129 yıllık tarihi lise, Bilal Erdoğan’ın vakfına tahsis edildi

Öğrencilere yaz okulu kapsamında dini eğitim veriliyor.

İzmir’in köklü eğitim kurumlarından Atatürk Lisesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu Türkiye Gençlik Vakfı’na (TÜGVA) tahsis edildi.

TÜGVA’nın bu yıl 25 bin öğrenciyi yaz okulu kapsamında din eğitimine aldığı öğrenildi. Bilal Erdoğan’ın Yüksek İstişare Kurulu üyesi olduğu TÜGVA’nın Atatürk Lisesi’ni kullanımı, MEB ile vakıf arasında imzalanan Medeniyet ve Değerler Protokolü’ne dayanıyor. TÜGVA’dan İzmir Atatürk Lisesi’ne gönderilen yazıda, protokol kapsamında okuldaki 7 sınıfın 11 Eylül’e kadar pazartesi-perşembe günleri kendilerine tahsis edilmesi istendi. Tahsis sonrası okulda ilk olarak öğrencilere konferans verildi.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, TÜGVA’nın internet sitesinde eğitim içeriği şöyle anlatıldı:

“Sabah saatlerinden öğleye kadar dinimizin temel ilkelerinden 5 şartın ve Kuran-ı Kerim’in öğretildiği yaz okullarında, öğleden sonra gelişim çağındaki çocukların ihtiyaç duydukları bedensel aktiviteler yapıldı. 1500 eğitmenin desteğiyle 57 ilde düzenlenen yaz okullarımızın içeriği, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı olup, alanında uzman eğitimciler tarafından dersler verildi. Yaz okullarımızda sabahtan öğle saatlerine kadar, Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimizin hayatı ve temel dini bilgiler üzerine dersler verildi.”

Mezunlar yasal girişim başlatıyor

Okulun TÜGVA’ya tahsisine karşı mezunlar yasal girişim başlatıyor. İzmir Atatürk Lisesi Mezunları Derneği’nden yapılan açıklamada, “Laik ve demokratik eğitim sistemimize aykırı, okulumuzun kapısında adını taşıdığımız, sınıflarında ve ruhunda gururla yaşattığımız Atatürk ilke ve inkılaplarını hiçe sayan, tarihi boyunca Kuvayı Milliyecilerin, devrimcilerin yetiştiği bir ilim ve irfan yuvasında böylesi bir faaliyeti her ne şartta olursa olsun kabul etmemiz ve sessiz kalmamız mümkün değildir. Konu ile ilgili yasal çerçeveler dahilinde tüm girişimler gerçekleştirilecektir” denildi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Öğrencileri ‘seminer’ diye Bilal Erdoğan konferansına götürdüler: Katılmazsanız yasal işlem yaparız!

HABER
Oğulcan Kayalar

“Panele katılmak zorunlu, katılmayanlar hakkında yasal işlem yaparız”

Manisa Dündar Çiloğlu Anadolu Lisesi idaresi, öğrencilerini “Seminer var” diyerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın oğlu Bilal Erdoğan’ın ‘Yeni Nesil Yeni Anayasa’ konulu paneline götürdü. Okul yöneticileri, panele katılmak istemeyen öğrencileri de haklarında yasal işlem başlatmakla tehdit etti.

T24′ün edindiği bilgiye göre, üniversite tanıtımı ile alakalı bir seminere gittiklerini zanneden öğrenciler, gördükleri manzara karşısında tepkisini dile getirdi ve panele katılmak istemedi. Okul idaresi de buna karşın, öğrencilere “Panele katılmak zorunlu, katılmayanlar hakkında yasal işlem yaparız” diye tehdit etti.

“Siyasetin parçası olmak istemiyoruz”

Konu hakkında konuşan bir öğrenci, “Sabah saat 10.30’da, dersimizin olduğu saatte okul idaresi bize Manisa Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezinde seminer olduğunu, katılmanın zorunlu olduğunu ve katılmayanların yok yazılacağını söyledi. Öyle denilince biz de gittik.

Bizler 12’inci sınıf öğrencisiyiz. O yüzden üniversite tanıtımı ile ilgili bir seminer sandık. Ama gittiğimizde öyle bir seminer olmadığını, Cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan’ın katıldığı referandum ile ilgili bir panel olduğunu öğrendik.

Tabi öyle olunca panele katılmak istemedik. Çünkü bizler öğrenciyiz. Siyasetin parçası olmak istemiyoruz. Bizim götürüldüğümüz yer ‘hayır’ ile ilgili bir panel olsaydı bile yine tepkimiz bu şekilde olacaktı. Panelden çıkmak istediğimiz esnada, okul yönetimi ve orada görevli olan güvenlikler, bize ‘çıkamazsınız’ diyerek engel olmaya çalıştı. Sonrasında tepki göstererek başka kapıdan çıktık. Bizler öğrenciyiz, siyasi bir toplantıya da katılmaya mecbur değiliz” dedi.

“Okul müdürü bizi tehdit etti”

Yine ismini açıklamak istemeyen bir başka öğrenci de, duruma tepki göstererek, “Okul eğitim yeri. Bizler de buraya eğitim almaya gidiyoruz. Bizi seminere diye Cumhurbaşkanının oğlunun katıldığı yeni anayasa paneline götürdüler. Katılmak istemeyince de tehdit edildik. Panele katılmayıp okula döndüğümüzde, okul müdürü, ‘Bugün yaşanan olaylar, burada kalacak. Dışarıya sızarsa sizinle görüşürüz’ diyerek bizi tehdit etti. Bu kabul edilebilir bir olay değil. Bizler üniversite adaylarıyız. Birkaç ay sonra LYS’ye gireceğiz. Bu olay bizi çok sarstı” diyerek tepkisini ifade etti.

Öte yandan, öğrenciler okul koridorlarında İzmir Marşı okuyarak okul yönetimini protesto etti.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Bilal’in gemicikleri satıldı… Erdoğan ailesi milyon dolarları TL’ye çevirecek mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan, eniştesi Ziya İlgen ve oğlu Bilal Erdoğan’ın ortak olduğu BMZ Denizcilik Şirketi’nin mülkiyetinde bulunan 5 gemi satıldı. Erdoğan ailesinin kasasına satıştan 75 milyon dolar girdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan, Eniştesi Ziya İlgen ve oğlu Necmettin Bilal Erdoğan’ın ortak olduğu BMZ Denizcilik Şirketi’nin mülkiyetindeki bulunan 5 adet kimyasal ürün tankeri satıldı. Gemilerin bir tanesinin 15 milyon dolardan (54 milyon Türk lirası) satıldığı bilgisi alındı. Erdoğan ailesinin satıştan toplam geliri 268 milyon Türk lirası civarında. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurtdışında yaşayan oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın ise ‘Sakarya’ isimli bir kuru yük gemisi bulunuyor.

Deniz Haber Ajansı’ndan Recep Canpolat’ın haberine göre; BMZ Denizcilik Şirketi’nin mülkiyetinde bulunan ve Malta’da kayıtlı, Oil Transportation & Shipping üzerine register edilen 140 metre boyunda, 17 metre genişliğinde ve 7 bin 150 DWT taşıma kapasitesine sahip 2014 yapımı M/T MECID ASLANOV ile 2015 yapımı M/T POET QABIL, M/T BEGIM ASLANOVA, M/T ARMADA FAIR ve M/T ARMADA BREEZE isimli kimyasal ürün tankerleri satıldı.

Geçen hafta gemilerden ilk ikisi olan M/V BEGIM ASLANOVA’ya M/V CAMINERO adı verilirken M/T POET QABIL ise M/T BLUE LAKE STAR olarak adlandırıldı.

Diğer taraftan M/T ARMADA FAIR isimli ürün tankerine M/ MILAGRESS, M/T ARMADA BREEZE isimli tankere ise M/ PROVER ismi verildi. Öte yandan diğer bir gemi olan M/T MECID ASLANOV’un register kayıtları gelecek hafta sonuna kadar tamamlanacağı ifade edilirken, gemilerin işletmeciliğini ise satın alan şirketin Rusya’da kuracağı bir firma tarafından yapılacağı belirtildi.

Deniz Haber Ajansı’nın aldığı bilgiye göre gemi işletme şirketi kurulana kadar, gemilerin kayıtları geçici olarak Densa Tanker İşletmeciliği’ne register edildi.

GEMİLER, PALMALİ’YE KİRALANMIŞTI

Mayıs-2013’de Türkter ve Yardımcı Tersanesi ile yapılan sözleşme gereği inşa edilen 5 adet 7 bin 150 DWT taşıma kapasitesine sahip Armada tipi kimyasal ürün tankerlerinin ilki 2014 yılında, diğer 4 adedi ise 2015 yılı içinde BMZ Denizcilik Şirketi’ne teslim edilmiş ve 10 yıllığına Palmali Denizcilik Şirketi’ne kiralanmıştı.

YouTube Preview Image

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Erdoğan’ın milisleri!

Cumhurbaşkanı’nın dünürü Orhan Uzuner’in liderliğinde kurulan grubun amacı ‘darbe girişiminde halkı kısa sürede sokağa dökmek’ Grubun ocak ayındaki ilk toplantısında Uzuner, gerekli cihazları aldıklarını dile getirerek, “En küçük cihazımız düdük. Arabamda megafon var. Gerektiği zaman kullanacağımız silah var. Böyle hazırlıkları yapmamız lazım” ifadelerini kullandı. Uzuner, “Liderimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan etrafında kenetlendik” dedi.

15 Temmuz darbe girişimini eniştesi Ziya İlgen’den öğrenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner, “benzer bir darbe girişimi ya da kalkışma anında” halkı çok kısa sürede sokağa dökebilmek için geniş bir iletişim ağı kuruyor. “Kardeş Kal Türkiye” adını taşıyan grup Uzuner liderliğinde, anlık iletişim için WhatsApp grupları oluşturuyor, her ilçede telsiz sistemleri kuruyor, radyo yayını yapabilmek için şirket kuruyor. Grup, Sağlık Bakanlığı sertifikalı ilkyardım, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü sertifikalı insansız hava aracı – drone kullanım eğitimleri alıyor.

“Kardeş Kal Türkiye” grubu, 15 Temmuz darbe girişimin ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dünürü, Bilal Erdoğan’ın kayınpederi Orhan Uzuner’in liderliğinde kuruldu. Katılımcılar, fikir babaları Orhan Uzuner’i görüyor.

En kısa sürede sokak

Grubun kuruluşunun temel amacı, “yeni bir darbe girişiminde, kalkışmalarda, halkı en kısa sürede sokağa dökmek” için iletişim altyapısı kurmak olarak açıklandı.

Bu amaçla, atılan ilk adım, popüler anlık mesajlaşma uygulaması olan WhatsApp için atıldı. “Kardeş Kal Türkiye” içinde yer alan herkes, bir WhatsApp grubuna dahil ediliyor. Gruba girmesi kabul edilen tüm katılımcılardan da kendi WhatsApp grubunu kurması isteniyor. WhatsApp grupları birbirlerinden habersiz. Ancak Uzuner, tüm grupları kontrolü altında tutuyor.

Uzuner, grubun çeşitli toplantılarında, söz konusu WhatsApp gruplarında siyasi değerlendirmelerin paylaşılmaması talimatını veriyor. Sadece grup yöneticilerinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ilgili bilgileri paylabileceğini belirtiyor. Grubun çalışmaları arasında telsiz sistemlerinin kurulması da var. Bu kapsamda Uzuner, her ilçede 3 telsizcinin seçilmesi talimatını verdi. Telsiz sorumlularının kim olacağını ise doğrudan Uzuner belirliyor.

“Kardeş Kal Türkiye” grubu ayrıca “telsiz haberleşme” sistemi gibi çalışan ancak akıllı cep telefonları üzerinden iletişimi sağlayan uygulamalara da sahip. Grubun üyeleri “Zello” adı ile bilinen uygulamaya davet ediliyor. Kabul edilen üyeler aralarında telsiz ile haberleşebiliyor. Uygulamanın şu an için 300 üyesi var. Uygulamanın giriş şifresi ise “1071.”

Radyo kurulacak

Grubun bir internet radyosu kuruldu. Amacı, öncelikli olarak Uzuner’in paylaşımlarını yaygınlaştırmak, grubun faaliyetlerini duyurmak. Ancak “15 Temmuz’u unutturmamaya çalışan” bir yayın içeriğine sahip. Radyo için bir şirket kuruldu. Şirket, elindeki radyo lisansı ile karasal frekans alımı için de girişimde bulundu.

Drone eğitimi

Grup, üyelerine 4 başlık altında eğitim veriyor. Sağlık Bakanlığı sertifikasının dağıtıldığı “ilkyardım” eğitimi veriliyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından 36 saat süreli insansız hava aracı – drone eğitimi de veriliyor. Ayrıca kurulacak telsiz ağı için de, telsiz lisans sınavına uygun bir kurs veriliyor. Üyeler kurslar aracılığı ile, haberleşme ve bilgi güvenliği konusunda da bilgilendiriliyor.

Olası darbe girişimi sırasında, elektrik ve internetin kesilmesi halinde, halkı sokağa dökmek için grubun geliştirmeyi planladığı sistemlerden biri de hoparlör ve siren sistemi. Sistemin, evlerde, binalarda, arabalarda bile kurulması amaçlanıyor. Ayrıca tüm üyeler, el megafonları temini için teşvik ediliyor.

Açık ‘silahlanın’ çağrısı

“Kardeş Kal Türkiye” grubunun Ocak ayı başında düzenlediği daha dar kapsamlı, ilk toplantısında Uzuner, grubun amacı, çalışma stratejisi ve iletişim yöntemlerini paylaştı.

Uzuner, söze “Ne yapsalar da bölünmeyiz, hep birlikte Türkiye’yiz” ifadeleri ile başlıyor. Uzuner konuşmasında, “Liderimiz ve özgürlüğün simgesi olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan etrafında kenetlendik. Ona bir zayiat gelmesini istemiyoruz” dedi. Grup olarak lazım olan cihazları aldıklarını dile getiren Uzuner, “En küçük cihazımız düdük. Arabamda megafon var. Gerektiği zaman kullanacağımız silah var. Böyle hazırlıkları yapmamız lazım” ifadelerini kullandı.

Uzuner konuşmasında bir akşam Ankara’dan yeni bir kımıldanmaya ilişkin bilgi geldiğini söyledi. Uzuner, “Arkdaşları aradım yok. Emniyet Müdürü’nü aradım, ‘öyle bir bilgi yok’ dedi. Sonra Allaha şükür durum müspet” dedi.

‘Evet’ için de varlar

Erdoğan’ın dünürü Uzuner’in henüz dar kapsamlı bu çalışması, darbe girişiminde halkı sokağa dökmek amacıyla planlarını yaparken, İstanbul’da çok sayıda toplantı da düzenledi. Başta WhatsApp grupları olmak üzere tüm iletişim yöntemleri, anayasa referandumunda evet sonucunun alınması için kullanılıyor. Uzuner toplantılarda bu yönde mesajlar veriyor, “evet” videoları çekiliyor.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

 

İBB yine ‘TÜRGEV’ dedi

thumb

Fatih Belediyesi’nin 25 yıllığına bedelsiz verdiği Mevlanakapı Yurdu arsasının ardından bir park alanı da TÜRGEV’e verildi.

AKP’li Fatih Belediyesi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve kızı Esra Albayrak’ın yönetiminde olduğu TÜRGEV’e (Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı) 25 yıllığına bedelsiz verdiği Mevlanakapı Kız Öğrenci Yurdu’nun bulunduğu aynı bölgede bir park alanı daha TÜRGEV için ayrıcalıklı hale getirildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde alınan kararla park alanıyla ilgili “kamu yararı var” denilerek bölgede TÜRGEV’in bir başka yurt binası yapabilmesinin önü açıldı. CHP yargıya gidecek.

544142Fatih Belediyesi TÜRGEV’e 25 yıllığına bedelsiz yurt tahsis etmişti. Cumhuriyet’in ulaştığı tapu kaydında satış bedeli “0 TL” olarak gözükürken 7 bin 927 metrekarelik bostan niteliğindeki arsa için “vesayet altındaki kişilerin mallarının tasarrufu işleminden” notu düşülmüştü. SİT alanında inşaata başlayan Fatih Belediyesi öğrenci yurdu inşa etmiş; yurt 2013’te inşaat halinde iken TÜRGEV’e devredilmişti.

TÜRGEV, Fatih Mevlanakapı mahallesinde yer alan bu yurtla aynı bölgede bulunan ve imar planlarında parkdinlenme alanı olarak görünen bir başka arsayı da 3 Ekim 2013 tarihinde aldı. Alana yurt yapılabilmesi için büyük ölçekli imar planlarında ilk değişiklik teklifi 23 Ekim 2013’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ne (İBB) geldi. Teklif CHP’li Meclis üyelerinin “ret” oyuna karşın AKP’li üyelerin oylarıyla kabul edildi. Aynı teklifin küçük ölçekli imar planı ise 2013 yılının Kasım ayında Fatih Belediyesi Meclisi’ne geldi. Teklif yeniden görüşülmek üzere iade edildi. 3 yıl sonra aynı teklif geçen haziran ayında Fatih Belediyesi Meclisi’ne geldi ve oy çokluğuyla kabul edildi. Park alanıyla ilgili “kamu yararı var” denilerek bölgede TÜRGEV’in bir başka yurt binası yapabilmesinin önü açıldı. Alana yurt yapılabilmesi için koruma kurulunun olumlu görüşü ise geçen hafta İBB Meclis gündemine gelerek oy çokluğuyla kabul edildi.

Teklife itiraz eden CHP’liler ise konuyu yargıya taşıyacak.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Diken’in ‘İtalya’da Bilal Erdoğan’a kara para aklama soruşturması’ haberine sansür

bilal-sb

Fotoğraf: Reuters

Diken’in İtalya’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan hakkında ‘kara para aklama’ suçlamasıyla soruşturma başlatıldığına dair haberi sansürlendi.

Bilal Erdoğan adına yapılan avukatı tarafından 26 Temmuz’da saat 11.00’de yapılan engelleme başvurusu  aynı gün saat 14.30’da 9.Sulh Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Mahkeme kararında Diken’in ‘İtalya’da Bilal Erdoğan’a kara para soruşturması başlatıldı’ başlıklı haberinin ‘basın özgürlüğü, düşünce açıklama özgürlüğü, haber verme eleştiri ve hakkı sınırlarında değerlendirilemeyecek kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğu’ savunuldu ve habere erişim engeli getirildi.

Aynı karar, gazeteport’un ‘Ve Bilal İtalya’dan kaçar’ başlıklı haberini de kapsıyor.

Haberde ne vardı?

Diken’in 17 Şubat tarihli ve İtalyan resmi habere ajansı Ansa çıkışlı haberinde soruşturmanın firari işadamı Cem Uzan’ın kardeşi Hakan Uzan’ın şikayeti üzerine açıldığı belirtiliyordu. Haber İtalyan medyasında da geniş yer bulmuştu.

La-Stampa

La Stampa gazetesi, haberi, ‘Türk cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu hakkında kara para aklama suçlamasıyla Bologna’da soruşturma açıldı’ başlığıyla duyurmuştu. Fotoğraf: BBC Türkçe

Bologna savcılığı, BBC Türkçe’nin haberle ilgili sorularını yanıtsız bırakmıştı, ancak İtalyan gazetelerinde çıkan haberlerin referans alınabileceğini bildirerek dolaylı olarak soruşturma açıldığını teyit etmişti.

Bilal Erdoğan’ın avukatı da doğrulamıştı

independent-bilal-erdogan

Bilal Erdoğan’ın Bologna’daki avukatı Giovanni Trombini de The Independent gazetesine soruşturmayı doğrulamış, ancak suçlamanın içeriğini bilmeden görüş belirtemeyeceğini söylemişti.

35 yaşındaki Bilal Erdoğan’ın 2015 yılının ekim ayında İtalya’nın Bologna kentinde bulunduğu ortaya çıkmıştı. Bilal Erdoğan yarım kalan doktorasını tamamlamak için Bologna’da bulunduğunu söylemişti. Bilal Erdoğan çok geçmeden Türkiye’ye dönmüştü.

Erdoğan alevlendirdi

erdogan-kalkisma1-2

Mevzu son olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dün İtalyan kamu televizyonu RAI’ye verdiği söyleşide alevlenmişti. Erdoğan, söz konusu soruşturmanın ikili ilişkileri etkileyebileceğini belirtirken, İtalya Başbakanı Matteo Renzi, ‘ülkesindeki yasaların Türk cumhurbaşkanına göre hareket etmediğini’vurgulayarak yanıt vermişti.

‘Savcılar para miktarını inceliyor’

bilal-erdoğan

Fotoğraf: DHA

Reuters de bu söz düellosu ardından Türkiye ile İtalya arasındaki ilişkilerin gerildiğine dikkat çektiği bugünkü haberinde, Bilal Erdoğan’la ilgili soruşturma hakkında da bazı bilgiler aktardı.

Buna göre halihazırda savcılar Türkiye’den İtalya’ya getirildiği önü sürülen paranın miktarını inceliyor. Haberde Bologna’da bir mahkemenin temmuz ayında soruşturmanın altı ay daha uzatılması için izin verdiği hatırlatıldı.

Bilal Erdoğan’ın avukatı Giovanni Trombini de Reuters’e müvekkilinin ‘bütün ekonomik ve finansal aktivitesini rapor ettiğini ve her şeyin şeffaf ve hukuki olduğunu söylediğini, suçlamaların tamamen temelsiz olduğunu belirttiğini’ ifade etti.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

İtalya’dan Erdoğan’a: Yasalarımız Türk cumhurbaşkanına göre hareket etmez

renzi-erdogan

Oğlu Bilal Erdoğan hakkında İtalya’da yürütülen soruşturmayla ilgili “İtalya kendi mafyasıyla uğraşsın” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a İtalya Başbakanı Matteo Renzi’den jet yanıt geldi: “İtalyan yasaları Anayasası’ya göre hareket eder, Türk cumhurbaşkanına göre değil.”

BBC Türkçe’nin haberine göre İtalyan RAI televizyonuna konuşan Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan’la ilgili “Şu anda İtalya yargısı, şu anda girmiş olsa ya da girecek olsa benim oğlumu belki de tutuklayacaklar. ‘Nedir, söyleyin bakalım’ dendiğinde söyleyebildikleri hiçbir şey yok” demişti.

Erdoğan: Bu mesele İtalya’yla ilişkilerimizi zora sokabilir

Oğlunun doktora için Bologna’da bulunduğunu belirten Erdoğan, orada kendisine ‘diktatör’ dendiğini ve PKK’ya destek gösterileri düzenlendiğini savunarak, İtalyan adli makamlarına, “Neden devreye girmiyorlar? Bu mu hukuk devleti? Bu mesele bizim İtalya’yla ilişkilerimizi zora sokabilir. Benim oğlum parlak bir adam ama kara para aklamakla suçlanıyor. Benim oğlumu bıraksın da İtalya kendi mafyasıyla uğraşsın!” diye çıkışmıştı.

Renzi: Bu ülkede yargıçlar Türk cumhurbaşkanına göre hareket etmez

Erdoğan’ın bu sözlerine İtalya Başbakanı Renzi Twitter üzerinden cevap verdi: “Bu ülkede yargıçlar, İtalyan yasalarına, Anayasası’ya göre hareket eder, Türk Cumhurbaşkanına göre değil. Bu ‘hukukun üstünlüğüdür.”

2016-08-04_003727

Bilal Erdoğan hakkında kara para aklama iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı

Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan hakkında firari işadamı Hakan Uzan’ın suç duyurusu üzerine ‘kara para aklama’ iddiasıyla Bologna kentinde bir soruşturma açılmıştı. Altı aylık soruşturma süresinin dolmasının ardından savcılığın talebiyle soruşturma süresi altı ay daha uzatılmıştı.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

MEB “değerlerini” Ensar’dan alsın talebi

meb-degerlerini-ensardan-alsin-talebi-0807161200_m2Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ile taciz skandalıyla gündeme gelen Ensar Vakfı’nın da katıldığı çalıştaydan skandal talepler geldi…

Tokat’ta Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz’ın teşvik ettiği ve Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ile taciz skandalıyla gündeme gelen Ensar Vakfı’nın da katıldığı çalıştaydan skandal talepler geldi.

Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre söz konusu çalıştayda,“medreselerin imam hatip okullarına yardımcı unsur olarak hizmet etmesi”, “değerler eğitiminin 0-6 yaştan başlaması, 2 yaşından itibaren mutlaka verilmesi”, “din öğretiminin okulöncesinde de verilmesi”, “ailelerin zeki çocuklarını imam hatip okullarına yönlendirmesi için teşvik edilmesi, bunun için burs olanaklarının sağlanması”, “temel öğretim kurumları öğretmenlerinin de başarılı öğrencileri imam hatip okullarına yönlendirmesi”, “öğrencilerin okul dışında da öğretmenler ve imamlar tarafından takip edilmesi” önerildi.

TÜGVA VE ENSAR DA VAR

Çalıştaya, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu ve TÜRGEV’in kardeş vakfı olarak bilinen Türkiye Gençlik Vakfı ile Karaman’daki cinsel istismar skandalı ile gündemden düşmeyen Ensar Vakfı’nın il yöneticilerinin yanında hükümetin eğitim politikalarına yön veren Eğitim Bir Sen ve İlim Yayma Cemiyeti’nin yöneticileri de katıldı. Çalıştayın ardından yayımlanan rapora göre, din öğretiminin niteliğinin geliştirilmesi için şu öneriler sunuldu:

* 0-6 yaşa değerler eğitimi: Şahsiyet geliştirme aile eğitimleri ile desteklenmeli. Şahsiyet eğitiminde 0-6 yaş arası önem arz ettiği için bu yaşlarda değerler eğitimine önem verilmeli. Dede ve nineler şahsiyet eğitimine dahil edilmeli. Değerler eğitimi, öğencilerin din öğretimine yatkınlık ve hazırbulunuşluk seviyesini arttırmak için 2-6 yaş arasındaki çocuklara mutlaka verilmeli.

* Okul öncesinde din öğretimi: Din öğretimi okulöncesi dönemden başlayarak verilmeli. Kuranıkerim dersi seçmeli değil, zorunlu ders olmalı. Liselerde öncelikli olarak temel dini bilgiler dersi seçilmeli, sonra diğer dersler seçilmeli.

Kaynak : http://odatv.com/

Mehmet Cengiz: “O kuleleri sokacağım size. P….enk herifler. Adamı katil etmeyin”

eyin-2406161200_m2Mehmet Cengiz, Cumhuriyet’i tehdit etti.

17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonları sırasında patlak veren ses kayıtlarında, “Milletin a… koyacağız” diyen Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz, Cumhuriyet’i telefonla aradı,“Adamı katil etmeyin” diyerek ölüm tehdidi savurdu.

Cumhuriyet’in haberine göre, gazete bugün Türkiye’nin merakla beklediği “off-shore”dosyasını açacağını manşetinden duyurdu. Panama skandalını ortaya çıkaran gazeteci konsorsiyumunun, Türkiye’den sadece Cumhuriyet’le paylaştığı belgelerin ilk bölümü yakında Cumhuriyet’te yayımlanacak.

Belgelerde adı geçen isimler arasında AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gözdesi Mehmet Cengiz, Rixos’un patronu Fettah Tamince, Bilal Erdoğan’ın eski ortağı Cihan Kamer, Remzi Gür, Ahmet Hamdi Topbaş ve Hayyam Garipoğlu bulunuyor.

Bu isimler arasında yer alan Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz bugün Cumhuriyet Gazetesi’ni telefonla arayıp, “Adamı katil etmeyin” diyerek tehdit etti. Bugün saat 14.15 sıralarında, Cumhuriyet’in İstanbul’daki merkez binasını arayan telefondaki ses, Mehmet Cengiz’in bizzat görüşmek istediğini belirterek telefonu Mehmet Cengiz’e bağladı.

“SİZİNLE SAVAŞACAĞIM, ADAMI KATİL ETMEYİN”

Manşete koymuşsunuz fotoğrafımı sizde utanma yok mu?” diyerek sözlerine başlayan Cengiz, “Sizinle savaşacağım. O kuleleri sokacağım size” ifadelerini kullanıp, “P….enk herifler. Adamı katil etmeyin” sözleriyle tehditler savurdu.

“Adamı katil etmeyin” diyerek ölüm tehdidi savuran Cengiz, hakaretlerinden sonra telefonu kapattı.

Kaynak : http://odatv.com/

AKP’nin Ensar Vakfı’nı neden koruduğu ortaya çıktı

59635-icerik

Ensar Vakfı’nın ilişkilerinin haritası, bu vakfın AKP için ne kadar önemli olduğunu ve neden koruma altına alındığını gösteriyor.

Veriler: Haziran Eğitim Komisyonu ve Onur Erem
Harita: Onur Erem
Analiz: Haziran Eğitim Komisyonu

On beş yıllık iktidarı sürecinde AKP; Millî Eğitim Bakanlığı, Diyanet ve İslamî Vakıflar üzerinden laiklik karşıtı, cinsiyetçi, dinci bir eğitim anlayışını adım adım hayata geçirdi.

Sac ayağının asli aktörlerinden olan Diyanet İşleri Başkanlığı, bütün bu süreç boyunca adeta bir fetva kurumu gibi çalıştı; hemen her gün yaptığı açıklamalarla, dinsel hegemonyanın kurulmasına yönelik özel bir görev üstlendi. Toplumsal hayatın Kur’ana göre düzenlenmesine yönelik ‘rıza üretmek’ ve tarihsel karşılığı olan kimi kabulleri din üzerinden yeniden tarif etmek olarak tanımlanabilecek söz konusu görevini yerine getirirken Diyanet, MEB ve Vakıflar arasında sıkı bir işbirliği gerçekleşti.

(İlişki ağını detaylı görmek için haritaya tıklayınız)

screenshot-9rsm57169c9ce337a
Ensar Vakfı evlerinde gerçekleştirilen çocuk tecavüzlerinde de, dinci örgütlenmeler içinde yer alan öğretmenlerin sözlü veya fiili tacizlerinde de bu rıza üretme ve kabuller mekanizması iş gördü. Diyanet’ten ‘babanın kızına şehvet duymasının günah olmadığı’ fetvası verilirken de, bir öğretmenin pantolon giyen kız öğrencisinin bacak arasına baktığında şehvet duyduğunu söylemesi sırasında da veya bir öğretmenin etek boyundan tahrik olduğu öğrencisini otobana yollarken ki tavrında da sığındığı gerekçeler aynı kabullerden beslenmektedir. Bu yüzden Karaman’da, Ensar Vakfı’yla ilişkili bir din görevlisinin 45 erkek çocuğa tecavüz etmesi bireysel, münferit bir olay olarak kabul edilemez, edilmemelidir. Bu olayın arkasında tüm toplumsal yaşamı İslami yasalara göre düzenlemek isteyen dinci siyasal gericilik vardır.

Siyasal İslam’ın Taşıyıcısı Olarak Vakıflar, MEB ve Bir Vakıf Kurucusu ve Bakan Olarak Ömer Dinçer

Ensar Vakfı’nda cisimleşen durum, yeni rejimin özünü oluşturan gericiliğin bir yansıması olarak okunmalıdır. Başta da belirttiğimiz gibi, AKP Rejimi’nin inşasında MEB, Diyanet ve Vakıflar arasında kurulmuş olan ilişki özel bir öneme sahip olup ilişki alanı eğitimle sınırlı değildir. Ne yeyip ne içileceğine, kaç cocuk doğrulacağına, yemeğin hangi elle yenip suyun nasıl içileceğine, etek boyuna, kimin iffetli kimin iffetsiz olduğuna varıncaya kadar hayatın her alanındaki ilişkilere dair söz söyleyen bir müdahallik söz konusudur.
Bütün bu müdahalliklerin merkezinde “Değerler Eğitimi” denilen zırva yer almaktadır. Zırvanın mucidi Ensar Vakfı olmakla birlikte, yaygınlaşmasında bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı da yapmış olan Vakıf kurucularından Ömer Dinçer önemli bir rol oynamıştır. Gerek Dinçer gerekse de ardılı bakanlarca MEB ve İslami Vakıflar arasında eğitimin gericileştirilmesine yönelik çok sayıda protokol gerçekleştirilmiştir.

Protokoller Üzerinden İlerleyen İşbirliği. “MEB Hayratı”ndan Yararlanmak İçin Kuyruğa Giren Vakıflar: Ensar, TÜRGEV, Furkan ve Diğerleri

Vakıflarla MEB ve Diyanet arasındaki ilişki AKP iktidarının ilk yıllarından itibaren süregelmiş ama en verimli, en kritik adım 2014 yılında atılmıştır. 13 Eylül 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan yasal düzenlemeyle Milli Eğitim Bakanlığı, imam hatip liselerinde mesleki eğitim için ‘çeşitli kurumlardan destek almanın’ önünü açmış; bu durum, “imam hatip liselerinde eğitim ve öğretim yılı süresince ‘imamlık, hatiplik, vaizlik, müezzinlik, Kuran kursu öğreticiliği ve benzeri mesleki uygulamalara’ yönelik eğitimlerle ilgili ‘çeşitli kurumlardan destek alınabilecektir’ biçiminde tarif edilmiştir. Yeni düzenlemeyle, eğitimin gizli ‘patronu’ Bilal Erdoğan’ın TÜRGEV’i ile Ensar Vakfı, Furkan Vakfı, Hizmet Vakfı, Hayrat Vakfı gibi gerici kurumların devlet okullarında ders verebilmesi, kitap dağıtabilmesi ve kendi kurumlarında öğrencileri stajyer olarak eğitebilmesinin yolu açılmıştır.

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ve Ensar Vakfı arasında Çankırı’da yapılan “namaz bilinci ve diriliş” konferansı düzenlenmesine ilişkin işbirliği protokolü, MEB Yalova İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Yalova Valiliği ile vakıf arasında Yalova Anadolu İmam Hatip Lisesi külliyesi yapım protokolü, Marmaris İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile vakfın Marmaris şubesi arasında yaz okulu protokolü, MEB İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile vakfın Değerler Eğitimi Merkezi arasında gercekleştirilen “Türkiye Değer Ödülleri” Değerler Olimpiyatı etkinlikleri düzenlenmesine yönelik protokol, söz konusu işbirliği sonucunda ortaya çıkmış girişimlerdir.

Yine ortaçağ karanlığının yeniden tesisi anlamına gelecek olan “Sübyan Mektepleri” ile ilgili faaliyetler, MEB’in bilerek okul öncesi çağındaki çocuklara yönelik kamu görevini yerine getirmemesine bağlı olarak devreye İslami vakıfların sokulması sonucu gerçekleşmiştir. MEB, gizli açık yaptığı protokollerle durmaksızın suç işlemektedir.

AKP’nin Finans Kaynaklarından Biri Olarak Vakıflar

AKP rejiminin neoliberal, piyasacı kapitalizmle siyasal İslamı nasıl harman ettiğini gerek vakıfların iç işleyişinde gerekse de MEB, Diyanet ve vakıflar arasında kurulmuş olan ilişkinin kendisinde görmek mümkündür. İslami Vakıflar, iktidarın hedeflerine ulaşmasında her şeyden önce bir gelir kaynağıdır. Yurttaşların dini duygularını istismar ederek bağış adı altında toplanan paralar, siyasal İslamcılığın temel finans kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Bu gerici ağın para akışı vakıflar üzerinden sağlanmaktadır. Vakıflar stratejisiyle, başta değerli arazilerin bedelsiz tahsisi olmak üzere, kamusal kaynaklar AKP rejiminin bekası adına bu vakıflara aktarılmaktadır. Diğer taraftan ihale beklentisi içindeki sermaye gruplarının bu vakıflara para aktarması sağlanarak çark büyütülmekte ve rejimin teminatı nesillerin yetiştirilmesi bu sayede mümkün olabilmektedir.
Bu nitelikleriyle vakıflar, AKP’nin ‘dindar ve kindar bir nesil yaratma’ projesinde kilit bir konumdadır ve her geçen gün, yapılan yeni düzenlemelerle bu konumları güçlenmektedir.

Vakıflar İçinde Bir “Merkez” Vakıf: Ensar!

Ensar Vakfı, gerek kuruluş amacı gerekse de süreç içinde üstlenmiş olduğu fonksiyonla AKP diktatörlüğünün bugünlere gelişinde merkez kurumsal hikayelerden birini temsil etmektedir.
“Ensar” Arapçada ‘yardım edenler, yardımcılar, koruyan’ anlamına geliyor. Neye yardım ediyor, neyi koruyor peki? Yeni rejimin temsilcilerinin toplu fevaranından da anlaşılacağı üzere AKP’yi, Recep Tayyip Erdoğan’ı. “Hepimiz Ensar”ız demeleri boşuna değil. Hisler karşılıklı!

Kuruluşunda yer alanların, bugünkü yöneticilerinin ve gelmiş geçmiş başkanlarının çoğunlukla kesiştiği iki önemli özellik bulunuyor. Hemen hepsi Erenköy Nakşibendi cemaatinin üyesi ve hemen hepsi Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunu olup yine hemen hepsi okulun mezun ve mensuplarının kurduğu dernek üyesi.

Dinci-mezhepçi gericiliğin ideolojik aygıtı olarak kurgulanan Ensar Vakfı’nın kuruluş tarihi 1979. Vakıf, özellikle AKP’nin iktidara gelmesi sonrasında hızla büyümüş. Vakfa bağlı TV kanalı, yayın evleri ve çok sayıda kültür merkezi bulunuyor. 46 öğrenci yurdu, binlerce örgüt eğitim eviyle, 80 ilde 160’a yakın şubeyle memleketin ve çocuklarımızın üzerine bir karabasan gibi çöktüğünü söylersek durumu abartmış olmayız sanırız.
Ensar Vakfı’yla ilgili işin sırrı, Kurucular Kurulu’nda. Gerek ilk gerekse bugünkü mütevelli heyetinde yer alan isimlere bakıldığında, bu isimlerin ilişkili olduğu kurumların listesi çıkartıldığında nasıl bir çıkar örgütüyle karşı karşıya olduğumuz görülebiliyor.

Abilerin Abisi Ahmet Şişman, Dinci Gericiliğin Borazanı Yeni Şafak ve İsmail Cenk Dilberoğlu

Bu tecavüzcü, AKP’li belediyeler tarafından korunup kollanan çıkar örgütünün kilit isimlerinden biri Kurucular Kurulu’nda yer alan Ahmet Şişman. Şişman, çocuklarımızın zihnini karartan hurafeler üzerine kurulu “Değerler Eğitimi”nin mucidi. 2002 yılında, dinci hurafelerin yaygınlaştırılması amacıyla “Değerler Eğitim Merkezi”ni kuran Şişman,Yeni Şafak gibi paçavranın ilk imtiyaz sahiplerinden olmasının yanı sıra vakfa bağlı faaliyet gösteren dinci yayın evlerinin de kurucusuydu. “Doğru ahlak” kisvesi altında akla dayalı bilginin yerine dinci söylemin yerleşmesi için çaba harcayan Ahmet Şişman, öldüğü 2011 yılına kadar örgütün bir numaralı ismi, abilerin abisiydi.

Yeni Şafak, Şişman’ın ölümünden sonra da dinci gerici ideolojinin temel aygıtlarından biri olmaya ve “rahle-i tedris”inden geçen kadrolar üzerinden İslami hareketi yönlendirmeye, bu kadroların kurumsal yapılarla ve Vakıf’la olan ilişkilerini sağlamlaştırmaya devam etti. Örneğin, Yeni Şafak yazarı ve Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şenol Kazancı, THY Kargo Başkan yardımcısı ve Ensar’ın mütevelli heyetinden Şeref Kazancı’nın kardeşi. Şenol Kazancı, aynı zamanda, Ensar’ın bugünkü başkanı İsmail Cenk Dilberoğlu’nun da yakın arkadaşı.

Vakfın bugünkü başkanı İsmail Cenk Dilberoğlu, Bilal Erdoğan’ın karısından sonra en çok görüştüğünü söylediği isim. Bugün THY yönetim kurulunda saf tutup nemalanan yandaş avukat Dilberoğlu, AKP gençlik kollarında da uzun yıllar çalışmış. Dilberoğlu, 17/25 Aralık yolsuzluk haftasında ses kayıtlarında yer alan önemli aktörlerden. Bilal Erdoğan’la “muhteşem” bilgi birikimlerini birleştirerek ülkenin eğitim sistemini nasıl daha fazla imam hatipleştirecekleri konusunda, karşılıklı yürüttükleri fikirleri dinlemiş, doğrusu kendilerinden epeyce de “feyz” almıştık.

Damat Olmadan Olmaz! Ne Kadar Çok Damat, Ne Kadar Çok Şeytanlık, O Kadar Çok İhale!

Ensar’ın ilişkilerini Erdoğan ailesi ve yakın çevresi ile sınırlı tarif edersek Vakfın kapsama kabiliyetine haksızlık etmiş oluruz. Ensar Vakfı Başkan yardımcılarından Mehmet Sarımermer, AKP kurmaylarıyla Ensar Vakfı arasındaki “aile bağları”nı güçlendirenlerden. Abdullah Gül’ün damadı Sarımermer, aynı zamanda Kadir Topbaş’ın oğlu H.Ersan Topbaş ile iş ortağı.

Bağlar bu kadar kuvvetli olunca alınan ihaleler de kuvvetli oluyor haliyle. Kamu kaynaklarının bu söz konusu dinci çete tarafından har vurulup harman vurulmasında belediyeler başrolde. Örneğin, 2012’de İBB’nin 5 ihale aldığı Bilgisayar şirketi Prodigy Bilişim ortaklarından biri Vakıf kurucularından Ali Erilli’nin oğlu Ali Osman Erilli.

Çalıp çırpma, kitabına uydurma konusunda çok yetenekliler. Osmanlı’da oyun çok. Misal, Hamidiye Su, İBB’nin kendi şirketi. En azından biz öyle biliyoruz. Ancak kazın ayağı öyle değil. Şeytanın bile aklına gelmeyecek yöntemle İBB, 2005 yılında Hamidiye Su’yu Ali Osman Erilli’nin ortaklar arasında yer aldığı Zirve Gıda’ya ihale ediyor. Yani kendi suyunu kendine sattırıyor.

Ahd etmişler. Kamu kaynaklarını,sülalece sonuna kadar sömürüyorlar. Baba Ali Erilli’yi de hafife almamalı. Kurucusu olduğu ALUCRA derneği, bir diğer gerici kurum olan İYC’den ayni nakdi yardımlar alıyor.

İhaleler Verilirken Başta Kadir Topbaş Olmak Üzere Hepsi Oradaydılar!

Belediye desteğinin biçiminin, maddi katkının ucu bucağı yok. Eşeledikçe derinleşiyor, dal budak salıp genişliyor.
Ensar Vakfı’yla İBB arasındaki en organik bağlardan biri, aynı zamanda vakfın kurucularından olan İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı Kadir Topbaş. Belediye Vakıf ilişkilerindeki anahtar isimlerden bir diğeri ise Recep Çalık. Ensar Vakfı kurucularından Çalık, bir dönem Topbaş’ın danışmanlığını ve İBB idari koordinatörlüğünü yapmış olan bir isim. Bu karmaşık gibi görünen ama aslında son derece net ilişki ağı içinde oklar hep Vakıfla ve AKP’yle bağı kuvvetli olan ailelerin kazanç hanesine çıkıyor. Şeytana pabucunu ters giydirme hususunda birbirleriyle yarışıyorlar. Örnekse, Orman Bakanlığı,25.000 Tl doğrudan teminle bilgi işlem ihalesi yapıyor. Sonra aynı ihale yeniden açılıyor ve İTÜ üzerinden Topbaş ailesine ait bir şirkete 1 milyon TL’ye veriliyor. Orman Bakanı Veysel Eroğlu sıkı bir Ensar destekçisi olmayıp da ne yapsın?!

Öte yandan İBB’nin Ensar Vakfı’na 7 yurt binasını bedelsiz tahsis ettiği de biliniyor. Ama tahsis bununla sınırlı değil. Hizmette sınır yok! İhale ve alımda da! İBB, 2012-2013 yılından bu yana Ensar Neşriyat’tan ihalesiz 100 binlerce liralık kitap alımı yapıyor. Yüksek bedelle alınan bu kitaplar bu karanlık ilişki ağı işletilerek yoksul aile çocuklarının zihinlerinin köreltilmesinde kullanılıyor.
Ne Ararsan Var! THY Yöneticisi, Eski-Yeni Belediye Başkanı, Müftü, Spor Kulübü Menejeri, Milletvekili.. Hepsi Bir Arada!
THY yönetim kurulu üyesi Abdurrahman Kayapınar, Ensar’ın mütevelli heyetindeki avukatlardan. Avukatlığını yaptığı isimlerden biri Kadir Topbaş, diğeri ise ‘Kabataş Yalancısı’ diye bilinen Zehra Develioğlu.

Bir başka isim Ensar çetesinin elebaşlarından olan Feyzullah Kıyıklık. Bağcılar eski AKP belediye başkanı Kıyıklık, İYC ve imam hatipleri birleştiren Önder Vakfı gibi gerici vakıfların kurucuları arasında yer alıyor. Ve bir başka önemli ayrıntı: Kıyıklık’ın ismi, Tayyip Erdoğan ve eski MEB bakanı Ömer Dinçer ile birlikte gerici Birlik Vakfı kurucuları arasında geçiyor.
Okçular Vakfı, ARDEV, Asitane Vakfı gibi gerici merkezlerin kurucusu veya üyeleri arasında yer alan Beyoğlu belediye başkanı Misbah Demircan da Ensar Vakfı’nın mütevelli heyetindeki isimlerden.

Bir başka isim Rıdvan Nizamoğlu. Ensar’ın eski başkanlarından. Yurt dışı Diyanet görevlerinden sonra, önce İstanbul müftülüğü, ardından da Diyanet ve vakıflar arasındaki organik ilişkiyi tescil edercesine İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü görevine getiriliyor.

Ensar’ın da Bildiği Gerçek: Futbol, Sadece Futbol Değildir!

Mütevelli heyetinin genç isimlerinden 1980 doğumlu Mustafa Eröğüt İBB/Başakşehir spor kulübünün idari menejeri olarak görev yapıyor. A Milli takımın yönetiminde de çalışan ve Acıbadem grubunun başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın damadı Eröğüt, vakfın spor kurumlarıyla olan ilişkisini de gösteren bir örnek. Eröğüt, bu alanda yalnız değil. Bir başka Ensar kurucusu, M. Ata Özer de 2009 yılında, Türkiye Okul Sporları Federasyonu Başkanlığı görevini ifa etmişti. O göreve, “hizmette süreklilik anlayışı”nın doğal bir sonucu olarak, aynı yılın Eylül ayında, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden apar topar alınması sonrasında getirilmişti.
Vakıf Kuruculuğundan Milletvekilliğine, Oradan da Ağır Haddeciliğe: İlişkiler Tamamen Duygusal!
Tayyip Erdoğan’ın İstanbul belediye başkanlığı yaptığı dönemde genel sekreter olan Mustafa Açıkalın da vakfın kurucuları arasında yer alıyor. Açıkalın, 2002 yılında AKP İstanbul milletvekili seçilmiş. Bu tarihten itibaren de Başkan Tayyip yürü ya kulum demiş, Açıkalın, kabına sığmamış, ağır takılmış;1985 yılında kurulan Ağır Haddecilik Anonim Şirketi’nin hisselerinin tümü, kimbilik hangi akçeli pazarlık sonucunda Açıkalın’a devredilmiş!

Nerede Dinsel Çağrışımlı Akçeli Bir İş Varsa Orada Bir Ensar Kurucusu Var!

Hem İslami İlimler Araştırma Vakfı’nın hem de Ensar Vakfının kurucuları arasında ismi geçen İsmail Bacacı, aynı zamanda “Helal Gıda” konseptinin yaratıcısı olan Güvenilir Gıdalar Vakfı’nın da kurucusu. Bacacı’nın Ülker grubuyla ortak ve Saf Gayri Menkul’le devir yoluyla birleşen Sağlam Gayri Menkul’de de hisseleri mevcut. Sermaye iktidar ilişkisinin paravanlarından biri olan Bacacı, çok yönlü bir Vakıfçı; “Düşünce” gibi İslami dergilerde din üzerine makaleler yazarak idelogluk yapmayı da ihmal etmiyor!

Ne Doğanın Yeşili Umurlarında Ne de Tarihin Korunup Kollanması

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen de Ensar’ın mütevelli heyetinde yer alan isimlerden. Biz kendisini 2014 seçimlerinde Validebağ Korusu gibi, Anadolu yakasının Karacaahmet’ten sonra 2. Büyük yeşil alanını Hyde Park’a çevirmeyi vaad eden, doğa ve halk düşmanı tavrıyla tanıyoruz. Son icraatı, ata dedelerinin gayri müslimlere yönelik el koymacı tavırlarıyla uyumlu. Türkmen ve Ensar Vakfı işbirliğiyle, 2105 yılında, İstanbul Ermenilerinin tarihinde yer etmiş bir mekanın gaspına ilişkin önemli bir adım atıldı; Üsküdar İcadiye Mahallesi’ndeki 250 yıllık Ermeni Okulu, belediye himayesinde Ensar Vakfı’na yurt olarak kiralandı.

Halil Türkmen’in İslamcı Vakıflarla olan rabıtası Ensar’la sınırlı değil. Gönlü geniş. Türkmen, sıkı bir İslami Vakıflar destekçisi. Üsküdar Belediye Meclisi’nin son iki yılda almış olduğu 233 kararın 15’i aralarında Ensar, İlim Yayma Cemiyeti, Yedi Hilal Derneği gibi İslamcı Vakıflarla ilgili. Bu kararların hemen hepsi, yardım ve destek içerikli.
“Ensar” Her Yerde! Ensar’sız Sanat, Sanatsız Hegemonya Olmaz!
Sanat sektöründe de mevzilenmeyi ihmal etmeyen gerici zihniyetin bu alandaki temsilini, vakıf kurucularından Ali Osman Emirosmanoğlu üstlenmiş.Türk sinemasında, 1969 yılından beri dinci ve gerici ahlak anlayışın dikte edildiği filmlerin neredeyse tümü Emirosmanoğlu’nun şirketi Elif Film tarafından çekiliyor. Yalnız gezmiyorlar, yanlarında, çeperlerinde mutlaka bir başka “ensar” oluyor. Serdar Karagöz o isimlerden biri. Ensar kurucularından olan ve Emirosmanoğlu’nun eğitmen olarak görev yaptığı İstanbul Medya Akademisi’nde çalışan Karagöz, aynı zamanda Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor.

İman “Yerli” Nasılsa, İsim Yabancı Olsa da Olur! Önce Sağlık!

Ensar’ın sağlık sektörüyle de ilişkisi var. Eski adı “Özel Ensar Sağlık” olan Avicenna hastaneleri doğrudan vakfa bağlı olarak faaliyet yürütüyor. Allah verdikçe veriyor, kazandıkça kazanıyorlar.

İşlenen Bütün Cinayetler “Ensarlar”a Çıkıyor!

Artık şaşırmıyoruz! Recep Tayyip Erdoğan’ın çocukluk arkadaşlarından Aziz Torun da Ensar Vakfı’nın kurucuları arasında yer alıyor. Kendisini işçi cinayetlerinden tanıyoruz. Erdoğan, çocukluk arkadaşının arkasında misket oynadıkları günlerin hatrına durmuyor kuşkusuz. Torunlar Center inşaatında 2014 yılında öldürülen işçilerle ilgili davanın akamete uğratılmasının, protesto gösterilerine gaz bombalarıyla karşılık verilmesinin gerisinde, İslamcı pragmatistlerin, işçinin canını malını hiçe sayan bu vahşi neoliberal sistemle kurmuş oldukları çıkara dayalı işbirliği var. Birbirlerine “ensarlar”, kaygıları ortak, çıkarları bir çünkü.

“Yeni Türkiye”nin Yeni Anayasası da Artık Ensarlar’dan Soruluyor!

2016 Ocak ayında Türkiye Anayasa Platformu toplandı. Aralarında Ensar, Birlik, ASKON, İHH, İYC, MÜSİAD, Önder, TGTV, TÜRGEV gibi gerici vakıf ve patron dernekleri de vardı. Ülkenin anayasa düzenlemesi için “STK’lara soruyoruz, milletin sesini önemsiyoruz” söyleminin esas anlamı şuydu: “Ümmet için gerici dinci uyuşturucu sistemin, bilimsel laik ve ilerici toplumsal yaşamın önüne geçmesini hangi kanunlarla sağlayabiliriz, onu bir konuşalım”. Bir tür meydan okumaydı bu aslında. Durum böyleyken; AKP, yandaş sendikaları sermaye ağları ve gerici dinci örgütleriyle koordineli bir şekilde hareket edip, onları “asil özne” olarak gören bir yerden tahkimatını yaparken, hala Anayasa tartışmalarından bir şey çıkacağını ummanın safdillikten öte bir anlamı olsa gerek.
Üç, Beş, On Okul Yetmez! Kültür Merkezleri, Yatılı Kur’an Kursları da Olsun! Her Yer, Memleket Ensar Olsun!
Vakfın İstanbul’da bilinen 3 anaokulu var. Başakşehir’de koleji var. Mardin’de ilkokulları, Niğde’de rehabilitasyon merkezi var. GOP, Batman ve Malatya’da kültür merkezleri var. Gerici eğitim merkezi olarak kullandıkları gençlik kültür merkezlerini Gençlik ve Spor Bakanlığı destekli projelerle yapıyorlar. Çaycuma’da 4-6 yaş grubu için yatılı kuran kursları var. Yasalara göre bu yaşta çocukların devlete bağlı olmayan kurumlar aracılığıyla yatılı okuması mümkün değil. Ama devlet AKP devleti olduğu için ve yasaları aşarak pratiğe geçirdiğinden, barınma ve eğitim ihtiyacı içinde olan küçücük çocuklarımızın geleceği, tecavüzcü Ensar gibi örgütlerin elinde karartılabiliyor.

Devletin Bütün Birimleri Ensarcılar Tarafından Tapulanmış Durumda!

Vakfın Ankara şubesi yönetimi devletle doğrudan ilişkili bir öbek halinde kurgulanmış: Nusret Yazıcı İŞKUR Genel Müdürü, Naim Gürhan Keskin Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürü, Münib Karakılıç TETAŞ Genel Müdürü, Davut Güney ise Tapu Kadastro Genel Müdürü. Aynı ilişkilenmeyi, Ensar Vakfı şubesinin olduğu her yerde görmek mümkün.

AKP İktidarı; ENSAR, TÜRGEV, İHH, vb. kuruluşlara kamu arazilerini, binalarını peşkeş çekmiş, okullarda çalışma yapmalarının önünü sonuna kadar açmış, özellikle yoksulların çocukları, türlü yöntem ve tezgâhlarla İslami Vakıfların tahakküm ve himayesine mecbur bırakılmıştır.

Ensar çetesi, şubeleri, yurtları ve hurafelerle örülü dinci eğitim anlayışı aracılığıyla ülkenin her tarafına yayılmış örgütlü bir güç durumundadır. Eğitim politikalarının belirlenmesinde söz sahibi olan bu çıkar örgütü, çocuklarımızın zihnen ve bedenen yaşadığı istismardan, taciz ve tecavüzden birinci derecede sorumludur. AKP ve Ensar bir bütündür. AKP Ensar’dır, Ensar AKP’dir. İşlenen suç bireysel değil kamusaldır. Kamuya, memlekete, çocuklarımıza karşı işlenmiştir. Suç büyüktür, suçları büyüktür. Şüphesiz ki yargılanacaklar. Ne mağdur edebiyatları ne de utanıp sıkılmadan söyledikleri yalanlar onları kurtaramayacak. Ve bizler; bu ülkenin iyiden, güzelden ve haklıdan yana olan aydınlık insanları, Ensar’ın ve Ensarcılar’ın, bir suç örgütü olarak AKP’nin yargılandığını göreceğiz. Er ya da geç ama mutlaka göreceğiz!…  / Kaynak :  BİRLEŞİK HAZİRAN HAREKETİ EĞİTİM KOMİSYONU

Kaynak : http://www.haberdar.com/

Sayfa1 → 3123