Erdoğan’ın Soros bağlantıları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2003 yılında eski AB Bakanı Egemen Bağış ve halen AB Bakanı olan Ömer Çelik’le birlikte, Davos’ta George Soros’la bir araya gelmişti.

Ahmet Sever

Osman Kavala gözaltına alındı…
Yandaş medya her zaman olduğu gibi aynı manşetlerle çıktı:
“Kızıl Soros gözaltında…”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, Kavala için, “Türkiye’nin Soros’u” tanımlamasını yaptı:

FETÖ ile irtibatı sebebiyle birisini gözaltına alıyorsunuz. ‘STK temsilcisiydi, medya mensubuydu, güzel vatandaştı’ gibi güzellemelerle hedef saptırmaya çalışılıyor. O STK mensubu dedikleri, Türkiye’nin Soros’u denilen kişinin havası çıktı meydana, bağlantıları çıktı ortaya. Siz kime neyi yutturmaya çalışıyorsunuz?”

Sayın Erdoğan şimdi biraz da sizin Soros ile bağlantılarınızdan bahsedelim…
2003 yılının Ocak ayı…
Yer, Davos…
George Soros ile burada bir görüşme yaptınız ve desteğini istediniz:
Türkiye’nin açık toplumu biziz. Bizi destekleyin…

Soros da destekledi…
Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın girişimiyle, bir Bağımsız Türkiye Komisyonu kuruldu…
Komisyon’da, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtissari, eski Fransa Başbakanı Michel Rocard, eski Hollanda Dışişleri Bakanı Hans Van Den Broek, eski İtalya Dışişleri Bakanı Emma Bonino gibi Avrupa’nın saygın siyasetçileri bir araya geldi…
O dönem, hedef Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin başlamasıydı…

Türkiye’de TBMM’den ardı ardına reform paketleri geçerken, Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun üyeleri de Avrupa başkentleri arasında mekik dokuyor ve Türkiye lehine lobi yapıyordu…
Ve siz bu komisyon üyelerini Ankara’da kırmızı halıda karşılıyordunuz…
Yakın dostunuz Can Paker de, Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı’ydı…
Ve size Soros’un mesajlarını da getiriyordu…
O dönem, Soros destekli ve sizin Osman Kavala için kullandığınız “Soros bağlantılı” bu faaliyetlerden çok memnundunuz…
Bu arada Can Paker, 2013’te yayımlanan “Geriye Bakmak Yok” adlı kitapta Fatih Vural’a hayatını anlatırken, Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın, Soros’un desteklediği TESEV’de staj yaptığını da açıklamıştı.

Yanlış anlaşılmasın…
Bu işbirliği çok doğru bir adımdı ve AB ile üyelik müzakerelerinin başlamasında çok büyük katkısı oldu…
Komisyon üyeleri para almıyor, sadece seyahat, konaklama, yeme içme-giderleri Soros’un vakfı tarafından karşılanıyordu…

Yanlış ve kabul edilemez olan, geçmişte Soros’tan destek talep eden ve desteğini de alan Erdoğan’ın bugün, Osman Kavala’yı, “Türkiye’nin Soros’u denilen kişinin bağlantıları ortaya çıktı” diye suçlaması…

Kaynak : Ahmet Sever – http://t24.com.tr/

‘Hayır Partisi’: Kuruluşumuz engelleniyor

Beklevic (Sağda)

‘Hayır Partisi’ adıyla referandum kampanyasına katılan Tuna Bekleviç, gerekli evrakları 6 Şubat’ta teslim etmelerine rağmen, partilerinin kuruluşunun ‘hukuksuzca engellendiğini’ duyurdu.

AKP’den Edirne milletvekili adayı olan, eski bakanlar Egemen Bağış ve Mehmet Müezzinoğlu’nun danışmanlığını yapan siyasetçi Tuna Bekleviç, ‘Hayır Partisi’nin kuruluşunu ‘resmi’ olmasa da ilan etmiş, partinin referandumdan sonra kapanacağını açıklamıştı.

Bekleviç, anayasa değişikliğinin ‘Cumhuriyetin sonu olacağını’ savunmuştu.

‘Savcılık talimatı olduğu söylendi’

Parti adına Bekleviç tarafından yapılan açıklamada, referandum sürecinde yer almanın ‘görev bilindiği’ ve siyasi parti kuruluşu için içişleri bakanlığına 6 Şubat tarihinde başvuru belgelerinin eksiksiz olarak sunulduğu aktarıldı.

Fotoğraflar: Facebook/tunabeklevic

Bakanlıktan henüz usulüne uygun olarak ‘Alındı’ belgesinin ellerine ulaşmadığını belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi: “Bakanlık yetkilileri ile yapılan görüşmelerde sözlü olarak başvurunun değerlendirildiği ve parti kuruluşlarının kim olduğunu bilmediğimiz bir savcının talimatı ile inceleme altında olduğu bildirilmiş ve ‘Alındı’ belgesi verilmesinden kaçınılmıştır. Bakanlık yetkilileri, ısrarlı taleplerimiz sonucunda belge verilmemesi yönünde savcı talimatı olduğunu beyan etmişlerdir. Oysaki Siyasi Partiler Kanunu gereği İçişleri Bakanlığı siyasi parti kuruluşu amacıyla sunulan belgeleri teslim aldığı anda başvuruculara usulüne uygun bir alındı belgesi vermek ve başvuru evrakını üç gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığına göndermek zorundadır. Ancak başvuru tarihimizden bu yana 21 gün geçmiş olmasına rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın internet sitesinde bulunan siyasi partiler listesinde ‘Hayır Partisi’nin unvanı bulunmamaktadır. Savcılık siciline yaptığımız başvuruda da bu durum teyit edilmiştir.”

‘Demokrasi tarihimizin utancı’

Anayasa’nın 68’nci maddesinin siyasi partileri demokratik siyasi hayatın ‘vazgeçilmez unsurları’ olarak tanımladığını ve “Partiler önceden izin almadan kurulurlar” diye eklediğini hatırlatan parti, kuruluşlarının engellenmesini ‘çok partili dönemin en ciddi siyasi hak ihlallerinden biri’ olarak tanımladı.

Açıklama şöyle sona erdi: “İçişleri Bakanlığı’nın üstte ifade ettiğimiz uygulamaları demokrasi tarihimizin utanç bölümüne kaydedilecektir. Aynı tarih, bu faydasız ve amaçsız baskılara rağmen Hayır Partisi’ni kuran tertemiz gençlerimizi ve ülke çapındaki gönüllülerimizi de ‘HAYIR’la kaydedecektir.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

CHP’li Bingöl, üstüne basa basa konuştu

2016-04-08_021959CHP Çanakkale Kadın Kolları Başkanı Nurcan Bingöl, Kılıçdaroğlu’na destek konuşmasını dikkat çeken bir zemin üzerinde yaptı.

Bingöl, Karaman’da çocuklara tecavüzle ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’na yönelik “Aileden sorumlu Bakan da zaten birilerinin önüne yatmış durumda, konuşmuyor” sözleri nedeniyle eleştirilen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verdi.

CHP Çanakkale İl Başkanı Nejat Önder, CHP Çanakkale Merkez İlçe Başkanı Dr. Celal Karakaş, CHP Çanakkale İl Kadın Kolları Başkanı Nurcan Bingöl, CHP’li Gençlik Kolları üyeleri ve partililer bugün saat 13.00′de Çanakkale’deki CHP il binası önünde basın açıklaması yaparak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’na yönelik sözlerinin arkasında durduklarını belirttiler.

basabasa2670dha

basabasa1670dhaParti binası önünde düzenlenen basın açıklaması öncesinde CHP’lilerin AKP Kadın Kolları’nın CHP parti binası önüne siyah çelenk bırakacakları bilgisi alması üzerine AKP’lilere misilleme yapmak için parti binası girişine 17-25 Aralık soruşturmasında adı geçen eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın yanı sıra ABD’de tutuklanan iş adamı Reza Zarrab’ın larının yanında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’na yönelik ‘Bir istifadan bir şey olmaz’, Gürültüyle bu ayıbı örtemezsiniz’, Bakan Güler’den Zarrab’a ‘Senin önüne yatarım’ yazıları da yapıştırıldı.

basabasa3dha670

ESKİ BAKANLARINLARININ ÜSTÜNE BASTILAR

CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nurcan Bingöl, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na destek veren basın açıklaması sırasında 17-25 Aralık soruşturmasında adı geçen eski bakanlar ve Zarrab’ın ının üzerine bastı. Bingöl, “AKP’li kadınlar CHP Genel Merkezi önüne gelerek, Aileden ve Kadından Sorumlu Bakanları için ‘Sema Ramazanoğlu yalnız değildir’ çığlıkları attılar. Epeyce gürültü çıkardılar. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ‘Çocuklara sahip çıkın. Vakıflara değil, Valisi konuşmuyor. Milli Eğitim Bakanı konuşmuyor. Aile Bakanı birilerini önüne yatmış durumda o zaten hiç konuşmuyor’ dedi. 45 çocuğa tacizin konuşulduğu, sorumluların ve yetkililerinin sessiz kaldığı üstelik Aile ve Kadından Sorumlu Bakanın ‘Bir defa böyle bir şey olması kurumumuzun saygınlığını zedelemez’ söylemi karşısında insanların onlarca çocuğun ve ailenin canını yakan bir konuda, Genel Başkanımız duyarlılık göstermiş ‘Ey yetkililer, çocuklarımıza sahip çıkalım’ demiş. Hakaret bunun neresinde? Biz çocuklarımızın da, Genel Başkanımızın da sonuna kadar arkasındayız. Kuru gürültüyle suçunuzu bastıramazsınız” dedi.
Açıklamanın ardından partililer sessiz bir şekilde dağıldı. DHA

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

4 eski bakan için karar verildi

142047198734510

Dört eski Bakan ile ilgili TBMM Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu’nun kararı belli oldu.

TBMM Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski AB Bakanı Egemen Bağış, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divan’a gönderilmemesi yönünde karar aldı. Meclis Soruşturma Komisyonu, yolsuzluk ve rüşvetle suçlanan 4 eski bakanın Yüce Divan’a gönderilip gönderilmemesine karar verdi. Komisyon 5’e karşı 9 oyla bakanların “Yüce Divan’a sevk edilmemesi” yönünde karar aldı.

17-25 Aralık 2013 tarihinde yapılan yolsuzluk operasyonunda isimleri geçen eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, eski Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında 5 Mayıs 2014 tarihinde kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu “Yüce Divan” konusunda son kararını vermek üzere toplandı.

Çalışmalarını tamamlayan komisyon, kurulduğu günden 245 gün sonra Meclis Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü başkanlığında son kez toplandı. Saat 14.00’da başlayan toplantı yaklaşık 3.5 saat sürdü. Toplantıda 9 Ak Parti, 4 CHP ve 1 MHP’li üye oy kullandı.

BASIN MENSUPLARINDAN YOĞUN İLGİ Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantı sırasında sinyal kesiciler kullanıldı. Komisyon toplantısının yapıldığı koridora gazeteciler yaklaştırılmadı. Görüntü ve fotoğraf alınmasının yasak olduğu Meclis koridorunda komisyon sürecini sadece muhabirlerin takip etmesine izin verildi. Yaklaşık 50 muhabir, komisyon toplantısının yakınındaki Başbakanlık makamının bulunduğu koridorda uzun süre açıklanacak kararı bekledi.

Toplantının ardından açıklama yapan Komisyon Üyesi ve CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger komisyonda oy çokluğuyla 4 eski bakanın “Yüce Divan’a sevk edilmemesi” yönünde karar alındığını açıkladı. Aksünger, komisyonda 5’e karşı 9 oyla “Yüce Divan” kararı reddedildiğini belirtti. NİHAİ KARARI MECLİS GENEL KURULU VERECEK Bugün Meclis Soruşturma Komisyonu’ndan çıkan bu karar da tartışmaları bitirmeyecek. Bakanlar hakkında 245 gündür soruşturma yürüten Komisyon’dan çıkacak karar her ne kadar yol gösterici olsa da 4 eski bakanın Yüce Divan’a sevki konusunda son kararı Meclis Genel Kurulu verecek. Nihai karar Meclis Genel Kurulu’nda yapılacak gizli oylamayla belli olacak. Genel Kurul’un eski bakanlar hakkındaki oylamayın en geç 29 Ocak 2015 tarihine kadar gerçekleştirmek zorunda.

Kaynak : http://www.gazeteport.com.tr

“Onu saçmaladı saysınlar”

Egemen Bağış: Yargı onu saçmaladı saysın. Keşke Fazıl Say bizi bunu, uluslararası platformda anlatma durumuna düşürmeseydi.

Bir dizi temaslarda bulunmak ve bazı etkinliklere katılmak üzere Roma’da bulunan Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, bugün yargılanmasına başlanacak olan Fazıl Say davasıyla ilgili, “Yargı onu saçmaladı saysın. Keşke Fazıl Say bizi bunu, uluslararası platformda anlatma durumuna düşürmeseydi” dedi. 

Bakan Egemen Bağış, Fazıl Say davası, Danimarka’nın ROJ TV’yi kapatmaması ve Cumhurbaşkanı Gül’ün, yerel seçimlerin öne alınmasını içeren düzenlemeyi veto kararı gibi başlıklarda soruları yanıtladı.

Türkiye’nin AB sürecinde sık sık önüne konan ifade özgürlüğüyle ilgili bir başka dava bugün görülüyor. İç gündemde olduğu kadar dış basında da oldukça yer bulan, AB’nin de yakından izlediği davanın muhatabı Fazıl Say, “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak” suçlamasıyla yargılanacak olduğu davada, 1,5 yıl hapis istemiyle karşı karşıya.

Buna ilişkin sorunun yöneltilebileceği en doğru isimlerden biri olan, AB sürecinin hızlanmasına önem gösteren Bakan Egemen Bağış, yargının bugün ele alacağı bir konuda konuşmanın, yürütmenin bir mensubu olarak çok tercih ettiği bir konu olmadığını söyleyerek söze başladı. Bağış, “Ben eğer yargı mensubu olsaydım bunu, Fazıl Say’ın ‘saçmalama’ özgürlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünürdüm. Ancak insanların değerlerine hakaret etmek, insanların inançlarıyla dalga geçmek hiç kimsenin hakkı olmamalıdır diye düşünüyorum. Yine de böyle bir konuda yargının alacağı kararı, saygıyla karşılamamız, takip etmemiz gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

“Keşke Fazıl Say, insanların değerlerine daha saygılı olabilseydi” diyen Bağış, “Böylece Türkiye böyle bir davayla da karşılaşıp, bunu uluslararası platformda anlatmak durumuna düşmeseydi” diye konuşmasını sürdürdü.

İSTENİRSE AVRUPA’DA TV KAPANIYORMUŞ 

Avrupa’nın Paris merkezli en büyük uydu sağlayıcısı Eutelsat’ın, 19 İran televizyon ve radyo kanalının yayınını durdurmasıyla bağlantılı olarak, “Danimarka neden Roj TV’yi kapatmakta direniyor?” sorusuna Bakan Bağış, “Danimarka’nın içine düştüğü durum gerçekten düşündürücü. Bir yandan Danimarka mahkemeleri, Roj TV’yi PKK’nın finanse ettiğini, terör örgütünün yan kuruluşu olduğunu artık tescil etti. Yargı kararına rağmen maalesef Danimarka yürütmesi, bağımsız bir kuruluş olan Radyo Televizyon Üst Kurumu’nun bu kararını değerlendirip, gerekli kapatma kararını vermesini bekliyor. Zannediyorum orada bu tür işlerin bürokrasisinin işleri biraz daha uzun” diye yanıt verdi.

Bağış, “Eutelsat’ın İran televizyon ve radyolarıyla ilgili aldığı karar, isteyince olabileceğini bir kez daha ortaya koydu” dedi.

CUMHURBAŞKANININ VETOSU ÇOK HAKLI 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, yerel seçimlerin öne alınmasını içeren düzenlemeyi veto kararıyla ilgili yorumu sorulan Bağış, “Sayın Cumhurbaşkanımızın kararını saygıyla karşılıyorum. Bence de en doğrusu ve makulü buydu. Böyle bir konuda referanduma gitmeden evvel Meclisin kararını bir kez daha gözden geçirmesine fırsat vermeyi daha doğru bir karar olarak değerlendiriyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu girişimi bence çok yerinde olmuştur” diye konuştu.

AVRUPA’YA KENDİMİZİ KÜLTÜR VE SANATLA ANLATIYORUZ 

Avrupa’da, Türkiye’nin AB Bakanlığı desteği ile gerçekleştirilen kültür-sanat etkinliklerinde artış yaşandığı hatırlatılan Bağış, bu durumu ise şöyle açıkladı: “AB sürecimizde en büyük engelin önyargılar olduğunu görüp, bizimle ilgili endişeleri, şüpheleri, korkuları ortadan kaldıracak, Avrupa toplumlarının bizi daha iyi anlamalarını, bizim toplumumuzun da Avrupa kültürünü daha iyi anlamasını sağlayacak farklı etkinlikleri önemsiyoruz. Bunda da ifade özgürlüğünün en önemli platformu olan sanatı kullanarak, Türk filmleriyle, Türk müziğiyle, Türk danslarıyla kendimizi onlara tanıtmanın ve onların bazı önyargılarını yenmelerine yardımcı olacağının önemini gözlemledik. Bugüne kadar farklı ülkelerde ortaya koyduğumuz bu çalışmaların olumlu neticelerini almaya başladık. Şimdi İtalya’da da bunu deniyoruz.”

FERZAN ÖZPETEK, AVRUPA’DAKİ TAKDİR NEDENLERİMİZDEN BİRİ 

Milano’da önceki gün “Missing Star Turkey” festivalinin açılışını, bugün de Roma’da bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Türk Filmleri Festivali’nin açılışını yapacak olan Bağış, “Bugün İtalya’nın en başarılı yönetmenleri arasında Ferzan Özpetek gibi bir kardeşimizin olması, bugün Türk Sineması’na hem Türkiye’de hem Avrupa’da ilginin artmış olması, Türkiye’nin son dönemde attığı adımların artık Avrupa’da da takdir gördüğünü ortaya koyuyor.” dedi.

Siyasi hayatındaki gözlemlerine dayanarak, Türkiye’de kötü bir şey olmadıkça uluslararası medyada yer alma şansının çok düşük olduğunun altını çizen Bağış, “Ancak kültür ve sanatta en ufak bir adım bile bizi Avrupa’nın, Amerika’nın, Batı Dünyası’nın kültür sanat sayfalarında kendimizi anlatabilmek, ülkemizi tanıtabilmek için bize muazzam fırsatlar veriyor. Onu iyi değerlendirmek gerekiyor ve bu nedenle bu tür etkinlikleri önemsiyorum” diye sözlerini bitirdi. (DHA)

Kaynak : GAZETEPORT

“O soruya yine aynı cevabı veririm”

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, “Ermeni soykırımı yoktur” dediği için İsviçre’nin Zürih kentinde hakkında açılan ön soruşturmaya ilişkin konuştu. Bağış, “Siyasetin görevi geçmişi belirlemek değil. O soru ne zaman sorulsa aynı cevabı veririm” dedi.

Bağış, Brüksel ziyareti öncesi havalimanında hakkında açılan ön soruşturma ile ilgili gazetecilere açıklamalarda bulundu.

”Tabii bu henüz ön soruşturma aşamasında olan bir şey. Bana resmen intikal etmiş herhangi bir resmi yazı da yok. Ben de medya aracılığıyla bundan haberdar oldum” diyen Bağış, “Bu vesileyle umarım ki İsviçre makamları tarihi gerçekleri de görmüş olurlar. Eğer minareyi çalan kılıfını hazırlar gibi bir yaklaşım içinde olunursa da o zaman bu başka bir şeyin itirafı olur. Biz minarelerin özgürlüğü için de ifade özgürlüğü için de mücadelemizi veririz, verdik, vermeye de devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Bakan Bağış sözlerine şöyle devam etti:

“İsviçre Bir tiyatro sahnelemeye karar verdiyse, kendi tercihidir. Bu saçma tiyatroda biz rol almayacağız kendi sahnelerinde kendi komedyalarını oynasınlar. Zürih Başsavcılığı benim o sözü söyleyip söylemediğimi boşuna araştırıp vakit kaybetmesin. Ben Türkiye’den kendilerine yardımcı olayım. Zürih’te ‘1915 olayları soykırım değildir’ dedim ve bugün de aynı cümleyi tekrarlıyorum. Bundan sonraki muhtemel İsviçre ziyaretlerimde de bu soru bana sorulduğu müddetçe aynı cümleyi tekrarlayacağımı şimdiden beyan ediyorum.

Avrupa Birliği’nin temel kanunlarına göre, herkesin ifade özgürlüğü vardır. Bu hak; insanların fikirlere sahip olma ve bilgiyi halk otoritesi olmadan, sınırsızca alma ve verme hakkını tanır. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Bakanı’nı tutuklayacak bir güç olamaz. İsviçre’nin güzel bir atasözü var… Az düşünen, çok konuşurmuş. Maalesef sadece İsviçre’de değil, bazı Avrupa ülkelerinde de az düşünüp çok konuşanlar özgürlüklere tehdit oluşturmaya devam ediyorlar.

Biz Türkiye olarak bu konuda müsterihiz. Elinde belgesi, bilgisi olan buyursun çıksın ortaya. Tarihçiler bunu konuşsun. Ben siyasetçiyim. Siyasetçinin görevi geçmişi, tarihi belirlemek değildir. Geçmişin tartışmasını yapması gerekenler tarihçilerdir. Hodri meydan, arşivleri açtık. Dünyadaki arşivler açılsın. Tarihçiler tartışsın. Ortaya akademik veriler çıksın. Yargısız bir infazı kabul etmedik, etmeyeceğiz. Benim ulaştığım belgeler, bilgiler bunun bir soykırım olmadığını gösteriyor. İsviçre AB üyesi bir ülke değil. İsviçre’nin kararı AB’nin kararı olarak değerlendirilmemeli. Minare yasaklama noktasına gelebilecek kadar bir noktaya gelen bir ülkedir. Gerkirse Davos’a bir daha gider, aynısını yine söyleriz.”

Kaynak : CNN TÜRK

Özkes sert çıktı: İman ve yalan birlikte olmaz

Eskİ bir müftü olan CHP’li İhsan Özkes’ten Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile AB Bakanı Egemen Bağış’a hodri meydan: AB istedi, AKP cuma hutbesinden “Allah katında hak din İslam’dır” ayetini kaldırdı. Bu, gün gibi açık. Yüreğiniz varsa karşıma çıkın, tartışalım. 

“İmanla yalan bir arada durmaz”

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, BaşbakanYardımcısı Bekir Bozdağ ile Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’a hodri meydan Özkes, “AB’nin isteyip, AKP’nin 2006’da Cuma hutbelerinden ’Allah katında hak din İslam’dır’ ayetini kaldırdığı gün gibi açık olduğu halde, Sayın Bozdağ ve Sayın Bağış bunu yalanlıyor. Yürekleri varsa yalanladıkları bu konuyu karşıma çıksınlar, tartışalım” dedi. Yazılı bir açıklama yapan CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, şöyle dedi: “AB’nin isteyip, AKP’nin 2006’da Cuma hutbelerinden ’Allah katında hak din İslam’dır’ ayetini kaldırdığı, gün gibi açık olduğu halde, Sayın Bozdağ ve Sayın Bağış yalanlıyor. İmanla yalanı yan yana tutmaya çalışıyorlar. Peter Stano’dan da destek alıyorlar. Şıracıların şahidi bozacı olmuş. Sayın bakanlar kibirlilikle ve şımarıklıkla ağzına gelen her hakareti yapıyorlar. Yürekleri varsa yalanladıkları bu konuyu karşıma çıksınlar, tartışalım.”

YENİÇAĞ gündeme getirmişti

YENİÇAĞ’ın 2005’ten bu yana gündeme getirdiği haberden sonra Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünce düzenlenen “Vaaz ve Vaizlik Sempozyumu”nda yaptığı konuşmada, hutbelerde “Allah katında gerçek din İslam’dır” ayetinin okutulmadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtmişti. Bozdağ, “Allah katında gerçek dinin İslam olduğunu anlatmak üzere anayasa ve yasalarla görevlendirilmiş bir teşkilata yönelik en büyük iftiralardan bir tanesidir. Bunu kabul etmek mümkün değildir, böyle bir olay kesinlikle yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır” demişti. Ancak Bozdağ, AB’nin cuma hutbelerinden bir ayetin çıkarılması için hiçbir talepte bulunmadığını savunanmasına rağmen YENİÇAĞ, Diyanet’in konuyla ilgili belgelerine ulaşmıştı. Diyanet’in 17 Şubat 2006 tarihli genelgesiyle hutbelerin, mayıstan itibaren il müftülüklerince hazırlanarak camilere gönderileceği “standart hutbe duaları yerine yeni hutbe dualarının uygulamaya konulacağı” hükme bağlanmıştı.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da ‘AB istedi diye Cuma namazı hutbesinden Al-i İmran Suresi’nin 19. Ayeti’nin çıkarıldığı’ yönündeki iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu belirtmişti.

Kaynak : Yeniçağ Gazetesi