İstanbul’da polisin, taksiden indirdiği kadına tecavüz etmesi Soylu’ya soruldu

“Bakanlığınız neden bu suça ortak olmaktadır?”

İstanbul’da trafik kontrolü yapan polis memurunun taksiden indirdiği kadına alıkoyarak tecavüz etmesi, HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş tarafından TBMM gündemine taşındı.

İstanbul’da bir polis, taksiden indirdiği kadına tecavüz etti. Polis merkezine giden kadının şikâyeti, “Cezalarını ben vereceğim” diyen memur tarafından işleme alınmadı. Olay, polislere dava açılmasıyla ortaya çıktı. Dün basına yansıyan olayla ilgili İçişleri Bakanlığı henüz bir açıklama yapmazken, TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi verildi.

TIKLAYIN – İstanbul’da polis, taksiden indirdiği kadına tecavüz etti!

HDP’li vekil Beştaş, olayı Meclis gündemine taşıdı. Beştaş’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:

Kadına yönelik şiddet, cinsel taciz ve tecavüz vakaları neredeyse hergün basında ya da kamuoyunda yer alan haberler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Konuya ilişkin yetkili makamlarca bir duyarlılık geliştirilmediği ve çoğu kez bu vakaların üzeri örtüldüğü için kadına yönelik işlenen bu suçlar kronik bir hal almıştır. Kadına yönelik bir şiddet ve tecavüz hadisesi önceki gün İstanbul’da gerçekleşmiş olup olayın faillerinin bizzat polis olması ise konunun neden çözümsüz kaldığına ilişkin önemli ipuçları vermektedir. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre; İstanbul’da trafik kontrolü yapan Ş.Ş. ve İ.K. adlı iki trafik polisi Özbekistan uyruklu I.K.’yı araçtan indirerek, polis aracına almışlar ve 4 saat boyunca alıkoyarak tecavüz etmişlerdir. Ardından mağdur kadına ait 1400-TL parayı da alan polisler, I.K.’yı Yedikule civarında araçtan indirerek olay yerinden uzaklaşmışlardır. Şikâyette bulunmak için Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezi Amirliği’ne giden I.K. polis memuru Y.S. ile görüşmüş ancak polis memuru Y.S.’nin “Onun da çoluğu çocuğu var, zaten it gibi pişman şu an, cezasını vereceğim, sen merak etme. Size bir daha yaklaşamaz. Yaklaştığında beni arayacaksın” diyerek şikâyet müracaatını almamıştır. Yine komiser E.S. de “O polisin komiseriyim. Cezasını kendim vereceğim. Onu başka yere süreceğim” diyerek yine şikâyet müracaatı oluşturmamıştır. Aynı gün Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü nöbetçi amiri olarak görev yapan A.B.’nin de polis memuru Y.S. tarafından bilgilendirildiği ancak onun da müştekiyi dinlemesine rağmen işlem yapılması için gerekli emri vermediği iddia edilmektedir. I.K.’nın şikâyet müracaatını almayan polisler gasp edilen 1.400 TL’yi ise mağdur I.K.’ya iade etmişlerdir. I.K.’nın arkadaşı G.K., bir gün sonra tecavüz fiilini gerçekleştiren polislere ne ceza verildiğini öğrenmek için polis merkezine gittiğinde ise kimsenin olaydan haberi olmadığı anlaşılmıştır. Şikâyet başvurusunu yapmaya çalışan I.K.’nın yeniden ifadesi alındığında ise polis memuru mağdura, “Evine git, banyo yap” diyerek başvurusunu almamıştır. I.K.’nın şikâyetini ilgili birimlere ulaştırmak için gösterdiği çaba neticesinde olay açıklığa kavuşmuş ve hem tecavüz fiilini gerçekleştiren hem de şikâyet başvurusunu almayan polis memurları gözaltına alınmıştır. Tecavüz suçunu işleyen Ş.Ş. ve İ.K. tutuklanırken diğer polis memurları ise adli kontrolle serbest bırakılmıştır.

“Polislerin, suçların failleri olmasını nasıl açıklarsınız?”

Bu bağlamda;

Polis memurlarının görevi suçları önlemek değil midir? Tecavüz ve gasp olayları neredeyse her gün her yerde yaşanırken polis memurlarının bu tür suçları önlemek yerine doğrudan bu suçların failleri olmalarını nasıl açıklarsınız?

“Nasıl bir mekanizma işletilmekte?”

Ş.Ş. ve İ.K.’nin bir kadını alıkoyup, tecavüz ettikleri ve parasına gasp ettikleri vakada diğer polis memurları neden şikâyet başvurusu oluşturmamışlardır? Suçların faili polis olduğu zaman farklı bir mekanizma mı işletilmektedir?

Suçu gerçekleştiren kişinin polis olması onların cezasız kalacağı anlamına gelmektedir?

Olay kamuoyuna yansımasaydı suç işleyen polis memurları tutuklanmayacak mıydı?

Benzeri olaylarda tecavüz suçları ile birlikte suçun failleri olan polis memurları da gizlenmekte midir?

Bahse konu olayda Ş.Ş. ve İ.K.’nin suçunu örtbas etmeye çalışan ve mağdura evine gitmesini salık veren Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan polis memuru görevden alınmış mıdır? Mesleğine devam edecek midir?

Mağdurun şikâyetine rağmen şikâyet kaydı oluşturmayan polis memurları hala görevde midir? Şikâyet başvurularını almayarak suçu gizleyen polis memurları görevde kalmaya devam edecek midir?

Olaya ilişkin kaç polis memuru görevden alınmıştır ya da alınacaktır?

“Polisin söylediği ne anlama geliyor?”

Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezi Amirliği’nde görev yapan polis memuru Y.S. ile komiser E.S.’nin şikâyet kaydı oluşturmayarak “cezasını ben vereceğim” ifadesi ne anlama gelmektedir? Polis memurları kendi içlerinde bu suçları işleyenleri böyle mi kollamaktadır?

Emniyet personeli, kendi mensuplarının fail olduğu vakalarda polisleri koruma ve yasalardan muaf tutma yöntemini neye göre belirlemektedir?

Polislerin suç işlediği ancak buna karşın şikâyet başvurularının kabul edilmediği kaç vaka tespit edilmiştir? Buna göre suç işleyen ancak yargıya intikal etmeyen emniyet mensubu sayısı nedir?

Polisler tarafından işlenen suçların türleri ve dağılımı nedir?

Polislerin işlediği suçun cinsel suçlar kapsamında olması bu suçun gizlenmesinin sebebi midir?

Emniyet birimlerine yansıyan ve polislerin tecavüz suçlarının faili olduğu kaç vaka bulunmaktadır? Bu polislere karşı yaptırım uygulanmış mıdır? Kaç olay yargıya intikal etmiştir? Kaç polis görevden alınmıştır?

“Bakanlığınız neden bu suça ortak oluyor?”

Polislerin işlediği suçlar karşısında onların korunması, aynı zamanda topluma karşı işlenmiş bir suç değil midir? Neden emniyet mekanizması ve bu mekanizmanın en üst birimi olan Bakanlığınız bu suça ortak olmaktadır?

Kadına karşı şiddet ve cinsel suçlara ilişkin etkin bir mücadele yönteminin oluşturulmamasının sebebi, faillerin korunuyor olmasından kaynaklanmıyor mu?

“Bir çalışma yürütecek misiniz?”

Bakanlık olarak emniyet birimleri içindeki suç işleyen polislerin tespiti ve gerekli yaptırımların uygulanmasına ilişkin bir çalışma yürütecek misiniz?

Kadına yönelik erkek şiddeti ve cinsel suçlara ilişkin polis memurlarına yönelik bir eğitim çalışması yapılması ve bu suçlarla etkin mücadele yöntemlerinin belirlenmesine ilişkin bir çalışma yürütecek misiniz?

Kaynak : http://t24.com.tr/

CHP’li Sağlar: Derste olması gereken öğrenciler, neden miting için yolda can vermiştir?

Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, derste olması gerekirken AKP mitingine taşınan ve yolda hayatını kaybeden öğrencileri Meclis’e taşıdı.

AKP mitingine taşınırken hayatını kaybeden öğrencilerle ilgili Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması için soru önergesi veren Sağlar önergede, ”Öğrenciler ne için can vermiştir? Meydanların daha dolu görünmesi için mi?” dedi.

Sağlar, verdiği önergede Başbakana şu soruları sordu:

Aşağıda belirtilen sorularımın Başbakan Binali Yıldırım tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bilindiği üzere Ankara’da büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşma yapacağı tören için belediyeye ait ulaşım araçlarını ücretsiz yapmıştı.7 Nisan Cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adana’da yapacağı mitinge belediyeye ait otobüsler,metrolar, özel toplu taşıma araçları yine ücretsiz hizmet vermiştir. Adana Valisi Mahmut Demirtaş, muhtarları ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mitingine katılma ve mahalleleri organize etme görevi verdiği öne sürülmüştür.

Kozan ve Aladağ’dan Adana’ya miting için öğrencileri taşıyan midibüs kaza yapmış ve 3 öğrenci hayatını kaybederken, 24 kişi yaralanmıştır. Olay yerine gelen ambulans ise sel sularında mahsur kalmıştır. Çocuklarını okula yollayan aileler, çocukların cansız bedeni ile karşılaşmıştır. Okulda olması gereken öğrenciler, kamu kurumunda çalışıyor olması gereken memurlar vali baskısı ile miting alanına gönderilmiştir.

Bu çerçevede:

  1. Derste olması gereken öğrenciler, neden miting için yolda can vermiştir? Bu sorumsuzluğun hesabını sizin propagandanızı yapan vali mi siz mi ödeyeceksiniz?
  2. Menfaatiniz için vatandaşların kullanılmasından hatta ölmesinden hiç utanç duyuyor musunuz?
  3. Öğrencileri mitinge yollayan okul müdürlerine soruşturma açılacak mıdır?
  4. Öğrenciler ne için can vermiştir? Meydanların daha dolu görünmesi için mi?
  5. Evet propagandası için imamların, muhtarların, belediye imkanlarının kullanılmasını hukuka uygun buluyor musunuz?
  6. Tarafsız olması gereken valilerin, kaymakamların özellikle Mardin, Ağrı,Şanlıurfa illerinde halka büyük baskılar yaptığı iddiası doğru mudur? Atanan vali mevcut iktidarın valisi midir, atandığı ilin valisi midir?
  7. Atanan valisi sizin valiniz midir, atandığı şehrin mi?Kamu görevlilerinin aleni taraf tutmasının anayasal suç olduğunun farkında mısınız? Bu suçun hesabını nasıl vereceksiniz?

Kaynakhttp://www.birgun.net/

FETÖ’nün Eğitim İmamı Hüseyin Çelik mi?

Erzurum’da FETÖ/PYD soruşturması kapsamında öğretmenlikten ihraç edilen Muhammet Lütfi Bayrak, 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde terör örgütüne üye olmak suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildi. Sanığın avukatı Faruk Terzioğlu, duruşmada eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Müvekkilinin OHAL kapsamında kapıtılan Aktif- Sen üyesi olmakla suçlandığını belirten Terzioğlu, “Aktif- Sen üyeliği için dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in talimatı var. Hatta üye olanlar 45 lira fazla maaş almışlar” iddiasında bulundu. CHP Milletvekili Fikri Sağlar, bu davaya dikkat çekerek  Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıltması istemiyle soru önergesi verdi.Önergede “FETÖ’nün Eğitim imamı Hüseyin Çelik miydi?” sorusu da var.

Aktif-Sen üyeliği için dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in talimat verdiğini belirten Avukat Faruk Terzioğlu, üye olanlar için o dönem kesilen sendika aidatlarına karşı her üç ayda bir ödeme yapıldığını ve üyelere 45 lira fazla maaş verildiğini ileri sürdü. Bunun için Hüseyin Çelik’in de ByLock sorgulaması yapılması gerektiğini savunan Avukat Terzioğlu şunları söyledi:

“Ama Hüseyin Çelik’te ByLock var mı yok mu sorgulanmıyor. Bank Asya TMSF’ye devredildiğinde müvekkilime mesaj gelmiş, ‘size daha iyi hizmet vermek istiyoruz, paranızı çekmeyin’ diye. Müvekkilim de 132 gram altınını bankaya yatırıyor, diye terör örgütü üyesi oluyor. Hüseyin Çelik ve TMSF başkanı hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyorum. Sempati duyan herkesin burada yargılanması lazım. Devleti yönetenler, dönemin başbakan yardımcısı ağlamış, ben de Türkçe olimpiyatı için gelen çocukların başını okşamışım.”

“FETÖ’nün eğitim imamı Hüseyin Çelik midir?”

CHP Milletvekili Fikri Sağlar, bu davaya dikkat çekip Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıltması istemiyle soru önergesi verdi. CHP’li Sağlar şu soruları yöneltti:
“1) Hüseyin Çelik hakkındaki iddialar doğru mudur? Bu konu hakkında herhangi bir soruşturma açılacak mı?

2) Aktif-Sen üyelerinin maaşlarına ek olarak 45 TL fazla verildiği iddiası doğru mudur?

3) FETÖ’nün eğitim imamı Hüseyin Çelik midir?”

Kaynak : http://gazeteport.com/

Yanan köşkün inşaatı için Mehmet Cengiz’e müze ve kütüphane ruhsatı

CHP’li meclis üyeleri, İBB’ye soru önergesi verdi.

AKP’ye yakınlığıyla bilinen iş adamı Mehmet Cengiz, İstanbul Boğazı manzaralı Üsküdar’daki Hüseyin Avni Paşa Korusu’ndaki yanan köşkün inşaatı için müze ve kütüphane inşaatı ruhsatını aldı. Cumhuriyet’ten Hazal Ocak‘ın haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB), koruda inşaat için gerekli izinlerin alındığını, müze ve kütüphane vasıflı yapı ruhsatının 19 Mart 2015’te verildiğini belirtti.

“Yangın tesadüfi…”

81 bin 511 metrekarelik Hüseyin Avni Paşa Köşkü, 2002 yılında “Yıkılmadan korunması gereken 1. sınıf kültür varlığı” olarak tescillendi. Koru ve köşk, 2009’da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa çıkarıldı. Köşkü, Mehmet Cengiz satın aldı. 8 Mart 2013 tarihli tapu kaydında korunun ve köşkün satış bedeli “0” TL olarak yer aldı. Konu gündeme gelince Cengiz İnşaat koru içindeki tarihi köşkü restore ederek kullanıma açmayı planladığını açıkladı. Restorasyon için de 6 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na başvurdu. Şirket restorasyon için izin aldığını açıkladı ancak kurul, 23 Haziran 2014 tarihli kararında projenin yerinde inceleme yapılmasından sonra değerlendirilebileceğine karar verdi. Karardan 5 gün sonra 28 Haziran’da köşk yanarak kül oldu. Cengiz İnşaat, 23 Aralık 2015’te 6 Numaralı Koruma Kurulu’na başvurdu. Kurul, şirketin koru içinde “makineli kazı” yapma talebini ocak ayında gündemine aldı ve kazı izni verdi. Kazı çalışmaları geçen yaz ayında başladı. İş makineleriyle yapılan çalışmada çok sayıda ağacın köklerinin dışarıya çıktığı görüldü.

İBB’ye soruldu

CHP’li meclis üyeleri Nezih Küçükerden, Hüseyin Sağ, Yunus Can ve Ercan Erdem, İBB’ye soru önergesi verdi. Yeşil dokunun tahrip edildiğini belirten CHP’liler, bölgede neler yapıldığını, izinlerin verilip verilmediğini sordu. İBB’den meclis üyelerine gelen yanıtta 19 Mart 2015’te köşke ilişkin yapı ruhsatının düzenlendiği, bu ruhsata göre yapının da müze ve kütüphane vasıflı olduğu belirtildi. Ağaçların durumuna ilişkin ise bilgi verilmedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

CHP’li vekil Erdoğan’ın diplomasını sordu: İsmail Kahraman devreye girdi “Diplomasızın koruyucu melekleri”

Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Dr. Tur Yıldız Biçer

Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Dr. Tur Yıldız Biçer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diploması hakkında TBMM’ye soru önergesi verdi. Meclis Başkanı İsmail Kahraman imzalı cevap metninde sorulan soruların iç tüzüğe aykırı olduğu ileri sürüldü. Verilen cevaba tepki gösteren Biçer, “Koruyucu melekleri var Cumhurbaşkanı’nın! Söz konusu Cumhurbaşkanı Erdoğan olunca kanun da, usul de, şekil de değişebiliyor!” yorumunda bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Dr. Tur Yıldız Biçer Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın, Başbakan Binali Yıldırım’ın, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle Erdoğan’ın diploması ile ilgili soru önergeleri verdi.

Meclis Başkanlığı, soru önergeleri Bakanlıklara ulaşmadan duruma müdahale etti ve bu sorular İçtüzüğe aykırı dedi.

“ERDOĞAN’IN KORUYUCU MELEKLERİ VAR”

CHP’li Milletvekili Dr. Biçer, “24. Dönemde Mersin Milletvekilimiz Ali Rıza Öztürk Partimiz adına Erdoğan’ın diplomasını sormuştur ve bu sorular İç tüzüğe aykırılık teşkil etmemiştir. Daha sonra İstanbul Milletvekillerimiz Eren Erdem ve Barış Yarkadaş da aynı şekilde Erdoğan’ın diplomasını sormuşlardır ve bu sorular da İçtüzüğe aykırılık teşkil etmemiştir. Ama Milletvekili arkadaşlarımızın soru sordukları konunun ve soru usulünün bizim önergemiz ile aynı konuyu ele almasına rağmen bizim bugün verdiğimiz önergeler İçtüzüğe aykırılık teşkil etmiştir! Her gün her şey biraz daha aykırı hale geliyor! Değişmeyen bir İçtüzük var ama konu, usul, üslup aynı olmasına rağmen önerge İçtüzüğe aykırılık teşkil ediyor! Neden!!? Çünkü Erdoğan’ın diplomasını soruyoruz! Koruyucu melekleri var Cumhurbaşkanı’nın! Söz konusu Cumhurbaşkanı Erdoğan olunca kanun da, usul de, şekil de değişebiliyor! Düne kadar bu sorular bakanlıklara ulaştı! Cevaplananlar ayrı çelişki yarattı cevaplanmayanlar ayrı şüphe uyandırdı! Ne yapsalar bilemediler iyisi mi Bakanlıklara gitmeden bu soruları Meclis Başkanlığı’ndan geri dönderin dediler! Gerekçe olarak neyi sunalım? Kişilik ve özel yaşama ilişkin olması gibi bir bahane! Ne demek kişilik ve özel yaşam? Erdoğan bu ülkenin Cumhurbaşkanı ise ve Anayasa’da da Cumhurbaşkanı olması gereken kişi ve eğitim durumu açıkça belirtilmişse yıllardır süren diploma tartışmasına son verilmesi için bu diplomanın sorulması da gayet gereklidir! Cumhurbaşkanının diplomasının sorulması nasıl özel yaşam başlığı altına alınabilir? Herkesin yaşam alanına giriliyor, müdahale ediliyor, ne özel yaşam, ne yaşam hakkı ne kişilik vs tanınmıyor am bu kanunlar Erdoğan’a gelince takır takır işletiliyor!” diyerek konuya olan tepkisini dile getirdi!

ERDOĞAN’IN VAR OLDUĞU İDDİA ELİLEN O DİPLOMASI ARAŞTIRILSIN!

CHP Manisa Milletvekili Biçer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasının araştırılması için komisyon kurulması hususundaki ısrarlı tutumunu da bir kez daha ifade ederek, “76 Milletvekilimizin imzası ile TBMM’de araştırma Komisyonu kurulması ile ilgili Araştırma Önergesi verdik! Konumuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diploması! Soru soruyoruz Bakanlıklar itibar edilmeyecek, komik ötesi cevaplar veriyorlar! Bizler inceliyoruz çelişkilerle karşılaşıyoruz! Cumhurbaşkanı’nın diploması var mı yok mu bilmiyoruz! Bunun için de Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir araştırma Komisyonunun kurularak Cumhurbaşkanının diplomasının araştırılmasını istiyoruz!” dedi.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

AKP’li bakanın oğlu kumar masasında

s1tay22Bakan Binali Yıldırım’ın gemi işleri ile uğraşan oğlu Erkan Yıldırım, Singapur’da casinoda rulet oynarken SÖZCÜ tarafından görüntülendi.

AKP’nin iktidara geldiği 2002’den beri gemicilikte işleri hızla büyüyen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım Singapur’un en büyük casinosunda görüntülendi. Yıldırım, bir arkadaşıyla birlikte birkaç saat kumar oynadı.

Singapur’un en lüks otellerinden olan Marina Sands Bay Hotel’in casinosunda 12 Nisan Salı gecesi bir arkadaşı ile oyun oynayan Yıldırım, casinoda birkaç saat geçirdi.

İLK GEMİSİNİ 2003 YILINDA ALMIŞTI

s1tay122

Erkan Yıldırım (37) kumara başlamadan önce mesajlarına baktı.

AKP’nin iktidara gelmesi ile birlikte Erkan Yıldırım’ın gemi sektöründeki işleri de hızla büyüdü. Erkan Yıldırım, kız kardeşi Bahar Büşra Yıldırım ile birlikte 2002 yılının başında Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ni kurdu. Daha önce çeşitli acente işleri yapan Yıldırım, yeni şirketi ile gemiler almaya başladı. İlk gemisini 2003 yılında 445 bin Euro’ya alan Yıldırım, 800 yolcu ve 250 araç kapasiteli feribotla İzmir Çeşme-Brindisi (İtalya) hattında seferler yapacağını açıkladı. Erkan Yıldırım’ın ilk gemisi için ödediği 445 bin Euro, o dönemde tartışmalara neden oldu. Yıldırım, paranın bir kısmını kendisinin verdiğini, bir kısmını da acentelere peşin yolcu bileti satarak karşıladığını söyledi. Binali Yıldırım ise 445 bin Euro’nun çok büyük bir para olmadığını belirtmişti.

22 YILDIR ERDOĞAN’IN HEP YAKININDA

01binali-oglu

Erkan Yıldırım, babasıyla oy kullanırken görüntülenmişti.

Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği günden bu yana yanında oldu. 1994-2000 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmeleri’nde (İDO) genel müdürlük görevinde bulunan Yıldırım, AKP’nin kurulması ile birlikte Erdoğan ile çalışmalarına devam etti. Kurulan hükümetlerde sürekli bakanlık görevi yürüten Yıldırım, AKP tüzüğündeki 3 dönem yasağı nedeniyle 7 Haziran 2015’teki seçimde milletvekili adayı gösterilmedi. Yıldırım, bu kez Erdoğan’ın isteğiyle sarayda özel danışman olarak görev aldı. 1 Kasım’daki erken seçimde ise tekrar milletvekili seçildi ve yeniden Ulaştırma Bakanlığı koltuğuna oturdu.

İŞTE O ŞİRKETLER

01binali30cm

Erdoğan’ın en güvendiği isim olan ve Türkiye’nin milyar dolarlık projelerini yöneten Bakan Binali Yıldırım, oğlunu yanından ayırmıyor.

YILDIRIM Ailesi’nin doğrudan veya dolaylı kontrol ettiği şirketler şöyle: – Derin Denizcilik (İstanbul), – Sefine Denizcilik (Yalova), – Zealand Shipping (Hollanda), – Q Shipping (Hollanda), – Castillo Real Estate (Hollanda), – Baychart (İstanbul), – Chart-it (Hollanda), – Ceren Denizcilik (İstanbul), – North Bulkers (Panama), – Brother Navigation (Marshal Adaları), – Zeytin Denizcilik (İstanbul), – OGEM Marina, – Metro Gemi Acentalığı, – Eydo Denizcilik, – Çağrı Gıda İnşaat, – Su Bilgi Teknolojileri, – Sekmen Otomotiv.

Kaç gemileri var bilinmiyor

Sadece Erkan Yıldırım değil ailenin diğer bireyleri de gemi işiyle uğraşıyor. Yıldırım Ailesi’nin doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettiği 17 şirketi, 28 gemisi ve 2 süperyatı olduğu iddia ediliyor. Hatta Yıldırım Ailesi’nin 30 gemisi olduğu iddiası TBMM gündemine de yansıdı. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Erkan Yıldırım ile ilgili iddiaları TBMM gündemine soru önergesiyle taşıdı. Tanrıkulu sadece gemileri değil ailenin diğer ticari bağlantıları hakkında da sorular sormuş ancak yanıt alamamıştı. Bakan Yıldırım ise çocuklarının gemi sahibi olduğunu kabul ederek, kaç gemi olduğunu söylememişti.

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/