“On başını çavuş yapamıyor, düğünlerde siyasilerin eteğine yapışıp geziyor”

CHP’li Ağababa’dan Hulusi Akar’a; “On başını çavuş yapamıyor. düğünlerde siyasilerin eteğine yapışıp geziyor”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, kendisi hakkında TBMM’ye sunulan fezleke ile ilgili, “İstedikleri kadar fezleke hazırlasınlar, biz gerçekleri söylemeye devam edeceğiz” dedi.

Parti binasında düzenlenen basın toplantısına CHP İl Başkanı Enver Kiraz’ın yanı sıra il yönetimi katıldı. Ağbaba, bir süre önce yaptığı basın toplantısı ile ilgili TBMM’ye fezleke geldiğini belirtti. Fezlekede, 3 Şubat 2017 tarihinde CHP Malatya İl Başkanlığı’nda basın toplantısı yapan Ağbaba’nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayına sunulan yeni anayasa değişikliğine değindiği. Anayasa değişikliği referandum kampanyasını Genelkurmay Başkanı’nın, Kardak çıkışı ile birlikte başlattığını öne sürerek, “Siyasi şov yapacağına gitsin El-Bab’da katil sürüsü ile uğraşın” dediği ifade edildi.

Fezlekeyi bugün değerlendiren Ağbaba, Genelkurmay Başkanı’nın kendisi hakkında suç duyusunda bulunduğunu hatırlatarak, şöyle dedi:

“Bununla ilgili bir yargılamam var. Buradan tekrar söylüyorum Genelkurmay Başkanı, on başını çavuş yapamıyor. Genelkurmay Başkanı davetlerde düğünlerde siyasilerin eteğine yapışıp geziyor. Bir daha söylüyorum Genelkurmay Başkanına on başını çavuş yapamadığı gibi bütün yetkileri elinden alınmış o basın toplantısında bir şeyi de eksik bırakmışım. Darbeciler tarafından esir alınmış bir genelkurmay başkanı var. O Genelkurmay Başkanı’nın o koltukta 1 dakika bile oturması Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) şanlı tarihi için zül sayılır. Bunlar istediği kadar fezleke hazırlasın biz gerçekleri söylemeye devam edeceğiz.”

Kaynak : odatv.com/

MHP’nin ‘Hayır’cı vekili Atila Kaya’dan seçmene mektup: Değişen ben değilim…

“Vekilden asile beyandır”

MHP İstanbul Milletvekili Atila Kaya, referandumun son dönemecinde seçmene neden “Hayır” dediğini anlatan bir mektup yazdı. Kaya, “Bugüne dek ağızlarına ‘Türk’ sözünü almayanlar, bir de Türklüğü ambalaj kâğıdı olarak kullanıp, isteklerini ‘Türk Tipi Başkanlık’ kisvesi altında sunmak istiyorlar” dedi. MHP’li Kaya’nın, “Güçlendirilmiş parlamenter sistemi savunuyorum. Değişen ben değilim. Bunu unutmamanız dileğiyle…” ifadesi dikkat çekti.

Atilla Kaya’nın “Vekil’den Asil’e hesap beyanıdır” başlıklı mektubu şöyle:

Yüce Türk Milleti’nin asil ferdi;

Sizin oyunuzla seçildiğinin farkında olan bir milletvekiliyim. Nedeni belirsiz bir şekilde ülke gündemine getirilen sistem değişikliği referandumunda, Genel Başkanım ve Parti yönetimi “Başkanlık Sistemi” lehinde tercihlerini ortaya koyarken, ben, getirilmek istenen “Tek Adam-Parti Devleti” rejimine “Hayır!” denilmesine ve güçlendirilmiş parlamenter sistemin savunulmasına dair taşıdığım inancın gereği olarak, Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa ettim. Halen bu inancı taşımakta ve –elimden geldiğince kitlelerle paylaşmaktayım. Sizlerin vekili olarak, aldığım vekâleti kullanma biçimimin hesabını siz asillere vermek istiyorum: Ülkemizi -15 yıla yakın zamandır- yönetmekte olanlar, Türk milletine; din istismarının, mezhepçiliğin, yolsuzluğun, yoksulluğun, işsizliğin, yandaş kadrolaşmanın, terörün, BOP eşbaşkanlığının, Habur’un, Oslo’nun, şehirlerin cephaneliğe dönüşünü seyretmenin, dış politikada yalnızlaşmanın ve milli çıkarları koruyamamanın, yasalarla yapboz oynamanın, yürütmeyle uyumlu yargı istemenin, basın özgürlüğünü boğmanın, Türk milliyetçiliğini ayaklar altına almanın … bütün acı sonuçlarını yaşattılar. “Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim” diyerek yola çıkanların, “anayasadan Türklüğü çıkartacağız” diyen Meclis Başkanvekilleri, “anayasadan laikliği çıkartalım” diyen Meclis Başkanları oldu. PKK’sından FETÖ’süne, terör örgütlerine “ne istedilerse verdim” diyenler, “Rabbim beni affetsin” demenin ötesinde bir bedel ödemediler. Adeta, “yaptığımız duble yollara, köprülere sayın” demeye getirdiler. Ülkeyi bu hale getirenler –yaptıklarının yanlarına kâr kalması yetmezmiş gibi- üstüne bir de ödül olarak; ülkeyi, ancak mutlak monarşi ve diktatörlük düzenlerinde görülebilecek yetkilerle, denetimsiz şekilde yönetmeyi istemekteler.

Bu istek sahipleri; Yürütme tek adamın iradesinden ibaret olsun istiyorlar. Bu tek adam tarafsız olmasın, partisinin başında bulunsun ve yasamayı da o belirlesin istiyorlar. Bu tek adam tarafsız olmasın ama eski anayasamızın “tarafsız” cumhurbaşkanına tanıdığı Anayasa Mahkemesi üyelerini ve rektörleri atama yetkilerini kullansın istiyorlar. Bu tek adam dilediğinde TBMM’yi feshedebilsin istiyorlar. Bu tek adam ülkeyi kararnamelerle yönetsin hatta OHAL ilan edip insan hak ve hürriyetlerini bile askıya alabilsin istiyorlar. Bu tek adam ülkenin idari teşkilat yapısını tek başına değiştirebilsin istiyorlar. Bu tek adam milletin seçmediği sadece kendisinin takdir ettiği sayıları belirsiz başkan yardımcılarına ülkeyi vekâleten yönettirebilsin istiyorlar. Bu tek adam bütün üst düzey bürokratları –usulünü de kendi belirleyecek şekilde tek başına seçsin ve atasın, Meclis’in onayına da gerek duymasın istiyorlar. Bu tek adam uluslararası antlaşmaları yapsın istiyorlar. Bu tek adam, bütçesi Meclis’te kabul edilmese bile, eski bütçesini arttırarak kullanabilsin istiyorlar. Bu tek adam yargıyı belirlesin; kendisi ile kendi seçeceği yardımcı ve bakanların yargılanmaları da ömür boyu imkânsız mesabesinde olsun istiyorlar. Bugüne dek ağızlarına “Türk” sözünü almayanlar, bir de Türklüğü ambalaj kâğıdı olarak kullanıp, isteklerini “Türk Tipi Başkanlık” kisvesi altındasunmak istiyorlar.

Vekâletini taşımaktan onur duyduğum, milletimin asil ferdi; Sizlerden oy isterken, nasıl parti programı ve seçim beyannamesindeki ilke ve görüşlere sadık kaldıysam, halen bu sadakatin gereğini yerine getirme azim ve kararındayım. Sizlere verdiği söze sadakat gösteren her milletvekilinden beklenecek şekilde, egemenliği milletten alıp bir kişiye verecek “Tek Adam-Parti Devleti” seçeneğine “Hayır!” diyor ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi savunuyorum. Değişen ben değilim. Bunu unutmamanız dileğiyle…

Kaynakhttp://t24.com.tr/

İddianame: Örgüt düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiş; FETÖ 17-25 Aralık’tan sonra 2 kez kanun çıkartmış

İddianamede AKP’li 37 vekilin yasayı TBMM’ye sunduğu belirtildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Genelkurmay Karargâhı’nda yaşananlara ilişkin iddianamesinde ‘FETÖ’nün 17-25 Aralık 2013’teki operasyondan sonra AKP iktidarında çıkarttığı 2 kanun yer aldı. 11 Şubat 2014’te TBMM’de benimsenen ilk yasa ile terfiler bir yıl öne çekildi. 4 yıllık albaylar ile 3 yıllık generaller de YAŞ kapsamına alındı. 14 Mart 2016’da kabul edilen 2. düzenleme ile de subaylıkta 28-30 yılını tamamlayan albaylara 30-70 bin lira fazla ikramiye verilerek gönüllü emeklilik hakkı tanındı. İddinamede “Örgüt kanuni düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiştir” ifadesi yer aldı.

Siyasi otoriteye yaptırdı

Sözcü gazetesinden Emin Özgönül’ün haberine göre, iddianamede “Örgüt, TSK komuta kademesini en kısa sürede ele geçirmek maksadıyla generalliğe terfi için albaylıkta bekleme süresini 4 yıla indirip, henüz sırası gelmeyen mensuplarını da terfiye dahil etmiştir” dendi ve şu görüşe yer verildi:
Generallikte rütbe bekleme süresini 4 yıldan 3 yıla indirerek de, kendisine müzahir olmayan generalleri daha kısa sürede TSK dışına çıkarmayı amaçlamıştır. Kendisine müzahir elemanların en az bulunduğu 1988 ve daha önceki yıl mezunu albayları tasfiye için de hizmet süresini 28-30 yıla indirip toplu emekliliği getiren kanuni düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiştir

10 general darbe girişimi gecesinde

Bu düzenlemeler sonucu 2014’teki YAŞ toplantısında 10 albay, bir yıl erken terfi edip tuğgeneral oldu. Yine aynı iddianamede 10 generalin tümünün de darbe girişiminde rol aldığı iddia ediliyor. Bu isimler arasında Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı basan Semih Terzi ile Marmaris baskınına katılan Gökhan Şahin Sönmezateş de bulunuyor. İddianameye göre, ‘FETÖ’cülerin hazırlayıp iktidar tarafından yasalaştırıldığı belirtilen ilk yasa kanun tasarısı olarak 17-25 operasyonundan sadece 26 gün sonra, 21 Ocak 2014’te TBMM’ye sunuldu. AKP oylarıyla benimsenen bu yasa ile “Rütbe bekleme süresini tamamlamaya bir yıl kalanlar da Yüksek Askeri Şura değerlendirmesine alınırlar” hükmü getirildi.

30-70 bin lira fazla ikramiye

İddianamede dikkat çekilen diğer yasa ise 30 Aralık 2015’te AKP’li 37 milletvekili tarafından TBMM’ye sunuldu. 28-30 yıllık görevlerini tamamlayan albaylara gönüllü emekli olurlarsa, 30-70 bin lira arasında fazla ikramiye verilmesi öngörüldü. Böylelikle 31 yıl olan hizmet süresini tamamlayıp normal emekliye ayrılan bir albay 120 bin lira civarında emekli ikramiyesi alırken, gönüllü emekli olanlar 150-190 bin lira arasında ikramiye aldı. TSK’da bu durumda olan 3 bin civarında albay kapsama girdi. ‘FETÖ’ bağlantısı olmayan albayların böylece TSK’dan kendi istekleri ile ayrıldığı yorumu yapıldı.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Ya Laik Cumhuriyet Ya da Tek Adam

AKP’nin TBMM Başkanlığı’na 316 milletvekili imzasıyla sunduğu partili cumhurbaşkanlığı sistemini öngören 18 maddelik anayasa değişikliğinin Genel Kurul görüşmeleri bugün başlıyor.

AKP görüşmelerin 15 gün süreceği konusunda bir görüşe hakim ancak bir günde kaç maddenin geçeceği konusunda netlik olmadığı için görüşme takvimi yapılmadı.

Partili cumhurbaşkanlığı, yetkilerin tek bir elde toplanmasını öngören anayasa değişiklik teklifinin görüşmeleri iki kez yapılıyor. İkinci tur oylamaya birinci turun bitiminden 48 saat öncesine kadar başlanamıyor.

BAYKAL KONUŞACAK

Birinci turda teklifin geneli ve maddeleri üzerinde dört siyasi parti ile hükümet adına konuşmalar yapılacak. Eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal teklifin geneli üzerinde konuşacak. İkinci turda ise teklifin tümü ve maddeleri üzerinde konuşmalar yapılmayacak, sadece maddeler üzerinde verilmiş değişiklik önergeleri görüşülecek. Birinci turda üzerinde değişiklik önergesi bulunmayan bir madde hakkında ikinci turda önerge verilemeyecek.

OYLAMALAR GİZLİ

Teklifin kabul edilmesi için Meclis üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun, yani en az 330 milletvekilinin kabul oyu vermesi gerekiyor. Anayasa oylamaların gizli olacağını hükme bağlıyor.

Teklifin görüşmelerinin ikinci turunda, 330’un altında oy alan madde düşecek. Tümünün oylamasında da kabul oylarının 330’un altında kalması halinde teklifin tümü düşmüş olacak.

TEKLİF GEÇERSE REFERANDUM NİSAN’DA

Cumhurbaşkanı, anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderebiliyor. Anayasa değişikliğine ilişkin kanunun referandumu, Cumhurbaşkanının onaylamasının üzerinden 60 gün geçtikten sonra yapılabiliyor. Bu durumda, referandumun önümüzdeki nisan ayı içerisinde yapılması bekleniyor.

Kaynak : http://gazeteport.com/

MHP’li dört vekil bayrak açtı: Başkanlık sistemine karşıyız

erdogan-bahceli

AKP’yle başkanlık sistemi üzerine pazarlık yürüten MHP’den dün ihraç edilen Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, üç MHP’li milletvekiliyle birlikte başkanlık sistemine karşı olduklarını açıkladı.

AKP, başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliği taslağını dün MHP’ye iletmişti. Taslak üzerinde iki partinin çalışması ve ortaya çıkan uzlaşma metninin TBMM’ye sunulması öngörülüyor.

umit-ozdag-sb

Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ

‘Türkiye’yi kaosa götürecek’

Reuters’in haberine göre Özdağ, MHP milletvekilleri Yusuf Halaçoğlu, Nuri Okutan ve İsmail Ok’la birlikte TBMM’de bir basın toplantısı düzenleyerek başkanlık sistemine karşı mücadele edeceklerini duyurdu.

Başkanlık sisteminin Türk siyasi kültürüne tamamen aykırı olduğunu söyleyen Özdağ, şunları kaydetti: “Yeni bir sistem arayışı Türkiye’yi kaosa götürecektir. Beka sorunu yaşayan ülkeler sistem değişikliği yapmaz, dünya tarihinde bunun örneği yok. Bunun bedelini toplum ağır öder.”

Özdağ, MHP tüzüğünün ‘partiye zarar veren beyanatlar’konusunu düzenleyen maddesi uyarınca dün MHP’den ihraç edilmişti.

Başkanlık sistemine karşı çıkan MHP’li milletvekillerinden Halaçoğlu, AKP’nin MHP’ye sunduğu taslakta başkanlık sisteminin gizlenmek istercesine ‘cumhurbaşkanı’ ifadesinin kullanıldığını belirterek şöyle konuştu: “Devlet Başkanı’na ister başkan ister cumhurbaşkanı deyin fark etmeyecek, başkanlık sistemi uygulanacaktır. Biz Türk milliyetçileri ve ülkücüler olarak Türkiye’nin ‘başkancı Reis rejimi’ne sürüklenmesine izin vermeme kararındayız.”

Başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliğini tek başına referanduma taşıyabilmek için gerekli TBMM’de en az 14 sandalye desteğine daha ihtiyaç duyan AKP 39 sandalyesi bulunan MHP’ye güveniyor. Referandum için 330 oy gerekiyor.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

CHP’li Erdoğdu: TBMM’de direniş başlatacağız

2016-07-12_010152CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Meclis İç Tüzük Yasası’nın değişmesiyle ilgili vatandaşlara “şiddet içermeyen pasif direniş” çağrısında bulundu.

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Meclis’te İç Tüzük Yasası’nın değişmesiyle ilgili Twitter hesabında yaptığı açıklamada “şiddet içermeyen pasif direniş” çağrısında bulundu.

Erdoğdu, “Aylardır yapılan her türlü haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı demokrasi içinde karşı koymaya çalıştık… Artık demokrasiyi de kaldırdılar.Bizim başka bir şansımız kalmadı… Artık direniş zamanı… Bizimle başlayacak… Hayatın her alanında direniş olacak…Biz TBMM’de başlatacağız… Siz hayatın her alanında bizimle devam ettireceksiniz… Şiddet içermeyecek… Etkin olacak…

Hırsızlık kol geziyorYargı çöktüSeçimler adil değilDevlet bir suç örgütünün işgali altında… Ben bu durumu vicdanıma yediremem.Yıllardır yargı korkusu olmadan vergilerinizi yağmalıyorlar… 6 ay vergimizi geciktirelim… Sarayı satmak zorunda kalırlar…Bizim seçmenimiz bu ülkenin ekonomik ve sosyal yükünü sırtında taşıyanlar… Hep beraber YETER ARTIK deseler yağmacı yandaşlar aç kalır…” dedi.

İşte o tweetler:

2016-07-12_010357

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Joe Biden TBMM Başkanı gibi!

joe-biden

Foto: CİHAN -Joe Biden, 4 partiyi bir masada buluşturmayı hedefliyor

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, TBMM’de bulunan 4 partiyi ‘yuvarlak masa toplantısı’na çağırdı.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden bugün İstanbul’da TBMM’de temsil edilen dört partiden milletvekilleriyle “yuvarlak masa toplantısı”nda bir araya geldi. Toplantıya, AKP, CHP, ve HDP’den milletvekilleri katıldı. Toplantıya ilişkin en çarpıcı yorum ise CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin’den geldi. Tekin “Biden, Erdoğan’ın yapamadığını yaptı. Helal olsun. Ama bir siyasetçi olarak utandım” dedi.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, TBMM’de temsil edilen partilerin temsilcileriyle bir toplantı yaptı. Biden’in toplantıya, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dışladığı HDP’yi de davet etmesi dikkat çekti.

MHP TOPLANTIYA KATILMADI

Joe Biden’ın “yuvarlak masa” toplantısına HDP’den Leyla Zana, Ayhan Bilgen ve Altan Tan, AKP’den Galip Ensarioğlu ve Orhan Miroğlu ile, CHP’den Fikri Sağlar ile Sezgin Tanrıkulu katıldı. Toplantıya MHP adına davet edilen Oktay Vural, Ankara’da bulunması nedeniyle toplantıya katılmadı. Vural’ın katılmadığı toplantıda MHP’yi temsil eden bir milletvekili olmaması dikkat çekti.

BİDEN’IN BİR DİĞER GÜNDEMİ İSE İFADE VE İNTERNET ÖZGÜRLÜĞÜ

ABD Başkan Yardımcısı’nın Türkiye’de bir başka gündemi ise, “ifade ve internet özgürlüğü” olacak. Biden, öğleden sonra da, hükümete eleştirel yazıları nedeniyle işten çıkarılan iki köşe yazarı, Kadri Gürsel ve Aslı Aydıntaşbaş ile bir araya gelecek. Gazetecilerin yanı sıra Biden ile toplantıya akademisyenler de katılacak. Toplantıya katılacak akademisyenler arasında, hükümetin internet yasaklarına karşı mücadele eden, Youtube’a Türkiye’de koyulan yasağı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyan ve kaldırılmasını sağlayan Prof Yaman Akdeniz de bulunuyor.

gursel-tekin

FOTO:DHA/Arşiv Gürsel Tekin, Biden’in toplantısı için “Erdoğan’ın yapamadığını yaptı” dedi.

Biden’ın “konukları” arasında dikkat çeken bir başka isim ise, Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala. Kavala, HDP’nin “seni Başkan yaptırmayacağız” çıkışı döneminde, havuz medyası yazarları tarafından bu çıkışın “mucidi” olarak nitelendirilmiş, hakkında karalama kampanyası başlatılmıştı.

GÜRSEL TEKİN: “ERDOĞAN’IN YAPAMADIĞINI, BIDEN YAPTI”

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın TBMM’de temsil edilen 4 siyasi partinin temsilcisi İstanbul’da, aynı masa etrafında biraraya getirmesine ilk tepki CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin’den geldi. Tekin, “Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın yapamadığını, ABD’nin Başkan Yardımcısı yaptı. Terörle mücadele için araştırma komisyonu kurulması konusunda bile biraraya gelemeyen dört siyasi partiyi, aynı masada topladı” dedi.

“SİYASETÇİ OLARAK UTANIYORUM…”

Biden’ın, aynı televizyon programında bile yer almayan dört siyasi parti temsilcisini biraraya getirmesi konusunda, “Helal olsun Biden”a” diyen Tekin, “Ancak şunu söylemeliyim; Bir Türk siyasetçisi olarak bunu bizim gerçekleştiremememiz nedeniyle utandım” diye konuştu.

Tekin şöyle konuştu; “Helal olsun Sayın Biden’a. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle “benim için tarih olmuştur” dediği ABD Başkan Yardımcısı Biden, Erdoğan’ın yapamadığını yaptı. Biz Türk siyasetçileri olarak TBMM’de, terörle mücadele konusunda bir araştırma komisyonu oluşturmak için bile biraraya gelemedik.”

Kaynak : Zeynep GÜRCANLI – http://www.sozcu.com.tr/

TBMM’deki cinayette şok ifadeler

Eski SHP İzmir Milletvekili Erol Güngör’ün oğlu Mustafa Güngör’ün TBMM lojmanında öldürülmesine ilişkin davanın sanığı Abdullah Gökalp, “ailesinin can güvenliği sağlanmadığı” gerekçesiyle cinayetle ilgili beyanda bulunmayı reddetti.

Mustafa Güngör’ün, 24 Haziran 1991’de TBMM lojmanında öldürülmesine ilişkin davanın görülmesine Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. 

Duruşmaya, başka suçtan hükümlü sanık Abdullah Gökalp ve avukatı ile müşteki Erol Güngör ve avukatı katıldı. Sanık Gökalp, duruşmada, 17 sayfalık beyanını okudu.

Gökalp, önceki celse olduğu gibi bu celse de “eşinin ve 2 çocuğunun can güvenliği sağlanmadığı” gerekçesiyle cinayetle ilgili açıklama yapmayı reddetti.

“Vicdan azabını sonlandırabilmek için ortaya çıkana kadar” adli makamların, cinayetle ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadığını ifade eden Gökalp, bildiklerini anlatmak için ailesinin can güvenliğinin sağlanmasını istediğini anımsattı.

Polisin, eşine bir telefon numarası verdiğini ve tehlikede olduklarında numarayı aramasını istediklerini anlatan Gökalp, ailesinin güvenliğinin tam olarak sağlanmadığını ileri sürdü.

Gökalp, Erol Güngör’den menfaat sağlamak için ortaya çıkmadığını kaydederek, Güngör’den bin 250 lira aldığını, onunla da Sakarya’dan taşındığını bildirdi ve Sakarya’da kalması durumunda öldürüleceğini savundu.

“Alevi önderleri tanık olarak dinlensin” 

Gökalp, önceki celse tanık olarak dinlenen eski SHP Malatya Milletvekili İbrahim Aksoy’un “sol örgütlerle bağlantısı olmadığını” söylediğini belirterek, bunun gerçeği yansıtmadığını iddia etti.

“20 yıl 6 ay önceki kahpece bir olayın parçası oldum” ifadesini kullanan Gökalp, babası Remzi Gökalp’in, kendisinin de içinde yer aldığı olaylardan haberdar olduğunu, kendisine gözdağı vermek için babasının 2002’de kaçırıldığını söyledi. Gökalp, babasının tanık olarak dinlenmesini istedi.

“Bir dönem devletin, Alevilere yönelik istihbarat amaçlı çalışmaları içinde yer aldığı” iddiasında bulunan Gökalp, “Alevi önderleri Ali Gargın ile Ali Rıza Gargın’ın da tanık olarak dinlenmesini” talep etti.

Kendisini susturmak için Sakarya’dan taşındıktan 17 gün sonra 80 yaşında bir kadını Sakarya’da yağma etmekle suçlandığını anlatan Gökalp, “suç işlendiğinde şehirde olmadığını ispatlamasına rağmen mahkum edildiğini” ileri sürdü.

Gökalp, mafya tarzı örgütlenmenin içinde yer aldığına ilişkin “el yazısı ve imza” içeren bazı belgeleri, cezaevine gelmesi durumunda Erol Güngör’e veya avukatına vereceğini söyledi.

Cinayetle ilgili bildiklerini anlatması için 2 şart öne süren Gökalp, “Eşimin ve iki çocuğumun can güvenliklerinin sağlanmasını ve hüküm giydiğim dosyanın bir savcı, bir hakim ve bir müfettiş tarafından incelenmesini istiyorum. İncelesinler ve ‘Abdullah Gökalp’in kanuni hakları bu dosyada çiğnenmemiştir’ desinler. Hakkımdaki hükmün değiştirilmesini istemiyorum, bu cezayı yatacağım ama dosyamın incelenmesini istiyorum” diye konuştu.

“Buna inanasım gelmiyor” 

Duruşmada daha sonra cinayet işlendiği sırada Meclis lojmanlarında görevli polis memuru Uğur Aytaç, tanık olarak dinlendi. Aytaç, Namık Kemal Zeybek’in evinin önündeki kulübede görevli olduğunu ve cinayete ilişkin herhangi birini görmediğini, silah sesi duymadığını anlattı.

Sanık Gökalp ise “Aytaç’ı, o gece iki kere birkaç polisle birlikte sohbet ederken gördüğünü” ileri sürdü. Müşteki Erol Güngör söz alarak, “Oğlum bıçakla ve silahla öldürüldü. Namık Kemal Zeybek’in eviyle bizim ev arasında 18 metre var. 18 metre öteden hiçbir şey görülmüyor, duyulmuyor. Buna inanasım gelmiyor” diye konuştu.

Güngör, cinayete ilişkin 31 Aralık 1991 tarihli tahkikat raporunu hazırlayan tanık Aytaç’a, “tahkikat raporunda, cinayetin ardından ismi geçen herkesin adı yer alırken, eski Devlet Bakanı Akın Gönen’in isminin neden yer almadığını” sordu.

Aytaç ise “O dönemde bir yıllık polistim. Aklıma gelen olasılıkları 3-4 kişiye anlattım. Bana, ‘kesinlikle onunla alakası yok’ dediler. Ben de raporu o şekilde hazırladım” karşılığını verdi.

Sanık Gökalp, Aytaç’a “Gürel Özener’in (Akın Gönen’in eski damadı) süfli işlerle uğraştığı yönünde rapor hazırladıktan sonra Akın Gönen seni bakanlığa çağırdı mı?” diye sordu. Bu soru üzerine ise Aytaç, “Hakikatle alakası yok” ifadesini kullandı.

Ara kararlar 

Mahkeme, Cumhuriyet savcısının ve tarafların da görüşünü aldıktan sonra, sanığın babasının ifadesinin alınmasına ve bazı tanıklarla ilgili olarak ve daha önce yazılan talimat cevaplarının beklenmesine karar verdi.

Sanık Gökalp’in eşi ve çocuklarının can güvenliğinin sağlanması konusunda Cumhuriyet savcılığına bir kez daha yazı yazılmasını kararlaştıran mahkeme, duruşmayı erteledi.

Davanın iddianamesinde, Abdullah Gökalp’in, 14 Mayıs 2010’da adalet müfettişine verdiği ifadede, 24 Haziran 1991’de Mustafa Güngör’ü öldürdüğünü beyan ettiği ifade ediliyor. İddianamede, Gökalp’in “tasarlayarak, kasten öldürme” suçundan cezalandırılması talep ediliyor.

Kaynak : CNN TÜRK

CHP’den Anayasa Mahkemesi’ne sert tepki

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, 15 kanun hükmünde kararnamenin iptali istemiyle açtıkları davada Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç için “reddi hakim” talebinde bulunmalarının reddedilmesi ve talebin “kötü niyetli” olduğu gerekçesiyle CHP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından 6 bin lira para cezasına çarptırılmasını basından öğrendiklerini belirterek, kararın, Anayasa Mahkemesinin bundan sonra CHP’nin tarafı olduğu davalarda vereceği tüm kararları şaibeli kıldığını öne sürdü. 

Tarhan, yaptığı yazılı açıklamada, CHP’nin, 15 kanun hükmünde kararnamenin iptali istemiyle açtığı davada, Wikileaks belgeleri olarak bilinen belgelerde yer aldığı belirtilen CHP hakkındaki sözleri nedeniyle Kılıç hakkında reddi hakim talebinde bulunduklarını ifade etti.

Bir yüksek yargıcın yürütme organıyla uygun olmayan ilişkilerden fiilen uzak olmakla kalmayıp, aynı zamanda öyle görünmesi de gerektiğine dikkati çeken Tarhan, “Bir yüksek yargıcın, hem de yabancı bir ülkenin büyükelçiliğine iç siyasete ilişkin iktidar söylemine yakın değerlendirmelerde bulunmasındaki tuhaf ötesi gariplik bir yana, TBMM’nin çıkardığı yasaları, yasa gücünde kararnameleri, TBMM İçtüzüğünü ve anayasa değişikliklerini gerek gördüğü durumlarda Anayasa Mahkemesine taşımakla anayasal olarak yetkilendirilmiş ana muhalefet partisini şikayet etmesi, tarafsızlık ilkesiyle bağdaşmayan eylemler içinde bulunduğuna karine teşkil etmektedir” dedi.

Tarhan, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Dolayısıyla partimizce yapılan ret talebi dünyanın her yerinde makul, gerekçeli, dayanağı olan bir talep olarak değerlendirilebilecekken, ’kötü niyetli’ olduğu gerekçesiyle Türk anayasa yargısı tarihinde bir ilk olarak adeta ana muhalefet partisine ’sen artık fazla oldun’ mesajı vermek amacıyla para cezasına hükmedilmiş olduğunu basından öğrenmiş bulunmaktayız. Asıl kötü niyetli olan bizatihi bu karardır.

Davanın tarafına bilgi vermeden doğrudan basına servis edilen bu kararın, Türkiye’de yargıya ve yargı kararlarına yönelik kuşkuları bir kez daha doğrulaması bir yana, aslında kararın ana fikri şudur; önce Meclis TV yayınının süresinin kısılması, ardından kürsüdeki bir ana muhalefet milletvekiline fiili saldırının cezasız bırakılarak, bu tür saldırıların teşvik edilmesi, iç tüzük değişikliği teklifi ile muhalefete verilen konuşma sürelerinin sınırlandırılmasının ardından ana muhalefet partisi başkanına düzenletilen bir fezleke ile ’Susun, konuşmayın. Konuşursanız, eleştirirseniz yanarsınız’ uyarısının verilmesinin ardından ana muhalefet partisinin anayasal başvuru hakkını sınırlandırmak ve yargı aracılığıyla gözdağı vermek için bu kez daha orijinal bir yöntemle, para cezası ile susturmaya çalışmaktan ibarettir.

Gösterilen bu sopanın CHP’yi yıldıracağını zannedenler bir kez daha yanılmaktadırlar. Bu kararla birlikte, Anayasa Mahkemesinin haklı talebimizi haksız ve kötü niyetli bir yaklaşımla para cezası ile karşılaması, bundan sonra tarafı olduğumuz davalarda vereceği tüm kararları da şaibeli kılmıştır.”

Kaynak : VATAN Gazetesi