“Canlı yakalayın, elleri arkadan bağlı, diz çökmüş fotoğrafını çekin”

FETÖ lideri Fethullah Gülen’in, Erdoğan’la ilgili olarak, ‘Canlı yakalayın, elleri arkadan bağlı, diz çökmüş fotoğrafını çekin’ talimatını verdiği ortaya çıktı.

15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Pensilvanya’da yapılan toplantıda Fetullah Gülen’in darbecilere verdiği talimatlara ilişkin iddialar yayınlandı.

Aydınlık gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı iddiasına göre, Gülen, Türkiye imamı aracılığı ile verdiği talimatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağ yakalanmasını istedi. Yakalandıktan sonra ellerinin arkadan kelepçelenmesi ve diz çöktürülerek fotoğrafının çekilmesi talimatını veren Gülen’in, Erdoğan’ın bu durumdayken kendisiyle konuşturulmasını ve bu görüntülerin de kaydedilmesi istediği ifade edildi.

SADDAM BENZETMESİ

Fetullah Gülen’in Erdoğan’la ilgili talimatının CIA’nın “itibarsızlaştırma”taktiklerini andırdığını kaydeden güvenlik kaynakları, Irak’ta ABD askerlerinin Saddam Hüseyin’in yakalanmasını dünyaya duyurdukları fotoğraflara dikkat çektiler. Saddam’ın pecmurde, saç sakal birbirine karışmış yeraltında deliklerde sürünen bir fotoğrafının dünya medyasına servis edildiğini vurgulayan güvenlik kaynakları, Fethullah Gülen’in de aynı taktiği Erdoğan için uygulamayı planladığı, ancak başaramadığını söylediler.

DARBE BAŞARILI OLSAYDI

Darbe başarılı olsaydı Fetullah Gülen’in Türkiye’ye dönmeyi planladığını kaydeden güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre Gülen’in dönüş planı da CIA ile birlikte organize edildi. Büyük bir törenle İstanbul’a gelmesi ve havaalanında milyonlarca kişi tarafından karşılanması düşünüldü.

Karşılığında ABD’nin tüm isteklerinin karşılanmasının planlandığını kaydeden yetkililere göre darbe girişiminde “emir komuta zinciri” görüntüsü vermek için çok uğraşıldı. Ancak TSK’daki direniş nedeniyle sonuç alınamadı.

“Emir komuta” görüntüsü sağlanamayınca ve darbenin başarısız olacağı anlaşılınca ABD yönetimdeki bir kanadın darbeye desteğini çektiği, olayın ortalığa dökülmesi sonrasında da darbe girişiminin erkene çekildiği belirtildi. Bu durumun darbeciler arasında kaosa yol açtığını kaydeden bir güvenlik yetkilisi, Marmaris’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otele yapılan baskının da bu karmaşa içinde başarısızlıkla sonuçlandığını kaydetti.

RÜTBESİNİ GÜLEN TAKMIŞ

Ayrıca Aydınlık’tan Turan Salcı’nın haberine göre; GATA’daki FETÖ yapılanmasına dair hazırlanan iddianamede firari askerlerden eski Prof. Dr. Hava Tabip Tuğgeneral Mehmet Zeki Kıralp’e generallik rütbesini Fethullah Gülen’in taktığı ortaya çıktı.

Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak için ifade veren GATA hekimlerinden İsmail Yıldırım’ın iddianamedeki beyanında, “2013 yılında örgüt beni ödüllendirmek için ABD devletine göndermek istedi” dediği yer aldı ve Gülen’in Kıralp’e rütbesini takmasını şöyle anlattı:

“Ankara ilinde GATA’da öğretim görevlisi olan Doçent Albay Muharrem Uçar ABD’deki kongreyi ayarladı. 2013 yılının ekim ayı itibari ile 7 günlük kongreye ABD’ye gönderdiler. Asım kod isimli şahıs gitmeden ABD’de bulunan Zafer kod isimli şahısla İstanbul ilinde bulunan Şemsettin isimli şahsın kayınçosu olan kişi görüştü. Beni bu şahıs ABD’de karşıladı, beni hemen araba ile Pensilvanya’ya Fethullah Gülen’in yanına götürdü. Bu malikanede iki gece kaldım. Sürekli toplu vaziyetteydik, bir ara sadece içerde askeri personel kaldı, kendi bakıcısı ya da yardımcısı olan Cevdet kod isimli şahıs bu durumu ayarladı. Odada ben ve 2013 yılında Tuğgeneral olan Mehmet Zeki Kıralp de vardı. Cevdet, Kıralp’i göstererek ‘Bu şahsa generallik rütbesini Fethullah Gülen benim yanımda dua okuyarak taktı, görevinizde başarılar diliyorum, Allah muhaffak etsin, daha üst görevlere gelirsiniz inşallah’ dedi. Daha sonra Gülen, bana dönerek nerede görev yaptığımı sordu. Ben de kendisine sizin memleketinizde görev yapıyorum dedim. Bana Erzurum nasıl diye sordu, kendisine Erzurum hakkında hava ve sudan bahsettim. Bana rütbemi sordu, Albay olduğumu söyledim. ‘Bu abin gibi inşallah general olursun’ dedi, yaklaşık 10 dakika sürdü ve 2 gün sonra buradan ayrıldım, kongreye gittim ve Türkiye’ye döndüm.”

Kaynak : odatv.com/

Bharara ve Rubin de dahil 17 kişiye soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ABD’li savcı Preet Bharara, eski CIA Direktörü John Brenan, Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Henri Barkey ve Michael Rubin de dahil 17 kişi hakkında inceleme başlattı.

İstanbul Barosu’na kayıtlı bir grup avukat, “FETÖ ile irtibatlı oldukları ve yardım ettikleri” öne sürülen aralarında ABD’li savcı Preet Bharara, CIA’in eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller, Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Henri Barkey’in de bulunduğu 17 kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Bunun üzerine savcılığın söz konusu kişiler hakkında soruşturma başlattığı bildirildi.

Michael Rubin

Soruşturmanın, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçları kapsamında başlatıldığı açıklandı.

Şüphelilerin Türkiye’ye giriş çıkış yaptıkları tarihler ile Gülen hareketi yöneticileriyle irtibatlarının bulunup bulunmadığını incelemeye alan savcılığın, şüphelilerden bir kısmının 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gün Büyükada’da, bir kısmının da 17 Temmuz’da Karaköy’de yapılan bir toplantıya katıldıklarını tespit ettiği kaydedildi. Söz konusu toplantıların ne amaçla yapıldığının ve tam olarak hangi isimlerin katıldığının araştırıldığı bildirildi.

Haklarında soruşturma başlatılan diğer isimler şöyle: Senatör Charles (Chuck) E. Schummer, OFAC Başkanı David Cohen, TAA / Turkic American Alliance; Türk Amerikan Birliği Başkanı Faruk Taban, TCC / Turkish Cultural Center; Türk Kültür Merkezi Avukat Zafer Akın, TCAE / Turqouise Counsil Of Americans And Euroasians; Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi Kemal Öksüz, Rumi Formundan Emre Çelik, eski emniyet müdürü Ahmet Sait Yayla, Mid Atlantic Federation Of Turkic American Associations (Orta Atlantik Türk Amerikan Federasyonu) Mahmut Yeter, TABN (Türk Amerikan İş Grubu) Talha Saraç, Recep Özkan, Burak Yeneroğlu, Michael Rubin, Ralph Peters ve CIA’in eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller.

© Deutsche Welle Türkçe

DHA, BS/BW

Kaynakhttp://www.dw.com/tr/

AKP-“FETÖ” Ortaklığı Darbe İddianamesinde

AKP‘nin “FETÖ” ile mücadelede 17-25 Aralık miladı çöktü…15 Temmuz darbe girişimi davasının çatı iddianamesinde savcı, FETÖ’nün mücadele edilmesi gereken bir örgüt olduğu kararının 2004’teki MGK’de alındığını yazdı…

Cumhuriyet gazetesinden Alican Uludağ’ın haberine göre, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin hazırlanan çatı iddianamenin satır aralarında yer alan çarpıcı bir bilgi, AKP iktidarının bir dönem ittifak yaptığı Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadelede 17 Aralık 2013 tarihini “milat” alarak “sorumluluktan kurtulma” çabasını boşa çıkardı.

2004 MGK kararı Darbe iddianamesinde

İddianamede, “Milli Güvenlik Kurulu, 25 Ağustos 2004 günü yaptığı toplantıda, ‘Fetullah Gülen grubunun faaliyetlerine karşı alınması gerekli tedbirler’ başlığı altında, Nurculuk ve Fetullah Gülen grubuna ait kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi için 15 ayrı karar almıştır” şeklinde düşülen kayıt, iktidarın “Biz FETÖ’nün terör örgütü olduğunu bilmiyorduk” tezini çürüttü. Dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın 2013’te yaptığı “2004’teki MGK kararı hükümet tarafından yok hükmünde kabul edilmiştir” açıklaması da FETÖ ile mücadele edilmediğinin göstergesi oldu. Savcının resmi belge olan iddianameye, 2004 MGK kararını eklemesi, iktidarın sorumluluğunu ortaya koydu.

AKP- Cemaat ortaklığı artık yok sayılamayacak

FETÖ ile mücadele konusunda sadece 17 Aralık tarihinin “milat” olarak kabul edilmesi ve iktidar ile cemaatin ortaklık yaptığı yılların yok sayılması eleştiri konusu olmuştu. Savcılıklar, FETÖ soruşturmalarını yaparken 17 Aralık 2013 tarihinden sonraki eylemleri baz alırken, cemaatin bu noktaya gelmesine neden olan 17 Aralık öncesi, yani buzdağının görünmeyen yüzüne girmemeyi tercih etti. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere iktidar temsilcileri, cemaatin terör örgütü olduğunu 17 Aralık’ta anladıklarını öne sürdüler. Savcılar da bu bakış açısına uygun davrandı. Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaptığı bir açıklamada, geçmişi “… eğitim, yardım, dayanışma faaliyetleri için müsamaha gösterdik. Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. Bir ortak yanımız var dedik” diyerek savundu.

Savcı AKP’nin 17-25 Aralık tezini çürüttü

Ancak 15 Temmuz darbe girişiminin Genelkurmay Başkanlığı’nda yaşananları anlatan iddianamede, iktidarın tüm tezlerini çökertecek iki paragraf ortaya çıktı. İktidarın siyasi sorumluluğuna işaret ettiği için görevden alınan Ankara Başsavcı Vekili Necip Cem İşçimen’in yazdığı iddianamede, FETÖ ile mücadelenin 25 Ağustos 2004’te başladığına dikkat çekildi. İddianamede, “Demokratik ve anayasal devletlerde mevcut sistemin nasıl değiştirilebileceği, demokrasinin ve hukukun ilkeleri çerçevesinde bellidir. FETÖ, kanunların ve hukukun boşluklarından faydalanıp bu kavramları istismar ederek egemenliği elde etme politikası izlemektedir. Nitekim örgütün bu niteliği nedeniyle Milli Güvenlik Kurulu, 25 Ağustos 2004 günü yaptığı toplantıda, “Fetullah Gülen grubunun faaliyetlerine karşı alınması gerekli tedbirler” başlığı altında, Nurculuk ve Fetullah Gülen grubuna ait kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi için 15 ayrı karar almıştır. Kararlarda, Cemaat hakkında ağır yaptırımlar gerektiren yasal düzenlemelerin yapılması ve eylem planının hazırlanması konusunda mutabakata varılmış, darbe girişiminden sonra da bu kararların bir işe yaramadığı ve örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki yapılanmasının boyutları acı bir şekilde ortaya çıkmıştır.”

İddianamede, başka bir bölümünde de 2004 tarihli MGK kararına atıf yapılırken, bu toplantıda “yurtiçi ve yurtdışı faaliyetlerine karşı bir eylem planı hazırlanmasının uygun görüldüğü” ve bu konudaki tavsiye kararının hükümete bildirilmesine karar verildiğine dikkat çekildi.

Yalçın Akdoğan’ın “2004 MGK kararları yok hükmünde kabul edildi” sözleri itiraf oldu

Yani savcı, FETÖ’nün mücadele edilmesi gereken bir örgüt olduğunun kararının 2004’te alındığını resmi belge olan iddianamede yazarak kayıtlara geçirdi. Bu kayıt, iktidarın “biz bunların terör örgütü olduğunu 17 Aralık’ta anladık” savunmasını çökertirken, hukuki sorumluluğu açığa çıkardı. Dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın 2013’te bu MGK kararının basında yer alması üzerine twitter’da yaptığı “2004’teki MGK kararı hükümet tarafından yok hükmünde kabul edilmiştir” açıklama iktidarın FETÖ’nün darbe yapacak güce ulaşmasındaki rolünün itirafı oldu.

Kaynakhttp://gazeteport.com/

“Silah Arkadaşlarını Satan Başbuğ”

Eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcısı emekli Albay Ahmet Zeki Üçok   Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’u hedef aldı.

Twitter hesabından açıklama yapan Üçok, İlker Başbuğ‘u silah arkadaşlarını satmakla suçladı ve şunları yazdı.

“Biz 958 TSK mensubu general/amiral,subay.astsb,uzman çvş. FETÖ hakimleri yüzünden 3-4 yıl hapis yattık. Bizi bu tezgahın kucağına bırakan kim.

958 kumpas kurbanıydık. Herkes O’nu kahraman sandığı için kimse bizi FETÖ hakimlerine 26.GenkurBşk İlker Başbuğ’un teslim ettiğini söyleyemedi.

TSK içerisinde her kim ihanet etmişse açığa çıkmalı. Sahte kahramanların kararları ile gözyaşı döken kızlarımızın, oğullarımızın vebali O’nadır

Kim silah arkadaşlarını sattı.
Kim teslim anlaşması için oylama yaptı
İlker Başbuğ
Ben itham ediyorum.Evlatlarımız ise…Allah sizi affetsin

Türkiye’nin içerisinde bulunduğu süreçte herkes bir kahraman aradı.Ama sizi temin ederim bu kişi silah arkadaşlarını satan Başbuğ değildir.”

Kaynakhttp://gazeteport.com/

Dündar’a göre iddianame ‘paçavra’: Cemaat’e yardım ve yataklıkta bir numara Erdoğan’dır

Cumhuriyet’in eski genel yayın yönetmeni Can Dündar, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında hazırlanan iddianamede yer alan suçlamaları yanıtladı.

Gazetenin son üç yılda 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğradığı öne sürülen iddianamede, Can Dündar’ın genel yayın yönetmenliğine getirilmesinin ardından gazetenin ‘FETÖ/PDY,’ PKK/KCK ve DHKP-C lehine çalışan bir yayın organına dönüştüğü savunulmuş, zanlıların ‘FETÖ’nün mesajlaşma programı olduğu öne sürülen ‘ByLock’ kullanıcılarıyla görüştüğü yer almıştı.

Fotoğraf: Reuters

‘Gülen’le en ufak bir destek satırı bulamazlar’

Periscope’ta yaptığı canlı yayında konuşan Dündar, iddianameyi ‘paçavra’ diye niteleyerek savcının gazetenin yayın politikasının değiştiğine ilişkin suçlamalarına şöyle cevap verdi: ‘Bir gazetenin yayın politikası nasıl olur da radikal bir değişim gösterir’ diye soruyor savcı. Buna verecek tek cevabım var: Sana ne? Bir savcı nasıl olur da bir gazetenin yayın politikasının nasıl olacağına karar verir? Bu nasıl bir faşizmdir. Nasıl bir diktatörlükte yaşıyoruz ki savcılar artık yayın politikalarının belirlenmesine karışıyorlar? Birkaç satır bile bulamazlar bu örgütlere yardımla ilgili. Bu savcıyı ilgilendirmemekle birlikte, yapacakları her araştırmada Gülen örgütüyle ilgili en ufak bir destek satırı bulamayacakları gibi bu gazete tarihi boyunca bu örgütlenmenin ne kadar büyük tehlikeler içerdiğini uyaran bir gazete oldu.”

Dündar gazetenin cumhurbaşkanının teröre destek verdiği imajı yarattığı iddiasını da yorumladı: “Ben mi doldurdum o silahları, o tırlara ve gönderdim? Burada suç yapanın mı, yoksa bunu yazanın mı? Cumhurbaşkanının teröre destek verdiği bir iddia değil, görüntüleriyle yayınladığımız, tüm dünyanın gözü önünde kanıtlanan bir gerçeklik. Kendisinin de reddetmediği bir gerçeklik. Bunu yazanı cezalandırarak, yapanı masum ilan edemezsiniz.”

‘Eleştirdiğim valiyle görüşmekle suçlanıyorum’

İddianamede, FETÖ’nün ‘polis akademisi imamı’ Önder Aytaç, eski Zaman gazetesi genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı, eski savcı Muammer Akkaş, eski İstanbul valisi Hüseyin Avni Mutlu’yla iletişim kaydının yer aldığını söyleyen Dündar, bu kişilerle iletişimini ‘tek tek’ anlattı.

“Önder Aytaç’ı polis akademisine ben atamadım. Bu hükümetin içişleri bakanı atadı ve yıllarca orada tuttu. Bütün o polis yapılanmasını nasıl ele geçirdiğini çok iyi biliyoruz” diyen Dündar, Aytaç’la 2009 yılında kendisinin hazırladığı bir TV programı için iletişime geçtiğini ve programa katılan Aytaç’ın da hükümet adına Erdoğan’ın görüşlerini savunduğunu söyledi.

Dumanlı ile görüşmesinde, Rusya’da Fethullah Gülen’e ait okullarda çalışan öğretim üyelerinin CIA üyesi oldukları yolundaki iddiaya yer verdiği haberden dolayı tartıştıklarını ifade eden Dündar, aralarındaki bağlantıyı şöyle açıkladı: “Ekrem Dumanlı çok büyük tepki gösterdi. Yalancılıkla suçladı beni. Karşılıklı davalaştık. O Gülen’i savunuyordu. O telefon görüşmesine, davada yer verildi. 2011’de oldu bu. Biz 2011’de Ekrem Dumanlı ile bu tartışmayı yaparken hükümet ne yapıyordu? Recep Tayyip Erdoğan, Dumanlı ile gazetenin 25’inci yıl pastasını kesiyordu. Keşke o videoyu bulsanız da izleseniz.”

Mutlu ile de 15 Haziran 2013 gecesi Gezi Parkı eylemleri sırasında görüştüğünü ifade eden Dündar, “Valiyi eleştiren benim, şimdi valiyle görüşme yaptığım için suçlanıyorum. Nitekim o dönem yayınlanan haberde de görüşmeyi Halk TV’de anlattığım yazıyor” dedi.

Cemaat’e yardım yataklıkta bir numara Erdoğan’dır’

Dündar, eski savcı Akkaş’ın kendisini ve Cumhuriyet yazarı Ahmet İnsel’i ‘terör örgütü üyeliği’ iddiasıyla dinlediğini hatırlatarak, “Şimdi bizim telefonlarımızı dinleyen savcılarla işbirliği yapmakla suçlanıyoruz. O savcıları devletin içine bu hükümet yerleştirdi” diye konuştu.

Dündar sözlerini şöyle tamamladı:  “Savcı eline yüzüne bulaştırmış. Beş aydır beklediğimiz iddianame işte bu. Savcının şimdi devletin içine Gülencileri yerleştiren iktidarı sorgulaması gerekiyor. Bugün Gülen Cemaati’ne yardım ve yataklıktan dava açılacaksa, bunun bir numarası Recep Tayyip Erdoğan’dır.” 

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

FETHULLAH’IN SİYASİ AYAĞI

Mehmet Tezkan

Başbakan diyor ki; FETÖ’nün siyasi ayağı yok, olanlarla ilgili temizliği yaptık..

CHP lideri de diyor ki; 120-180 arasında byLock’çu siyasetçi var..

Var mı yok mu?

Elimizde belge bilgi yok ama siyasi ayağının da olması lazım..

FETÖ’nün..

Yargı ayağı varsa..

Polis ayağı varsa..

Asker ayağı varsa..

Bürokrat ayağı varsa..

Adli tıp ayağı varsa..

Öğretmen ayağı varsa..

Üniversite ayağı varsa..

Sağlık ayağı varsa..

İstihbarat ayağı varsa..

Esnaf ayağı varsa..

İşadamı ayağı varsa..

Siyasi ayağı da olmalı.. Mantık bunu söylüyor..

***

Savcılık da bu görüşte.. Karargâh iddianamesinde bu soruya imalı yanıt verildi..

Denildi ki; 17/25 Aralık’tan sonra Fethullahçılar iki yasa çıkarttılar..

Birincisi şuydu..

İktidar partisinin oylarıyla kabul edilen yasayla terfiler bir yıl öne çekildi…

Dört yıllık albaylarla, üç yıllık generaller bu yasaya dayanılarak YAŞ kapsamına alınıp terfi ettirildi..

Sonucu şu oldu..

O yıl general yapılan 10 albay da darbe girişimine katıldı..

***

İkincisi de şu..

Yasa 37 AKP milletvekilinin imzasıyla Meclis’e sunuldu…

28-30 yıl görev yapan albaylara emekli olurlarsa 70 bin lira fazla ikramiye hakkı tanındı..

Böylece, kenara atılan, psikolojik baskı uygulanan Fethullahçı olmayan albayların gönüllü tasfiyesi sağlandı..

Fethullahçı albayların önü açıldı..

(Küçük bir not; iddianamede bu iddiaya yer veren savcı görevden alındı, FETÖ soruşturmasından uzaklaştırıldı..)

***

Hal buysa.. Gerçek buysa..

FETÖ’nün siyasi ayağı yok diyebilir miyiz?

Hukuk bir türlü gelemiyor..

2010 yılıydı..

Gündemde yine anayasa değişikliği vardı..

Türkiye yine referanduma gidiyordu..

İktidar partisi kampanyasını ‘Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğünü getireceğiz’ sloganıyla taçlandırmıştı..

İktidar yanlısı gazetelerin manşetleri aynıydı..

Üstünlerin hukukuna son verilecek..

Hukukun üstünlüğü gelecek..

***

Nasıl olacak?

HSYK’nın yapısı değişecek.. HSYK’yı hâkimler savcılar oylarıyla kuracak.. HSYK değişince, yargı bağımsız ve tarafsız olacak.. Adalet geri gelecek.. HSYK üzerindeki vesayet kalkacak.. Askerin gücü kırılacak..

Türkiye özgürleşecek..

Üstünlerin hukukuna son verilecek..

Söylem buydu..

***

Aradan yedi yıl geçti..

Gündemde yine anayasa değişikliği var..

Türkiye yine referanduma gidiyor..

İktidar yanlısı gazeteleri aç; manşetler yine aynı..

Tam bağımsız HSYK adaleti uçuracak..

***

Nasıl alacak?

HSYK’nın ‘Y’si atılınca..

Yani Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun, ‘Yüksek’i atılınca..

HSYK, HSK olunca.. Milli ve demokratik yapıya kavuşacakmış.. İğrenç kumpaslara yön veren HSYK yeni yapısıyla asıl işlevine odaklanacakmış..

***

Yedi yıl önce ne dedilerse, bugün de aynı şeyi yazıyorlar..

Aynı manşeti atıyorlar..

Patlayan patlayana

Sandıklar patlamadan önce..

Dolar patladı..

Faiz patladı..

İşsizlik patladı..

Yoksulluk patladı..

Ve..

Enflasyon da patladı..

8.5 yılın zirvesi olmuş.. Alıştık artık..

Faiz 10 yılın zirvesi oldu, işsizlik 7 yılın zirvesine çıktı, dolar rekor kırdı..

Kaynak : Mehmet Tezkan – http://www.milliyet.com.tr/

“FETÖ’nün medya yapılanması” davasında gazetecilere tahliye kararı veren hâkimler açığa alındı

Tahliye kararı verilen 21 gazeteci tekrar gözaltına alınmıştı.

“FETÖ’nün medya yapılanması” davasında 21 gazeteciye tahliye kararı veren Mahkeme Başkanı İbrahim Lorasdağı, hâkimler Barış Cömert, Necla Yeşilyurt Gülbiçim ve duruşma savcısı Göksel Turan, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından açığa alındı.

Konu hakkında açıklama yapan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ,“Açığa alma, görevden alma anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, HSYK 45 hâkim ve savcıyı ihraç etti ancak ihraç listesi yayınlanmadı.

“Yargıya olan saygınlığı sıkıntıya sokmamak için…”

HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz,tahliyelerin maksatlı tahliyeler olduğu, hukuka uymadığı, gerçekle bağdaşmadığı noktasında iddialar” olduğu açıklamasını yaptı.

Yılmaz, “Toplumda kuşku oluşturmamak, yargıya olan saygınlığı sıkıntıya sokmamak, ilgili savcı ve hakimlerin de menfaatlerini korumak amacıyla soruşturmanın selameti açısından bu kişileri görevden uzaklaştırdık. Tüm bu iddiaların doğru olup olmadığı müfettiş raporlarıyla ortaya çıkacaktır” dedi.

“Tutuklayınca yükseldi, tahliye edince görevden alındı”

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, hâkimlerin görevden alınmasına ilişkin Twitter’dan şu mesajları paylaştı:

“Hakim İbrahim Lorasdağı, Murat Aksoy ve Atilla Taş’ı tutuklayınca Sulh Ceza Hakimliği’nden 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na atandı.

“Mahkeme Başkanı. Lorasdağı, yedi ay sonra tahliye kararı verince açığa alındı. İşte AKP adaleti! Fazla söze gerek Yok! AKP tam biat istiyor!

“İktidar kendi eliyle atadığı yargıçları görevden alarak tüm yargıya gözdağı veriyor. Ne yaparsanız yapın; adalet galip gelecek birgün…”

Ne olmuştu?

31 Mart’ta “FETÖ’nün medya yapılanmasına” ilişkin, 26’sı tutuklu 29 sanığın yargılandığı davada mahkeme gazeteci Murat Aksoy ve Atilla Taş‘ın da olduğu tutuklu 21 kişinin tahliyesine karar vermişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada aileler gazetecilerin tahliyesini beklerken yeni kararlar çıkmış, hiçbir gazeteci tahliye edilmemişti.

Tahliye kararı verildikten sonra tekrar gözaltına alınan gazetecilerin isimleri şöyle:

Abdullah Kılıç, Ahmet Memiş, Ali Akkuş,  Atilla Taş, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu,  Cihan Acar,  Cuma Ulus, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Habip Güler, Halil ibrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Muhammet Sait Kuloğlu, Murat Aksoy,  Mustafa Erkan Acar, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç,  Yakup Çetin, Yetkin Yıldız.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Bharara’dan kendisini ‘FETÖ’cü ilan eden Çavuşoğlu’na: Aptalca propaganda

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının kilit ismi İran asıllı işadamı Rıza Sarraf’ı tutuklatan Amerikalı eski başsavcı Preet Bharara, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun kendisini ‘FETÖ’cü ilan etmesini ‘aptalca propaganda’ diye niteledi.

Dün ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’la ortak basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Atilla Hakan’ın, Sarraf davası kapsamında ABD’de tutuklanmasına tepki gösterirken, Bharara’yı Twitter’da Türkiye karşıtı içerikleri paylaşmakla itham ederek, “Eski savcı Bharara, FETÖ ile çok yakından bağları var. Hatta hakim de dahil onlarla daha önce Türkiye’ye gelmişlerdir ve Türkiye’de siyasi etkinliklere katılmışlardır, Türkiye aleyhine konuşmalar var” demişti.

Çavuşoğlu’na tek cümlelik yanıt

New York Times’ta yer alan habere göre gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bharara, Çavuşoğlu’nun sözlerine “Artık bakmadığım bir davayla ilgili yabacı bir yetkilinin yaptığı yanlış ve aptalca propaganda hakkında yorum yapmayacağım” diye yanıt verdi.

Bozdağ Bharara’nın ‘FETÖ’ ile birlikte Türkiye’ye karşı yürütülen bir operasyonun ortağı olduğunu da öne sürmüştü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 46 savcının istifasını istemesinin ardından Bharara, görevine son verildiğini duyurmuştu.

ABD’yi dolandırma, İran yaptırımlarını ihlal, bankacılık sahtekârlığı ve kara para aklama suçlamalarından 75 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Sarraf davasının da savcılığını yürüten Bharara, bunun dışında birçok yolsuzluk davasına da bakıyordu.

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Nedim Şener: İhbar mektubu yazan FETÖ’cü, “15 Temmuz’da Hande Fırat’ın pejmürde kıyafeti bile senaryoydu” dedi

“Darbe suçlamasını FETÖ’nün üzerine yıkmak için seyahatin planlandığını yazıyor”

Posta yazarı Nedim Şener, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit ismi olan Adil Öksüz‘ün “MİT ajanı olduğu” iddiasını ortaya atan @denizbayrak83 uzantılı Twitter hesabının mailinden CHP’ye bir ihbar mektubu gönderildiğini yazdı. “İhbarcı, mektubunda 15 Temmuz darbe girişiminin MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar tarafından kurgulanan bir ‘tiyatro’ olduğunu yazıyor” diyen Şener, “Darbe suçlamasını FETÖ’nün üzerine yıkmak için seyahatin planlandığını yazıyor. Dahası Hande Fırat’ın, 15 Temmuz gecesi CNNTürk’te Cumhurbaşkan Erdoğan’ın halkı sokağa çağırdığı Facetime görüşmesini 14 Temmuz günü MİT’ten N.Y. ile planladığını yazıyor” ifadesini kullandı.

Nedim Şener’in Posta’da “Hande Fırat’ın ‘pejmürde’ kıyafeti senaryo muydu?” başlığıyla yayımlanan (31 Mart 2017) yazısı şöyle:

FETÖ lideri Gülen ve FETÖ’cüler darbeyle amaçlarına ulaşamayınca ilk anda “senaryo, tiyatro” demeye başladılar. FETÖ’cüler bu yalanı herkese “yutturmak” için hâlâ maşaları aracılığıyla servis ettikleri sahte belgeleri kullanıyorlar.

Tabii ki her yalanın bir müşterisi olur, yeter ki işine yarasın. Biz gerçeğe bakalım.

Son yazımda, darbenin planlayıcılarından FETÖ’cü Adil Öksüz’ün, “Timsah” kod adıyla MİT ajanı olduğuna dair sahte belgenin, üç ayrı dokümandan montajlanarak oluşturulduğunu ve Öksüz’ün hiçbir zaman MİT ile ilişkisinin olmadığını anlatmıştım.

Belgede imzası bulunan MİT yöneticilerinin ise o tarihte bahsedilen görevde olmadığını yazmıştım. Sahte MİT belgesi 18 Kasım 2016 günü @denizbayrak83 isimli Twitter hesabından servis edilmişti. Meğer sahte belgeler 4 Kasım 2016 tarihinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, CHP Milletvekili Aytun Çıray’a, gazeteci C.A’ya da ulaştırılmış. Ulaştıran tanıdık, “denizbayrak83@gmail.com” isimli mail hesabı.

Aynı kişi sahte belgeleri “@denizbayrak83” isimli Twitter hesabı üzerinden kamuoyuna, denizbayrak82@gmail.com mail hesabı üzerinden CHP’ye göndermiş. İhbarcı, sahte belgelerle birlikte yalan bilgiler içeren bir de ihbar mektubu yollamış.

CHP Milletvekili Aytun Çıray, ihbar mektubunu ve belgeleri İzmir Cumhuriyet Savcılığı’na iletmiş. Okuduğumda, “Kumpas davaları sürecindeki sahte ihbar mektuplarından  biri” dedim. O zaman “yurtsever subay” rumuzu kullanılırdı, bu mektupta “yurtsever MİT’çi” süsü verilmiş, ama üslup aynı.

Her yalanın müşterisi var

İhbarcı, mektubunda 15 Temmuz darbe girişiminin MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar tarafından kurgulanan bir “tiyatro” olduğunu yazıyor. “Tiyatro” kelimesini özellikle kullandığı belli çünkü müşterisi bir hayli var. İhbarcı, mektupta 2014 yılında “MİT Ajanı” yapılan Adil Öksüz’ün 11 Temmuz’da ABD’ye gidip 13 Temmuz’da dönmesinin bile kurgu olduğunu anlatıyor.

Darbe suçlamasını FETÖ’nün üzerine yıkmak için seyahatin planlandığını yazıyor. Dahası Hande Fırat’ın, 15 Temmuz gecesi CNNTürk’te Cumhurbaşkan Erdoğan’ın halkı sokağa çağırdığı Facetime görüşmesini 14 Temmuz günü MİT’ten N.Y. ile planladığını yazıyor.

İhbarcı, Erdoğan’ın Facetime görüşmesinin planlandığı gibi 15 Temmuz gecesi yanında olan MİT’ten N.Y.’nin telefonuyla yapıldığını anlatırken şu cümleyi yazmış; “Şu kadarı var ki Hande Fırat’ın yayına pejmürde kıyafetlerle çıkması bile planın parçasıydı.”

Sadece internet aramasıyla Erdoğan’ın Facetime görüşmesinin Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın telefonuyla yapıldığı, N.Y.’nin de 15 Temmuz gecesi Ankara’da MİT Müsteşarlığı’nda olduğu gerçeğini öğrenmek mümkün. Peki FETÖ bu yalanı niye servis ediyor?

Dedim ya; nasılsa her yalanın bir müşterisi vardır, yeter ki işine yarasın.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Seviye yerlerde…. İçişleri Bakanı Soylu’dan Kılıçdaroğlu’na: Uzay yaratığına benziyor

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mersin’de yaptığı konuşmada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında konuştu. Soylu Kılıçdaroğlu için, ‘Uzayda yaşamış olabilir mi bu? Uzay yaratığına benziyor’ dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, referandum çalışmaları kapsamında geldiği Mersin’de, Edip Buran Spor Salonunda düzenlenen mitingde konuştu.

Soylu, referandumda neden ‘Evet’ denmesi gerektiği yerine CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında konuştu. Soylu, “Keşke benim yerime Kılıçdaroğlu konuşsaydı. Ama o kadar güzel anlatıyor ki bu yeni hükümet sistemini. Neymiş, birkaç bakan seçilecekmiş başka partiden, sonra bir cumhurbaşkanı seçilecekmiş başka partiden. Sonra ikisi birbiriyle kavga edecekmiş. Sonra da ülke sıkıntıya girecekmiş. Ya arkadaş, hiç bilmiyor musun, bu ülkede yaşamadın mı sen? Uzayda yaşamış olabilir mi bu? Uzay yaratığına benziyor zaten” dedi. 

“Hangi şekle koyarsan o şekle gelen bir adam”

Soylu, şöyle devam etti: “Bizim evlatlarımız, orada jandarmamız, askerimiz, polisimiz, korucumuz bu ülkenin istiklali için mücadele yaparken, sen terörün değirmenine can suyu taşıyorsan, Kılıçdaroğlu sana söylüyorum, bu millet bunun hesabını sana sorar ve soracaktır, merak etme. Eskiden plastip şov vardı televizyonlarda. Bu Kemal Kılıçdaroğlu plastip şova benziyor.

Sanal bir adam. Hangi şekle koyarsan o şekle gelen bir adam. Bir bakıyorsun FETÖ ile beraber, bir bakıyorsun PKK ile beraber, bir bakıyorsun Almanya ile beraber, bir bakıyorsun Türkiye’nin ayağına kim çelme takıyorsa onunla beraber. Kemal Kılıçdaroğlu, kaçarı yok göçeri yok, 16 Nisan’da arkana tenekeyi takacaklar ve seni gönderecekler CHP’den. SKK’yı batırdı CHP’yi de batıracak.”

Kaynakhttp://www.cumhuriyet.com.tr/

Sayfa1 → 61234Son Sayfa »