Bahçeli, Ozan Arif’e dava açtı!

“Şüpheli hakkındaki hukuki süreç titizlikle takip edilecektir”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ülkücü kesimin en yakından tanıdığı siyasi şarkıların yazarı olan ve Ozan Arif olarak bilinen sanatçı Arif Şirin‘e dava açtı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun haberine göre, dava gerekçesi olarak Ozan Arif’in son şiiri gösterildi.

Daha sonra KRT TV’de “Haber Merkezi” programında Çağlar Cilara’ya telefonla konuk olan Ozan Arif, şunları söyledi:

“Ben bir şerefsiz elbisesi diktim. Bu elbiseyi birileri kendisine yakıştırıyorsa, söyleyecek sözüm olmaz. Yazdığım her satırın arkasındayım. Bunun bu derece birileri tarafından mahkemeye taşınmasını da manidar buluyorum. İddia edenler, iddialarını ispatlamakla mükellefler. ‘Şerefsiz’ dediğimi ona ait olduğunu ispat ederlerse, şeriatın kestiği parmak acımaz.”

YouTube Preview Image

Ozan Arif’in şiiri şöyleydi:

ŞEREFSİZ!..
…………..“ İsim-misim vermedim, korktuğumdan sanmayın,
………….. Gocunan şerefsizdir, bunu bari anlayın..„
Sus!.. Kraldan fazla kralcı olma,
Utan ulan biraz utan şerefsiz!..
Sakın ha beyliği ağzına alma,
Konuştukça boka batan şerefsiz!..
Beylik kim, sen kimsin tövbe et tövbe!..
Bey kısmı ellere kalır mı gebe?
Senden aşirete bey mi olur be?
Aşireti ele satan şerefsiz!..
Aşiretin temel taşını söküp,
Hayalini söküp, düşünü söküp,
Kurtları aldatıp dişini söküp,
Götürüp davara katan şerefsiz!..
Kendi eski kapımızı batırdın,
Yeni diye el kapsına götürdün!
Kendin gibi sevdamızı bitirdin,
Kendi gönüllerde biten şerefsiz!..
Vâkıf olamadın bizdeki aşka!
Eller ile girdin devamlı meşke!
Bu gün böyle dersin yarın bir başka
Sözünü yalayıp yutan şerefsiz!..
Yalan mıyım dansöz gibi kıvırdın,
Yönümüzü başka yöne çevirdin,
Şoför yaptık arabayı devirdin,
Bizi uçuruma atan şerefsiz!..
Bülbül idik gülümüzden ettin sen!
Töremizden ilimizden ettin sen!
Yahu bizi yolumuzdan ettin sen,
Rotan belirsiz be rotan şerefsiz!..
Böğürmeden konuş adam ol önce,
Çıtın çıkmaz el hakaret edince,
Ele çıkmaz ama bize gelince,
Çatlak zurna gibi öten şerefsiz!..
Ne huzur bıraktın ne bizde dirlik,
Bundan sonra seni görmemek körlük,
Sadece sen değil seninle birlik,
Artık sana alkış tutan şerefsiz!..
Çok geç anlaşıldım içim yanıyor,
Ama şükür artık herkes tanıyor!
Halâ kendisini kağnı sanıyor,
Kağnı gölgesinde yatan şerefsiz!..
Vatan-matan bu Arif‘i kandırma,
Kendini hiç vatanperver sandırma,
Senin derdin koltuk, lafı döndürme,
Senin umrunda mı vatan şerefsiz!

Bahçeli’nin avukatından açıklama

Bahçeli’nin avukatı Yücel Bulut konuyla ilgili yaptığı yaptığı açıklamada, “27.06.2017 tarihinde Arif Şirin (Ozan Arif) isimli şahsın kamuoyuna yansıyan hakaret dolu beyan ve ifadeleri nedeniyle gerekli hukuki süreç başlatılmış olup; adı geçen hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Şüpheli hakkındaki hukuki süreç titizlikle takip edilecektir” dedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

İddianame: Örgüt düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiş; FETÖ 17-25 Aralık’tan sonra 2 kez kanun çıkartmış

İddianamede AKP’li 37 vekilin yasayı TBMM’ye sunduğu belirtildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Genelkurmay Karargâhı’nda yaşananlara ilişkin iddianamesinde ‘FETÖ’nün 17-25 Aralık 2013’teki operasyondan sonra AKP iktidarında çıkarttığı 2 kanun yer aldı. 11 Şubat 2014’te TBMM’de benimsenen ilk yasa ile terfiler bir yıl öne çekildi. 4 yıllık albaylar ile 3 yıllık generaller de YAŞ kapsamına alındı. 14 Mart 2016’da kabul edilen 2. düzenleme ile de subaylıkta 28-30 yılını tamamlayan albaylara 30-70 bin lira fazla ikramiye verilerek gönüllü emeklilik hakkı tanındı. İddinamede “Örgüt kanuni düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiştir” ifadesi yer aldı.

Siyasi otoriteye yaptırdı

Sözcü gazetesinden Emin Özgönül’ün haberine göre, iddianamede “Örgüt, TSK komuta kademesini en kısa sürede ele geçirmek maksadıyla generalliğe terfi için albaylıkta bekleme süresini 4 yıla indirip, henüz sırası gelmeyen mensuplarını da terfiye dahil etmiştir” dendi ve şu görüşe yer verildi:
Generallikte rütbe bekleme süresini 4 yıldan 3 yıla indirerek de, kendisine müzahir olmayan generalleri daha kısa sürede TSK dışına çıkarmayı amaçlamıştır. Kendisine müzahir elemanların en az bulunduğu 1988 ve daha önceki yıl mezunu albayları tasfiye için de hizmet süresini 28-30 yıla indirip toplu emekliliği getiren kanuni düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiştir

10 general darbe girişimi gecesinde

Bu düzenlemeler sonucu 2014’teki YAŞ toplantısında 10 albay, bir yıl erken terfi edip tuğgeneral oldu. Yine aynı iddianamede 10 generalin tümünün de darbe girişiminde rol aldığı iddia ediliyor. Bu isimler arasında Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı basan Semih Terzi ile Marmaris baskınına katılan Gökhan Şahin Sönmezateş de bulunuyor. İddianameye göre, ‘FETÖ’cülerin hazırlayıp iktidar tarafından yasalaştırıldığı belirtilen ilk yasa kanun tasarısı olarak 17-25 operasyonundan sadece 26 gün sonra, 21 Ocak 2014’te TBMM’ye sunuldu. AKP oylarıyla benimsenen bu yasa ile “Rütbe bekleme süresini tamamlamaya bir yıl kalanlar da Yüksek Askeri Şura değerlendirmesine alınırlar” hükmü getirildi.

30-70 bin lira fazla ikramiye

İddianamede dikkat çekilen diğer yasa ise 30 Aralık 2015’te AKP’li 37 milletvekili tarafından TBMM’ye sunuldu. 28-30 yıllık görevlerini tamamlayan albaylara gönüllü emekli olurlarsa, 30-70 bin lira arasında fazla ikramiye verilmesi öngörüldü. Böylelikle 31 yıl olan hizmet süresini tamamlayıp normal emekliye ayrılan bir albay 120 bin lira civarında emekli ikramiyesi alırken, gönüllü emekli olanlar 150-190 bin lira arasında ikramiye aldı. TSK’da bu durumda olan 3 bin civarında albay kapsama girdi. ‘FETÖ’ bağlantısı olmayan albayların böylece TSK’dan kendi istekleri ile ayrıldığı yorumu yapıldı.

Kaynak : http://t24.com.tr/

HDP’li İdris Baluken tutuklandı

30 Ocak’ta tahliye edilen Baluken hakkında 17 Şubat’ta yakalama kararı çıkarılmıştı.

Hakkında yürütülen ‘terör’ soruşturması kapsamında 4 Kasım 2016’da tutuklanan ve Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 30 Ocak’ta tahliyesine karar verilen ve son olarak bugün Ankara’da gözaltına alınana HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken tutuklandı.

Baluken hakkında, üst mahkemeye yapılan itiraz üzerine 17 Şubat’ta tutuklanmasına yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı.

HDP Diyarbakır Milletvekili ve Grup Başkanvekili İdris Baluken, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alındı. Sağlık kontrolünün ardından Ankara Emniyet Müdürlüğüne götürülen Baluken’in, dosya kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca talimatla ifadesinin alınacağı öğrenildi.

İdris Baluken kimdir?

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken 1976’da Bingöl’de doğdu. Liseyi öğrenimini Bingöl Lisesi’nde gören Baluken, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

Üniversiteden sonra Bingöl Verem Savaş Dispanseri’nde sorumlu tabip olan İdris Baluken, 1999 yılında uzmanlık eğitimi için  İstanbul ‘a geldi. Uzmanlığını aldıktan sonra 2004 yılında tekrar Bingöl’e dönen Baluken, Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı olarak hizmet verdi. Beş yıllık Bingöl deneyiminden sonra 2009’da Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne tayin olan İdris Baluken, evli ve iki çocuk babası.

Zazaca, Kürtçe ve İngilizce bilen Baluken, HDP Grup Başkanvekilliği görevini üstlendi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Diyanet İşleri Başkanı Görmez hakkında suç duyurusu

Bazı sivil toplum kurumu temsilcilerinin bir araya gelerek, oluşturduğu ‘Laikliğe Çağrı Birlikteliği’, yeni yıl öncesi camilerde okutulan cuma hutbesinde, yılbaşı kutlamalarının hedef gösterildiğini savunarak, ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ ettiği gerekçesiyle, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusu sonrası Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı okuyan Mahmut Arslan, yılbaşı gecesi İstanbul Ortaköy’deki gece kulübüne yapılan saldırıyı hatırlatarak, “Bu saldırı öncesinde Cuma hutbesi veren Diyanet İşleri Başkanlığı; ‘yeni bir yılın ilk saatlerinin başka kültürlere, başka dünyalara ait yılbaşı eğlenceleriyle israfa dönüştürülmesi ne kadar da düşündürücüdür. Sevap-günah, hayır-şer konularında muhasebe yapılması gereken saatlerin, emek harcamadan zengin olma arzusuyla kumar, piyango gibi şans oyunlarıyla heba edilmesi ne kadar üzücüdür’ diyerek yılbaşı kutlayanları ve kutlamaları hedef göstermiştir” diye konuştu.

“DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ANAYASAL SINIRLARINI VE KURULUŞ AMACINI ÇİĞNEDİ”

Açıklamada, devletin bir kurumunun laiklik karşıtı açıklama yapmasının Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan ‘demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti’ maddesine, 24’üncü maddesinde yer alan ‘Din ve Vicdan Hürriyeti’ maddesine ve 136’ncı maddesinde Diyanet İşleri Başkanlığı için tanımlanan göreve aykırılık teşkil ettiği savunularak, “Diyanet İşleri Başkanlığı anayasal sınırlarını ve kuruluş amacını çiğnemiş, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmasına yaptığı açıklama ile doğrudan neden olmuştur. Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanı ve bu hutbeyi veren kişiler hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk” denildi.

“SİYASAL SORUMLULUK KAÇINILMAZDIR”

Basın açıklamasına katılan YARSAV eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu da Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in yapmış olduğu açıklamayla kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmasına neden olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Ortaya çıkan katliam açık ve yakın tehlikenin çok somut bir örneğidir. Diyanet İşleri Başkanının görev yönünden soruşturulması dışında görevde tutulması ve onu orada tutanların bu suça iştirakını ortaya koymaktadır. Konu hakkında siyasal sorumluluk kaçınılmazdır”

Eminağaoğlu, olaydan Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’a, bakanlardan hükümet yetkililerine kadar herkesin siyasi sorumlu olduğunu ve görevlerinden çekilmelerinin gerektiğini de söyledi. DHA

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Seçilmişlere gece operasyonu: HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve 6 HDP’li vekil gözaltında

figen-yuksekdag-selahattin-demirtas

HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, HDP’li vekiller Sırrı Süreyya Önder, Nursel Aydoğan, Selma Irmak, Leyla Birlik, Gülser Yıldırım, Ziya Pir ve Ferhat Encü gözaltına alındı.

Seçilmişlere gece opereasyonu başladı.

HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş,Figen Yüksekdağ ve HDP’li vekiller Sırrı Süreyya Önder, Nursel Aydoğan, Selma Irmak, Leyla Birlik, Gülser Yıldırım, Ziya Pir ve Ferhat Encü  gözaltına alındı.

Gözaltına alınan HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, haziran ayında daha önce aldıkları karar gereği ifade için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kendi istekleriyle gitmeyeceklerini açıklamışlardı.

Figen Yüksekdağ ve Sırrı Süreyya Önder Ankara’da gözaltına alındı.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, evinin önüne polis mensupları olduğunu belirterek “Zorla gözaltına kararı var” dedi. HDP’li vekil Meral Danış Beştaş, Demirtaş’ın evine doğru hareket etti. 

2016-11-04_024012

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın evine polisler tarafından baskın yapıldı. Baskının, Yüksekdağ’ın Ankara’da kaldığı eve yapıldığı belirtildi.Polisler, görüntü alan basının internet üzerinden yaptığı canlı yayını müdahale ederek durdurdu.

HDP’li vekil Ziya Pir gözaltına alındığını Twitter hesabından, “Diyarbakır’daki evimde gözaltına alınıyor” yazarak duyurdu.

_ziya_pir

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Savcılıktan Erdoğan’ın diplomasına ilişkin açıklama: Marmara’dan değil, İstanbul Üniversitesi’nden..

435955042Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, konuyu AYM’ye taşıdı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın üniversite diploması konusundaki tartışma, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararıyla farklı bir tartışmanın kapısını araladı. Üniversite diplomasının Marmara Üniversitesi’nden olduğunu açıklayan Erdoğan’ın aksine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı diplomanın İstanbul Üniversitesi’nden olduğunu karara bağladı. Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

Cumhuriyet Başsavcılığı kararı, Halkın Kurtuluşu Partisi’nin açtığı bir dava sonucu geldi. Partinin avukatı Eminağaoğlu, dava sürecini ve kararı Sözcü’den Zeynep Gürcanlı‘ya anlattı.

Savcılık kararı İstanbul Üniversitesi

“Kamuoyuna sunulan belgeleri görürseniz, dikkat etmişsinizdir. Hepsinin üzerinde Marmara Üniversitesi diye yazıyor” diyen Eminağaoğlu, diplomalarla ilgili olarak Halkın Kurtuluşu Partisi adına, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu söyledi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ise suç duyurusunu işleme koymama kararı verdiğini söyleyen Eminağaoğlu, “Savcılık, suç duyurusunu işleme koymama kararında, Erdoğan’ın 1980/81 İstanbul Üniversitesi mezunu olduğunu açıkça ifade etme yoluna gitti. Savcılık, adeta işin esasına girip, nerede, ne zaman, nasıl okumuş gibi bir araştırmaya yönelip, Erdoğan’ın İstanbul Üniversitesi mezunu olduğu gibi bir değerlendirme yapmıştır” dedi.

Eminağaoğlu, Savcılık kararında “Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olmasının kamu tarafından verilmiş bir görev olarak addedildiğine” de dikkat çekerek, bunun da hukuki olmadığını söyledi. Eminağaoğlu şöyle konuştu;

“Savcılık verdiği kararın kesin olduğunu belirterek, itiraz hakkının yolunu da kesmiştir. Savcılığın bu kararı, hak arama özgürlüğü, seçme ve seçilme hakkı ihlali, adil yargılanma hakkının ihlali, gerçeğe ulaşma hakkının ihlalidir. Bu nedenle, Halkın Kurtuluş Partisi vekili olarak bu konuda Anayasa Mahkemesi’ne dün bireysel başvuruda bulundum.”

Eminağaoğlu, AYM başvurusundaki gerekçeleri de şöyle sıraladı:

* AİHS’nin 13. maddesinde düzenlenen Etkili Başvuru Hakkı’nın ve Hakikati Bilme Hakkı’nın, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen Hak Arama Özgürlüğünün,

* AİHS 1. madde ile düzenlenen İnsan Haklarına Saygı Yükümlülüğü’nün, Eşitlik ilkesinin, Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen haliyle Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması ilkesinin,

* Anayasa’nın aynı maddesinde düzenlenen “devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” kuralının, dolayısıyla hukuk güvenliği ilkesinin ve Etkili Başvuru Hakkı’nın,

* AİHS 7 no.lu Ek Protokol’un 2. maddesinde düzenlenen iki dereceli yargılanma hakkının, bu nedenle Adil Yargılanma Hakkının,

* Yasal koşulları taşımayan bir aday ile seçim yarışmasına girildiği düşünüldüğünde EK-1 no.lu protokolün 3. maddesi ile düzenlenen “serbest seçim hakkı”nın,

* Başvurucunun siyasi parti olması nedeniyle talep ve suç duyurusunun işleme konulmaması ve dahi başvurucunun parti olması nedeniyle kararın tebliğ edilmemesi örgütlenme özgürlüğü/Dernek kurma hakkının (AİHS 11) ihlalini oluşturmaktadır.

Savcılık kararı ne diyor?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Halkın Kurtuluşu Partisi’nin yaptığı başvuruya ilişkin verdiği kararın ilgili bölümü aynen şöyle;

“Şikayet edilen Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olduğuna ilişkin belgenin Cumhurbaşkanlığı internet adresinden temin edilerek dosyasına konulmuştur.

Basına da yansıyan Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Zafer Gül’ün beyanında sayın Cumhurbaşkanı, T.C. İstanbul Üniversitesi İktisadi ve Ticari İlimler Akademesi Ticari Bilimler Fakültesinden 1980-1981 yılında mezun olduğu, kendi isteği ile 03 Nisan 1981 tarihinde geçici mezuniyet belgesi verildiği, Marmara Üniversitesi kurulmadan önce Sultanahmet’teki İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine bağlı olarak Aksaray’da 4 yıllık İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine bağlı Ticari Bilimler fakültesinin bulunduğunun belirtildiği.

Dosyada mevcut delil durumu nazara alındığında olayda unsurları itibariyle oluşmuş suç bulunmadığı anlaşılmıştır.”20160714172418_diploma-karar

Kaynak : http://t24.com.tr/

Eminağaoğlu suç duyurusunda bulundu: Diploması sahte, Cumhurbaşkanlığı iptal edilsin

63YARSAV kurucu Başkanı Eminağaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan için üniversite diploması sahte olduğu iddiasıyla “Resmi evrakta sahtecilik” nedeniyle suç duyurusunda bulunup Cumhurbaşkanlığının iptali için başvuru yaptı.

YARSAV kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında yüksek öğrenim yapmadığı ve diploması olmadığı gerekçesiyle, “Resmi evrakta sahtecilik” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Eminağaoğlu, Erdoğan’ın 12 nci Cumhurbaşkanı seçildiğine ilişkin seçim tutanağının da “Tam kanunsuzluk” gerekçesiyle iptalini ve seçimin yenilenmesini istedi ve şu açıklamayı yaptı:

“10.8.2014 tarihinde yapılan Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin olarak, 12’nci Türkiye Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın, ortaya çıkan haklı iddialar karşısında, seçim tarihi itibarıyla yükseköğrenim yapmış olmak koşulu taşıyıp taşımadığı yolunda gerekli hukuksal incelemenin yapılarak, yükseköğrenim yapma koşulunu taşımadığının saptanması durumunda; 12 nci Türkiye Cumhurbaşkanı seçildiğine ilişkin tutanağın tam kanunsuzluk nedeniyle iptali ve seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi, iptal kararı ile Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı sıfat ve görevi ortadan kalkacağından, YSK’nın görev gereği öğrendiği bu tam kanunsuzluk durumunu, TCY’nın 279 uncu maddesindeki düzenleme karşısında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar zorunluluğu altında olması aksi durumun ise YSK için sorumluluk doğurucu boyutu gözetilerek, Erdoğan hakkında, konu ile ilgili diğer suçlar yanında, TCY’nın 204/1-3 maddesi uyarınca sahte resmi evrak kullanmak suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Gökçek konuştu, 155’e ‘ihbar’ geldi, Polatsoy tutuklandı

2015-10-30_192259Barış mitinginin toplanma alanı olan Ankara Garı’ndaki patlamadan sonra patlamayı öngören paylaşımların atıldığı “Twitter” hesapları nedeniyle gözaltına alınan ancak bu hesaplarla ilişkisi bulunamadığı için serbest bırakılan HDP’li Mehmet Serhat Polatsoy, tartışma yaratacak gerekçelerle tutuklandı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in katıldığı televizyon programlarında Ankara’daki patlamanın faili olduğu iddiasıyla hedef gösterdiği Polatsoy’un 155’e yapılan bir ihbarla evinde patlayıcı sakladığı iddiasıyla evini basan polis patlayıcı bulamamasına rağmen çalıştığı Özgür Gündem gazetesine yazdığı yazılar, bu yazıları sosyal medyada paylaşması ve katıldığı yürüyüşlerin yanı sıra “patlayıcı madde bulundurma kuşkusu” gerekçe gösterilek tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ankara Garı’ndaki patlamanın IŞİD tarafından yapıldığı yönündeki kesin açıklamasına rağmen AKP, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek eliyle manüplasyonlarına devam ediyor.

Gökçek kanal kanal dolaşarak HDP Şanlıurfa milletvekili aday adayı ve Özgür Gündem yazarı Mehmet Serhat Polatsoy’u patlamayla ilişkilendirmeye çalışıyor. Patlamadan sonra “Bombalar Ankara’da patlayacak” mesajının paylaşıldığı Twitter hesabınının kullanıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Polatsoy, bu hesapla ilgisinin olmadığı anlaşılınca serbest bırakılmıştı.

Polatsoy önceki gün de “terör örgütü üyesi olmak” ve “bomba bulundurmak kuşkusu” ile tutuklandı. Polatsoy’un örgüt üyeliğinden tutuklanmasının gerekçesi olarak Özgür Gündem gazetesindeki yazıları ile Abdullah Öcalan’ın doğum günü için yapılan yürüyüşe katılması gösterildi. Bomba bulundurmak kuşkusu ise daha ilgiç gerekçelere dayandırıldı. Savcılığın, Polatsoy’un evine bomba getirerek sakladıklarını iddia ettiği 2 kişi serbest bırakılırken Polatsoy’un evinde yapılan aramada da hiçbir suç unsuru bulunmadı. Buna rağmen Polatsoy bu suçtan da tutuklandı. Polatsoy’un tutuklanması ile Ankara Garı’ndaki patlamanın hiçbir ilgisi olmamasına rağmen Melih Gökçek çıktığı kanallarda Polatsoy’un tutuklanmasını iddialarına dayanak olarak gösterdi.
 
Kendi yazısını paylaşma suçu

Cumhuriyet’in ulaştığı sorgu tutanağına göre polis Polatsoy’a “İnternet sosyal medya ulusaml ve yerel medya araştırmasında elde edilen verilere göre PKK-KCK örgütünü ve örgüt militanlarını övücü mahiyette çok sayıda makale yazdığınız ve tüm bu yazılarınızı ulusal ve yerel gazete, dergi, TV bilgilerini sosyal medya paylaşımları vasıtasıyla yaydığınız tespit edilmiştir” suçlaması yöneltildi. Polatsoy bu soruya “Benim şu anda ifade özgürlüğüm sorgulanmaktadır. Dolayısıyla bu soruya cevap vermeyi uygun bulmuyorum” yanıtını verdi.

“Öcalan’la yüz yüze görüştün mü?”

Abdullah Öcalan yakalandığında 19 yaşında olan Polatsoy’a “PKK terör örgütünün ele başısı Abdullah Öcalan ile yüzyüze hiç görüştünüz mü? Kurye vasıtasıyla irtibatlaştınız mı?” sorusu yöneltildi. Polatsoy bu soruya “Hayır” yanıtını verdi. Polisler bunun ardından Polatsoy’a Öcalan ile mektuplaşıp mektuplaşmadığını, Öcalan’a kitap yollayıp yollamadığını sordu, Polatsoy’un yanıtı ise yine “Hayır” oldu.

Lise arkadaşıyla fotosuna “eğitim kampı” denildi

Polatsoy’a ayrıca örgütün “devrim hücreleri” olarak adlandırdığı eğitim kampı olarak kullanılan mağaralarında çektirdiği ileri sürülen bir fotoğraf gösterildi. Polatsoy “Bu fotoğraf ya Diyarbakır surları ya da Harran kalesidir. Fotoğraftaki iki kişi de benim lise arkadaşlarım Ş.T ve E.F’dir” yanıtını verdi.

155 ihbarı

Abdullah Öcalan’ın doğum günü yürüyüşüne katılma nedeni sorulan Polatsoy “Türkiye halklarına barışın Öcalan’ın özgürlüğünden geçtiğini düşündüğüm için yürüyüşe katıldım. Kaldı ki Türk devleti de o sıralarda Öcalan ile görüşüyordu” yanıtını verdi. 

Polis, Polatsoy’a 25 Ekim 2015’de 155 Polis İmdat hattına yapılan bir ihbar sonucu gözaltına alındığını belirterek “Bu ihbarda 1 Kasım seçimlerinden önce sizin Şanlıurfa’da büyük bir patlama eylemi yapacağınız, yanınızda Batman kod adlı M.T, M.A, Çavo kod adlı A.D ve Veysi kod adlı B.K isimli kırsalcı teröristlerin olacağı, Ankara patlamasından sonra sizin gözaltına alınarak serbest bırakıldığınızdan dolayı polisin sizden şüphelenmeyeceği ve patlayıcıların sizde olduğu belirtilmiştir. Bu konuda diyeceklerinizi söyleyiniz” sorusu yöneltildi. Bu kişilerin hiçbirini tanımadığını söyleyen Polatsoy ihbarın doğru olmadığını söyledi.

“Ankara komplosunun devamı”

Polatsoy’un avukatı Faruk Yaygın, müvekkilinin evine patlayıcı getirdiği iddiasıyla gözaltına alınan A.D ile M.A’nın serbest kaldığına dikkat çekti. Yaygın, “Ankara komplosundan beklenen sonuç elde edilmeyince başka şekilde bu komployu sürdürmeye çalışılıyorlar. Ankara olayı ile hiçbir bağlantısı yok bu tutuklamanın ama bazı medya organlarında sanki ankara saldırısından dolayı tutuklanmış gibi bir algı yaratılıyor. Müvekkilimin tutuklanmasını gerektiren hiçbir suç da yoktur. İddia edilen bombalar bulunmadı ama tutuklama kararı verildi” dedi.

Kaynak : Kemal Göktaş – http://www.cumhuriyet.com.tr/

Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Koza İpek Holding açıklaması

yeni_manset2Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Koza İpek Holding’e ve bünyesindeki şirketlere kayyum atanmasıyla ilgili bir açıklama yaptı.

Başsavcılık’tan yapılan açıklamada, “tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içinde Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) finansal kaynak sağlandığı yönünde bilgi ve belgeler saptandığını” belirtildi.

Başsavcılığın resmi internet sitesinen konuyla ilgili yapılan açıklamada, “terör örgütü yöneticisi olmak, Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkındaki Kanun’a muhalefet, örgüt tarafından toplanan himmet paralarının şirketler aracılığıyla aklanması ve terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından Koza İpek Holding A.Ş. ile bağlı şirketlerin sahipleri ve yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmada, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin değişik iş kararıyla 1 Eylül 2015′te arama yapıldığı hatırlatıldı.

BAŞSAVCILIKTAN YAPILAN YAZILI AÇIKLAMA

manset-6706Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2014/119687 sayılı dosya üzerinden; terör örgütü yöneticisi olmak, terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet, örgüt tarafından toplanan himmet paralarının şirketler aracılığıyla aklanması ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından dolayı Koza İpek Holding A.Ş. ile bağlı şirketlerin sahipleri ve yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmada, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/3353 sayılı değişik iş kararı doğrultusunda 01.09.2015 günü bazı ikametgahlarda ve şirketlerde arama yapılmıştır.

Yapılan aramalarda el konulan faturalar, defterler, dijital kayıtlar ile diğer belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere, konusunda uzman bilirkişiler görevlendirilmiştir.

Görevlendirilen bilirkişilerin yaptıkları ön çalışma sonucu düzenledikleri raporda;

-Şirketlerin ticari defterlerinde çeşitli sahtecilikler yapıldığı,

-Hileli muhasebe işlemleri yapmak suretiyle, paralel bir muhasebe sistemi oluşturulduğu,

-Şirketlere kayıt dışı para girişlerinin olduğu,

-Reel üretimlerle beyan edilen üretimler arasında farkların bulunduğu,

-KAP’a (Kamuyu Aydınlatma Platformu) bildirilen altın üretimi miktarı ile gerçekte üretilen altın üretimi miktarı arasında şüpheli farklılıkların bulunduğu,

-Şüphelilerin şirketlerin faaliyetleri çerçevesinde, halen suç işlemeye devam ettikleri belirtilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından ilgililer aleyhine kuvvetli suç şüphesinin var olduğu değerlendirilmiştir.

Yine yapılan aramalarda el konulan dijital materyaller üzerinde, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan ve halen devam eden incelemelerdeki ilk tespitlerde;

-İlgili holdingin ve bağlı şirketlerin bilgisayarlarında yüzlerce sayfa himmet tablolarının yer aldığı, şirket binalarında himmet adı altında toplanan altınların bulunduğu,

-Bu toplanan himmetleri, altın üretiminden kazanılmış gibi göstererek paravan şirketler aracılığıyla akladıkları ve kendilerine ait vakıflara aktardıkları, bu şekilde tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde FETÖ’ye (Fethullahçı Terör Örgütü) finansal kaynak sağladıkları yönünde bilgi ve belgelerin bulunduğu saptanmıştır.

Cumhuriyet Başsavcılığımızca söz konusu holding ile bağlı şirketlerin sahibi ve mensuplarının yasalara aykırı şekilde topladıkları himmet paralarını şirketlerin yasal faaliyetlerinden elde edilmiş gibi göstererek akladıkları, şirket kazançlarından örgüte finansal kaynak sağladıkları, eğitim kurumlan aracılığıyla FETÖ’ye eleman kazandırmaya çalıştıkları, yazılı ve görsel medya organları aracılığı ile FETÖ’ye yönelik yürütülen tüm adli soruşturmaları manipüle ederek devlet aleyhine, örgüt lehine algı operasyonu faaliyeti içerisinde bulundukları, yine yaptıkları yayınlarla FETÖ mensuplarını suçtan kurtarmaya çalıştıkları, bu şartlarda mevcut soruşturmanın sağlıklı biçimde yürütülmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için CMK nun 133.maddesi kapsamında kayyum atanmasının gerekli olduğu değerlendirilmiş olup, bu amaçla tüm şirketlere kayyum atanması talep edilmiştir.

Talebimizi kabul eden Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği ilgili şirketlere kayyumlar atamıştır.

Kayyumlar soruşturma süresince ilgili hakimliğin gözetim ve denetimi altında faaliyetlerini sürdüreceklerdir.

Soruşturmamız CMK ve diğer yasal mevzuat kapsamında, hukuk kuralları gözetilerek titizlikle devam etmektedir.

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Osmanlı Ocakları’na “kendi başkanından” şok suçlamalar!

osmanli-ocaklari-mansetiOsmanlı Ocakları Ankara İl Başkanı, oluşumun Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MİT Müsteşarı Fidan’ın ismini kullanarak para topladığını iddia etti.

Bazı sivil toplum örgütleri ile siyasi parti binaları ve basın kuruluşlarına yönelik eylemlerde ismi geçen Osmanlı Ocakları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Eski Osmanlı Ocakları Ankara İl Başkanı Sedat Yılmaz, BİMER’e başvurarak Osmanlı Ocaklarının; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın adını kullanarak para yani “haraç” topladıklarını iddia etti.

“CUMHURBAŞKANI VE MİT MÜSTEŞARI’NIN ADINI KULLANIYORLAR”

osmanli-ocaklari-671Eski Osmanlı Ocakları Ankara İl Başkanı Sedat Yılmaz, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) başvurarak Osmanlı Ocakları’nın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ismini kullanarak para toplayıp dolandırıcılık yaptığını iddia etti. BİMER, gelen şikâyet dilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na ileterek inceleme yapılması istendi. BİMER’in yazısı üzerine ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu, Osmanlı Ocakları ile ilgili 7 Mayıs 2015’de 2015/65284 sayı numaralı dosya ile soruşturma başlattı. Cumhuriyet Başsavcılığı, suçlamalarda bulunan Sedat Yılmaz’ı çağırarak bilgisine başvurdu. Hürriyet’in haberine göre; Sedat Yılmaz, BİMER’e ilettiği şikâyet dilekçesi ile Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ifadesinde özetle şu iddialara yer verdi:

“SAHTEKÂR OLDUKLARINI ÖĞRENDİM”

“Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ismini kullanarak kurulduğunu öğrendiğim Osmanlı Ocakları adı altında dernekleşen sivil toplum kuruluşunun şu anki il başkanıyım. Tamamen Sayın Cumhurbaşkanımıza duyduğum derin sevgi ve saygıdan bu derneğe üye oldum. Daha sonra bu derneğin Sayın Cumhurbaşkanımızın adını kullanarak gelir elde etmeye çalışan sahtekârlar olduğunu öğrendim. Bana 10 bin adet dergi verdiler ve 3 gün içinde bu dergilerin bedeli olarak 50 bin lirayı acilen getirmemi istediler. Beni göreve çağırırken Sayın Cumhurbaşkanımız ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın seçtiğini söylediler. Ben de buna güvenerek çevremdeki arkadaşlarımı böyle bir oluşuma hizmet etmeye davet ettim ve bazı ilçelerde teşkilatmayı tamamladım. Daha sonra eski yöneticilerden Tuncer Bey bu adamların sahtekâr olduğunu bana telefonla anlattı. Şu an mağdur bir durumdayım. Hâlâ bu organizasyonda Sayın Cumhurbaşkanımız var mı yok mu bilmiyorum. Lütfen bana yardımcı olun.”

“DAHA ÇARPICI BİLGİLER VAR”

Sedat Yılmaz, şikâyetinin ardından yönetim kuruluyla birlikte Osmanlı Ocakları’ndan istifa ettiğini söyledi. Yılmaz, “Bu konuda önümüzdeki günlerde çok daha çarpıcı bilgiler aktaracağım, şu an şunun bilinmesini istiyorum: Beni görevden almadılar, gerçek yüzlerini görünce yönetimimle birlikte istifa ettim” dedi. Osmanlı Ocakları Genel Merkezi’nin, haklarında şikâyette bulunan Yılmaz’ın yerine Ankara İl Başkanlığı’na vekaleten Özgür Karabıyık’ı atadığı öğrenildi.

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Sayfa1 → 212