“ABD Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapacak”

Yevgeni Tarlo, “ABD, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapacak” dedi.

Rusya Parlamentosu’nun üst kanadı Federasyon Konseyi’nin eski üyesi ve ünlü siyasi uzman Yevgeni Tarlo, ABD’nin Türkiye’nin bağımsız politikalarından rahatsız olduğunu belirterek, “ABD, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapacak” iddiada bulundu.

Kafkassam’ın haberine göre, Rus devlet kanalı 1.Kanal’da canlı yayın programında konuşan Tarlo şu ifadeleri kullandı: “Batı’nın Rusya ve Türkiye’ye yönelik politikaları Moskova ve Ankara’yı birleştirdi. 15 Temmuz başarısız darbe girişiminde Amerikan izi vardı. Amerika’nın her zaman böyle olaylarda doğrudan bir bağlantısı bulunmakta. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidar olduğu sürece Washimgton’un o bölgede “sorunları” olacak. Dolayısıyla ABD Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapıacak. Erdoğan’a karşı protesto eylemleri, Ukrayna’daki benzer Meydan gösterileri, ekonomik yaptırımlar ve başka baskılar bekleniyor. Bu arada ABD’nin bölgede Kürdistan projesi de Türkiye’yi hedef alıyor.”

Kaynak : odatv.com

Cumhurbaşkanı’na suikast davasının sanık binbaşısı: Korumaların otelin güvenlik kamerasının fişini çekmesi tesadüf olamaz

Polisle çatışmaya giren kimliği meçhul kişiler kimlerdir?

15 Temmuz darbe girişimi sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Marmaris’te kaldığı otele saldırı düzenlemekle suçlanan sanıkların yargılanması Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor. Görülen davanın duruşmasında, koruma polisi Mehmet Çetin‘i şehit ettiği ileri sürülen, eski Binbaşı Şükrü Seymen, esasa ilişkin savunma yaptı.

Sanık Seymen savunmasında, Erdoğan’ın kaldığı otelin güvenlik kamerası kayıtlarının kesildiğini öne sürerek “Korumaların otelin güvenlik kamerasının fişini çekmesi tesadüf olamaz. Devlet devletse, benim suçsuz olduğumu ispatlamak zorunda. Cumhurbaşkanın otelde olduğuna dair ortada bir görüntü yok. Polisle çatışmaya giren kimliği meçhul kişiler kimlerdir?” dedi.

Sanık Seymen, “15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu’nun raporunda Marmaris’e bizden önce başka grubun geldiği, çatışma çıktığı ve zayiat verildiği ortadır. Görgü tanıklarının verdikleri ifadeler de raporu doğruluyor. Hür irademizle ifade vermemize rağmen, iddia makamı ilk ifadeleri dikkat ediyor. Bu ifadelerin döve döve alınmadığını nereden bilebileceksiniz? Polisleri kimin şehit ettiği ortadadır. 50’ye yakın tanık, sis bombası, gaz maskesi kullandığını söylüyor. Bizde bunların hiçbiri mevcut değildi. Aleyhimize hiçbir delil sunamayan iddia makamının 50’ye yakın ifadeyi görmezden gelmesi manidardır” dedi.

Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ sanık Seymen’e, “Nereden biliyorsun görmezden geldiğimizi. Kimseyi suçlayamazsın. Seni düzgün konuşmaya davet ediyorum” dedi.

Sanık Seymen, “Delil karatma şüphesiyle tutuklu bulunan sanıklar, bana ‘Delil getirin’ diye yalvarıyor. Komedi gibi bir şey. Korumaların otelin güvenlik kamerasının fişini çekmesi tesadüf olamaz. Devlet devletse, benim suçsuz olduğumu ispatlamak zorunda. Cumhurbaşkanın otelde olduğuna dair ortada bir görüntü yok. Polisle çatışmaya giren kimliği meçhul kişiler kimlerdir? Bu dava ahirette görülecek. Hakkımı helal etmiyorum. Allah’a havale ediyorum. Sizin vereceğiniz karar sizi kurtarır. Ancak bizim burada yargılanmamızı sağlayanlar ile hesabımızı ahirette göreceğiz” dedi.

Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, “Konuyu farklı yerlere çekme. Bütün hesapların görüleceği yer ahiret. Davamızla bunun ilgisi yok. Esas hakkında savunmanı yap” dedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Foreign Policy: Huzur içinde uyu Türkiye; 1921-2017

“Bu sonuç, Türkiye’de siyaseti daha da büyük bir istikrarsızlıkla sürükleyecek.”

ABD’nin saygın dergilerinden Foreign Policy, “1921’de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile Atatürk’ün yolunu açtığı modern Türkiye’nin, dün düzenlenen referandumla artık ortadan kalktığını” yazdı.

Steven A. Cook imzalı yazıda, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği gibi Türkiye’yi yasama ve yürütme ile yönetilen modern bir ülke haline getirdiği, Osmanlı İmparatorluğu döneminde sultanın elindeki yetkilerin halkı temsil eden Meclis’e devredildiği belirtildi.

Türkiye’de dün gerçekleşen referandumla bu sürecin sonuna gelindiği kaydedilen yazıda şu ifadeler yer aldı:

“Pazar günkü oylamada birçok kişi, Türkiye Cumhurbaşkanı olan ve ülkeyi kutuplaştıran Recep Tayyip Erdoğan’ın yetkilerine odaklandı. Ancak bundan daha fazlası var. “Evet” oyu veren Türkler aslında Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na ve Atatürk’ün temsil ettiği modernleşmeye karşı çıkmış oldular.”

“Hayır” cephesinin yenilmiş olmasına rağmen Erdoğan’a büyük bir direniş göstermesinin beklendiği kaydedilen yazıda, referandumda tahmin edilen bu sonucun 15 Temmuz darbe girişimi sonrası artan baskı ve tutuklamaların devam etmesine yol açacağı ifade edildi. FP, tüm bu sürecin Türkiye’de siyaseti daha da büyük bir istikrarsızlıkla sürükleyeceğini belirterek, Türkiye’nin tüm iniş çıkışlara rağmen demokratik bir ülke olduğunu ancak Erdoğan’ın yeni Türkiye’sinin artık “bu hesabı kapattığını” yazdı. T24 / Çeviri

Kaynak : http://t24.com.tr/

Bharara ve Rubin de dahil 17 kişiye soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ABD’li savcı Preet Bharara, eski CIA Direktörü John Brenan, Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Henri Barkey ve Michael Rubin de dahil 17 kişi hakkında inceleme başlattı.

İstanbul Barosu’na kayıtlı bir grup avukat, “FETÖ ile irtibatlı oldukları ve yardım ettikleri” öne sürülen aralarında ABD’li savcı Preet Bharara, CIA’in eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller, Ortadoğu ve Türkiye uzmanı Henri Barkey’in de bulunduğu 17 kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Bunun üzerine savcılığın söz konusu kişiler hakkında soruşturma başlattığı bildirildi.

Michael Rubin

Soruşturmanın, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçları kapsamında başlatıldığı açıklandı.

Şüphelilerin Türkiye’ye giriş çıkış yaptıkları tarihler ile Gülen hareketi yöneticileriyle irtibatlarının bulunup bulunmadığını incelemeye alan savcılığın, şüphelilerden bir kısmının 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gün Büyükada’da, bir kısmının da 17 Temmuz’da Karaköy’de yapılan bir toplantıya katıldıklarını tespit ettiği kaydedildi. Söz konusu toplantıların ne amaçla yapıldığının ve tam olarak hangi isimlerin katıldığının araştırıldığı bildirildi.

Haklarında soruşturma başlatılan diğer isimler şöyle: Senatör Charles (Chuck) E. Schummer, OFAC Başkanı David Cohen, TAA / Turkic American Alliance; Türk Amerikan Birliği Başkanı Faruk Taban, TCC / Turkish Cultural Center; Türk Kültür Merkezi Avukat Zafer Akın, TCAE / Turqouise Counsil Of Americans And Euroasians; Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi Kemal Öksüz, Rumi Formundan Emre Çelik, eski emniyet müdürü Ahmet Sait Yayla, Mid Atlantic Federation Of Turkic American Associations (Orta Atlantik Türk Amerikan Federasyonu) Mahmut Yeter, TABN (Türk Amerikan İş Grubu) Talha Saraç, Recep Özkan, Burak Yeneroğlu, Michael Rubin, Ralph Peters ve CIA’in eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller.

© Deutsche Welle Türkçe

DHA, BS/BW

Kaynakhttp://www.dw.com/tr/

Erdoğan: Kılıçdaroğlu, havalimanında darbecilerle temas kurdu!

“Bilseydim Yenikapı’ya davet etmezdim”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 16 Nisan’da yapılacak referandum için “Ben daha önceden de hayır diyenler terörist demedim” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu 15 Temmuz gecesi “darbecilerle temas kurmakla” suçlayan Erdoğan, “Havalimanında darbecilerle iletişim kurduğunu bilseydim Yenikapı’ya davet etmezdim” dedi. 

Erdoğan, referandum için yaptığı birçok mitingte iddia ettiğinin aksine Kılıçdaroğlu’nun idama ‘evet’ demediğini ifade etti. Erdoğan, “Kılıçdaroğlu ‘evet’ derse benim önüme gelir ve ben bunu onaylarım”

Erdoğan, Kral FM canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Radyonun olmazsa olmaz özelliği var. Eskiden sadece evde ağırlıklıydı, şimdi ise araçlarda daha hakim. Evlerde televizyon biraz ön aldı. Çünkü Türkiye’nin refah düzeyi arttı, televizyonun girmediği ev yok gibi. Evlerde de kısmen de olsa radyo bir arkadaş olarak var. 

Karamsarlık diye bir şey hayatıma sinmiş olsaydı bu noktalara gelemezdik. İnanmış insanlar için karamsarlık söz konusu olamaz. Aşkınan koşan yorulmaz, biz böyle koşuyoruz. Biz özellikle halka hizmet hakka hizmet anlayışına inanmışız. Cezaevine giderken Kazlıçeşme’de bir milyona yakın insan oradaydı. Bizi yanlız bırakmadı. O zaman İstanbul’un nüfusu 8 milyondu.

Demek ki bir sevgi, muhabbet var. 4.5 yıl içerisinde yapılanlar demek ki meyvesini vermiş. Durup dururken insanlar sizi sevmez. İstanbul ciddi bir badireden çıktı. CHP belediye başkanlığının İstanbul’a getirdiği susuzluğu, çöp dağlarını, hava kirliliğini İstanbul’un unutması mümkün mü? CHP bizi çağdışılıktan kurtaracak diyorlar. İstanbul çağdışılığı mı yaşıyor. 1994 öncesi Türkiye’yi düşünün. A’dan Z’ye her alanda getirdiğimiz yere bakalım. Herkes dürüst olması lazım. Yalanın da bir sermayesi var. Bu 16 Nisan’ı yalanların ayak altına alındığı, hakikatin zirve yaptığı bir gün olarak görüyorum. 

“Ülke batsın ama Erdoğan olmasın”

Ülkesinin batmasını böyle bir yanlış mantıkla izah edenlere ne denebilir ki? Ülke batsın ama Erdoğan olmasın. Bunun vicdani bir yanı olur mu? Ülkesinin batmasını istiyor. Bu tamamen faşizan mantığın tezahürüdür. Bu anlayışa ülkeyi teslim edemeyiz. Ülkeyi bu mantıktan zor temizledik. Bir de Atatürk’ün partisiyiz diyorlar. Atatürk ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyor. Bu millete efendilik yoktur, bu millete hizmetkarlık vardır. Hiçbir ayrım yapmadık. 80 milyona hizmetlerimiz var. Bizi ancak böyle tanımlayabilirler. 

“Kendime bir sistem istemiyorum böyle bir derdim yok”

Bu teklif saçma sapan bir teklif. kendime bir sistem istemiyorum böyle bir derdim yok. Ben faniyim. Ben baki değilim ki. Sayın Kılıçdaroğlu’nun öyle lafları var ki ne ipe gelir ne sapa gelir. İkide bir tek adamlıktan bahsediyor.

“Riski olmayan şey hayatta olmaz”

Gelecek ihtimaller üzerine inşa edilmez. Biz faniler üzerine değil sistem üzerine inşa edelim. Bu sistemin değişmesi lazım. Riski olmayan şey hayatta olmaz. Ticaret, siyaset, yaşam risktir. Riski olmayan şey yoktur. Risk paylaştıkça azalır. Eğer bu sistemi hakikaten 16 Nisan’da milletimiz geçirdiği takdirde milletimizin bu sistemde ittifak etmesi oy çokluğuyla olacak. Buna milletçe saygı duyacağız. Saygı duyduğumuz takdirde millet yeni sisteme sahip çıkacak. 

“2019 seçiminde aday olup olmayacağım kesinleşmiş şeyler değil”

Bu Tayyip Erdoğan meselesi değil. 2019’a kadar elimde belge var mı? Ben Rabbimin bize emrettiği şekilde hayatı yaşıyorum. Her an ölebiliriz ama hiç ölmeyecekmiş gibi de makamımızda hizmetlerimizi sürdürürüz. 2019 seçiminde aday olup olmayacağım kesinleşmiş şeyler değil. Milletimizin idrakine saygı duyacağız.

Kılıçdaroğlu neden rahatsız oluyor? Kılıçdaroğlu madem bu kadar başarılı bir yönetici aday olur yüzde 50 artı oy alır ve ülkeyi yönetir. Kalkıp Erdoğan yönetsin sonra 2019’dan sonra bu yetkilerden vazgeçsin… Biz bunları şimdi uygulamaya koymuyoruz ki. 18 maddeyi okumamış. Tayyip Erdoğan bu maddelerle bu süreci yönetmeyecek.

“Hayır diyen teröristtir demedim”

Ben daha önceden de hayır diyenler terörist demedim. Hayır diyenlere bir çağrıda bulunuyorum, hayır diyenleri anlayışla karşılarım dedim. Ancak şu anda hayır’ı kim savunuyor; Kandil hayır diyor mu? Diyor. Bölücü başı İmralı’dan hayırı savunuyor mu? Savunuyor. Pensilvanya hayır diyor mu? Diyor. Ben de söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana arkadaşını diyorum. Bu adamların Türkiye ile ilgili gördükleri hayırlı bir rüya yok.

Birinci köprü yapılırken o zamanın komünistleri kıyameti kopardılar. İkinci köprü için hayır dediler. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne karşı çıktılar. Marmaray’a, Avrasya tüneline hayır dediler. Biz de bu kadar güzel şeylere karşı olanlarla bir olma diyoruz.”

“Bizden önceki CHP iktidarları neden yapmadı”

Şu andaki şartlarda cumhurbaşkanı ancak vatana ihanetten yargılanabiliyor. Yeni sistemde kişisel suçlardan da yargılanabiliyor. Vatandaşlarım bu gelişmeleri bilmiyor. Şu 18 maddeyi iyi okumaları ve anlamaları lazım. Köprü, hastane, okul tabi yapacaklar diyor.

Bizden önceki CHP iktidarları neden yapmadılar peki? Biz iktidar geldiğimizde sadece Türk Hava Yolları vardı. Şimdi uçak bile fiyati lüks otobüs fiyatına düştü. Ülkemizin 4 bir yanına uçakla gidilebiliyor. Bunları vatandaşlarımızın vergileriyle yaptık. Ülkemizi güvenli liman haline getirdik. Bunun adı finansmanı yönetmektir. Bizden öncekilerde böyle bir kabiliyet yoktu. Bunlar meseleye ideolojik yaklaşıyorlar. 

“Disiplin işletmesi yapıldı mı?”

Biz terörün egemen olduğu bir ülkeyi devraldık. Hayır diyenler teröristtir diye bir kavram kullanmadık. Terör estirme noktasında terör estiren CHP Konya Milletvekili. Sayın Baykal ‘adeta denize dökmüş gibi mutlu olacağız’ diyor. Kılıçdaroğlu ‘denize dökeceğiz’ diyen adamına kesin ihraç talebiyle bir disiplin işletmesi yaptı mı?

“Benim partimde olsa bir dakika tutmam”

İşi Kılıçdaroğlu o şekilde saptırdı. Bu adamın millet iradesine saygısı yok. Samsun millet iradesine saygılı olan bir yerdir. Bu kafa yapısı Samsun’a giremez. Samsun’dan, Sivas’tan, Amasya’dan ne kadar evet çıkacak göreceğiz. İzmir’deydik dün bekledim gelir denize döker diye. Gelseydin dökseydin. Sen ne dediğinin farkında mısın? Partimin içinde böyle adam olsa bir dakika tutmam.

Kılıçdaroğlu ne diyor; bir gece yatarsınız sabah kalktığınızda lokantalar, muhtarlıklar kapatılabilir… Anayasanın cumhurbaşkanına verdiği böyle bir yetki yok. Hakkında anayasada madde yer almayan konuda cumhurbaşkanı kararname çıkarınca bu kararname meclis tarafından reddedilebilir.

“Hayırcılar ders çalışmıyor”

Hayırcılar ders çalışmıyor. Şu işin gündeminde yemin metni yok. Cumhurbaşkanı ile başbakanı birleştirdiğinde ne fark edecek? Cumhurbaşkanı ülkede hizmette başarılı olursa halk tarafından sevilecektir. Halkın sevmesi durumunda beş artı beş şeklinde olacak. Fesih yetkisi söz konusu değil. Yeniden seçim söz konusu. Yeniden seçimde parlamento buna uyarsa olur.

Cumhurbaşkanı nasıl yargılanırsa aynı şey kabine üyeleri için de geçerlidir. Çoğunluklar meclisten geçtiği anda onlar da Anayasa Mahkemesi yani Yüce Divan’a hepsi gider. Yalanlara cevağ yetiştirmek mümkün değil. Geçmişte kendileriyle ilgili yaşadığımız şeyler var. Her şey bir hukuk devleti içerisinde yasalarla devam ediyor. Rastgele yoldan geçenleri hakim-savcı yapmıyorsunuz.

“Darbecilerle temasta bulundu”

Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’nda VIP’teki görüntüleri kameralara takıldı. Işıldakları olan araçlarla tankların yanına geliyorlar. Orada bir görüşme söz konusu. Darbecilerle temasta bulunuyorlar. Hadi sen gidebilirsin diye ona yol veriyorlar.

“Kasetle geldi, kasetle gidecek”

Oradan Bakırköy İlçe Başkanı’nın evine gidiyor. Oturduğu koltuk kontrollü bir koltuktur. Oradaya kasetle geldi, kasetle gidecek. Dürüst değildir bu adam. 7 Ağustos’ta Yenikapı buluşması yapıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi davet edin diyorum. Havalimanında darbecilerle iletişim kurduğunu bilseydim davet etmezdim. Darbecilerle anlaşmış olan birini nasıl davet ederim?

15 Temmuz başarılı olsaydı, Türkiye’yi kan gövdeyi götürecek duruma getirebilirdi. Milletimizin feraseti o gece her şeyi kurtarmıştır. Kılıçdaroğlu gibi muhalefet olursa… Size tankın üzerine ilk ben çıkarım dedi. A Haber’de bakın nasıl yakalandı.

Kılıçdaroğlu evet derse benim önüme gelir ve ben bunu onaylarım”

16 Nisan’ı hayırlısıyla bir atlatalım. Kılıçdaroğlu evet derse benim önüme gelir ve ben bunu onaylarım. Geriye işler mi işlemez mi bilemem. En azından darbe girişiminin halli bile bu ülkenin başka bir yere getirebilir. George, Hans rahatsız olsun, benim için önemli olan Ayşe, Mehmet rahatsız olmasın. 

“İstikrar için seçim barajı olmalı”

Bunu benimle ilgili söylüyorsan benim gündemimde ve yetkimde değil. Ben baraj olayını özellikle şuanda mevcut yapı içerisinde doğru bulmuyorum. İstikrar için baraj olmalı diyorum.

Lider ülke için, güçlü Türkiye için, müreffeh bir Türkiye için evet. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet için evet diyoruz.” 

Kaynak : http://t24.com.tr/

AKP-“FETÖ” Ortaklığı Darbe İddianamesinde

AKP‘nin “FETÖ” ile mücadelede 17-25 Aralık miladı çöktü…15 Temmuz darbe girişimi davasının çatı iddianamesinde savcı, FETÖ’nün mücadele edilmesi gereken bir örgüt olduğu kararının 2004’teki MGK’de alındığını yazdı…

Cumhuriyet gazetesinden Alican Uludağ’ın haberine göre, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin hazırlanan çatı iddianamenin satır aralarında yer alan çarpıcı bir bilgi, AKP iktidarının bir dönem ittifak yaptığı Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadelede 17 Aralık 2013 tarihini “milat” alarak “sorumluluktan kurtulma” çabasını boşa çıkardı.

2004 MGK kararı Darbe iddianamesinde

İddianamede, “Milli Güvenlik Kurulu, 25 Ağustos 2004 günü yaptığı toplantıda, ‘Fetullah Gülen grubunun faaliyetlerine karşı alınması gerekli tedbirler’ başlığı altında, Nurculuk ve Fetullah Gülen grubuna ait kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi için 15 ayrı karar almıştır” şeklinde düşülen kayıt, iktidarın “Biz FETÖ’nün terör örgütü olduğunu bilmiyorduk” tezini çürüttü. Dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın 2013’te yaptığı “2004’teki MGK kararı hükümet tarafından yok hükmünde kabul edilmiştir” açıklaması da FETÖ ile mücadele edilmediğinin göstergesi oldu. Savcının resmi belge olan iddianameye, 2004 MGK kararını eklemesi, iktidarın sorumluluğunu ortaya koydu.

AKP- Cemaat ortaklığı artık yok sayılamayacak

FETÖ ile mücadele konusunda sadece 17 Aralık tarihinin “milat” olarak kabul edilmesi ve iktidar ile cemaatin ortaklık yaptığı yılların yok sayılması eleştiri konusu olmuştu. Savcılıklar, FETÖ soruşturmalarını yaparken 17 Aralık 2013 tarihinden sonraki eylemleri baz alırken, cemaatin bu noktaya gelmesine neden olan 17 Aralık öncesi, yani buzdağının görünmeyen yüzüne girmemeyi tercih etti. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere iktidar temsilcileri, cemaatin terör örgütü olduğunu 17 Aralık’ta anladıklarını öne sürdüler. Savcılar da bu bakış açısına uygun davrandı. Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaptığı bir açıklamada, geçmişi “… eğitim, yardım, dayanışma faaliyetleri için müsamaha gösterdik. Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. Bir ortak yanımız var dedik” diyerek savundu.

Savcı AKP’nin 17-25 Aralık tezini çürüttü

Ancak 15 Temmuz darbe girişiminin Genelkurmay Başkanlığı’nda yaşananları anlatan iddianamede, iktidarın tüm tezlerini çökertecek iki paragraf ortaya çıktı. İktidarın siyasi sorumluluğuna işaret ettiği için görevden alınan Ankara Başsavcı Vekili Necip Cem İşçimen’in yazdığı iddianamede, FETÖ ile mücadelenin 25 Ağustos 2004’te başladığına dikkat çekildi. İddianamede, “Demokratik ve anayasal devletlerde mevcut sistemin nasıl değiştirilebileceği, demokrasinin ve hukukun ilkeleri çerçevesinde bellidir. FETÖ, kanunların ve hukukun boşluklarından faydalanıp bu kavramları istismar ederek egemenliği elde etme politikası izlemektedir. Nitekim örgütün bu niteliği nedeniyle Milli Güvenlik Kurulu, 25 Ağustos 2004 günü yaptığı toplantıda, “Fetullah Gülen grubunun faaliyetlerine karşı alınması gerekli tedbirler” başlığı altında, Nurculuk ve Fetullah Gülen grubuna ait kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi için 15 ayrı karar almıştır. Kararlarda, Cemaat hakkında ağır yaptırımlar gerektiren yasal düzenlemelerin yapılması ve eylem planının hazırlanması konusunda mutabakata varılmış, darbe girişiminden sonra da bu kararların bir işe yaramadığı ve örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki yapılanmasının boyutları acı bir şekilde ortaya çıkmıştır.”

İddianamede, başka bir bölümünde de 2004 tarihli MGK kararına atıf yapılırken, bu toplantıda “yurtiçi ve yurtdışı faaliyetlerine karşı bir eylem planı hazırlanmasının uygun görüldüğü” ve bu konudaki tavsiye kararının hükümete bildirilmesine karar verildiğine dikkat çekildi.

Yalçın Akdoğan’ın “2004 MGK kararları yok hükmünde kabul edildi” sözleri itiraf oldu

Yani savcı, FETÖ’nün mücadele edilmesi gereken bir örgüt olduğunun kararının 2004’te alındığını resmi belge olan iddianamede yazarak kayıtlara geçirdi. Bu kayıt, iktidarın “biz bunların terör örgütü olduğunu 17 Aralık’ta anladık” savunmasını çökertirken, hukuki sorumluluğu açığa çıkardı. Dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın 2013’te bu MGK kararının basında yer alması üzerine twitter’da yaptığı “2004’teki MGK kararı hükümet tarafından yok hükmünde kabul edilmiştir” açıklama iktidarın FETÖ’nün darbe yapacak güce ulaşmasındaki rolünün itirafı oldu.

Kaynakhttp://gazeteport.com/

MİT’ten açıklama: Adil Öksüz MİT’te çalışmamıştır

“Ana muhalefet partisinin iddiaları, milli güvenliğimize zarar veriyor”

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), 15 Temmuz darbe girişiminin kilit ismi firari Adil Öksüz‘ün ‘MİT elemanı’ olduğu iddiasını yalanladı. Teşkilattan yapılan açıklamada “Adil Öksüz’ün nasıl serbest kaldığı konusu yargının işi olup, ilgili makamlar tarafından gerekli soruşturma ve takibat yapılmaktadır” dendi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adil Öksüz ile ilgili olarak şu ifadeleri kullanmıştı:

“Adil Öksüz’ü ben açıkladım daha kimi açıklayayım. Adil Öksüz’ün elindeki GPS cihazını devletin hangi kurumu ithal etti? Başbakanlık talimat verecek bakacaklar devletin hangi kurumu ithal etti. İki telefonu vardı, GPS cihazı vardı elinde. Herkes kelepçelenirken onlara kelepçe vurulmadı. Neden? MİT yasasında bir değişiklik yapıldı 2014’te. Başbakanın emri ve talimatı olmadan hiçbir MİT görevlisi tutuklanamaz gözaltına alınamaz. Adil Öksüz neden tutuklanmadı neden gözaltına alınmadı?”

Teşkilatın açıklamasında, CHP’ye de tepki gösterildi. “Son günlerde ana muhalefet partisi tarafından gündeme getirilen ve teşkilatımızı hedef alan birtakım iddiaların FETÖ/PDY Örgütü’nün 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni sulandırma çabaları ile örtüştüğü görülmektedir” denen açıklamada, “FETÖ/PDY Örgütü tarafından dile getirilen mesnetsiz iddiaların, ana muhalefet partisi tarafından da dillendirilmesi, FETÖ/PDY mücadelesine olumlu bir katkı sağlamadığı gibi, milli güvenliğimize de zarar vermektedir” ifadesine de yer verildi.

“Birtakım iddialar, darbe girişimini sulandırma çabalarıyla örtüşüyor”

MİT’in resmi internet sitesinde yapılan açıklama şöyle:

Son günlerde Ana Muhalefet Partisi tarafından gündeme getirilen ve Teşkilatımızı hedef alan birtakım iddiaların FETÖ/PDY Örgütü’nün 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni sulandırma çabaları ile örtüştüğü görülmektedir. Teşkilatımız, yabancı güçler ve terör örgütlerince uygulanan bu tür psikolojik harp odaklı iddiaları muhatap almamaktadır. Buna karşın, tarihin kaydettiği bu olağanüstü günlerde, bu iddiaların Ana Muhalefet Partisi tarafından da gündeme getirilmesi cevap verme zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.

Adil Öksüz Milli İstihbarat Teşkilatı’nın terör örgütü içerisindeki kaynağı olmamıştır ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nda çalışmamıştır. Adil Öksüz’ün nasıl serbest kaldığı konusu yargının işi olup, ilgili makamlar tarafından gerekli soruşturma ve takibat yapılmaktadır.

ByLock programının çözülmesi, FETÖ/PDY’nin çökertilmesinde, ilişki ağının deşifre edilmesinde ve Mensuplarının devletten ayıklanmasında kullanılan önemli kaynaklardan biridir. İstihbari çalışmalar neticesinde elde edilen ByLock’a ilişkin tespitler, Mayıs 2016 tarihinden itibaren, çalışmaya konu ham verilerle birlikte adli makamlar, güvenlik birimleri ve diğer ilgili makamlarla eş zamanlı olarak paylaşılmıştır.

Bu itibarla; FETÖ/PDY Örgütü tarafından dile getirilen mesnetsiz iddiaların, Ana Muhalefet Partisi tarafından da dillendirilmesi, FETÖ/PDY mücadelesine olumlu bir katkı sağlamadığı gibi, milli güvenliğimize de zarar vermektedir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Kılıçdaroğlu: Darbenin üstünü kapatmaya çalışıyorlar, buna izin vermeyeceğim, 248 şehidin hesabını soracağım!

Hem zulüm edeceksin hem Müslüman geçineceksin ben bunu kabul etmiyorum.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’a ilişkin olarak “kontrollü darbe girişimi” iddiasını sürdürerek, “Darbenin üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Allah ömür verdikçe ben buna izin vermeyeceğim. 248 şehidin hesabını soracağım” dedi.

“Seksen milyon için de adalet istiyorum” diyen Kılıçdaroğlu, “Zulüm istemiyorum. Hem zulüm edeceksin hem Müslüman geçineceksin ben bunu kabul etmiyorum” ifadesini kullandı.

Kahramanmaraş’ta konuşan Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

OHAL ilan ettiler ne oldu? 1 milyondan fazla aileyi mağdur ettiler. Darbenin üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Allah ömür verdikçe ben buna izin vermeyeceğim. 248 şehidin hesabını soracağım. Seksen milyon için de adalet istiyorum. Zulüm istemiyorum. Hem zulüm edeceksin hem Müslüman geçineceksin ben bunu kabul etmiyorum. Kimsenin kimliğiyle uğraşmadım. Giderken sandığa elinizi vicdanınıza koyun. Çocuklarınızı düşünün. Nasıl bir Türkiye bırakacağız çocuklarımıza? Bu işin sağı solu yok. Bu iş demokrasiyle ilgili bir iştir.

“Bir partinin genel başkanı hakim tayin ederse, orada adalet olur mu?”

Üstünler hukuku kuruyorlar. Hukukun üstünlüğünü değil. Garibanın da hakkını koruyacak, çiftçinin de hakkını koruyacak bir anayasa istiyoruz. Getirilmek istenen rejimde partinin başkanı hakim tayin ediyor. Bir partinin genel başkanı hakim tayin ederse, orada adalet olur mu? Birikimlerimize yazık değil mi? Bu devlete yazık değil mi?

“Kenan Evren seçimle mi geldi?”

Bütün bunları düşünün. Bütün bunları. Sevgili muhtar arkadaşlarım. Sizler bulunduğunuz mahalle ve köylerinin kanaat önderlerisiniz. Çünkü der ki; bunu biz seçip buraya getirdik. Biz seçtiysek bu bizim derdimizi çözer. Sayın Cumhurbaşkanı bir yere gittiğinde ona TBMM Başkanı vekalet eder. Çünkü TBMM Başkanı seçimle gelmiştir ve tarafsızdır. Niye vekalet eder? Çünkü cumhurbaşkanlığı makamı da tarafsızdır. Şimdi size önemli bir soru. Seçimle gelmeyenler cumhurbaşkanlığı makamını ne zaman temsil etmişlerdir? Darbe dönemlerinde. Kenan Evren seçimle mi geldi? Hayır. Biz darbecilerden yana tavır alıyoruz. Yazıktır, günahtır. Benim sorumluluğum var ben konuşuyorum. Sizlerin de sorumluluğunuz var. Dün Gaziantep’te ‘evet’ çadırını ziyaret ettim. Orada bir çocuk, “Niye 18’e yaşına karşısınız?” dedi. Kendisine şunu söyledim; “Hiçbir zaman 18 yaşındaki çocuğun milletvekili olmasına karşı çıkmadım. Ama hem milletvekili olacak, hem de askerlikten muaf olacak. Ben buna karşıyım. Ben bunu yemem, garibanın çocuğu askere gidecek beylerin çocuğu paşa paşa vekillik yapacak.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bursa’da toplu açılış programında konuştu. Erdoğan burada, ‘Türkiye koalisyon tartışmaları olmadan, istikrar ve güven ortamı tehdit edilmeden yönetileceği bir döneme girecek. Buna karşı çıkacağım derken dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın’ ifadelerini kullandı.

Bursa’da konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin İdlib kentindeki kimyasal silahla yapılan saldırıyı eleştirerek, “100’ü aşkın insan oralarda kimyasal silahlarla şehit edildi ve 50’yi aşkın yavru. Ufacık yavrular orada şehit edildi. Onların ekranlarda görüntülerini izlediniz değil mi? Ey katil Eset, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın. Ey buna sessiz kalan dünya, buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler. Bunun hesabını nasıl vereceksiniz” dedi.

http://www.dailymotion.com/video/x5hcueo

YALAN MAKİNASI BENZETMESİ

Konuşmasına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek başlayan Erdoğan, “Boş küp çok inler lafı var” dedikten sonra şunları söyledi:

“Ana muhalefetin başındaki zat ve avaneleri işte bu şekilde sürekli inliyorlar. Ama içi boş. Çünkü bunlar adeta bir yalan makinası. İnlerken de saçmalıyorlar, zırvalıyorlar. Birisi çıktı. 16 Nisan’da ‘Evet çıkarsa bunları İzmir’e kadar kovalar, denize dökeriz’ diyor. Yahu senin haddine mi önce terbiyeni takın. Ahlaksız. Seni Samsun’a çıkarmaz benim Samsunlu kardeşim. Sen kimi İzmir’den denize döküyorsun yahu. Sen bu ülkenin evet diyen evlatlarını ne zamandan beri bir Yunan gibi görmeye başladın ya. Aynaya bak, aynaya. Ha genel başkanları çıkmış bu tür ifadelerin doğru olmadığını söylüyor. Ey Kılıçdaroğlu, senin şu anda bir genel başkan olarak yapman gereken ne biliyor musun? Onu da öğreteyim sana, kesin ihraç talebiyle böyle bir adamı partide barındırmamak hemen ihraç etmek. Eğer bu ülkede hayır diyen senin için ne kadar saygınsa evet diyen de ok kadar saygın olmalıdır. Demokrasi bu, sana bir de demokrasi dersi verecek değilim.”

BAYKAL’A DA “YAZIKLAR OLSUN” DEDİ

Erdoğan, konuşmasında CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ı da eleştirdi. Erdoğan, “Eski genel başkanları da çıkıyor. 16 Nisan’da hayır çıkarsa düşmanı denize dökmüş kadar sevineceklerini söylüyor. Yazıklar olsun. Yazıklar olsun. Yani bu işi biraz biliyor zannediyordum ama anlaşılan o ki, son zamanlarda onun da artık kayışlar eskidi ve yırtılmaya başladı” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi için Kılıçdaroğlu’nun ‘örtülü darbe’ dediğini ileri süren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz’da örtülü darbe yapıldı diyor. Kılıçdaroğlu, sustum sustum sustum ama şimdi açıklayacağım. Bak ben gece bir buçuk gibi Yeşilköy Atatürk Havalimanı’na indim. Marmaris’ten oraya geldim ve oraya geldiğimde baktım ki halkım orada bizi bekliyor. Çağrımıza hepsi icabet etmişler meydanlara dolmuşlar. Orada hitap ettik. Oturduk durum değerlendirmesi yaptık. Ve İstanbul Valimiz, vekaleten genelkurmay başkanlığına atadığımız Ümit paşa birlikte bir değerlendirme yaptık. Bir de öğrendim ki saat onbir buçukta Kılıçdaroğlu havaalanına gelmiş. Fakat Kılıçdaroğlu ondan sonra kaybolmuş. Daha sonra öğrendik ki Bakırköy Belediye başkanının evine gitmiş. Yahu sen bir zamanlar diyordun ki bu ülkede darbe marbe olursa ilk defa tankın üzerine ben çıkarım. Hani ne oldu. Niye kaçtın gittin. Demek ki bunlarda laf bol. İstanbul’da bakıyorum bir genç, Sabri’miz 36 yaşında tank geliyor tankın altına kendini atıyor. Tank üzerinden geçiyor. Fakat o yılmıyor, arkadan ikinci tank geliyor ikinci tankın altına da atıyor kendini. Orada tabi kolu ayakları darbeler yiyor. Sen bir Sabri dahi olamazsın. Korkaklar zafer anıtı dikemez. O yiğitlerin işidir.”

http://www.dailymotion.com/video/x5hchoo

“ŞECAAT ARZ EDERKEN SİRKATİN SÖYLÜYOR”

Erdoğan, CHP milletvekilinin anayasa değişikliğinin tek adamlığı getireceğini savunurken söylediklerini anlatarak şöyle dedi:

Milletimiz bu CHP’lilerin yakalarına yapışıp söylediklerinin hesabını sormaya başlayınca güya işi toparlama adına kendilerini iyice rezil edecek işlere yöneldiler. İşte CHP’nin o malum milletvekili kendini savunmak için çıktığı televizyonda ne diyor biliyor musunuz? ‘Allah bile yetkileri dağıtıyor’ diyor ve meleklerin görevlerini sayıyor. Sonra da şöyle devam ediyor. ‘Siz alıp tüm yetkiyi bir cumhurbaşkanına verirseniz, o da bir kararname imzalarsa ne olur.’ Tövbe haşa. Yahu bu ne demektir biliyor musunuz? Bir cumhurbaşkanını haşa nereye benzetiyor. Kafaya bak ya. Bunlarda din iman, böyle bir şey söz konusu değil. Ya sen bir kulu, Allah ile aynı noktaya nasıl getirirsin. Bu ne terbiyesizliktir. Yani dinime küfreden Müslüman olsa bari diyor ya Akif. İşte bunlar böyle.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken SSK’yı batırdığı iddiasını tekrarladı ve “Sana SSK’yı verdiler batırdın. 10 yıl önce daha iyiydi diyor. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. İnanın buna beş koyun verin kaybeder gelir” dedi.

“DÜNYANIZI DA AHİRETİNİZİ DE TEHLİKEYE ATMAYIN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buradan, Bursa’dan, ana muhalefetin endazeyi kaybetmiş yöneticilerine sesleniyorum; korkmayın, 16 Nisan’da kimseye bir şey olmayacak. Biz sizler gibi İzmir’den denize dökmeyeceğiz. Ama biz güzel bir siyaset müzesi hazırlayacağız. O müzeye, evet sizleri obje olarak koyacağız. Bu halk oylamasında ‘evet’ çıkınca sadece ülkemizin yönetim sistemi değişecek, emin olun bu durumda da her şey eskisinden daha iyi olacak. Türkiye koalisyon tartışmaları olmadan, istikrar ve güven ortamı tehdit edilmeden yönetileceği bir döneme girecek. Buna karşı çıkacağım derken dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın. Tabii biz CHP’lilerin bu sufleleri nereden aldıklarını çok iyi biliyoruz. Bunlar sufleyi Pensilvanya’daki şarlatandan alıyorlar. Çünkü onun 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren militanları da dünyalarını ve ahiretlerini yakmaktan yıkmaktan söz ediyorlar. CHP’lilere diyorum ki; bu şarlatanın yolu yol değil.”

“EY KATİL ESET” DİYE SESLENDİ

Konuşmasında İdib’te yaşanan saldırıya da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Suriye’de yaşanan olayları duydunuz değil mi? Bakın 100’e yakın, 100’ü aşkın insan oralarda kimyasal silahlarla şehit edildi ve 50’yi aşkın yavru. Ufacık yavrular orada şehit edildi. Onların ekranlarda görüntülerini izlediniz değil mi? Ey katil Eset, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın? Ey buna sessiz kalan dünya, buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler, bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Biz tabi oradan alabildiklerimizi alıyoruz. Ülkemizde hemen tedaviye elimizden geleni yapıyoruz. Ama bu bile benim için yeterli değil. Üzüntülüyüm. Onlar bizim yavrularımız kardeşlerimiz. Bir baba olarak üzülüyorum. O yavruların durumu ciğerleri dağlıyor. Elimizden geleni yapacağız. Hele hele bu 16 Nisan var ya, bunun için de adeta bir kader çizgisinin çizilmesidir. Bana göre bu kırılma noktasıdır. Çok çalışacağız. Çok gayret edeceğiz. Sandıkları patlatacağız.”

“ARAŞTIRMALAR GAYET GÜZEL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Bursa Valiliği’ni ziyaret etti. Burada gazetecilerle fotoğraf çektiren Erdoğan, mitingi değerlendirerek, “Coşku, heyecan her şey var Bursa’da. Kalan 11-12 gün inanıyorum ki bu çok daha yükselecek. Şu andaki tablo ve gelen araştırmalar gayet güzel. Daha da iyi olacağına inanıyorum. Sayısal veriler bizde var ama bizde kalsın o. Siz de yaptırıyorsunuz zaten” dedi.

Kaynakhttp://www.sozcu.com.tr/

Yıldırım, ‘Evet çıkarsa denize dökeriz’ diyen CHP’li vekile ateş püskürdü: Densiz, alçak!

Hüsnü Bozkurt. Fotoğraf: DHA

Başbakan Binali Yıldırım, referandumda ‘Evet’ çıkması durumunda ‘denize dökme’ tartışmasını başlatan CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’a ‘densiz’ ve ‘alçak’ dedi.

Bozkurt, referandumla ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:  diyelim ki ‘Evet’ çıktı. Kimse heveslenmesin kardeşim. Biz yine Samsun’dan başlarız, Amasya’ya gideriz, Sivas’a gideriz, Ankara’ya geliriz. Buradan İnönü’ye, Sakarya’ya Dumlupınar’a, sizi İzmir’e kadar kovalamazsak anamızdan emdiğimiz süt helal olmasın.”

CHP’li vekil, Twitter hesabından da “1919’da Samsun’a çıkıp 1922’de İzmir’de denize döktüklerimiz emperyalistler ve uşaklarıydı. ‘Evet’ çıkarsa bölmek isteyenleri yine denize dökeriz” diye yazmıştı.

Bozkurt, daha sonra, “Denize dökeriz” lafını 16 Nisan’da ‘Evet’ oyu verecek yurttaşlara hitaben değil, ‘Türkiye’yi bölmek isteyenlere, emperyalist güçlere ve işbirlikçilerine’ söylediğini savunmuştu.

‘Alçak kimsin sen!’

Başbakan Yıldırım, esnaflarla düzenlediği konuşmada ‘densiz bir milletvekili’ diye nitelediği Bozkurt’un ifadelerine değinerek, “Alçak kimsin sen Türk milletine hakaret ediyorsun. Haddini bil. Bu ükenin bayrağı altında siyaset yapıp bu milleti tehdit etmek senin ne haddine” dedi.

‘Ne demek kontrollü?’

Binali Yıldırım, darbe girişiminin AKP’nin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini ve ‘kontrollü’ olduğunu söyleyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na da, “Kontrollü darbe girişimi ne demek? Türkiye uçurumun kenarından dönmüş. Bu fetöcü alçakların arkasında durmayı bırak” yanıtını verdi.

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Sayfa1 → 81234Son Sayfa »