin aksine Kılıçdaroğlu’nun idama ‘evet’ demediğini ifade etti. Erdoğan, “Kılıçdaroğlu ‘evet’ derse benim önüme gelir ve ben bunu onaylarım”

Erdoğan, Kral FM canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Radyonun olmazsa olmaz özelliği var. Eskiden sadece evde ağırlıklıydı, şimdi ise araçlarda daha hakim. Evlerde televizyon biraz ön aldı. Çünkü Türkiye’nin refah düzeyi arttı, televizyonun girmediği ev yok gibi. Evlerde de kısmen de olsa radyo bir arkadaş olarak var. 

Karamsarlık diye bir şey hayatıma sinmiş olsaydı bu noktalara gelemezdik. İnanmış insanlar için karamsarlık söz konusu olamaz. Aşkınan koşan yorulmaz, biz böyle koşuyoruz. Biz özellikle halka hizmet hakka hizmet anlayışına inanmışız. Cezaevine giderken Kazlıçeşme’de bir milyona yakın insan oradaydı. Bizi yanlız bırakmadı. O zaman İstanbul’un nüfusu 8 milyondu.

Demek ki bir sevgi, muhabbet var. 4.5 yıl içerisinde yapılanlar demek ki meyvesini vermiş. Durup dururken insanlar sizi sevmez. İstanbul ciddi bir badireden çıktı. CHP belediye başkanlığının İstanbul’a getirdiği susuzluğu, çöp dağlarını, hava kirliliğini İstanbul’un unutması mümkün mü? CHP bizi çağdışılıktan kurtaracak diyorlar. İstanbul çağdışılığı mı yaşıyor. 1994 öncesi Türkiye’yi düşünün. A’dan Z’ye her alanda getirdiğimiz yere bakalım. Herkes dürüst olması lazım. Yalanın da bir sermayesi var. Bu 16 Nisan’ı yalanların ayak altına alındığı, hakikatin zirve yaptığı bir gün olarak görüyorum. 

“Ülke batsın ama Erdoğan olmasın”

Ülkesinin batmasını böyle bir yanlış mantıkla izah edenlere ne denebilir ki? Ülke batsın ama Erdoğan olmasın. Bunun vicdani bir yanı olur mu? Ülkesinin batmasını istiyor. Bu tamamen faşizan mantığın tezahürüdür. Bu anlayışa ülkeyi teslim edemeyiz. Ülkeyi bu mantıktan zor temizledik. Bir de Atatürk’ün partisiyiz diyorlar. Atatürk ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyor. Bu millete efendilik yoktur, bu millete hizmetkarlık vardır. Hiçbir ayrım yapmadık. 80 milyona hizmetlerimiz var. Bizi ancak böyle tanımlayabilirler. 

“Kendime bir sistem istemiyorum böyle bir derdim yok”

Bu teklif saçma sapan bir teklif. kendime bir sistem istemiyorum böyle bir derdim yok. Ben faniyim. Ben baki değilim ki. Sayın Kılıçdaroğlu’nun öyle lafları var ki ne ipe gelir ne sapa gelir. İkide bir tek adamlıktan bahsediyor.

“Riski olmayan şey hayatta olmaz”

Gelecek ihtimaller üzerine inşa edilmez. Biz faniler üzerine değil sistem üzerine inşa edelim. Bu sistemin değişmesi lazım. Riski olmayan şey hayatta olmaz. Ticaret, siyaset, yaşam risktir. Riski olmayan şey yoktur. Risk paylaştıkça azalır. Eğer bu sistemi hakikaten 16 Nisan’da milletimiz geçirdiği takdirde milletimizin bu sistemde ittifak etmesi oy çokluğuyla olacak. Buna milletçe saygı duyacağız. Saygı duyduğumuz takdirde millet yeni sisteme sahip çıkacak. 

“2019 seçiminde aday olup olmayacağım kesinleşmiş şeyler değil”

Bu Tayyip Erdoğan meselesi değil. 2019’a kadar elimde belge var mı? Ben Rabbimin bize emrettiği şekilde hayatı yaşıyorum. Her an ölebiliriz ama hiç ölmeyecekmiş gibi de makamımızda hizmetlerimizi sürdürürüz. 2019 seçiminde aday olup olmayacağım kesinleşmiş şeyler değil. Milletimizin idrakine saygı duyacağız.

Kılıçdaroğlu neden rahatsız oluyor? Kılıçdaroğlu madem bu kadar başarılı bir yönetici aday olur yüzde 50 artı oy alır ve ülkeyi yönetir. Kalkıp Erdoğan yönetsin sonra 2019’dan sonra bu yetkilerden vazgeçsin… Biz bunları şimdi uygulamaya koymuyoruz ki. 18 maddeyi okumamış. Tayyip Erdoğan bu maddelerle bu süreci yönetmeyecek.

“Hayır diyen teröristtir demedim”

Ben daha önceden de hayır diyenler terörist demedim. Hayır diyenlere bir çağrıda bulunuyorum, hayır diyenleri anlayışla karşılarım dedim. Ancak şu anda hayır’ı kim savunuyor; Kandil hayır diyor mu? Diyor. Bölücü başı İmralı’dan hayırı savunuyor mu? Savunuyor. Pensilvanya hayır diyor mu? Diyor. Ben de söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana arkadaşını diyorum. Bu adamların Türkiye ile ilgili gördükleri hayırlı bir rüya yok.

Birinci köprü yapılırken o zamanın komünistleri kıyameti kopardılar. İkinci köprü için hayır dediler. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne karşı çıktılar. Marmaray’a, Avrasya tüneline hayır dediler. Biz de bu kadar güzel şeylere karşı olanlarla bir olma diyoruz.”

“Bizden önceki CHP iktidarları neden yapmadı”

Şu andaki şartlarda cumhurbaşkanı ancak vatana ihanetten yargılanabiliyor. Yeni sistemde kişisel suçlardan da yargılanabiliyor. Vatandaşlarım bu gelişmeleri bilmiyor. Şu 18 maddeyi iyi okumaları ve anlamaları lazım. Köprü, hastane, okul tabi yapacaklar diyor.

Bizden önceki CHP iktidarları neden yapmadılar peki? Biz iktidar geldiğimizde sadece Türk Hava Yolları vardı. Şimdi uçak bile fiyati lüks otobüs fiyatına düştü. Ülkemizin 4 bir yanına uçakla gidilebiliyor. Bunları vatandaşlarımızın vergileriyle yaptık. Ülkemizi güvenli liman haline getirdik. Bunun adı finansmanı yönetmektir. Bizden öncekilerde böyle bir kabiliyet yoktu. Bunlar meseleye ideolojik yaklaşıyorlar. 

“Disiplin işletmesi yapıldı mı?”

Biz terörün egemen olduğu bir ülkeyi devraldık. Hayır diyenler teröristtir diye bir kavram kullanmadık. Terör estirme noktasında terör estiren CHP Konya Milletvekili. Sayın Baykal ‘adeta denize dökmüş gibi mutlu olacağız’ diyor. Kılıçdaroğlu ‘denize dökeceğiz’ diyen adamına kesin ihraç talebiyle bir disiplin işletmesi yaptı mı?

“Benim partimde olsa bir dakika tutmam”

İşi Kılıçdaroğlu o şekilde saptırdı. Bu adamın millet iradesine saygısı yok. Samsun millet iradesine saygılı olan bir yerdir. Bu kafa yapısı Samsun’a giremez. Samsun’dan, Sivas’tan, Amasya’dan ne kadar evet çıkacak göreceğiz. İzmir’deydik dün bekledim gelir denize döker diye. Gelseydin dökseydin. Sen ne dediğinin farkında mısın? Partimin içinde böyle adam olsa bir dakika tutmam.

Kılıçdaroğlu ne diyor; bir gece yatarsınız sabah kalktığınızda lokantalar, muhtarlıklar kapatılabilir… Anayasanın cumhurbaşkanına verdiği böyle bir yetki yok. Hakkında anayasada madde yer almayan konuda cumhurbaşkanı kararname çıkarınca bu kararname meclis tarafından reddedilebilir.

“Hayırcılar ders çalışmıyor”

Hayırcılar ders çalışmıyor. Şu işin gündeminde yemin metni yok. Cumhurbaşkanı ile başbakanı birleştirdiğinde ne fark edecek? Cumhurbaşkanı ülkede hizmette başarılı olursa halk tarafından sevilecektir. Halkın sevmesi durumunda beş artı beş şeklinde olacak. Fesih yetkisi söz konusu değil. Yeniden seçim söz konusu. Yeniden seçimde parlamento buna uyarsa olur.

Cumhurbaşkanı nasıl yargılanırsa aynı şey kabine üyeleri için de geçerlidir. Çoğunluklar meclisten geçtiği anda onlar da Anayasa Mahkemesi yani Yüce Divan’a hepsi gider. Yalanlara cevağ yetiştirmek mümkün değil. Geçmişte kendileriyle ilgili yaşadığımız şeyler var. Her şey bir hukuk devleti içerisinde yasalarla devam ediyor. Rastgele yoldan geçenleri hakim-savcı yapmıyorsunuz.

“Darbecilerle temasta bulundu”

Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’nda VIP’teki görüntüleri kameralara takıldı. Işıldakları olan araçlarla tankların yanına geliyorlar. Orada bir görüşme söz konusu. Darbecilerle temasta bulunuyorlar. Hadi sen gidebilirsin diye ona yol veriyorlar.

“Kasetle geldi, kasetle gidecek”

Oradan Bakırköy İlçe Başkanı’nın evine gidiyor. Oturduğu koltuk kontrollü bir koltuktur. Oradaya kasetle geldi, kasetle gidecek. Dürüst değildir bu adam. 7 Ağustos’ta Yenikapı buluşması yapıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi davet edin diyorum. Havalimanında darbecilerle iletişim kurduğunu bilseydim davet etmezdim. Darbecilerle anlaşmış olan birini nasıl davet ederim?

15 Temmuz başarılı olsaydı, Türkiye’yi kan gövdeyi götürecek duruma getirebilirdi. Milletimizin feraseti o gece her şeyi kurtarmıştır. Kılıçdaroğlu gibi muhalefet olursa… Size tankın üzerine ilk ben çıkarım dedi. A Haber’de bakın nasıl yakalandı.

Kılıçdaroğlu evet derse benim önüme gelir ve ben bunu onaylarım”

16 Nisan’ı hayırlısıyla bir atlatalım. Kılıçdaroğlu evet derse benim önüme gelir ve ben bunu onaylarım. Geriye işler mi işlemez mi bilemem. En azından darbe girişiminin halli bile bu ülkenin başka bir yere getirebilir. George, Hans rahatsız olsun, benim için önemli olan Ayşe, Mehmet rahatsız olmasın. 

“İstikrar için seçim barajı olmalı”

Bunu benimle ilgili söylüyorsan benim gündemimde ve yetkimde değil. Ben baraj olayını özellikle şuanda mevcut yapı içerisinde doğru bulmuyorum. İstikrar için baraj olmalı diyorum.

Lider ülke için, güçlü Türkiye için, müreffeh bir Türkiye için evet. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet için evet diyoruz.” 

Kaynak : http://t24.com.tr/

Times: Ücretsiz otobüslere rağmen Erdoğan’ın mitingine katılım düşük

Haberde Erdoğan’ın konuşması sürerken insanların miting alanını terk etmeye başladığı yer aldı.

İngiliz The Times gazetesi, Türkiye’deki referandum öncesi atmosferle ilgili bir haber yayınladı.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gözlemcilerinin referandumun eşit koşullar altında gerçekleşmediği ve kamu kaynakları evet kampanyası için kullanılırken hayır kampanyalarının engellerle karşılaştığını belirten raporuna yer veren haberde hafta sonu İstanbul’da düzenlenen evet mitingi de anlatıldı.

Hannah Lucinda Smith imzalı haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binalı Yıldırım’ın katıldığı mitinge devlet medyasının iki milyon kişi iddiasına rağmen yüz bine yakın kişinin geldiği, katılımın ücretsiz otobüslere rağmen düşük olduğu aktarıldı.

Haberde Erdoğan’ın konuşması sürerken insanların miting alanını terk etmeye başladığı yer aldı.

Binali Yıldırım için ise şu ifadeler kullanıldı:

Bay Yıldırım çok ilginç bir konumda. Makamının iptal edilmesi için var gücüyle çalışıyor.

“Eğer referandumda değişiklik teklifi kabul edilirse başbakanlık makamı kaldırılacak.

“Erdoğan cumhurbaşkanı olduktan sonra başbakanların ülkedeki etkisi azaldı.

“Türkiye’nin anayasasına göre cumhurbaşkanları tarafsız olmak zorunda. Fakat Erdoğan bu kuralı hep çiğnedi, AKP’nin kampanyalarına liderlik etti.

“Mitingde de Erdoğan’ın adını taşıyan bandanalar takan çok sayıda kişi vardı. Fakat Binali Yıldırım yazan bir ürün görmek mümkün değildi.”

Kaynakhttp://t24.com.tr/

CHP’li Sağlar: Derste olması gereken öğrenciler, neden miting için yolda can vermiştir?

Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, derste olması gerekirken AKP mitingine taşınan ve yolda hayatını kaybeden öğrencileri Meclis’e taşıdı.

AKP mitingine taşınırken hayatını kaybeden öğrencilerle ilgili Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması için soru önergesi veren Sağlar önergede, ”Öğrenciler ne için can vermiştir? Meydanların daha dolu görünmesi için mi?” dedi.

Sağlar, verdiği önergede Başbakana şu soruları sordu:

Aşağıda belirtilen sorularımın Başbakan Binali Yıldırım tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bilindiği üzere Ankara’da büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşma yapacağı tören için belediyeye ait ulaşım araçlarını ücretsiz yapmıştı.7 Nisan Cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adana’da yapacağı mitinge belediyeye ait otobüsler,metrolar, özel toplu taşıma araçları yine ücretsiz hizmet vermiştir. Adana Valisi Mahmut Demirtaş, muhtarları ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mitingine katılma ve mahalleleri organize etme görevi verdiği öne sürülmüştür.

Kozan ve Aladağ’dan Adana’ya miting için öğrencileri taşıyan midibüs kaza yapmış ve 3 öğrenci hayatını kaybederken, 24 kişi yaralanmıştır. Olay yerine gelen ambulans ise sel sularında mahsur kalmıştır. Çocuklarını okula yollayan aileler, çocukların cansız bedeni ile karşılaşmıştır. Okulda olması gereken öğrenciler, kamu kurumunda çalışıyor olması gereken memurlar vali baskısı ile miting alanına gönderilmiştir.

Bu çerçevede:

  1. Derste olması gereken öğrenciler, neden miting için yolda can vermiştir? Bu sorumsuzluğun hesabını sizin propagandanızı yapan vali mi siz mi ödeyeceksiniz?
  2. Menfaatiniz için vatandaşların kullanılmasından hatta ölmesinden hiç utanç duyuyor musunuz?
  3. Öğrencileri mitinge yollayan okul müdürlerine soruşturma açılacak mıdır?
  4. Öğrenciler ne için can vermiştir? Meydanların daha dolu görünmesi için mi?
  5. Evet propagandası için imamların, muhtarların, belediye imkanlarının kullanılmasını hukuka uygun buluyor musunuz?
  6. Tarafsız olması gereken valilerin, kaymakamların özellikle Mardin, Ağrı,Şanlıurfa illerinde halka büyük baskılar yaptığı iddiası doğru mudur? Atanan vali mevcut iktidarın valisi midir, atandığı ilin valisi midir?
  7. Atanan valisi sizin valiniz midir, atandığı şehrin mi?Kamu görevlilerinin aleni taraf tutmasının anayasal suç olduğunun farkında mısınız? Bu suçun hesabını nasıl vereceksiniz?

Kaynakhttp://www.birgun.net/

İzmir Müftülüğünde Erdoğan seferberliği

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 9 Nisan’daki İzmir mitingi öncesi Müftülük tüm personeline mitinge katılma zorunluluğu getirdi. Katılamayacaklardan ise mazeret bildirmeleri istendi.

Erdoğan’ın 16 Nisan referandumu için İzmir’de yapacağı miting öncesi Müftülüğün çalışanlarına gönderdiği mesaj dikkat çekti.

Müftülük tarafından tüm personele telefon mesajı olarak iletilen metinde şöyle denildi;

“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 09 Nisan Pazar günü İzmir’i ziyaret edeceklerdir. Bu neden le tüm personelimizin ilgili toplantıya katılmaları zorunludur. Lakin çok önemli işi olanların 06.04.2017 mesai bitimine kadar Müftülüğü arayarak bilgi vermeleri gerekmektedir. Konuyla ilgili bilgilendirme mesajları gönderilecek olup, gereğini rica ederim.

ÖNEMLİ– 09.04.2017 tarihli İzmir’deki toplantıya eşinizi ve cemaatinizi de dahil edebilirsiniz. Bunun için yarın saat 12.00’a kadar kaç kişiyle katılacağınızı İVEDİLİKLE Müftülüğümüze bildirmenizi rica ederim.”

İŞTE O MESAJ:

Kaynakhttp://www.sozcu.com.tr/

ABD Vurdu AKP Destekledi

ABD Suriye’deki hava üssünü vurdu… Başkan Trump’ın talimatının ardından Doğu Akdeniz’de konuşlu USS Porter ve USS Ross destroyerlerinden ateşlenen 59 Toma Hawk füzesi, Suriye’nin Şayrat Hava Üssü‘nü hedef aldı.  ABD’nin hava saldırısı sonrası AKP ve Erdoğan cephesinden ard arda açıklamalar geldi.

Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Şayrat askeri üssüne yaptığı saldırının ‘son derece olumlu’ karşılandığını vurgulayarak, “Benzer suçların cezasız kalmaması ve hesap verilebilirliğin tesis edilmesi yönünde atılacak adımlar Türkiye’nin tam desteğine sahip olacaktır” açıklamasında bulundu.

Dışişleri: Türkiye’nin Tam Desteğine Sahip

Dışişleri’nden yapılan açıklama şöyle:

“Suriye rejiminin insanlık vicdanı önünde ve ilgili uluslararası kuruluşların tespitleriyle sabit, altı yıldır gerek konvansiyonel, gerek kimyasal silahlarla işlediği insanlık ve savaş suçlarının son örneğini teşkil eden Han Şeyhun kimyasal saldırısı sonrasında, ABD’nin sabaha karşı rejimin Şayrat askeri üssüne yaptığı operasyonu son derece olumlu karşılamaktayız. Benzer suçların cezasız kalmaması ve hesap verilebilirliğin tesis edilmesi yönünde atılacak adımlar Türkiye’nin tam desteğine sahip olacaktır. Rejimi halkına karşı sürdürdüğü terör ve toplu cezalandırma uygulamalarından alıkoyacak ve Suriye’de siyasi çözümün önünü açacak bir sürecin ilerletilmesi için 3 milyon Suriyeliyi barındıran bir ülke olarak uluslararası toplumla birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”

İbrahim Kalın : Olumlu

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD’nin Suriye’deki üsse saldırısıyla ilgili ‘Olumlu bir cevap olarak değerlendiriyoruz” dedi. Kalın’ın açıklaması şöyle: “Amerika Birleşik Devletleri tarafından Humus’ta bulunan Şayrat Hava Üssü’ne yönelik bu sabah gerçekleştirilen hava saldırısını, Esed rejiminin savaş suçlarına karşı verilmiş olumlu bir cevap olarak değerlendiriyoruz. Şaryat Hava Üssü’nün kullanılamaz hale getirilmesi, sivillere yönelik kimyasal ve konvansiyonel saldırıların cevapsız kalmaması açısından önemli bir adımdır. Benzer katliamların yeniden yaşanmaması için acilen uçuşa yasak bölge ve güvenli bölgenin hayata geçirilmesi gerekmektedir.”

Kurtulmuş: Vurulması Anlamlıdır

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Fox TV’de yaptığı açıklamaları şöyle: “(ABD’nin Suriye’de rejime ait üsse hava saldırısı düzenlemesi) Cumhurbaşkanımızın da açıkça ifade ettiği gibi biz sadece laf değil icraat görmek istiyoruz. Bu anlamda Amerika Birleşik Devletleri tarafından oradaki askeri üssün vurulması, yani kalkıp sivillerin üzerine ateş eden, muhtemelen kimyasal silahları sivillerin üstüne atan o askeri üssün vurulması önemlidir, anlamlıdır. Ama uluslararası camia, Esed rejiminin bu barbarlığına karşı tavrını çok net bir şekilde sürdürmelidir. Ta ki Esed rejimi artık halkına zarar veremez hale gelebilene kadar. Dolayısıyla bunu olumlu karşılıyoruz ama bunun sonunun gelmesinin ve Esed rejiminin tamamıyla uluslararası alanda cezalandırılmasının şart olduğunu düşünüyoruz.”

Kaynakhttp://gazeteport.com/

Yıldıray Oğur: Cumhuriyet’çilere yapılan ‘ByLock’ suçlaması, Gülen’i arayan isimlere de yöneltilebilir!

Latif Erdoğan ve Hüseyin Gülerce’yi tanık yapmak sahiden mizah olabilir.

Türkiye yazarı Yıldıray Oğur, Cumhuriyet’in yönetici, yazar ve avukatları hakkında “PKK/KCK, FETÖ/PDY ve DHKP-C’ye müzahir oldukları” iddiasına ilişkin olarak yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamedeki suçlamalarla ilgili olarak “2013’ün Kasım ayında hastalığı için doğrudan Fetullah Gülen’i (herhalde o telefonda da Bylock vardır) arayıp geçmiş olsun diyenlerle de aynı irtibatlar bulunabilir” dedi.

Darbe girişiminin planlayıcısı olduğu ileri sürülen Fethullah Gülen, 24 Ekim 2013’te, geçirdiği rahatsızlık dolayısıyla kendisini arayan isimlere iki ayrı ilan yayınlayarak teşekkür etmişti.

Gülen’in teşekkür ettiği isimler arasında dönemin cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da yer almıştı.

Aralarında Can DündarAkın AtalayAhmet Şık, Bülent UtkuKadri Gürsel ve Aydın Engin‘in de olduğu 19 kişiye ‘FETÖ’ suçlaması yöneltilen iddianamede, bu kişilerin ByLock kullanıcılarıyla yoğun irtibatının olduğu öne sürülüyor.

Yıldıray Oğur’un “Âdeta bir iddianame ve herkes için adalet”başlığıyla yayımlanan (7 Nisan 2017) yazısı şöyle:

15 Temmuz İddianameleri yazılarına başka bir iddianame nedeniyle kısa bir ara…
Bu kez karşımızda “Cumhuriyet Gazetesi İddianamesi” var. 435 sayfalık iddianame 19 sanık var. Bunlardan 10’u 5 aydır tutuklu, Can Dündar yurt dışında. Sanıklardan 18’i gazeteci ve Cumhuriyet çalışanı. 19. sanıksa çok ilginç;  Jeansbiri hesabıyla bilinen ve daha sonra Elazığ’da FETÖ’nün bir kolejinde öğretmen olduğu ortaya çıkan Ahmet Kemal Aydoğdu.
Bu iddianamede onun ne işi olduğu sorusunu iddianamenin genel mantığı düşünüldüğünde tuhaf bulunmayacak bir soru.
İddianame bir Yunus Nadi alıntısıyla başlıyor:
“07 Mayıs 1924 tarihinde Atatürk’ün talimatı ile yayın hayatına başlayan Cumhuriyet gazetesinin ilk sayısının ilk sayfasında gazetenin kurucusu olan Yunus Nadi, gazetenin amaç ve hedeflerini şöyle belirtiyor: Cumhuriyet sadece Cumhuriyetin daha aleni ve şamil ifadesi ile demokrasinin müdafisidir. Cumhuriyet ve Demokrasi fikir ve esaslarını ihlal eden, yıkan, yıkmaya çalışan her kuvvetle mücadele edecektir.”
İstiklal Mahkemeleri, devrim adı altındaki hukuksuzlukları, ardından sırayla bütün darbeleri desteklemiş, 1971’de, 1997’de, 2000’lerin ortasında yöneticileri askerlerle yakın ilişki içinde çalışmış ve bundan beş yıl önce Yunus Nadi çizgisindeki bu yayın çizgisi sebebiyle Ergenekon iddianamelerine “ETÖ”nün (Ergenekon Terör Örgütü) sözcüsü olarak girmiş gazetenin tarihine bu atfın sebebi iddianamedeki iddiaların özeti olan şu cümle:
“Cumhuriyet gazetesine, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY tarafından özellikle 2013 yılından itibaren âdeta el konulduğu, şüpheli Can Dündar’ın gazetenin başına geçmesi ile birlikte gazetenin, kurucusu Yunus Nadi’nin yukarıda belirtilen amaç ve hedeflerinin dışına çıkarak farklı bir yörüngeye oturduğu belirlenmiştir. Gazete bu dönemde âdeta FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C terör örgütlerinin savunucusu ve kollayıcısı olmuştur.”
Dikkatinizi çektiği üzere bu paragrafta iki çok ciddi suçlama var. Bu iki büyük suçlamayı tekrar okuyalım:
“Cumhuriyet gazetesine, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY tarafından özellikle 2013 yılından itibaren âdeta el konulduğu…”
“Gazete bu dönemde âdeta FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C terör örgütlerinin savunucusu ve kollayıcısı olmuştur.”
Bu iki cümledeki ortak kelime de dikkatinizi çekmiştir. Her iki iddianın başındaki kelime yani “âdeta”… İddianamenin 30 sayfasında en ciddi iddiaların karşısında bu kelime karşımıza çıkıyor.
Cumhuriyet gazetesinin son üç yılda çok değiştiği, daha önce operasyonlarına maruz kaldığı FETÖ’cü savcıların ve polislerin 17/25 Aralık 2013’ten sonra seslerini duyurdukları, ‘hendek terörü’ sırasında PKK’nın yalanlarının dolaşıma çıktığı bir mecraya döndüğü üzerine bu sütunda da çok şey yazıldı. (İddianamede savcılar Cumhuriyet’in yayın çizgisine dönük iddialarına delil olarak ODA TV’de çıkan yazılar ve Serbestiyet’te Halil Berktay’ın yazdığı bir yazıdan alıntılar yapmışlar) Muhtemelen bunları yazarken elimizde somut bir kanıt olmadığı için iddialı cümlelerimizin önünde “âdeta” kelimesini de kullanmış olabiliriz.
Ama herhâlde 5 aydır 10 kişiyi tutuklu yargılayabilmek için savcıların elinde “âdeta”dan öte kanıtlar olmalıydı.
Bu kanıtları bulmak için, mesela en çok merak ettiğim Can Dündar’ın darbeden 10 gün önce yurt dışına gitmiş olmasının bir tesadüf olup olmadığını öğrenebilmek için iddianameyi okumaya başladım.
İddianamenin girişinde savcılar ellerindeki kanıtları şöyle saymışlar:
“Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın BYLOCK iletişim kayıt ve analiz raporu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün BYLOCK analiz raporları, HTS kayıtları, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün teftiş raporları, bilirkişi raporları, MASAK raporları, açık kaynak tespit tutanakları, arama, yakalama, el koyma tutanakları, şüpheli ve tanık beyanları, Cumhuriyet gazetesi nüshaları, şüphelilere ait köşe yazıları, gazete içeriğindeki haberlere ait internet çıktıları, şüphelilere ait adli sicil kayıtları, nüfus kayıt örnekleri ve tüm soruşturma evrakı…”
Gazete haberlerini zaten biliyoruz. Çoğu 2 ve 1 yıllık haberler için herhâlde zamanında suç vardıysa basın savcılıkları soruşturma açmışlardır (Bunların bir kısmında beraat çıktığı haberleri var)
İki temel iddia hakkında bilmediğimiz kanıtlar için geriye Bylock analiz raporları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü bilirkişi ve MASAK raporları kalıyor.
İlkini sona bırakalım.
Önce Cumhuriyet gazetesine FETÖ’nün el koyduğu iddiasının kanıtları.
Bu iddianın temeli 2 Nisan 2013’te Cumhuriyet Vakfı’nda yapılan seçimle İlhan Selçuk’tan sonra vakfı idare eden eski yönetimin yerine şimdi neredeyse tamamı hapiste olan yeni yönetimin seçilmesi. Bu iddianın tanıkları vakfın eski yöneticileri; İnan Kıraç ve Alev Coşkun. Peki ne olmuş bu seçimde? İddianameden okuyacağız yine:
“Tanık İnan Kıraç’ın beyanında, seçimin yapılacağı günlerde Fransa’da bulunması gerektiğini yönetim kurulu başkanı Orhan Erinç’e bildirdiğini ve toplantının 1 hafta ertelenerek Türkiye’ye döndüğünde yapılmasını istediğini ancak M. Orhan Erinç’in o dönemde tutuklu olan Mustafa Balbay’ın da toplantıya katılamayacağını, vekaleten oy göndereceğini, kendisinin de bu yolla oyunu gönderebileceğini söylemesine rağmen 02/04/2013 günü yapılan toplantıda zarf içinde gönderilen oyunu geçerli saymadığını, bu durumun seçim sonucunu etkileyerek Aydın Aybay’ın yerine yönetim kuruluna Önder Çelik’in seçilmesine neden olduğunu, bu sürecin sonunda 90 yıllık Cumhuriyet gazetesi çizgisinin tamamen kaybolduğu…”
Olay bu. Ancak Vakıflar’a yapılacak usulsüzlük itirazına konu olabilecek vakıf içi bir hizip kavgası. İddianamede yer alan 17 tanıktan 14’ü gazetenin bu politika değişikliğinden sonra ayrılan yönetici ve çalışanları olduğuna göre epey sert bir kavga. Ama onların tanıklıklarında da gazetenin yayın çizgisinin değiştiği dışında somut bir bilgi yok.
Belki bu somut, para akışını gösteren kanıtlar MASAK raporlarındadır diyerek onları okuyoruz.
Cumhuriyeti çıkaran Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. unvanlı firmanın hesabına, Feza Gazetecilik’ten 30.09.2011 ve 20.03.2015 tarihinde toplam 29.500,00 TL para gönderilmiş.
Cumhuriyet’i çıkaran Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. unvanlı firmadan 2014-2016 yılları arasında 3 işlemle Cihan Haber Ajansı’na toplam 51.193,67 TL para gitmiş. Yine aynı firmadan 2014-2016 yılları arasında 8 işlemle toplam 41.490,85 TL gönderilmiş. Cumhuriyet 4.300 TL Kozan Holding’e, 1.000 TL de İpek Üniversitesine göndermiş. Yani günün sonunda Cumhuriyet’in FETÖ şirketlerine para akıttığını söyleyebilirmiş savcı ama herhalde bu trafiğin ajans ücreti ve baskı maliyetleri yüzünden olabileceğini düşünerek bunları kanıt olarak şüpheliler hakkındaki suçlamalara koymamış. O yüzden bütün sanıklarla ilgili suçlamaların altında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün raporlarında Cumhuriyet Vakfı’nda tespit edilen iki usulsüzlük konmuş. Ama ancak bir iş makinesinin konusu olabilecek mali usulsüzlüklerle davanın ana iddiasının ilgisinin ne olduğunu anlamak mümkün görünmüyor. Yine de iddianameden bir okuyun:
“Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 08/03/2017 tarihli yukarıda da açıklanan teftiş kurulu raporu uyarınca 04/06/2015 tarihli vakıf yönetim kurulu kararına rağmen vakıf yönetim kurulu kararı alınmadan vakıftan borca batık şirkete karşılıksız olarak borç verilmesi işleminde ve vakıf kaynaklarının bedelsiz olarak kullandırıldı…”
“Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 08/03/2017 tarihli yukarıda da açıklanan teftiş kurulu raporu uyarınca vakfın İstanbul Şişli’de bulunan taşınmazının 2.400.000 TL bedel üzerinden 17/12/2015 tarihinde satıldığı, detayları bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde vakfın bu satış dolayısıyla en az 100.000 TL en çok 933.333 TL zararının oluştuğu…”
Peki doğrudan kişilere para akıtmış olabilir mi FETÖ? Bakalım. Önce Can Dündar. Gazetelerde epeyce haber olmuş, evini fahiş fiyata MİT tırlarını durduran generalin avukatının ortağının aldığı iddiası için şöyle yazılmış iddianamede:
“Açık kaynaklardan yapılan araştırmada Can DÜNDAR’ın Ankara Karakusunlar Mahallesinde bulunan villasını; kamuoyunda MİT TIRLARI olarak bilinen soruşturmada tutuklanan Tuğgeneral H.C.’nin avukatlığını yapan S.A.’nın ortağı avukat B.M.Y.’a sattığı yönde bilgiler rastlanıldığı, ancak Can DÜNDAR’ın verilerinde söz konusu satış işlemine rastlanılmamıştır.”
En ilginç tespitler Vakıf Başkanı avukat Akın Atalay’la ilgili.
“8.03.2011 tarihinde gerçekleştirdiği işlemle 2.500,00 TL tutarında EFT gönderdiği H.A. isimli şahıs hakkında MASAK veri tabanında yapılan araştırma neticesinde; Şahsın oğlu olan A.K., MASAK Başkanlığı tarafından … Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosuna gönderilen… sayılı Analiz Raporunda, yurt dışındaki ATM’lerden çekilmek üzere birbirlerinin hesaplarına havale, EFT ve nakit yatırma işlemleri yoluyla para aktaran ve bu nedenle birbirleriyle ilişkili oldukları anlaşılan şahıslardan Ş.A.’ya ait olan… Uluslararası İş Geliş ve Eğitim Dan. Tan. Tic. Ltd. Şti.’nin mal ve hizmet satışı yaptığı gerçek kişiler arasında bulunduğu tespit edilmiştir.”
Aynen böyle. Yani özetlersek “Akın Atalay, 6 yıl önce birine 2.500 TL göndermiş. Bu kişinin oğlunun iş yaptığı birinin şirketi sakıncalı bir şirketmiş…”
Son olarak Aydın Engin’le ilgili rapora da bakıp Bylock bölümüne geçelim:
“T.K. isimli şahıs 23.07.2012 tarihinde Aydın ENGİN’in hesabına toplam 821,00 TL havale gönderdiği belirlenmiş, yapılan havale işleminin detaylı dökümü aşağıda gösterilmiştir. T.K. isimli şahsın açıktan hırsızlık olayına şüpheli olarak karıştığı, Tem WEB kayıtlarında ise Sol örgütlerden kaydı bulunan U.Ö. isimli şahıs ile HTS kaydı bulunduğu tespit edilmiştir…”
Diğer pek çok sanık hakkında böyle bir tespit dahi yok. Zaten bu ‘mali tespitleri’ de savcılar sanıklar hakkındaki suçlamalar içine koymamışlar haklı olarak.
O zaman geriye kaldı Bylock irtibat raporları. Raporun adı: “İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan 25/03/2017 tarihli analiz raporu.”
İddianamedeki 19 sanıktan sadece birinin telefonunda bylock bulunmuş. O da jeansbiri twitter hesabının sahibi olan FETÖ’ye bağlı Elazığ’daki kolejde öğretmenlik yapan kişi. Onun diğer sanıklarla hiçbir ilişkisi yok. 18 çalışanı ile birlikte yargılandığı Cumhuriyet’le ilişkisi ise AKP’lilerin silahlandığıyla ilgili attığı tweetin Cumhuriyet’te haber yapılmış olması.
Gelelim Bylock irtibatları meselesine. Burada sanıkların telefonuyla Bylocklu telefonlar arasında tespit edilen “irtibat”ın nasıl olduğunu iddianameden anlayamıyoruz. Bu bir telefon konuşması mı? Bir SMS mi? Yoksa sosyal medyadaki bir irtibat mı? (like, RT vb) Hiçbir ayrıntı, bilgi yok.
Ama daha tuhafı pek çok sanık açısından bu irtibatların ne zaman olduğunu da bilmiyoruz. Pek çok sanık diyoruz, çünkü bunun istisnaları var, o daha da meseleyi karıştırıyor.
Örneğin iddianameye göre;
“Şüpheli Aydın ENGİN’in adına kayıtlı ……. 96 56 no.lu hattın, FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN İSRAİL İMAMI HARUN TOKAK’ın kullanımında bulunan ……4417 no.lu hattı ile (29/06/2008 tarihinde) irtibatı” var. Muhakkak tarihe dikkat ettiniz. Evet, 2008 yılından bahsediyor. FETÖ’nün cemaat, Harun Tokak’ın elinden ödüller almamış kalmayan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı ve Bylockun ise henüz keşfedilmediği zamanlardan…
Yine şüphelilerden Mehmet Orhan Erinç’le,  Halit Esendir arasındaki telefon irtibatlarının tarihleri de şöyle;  30/04/2010, 03/05/2010, 27/05/2010, 27/09/2010, 08/06/2010 ve 17/04/2013.
Eski Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Basın Konseyi üyesi Orhan Erinç’le, 2007’de cemaatin öncülüğünde Basın Konseyi’ne karşı hükümete yakın medyanın kurduğu Medya Etik Konseyi’nin başkanı Halit Esendir arasında yine henüz çamlar bardak olmamışken ve Bylock diye bir şey yokken telefon irtibatı. (İstenirse benzer telefon irtibatları bulunabilecek insanlar için https://www.youtube.com/watch?v=sxg-wdGbk5M)
Yine Bylocklularla konuştuğu tarihler verilmiş şanslı sanıklardan Can Dündar’ın 2007, 2008, 2009, 2010 yıllarında ve 02/04/2014, 03/04/2014 tarihlerinde Önder Aytaç’la, 11/02/2015, 03/03/2015, 10/03/2015, 30/05/2015, 17/07/2015 ve 24/07/2015 tarihlerinde Ekrem Dumanlı’yla telefon irtibatının bulunduğu tespit edilmiş.
Bu tarihlerden Bylocklu telefonlarla irtibat raporunda bakılan tarih aralığının 2007’lere kadar uzandığını öğreniyoruz. Henüz Bylock’un dahi olmadığı zamanlara. Anlaşılan yapılan Bylock çıkan telefon numaralarıyla, sanıkların telefon numaralarını birlikte aratıp, çıkan bütün temasları rapora koymak olmuş. 17/25 Aralık 2013 sonrası gibi bir kritere de bakılmamış.
Böyle yapılırsa örneğin 2013’ün Kasım ayında hastalığı için doğrudan Fetullah Gülen’i (herhalde o telefonda da Bylock vardır) arayıp geçmiş olsun diyenlerle de aynı irtibatlar bulunabilir.
http://www.radikal.com.tr/turkiye/fethullah-gulenden-iki-tesekkur-ilani-1157061/
Ayrıca 17/25 Aralık 2013’ten sonraki bir tarihte Bylocklu bir numarayla telefon irtibatının olması neyi açıklayabilir. Birisi size aramış, mesaj atmış ya da irtibattan kastedilen neyse onu yapmış olabilir. Telefonunda Bylock olan biriyle telefonda da konuşmuş olabilirsiniz. 15 Temmuz 2016’dan sonra herkesin ne olduğunu öğrendiği Bylocuklu bir telefonla konuştuğunu kim nereden bilebilir? Nitekim 15 Temmuz darbe girişimine kadar pek çok siyasetçi, bürokrat ve gazeteci telefonunda Bylock çıkan darbeci generallerle, yaverlerle, polislerle, savcılarla konuştu. Telefonunda Bylock olduğu darbeden aylar sonra ortaya çıkan meşhur Kaymakam’la örneğin? Bu, bunu yapanlar hakkında bize ne diyebilir?
Sanıkların 2007’den beri, daha sonra telefonunda Bylock çıkacaklarla tüm telefon irtibatlarının dökümü olduğu düşünüldüğünde şu sayılar muhtemel Türkiye ortalamasının (medya ortalamasının muhakkak) altında bile sayılabilir:
Can Dündar 10, Akın Atalay 5,  Orhan Erinç 3, Bülent Utku 7, Murat Sabuncu 8, Güray Öz 1, Önder Çelik 3, Turhan Günay 4, Musa Kart 2, Hakan Karasinir 2, Mustafa Kemal Güngör 4, Aydın Engin 13, Hikmet Çetinkaya 3, Bülent Yener 3, Günseli Özaltay 6, Ahmet Kemal Aydoğdu (jeansbiri) 52, Ahmet Şık 0, Kadri Gürsel 92.
En dikkat çekici olan Kadri Gürsel’in sayısı. Bu 92 irtibatın ne olduğuyla ilgili döküme baktığınızda hiçbirinin tarihi olmadığı gibi o mu aramış, onu mu aramışlar, konuşmuş mu, SMS mi gelmiş yoksa sosyal medyada bir irtibat mı da belirsiz.
Bazılarının meslekleri verilmiş. Abdülhamit Bilici, birkaç emniyet müdürü dışında çoğunluk Rize’de, Trabzon’da, Sivas’ta öğretmenler, Adana Ceyhan’da emekli müezzin, Kocaeli’de belediye işçisi, Karaman’da bir öğretmen, Tokat’ta bir komiser, Çanakkale’de Ulaştırma Bakanlığı memuru gibi isimler.
Kadri Gürsel’in iddianamedeki bu iddiaya cevabını aktaralım:
“Bu dayanaksız iddiaya karşı acil yanıt verme hakkı talep ediyorum. Bu verilere nasıl ulaşıldığına ilişkin bazı tahminlerim var. 2014 baharında olsa gerek, FETÖ’ye ilk tutuklama dalgası başladığında Fetullahçı olduğunu sandığım insanlardan yüzlerce SMS gelmişti. Polisteki tutuklanma dalgasına karşı medyayı harekete geçirmek için SMS atıyorlardı. Ben televizyonda program yapan aktif bir gazeteci olduğum için bana bu maksatla atılan kısa mesajlar irtibat olarak görülmüş olabilir. Ama ben onlarla asla irtibata geçmedim. Cevap bile vermedim. Değişik meslek ve yörelerden bu kadar çok insanla benim irtibatlı olmam hayatın doğal akışına da aykırıdır. İkinci bir ihtimal ise tutuklandığım sırada sayıları 350 bini bulan Twitter takipçilerim arasında olduğunu sandığım ByLock’çuların tweet’lerimi retweet etmiş olanlar olabilir. Bu irtibat olarak gösterilmiş olabilir. Benim yargıya çağrım şudur: Kamuoyunu yanıltmak yerine, bu hatlar ile isnat edilen irtibatın niteliğini açıklamalarıdır. Telefon mu ettiler, SMS mi attılar, retweet mi yaptılar? Ben onları aradım mı?..”
Daha fazla uzatmayalım.
(Bu arada iddianamede Can Dündar’ın darbeden 10 gün önce yurt dışına gitmesinin bir tesadüf olup olmadığı sorusuyla da ilgilenmemiş savcılar)
Herhalde bu delillerle pek çoğu 60’ın üstünde olan bu insanların 5 aydır tutuklu yargılanmasının nasıl büyük büyük bir adaletsiz olduğu anlaşılmıştır. Bunu söylemek için Kadri Gürsel (yazıyı yazarken beni Twitter’da bloklamış olduğunu keşfettim) ya da Cumhuriyet fanı olmanıza gerek yok.
Yıllarca FETÖ henüz ‘cemaat’ken onunla mücadele etmiş laik-Kemalist gazetecileri, ‘İmamın Ordusu’ diye bir kitap yazdığı için tutuklanmış Ahmet Şık’ı, 80’lerden beri Fetullah Gülen aleyhine yazan Hikmet Çetinkaya’yı bu davadan yargılamak yetmezmiş gibi, bunu ‘cemaat’te çok uzun yıllar yöneticilik yapmış, daha sonra yollarını ayırmış Latif Erdoğan ve Hüseyin Gülerce’nin tanık olduğu bir iddianameyle yapmak sahiden mizah olabilir. Bu soruşturmayı ilk önce  bir FETÖ soruşturmasında sanık olan bir savcıya vermiş olmak ise kara mizah.
Ve maalesef bu mizah hiç komik değil. Ve beş aydır sadece 15 Temmuz darbesine ve FETÖ’ye karşı yüzde yüz haklılık zemininin içeride ve dışarıda erimesine hizmet ediyor.
En sevmediğimiz insanlar için bile adaleti savunmanın hepimizin birinci vazifesi olduğu faslına hiç gelemedik bile…

Kaynak : http://t24.com.tr/

Ali Bayramoğlu: Kesin olarak hayır oyu vereceğim; ben değişmedim, Ak Parti değişti

Fotoğraflar: Gazete Duvar’dan Mert Volkan

Bence Abdullah Gül gizli hayırcı; Erdoğan’ın demokrat olmadığını ilk günden görüyorduk

Gazeteci yazar Ali Bayramoğlu, anayasa değişikliği referandumunda kesin olarak ‘hayır’ oyu vereceğini açıkladı. 2003’ten 2013’e kadar AKP’yi desteklediğini hatırlatan Bayramoğlu, “Birincisi reformist politikalar. Benim gibi insanların desteğinin ikinci bir nedeni de Ak Parti’nin ortaya koyduğu liberal politikalardı. Hata yapmış olabilirim, yanlış yapmış olabilirim. Ama şunu açık söylüyorum ki, ben değişmedim, Ak Parti değişti” dedi.

Bayramoğlu, Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman‘ın “Referandumda ‘Hayır’ cephesinde yer alan insanların büyük çoğunluğu yabancılaşmış parçamız” şeklindeki sözlerinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın yaptıklarıyla örtüştüğünü savundu. Bayramoğlu, “Hayrettin Karaman’ın yazdıklarıya Erdoğan’ın yaptıkları çok örtüşüyor diye bütün muhafazakâr kesimi veya Ak Partili seçmeni bu zihniyet kalıbı içerisinde tanımlamanın doğru olmadığını düşünüyorum” diye ekledi. “Erdoğan ve çevresi açısından baktığımızda bu, narsistik bir otoriter popülizmin İslami ya da yerel-milli tarifi” şeklinde yorumlayan Bayramoğlu, “Ak Parti’ninki sadece bir siyasi parti öyküsü değil, aynı zamanda siyasi elitlerin, dindar-muhafazakâr elitlerin de öyküsüdür. Bu elit içinde bir ayrışma, toplumsal kesimlerde ise evrensel değerlerle tanışma yaşandı” yorumunda bulundu. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında “Bence gizli bir hayırcı” diyen Bayramoğlu, “Erdoğan demokrat değildi. İlk günden itibaren bunu görüyorduk. Ama demokrat olmayan bir adamın İslami kesimi sırtına alıp ‘Ben Avrupa Birliği’ne gireceğim, Kopenhag Kriterlerini uygulayacağım’ demesi herhalde hafife alınacak bir şey değildi” diye konuştu.

Ali Bayramoğlu’nun Gazete Duvar‘dan İrfan Aktan‘a verdiği söyleşi şöyle:

– Sonu başa alalım: “Evet” mi “Hayır” mı?

Ben kesin olarak Hayır oyu vereceğim ve Hayır çıkmasını temenni ediyorum.

– Temenni bir yana, sizce ihtimal nedir?

Buna yanıt vermek çok zor. Çünkü özellikle muhafazakâr kesim içinde, kapalı ve nasıl davranacağı belli olmayan, araştırmacıların bile haklarında net bir fikir beyan edemedikleri bir grup var. Sonuç, bu grubun nasıl davranacağına bağlı olarak değişebilir.

“Ak Parti’ninki dindar-muhafazakâr elitlerin de öyküsüdür”

– Bu kesim kimlerden oluşuyor?

Muhafazakâr kesim içinde memnuniyetsiz bir grup olduğunu biliyoruz. 7 Haziran seçimlerinde yüzde 40’lara indi Ak Parti oyları. 1 Kasım’da bu oylar geri geldi ama Haziran’dan itibaren Ak Parti seçmeni içinde bir memnuniyetsiz kitle olduğu görülüyor. Bu memnuniyetsizlikle ilgili somut araştırmalar yapılmadı ama Ak Parti’liler bunu çözüm sürecindeki korkuya bağladılar. Ben, Ak Parti’nin yıpranma sürecinin bunda etkili olduğunu düşünüyorum. Yolsuzluk tartışmaları, iktidar içi kavgalar, Tayyip Erdoğan’ın dili, gerek Milli Görüş hareketinde gerekse Ak Parti’de beklentinin ötesine geçen bir iktidar kişiselleştirmesi bu memnuniyetsiz kitleyi yarattı. Ak Parti’ninki sadece bir siyasi parti öyküsü değil aynı zamanda siyasi elitlerin, dindar-muhafazakâr elitlerin de öyküsüdür. Bu elit içinde bir ayrışma, toplumsal kesimlerde ise evrensel değerlerle tanışma yaşandı.

– Peki bunların memnuniyetsizliklerini yüksek sesle dillendirmemelerini neye bağlıyorsunuz?

Muhafazakâr siyasi geleneğin özelliklerinden biri çok açık siyaset yapmamak, açık ifade etmemek, “bütünü parçalamamak” Bu bir gelenek ve bunu örneğin Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve başka pek çok siyasi aktör için söyleyebiliriz. Ama sokaktaki insanların otoriteyle temkinli ve endişeli ilişkisinin de bunda bir payı olduğunu eklemek lazım. Özellikle son dönemde Ak Parti’nin müdanasız her türlü muhalifi araçsal veya fikirsel bir şekilde tehdit olarak algılayıp paralamasını en iyi yine muhafazakâr kesimler görüyor.

“Karaman ve Erdoğan söylemi arasında fark yok”

– Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman, 26 Mart tarihli yazısında, ‘Hayırcıları’ ‘yabancılaşmış parçalarımız’ olarak tanımlayıp şöyle devam etti: “Müslümanlar Yahudilere, Hristiyanlara ve diğer din mensuplarına aralarında, kendi toplumlarında yaşama hakkı tanıdıklarına, onlarla ‘iyilik ve adalet çerçevesinde’ ilişkiler kurduklarına göre kendi insanlarından olup zaman içinde değerlerine, öz medeniyet ve kültürüne yabancılaşmış parçalarına bunu tanımayacaklar mı? Elbette tanıyacaklardır.” Bu zihniyet İslâmcı cenahta ne kadar egemen?

Siyasi iktidarın merkezi açısından çok egemen. Tayyip Erdoğan ve çevresi açısından baktığımızda bu, narsistik bir otoriter popülizmin İslami ya da yerel-milli tarifi. Dolayısıyla Erdoğan’ın diliyle Hayrettin Hoca’nın dediği arasında bu açıdan çok da fark yok. Ama şunun altını hep çizmek lazım ki, buna itiraz eden Ak Parti’li seçmen ve Müslümanlar veya muhafazakârlar var. Elbette bunlar bir çoğunluk oluşturmuyorlar.

“Görünürlükleri de yok…”

Evet; sandıkta ortaya çıkabilir. Sandıktan Hayır çıkması onları belki daha sonra cesaretlendirebilir, bilmiyorum. Ama Hayrettin Karaman’ın yazdıklarıya Erdoğan’ın yaptıkları çok örtüşüyor diye bütün muhafazakâr kesimi veya Ak Parti’li seçmeni bu zihniyet kalıbı içerisinde tanımlamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Baskın eğilim Karaman’ın veya Erdoğan’ın eğilimi olabilir ama bu siyasetin baskın eğilimidir, sosyolojinin baskın eğilimi olup olmadığı tartışılır.

– 2003’ten itibaren siz dahil pek çok liberal aydın, tam da bu gerekçelerle AKP’yi destekledi. Gelinen noktada, sizin tabirinizle narsistik otoriter popülist eğilimin İslâmcı – muhafazakâr cenahta bir karşılık bulduğu görülüyor. O halde neden Karaman’ın veya Erdoğan’ın eğilimini bu kesime genellemekten imtina ediyorsunuz?

Ben İslami kesim diye bir kategori oluştururken dikkat etmemiz gerektiğini söylüyorum.

– Niye bu dikkate ihtiyaç duyuyorsunuz?

Çünkü bizim geleneksel anlayışımız, ideolojik, İslâmcı bakışla, dindar kitleler arasında bir özdeşlik kurar ve ben bir sosyolog olarak yıllardır bunun karşısında dururum, bununla da mücadele ederim. Bir sosyal kesimin öyküsü bir ideolojiye indirgenemez. Bir sosyal kesimin içinde ana zihniyet, siyaset eğilimleri var. Bunlar, senin söylediğin unsurları besliyor olabilir. Buradan hareketle diyebiliriz ki, muhafazakâr kesimdeki hakim eğilim ataerkil ve otoriter bir eğilimdir. Ama bu kesimde yaşanan pek çok kırılma ve değişimin olduğunu, değişim şansının da hâlâ olduğunu unutmamalıyız.

– Bu değişim ihtimalini atfetmek, bu kesime olan desteği sürdürmenin ifadesi mi?

Hayır, nerden baktığına bağlı. 2003’te Ak Parti’nin iktidara gelişi benim gibi düşünen insanlar için iki şey ifade ediyordu: Birincisi reformist politikalar. Benim desteğim 2003’te başladı, 2011-12’ye kadar sürdü. Düşmeler oldu, keyfimin kaçtığı noktalar oldu. Ama belli bir tarihe kadar bu desteğimi sürdürdüm. Benim gibi insanların desteğinin ikinci bir nedeni de Ak Parti’nin ortaya koyduğu liberal politikalardı. Ben Ak Parti’nin aynı zamanda İslami kesim içinde bir değişim ve dönüşüm imkânı olarak karşımıza çıktığı kanaatini taşıdım. Yaptığım bütün gözlemler bana bununla ilgili ipuçları veriyordu. İktidar deneyimi ve bu tür bir reformizm kaçınılmaz olarak muhafazakâr dünyaya evrensel değerleri sokan, evrensel değerlerle muhafazakâr değerler arasında bir evlilik olmasa bile en azından temasın olduğu bir hususa işaret ediyordu.

“Ben değişmedim Ak Parti değişti”

– Ama gelinen nokta bunun tam tersi istikamete işaret ediyor…

Sosyolojik dönüşüm açısından ben bugün Türk toplumunun çok önemli girdiler elde ettiği kanaatindeyim. Her yerde mi, bütün İslami kesimlerde mi? Elbette değil. Ama gençlerde, üniversitelerde, yetişmekte olan yeni siyasi elitlerde, bir kısım yeni medyatik elitlerde bu tür bir branşlaşmanın olduğunu, bunun da İslami kesimdeki toleransı artırdığını düşünüyorum. Ama politik olarak baktığımızda, maalesef politik reform projeleri tam bir iflasla sonuçlandı. Dolayısıyla bizim desteğimiz bu açıdan geçerliyken, bugünkü iflas ve tersine otoriterleşme de benim açımdan son derece açık ve net bir eleştiri hedefidir.

– Bu aynı zamanda geçmişinize dair bir pişmanlığı da içeriyor mu?

Hayır, bir pişmanlık içermiyor. Hata yapmış olabilirim, yanlış yapmış olabilirim. Gündelik yazı yazan, gündelik tavır alan bir insanım. Siyasi olaylarla atbaşı gidiyorum. Büyük resmi görememiş olabilirim. Ya da atladıklarım olabilir. Ama şunu açık söylüyorum ki, ben değişmedim, Ak Parti değişti.

– Fakat sizin desteklediğiniz dönemde AKP’yi eleştirenler haklı çıktı.

Ak Parti’ye yönelik daha önce yapılmış eleştirilerin bugün Ak Parti’nin konumuyla doğrulanıyor olması benim için çok anlam ifade etmiyor. Ama şunu söyleyebilirim ki, 2003’ten başlayıp 2009’a kadar giden döneme dönüp baktığım zaman, kendime soru soracağım, pişmanlık duyacağım veya yanlış yaptığımı söyleyebileceğim bir şey göremiyorum. Yapmış olabilirim. Karşıma bir yazımı çıkarırsın, “doğru, yanlış yazmışım” diyebilirim. Ama 2009’dan başlayıp 2011’e kadar giden dönem kirli bir dönem. Doğrularla yanlışların çok iç içe girdiği bir dönem. Ergenekon süreci başladığında bunu çok önemsedim ama bir süre sonra Ergenekon sürecinin nasıl kullanıldığını gördüm ve bundan çok endişe duydum.

– İsterseniz 21 Nisan 2010 tarihli bir yazınızı karşınıza çıkaralım. 2010’daki anayasa referandumundan hemen önceye denk gelen yazınızda şöyle demişsiniz: “Dindar-laik karşılaşması farklı değer sistemlerinin bir bünyede yaşamaya başlamasının en önemli üreticisi olmuştur. Seküler, dinî, geleneksel ve modern değer sistemlerinin aynı kişi tarafından tüketildiği bir yapı yeni ve önemlidir. Bu noktalarda derinleşen, engelleri ortada kaldıran Türkiye kaçınılmaz olarak daha özgür olana koşmak zorundadır… 2011 sonrası bunu vaad ediyor…” Son cümle, yanılgınızı gösteriyor.

Tabii ki, 2011 sonrası benim gözümde öyleydi ama maalesef öyle olmadı. O arada benim göremediğim şeyler vardı. Kendimi eleştirmemi ve sorgulamamı istediğini anlıyorum ama müsaade et ki, son cümleden önceki kısmı önemsiyorum. Siyasi kutuplaşma araya girmediği zaman üniversite okuyan Müslüman bir kızın -laik değer sistemle dindar değer sistemini birer çiçek olarak görürsek- bunlar arasında arı gibi nasıl nasıl dolaştığını görebiliyorum.

“Sandık homojenasyondur”

– Bunu tüm İslâmcı kesimlere genellemek mümkün mü?

Elbette bunun sosyolojik bir gerçeklik olduğunu düşünmüyorum. Toplumun tümü değil, öncü grupların mücadelesi ve taşıyıcılığı toplumsal dalgaları belirler. Kürt hareketindeki PKK’nın varlığı gibi veya İslami hareketteki Milli Görüş’ün varlığı gibi. Bunları hafife alamazsanız. Bunlar sadece siyasi-ideolojik dalgalar değil, aynı zamanda kendi içlerinde siyasi-ideolojik dönüşümü barındırırlar. Elbette taşraya gittiğinde, Batman’da örneğin Hizbullahilerle karşılaşırsın veya Konya’ya gittiğinde başka eğilimleri görürsün. Keza Türkiye’de IŞİD tarzı bir radikalleşmenin olmadığını da söyleyemeyiz. Ama ana dalgaları itibariyle baktığımızda ben Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül, Ömer Dinçer tarzı, özgürlük fikriyle, evrensel değerlerle temas etmiş, pasif pozisyonda olsa da, kendisini yeniden üretme imkânına sahip bir dokunun oluştuğunu görüyorum. 28 Şubat öncesinde demokrasi kelimesine, bu saydığım isimler bile mesafeli yaklaşırlardı. Ama toplumun tümü açısından böyle bir değişim oldu mu, hayır. Benim o dönemdeki bakışım ve arayışım buydu. Biraz hayal etmiş olabilirim, biraz yanılmış olabilirim.

– Az önce saydığınız isimler, örneğin Ahmet Davutoğlu gibi, sizin tabirinizle “evrensel değerlerle tanışmış” görünen muhafazakâr aktörlerin, Kürt meselesi başta olmak üzere son derece yıkıcı politikalara imza attıkları da bir gerçek.

Politika başka bir şey, değerler başka…

– Fakat o değerler politik alanda karşılık bulmadı…

Abdullah Gül mükemmel ve doğru politikaların peşindedir demiyorum. Dediğim, Tayyip Erdoğan’dan farklı olarak Batı değerleriyle buraya ait değerler arasında köprü kurmaya çalışmış olmaları.

– Peki İslâmcı-muhafazakâr kesimin Gül gibi aktörler yerine Tayyip Erdoğan gibi bir ismi lider olarak yüceltmesi size ne anlatıyor?

Erdoğan’ın kişisel meziyetleriyle birlikte nerede ne yapacağını bilen bir siyasetçi olduğu açık. Ayrıca iş oya, sandığa geldiğinde, az önce söylediğim heterojen toplum bitiyor. Sandık tam homojenizasyondur ve sandıkta çoğunluğun değerleri ortaya çıkar.

– 12 Eylül 2010’daki referandumda “Evetçi”ydiniz. O zaman “Hayır” diyen solcularla boykot diyen Kürtleri eleştiriyordunuz. O kesim ise bugün olduğu gibi o zaman da AKP’nin referandumu gücüne güç katmak için yaptığını söylüyordu. Siz neden o zaman “Evetçi”ydiniz ve şimdi neden “”Hayır”cısınız?

Bugün neden “Hayır”dayım; çünkü mevcut anayasa paketinin antidemokratik olduğunu, bir kişinin iktidarını, keyfiliği kurumsallaştıracağını düşünüyorum. Türkiye’nin önümüzdeki on yıllarda başına bela olacak bir paket olduğu kanaatindeyim. İkincisi de, yüzde 51 “Evet”in 15 Temmuz sonrası oluşan siyasi ortamın meşrulaşması ve doğrulanması olarak Erdoğan ve arkadaşları tarafından kullanılacağını düşünüyorum. Dolayısıyla Hayır’a meyletmemin nedeni Ak Parti’yi destekleyip desteklememekle ilgili bir mesele değil, belli bir dönemde, belli bir politikayı destekleyip desteklememektir. Şu anda ortada desteklenecek değil, eleştirilecek bir şey var.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Sayfa1 → 431234Son Sayfa »