Kılıçdaroğlu’nun dosyasından, ’17 Aralık’ta ‘Kucağa düşecek’ denen işadamı da çıktı

Sıtkı Ayan

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarıyla ilgili iddiasının odağındaki işadamı Sıdkı Ayan’ın adı, 17-25 Aralık sürecinde geçiyordu. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Ayan için, “Kucağa düşecek” dediği öne sürülmüştü.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına göre, Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarının para gönderdiği Man Adası’ndaki şirketi Sıdkı Ayan kuruyor, daha sonra Kasım Öztaş’a devrediliyor. Erdoğan’ın ailesi ve yakınları bu şirkete peyder pey gönderiyor.

Ayan 2013’te İran ve Türkmen doğalgazını Türkiye üzerinden Almanya’ya taşıyacak boru hattını inşaa etmeye talip olmasıyla gündeme gelmişti. 11.5 milyar dolara mal olacak proje için devlet teşviği verilmesi gündemdeydi. Ayan daha sonra yaptığı açıklamalarda bu teşviki almadığını söylemişti.

17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları sürecinde Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği öne sürülen bir telefon görüşmesinde, Bilal Erdoğan olduğu belirtilen kişi Ayan’ın 10 milyon dolar önerdiğini söylüyor, buna karşılık Tayyip Erdoğan olduğu belirtilen kişi miktarı yeterli bulmayarak, “Sakın alma. Kucağımıza düşecek” diyordu.

Hükümet bu tape dahil tüm kayıtların ‘sahte’ olduğunu savunmuştu.

New York’taki ‘Sarraf davası’nın dosyasına Ayan’ın adının karıştığı gelen haberler arasındaydı.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

YouTube Preview Image

Erdoğan ve belediye başkanlarına suç duyurusu: ‘İstifa ettirmek anayasaya aykırı’

Ankara’da Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) kurucu başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu liderliğindeki bir grup, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve istifa eden belediye başkanları hakkında suç duyurusunda bulundu.

Sendika.org’un haberine göre savcılığa sunulan dilekçede, Erdoğan, Yıldırım ve başkanlar ‘anayasayı ihlal’ ve ‘siyasi hakları kullanmayı engellemek’le suçlandı.

Dilekçede şöyle dendi: “İstifa ettirenler, anayasanın dışına çıkmış, istifa edenler de daha önce istifaları gündemde değilken, ortaya çıkan bu irade karşısında, istifalarını isteyenlerin eylemlerine iştirak etmişler ve bu suçu birlikte işlemişlerdir.”

Fotoğraf: Reuters

‘Baskıyla istifa etti’

Eminağaoğlu, belediye başkanlarının seçilme yeterliliğini mahkumiyet kararıyla kaybetse bile Danıştay tarafından görevine son verilebileceğini belirterek belediye başkanlarının kendi iradelerinin dışında, AKP yöneticilerinin istek ve baskıları sonucunda istifa ettiğini söyledi.

Şimdiye dek İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Düzce Belediyesi Başkanı Mehmet Keleş, Niğde Belediyesi Başkanı Faruk Akdoğan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Recep Altepe, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Edip Uğur istifa etmişti.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

”İSTİFA ETMEMENİN NETİCESİ AĞIR OLUR”

YouTube Preview Image

Recep Tayyip Erdoğan;İstifa etmezlerse gereği yapılacak

YouTube Preview Image

ERDOĞAN ; 3 BEL. BAŞ . İSTİFA ETTİ .! 3 ‘ BELEDİYE BAŞKANI’DA İSTİFA ETMELİ.!!

YouTube Preview Image

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Belediye başkanlarımız yetkiyi saraydan almıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendi belediyelerine müfettişin gelebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi: “Bu, ‘Bizimkiler suçluydu’ demek.”

Erdoğan, ‘kulağına AKP’li olmayan bazı belediyelerle ilgili de sorunlar geldiğini’ ifade ederek “İlgili partiler problemi kendileri çözmek isterlerse gereğini yaparlar. Aksi takdirde mülkiye müfettişleri devreye girmek durumunda kalabilir” demişti.

Bursa’nın İnegöl ilçesinde işadamlarıyla bulunan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’nın sözlerinin itiraf niteliğinde olduğunu söyledi.

Fotoğraf: DHA

Bu, ‘Bizim belediye başkanları suçluydu. Ben gereğini yaptım. Diğer partilerin de belediye başkanları suçlu. Onlar da gereğini yapsın’ anlamına geliyor” diyen CHP lideri, kendi başkanlarının suçlu olmadığını kaydetti.

İstifa eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur’un ailesinin tehdit edildiği yönündeki sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, halkın seçtiği başkanlara saygılı olduklarını, tehdit ve şantajların demokraside yeri olmadığını aktardı.

CHP lideri sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim zaten belediye başkanlarımızın hemen hemen 24 saatinde müfettişler var. Biz çekinmiyoruz ki. Ne eksiğimiz var? Kendilerinin hesabını veremeyeceği çok şey var. Bizim bu millete hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yoktur. Ne yapıyorsak milletin gözleri önünde yapıyoruz. Belediye başkanlarına talimatımdır, her kuruşun hesabını belde halkına vereceksiniz. Bizim bütün belediye başkanlarımız, bu görevlerini yapıyor. Her şey hükümetin bilgi ve denetimindedir. Gizlenecek, saklanacak hiçbir şeyimiz yoktur. Bizim belediye başkanlarımız yetkiyi saraydan almıyor, halktan, milletten alıyor. Hesabı da millete veriyor. Siyaset anlayışımız da budur.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Erdoğan’a ‘Diktatörün şeddelisi’ diyen Tezcan’a AKP’den yanıt: Tek faşist CHP’dir

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Faşist diktatör” diyen CHP Sözcüsü Bülent Tezcan’a, Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’dan yanıt geldi: “Tek faşist CHP’dir.”

Tezcan, Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle adli kontrol şartı uygulanıp, yurt dışına çıkış yasağı getirilen Tekirdağ’ın Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat’a destek vermek için yaptığı konuşmada şunları söylemişti: “Şimdi Ekrem başkan bu lafı dedi demedi ben onu bilmem. Ama Tekirdağ meydanında ben söylüyorum: Recep Tayyip Erdoğan, faşist diktatördür. Hem de onların anladığı dilden söylüyorum. Şeddelisidir diktatörün şeddelisidir hem de.”

Fotoğraf: Reuters

Bozdağ demediğini bırakmadı

Bakanlar Kurulu sonrası gazetecilere konuşan Bozdağ’a Tezcan’ın sözleri soruldu.

Tezcan’ın ‘kabul edilemez’ bulduğu sözlerini “Büyük bir edepsizliktir, ahlaksızlıktır, terbiyesizliktir, seviyesizliktir”diyerek değerlendiren Bozdağ, ‘halkın seçtiklerine tahammülsüz’ CHP’nin daha önce de Adnan Menderes hakkında aynı ifadeleri kullandığını söyledi.

CHP’nin ‘halkın adamı’ dediği Turgut Özal’ı da itibarsızlaştırmak için saldırdığını öne süren Bozdağ, “Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti halkının doğrudan doğruya seçtiği Recep Tayyip Erdoğan beye aynı şekilde saldırmaktadırlar” dedi.

‘Türkiye’de tek faşist parti CHP’dir’

Hükümet sözcüsü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de tek faşist parti CHP’dir. Partinin geçmişine baktığınızda geçmişi bunun tanığıdır. Faşist partilerle ilişkilerine baktığınızda da ortadadır. Nazi Almanya’sıyla, Nazi partisiyle, Mussoli’nin İtalya’sıyla yakın ilişkilerde olduğunu hepimiz biliyoruz. Hatta 1940’lı yıllarda nasyonal sosyalist partinin marşı CHP’nin yemekhanesinde müzik olarak yemek vaktinde çalarmış. Onlar da bu marşı dinleye dinleye yemek yerlermiş.”

‘Diktatörlük olmadığını ispatı’

“Türkiye’nin faşist bir devlet olmadığı, Türkiye’de de faşist ve diktatörün bulunmadığının en büyük ispatı, sayın Tezcan gibi birisinin çıkıp bu edepsizliği yapmaya cüret etmesi ve yapmasıdır” diyen Bozdağ, Türkiye’de bir diktatör olsaydı CHP’li siyasetçinin bunları söyleyemeyeceğini kaydetti.

Bozdağ, şöyle devam etti: “Bu bile Türkiye’de faşizmin, diktatörlüğün olmadığının en büyük ispatıdır. Kendi yaptığı terbiyesizlik kendisini tekzip etmektedir. Esasında bu bir akıl ve ruh sağlığı sorunu olan insanların yapabileceği bir iştir. Edep büyük bir taç, onu taşıyanı yükseltir. Cumhurbaşkanı hakkında herkesin bir edep ölçüsü içinde konuşması, eleştiriyi bu çerçevede yapması asgari bir adabın, edebin gereğidir. Ama maalesef biz bunu burada göremiyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendi, bütün siyasi hayatı demokrasimizi kurumsallaştırma, geliştirme, insan hakları konusunda Türkiye’nin standartlarını yükseltmek için büyük mücadeleler verdi, bedeller ödedi.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

AKP’li başkan ağlayarak istifa etti: Tehdit ve baskılar aileme kadar ulaştı, külli iradeye teslim oluyorum!

“Görev yapmam imkansız hâle geldi; üzgünüm, kırgınım, AK Parti’yi de bırakıyorum”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın “En kısa sürede istifa edeceklerine inanıyorum” sözleriyle işaret ettiği isimlerden biri olan Ahmet Edip Uğur, 30 Mart 2014’ten bu yana sürdürdüğü Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden ve AKP’den ayrıldığını duyurdu. İstifasını, Erdoğan’ın talebiyle verdiğini vurgulayan Uğur,  “Üzgünüm, kırgınım” dedi.

Açıklaması sırasında gözyaşlarını tutamayan Uğur, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni ima ederek “Külli iradeye teslim olarak cüzi irademle milletime vefa gösteriyorum” ifadesini kullandı.

Kurulduğu 2002 yılından bu yana AKP’de çeşitli görevler üstlenen Uğur, istifa kararını “vicdan rahatlığı” aldığını belirterek şunları kaydetti:

“Kendi adıma şunu söylemeliyim. Yolsuzluğunuz yok, FETÖ bağlantınız yok fakat ailenize, evinize kadar ulaşan baskılar, hatta tehdide varan müdaleler var. Bu katlanılacak bir durum olmanın ötesine geçmiştir. AK Parti’de siyaset yapma imkanımız ortadan kalkmıştır. Külli iradeye teslim olarak cüzi irademle milletime vefa gösteriyorum. Partime ve başkanlık görevime burada veda ediyorum. Vicdan rahatlığı ile bu kararı almış buluyorum. Hepinize, bütün hemşehrilerime, uzun mesai yıllarımda bana destek olan aileme teşekkür ediyorum.”

Erdoğan’ın, genel başkanlığını yürüttüğü AKP’ye yönelttiği metal yorgunluğu eleştirileri sonrası İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir, Niğde ve Nevşehir belediye başkanlarının istifası gündeme gelmişti. 13 yıldır sürdürdüğü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) görevinden ayrılan Kadir Topbaş, “Her şey affedilebilir, ama adam yerine konmamak asla” derken, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de, istifa açıklamasında 23 yıllık “başarılarını” sıralamış; “Başarısız olduğum için değil, liderimiz istediği için istifa ediyorum” ifadesini kullanmıştı. Gökçek ve Uğur ile birlikte istifaya karşı direndiği iddia edilen Recep Altepe de,  Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı bıraktığını duyurduğu açıklamada “davaya bağlılık” vurgusu yapmıştı.

Ahmet Edip Uğur kimdir?

Ahmet Edip Uğur 7 Nisan 1950 tarihinde Balıkesir’de doğdu. Orta Öğrenimini İstanbul IşıkLisesi’nde, Yüksek Öğrenimini İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı.

Balıkesir Ticaret Odası Başkanlığı, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Balıkesir Şube Başkanlığı yaptı. Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanlığı görevine 2008 yılından bu yana devam ediyor.

Balıkesir Milletvekili olarak 18. Dönemde ilk kez Parlamento’ya girdi. AKP Balıkesir Kurucu İl Başkanlığı’da yapan Ahmet Edip Uğur, 22. 23. ve 24. Dönemde üç defa üst üste Milletvekili seçildi. 2008 yılında “AKP Genel Başkan Yardımcısı” ve “Mali ve İdari İşler” Başkanı olarak görev yaptı.

30 Mart 2014 Mahalli İdareler seçiminde, AKP’den Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

 

YouTube Preview Image YouTube Preview Image YouTube Preview Image YouTube Preview Image

Erdoğan’ın Soros bağlantıları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2003 yılında eski AB Bakanı Egemen Bağış ve halen AB Bakanı olan Ömer Çelik’le birlikte, Davos’ta George Soros’la bir araya gelmişti.

Ahmet Sever

Osman Kavala gözaltına alındı…
Yandaş medya her zaman olduğu gibi aynı manşetlerle çıktı:
“Kızıl Soros gözaltında…”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, Kavala için, “Türkiye’nin Soros’u” tanımlamasını yaptı:

FETÖ ile irtibatı sebebiyle birisini gözaltına alıyorsunuz. ‘STK temsilcisiydi, medya mensubuydu, güzel vatandaştı’ gibi güzellemelerle hedef saptırmaya çalışılıyor. O STK mensubu dedikleri, Türkiye’nin Soros’u denilen kişinin havası çıktı meydana, bağlantıları çıktı ortaya. Siz kime neyi yutturmaya çalışıyorsunuz?”

Sayın Erdoğan şimdi biraz da sizin Soros ile bağlantılarınızdan bahsedelim…
2003 yılının Ocak ayı…
Yer, Davos…
George Soros ile burada bir görüşme yaptınız ve desteğini istediniz:
Türkiye’nin açık toplumu biziz. Bizi destekleyin…

Soros da destekledi…
Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın girişimiyle, bir Bağımsız Türkiye Komisyonu kuruldu…
Komisyon’da, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtissari, eski Fransa Başbakanı Michel Rocard, eski Hollanda Dışişleri Bakanı Hans Van Den Broek, eski İtalya Dışişleri Bakanı Emma Bonino gibi Avrupa’nın saygın siyasetçileri bir araya geldi…
O dönem, hedef Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin başlamasıydı…

Türkiye’de TBMM’den ardı ardına reform paketleri geçerken, Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun üyeleri de Avrupa başkentleri arasında mekik dokuyor ve Türkiye lehine lobi yapıyordu…
Ve siz bu komisyon üyelerini Ankara’da kırmızı halıda karşılıyordunuz…
Yakın dostunuz Can Paker de, Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı’ydı…
Ve size Soros’un mesajlarını da getiriyordu…
O dönem, Soros destekli ve sizin Osman Kavala için kullandığınız “Soros bağlantılı” bu faaliyetlerden çok memnundunuz…
Bu arada Can Paker, 2013’te yayımlanan “Geriye Bakmak Yok” adlı kitapta Fatih Vural’a hayatını anlatırken, Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın, Soros’un desteklediği TESEV’de staj yaptığını da açıklamıştı.

Yanlış anlaşılmasın…
Bu işbirliği çok doğru bir adımdı ve AB ile üyelik müzakerelerinin başlamasında çok büyük katkısı oldu…
Komisyon üyeleri para almıyor, sadece seyahat, konaklama, yeme içme-giderleri Soros’un vakfı tarafından karşılanıyordu…

Yanlış ve kabul edilemez olan, geçmişte Soros’tan destek talep eden ve desteğini de alan Erdoğan’ın bugün, Osman Kavala’yı, “Türkiye’nin Soros’u denilen kişinin bağlantıları ortaya çıktı” diye suçlaması…

Kaynak : Ahmet Sever – http://t24.com.tr/

‘Sarraf davası’na doğru Erdoğan: Dünyayı ayağa kaldırmayı biliriz

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘Sarraf davası’yla ilgili olarak ABD’ye yüklendi: “Vatandaşımızı itirafçı yapmanın gayreti içindeler, bu işler bittiği zaman dünyayı ayağa kaldırmasını biliriz.”

New York’ta bir buçuk yıldır dolandırıcılıktan tutuklu bulunan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının kilit ismi işadamı Rıza Sarraf ve aynı dosya kapsamında yedi ay önce tutuklanan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla 16 Kasım’da duruşmaya çıkacak. Davada son olarak eski ekonomi bakanı Zafer Çağlayan da sanık ilan edilmişti.

Sarraf ve Atilla. (Fotoğraf: Reuters)

Erdoğan’ın en sert demeci

Erdoğan,  davayla ilgili bugüne kadarki en sert demecini partisinin grup toplantısında verdi.

Erdoğan ABD’ye şöyle seslendi: “Sizin gücünüz Tayyip Erdoğan’ın 13 tane korumasına gözaltı kararı çıkarmaya yeter. Bir bankamızın altı kere Amerika’ya girip çıkan görevlisini yedinci kez girişinde gözaltına almaya yeter. Öbür taraftan bakıyorsunuz bir başka vatandaşımızı aynı şekilde gözaltına almaya yeter. Ve ondan sonra da onu köşeye sıkıştırarak şunları şunları söylemen halinde şu kadar demek suretiyle itirafçı durumuna düşürmenin gayreti içine girerler. Takipçisiyiz, bu işler bittiği zaman dünyayı ayağa kaldırmasını da biliriz, hepsini açıklayacağız.” 

Hakan Atilla: Delilleri tanıklara gösterelim

Amerika’nın Sesi’nin haberine göre Atilla, duruşmaya 20 gün kala mahkemeye verdiği dilekçede “Savunma olarak tanıklarımız mahkemeyi isim vermekten çekiniyor. Delillerde gizlilik kararı olduğu için tanıklara delilleri gösteremiyoruz. Dosyayla ilgili gizlilik kararı kaldırılsın” dedi.

Dilekçei inceleyen hakim Richard Berman, savunma ve iddia makamlarını uzlaşmaya davet etti.

Hakan Atilla Rıza Sarraf’tan ayrı yargılanmak istiyor.

‘Trump, Berman’la görüştü’

Amerika’nın Sesi’nden Can Kamiloğlu’nun yaptığı habere göre de davanın iddia makamı New York Güney Bölgesi başsavcılığı görevine Türkiye’yle yakın ilişkileri bulunan Geoffrey S. Berman’ın getirilme ihtimali ciddiyet kazandı.

Berman’ın adı bu görev için New York Times’ın yazdığı haberde geçmişti. Atanma ihtimalinin güçlenmesinin nedeni ise ABD Başkanı Donald Trump’ın,  Geoffrey S. Berman ile Beyaz Saray’da görüştüğü yönündeki haber.

Başsavcı adayı Türkiye’nin lobicisi için çalışıyor

Berman, Sarraf’ın da avukatı eski New York valisi Rudy Giuliani’yle birlikte ortağı olduğu Greenberg Traurig firmasında çalışıyor. Firma aynı zamanda Türkiye’nin de ABD’deki lobicilik faaliyetlerini yürütüyor.

Kaynak : http://www.diken.com.tr

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a erken seçim çağrısı: 17 ay beklemeyelim, hodri meydan!

Erdoğan’ın “İstanbul’a ihanet ettik” ifadesine eleştiri: Hainsen o koltuktan kalkacaksın!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın “metal yorgunluğu” eleştirileri sonrası AKP’li belediyelerde başlayan istifalara tepki gösterdi. Erdoğan’ın “En kısa sürede istifalarını vereceklerine inanıyorum” sözleri sonrası Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe‘den gelen “istifa” açıklamalarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Böyle bir adam Türkiye’de cumhurbaşkanlığı makamını işgal edemez” dedi. Kılıçdaroğlu, sözlerinin devamında “erken seçim” çağrısı yaparak “Tehditle, şantajla baskıyla devlet yönetilir mi? Hodri meydan,  17 ay beklemeyelim seçimler için buyrun gelin seçimleri erken yapalım” ifadesini kullandı.

Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2018’de erken seçim yapılacağı” yolunda ileri sürülen iddialarla ilgili olarak “Erken seçim gündemimizde yok” demişti.

“Hainsen o koltuktan kalkacaksın”

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın İstanbul’da yürütülen inşaat çalışmalarıyla ilgili olarak kullandığı “Biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum” ifadesini de eleştirdi.

“İtirafı” için Erdoğan’a teşekkür eden Kılıçdaroğlu, sözlerine “Eğer itiraf etmeseydi biz bu şekilde konuşamazdık. Hainsen o koltuktan kalkacaksın arkadaş” diye devam etti.

İhsan Eliaçık’a yönelik saldırıya tepki

İlahiyatçı, “Anti-Kapitalist Müslüman”  olarak tanınan yazar İhsan Eliaçık‘ın Kayseri Kitap Fuarı’nda uğradığı saldırıyı da kınayan Kemal Kılıçdaroğlu, “Eliaçık’a yapılam, düşünce özgürlüğüne getirilen büyük bir kısıtlamadır” ifadesini kullandı.

“Bizimkiler namuslu adamlardır”

Kılıçdaroğlu, AKP’li belediyelere yönelik olarak başlayan “istifa” çağrılarının CHP’li belediyelere uzanacağı yolundaki iddiaları da şöyle değerlendirdi:

“Belediyelerimizin üzerine gideceklermiş. Gidin. Demirden korkan trene binmez. Bizim belediye başkanları namuslu adamlardır.”

“İnsan düşmanına dahi insanca davranmalı”

Kılıçdaroğlu’nun, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalar şöyle:

Taşeron işçilerle ilk toplantı yapan bu kardeşinizdi. Taşeronların haklarını sonuna kadar savunmak bir sendikalı işçi kadrolu işçi gibi haklara sahip olacak taşeron işçi de. Hiçbir fark olmayacak. Sizin hakkınızı savunmak boynumuzun borcudur.

Enis Berberoğlu aylardır hapiste. Bir de fıtık ameliyatı oldu. Beni üzen havuz medyası tarafından istismar edilmesi. İnsan düşmanına dahi insanca davranmalıdır. İnsanda biraz ahlak olur. Bunların gözü o kadar kararmış ki yanında olmayanın yakılmasını istiyorlar. Berberoğlu boş durmadı içeride, kitap yazdı. Bu kitabın bütün gelirlerini gazetecilik stajı yapan öğrencilere verecek.

Ergenekon Balyoz davalarında bir Silivri Külliyatı oluşturulmuştu. Onlarca kitap çıktı böyle. Şimdi 20 Temmuz Silivri darbesi sonunda da böyle külliyat çıkacak.

“Bütün gazeteciler serbest bırakılsın”

Bugün Birgün Gazetesi’nden Mahir Kanaat’in duruşması var. Gazeteciler aylardır içeride bir türlü yargı önüne çıkarılamıyor. Bütün gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz. Cumhuriyet yazarları neredeyse 1 yıllarını dolduracaklar. Eğer bir ülkede gazeteci hapisteyse o ülkede demokrasi yoktur.

İnsan hakları savunucuları da hapiste. Efendim bu gizli toplantı. Ne gizli toplantısı? Bu aktivistler daha önce AK Parti’nin Bakanlıklarında da göreve yapmışlar. Ne yaptı bu insanlar? Ellerine silah alıp bir yer mi bastılar? Bunları yaptığınız zaman Türkiye dünyada itibar kaybeder. İtibarı demokrasiyle düşünce özgürlüğüyle kazanabilirsiniz. Onlar itibarı parayla kazandıklarını zannediyorlar.

Kayseri’de kitap fuarı yapılıyor. İhsan Eliaçık hepimizin bildiği bir isim. Düşünce, inanç özgürlüğünü savunur. Çok sayıda dini içerikli eseri vardır. Fuarı düzenleyen belediye İhsan Eliaçık’ın oraya gelip kitabını imzalamasını ve konuşmasını yasaklar. Bu Belediye Başkanı en büyük hakareti Kayserililere yapıyor. Demokrattır Kayserililer, düşünce özgürlüğünü savunur. İhsan Eliaçık 28 Şubat’ta mağdur olan bir isim. İbrahim Kaboğlu için de yasak getirilmiş. Bunlar bizde demokrasi olmadığını tek adam rejimi olmadığını gösteriyor. Büyük ihtimalle telefon etmiştir içeri sokmayın diye.

“Herkesin oturup düşünmesi lazım”

Şırnak’ta acı bir olay yaşadık 8 işçimiz kömür madeninde hayatını kaybetti. Biri Sıddık’tı.17 yaşında…Okula gitmek yerine kömür madenine gidiyorsa herkesin oturup düşünmesi lazım. Olaydan sonra açıklama yapıldı, maden ocağı kaçak diye. Kaçak değildi ihaleyle verilmişti. Ya bir Bakan yalan söyler mi? Dokularına işlemiş. Yalan söyleyen bakanın görevini bırakması lazım. 8 işçinin kanı onun boynundadır. Kendi kabahatini gizlemek için maden ocağı kaçaKtır diyorsun. İhaleyi sen yaptın!

“Uyuşturucu için verdiğimiz önergeyi parti reddetti”

Uyuşturucu sorununun çözümüyle ilgili verdiğimiz önergeyi AK Partililer reddetti. Buradan özellikle annelere sesleniyorm. AK Partili vekil size “Bir derdiniz var mı?” diye sorarsa deyin ki ‘CHP’nin önergesine niye hayır dediniz? Siz uyuşturucu baronlarını mı koruyorsunuz, çocuklarımızı mı?’

“OHAL bir yılı geçti”

Yine OHAL uzatıldı. Darbe girişiminde sonra Binali Yıldırım ile Çankaya’da bir araya gelmiştik. Çok kısa bir süre için OHAL’in ilan edileceğini söylemişti. Bir yılı geçti.

Her darbe kendi hukukunu yaratıt. 20 temmuz 2016 sivil darbesi kendi hukukunu yarattı ve öyle devam ediyor. Meclis’te bir komisyon kuruldu. O komisyonu engellediler. Gelip ifade vermesi gereken kişileri komisyona davet etmediler. Adil Öksüz’ü serbest bıraktılar. Cep telefonuyla serbest bıraktılar. Takip de etmediler. Dürüst savcıları görevden aldılar. 1 milyon aileyi mağdur ettiler. Ya darbeyi yapanı yakala. Askeri öğrencilerin ne günahı var? Dayısı olanlar parası olanlar dışarıda. Hele bir kayınpederin iyyise damat olarak her yere gideriz. 20 Temmuz’dan sonra yaratılan iklim nedeniyle hakimler adalet dağıtamaz hale geldiler.

“Hainler devlet yönetemez”

Tek adamı kandırırsanız ülkeyi felakete götürürsünüz. Trump kandırdı,PKK kandırdı, Esad kandırdı, Obama kandırdı, FETÖ kandırdı. Herkesin kandırdığı adamın ülkeye faydası olur mu? Her gece sarayda başka odada yatıyor. Niye korkuyorsun? Çık git kahvede otur çiftçiyle sohbet et. Devleti yöneten aldatılırsa ne olur? Devletin kozmik odasını teröre teslim eder. Türkiye devletinin bütün sırlarını terör örgütüne teslim eden vatan hainidir. Sen Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün sırlarını terör örgütüne açtın bunun hesabını verdin mi? Vereceksin!

“16/9 İhanet kuleleridir”

Sayın Erdoğan açıklama yapıyor. ‘Biz bu şehre ihanet ettik ben de bundan sorumluyum’ diyor. Hainler devlet yönetemez. 16/9 kuleleri ihanet kuleleridir. Danıştay kararını hiç kimse takmadı. Hukuk yok ki. Ben bildiğimi okurum diyor. Şimdi ihanet ettik diyor. İhanet ettiysen hain kim? Sensin! ‘Silueti yık’ diyoruz yapan adam ‘ben yıkmam’ diyor. Erdoğan diyor ki ‘Yıkmıyorsan ben seninle küstüm.’ ‘Danıştay kararıyla yık’ demiyor. Geçen yine beraber kurdele kestiler. Hainliğe hala devam ediyoruz diyor. Kendini hain ilan ettiysen o koltuktan kalkacaksın. Nurettin Sözen’i hatırlayın. Otelin kaçak katlarını devletten destek almadan tıraşladı. Bunların yatacak yeri yok bunlar sadece doların yeşilini seviyorlar. İhanetini itiraf ediyor, teşekkür ederiz. Etmese böyle konuşamazdık. Kendisine yürekten teşekkür ediyorum. ‘Benim haberim yoktu’ diyemez. Bir bakanı vardı uzun yıllar TOKİ başkanlığı yaptı. Bir bakanı Çevre ve Şehircilik bakanlığı yaptı. Ne dedi? Ne yaptıysam Erdoğan’ın talimatıyla yaptım dedi. İstifa etti. O etmedi. İhanete devam edecek. CHP’li belediyelerin üzerine gidecekmiş. Gidin. Demirden korkan trene binmez. Bizim belediye başkanları namuslu adamlardır.

Erken seçim çağrısı

Yüzde 49,5 oy alan Başbakanı görevden aldı. Milli iradeyi hiçe saydı. Milli irade benim diyor. Sonra seçimle gelen belediye başkanlarını istifaya zorluyor. Böyle bir adam Türkiye’de cumhurbaşkanlığı makamını işgal edemez. Bir daha söylüyorum, namus ve şeref kavramını yüreğinde taşımayan insanların o koltukta oturmaya hakları yoktur. Tehditle, şantajla baskıyla devlet yönetilir mi? Ben bunları söylediğim zaman siz belediye başkanını mı koruyorsunuz diyorlar. Biz demokrasiyi koruyoruz. 17 ay beklemeyelim seçimler için buyrun gelin seçimleri erken yapalım.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Erdoğan’dan gözaltındaki Kavala’ya: Bağlantıları çıkıyor, hesap soracağız

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul’da 19 Ekim’de gözaltına alınan işadamı Osman Kavala için, “Türkiye’nin Soros’u dedikleri kişinin bağlantıları çıkıyor ortaya. Gereken hesabı soracağız” dedi.

Erdoğan, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu.

Erken seçim iddiaları için “Şu anda gündemimizde yok” diyen Erdoğan, CHP’nin ‘müftülere nikah yetkisi’ konusunda Anayasa Mahkemesi’ne gitmesine ‘şaşırmadığını’ söyledi.

Cumhurbaşkanı şöyle devam etti: “Anayasa Mahkemesi’ni olur olmaz sebeplerle meşgul etmek de CHP’nin ihtisas alanına dönüştü. Haklarıdır ama bu meseleyi tartışma biçimlerine asla saygı duymadık, duymayacağız. Konuyu çocuk gelinlerden, çokeşliliğe kadar hakikate aykırı yere çekenleri milletimize teşhir etmek boynumuzun borcudur. Olur olmaz her konuyu laiklik üzerinden eleştiren, hizaya sokmaya çalışan CHP anlayışının miadı artık dolmuştur. Ana muhalefet partisinin milleti laiklikle böldüğü o karanlık devirler sona ermiştir. “

‘Sırada Afrin var’

İdlib’deki operasyonun büyük oranda neticelendiğini ve sırada Afrin’in bulunduğunu kaydeden Erdoğan, son dönemde sıklıkla kullandığı söylemi bir kez daha tekrarladı: “Bir gece ansızın gelebiliriz, bir gece ansızın vurabiliriz.” 

‘Bağlantılar çıkıyor ortaya’

Cumhurbaşkanı sözü İstanbul’da 19 Ekim’de gözaltına alınan işadamı Osman Kavala’ya da getirdi. Kavala’nın tutuklu ABD İstanbul başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz ile aynı soruşturma dosyasına dahil edildiğini hatırlatan cumhurbaşkanı şöyle devam etti: “Başkonsolosluktan çıkanla STK mensubu dedikleri, Türkiye’nin Soros’u dedikleri kişinin bağlantıları çıkıyor ortaya. Taksim olaylarının arkasında bakıyorsunuz, aynı kişi var. Belli yerlere ciddi manada kaynak aktarımının arkasında bunları görüyorsunuz. Milletçe, beraber dik duracağız ve gereken hesabı da soracağız.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr

“ABD-Türkiye geriliminin sebebi Zarrab, Erdoğan ortaya çıkacak bilgilerden çekiniyor”

“NATO müttefiki kalıbı, Türkiye’nin eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor”

Çeviri – Gonca Tokyol

Washington Post gazetesinde David Ignatius imzasıyla yayınlanan yazıda, Türkiye ile ABD arasındaki gerilimin merkezinde, ABD’de tutuklu yargılanan İran ve Türkiye vatandaşı Reza Zarrab‘ın serbest bırakılmasının yattığı iddia edildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Zarrab davasının olası sonuçlarından ‘korktuğunu’ savunan Ignatius, meselenin Washingon-Ankara arasında yapılan birçok görüşmede dile getirildiğini kaydetti.

Yazıda, eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde görev yapan üst düzey bir yetkilinin, “Erdoğan’ın takıntısının sebebinin ortaya çıkacak bilginin ailesine ve en sonunda da kendisine zarar vermesi ihtimali olduğunu düşünüyoruz” ifadelerine de yer verildi.

“Konsolosluk çalışanının tutuklanması, 27 Kasım’daki duruşma öncesinde el güçlendirme çabası olabilir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın perşembe günü yaptığı açıklamada, Zarrab’ın itirafçı olarak kullanılmak istediğini söylediğini hatırlatan Ignatius, Türkiye’deki ABD büyükelçiliği ve konsolosluklarda çalışanlara yönelik gözaltı ve tutuklamaların sıklaşmasının da 27 Kasım’da New York’ta görülecek dava öncesinde ‘avantaj sağlama’ çalışması olarak görüldüğünü savundu. “Zarrab, mahkemede hangi pislikleri ortaya saçabilir” diyen Ignatius’un yazısı şöyle devam etti:

“Olası bir ön bilgi, dönemin ABD Savcısı Preet Bharara’dan gelmişti. Türk savcıların Aralık 2013’te hazırladığı rapordan alıntı yapan Bharara’nın notunda, Türkiye’deki kanıtların “Zarrab ve diğerlerinin İran yararına yaptıkları işlemleri sürdürebilmek için hükümet yetkililerine ve üst düzey banka görevlilerine milyonlarca euro ve dolar ödeme yapılan bir rüşvet şemasını ortaya çıkardığı” söyleniyordu. Bharara, sonuçların FBI soruşturmasında elde edilen elektronik postalarla da desteklendiğini belirtiyordu.

“Erdoğan 90 dakikalık görüşmeyi Zarrab’a adadı, Bharara’nın kovulmasını istedi”

“Erdoğan’ın Zarrab’ın salıverilmesine yönelik çalışması inanılmazdı. 21 Eylül 2016’da dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la yaptığı özel görüşmede, Zarrab’ın salıverilmesinin yanı sıra Bharara’nın kovulmasını da talep etti. ABD yetkilileri, 90 dakikalık görüşmenin Zarrab’a adandığını söyledi. Erdoğan’ın eşi de aynı gece konuyu Biden’ın eşine açtı. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise Ekim’de dönemin Başsavcısı Loretta E. Lynch’le görüşerek davanın kanıtlara dayanmadığını ve Zarrab’ın salıverilmesi gerektiğini söyledi.

TIKLAYIN – “Emine Erdoğan da Reza Zarrab’ı ABD’den istedi”

“Erdoğan’ın Zarrab saplantısı, Zarrab davasında ortaya çıkacak bilgilerin kendisine ve ailesine zarar vermesi ihtimalinden kaynaklanıyor”

Eski başkanlık yardımcılarına göre Erdoğan, Aralık ve Ocak’taki son iki telefon görüşmesinde konuyu kişisel olarak eski ABD Başkanı Obama’yla da konuştu. Obama döneminde görev yapan üst düzey yetkililerden biri, “Operasyonumuzun tahmini, Erdoğan’ın bu davayla ilgili saplantısının, ilerlemesi halinde ortaya çıkan bilginin ailesi ve en nihayetinde kendisine zarar vermesi ihtimalinden kaynaklanıyordu” dedi.

Erdoğan hükümeti, Donald Trump’ın ekibiyle dostluk kurma çalışmalarına seçimlerden önce başladı. Kampanya ekibindeki Micheal Flynn, Türkiye yanlısı bir lobici tarafından işe alındı ve ekibi geçiş döneminde de Türkiye’den para almaya devam etti. Flynn’in Şubat ayında ulusal güvenlik danışmanı görevinden istifa etmesinin ardından, Türkler Trump’a yakın başka bir danışman olan Rudy Guilani’yle çalışmaya başladı.

“Erdoğan, Bharara’yı da Gülenci olmakla suçladı”

Dava, Erdoğan için zehirli çünkü Pennsylvania’da yaşayan, düşmanı Fethullah Gülen’le kesişiyor. Erdoğan, Gülen’in destekçilerini 2013 yılında ortaya çıkan ve Türk medyasının aktarımına göre Erdoğan ailesiyle ilgili de iddialar barındıran kanıtların toplanması ve sızdırılmasından sorumlu tutuyor. Eski bir yetkiliye göre Erdoğan, bir yıl önce Biden’la bir araya geldiğinde, garip bir şekilde Bharara’yı da Gülenci olmakla suçladı.

Guilani’nin konuya dahil olması da davanın alışıldık olmayan bölümlerinden biriydi. 24 Şubat’ta Bharara’yla iletişeme geçen Guilani, Zarrab adına Ankara’ya seyahat etmeyi planladığını söyledi. Trump, Bharara’yı Mart ayında, Guilani’nin Adalet Bakanlığı’na “Amerikan güvenlik çıkarlarına yardımcı olmak ve Zarrab’a yardımcı olmak için ABD ve Türkiye arasında bazı anlaşmalar yapmak” için sıkıştırdığı zamanlarda kovdu.

“Trump ilk başlarda sempatik yaklaşıyordu…”

Savcılık makamını engellemek için girişilen çeşitli denemelere rağmen dava ilerledi ve eski bir Türk hükümet üyesi ve üç Türk vatandaşı da dahil edildi. Dönemin Adalet Bakanı Bozdağ, 11 Eylül’de genişletilen iddiaları yeni bir ‘darbe girişimi’ olarak eleştirdi.

Erdoğan, Zarrab’ın serbest bırakılması konusunda Trump’ın kendisini destekleyeceğini ummuş olabilir. Trump da ilk başlarda Türk lidere sempatik yaklaşıyordu, onu Mayıs ayında bir toplantı için Washington’a davet etmişti. Ancak bu gezi, Erdoğan’ın korumaları Türk Büyükelçiliği’nin dışında protestoculara saldırdığında kötüye gitti ve Trump’ın hareket alanı da yönetimine yönelik soruşturmalarla birlikte daraldı.

“NATO müttefiki kalıbı, Türkiye’nin eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor”

Bazı ABD’li yetkililer, Erdoğan’ın Gülen’i desteklediği iddiasıyla papaz Andrew Brunson’un ve Gülen’le bağı bulunan savcılarla iletişim halinde olduğu iddiasıyla uzun süredir ABD Konsolosluğu’nda çalışan Metin Topuz’un tutuklanmalarıyla pazarlık konusunda elini sağlamlaştırmaya çalıştığından korkuyor. Erdoğan da geçen ay Brunson’ın Gülen’le takas edilmesini önermişti.

“NATO müttefiki” kalıbı Türkiye konusunda o kadar çok tekrar edildi ki, Türklerin son eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor. Washington, bir sonraki adımın ne olacağı konusunda endişeli.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Sayfa1 → 451234Son Sayfa »