“Emine Erdoğan da Reza Zarrab’ı ABD’den istedi”

“Washington, bir sonraki adımın ne olacağından kaygılı”

Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizin merkezinde, New York’taki davası 27 Kasım’da başlayacak olan İranlı Azeri işadamı Reza Zarrab’ın bulunduğu öne sürüldü. İddiaya göre bazı ABD’li yetkililer, Amerikan konsolosluğu çalışanı Metin Topuz’un tutuklanmasının Zarrab davasında ‘pazarlık unsuru’ olduğuna inanıyor. Buna göre, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan resmi ziyaretlerindeki temaslarında Zarrab’ın Türkiye’ye iadesini bizzat talep etti.

İddia, Washington Post gazetesi yazarı David Ignatius’un yazısında yer aldı. Ignatius, “ABD-Türkiye anlaşmazlığının merkezindeki adam mahkeme önüne çıkmak üzere” başlıklı yazısına şu ifadelerle başladı: “ABD ile Türkiye arasında giderek sertleşen anlaşmazlığın merkezinde, Türkiye’nin hiddetli Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, para aklama ve dolandırıcılık suçlamasıyla mahkeme önüne çıkmak üzere olan Türk-İranlı altın tüccarının Amerikalı savcılar tarafından serbest bırakılması talebi bulunuyor.”

Erdoğan’ın Zarrab hakkındaki “Vatandaşımı tutuklayacaksın, sonra da itirafçı olarak kullanmak isteyeceksin” sözlerini aktaran Ignatius, Amerikan konsolosluğu çalışanı Metin Topuz’un tutuklanmasının ABD’de bazı yetkililer tarafından ’27 Kasım’daki dava öncesinde Zarrab’ın serbest bırakılması konusunda baskı gücü elde etme girişimi’ olarak yorumlandığını yazdı.

“Emine Erdoğan Jill Biden’la görüştü”

Gazete Duvar’ın aktardığı habere göre Ignatius, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın, 2016’daki ABD ziyaretinde Zarrab’ın bırakılması talebini dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın eşi Jill Biden’a ilettiğini yazdı. Washington Post yazarı şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan’ın Zarrab’ın serbest bırakılması için yürüttüğü kampanya sıradışı. 21 Eylül 2016’da dönemin başkan yardımcısı Joe Biden ile özel görüşmesinde hem Zarrab’ın bırakılmasını hem de [davanın o dönemki savcısı olan] Preet Bharara’nın kovulmasını istedi. Amerikalı yetkililer, 90 dakika süren bu görüşmenin yarısında Zarrab’ın konuşulduğunu söylüyor. Erdoğan’ın eşi de o gece aynı şeyi Jill Biden’dan talep etti. O dönem adalet bakanı olan Bekir Bozdağ ekim ayında Adalet Bakanı Loretta E. Lynch’le yaptığı görüşmede davanın ‘kanıtlara dayanmadığını’ savunarak Zarrab’ın serbest bırakılmasını istedi.”

“Obama’yla son konuşmalarında gündeme getirdi”

Ignatius eski yetkililere dayanarak, Erdoğan’ın konuyu eski ABD Başkanı Barack Obama ile son iki telefon konuşmasında da bizzat gündeme getirdiğini yazdı. Eski bir üst düzey Obama yönetimi yetkilisi, “Erdoğan’ın bu davaya dair saplantısının, davanın ilerlemesi halinde ailesine ve nihayetinde kendisine zarar verebilecek bilgilerin açığa çıkmasından kaynaklandığını varsayıyorduk” dedi. Eski bir yetkili, Erdoğan’ın Biden’la yaklaşık bir yıl önce yaptığı görüşmede savcı Bharara’nın ‘Gülen tarafından kullanıldığı’ yorumunu yaptığını da aktardı.

Ignatius, Türkiye’nin Donald Trump’ın ilk ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn ve danışmanı Rudy Giuliani ile de birlikte çalıştığını hatırlattı; Zarrab’ın savunma ekibine katılan Giuliani’nin ‘ABD’yle Türkiye arasında bir tür anlaşma için Adalet Bakanlığı’na baskı yaptığını’ yazdı.

“Ziyaret, Erdoğan’ın korumalarının gölgesinde kaldı”

“Davayı durdurmak için bu çeşitli girişimlere rağmen süreç ilerledi ve hatta iddianame, eski bir bakan ile önde gelen üç Türk’ü kapsayacak şekilde genişledi” diyen Ignatius, şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan Trump’ın Zarrab’ın serbest bırakılması için yaptığı baskıya destek vereceğini ummuş olabilir. Ve Trump da başta Türk lidere sempatik yaklaşıyordu; onu mayıs ayında Washington’a davet etti. Fakat o ziyaret, Erdoğan’ın korumalarının Türkiye elçisinin dışındaki protestoculara saldırmasının gölgesinde kaldı ve Trump’ın manevra alanı kendi yönetiminin etrafındaki soruşturmalar nedeniyle zayıfladı.”

Ignatius, bazı Amerikalı yetkililerin Erdoğan’ın Türkiye’de tutuklu olan papaz Andrew Brunson ile Metin Topuz’u ‘pazarlık unsuru olarak kullanmak istediğinden korktuğunu’ yazdı ve makalesine şu ifadelerle son verdi:

“Türkiye hakkında ‘NATO müttefiki’ tamlaması o kadar çok kullanılıyor ki, Türkiye’nin son dönemdeki adımlarının ne kadar düşmanca ve otokratik olduğu bunun gölgesinde kalıyor. Washington, bir sonraki adımın ne olacağından kaygılı.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

“Topbaş istifa ettirilecek, Göksel Gümüşdağ başkanlığa getirilecek; bunun için Başakşehir’in şampiyon olması şart”

Soner Yalçın: Hakemler Emre’yi koruyor.

Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, referandumdan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifa ettirileceğini öne sürerek “FETÖ ile ilgisi olduğu iddia edilen, -damadı hapiste olan- Kadir Topbaş’ın referandumdan sonra istifa ettirilip, yerine damat Göksel  Gümüşdağ’ın belediye başkanlığına getirileceği söyleniyor. ‘Başarı’ göstergesi için, Medipol Başakşehir’in bu yıl şampiyon olması şart!” dedi. Yalçın, Başakşehir’in futbolcusu Emre Belözoğlu’nun ve takımın hakemlerce korunduğunu da yazdı.

Yalçın’ın Sözcü gazetesinde yayımlanan yazısı şöyle:

Şampiyonluğa oynayan Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe tribünleri “Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa” diye yürekten İzmir Marşı’nı söylüyor…
Şampiyon yapılması için çaba sarf edilen iktidarın gölgesindeki Medipol Başakşehir tribünlerindeki bir avuç taraftar “evet” pankartı açıyor.
Peki… “Koruyup-kollanan” Medipol Başakşehir kulübünü kimler yönetiyor:

Birinci sırada Göksel Gümüşdağ var; kulübün başkanı…
Biliyorsunuz… Emine Erdoğan’ın ağabeyi Hasan Gülbaran’ın kızı Müge ile evli.
Erdoğanların damadı sayılır.
Damat Gümüşdağ siyasette başarılı.
AKP’li. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “ikinci adamı”…
Dün yazdım:
“Bu yıl Medipol Başakşehir mutlaka şampiyon yaptırılacak.”
Çünkü…
FETÖ ile ilgisi olduğu iddia edilen, -damadı hapiste olan- Kadir Topbaş’ın referandumdan sonra istifa ettirilip, yerine damat Gümüşdağ’ın belediye başkanlığına getirileceği söyleniyor.
“Başarı” göstergesi için, Medipol Başakşehir’in bu yıl şampiyon olması şart!

Fakat…
Ah! O Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım yok mu?
Damat Gümüşdağ, Kulüpler Birliği Vakfı başkanlığını da yürütüyor.
Aziz Yıldırım, Digitürk/maç ihalesinde Katarlıları parasal olarak koruduğu için geçen hafta Gümüşdağ’ı yerin dibine soktu:
– “İhale şartnamelerini bilmiyoruz. Sadece Göksel Bey biliyor. İstedik vermediler.”
– “Göksel Bey, ihaleye fesat karıştırırsan, mahkemeye götürürüm, bunu bil!”

5 yıllık toplam 3 milyar dolarlık paradan bahsediyorlar! Futbol deyip küçümsemeyin, büyük paralar dönüyor.
Bu nedenle iktidarın gölgesindeki Medipol Başakşehir’i yakından tanımak gerekiyor.
Kulüp yönetiminde damat dışında bir de kayınço var…

Kayınço da var

Adı, Ahmet Ketenci.
Medipol Başakşehir Yönetim Kurulu Üyesi.
Erdoğan’ın dünürü -taksicilikten müteahhitliğe yükselen- Osman Ketenci’nin oğlu.
Yani, Burak Erdoğan’ın eşi Sema Hanım’ın kardeşi…
Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Bel-Tur genel müdürü.
Ahmet Ketenci, Fenerbahçe yönetiminde yedek üyeydi. Sonra ayrıldı.
Niye ayrıldığı bilinmiyor! Bilal Erdoğan’ın 2013 yılındaki Fenerbahçe Kongresi’nde Aziz Yıldırım muhalifi Mehmet Ali Aydınlar’ı desteklemesi bunun işaret fişeği sayılabilir!
Aile, Aziz Yıldırım’ı pek sevmiyor!

Erdoğan ailesinde futbolla ilgili çok isim var. Cumhurbaşkanı’nın kardeşi Mustafa Erdoğan’ın da -kankası Şeytan Rıdvan ile- futbol kulislerini yakından takip ettiği biliniyor. Neyse, bu aile-futbol sevgisi detaylarına girersek yazıyı toparlayamayız.

Peki…

Medipol Başakşehir kulüp yönetiminde başka kimler var?
Başkan Gümüşdağ’ın vekili Çağatay Kalkancı, İBB genel sekreter yardımcısı…
Bu göreve nasıl geldi? Kadir Topbaş’ın oğlu Hüseyin Ersan Topbaş’ın İTÜ Endüstri Mühendisliği’nden sınıf arkadaşıydı. Topbaş hakkında okul defterinde, “Sevgili manken arkadaşım, bana ekmek çıkartacak birçok iş ayarlayacağına eminim” diye yazdı.

Medipol Başakşehir yönetimindeki bir diğer isim…

Kulübün asbaşkanı Mesut Altan… Aynı zamanda Kulüpler Birliği Vakfı denetleme kurulu üyesi. Bu noktada, Gümüşdağ’ın Katarlılarla yaptığı ihale konusunda Aziz Yıldırım’ın dediklerini anımsatırım!

Uzatmayayım… Diğer asbaşkan -Refah Partisi Gençlik Kollarından gelen Of’lu- Mustafa Saral ve kulübün yönetim kurulu üyesi – İBB Kiptaş genel müdürü- İsmet Yıldırım gibi isimlere girmeyeyim…
Düşünün…

Siyasette ve federasyonda bu kadar güçlü isimlerin yönetimde olduğu futbol takımı aleyhine hangi hakem cesur karar verebilir?
İddiam vermedikleri yönünde…

Emre korunuyor

Futbol sahalarında bir “görünmez el” var.
O “gizli el” Medipol Başakşehir’in şampiyonluğu için çalışıyor.
Bunu salt Başakşehir’e hakem desteği sağlayarak yapmıyor; rakipleri Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe’yi de hakem kararlarıyla karıştırıyor.
O kadar ustaca yapıyor ki…

Örneğin… 2016-2017 sezonunun ilk devresi bitiminde yandaş gazeteler  “Beşiktaş ne çok penaltı kazandı” diye haber-yorum yapmaya başladı!
Maksatlı haberler diğer şampiyonluğa aday takımlar için de sürüp gidiyor. Diğer yandan…
Medya, Medipol Başakşehir’in nasıl başarılı olduğunu zihinlere kazıyor. Aleyhinde bir tek tartışmalı pozisyonu ekrana taşımıyorlar.
Bakınız…

Futboldan anlayan kişi; Beşiktaş-Fenerbahçe kupa maçında hakem Ali Palabıyık ‘ın sahayı karıştırmak için ısrarla sarı kartını çıkarmadığını gördü. Sonra maç darmadağın oldu. Oysa maçlarda sarı kartına en çok başvuran hakem o.
Hakem Ali Palabıyık’ın; Medipol Başakşehir’in bu sezon yendiği Galatasaray ve Fenerbahçe maçlarının hakemi olması tesadüf mü? Palabıyık’ın bu maçlarda Galatasaray’a 5 sarı; ve Fenerbahçe’ye 2 sarı 1 kırmızı kart gösterdiğini anımsatırım! Faul ve ofsayt kararlarına girmeyeyim.
Sonuçta…

Hakem kararları, İzmir Marşı’nı söyleyen büyük kulüp tribünlerini takımlarının aleyhine döndürmeyi başardı.
Hedef İzmir Marşı’nı söyleyenlerin maçlara gitmesinin önüne geçmek mi?

Baksanıza… Fenerbahçe maçına çıkarken Beşiktaş futbolcularının eline -radikal İslamcı örgütlerin müttefiki- IHH pankartının neden tutuşturulduğunu sanıyorsunuz? Amaç, Çarşı’yı karıştırmak.
Sinsi oyunu görmek lazım…

Medipol Başakşehir’in şampiyon olması için çalışan “birileri” FETÖ soruşturmalarını bile önemsemiyor. Öyle ki… FETÖ’cü futbolcular iddianamesini okuyanlar; Başakşehir futbolcusu Emre Belözoğlu’nun nasıl sanık yapılmadığına şaşırıp kalıyor! Gülen’in en değerli müridi Emre’yi kim koruyor?
Şampiyonluğa oynayan Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe taraftarlarına soruyorum:
AKP’nin futbol düzenine “evet” mi; yoksa “hayır” mı diyorsunuz…

Kaynak : http://t24.com.tr/

Emine Erdoğan’dan 147 bin liralık alışveriş

90844Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi’nde konuşurken, eşi Emine Erdoğan Varşova sokaklarında alışveriş turuna çıktı.

Varşova’nın en meşhur antika pazarına giden Emine Erdoğan burada iki saatten fazla zaman geçirerek yüklü miktarda alışveriş yaptı.

Emine Erdoğan’ alıverişi esnasında onlarca korumanın eşlik etmesi ise oldukça dikkat çekti. Pazarda uzun süren pazarlıklar yapan Emine Erdoğan aralarında 20. yüzyıldan kalma bir porselen takımının da bulunduğu antika masa, sandalye gibi sayısız eşya için servet ödedi.

3rsm5783b6c965f29Polonya basınına yansıyan haberlere göre Emine Erdoğan bu alışverişinde 200 bin Polonya Zlotisi harcadı.
200 bin Polonya Zlotisi yaklaşık olarak 147 bin Türk lirası yapıyor.

cngyh3kw8aa-edgrsm5783dae39db3e

Erdoğan’a satış yapan antikacılardan biri müşterisinin Türkiye’nin first-ladysi olduğunu doğruladı ve ona antika komidin sandalye ve masa sattığını söyledi.

Polonya basını, Emine Erdoğan’ın alışverişi için ironik bir de yorum yaptı. Gazeteler, “Cumhurbaşkanının eşi Emine Erdoğan’ın Polonya ziyaretinin iyi hatırlanacağına eminiz” notunu düştü. 

Kaynak : http://www.haberdar.com / ( Cumhuriyet

Protokolde ‘İstiklal Marşı’ şaşkınlığı

355923_cover_mainslider_big

Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı 30 Ağustos törenlerinde bayrağın göndere çekilmesi sırasında eşi Emine Erdoğan ve Başbakanın eşi Sare Davutoğlu’nun oturması kısa süreli krize yol açtı.

Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı 30 Ağustos törenlerinde kısa süreli bir kriz yaşandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şeref tribününe gelip selamlama merasimini yaptıktan sonra Türk bayrağının çekilmesi oturulmadan ayakta beklendi. Bu sırada Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve Sare Davutoğlu’nun oturması kısa süreli krize yol açtı.

İkili herkesin ayakta olduğunu gördükten sonra ayağa kalktı ve bayrağın göndere çekilmesinin ardından İstiklal Marşı okundu.

Kaynak : Cumhuriyet Gazetesi

Taraf yazarından Gümüşdağ hakkında şok iddia

Mehmet Baransu, Göksel Gümüşdağ’ın Futbol Federasyonu başkanlığı seçimlerinden çekilmesinin arka planını yazdı.

Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu bugünkü köşe yazısında TFF başkanvekili Göksel Gümüşdağ hakkında çok ilginç bir iddia ortaya attı.

Baransu, geçtiğimiz Haziran ayında Mehmet Ali Aydınlar’ın kazandığı Futbol Federasyonu başkanlık seçimleri öncesinde adaylığını koyan Göksel Gümüşdağ’ın daha sonra bu kararından vazgeçmesini şike soruşturmasındaki gelişmelere bağladı. 

Başbakanın şike soruşturmasındaki gözaltılar başlamadan önce, yürütülen çalışmalar hakkında bilgilendirilmesiyle Göksel Gümüşdağ’ın adının da şüpheliler arasında geçeceğini öğrendiği yazan Baransu, bu olay sonrası Gümüşdağ’ın Recep Tayyip Erdoğan’ın emri üzerine federasyon başkan adaylığından çekildiğini ileri sürdü.

“EMİNE ERDOĞAN RİCACI OLUYOR” 

Mehmet Baransu’nun, Göksel Gümüşdağ hakkındaki iddialarından bir diğeri ise; TFF başkanvekilinin tapelerde çok sayıda kişi hakkında küfürlü ifadeler sarfetmesi hakkında oldu.

Baransu yazısında Gümüşdağ’a dava açmayı düşünen bu kişilerin başbakanın eşi Emine Erdoğan tarafından telefonla arandığını belirtti.

Baransu, yeğeniyle evli olan Göksel Gümüşdağ’a dava açılmamasını rica eden Emine Erdoğan’ın çabalarının Hakan Şükür dışında herkeste sonuç verdiğini ifade etti.

Mehmet Baransu’nun yazısından satırbaşları:

* Herkese gülen ancak arkadan küfreden bir Gümüşdağ portresi var karşımızda. Eski Federasyon Başkanı Mahmut Özgener’le konuşurken ortak yaptıkları küfürler ise yüz kızartıcıydı. İşin en ilginç yanı ise bu ikili “Sporda küfre son” kampanyasının mucitleriydi.

* Federasyon başkanvekili Göksel Gümüşdağ, Türk sporunda bir ilke daha imza attı. Görevi başındayken, Futbol Federasyonu’na bağlı Disiplin Kurulu’na sevk edilen ilk yönetici olma unvanını da aldı.

 * Herkes Gümüşdağ’dan istifa etmesini beklerken o UEFA Asbaşkanlığı görevini sürdüren Şenes Erzik lehine kulis çalışmaları yapmaya başladı. Lefter’in cenaze töreninde, Saracoğlu Stadı’nda Erzik’i Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştürebilmek için yoğun çaba sarf ettiği de konuşuluyor.

Kaynak : VATAN Gazetesi

“Emine Erdoğan’ın ağabeyinin kızı..”

Cumartesi günü İstanbul’da öyle bir rezalet yaşandı ki, böylesi şimdiye kadar görülmedi…

Bu rezalete ortak olanlar, yarın nasıl toplum içine çıkacaklar, insanların yüzüne nasıl bakacaklar çok merak ediyorum. Rezalet şu: Emine Erdoğan’ın ağabeyinin kızı, Başbakan Erdoğan’ın özel sekreteri. Bu sekreter hanımın kocası da Göksel Gümüşdağ…

Altın kaplı  Gümüşdağ, Hanım ve Yenge kontenjanından önce Küçükçekmece AKP Belediye Meclis Üyesi yapıldı. Cemaat mensubu olan damat, dizilerde figüranlık yaparken birdenbire İstanbul Büyükşehir Spor Kulübü Başkanı oldu. 2007-2011 tarihleri arasında Kulüpler Birliği Vakfı Başkan Vekilliğini yaptı. Mahmut Özgener’in kendi rızasıyla aday olmayacağını açıklaması üzerine, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığına aday oldu. Şaşaalı-debdebeli basın toplantıları ile adaylığını açıkladı.

Sonra, kendisine  “sen dur bakalım, fazla hoplama, cemaatin senden kıdemli elemanı var” denildi ve damat, TFF Başkan Vekilliğine fit oldu…

 Futbolda şike araştırmasıyla görevli “Özel Yetkili Savcı” damadın “Şüpheli-Sanık” olarak ifadesinin alınmasını ister. İster istemesine de, Polis damadı gelip almaz. Damat kendisi gider. Sağlık kontrolü için polis eşliğinde  doktora götürülmesi kanun emridir, ama damat kendi arabasıyla kendi özel şoförüyle hastaneye kontrole tek başına gider. Aslanlar gibi raporunu alır, emniyette kendisinin ifadesini alacak polislerin önüne koyar…

Damadın İstanbul Emniyet Müdürlüğünü şereflendirdiğini duyan İstanbul Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü derhal Emniyet binasına gelirler. İstanbul Valisinin, damada gösterdiği saygı insanın gözlerini yaşartacak derecededir. Hemen, Emniyet Müdürlüğünün  “Müdür” katında bir oda hazırlanır, yatak yorgan, damadın rahat etmesi için ne lazımsa eksiksiz yapılır. Damadın ifadesi hazırlanır ve damat istirahata çekilir. Ertesi gün güzel bir “Brunch’tan” sonra Damat, Savcıya götürülür ve akşamüstü serbest bırakılır. Basına açıklama yapan damat, “İfade vermekten çok memnunum” der ve doğru Dolmabahçe Sarayındaki “Enişte’nin” makamına gider…

Rezalet dediğim bu… Şimdi bir an için film makarasını geri saralım ve Göksel Gümüşdağ yerine Rifat Serdaroğlu’nu koyalım, bakın film nasıl çekilirdi…

Sabahın erken saatinde polisler evimi sarıp, beni gözaltına alacaklar, evim didik didik aranacak, eşimin ve çocuklarımın bilgisayarlarına el konulacak, binlerce kitaptan oluşan kitaplıklarım darmadağın edilecek ve polisler beni kelepçeleyip alıp götüreceklerdi. Emniyet nezarethanesinde yasal sürenin sonuna kadar bekletecekler, uykusuzluktan ve yorgunluktan bitkin bir halde, muhtemelen dört gün-dört gece sonra  “Özel Yetkili Savcı” beyin huzuruna göndereceklerdi. Savcı da, en az 6-7 saat iskemle üstünde beklettikten sonra ifademi alacak ve kararı neyse onu verecekti…

Sen  30 sene bu ülkeye hizmet etmişsin, darbelere hesap vermişsin, her darbeden sonra yaprak kımıldamazken sen demokrasi mücadelesi vermişsin, Baban 5,5 yıl, kardeşlerin 14’er ay hapis yatmış, işkence görmüşsün, defalarca bakanlık yapmışsın, geç bunları anam babam geç…  Sultan  sülalesinden birine damat olamamışsan tüm bunlar neye yarar !…

65 Yaşını geçmiş emekli Orgeneral de bu muameleye tabi tutuldu, rahmetli Türkan Saylan da, binlerce can kurtaran Mehmet Haberal da. Hepimiz, dışarıdaki ve içerdeki tüm tutuklular; Gazeteciler-Milletvekilleri- Profesörler-Aydınlar-Emekli ve Muvazzaf Generaller-Siyasetçiler bir Göksel Gümüşdağ kadar itibarlı olamadık, yazıklar olsun bizlere…

Bir sözüm de “Özel Yetkili Savcıya”…  Sayın Savcı siz aklınızı peynir ekmekle mi yediniz?  Ne demek Saltanatın damadını ifadeye çağırmak?… Siz Sultan’ın Yeğeninin başına gelenleri de mi duymadınız? Yeğen Mehmet Erdoğan 50 kilo esrarla yakalandı. Uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili organize suç örgütü kurmaktan yargılanmadı. Hakimlere “ben içiciyim” dedi. Hakim ağabeyler de inandı ve Yeğen Mehmet 3 ay sonra tahliye edildi. Savcı Bey siz gerçekten bunu duymadınız mı?… Eğer Sultanın kafasını bozarsanız, sizi derhal açığa alırlar ve hakkınızda soruşturma açarlar, sizden önceki bazı Savcılar gibi “domates satmak” zorunda kalırsınız. Bundan böyle damadın ifadesi gerekirse, önce siz damattan randevu alacaksınız, onun uygun gördüğü zaman ve yerde gidip, verdiği ifadeyi alacaksınız, sessizce huzurdan çıkıp gideceksiniz…

Yazıyı damada bir soru sorarak bitirelim: Damat Bey, siz gariban bir dizi figüranı iken  jet hızıyla yükseldiniz. Devletin Valisi  ayağınıza koşarak geldi, tüm İstanbul  Emniyeti sizi rahat ettirmek için seferber oldu.  Sizi gerek sağlık kontrolünde, gerekse Savcılığa girip çıkarken kimse sizi görüntüleyemedi, Polis çok iyi sakladı sizi. Orgenerallere, terörle mücadele kahramanlarına, Bilim adamlarına, Milletvekillerine gösterilen muamele size karşı asla gösterilmedi. Onlar daha Emniyette, sonra da Savcılıkta ezildiler, onurlarıyla oynandı. Size ise Obama gibi hürmet gösterildi!…  Anladık damatsınız da, lütfen söyleyin sizin nereniz altın ile kaplı ki bu kadar rahat bir şekilde hem devletin hem de hukukun ırzına geçebiliyorsunuz?…

Sağlık ve başarı dileklerimle..

RİFAT SERDAROĞLU
21 Kasım 2011

Kaynak : http://www.cayyolum.com/haberDetay.asp?id=2865

Anne Erdoğan’a veda…

Başbakan Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan’ın cenaze töreni için Fatih Camii ve Karacaahmet Mezarlığı çevresinde olağanüstü önlemler alındı. Camiye cenaze arabasıyla gelen Erdoğan, annesinin cenazesini musalla taşına kadar omuzunda taşıdı. Cenazesinin helallik verme aşamasında gözyaşlarını tutamadı.

Safra kesesi ameliyatı sonrası ani gelişen dolaşım bozukluğu nedeniyle vefat eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan’ın (88) cenazesi Fatih Camii’ne getirildi. Camiye cenaze arabasıyla gelen Erdoğan, annesinin cenazesini musalla taşına kadar omuzunda taşıdı. Üzerinde ”Kabe örtüsünden bir parça”nın bulunduğu tabutunun başında Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, damadı Berat Albayrak ve kardeşi Serhat Albayrak’ın da aralarında bulunduğu gençler nöbet tuttu.

Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve kız kardeşi Vesile İlgen ile kızları Esra Albayrak ve Sümeyye Erdoğan avluda bir arada bulunarak, taziyeleri kabul etti. Bu arada, Başbakan Erdoğan, bazı bakanlarla, avludan ayrılarak, caminin girişinde yer alan Fatih Müftülüğü Kız Kuran Kursu’nun bulunduğu bölümde bir süre dinlendi.

HELALLİK VERİRKEN GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

Öğlen namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra hellallik isteme aşamasında Başbakan Erdoğan’ın gözyaşları içinde kaldığı görüldü. Cami çevresindeki cadde ve sokaklara vatandaşların töreni izleyebilmesi için dev ekranlar ve ses sistemleri kuruldu. Tören dolayısıyla Fevzi Paşa Caddesi ve bu caddeye çıkan tüm yollar trafiğe kapatıldı. Başbakan Erdoğan ve diğer bakanların omuzlarında cenaze aracından indirilen Tenzile Erdoğan’ın tabutu, cenaze namazının ardından yine aynı şekilde taşındı. Tenzile Erdoğan’ın naaşı en önde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’ın omuzlarında araca yüklendi. Daha sonra Tenzile Erdoğan’ın naaşı, Üsküdar’daki Karacaahmet Mezarlığı’na götürülmek üzere yola çıkıldı.

KÖPRÜ TEK YÖNLÜ OLARAK KAPATILDI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kardeşi Mustafa Erdoğan’ın da içinde bulunduğu araç, Karacaahmet Mezarlığı’na doğru yola çıktı. Cenaze aracına eşlik eden konvoyun Boğaziçi Köprüsü’nden geçişi sırasında Avrupa’dan Anadolu’ya geçiş yönü trafiğe kapatıldı. Karacaahmet Mezarlığı’na getirilen cenaze burada toprağa verildi. Başbakan Erdoğan ve kardeşi Mustafa Erdoğan defnin gerçekleşeceği kabre inerek, Tenzile Erdoğan’ın cenazesini birlikte toprağa koydular. Tenzile Erdoğan’ın defin işleminin gerçekleşmesinin ardından, Başbakan Erdoğan ilk toprağı attı.

Tenzile Erdoğan’ın mezarına daha sonra Başbakan Erdoğan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan, ardından da Bilal Erdoğan, Berat Albayrak, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın da yer aldığı çok sayıda kişi tarafından toprak atıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da defin sırasında mezarlıkta bulundu. Cenazenin mezarlığa gelmesinden yaklaşık yarım saat önce başlayan, tüm mezarlığa hoparlörlerle yayını verilen Kur’an-ı Kerim okunması, defin sırasında ve sonrasında da devam etti. Erdoğan, yaklaşık 2 saat 45 dakika kaldığı mezarlıktan sivil plakalı bir araçla çıkış yaptı.

BEDRETTİN DALAN’DAN ÇELENK

Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, 1. Ordu Komutanlığı, İstanbul Garnizon Komutanlığı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı Mohammed Hariri’nin içinde bulunduğu bazı kişi ve kurumların çelenk gönderdiği görüldü. Gönderilenler çelenkler arasında üzerinde Ergenekon soruşturmasının aranan şüphelilerinden Bedrettin Dalan’ın adının yazdığı bir çelenk de var.

İŞ DÜNYASI CENAZEDE BULUŞTU

Cenazeye siyaset, iş ve spor dünyasının tanınmış isimleri de katıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kabinedeki tüm bakanlar, milletvekilleri, KKTC eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, eski bakan Kürşat Tüzmen, DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, eski Meclis Başkanı Köksal Toptan, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, tiyatrocu Behzat Uygur, sanatçı Orhan Gencebay, Rıdvan Dilmen, kaleci Rüştü Rençber, eski basketbolcu İbrahim Kutluay, Galatasaray eski başkanı Adnan Polat, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, eski teknik direktörlerden Mustafa Denizli, Fenerbahçeli yönetici Ali Koç, İTO Başkanı Murat Yalçıntaş da bulunuyor. AK Partili Abdülkadir Aksu’nun mini elektrikli araçla cami girişine kadar geldiği gözlendi.

Cenaze için camiye merhum Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan da geldi. Fatih Erbakan Mart ayında bu camiden babasını son yolculuğuna uğurlamıştı. Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın eşi Berna Yılmaz ile Tansu Çiller’in eşi Özer Çiller cenaze törenine katıldı. Tenzile Erdoğan’ın defnedileceği Karacaahmet Mezarlığı’nda da sabah saatlerinden itibaren yoğun güvenlik önlemi alındı.

http://video.radikal.com.tr/video/2011/10/08/1603.flv

Kaynak : Radikal.com.tr