‘Sarraf davası’na doğru Erdoğan: Dünyayı ayağa kaldırmayı biliriz

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘Sarraf davası’yla ilgili olarak ABD’ye yüklendi: “Vatandaşımızı itirafçı yapmanın gayreti içindeler, bu işler bittiği zaman dünyayı ayağa kaldırmasını biliriz.”

New York’ta bir buçuk yıldır dolandırıcılıktan tutuklu bulunan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının kilit ismi işadamı Rıza Sarraf ve aynı dosya kapsamında yedi ay önce tutuklanan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla 16 Kasım’da duruşmaya çıkacak. Davada son olarak eski ekonomi bakanı Zafer Çağlayan da sanık ilan edilmişti.

Sarraf ve Atilla. (Fotoğraf: Reuters)

Erdoğan’ın en sert demeci

Erdoğan,  davayla ilgili bugüne kadarki en sert demecini partisinin grup toplantısında verdi.

Erdoğan ABD’ye şöyle seslendi: “Sizin gücünüz Tayyip Erdoğan’ın 13 tane korumasına gözaltı kararı çıkarmaya yeter. Bir bankamızın altı kere Amerika’ya girip çıkan görevlisini yedinci kez girişinde gözaltına almaya yeter. Öbür taraftan bakıyorsunuz bir başka vatandaşımızı aynı şekilde gözaltına almaya yeter. Ve ondan sonra da onu köşeye sıkıştırarak şunları şunları söylemen halinde şu kadar demek suretiyle itirafçı durumuna düşürmenin gayreti içine girerler. Takipçisiyiz, bu işler bittiği zaman dünyayı ayağa kaldırmasını da biliriz, hepsini açıklayacağız.” 

Hakan Atilla: Delilleri tanıklara gösterelim

Amerika’nın Sesi’nin haberine göre Atilla, duruşmaya 20 gün kala mahkemeye verdiği dilekçede “Savunma olarak tanıklarımız mahkemeyi isim vermekten çekiniyor. Delillerde gizlilik kararı olduğu için tanıklara delilleri gösteremiyoruz. Dosyayla ilgili gizlilik kararı kaldırılsın” dedi.

Dilekçei inceleyen hakim Richard Berman, savunma ve iddia makamlarını uzlaşmaya davet etti.

Hakan Atilla Rıza Sarraf’tan ayrı yargılanmak istiyor.

‘Trump, Berman’la görüştü’

Amerika’nın Sesi’nden Can Kamiloğlu’nun yaptığı habere göre de davanın iddia makamı New York Güney Bölgesi başsavcılığı görevine Türkiye’yle yakın ilişkileri bulunan Geoffrey S. Berman’ın getirilme ihtimali ciddiyet kazandı.

Berman’ın adı bu görev için New York Times’ın yazdığı haberde geçmişti. Atanma ihtimalinin güçlenmesinin nedeni ise ABD Başkanı Donald Trump’ın,  Geoffrey S. Berman ile Beyaz Saray’da görüştüğü yönündeki haber.

Başsavcı adayı Türkiye’nin lobicisi için çalışıyor

Berman, Sarraf’ın da avukatı eski New York valisi Rudy Giuliani’yle birlikte ortağı olduğu Greenberg Traurig firmasında çalışıyor. Firma aynı zamanda Türkiye’nin de ABD’deki lobicilik faaliyetlerini yürütüyor.

Kaynak : http://www.diken.com.tr

NYT: New York’ta görülecek bir dava, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı neden rahatsız ediyor?

“Erdoğan, neler olduğunun farkındaydı”

Çeviri: Gonca Tokyol

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 27 Kasım’da New York’ta görülecek olan ‘Zarrab davasına’ yönelik eleştirilerinin temelindeki asıl kaygının, hâkim karşısına çıkacak isimlerden bir ya da birkaçının suçlamaları kabul ederek anlaşmaya gitmesi olduğu iddia edildi. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine dair davanın, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri gerginleştirdiğini kaydeden New York Times gazetesi, Erdoğan’ın sürece yönelik itirazlarının ‘vatansever’likten öte sebepler içerdiğini savundu. 

2013 yılında ortaya çıkan ses kayıtlarının Erdoğan hükümeti tarafından ‘uydurma’ olarak kabul edildiğini hatırlatan NYT, ABD’li savcıların ise New York’taki davada bu kayıtlardan alıntı yaptığını, iddianamede isimleri yer alan Zarrab, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın Erdoğan’la bir araya gelmeyi tartıştığını ve Türkiye’nin dış ticaret verilerini artırmak için ‘başbakanın emriyle’ hareket ettiklerini söylediğini aktardı.

“Erdoğan’ın ismi geçen kişilerin bazılarıyla düzenli olarak görüştüğüne dair kanıtlar var”

“New York’ta görülecek bir dava, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı neden rahatsız ediyor” başlıklı yazıda, 17-25 Aralık döneminde ortaya çıkan kayıtların çevirisini inceleyen Patrick Kingsley ve Benjamin Weiser, New York’taki davanın geçen ay sunulan iddianamesinde dönemin Başbakanı Erdoğan’ın isminin geçmediğini ya da kendisine referans verilmediğini belirterek, “Ancak, 2013’te, yaptırımların delinmesinin zirve yaptığı dönemde Erdoğan’ın ismi geçen kişilerin bazılarıyla düzenli olarak görüştüğüne dair kanıtlar var” ifadelerine yer verdi.

“Erdoğan, duruşmada ortaya çıkabileceklerden endişeleniyor”

Davaya dair sorulardan birinin, sanıklardan bir ya da birkaçının cezalarında indirime gidilmesi umuduyla suçu kabul ederek ABD’li yetkililerle işbirliğine gidip gitmeyeceği olduğunu kaydeden NYT yazarlarına konuşan ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi Eric. S. Edelman da, “Erdoğan’ın bundan endişe duyduğuna eminim. Eminim ki duruşmada nelerin ortaya çıkacağına yönelik endişe duyuyor” dedi.. 2013’teki iddiaların ve dinleme kayıtlarının Türkiye’de ‘Gülen hareketinin kurgusu’ olarak kabul edildiğini ancak aynı kayıtların ABD’deki davanın bir parçası olduğunu ifade eden Kingsley ve Weiser’ın yazısından bazı bölümler şöyle:

-Mahkeme kayıtları, Erdoğan’ın sesinin belirlenen kayıtlardan herhangi birinde yer almadığını gösteriyor. Ancak 2013 sonbaharında, gizli anlaşmada yer aldığından şüphelenilen kişiler tarafından sıklıkla makamına referans verildi.

“ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının ardından Türkiye’nin ticaret açığı yükselişe geçti”

-Obama yönetimi, Haziran 2013’te, Türkiye’nin İran’a benzin için altınla ödeme yapmasına izin veren bir açığı kapadı. Davada yer alan kayıtlardaki ifadelere göre, aynı yılın sonbaharında, iddianamede ismi yer alan iki kişi, yaptırımlardan kaçınmak için alternatif bir yol bulunmasını tartıştı. Yüksek miktarda altın artık Türkiye üzerinden yönlendirilmeyeceği için tarafların üzerinde anlaştığı iddia edilen anlaşmanın Türkiye ekonomisi için sıkıntılı etkileri oldu, ülkenin ticaret açığı artmaya başladı.

“Erdoğan paniğe kapıldı”

-Dinlemelere yansıyan konuşmalara göre Erdoğan, bu gelişmenin ardından paniğe kapıldı. Yerel seçimlerin yakınlaşmasıyla birlikte Erdoğan, Türk ekonomisinin kurtarıcısı olarak şöhretinin zarar görebileceğinden korkmuş olabilir. Kayıtlara göre Erdoğan Zarrab, Çağlayan ve Aslan’la Türkiye’nin ihracat verilerinin bir önceki yılki rekor düzeylere ulaşması ihtiyacı hakkında konuştu.

Erdoğan’ın bunun yasadışı yollarla yapılmasını talep ettiği ya da beklediği yönünde bir kanıt yok. Ancak istediği sonuç, daha önce sadece şimdi ABD yaptırımları kapsamında kalan metotlarla elde edilmişti.

Zarrab: Elimizden geleni yapmalıyız, başbakana söz verdim

-19 Eylül 2013’teki bir konuşmada Zarrab, ticaret açığı konusunda Erdoğan’la kişisel olarak konuştuğunu ve Türkiye’ni ihracatını 4 milyar dolar artırmak konusunda Erdoğan’a güvence verdiğini iddia ediyor. Eski Halkbank Genel Müdürü Aslan’la konuşan Zarrab, “4 milyar dolarlık hedefe ulaşmak için elimizden geleni yapmalıyız çünkü başbakana söz verdim” diyor. Aynı gün yapılan bir başka görüşmedeyse Zarrab, bir iş arkadaşıyla yaptığı görüşmede, “2 milyar dolar bile önemli çünkü başbakanla doğrudan bir araya geleceğim” ifadelerini kullanıyor.

-Dönemin Ekonomi Bakanı Çağlayan ise, 3 Ekim 2013’te Aslan’la yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin ihracatta en az 2 ila 4 milyar dolara ihtiyacı var. Dün akşam başbakanla İstanbul’da iki saatlik bir görüşme yaptık ve ona çok fazla baskı olduğunu söyledim” diyor.

-Türkiye’deki savcıların ulaştığı 16 Eylül 2013 tarihli bir başka konuşmaya göre ise Aslan, Erdoğan’ın kendisine “ihracatı artırmak için ne gerekiyorsa yapılmasını” söylediğini aktarıyor. Kayıtların dökümleri, Erdoğan’ın Zarrab, Aslan ya da Çağlayan’ın ihracatı nasıl artıracağını söylediğini içermiyor.

“Erdoğan, neler olduğunun farkındaydı”

-Dökümlerden anladıklarım, 27 yıldır Türkiye siyasetini takip eden biri olarak Erdoğan’ın neler yaşandığının tamamen farkında olduğunu gösteriyor” diyen İstanbul merkezli Global Source Partners analiz firmasının danışmanlarından Atilla Yeşilada, kayıtlarda yaptırımların nasıl delineceğine dair herhangi bir konunun Erdoğan’a sunulmadığını ise kabul ediyor.

-Ancak Erdoğan, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesine yönelik niyetini daha önce açık şekilde dile getirmişti. Aralık 2012’de bir basın toplantısında konuşan Erdoğan, “Bu konuyla ilgili olarak bize ‘yaptırımlara uymanız gerekir’ gibi yaklaşımlar olduğunda biz ona uymayız. Bu bizim için stratejik öneme haizdir” demişti.


Makalenin orijinal hâlini okumak için tıklayın

Kaynak : http://t24.com.tr/

“Emine Erdoğan da Reza Zarrab’ı ABD’den istedi”

“Washington, bir sonraki adımın ne olacağından kaygılı”

Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizin merkezinde, New York’taki davası 27 Kasım’da başlayacak olan İranlı Azeri işadamı Reza Zarrab’ın bulunduğu öne sürüldü. İddiaya göre bazı ABD’li yetkililer, Amerikan konsolosluğu çalışanı Metin Topuz’un tutuklanmasının Zarrab davasında ‘pazarlık unsuru’ olduğuna inanıyor. Buna göre, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan resmi ziyaretlerindeki temaslarında Zarrab’ın Türkiye’ye iadesini bizzat talep etti.

İddia, Washington Post gazetesi yazarı David Ignatius’un yazısında yer aldı. Ignatius, “ABD-Türkiye anlaşmazlığının merkezindeki adam mahkeme önüne çıkmak üzere” başlıklı yazısına şu ifadelerle başladı: “ABD ile Türkiye arasında giderek sertleşen anlaşmazlığın merkezinde, Türkiye’nin hiddetli Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, para aklama ve dolandırıcılık suçlamasıyla mahkeme önüne çıkmak üzere olan Türk-İranlı altın tüccarının Amerikalı savcılar tarafından serbest bırakılması talebi bulunuyor.”

Erdoğan’ın Zarrab hakkındaki “Vatandaşımı tutuklayacaksın, sonra da itirafçı olarak kullanmak isteyeceksin” sözlerini aktaran Ignatius, Amerikan konsolosluğu çalışanı Metin Topuz’un tutuklanmasının ABD’de bazı yetkililer tarafından ’27 Kasım’daki dava öncesinde Zarrab’ın serbest bırakılması konusunda baskı gücü elde etme girişimi’ olarak yorumlandığını yazdı.

“Emine Erdoğan Jill Biden’la görüştü”

Gazete Duvar’ın aktardığı habere göre Ignatius, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın, 2016’daki ABD ziyaretinde Zarrab’ın bırakılması talebini dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın eşi Jill Biden’a ilettiğini yazdı. Washington Post yazarı şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan’ın Zarrab’ın serbest bırakılması için yürüttüğü kampanya sıradışı. 21 Eylül 2016’da dönemin başkan yardımcısı Joe Biden ile özel görüşmesinde hem Zarrab’ın bırakılmasını hem de [davanın o dönemki savcısı olan] Preet Bharara’nın kovulmasını istedi. Amerikalı yetkililer, 90 dakika süren bu görüşmenin yarısında Zarrab’ın konuşulduğunu söylüyor. Erdoğan’ın eşi de o gece aynı şeyi Jill Biden’dan talep etti. O dönem adalet bakanı olan Bekir Bozdağ ekim ayında Adalet Bakanı Loretta E. Lynch’le yaptığı görüşmede davanın ‘kanıtlara dayanmadığını’ savunarak Zarrab’ın serbest bırakılmasını istedi.”

“Obama’yla son konuşmalarında gündeme getirdi”

Ignatius eski yetkililere dayanarak, Erdoğan’ın konuyu eski ABD Başkanı Barack Obama ile son iki telefon konuşmasında da bizzat gündeme getirdiğini yazdı. Eski bir üst düzey Obama yönetimi yetkilisi, “Erdoğan’ın bu davaya dair saplantısının, davanın ilerlemesi halinde ailesine ve nihayetinde kendisine zarar verebilecek bilgilerin açığa çıkmasından kaynaklandığını varsayıyorduk” dedi. Eski bir yetkili, Erdoğan’ın Biden’la yaklaşık bir yıl önce yaptığı görüşmede savcı Bharara’nın ‘Gülen tarafından kullanıldığı’ yorumunu yaptığını da aktardı.

Ignatius, Türkiye’nin Donald Trump’ın ilk ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn ve danışmanı Rudy Giuliani ile de birlikte çalıştığını hatırlattı; Zarrab’ın savunma ekibine katılan Giuliani’nin ‘ABD’yle Türkiye arasında bir tür anlaşma için Adalet Bakanlığı’na baskı yaptığını’ yazdı.

“Ziyaret, Erdoğan’ın korumalarının gölgesinde kaldı”

“Davayı durdurmak için bu çeşitli girişimlere rağmen süreç ilerledi ve hatta iddianame, eski bir bakan ile önde gelen üç Türk’ü kapsayacak şekilde genişledi” diyen Ignatius, şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan Trump’ın Zarrab’ın serbest bırakılması için yaptığı baskıya destek vereceğini ummuş olabilir. Ve Trump da başta Türk lidere sempatik yaklaşıyordu; onu mayıs ayında Washington’a davet etti. Fakat o ziyaret, Erdoğan’ın korumalarının Türkiye elçisinin dışındaki protestoculara saldırmasının gölgesinde kaldı ve Trump’ın manevra alanı kendi yönetiminin etrafındaki soruşturmalar nedeniyle zayıfladı.”

Ignatius, bazı Amerikalı yetkililerin Erdoğan’ın Türkiye’de tutuklu olan papaz Andrew Brunson ile Metin Topuz’u ‘pazarlık unsuru olarak kullanmak istediğinden korktuğunu’ yazdı ve makalesine şu ifadelerle son verdi:

“Türkiye hakkında ‘NATO müttefiki’ tamlaması o kadar çok kullanılıyor ki, Türkiye’nin son dönemdeki adımlarının ne kadar düşmanca ve otokratik olduğu bunun gölgesinde kalıyor. Washington, bir sonraki adımın ne olacağından kaygılı.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

ABD’de tutuklu bulunan Halkbank Genel Müdür yardımcısı ve Zarrab’ın davalarının birleştirilmesi istendi

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla 27 Mart’ta New York’ta gözaltına alınmıştı.

ABD’de tutuklu bulunan Halkbank Genel Müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ve Reza Zarrab‘ın davalarının birleştirilmesi talep edildi.

CNN Türk’te yer alan habere göre, New York JFK Havalimanı’ndan Türkiye’ye dönerken 27 Mart tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ile New York’ta bir yıldır tutuklu olarak yargılanan İran asıllı işadamı Reza Zarrab’ın davaları birleştirilmesi için mahkemeye dilekçe verildi. 

Ne olmuştu?

ABD, Zarrab’ın söz konusu işlemler için Halkbank’ın üst düzey yöneticilerine ve bazı hükümet görevlilerine milyonlarca dolar rüşfet verdiğine dair kanıtları bulunduğunu açıklamıştı.

22 Mart 2016’dan beri tutuklu olan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab, hem Türkiye’de hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yönettiği şirketler ağıyla İran yaptırımlarının etrafından dolaşmakla suçlanıyor.

Zarrab’ın yaptırımları ihlal etmek için kullandığı şirketlerden birisinin ise Türkiye’de faaliyet gösteren Royal Holding AŞ olduğu iddia ediliyor.

ABD’li savcılar, Zarrab ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan iki kişinin 2010 – 2015 döneminde aralarında Bank Mellat’ın da bulunduğu büyük İranlı şirketlere finansman sağladığını söylüyor.

Türkiye’de kısa süreli gözaltı

Türkiye’deki 17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında da sanık olarak kısa bir süre gözaltına alınan Zarrab daha sonra serbest bırakılmış ve hakkındaki suçlamalar da düşürülmüştü. Dava dosyasında Zarrab, o dönem bakanlık yapan isimlere rüşvet vermekle suçlanıyordu.

O dönemde Türkiye’nin altın ihracatı karşılığı İran’dan doğalgaz alımını yürüten isim olduğu ileri sürülen Reza Zarrab, serbest bırakıldıktan sonra kendisine yöneltilen suçlamalara tepki göstermişti.

Zarrab, 2014’te A Haber televizyon kanalına verdiği bir röportajda “25 milyar TL’lik ihrtacat yapmışım, cari açığın yüzde 15’ini tek başıma kapatmışım. Takdir sizin” demişti.

Zarrab davasının savcısı görevden alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden almıştı.

Preet Bharara Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı sonsuza dek profesyonel yaşamımın en büyük onuru olacak” demişti.

48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı.

Bharara, yüksek profilli kişileri soruşturmasıyla ve açtığı yolsuzluk dosyalarıyla biliniyor.

Mehmet Hakan Atilla kimdir?

1970 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına 1995 yılında T. Halk Bankası A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bankacılık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman olarak görev aldıktan sonra Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 22.06.2007-11.11.2011 tarihleri arasında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yapan Atilla, 11.11.2011 tarihinden itibaren Uluslararası Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Hürriyet: Halkbank Genel Müdür Yardımcısı, Zarrab soruşturması kapsamında ABD’de tutuklandı

Hürriyet’in New York Temsilcisi, Atilla’nın Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Halkbank’ın Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, ABD New York’ta bulunan John Kennedy Havalimanı’nda gözaltına alındı. Bloomberg, Atilla’nın İran’a yönelik uygulanan yaptırımları ihlal etmekle suçlanan Reza Zarrab ile aynı davadan dolayı gözaltına alındığı bildirdi. Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın tutuklandığını ve Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

New Yok Federal Mahkemesi’ne yapılan şikayete göre Atilla’nın, sahte faturalarla bu ambargonun delinmesinde rol oynadığı iddia ediliyor.

ABD, Zarrab’ın söz konusu işlemler için Halkbank’ın üst düzey yöneticilerine ve bazı hükümet görevlilerine milyonlarca dolar rüşvet verdiğine dair kanıtları bulunduğunu açıkladı.

22 Mart 2016’dan beri tutuklu olan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab, hem Türkiye’de hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nde yönettiği şirketler ağıyla İran yaptırımlarının etrafından dolaşmakla suçlanıyor.

Zarrab’ın yaptırımları ihlal etmek için kullandığı şirketlerden birisinin ise Türkiye’de faaliyet gösteren Royal Holding AŞ olduğu iddia ediliyor.

ABD’li savcılar, Zarrab ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan iki kişinin 2010 – 2015 döneminde aralarında Bank Mellat’ın da bulunduğu büyük İranlı şirketlere finansman sağladığını söylüyor.

Hürriyet Temilcisi: Atilla, Zarrab ile aynı cezaevine konuldu

Hürriyet’in New York Temsilcisi Razi Canikligil, Atilla’nın 23 Mart’ta gözaltına alındığını ve bugün tutuklanarak Zarrab ile aynı cezaevine konulduğunu bildirdi.

Türkiye’de kısa süreli gözaltı

Türkiye’deki 17 – 25 Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarında da sanık olarak kısa bir süre gözaltına alınan Zarrab daha sonra serbest bırakılmış ve hakkındaki suçlamalar da düşürülmüştü. Dava dosyasında Zarrab, o dönem bakanlık yapan isimlere rüşvet vermekle suçlanıyordu.

O dönemde Türkiye’nin altın ihracatı karşılığı İran’dan doğalgaz alımını yürüten isim olduğu ileri sürülen Reza Zarrab, serbest bırakıldıktan sonra kendisine yöneltilen suçlamalara tepki göstermişti.

Zarrab, 2014’te A Haber televizyon kanalına verdiği bir röportajda “25 milyar TL’lik ihrtacat yapmışım, cari açığın yüzde 15’ini tek başıma kapatmışım. Takdir sizin” demişti.

Zarrab davasının savcısı görevden alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara’yı görevden almıştı.

Preet Bharara Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı sonsuza dek profesyonel yaşamımın en büyük onuru olacak” demişti.

48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009’da New York Savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York’a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı.

Bharara, yüksek profilli kişileri soruşturmasıyla ve açtığı yolsuzluk dosyalarıyla biliniyor.

Mehmet Hakan Atilla kimdir?

Uluslararası Bankacılık 1970 yılında Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Meslek hayatına 1995 yılında T. Halk Bankası A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bankacılık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman olarak görev aldıktan sonra Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 22.06.2007-11.11.2011 tarihleri arasında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yapan Atilla, 11.11.2011 tarihinden itibaren Uluslararası Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Eski CIA Direktörü Woolsey’in iddiası: Berat Albayrak, Çavuşoğlu ve Flynn; Gülen’i kaçırmayı planladı!

Woolsey, görüşmenin 19 Eylül’de New York’ta yapıldığını öne sürdü.

Eski CIA Direktörü James Woolsey, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevinden kovduğu Mike Flynn ile Enerji Bakanı Berat Albayrak, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu‘nun Fethullah Gülen’in sınır dışı edilmesi konusunu görüşürken kaçırma planı da yaptıklarını iddia etti.

Washington Hattı’ndan İlhan Tanır’ın Wall Street Journal’a dayandırdığı habere göre, 19 Eylül’de New York’ta Albayrak, Çavuşoğlu, Inovo BV’nin sahibi iş adamı Ekim Alptekin ile Flynn bir otelde görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmenin ortasında Woolsey görüşmeye katıldı ve “illegal olması mümkün olan bu konu” dediği Gülen’i Türkiye’ye “kanuni iade sürecini atlayarak” gönderilmesi konusunun görüşüldüğüne şahit olduğunu öne sürdü. Woolsey’in iddiasına göre, plan Gülen’i “gecenin karanlığında Pensilvanya’daki evinden kaçırmak”tı.

James Woolsey

Flynn’in sözcüsünün Wall Street’e yaptığı açıklamaya göre ise Flynn böyle bir konuyu görüşmedi.

Flynn’in ABD Adalet Bakanlığına doldurduğu ‘yabancı ülke için lobicilik kaydı’ (FARA) da, Flynn’in 19 Eylül’de Türk bakanlar ile ve Ekim Alptekin ile yaptığı görüşmeyi ”Türkiye’deki siyasi iklimi daha iyi anlamak için” olduğu kaydı düşülmüştü.

Şimdi ise bu görüşmede Gülen’in nasıl kaçırılacağının görüşüldüğü ileri sürüldü.

CIA eski başkanı Woolsey, WSJ’ye yaptığı açıklamada, Gülen’i ABD’den illegal yollardan çıkarmaya kendisi karşı çıkmış ve ortak bir dost aracılığı ile zamanın Başkan Yardımcısı Joe Biden’i olanlardan haberdar etmiş. Biden ise sözcüsü aracılığı ile konuya yorum yapmazken, Gülen’in mahkemeler aracılığı ile halledilmesinden taraftar olduğunu bildirmiş.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Zarrab her şeyi itiraf etmeye hazırlanıyor

78628-icerikZarrab kefalet talebinin reddedilmesinin ardından ‘Suçumu kabul ediyorum’ pozisyonuna geçmek için Başsavcılıkla görüşmeye başladı.

Kaynaklar: Zarrab suçlarını itiraf etmeye hazırlanıyor 

New York Güney Bölgesi Başsavcılığına yakın güvenilir kaynakların belirttiğine göre Reza Zarrab savunmasını değiştirerek ‘suçumu kabul ediyorum’ pozisyonuna geçmek üzere başsavcılıkla görüşmelere başladı. 

27 Nisan günü New York’da yapılan ilk mahkemeye Zarrab bizzat katılarak, hakkındaki suçlamalara karşı ‘suçsuzum’ demiş ve Bharara’nın ofisinin yaptığı suçlamalara karşı bu pozisyonla savunmaya başlayacağını göstermişti. 

New York’daki duruşmayı yakından izleyen kaynaklara göre Zarrab, özellikle geçtiğimiz perşembe günü, 16 Haziran’da yayınlanan Hakim Richard M. Berman’ın 35 sayfalık gerekçeli kararını gördükten sonra durumunun ne kadar ciddi olduğunu anladı. 

Zarrab’ın suçunu kabul etmesi ne demek? 

Zarrab’ın durumunun ciddiliğini son zamanlarda anladığı, bunda dünyanın en pahalı savunma avukatlarından Brafman’ın mahir sözlerince savunulmasına rağmen Hakim Berman’ın gerekçeli kararı ve kefaleti red etmesinin önemli rol oynadığı sanılıyor. 

Zarrab’ın suçluluğunu itiraf etmesi ayrıca onun hapis cezasından kurtarmayacak. Zarrab’ın vereceği bilgilerin önemine ve değerine göre hakkında istenen suçlamaların cezası azaltılabilecek. 

Buna benzer federal duruşmaları izleyen güvenilir kaynaklar, savunmanın savcılıkla iyi bir pazarlık ve istenen cezalarda ciddi bir indirim yapılabilmesi için, Zarrab’ın dava hakkında başsavcılığın elinde olmayan, değerli, davayı kolaylaştıracak, hızlandıracak, berraklaştıracak bilgileri vermesi gerektiğini hatırlattılar. 

Yani şu aşamada, Zarrab’ın ”pazarlık” a oturmak istemesi yetmiyor. Bunun için Başsavcılığı ikna etmesi gerekiyor. 

Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi Başsavcılığın Zarrab hakkında şimdiden çok ciddi kanıtlara sahip olması. Bharara’nın ofisinin, Amerikan kolluk kuvvetleri tarafından 2010’dan beri yapılan soruşturmalardan sonra elinde çok sağlam kanıtları olduğu biliniyordu. Bu şartlarda Zarrab’ın Bharara’da olmayan, veya bulunan kanıtların daha da detaylandıran önemli bilgiler, Türkiye’de beraber çalıştığı çark hakkında daha önce ulaşılmayan bazı diğer bağlantılar hakkında aydınlantıcı bilgiler vermesi beklenebilir. 

Şimdiye kadar Zarrab hakkındaki iddianame açıklanmış değil. İddianamede 100’ü aşkın sanığın Türkiye’nin spor, iş, bankacılık, siyaset ve bürokrasi dünyasından olması bekleniyor. 

”Zarrab geç açıldı” 

Bharara’nın soruşturmasından haberi olan kaynakların bildirdiğine göre Zarrab, tutuklandığı ilk dönemlerde konuşmakta isteksiz davrandı ve yöneltilen suçlamalara karşı sessiz kalarak, cevap vermek veya itiraflarda bulunmak istemedi. Bunda, kefalet talebinin kabul edilmesi umudu etkili idi. Bu umutlar Hakim’in çok açık kefaleti ret kararı ile yıkıldı. 

Hatırlanacağı gibi savunma avukatı Brafman ile başsavcılık temsilcilikleri 7 Haziran’da biraraya gelerek sonraki duruşmaların takvimini kararlaştıracaklardı. Ne var ki avukat Brafman, 6 Haziran’da mahkeme başkanına bir dilekçe sunarak erteleme istemiş, gerekçe olarak da “o zamana kadar, savunma makamı, gözden geçirmesi gereken esasa ilişkin incelemenin hacmini ve belgelerin ne kadarının çevirilmesi gerektiğini daha iyi ele alabilir” demişti. 

Bu cümleden Brafman’ın da Zarrab hakkındaki suçlamaların ciddiliğinin yeni yeni farkına vardığı ve Brafman’ın duruşma süreci daha da ilerlemeden Zarrab’ın suçlamaları hakkında daha yeterli delilleri görmek istediği anlamı çıkarılmıştı. 

O günden beri hakkındaki kanıtların ve suçlamaların bazılarını gören Zarrab ve savunmanın, aleyhinde toplanan deliller ve Hakim Berman’ın kefalet talebini reddetmesi sonrası konuşmaya hazırlandığı öğrenildi. 

Bundan dolayı da 20 Haziran Pazartesi günü biraraya gelmesi beklenen savunma ve başsavcılığın, bu konferans görüşmesinde daha önce beklendiği gibi Zarrab’ın asıl duruşmalarla ilgili takvimini hazırlamayabileceği, bu takvimin pazartesi günkü ‘konferans görüşmesinden’ çıkmayabileceği öğrenildi. 

Bir sonraki adım 

Bundan sonra Zarrab’ın savunma makamının, savcılık makamı ile müzakere, veya ”pazarlık” müzakeresi yapması bekleniyor. 

Bundan dolayı bir sonraki adımın ne olacağı konusunda net bir bilgi yok. Pazartesi günü biraraya gelecek iki tarafın hafta boyunca müzakerereleri devam etmesi bekleniyor. 

Zarrab’ın ‘suçunu kabul etmesi’ halinde dahi jürili duruşmalar yapılması ve bu oturumlarda Zarrab’ın İran ambargosunu nasıl deldikleri, kara parayı nasıl akladıkları, ABD hükümetini nasıl dolandırdığı hakkında, Türkiye ve diğer ülkelerdeki ortaklarına kadar bir takım bilgileri vermesi beklenebilir. 

Suçluluk itirafı Nasıl İşler 

Amerikan yargı sisteminde savunma ve savcılık arasında yoğun şekilde kullanılan ‘pazarlık’ (plea bargain) müessesinin çok farklı uygulanış şekilleri var. Temelde, savunmanın suçlamaları kabul edip, savcılığı ve devletin imkanlarını zorlamadan ve para, zaman israfına neden olmadan, buna karşılık Amerikan devletinin lehine ve o zamana kadar elinde olmayan bilgileri temin etmeleri durumunda, bunlara karşılık da federal savcılığın ileri sürdüğü cezalarda hafifletme talebi olarak tasvir edilebilir. Böylece hem devlet hem de sanık bu durumdan yararlanmış oluyor, bu durum hem savunma hem de savcılığın işine geliyor. 

Savunma ile Savcılık bu ”pazarlık’’ ın detaylarında anlaştıktan sonra hakimi ‘anlaşma’ hakkında haberdar etmeleri beklenir. Hakim bu anlaşmayı kabul ettikten veya bazı tavsiyeler yaptıktan sonra ise yeni bir duruşma tarihi belirlenerek, sanığın ‘suçsuzum’ veya ‘suçluyum’ itirafını dinler ve bu mahkeme süreci içinde kayıt altına alınır. 

Bu şartlarda, savcılık ve savunma, ”pazarlık detayları” ve Zarrab’ın sunacağı bilgileri gördükten sonra yeni bir duruşma tarihi belirleyebilir ve bu duruşmada sanığın ‘suçluluk’ itirafını kayda geçirebilirler. 

Zarrab’ın bu pazarlık talebinin kabul edilebilmesi için, yukarıda söylendiği gibi, savcılıkta olmayan ve savcılığın işini kolaylaştıran değerli itirafların olması gerekmekte. 

Savcılık ve savunma arasındaki “pazarlık” ın şartlarının yakın zamanda sonuca ulaşması bekleniyor.

Kaynak : İlhan Tanır – http://www.haberdar.com/

ABD’de Davutoğlu alerjisi

2015-10-04_110445Başbakan Davutoğlu, New York’ta, ABD’li hiçbir yetkiliyle görüşemedi. Erdoğan da aynı endişeyle BM toplantısına katılmamıştı. Obama yönetimine yakın bir kaynağa göre “Davutoğlu’na her zaman bir alerji vardı. Son kurultayla hiçbir gücü olmadığına emin oldular”

New York’ta BM Genel Kurulu’na katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu, ABD’li hiçbir yetkiliyle görüşemeyerek Türkiye’nin yolunu tuttu. Sadece ikili görüşme değil, şöyle koridorda, rastlantısal olarak dahi karşılaşıp Dışişleri Bakanı Kerry ile dahi bir el sıkışması imkânı olmadı. Davutoğlu’nu, başbakan olduğu Ağustos 2014’ten itibaren Başkan Barack Obama’nın da telefonla dahi aramadığını hatırlatalım.

Geçen yıl New York’a giden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da Obama ile görüşememiş, yerine Başkan Yardımcısı Joe Biden ile görüşmüştü. Davutoğlu ile hiçbir yetkilinin görüşmemesini, Washington’da Obama yönetimine yakın bir ABD’li kaynağa sordum. Kaynağın Obama yönetiminin Davutoğlu’na bakışını açıklayan ifadeleri şu oldu:

‘’Davutoğlu’na karşı ABD yönetiminde her zaman bir alerji vardı. Ama son kurultayla birlikte Davutoğlu’nun tamamen etkisiz eleman olduğuna kani oldular. Davutoğlu’nun elinde hiçbir güç olmadığına ve onunla yapılacak görüşmenin gereksiz olduğuna inanıyorlar. Onun yerine, müsteşarlığı döneminde de yakından çalıştıkları Feridun Sinirlioğlu ile işleri sürdürüyorlar. Daha mühim konulara zaten Erdoğan karar veriyor. ‘Davutoğlu peki ne yapıyor’ diye soran çok. Kendisine bundan dolayı randevu verilmiyor. Son dönemde Erdoğan’la ilgili olumlu konuşan tek bir ABD’li yetkiliye de rastlamadım. Özel görüşmelerde tek bir Amerikalı yetkili dahi Erdoğan’ın savunmasını yapmıyor artık. Gerisini siz tahmin edin.’’

Erdoğan da gidemedi

New York’taki BM toplantılarına, diğer uluslararası toplantılar gibi, Cumhurbaşkanı ve Başbakan, sıralı olarak katılıyor. Buna rağmen ağustos başına dek, Erdoğan ABD’ye gitmek istediğini söylüyordu. Beyaz Saray kendisine randevu vermediği için bu olmadı. Erdoğan’ın hesabı, İncirlik açılımı sonrası, ‘iyi dilek ortamından’ yararlanmak ve Ağustos veya Eylül’de Obama’yı ziyaret edebilmekti. Seçimler öncesi Erdoğan ile böyle bir resim vermesinin riski ve ağırlığını Obama almak istemedi. Kasımdaki seçimden sonra G20’nin Antalya’da toplanacak olması da, Obama’nın Erdoğan’ın taleplerini reddetmesi için çok iyi bahane oldu. Obama ile görüşemediği için New York’a gitmeyen Erdoğan’ın gönderdiği Davutoğlu ile herhangi bir Amerikalı yetkili neden görüşsündü?

Mr. Davutoğlu’nun tarih dersleri

ABD’li kaynak, Davutoğlu ile ilgili daha önce hiç anlatılmamış şu hikâyeyi paylaştı: “Önceki ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, bakanlığının son döneminde bir ara düşerek kafasını vurmuş, doktorlarının tavsiyesiyle bir süre dinlenmeye evine kapanmıştı. Bundan dolayı bizzat kurduğu ‘’Foreign Affairs Policy Board” isimli dışilişkiler danışma kurulunun son toplantısına video konferansla katılan Clinton’a, Kurul’un ve Brookings Enstitüsü’nün Başkanı Strobe Talbott son bir soru sormak istedi. “Madam, dışişleri bakanlığınız süresince yaptığınız ve ileride hiç özlemeyeceğiniz ne var?” Odada bulunan iki düzine kişiden birine göre Clinton gülerek şu cevabı verdi: ‘Türk Dışişleri Bakanı Mr. Davutoğlu’nun o katlanılmaz tarih derslerini hiç özlemeyeceğim.’ Ve bir kahkaka tufanı koptu.”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/