Sandıktan soru işaretleri çıktı

24 Haziran seçimlerinin üzerinden 1 hafta geçti, kesin sonuçlar 5 Temmuz’da açıklanacak. Ancak sorular yanıtsız, sorunlar çözümsüz.

Seçim günü yaşananların birçoğu soru işaretine dönüştü, aradan geçen bir haftada soru işaretleri büyüdü, birçoğu net ve akılcı bir yanıt verilmedi. Yaşananlar ve akılda kalan sorular şöyle:

YSK sandık sayısını bilmiyor mu?

YSK’nin sandık sayısı ile ilgili kararı 4 Mayıs cuma günü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı. YSK’nin söz konusu 371 No’lu kararında, “Yurt içinde 181 bin 129 sandıkta 56 milyon 345 bin 891 seçmen oy kullanacaktır. Yurtdışında ise; ‘tahmini’ 3 milyon 10 bin 725 seçmen 3 bin 167 sandıkta oy kullanacaktır” ifadeleri yer aldı. Yani YSK işe, yurtiçinde ve yurtdışında toplam 184 bin 296 sandık “tahmini” ile başladı. AA ise aynı gün YSK Başkanı Sadi Güven’in “tahmini” sandık sayısını 180 bin 896 olarak bildirdiğini aktardı. Ancak 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlarına göre YSK, 188 bin 8 sandığın yüzde yüzünü açtı. Açıklamalar arasındaki rakam farkları açıklanamadı.

İhlaller neden önüne geçilmedi?

Başta Şanlıurfa Suruç olmak üzere Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Van ile Ankara olmak üzere pek çok sandık bölgesinde; toplu oy kullanma, seçmenin iradesine kabinde müdahale, oy kullanılmasının engellenmesi, açık oy kullanmaya zorlama, sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerin sandıktan uzaklaştırılması, sandık çevresinde silahlı kişilerin bulunması gibi çeşitli ihlaller yaşandı. Seçilmiş muhtarların, insanların seçme özgürlüğünü oy kullandırmayarak engelledikleri görüldü. İtiraz edenler örgütlü gruplar tarafından yaralandı, yaşamını yitirdi.

Nasıl bu kadar hızlı sayıldı?

Oy verme işleminin sona erdi ancak ihlal iddiaları sona ermedi. Ancak YSK, 1 saat 45 dakika sonra, 18.45’te seçim sonuçlarına ilişkin yayın yasaklarının kalkacağını duyurdu. İki pusula tek zarftan ibaret oyların sayım işleminin 1 saat 45 dakikada açıklanmaya başlanabilir hale gelmesinin kendisi bile bir soru işareti oluşturdu.

Ölüler oy kullandı mı?

Erken seçim kararı bile alınmadan, Mart ayında, CHP’nin eski Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne ait belgeler ile açıklamalar yaptı. 2 milyon 537 bin kişinin ölü olduğunu, ancak vatandaşlık numarası verilerek sahte kimlikler oluşturulduğunu açıkladı. Ölmüş bir kişinin kayıtlarında harf değişikliği, doğum ölüm tarihleri gibi konularda değişiklikler yapıldığını belirten Pekşen iddiasını bir adım daha ileri taşıyarak, “Hiç dünyaya gelmemiş kişilere de sahte vatandaşlık numarası vermişsiniz” dedi. Pekşen’in iddiasının, 24 Haziran seçimlerini ilgilendiren kısmı ise “Bu kayıtlarda sağ görünen insanlara seçmen kartı çıkarılmış mıdır?” sorusunun hiç verilmeyen yanıtının altında kaldı.

AA’nın ‘test’i nasıl tuttu?

AA’nın verileri ile ilgili seçimlerden önce bir olay daha gündeme geldi. Hükümete yakın TVnet kanalında, 19 Haziran’da yayımlanan bir programda, ekranda AA’nın seçim tablosunun oy oranlarını belirdi. Tabloda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yüzde 53, İnce’nin yüzde 26, Akşener’in yüzde 12, Demirtaş’ın yüzde 7, Karamollaoğlu’nun yüzde 1 ve Perinçek’in yüzde 1 oy aldığı görüldü. Ekranda bir anda beliren tabloda il il sonuçlara da yer verildi. AA, bu yayının seçim akşamı sonuçların sağlıklı bir şekilde abonelere iletilmesi için bir test olduğu belirtildi. 24 Haziran günü kurulan sandıktan çıkan sonuçlarla test yayanındaki sonuçların birbirine yakın olması dikkat çekti. Sözcü Gazetesi yazarı Soner Yalçın, AA Genel Yayın Yönetmeni Murat Mutanoğlu’nun, test yayını ekranlarına yansıtan TVNET’in kurucu kadrosundan olduğunu yazdı.

Manipülasyon mu var?

Seçim sonuçlarının açıklanmaya başlaması ile kamu yayıncısı Anadolu Ajansı’nın, hem sandık güvenliğinden sorumlu görevlileri, hem de oyunu çoktan kullanıp sonuçlara yansıdığının peşine düşen seçmenin algısını bozmaya yönelik yayın yaptığı iddiaları yükseldi. CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, 19.15’te, kameraların karşısına geçti. AA’nın sandık sonuçlarını nasıl yayımladığını anlattı. Tezcan, “AA, yüzde 70.72 ile başladı. Bizim verilerimize göre 9 bin 638 sandık açıldığında Muharrem İnce yüzde 40.35, Erdoğan yüzde 46.58, Meral Akşener yüzde 7.25 oy seviyesinde, Selahattin Demirtaş yüzde 4.06 oy oranında. AA ise yüzde 3’ken yüzde 70 oran açıkladı. Çok açık bir manipülasyon” dedi.

Yüzdeler neden açıklanmadı?

YSK’nin çelişkileri: YSK Başkanı Sadi Güven, seçimden bir gün önce sandık sonuçlarının 24 Haziran geceyarısı 24.00’ten önce açıklamayı ümit ettiklerini bildirmişti. Ancak Güven’in kameraların karşısına geçmesi, 03.00’ü buldu. Güven, “Recep Tayyip Erdoğan’ın geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı anlaşılmaktadır” dedi, ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki alınan yüzdeleri açıklamadı.

Kesin sonuçlar neden ertelendi?

YSK Başkanı Güven, seçim günü kesin sonuçların 29 Haziran cuma günü açıklanabileceğini duyurmuştu. Ancak bu daha sonra 5 Temmuz’a ertelendi. Kesin sonuçların 29’unda açıklanacağına ilişkin tahminin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turda tamamlanmaması durumunda hazırlandığı, ancak birinci turda tamamlanması nedeniyle normal milletvekili seçim sürecinin işletileceği açıklandı.

Tutanaklar neyi bekliyor?

YSK, daha önce yaptığının aksine sandık tutanaklarını açıklamak için bu kez kesin sonuçların açıklanmasını bekledi. Vatandaşların en azından kendi sandıklarındaki sonuçları görmesi, partilerin kendi görevlileri aracılığıyla elde ettiği tutanakları karşılaştırması için 2014 yılından bu yana işleyen sistem için YSK Başkanı Güven, “Sandık sonuç tutanakları taramak suretiyle sisteme koyuyoruz. Tüm vatandaşlarımız inceliyor. Bu seçimde tutulan ve sisteme büyük oranda işlenen tutanakları da seçim sonuçları kesinleştikten sora vatandaşımıza açacağız. Sistem yorulmasın diye 5-10 günlük bir kesinti yaptık” dedi.

AA’nın internet sitesinde hala yayınlanan seçim sonuçları ile YSK’nin açıkladığı kesin olmayan sonuçlar arasında sandık, seçmen, toplam oy, geçerli oy rakamlarında büyük farklar dikkat çekiyor. Bunun en belirgin örneği ise ise AKP’nin aldığı oy sayısı ve oy oranlarında kendisini gösteriyor. YSK’nin 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlara göre AKP, yüzde 41.85’lik oy oranına ulaştı. Ancak AA, o günden bu yana AKP hanesinde görülen yüzde 42.56 oranını değiştirmedi. YSK ile AA arasındaki bir diğer büyük fark ise AKP’nin topladığı toplam geçerli oy sayısı. YSK’ye göre AKP’nın aldığı toplam oy 20 milyon 980 bin 956. AA’ye göre ise AKP 21 milyon 335 bin 579 oy topladı. AA’nın, AKP’nin hanesine YSK’ye göre 354 bin 623 fazla oy yazdığı görülüyor. 

AA’ya sorular

Finansmanını en az TRT kadar halkın vergilerinden sağlayan kamu yayıncısı Anadolu Ajansı, seçim akşamı 2 binden fazla yayın kuruluşuna, sandıkların sonuçlarını duyurdu. 13 dilde yayın yapan AA; görevlilerinin sandıklar açıldıktan sonra, ıslak imzalı tutanağı merkeze ileteceğini duyurdu. Ancak “Sistemimizi siber saldırılara karşı koruyacağımızı, eleştirilere cevap vermek yerine işimize odaklanacağımızı ve ne olursa olsun verileri hiç bekletmeden anında aboneye ulaştırarak kesintisiz, hızlı ve doğru veri akışını gerçekleştireceğimizi söylemiştik. Bugün çalışanlarımızla birlikte milletimize verdiğimiz sözü yerine getirmenin huzuru içerisindeyiz” açıklamasını yapan AA, şu sorulara yanıt vermedi:

AA’nın görevlileri kim? Muhabir mi?

AA, 24 Haziran günü 188 bin sandığın başında birini mi görevlendirdi? AA ‘görevlileri’ her sandıkta mı, sandıkların bulunduğu her okulda mı? Sandıkların bulunduğu 50 bine yakın okulda görevlendirme yapılabildi mi? AA görevlileri 957 ilçe seçim kurulunda mı görevlindirildi?

Yayın yasağının kalkmasından sonra AA, nasıl YSK’den da hızlı bir şekilde verileri topladı ve yayınladı? AA görevlilerinin sonuçları il seçim kurullarından alması demek ise kesin olmayan sonuçları açıklaması için YSK kadar geç kalması gerek.

AA, parti müşahitlerinden, partilerin ilçe veya il başkanlıklarından bilgi alabilir mi?

Adil Seçim Plat formu’na sorular

Millet İttifakı’nı oluşturan muhalefet partileri, onlarca sivil toplum kuruluşu ve sivil inisiyatif, seçimlerin çok öncesinde; sözkonusu “tekel” yayınına alternatif olmak, AA’nın erkenden açıkladığı büyük yüzdelerle algı operasyonu iddialarının ortaya çıkmasını engellemek için Adil Seçim Platformu adıyla yola çıkmıştı. “YSK bile sonuçları bizden öğrenecek” iddialı çıkışına karşın, sistem varoluş amacını işletemedi. YSK’nin yayın yasaklarını kaldırıldığı 18.45’ten 21.00’a kadar tek bir veri açıklanamadı. Merkezdeki verilerin basın mensupları için aktarılacağı söylenen ekrana çok uzun süre Halk TV canlı yayını aktarıldı. Platformun gönüllüleri, esas amacı, yani sisteme tutanak yollamayı uzun süre başaramadı. İnternet sitesine de uzun süre ulaşılamadı.

Gönüllüler ellerindeki tutanakları neden sisteme kaydedemedi?

Sistemin elde ettiği ilk veriler geç açıklandı ancak nihai sonuç neden açıklanmadı?

Tüm bu sorunlar yaşanırken, 22.13’te “Büyükşehirler henüz sistemlere tam olarak yansımış durumda değil. Umudunuzu kaybetmeyin TV ekranlarındaki manipülasyonlara aldanmayın bu seçim ikinci tura kalmıştır” açıklaması hangi veriye dayanarak yapıldı?

Sisteme kaydedilemese de daha sonra yapılacak itirazları kolaylaştırması beklenen, YSK’nin partilere gönderdiği ancak vatandaş kullanımına açmak için kesin sonuçları beklediği tutunaklar nerede? Siyasi partilerin genel merkezlerine gönderildi mi?

Seçimleri muhalefet kazansaydı da, kamunun bilgi edinmesi açısından sağlıklı veri sağlanabilecek miydi?

Kaynak : Sinan Tartanoğlu – http://www.cumhuriyet.com.tr/

Erdoğan’dan Merkel’e ‘tam destek’ tepkisi: Yazıklar olsun ya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Merkel’in Hollanda’ya tam destek vermesi üzerine “Sana yazıklar olsun ya diyorum” dedi.

A Haber ve ATV’nin ortak yayınına konuk olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Salih Nayman ve Banu El’in sorularını canlı yayında yanıtladı.Erdoğan, 16 Nisan’da yapılması planlanan referandum için “Hayırcılar ve terör aynı safta. Hayır demek bölücü terör örgütüne destek vermektir. Hayır diyenlerin bu ülkede bir dikili ağacı yok” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Anadolu Ajansı’nın PYD’nin Menbiç’te özerklik ilan ettiğine ilişkin yaptığı habere dair, “Bunların hepsi hikâye. Bunlar blöf yapıyorlar. Orada özerklik ilanı filan. Daha önce Kuzey Suriye’de özerklik ilan etmişti, ne oldu? Buralarda Türkiye’nin onayı olmadan adım atamazlar. Bunların hepsi adım adım takip ediliyor. Böyle bir psikolojik ortam ilan edildiği için böyle bir şeyi ilan etmeyi gayretinin içerisine giriyorlar. Zaten Münbiç kenarında bazı köyleri de almış vaziyetteyiz” dedi.

Erdoğan, sunucunun “Menbiç operasyonu başladı ve yürüyor diyebilir miyiz?” sorusuna “Tabii” yanıtını verdi.

Erdoğan, Hollanda’da aşırı sağcı lider Geert Wilders’ın Türkiye’yle ilgili yaptığı açıklamalara tepki göstererek “Sen kimsin ya, haddini bil” dedi. Erdoğan, “Hollanda’ya tam destek veriyorum” diyen Almanya Başbakanı Angela Merkel için “Sana yazıklar olsun ya diyorum” dedi.

İsviçre’de yayımlanan Blick gazetesinin “Erdoğan’ın diktatörlüğüne ‘Hayır’ oyu kullanın” başlığıyla yayımlanan haber için Erdoğan “İsviçre gazetesinin attığı başlık çok manidar. Ama seviniyorum. Mutluyum. Niye? Çünkü İsviçre’nin bu gazeteleri de Türkçe’yi öğreniyor. ‘Erdoğan’ın diktatörlüğüne Hayır oyu kullanın’ diyor. Doğru söylüyor. Diktatörlüğüm yok ki. Bu ne demektir? Tersinden okursanız bu Evet demektir” yorumunu yaptı.

Erdoğan’dan Feyzioğluna: Benim bir daha kapımı çalamazsın, kapattım

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yurt dışında “Hayır” çalışması yapmasına tepki gösteren Erdoğan, “Benim bir daha kapımı çalamazsın, kapattım. Karşına bunun faturası çıkar” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Tabi burda ilk madde yargının bağımsızlığı mevcut durumda var. Biz buna tarafsızlığı da ekleyerek çok daha güçlü hale getiriyoruz. İkincisi milletvekili sayısının 600′ e çıkarılması var. Kılıçdaroğlu bunu eleştiriyor. 450 bile yeter diyor. Bunu elştirmek isterim.”

“Özellikle hem nurfusumuzun artışıyla temsilde adaleti getirelim istedik. Bununla da gerek hükümet gerek MHP yetkilileri yaptıkları çalışmada AB’de durumun nasıl oldupğunu gözden geçirdileri. Bizde yapılan çalışmada üzerinde durulan en önemli konu şu; Türkiye’de bununla ilgili olarak 103.000 seçmen bir vekil düşüyor. Almanya’ya falan baktığımız zaman bu sayının daha düşük olduğunu görüyoruz. Bu durumda 600 vekile az demek dünyayı takip etmemenin bir göstergesidir. Biz artık bunları aşalım dedik.”

“Millet vekili seçilme yaşının 25’ten 18’e i,ndirilmesi olayıdır. burada geçlerimize çok büyük hakaretler edildi. Çok ayıp oluyor. 418 yaş olayı sadece benim ülkem erkekleri için geçerli değilki . Kızlarımız için de geçerli. kaldı ki parlamentoda görev yapmak askerlikten daha aşağı değil. Şu anda 18-25 yaş arası 7 milyon genç var ülkemizde. Kalite sürekli yükseliyor. Bu kaliteyi yok sayamayız. Gözden kaçırdıkları şu. İki yıl sonra emekli olmuyor. Milleti aldatma. 65 yaşı beklemek zorunda. 65’ine geldiği zman emekli oldupunda ondan sıonra vekil sıfatıyla emekli olma hakkı kazanacaktır. Biz gençliğe ufuk veriyoruz. Gençlik kedine verilen değeri görüyor. Bir de eşitleme yapılıyor. Seçme ve seçilme 18. Bundan daha güzel ne olabilir?. Bu gençliğimizin önünün açılmasıdır: Ve ben geçlerime güveniyorum. Bunu 15 Temmuz da gördük.”

“Şimdi cumhurbaşkanlığı seçimi ile meclis seçimi 5 yılda bir yapılacak. Bu zat ( Kılıçdaroğlu) nediyor? Meclisin yetkisi kalmayacak diyor. böyle bi şey yok ya. Cumhurbaşkanı eğer seçimlerin yenilenmesi talebinde bulunursa cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de yenilenmesi gerekecektir. Bu bir fesih değildir. Bunun oranı 5’te 3. Meclis bu orana ulaştığı takdirde seçimler yenilenir. Anayasa düzenlemesi tabiki farklı ve zor olacak . Bu çocuk oyuncağı değil. Şimdi seçim 5 yılda bir yapılıyor. Seçim günü geldiğinde 100 bin kişi ile halk aday gösterebilir. vatandaşın bu hakkı yoktu. Artık var. Sadece partilerin tasarrufunda olmayacak. Zaten 5 yılda bir olacağı için her şey yerli yerinde olacak.”

“Güven oyu hep iktidarları tehdit etmiştir. Şimdi böyle bir şey olmaycak. Çok daha rahat yürüyebilecekler. Güven oyu oylamasını beş yılda bir halk yapacak. Bu yürüyen bir sistemi yavaşlatmaktır. Gen sorularla bunalan hükümet artık sabahlara kadar o kanunu çıkarmak için çalışıyorç. Neden dolayı? İşte bu gensorularla kaybedilen zamanı telefi etmek için. Ama artık bunlardan kurtuluyoruz.”

“Hollanda’daki beyefendi diyor ki bu ülkenin patronu biziz diyor. Bunlar demokrasiyi anlayamamış. Ben patron değilim. Benim ülkemin patronu millettir. Biz millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik.”

Hollanda diyor ki oradaki beyfendi, bu ülkenin patronu biziz diyor. Altına da bir fakirin fotoğrafını koymuş. Ben patronu değilim zaten, benim ülkemin patronu millettir. Sen daha demokrasiyi anlamamışsın. Önce demokrasiyi öğren, hiçbir başbakan patron olamaz. Demokrasilerde patron millettir. Patron benim demek, milletine saygısızlık. Zaten bunlarda saygı yok. Biz bu ülkede hiçbir zaman patron olmadık. Efendi de olmadık. Kuruluşumuzdan bu yana meydanlarda, “Biz millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geliyoruz” dedik.

Kılıçdaroğlu’na tepki

Başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı birleştiriliyor. Sadece cumhurbaşkanı olacak. Ve bir ve ya iki tane yardımcısı olacak. Bunlarda dışarıdan gelecek. Kılıçdaroğlu dersini çalışmamış. Yönetimde çok başlılık çok tehlikelidir. Bu kalkacak. Bu dinlediğimiz tablo ana muhalafet partisi başkanının ağzından duymayı arzu ettiğimiz bir şey değildi. Yatıp kalkıp tek adam da tek adam. Hep burdan girdiler. Ya tek adam varsda bu ülkede bu sensin ya. 7 seçim kaybettin hala işin başındasın. Ama millete gittin mi bir şey yapamıyor. Batı’da 2 seçim kaybetsen partinin başımnda durmuyor ya. Böyle liderler tanıdım. ama bu kişiyi anlamak mümkün değil.”

“Askeri ve sivil mahkeme çift başlılığı ortadan kalkacak”

“Artık her işlem cumhurbaşkanına sorumluluk yükleyecek. Yeni süreçte sorumluluk noktasında daha sıkıntılı bir süreç başlayacak. Artık milletin adamlığı var tek adamlık yok. Millet sahipleniyorsa eyvallah. Sahiplenmiyorsa o makamda kalamazsın. Bir diğer mesele ve bunun üzerinde farklı durulması lazım. Şuan hala Bakanlar Kurulu yetkisi elinde olan OHAL cumhurbaşkanına veriliyor. Bakın biz OHAL’i niye ilan ettik? 15 Temmuz’u yaşayan ve 249 şehit veren ülkemizde niye bunu ilan ettik? Çünkü bu FETÖ’yü kimler, nereden idare ediyor bütün bunları bulmamız lazımdı. Mevcut yasayla olmaz. Bu yüzden OHAL ilan ettik. Bakın Hollanda’da belediye bir kaç saat içinde OHAL ilan etti. Niye? Benim bakanımı nasıl sınır dışı edecek? Ve hala AB’den bir ses çıkmıyor. Ama biz darbe sebebiyle OHAL ilan ediyoruz hepsi endişeli. Ziyarete geliyorlar. ‘Ya bu OHAL’i ne zaman kaldırıyorsunuz?’ diye soruyorlar. Biz ne zaman darbe girişimini neticeye kavuşturursak o zaman kaldıracağız. Tabi bu yeni sürece girildiğinde aynen yine bu tür kararlar alınsa dahi karar meclis onayına gidecek. Böyle bir süreç var. Artık askeri mahkemelerin baktığı olaylara da askeri mahkemeler bakacak. Böyle bir sürecin içine giriyoruz. Bununla birlikte tabi askeri ve sivil mahkeme çift başlılığı ortadan kalkacak”

“Berlin’in ortasında çadır kurup para topluyorlar. Sen diyor Kürtsün o zaman bize destek vereceksin. Vatandaşlarıma sesleniyorum. Hayır demek terör örgütlerine destek vermektir. Kandil, İmralı hepsi hayır diyor. Hayır demek bunlarla beraber yürümektir. Hayırcılar ve terör aynı safta. 5’te 3 çoğunlukla meclis HSYK’ya 7 üye seçiyor. 4 üyeyi de cumhurbaşkanı seçiyor. Hani meclis işlevini yitiriyordu. Kılıçdaroğlu ayıp ya.”

“Münbiç yakınlarında bazı köyleri aldık”

“Son dönemde terörle mücadelede çok farklı bir konuma geldik. Bunlar bitişik nizam evlerde tünellerle evleri birbirine bağladılar. Mardin’de yer atında 1500 kişinin sığınabileceği şehir gibi bir yapı vardı. Ben askerimizin, polisimizin, korucularımızın alnından öpüyorum. Şu son bir kaç ayda akla hayale gelmez operasyonlar yaptılar. Ümit ediyorum Münbiç’te de bu YPG orayı terk eder ve yerli halkı oraya yerleşir. Biz artık mücadele konusunda hem masada hem sahada varız. İşte başkanlık sistemiyle bunları çok daha hızlı yapacağız. PYD/YPG’nin özerklil ilanı tamamiyle hikaye. Bunların hepsi hikaye. Kendilerine göre blöf yapıyorlar. Orada böyle böyle özerklik ilanı… Kuzey Suriye’de özerklik ilan etmişlerdi ne oldu? Buralarda Türkiye’nin onayı olmadan bir adım atamazlar. Bunların hepsi adım adım takip ediliyor. Münbiç kenarında bazı köyleri almak aldık. Devam ediyoruz.”

“Almanya teröre destek veriyor”

“AB ülkelerinin hepsini aynı kefeye koymak istemiyorum ama bazıları Türkiye’nin bu yükselişini çekemiyor. Almanya çok açık bir şekilde terör örgütlerine destek veriyor. İstediğin kadar sen Hollanda’nın yanında yer al. Sayın Merkel sen teröristlere destek veriyorsun. 4500 dosya elinde ve sen bunun hesabını veremiyorsun. Senin devlet televizyonun ‘hayır’ için yayın yapıyor. İşte sen busun. Avrupa’daki vatandaşlarıma sesleniyorum. Türkiye sevdalısı kim varsa desteklerinizi onlara verin. Viyana sözleşmesi bunların faşistlikleridir. Bunların Viyana Sözleşmesi anlayışı budur. Bunlar yeni Nazi akımıdır. 32 vatandaşımız Hollanda ‘da yaralandı bunların yedisinin durumu ağır. Ve Merkel’de Holanda’nın yanında yer alıyor. Sana yazıklar olsun ya. Demek ki sende onlarla aynı kafadasın.

Türkiye artık güçlenen bir ülke. Onları çıldırtan da bu zaten. Bu kadar güçlenemezsin diyorlar. Ama güçleneceğiz. Bu iki partiye kesinlikle oy vermemeleri lazım. Evet için bakanıma onay vermeyenler Barolar Birliği Başkanı’na izin veriyor. İşte bakın kimler bize nasıl saldırıyor. Ben inanıyorum ki milli düşünen vatandaşlarım 16 Nisan’da evet demek suretiyle gerekli cevabı verecektir.”

Bakan Kaya’nın sınır dışı edilmesi

“Hollanda’da ki vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Bana 15 Temmuz’u hatırlattılar. Oradaki vatandaşım bakanlarıyla yan yana ve ya yüzyüze olamanın da sıkıntısını çektiler. Çünkü ayrı sokaklardaydılar.

O gece ben de 4,5’a kadar uyumadım. Fatma kardeşimle de telefonla konuşuyorum. ‘Ben arabanın içinde öleceğim’ diyecek kadar ileri gitti!

Ama Fatma Hanım seslerini duyuyor. Buna rağmen kendileri ile mutabakatı sağladığımızda artık saat 4-4,5 gibi ablasıyla beraber alıyor kendsini iki tane goril. Ve o iki goril kendilerini götürüyor. 1 buçuk saatte karakolda bekletiyorlar. Ondan sonra yola çıkıyorlar. Ben inanıyorum ki vatandalımın oradaki duruşu batıya çok iyi bir emsaldir. Yani bugün orada yarın başka bir yerde.”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Kılıçdaroğlu’ndan ‘ortak mücadele’ çağrısı: Çöken bir devletle karşı karşıyayız

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Şu anda çöken bir devlet gerçeğiyle karşı karşıyayız” dedi. ‘Başkanlık anayasası’ hakkında konuşan CHP lideri, anayasa değişikliğinin sadece CHP’nin sorunu olmadığını belirterek, “Atatürkçüler, ülkücüler, samimi Müslümanlar, demokrasi isteyenler; Hep beraber bu anayasa değişikliğine karşı mücadele etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. “80 milyonun kabul etmesi lazım. Türkiye yönetilmiyor. Başbakan var doğru, bakanlar da var doğru. Cumhurbaşkanı da var doğru. Ama Türkiye yönetilmiyor” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, “Esad’a Esed diyen adamlar gidip Esad’ın anayasasını getirip, TBMM’den geçirmek istiyorlar. 140 yıllık parlamento geleneğimizi yer ile yeksan etmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.

“Çöken bir devletle karşı karşıyayız” diyen Kılıçdaroğlu, “Bu anayasa değişikliği CHP’nin sorunu değildir. Atatürkçüler, ülkücüler, samimi Müslümanlar, demokrasi isteyenlerin ortak sorunudur. Hep beraber bu anayasa değişikliğine karşı mücadele etmek zorundayız” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

– Herkes kaygı içinde, öldürülme korkusu Türkiye’nin üstüne sinmiş durumda. Her yerde gururla söyleyebilirsiniz. İyi ki bu memlekette CHP var. İnsan sevgisi üzerinde inşa edilen bir siyaset anlayışını yaygınlaştırmak istiyoruz. Hayatı boyunca CHP’ye oy vermeyen vatandaş mağdur olduğunda onun yanında CHP var.

– Hayatında CHP’ye hiç oy vermemiş vatandaşlara sesleniyorum; elinizi vicdanınıza koyun… Kavgadan, annelerin feryadından bıkmadınız mı? Hayatı boyunca hiç CHP’ye oy vermeyen vatandaşıma sesleniyorum; biz Türkiye’nin sorunları nasıl çözülür diye oturalım konuşalım diyoruz.

“ÇÖKEN BİR DEVLETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

– 80 milyonun kabul etmesi lazım. Türkiye yönetilmiyor. Başbakan var doğru, bakanlar da var doğru. Cumhurbaşkanı da var doğru. Ama Türkiye yönetilmiyor. Devlette liyakat sistemini bozarsanız devleti çökertirsiniz. Şu anda çöken bir devlet gerçeğiyle karşı karşıyayız.

“TIR’LARLA SİLAH GÖNDERDİLER, O SİLAHLARIN TAMAMI TÜRKİYE’YE DÖNDÜ”

– Ağustos 2012, bir IŞİD komutanı söylüyor; “Bize savaşın başında katılan savaşçıların çoğunun yanı sıra techizatımız Türkiye üzerinden geldi.” Hükümet neredeydi? Musul konsolosluğumuz basıldı, 49 vatandaşımız günlerce rehin tutuldu. Başka devletlerin içişlerine karışmayın demedik mi? TIR’larla silah gönderdiler. O silahların tamamı Türkiye’ye döndü.

– Devletin savcısı, kaymakamı, rektörü, hakimi nasıl oldu da teröre teslim edildi? Bir Allah’ın kulu çıkıp da bu işin sorumlusu benim demiyor?

“YAPAMIYORSAN İSTİFA EDECEKSİN”

– Bir üst akıl bunları yapıyor diyorlar. Bunlar hiçbir şey yapmıyorlar, her şeyi üst akıl yapıyor. Sen hükümet değil misin? Aciz durumdasın ve bunu itiraf ediyorsun. Yapamıyorsan istifa edeceksin kardeşim, istifa edeceksin!

“ETNİK KÖKEN ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAYIN”

– Etnik köken üzerinden, inanç üzerinden, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayın dedik. Bu üç unsur terör örgütlerini besler.

“AK-TROLLER SALDIRACAK, SALDIRMAZSANIZ ADAM DEĞİLSİNİZ”

– Ak-troller bize saldıracaklar, saldırmazsanız adam değilsiniz. Laikliği ayrışma aracı olarak görmeye başladılar. Laiklik, din ve vicdan özgürlüğü demektir. Kimsenin yaşam tarzına müdahale edilmemesi demektir. Yasalara uygun olarak, herkes istediği gibi yaşar. Bunun üzerinden toplumu bölmeye çalışıyorlar. Yine inançları kullanarak.

“ASGARİ ÜCRETLE BİR AY GEÇİNİN”

– Bütün bunları fırsat bilip zam yağmurunu yağdırdılar. Zam üstüne zam yağdırdılar. Kimse nasıl olsa farkına varmaz, giydir giydirdiğin kadar. Asgari ücrete yüzde 8 zam yaptılar. Duyduğumda açıklama yaptım, dedim ki; 1404 lirayla sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan, milletvekilleri bir ay geçinsinler. Bunu sordum. Vay sen misin bunu soran. Çalışma Bakanı, “Kılıçdaroğlu’nun duygusal tahrik edici açıklamasını doğru bulmuyorum.” Bir ay dene, bir ay; geçinebilecek misin?

ANADOLU AJANSI’NA SERT SÖZLER

– Anadolu Ajansı köprü geçiş ücretleri güncellendi diyor. Sevsinler senin güncellemeni. İzmir Büyükşehir Belediyesi otobüse zam yapmış. Anadolu Ajansı “İzmir Büyükşehir Belediyesi zam yaptı” diyor. Çok daha küçük bir zammı, ‘güncelleme’ değil ‘zam’ olarak veriyor. Anadolu Ajansı’nın genel müdürüne sesleniyorum. Sen devletin memuru musun, iktidarın kölesi misin! Oturup adam gibi haber yapacaksın.

“ESAD’A ESED DİYENLER ONUN ANAYASASINI GETİRMEK İSTİYOR”

–  Esad’a Esed diyen adamlar gidip Esad’ın anayasasını getirip, TBMM’den geçirmek istiyorlar. 140 yıllık parlamento geleneğimizi yer ile yeksan etmek istiyorlar. Tarihe bağlı değilsiniz, tarihi inkar eden insanlarsınız. Bir tarihimizle gurur duyarız. Ama bu anayasa değişikliğinin demokrasi açısından büyük bir ayıbı var. Bazı AKP’li milletvekilleri değişiklik metnini görmeden imza attılar.

– Bu anayasa değişikliği CHP’nin sorunu değildir. Atatürkçüler, ülkücüler, samimi Müslümanlar, demokrasi isteyenlerin ortak sorunudur. Hep beraber bu anayasa değişikliğine karşı mücadele etmek zorundayız. Sayın Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan sizden rica ediyorum. Lütfen bu anayasa değişikliğini geri çekiniz. Türkiye’ye en büyük hizmeti yapmış olursunuz.

“DIŞARISI İÇERİDEN FARKLI DEĞİL, AHMET ŞIK’LA GURUR DUYUYORUZ”

– Necmiye Alpay ve Aslı Erdoğan aramıza hoş geldiniz. İçeridekilerin gönlü rahat olsun. Dışarıdakilerle içeridekilerin arasında pek fark yok. Dışarıdakiler yarı açık bir cezaevinde yaşıyorlar. Ahmet Şık tutuklandı. FETÖ mağduruydu Ahmet Şık. Namuslu bir gazeteci, her zaman yanındayız. Onunla gurur duyuyoruz.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/


TBMM CHP GRUP TOPLANTISI 03/01/2017

YouTube Preview Image

CHP’den Fuat Avni’nin iddiasına açıklama: Hesabını soracağız

60Fuat Avni’nin 1 Kasım seçimlerine ilişkin, “Oy hırsızlığı yapılacak” iddialarına CHP’den bir açıklama daha geldi.

CHP İstanbul Bilişimden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Tayfun İşbilen, “CHP olarak birçok STK ile birlikte her bir oya sahip çıkacağız. Sandıklarla ilgili devletin alması gereken tedbirleri dahi biz almış durumdayız. 1 Kasım’da sahip çıktığımız her bir oyun hesabını 2 Kasım’da soracağız” dedi.

Sosyal medya platformu Twitter üzerinden yazdıklarıyla gündeme gelen Fuat Avni, 1 Kasım genel seçimleriyle ilgili de çok tartışılacak açıklamalar yaptı.

Seçim günü oy hırsızlığı yapılacağını iddia eden Fuat Avni, dün gece oyları çalacağını iddia ettiği sandık başkanlarının de isimlerinin yer aldığı listeyi paylaştı. 7 Haziran seçimleri öncesinde de benzer açıklamalar yapan Fuat Avni’nin iddialarının doğru olup olmadığı kamuoyunda tartışılmaya devam ederken CHP İstanbul’dan konuyla ilgili açıklama geldi.

Twitter fenomeni Fuat Avni’nin yayınladığı listeye göre İstanbul’daki birçok okulda da oy hırsızlığı yapılması için hazırlık yapıldığı iddia edilmesi üzerine CHP İstanbul Bilişimden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Tayfun İşbilen, Yüksek Seçim Kurulu’nun yapması gereken her türlü çalışmayı üstlendiklerini belirterek söz konusu iddiaların gerçeğe dönüşmediği bir seçim yaşamak için tüm önlemleri aldıklarını söyledi.

İşbilen, “Ülkemizde yapılan seçimlerin güvenlik zafiyetleri hepimizin ve hepinizin malumu. Dolayısıyla bu seçimde adeta Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) yapması gereken hemen her çalışmayı üstlenmiş durumdayız. Biz bu seçimde sadece CHP değil, seçime katılan tüm siyasi partilerin oylarının koruyucusu olacağız” dedi.

YSK’ye paralel bir seçim sistemi oluşturduklarını, sahada görev yapacak on binlerce sandık sorumlusuyla seçime hazır olduklarını dile getiren İşbilen, şunları kaydetti:

“Türkiye’de 54 milyon 765 bin 231, İstanbul’da 10 milyon 312 bin 538 seçmen bulunuyor. Yurtiçi sandık sayısı 174 bin 649, İstanbul’un sandık sayısı da 28 bin 21. Dolayısıyla İstanbul, Türkiye’nin yüzde 20’sini temsil ediyor. Sayısal olarak durum böyle ama İstanbul’un sosyolojik konumunu da düşündüğünüzde aslında İstanbul’da her 3-4 puanlık artış, Türkiye’de 1-2 puanlık artışa denk düşen bir seçim sonucu veriyor. On binlerce sandık sorumlumuz olacak. 28 bin sandıkta her sandıkta üçer görevlimiz olacak. Okul, bilişim, veri giriş sorumlularımız ve avukatlarımız var. Her seçimde olduğu gibi 100 bin kişiyle sahada olacağız.”

Seçim günü 2 ayrı çözümle verileri toplayacaklarını, bunların “Sandıkbaşı Anlık Verisi” ve “Islak İmzalı Tutanak Verisi” olduğunu belirten İşbilen, İstanbul için mobil uygulama tasarladıklarını ve her okulda bilişim sorumluları olacağını aktardı.

Toplamda 2 bin bilişim sorumlusu olacağını bildiren Tayfun İşbilen, şunları söyledi:

“Oy sayımı bittikten sonra, henüz daha ıslak imzalı tutanak oluşmadan önce bu arkadaşlarımız verileri toplayacak. Toplanan verileri, mobil uygulamayla bulunduğu sandığı seçtikten sonra sandığa ait bilgileri giriyor ve o sandık kapandıktan hemen sonra, sayım biter bitmez biz bu detaya ulaşıyoruz. Eğer o sandıkta çok ekstra bir değişiklik varsa, 100 oy beklediğimiz halde 20 oy çıkmışsa, o sandıkta sayım bitmeden önce buna müdahale etme şansımız oluyor. Oradaki avukat arkadaşlarımızı uyarıp, o sandığa müdahale etmelerini sağlıyoruz. Bu verileri de anlık olarak sayım başlar başlamaz, İstanbul ve bölge bölge görüyor olacağız. Islak imzalı verilerin oluşmasıyla ilgili YSK’nın sistemine eş zamanlı bir sistem oluşturduk. Oluşabilecek bütün o şaibeleri ve bütün problemleri ortadan kaldıracak bir sistem meydana getirdik. Kedilerle trafoları tutsanız, Anadolu Ajansı’nı yandaşlarla doldursanız da pis oyununuzu oylarımızla bozacağız. AA’ya, YSK çalışanlarına, sandık kurullarındaki trollere sesleniyoruz; hırsızlığa ortak olmayın.”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Koza İpek Grubu’na operasyon

2015-09-01_175717

Koza İpek Grubu’na yönelik bu sabah düzenlenen operasyonda 6 kişi gözaltına alındı. Holding Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek hakkında da gözaltı kararı bulunduğu, yurtdışında olduğu öğrenildi.

Koza İpek Holding’e yönelik bu sabah operasyon düzenlenmişti.  23  şirkete yönelik başlatılan aramalarda 6 kişi gözaltına alındı. Holding Yönetim  Kurulu Başkanı Akın İpek hakkında da gözaltı kararı bulunduğu, yurtdışında olduğu  için kararın uygulanamadığı öğrenildi. 

 
Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü  ekiplerince, Koza İpek Holding merkez binası, İpek Üniversitesi Kampüsü’nde  bulunan bağlı bir şirket, Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın İpek’in  Gaziosmanpaşa’daki evi başta olmak üzere holdinge bağlı şirketlerde arama  başlatıldı.  
Aramalar sürerken 6 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. İngiltere’de olduğu iddia edilen Akın İpek hakkındaki gözaltı kararının bu  nedenle uygulanamadığı öğrenildi.  
Öte yandan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, telefonla aradığı Koza İpek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek’ten MASAK tarafından şirketlerine yapılan operasyonla ilgili bilgi alarak, geçmiş olsun dileklerini iletti. Bu arada, CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ile Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da İpek Medya Grubu binasına geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. 
CANLI YAYINA BAĞLANDI 
Bugün TV’ye bağlanan Akın İpek ise “Baskının gerekçesi olarak 3 basit sebep var. Bir tanesi Ereğli Demir Çelik diye bir yerden bizim aile vakfımıza 122 milyon TL diye bir para geldiğini iddia ediyorlar. Ben Ereğli Demir Çelik’in ne kendisini ne sahiplerini ne akrabalarını tanımam bilmem. 7 milyar dolardan bahsediyorlar. Bizim gibi şirketler paralarını belli vadelerde açma kapatma yaparlar. Siz sadece açmaları alt alta koyar toplar, kapatmaları toplamazsanız ortaya böyle 7 milyar dolar çıkar. Yok böyle bir para kardeşim. Niye bana baskına gelmişler biliyor musun. Bu 7 milyar doların MASAK’a bildirip bildirilmediğini sormak için bana gelmişler. Bana değil bu parayı sormak için bankaya baskın yapın. Bankalar zaten bu tür paraları otomatikmen MASAK’a bildirmek zorundalar. Çünkü mevzuat böyle. Bildirmemelerine imkan yok” dedi.  
BUGÜN NELER YAŞANMIŞTI? 
Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Koza İpek Holding’e ait  23 şirkette arama başlattı. 
Aramalarda, şirketlerdeki evrak ve bilgisayarlara el konuldu. Koza İpek Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek’in Ankara’daki evinde de arama yapıldığı bildirildi. Aramalar sırasında çok sayıda çevik kuvvet polislerinin güvenlik önlemi aldığı görüldü. 
Operasyonu gruba ait televizyon kanalları duyurdu. Arama yapılan noktalar arasında Koza Holding, İpek Üniversitesi ve Akın İpek’in evi de bulunuyor.  
BAŞSAVCILIK KAYNAKLARI: MEDYA ORGANLARINI KAPSAMIYOR 
AA muhabirinin başsavcılık kaynaklarından edindiği bilgiye göre, Koza  İpek Holding’in 23 şirketinde başlatılan aramalar, grubun medya organlarını  kapsamıyor. Polisin aramaları, medya dışında faaliyet gösteren diğer şirketlerde  sürüyor.  
AA: 23 ŞİRKETTE ARAMA YAPILIYOR 
Anadolu Ajansı ise operasyonla ilgili şu haberi geçti: 
“Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) finans desteği sağladığı iddiasıyla Koza İpek Holding’in 23 şirketinde arama başlatıldı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Fetullahçı Terör Örgütü’ne yönelik devam eden soruşturma kapsamında, söz konusu örgüte finans desteği sağladığı ve örgütün propagandasını yaptığı gerekçesiyle holdingin çeşitli alanlarda faaliyet gösteren 23 şirketinde arama başlattı.

Aramalarda, şirketlerdeki evrak ve bilgisayarlara el konulduğu öğrenildi. Koza İpek Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Akın İpek’in ise yurtdışına çıktığı öne sürüldü.”