NYT: New York’ta görülecek bir dava, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı neden rahatsız ediyor?

“Erdoğan, neler olduğunun farkındaydı”

Çeviri: Gonca Tokyol

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 27 Kasım’da New York’ta görülecek olan ‘Zarrab davasına’ yönelik eleştirilerinin temelindeki asıl kaygının, hâkim karşısına çıkacak isimlerden bir ya da birkaçının suçlamaları kabul ederek anlaşmaya gitmesi olduğu iddia edildi. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine dair davanın, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri gerginleştirdiğini kaydeden New York Times gazetesi, Erdoğan’ın sürece yönelik itirazlarının ‘vatansever’likten öte sebepler içerdiğini savundu. 

2013 yılında ortaya çıkan ses kayıtlarının Erdoğan hükümeti tarafından ‘uydurma’ olarak kabul edildiğini hatırlatan NYT, ABD’li savcıların ise New York’taki davada bu kayıtlardan alıntı yaptığını, iddianamede isimleri yer alan Zarrab, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın Erdoğan’la bir araya gelmeyi tartıştığını ve Türkiye’nin dış ticaret verilerini artırmak için ‘başbakanın emriyle’ hareket ettiklerini söylediğini aktardı.

“Erdoğan’ın ismi geçen kişilerin bazılarıyla düzenli olarak görüştüğüne dair kanıtlar var”

“New York’ta görülecek bir dava, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı neden rahatsız ediyor” başlıklı yazıda, 17-25 Aralık döneminde ortaya çıkan kayıtların çevirisini inceleyen Patrick Kingsley ve Benjamin Weiser, New York’taki davanın geçen ay sunulan iddianamesinde dönemin Başbakanı Erdoğan’ın isminin geçmediğini ya da kendisine referans verilmediğini belirterek, “Ancak, 2013’te, yaptırımların delinmesinin zirve yaptığı dönemde Erdoğan’ın ismi geçen kişilerin bazılarıyla düzenli olarak görüştüğüne dair kanıtlar var” ifadelerine yer verdi.

“Erdoğan, duruşmada ortaya çıkabileceklerden endişeleniyor”

Davaya dair sorulardan birinin, sanıklardan bir ya da birkaçının cezalarında indirime gidilmesi umuduyla suçu kabul ederek ABD’li yetkililerle işbirliğine gidip gitmeyeceği olduğunu kaydeden NYT yazarlarına konuşan ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi Eric. S. Edelman da, “Erdoğan’ın bundan endişe duyduğuna eminim. Eminim ki duruşmada nelerin ortaya çıkacağına yönelik endişe duyuyor” dedi.. 2013’teki iddiaların ve dinleme kayıtlarının Türkiye’de ‘Gülen hareketinin kurgusu’ olarak kabul edildiğini ancak aynı kayıtların ABD’deki davanın bir parçası olduğunu ifade eden Kingsley ve Weiser’ın yazısından bazı bölümler şöyle:

-Mahkeme kayıtları, Erdoğan’ın sesinin belirlenen kayıtlardan herhangi birinde yer almadığını gösteriyor. Ancak 2013 sonbaharında, gizli anlaşmada yer aldığından şüphelenilen kişiler tarafından sıklıkla makamına referans verildi.

“ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının ardından Türkiye’nin ticaret açığı yükselişe geçti”

-Obama yönetimi, Haziran 2013’te, Türkiye’nin İran’a benzin için altınla ödeme yapmasına izin veren bir açığı kapadı. Davada yer alan kayıtlardaki ifadelere göre, aynı yılın sonbaharında, iddianamede ismi yer alan iki kişi, yaptırımlardan kaçınmak için alternatif bir yol bulunmasını tartıştı. Yüksek miktarda altın artık Türkiye üzerinden yönlendirilmeyeceği için tarafların üzerinde anlaştığı iddia edilen anlaşmanın Türkiye ekonomisi için sıkıntılı etkileri oldu, ülkenin ticaret açığı artmaya başladı.

“Erdoğan paniğe kapıldı”

-Dinlemelere yansıyan konuşmalara göre Erdoğan, bu gelişmenin ardından paniğe kapıldı. Yerel seçimlerin yakınlaşmasıyla birlikte Erdoğan, Türk ekonomisinin kurtarıcısı olarak şöhretinin zarar görebileceğinden korkmuş olabilir. Kayıtlara göre Erdoğan Zarrab, Çağlayan ve Aslan’la Türkiye’nin ihracat verilerinin bir önceki yılki rekor düzeylere ulaşması ihtiyacı hakkında konuştu.

Erdoğan’ın bunun yasadışı yollarla yapılmasını talep ettiği ya da beklediği yönünde bir kanıt yok. Ancak istediği sonuç, daha önce sadece şimdi ABD yaptırımları kapsamında kalan metotlarla elde edilmişti.

Zarrab: Elimizden geleni yapmalıyız, başbakana söz verdim

-19 Eylül 2013’teki bir konuşmada Zarrab, ticaret açığı konusunda Erdoğan’la kişisel olarak konuştuğunu ve Türkiye’ni ihracatını 4 milyar dolar artırmak konusunda Erdoğan’a güvence verdiğini iddia ediyor. Eski Halkbank Genel Müdürü Aslan’la konuşan Zarrab, “4 milyar dolarlık hedefe ulaşmak için elimizden geleni yapmalıyız çünkü başbakana söz verdim” diyor. Aynı gün yapılan bir başka görüşmedeyse Zarrab, bir iş arkadaşıyla yaptığı görüşmede, “2 milyar dolar bile önemli çünkü başbakanla doğrudan bir araya geleceğim” ifadelerini kullanıyor.

-Dönemin Ekonomi Bakanı Çağlayan ise, 3 Ekim 2013’te Aslan’la yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin ihracatta en az 2 ila 4 milyar dolara ihtiyacı var. Dün akşam başbakanla İstanbul’da iki saatlik bir görüşme yaptık ve ona çok fazla baskı olduğunu söyledim” diyor.

-Türkiye’deki savcıların ulaştığı 16 Eylül 2013 tarihli bir başka konuşmaya göre ise Aslan, Erdoğan’ın kendisine “ihracatı artırmak için ne gerekiyorsa yapılmasını” söylediğini aktarıyor. Kayıtların dökümleri, Erdoğan’ın Zarrab, Aslan ya da Çağlayan’ın ihracatı nasıl artıracağını söylediğini içermiyor.

“Erdoğan, neler olduğunun farkındaydı”

-Dökümlerden anladıklarım, 27 yıldır Türkiye siyasetini takip eden biri olarak Erdoğan’ın neler yaşandığının tamamen farkında olduğunu gösteriyor” diyen İstanbul merkezli Global Source Partners analiz firmasının danışmanlarından Atilla Yeşilada, kayıtlarda yaptırımların nasıl delineceğine dair herhangi bir konunun Erdoğan’a sunulmadığını ise kabul ediyor.

-Ancak Erdoğan, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine yönelik niyetini daha önce açık şekilde dile getirmişti. Aralık 2012’de bir basın toplantısında konuşan Erdoğan, “Bu konuyla ilgili olarak bize ‘yaptırımlara uymanız gerekir’ gibi yaklaşımlar olduğunda biz ona uymayız. Bu bizim için stratejik öneme haizdir” demişti.


Makalenin orijinal hâlini okumak için tıklayın

Kaynak : http://t24.com.tr/

ABD, o dosyayı açık tutuyor giden tutuklanır

Saygı Öztürk

2012/120663, kamuoyunun “17 Aralık” olarak bildiği rüşvet, yolsuzluk, karapara suçlamalarının yer aldığı, üç bakanın, çocuklarının içinde bulunduğu soruşturma dosyasının numarasıdır. Bu dosyada 53 şüpheli bulunuyordu. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Celal Kara’dan dosya alındıktan sonra 2014/69582 sayıyla, sanıklar hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı”na ilişkin karar verildi. İşte hakkında takipsizlik kararı verilenlerden biri de dosyanın 25. şüphelisi olan Halbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’ydı.
ABD’nin İran’a uyguladığı ambargonun delinmesi, rüşvet, yolsuzluk olayına adı karışanlar haklarında kovuşturmaya gerek olmadığına ilişkin karar alındı ama ABD bunu hiç tanımıyor. Verilen “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararını yok sayıyor. O yüzden, dosyada ismi olanlardan ABD’ye gidecek olanlar varsa tutuklanmayı da göze alsınlar. Bankacı Atilla hakkında da takipsizlik kararı verilmişti verilmesine ama ABD’de tutuklandı.

KADIN AJAN PEŞİNDEYDİ

ABD’de birileri görevden alınınca, ayrılınca yerine gelenler sistemi değiştirmiyor. Rıza Sarraf’ı tutuklatan Savcı Bharara görevden alındı ama aynı soruşturmada adı geçen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı, ABD’ye gelince tutuklandı. Gelişmeleri yakından izleyen bir hukukçu, “17 Aralık dosyasıyla ilgili olarak savcılığın verdiği takipsizlik kararını, ABD makamları ‘yok’ sayıyor. Hazırlanan ilk fezleke ABD savcılığının elinde. Bu dosyada kim varsa, ABD’ye gelince tutuklanıyor ya da tutuklanacak. Açıkçası, ABD makamları Türk hukukçuların verdiği kararı tanımıyor” dedi.
FBI ajanı Jennifer A., 17 Aralık dosyasında adı geçen kişilerle tek tek ilgileniyor. Öyle bir sistem kurulmuş ki, 17 Aralık dosyasının şüphelilerinden ABD’ye gitmek isteyen olursa vize işlemleri hemen yapılıyor. Yani, bu kişilere vize vermemek gibi bir uygulamaları olmuyor. Yeter ki onlar ABD’ye gitmek istesin. Kapıyı sonuna kadar açıyorlar. İşte, o dosyanın şüphelilerinin attığı her adımı ajan Jennifer izliyor. Yakayı kaptıran artık kolay kolay dönemiyor. Rıza Sarraf’la başladı, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla ile devam ediyor.

RÜŞVET ALMAK VE VERMEK…

Rıza Sarraf’la, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla arasındaki konuşmalar İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından dinlenmiş. Bunlar fezlekede bulunuyordu. Bu konuşmalara ve eldeki diğer kanıtlara dayanarak aynı soruşturma dosyasında Rıza Sarraf da, Mehmet Hakan Atilla da şüpheliler arasında… Savcı Celal Kara, genel müdür yardımcısını “rüşvet almak ve vermekle” suçlamıştı. Soruşturmanın Kara’dan alınmasından sonra tüm sanıklarla ilgili kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilince, dosya işlemden kaldırılmıştı.
Bizde dosya kalkıyor ama başkaları kolay kolay kaldırmıyor. Nitekim bir dönem imzasız diye eleştirilen o dosya, ABD savcılığının elinde. O dosyada bulunan telefon konuşmalarının tapeleri (bant çözümleri) arasında Rıza Sarraf ve dönemin banka genel müdürü Süleyman Aslan arasındaki telefon konuşmalarında da, Atilla’nın adı sıkça geçiyor. Sarraf’la Atilla arasında yapılan soruşturma dosyasındaki konuşmaların tapeleri de ABD’nin elinde. Bunlar, Rıza Sarraf’ın sorgusu sırasında da gündeme getirildi.
2 Temmuz 2013 tarihinde saat 15.16’da Rıza Sarraf ile Mehmet Hakan Atilla konuşuyor. Saat 15.35’te yine konuşuyor. Bu konuşma fezlekede şöyle açıklanıyor:

TÜM KONUŞMALAR KAYITLARDA

“Bu görüşmelerde şahısların bankaya beyan edecekleri menşe şahadetnamesinde buğday ürünlerinin menşeinin Dubai olarak beyan edildiği ancak Dubai’de buğday üretiminin olmadığının Halbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tarafından da bilindiği, bu durumun Genel Müdür Süleyman Aslan’la yapılan rüşvet anlaşmasında gerçeği yansıtmayan belgeler kullanılmasından Mehmet Hakan Atilla’nın da haberdar olduğu anlaşılmıştır. Bu görüşmeden sonra Rıza Sarraf’ın hemen Abdullah Happani’yi uyardığı ve menşe şahadetnamesindeki usulsüzlüğü gidermesini istediği tespit edilmiştir.”
9 Temmuz’da Mehmet Hakan Atilla ile Rıza Sarraf iki kez telefonda konuşuyor. İşte bu konuşmalar o dönem yetkililer tarafından şöyle değerlendiriliyor:
“Transit ticaretle ilgili Rıza Saraf’ın, genel müdür Süleyman Aslan’dan yardım aldığı, banka personelinin anlamaması için Mehmet Hakan Atilla ile görüştüğü, Atilla’nın da yapacakları ticaret için ibraz edecekleri belge içeriklerinin gerçeğe aykırı olduğunun anlaşılmaması için uyarılarda bulunduğu, bunlar içerinde transit olarak gönderildiği iddia edilen malların içeriğinin firma iştigal alanı ile örtüşmesi, tonaj uyumunun sağlanmasının yer aldığı tespit edilmiştir.”
Konuşmalar uzayıp gidiyor. Şüphelilere takipsizlik veriliyor, dosya kapatılıyor. Ama dosyayı kapatmayanlar da var.

Kaynak : Saygı Öztürk – http://www.sozcu.com.tr/

Zarrab için hazırlanan arama emrinde 3 eski bakan ile Halkbank Eski Müdürü de var

basliksiz-1-405ABD’de tutuklu bulunan Reza Zarrab’ın avukatları, Zarrab’ın tutuklanma sürecinde yaşanan “usulsüzlükler” nedeniyle, savcılığın ele geçirdiği tüm kanıtların “geçersiz” sayılması için mahkemeye dilekçe sundu.

Avukatların dilekçesinin ekinde ise, Mahkemenin Zarrab hakkındaki yakalama ve arama kararı yer aldı. Zarrab hakkındaki arama kararında, Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir ayrıntı da ortaya çıktı;

Arama kararında mahkeme, Zarrab’ın eski Bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar ile, Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan’la “yaptığı ileşitime”ilişkin bilgilere de ulaşılmasına izin vermiş.

Bunun anlamı şu; Savcı Bharara, Zarrab’ın Türkiye’de isimleri 17 Aralık soruşturma dosyasında geçen üç eski bakan ile Halkbank eski Genel Müdürü’yle ilişkilerini de “suç olasılıkları içinde” sayarak, bunlar için mahkemeden arama izni istemiş ve almış.belge-1

BİR DE GİZLENMİŞ İSİM VAR

Zarrab hakkında mahkeme tarafından verilen arama kararında, araştırma izni verilen Zarrab’la bağlantılı tüm şirketler ve kişiler tek tek sayılmış. Ancak Zarrab’ın avukatlarının kamuoyuna açıkladıkları bu arama kararında, bazı şirketlerin ve bir tek kişinin adı da, yine mahkeme kararıyla”kapatılmış” durumda.

Mahkemenin araştırılması için onay verdiği isimler şöyle;

“Reza Zarrab, Rıza Zarrab, Rıza Sarraf, Babak Zanjani, Abdullah Happani, Zafer Calgayan (arama emrinde Zafer Çağlayan’ın soyadı Calgayan olarak geçiyor) Erdoğan Bayraktar, Muammer Güler, Barış Güler ve Süleyman Aslan.”

17 Aralık soruşturmasında Zarrab’la ilişkili olarak adı geçen bir diğer eski Bakan, Egemen Bağış’ın ismi ise arama emrinde geçmiyor.

İsimler arasında bir isim ise, mahkeme kararıyla karartılmış durumda.

HALK BANKASI DA VAR

Yine Reza Zarrab’ın ilişkilerine ilişkin arama izni dahilinde yer alan şirketlerin isimleri de tek tek sayılmış durumda. Arama izninde, Reza’nın sahip olduğu bilinen şirketler dışında, İran’ın devlet kurumlarının yanı sıra şirketler içerisinde Halk Bankası da bulunuyor. Şirketler arasında da bazılarının isimleri, yine mahkeme kararıyla mühürlenmiş durumda.

AVUKATLARI; REZA’NIN CEP TELEFONUNA USULSÜZ OLARAK GİRİLDİ

Avukatların verdiği dilekçede, Reza Zarrab’ın cep telefonu ve ipadine FBI’ın, ABD yasalarının öngördüğü şekilde değil, gümrük memurlarına telefonun giriş kodunu sordurarak ulaştığı, bu nedenle telefondan elde edilen tüm kanıtların geçersiz sayılması gerektiği yer alıyor.

Yine dilekçede, Reza Zarrab’ın avukat istemesine rağmen kendisine avukat sağlanmadan bazı sorular sorulduğu, kendisinden mal varlığını yazmasının istendiği, Reza’nın da bunu verdiği ifade ediliyor. Avukat istemesine rağmen sağlanmadan alınan bu bilgilerinde mahkeme tarafından “geçersiz kanıt” olarak kabul edilmesi isteniyor.

ERDOĞAN BAYRAKTAR: ZARRAB DAVASIYLA İLGİM YOK. ABD YANLIŞ YAPIYOR

17 Aralık olayının ardından görevden alınan eski Bakanlardan Erdoğan Bayraktar, ABD’deki Zarrab dosyasında isminin geçmesine tepki göstererek, “benim Zarrab’la bir ilgim yok. ABD yanlış yapıyor” dedi.

Bayraktar Sözcü’ye yaptığı açıklamada, “Biz görevden alınırken, üç tane bakan görevden alındı; Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve ben. Egemen Bağış görevden alınmadı. Amerikalılar, bizim görevden alınma belgemiz üzerine ismimizi o dosyaya koymuşlar. Yoksa benim Zarrab davasıyla uzaktan yakından hiçbir ilgim yok” dedi.
17 Aralık’ta ortaya çıkan iddialarda da, kendisinin Zarrab’la ilişkili olarak adının geçmediğini vurgulayan Bayraktar, “Ben Zarrab’ı ne tanırım, ne bilirim, ne telefonla konuştum. Sadece bir kez, benim de katıldığım bir törende hazır bulunmuş. Onu da zaten daha sonra öğrendim” dedi.
Kendisinin yakın zamanda ABD’ye gittiğini, hakkında herhangi bir işlem, bir arama emri bulunmadığını da vurgulayan Erdoğan Bayraktar, “Buradaki dosyadan, bakanların görevden alınmasına ilişkin belgeyi alıp, oraya koymuşlar. Bu konudaki bilgilerin esası Türkiye’de. Savcılık’ta var, TBMM’deki soruşturma komisyonunda dosyalar vardı, gazetecilerde var. Allah için, siz bilmiyor musunuz benim Zarrab’la hiç alakam olmadığını?”

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/