Bloomberg: Erdoğan’ın yeni hanedanlığı, Türkiye’yi yatırım yapılamaz hale getirdi.

“Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilmesi mali konularda sağduyu ve sorumluluğun hüküm süreceğine dair tüm umutları tüketiyor”.

Dünyanın önde gelen ekonomi kanallarından Bloomberg’in internet sitesinde, “Erdoğan’ın Yeni Hanedanlığı Türkiye’yi yatırım yapılamaz hale getiriyor” başlıklı bir makale yayımlandı.

Bloomberg’in Avrupa piyasaları uzmanı, otuz yıl bankacılık sektöründe çalışmış Marcus Ashworth’un imzasını taşıyan analizde “Türkiye’nin kaderi tamamen Erdoğan’ın elinde. Yatırımcıları endişelendiren de bu” yorumunda bulunuldu. 

“Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın ikisi de görevden ayrıldı. Küresel yatırımcıların görmek istedikleri türden, salim finansal yönetim ve standart ekonomik ilkeleri benimsemiş yetkililerdi. Erdoğan ülke üzerindeki hakimiyetini artırırken yatırımcıların gerginliğini yatıştırmak için çok şey yaptılar. Artık bu rolü yerine getirecek kimse kalmamış gibi görünüyor” değerlendirmesinde bulunulan yazıda “Cumhurbaşkanı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, damadı olan Berat Albayrak’ın yeni birleştirilmiş Hazine ve Maliye bakanlığını yürüteceğini söyledi. Bu, mali konularda sağduyu ve sorumluluğun hüküm süreceğine dair tüm umutları tüketiyor. Erdoğan ayrıca kendisine Merkez Bankası yöneticisini belirleme yetkisini, ve böylelikle yüksek faiz oranlarının daha hızlı bir enflasyona yol açtığına dair alışılmışın dışındaki görüşlerini sağlamlaştırma imkanını tanıdı” ifadeleri kullanıldı.

Sputnik’in çevirisiyle Bloomberg’in analizi şöyle:

Erdoğan maalesef sözünün eri. Seçim kampanyası sırasında para politikasının kontrolünü daha fazla ele alacağına söz verdi ve bunu yapmak için hiç zaman kaybetmedi. Türkiye’nin güvenlik ağındaki son bağları da koparıp attı ve milletini tümüyle yatırım yapılamaz bir hale getirdi.

Şimşek ve Ağbal’ın kabine dışı kalması

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı Naci Agbal’ın ikisi de görevden ayrıldı. Küresel yatırımcıların görmek istedikleri türden, salim finansal yönetim ve standart ekonomik ilkeleri benimsemiş yetkililerdi. Erdoğan ülke üzerindeki hakimiyetini artırırken yatırımcıların gerginliğini yatıştırmak için çok şey yaptılar. Artık bu rolü yerine getirecek kimse kalmamış gibi görünüyor.

Cumhurbaşkanı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, damadı olan Berat Albayrak’ın yeni birleştirilmiş hazine ve maliye bakanlığını yürüteceğini söyledi. Bu, mali konularda sağduyu ve sorumluluğun hüküm süreceğine dair tüm umutları tüketiyor. Erdoğan ayrıca kendisine Merkez Bankası yöneticisini belirleme yetkisini, ve böylelikle yüksek faiz oranlarının daha hızlı bir enflasyona yol açtığına dair alışılmışın dışındaki görüşlerini sağlamlaştırma imkanını tanıdı.

“Sadece ziyadesiyle cesur olanlar oynar”

Piyasaların salı günkü acı verici reaksiyonu muhtemelen sadece bir başlangıç. Liranın Dolar karşısında zayıflamasıyla, 10 yıllık getiri yüzde 17’nin üzerine çıktı, kredi temerrüt takasları arttı ve stoklar düştü. Bankacılık sektörü yüzde 3.7’lik düşüşle başı çekti. Kredi derecelendirme şirketlerinin yeni politik gerçekleri olumsuz bulmaması ve Türkiye’nin notlarını daha da çöpe çevirmemesi zor. Yatırımcılar için en iyi rota neredeyse kesinlikle uzak kalmak. Para biriminin değerini sabitleyecek hiçbir şey yok. Kısa vadede de iyi bir hedef değil. Lira borçlanıp daha sonra daha ucuza satın almak, en azından yüzde 17.75 gibi inanılmaz yüksek bir orana mal olacaktır. Bu oyunu sadece ziyadesiyle cesur olanlar oynar.

“Doların 5 TL olması normal görülüyor”

Bu bir tedavül krizi mi? Bu onu nasıl tanımladığınıza bağlı. Çok az likidite var ve 5 liralık dolar/TL kuru yeni normal görünüyor. Dar bir piyasada bu türden bir temel kayma kesinlikle kriz kokuyor, özellikle şu anda sadece resmi bir müdahalenin yatırımcıların korkularını yatıştırabileceği düşünüldüğünde.

Bunun yakında olacağını görmek zor. Yatırımcıların güvence için bakabileceği normal gelişmeler umutsuz görünmekte. Herhangi bir bütçe duyurusu büyük olasılıkla Albayrak’ın iktidardaki AKP’nin daha az desteğe sahip olduğu büyük şehirler gibi seçimlere duyarlı bölgelerdeki harcamaları artırmak için kesenin ağzını açmasını içerecektir. 24 Temmuz’daki bir sonraki merkez bankası toplantısı, oranları artırarak fiyat artışlarını dizginlemek için bir fırsat. Erdoğan’ın herhangi bir artışı onayladığını görmek zor ve kesinti talebi de olası. Enflasyon haziran ayında yüzde 15,4’e yükseldi, hükümet politikaları ve daha zayıf para birimi bunu daha da artıracak gibi.

“Türkiye’nin büyük cari açığı, ülkeyi dolara bağımlı hale getirdi”

Cumhurbaşkanı hâlâ işleri tersine çevirmeye karar verebilir. Nisan ayından bu yana 500 baz puanlık faiz artırımına izin vermişti. Bu durum, Türkiye’nin büyük cari açığı ülkeyi Dolar fonuna bağımlı hale getirmişken değer kaybeden liranın etkilerine karşı duyarsız olmadığını gösteriyor. Ancak para politikası konusundaki saçma görüşlerine ve tarafını belli ettiğine göre, bu pek de mümkün görünmüyor.

“Türkiye’nin kaderi tamamen Erdoğan’ın elinde, yatırımcıları endişelendiren de bu”

En zayıf halka bankacılık sistemi. Borç verenler, kısa vadeli ucuz dolar ve Euro finansmanına dadanmıştı, bu da yükselen oranlara büyük ölçüde bağışıktı. Alacaklıların çoğu Batı Avrupa bankaları ve ciddi şekilde geri çekildiklerine dair herhangi bir işaret, Türk finans kurumlarının istikrarı hakkında sorular doğuracaktır. Bu türden bir değişim, büyük Türk şirketleri kesinlikle etkileyecek, zira birçoğu gelecek yıl gibi büyük kısmı Dolar cinsinden büyük borçlar ödeyecek. Türkiye’nin kaderi tamamen Erdoğan’ın elinde. Yatırımcıları endişelendiren de bu.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Yeni bakanın tarikat bağlantısı

Yeni sistemin ilk Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Nakşıbendi tarikatının kolu olan İskenderpaşa cemaatine yakınlığı tartışılıyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önceki gün açıkladığı bakanlar arasında dikkat çeken isimlerden biri Sağlık Bakanı olarak atanan Fahrettin Koca oldu. Nakşibendi tarikatının kolu olan İskenderpaşa cemaatine ait olduğu iddia edilen Medipol Üniversitesi ve Hastanesi’nin kurucusu olan Koca, aynı zamanda Erdoğan’ın “aile hekimi” olarak da tanınıyor.

Odatv’de yer alan habere göre Sağlık Bakanlığı’ndaki tarikat ve cemaat yapılanması uzun zamandır tartışılıyor. Nakşıbendi Tarikatı’nın kolu olan Adıyaman merkezli Menzilcilerin Sağlık Bakanlığındaki yapılanmasının boyutları gündemdeki yerini korurken, Erdoğan’ın yeni bakan olarak bir başka Nakşıbendi kolu olan İskenderpaşa cemaatine yakınlığıyla bilinen Fahrettin Koca’yı ataması dikkat çekti.

FAHRETTİN KOCA KİMDİR?

1965’te Konya’da doğan, ilk ve orta öğrenimini doğduğu kentte, liseyi Bursa Erkek Lisesi’nde bitiren Koca, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1988’de tamamlayarak tıp doktoru unvanını aldı.

İhtisasını İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda tamamlayarak 1995’te Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olan Koca, çeşitli sağlık kurumlarında hekimlik ve medikal direktörlük görevlerinde bulundu. 2009’a gelindiğinde Haksağ Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi’nin yönetim kurulunda İskenderpaşa cematinin trafik kazasında hayatını kaybeden lideri Mahmud Esad Coşan’ın oğlu ve cemaatin yeni lideri Nureddin Coşan ile birlikte olan Fahrettin Koca başkanlığında, bugünkü adıyla Türkiye Sağlık, Eğitim ve Araştırma Vakfı’nı (TESA) kuruldu. Medipol Üniversitesi’nin kurulma girişimi de başladı. YÖK tarafından 2009 Haziran’da yapılan duyuruda, “İstanbul’da Medipolitan Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip İstanbul Medipol Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur” ifadeleri kullanıldı. Mayıs 2009’da Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ‘kamu yararına dönük’ eğitim hizmetlerinde kullanılması koşuluyla Maliye Bakanlığı’na devredilen TEKEL’in Unkapanı’nda bulunan binası üniversiteye 49 yıllığına tahsis edilen ilk yer oldu. Mayıs 2009’da ‘eğitim hizmeti için kullanılacak’ denilen alan, Temmuz 2009’da jet hızıyla kuruluşu tamamlanan Medipol Üniversitesi’ne verildi. 2010’da ise TEKEL arazisinin ardından Beykoz Kavacık’ta bulunan yaklaşık 220 bin metrekarelik arazinin imar planlarının değiştirilmesi ve tahsisi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi karar aldı. Kavacık’ta da Medipol Üniversitesi’nin kampusu kuruldu. Ayrıca Medipol Üniversitesi’nin Halkalı’da da bir hastanesi bulunuyor.

Koca’nın başkanlığında kurulan TESA’nın yönetim kurulunda İskenderpaşa cemaatinin önemli isimlerinden Zeki Ağralı da Genel Sekreter görevini yürütüyor.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Adnan Oktar ve 235 destekçisine operasyon; inanç istismarı, cinsel saldırı ve casusluk suçlaması var

Suçlamalar arasında ‘yaşı küçük çocuklara taciz, uluslararası ajanlık, kara para aklama, tehdit ve şantaj’ yer alıyor.

A9 kanalında yaptığı programla tartışılan ve kamuoyunda Adnan Hoca ismiyle bilinen Adnan Oktar ile yaklaşık 200 destekçisi gözaltına alındı. Oktar’ın İstanbul Çengelköy’deki evinde kaçmaya çalışırken yakalandığı kaydedildi.

Operasyon kapsamında 166 şüpheli gözaltına alınırken; Adnan Oktar’ın malvarlığına el kondu.

Operasyon kapsamında, Türkiye’nin adını ilk olarak 1999 yılında düzenlenen geniş katılımlı ilik bağışı kampanyasıyla duyduğu Oktar Babuna da gözaltına alındı. 

Operasyonun başlamasının ardından gözaltına alınmadan önce Cumhuriyet gazetesine konuşan Oktar, seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’yi desteklediklerini belirterek, “Biz vatanına milletine bağlı insanlarız. PKK’ye, vatan millet düşmanlarına operasyon yapılaması gerekirken bize yapılıyor. Bu operasyondan Tayyip Bey’in de İçişleri Bakanının da haberi olduğunu düşünmüyorum. Kırgın değilim ama şaşkınım” dedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Oktar ile beraber 235 kişi hakkında 4 ilde toplam 120 adreste operasyon başlatıldı. İstanbul, Ankara, Antalya ve Muğla’daki operasyonlarda gözaltı kararı verilenlerden 106’sının kadın olduğu öğrenildi.

İstanbul’da 22 ilçede 115 adres, Ankara’da 2 ilçede 3 adres ve Muğla ile Antalya’da 1’er adrese baskın yapıldığı öğrenildi. Yaşları 11 ile 40 arasında değişen çok sayıda şikayetçi olduğu belirtildi. Operasyonda gözaltına alınanlar sağlık kontrollerinin ardından emniyet müdürlüğüne getirildi.

Hangi suçlamalar yöneltiliyor?

Adnan Oktar ve çevresindekilere yöneltilen suçlamalar arasında ‘yaşı küçük çocuklara taciz, organize suç örgütü kurmak, uluslararası ajanlık, kara para aklama, tehdit ve şantaj’ yer alıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada da, gruba şu suçlamaların yöneltildiği kaydedildi:

“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı, reşit olmayanla cinsel ilişki, çocuğun kaçırılması veya alıkonulması cinsel taciz, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, siyasi ve askeri casusluk, dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, özel hayatın gizliliğini ihlal, resmi belgede sahtecilik, terörle mücadele kanununa muhalefet, tehdit, cebir, iftira, halkı askerlikten soğutma, hakaret, suç uydurma, yalan tanıklık, nitelikli dolandırıcılık, kaçakçılıkla mücadele kanuna muhalefet, vergi usul kanununa muhalefet, rüşvet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, eziyet, kişisel verilerin kaydedilmesi siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin engellenmesine dair kanuna muhalefet”

“İngiliz derin devletinin bir komplosuyla karşı karşıyayız”

Adnan Oktar’ın televizyon kanalı A9 ‘da programlar yapan Hüma Babuna isimli kişi de sosyal medya hesabından opersayon bilgisini doğrulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Şu anda bütün Adnan Oktar hocam ve arkadaşlarımın evlerine polis baskını var. İngiliz derin devletinin oyunu bu son zamanlarda yaptığımız faaliyetler neticesinde oluyor. Allah tuzaklarını başlarına geçirsin.

“Sayın Cumhurbaşkanımı buradan bilgilendiriyorum şu anda yine İngiliz derin devletinin bir komplosuyla karşı karşıyayız Adnan Oktar Bey’in ve arkadaşlarının bulunduğu evkere polis baskını oluyor komplolara karşı müdahalesini istirham ediyorum.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Erdoğan, yeni sistemin ilk kabinesini açıkladı

Cumhurbaşkanı: Ülkemiz tarihinin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri bugün başarıyla tamamlanmıştır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni kabineyi açıkladı. Yeni kabinede eski bakanlardan dördü yer alırken; Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da Milli Savunma Bakanı oldu. Eski bakanlardan Abdulhamit Gül Adalet Bakanı, Süleyman Soyluİçişleri Bakanı, Mevlüt Çavuloğlu Dışişleri Bakanı ve Berat Albayrak da Hazine ve Maliye Bakanı olarak görevlendirildi. 

Kabinede kamuoyunun adını pek duymadığı sürpriz isimler de yer aldı. Medipol Üniversitesi’nin mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca Sağlık Bakanı oldu. Kültür ve Turizm Bakanı ise ETS Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy oldu. Milli Eğitim Bakanı koltuğuna da Talim ve Terbiye Kurulu’ndan Ziya Selçuk oturdu. Eski Karayolları Genel Müdürü Mehmet Cahit Turan da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, eski TOKİ Başkanı Murat Kurum Çevre ve Şehircilik Bakanı oldu.

Yeni kabine şöyle:

Cumhurbaşkanı Yardımcısı: Fuat Oktay
Adalet Bakanı: Abdulhamit Gül
Dışişleri Bakanı: Mevlüt Çavuşoğlu
İçişleri Bakanı: Süleyman Soylu
Milli Savunma Bakanı: Hulusi Akar
Milli eğitim Bakanı: Ziya Selçuk
Sağlık Bakanı: Fahrettin Koca
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı: Fatih Dönmez
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı: Mehmet Cahit Turan
Çevre ve Şehircilik Bakanı: Murat Kurum
Tarım ve Orman Bakanı: Bekir Pakdemir
Kültür ve Turizm Bakanı: Mehmet Ersoy
Gençlik ve Spor Bakanı: Mehmet Kasapoğlu
Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı: Zemra Zümrüt Selçuk
Hazine ve Maliye Bakanı: Berat Albayrak
Ticaret Bakanı: Ruhsar Pekcan
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Mustafa Varank

Erdoğan, kabineyi ilan etmeden önce yaptığı açıklamada, “Ülkemiz tarihinin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri bugün başarıyla tamamlanmıştır” dedi. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

-Dünyada yönetim sistemini demokratik yollardan değiştirebilen az sayıdaki ülke arasına girdik. 16 Nisan halk oylaması ve 24 Haziran seçimleri demokrasinin ispatı olmuştur. Gerek katılım itibariyle, gerekse kesin sonuçlara baktığımızda ortaya çıkan tabloyla eşi benzeri olmayan bir seçim gerçekleşmiştir.

-Yüreğinde ülke ve millet sevdası olan herkesle çalışmaktan memnuniyet duyacağız.

“MHP’yle işbirliğimizi inşallah Meclis’te de sürdüreceğiz”

-MHP’ye, başta Genel başkan Bahçeli olmak üzere teşekkür ediyorum. İşbirliğimizi inşallah Meclis’te de sürdüreceğiz.

-Yeni yönetim mimarisini seçimden önceki günlerde milletimizle de paylaşmıştık. Geçen hafta aski sistemden yeni sisteme geçişin altyapısı mahiyetindeki kanun değişiklikleri Resmi Gazete’de yayınlandı.

-1 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesini yayınladık. Yeni yönetim yapısının çatısını resmen hayata geçirmiş olduk. Yeni sistemi en üstten en alta kadar devletimizin bütün hücrelerine nüfus ettirmeye kararlıyız. Yürütme görevi konusunda aksaklıklar, eksiklikler konusunda öne sürülecek bahane kalmamıştır. Anayasanın cumhurbaşkanına verdiği yürütme yetkileri konusunda hiçbir mazerete sığınma hakkımız bulunmuyor.

-En önemli yetkilerimizden biri de kabineyi hiçbir sınırlama olmadan oluşturabilme imkanıdır. Başkan yardımcımızla birlikte kabinedeki bakan sayısını 17’ye indirdik.

-Yeni yönetim sistemimizi reformist bir anlayışla en aşağıdaki memura kadar indireceğiz. Özel sektörden STK’ya tüm dinamiklerin kendilerini yenileyeceklerine de inanıyorum. Yasama ve yargı organlarımızın da kendilerini geliştireceklerini ümit ediyorum. Bizden sonraki nesillere de çok güçlü bir zemin hazırlamış olacağız.

-Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde yer alan alan bakanlar yarın (10 Temmuz Salı) saat 15.00’te yemin edecek.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Bakan Albayrak’ın kardeşine ait Nun Vakfı, vergiden muaf tutuldu

Arşiv fotoğraf: DHA

Bakanlar kurulu, 10 Mayıs 2018 tarihli kararıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın kardeşinin kurucusu olduğu Nun Eğitim ve Kültür Vakfı’na vergi muafiyeti tanıdı. Beykoz’daki ikinci sınıf sit alanı üzerine okul inşa eden vakıf, böylece ‘kamu yararına çalışan dernek’ statüsü almış oldu.

Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre Albayrak’ın, AKP döneminde yıldızı parlayan Kalyon İnşaat’ın sahibi Ömer Faruk Kalyoncu ile birlikte ‘yüksek düzeyde eğitim hizmetlerinin yerine getirilmesine katkıda bulunmak’ amacıyla kurduğu vakfın mal varlığı, 150 bin lira olarak belirlenmişti.

Vakıf ilk kez ikinci derece sit ve orman içi dinlenme alanında kalan arazide yapılan okul inşaatıyla gündeme geldi. Vakfın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2015 yılında eğitim tesisleri yapılmasına onay verdiği Beykoz’daki sit alanında inşa ettiği okul, ‘Toplamda 150 dönümlük yemyeşil bir tabiatın koynunda’ diye tanıtıldı.

Büyükşehir belediyesinin ormanlık alanı korumak gerekçesiyle reddettiği ikinci derece sit ve orman içi alana yapılan konut teklifi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından özel eğitim tesisleri yapılması şartıyla onaylandı. İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağı Doğal Sit Alanı içerisinde kalan ve ‘tarla ve meyve bahçesi’ olarak nitelenen alan, Nun Eğitim ve Kültür vakfı için imara açıldı. Vakfın, meyve bahçelerinde büyük tahribata yol açan okulu kız ve erkek olmak üzere iki ayrı yerleşke olarak düzenlendi. Nun Okulları’nın yerleşkesine idari binalar, yurtlar, kongre merkezleri, açık ve kapalı spor alanları, yüzme havuzları ve atölyelerin yanısıra rasathane, saat kulesi ve cami de inşa edildi.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Erdoğan’ın 2 milyon lira borçlu olduğu Mehmet Gür kimdir?

Bilal Erdoğan, Mehmet Gür için, “ortağımız” demişti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın mal varlığı, Resmi Gazete’nin bugünkü (5 Temmuz 2018) sayısında yayınlandı. Buna göre Erdoğan’ın 6 milyon lira nakit parası, Mehmet Gür isimli işadamına da 2 milyon lira borcu var. Peki Mehmet Gür kimdir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mal varlığında ismi geçen Mehmet Gür, Ortadoğu Grup adlı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı. Ortadoğu Grup, 1981 yılında inşaat ve lojistik alanlarında faaliyet göstermek üzere kuruldu. Şirket, ilk kurulduğu yıllarda uluslararası taşımacılık ve inşaat alanlarında faaliyet gösterdi, ancak daha sonra sağlıktan lojistiğe, enerjiden inşaata, gıdadan dış ticarete ve hatta çevre teknolojilerine kadar sayısız alanda hizmet faaliyet gösterdi. İstanbul’da kentsel dönüşüm projelerine odaklanan şirketin iştirakleri arasında Memorial Hastanesi de bulunuyor.

Bilal Erdoğan’la ortak

Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın “ortağımız” dediği İşadamı Mehmet Gür’ün Erdoğan’a Kısıklı’da yan yana havuzlu iki villa sattığı yıllar önce gündeme gelmişti. İki villanın 2005 fiyatlarıyla 1.5 milyon dolar değerinde olduğu iddia edilmişti. Erdoğan yakın çevresine o dönem, “Bu evleri mevcutları satarak aldım” açıklamasında bulunmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın küçük oğlu Bilal Erdoğan amcası Mustafa Erdoğan ve eniştesi Ziya İlgen’le birlikte  2014 yılında Mehmet Gür ortak şirket kurmuştu. Bilal Erdoğan’ın amcası Mustafa Erdoğan ve eniştesi Ziya İlgen ile birlikte kurduğu BMZ adlı şirket, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çocukluk arkadaşı Mehmet Gür ile ortak olup yeni bir şirket kurmuştu. Ortadoğu Proje Geliştirme İnşaat Sanayi ve Ticaret adlı şirkette Bilal Erdoğan’ın imam hatip lisesinden arkadaşı Aykut Emrah Polat ve Barış Aksüs’ün de hissesi vardı.

Erdoğan’ın çocukluk arkadaşı

Merkezi İstanbul Okmeydanı’nda yer alan Ortadoğu Plaza olan BMZ adlı şirket 11 Eylül 2013 tarihinde kuruldu. Ticaret sicil kayıtlarına göre, şirketin ortakları arasında Ortadoğu Nakliyat İnşaat Turizm İhracat Pazarlama, Aksük Yapı ve Entegre Atık İşletmeleri, MP Yatırım Gıda Sanayi ve BMZ Group Denizcilik ve İnşaat Sanayi bulunuyor. 1 milyon lira sermayesi olan şirkette dört ortağın 250’şer bin lira değerinde eşit hissesi var. Şirkette Mehmet Gür Yönetim Kurulu Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kız kardeşi Vesile Erdoğan’ın eşi Ziya İlgen Yönetim Kurulu Başkanvekili olarak gözüküyor.

Ahmet Kadir Gür, Mehmet Gür, Ziya İlgen ve Başbakan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan şirkette A Grubu imza yetkisine sahip. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin oturduğu Kısıklı’daki villaları satan müteahhit olarak tanınan Mehmet Gür, Erdoğan’ın Kasımpaşa’dan çocukluk arkadaşı.

İstanbul Samandıra’da 1300 konutluk Resim İstanbul projesini hayata geçiren Gür aynı zamanda enerji, nakliyat, sağlık, gıda sektörlerinde faaliyet gösteriyor.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Sandıktan soru işaretleri çıktı

24 Haziran seçimlerinin üzerinden 1 hafta geçti, kesin sonuçlar 5 Temmuz’da açıklanacak. Ancak sorular yanıtsız, sorunlar çözümsüz.

Seçim günü yaşananların birçoğu soru işaretine dönüştü, aradan geçen bir haftada soru işaretleri büyüdü, birçoğu net ve akılcı bir yanıt verilmedi. Yaşananlar ve akılda kalan sorular şöyle:

YSK sandık sayısını bilmiyor mu?

YSK’nin sandık sayısı ile ilgili kararı 4 Mayıs cuma günü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı. YSK’nin söz konusu 371 No’lu kararında, “Yurt içinde 181 bin 129 sandıkta 56 milyon 345 bin 891 seçmen oy kullanacaktır. Yurtdışında ise; ‘tahmini’ 3 milyon 10 bin 725 seçmen 3 bin 167 sandıkta oy kullanacaktır” ifadeleri yer aldı. Yani YSK işe, yurtiçinde ve yurtdışında toplam 184 bin 296 sandık “tahmini” ile başladı. AA ise aynı gün YSK Başkanı Sadi Güven’in “tahmini” sandık sayısını 180 bin 896 olarak bildirdiğini aktardı. Ancak 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlarına göre YSK, 188 bin 8 sandığın yüzde yüzünü açtı. Açıklamalar arasındaki rakam farkları açıklanamadı.

İhlaller neden önüne geçilmedi?

Başta Şanlıurfa Suruç olmak üzere Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Van ile Ankara olmak üzere pek çok sandık bölgesinde; toplu oy kullanma, seçmenin iradesine kabinde müdahale, oy kullanılmasının engellenmesi, açık oy kullanmaya zorlama, sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerin sandıktan uzaklaştırılması, sandık çevresinde silahlı kişilerin bulunması gibi çeşitli ihlaller yaşandı. Seçilmiş muhtarların, insanların seçme özgürlüğünü oy kullandırmayarak engelledikleri görüldü. İtiraz edenler örgütlü gruplar tarafından yaralandı, yaşamını yitirdi.

Nasıl bu kadar hızlı sayıldı?

Oy verme işleminin sona erdi ancak ihlal iddiaları sona ermedi. Ancak YSK, 1 saat 45 dakika sonra, 18.45’te seçim sonuçlarına ilişkin yayın yasaklarının kalkacağını duyurdu. İki pusula tek zarftan ibaret oyların sayım işleminin 1 saat 45 dakikada açıklanmaya başlanabilir hale gelmesinin kendisi bile bir soru işareti oluşturdu.

Ölüler oy kullandı mı?

Erken seçim kararı bile alınmadan, Mart ayında, CHP’nin eski Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne ait belgeler ile açıklamalar yaptı. 2 milyon 537 bin kişinin ölü olduğunu, ancak vatandaşlık numarası verilerek sahte kimlikler oluşturulduğunu açıkladı. Ölmüş bir kişinin kayıtlarında harf değişikliği, doğum ölüm tarihleri gibi konularda değişiklikler yapıldığını belirten Pekşen iddiasını bir adım daha ileri taşıyarak, “Hiç dünyaya gelmemiş kişilere de sahte vatandaşlık numarası vermişsiniz” dedi. Pekşen’in iddiasının, 24 Haziran seçimlerini ilgilendiren kısmı ise “Bu kayıtlarda sağ görünen insanlara seçmen kartı çıkarılmış mıdır?” sorusunun hiç verilmeyen yanıtının altında kaldı.

AA’nın ‘test’i nasıl tuttu?

AA’nın verileri ile ilgili seçimlerden önce bir olay daha gündeme geldi. Hükümete yakın TVnet kanalında, 19 Haziran’da yayımlanan bir programda, ekranda AA’nın seçim tablosunun oy oranlarını belirdi. Tabloda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yüzde 53, İnce’nin yüzde 26, Akşener’in yüzde 12, Demirtaş’ın yüzde 7, Karamollaoğlu’nun yüzde 1 ve Perinçek’in yüzde 1 oy aldığı görüldü. Ekranda bir anda beliren tabloda il il sonuçlara da yer verildi. AA, bu yayının seçim akşamı sonuçların sağlıklı bir şekilde abonelere iletilmesi için bir test olduğu belirtildi. 24 Haziran günü kurulan sandıktan çıkan sonuçlarla test yayanındaki sonuçların birbirine yakın olması dikkat çekti. Sözcü Gazetesi yazarı Soner Yalçın, AA Genel Yayın Yönetmeni Murat Mutanoğlu’nun, test yayını ekranlarına yansıtan TVNET’in kurucu kadrosundan olduğunu yazdı.

Manipülasyon mu var?

Seçim sonuçlarının açıklanmaya başlaması ile kamu yayıncısı Anadolu Ajansı’nın, hem sandık güvenliğinden sorumlu görevlileri, hem de oyunu çoktan kullanıp sonuçlara yansıdığının peşine düşen seçmenin algısını bozmaya yönelik yayın yaptığı iddiaları yükseldi. CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, 19.15’te, kameraların karşısına geçti. AA’nın sandık sonuçlarını nasıl yayımladığını anlattı. Tezcan, “AA, yüzde 70.72 ile başladı. Bizim verilerimize göre 9 bin 638 sandık açıldığında Muharrem İnce yüzde 40.35, Erdoğan yüzde 46.58, Meral Akşener yüzde 7.25 oy seviyesinde, Selahattin Demirtaş yüzde 4.06 oy oranında. AA ise yüzde 3’ken yüzde 70 oran açıkladı. Çok açık bir manipülasyon” dedi.

Yüzdeler neden açıklanmadı?

YSK’nin çelişkileri: YSK Başkanı Sadi Güven, seçimden bir gün önce sandık sonuçlarının 24 Haziran geceyarısı 24.00’ten önce açıklamayı ümit ettiklerini bildirmişti. Ancak Güven’in kameraların karşısına geçmesi, 03.00’ü buldu. Güven, “Recep Tayyip Erdoğan’ın geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı anlaşılmaktadır” dedi, ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki alınan yüzdeleri açıklamadı.

Kesin sonuçlar neden ertelendi?

YSK Başkanı Güven, seçim günü kesin sonuçların 29 Haziran cuma günü açıklanabileceğini duyurmuştu. Ancak bu daha sonra 5 Temmuz’a ertelendi. Kesin sonuçların 29’unda açıklanacağına ilişkin tahminin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turda tamamlanmaması durumunda hazırlandığı, ancak birinci turda tamamlanması nedeniyle normal milletvekili seçim sürecinin işletileceği açıklandı.

Tutanaklar neyi bekliyor?

YSK, daha önce yaptığının aksine sandık tutanaklarını açıklamak için bu kez kesin sonuçların açıklanmasını bekledi. Vatandaşların en azından kendi sandıklarındaki sonuçları görmesi, partilerin kendi görevlileri aracılığıyla elde ettiği tutanakları karşılaştırması için 2014 yılından bu yana işleyen sistem için YSK Başkanı Güven, “Sandık sonuç tutanakları taramak suretiyle sisteme koyuyoruz. Tüm vatandaşlarımız inceliyor. Bu seçimde tutulan ve sisteme büyük oranda işlenen tutanakları da seçim sonuçları kesinleştikten sora vatandaşımıza açacağız. Sistem yorulmasın diye 5-10 günlük bir kesinti yaptık” dedi.

AA’nın internet sitesinde hala yayınlanan seçim sonuçları ile YSK’nin açıkladığı kesin olmayan sonuçlar arasında sandık, seçmen, toplam oy, geçerli oy rakamlarında büyük farklar dikkat çekiyor. Bunun en belirgin örneği ise ise AKP’nin aldığı oy sayısı ve oy oranlarında kendisini gösteriyor. YSK’nin 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlara göre AKP, yüzde 41.85’lik oy oranına ulaştı. Ancak AA, o günden bu yana AKP hanesinde görülen yüzde 42.56 oranını değiştirmedi. YSK ile AA arasındaki bir diğer büyük fark ise AKP’nin topladığı toplam geçerli oy sayısı. YSK’ye göre AKP’nın aldığı toplam oy 20 milyon 980 bin 956. AA’ye göre ise AKP 21 milyon 335 bin 579 oy topladı. AA’nın, AKP’nin hanesine YSK’ye göre 354 bin 623 fazla oy yazdığı görülüyor. 

AA’ya sorular

Finansmanını en az TRT kadar halkın vergilerinden sağlayan kamu yayıncısı Anadolu Ajansı, seçim akşamı 2 binden fazla yayın kuruluşuna, sandıkların sonuçlarını duyurdu. 13 dilde yayın yapan AA; görevlilerinin sandıklar açıldıktan sonra, ıslak imzalı tutanağı merkeze ileteceğini duyurdu. Ancak “Sistemimizi siber saldırılara karşı koruyacağımızı, eleştirilere cevap vermek yerine işimize odaklanacağımızı ve ne olursa olsun verileri hiç bekletmeden anında aboneye ulaştırarak kesintisiz, hızlı ve doğru veri akışını gerçekleştireceğimizi söylemiştik. Bugün çalışanlarımızla birlikte milletimize verdiğimiz sözü yerine getirmenin huzuru içerisindeyiz” açıklamasını yapan AA, şu sorulara yanıt vermedi:

AA’nın görevlileri kim? Muhabir mi?

AA, 24 Haziran günü 188 bin sandığın başında birini mi görevlendirdi? AA ‘görevlileri’ her sandıkta mı, sandıkların bulunduğu her okulda mı? Sandıkların bulunduğu 50 bine yakın okulda görevlendirme yapılabildi mi? AA görevlileri 957 ilçe seçim kurulunda mı görevlindirildi?

Yayın yasağının kalkmasından sonra AA, nasıl YSK’den da hızlı bir şekilde verileri topladı ve yayınladı? AA görevlilerinin sonuçları il seçim kurullarından alması demek ise kesin olmayan sonuçları açıklaması için YSK kadar geç kalması gerek.

AA, parti müşahitlerinden, partilerin ilçe veya il başkanlıklarından bilgi alabilir mi?

Adil Seçim Plat formu’na sorular

Millet İttifakı’nı oluşturan muhalefet partileri, onlarca sivil toplum kuruluşu ve sivil inisiyatif, seçimlerin çok öncesinde; sözkonusu “tekel” yayınına alternatif olmak, AA’nın erkenden açıkladığı büyük yüzdelerle algı operasyonu iddialarının ortaya çıkmasını engellemek için Adil Seçim Platformu adıyla yola çıkmıştı. “YSK bile sonuçları bizden öğrenecek” iddialı çıkışına karşın, sistem varoluş amacını işletemedi. YSK’nin yayın yasaklarını kaldırıldığı 18.45’ten 21.00’a kadar tek bir veri açıklanamadı. Merkezdeki verilerin basın mensupları için aktarılacağı söylenen ekrana çok uzun süre Halk TV canlı yayını aktarıldı. Platformun gönüllüleri, esas amacı, yani sisteme tutanak yollamayı uzun süre başaramadı. İnternet sitesine de uzun süre ulaşılamadı.

Gönüllüler ellerindeki tutanakları neden sisteme kaydedemedi?

Sistemin elde ettiği ilk veriler geç açıklandı ancak nihai sonuç neden açıklanmadı?

Tüm bu sorunlar yaşanırken, 22.13’te “Büyükşehirler henüz sistemlere tam olarak yansımış durumda değil. Umudunuzu kaybetmeyin TV ekranlarındaki manipülasyonlara aldanmayın bu seçim ikinci tura kalmıştır” açıklaması hangi veriye dayanarak yapıldı?

Sisteme kaydedilemese de daha sonra yapılacak itirazları kolaylaştırması beklenen, YSK’nin partilere gönderdiği ancak vatandaş kullanımına açmak için kesin sonuçları beklediği tutunaklar nerede? Siyasi partilerin genel merkezlerine gönderildi mi?

Seçimleri muhalefet kazansaydı da, kamunun bilgi edinmesi açısından sağlıklı veri sağlanabilecek miydi?

Kaynak : Sinan Tartanoğlu – http://www.cumhuriyet.com.tr/

Kılıçdaroğlu’nun dosyasından, ’17 Aralık’ta ‘Kucağa düşecek’ denen işadamı da çıktı

Sıtkı Ayan

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarıyla ilgili iddiasının odağındaki işadamı Sıdkı Ayan’ın adı, 17-25 Aralık sürecinde geçiyordu. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Ayan için, “Kucağa düşecek” dediği öne sürülmüştü.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına göre, Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarının para gönderdiği Man Adası’ndaki şirketi Sıdkı Ayan kuruyor, daha sonra Kasım Öztaş’a devrediliyor. Erdoğan’ın ailesi ve yakınları bu şirkete peyder pey gönderiyor.

Ayan 2013’te İran ve Türkmen doğalgazını Türkiye üzerinden Almanya’ya taşıyacak boru hattını inşaa etmeye talip olmasıyla gündeme gelmişti. 11.5 milyar dolara mal olacak proje için devlet teşviği verilmesi gündemdeydi. Ayan daha sonra yaptığı açıklamalarda bu teşviki almadığını söylemişti.

17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları sürecinde Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği öne sürülen bir telefon görüşmesinde, Bilal Erdoğan olduğu belirtilen kişi Ayan’ın 10 milyon dolar önerdiğini söylüyor, buna karşılık Tayyip Erdoğan olduğu belirtilen kişi miktarı yeterli bulmayarak, “Sakın alma. Kucağımıza düşecek” diyordu.

Hükümet bu tape dahil tüm kayıtların ‘sahte’ olduğunu savunmuştu.

New York’taki ‘Sarraf davası’nın dosyasına Ayan’ın adının karıştığı gelen haberler arasındaydı.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

YouTube Preview Image

Erdoğan ve belediye başkanlarına suç duyurusu: ‘İstifa ettirmek anayasaya aykırı’

Ankara’da Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) kurucu başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu liderliğindeki bir grup, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve istifa eden belediye başkanları hakkında suç duyurusunda bulundu.

Sendika.org’un haberine göre savcılığa sunulan dilekçede, Erdoğan, Yıldırım ve başkanlar ‘anayasayı ihlal’ ve ‘siyasi hakları kullanmayı engellemek’le suçlandı.

Dilekçede şöyle dendi: “İstifa ettirenler, anayasanın dışına çıkmış, istifa edenler de daha önce istifaları gündemde değilken, ortaya çıkan bu irade karşısında, istifalarını isteyenlerin eylemlerine iştirak etmişler ve bu suçu birlikte işlemişlerdir.”

Fotoğraf: Reuters

‘Baskıyla istifa etti’

Eminağaoğlu, belediye başkanlarının seçilme yeterliliğini mahkumiyet kararıyla kaybetse bile Danıştay tarafından görevine son verilebileceğini belirterek belediye başkanlarının kendi iradelerinin dışında, AKP yöneticilerinin istek ve baskıları sonucunda istifa ettiğini söyledi.

Şimdiye dek İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Düzce Belediyesi Başkanı Mehmet Keleş, Niğde Belediyesi Başkanı Faruk Akdoğan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Recep Altepe, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Edip Uğur istifa etmişti.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

”İSTİFA ETMEMENİN NETİCESİ AĞIR OLUR”

YouTube Preview Image

Recep Tayyip Erdoğan;İstifa etmezlerse gereği yapılacak

YouTube Preview Image

ERDOĞAN ; 3 BEL. BAŞ . İSTİFA ETTİ .! 3 ‘ BELEDİYE BAŞKANI’DA İSTİFA ETMELİ.!!

YouTube Preview Image

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Belediye başkanlarımız yetkiyi saraydan almıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendi belediyelerine müfettişin gelebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi: “Bu, ‘Bizimkiler suçluydu’ demek.”

Erdoğan, ‘kulağına AKP’li olmayan bazı belediyelerle ilgili de sorunlar geldiğini’ ifade ederek “İlgili partiler problemi kendileri çözmek isterlerse gereğini yaparlar. Aksi takdirde mülkiye müfettişleri devreye girmek durumunda kalabilir” demişti.

Bursa’nın İnegöl ilçesinde işadamlarıyla bulunan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’nın sözlerinin itiraf niteliğinde olduğunu söyledi.

Fotoğraf: DHA

Bu, ‘Bizim belediye başkanları suçluydu. Ben gereğini yaptım. Diğer partilerin de belediye başkanları suçlu. Onlar da gereğini yapsın’ anlamına geliyor” diyen CHP lideri, kendi başkanlarının suçlu olmadığını kaydetti.

İstifa eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur’un ailesinin tehdit edildiği yönündeki sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, halkın seçtiği başkanlara saygılı olduklarını, tehdit ve şantajların demokraside yeri olmadığını aktardı.

CHP lideri sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim zaten belediye başkanlarımızın hemen hemen 24 saatinde müfettişler var. Biz çekinmiyoruz ki. Ne eksiğimiz var? Kendilerinin hesabını veremeyeceği çok şey var. Bizim bu millete hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yoktur. Ne yapıyorsak milletin gözleri önünde yapıyoruz. Belediye başkanlarına talimatımdır, her kuruşun hesabını belde halkına vereceksiniz. Bizim bütün belediye başkanlarımız, bu görevlerini yapıyor. Her şey hükümetin bilgi ve denetimindedir. Gizlenecek, saklanacak hiçbir şeyimiz yoktur. Bizim belediye başkanlarımız yetkiyi saraydan almıyor, halktan, milletten alıyor. Hesabı da millete veriyor. Siyaset anlayışımız da budur.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Sayfa1 → 461234Son Sayfa »