“ABD-Türkiye geriliminin sebebi Zarrab, Erdoğan ortaya çıkacak bilgilerden çekiniyor”

“NATO müttefiki kalıbı, Türkiye’nin eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor”

Çeviri – Gonca Tokyol

Washington Post gazetesinde David Ignatius imzasıyla yayınlanan yazıda, Türkiye ile ABD arasındaki gerilimin merkezinde, ABD’de tutuklu yargılanan İran ve Türkiye vatandaşı Reza Zarrab‘ın serbest bırakılmasının yattığı iddia edildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Zarrab davasının olası sonuçlarından ‘korktuğunu’ savunan Ignatius, meselenin Washingon-Ankara arasında yapılan birçok görüşmede dile getirildiğini kaydetti.

Yazıda, eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde görev yapan üst düzey bir yetkilinin, “Erdoğan’ın takıntısının sebebinin ortaya çıkacak bilginin ailesine ve en sonunda da kendisine zarar vermesi ihtimali olduğunu düşünüyoruz” ifadelerine de yer verildi.

“Konsolosluk çalışanının tutuklanması, 27 Kasım’daki duruşma öncesinde el güçlendirme çabası olabilir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın perşembe günü yaptığı açıklamada, Zarrab’ın itirafçı olarak kullanılmak istediğini söylediğini hatırlatan Ignatius, Türkiye’deki ABD büyükelçiliği ve konsolosluklarda çalışanlara yönelik gözaltı ve tutuklamaların sıklaşmasının da 27 Kasım’da New York’ta görülecek dava öncesinde ‘avantaj sağlama’ çalışması olarak görüldüğünü savundu. “Zarrab, mahkemede hangi pislikleri ortaya saçabilir” diyen Ignatius’un yazısı şöyle devam etti:

“Olası bir ön bilgi, dönemin ABD Savcısı Preet Bharara’dan gelmişti. Türk savcıların Aralık 2013’te hazırladığı rapordan alıntı yapan Bharara’nın notunda, Türkiye’deki kanıtların “Zarrab ve diğerlerinin İran yararına yaptıkları işlemleri sürdürebilmek için hükümet yetkililerine ve üst düzey banka görevlilerine milyonlarca euro ve dolar ödeme yapılan bir rüşvet şemasını ortaya çıkardığı” söyleniyordu. Bharara, sonuçların FBI soruşturmasında elde edilen elektronik postalarla da desteklendiğini belirtiyordu.

“Erdoğan 90 dakikalık görüşmeyi Zarrab’a adadı, Bharara’nın kovulmasını istedi”

“Erdoğan’ın Zarrab’ın salıverilmesine yönelik çalışması inanılmazdı. 21 Eylül 2016’da dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la yaptığı özel görüşmede, Zarrab’ın salıverilmesinin yanı sıra Bharara’nın kovulmasını da talep etti. ABD yetkilileri, 90 dakikalık görüşmenin Zarrab’a adandığını söyledi. Erdoğan’ın eşi de aynı gece konuyu Biden’ın eşine açtı. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise Ekim’de dönemin Başsavcısı Loretta E. Lynch’le görüşerek davanın kanıtlara dayanmadığını ve Zarrab’ın salıverilmesi gerektiğini söyledi.

TIKLAYIN – “Emine Erdoğan da Reza Zarrab’ı ABD’den istedi”

“Erdoğan’ın Zarrab saplantısı, Zarrab davasında ortaya çıkacak bilgilerin kendisine ve ailesine zarar vermesi ihtimalinden kaynaklanıyor”

Eski başkanlık yardımcılarına göre Erdoğan, Aralık ve Ocak’taki son iki telefon görüşmesinde konuyu kişisel olarak eski ABD Başkanı Obama’yla da konuştu. Obama döneminde görev yapan üst düzey yetkililerden biri, “Operasyonumuzun tahmini, Erdoğan’ın bu davayla ilgili saplantısının, ilerlemesi halinde ortaya çıkan bilginin ailesi ve en nihayetinde kendisine zarar vermesi ihtimalinden kaynaklanıyordu” dedi.

Erdoğan hükümeti, Donald Trump’ın ekibiyle dostluk kurma çalışmalarına seçimlerden önce başladı. Kampanya ekibindeki Micheal Flynn, Türkiye yanlısı bir lobici tarafından işe alındı ve ekibi geçiş döneminde de Türkiye’den para almaya devam etti. Flynn’in Şubat ayında ulusal güvenlik danışmanı görevinden istifa etmesinin ardından, Türkler Trump’a yakın başka bir danışman olan Rudy Guilani’yle çalışmaya başladı.

“Erdoğan, Bharara’yı da Gülenci olmakla suçladı”

Dava, Erdoğan için zehirli çünkü Pennsylvania’da yaşayan, düşmanı Fethullah Gülen’le kesişiyor. Erdoğan, Gülen’in destekçilerini 2013 yılında ortaya çıkan ve Türk medyasının aktarımına göre Erdoğan ailesiyle ilgili de iddialar barındıran kanıtların toplanması ve sızdırılmasından sorumlu tutuyor. Eski bir yetkiliye göre Erdoğan, bir yıl önce Biden’la bir araya geldiğinde, garip bir şekilde Bharara’yı da Gülenci olmakla suçladı.

Guilani’nin konuya dahil olması da davanın alışıldık olmayan bölümlerinden biriydi. 24 Şubat’ta Bharara’yla iletişeme geçen Guilani, Zarrab adına Ankara’ya seyahat etmeyi planladığını söyledi. Trump, Bharara’yı Mart ayında, Guilani’nin Adalet Bakanlığı’na “Amerikan güvenlik çıkarlarına yardımcı olmak ve Zarrab’a yardımcı olmak için ABD ve Türkiye arasında bazı anlaşmalar yapmak” için sıkıştırdığı zamanlarda kovdu.

“Trump ilk başlarda sempatik yaklaşıyordu…”

Savcılık makamını engellemek için girişilen çeşitli denemelere rağmen dava ilerledi ve eski bir Türk hükümet üyesi ve üç Türk vatandaşı da dahil edildi. Dönemin Adalet Bakanı Bozdağ, 11 Eylül’de genişletilen iddiaları yeni bir ‘darbe girişimi’ olarak eleştirdi.

Erdoğan, Zarrab’ın serbest bırakılması konusunda Trump’ın kendisini destekleyeceğini ummuş olabilir. Trump da ilk başlarda Türk lidere sempatik yaklaşıyordu, onu Mayıs ayında bir toplantı için Washington’a davet etmişti. Ancak bu gezi, Erdoğan’ın korumaları Türk Büyükelçiliği’nin dışında protestoculara saldırdığında kötüye gitti ve Trump’ın hareket alanı da yönetimine yönelik soruşturmalarla birlikte daraldı.

“NATO müttefiki kalıbı, Türkiye’nin eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor”

Bazı ABD’li yetkililer, Erdoğan’ın Gülen’i desteklediği iddiasıyla papaz Andrew Brunson’un ve Gülen’le bağı bulunan savcılarla iletişim halinde olduğu iddiasıyla uzun süredir ABD Konsolosluğu’nda çalışan Metin Topuz’un tutuklanmalarıyla pazarlık konusunda elini sağlamlaştırmaya çalıştığından korkuyor. Erdoğan da geçen ay Brunson’ın Gülen’le takas edilmesini önermişti.

“NATO müttefiki” kalıbı Türkiye konusunda o kadar çok tekrar edildi ki, Türklerin son eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor. Washington, bir sonraki adımın ne olacağı konusunda endişeli.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Erbil ve Bağdat, sorunların çözümü için 4 madde üzerinde anlaştı

IKBY Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, görüşmeden Irak’taki gelişmeler ve siyasi sorunların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), bağımsızlık referandumunun ardından yaşanan krizin çözümü için 4 maddelik bir anlaşma sağladı.

IKBY Başkanı Mesut Barzani, Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin, Süleymaniye’de bugün Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum’un yardımcıları İyad Alavi ve Usame Nuceyfi ile bir görüşme yaptı.

Hürriyet’in haberine göre, toplantıda bir grup Iraklı parlamenterin de hazır bulunduğu ifade edildi. Usame Nuceyfi, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, IKBY’nin ablukaya alınarak cezalandırılamayacağını söylediği öne sürüldü. Nuceyfi, “Kürdistan Bölgesi ablukaya alınarak cezalandırılamaz. Çözülmesi gereken sorunların hepsini diyalogla çözmemiz lazım. Tarafların birbirini anlaması gerekiyor. Irak çerçevesinde sorunların çözülmesi gerekiyor” ifadeleri kullandı.

“Erdoğan’ın sözlerini ilettik”

Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birkaç gün önce görüşen Nuceyfi, Türkiye Cumhurbaşkanının mesajını da Barzani’ye ilettiğini açıkladı. Nuceyfi, “Komşularımızın durumu anlamasını sağlamalıyız. Bu konuyu kendileri için tehdit olarak görmemeliler. Tehdit üslubunun da kullanılmaması gerekiyor” diye konuştu.

Kürt Bölgesel Divanı Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin ise görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Bu toplantının Erbil’de yapılması kararlaştırılmıştı ancak şartlar burada yapılmasını gerektirdi” diye konuştu.

“4 maddede anlaştık”

Ofisinden yapılan açıklamada, Barzani, Allavi ve Nuceyfi’nin üçlü toplantısıda, Irak’ın içinde bulunduğu mevcut durum ve siyasi gelişmelere bağlı sorunların çözü yollarını ele aldıkları ifade edildi.

Açıklamada üç tarafın da “Irak’taki gergin atmosferin yatıştırılması için siyasi partiler ve taraflar arasında görüşmelerin başlaması, görüşmelerin açık bir ajanda üzerinden yürütülmesi, IKBY üzerindeki yaptırımların ivedi bir şekilde kaldırılması ve en yakın zamanda Bağdat ile Erbil arasında toplantıların başlaması.” maddeleri üzerinde mutabakata vardığı kaydedildi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

“ABD Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapacak”

Yevgeni Tarlo, “ABD, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapacak” dedi.

Rusya Parlamentosu’nun üst kanadı Federasyon Konseyi’nin eski üyesi ve ünlü siyasi uzman Yevgeni Tarlo, ABD’nin Türkiye’nin bağımsız politikalarından rahatsız olduğunu belirterek, “ABD, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapacak” iddiada bulundu.

Kafkassam’ın haberine göre, Rus devlet kanalı 1.Kanal’da canlı yayın programında konuşan Tarlo şu ifadeleri kullandı: “Batı’nın Rusya ve Türkiye’ye yönelik politikaları Moskova ve Ankara’yı birleştirdi. 15 Temmuz başarısız darbe girişiminde Amerikan izi vardı. Amerika’nın her zaman böyle olaylarda doğrudan bir bağlantısı bulunmakta. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidar olduğu sürece Washimgton’un o bölgede “sorunları” olacak. Dolayısıyla ABD Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapıacak. Erdoğan’a karşı protesto eylemleri, Ukrayna’daki benzer Meydan gösterileri, ekonomik yaptırımlar ve başka baskılar bekleniyor. Bu arada ABD’nin bölgede Kürdistan projesi de Türkiye’yi hedef alıyor.”

Kaynak : odatv.com

“On başını çavuş yapamıyor, düğünlerde siyasilerin eteğine yapışıp geziyor”

CHP’li Ağababa’dan Hulusi Akar’a; “On başını çavuş yapamıyor. düğünlerde siyasilerin eteğine yapışıp geziyor”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, kendisi hakkında TBMM’ye sunulan fezleke ile ilgili, “İstedikleri kadar fezleke hazırlasınlar, biz gerçekleri söylemeye devam edeceğiz” dedi.

Parti binasında düzenlenen basın toplantısına CHP İl Başkanı Enver Kiraz’ın yanı sıra il yönetimi katıldı. Ağbaba, bir süre önce yaptığı basın toplantısı ile ilgili TBMM’ye fezleke geldiğini belirtti. Fezlekede, 3 Şubat 2017 tarihinde CHP Malatya İl Başkanlığı’nda basın toplantısı yapan Ağbaba’nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayına sunulan yeni anayasa değişikliğine değindiği. Anayasa değişikliği referandum kampanyasını Genelkurmay Başkanı’nın, Kardak çıkışı ile birlikte başlattığını öne sürerek, “Siyasi şov yapacağına gitsin El-Bab’da katil sürüsü ile uğraşın” dediği ifade edildi.

Fezlekeyi bugün değerlendiren Ağbaba, Genelkurmay Başkanı’nın kendisi hakkında suç duyusunda bulunduğunu hatırlatarak, şöyle dedi:

“Bununla ilgili bir yargılamam var. Buradan tekrar söylüyorum Genelkurmay Başkanı, on başını çavuş yapamıyor. Genelkurmay Başkanı davetlerde düğünlerde siyasilerin eteğine yapışıp geziyor. Bir daha söylüyorum Genelkurmay Başkanına on başını çavuş yapamadığı gibi bütün yetkileri elinden alınmış o basın toplantısında bir şeyi de eksik bırakmışım. Darbeciler tarafından esir alınmış bir genelkurmay başkanı var. O Genelkurmay Başkanı’nın o koltukta 1 dakika bile oturması Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) şanlı tarihi için zül sayılır. Bunlar istediği kadar fezleke hazırlasın biz gerçekleri söylemeye devam edeceğiz.”

Kaynak : odatv.com/

Erdoğan: İdlib’deki operasyonu ÖSO yürütüyor, askerimiz henüz orada değil; yeni inisiyatifler alacağız

“Erdoğan: Kuzey Irak başladığı yere geri dönmeli, yoksa elindeki tüm imkanları kaybeder”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından Suriye’nin İdlib kentine yönelik olarak bir askeri operasyon başlatıldığını açıkladı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) henüz operasyona katılmadığını belirten Erdoğan, “Bundan sonra da yeni inisiyatifler almaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

Gazetecilerin “Fırat Kalkanı Harekâtı’nda olduğu gibi bir yöntem mi kullanılacak?” sorusuna Erdoğan’ın yanıtı “Boksa girildiği zaman yumruğun sayısı sayılmaz” oldu. Erdoğan, “Operasyona Rusya havadan, TSK sınır içinden destek veriyor” dedi.


TSK’nın El Bab’a yönelik olarak düzenlediği Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yedi ayda 71 asker hayatını kaybetmişti.


“Fırat Kalkanı bitti, bunun da adı açıklanır”

Operasyonun adının ne olacağına ilişkin yöneltilen soruya Erdoğan, “Fırat Kalkanı bitti, bunun da adı açıklanır” yanıtını verdi. Erdoğan, olası bir göç hareketine karşı gerekli hazırlıkların yapıldığını bildirdi.

Astana’da İdlib konusunda anlaşmaya varılmıştı

Türkiye, Rusya ve İran, “Suriye krizi” ile ilgili yürütülen Astana görüşmelerinin son toplantısında, İdlib’de çatışmasızlık bölgesi kurulması konusunda anlaşmaya varmıştı. Geçen hafta TSK, İdlib sınırına sevkiyat yapmıştı.

“Bugün İdlib’de ciddi bir harekât var”

AKP 26. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“İlk yola çıktığımız günden bugüne kadar hangi kademede olursa olsun AK Parti’ye gönül vermiş tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.  Partimizin iktidara gelişinden bu yana Türkiye’nin kat ettiği mesafeyi Cumhuriyet tarihi ile mukayese ettiğimizde orataya çıkan tablo partimizin karnesidir. Bizlerin de bu tabloyu hatırlaması ve hedeflerimizin çıtasını yükseltmemiz gerekiyor.

“Kendi arkadaşalarımızın arasında bile bu refromların farkında olmayanlar var. Şahsım da dahil olmak üzere her fırsatta bu hatırlatmaları yapmayı sürdüreceğim. Milletimize her fırsatta bu hatırlatmaları ezberden ifade etmenizi istiyorum.

“Milli Takımımız dün akşam mağlup oldu. Üzüntülüyüz. Ama 3-0’a rağmen Eskişehir seyircisinin sonuna kadar Milli Takımımıza sahip çıkmasını sonuna kadar alkışlıyorum.

“Ana muhalefet de dahil olmak üzere silahlı insansız hava araçlarını konuşuyor. ‘Piknik yapmaya gittiler’ diyor. O dağlarda bunların inine dahi gireceğiz. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. İçeride ve dışarıda ülkemize kim tehdit oluşturuyorsa ‘Hoşgeldin’ demeyeceğiz. Yerinde bastıracağız. Bunun adımları attık, atıyoruz.

“İnsanlar sandık başına gittiklerinde geçmişte aldıkları hizmetler kadar gelecekte kendilerine vaad edilenlere de bakarlar. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Birileri de kurusıkı atmak suretiyle konuşuyor. Yaptıklarımızı anlatmakla yetinmeyeceğiz. Yapacaklarımızı da ifade edeceğiz. Bizim için Kanal istanbul çok önemli. Süveyş, Panama kanalı nasıl anılıyorsa biz de kanal istanbul ile dünyaya yeni bir marka olarak ses vereceğiz. Bunun da adımını çok kısa zamanda atacağız.

“Biz milletimize her alanda hep yeni şeyler söyledik. Maziden atiye kurduğumuz köprünün kilit taşı değişim konusundaki kararlılığımızdır. Bu gerçekten hareketle bir süredir teşkilatlarımızda ve belediyelerimizde yenilenme ihtiyacını söyledim, söylüyorum. Belediyelerde şimdiden benzer adımları atmanın hazırlığı içindeyiz. Bu milletimizin talebidir. Değişim ihtiyacını kendi irademizle gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Bunu kendimiz yapmazsak sandıkta milletimiz yapar.

“Milletle zıtlaşma olmaz. Hele hele milletle kavga olmaz. Biz siyasi hayatımızı milletimizin bize olan desteğine borçluyuz. Milletimizin 15 Temmuz’da desteği olmasaydı biz bugün yoktuk.

“Belediye başkanlarımızın bir kısmının dinlendirilmesi veya başka görevlerde görevlendirilmesi icap ediyorsa bunu karşılıklı mutabakat içinde yapacağız. Buna kimsenin alınmaması gerekiyor. Bizim kadromuzu yeni isimlerle güçlendirmekten daha doğal ne olabilir. Bunu yapmazsak geçmişteki partilerden bir farkımız kalmaz. AK Parti’yi göz göre göre bu çıkmaza sürüklemeye kimsenin hakkı yoktur.

“Çetin yollar yorgun bedenlerle aşılamaz. 2013 yılından beri öyle saldırılara maruz kalıyoruz ki sadece savunma değil taarruz gücümüzü de artırmamız gerekiyor.

“Kuzey Irak başladığı yere geri dönmeli yoksa elindeki tüm imkanları kaybeder.

“Eğer tek vatan demek milliyetçilikse milliyetçiyiz. Eğer tek bayrak demek milliyetçilikse milliyetçiyiz. Tek devlet demek milliyetçilikse milliyetçiyiz.

“Sandıkla gelen elbette sandıkla gider. Ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez. İhanet etmediği sürece görevden çekilenlerin de yeniden değerlendirme yolu açıktır.

“Sandıkla gelen elbette sandıkla gider. Ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez. İhanet etmediği sürece görevden çekilenlerin de yeniden değerlendirme yolu açıktır.

“Fırat Kalkanı Harekâtı ile açtığımız alanı şimdi de İdlib’in güvenliğini sağlamaya yönelik yeni bir adımla daha ileri taşıma gayretindeyiz. Bugün İdlib’de ciddi bir harekat var ve bu devam edecek.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

“Canlı yakalayın, elleri arkadan bağlı, diz çökmüş fotoğrafını çekin”

FETÖ lideri Fethullah Gülen’in, Erdoğan’la ilgili olarak, ‘Canlı yakalayın, elleri arkadan bağlı, diz çökmüş fotoğrafını çekin’ talimatını verdiği ortaya çıktı.

15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Pensilvanya’da yapılan toplantıda Fetullah Gülen’in darbecilere verdiği talimatlara ilişkin iddialar yayınlandı.

Aydınlık gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı iddiasına göre, Gülen, Türkiye imamı aracılığı ile verdiği talimatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağ yakalanmasını istedi. Yakalandıktan sonra ellerinin arkadan kelepçelenmesi ve diz çöktürülerek fotoğrafının çekilmesi talimatını veren Gülen’in, Erdoğan’ın bu durumdayken kendisiyle konuşturulmasını ve bu görüntülerin de kaydedilmesi istediği ifade edildi.

SADDAM BENZETMESİ

Fetullah Gülen’in Erdoğan’la ilgili talimatının CIA’nın “itibarsızlaştırma”taktiklerini andırdığını kaydeden güvenlik kaynakları, Irak’ta ABD askerlerinin Saddam Hüseyin’in yakalanmasını dünyaya duyurdukları fotoğraflara dikkat çektiler. Saddam’ın pecmurde, saç sakal birbirine karışmış yeraltında deliklerde sürünen bir fotoğrafının dünya medyasına servis edildiğini vurgulayan güvenlik kaynakları, Fethullah Gülen’in de aynı taktiği Erdoğan için uygulamayı planladığı, ancak başaramadığını söylediler.

DARBE BAŞARILI OLSAYDI

Darbe başarılı olsaydı Fetullah Gülen’in Türkiye’ye dönmeyi planladığını kaydeden güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre Gülen’in dönüş planı da CIA ile birlikte organize edildi. Büyük bir törenle İstanbul’a gelmesi ve havaalanında milyonlarca kişi tarafından karşılanması düşünüldü.

Karşılığında ABD’nin tüm isteklerinin karşılanmasının planlandığını kaydeden yetkililere göre darbe girişiminde “emir komuta zinciri” görüntüsü vermek için çok uğraşıldı. Ancak TSK’daki direniş nedeniyle sonuç alınamadı.

“Emir komuta” görüntüsü sağlanamayınca ve darbenin başarısız olacağı anlaşılınca ABD yönetimdeki bir kanadın darbeye desteğini çektiği, olayın ortalığa dökülmesi sonrasında da darbe girişiminin erkene çekildiği belirtildi. Bu durumun darbeciler arasında kaosa yol açtığını kaydeden bir güvenlik yetkilisi, Marmaris’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otele yapılan baskının da bu karmaşa içinde başarısızlıkla sonuçlandığını kaydetti.

RÜTBESİNİ GÜLEN TAKMIŞ

Ayrıca Aydınlık’tan Turan Salcı’nın haberine göre; GATA’daki FETÖ yapılanmasına dair hazırlanan iddianamede firari askerlerden eski Prof. Dr. Hava Tabip Tuğgeneral Mehmet Zeki Kıralp’e generallik rütbesini Fethullah Gülen’in taktığı ortaya çıktı.

Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak için ifade veren GATA hekimlerinden İsmail Yıldırım’ın iddianamedeki beyanında, “2013 yılında örgüt beni ödüllendirmek için ABD devletine göndermek istedi” dediği yer aldı ve Gülen’in Kıralp’e rütbesini takmasını şöyle anlattı:

“Ankara ilinde GATA’da öğretim görevlisi olan Doçent Albay Muharrem Uçar ABD’deki kongreyi ayarladı. 2013 yılının ekim ayı itibari ile 7 günlük kongreye ABD’ye gönderdiler. Asım kod isimli şahıs gitmeden ABD’de bulunan Zafer kod isimli şahısla İstanbul ilinde bulunan Şemsettin isimli şahsın kayınçosu olan kişi görüştü. Beni bu şahıs ABD’de karşıladı, beni hemen araba ile Pensilvanya’ya Fethullah Gülen’in yanına götürdü. Bu malikanede iki gece kaldım. Sürekli toplu vaziyetteydik, bir ara sadece içerde askeri personel kaldı, kendi bakıcısı ya da yardımcısı olan Cevdet kod isimli şahıs bu durumu ayarladı. Odada ben ve 2013 yılında Tuğgeneral olan Mehmet Zeki Kıralp de vardı. Cevdet, Kıralp’i göstererek ‘Bu şahsa generallik rütbesini Fethullah Gülen benim yanımda dua okuyarak taktı, görevinizde başarılar diliyorum, Allah muhaffak etsin, daha üst görevlere gelirsiniz inşallah’ dedi. Daha sonra Gülen, bana dönerek nerede görev yaptığımı sordu. Ben de kendisine sizin memleketinizde görev yapıyorum dedim. Bana Erzurum nasıl diye sordu, kendisine Erzurum hakkında hava ve sudan bahsettim. Bana rütbemi sordu, Albay olduğumu söyledim. ‘Bu abin gibi inşallah general olursun’ dedi, yaklaşık 10 dakika sürdü ve 2 gün sonra buradan ayrıldım, kongreye gittim ve Türkiye’ye döndüm.”

Kaynak : odatv.com/

CHP’li Kocaoğlu kendi projesinin açılışını terk etti: Ayıptır, adam gibi durun

Fotoğraf: DHA

İzmir’in CHP’li belediye başkanı Aziz Kocaoğlu, Selçuk ilçesine kadar uzatılan İZBAN banliyö hattının açılış törenini terk etti.

Bu projenin anası da, babası da büyükşehir belediyesidir, Kocaoğlu’dur

Başbakan Binali Yıldırım’ın da katıldığı törende kürsüye çıkan Kocaoğlu konuşmasına başladıktan kısa bir süre sonra alandan ıslıklar, sataşmalar ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan lehine sloganlar yükselmeye başladı.

Bunun üzerine kitleye “Dinlerseniz sözümü kısa kesip ineceğim” diye seslenen ve hayli sinirlendiği görülen CHP’li belediye başkanı şunları söyledi: “Bu projenin fikir babası da, uygulayıcısı da… Sayın başbakanımız burada, o zaman ulaştırma bakanıydı. Bu projenin anası da, babası da İzmir büyükşehir belediyesidir, Aziz Kocaoğlu’dur. Bunu böyle bilin ve sayın başbakana sorun. Ayıptır, ayıptır. Bu yaptığınız kırkı geçti. Ayıptır. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyım. Sizlerin oylarıyla, yüzde 56 oy almış belediye başkanınızım.  Siz nezaket kuralları içerisinde beni dinlemek zorundasınız. Bu proje sayın başbakanımız kadar benim projemdir. Bunun böyle bilinmesi, buna göre davranılması ve adam gibi durulması gerekmektedir. Adam gibi durmaya çağırıyorum. Adam olmaya çağırıyorum.” 

Konuşmasını bu ifadelerle noktalayıp kürsüden inen Kocaoğlu töreni terk etti.

‘Aziz başkanın şekeri çıktı’

Başbakan Yıldırım ise, Kocaoğlu’nun ‘Erdoğan sevgisine tahammül edemediğini’ savundu.

Yıldırım şöyle konuştu: “Selçuk’a bugün müjdeyle geldik. Hizmetle geldik. Sevgili Selçuklular, Başkan niye sinirlendi? Anladınız mı. Demek ki Recep Tayyip Erdoğan sevgisine hala tahammül edemeyenler var, biliyorsunuz Aziz başkanın şekeri var. Sinirden bir şeker çıktı, vitesler attı. Ama öfke onun olsun, sevgi bizim olsun. Hoşgörü İzmir’in olsun.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/


 

YouTube Preview Image YouTube Preview Image

Perde arkasında Erdoğan-Yıldırım kavgası mı var

Varlık Fonu başkanlığı görevinden Mehmet Bostan’ın alınmasının perde arkasında ne var?

3 Kasım 2016’da Özelleştirme İdaresi başkanlığı görevinden Türkiye Varlık Fonu başkanlığı görevine getirilen Mehmet Bostan, dün görevden alındı. Bostan’ın yerine vekaleten Borsa İstanbul Başkanı Himmet Karadağ’ın getirildi.

Mehmet Bostan’ın neden görevden alındığı tartışılırken, bugün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan Varlık Fonu’na ilişkin dikkat çeken açıklamalar geldi. Erdoğan konuya dair “Varlık Fonu’nda hedeflenen, arzulanan bir süreç olmadı. Bu olmayınca sayın Başbakan, Varlık Fonu ona bağlıdır. Cumhurbaşkanı olarak benimle herhangi bir bağlantısı yoktur ama biz bunları istişaretisini yaparak bu konuda kararımızı alırız. Gelişmeleri gördük, böyle yürümeyeceğine karar verdik. Sayın Başbakan da bu konuda adımını attı, hayırlı olsun diyeceğiz. Varlık Fonu’nu bizim yeniden bir reorganize etmemiz şart. Kazakistan dönüşü o adımları atacağız.” dedi.

soL haber portalının Bloomberg’den aktardığına göre, Varlık Fonu etrafında dönen tartışmaların bir gösterge olduğu, Binali Yıldırım ile Tayyip Erdoğan arasındaki ihtilafların hayli derin olduğu iddia edildi.

Bloomberg’de Kerim Karakaya, Onur Ant ve Benjamin Harvey imzasıyla yayımlanan haberde, Varlık Fonu’nun iç çatışmalar nedeniyle “felce uğradığı” söyleniyor.

Fon ile bağlantılı olan ve ismini vermek istemeyen yedi kişinin aktardığına göre, ihtilaf varlıkların nasıl dağıtılacağı ile ilgili.

Yine ismini vermeyen dört kişi, ayrılıkların hayli derin olduğunu ve Binali Yıldırım’ın ekibinin Varlık Fonu üzerindeki otoritesini artırmaya çalıştığını söylüyor.

Konuyla ilgili bazı kimseler de, Fon’un “siyasi amaçlarla” ya da başka şirketlerin aleyhine olacak şekilde hükümetle bağlantılı şirketleri zenginleştirmek için kullanılmasından endişe ettiklerini belirtiyorlar.

Haberde, Varlık Fonu’nun bazı yöneticilerinin, Fon’un borsa ve döviz piyasalarına müdahale etmesi için lobi yaptıkları, ancak Binali Yıldırım’ın Varlık Fonu değerlerini büyük altyapı projeleri için kullanmak istediği iddia ediliyor.

Öte yandan, konu hakkında bilgi sahibi kaynaklar, Varlık Fonu yönetiminde yer alanların, toplantılarda nadiren bir konu hakkında anlaşabildiklerini söylüyorlar.

Haberde, Fon’un başkanlığına getirilen Himmet Karadağ’ın silah taşıdığı ve kurşun geçirmez yelek giydiği öne sürülüyor.

Varlık Fonu’nun şu ana kadar bağladığı tek anlaşma, Singapur’un ünlü kent plancısı Surbana Jurong ile güneydoğu bölgesinde yapılması planlanan sanayi merkeziydi. Ancak nihai anlaşma, bu anlaşmayı kimin imzalayacağı ve krediyi kimin alacağı konusunda belirsizlikler nedeniyle Başbakanlık tarafından iki kez ertelendi.

Öte yandan haberde Bostan ve ekibinin, Varlık Fonu yönetimindeki diğer isimlerin gitmesini istedikleri de söyleniyor.

YİĞİT BULUT’TAN TEPKİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi Başdanışmanı ve Varlık Fonu Yönetim Kurulu üyesi Yiğit Bulut’ta Star’daki bugünkü yazısında, Bloomberg’in analizini eleştirdi. Bulut’un yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Dün küresel Bloomberg kuruluşu, ekranlara ‘sözde analiz’ adında bir haberi geçerek, aklınca Türkiye’ye operasyon yaptı. İçinde geçen detaylar tamamen uydurma, hayal ürünü, iftira olduğu gibi Türkiye içinden de beslendikleri kesin. Yazanlar sözde Türk vatandaşı, biri hariç, birinin de ne olduğu zaten malum; klasik saha ajanı!”

Kaynak : odatv.com/

Erdoğan konuştu savcılık soruşturma açtı

Savcılık CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun sözleri için TCK 301’den soruşturma başlattığını duyurdu.

Savcılık CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu hakkında soruşturma başlattı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Tanrıkulu’nun “Eskiden JİTEM vardı, şimdi aynı görevi SİHA’lar yapıyor. Böyle yöntem hukuk devletinde olmaz ancak savaşta olur; savaşın da kuralları vardır” sözleri için TCK 301’den soruşturma başlatıldığı duyuruldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugünkü açıklamasında Tanrıkulu’yla ilgili şunları söylemişti:

“Biz yerliyiz ve milliyiz. CHP ve HDP’ye baktığınızda tam tersi. Bu ülkeye karşı olanlarla koalisyon halindeler.
Muhalefetin temsilcisi ‘SİHA’lar sivilleri vurdu’ diyor. Nerede o siviller? SİHA’lar teröristleri vuruyor.
Muhalefet liderinin Tanrıkulu’na ‘Sen güvenlik gücünden mi yanasın, teröristten mi yanasın’ diye sormasını beklerdim.”

Tanrıkulu ise Erdoğan’a sosyal medya hesabından “BAYRAKTAR adlı SİHA’ların vurduğu sivillerinin adlarını burada paylaştım, açıkladım Sn.Erdoğan, bana saldırmanız suçluluk telaşı olamasın! Erdoğan hedef gösterdi troller saldırıyor.Bayraktar adlı SİHA’nın vurduğu,öldürdüğü sivillerdi. Sizde Allah korkusuda kalmamış vicdansızlar!” diyerek yanıt vermişti.

Kaynak : odatv.com/

Cumhurbaşkanı’na suikast davasının sanık binbaşısı: Korumaların otelin güvenlik kamerasının fişini çekmesi tesadüf olamaz

Polisle çatışmaya giren kimliği meçhul kişiler kimlerdir?

15 Temmuz darbe girişimi sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Marmaris’te kaldığı otele saldırı düzenlemekle suçlanan sanıkların yargılanması Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor. Görülen davanın duruşmasında, koruma polisi Mehmet Çetin‘i şehit ettiği ileri sürülen, eski Binbaşı Şükrü Seymen, esasa ilişkin savunma yaptı.

Sanık Seymen savunmasında, Erdoğan’ın kaldığı otelin güvenlik kamerası kayıtlarının kesildiğini öne sürerek “Korumaların otelin güvenlik kamerasının fişini çekmesi tesadüf olamaz. Devlet devletse, benim suçsuz olduğumu ispatlamak zorunda. Cumhurbaşkanın otelde olduğuna dair ortada bir görüntü yok. Polisle çatışmaya giren kimliği meçhul kişiler kimlerdir?” dedi.

Sanık Seymen, “15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu’nun raporunda Marmaris’e bizden önce başka grubun geldiği, çatışma çıktığı ve zayiat verildiği ortadır. Görgü tanıklarının verdikleri ifadeler de raporu doğruluyor. Hür irademizle ifade vermemize rağmen, iddia makamı ilk ifadeleri dikkat ediyor. Bu ifadelerin döve döve alınmadığını nereden bilebileceksiniz? Polisleri kimin şehit ettiği ortadadır. 50’ye yakın tanık, sis bombası, gaz maskesi kullandığını söylüyor. Bizde bunların hiçbiri mevcut değildi. Aleyhimize hiçbir delil sunamayan iddia makamının 50’ye yakın ifadeyi görmezden gelmesi manidardır” dedi.

Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ sanık Seymen’e, “Nereden biliyorsun görmezden geldiğimizi. Kimseyi suçlayamazsın. Seni düzgün konuşmaya davet ediyorum” dedi.

Sanık Seymen, “Delil karatma şüphesiyle tutuklu bulunan sanıklar, bana ‘Delil getirin’ diye yalvarıyor. Komedi gibi bir şey. Korumaların otelin güvenlik kamerasının fişini çekmesi tesadüf olamaz. Devlet devletse, benim suçsuz olduğumu ispatlamak zorunda. Cumhurbaşkanın otelde olduğuna dair ortada bir görüntü yok. Polisle çatışmaya giren kimliği meçhul kişiler kimlerdir? Bu dava ahirette görülecek. Hakkımı helal etmiyorum. Allah’a havale ediyorum. Sizin vereceğiniz karar sizi kurtarır. Ancak bizim burada yargılanmamızı sağlayanlar ile hesabımızı ahirette göreceğiz” dedi.

Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, “Konuyu farklı yerlere çekme. Bütün hesapların görüleceği yer ahiret. Davamızla bunun ilgisi yok. Esas hakkında savunmanı yap” dedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Sayfa1 → 441234Son Sayfa »