“ABD-Türkiye geriliminin sebebi Zarrab, Erdoğan ortaya çıkacak bilgilerden çekiniyor”

“NATO müttefiki kalıbı, Türkiye’nin eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor”

Çeviri – Gonca Tokyol

Washington Post gazetesinde David Ignatius imzasıyla yayınlanan yazıda, Türkiye ile ABD arasındaki gerilimin merkezinde, ABD’de tutuklu yargılanan İran ve Türkiye vatandaşı Reza Zarrab‘ın serbest bırakılmasının yattığı iddia edildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Zarrab davasının olası sonuçlarından ‘korktuğunu’ savunan Ignatius, meselenin Washingon-Ankara arasında yapılan birçok görüşmede dile getirildiğini kaydetti.

Yazıda, eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde görev yapan üst düzey bir yetkilinin, “Erdoğan’ın takıntısının sebebinin ortaya çıkacak bilginin ailesine ve en sonunda da kendisine zarar vermesi ihtimali olduğunu düşünüyoruz” ifadelerine de yer verildi.

“Konsolosluk çalışanının tutuklanması, 27 Kasım’daki duruşma öncesinde el güçlendirme çabası olabilir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın perşembe günü yaptığı açıklamada, Zarrab’ın itirafçı olarak kullanılmak istediğini söylediğini hatırlatan Ignatius, Türkiye’deki ABD büyükelçiliği ve konsolosluklarda çalışanlara yönelik gözaltı ve tutuklamaların sıklaşmasının da 27 Kasım’da New York’ta görülecek dava öncesinde ‘avantaj sağlama’ çalışması olarak görüldüğünü savundu. “Zarrab, mahkemede hangi pislikleri ortaya saçabilir” diyen Ignatius’un yazısı şöyle devam etti:

“Olası bir ön bilgi, dönemin ABD Savcısı Preet Bharara’dan gelmişti. Türk savcıların Aralık 2013’te hazırladığı rapordan alıntı yapan Bharara’nın notunda, Türkiye’deki kanıtların “Zarrab ve diğerlerinin İran yararına yaptıkları işlemleri sürdürebilmek için hükümet yetkililerine ve üst düzey banka görevlilerine milyonlarca euro ve dolar ödeme yapılan bir rüşvet şemasını ortaya çıkardığı” söyleniyordu. Bharara, sonuçların FBI soruşturmasında elde edilen elektronik postalarla da desteklendiğini belirtiyordu.

“Erdoğan 90 dakikalık görüşmeyi Zarrab’a adadı, Bharara’nın kovulmasını istedi”

“Erdoğan’ın Zarrab’ın salıverilmesine yönelik çalışması inanılmazdı. 21 Eylül 2016’da dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la yaptığı özel görüşmede, Zarrab’ın salıverilmesinin yanı sıra Bharara’nın kovulmasını da talep etti. ABD yetkilileri, 90 dakikalık görüşmenin Zarrab’a adandığını söyledi. Erdoğan’ın eşi de aynı gece konuyu Biden’ın eşine açtı. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise Ekim’de dönemin Başsavcısı Loretta E. Lynch’le görüşerek davanın kanıtlara dayanmadığını ve Zarrab’ın salıverilmesi gerektiğini söyledi.

TIKLAYIN – “Emine Erdoğan da Reza Zarrab’ı ABD’den istedi”

“Erdoğan’ın Zarrab saplantısı, Zarrab davasında ortaya çıkacak bilgilerin kendisine ve ailesine zarar vermesi ihtimalinden kaynaklanıyor”

Eski başkanlık yardımcılarına göre Erdoğan, Aralık ve Ocak’taki son iki telefon görüşmesinde konuyu kişisel olarak eski ABD Başkanı Obama’yla da konuştu. Obama döneminde görev yapan üst düzey yetkililerden biri, “Operasyonumuzun tahmini, Erdoğan’ın bu davayla ilgili saplantısının, ilerlemesi halinde ortaya çıkan bilginin ailesi ve en nihayetinde kendisine zarar vermesi ihtimalinden kaynaklanıyordu” dedi.

Erdoğan hükümeti, Donald Trump’ın ekibiyle dostluk kurma çalışmalarına seçimlerden önce başladı. Kampanya ekibindeki Micheal Flynn, Türkiye yanlısı bir lobici tarafından işe alındı ve ekibi geçiş döneminde de Türkiye’den para almaya devam etti. Flynn’in Şubat ayında ulusal güvenlik danışmanı görevinden istifa etmesinin ardından, Türkler Trump’a yakın başka bir danışman olan Rudy Guilani’yle çalışmaya başladı.

“Erdoğan, Bharara’yı da Gülenci olmakla suçladı”

Dava, Erdoğan için zehirli çünkü Pennsylvania’da yaşayan, düşmanı Fethullah Gülen’le kesişiyor. Erdoğan, Gülen’in destekçilerini 2013 yılında ortaya çıkan ve Türk medyasının aktarımına göre Erdoğan ailesiyle ilgili de iddialar barındıran kanıtların toplanması ve sızdırılmasından sorumlu tutuyor. Eski bir yetkiliye göre Erdoğan, bir yıl önce Biden’la bir araya geldiğinde, garip bir şekilde Bharara’yı da Gülenci olmakla suçladı.

Guilani’nin konuya dahil olması da davanın alışıldık olmayan bölümlerinden biriydi. 24 Şubat’ta Bharara’yla iletişeme geçen Guilani, Zarrab adına Ankara’ya seyahat etmeyi planladığını söyledi. Trump, Bharara’yı Mart ayında, Guilani’nin Adalet Bakanlığı’na “Amerikan güvenlik çıkarlarına yardımcı olmak ve Zarrab’a yardımcı olmak için ABD ve Türkiye arasında bazı anlaşmalar yapmak” için sıkıştırdığı zamanlarda kovdu.

“Trump ilk başlarda sempatik yaklaşıyordu…”

Savcılık makamını engellemek için girişilen çeşitli denemelere rağmen dava ilerledi ve eski bir Türk hükümet üyesi ve üç Türk vatandaşı da dahil edildi. Dönemin Adalet Bakanı Bozdağ, 11 Eylül’de genişletilen iddiaları yeni bir ‘darbe girişimi’ olarak eleştirdi.

Erdoğan, Zarrab’ın serbest bırakılması konusunda Trump’ın kendisini destekleyeceğini ummuş olabilir. Trump da ilk başlarda Türk lidere sempatik yaklaşıyordu, onu Mayıs ayında bir toplantı için Washington’a davet etmişti. Ancak bu gezi, Erdoğan’ın korumaları Türk Büyükelçiliği’nin dışında protestoculara saldırdığında kötüye gitti ve Trump’ın hareket alanı da yönetimine yönelik soruşturmalarla birlikte daraldı.

“NATO müttefiki kalıbı, Türkiye’nin eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor”

Bazı ABD’li yetkililer, Erdoğan’ın Gülen’i desteklediği iddiasıyla papaz Andrew Brunson’un ve Gülen’le bağı bulunan savcılarla iletişim halinde olduğu iddiasıyla uzun süredir ABD Konsolosluğu’nda çalışan Metin Topuz’un tutuklanmalarıyla pazarlık konusunda elini sağlamlaştırmaya çalıştığından korkuyor. Erdoğan da geçen ay Brunson’ın Gülen’le takas edilmesini önermişti.

“NATO müttefiki” kalıbı Türkiye konusunda o kadar çok tekrar edildi ki, Türklerin son eylemlerinin ne kadar düşmanca ve otokratik olduğunu saklıyor. Washington, bir sonraki adımın ne olacağı konusunda endişeli.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Bharara ve Rubin de dahil 17 kişiye soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ABD’li savcı Preet Bharara, eski CIA Direktörü John Brenan, Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Henri Barkey ve Michael Rubin de dahil 17 kişi hakkında inceleme başlattı.

İstanbul Barosu’na kayıtlı bir grup avukat, “FETÖ ile irtibatlı oldukları ve yardım ettikleri” öne sürülen aralarında ABD’li savcı Preet Bharara, CIA’in eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller, Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Henri Barkey’in de bulunduğu 17 kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Bunun üzerine savcılığın söz konusu kişiler hakkında soruşturma başlattığı bildirildi.

Michael Rubin

Soruşturmanın, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçları kapsamında başlatıldığı açıklandı.

Şüphelilerin Türkiye’ye giriş çıkış yaptıkları tarihler ile Gülen hareketi yöneticileriyle irtibatlarının bulunup bulunmadığını incelemeye alan savcılığın, şüphelilerden bir kısmının 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gün Büyükada’da, bir kısmının da 17 Temmuz’da Karaköy’de yapılan bir toplantıya katıldıklarını tespit ettiği kaydedildi. Söz konusu toplantıların ne amaçla yapıldığının ve tam olarak hangi isimlerin katıldığının araştırıldığı bildirildi.

Haklarında soruşturma başlatılan diğer isimler şöyle: Senatör Charles (Chuck) E. Schummer, OFAC Başkanı David Cohen, TAA / Turkic American Alliance; Türk Amerikan Birliği Başkanı Faruk Taban, TCC / Turkish Cultural Center; Türk Kültür Merkezi Avukat Zafer Akın, TCAE / Turqouise Counsil Of Americans And Euroasians; Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi Kemal Öksüz, Rumi Formundan Emre Çelik, eski emniyet müdürü Ahmet Sait Yayla, Mid Atlantic Federation Of Turkic American Associations (Orta Atlantik Türk Amerikan Federasyonu) Mahmut Yeter, TABN (Türk Amerikan İş Grubu) Talha Saraç, Recep Özkan, Burak Yeneroğlu, Michael Rubin, Ralph Peters ve CIA’in eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller.

© Deutsche Welle Türkçe

DHA, BS/BW

Kaynakhttp://www.dw.com/tr/

ABD’de tutuklu bulunan Halkbank Genel Müdür yardımcısı ve Zarrab’ın davalarının birleştirilmesi istendi

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla 27 Mart’ta New York’ta gözaltına alınmıştı.

ABD’de tutuklu bulunan Halkbank Genel Müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ve Reza Zarrab‘ın davalarının birleştirilmesi talep edildi.

CNN Türk’te yer alan habere göre, New York JFK Havalimanı’ndan Türkiye’ye dönerken 27 Mart tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ile New York’ta bir yıldır tutuklu olarak yargılanan İran asıllı işadamı Reza Zarrab’ın davaları birleştirilmesi için mahkemeye dilekçe verildi. 

Ne olmuştu?

ABD, Zarrab’ın söz konusu işlemler için Halkbank’ın üst düzey yöneticilerine ve bazı hükümet görevlilerine milyonlarca dolar rüşfet verdiğine dair kanıtları bulunduğunu açıklamıştı.

22 Mart 2016’dan beri tutuklu olan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab, hem Türkiye’de hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yönettiği şirketler ağıyla İran yaptırımlarının etrafından dolaşmakla suçlanıyor.

Zarrab’ın yaptırımları ihlal etmek için kullandığı şirketlerden birisinin ise Türkiye’de faaliyet gösteren Royal Holding AŞ olduğu iddia ediliyor.

ABD’li savcılar, Zarrab ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan iki kişinin 2010 – 2015 döneminde aralarında Bank Mellat’ın da bulunduğu büyük İranlı şirketlere finansman sağladığını söylüyor.

Türkiye’de kısa süreli gözaltı

Türkiye’deki 17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında da sanık olarak kısa bir süre gözaltına alınan Zarrab daha sonra serbest bırakılmış ve hakkındaki suçlamalar da düşürülmüştü. Dava dosyasında Zarrab, o dönem bakanlık yapan isimlere rüşvet vermekle suçlanıyordu.

O dönemde Türkiye’nin altın ihracatı karşılığı İran’dan doğalgaz alımını yürüten isim olduğu ileri sürülen Reza Zarrab, serbest bırakıldıktan sonra kendisine yöneltilen suçlamalara tepki göstermişti.

Zarrab, 2014’te A Haber televizyon kanalına verdiği bir röportajda “25 milyar TL’lik ihrtacat yapmışım, cari açığın yüzde 15’ini tek başıma kapatmışım. Takdir sizin” demişti.

Zarrab davasının savcısı görevden alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden almıştı.

Preet Bharara Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı sonsuza dek profesyonel yaşamımın en büyük onuru olacak” demişti.

48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı.

Bharara, yüksek profilli kişileri soruşturmasıyla ve açtığı yolsuzluk dosyalarıyla biliniyor.

Mehmet Hakan Atilla kimdir?

1970 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına 1995 yılında T. Halk Bankası A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bankacılık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman olarak görev aldıktan sonra Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 22.06.2007-11.11.2011 tarihleri arasında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yapan Atilla, 11.11.2011 tarihinden itibaren Uluslararası Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Bharara’dan kendisini ‘FETÖ’cü ilan eden Çavuşoğlu’na: Aptalca propaganda

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının kilit ismi İran asıllı işadamı Rıza Sarraf’ı tutuklatan Amerikalı eski başsavcı Preet Bharara, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun kendisini ‘FETÖ’cü ilan etmesini ‘aptalca propaganda’ diye niteledi.

Dün ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’la ortak basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla Hakan’ın, Sarraf davası kapsamında ABD’de tutuklanmasına tepki gösterirken, Bharara’yı Twitter’da Türkiye karşıtı içerikleri paylaşmakla itham ederek, “Eski savcı Bharara, FETÖ ile çok yakından bağları var. Hatta hakim de dahil onlarla daha önce Türkiye’ye gelmişlerdir ve Türkiye’de siyasi etkinliklere katılmışlardır, Türkiye aleyhine konuşmalar var” demişti.

Çavuşoğlu’na tek cümlelik yanıt

New York Times’ta yer alan habere göre gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bharara, Çavuşoğlu’nun sözlerine “Artık bakmadığım bir davayla ilgili yabacı bir yetkilinin yaptığı yanlış ve aptalca propaganda hakkında yorum yapmayacağım” diye yanıt verdi.

Bozdağ Bharara’nın ‘FETÖ’ ile birlikte Türkiye’ye karşı yürütülen bir operasyonun ortağı olduğunu da öne sürmüştü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 46 savcının istifasını istemesinin ardından Bharara, görevine son verildiğini duyurmuştu.

ABD’yi dolandırma, İran yaptırımlarını ihlal, bankacılık sahtekârlığı ve kara para aklama suçlamalarından 75 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Sarraf davasının da savcılığını yürüten Bharara, bunun dışında birçok yolsuzluk davasına da bakıyordu.

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

ABD, o dosyayı açık tutuyor giden tutuklanır

Saygı Öztürk

2012/120663, kamuoyunun “17 Aralık” olarak bildiği rüşvet, yolsuzluk, karapara suçlamalarının yer aldığı, üç bakanın, çocuklarının içinde bulunduğu soruşturma dosyasının numarasıdır. Bu dosyada 53 şüpheli bulunuyordu. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Celal Kara’dan dosya alındıktan sonra 2014/69582 sayıyla, sanıklar hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı”na ilişkin karar verildi. İşte hakkında takipsizlik kararı verilenlerden biri de dosyanın 25. şüphelisi olan Halbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’ydı.
ABD’nin İran’a uyguladığı ambargonun delinmesi, rüşvet, yolsuzluk olayına adı karışanlar haklarında kovuşturmaya gerek olmadığına ilişkin karar alındı ama ABD bunu hiç tanımıyor. Verilen “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararını yok sayıyor. O yüzden, dosyada ismi olanlardan ABD’ye gidecek olanlar varsa tutuklanmayı da göze alsınlar. Bankacı Atilla hakkında da takipsizlik kararı verilmişti verilmesine ama ABD’de tutuklandı.

KADIN AJAN PEŞİNDEYDİ

ABD’de birileri görevden alınınca, ayrılınca yerine gelenler sistemi değiştirmiyor. Rıza Sarraf’ı tutuklatan Savcı Bharara görevden alındı ama aynı soruşturmada adı geçen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı, ABD’ye gelince tutuklandı. Gelişmeleri yakından izleyen bir hukukçu, “17 Aralık dosyasıyla ilgili olarak savcılığın verdiği takipsizlik kararını, ABD makamları ‘yok’ sayıyor. Hazırlanan ilk fezleke ABD savcılığının elinde. Bu dosyada kim varsa, ABD’ye gelince tutuklanıyor ya da tutuklanacak. Açıkçası, ABD makamları Türk hukukçuların verdiği kararı tanımıyor” dedi.
FBI ajanı Jennifer A., 17 Aralık dosyasında adı geçen kişilerle tek tek ilgileniyor. Öyle bir sistem kurulmuş ki, 17 Aralık dosyasının şüphelilerinden ABD’ye gitmek isteyen olursa vize işlemleri hemen yapılıyor. Yani, bu kişilere vize vermemek gibi bir uygulamaları olmuyor. Yeter ki onlar ABD’ye gitmek istesin. Kapıyı sonuna kadar açıyorlar. İşte, o dosyanın şüphelilerinin attığı her adımı ajan Jennifer izliyor. Yakayı kaptıran artık kolay kolay dönemiyor. Rıza Sarraf’la başladı, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla ile devam ediyor.

RÜŞVET ALMAK VE VERMEK…

Rıza Sarraf’la, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla arasındaki konuşmalar İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından dinlenmiş. Bunlar fezlekede bulunuyordu. Bu konuşmalara ve eldeki diğer kanıtlara dayanarak aynı soruşturma dosyasında Rıza Sarraf da, Mehmet Hakan Atilla da şüpheliler arasında… Savcı Celal Kara, genel müdür yardımcısını “rüşvet almak ve vermekle” suçlamıştı. Soruşturmanın Kara’dan alınmasından sonra tüm sanıklarla ilgili kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilince, dosya işlemden kaldırılmıştı.
Bizde dosya kalkıyor ama başkaları kolay kolay kaldırmıyor. Nitekim bir dönem imzasız diye eleştirilen o dosya, ABD savcılığının elinde. O dosyada bulunan telefon konuşmalarının tapeleri (bant çözümleri) arasında Rıza Sarraf ve dönemin banka genel müdürü Süleyman Aslan arasındaki telefon konuşmalarında da, Atilla’nın adı sıkça geçiyor. Sarraf’la Atilla arasında yapılan soruşturma dosyasındaki konuşmaların tapeleri de ABD’nin elinde. Bunlar, Rıza Sarraf’ın sorgusu sırasında da gündeme getirildi.
2 Temmuz 2013 tarihinde saat 15.16’da Rıza Sarraf ile Mehmet Hakan Atilla konuşuyor. Saat 15.35’te yine konuşuyor. Bu konuşma fezlekede şöyle açıklanıyor:

TÜM KONUŞMALAR KAYITLARDA

“Bu görüşmelerde şahısların bankaya beyan edecekleri menşe şahadetnamesinde buğday ürünlerinin menşeinin Dubai olarak beyan edildiği ancak Dubai’de buğday üretiminin olmadığının Halbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tarafından da bilindiği, bu durumun Genel Müdür Süleyman Aslan’la yapılan rüşvet anlaşmasında gerçeği yansıtmayan belgeler kullanılmasından Mehmet Hakan Atilla’nın da haberdar olduğu anlaşılmıştır. Bu görüşmeden sonra Rıza Sarraf’ın hemen Abdullah Happani’yi uyardığı ve menşe şahadetnamesindeki usulsüzlüğü gidermesini istediği tespit edilmiştir.”
9 Temmuz’da Mehmet Hakan Atilla ile Rıza Sarraf iki kez telefonda konuşuyor. İşte bu konuşmalar o dönem yetkililer tarafından şöyle değerlendiriliyor:
“Transit ticaretle ilgili Rıza Saraf’ın, genel müdür Süleyman Aslan’dan yardım aldığı, banka personelinin anlamaması için Mehmet Hakan Atilla ile görüştüğü, Atilla’nın da yapacakları ticaret için ibraz edecekleri belge içeriklerinin gerçeğe aykırı olduğunun anlaşılmaması için uyarılarda bulunduğu, bunlar içerinde transit olarak gönderildiği iddia edilen malların içeriğinin firma iştigal alanı ile örtüşmesi, tonaj uyumunun sağlanmasının yer aldığı tespit edilmiştir.”
Konuşmalar uzayıp gidiyor. Şüphelilere takipsizlik veriliyor, dosya kapatılıyor. Ama dosyayı kapatmayanlar da var.

Kaynak : Saygı Öztürk – http://www.sozcu.com.tr/

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı ABD’de gözaltına alındı!

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, New York’ta JFK Havalimanı’nda gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi olarak ABD’de süren Reza Zarrab davası gösterildi.

Atilla’nın gözaltına alınmasına ilişkin açıklamayı, Zarrab davasına bakan New York Güney Bölge Federal Başsavcı vekili Joon H. Kim yaptı. Kim, Zarrab iddianamesini hazırlayan ancak bu ayın başında ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump tarafından görevinden alınan Başsavcı Preet Bharara’nın yardımcısı. Bharara görevden alınınca, vekaleten yerine Kim atandı.

Kim, beraberinde FBI New York Bölge Başkan Yardımcısı William F. Sweeney Jr ile yaptığı açıklamada, Atilla’nın “Reza Zarrab’la birlikte, İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmesine yardımcı olmakla suçlandığını” söyledi.

Açıklamada, gözaltındaki Atilla’nın tutuklanıp tutuklanmamasına karar verilmek üzere New York Güney Bölge Sulh Hukuk Hakimi James Francis’in mahkemesine çıkarılacağı da yer aldı.

Kim açıklamasında, “Türk bir bankacı olan Mehmet Hakan Atilla, İran’a yönelik Amerikan yaptırım yasalarını delmekle ve İran’a yasadışı yollardan milyonlarca dolar finans sağlamaya ilişkin mali işlemlerde ABD mali kurumlarını kullanmakla suçlanan altın taciri Reza Zarrab’a yardım etmekle suçlanmaktadır” dedi.

HAKKINDA YAKALAMA KARARI VARMIŞ

Kim’in açıklamasıyla birlikte, Hakan Atilla hakkındaki mühürlü iddianame ve yakalama kararı da kamuoyuyla paylaşıldı.

Kim’in açıklamasında, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının “bir öneri değil, kesin hükümlü yasalar olduğu”, bunu delenlerin de “agresif şekilde soruşturulup, yargılanacağı” ifadesi yer aldı. Atilla’nın da bu yaptırım yasaları delmekle suçlandığı vurgulandı.

FBI Temsilcisi Sweeney Jr ise, İran’ın ABD yaptırımlarını delmek konusundaki iradesini “elinden gelen tüm imkanlarla ortaya koymayı sürdürdüğünü” vurguladı. FBI yetkilisi, “bu davada bizim görevimiz, suçlanan kişinin yüklü miktarda parayı ABD Bankaları aracılığıyla, insanları doyurmak için insani yardım adı altında transfer ettiğini belgelemek. Bu olayda, suçlanan kişiler Türk ulusal ve mali kurumlarını, mali işlemlerinin gerçek amaçlarını gizlemek için bilerek ve isteyerek kalkan olarak kullanmışlardır” dedi.

ATİLLA’YA SUÇLAMA;” SAHTE FATURALARLA YAPTIRIM DELMEK…”

Atilla’ya yönelik suçlamada, “ABD ambargosunun sahte faturalarla Halkbank üzerinden delindiği”, Atilla’nın da bu konuda “rol oynadığı” iddiaları yer aldı. Atilla hakkındaki ön iddianamede, “Atilla, Zarrab ve diğer suç ortaklarının, ABD mali kurumlarını kullanarak, yaptırım uygulanan İran Hükümetine, İran kurumlarına para aktarmakla suçlandıkları” yer aldı. İddianamede, Atilla’nın Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştığı banka olan Halkbank’ı da bu amaçla kullandığı suçlamasına yer verildi. Atilla, Zarrab ve diğer suç ortaklarının, “sahte belgelerle” sözkonusu mali işlemleri “yiyecek ve insani yardım transferi” adı altında gerçekleştirdikleri iddiasına da yer verildi.

SÖZKONUSU SUÇLARIN CEZASI TOPLAMDA 50 YIL

Atilla’nın suçlandığı ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek suçunun maksimum cezası 20 yıl. Bankaların dolandırılması suçunun cezası ise maksimum 30 yıl. Ancak iddianamede, iki suçlamanın toplam cezasının 50 yıl olmasına rağmen, ne kadar ceza verileceğine mahkemenin karar vereceği de ifade edildi.

ZARRAB’LA TELEFON GÖRÜŞMESİ 17 ARALIK DOSYASINDA

New York’ta Zarrab davasıyla ilişkili olarak gözaltına alındığı iddia edilen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın Reza Zarrab’la yaptığı telefon konuşmaları 17-25 Aralık soruşturma dosyasına da yansımıştı. Zarrab hakkında İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmek ve bankaları dolandırmak suçlamasıyla New York Güney Bölge Federal Mahkemesinde açılan davada, savcılık dosyaya “kanıt” olarak 17-25 Aralık soruşturma dosyasını da koymuştu.

DUBAİ’DEN İRAN’A TÜRKİYE ÜZERİNDEN BUĞDAY SATIŞI

“FETÖ tarafından kurgulandığı” gerekçesiyle mahkeme kararıyla kapatılan 17-25 Aralık soruşturma dosyasında Zarrab ile Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla arasında 2 Temmuz 2012 tarihli telefon görüşmesinin tapesi yer almıştı.

Tapeye göre Atilla Zarrab’a “Buğday konusunu görüşelim” dediktene sonra, “siparişin 140 ton olduğunu”, ancak ‘5 bin tonluk bir şey ile 140-150 bin ton taşımak biraz zor gibi görünüyor” bilgisini vermişti.  Yine dosyadaki telefon tapesine göre Hakan Atilla, Zarrab’a “Dubai’de buğday yetişmediğini” için, ticaret belgesinde “buğday’ın ilk çıkış noktasının Dubai olmasının zor göründüğünü” söylediği de yer almıştı.

HAKAN ATİLLA O DÖNEMDE BLOOMBERG’E KONUŞMUŞTU

17-15 aralık soruşturma dosyasının kamuoyuna yansıdığı dönemde Blomberg Hakan Atilla’ya ulaşarak, bu konuşmaları sormuştu. Bloomberg’de yer alan habere göre, Hakan Atilla o dönemde Halkbank’ın bu işlemdeki oynadığı rolün “tümüyle yasal”  ve “ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına uygun” olduğunu belirterek şu açıklamayı yapmıştı.

“Cari açığı kapatmak bizim amacımız değil. Biz, rutin banka işlerimize bakıyoruz. Şirketlerin bize ulaştırdığı tüm belgeleri inceliyoruz ve uygun olup olmadıklarına bakıyoruz. Bankanın kendisi de zaten yabancılar tarafından denetleniyor.”

17-25 Aralık döneminde Hakan Atilla hakkında soruşturma açılmamış, bankanın o dönemdeki Genel Müdürü Süleyman Aslan gözaltına alınmıştı.

Kaynakhttp://www.sozcu.com.tr/

Hürriyet: Halkbank Genel Müdür Yardımcısı, Zarrab soruşturması kapsamında ABD’de tutuklandı

Hürriyet’in New York Temsilcisi, Atilla’nın Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Halkbank’ın Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, ABD New York’ta bulunan John Kennedy Havalimanı’nda gözaltına alındı. Bloomberg, Atilla’nın İran’a yönelik uygulanan yaptırımları ihlal etmekle suçlanan Reza Zarrab ile aynı davadan dolayı gözaltına alındığı bildirdi. Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın tutuklandığını ve Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

New Yok Federal Mahkemesi’ne yapılan şikayete göre Atilla’nın, sahte faturalarla bu ambargonun delinmesinde rol oynadığı iddia ediliyor.

ABD, Zarrab’ın söz konusu işlemler için Halkbank’ın üst düzey yöneticilerine ve bazı hükümet görevlilerine milyonlarca dolar rüşvet verdiğine dair kanıtları bulunduğunu açıkladı.

22 Mart 2016’dan beri tutuklu olan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab, hem Türkiye’de hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yönettiği şirketler ağıyla İran yaptırımlarının etrafından dolaşmakla suçlanıyor.

Zarrab’ın yaptırımları ihlal etmek için kullandığı şirketlerden birisinin ise Türkiye’de faaliyet gösteren Royal Holding AŞ olduğu iddia ediliyor.

ABD’li savcılar, Zarrab ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan iki kişinin 2010 – 2015 döneminde aralarında Bank Mellat’ın da bulunduğu büyük İranlı şirketlere finansman sağladığını söylüyor.

Hürriyet Temilcisi: Atilla, Zarrab ile aynı cezaevine konuldu

Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın 23 Mart’ta gözaltına alındığını ve bugün tutuklanarak Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Türkiye’de kısa süreli gözaltı

Türkiye’deki 17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında da sanık olarak kısa bir süre gözaltına alınan Zarrab daha sonra serbest bırakılmış ve hakkındaki suçlamalar da düşürülmüştü. Dava dosyasında Zarrab, o dönem bakanlık yapan isimlere rüşvet vermekle suçlanıyordu.

O dönemde Türkiye’nin altın ihracatı karşılığı İran’dan doğalgaz alımını yürüten isim olduğu ileri sürülen Reza Zarrab, serbest bırakıldıktan sonra kendisine yöneltilen suçlamalara tepki göstermişti.

Zarrab, 2014’te A Haber televizyon kanalına verdiği bir röportajda “25 milyar TL’lik ihrtacat yapmışım, cari açığın yüzde 15’ini tek başıma kapatmışım. Takdir sizin” demişti.

Zarrab davasının savcısı görevden alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden almıştı.

Preet Bharara Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı sonsuza dek profesyonel yaşamımın en büyük onuru olacak” demişti.

48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı.

Bharara, yüksek profilli kişileri soruşturmasıyla ve açtığı yolsuzluk dosyalarıyla biliniyor.

Mehmet Hakan Atilla kimdir?

Uluslararası Bankacılık 1970 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına 1995 yılında T. Halk Bankası A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bankacılık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman olarak görev aldıktan sonra Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 22.06.2007-11.11.2011 tarihleri arasında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yapan Atilla, 11.11.2011 tarihinden itibaren Uluslararası Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Trump’ın istifasını istediği savcı Bharara: İstifa etmedim, dakikalar önce kovuldum

Fotoğraf: Reuters

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının kilit ismi İran asıllı işadamı Rıza Sarraf davasının savcısı Preet Bharara, görevine son verildiğini duyurdu.

Trump, Bharara dahil 46 savcının istifasını istemişti.

Twitter hesabından istifa etmediğini ancak dakikalar önce görevine son verildiğini duyuran savcı, New York güney gölge başsavcılığı görevini hayatı boyunca bir onur olarak taşıyacağını söyledi.

 Başkan seçildikten sonra Trump’la geçen yılın kasım ayında görüşen Bharara, kendisinden görevine devam etmesinin talep edildiğini belirtmişti. Trump yönetiminin istifalarını istediği 46 savcı arasında Bharara’nın da olması “Trump, Obama’nın izlerini siliyor” yorumuna neden olmuştu.

ABD’yi dolandırma, İran yaptırımlarını ihlal, bankacılık sahtekârlığı ve kara para aklama suçlamalarından 75 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Sarraf davasının da savcılığını yürüten Bharara, bunun dışında birçok yolsuzluk davasına da bakıyordu.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Bozdağ ABD’de, Sarraf’ın serbest bırakılmasını istedi.. CHP’li Erdem Meclis’e taşıdı

eren

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın ABD ziyaretinde kara para aklama, dolandırıcılık suçlarından tutuklanan Sarraf’ın serbest bırakılmasına ilişkin ABD Adalet Bakanı Loretta Lynch ile bir araya geldiği ortaya çıktı.

Wall Street Journal’dan Nicole Hong’un haberine göre, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiği Amerika ziyaretinde, ABD Adalet Bakanı Loretta Lynch ile bir araya gelerek kara para aklama, İran ambargosunu delmek ve dolandırıcılık suçlarından tutuklu bulunan işadamı Rıza Sarraf’ın davasında ‘delil sunulamaması’gerekçesiyle serbest bırakmasını talep etti.

Adalet Bakanı Bozdağ, Fethullah Gülen’in iadesi dosyasını götürmek için 25 Ekim’de gittiği ABD’nin ; Washington Eyaleti’nde ABD Adalet Bakanı Lynch’le toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda çeşitli suçlardan tutuklanan Rıza Sarraf’ın serbest bırakılması için istekte bulunduğu ileri sürüldü. 

Başsavcı Bharara: Türkiye’nin davaya müdahale ediyor

New York Güney Bölge Başsavcısı Preet Bharara, dün davanın görüldüğü mahkemeye verdiği dilekçede, AKP hükümetini, “Sarraf davasına müdahale etmekle” suçladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la görüşmesinde Sarraf konusunu açmasına ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Washington’da ABD Adalet Bakanı ile görüşmesinde konuyu gündeme getirdiğinini söylemesine dikkat çeken Bharara, dilekçesinde delillerin Türk makamlarıyla paylaşılması isteğine karşı çıktı.

Deliller arasında Sarraf’ın 17 Aralık 2013’teki yolsuzluk operasyonunun polis fezlekesi de var. Bharara bu delillerin zaten Türkiye hükümetinde var olduğunu ve delillerin ülke dışına çıkarılması gerekmediğini dile getirdi.

Rıza Sarraf davasında ne olmuştu?

17 Aralık 2013’te  61. Türkiye Hükümeti kabine üyesi dört bakan ile üç bakan çocuğunun olduğu kişiler hakkında “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla yürütülen soruşturmada işadamı Rıza Sarraf da gözaltına alınmış, 70 gün tutuklu kalmıştı.

Bu kez 19 Mart 2016’da ABD İran’a yönelik yaptırımları ihlal ederek ABD’yi dolandırmak, bankacılık sahtekârlığı ve karapara aklama suçlamalarından Rıza Sarraf hakkında yakalama kararı çıkardı ve gözaltına alındı. Sarraf 21 Mart 2016’da Miami’de mahkemece tutuklandı. 
Tutuklama açıklamasını New York’un büyük davaları takip eden yıldız başsavcısı Preet Bharara, ulusal güvenlik konularından sorumlu Adalet Bakan Yardımcısı John Carlin ve FBI Bölge Direktör Yardımcısı Diego Rodriguez yaptı.

Davada, savcılık her üç şüpheli için ABD’yi dolandırmaktan 5 yıl, İran’a yaptırımları ihlalden 20 yıl, bankacılık sahtekârlığından 30 yıl ve karapara aklamaktan 20 yıl olmak üzere toplam 75’er yıl hapis istedi.

Davada, Sarraf’ın Türkiye’de bulunan şirketlerinin de isimleri yer aldı.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Zarrab için hazırlanan arama emrinde 3 eski bakan ile Halkbank Eski Müdürü de var

basliksiz-1-405ABD’de tutuklu bulunan Reza Zarrab’ın avukatları, Zarrab’ın tutuklanma sürecinde yaşanan “usulsüzlükler” nedeniyle, savcılığın ele geçirdiği tüm kanıtların “geçersiz” sayılması için mahkemeye dilekçe sundu.

Avukatların dilekçesinin ekinde ise, Mahkemenin Zarrab hakkındaki yakalama ve arama kararı yer aldı. Zarrab hakkındaki arama kararında, Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir ayrıntı da ortaya çıktı;

Arama kararında mahkeme, Zarrab’ın eski Bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar ile, Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan’la “yaptığı ileşitime”ilişkin bilgilere de ulaşılmasına izin vermiş.

Bunun anlamı şu; Savcı Bharara, Zarrab’ın Türkiye’de isimleri 17 Aralık soruşturma dosyasında geçen üç eski bakan ile Halkbank eski Genel Müdürü’yle ilişkilerini de “suç olasılıkları içinde” sayarak, bunlar için mahkemeden arama izni istemiş ve almış.belge-1

BİR DE GİZLENMİŞ İSİM VAR

Zarrab hakkında mahkeme tarafından verilen arama kararında, araştırma izni verilen Zarrab’la bağlantılı tüm şirketler ve kişiler tek tek sayılmış. Ancak Zarrab’ın avukatlarının kamuoyuna açıkladıkları bu arama kararında, bazı şirketlerin ve bir tek kişinin adı da, yine mahkeme kararıyla”kapatılmış” durumda.

Mahkemenin araştırılması için onay verdiği isimler şöyle;

“Reza Zarrab, Rıza Zarrab, Rıza Sarraf, Babak Zanjani, Abdullah Happani, Zafer Calgayan (arama emrinde Zafer Çağlayan’ın soyadı Calgayan olarak geçiyor) Erdoğan Bayraktar, Muammer Güler, Barış Güler ve Süleyman Aslan.”

17 Aralık soruşturmasında Zarrab’la ilişkili olarak adı geçen bir diğer eski Bakan, Egemen Bağış’ın ismi ise arama emrinde geçmiyor.

İsimler arasında bir isim ise, mahkeme kararıyla karartılmış durumda.

HALK BANKASI DA VAR

Yine Reza Zarrab’ın ilişkilerine ilişkin arama izni dahilinde yer alan şirketlerin isimleri de tek tek sayılmış durumda. Arama izninde, Reza’nın sahip olduğu bilinen şirketler dışında, İran’ın devlet kurumlarının yanı sıra şirketler içerisinde Halk Bankası da bulunuyor. Şirketler arasında da bazılarının isimleri, yine mahkeme kararıyla mühürlenmiş durumda.

AVUKATLARI; REZA’NIN CEP TELEFONUNA USULSÜZ OLARAK GİRİLDİ

Avukatların verdiği dilekçede, Reza Zarrab’ın cep telefonu ve ipadine FBI’ın, ABD yasalarının öngördüğü şekilde değil, gümrük memurlarına telefonun giriş kodunu sordurarak ulaştığı, bu nedenle telefondan elde edilen tüm kanıtların geçersiz sayılması gerektiği yer alıyor.

Yine dilekçede, Reza Zarrab’ın avukat istemesine rağmen kendisine avukat sağlanmadan bazı sorular sorulduğu, kendisinden mal varlığını yazmasının istendiği, Reza’nın da bunu verdiği ifade ediliyor. Avukat istemesine rağmen sağlanmadan alınan bu bilgilerinde mahkeme tarafından “geçersiz kanıt” olarak kabul edilmesi isteniyor.

ERDOĞAN BAYRAKTAR: ZARRAB DAVASIYLA İLGİM YOK. ABD YANLIŞ YAPIYOR

17 Aralık olayının ardından görevden alınan eski Bakanlardan Erdoğan Bayraktar, ABD’deki Zarrab dosyasında isminin geçmesine tepki göstererek, “benim Zarrab’la bir ilgim yok. ABD yanlış yapıyor” dedi.

Bayraktar Sözcü’ye yaptığı açıklamada, “Biz görevden alınırken, üç tane bakan görevden alındı; Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve ben. Egemen Bağış görevden alınmadı. Amerikalılar, bizim görevden alınma belgemiz üzerine ismimizi o dosyaya koymuşlar. Yoksa benim Zarrab davasıyla uzaktan yakından hiçbir ilgim yok” dedi.
17 Aralık’ta ortaya çıkan iddialarda da, kendisinin Zarrab’la ilişkili olarak adının geçmediğini vurgulayan Bayraktar, “Ben Zarrab’ı ne tanırım, ne bilirim, ne telefonla konuştum. Sadece bir kez, benim de katıldığım bir törende hazır bulunmuş. Onu da zaten daha sonra öğrendim” dedi.
Kendisinin yakın zamanda ABD’ye gittiğini, hakkında herhangi bir işlem, bir arama emri bulunmadığını da vurgulayan Erdoğan Bayraktar, “Buradaki dosyadan, bakanların görevden alınmasına ilişkin belgeyi alıp, oraya koymuşlar. Bu konudaki bilgilerin esası Türkiye’de. Savcılık’ta var, TBMM’deki soruşturma komisyonunda dosyalar vardı, gazetecilerde var. Allah için, siz bilmiyor musunuz benim Zarrab’la hiç alakam olmadığını?”

Kaynak : Zeynep Gürcanlı – http://www.sozcu.com.tr/