Sandıktan soru işaretleri çıktı

24 Haziran seçimlerinin üzerinden 1 hafta geçti, kesin sonuçlar 5 Temmuz’da açıklanacak. Ancak sorular yanıtsız, sorunlar çözümsüz.

Seçim günü yaşananların birçoğu soru işaretine dönüştü, aradan geçen bir haftada soru işaretleri büyüdü, birçoğu net ve akılcı bir yanıt verilmedi. Yaşananlar ve akılda kalan sorular şöyle:

YSK sandık sayısını bilmiyor mu?

YSK’nin sandık sayısı ile ilgili kararı 4 Mayıs cuma günü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı. YSK’nin söz konusu 371 No’lu kararında, “Yurt içinde 181 bin 129 sandıkta 56 milyon 345 bin 891 seçmen oy kullanacaktır. Yurtdışında ise; ‘tahmini’ 3 milyon 10 bin 725 seçmen 3 bin 167 sandıkta oy kullanacaktır” ifadeleri yer aldı. Yani YSK işe, yurtiçinde ve yurtdışında toplam 184 bin 296 sandık “tahmini” ile başladı. AA ise aynı gün YSK Başkanı Sadi Güven’in “tahmini” sandık sayısını 180 bin 896 olarak bildirdiğini aktardı. Ancak 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlarına göre YSK, 188 bin 8 sandığın yüzde yüzünü açtı. Açıklamalar arasındaki rakam farkları açıklanamadı.

İhlaller neden önüne geçilmedi?

Başta Şanlıurfa Suruç olmak üzere Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Van ile Ankara olmak üzere pek çok sandık bölgesinde; toplu oy kullanma, seçmenin iradesine kabinde müdahale, oy kullanılmasının engellenmesi, açık oy kullanmaya zorlama, sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerin sandıktan uzaklaştırılması, sandık çevresinde silahlı kişilerin bulunması gibi çeşitli ihlaller yaşandı. Seçilmiş muhtarların, insanların seçme özgürlüğünü oy kullandırmayarak engelledikleri görüldü. İtiraz edenler örgütlü gruplar tarafından yaralandı, yaşamını yitirdi.

Nasıl bu kadar hızlı sayıldı?

Oy verme işleminin sona erdi ancak ihlal iddiaları sona ermedi. Ancak YSK, 1 saat 45 dakika sonra, 18.45’te seçim sonuçlarına ilişkin yayın yasaklarının kalkacağını duyurdu. İki pusula tek zarftan ibaret oyların sayım işleminin 1 saat 45 dakikada açıklanmaya başlanabilir hale gelmesinin kendisi bile bir soru işareti oluşturdu.

Ölüler oy kullandı mı?

Erken seçim kararı bile alınmadan, Mart ayında, CHP’nin eski Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne ait belgeler ile açıklamalar yaptı. 2 milyon 537 bin kişinin ölü olduğunu, ancak vatandaşlık numarası verilerek sahte kimlikler oluşturulduğunu açıkladı. Ölmüş bir kişinin kayıtlarında harf değişikliği, doğum ölüm tarihleri gibi konularda değişiklikler yapıldığını belirten Pekşen iddiasını bir adım daha ileri taşıyarak, “Hiç dünyaya gelmemiş kişilere de sahte vatandaşlık numarası vermişsiniz” dedi. Pekşen’in iddiasının, 24 Haziran seçimlerini ilgilendiren kısmı ise “Bu kayıtlarda sağ görünen insanlara seçmen kartı çıkarılmış mıdır?” sorusunun hiç verilmeyen yanıtının altında kaldı.

AA’nın ‘test’i nasıl tuttu?

AA’nın verileri ile ilgili seçimlerden önce bir olay daha gündeme geldi. Hükümete yakın TVnet kanalında, 19 Haziran’da yayımlanan bir programda, ekranda AA’nın seçim tablosunun oy oranlarını belirdi. Tabloda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yüzde 53, İnce’nin yüzde 26, Akşener’in yüzde 12, Demirtaş’ın yüzde 7, Karamollaoğlu’nun yüzde 1 ve Perinçek’in yüzde 1 oy aldığı görüldü. Ekranda bir anda beliren tabloda il il sonuçlara da yer verildi. AA, bu yayının seçim akşamı sonuçların sağlıklı bir şekilde abonelere iletilmesi için bir test olduğu belirtildi. 24 Haziran günü kurulan sandıktan çıkan sonuçlarla test yayanındaki sonuçların birbirine yakın olması dikkat çekti. Sözcü Gazetesi yazarı Soner Yalçın, AA Genel Yayın Yönetmeni Murat Mutanoğlu’nun, test yayını ekranlarına yansıtan TVNET’in kurucu kadrosundan olduğunu yazdı.

Manipülasyon mu var?

Seçim sonuçlarının açıklanmaya başlaması ile kamu yayıncısı Anadolu Ajansı’nın, hem sandık güvenliğinden sorumlu görevlileri, hem de oyunu çoktan kullanıp sonuçlara yansıdığının peşine düşen seçmenin algısını bozmaya yönelik yayın yaptığı iddiaları yükseldi. CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, 19.15’te, kameraların karşısına geçti. AA’nın sandık sonuçlarını nasıl yayımladığını anlattı. Tezcan, “AA, yüzde 70.72 ile başladı. Bizim verilerimize göre 9 bin 638 sandık açıldığında Muharrem İnce yüzde 40.35, Erdoğan yüzde 46.58, Meral Akşener yüzde 7.25 oy seviyesinde, Selahattin Demirtaş yüzde 4.06 oy oranında. AA ise yüzde 3’ken yüzde 70 oran açıkladı. Çok açık bir manipülasyon” dedi.

Yüzdeler neden açıklanmadı?

YSK’nin çelişkileri: YSK Başkanı Sadi Güven, seçimden bir gün önce sandık sonuçlarının 24 Haziran geceyarısı 24.00’ten önce açıklamayı ümit ettiklerini bildirmişti. Ancak Güven’in kameraların karşısına geçmesi, 03.00’ü buldu. Güven, “Recep Tayyip Erdoğan’ın geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı anlaşılmaktadır” dedi, ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki alınan yüzdeleri açıklamadı.

Kesin sonuçlar neden ertelendi?

YSK Başkanı Güven, seçim günü kesin sonuçların 29 Haziran cuma günü açıklanabileceğini duyurmuştu. Ancak bu daha sonra 5 Temmuz’a ertelendi. Kesin sonuçların 29’unda açıklanacağına ilişkin tahminin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turda tamamlanmaması durumunda hazırlandığı, ancak birinci turda tamamlanması nedeniyle normal milletvekili seçim sürecinin işletileceği açıklandı.

Tutanaklar neyi bekliyor?

YSK, daha önce yaptığının aksine sandık tutanaklarını açıklamak için bu kez kesin sonuçların açıklanmasını bekledi. Vatandaşların en azından kendi sandıklarındaki sonuçları görmesi, partilerin kendi görevlileri aracılığıyla elde ettiği tutanakları karşılaştırması için 2014 yılından bu yana işleyen sistem için YSK Başkanı Güven, “Sandık sonuç tutanakları taramak suretiyle sisteme koyuyoruz. Tüm vatandaşlarımız inceliyor. Bu seçimde tutulan ve sisteme büyük oranda işlenen tutanakları da seçim sonuçları kesinleştikten sora vatandaşımıza açacağız. Sistem yorulmasın diye 5-10 günlük bir kesinti yaptık” dedi.

AA’nın internet sitesinde hala yayınlanan seçim sonuçları ile YSK’nin açıkladığı kesin olmayan sonuçlar arasında sandık, seçmen, toplam oy, geçerli oy rakamlarında büyük farklar dikkat çekiyor. Bunun en belirgin örneği ise ise AKP’nin aldığı oy sayısı ve oy oranlarında kendisini gösteriyor. YSK’nin 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlara göre AKP, yüzde 41.85’lik oy oranına ulaştı. Ancak AA, o günden bu yana AKP hanesinde görülen yüzde 42.56 oranını değiştirmedi. YSK ile AA arasındaki bir diğer büyük fark ise AKP’nin topladığı toplam geçerli oy sayısı. YSK’ye göre AKP’nın aldığı toplam oy 20 milyon 980 bin 956. AA’ye göre ise AKP 21 milyon 335 bin 579 oy topladı. AA’nın, AKP’nin hanesine YSK’ye göre 354 bin 623 fazla oy yazdığı görülüyor. 

AA’ya sorular

Finansmanını en az TRT kadar halkın vergilerinden sağlayan kamu yayıncısı Anadolu Ajansı, seçim akşamı 2 binden fazla yayın kuruluşuna, sandıkların sonuçlarını duyurdu. 13 dilde yayın yapan AA; görevlilerinin sandıklar açıldıktan sonra, ıslak imzalı tutanağı merkeze ileteceğini duyurdu. Ancak “Sistemimizi siber saldırılara karşı koruyacağımızı, eleştirilere cevap vermek yerine işimize odaklanacağımızı ve ne olursa olsun verileri hiç bekletmeden anında aboneye ulaştırarak kesintisiz, hızlı ve doğru veri akışını gerçekleştireceğimizi söylemiştik. Bugün çalışanlarımızla birlikte milletimize verdiğimiz sözü yerine getirmenin huzuru içerisindeyiz” açıklamasını yapan AA, şu sorulara yanıt vermedi:

AA’nın görevlileri kim? Muhabir mi?

AA, 24 Haziran günü 188 bin sandığın başında birini mi görevlendirdi? AA ‘görevlileri’ her sandıkta mı, sandıkların bulunduğu her okulda mı? Sandıkların bulunduğu 50 bine yakın okulda görevlendirme yapılabildi mi? AA görevlileri 957 ilçe seçim kurulunda mı görevlindirildi?

Yayın yasağının kalkmasından sonra AA, nasıl YSK’den da hızlı bir şekilde verileri topladı ve yayınladı? AA görevlilerinin sonuçları il seçim kurullarından alması demek ise kesin olmayan sonuçları açıklaması için YSK kadar geç kalması gerek.

AA, parti müşahitlerinden, partilerin ilçe veya il başkanlıklarından bilgi alabilir mi?

Adil Seçim Plat formu’na sorular

Millet İttifakı’nı oluşturan muhalefet partileri, onlarca sivil toplum kuruluşu ve sivil inisiyatif, seçimlerin çok öncesinde; sözkonusu “tekel” yayınına alternatif olmak, AA’nın erkenden açıkladığı büyük yüzdelerle algı operasyonu iddialarının ortaya çıkmasını engellemek için Adil Seçim Platformu adıyla yola çıkmıştı. “YSK bile sonuçları bizden öğrenecek” iddialı çıkışına karşın, sistem varoluş amacını işletemedi. YSK’nin yayın yasaklarını kaldırıldığı 18.45’ten 21.00’a kadar tek bir veri açıklanamadı. Merkezdeki verilerin basın mensupları için aktarılacağı söylenen ekrana çok uzun süre Halk TV canlı yayını aktarıldı. Platformun gönüllüleri, esas amacı, yani sisteme tutanak yollamayı uzun süre başaramadı. İnternet sitesine de uzun süre ulaşılamadı.

Gönüllüler ellerindeki tutanakları neden sisteme kaydedemedi?

Sistemin elde ettiği ilk veriler geç açıklandı ancak nihai sonuç neden açıklanmadı?

Tüm bu sorunlar yaşanırken, 22.13’te “Büyükşehirler henüz sistemlere tam olarak yansımış durumda değil. Umudunuzu kaybetmeyin TV ekranlarındaki manipülasyonlara aldanmayın bu seçim ikinci tura kalmıştır” açıklaması hangi veriye dayanarak yapıldı?

Sisteme kaydedilemese de daha sonra yapılacak itirazları kolaylaştırması beklenen, YSK’nin partilere gönderdiği ancak vatandaş kullanımına açmak için kesin sonuçları beklediği tutunaklar nerede? Siyasi partilerin genel merkezlerine gönderildi mi?

Seçimleri muhalefet kazansaydı da, kamunun bilgi edinmesi açısından sağlıklı veri sağlanabilecek miydi?

Kaynak : Sinan Tartanoğlu – http://www.cumhuriyet.com.tr/

Mahkeme diploma talebini karara bağlayacak

81406

Hakaret davası açılan vatandaş, Erdoğan’ın diplomasının mahkemeye getirilmesini istedi.

Ankara 39.Asliye Ceza Mahkemesinde “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiası ile yargılanan yurttaş Ahmet Davran, mahkemeden Erdoğan’ın diplomasını talep etmişti. Dava daha sonra yetkisizlik ile Polatlı’ya gönderildi. Polatlı’da ayın 28’inde görülecek olan dava da mahkeme Mehmet Davran’ın diploma ile ilgili talebini karara bağlayacak.

Haberdar’a dava öncesinde açıklama yapan Ahmet Davran, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı  erdoğana hakaret ettiğim iddiası ile Polatlı 1. Asliye ceza mahkemesinde süren davamda geçen celse mahkemeye ifade ettiğim üzere, erdoğanın diplomasının sahte olduğundan bahisle TCK.nün 299. maddesine göre acılan bu davada diplomasinin celp edilerek mahkeme tarafından bu konunun incelenmesini talep etmiştim.

Mahkeme bu talebime 28 hazıran da  yapılacak duruşmada bir karar verecek. 

Basında da bu konuda çıkan haberlerdeki bilgi ve belgeler incelendiğinde Tayyip Erdoğan’ın diplomasını sahteligi ortaya çıkmaktadır.

Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı secimi öncesi YSK’ya sunduğu üniversite diplomasi kurum tarafından da incelenmeden işleme konularak adaylığı kabul edilmiş ve seçime sokulmuştur.

Fakat bu durum seçilenin aranan şartlardan birine haiz olmadığı sonradan ortaya çıkarsa bunun incelenmesinde mani bir durum yoktur.

Ortada Erdoğan’ın diplomasının sahteliği söz konusu iken ve bu konuda hakkımda açılan bu davada da tarafımdan mahkemeye bu konu hakkında beyanda bulunmam üzerine mahkeme böyle bir iddiayı kabul ile incelemek zorunda. 

Çünkü cumhurbaşkanına hakaret ettiğim iddiası varsa, savunmamdaki  bu iddiam da mahkeme tarafından araştırmalı.

Ceza mahkemelerinde yapılan yargılamada serbest delil ilkesi vardır, mahkeme için hukuka uygun elde edilen delilin incelenmesi asıl olandır, mahkeme hukuka uygun  şekilde elde edilen geçerlidir.

Hakkımdaki bu iddiaya karşılık bende kendimi savunurken savunmamda Erdoğan’ın diplomasının sahteliğini dile getirerek bu konudaki delillerin toplanarak mahkeme tarafından incelenmesi gerekir, diploma sahte ise Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı da geçersiz olur ve TCK bundaki 299.madde ki suç oluşmaz.

Çünkü hakaret ettiğiniz iddia edilen kişinin diploması sahte ise, cumhurbaşkanlığı da geçersizdir. 

Mahkeme savunmamdaki bu iddiayı araştırmaz ise bu durumda savunma hakkının engellenmesi ve kısıtlanması durumu ortaya çıkar, savunma hakkı hukukta kutsaldır. 
Bu durumda da Yargıtay incelemesinde de mutlak bir bozma nedeni olur.Yargıtay  savunma hakkını  ihlal eden yerel mahkeme kararlarını kesinlikle bozmaktadır.

vatandasrsm576baca1d3194

Erdoğan diploması ile ilgili yaptığı konuşmasının sonunda, 

“Eşek ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır” demişti, 

Bende diyebilirimki,

Kötümser yanlız tüneli görür, İyimser tünelin sonundaki ışığı görür. 

Gerçekçi tünelle birlikte ışığı hemde gelecek treni görür.”

Kaynak : Arzu Yıldız – http://www.haberdar.com/

‘Erdoğan’ın sahte diplomasını onaylayan noter katibi kayıplara karıştı’

felUlusal Parti Genel Başkanı ve Türk Solu Gazetesi Başyazarı Gökçe Fırat, Çağlayan adliyesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomasının sahte olduğu iddiasıyla söz konusu belgeyi onaylan noter hakkında suç duyurusunda bulundu.

Konuya ilişkin Twitter’dan açıklama yapan Fırat, “Cumhurbaşkanına sahte diploma davası açma imkânı yok ama ona bu belgeyi veren noterin dokunulmazlığı yok” dedi.

fof

“Sahte diploma tasdikleyen noter katibi Emine Seven’i savcılığa şikayet ettim. Emine Seven’e ulaşamadık. Kayıplara karışmış” iddiasını ortaya atan Fırat, şöyle devam etti:

Noter belgesi photoshoplu, yevmiye numarası sahte, işlem tümüyle sahtecilik. Ağır cezalık bir suç. Noter belgesindeki sahteliği kanıtlarsak YSK’daki tek belge hükümsüz olur. Seçim iptal edilebilir. Hukukun verdiği tüm imkanları deneyeceğiz, sahteciliği ispatlayacağız. CB koltuğundan indirilecek!”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

 

Eminağaoğlu suç duyurusunda bulundu: Diploması sahte, Cumhurbaşkanlığı iptal edilsin

63YARSAV kurucu Başkanı Eminağaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan için üniversite diploması sahte olduğu iddiasıyla “Resmi evrakta sahtecilik” nedeniyle suç duyurusunda bulunup Cumhurbaşkanlığının iptali için başvuru yaptı.

YARSAV kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında yüksek öğrenim yapmadığı ve diploması olmadığı gerekçesiyle, “Resmi evrakta sahtecilik” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Eminağaoğlu, Erdoğan’ın 12 nci Cumhurbaşkanı seçildiğine ilişkin seçim tutanağının da “Tam kanunsuzluk” gerekçesiyle iptalini ve seçimin yenilenmesini istedi ve şu açıklamayı yaptı:

“10.8.2014 tarihinde yapılan Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin olarak, 12’nci Türkiye Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın, ortaya çıkan haklı iddialar karşısında, seçim tarihi itibarıyla yükseköğrenim yapmış olmak koşulu taşıyıp taşımadığı yolunda gerekli hukuksal incelemenin yapılarak, yükseköğrenim yapma koşulunu taşımadığının saptanması durumunda; 12 nci Türkiye Cumhurbaşkanı seçildiğine ilişkin tutanağın tam kanunsuzluk nedeniyle iptali ve seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi, iptal kararı ile Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı sıfat ve görevi ortadan kalkacağından, YSK’nın görev gereği öğrendiği bu tam kanunsuzluk durumunu, TCY’nın 279 uncu maddesindeki düzenleme karşısında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar zorunluluğu altında olması aksi durumun ise YSK için sorumluluk doğurucu boyutu gözetilerek, Erdoğan hakkında, konu ile ilgili diğer suçlar yanında, TCY’nın 204/1-3 maddesi uyarınca sahte resmi evrak kullanmak suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

HDP’den 1 Kasım seçimlerinin iptali için YSK’ya başvuru

151116191026_turkiye_secim_sandik_624x351_ap_nocreditHalkların Demokratik Partisi (HDP) “gayrı meşru” olarak nitelediği 1 Kasım genel seçiminin iptal edilmesi için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurdu.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Dün itibariyle, olağanüstü başvuru süresinin son gününde 1 Kasım seçimlerinin adil, demokratik, dürüstlük ve eşit rekabet koşullarında yapılmadığı gerekçesiyle iptal edilmesini istedik” dedi.

HDP’li Beştaş, iptal istemine ilişkin gerekçelerini, “HDP’ye yönelik saldırılar, seçmenlerin korkutulması, basının baskı altında olması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumu nedeniyle dürüstlük ilkesinin ihlal edilmesi” diye sıraladı.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Beştaş, başvurularının tamamen yasal ve anayasal temellere dayalı olduğunu, “soyut iddialar içermediğini” savundu ve YSK’nın, bu nedenle seçimlerin iptali yönünde karar vermesini beklediklerini söyledi.

Bir milletvekilliğini çok küçük oy farkıyla kaybettikleri Mersin’i örnek olarak gösteren Beştaş şunları kaydetti:

“Mersin’de oy farkı 100’ü aşkındı ama itirazımız sonrası yapılan sayımlarla 30’a kadar düştü. Ayrıca itirazlarımız tüm ilçelerde kabul edilmedi. Kabul edilen ilçelerde geçersiz oyların sayıldığı sandıklarda oylarımız arttı. İstanbul’da da 2 bine yakın açık, 250’ye kadar geriledi. Ama burada da itirazlarımız bütün ilçelerde kabul edilmediği için maalesef sonuç değişmedi.”

Kaboğlu: Sıralanan gerekçeler ciddi

Peki, hukukçular ne diyor?

BBC Türkçe’ye HDP’nin başvurusunu değerlendiren Anayasa hukukçusu İbrahim Kaboğlu, iptal dilekçesinde sıralanan gerekçeleri “oldukça ciddi” olarak niteledi ama YSK’nın iptal yönünde bir karar vereceğini pek mümkün görmediğini söyledi.

“Bir kısmı için neden seçimden önce başvuru yapılmadı” sorusunun gündeme gelebileceğini aktaran Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Kürsüsü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaboğlu, elbette iptalin kabul edilmemesinin tek başına bundan kaynaklanmayacağını da ifade etti.

Kaboğlu, “YSK, ‘gerekli itirazlar yapıldı, bunlar sonuçlandı, o zaman değerlendirmemi yaptım ve herhangi bir usulsüzlüğe rastlamadım’ diyebilir. Daha önce yaptığı gibi kategorik değerlendirip reddedebilir. YSK’nın bu saatten sonra bu kadar büyük bir riski göz önüne alarak iptal yönünde karar vermesi son derece sınırlı görünüyor. Ancak bu, haksızlığın olmadığı anlamına gelmiyor” dedi.

151116191235_demirtas_oy_kullanma_624x351_afp_nocredit

Kaboğlu, YSK olası bir ret kararı verirse HDP’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gidebileceğini, oradan da ret kararı çıkarsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yolunun açılacağını aktardı.

Ancak Kaboğlu’na göre, bu mahkemelerde yapılacak tespitlerin de geçmişe değil, gelecek seçimlere yönelik etkileri olabilir.

HDP’li Meral Danış Beştaş da AYM ve AHİM’e başvuru haklarının olduğunu, olası bir ret sonrası bu mahkemelere başvuru için yetkili kurullarında değerlendirme yapacaklarını bildirdi.

‘2 bin 950 gözaltı’

HDP’nin, seçimlerin iptali için YSK’ya başvuru yaptığı 19 sayfalık dilekçede, “seçimin tarafı olmayan Cumhurbaşkanı ve Seçim Hükümeti eliyle HDP aleyhine bir kampanya yürütüldüğü” savunuldu.

Partilerine yönelik saldırılar nedeniyle seçimler öncesi miting ve propaganda yapamaz hale getirilmek istendikleri kaydedilerek, “Partimiz bu kapsamda ve tarihe not düşülmesi amacıyla YSK’ya başvurmaya ve seçimin iptalini istemeye karar vermiştir” denildi.

HDP’nin dilekçesinde partilerine yönelik saldırılar da tek tek sıralandı. 7 Haziran seçimlerinin ardından 2 bin 950 üye veya yöneticilerinin HDP’ye yönelik operasyonlarda gözaltına alındığı, bunlardan 630’nun tutuklandığı kaydedildi.

1 Kasım seçiminin hemen öncesinde de milletvekili adaylarına yönelik baskılar olduğunun altı çizilirken, “Mersin milletvekili adayımız İkram Vuran, Elazığ milletvekili adayımız İbrahim Bingöl, Van milletvekili adayımız Yeliz Zozan Yıldırım gözaltına alınmıştır. 15 Ekim 2015 tarihinde ise Rize milletvekili adayımız Turgay Köse Cumhurbaşkanı’na hakaret savıyla tutuklanmıştır” bilgisi de yer aldı.

Kaynak  : 


 

HDP’ NİN YSK’YA GÖNDERDİĞİ İTİRAZ DİLEKÇESİNİN TAM METNİ

YSK’dan 1 Kasım açıklaması

sadi-guven-1

YSK, 1 Kasım genel seçimlerine ilişkin kesin sonuçları açıkladı.

YSK Başkanı Sadi Güven 1 Kasım resmi seçim sonuçlarını açıkladı. Resmi sonuçlara göre, Adalet ve Kalkınma Partisi 317, Cumhuriyet Halk Partisi 134, Halkların Demokratik Partisi 59 ve Milliyetçi Hareket Partisi 40 milletvekili ile Meclis’te yer alacak.

İşte Güven’in açıklamalarından satır başları:

1 Kasım 2015 Pazar günü yapılan genel seçim sonuçlarıyla ilgili il seçim kurulları tarafından yurtiçi seçim çevrelerinden gelen sonuçlara göre gelen birleştirme tutanakları, ankara il seçim kurullarından gelen sandık sonuç tutanaklarına göre düzenlenen birleştirme tutanaklarının kurumumuza ulaşmasıyla 1 Kasım 2015 Pazar günü yapılan milletvekili genel seçimi kesin sonuçlarının tespitine karar verilmiştir. Böylece 26’nci dönem genel seçimi sonuçlanmıştır.

Yurtdışında 54 ülke 113 temsilcilikte ve yurtiçinde seçim gerçekleştirilmiştir. Seçim akşamı, sayım döküm işlemi tamamlananlar SEÇSİS aracılığıyla 16 siyasi partiye oy verme işleminin sona ermesinden itibaren, seçime katılmayan ancak verilere ulaşmayı talep eden partilere ise eş zamanlı olarak sunulmuştur. Ayrıca siyasi partilerin bilişim uzmanları, seçim akşamı SEÇSİS veri merkezine davet edilerek sonuçları takip etme imkanı sağlanmıştır. Geçen döneme göre vatandaşlarımızın daha az hataya düşmeleri sağlanmış, geçersiz oy azalmıştır.

Şu andan itibaren bütün vatandaşlarımız kendilerinin oy kullandıkları sandıklar dahil olmak üzere tüm Türkiye sandıkları sonuç tutanaklarını ıslak imzalı olarak görebileceklerdir. Sonuçların dayanağı olan sayım döküm cetvelini, ilçe birleştirme tutanağını ve il birleştirme tutanağını görme imkanı sağlanmıştır. Halk eğitim merkezleri aracılığıyla seçimlerde görev yapmak isteyenlere eğitim programı düzenlenmiş ve 2 milyon kişiye eğitim verilmiştir.

Seçim günü elektrik kesintisine ilişkin kurumumuza itiraz yapılmamıştır. Bu tedbirler ve eğitimle seçimler şeffaf güvenli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin birkaç itirazın dışındaki tüm itirazlar reddedilmiştir.

Yurt içi yurt dışı ve gümrük sandıkları dahil seçim sonucu:

Kayıtlı seçmen sayısı 56 949 009

Oy kullanan 48 537 695

Geçerli oy 47 840 231

Geçersiz oy 697 464

Seçime katılma oranı yüzde 85,23

Genel seçimi sonucu siyasi partilerin vekil sayıları

AKP: 317

CHP: 137

HDP: 59

MHP: 40 olarak tespit edilmiştir…

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Tarhan Erdem’den önemli iddia: Seçime itiraz edilmeli

secim-mansetKonda Araştırma ve Danışmanlık Şirketi’nin Kurucusu, Siyasetçi, Gazeteci Tarhan Erdem, 1 Kasım seçimleriyle çarpıcı tespitte bulundu.

Seçimde hukukun göz ardı edildiğini, eşitli ve serbestlik içinde yapılmadığını belirten Erdem, muhalefetin YSK’ya ‘olağanüstü itiraz’da bulunmasını istedi.

SÖZCÜ’ye konuşan Erdem, 1963′de İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminde CHP olarak kendilerinin bu yöntemi kullandığını söyledi. Radikal gazetesi internet sitesine de aynı konuda yazı yazan Erdem, YSK’nın 1 Kasım 2015 seçimlerinin kesin sonucu açıklamasından sonra muhalefetin de bu yolu kullanabileceğini belirterek şu uyarılarda bulundu:

Konda Araştırma ve Danışmanlık Şirketi’nin Kurucusu, Siyasetçi, Gazeteci Tarhan Erdem

Konda Araştırma ve Danışmanlık Şirketi’nin Kurucusu, Siyasetçi, Gazeteci Tarhan Erdem

OY VERMEYİ ETKİLEYEN DURUMLAR

“Seçimler eşitlik, adalet ve serbestlik içinde yapılmamıştır; hukuk gözardı edilmiştir. Seçimler yapıldı, AKP’nin yüzde 50’ye yakın oyla 317 milletvekili kazandığı açıklandı. YSK kesin sonucu bu hafta yayımlayacak. Nerede hangi partinin oy kazandığı, nerede niçin kaybettiği irdeleniyor; ancak oy vermeyi etkileyen genel durum ve davranışlara çok az değiniliyor. 1950 yılından beri, seçimin temel ilkesi, ‘serbest, eşit, tek dereceli genel oy esaslarına göre yapılması’dır. Seçmen oyunu kendisi kullanır, oy gizli verilir, oyların sayımı, dökümü ve tutanaklara bağlanması açık olarak yapılır.

BİR PARTİYE OY VERİN, DİĞERİNE VERMEYİN

İki seçimde de, ilk kez genel oyla seçilen Cumhurbaşkanı; kimin, hangi yetki ve kaynakla düzenlediği bilinmeyen gösterişli mitinglerde; dış ülkeden gelen misafirlerle birlikte girdikleri basın toplantılarında; ‘Cumhurbaşkanlığı külliyesinde’ organize buluşmalarda, değişik kurumların düzenlediği toplantılarda; uygun düşüp düşmediğine bakmadan, AKP’ye oy verilmesini, özellikle HDP’ye oy verilmemesini istedi! Bütün konuşmalarında, bağımsız ve tarafsız Cumhurbaşkanının bir partinin yanında diğer partilerin karşısında yer aldığı açıkça anlaşıldı.

YAZARLAR KORKUTULDU

AKP’nin lehine sonuç almak için, hangi kanallarla hangi ilişkiler içine girildiği belirsizdir. İktidar partisinin propaganda toplantılarında, bir yanıyla yasalara aykırı unsurlar bulunmaktaydı. İki kampanya boyunca; gazete, internet ve televizyon kanallarının yayını adeta bir partiye aşırı oranda öncelik ve yer verilmesi sağlandı! Yazarlar korkutuldu!

‘OLAĞANÜSTÜ İTİRAZ’ EDİLMELİ

2015 yılında yapılan iki seçimin de, ‘eşit’ ve ‘serbestçe’ yapıldığı iddia edilemez.

Böyle bir durumu yasalarımız öngörmüş ve iktidarın bu tip davranışlarını önlemek için ayrı bir itiraz yöntemi tanımlamıştır. ‘Olağanüstü itiraz’ denilen bu yöntem, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 130’uncu maddesinde tanımlanmıştır. Bu madde, ‘Seçimin sonucunu etkileyen olaylar ve haller’ varsa, olayın üstünden çok vakit geçmiş, bunlardan birine karşı itiraz üzerine karar verilmiş ve belli koşullarda yetkili kurullara başvurulmuş olmasına bakılmaksızın, YSK’ya itiraz edilmesini düzenlemektedir.

YSK’YA İTİRAZ EDİLMELİDİR

2015 seçimlerinde, halkın ortaya koyduğu milli irade midir? Bütün partiler eşit kaynak ve imkana mı sahipti? Durumun vahametini halka gösterecek olan muhalefet partilerinden bir ses çıkmadı. 2015 seçimlerinde, ‘seçimin neticesine müessir olaylar ve haller’ sayılamayacak kadar çoktur. Seçimlerin başlangıcından sonuna kadar bütün olayların belgelenmesi, belgelerin nerede bulunduğu tespit edilip, YSK’na itiraz edilebilmelidir.”

Kaynak : Veli TOPRAK – http://www.sozcu.com.tr/

RTÜK’te Erdoğan korkusu

2015-10-26_114839Muhalefetin başvurusu 1 hafta bekletildi, sonra da geri çevrildi.

RTÜK’ün CHP’li ve HDP’li üyeleri, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere siyasi kimliği olmasa da seçim sürecinde yaptıkları konuşmalarla süreci etkileyen kişilerin konuşmalarının denetlenmesi yönünde Başkanlığa başvurdu. MHP’li Başkanvekili başvuruyu 1 hafta beklettikten sonra geri çevirdi. Bu kez doğrudan YSK’ye başvuran üyeler, tavra tepki gösterdi.

7 Haziran’ın ardından oluşan yeni Meclis aritmetiği RTÜK’teki üye yapısını da değiştirdi. CHP, MHP ve HDP’nin toplam üye sayısı 5’e ulaşırken AKP’nin üye sayısı 4’te kaldı. Üst Kurul’da başkan seçimi yapılamayınca en yaşlı üye sıfatıyla MHP’li Arif Fırtına başkanvekilliği görevini devraldı.

YSK yolu…

1 Kasım’da seçim kararının alınmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, tekrar AKP için alana çıkmaya başlayınca, RTÜK’teki yeni yapının da etkisiyle muhalefet Erdoğan için bir kez daha harekete geçti. CHP’li üyeler Süleyman Demirkan ve İsmet Demirdöğen ile HDP’li üye Ersin Öngel, “siyasi kimlik taşımayan ancak yaptıkları konuşmalarla seçimleri etkileyen kişilerin konuşmalarının da seçim sürecinde denetlenmesi” istemiyle RTÜK’ün YSK’ye başvurması talebiyle Başkanlık makamına başvurdu. Başvurudan 10 gün sonra üyelere ret yanıtı verildi.

Verilen yanıtta, bu konuda “RTÜK Başkanlığı’nca şu an için yapılacak bir işlemin bulunmadığı, ancak başvuru ya da başvuruların muhataplığı çerçevesinde doğrudan YSK’ye yapılabileceği” belirtildi.

‘Allah da kulu da biliyor’

CHP’li üye Süleyman Demirkan, “Allah da kulu da aklı vicdanı olan herkes de Anayasa’ya göre, tarafsız bağımsız partiler üstü bir partiyle bağı varsa seçildiği anda bağını kopartması gereken Sayın Cumhurbaşkanı’nın seçim sürecinde bir parti için çalıştığını biliyor” dedi.

Kaynak : Fırat Kozok – http://www.cumhuriyet.com.tr/

YSK’ya ‘Erdoğan’a müdahale edin’ başvurusu

erdoganidurdurunmRTÜK’ün 3 üyesi YSK’ya başvurarak Erdoğan’ın TV’lerde yaptığı konuşmaların da YSK yasakları kapsamına alınmasını istedi.

RTÜK üyeleri Süleyman Demirkan, İsmet Demirdöğen ve Ersin Öngel, YSK’ya başvurarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TV’lerde yaptığı konuşmaların da YSK yasakları kapsamına alınmasını istedi.

3 üye, 7 Haziran seçimlerinden önce YSK’nın, Erdoğan’ın konuşmalarına “Cumhurbaşkanı olduğu gerekçesiyle” müdahale etmediğini de anımsatarak, “Ancak AGİT, 7 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taraflı davrandığını tespit etti” diyerek, YSK’nın da bu doğrultuda karar vermesi gerektiğini ifade ettiler.

Kaynak : Ali EKBER ERTÜRK/ SÖZCÜ

AKP’de sandık taşıma çatlağı

sandik-mansetAKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, “YSK’nın sandık taşıma kararı alma yetkisi bulunmadığını” vurguladı.

1 Kasım seçimleri öncesinde Güneydoğu’daki terör olayları nedeniyle ilçe seçim kurullarının aldığı “sandık taşıma” kararları ile ilgili olarak gözler Yüksek Seçim Kurulu’na çevrilmiş durumda. YSK’nın bu konudaki nihai kararı bu hafta içinde vermesi beklenirken, AKP’den sandık taşıma konusunda çok önemli bir açıklama geldi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, “YSK’nın sandık taşıma kararı alma yetkisi bulunmadığını” vurgulayarak, “Yasal düzenleme olmadan böyle bir işlem yapılması bana göre doğru değil. Fiili bir durum da olamaz” dedi.

Bir dönem Adalet Bakanlığı da yapan Mehmet Ali Şahin, TRT’de yayınlanan Haber Odası programında yaptığı açıklamalarda sandıkların “yeni bir yasal düzenleme yapılmadan taşınmasının mümkün olamayacağını” söyledi. Şahin, ilçe seçim kurullarının sandık taşıma kararı alma yetkilerinin bulunmadığını Cizre’de İlçe Seçim Kurulu’nun kararını değerlendirirken açıkladı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Şahin, şöyle konuştu;

“YASA BÖYLE BİR İMKAN SAĞLAMIYOR…”

“Şimdi Cizre İlçe Seçim Kurulu Başkanı oradaki iki mahalle veya üç mahallede sandık kurulmaması şeklinde bir karar almış. Benim hukuki bilgime göre bir ilçe seçim kurulu başkanının böyle bir karar alma yetkisi yok.YSK’nın var mı? Bana göre o da yok. Çünkü bu konuda yasal bir düzenleme yapılmadan YSK’nın bile böyle bir karar alamaması gerekir diye düşünüyorum. Türkiye’de seçimlerin güvenli bir şekilde yapılmasından sorumlu organ YSK’dır. YSK da böyle bir uygulama yapabilmesi için mevzuatına bakacaktır. Yasada böyle bir imkan sağlanmadığını düşünüyorum. Ben de YSK’nın nasıl bir karar vereceğini merakla bekliyorum.”

“YASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN HAZIRLIK YAPTIK…”

AKP’nin 7 haziran seçimleri sonrasında artan terör saldırıları karşısında seçmenlerin ilçe merkezlerinde oy kullanmalarına olanak sağlayacak bir yasa değişikliği üzerinde çalıştığını da anlatan Şahin, şöyle dedi;

“Seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkındaki bir kanunun ilgili maddelerinde bir değişiklik yapılarak acaba risk oluşturan köylerde yaşayan seçmenlerimizi ilçe merkezlerine getirerek orada oy kullandırabilir miyiz diye bir yasal düzenleme hazırlığı içerisinde de olduk. Bu hazırlığın başında da ben vardım doğrusu. Arkadaşlarla elimizde bir metin oluşturmuştuk. Hatta eğer bir koalisyon kurulması mümkün olsaydı, sanıyorum CHP ile yapılan görüşmelerde bu da gündeme gelmişti. Bir koalisyon kurulması mümkün olsaydı ilk yapacağımız düzenlemelerden biri bu olmalıdır diye kendilerine teklif etmeyi öneriyorduk.”

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Sayfa1 → 212