Erdoğan, yeni sistemin ilk kabinesini açıkladı

Cumhurbaşkanı: Ülkemiz tarihinin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri bugün başarıyla tamamlanmıştır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni kabineyi açıkladı. Yeni kabinede eski bakanlardan dördü yer alırken; Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da Milli Savunma Bakanı oldu. Eski bakanlardan Abdulhamit Gül Adalet Bakanı, Süleyman Soyluİçişleri Bakanı, Mevlüt Çavuloğlu Dışişleri Bakanı ve Berat Albayrak da Hazine ve Maliye Bakanı olarak görevlendirildi. 

Kabinede kamuoyunun adını pek duymadığı sürpriz isimler de yer aldı. Medipol Üniversitesi’nin mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca Sağlık Bakanı oldu. Kültür ve Turizm Bakanı ise ETS Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy oldu. Milli Eğitim Bakanı koltuğuna da Talim ve Terbiye Kurulu’ndan Ziya Selçuk oturdu. Eski Karayolları Genel Müdürü Mehmet Cahit Turan da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, eski TOKİ Başkanı Murat Kurum Çevre ve Şehircilik Bakanı oldu.

Yeni kabine şöyle:

Cumhurbaşkanı Yardımcısı: Fuat Oktay
Adalet Bakanı: Abdulhamit Gül
Dışişleri Bakanı: Mevlüt Çavuşoğlu
İçişleri Bakanı: Süleyman Soylu
Milli Savunma Bakanı: Hulusi Akar
Milli eğitim Bakanı: Ziya Selçuk
Sağlık Bakanı: Fahrettin Koca
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı: Fatih Dönmez
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı: Mehmet Cahit Turan
Çevre ve Şehircilik Bakanı: Murat Kurum
Tarım ve Orman Bakanı: Bekir Pakdemir
Kültür ve Turizm Bakanı: Mehmet Ersoy
Gençlik ve Spor Bakanı: Mehmet Kasapoğlu
Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı: Zemra Zümrüt Selçuk
Hazine ve Maliye Bakanı: Berat Albayrak
Ticaret Bakanı: Ruhsar Pekcan
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Mustafa Varank

Erdoğan, kabineyi ilan etmeden önce yaptığı açıklamada, “Ülkemiz tarihinin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri bugün başarıyla tamamlanmıştır” dedi. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

-Dünyada yönetim sistemini demokratik yollardan değiştirebilen az sayıdaki ülke arasına girdik. 16 Nisan halk oylaması ve 24 Haziran seçimleri demokrasinin ispatı olmuştur. Gerek katılım itibariyle, gerekse kesin sonuçlara baktığımızda ortaya çıkan tabloyla eşi benzeri olmayan bir seçim gerçekleşmiştir.

-Yüreğinde ülke ve millet sevdası olan herkesle çalışmaktan memnuniyet duyacağız.

“MHP’yle işbirliğimizi inşallah Meclis’te de sürdüreceğiz”

-MHP’ye, başta Genel başkan Bahçeli olmak üzere teşekkür ediyorum. İşbirliğimizi inşallah Meclis’te de sürdüreceğiz.

-Yeni yönetim mimarisini seçimden önceki günlerde milletimizle de paylaşmıştık. Geçen hafta aski sistemden yeni sisteme geçişin altyapısı mahiyetindeki kanun değişiklikleri Resmi Gazete’de yayınlandı.

-1 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesini yayınladık. Yeni yönetim yapısının çatısını resmen hayata geçirmiş olduk. Yeni sistemi en üstten en alta kadar devletimizin bütün hücrelerine nüfus ettirmeye kararlıyız. Yürütme görevi konusunda aksaklıklar, eksiklikler konusunda öne sürülecek bahane kalmamıştır. Anayasanın cumhurbaşkanına verdiği yürütme yetkileri konusunda hiçbir mazerete sığınma hakkımız bulunmuyor.

-En önemli yetkilerimizden biri de kabineyi hiçbir sınırlama olmadan oluşturabilme imkanıdır. Başkan yardımcımızla birlikte kabinedeki bakan sayısını 17’ye indirdik.

-Yeni yönetim sistemimizi reformist bir anlayışla en aşağıdaki memura kadar indireceğiz. Özel sektörden STK’ya tüm dinamiklerin kendilerini yenileyeceklerine de inanıyorum. Yasama ve yargı organlarımızın da kendilerini geliştireceklerini ümit ediyorum. Bizden sonraki nesillere de çok güçlü bir zemin hazırlamış olacağız.

-Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde yer alan alan bakanlar yarın (10 Temmuz Salı) saat 15.00’te yemin edecek.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Eski AKP’li Günay’dan partili vekillere ‘Hayır’ mektubu: Bu sonu belirsiz sürüklenişi siz önleyebilirsiniz

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ‘partili cumhurbaşkanlığı’nı merkeze alan anayasa değişikliği referandumuyla ilgili AKP milletvekillerine yazdığı mektupta şunları yazdı: “Türkiye’yi bu sonu belirsiz sürüklenişten siz, demokratik hukuk devletinin herkes için ne denli önemli ve vazgeçilmez olduğunu yaşayarak bilen, ‘gerçek’ Adalet ve Kalkınma Partililer önleyebilirsiniz.”

Mektubunda Türkiye’nin ilk kez bu kadar gergin ve kavgalı bir oylamaya gittiğini belirten Günay, şunları kaleme aldı “2012’ye kadar başkanlığın, hele ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ gibi, dünya hukuk literatüründe ciddiye alınması söz konusu olmayan, bizi evrensel hukuktan ve medeni dünyadan koparacak ‘Türk tipi’ garipliklerin adı bile geçmedi. Sadece Başbakanın değil, Bakanlar Kurulu’nun bile olmayacağı, halkın seçtiklerinin icrada görev alamayacağı, tüm yetkilerin tek başına ve sadece cumhurbaşkanında toplanacağı, cumhurbaşkanına da, -bugünkü gibi TBMM Başkanının değil- seçime bile girmemiş birinin vekalet edip onun yetkilerini kullanacağı, dünyada eşi olmayan bir model anayasa diye kabul ettirilmeye çalışılıyor.”

Getirilmek istenen sistemi savunmak için, ‘tek parti’ döneminden örnek ve mazeret arandığını söyleyen eski kültür bakanı, şu yorumda bulundu: “Cumhurbaşkanı sıfat ve makamının yüceliğinin farkında olmayanlar, devletin ve milletin temsilcisi olan tüm ülkenin başını ‘Reis’ diye isimlendirerek bir mahalle kavgasının taraflılığına mahkum etmek istiyor.”

AKP’li vekillere, “Türkiye’yi bu sonu belirsiz sürüklenişten siz, demokratik hukuk devletinin herkes için ne denli önemli ve vazgeçilmez olduğunu yaşayarak bilen, ‘gerçek’ Adalet ve Kalkınma Partililer önleyebilirsiniz” çağrısında bulunan Günay, mektubunu şöyle tamamladı: “Siz, geçmiş yıllarda dışlanmanın, ötekileştirilmenin, haksız suçlamalara ve kibirli bakışlara maruz kalmanın mağduriyetlerini yaşadınız. O nedenle hukukun, çoğulculuğun, insan haklarının, kuvvetler ayrılığına dayalı demokrasinin, herkes için ne denli önemli olduğunu yaşayarak biliyorsunuz. Dün size yapılmasının acılarını yüreğinizde yaşadığınız, haksızlığına isyan ettiğiniz hukuksuzlukların, ülkemizde kalıcı bir düzene dönüşmemesi, bu kez sizin demokrasiye cesaret ve kararlılıkla sahip çıkmanıza bağlı.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Erdoğan: 149 kişilik listeye bakıyorum; hapisteki gazetecilerin hepsi hırsız, çocuk istismarcısı, terörist!

“Hitler parlamenter sistemden, Stalin ise tek parti rejiminden çıkmış birer diktatördür”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, gazetecilerin haksız yere tutuklandığı ve iddianamesiz tutukluluğun cezaya dönüştüğü şeklindeki eleştirilere ilişkin olarak “Hapisteki gazetecilerin listesini verin diyoruz. Bakıyorum, hepsi hırsız, çocuk istismarcısı, terörist” dedi. Erdoğan, “Geçenlerde de 149 kişilik bir liste geldi. Bakıyorsunuz suçlarına, ülkemize Kuzey Irak’tan bomba düzeneği getirmek. Bir diğerinin suçu polis aracına silahlı saldırıda bulunmak. Bir diğeri patlayıcı maddeyle yakalanmış. Banka soyanından seçim bürosu yakanlara kadar ne varsa bunların içinde var” diye konuştu.

Die Welt gazetesinin tutuklanan Türkiye muhabiri Deniz Yücel‘in Almanya Şansölyesi Angela Merkel tarafından serbest bırakılmasının istendiğini belirten Erdoğan, “İşte adam geliyor, tam bir ajan terörist… Alman Şansölyesi Merkel, geldi bunu istedi. ‘Yargı bağımsız’ dedim. 4 bin 500 terörist dosyası verdim buna, ‘Yargı bakıyor’ dedi. Ben de ‘Bizde de yargı bakıyor, karışamayız’ dedim. Ve süreç böyle devam edecektir. Sen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na kapılarını kapatıyorsun, bakanlarını sınır dışı ediyorsun. Siz Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanına ‘Diktatör’ diyeceksiniz. Bir şey yapmayacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen muhtarlar toplatısında konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Manşetlerle çarpışarak bugünlere geldik. Kimin iktidara geleceğine, gideceğine manşetlerle karar verenlerin düzenini bozduk. Kendi halkına cahil diyen, koyun sürüsü diyen, bidon kafalı diyenlere eyvallah etmediğimiz içi her türlü saldırıya maruz kaldık. Amiral gemisi diye geçinenler biliyorsunuz sürmanşet attılar. Bunlar muhtarları küçümsediler. Ama biz şu salonda sürekli muhtarlarımızla bir araya geliyoruz.

Merkel’e: Sen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na kapılarını kapatıyorsun

Biz gücümüzü manşetlerden değil, sandıktan aldığımız için bu çarpık zihniyete meydan okuduk. Kendi ülkesini yurt dışındaki birtakım güçlere şikayet ettiler. Medya mensubu görüntüsü altında terör örgütlerine militanlık, ajanlık yapanlara asla taviz vermeyeceğiz. İşte adam geliyor, tam bir ajan terörist. Neymiş basın mensubuymuş. Tam bir ay Almanya’nın İstanbul rezidansında misafir ediliyor. Alman Şansölyesi Merkel, geldi bunu istedi. “Yargı bağımsız” dedim. 4 bin 500 terörist dosyası verdim buna, “Yargı bakıyor” dedi. Ben de “Bizde de yargı bakıyor, karışamayız” dedim. Ve süreç böyle devam edecektir. Sen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına kapılarını kapatıyorsun, bakanlarını sınır dışı ediyorsun. Sen benim soydaşlarımın üzerine atlarını, itlerini sürenlerin yanındasın. Sen Hollanda’nın mı yanındasın, ben de halkımın yanındayım.

“Hepsi hırsız, çocuk istismarcısı, terörist”

Siz Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanına ‘Diktatör’ diyeceksiniz. Bir şey yapmayacağız. Benim ülkemde kendi cumhurbaşkanlarına hakaret edenlere müdahale etmeyeceğiz, de yargıya gitme hakkımızı da kullanmayacak mıyız? Müsaade et de en azından bu hakkımızı kullanalım. Eleştiri başımın gözümün üstüne ama hakaret, asla. Hapisteki gazetecilerin listesini verin diyoruz. Bakıyorum, hepsi hırsız, çocuk istismarcısı, terörist. Geçenlerde de 149 kişilik bir liste geldi. Bakıyorsunuz suçlarına, ülkemize Kuzey Irak’tan bomba düzeneği getirmek. Bir diğerinin suçu polis aracına silahlı saldırıda bulunmak. Bir diğeri patlayıcı maddeyle yakalanmış. Banka soyanından seçim bürosu yakanlara kadar ne varsa bunların içinde var. 144’ü terör, 4’ü adi suçlardan içeride. Bunların gazetecilikle ne ilgisi var ki liste yapıp ülkemize gönderiyorsunuz.

“Ya cumhurbaşkanının ülkeyi seçime götürme yetkisi yok”

Ülkemiz için cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin en doğrusu olduğunu düşünüyoruz. Bunlar demokrasi, parlamenter sistem falan diyorlar ya. Bu ülkede parlamenter demokrasiyle vesayet sistemi oldu hep. Uzun yıllardır yeni anayasa çalışmaları kapsamında bu konuları tartışıyoruz. 15 Temmuz gecesi yaşananlar bu değişimin ne kadar gerekli olduğunu gösterdi. AKP ve MHP’li kardeşlerimizin dayanışmasıyla biliyorsunuz bir halk oylaması süreci başlatıldı. Buradaki arkadaşlarımın her birinin 18 maddeyi baştan sona okuduğuna inanıyorum. Yapılan değişiklik özetle şudur; cumhurbaşkanlığı ile başbakanlık birleştiriliyor. Ama ana muhalefetin başındaki zat hala bunu bilmiyor ya. Biri başka partiden, diğeri başka partiden olursa ne olacak diyor. Ya hala mı okumadın ya, birleşiyor diyoruz ya. Bakın Gazi Mustafa Kemal, İnönü ile kavgalı mıydı, kavgalıydı. Gel gel daha ileri gel, Sezer, Ecevit ile kavgalı oldu mu, oldu. Anayasa kitapçığını yüzüne fırlattı mı? Fırlattı. Ertesi gün ekonomi felç oldu. Şimdi ise biz diyoruz ki, Türkiye bir daha bunları yaşamasın. Bu iş Tayyip Erdoğan’ın işi değil. Burada bir yönetim sistemi oluşturuluyor. Kim gelirse gelsin bu sistemle yürüyecek. Ana muhalefetin anlattıkları, 18 maddelik değişiklikle uzaktan yakından ilgisi yok. Cumhurbaşkanı Meclis’i feshedecek diyor. Ya cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi yok. Ülkeyi seçime götürme yetkisi yok. Bir erken seçim kararı mı alınacak? Bunu cumhurbaşkanının tek başına alma yetkisi yok.

“Mesela diyor ki ‘Muhtarlıkların, belediyelerin, hatta lokantaların kapatılmasına…'”

Bu kararı Meclis’le beraber alacak. Mesela diyor ki “Muhtarlıkların, belediyelerin, hatta lokantaların kapatılmasına…” Ya hele hele, geçen gün gördüm çok üzüldüm ya. “…500 tane başkan yardımcısı atanmasından, 18 yaşında milletvekili olup iki yılda emekli olacağına” dair birçok yalan çıkardı karşımıza. Burada bizim en büyük destekçimiz sizler olacaksınız. Yalanın en büyük panzehiri gerçeklerdir. Burada sizlere sadece tek bir iddia konusundaki görüşlerimi ifade etmekle yetineceğim. Muhalefet yatıp kalkıp ‘Tek adam’ diyor. Bunlar okumadıkları, okuduklarını da anlamadıkları için bilmiyorlar. Bizim getirdiğimiz sistem, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi yürütmedeki çok başlılığın kaldırıldığı, tek elde toplandığı bir sistem. Bunların bahsettiği Tek adam rejimi konusu bambaşka bir şeydir. O mesele 1923’te kapandı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi demokratik bir sistemdir, yüzde 50+1 oyuyla seçiliyor.

“Hitler, parlamenter sistem içinden çıkmış bir diktatör”

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, sandıktan da çıksanız öyle 20 yıl 30 yıl cumhurbaşkanlığı yapmak yok. Tek adam rejiminde seçim falan yoktur. Hitler, parlamenter sistem içinden çıkmış bir diktatörken, Stalin tek parti rejiminden diktatörlüğe yürümüştür.
Biz bunları dikkate almadığımız için bunlar cüretlerini artırıyorlar. Meclis’ten başlayan fesih konusunu lokantalara kadar indirmelerinin sebebi budur. Meydanı iftiracılara bırakmamak için böyle mukayeseli anlatıma gidiyoruz. Burada hepimize çok iş düşüyor, anayasa değişikliğinin 18 maddesini iyi okuyup anlattığımızda milletimiz her şeyin doğrusunu kavrayacaktır.

Kaynak : http://t24.com.tr/


BEST OF YOUTUBE : ( KAYNAK )

YouTube Preview Image

YouTube Preview Image

YouTube Preview Image

YouTube Preview Image

Alperenlerden Destici’ye sert tepki: İstifa et!

BBP Beykoz İlçe Teşkilatı, bildiri yayınlayarak Genel Başkan Destici’yi istifaya çağırdı. Parti tabanının yüzde 95’inin referandumda ‘hayır’ diyeceğinin açıklandığı bildiride, “Alperenler gönül rahatlığıyla ‘hayır’ diyecek” ifadelerine yer verildi.

Büyük Birlik Partisi Beykoz İlçe Teşkilatı, BBP lideri Mustafa Destici‘nin referandum tutumuyla ilgili çok sert bir bildiri yayınladı.

İlçe Teşkilatı Başkanı Melih Perçin imzalı yayınlanan bildiride, Genel Başkan Destici istifaya çağrıldı ve Alperenlerin referandumda ‘hayır’ oyu kullanacağı açıklandı.

İşte BBP Beykoz İlçe Teşkilatı’ndan yayınlanan bildiri:

BEKA SORUNU SAFSATASI ÜZERİNDEN PANİK HAVASI OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILIYOR

Bilindiği üzere, alelacele bir oldubitti ile milletimizin önüne getirilen ve ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı verilen anayasa hukuku literatüründe ise ‘görünüşte anayasa’ veya ‘sahte anayasa’ ve hatta ‘tuzak anayasa’ denilen ve dünyada eşi benzeri görülmemiş gayriciddi bir ‘Anayasa Değişiklik Teklifi’; Büyük Türk Milletini bir anda kamplaştırma, ayrıştırma ve büyük bir gerilim pozisyonuna düşürmüştür!…

Ülkemizi yöneten iktidar sahipleri, maalesef bütün meşru kuralları hiçe sayarak ve devletimizin tüm imkân ve yetkilerini de tepe tepe kötüye kullanarak; yapay bir ‘bekâ sorunu’ safsatası üzerinden bir panik havası oluşturmaya ve bu surette de seçmen kitlelerini, ‘Evet’ tercihine doğru yönlendirmeye çalışmaktadırlar.

Hele hele Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan; hür iradeleri ile demokratik tercihlerini ‘Hayır’ olarak kullanmak isteyen vatandaşlarımıza olmayacak yakışıksız ifadeler kullanarak, baskı uygulamaktan da çekinmemektedirler!…

Öyle ki!.. ‘FETÖ’cü, Kandil ya da PKK yanlısı, Darbeci ve Sistem savunuculuğu yani Statükoculuk’ gibi; çok çirkin aşağılama ve yakıştırmalarda bulunabilmektedirler!…

‘HAYIR’ DİYEN BBP’YE FİTNE KARIŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR

Diğer bir yandan da; çeşitli siyasi partilerin iç işlerine müdahale edilmekte ve fitneye sebep olmaktadırlar. Bu müdahale sonucu oluşan fitnenin en son örneği de; mensubu olmaktan şeref duyduğumuz Büyük Birlik Partisi üzerinde uygulanmıştır.

Büyük Birlik Partisi’nin mensuplarının oyunun ‘HAYIR’ olduğu  bilindiği halde; Neden AKP kurmaylarının bu oylar peşinde çırpınıp durmaları gerçekten çok enteresan değil mi?..

Büyük Birlik Partisi, her ne kadar sandıklara yansımamış olsa da; Şehit Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahsıyla bütünleşmiş ve hiçbir siyasi ayırım gözetmeksizin halkımızın gönlünde büyük bir karşılık bulmuş ilkeli bir siyasi harekettir.

Büyük Birlik Partisi’nin seçimlerde almış olduğu oy oranından çok daha büyük bir ‘etki alanı’ bulunmaktadır…

Diğer yandan, tespitlerimize göre gelişen siyasi konjonktürde; Büyük Birlik partisini çok yakından takip eden % 20-23 civarında bir ‘kararsız seçmen’ gurubu mevcuttur.

BBP’de bu yüzden; iktidar partisi kurmaylarının hedefi olmuştur.

DESTİCİ, YÜZDE 95’LİK ‘HAYIR’ KARARINI TANIMAMIŞTIR

BBP Genel Başkanı ve Genel Merkez Yöneticileri ise; maalesef bu sinsi tuzağı görememişler, yapılan samimi uyarıları dikkate almamışlar ve yetkili tüm kurullarımızla yapılan istişare sonuçlarını ve parti tabanımızın kahir ekseriyetinin %90-95 oranlarındaki ‘HAYIR’ kararını maalesef tanımamışlardır.

BBP’nin ‘HAYIR’ kararı yanında, göstereceği kesin ve kararlı bir ‘TAVRIN’, ‘Kararsız Seçmen’ gurubu ve her siyasi parti içerisinde bulunan ‘Sağduyulu Seçmen’ kitlesini üzerindeDomino Tesiriyapacağı ihtimalini gören iktidar kurmayları; Büyük Birlik Partisi Genel Başkanını ve dolaylı olarak da, Parti Yöneticilerini ‘ikna’ yolunu seçmişlerdir.

BBP İKTİDARIN HEDEFİNDEDİR

Esas hedefleri ise; Büyük Türk Milletinin ‘Milli Hafıza Merkezi’ ve ‘Milli Direnç Merkezi’ olan Büyük Birlik Partisi’ni çökertmek ve %25-30 oranlarına kadar varabilen ‘Kararsızlar ve Sağduyulu tüm seçmen’ kitlesinin oylarını lehlerine çevirmektir!…

İktidar yöneticilerini; bu yakışıksız tavırlarına derhal bir son vermeye davet ediyoruz!…

BBP Genel Başkanı ve Parti Yöneticileri; Parti Kurucular Kurulu’nun, Yüksek İştişare Kurulu Üyelerinin, Alperen Gençlik ve Kadın Kolları Başkanlarının, Merkez Disiplin Kurulu ve Teftiş Kurulu Üyelerinin, İlçe Başkan ve Yönetimleri İstişare kararları ile toplanan İl Başkanlarının kahir ekseriyetininHAYIR’ kararına rağmen; ‘doğruluğu tartışılacak’ anket dayanakları ile bu istişare sürecini, ‘İkna Seanslarına’ dönüştürmekten çekinmemişlerdir.

Maalesef ‘güdülendikleri’ kararı da; sanki ‘partimizin iştişare kararı’ gibi kamuoyuna açıklamışlardır.

Bu süre zarfında Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ülkücü Hareketin 6 Ciltlik Tarihini Yazan yine 3 Ciltlik Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatını yazan Hakkı Öznur’un kendileriyle ve kamuoyu ile paylaşılan uyarıları dikkate alınmamıştır.

Yine Yüksek İstişare Kurulunda yer alan Şehit Liderimizin abisi Sayın Yusuf Yazıcıoğlu’nun ve yine YİK üyeleri Prof.Dr.Orhan Kavuncu, Prof.Dr.OrhanArslan, Prof.Dr.Mevlüt Uyanık ve Prof.Dr.Mehmet Akgül gibi hocalarımızın ikazları ve uyarıları da maalesef dikkate alınmamıştır.

ALPERENLER SANDIKTA ‘HAYIR’ OYU VERECEK

BBP Genel Başkanı ve Parti Yöneticileri tarafından yapılan oldukça talihsiz bu açıklama; partimizi iç gerilime ve ayrıştırmaya düşürmüştür.

BBP Beykoz İlçe Teşkilatı olarak; aylardan beri büyük sorumluluk duyguları içerisinde yaptığımız tüm açıklamaların arkasındayız!..

Beykoz Büyük Birlik Partisi mensupları ve Beykoz’lu Alperenler 16 Nisan’da yapılacak olan Anayasa Referandumunda Gücü Tek Bir Kişiye Veren bu Başkanlık Sistemine, gönül rahatlığı ile HAYIR oyu vereceklerdir.

Dilerdik ki; BBP Genel Başkanı tarafından Büyük Birlik Hareketi tabanına rağmen bu talihsiz açıklama keşke hiç yapılmasaydı.

Ama maalesef yapıldı!…

DESTİCİ’Yİ İSTİFAYA VE SEÇİMLİ BÜYÜK KURULTAYA DAVET EDİYORUZ

25 Mart 2009 tarihinden itibaren Şehit Liderin yanında en son biz vardık anlayışı ile bu güne kadar Büyük Birlik Partisi Genel Merkezinde yer alanlar partimizi dar kadrocu ve fırsatçı zihniyetleri yüzünden insanımızı kucaklayamamış ve birliğimizi sağlayamamış olup hareketimizi de her geçen gün de küçültmüştür. Türkiye’de meydana gelen hadiseler karşısında inisiyatif alamayan ve söyleyecek sözü olmayan bir Genel Merkez son Anayasa Referandumu konusunda da ‘ Evet ‘ açıklaması ile camiamızı bir kez daha hayal kırıklığına uğratmıştır.

Şimdi Sayın Mustafa Destici ve Parti Yöneticilerimizi; en kısa zamanda bu büyük yanlıştan dönmeye, ‘istifa’ ve en kısa sürede de sağlıklı bir ‘Seçimli Büyük Kurultay’ ile nöbeti devretmeye davet ediyoruz.

Bu referandum sürecinde de Alperenleri sağduyulu olmaya, hak, hukuk, adalet ve ilkeli dürüst siyaset yolundan ayrılmamaya, gönüldaşlık ve Alperenlik hukukumuza sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Niyetimiz Halis Takdir Yaradanın…

Saygılarımla…”

Kaynak : http://www.yenicaggazetesi.com.tr