Adnan Oktar ve 235 destekçisine operasyon; inanç istismarı, cinsel saldırı ve casusluk suçlaması var

Suçlamalar arasında ‘yaşı küçük çocuklara taciz, uluslararası ajanlık, kara para aklama, tehdit ve şantaj’ yer alıyor.

A9 kanalında yaptığı programla tartışılan ve kamuoyunda Adnan Hoca ismiyle bilinen Adnan Oktar ile yaklaşık 200 destekçisi gözaltına alındı. Oktar’ın İstanbul Çengelköy’deki evinde kaçmaya çalışırken yakalandığı kaydedildi.

Operasyon kapsamında 166 şüpheli gözaltına alınırken; Adnan Oktar’ın malvarlığına el kondu.

Operasyon kapsamında, Türkiye’nin adını ilk olarak 1999 yılında düzenlenen geniş katılımlı ilik bağışı kampanyasıyla duyduğu Oktar Babuna da gözaltına alındı. 

Operasyonun başlamasının ardından gözaltına alınmadan önce Cumhuriyet gazetesine konuşan Oktar, seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’yi desteklediklerini belirterek, “Biz vatanına milletine bağlı insanlarız. PKK’ye, vatan millet düşmanlarına operasyon yapılaması gerekirken bize yapılıyor. Bu operasyondan Tayyip Bey’in de İçişleri Bakanının da haberi olduğunu düşünmüyorum. Kırgın değilim ama şaşkınım” dedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Oktar ile beraber 235 kişi hakkında 4 ilde toplam 120 adreste operasyon başlatıldı. İstanbul, Ankara, Antalya ve Muğla’daki operasyonlarda gözaltı kararı verilenlerden 106’sının kadın olduğu öğrenildi.

İstanbul’da 22 ilçede 115 adres, Ankara’da 2 ilçede 3 adres ve Muğla ile Antalya’da 1’er adrese baskın yapıldığı öğrenildi. Yaşları 11 ile 40 arasında değişen çok sayıda şikayetçi olduğu belirtildi. Operasyonda gözaltına alınanlar sağlık kontrollerinin ardından emniyet müdürlüğüne getirildi.

Hangi suçlamalar yöneltiliyor?

Adnan Oktar ve çevresindekilere yöneltilen suçlamalar arasında ‘yaşı küçük çocuklara taciz, organize suç örgütü kurmak, uluslararası ajanlık, kara para aklama, tehdit ve şantaj’ yer alıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada da, gruba şu suçlamaların yöneltildiği kaydedildi:

“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı, reşit olmayanla cinsel ilişki, çocuğun kaçırılması veya alıkonulması cinsel taciz, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, siyasi ve askeri casusluk, dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, özel hayatın gizliliğini ihlal, resmi belgede sahtecilik, terörle mücadele kanununa muhalefet, tehdit, cebir, iftira, halkı askerlikten soğutma, hakaret, suç uydurma, yalan tanıklık, nitelikli dolandırıcılık, kaçakçılıkla mücadele kanuna muhalefet, vergi usul kanununa muhalefet, rüşvet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, eziyet, kişisel verilerin kaydedilmesi siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin engellenmesine dair kanuna muhalefet”

“İngiliz derin devletinin bir komplosuyla karşı karşıyayız”

Adnan Oktar’ın televizyon kanalı A9 ‘da programlar yapan Hüma Babuna isimli kişi de sosyal medya hesabından opersayon bilgisini doğrulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Şu anda bütün Adnan Oktar hocam ve arkadaşlarımın evlerine polis baskını var. İngiliz derin devletinin oyunu bu son zamanlarda yaptığımız faaliyetler neticesinde oluyor. Allah tuzaklarını başlarına geçirsin.

“Sayın Cumhurbaşkanımı buradan bilgilendiriyorum şu anda yine İngiliz derin devletinin bir komplosuyla karşı karşıyayız Adnan Oktar Bey’in ve arkadaşlarının bulunduğu evkere polis baskını oluyor komplolara karşı müdahalesini istirham ediyorum.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Erdoğan, yeni sistemin ilk kabinesini açıkladı

Cumhurbaşkanı: Ülkemiz tarihinin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri bugün başarıyla tamamlanmıştır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni kabineyi açıkladı. Yeni kabinede eski bakanlardan dördü yer alırken; Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da Milli Savunma Bakanı oldu. Eski bakanlardan Abdulhamit Gül Adalet Bakanı, Süleyman Soyluİçişleri Bakanı, Mevlüt Çavuloğlu Dışişleri Bakanı ve Berat Albayrak da Hazine ve Maliye Bakanı olarak görevlendirildi. 

Kabinede kamuoyunun adını pek duymadığı sürpriz isimler de yer aldı. Medipol Üniversitesi’nin mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca Sağlık Bakanı oldu. Kültür ve Turizm Bakanı ise ETS Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy oldu. Milli Eğitim Bakanı koltuğuna da Talim ve Terbiye Kurulu’ndan Ziya Selçuk oturdu. Eski Karayolları Genel Müdürü Mehmet Cahit Turan da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, eski TOKİ Başkanı Murat Kurum Çevre ve Şehircilik Bakanı oldu.

Yeni kabine şöyle:

Cumhurbaşkanı Yardımcısı: Fuat Oktay
Adalet Bakanı: Abdulhamit Gül
Dışişleri Bakanı: Mevlüt Çavuşoğlu
İçişleri Bakanı: Süleyman Soylu
Milli Savunma Bakanı: Hulusi Akar
Milli eğitim Bakanı: Ziya Selçuk
Sağlık Bakanı: Fahrettin Koca
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı: Fatih Dönmez
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı: Mehmet Cahit Turan
Çevre ve Şehircilik Bakanı: Murat Kurum
Tarım ve Orman Bakanı: Bekir Pakdemir
Kültür ve Turizm Bakanı: Mehmet Ersoy
Gençlik ve Spor Bakanı: Mehmet Kasapoğlu
Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı: Zemra Zümrüt Selçuk
Hazine ve Maliye Bakanı: Berat Albayrak
Ticaret Bakanı: Ruhsar Pekcan
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Mustafa Varank

Erdoğan, kabineyi ilan etmeden önce yaptığı açıklamada, “Ülkemiz tarihinin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri bugün başarıyla tamamlanmıştır” dedi. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

-Dünyada yönetim sistemini demokratik yollardan değiştirebilen az sayıdaki ülke arasına girdik. 16 Nisan halk oylaması ve 24 Haziran seçimleri demokrasinin ispatı olmuştur. Gerek katılım itibariyle, gerekse kesin sonuçlara baktığımızda ortaya çıkan tabloyla eşi benzeri olmayan bir seçim gerçekleşmiştir.

-Yüreğinde ülke ve millet sevdası olan herkesle çalışmaktan memnuniyet duyacağız.

“MHP’yle işbirliğimizi inşallah Meclis’te de sürdüreceğiz”

-MHP’ye, başta Genel başkan Bahçeli olmak üzere teşekkür ediyorum. İşbirliğimizi inşallah Meclis’te de sürdüreceğiz.

-Yeni yönetim mimarisini seçimden önceki günlerde milletimizle de paylaşmıştık. Geçen hafta aski sistemden yeni sisteme geçişin altyapısı mahiyetindeki kanun değişiklikleri Resmi Gazete’de yayınlandı.

-1 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesini yayınladık. Yeni yönetim yapısının çatısını resmen hayata geçirmiş olduk. Yeni sistemi en üstten en alta kadar devletimizin bütün hücrelerine nüfus ettirmeye kararlıyız. Yürütme görevi konusunda aksaklıklar, eksiklikler konusunda öne sürülecek bahane kalmamıştır. Anayasanın cumhurbaşkanına verdiği yürütme yetkileri konusunda hiçbir mazerete sığınma hakkımız bulunmuyor.

-En önemli yetkilerimizden biri de kabineyi hiçbir sınırlama olmadan oluşturabilme imkanıdır. Başkan yardımcımızla birlikte kabinedeki bakan sayısını 17’ye indirdik.

-Yeni yönetim sistemimizi reformist bir anlayışla en aşağıdaki memura kadar indireceğiz. Özel sektörden STK’ya tüm dinamiklerin kendilerini yenileyeceklerine de inanıyorum. Yasama ve yargı organlarımızın da kendilerini geliştireceklerini ümit ediyorum. Bizden sonraki nesillere de çok güçlü bir zemin hazırlamış olacağız.

-Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde yer alan alan bakanlar yarın (10 Temmuz Salı) saat 15.00’te yemin edecek.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Sandıktan soru işaretleri çıktı

24 Haziran seçimlerinin üzerinden 1 hafta geçti, kesin sonuçlar 5 Temmuz’da açıklanacak. Ancak sorular yanıtsız, sorunlar çözümsüz.

Seçim günü yaşananların birçoğu soru işaretine dönüştü, aradan geçen bir haftada soru işaretleri büyüdü, birçoğu net ve akılcı bir yanıt verilmedi. Yaşananlar ve akılda kalan sorular şöyle:

YSK sandık sayısını bilmiyor mu?

YSK’nin sandık sayısı ile ilgili kararı 4 Mayıs cuma günü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı. YSK’nin söz konusu 371 No’lu kararında, “Yurt içinde 181 bin 129 sandıkta 56 milyon 345 bin 891 seçmen oy kullanacaktır. Yurtdışında ise; ‘tahmini’ 3 milyon 10 bin 725 seçmen 3 bin 167 sandıkta oy kullanacaktır” ifadeleri yer aldı. Yani YSK işe, yurtiçinde ve yurtdışında toplam 184 bin 296 sandık “tahmini” ile başladı. AA ise aynı gün YSK Başkanı Sadi Güven’in “tahmini” sandık sayısını 180 bin 896 olarak bildirdiğini aktardı. Ancak 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlarına göre YSK, 188 bin 8 sandığın yüzde yüzünü açtı. Açıklamalar arasındaki rakam farkları açıklanamadı.

İhlaller neden önüne geçilmedi?

Başta Şanlıurfa Suruç olmak üzere Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Van ile Ankara olmak üzere pek çok sandık bölgesinde; toplu oy kullanma, seçmenin iradesine kabinde müdahale, oy kullanılmasının engellenmesi, açık oy kullanmaya zorlama, sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerin sandıktan uzaklaştırılması, sandık çevresinde silahlı kişilerin bulunması gibi çeşitli ihlaller yaşandı. Seçilmiş muhtarların, insanların seçme özgürlüğünü oy kullandırmayarak engelledikleri görüldü. İtiraz edenler örgütlü gruplar tarafından yaralandı, yaşamını yitirdi.

Nasıl bu kadar hızlı sayıldı?

Oy verme işleminin sona erdi ancak ihlal iddiaları sona ermedi. Ancak YSK, 1 saat 45 dakika sonra, 18.45’te seçim sonuçlarına ilişkin yayın yasaklarının kalkacağını duyurdu. İki pusula tek zarftan ibaret oyların sayım işleminin 1 saat 45 dakikada açıklanmaya başlanabilir hale gelmesinin kendisi bile bir soru işareti oluşturdu.

Ölüler oy kullandı mı?

Erken seçim kararı bile alınmadan, Mart ayında, CHP’nin eski Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne ait belgeler ile açıklamalar yaptı. 2 milyon 537 bin kişinin ölü olduğunu, ancak vatandaşlık numarası verilerek sahte kimlikler oluşturulduğunu açıkladı. Ölmüş bir kişinin kayıtlarında harf değişikliği, doğum ölüm tarihleri gibi konularda değişiklikler yapıldığını belirten Pekşen iddiasını bir adım daha ileri taşıyarak, “Hiç dünyaya gelmemiş kişilere de sahte vatandaşlık numarası vermişsiniz” dedi. Pekşen’in iddiasının, 24 Haziran seçimlerini ilgilendiren kısmı ise “Bu kayıtlarda sağ görünen insanlara seçmen kartı çıkarılmış mıdır?” sorusunun hiç verilmeyen yanıtının altında kaldı.

AA’nın ‘test’i nasıl tuttu?

AA’nın verileri ile ilgili seçimlerden önce bir olay daha gündeme geldi. Hükümete yakın TVnet kanalında, 19 Haziran’da yayımlanan bir programda, ekranda AA’nın seçim tablosunun oy oranlarını belirdi. Tabloda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yüzde 53, İnce’nin yüzde 26, Akşener’in yüzde 12, Demirtaş’ın yüzde 7, Karamollaoğlu’nun yüzde 1 ve Perinçek’in yüzde 1 oy aldığı görüldü. Ekranda bir anda beliren tabloda il il sonuçlara da yer verildi. AA, bu yayının seçim akşamı sonuçların sağlıklı bir şekilde abonelere iletilmesi için bir test olduğu belirtildi. 24 Haziran günü kurulan sandıktan çıkan sonuçlarla test yayanındaki sonuçların birbirine yakın olması dikkat çekti. Sözcü Gazetesi yazarı Soner Yalçın, AA Genel Yayın Yönetmeni Murat Mutanoğlu’nun, test yayını ekranlarına yansıtan TVNET’in kurucu kadrosundan olduğunu yazdı.

Manipülasyon mu var?

Seçim sonuçlarının açıklanmaya başlaması ile kamu yayıncısı Anadolu Ajansı’nın, hem sandık güvenliğinden sorumlu görevlileri, hem de oyunu çoktan kullanıp sonuçlara yansıdığının peşine düşen seçmenin algısını bozmaya yönelik yayın yaptığı iddiaları yükseldi. CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, 19.15’te, kameraların karşısına geçti. AA’nın sandık sonuçlarını nasıl yayımladığını anlattı. Tezcan, “AA, yüzde 70.72 ile başladı. Bizim verilerimize göre 9 bin 638 sandık açıldığında Muharrem İnce yüzde 40.35, Erdoğan yüzde 46.58, Meral Akşener yüzde 7.25 oy seviyesinde, Selahattin Demirtaş yüzde 4.06 oy oranında. AA ise yüzde 3’ken yüzde 70 oran açıkladı. Çok açık bir manipülasyon” dedi.

Yüzdeler neden açıklanmadı?

YSK’nin çelişkileri: YSK Başkanı Sadi Güven, seçimden bir gün önce sandık sonuçlarının 24 Haziran geceyarısı 24.00’ten önce açıklamayı ümit ettiklerini bildirmişti. Ancak Güven’in kameraların karşısına geçmesi, 03.00’ü buldu. Güven, “Recep Tayyip Erdoğan’ın geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı anlaşılmaktadır” dedi, ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki alınan yüzdeleri açıklamadı.

Kesin sonuçlar neden ertelendi?

YSK Başkanı Güven, seçim günü kesin sonuçların 29 Haziran cuma günü açıklanabileceğini duyurmuştu. Ancak bu daha sonra 5 Temmuz’a ertelendi. Kesin sonuçların 29’unda açıklanacağına ilişkin tahminin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turda tamamlanmaması durumunda hazırlandığı, ancak birinci turda tamamlanması nedeniyle normal milletvekili seçim sürecinin işletileceği açıklandı.

Tutanaklar neyi bekliyor?

YSK, daha önce yaptığının aksine sandık tutanaklarını açıklamak için bu kez kesin sonuçların açıklanmasını bekledi. Vatandaşların en azından kendi sandıklarındaki sonuçları görmesi, partilerin kendi görevlileri aracılığıyla elde ettiği tutanakları karşılaştırması için 2014 yılından bu yana işleyen sistem için YSK Başkanı Güven, “Sandık sonuç tutanakları taramak suretiyle sisteme koyuyoruz. Tüm vatandaşlarımız inceliyor. Bu seçimde tutulan ve sisteme büyük oranda işlenen tutanakları da seçim sonuçları kesinleştikten sora vatandaşımıza açacağız. Sistem yorulmasın diye 5-10 günlük bir kesinti yaptık” dedi.

AA’nın internet sitesinde hala yayınlanan seçim sonuçları ile YSK’nin açıkladığı kesin olmayan sonuçlar arasında sandık, seçmen, toplam oy, geçerli oy rakamlarında büyük farklar dikkat çekiyor. Bunun en belirgin örneği ise ise AKP’nin aldığı oy sayısı ve oy oranlarında kendisini gösteriyor. YSK’nin 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlara göre AKP, yüzde 41.85’lik oy oranına ulaştı. Ancak AA, o günden bu yana AKP hanesinde görülen yüzde 42.56 oranını değiştirmedi. YSK ile AA arasındaki bir diğer büyük fark ise AKP’nin topladığı toplam geçerli oy sayısı. YSK’ye göre AKP’nın aldığı toplam oy 20 milyon 980 bin 956. AA’ye göre ise AKP 21 milyon 335 bin 579 oy topladı. AA’nın, AKP’nin hanesine YSK’ye göre 354 bin 623 fazla oy yazdığı görülüyor. 

AA’ya sorular

Finansmanını en az TRT kadar halkın vergilerinden sağlayan kamu yayıncısı Anadolu Ajansı, seçim akşamı 2 binden fazla yayın kuruluşuna, sandıkların sonuçlarını duyurdu. 13 dilde yayın yapan AA; görevlilerinin sandıklar açıldıktan sonra, ıslak imzalı tutanağı merkeze ileteceğini duyurdu. Ancak “Sistemimizi siber saldırılara karşı koruyacağımızı, eleştirilere cevap vermek yerine işimize odaklanacağımızı ve ne olursa olsun verileri hiç bekletmeden anında aboneye ulaştırarak kesintisiz, hızlı ve doğru veri akışını gerçekleştireceğimizi söylemiştik. Bugün çalışanlarımızla birlikte milletimize verdiğimiz sözü yerine getirmenin huzuru içerisindeyiz” açıklamasını yapan AA, şu sorulara yanıt vermedi:

AA’nın görevlileri kim? Muhabir mi?

AA, 24 Haziran günü 188 bin sandığın başında birini mi görevlendirdi? AA ‘görevlileri’ her sandıkta mı, sandıkların bulunduğu her okulda mı? Sandıkların bulunduğu 50 bine yakın okulda görevlendirme yapılabildi mi? AA görevlileri 957 ilçe seçim kurulunda mı görevlindirildi?

Yayın yasağının kalkmasından sonra AA, nasıl YSK’den da hızlı bir şekilde verileri topladı ve yayınladı? AA görevlilerinin sonuçları il seçim kurullarından alması demek ise kesin olmayan sonuçları açıklaması için YSK kadar geç kalması gerek.

AA, parti müşahitlerinden, partilerin ilçe veya il başkanlıklarından bilgi alabilir mi?

Adil Seçim Plat formu’na sorular

Millet İttifakı’nı oluşturan muhalefet partileri, onlarca sivil toplum kuruluşu ve sivil inisiyatif, seçimlerin çok öncesinde; sözkonusu “tekel” yayınına alternatif olmak, AA’nın erkenden açıkladığı büyük yüzdelerle algı operasyonu iddialarının ortaya çıkmasını engellemek için Adil Seçim Platformu adıyla yola çıkmıştı. “YSK bile sonuçları bizden öğrenecek” iddialı çıkışına karşın, sistem varoluş amacını işletemedi. YSK’nin yayın yasaklarını kaldırıldığı 18.45’ten 21.00’a kadar tek bir veri açıklanamadı. Merkezdeki verilerin basın mensupları için aktarılacağı söylenen ekrana çok uzun süre Halk TV canlı yayını aktarıldı. Platformun gönüllüleri, esas amacı, yani sisteme tutanak yollamayı uzun süre başaramadı. İnternet sitesine de uzun süre ulaşılamadı.

Gönüllüler ellerindeki tutanakları neden sisteme kaydedemedi?

Sistemin elde ettiği ilk veriler geç açıklandı ancak nihai sonuç neden açıklanmadı?

Tüm bu sorunlar yaşanırken, 22.13’te “Büyükşehirler henüz sistemlere tam olarak yansımış durumda değil. Umudunuzu kaybetmeyin TV ekranlarındaki manipülasyonlara aldanmayın bu seçim ikinci tura kalmıştır” açıklaması hangi veriye dayanarak yapıldı?

Sisteme kaydedilemese de daha sonra yapılacak itirazları kolaylaştırması beklenen, YSK’nin partilere gönderdiği ancak vatandaş kullanımına açmak için kesin sonuçları beklediği tutunaklar nerede? Siyasi partilerin genel merkezlerine gönderildi mi?

Seçimleri muhalefet kazansaydı da, kamunun bilgi edinmesi açısından sağlıklı veri sağlanabilecek miydi?

Kaynak : Sinan Tartanoğlu – http://www.cumhuriyet.com.tr/

Kılıçdaroğlu’nun dosyasından, ’17 Aralık’ta ‘Kucağa düşecek’ denen işadamı da çıktı

Sıtkı Ayan

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarıyla ilgili iddiasının odağındaki işadamı Sıdkı Ayan’ın adı, 17-25 Aralık sürecinde geçiyordu. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Ayan için, “Kucağa düşecek” dediği öne sürülmüştü.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına göre, Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarının para gönderdiği Man Adası’ndaki şirketi Sıdkı Ayan kuruyor, daha sonra Kasım Öztaş’a devrediliyor. Erdoğan’ın ailesi ve yakınları bu şirkete peyder pey gönderiyor.

Ayan 2013’te İran ve Türkmen doğalgazını Türkiye üzerinden Almanya’ya taşıyacak boru hattını inşaa etmeye talip olmasıyla gündeme gelmişti. 11.5 milyar dolara mal olacak proje için devlet teşviği verilmesi gündemdeydi. Ayan daha sonra yaptığı açıklamalarda bu teşviki almadığını söylemişti.

17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları sürecinde Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği öne sürülen bir telefon görüşmesinde, Bilal Erdoğan olduğu belirtilen kişi Ayan’ın 10 milyon dolar önerdiğini söylüyor, buna karşılık Tayyip Erdoğan olduğu belirtilen kişi miktarı yeterli bulmayarak, “Sakın alma. Kucağımıza düşecek” diyordu.

Hükümet bu tape dahil tüm kayıtların ‘sahte’ olduğunu savunmuştu.

New York’taki ‘Sarraf davası’nın dosyasına Ayan’ın adının karıştığı gelen haberler arasındaydı.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

YouTube Preview Image

Erdoğan ve belediye başkanlarına suç duyurusu: ‘İstifa ettirmek anayasaya aykırı’

Ankara’da Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) kurucu başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu liderliğindeki bir grup, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve istifa eden belediye başkanları hakkında suç duyurusunda bulundu.

Sendika.org’un haberine göre savcılığa sunulan dilekçede, Erdoğan, Yıldırım ve başkanlar ‘anayasayı ihlal’ ve ‘siyasi hakları kullanmayı engellemek’le suçlandı.

Dilekçede şöyle dendi: “İstifa ettirenler, anayasanın dışına çıkmış, istifa edenler de daha önce istifaları gündemde değilken, ortaya çıkan bu irade karşısında, istifalarını isteyenlerin eylemlerine iştirak etmişler ve bu suçu birlikte işlemişlerdir.”

Fotoğraf: Reuters

‘Baskıyla istifa etti’

Eminağaoğlu, belediye başkanlarının seçilme yeterliliğini mahkumiyet kararıyla kaybetse bile Danıştay tarafından görevine son verilebileceğini belirterek belediye başkanlarının kendi iradelerinin dışında, AKP yöneticilerinin istek ve baskıları sonucunda istifa ettiğini söyledi.

Şimdiye dek İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Düzce Belediyesi Başkanı Mehmet Keleş, Niğde Belediyesi Başkanı Faruk Akdoğan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Recep Altepe, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Edip Uğur istifa etmişti.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

”İSTİFA ETMEMENİN NETİCESİ AĞIR OLUR”

YouTube Preview Image

Recep Tayyip Erdoğan;İstifa etmezlerse gereği yapılacak

YouTube Preview Image

ERDOĞAN ; 3 BEL. BAŞ . İSTİFA ETTİ .! 3 ‘ BELEDİYE BAŞKANI’DA İSTİFA ETMELİ.!!

YouTube Preview Image

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Belediye başkanlarımız yetkiyi saraydan almıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendi belediyelerine müfettişin gelebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi: “Bu, ‘Bizimkiler suçluydu’ demek.”

Erdoğan, ‘kulağına AKP’li olmayan bazı belediyelerle ilgili de sorunlar geldiğini’ ifade ederek “İlgili partiler problemi kendileri çözmek isterlerse gereğini yaparlar. Aksi takdirde mülkiye müfettişleri devreye girmek durumunda kalabilir” demişti.

Bursa’nın İnegöl ilçesinde işadamlarıyla bulunan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’nın sözlerinin itiraf niteliğinde olduğunu söyledi.

Fotoğraf: DHA

Bu, ‘Bizim belediye başkanları suçluydu. Ben gereğini yaptım. Diğer partilerin de belediye başkanları suçlu. Onlar da gereğini yapsın’ anlamına geliyor” diyen CHP lideri, kendi başkanlarının suçlu olmadığını kaydetti.

İstifa eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur’un ailesinin tehdit edildiği yönündeki sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, halkın seçtiği başkanlara saygılı olduklarını, tehdit ve şantajların demokraside yeri olmadığını aktardı.

CHP lideri sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim zaten belediye başkanlarımızın hemen hemen 24 saatinde müfettişler var. Biz çekinmiyoruz ki. Ne eksiğimiz var? Kendilerinin hesabını veremeyeceği çok şey var. Bizim bu millete hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yoktur. Ne yapıyorsak milletin gözleri önünde yapıyoruz. Belediye başkanlarına talimatımdır, her kuruşun hesabını belde halkına vereceksiniz. Bizim bütün belediye başkanlarımız, bu görevlerini yapıyor. Her şey hükümetin bilgi ve denetimindedir. Gizlenecek, saklanacak hiçbir şeyimiz yoktur. Bizim belediye başkanlarımız yetkiyi saraydan almıyor, halktan, milletten alıyor. Hesabı da millete veriyor. Siyaset anlayışımız da budur.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Erdoğan’a ‘Diktatörün şeddelisi’ diyen Tezcan’a AKP’den yanıt: Tek faşist CHP’dir

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Faşist diktatör” diyen CHP Sözcüsü Bülent Tezcan’a, Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’dan yanıt geldi: “Tek faşist CHP’dir.”

Tezcan, Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle adli kontrol şartı uygulanıp, yurt dışına çıkış yasağı getirilen Tekirdağ’ın Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat’a destek vermek için yaptığı konuşmada şunları söylemişti: “Şimdi Ekrem başkan bu lafı dedi demedi ben onu bilmem. Ama Tekirdağ meydanında ben söylüyorum: Recep Tayyip Erdoğan, faşist diktatördür. Hem de onların anladığı dilden söylüyorum. Şeddelisidir diktatörün şeddelisidir hem de.”

Fotoğraf: Reuters

Bozdağ demediğini bırakmadı

Bakanlar Kurulu sonrası gazetecilere konuşan Bozdağ’a Tezcan’ın sözleri soruldu.

Tezcan’ın ‘kabul edilemez’ bulduğu sözlerini “Büyük bir edepsizliktir, ahlaksızlıktır, terbiyesizliktir, seviyesizliktir”diyerek değerlendiren Bozdağ, ‘halkın seçtiklerine tahammülsüz’ CHP’nin daha önce de Adnan Menderes hakkında aynı ifadeleri kullandığını söyledi.

CHP’nin ‘halkın adamı’ dediği Turgut Özal’ı da itibarsızlaştırmak için saldırdığını öne süren Bozdağ, “Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti halkının doğrudan doğruya seçtiği Recep Tayyip Erdoğan beye aynı şekilde saldırmaktadırlar” dedi.

‘Türkiye’de tek faşist parti CHP’dir’

Hükümet sözcüsü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de tek faşist parti CHP’dir. Partinin geçmişine baktığınızda geçmişi bunun tanığıdır. Faşist partilerle ilişkilerine baktığınızda da ortadadır. Nazi Almanya’sıyla, Nazi partisiyle, Mussoli’nin İtalya’sıyla yakın ilişkilerde olduğunu hepimiz biliyoruz. Hatta 1940’lı yıllarda nasyonal sosyalist partinin marşı CHP’nin yemekhanesinde müzik olarak yemek vaktinde çalarmış. Onlar da bu marşı dinleye dinleye yemek yerlermiş.”

‘Diktatörlük olmadığını ispatı’

“Türkiye’nin faşist bir devlet olmadığı, Türkiye’de de faşist ve diktatörün bulunmadığının en büyük ispatı, sayın Tezcan gibi birisinin çıkıp bu edepsizliği yapmaya cüret etmesi ve yapmasıdır” diyen Bozdağ, Türkiye’de bir diktatör olsaydı CHP’li siyasetçinin bunları söyleyemeyeceğini kaydetti.

Bozdağ, şöyle devam etti: “Bu bile Türkiye’de faşizmin, diktatörlüğün olmadığının en büyük ispatıdır. Kendi yaptığı terbiyesizlik kendisini tekzip etmektedir. Esasında bu bir akıl ve ruh sağlığı sorunu olan insanların yapabileceği bir iştir. Edep büyük bir taç, onu taşıyanı yükseltir. Cumhurbaşkanı hakkında herkesin bir edep ölçüsü içinde konuşması, eleştiriyi bu çerçevede yapması asgari bir adabın, edebin gereğidir. Ama maalesef biz bunu burada göremiyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendi, bütün siyasi hayatı demokrasimizi kurumsallaştırma, geliştirme, insan hakları konusunda Türkiye’nin standartlarını yükseltmek için büyük mücadeleler verdi, bedeller ödedi.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

AKP’li başkan ağlayarak istifa etti: Tehdit ve baskılar aileme kadar ulaştı, külli iradeye teslim oluyorum!

“Görev yapmam imkansız hâle geldi; üzgünüm, kırgınım, AK Parti’yi de bırakıyorum”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın “En kısa sürede istifa edeceklerine inanıyorum” sözleriyle işaret ettiği isimlerden biri olan Ahmet Edip Uğur, 30 Mart 2014’ten bu yana sürdürdüğü Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden ve AKP’den ayrıldığını duyurdu. İstifasını, Erdoğan’ın talebiyle verdiğini vurgulayan Uğur,  “Üzgünüm, kırgınım” dedi.

Açıklaması sırasında gözyaşlarını tutamayan Uğur, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni ima ederek “Külli iradeye teslim olarak cüzi irademle milletime vefa gösteriyorum” ifadesini kullandı.

Kurulduğu 2002 yılından bu yana AKP’de çeşitli görevler üstlenen Uğur, istifa kararını “vicdan rahatlığı” aldığını belirterek şunları kaydetti:

“Kendi adıma şunu söylemeliyim. Yolsuzluğunuz yok, FETÖ bağlantınız yok fakat ailenize, evinize kadar ulaşan baskılar, hatta tehdide varan müdaleler var. Bu katlanılacak bir durum olmanın ötesine geçmiştir. AK Parti’de siyaset yapma imkanımız ortadan kalkmıştır. Külli iradeye teslim olarak cüzi irademle milletime vefa gösteriyorum. Partime ve başkanlık görevime burada veda ediyorum. Vicdan rahatlığı ile bu kararı almış buluyorum. Hepinize, bütün hemşehrilerime, uzun mesai yıllarımda bana destek olan aileme teşekkür ediyorum.”

Erdoğan’ın, genel başkanlığını yürüttüğü AKP’ye yönelttiği metal yorgunluğu eleştirileri sonrası İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir, Niğde ve Nevşehir belediye başkanlarının istifası gündeme gelmişti. 13 yıldır sürdürdüğü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) görevinden ayrılan Kadir Topbaş, “Her şey affedilebilir, ama adam yerine konmamak asla” derken, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de, istifa açıklamasında 23 yıllık “başarılarını” sıralamış; “Başarısız olduğum için değil, liderimiz istediği için istifa ediyorum” ifadesini kullanmıştı. Gökçek ve Uğur ile birlikte istifaya karşı direndiği iddia edilen Recep Altepe de,  Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı bıraktığını duyurduğu açıklamada “davaya bağlılık” vurgusu yapmıştı.

Ahmet Edip Uğur kimdir?

Ahmet Edip Uğur 7 Nisan 1950 tarihinde Balıkesir’de doğdu. Orta Öğrenimini İstanbul IşıkLisesi’nde, Yüksek Öğrenimini İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı.

Balıkesir Ticaret Odası Başkanlığı, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Balıkesir Şube Başkanlığı yaptı. Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanlığı görevine 2008 yılından bu yana devam ediyor.

Balıkesir Milletvekili olarak 18. Dönemde ilk kez Parlamento’ya girdi. AKP Balıkesir Kurucu İl Başkanlığı’da yapan Ahmet Edip Uğur, 22. 23. ve 24. Dönemde üç defa üst üste Milletvekili seçildi. 2008 yılında “AKP Genel Başkan Yardımcısı” ve “Mali ve İdari İşler” Başkanı olarak görev yaptı.

30 Mart 2014 Mahalli İdareler seçiminde, AKP’den Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

 

YouTube Preview Image YouTube Preview Image YouTube Preview Image YouTube Preview Image

Erdoğan’ın Soros bağlantıları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2003 yılında eski AB Bakanı Egemen Bağış ve halen AB Bakanı olan Ömer Çelik’le birlikte, Davos’ta George Soros’la bir araya gelmişti.

Ahmet Sever

Osman Kavala gözaltına alındı…
Yandaş medya her zaman olduğu gibi aynı manşetlerle çıktı:
“Kızıl Soros gözaltında…”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, Kavala için, “Türkiye’nin Soros’u” tanımlamasını yaptı:

FETÖ ile irtibatı sebebiyle birisini gözaltına alıyorsunuz. ‘STK temsilcisiydi, medya mensubuydu, güzel vatandaştı’ gibi güzellemelerle hedef saptırmaya çalışılıyor. O STK mensubu dedikleri, Türkiye’nin Soros’u denilen kişinin havası çıktı meydana, bağlantıları çıktı ortaya. Siz kime neyi yutturmaya çalışıyorsunuz?”

Sayın Erdoğan şimdi biraz da sizin Soros ile bağlantılarınızdan bahsedelim…
2003 yılının Ocak ayı…
Yer, Davos…
George Soros ile burada bir görüşme yaptınız ve desteğini istediniz:
Türkiye’nin açık toplumu biziz. Bizi destekleyin…

Soros da destekledi…
Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın girişimiyle, bir Bağımsız Türkiye Komisyonu kuruldu…
Komisyon’da, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtissari, eski Fransa Başbakanı Michel Rocard, eski Hollanda Dışişleri Bakanı Hans Van Den Broek, eski İtalya Dışişleri Bakanı Emma Bonino gibi Avrupa’nın saygın siyasetçileri bir araya geldi…
O dönem, hedef Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin başlamasıydı…

Türkiye’de TBMM’den ardı ardına reform paketleri geçerken, Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun üyeleri de Avrupa başkentleri arasında mekik dokuyor ve Türkiye lehine lobi yapıyordu…
Ve siz bu komisyon üyelerini Ankara’da kırmızı halıda karşılıyordunuz…
Yakın dostunuz Can Paker de, Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı’ydı…
Ve size Soros’un mesajlarını da getiriyordu…
O dönem, Soros destekli ve sizin Osman Kavala için kullandığınız “Soros bağlantılı” bu faaliyetlerden çok memnundunuz…
Bu arada Can Paker, 2013’te yayımlanan “Geriye Bakmak Yok” adlı kitapta Fatih Vural’a hayatını anlatırken, Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın, Soros’un desteklediği TESEV’de staj yaptığını da açıklamıştı.

Yanlış anlaşılmasın…
Bu işbirliği çok doğru bir adımdı ve AB ile üyelik müzakerelerinin başlamasında çok büyük katkısı oldu…
Komisyon üyeleri para almıyor, sadece seyahat, konaklama, yeme içme-giderleri Soros’un vakfı tarafından karşılanıyordu…

Yanlış ve kabul edilemez olan, geçmişte Soros’tan destek talep eden ve desteğini de alan Erdoğan’ın bugün, Osman Kavala’yı, “Türkiye’nin Soros’u denilen kişinin bağlantıları ortaya çıktı” diye suçlaması…

Kaynak : Ahmet Sever – http://t24.com.tr/

‘Sarraf davası’na doğru Erdoğan: Dünyayı ayağa kaldırmayı biliriz

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘Sarraf davası’yla ilgili olarak ABD’ye yüklendi: “Vatandaşımızı itirafçı yapmanın gayreti içindeler, bu işler bittiği zaman dünyayı ayağa kaldırmasını biliriz.”

New York’ta bir buçuk yıldır dolandırıcılıktan tutuklu bulunan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının kilit ismi işadamı Rıza Sarraf ve aynı dosya kapsamında yedi ay önce tutuklanan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla 16 Kasım’da duruşmaya çıkacak. Davada son olarak eski ekonomi bakanı Zafer Çağlayan da sanık ilan edilmişti.

Sarraf ve Atilla. (Fotoğraf: Reuters)

Erdoğan’ın en sert demeci

Erdoğan,  davayla ilgili bugüne kadarki en sert demecini partisinin grup toplantısında verdi.

Erdoğan ABD’ye şöyle seslendi: “Sizin gücünüz Tayyip Erdoğan’ın 13 tane korumasına gözaltı kararı çıkarmaya yeter. Bir bankamızın altı kere Amerika’ya girip çıkan görevlisini yedinci kez girişinde gözaltına almaya yeter. Öbür taraftan bakıyorsunuz bir başka vatandaşımızı aynı şekilde gözaltına almaya yeter. Ve ondan sonra da onu köşeye sıkıştırarak şunları şunları söylemen halinde şu kadar demek suretiyle itirafçı durumuna düşürmenin gayreti içine girerler. Takipçisiyiz, bu işler bittiği zaman dünyayı ayağa kaldırmasını da biliriz, hepsini açıklayacağız.” 

Hakan Atilla: Delilleri tanıklara gösterelim

Amerika’nın Sesi’nin haberine göre Atilla, duruşmaya 20 gün kala mahkemeye verdiği dilekçede “Savunma olarak tanıklarımız mahkemeyi isim vermekten çekiniyor. Delillerde gizlilik kararı olduğu için tanıklara delilleri gösteremiyoruz. Dosyayla ilgili gizlilik kararı kaldırılsın” dedi.

Dilekçei inceleyen hakim Richard Berman, savunma ve iddia makamlarını uzlaşmaya davet etti.

Hakan Atilla Rıza Sarraf’tan ayrı yargılanmak istiyor.

‘Trump, Berman’la görüştü’

Amerika’nın Sesi’nden Can Kamiloğlu’nun yaptığı habere göre de davanın iddia makamı New York Güney Bölgesi başsavcılığı görevine Türkiye’yle yakın ilişkileri bulunan Geoffrey S. Berman’ın getirilme ihtimali ciddiyet kazandı.

Berman’ın adı bu görev için New York Times’ın yazdığı haberde geçmişti. Atanma ihtimalinin güçlenmesinin nedeni ise ABD Başkanı Donald Trump’ın,  Geoffrey S. Berman ile Beyaz Saray’da görüştüğü yönündeki haber.

Başsavcı adayı Türkiye’nin lobicisi için çalışıyor

Berman, Sarraf’ın da avukatı eski New York valisi Rudy Giuliani’yle birlikte ortağı olduğu Greenberg Traurig firmasında çalışıyor. Firma aynı zamanda Türkiye’nin de ABD’deki lobicilik faaliyetlerini yürütüyor.

Kaynak : http://www.diken.com.tr

Sayfa1 → 451234Son Sayfa »