Erdoğan, yeni sistemin ilk kabinesini açıkladı

Cumhurbaşkanı: Ülkemiz tarihinin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri bugün başarıyla tamamlanmıştır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni kabineyi açıkladı. Yeni kabinede eski bakanlardan dördü yer alırken; Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da Milli Savunma Bakanı oldu. Eski bakanlardan Abdulhamit Gül Adalet Bakanı, Süleyman Soyluİçişleri Bakanı, Mevlüt Çavuloğlu Dışişleri Bakanı ve Berat Albayrak da Hazine ve Maliye Bakanı olarak görevlendirildi. 

Kabinede kamuoyunun adını pek duymadığı sürpriz isimler de yer aldı. Medipol Üniversitesi’nin mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca Sağlık Bakanı oldu. Kültür ve Turizm Bakanı ise ETS Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy oldu. Milli Eğitim Bakanı koltuğuna da Talim ve Terbiye Kurulu’ndan Ziya Selçuk oturdu. Eski Karayolları Genel Müdürü Mehmet Cahit Turan da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, eski TOKİ Başkanı Murat Kurum Çevre ve Şehircilik Bakanı oldu.

Yeni kabine şöyle:

Cumhurbaşkanı Yardımcısı: Fuat Oktay
Adalet Bakanı: Abdulhamit Gül
Dışişleri Bakanı: Mevlüt Çavuşoğlu
İçişleri Bakanı: Süleyman Soylu
Milli Savunma Bakanı: Hulusi Akar
Milli eğitim Bakanı: Ziya Selçuk
Sağlık Bakanı: Fahrettin Koca
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı: Fatih Dönmez
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı: Mehmet Cahit Turan
Çevre ve Şehircilik Bakanı: Murat Kurum
Tarım ve Orman Bakanı: Bekir Pakdemir
Kültür ve Turizm Bakanı: Mehmet Ersoy
Gençlik ve Spor Bakanı: Mehmet Kasapoğlu
Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı: Zemra Zümrüt Selçuk
Hazine ve Maliye Bakanı: Berat Albayrak
Ticaret Bakanı: Ruhsar Pekcan
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Mustafa Varank

Erdoğan, kabineyi ilan etmeden önce yaptığı açıklamada, “Ülkemiz tarihinin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri bugün başarıyla tamamlanmıştır” dedi. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

-Dünyada yönetim sistemini demokratik yollardan değiştirebilen az sayıdaki ülke arasına girdik. 16 Nisan halk oylaması ve 24 Haziran seçimleri demokrasinin ispatı olmuştur. Gerek katılım itibariyle, gerekse kesin sonuçlara baktığımızda ortaya çıkan tabloyla eşi benzeri olmayan bir seçim gerçekleşmiştir.

-Yüreğinde ülke ve millet sevdası olan herkesle çalışmaktan memnuniyet duyacağız.

“MHP’yle işbirliğimizi inşallah Meclis’te de sürdüreceğiz”

-MHP’ye, başta Genel başkan Bahçeli olmak üzere teşekkür ediyorum. İşbirliğimizi inşallah Meclis’te de sürdüreceğiz.

-Yeni yönetim mimarisini seçimden önceki günlerde milletimizle de paylaşmıştık. Geçen hafta aski sistemden yeni sisteme geçişin altyapısı mahiyetindeki kanun değişiklikleri Resmi Gazete’de yayınlandı.

-1 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesini yayınladık. Yeni yönetim yapısının çatısını resmen hayata geçirmiş olduk. Yeni sistemi en üstten en alta kadar devletimizin bütün hücrelerine nüfus ettirmeye kararlıyız. Yürütme görevi konusunda aksaklıklar, eksiklikler konusunda öne sürülecek bahane kalmamıştır. Anayasanın cumhurbaşkanına verdiği yürütme yetkileri konusunda hiçbir mazerete sığınma hakkımız bulunmuyor.

-En önemli yetkilerimizden biri de kabineyi hiçbir sınırlama olmadan oluşturabilme imkanıdır. Başkan yardımcımızla birlikte kabinedeki bakan sayısını 17’ye indirdik.

-Yeni yönetim sistemimizi reformist bir anlayışla en aşağıdaki memura kadar indireceğiz. Özel sektörden STK’ya tüm dinamiklerin kendilerini yenileyeceklerine de inanıyorum. Yasama ve yargı organlarımızın da kendilerini geliştireceklerini ümit ediyorum. Bizden sonraki nesillere de çok güçlü bir zemin hazırlamış olacağız.

-Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde yer alan alan bakanlar yarın (10 Temmuz Salı) saat 15.00’te yemin edecek.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Türkiye’nin ayağına dolaşan lobicilik maceraları

Amberin Zaman

Dün Washington’da birkaç haftadır gösterimde olan ve ABD’li eleştirmenler tarafından övgü yağmuruna tutulan Kedi belgeselini izledim. İstanbul’da  çekilen film İstanbulluların sokak kedileriyle iç içe geçen yaşamlarını anlatıyor.

Belgesel, devletin on milyonlarca dolarla akıtarak yıllardır başaramadığını 80 dakikada başarıyor.

İzleyiciye Türkiye’yi ve Türk insanını sevdiriyor. Türkiye’ye derhal gitme arzusunu uyandırıyor.

Film neden bu kadar etkili? Gerçek olduğu için. İstanbul’a özgü, sahici bir hikayeyi anlattığı için. Süslemeden püslemeden, tüm yalınlığıyla ama mizah da katarak.

Bir filmin başaramadığını Türk devletinin neden başaramadığına gelince… Ne şekilde ambalajlarsanız ambalajlayın, hangi lobi şirketine milyonlarca dolar akıtırsanız akıtın, anlattıklarınız doğru değilse, hikayeniz özünde kötüyse ve haksızsanız kimseyi kandıramazsınız.

Tutuklu gazeteci sayısıyla dünya birincisisiniz. Halkın oylarıyla seçilen onlarca belediye başkanını, milletvekilini hapislerde çürütüyorsunuz. Vatandaşlarınızı bodrumlarda yanarak can vermesine göz yumuyorsunuz. Ve bunu Birleşmiş Milletler raporlarla belgeliyor.

Ama dünyaya ‘demokrasi’ diye yutturmaya çalışıyorsunuz. Yutmuyorlar işte.

Birkaç yıl öncesine kadar yere göğe sığdırılamayan Türkiye, sürekli olarak olumsuzluklarla anılıyor.

Dün The New York Times’da yer alan bir haber yine Türkiye’nin başını ağrıtacak cinsten.

Trump’a yakınlığıyla tanınan New York’un eski belediye başkanlarından Rudy Giuliani’nin davaya bakan savcıları bypass ederek Rıza Sarraf’ın durumunu görüşmek üzere Trump yönetiminden bazı kişilerle bir araya gelmek istediği kaydediliyor.

Sarraf’ın savunma ekibine dahil edilen Giuliani’nin geçtiğimiz ay Türkiye’de cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sarraf davasını görüştüğü de ortaya çıktı. Giuliani, Türkiye’ye gitmeden önce Adalet bakanı Jeff Sessions’ı da bilgilendirmiş.

Haberde “Erdoğan’ın davayla ilgili müzakerelerde müdahalesi derinleşiyor” ifadesi yer alıyor.

Aynı zamanda Sarraf’ın 17-25 Aralık yolsuzluk davasında sanık olarak yargılandığı ancak davanın düştüğü de hatırlatılıyor. Açıkça telaffuz edilmese de, Türkiye’nin Trump’a yakın figürler üzerinden davayı etkilemeye çalıştığı ima ediliyor.

Sarraf’la birlikte İran lehine yasadışı faaliyetler yürüttüğü iddialarıyla geçtiğimiz hafta New York’ta tutuklanan Halkbank’ın genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın vereceği ifade de ayrı merak konusu.

Türk medyasının çoğunlukla es geçtiği Michael Flynn skandalı da dinecek gibi değil. Rusya ile ilişkileri ifşa edildikten sonra Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı koltuğundan istifa etmek zorunda kalan emekli general Flynn, geçtiğimiz ay ABD adalet bakanlığına Türk işadamı Ekim Alptekin’den 530 bin dolar aldığını bildirmişti.

ABD kanunlarına göre yabancı hükümetler adına lobi faaliyeti yürüten ABD vatandaşları, hükümete açıklamada bulunmak zorundalar.

Ödeme, Alptekin’in Hollanda’da kayıtlı Inovo BV hesabı tarafından yapılsa da Flynn, yürüttüğü çalışmaların ‘Türk hükümetinin lehine’ olarak yorumlanabileceğini teslim etti.

Oysa Alptekin, ‘lobicilik faaliyeti’ değil, Türkiye’yi de ilgilendiren milyarlarca dolar değerinde bir projenin ortağı olan İsrailli bir enerji şirketi adına ‘jeopolitik raporlar üretmesi’ için Flynn’e başvurduğunu savunmuştu.

Ne var ki Flynn’in daha ziyade Fethullah Gülen ile uğraştığı meydana çıktı. En çarpıcı ayrıntılardan birini The Wall Street Journal ortaya çıkardı.

Alptekin’in aracılığıyla 19 Eylül’de New York’ta Enerji Bakanı Berat Albayrak ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla bir araya gelen Flynn’in, Gülen’in ABD’den nasıl kaçırılabileceğine dair fikir yürüttüğü iddia ediliyor. Gazeteye konu hakkında bilgi veren ve görüşmenin sadece bir kısmına katıldığını belirten eski CIA direktörü James Woolsey, herhangi somut bir planın söz konusu olmadığını ancak tartışılan adımların potansiyel olarak illegal olabileceğinin altını çizdi.

Skandalın ucu İsrail’e de değdi. İsrail’in Kanal 10 televizyonunun baş muhabiri Nadav Eyal, Alptekin’in birlikte çalıştığı ancak yaptığı anlaşma gereği adını açıklamayacağını savunduğu şirkete ulaştı. Şirket, Eyal’e Alptekin ile herhangi bir bağlantısı olmadığını iddia etti.

Bize ulaşan Eyal, haberin peşini bırakmayacağını söylüyor.

Bu arada Flynn, İbrahim Kurtuluş adında bir Türk-Amerikan iş adamının düzenlediği bir etkinlikte konuşma yapmak karşılığında 10 bin dolar aldığını da Adalet bakanlığına bildirdiği ortaya çıktı. Ankara’da yerleşik serbest gazeteci Laura Pitel’e demeç veren Kurtuluş ödemenin kendisi tarafından değil etkinliğin ev sahibi, Koreli işadamı tarafından yapıldığını savundu.

The Financial Times’a da katkı da bulunan Pitel doğal olarak soruyor: “Eğer Bay Kurtuluş’un anlattıkları doğruysa nasıl oldu da Flynn yakından irdelenecek bu denli önemli bir bildirime yanlış kişinin ismini yazabildi?”

Türkiye’nin imajı mı demiştiniz?

Kaynak : Amberin Zaman – http://www.diken.com.tr/

Eski CIA Direktörü Woolsey’in iddiası: Berat Albayrak, Çavuşoğlu ve Flynn; Gülen’i kaçırmayı planladı!

Woolsey, görüşmenin 19 Eylül’de New York’ta yapıldığını öne sürdü.

Eski CIA Direktörü James Woolsey, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevinden kovduğu Mike Flynn ile Enerji Bakanı Berat Albayrak, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu‘nun Fethullah Gülen’in sınır dışı edilmesi konusunu görüşürken kaçırma planı da yaptıklarını iddia etti.

Washington Hattı’ndan İlhan Tanır’ın Wall Street Journal’a dayandırdığı habere göre, 19 Eylül’de New York’ta Albayrak, Çavuşoğlu, Inovo BV’nin sahibi iş adamı Ekim Alptekin ile Flynn bir otelde görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmenin ortasında Woolsey görüşmeye katıldı ve “illegal olması mümkün olan bu konu” dediği Gülen’i Türkiye’ye “kanuni iade sürecini atlayarak” gönderilmesi konusunun görüşüldüğüne şahit olduğunu öne sürdü. Woolsey’in iddiasına göre, plan Gülen’i “gecenin karanlığında Pensilvanya’daki evinden kaçırmak”tı.

James Woolsey

Flynn’in sözcüsünün Wall Street’e yaptığı açıklamaya göre ise Flynn böyle bir konuyu görüşmedi.

Flynn’in ABD Adalet Bakanlığına doldurduğu ‘yabancı ülke için lobicilik kaydı’ (FARA) da, Flynn’in 19 Eylül’de Türk bakanlar ile ve Ekim Alptekin ile yaptığı görüşmeyi ”Türkiye’deki siyasi iklimi daha iyi anlamak için” olduğu kaydı düşülmüştü.

Şimdi ise bu görüşmede Gülen’in nasıl kaçırılacağının görüşüldüğü ileri sürüldü.

CIA eski başkanı Woolsey, WSJ’ye yaptığı açıklamada, Gülen’i ABD’den illegal yollardan çıkarmaya kendisi karşı çıkmış ve ortak bir dost aracılığı ile zamanın Başkan Yardımcısı Joe Biden’i olanlardan haberdar etmiş. Biden ise sözcüsü aracılığı ile konuya yorum yapmazken, Gülen’in mahkemeler aracılığı ile halledilmesinden taraftar olduğunu bildirmiş.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorduğu atın cinsi Hollanda çıktı

Yapma yav

Çanakkale Zaferi’nin 102. yıldönümü nedeniyle Çanakkale’de bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı Şehitler Abidesi’nde helikopterden indikten sonra Jandarma’nın atlı birliği karşıladı.4 atlı askerin önünde duran Erdoğan, atların cinsini sordu. Astsubay, 2 atın Hollanda cinsi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanının Hollanda cevabını aldıktan sonra ‘yapma yav‘ dediği öğrenildi.

Hürriyet’in haberine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘evet’ mitingine çevirdikleri törene Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ve Milli Savunma Bakanı Fikri Işık‘la birlikte katıldı. Başbakan Binali Yıldırım da aynı anlarda Lapseki’deki temel atma törenindeydi.

Erdoğan’ı Şehitler Abidesi’nde helikopterden indikten sonra Jandarma’nın atlı birliği karşıladı. 4 atlı askerin önünde duran Erdoğan, atların cinsini sordu. Astsubay, 2 atın Hollanda cinsi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanının Hollanda cevabını aldıktan sonra ‘yapma yav‘ dediği öğrenildi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Berat Albayrak Washington’da Flynn’le mi buluştu?

Yılmaz Polat

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın 6 Mart pazartesi günü Washington’a yaptığı 24 saatlik gizli ziyaret esrarını koruyor.

Türk tarafından  henüz bir açıklama yok. Anlaşılan gizlenecek kadar önemli  bir durum var.

Hatırlatayım.

Berat Albayrak 7 mart günü Teksas Eyaletinin Houston kentinde yapılan ‘IHS Ceraweek 2017’ enerji konferansına katıldı.

Bakan pazar günü proğramda görünmeyen Washington’a geldi.

Gelişi basından saklandı. Pazartesi gününü Washington’da geçirdi, salı günü Houston’a geçti.

Albayrak’ın kimlerle görüştüğü hala meçhul.

Trump Yönetimiyle resmi bir teması olsaydı zaten saklanmaz açıklanırdı.

Albayrak Washington’dan ayrıldıktan sonra Türkiye’yi yakından ilgilendiren önemli bir gelişme oldu.

Güvenilir siyasi haberleriyle çok okunan  ‘Huffington Post, The Hill ve Politico’ haber siteleri,  Başkan Trump tarafından Ulusal Güvenlik Danışmanlığına atanan ancak kısa bir süre sonra kovulan Michael Flynn’ın Türkiye bağlantılı lobi şirketiyle ilgili önemli bir yazı daha yayınladı.

Hatırlayacaksıknız Michael Flynn, Fethullah Gülen’le ilgili bir yazı yayınladı, Türkiye’nin ‘ maskeli ve terör’ kaynağı olarak tanımladığı Gülen’e feda edilemeyeceğini yazdı.

Daha sonra Trump ve ekibinin hazırlık  dönemi sırasında Flynn’nin Erdoğan’a yakın kişilerle lobi bağlantısı olduğuna ilişkin iddialar ortaya atıldı.

‘Daily Caller’ isimli haber sitesi  Flynn’ın sahibi olduğu ‘Flynn Intel Group’ adlı şirketin Hollanda merkezli ‘Inovo BV’ adlı şirketle lobi için Eylül ayında anlaştığını bildirdi.

Şirketin sahibinin  Türk-Amerikan İş Konseyi Başkanı (TAİK) Kamil Ekim Alptekin olduğu ve Erdoğan’a yakınlığıyla tanındığı belirtildi.

Alptekin sustu, Flynn Türk Hükümetiyle ticari ilişkisi olmadığını öne sürdü.

Flynn’nin lobi şirketi ABD Adalet Bakanlığı’na yeni kayıt yaptırdı.

Şirketin avukatı Robert Kelner geçen Salı Adalet Bakanlığına bir mektup gönderdi.

ABD Adalet Bakanlığı’na sunduğu belgelerde, Türk Enerji Bakanı Berat Albayrak’la Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 19 eylül tarihinde Flynn’la New York’ta gizlice buluştuğu bildiriliyor.

Kamil Ekim Alptekin’in  buluşmayı organize ettiği  belirtiliyor.

Belgelere göre, Alptekin’in sahibi olduğu  ‘Inovo BV’ şirketi Flynn’nin şirketine  ‘9 Eylül 14 kasım’ tarihlerini kapsayan hizmet karşılığında  530 bin dolar ödedi.

Belgeler, ‘Ulusal Güvenlik Danışmanlığı direkten dönen Michael Flynn’nin lobi şirketi ‘Flynn Intel Group’ un Başkanlık seçim kampanyası sırasında Türkiye bağlantısını açık  biçimde ortaya koyuyor.

Şirket bundan sonra AKP Hükümeti tarafından kiralanacak mı göreceğiz.

İlgi alanında lobicilik de olan Enerji Bakanı Berat Albayrak Washington’da Flynn’la buluşmuş olabilir mi?

Kaynak : http://www.abcgazetesi.com/

“Irak’ta Ne Yaptığını Biliyoruz”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partrisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasında en dikkat çekici bölüm, Erdoğan‘ın damadı ve Enerji Bakanı Berat Albayrak’a yönelik mesajlarıydı.  Kılıçdaroğlu, Albayrak’a “Irak’ta ne yaptığını biliyoruz” dedi.

İşte Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasından o bölüm;

“Irak’ta ne yaptığını biliyoruz”

“Berat Albayrak’ın Irakta ne yaptığını biliyoruz. Türkiye’nin gündemi olmadığı icin şimdilik susuyoruz. Berat Albayrak kulağına küpe etsin, vakti zamanı geldiğinde söyleyeceğim.”

“Bunlar kendi torunlarını, çocuklarını vekil yapıp askerlikten muaf tutacaklar”

“Dikta yönetimini bırakın 12 Eylül’ü bile aratıyorlar. Biz CHP olarak, kim mağdursa onun yanında duracağız. Halkın gündeminde ne var: İşsizlik. Ne diyorlar, “18 yaşına bastın mı milletvekili olacaksın” diyorlar. Geçen gün bir baba “Benim oğlum yıllardır işsiz. Biz milletvekili olmak istemiyoruz, iş istiyoruz” diyor. Bunlar kendi çocukları ve torunlarını milletvekili yapacak. Askerlikten de muaf tutacaklar.”

“Galatasaray-Fenerbahçe maçında Galatasaray Başkanı hakem olabilir mi?”

“Sayın Erdoğan’a yürekten teşekkür ediyorum yine. ‘Bir insanın karakterinde tarafsız olmak diye bir şey olur mu’ dedi. Peki TBMM’de tarafsızlık yemini eden kimdi? Galatasaray-Fenerbahçe maçında Galatasaray Başkanı hakem olabilir mi? ‘Görevimi tam bir dürüstlük ve tarafsızlıkla yerine getireceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim’dedi. Peki anayasa değişikliğinde yargı bağımsızlığının yerine niye tarafsızlık eklediniz. Peki Cumhurbaşkanı referandum sonrası Meclis’e gelip yemin etmeyecek mi? Neresinden tutarsanız dökülüyorlar.”

Kaynak : http://gazeteport.com/

HDP’li Baluken: Yıldırım hakkında AKP’lilerin bize söylediklerini aktarsak yer yerinden oynar!

9036569

Erdoğan bunu başbakan yaparken düşük profil istiyordu ama sıfır profil çıkacağını o da beklemiyordu

HDP Grupbaşkan Vekili İdris Baluken, Başbakan Binali Yıldırım hakkında sert eleştirilerde bulundu. Baluken, “AKP’liler de gerçek başbakanın Binali Yıldırım olmadığını biliyor” dedi. Baluken, “gerçek başbakanın Berat Albayrak” olduğunu savunurken, “Binali Yıldırım’a ilişkin AKP’li milletvekillerinin kulislerde bize söylediklerini aktarsak yer yerinden oynar” diye konuştu. Baluken, “Erdoğan bunu başbakan yaparken düşük profil istiyordu ama sıfır profil çıkacağını o da beklemiyordu” ifadesini kullandı.

Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Baluken’in ifadeleri şöyle:

“AKP’liler de gerçek başbakanın Binali Yıldırım olmadığını biliyor. Gerçek başbakan Berat Albayrak. Binali Yıldırım’a ilişkin AKP’li milletvekillerinin kulislerde bize söylediklerini aktarsak yer yerinden oynar. Erdoğan bunu başbakan yaparken düşük profil istiyordu ama sıfır profil çıkacağını o da beklemiyordu.”

“Sivillerin silahlanma çağrısı çok tehlikeli”

“Sivillerin silahlanması çağrısı çok tehlikeli. Nazilerin paramiliter örgütlerine benziyor. İnanılmaz düzeyde tehlikeli. Hep diyoruz ya, Hitler’i örnek almış, gerçekten de öyle. Sivillerin silahlandırılması çılgınlığından vazgeçilmeli.”

Musul operasyonu

“90 dk kenarda ısınmış, her sahaya girmek istediğinde atılmış, 90+3’te hala oyuna alınmayı umuyor.”

“AKP darbeyi biliyordu”

“AKP darbeyi önceden biliyordu. Önlemediler. Çünkü darbeyi erken doğuma zorlayıp ‘demokrasi kahramanlığı’na ihtiyaçları vardı. AKP darbeyi önceden biliyordu. Önlemediler. Çünkü darbeyi erken doğuma zorlayıp ‘demokrasi kahramanlığı’na ihtiyaçları vardı.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Aykut Erdoğdu’dan yolsuzlukla ilgili yeni belgeler

yeni_manset1CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, yapılan yolsuzluklarla ilgili yeni belgeleri açıkladı.

Oda TV’de yer alan habere göre, CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, “Cumhrbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen ve damadı Berat Albayrak’a kişisel çıkar sağlamak amacıyla rüşvet toplandığı ve enerji alanında milli çıkarlarımızı zedeleyen ve kamu zararı oluşturan 15,6 Milyar Avro + 17,5 Milyar Dolar yolsuzluk iddialarıyla” ilgili geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı düzenlemiş ve kamuoyuyla bazı bilgiler ve belgeler paylaşmıştı. Erdoğdu’nun bu açıklamalarıyla ilgili olarak Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun bazı gazetelere “Kasıtlı Haber Yapıyorlar” “Yalana Şerbetli” “Zarar Veriyorlar” gibi açıklamalar yaptı. Erdoğdu, Enerji Bakanı’na yeni bir açıklamayla yanıt verdi. Erdoğdu yeni belgeler de paylaştı.

4 YILLIK MİLLETVEKİLLİĞİM BOYUNCA 100′ÜN ÜZERİNDE YOLSUZLUK DOSYASI AÇTIM

Enerji Bakanı’nın anayasaya göre tarafsız olması gerekirken böyle davranmadığını söyleyen Erdoğdu, “bu açıklamada tek ciddiye aldığım ‘Belge Varsa Getirin’ kısmıdır. 4 yıllık Milletvekilliğim boyunca 100’ün üzerinde yolsuzluk dosyası açtım ve bütün iddialarımı delillendirdim. Bu açıklamada cevap verilemeyen iddialarımı tekrarlayıp, belge istenen yolsuzluk tespitlerime esas teşkil eden belgeleri açıklayıp, cevaplanmasını istediğim diğer soruları kamuoyuyla paylaşacağım” dedi.

BUNLARA CEVAP VEREMEDİ

Erdoğdu Enerji Bakanı’na madde madde şöyle yanıt verdi:

1) Öncelikle 3. Havalimanı müteahhitlerinden 630 Milyar Dolar rüşvet alınması, havaalanının kotunun indirilmesi, yer tesliminin süresinde yapılmaması ve hukuksuz hazine garantileri ve kamu bankalarından kredi verilmesi suretiyle 15,6 Milyar Avro (11,1 Milyar Avro + 4,5 Milyar Avro) yolsuzluk ve hukuksuzluk yapılan ve bu yolsuzluk iddiaların göbeğinde olan Ar Enerji ve Zirve AŞ ile Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen’in ortaklığıyla ilgili iddialarıma cevap verilememiştir.

2) Mavi Akım Projesi, Ceyhan Rafineri Projesi ve Kürt petrollerinin taşınması çerçevesinde Erdoğan’ın Damadı Berat Albayrak tarafından yönetilen Çalık Şirketine haksız sağlanan imtiyaz ve çıkarlarla ilgili cevap verilmemiştir.

3) Damat-Enişte yolsuzluklarıyla ilgili Anayasa’ya göre tarafsız olması gereken Enerji Bakanı Ali Rıza Alaboyun’un sadece “Bizler siyasetçiyiz diye bizim ailelerimiz hiç yapmayacaklar mı? Kimseyle ortaklık kurmayacaklar mı? Bu ülkeden çıkıp başka ülkeye mi gidecekler?”açıklamasını Halkın vicdanına bırakıyorum.

TÜRKİYE ZARAR ETTİ İŞTE BELGESİ

4)  “2001 yılında Azerbaycan’la yapılan Doğalgaz Alım Anlaşması hükümleri Türkiye aleyhine değiştirilmiş ve Türkiye 1,5 yıl için 1,4 Milyar Dolar fiyat farkı ödemek zorunda kalmıştır. Bu anlaşma 20 yıllık olup Türkiye doğalgaz fiyatlarına bağlı olarak toplamda 10 Milyar Dolara yakın zarar ettirilmiştir. Yapılan değişiklikle Türkiye’nin gaz ihraç hakkı da elinden alınmış ve bu durum “Al Yada Öde” koşulu dolayısıyla Türkiye’yi 4 Milyar Dolara yaklaşan bir yükümlülük altına sokmuştur.”

a) Enerji Bakanı Alaboyun bu iddiamın mesnetsiz olduğunu söylemiş ve belge istemiştir. Öncelikle bu bir iddia değil tespittir. Bu tespitte bana değil Anayasa’ya göre TBMM adına denetim yapan Sayıştay Başkanlığı’na aittir. Bu konuya ilişkin Sayıştay’ın BOTAŞ ile ilgili düzenlediği raporun ilgili sayfaları açıklamamız ekinde yer almaktadır.bel-119

bel-214

bel-39

7 BUÇUK MİLYAR DOLAR ZARAR

b) Rusya’ya Karadeniz’den geçiş hakkı verilmesi sonucu Türkiye için stratejik önemde olan NABUCCO projesi çöpe atılmış ve Putin bu durumu “Türkler Bana Noel Hediyesi Verdi” diye değerlendirmiştir. Nabucco projesi sonrası ortaya atılan TANAP projesinde BOTAŞ’ın yurt içinde 11 dolar maliyetle taşıdığı gaz taşıma hakkı Socar-BP-BOTAŞ ortaklığında kurulan Şirkete ortalama 90 dolar birim maliyet üzerinden verilmiş ve 15 yıllık bu anlaşma dolayısıyla yıllık 500 Milyon Dolar anlaşma dönemi boyunca yaklaşık 7,5 Milyar dolar kamu zararı oluşmasına sebep olunmuştur. Söz konusu tespitimiz TANAP’la ilgili hükümetler arası anlaşmaya dayanmaktadır. Bu anlaşmanın açıklamamıza esas teşkil eden taşıma tarifesiyle ilgili maddesi açıklamamız ekinde yer almaktadır.bel-44

VATANA İHANET SUÇU

Aykut Erdoğdu, Enerji Bakanı’nın “mesnetsiz – belgesiz” dediği iddialarını Sayıştay Raporları ve Uluslararası Anlaşmalarla belgelendirdiğini söylerken açıklamasını şöyle bitirdi: “belgelendirdiğim DAMAT-ENİŞTE üzerinden yürütülen işlemler sadece rüşvet, zimmet, ihaleye fesat gibi yolsuzluk suçlarını değil aynı zamanda vatana ihanet suçunu da oluşturmaktadır.”

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Doğan Grubu: Havuzun üçlü çetesi de Şems medyası da umurumuzda değil!

page_dogan-holding-havuzun-uclu-cetesi-de-sems-medyasi-da-umurumuzda-degil_420034636“Kumarcı yeğen ile BMC arasında sıkışmış kirli bir bezirgan Ethem Sancak!”

Doğan Grubu, Aydın Doğan’a atıfla Taksim’deki Hilton arazisi üzerine “AVM ve villalar yaparak 3 milyar dolarlık rant elde etmeyi planlandığı” iddialarını gündeme getiren Sabah grubu ve Star gurubuna çok ağır ifadelerle tepki gösterdi. Doğan Holding Kurumsal İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahter Kutadgu, “Nazi Almanyasının kara propaganda bakanı Goebbels, ‘Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir toplum yaratayım’ sözünü 21’nci yüzyılda kanıtlayan Havuz ve Şems medyası umurumuzda değil. Biz okurlarımıza seslenerek gerçeği anlatıyoruz” dedi. 

Star Grubu’nun sahibi Ethem Sancak’a da ağır eleştiriler yönelten Kutadgu, “Kamuoyunun önüne çıkmadan önce gençlik yıllarında Mao’cuydu. Bir anda nasıl olup bu kadar iktidar aşığı haline geldiğini kimse anlayamadı” ifadesini kullandı. “Hangi parayla satın aldığı hâlâ belli olmayan  gazetelerini ve televizyonlarını siyasetin kalaşnikofu haline getirdi” diyen Kutadgu, “En yumuşak karnı BMC ihalesinde dönen dolaplar ve ödenmeyen KDV’ler. Bugün sesini çıkarmayan Maliye Bakanlığı’nın yarın iktidar değiştiğinde kendisinin yakasına yapışması en büyük endişesi. En zayıf halkası, kumar borcu yüzünden tahsilat çetesinin silahlı saldırısına uğrayan kuzeni. Düzeni bozulacak ve bütün bu dolaplar ortaya çıkacak diye sindirmek ve susturmak için Doğan medyasına saldırıyor” ifadesini kullandı.

Hürriyet’te “Havuz medyasının üçlü çetesi panikte” başlığıyla yayımlanan haberin tam metni şöyle:

Aydın Doğan, İstanbul’un en kıymetli bölgesindeki Hilton Oteli’ni 2005’te, gerçek bedelinin 5’te birine aldı. Araziye AVM, otel ve villalar yapmak istiyordu. Şişli Belediyesi’nin jet hızıyla olumlu yanıt verdiği inşaat, Anıtlar Kurulu’na takıldı. Aydın Doğan bu projeden 3 milyar dolarlık rant hedefliyor.

Havuz  medyasının iki  grubu,  Sabah’ın da içinde yer aldığı Turkuvaz Grubu ile Sancak medyası, dün yine Doğan Grubu’na saldırdı. Sabah’ı şaibeli bir yolla alan ‘Havuz’un büyük ortağı Kalyoncular ve bu gazetenin perde arkasındaki gerçek yöneticisi Serhat Albayrak, çareyi Hilton Oteli’nin defalarca yalanlanan iftiralarını, Sancak medyası ise POAŞ iftiralarını yeniden gündeme getirmekte buldu.

İŞTE HİLTON GERÇEĞİ

-İHALEYİ AKP İKTİDARI YAPTI: Hilton oteli, 11 Ağustos 2005 yılında, AKP hükümeti döneminde, 8 şirketin katıldığı ve televizyonda canlı olarak yayınlanan şeffaf bir ihale sonunda satıldı.

-EN YÜKSEK FİYATI DOĞAN VERDİ: Toplam 12 tur süren ihale sonucunda yarışı 255 milyon dolar teklifle Doğan Grubu kazandı.
-ALDIĞINDA İMAR PLANI YOKTU: Hilton mülkü bir kamu kuruluşu olan EmekliSandığı’na ait olduğu için bir imar planı yoktu. Kurum istediği değişiklikleri kendisi yapıyordu.
-YASALLAŞTIRMAK İÇİN BAŞVURDU: Doğan Grubu, devletten aldığı mülkü kanuni hale getirmek için arazinin imar planını hazırlatmak üzere belediyeye başvurdu.
-ŞARTNAMEDE OLMAYAN: Tam bu sırada iktidar ihale şartlarında olmayan bir adım attı ve Turizm Bakanlığı bu bölgeyi ‘Kentsel SİT alanı’ olarak ilan etti.
-SAYGI GÖSTERİLDİ: Doğan Grubu, ihalede yer almayan bir düzenleme olmasına rağmen devletin bu tasarrufuna itiraz etmedi, saygıyla karşıladı ve yeni duruma uygun bir avan projeyi belediyeye sundu.
-BAKANLIK İSTEDİ: Turizm Bakanlığı’na bağlı ‘Koruma Kurulu’, bu avan projeye cevap vermek üzere Hilton arazisi ve bahçesindeki için ağaçların cins, yaş ve özelliklerinin belirlenmesini talep etti. 
-DEVLET ÜNİVERSİTESİNE BAŞVURULDU: Doğan Grubu da devletin istediği belgeyi, yine bir devlet kuruluşundan almak için, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’ne başvurarak, bitki varlığı ve ağaç rölevesi tespiti istedi.
-DEVLET BİLİRKİŞİSİ DEDİ Kİ: Devlete ait üniversitenin oluşturduğu bilirkişi, Doğan Grubu’na, “Hilton arazisinde özel koruma değeri taşıyan anıt veya anıtsal ağaç bulunmamaktadır” raporu verdi. 
-ANITLAR KURULU ‘VAR’ DEDİ: Devletin bir başka kurumu olan Anıtlar Kurulu, devlet üniversitesinin verdiği raporu kabul etmeyip, belediyeden koruma amaçlı yeni bir planı hazırlanmasını istedi. 
-BÜYÜKŞEHİR YENİ RAPOR İSTEDİ: İstanbul Büyükşehir Belediyesi de imar planı için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na başvurarak arazinin durumunun tespitini istedi.
-ORMAN MÜHENDİSİ: ‘AĞAÇ YOK’ DEDİ, RİZELİ MİMAR ‘VAR DEDİ’: Ağaç uzmanı Orman Fakültesi ‘bölgede anıt ağaç yok’ derken, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurumu’nda müdür vekili olarak çalışan bir mimar verdiği raporda ‘anıt ağaç var’ dedi.
-NORMAL SÜREÇLER: Doğan Grubu’nun bugüne kadar yaptığı bütün girişimler, her şirketin taleplerini dile getirme ve izinlerini alma sürecidir. İnşaat yapan şirketlerin hemen hepsi benzer süreçlerden geçmektedir.

Doğan Grubu diyor ki,

Doğan Holding Kurumsal İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahter Kutadgu, dün  şu açıklamayı yaptı:“Nazi Almanyasının kara propaganda bakanı Goebbels, “Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir toplum yaratayım” sözünü 21’nci yüzyılda kanıtlayan Havuz ve Şems medyası umurumuzda değil.Biz okurlarımıza seslenerek gerçeği anlatıyoruz.  

Hilton ihalesinde, 

-En yüksek parayı verdik. Ödemeyi sektirmedik.-Devlet sözünde durmayarak orayı sit alanı ilan etti. Sesimizi çıkarmadık.-Devlet ne istediyse yaptık. Başka müteahitlere, ihaledeki şartlardan kat ve kat daha fazla inşaat izni verilirken, bize yapılanlara katlandık.-Yıllarca önce gazete manşetlerinde düzmece montajlarla hayal mahsulü projeleri defalarca yayınladılar. Yine yayınlayabilirler. Bu iftiralara karnımız tok. -Bugüne kadar tek çivi çakmadık.-Bugüne kadar tek ağaç kesme talebimiz olmadı. -Devletin bir kurumunun verdiği rapora, öteki karşı çıktı, sesimizi çıkarmadık.-Koruma kurulu 32 ağaç için tescilli ağaç dedi. Bir tekine dokunmadık, dokunmayacağız.-Ancak tekine dokunmadağımız ağaç meselesinin 4 yıl sonra sanki bir şey yapmışız gibi manşetlere çekilmesinin gerçek nedenini de çok iyi biliyoruz.-Hakkımız olan talepleri ilettik. İzin verilmeyince hiç bir işlem yapmadık.”

“Kirli havuzun iftira çetesi neden korkuyor”
Bugüne kadar Sabah ve “Ethem’in medyası”ndan gelen baskılara karşı sükunetimizi koruduk.  Doğan Grubu şirketlerinin sahiplerinin kim olduğu, şirketlerinin rakamları ve kaynakları belli. Ancak kamuoyu Sabah ve Sancak gruplarının gerçek sahiplerinin kim olduğunu bilmiyor. İşte Türk medyasındaki şaibeli bir havuzun içinde yıkanmaya çalışan kirli sahiplerinin gerçek yüzü.

Kalyoncu: ‘Cambaza bak’ yapmaya çalışan kukla patron
Kalyoncular, SABAH Grubu’nun kukla sahibi. Çünkü bütün Türkiye, gazetede asıl iplerin  Serhat Albayrak’ın elinde olduğunu biliyor. Kalyoncu grubu, özellikle son 10 yılda devletten aldığı ihalelerle büyüdü. Son olarak İstanbul üçüncü havalimanı konsorsiyumunda büyük ağabey rolünü üstlendiler. Konsorsiyum ihaleyi aldıktan sonra hiçbir özel bankadan doğru dürüst bir kredi bulamadı. Yardıma devlet yetişti ve ihale şartnamesinde olmayan bir kararla konsorsiyuma önce Hazine, ardından Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) garantisi verildi. Buna rağmen yine kredi bulunamayınca,  bu kez devlet devreye girdi ve devlet bankaları kredi musluklarını açtı.  Kalyoncu, bütün bu süreç içinde kendisine sağlanan ayrıcalıkların karşılığını, 2007 yılında şaibeli ve sadece tek şirketin katıldığı bir ihale ile satılmış olan Sabah Grubu için kaynağı belli olmayan bir havuz oluşturarak ödedi. 25 Aralık fezlekesinin ana konusunu oluşturan ve yakın tarihin “en muamma” havuzu olan bu toplama paranın nereden ve nasıl geldiği sorusu Türkiye’nin üzerinde asılı durmaya devam ediyor.

Ethem Sancak: Kumarcı yeğen ile BMC arasında sıkışmış kirli bir bezirgan
Kamuoyunun önüne çıkmadan önce gençlik yıllarında Mao’cuydu. Bir anda nasıl olup bu kadar iktidar aşığı haline geldiğini kimse anlayamadı. Hangi parayla satın aldığı hâlâ belli olmayan  gazetelerini ve televizyonlarını siyasetin kalaşnikofu haline getirdi. Devlet kurumlarından tahsilat mafyası gibi zorla ilan alan, kurum yöneticileri ilan tarifesi istediği zaman  “Ne tarifesi, benim ne kadar paraya ihtiyacım varsa o kadar göndereceksin” diye azarlayacak kadar pervasızlaşmış bir medya tetikçisi.  En büyük korkusu, devletin karanlık mahfilleriyle tuttuğu kirli işin ortaya çıkması. En yumuşak karnı BMC ihalesinde dönen dolaplar ve ödenmeyen KDV’ler. Bugün sesini çıkarmayan Maliye Bakanlığı’nın yarın iktidar değiştiğinde kendisinin yakasına yapışması en büyük endişesi. En zayıf halkası, kumar borcu yüzünden tahsilat çetesinin silahlı saldırısına uğrayan kuzeni. Düzeni bozulacak ve bütün bu dolaplar ortaya çıkacak diye sindirmek ve susturmak için Doğan medyasına saldırıyor.

Serhat Albayrak: Gölgedeki gerçek patron hâlâ o mu?
Kardeşi Berat Albayrak Çalık Holding’in tepe yöneticisiydi. Başında bulunduğu şirket, şaibeli bir ihale ve devlet bankalarından aldığı 750 milyon dolarlık kredi ile Sabah Grubu’nu alınca, o da medya grubunun başına ağabeyi Serhat Albayrak’ı getirdi. Şirket daha sonra yine şaibeli bir şekilde Havuz ortaklığına geçtiğinde, Serhat Albayrak  medya grubunun yöneticiliğine devam etti. Gazetede künyede  ismi yazılı değil, ancak Turkuvaz  Medya Grubu’nda bütün iplerin   Serhat Albayrak’ın elinde olduğu herkesin malumu.  

CHP’den üç vurgun dosyası

7CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Erdoğan ailesinin şirketlerine ait üç ayrı yolsuzluk dosyasını kamuoyuyla paylaştı.

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eniştesi ve damadının ortak olduğu şirketler üzerinden “milyarlarca dolarlık” kamu zararına yol açan 3 yolsuzluk dosyasını kamuoyuyla paylaştı. CHP Yolsuzlukları Araştırma Birimi Başkanı Erdoğdu’nun açıklamasında ‘Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin yolsuzluk iddiaları ile bağlantısı’ suçlaması yapıldı. Erdoğdu öne sürdüğü yolsuzluk belgelerinde Arkgaz, Ar Enerji, CIG Petrol, Ay Yıldız Holding gibi şirketlerin adının geçtiğini ve sonucunda Zirve Holding AŞ ile sonuçlanan bir dizi şirket kuruluşu ve hisse devirleri olduğunu öne sürüyor. Erdoğdu’nun iddiasında öne çıkan isimler ise Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, eniştesi Ziya İlgen, Remzi Gür, Fatih Baltacı, Fettah Tamince, Cemal Kalyoncu.

Erdoğdu’nun açıklamasına göre milyarlarca dolarlık kamu zararı oluşturan “3 dosya” özetle şöyle:

1- Doğalgazda 1.4 milyar dolar zarar

2001 yılında Azerbaycan’la yapılan Doğalgaz Alım Anlaşması hükümleri 2010 yılında Enerji Bakanı Taner Yıldız tarafından Türkiye aleyhine değiştirilmiştir. Bu değişim ile “70 doların altına inemez, 120 doların üstüne çıkamaz” maddesi kaldırılmıştır. Değişim sonucu Türkiye’nin 1 buçuk yıl için 1.4 milyar dolar fiyat farkı ödemek zorunda kalması ile sonuçlanmıştır. Bu anlaşma 20 yıllık olup Türkiye doğalgaz fiyatlarına bağlı olarak toplamda 10 milyar dolara yakın zarar ettirilmiştir. Yapılan değişiklikle Türkiye’nin gaz ihraç hakkı da elinden alınmış ve bu durum “Al Yada Öde” koşulu dolayısıyla Türkiye’yi 4 milyar dolara yaklaşan bir yükümlülük altına sokmuştur.

2- Putin’e Noel hediyesi: 7.5 milyar dolar zarar

Rusya’ya Karadeniz’den geçiş hakkı verilmesi sonucu Türkiye için stratejik önemde olan Nabucco projesi çöpe atılmış ve Putin bu durumu “Türkler Bana Noel Hediyesi Verdi” diye değerlendirmişti. Nabucco projesi sonrası ortaya atılan TANAP projesinde BOTAŞ’ın yurtiçinde 11 dolar maliyetle taşıdığı gaz taşıma hakkı Socar-BP-BOTAŞ ortaklığında kurulan şirkete ortalama 90 dolar birim maliyet üzerinden verilmiş ve 15 yıllık bu anlaşma dolayısıyla yıllık 500 milyon dolar anlaşma dönemi boyunca yaklaşık 7.5 milyar dolar kamu zararı oluşmasına sebep olunmuştur.

3- Kürt petrolleri işi ihalesiz damada

Rus doğalgaz ve petrolünün taşıması ve Kürt petrollerinin taşınması ihalesiz olarak British Virgin Island’da kurulan naylon şirket (shell company) PowerTrans Şirketi’ne verilmiştir. Bu şirket Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın ortağı olduğu Çalık Şirketi aracılığıyla PowerTrans Şirketi’ne verilmiştir. İki şirketin birbirlerine bağlı olduğu düşünülmektedir.

Sanki ülke değil Erdoğan şirketi

Erdoğdu üç başlık için meclis soruşturma önergeleri verdiklerini belirtirken, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları kapatılmasaydı yolsuzluk iddialarıyla ilgili net bilgi sahibi olunabileceğine dikkat çekti. Erdoğan’ın geçen Mart ayında Balıkesir’de yaptığı “Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir” demecine dikkat çeken Erdoğdu mevcut tabloyu “Türkiye Erdoğan’ın anonim şirketi haline geldi” şeklinde yorumlayarak şunları kaydetti: “Sayıştay raporlarına, uluslararası anlaşmalara, ticaret sicil kayıtlarına ve Savcılık iddianamelerine geçen, milli çıkarlarımızı zedeleyen ve önemli miktarda kamu zararına yol açan bu yolsuzluk işlemleri görüldüğü gibi Erdoğan’ın eniştesi ve damadının ortak olduğu şirketler üzerinden gerçekleştirilmiştir.”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Sayfa1 → 212