Bahçeli, Ozan Arif’e dava açtı!

“Şüpheli hakkındaki hukuki süreç titizlikle takip edilecektir”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ülkücü kesimin en yakından tanıdığı siyasi şarkıların yazarı olan ve Ozan Arif olarak bilinen sanatçı Arif Şirin‘e dava açtı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun haberine göre, dava gerekçesi olarak Ozan Arif’in son şiiri gösterildi.

Daha sonra KRT TV’de “Haber Merkezi” programında Çağlar Cilara’ya telefonla konuk olan Ozan Arif, şunları söyledi:

“Ben bir şerefsiz elbisesi diktim. Bu elbiseyi birileri kendisine yakıştırıyorsa, söyleyecek sözüm olmaz. Yazdığım her satırın arkasındayım. Bunun bu derece birileri tarafından mahkemeye taşınmasını da manidar buluyorum. İddia edenler, iddialarını ispatlamakla mükellefler. ‘Şerefsiz’ dediğimi ona ait olduğunu ispat ederlerse, şeriatın kestiği parmak acımaz.”

YouTube Preview Image

Ozan Arif’in şiiri şöyleydi:

ŞEREFSİZ!..
…………..“ İsim-misim vermedim, korktuğumdan sanmayın,
………….. Gocunan şerefsizdir, bunu bari anlayın..„
Sus!.. Kraldan fazla kralcı olma,
Utan ulan biraz utan şerefsiz!..
Sakın ha beyliği ağzına alma,
Konuştukça boka batan şerefsiz!..
Beylik kim, sen kimsin tövbe et tövbe!..
Bey kısmı ellere kalır mı gebe?
Senden aşirete bey mi olur be?
Aşireti ele satan şerefsiz!..
Aşiretin temel taşını söküp,
Hayalini söküp, düşünü söküp,
Kurtları aldatıp dişini söküp,
Götürüp davara katan şerefsiz!..
Kendi eski kapımızı batırdın,
Yeni diye el kapsına götürdün!
Kendin gibi sevdamızı bitirdin,
Kendi gönüllerde biten şerefsiz!..
Vâkıf olamadın bizdeki aşka!
Eller ile girdin devamlı meşke!
Bu gün böyle dersin yarın bir başka
Sözünü yalayıp yutan şerefsiz!..
Yalan mıyım dansöz gibi kıvırdın,
Yönümüzü başka yöne çevirdin,
Şoför yaptık arabayı devirdin,
Bizi uçuruma atan şerefsiz!..
Bülbül idik gülümüzden ettin sen!
Töremizden ilimizden ettin sen!
Yahu bizi yolumuzdan ettin sen,
Rotan belirsiz be rotan şerefsiz!..
Böğürmeden konuş adam ol önce,
Çıtın çıkmaz el hakaret edince,
Ele çıkmaz ama bize gelince,
Çatlak zurna gibi öten şerefsiz!..
Ne huzur bıraktın ne bizde dirlik,
Bundan sonra seni görmemek körlük,
Sadece sen değil seninle birlik,
Artık sana alkış tutan şerefsiz!..
Çok geç anlaşıldım içim yanıyor,
Ama şükür artık herkes tanıyor!
Halâ kendisini kağnı sanıyor,
Kağnı gölgesinde yatan şerefsiz!..
Vatan-matan bu Arif‘i kandırma,
Kendini hiç vatanperver sandırma,
Senin derdin koltuk, lafı döndürme,
Senin umrunda mı vatan şerefsiz!

Bahçeli’nin avukatından açıklama

Bahçeli’nin avukatı Yücel Bulut konuyla ilgili yaptığı yaptığı açıklamada, “27.06.2017 tarihinde Arif Şirin (Ozan Arif) isimli şahsın kamuoyuna yansıyan hakaret dolu beyan ve ifadeleri nedeniyle gerekli hukuki süreç başlatılmış olup; adı geçen hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Şüpheli hakkındaki hukuki süreç titizlikle takip edilecektir” dedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

MHP’de toplu ‘Nuri Okutan’ istifası: Şahsımız, teşkilatımız tehdit edilmiştir!

MHP Uluborlu İlçe Başkanı Ülkü Işıldar (Bahçeli’nin solundaki) ve 16 üye görevinden istifa etti.

“Hareketimizin ülkücü çizgisinden ayrılmış olduğunu üzüntüyle görmekteyiz”

MHP’den ihraç edilen Isparta Milletvekili Nuri Okutan‘ın Uluborlu ilçesindeki bir kahvehanede yaptığı “Hayır” toplantısı krize dönüştü. Genel Merkez’den MHP İl Başkanlığı’nın Uluborlu İlçe Teşkilatı’na geldiği belirtilen, “Milletvekilini karşılar ve kabul ederseniz sonuçlarına katlanırsınız” şeklindeki mesaj toplu istifa getirdi. MHP Uluborlu İlçe Başkanı Ülkü Işıldar dahil 17 yönetim kurulu üyesinin partiden istifa etti. İstifa dilekçesinde “İl başkanlığı yetkilileri ve merkez ilçe başkanı ‘Milletvekilini karşılar ve kabul ederseniz sonuçlarına katlanırsınız’ diyerek şahsımızı, teşkilatımızı tehdit ve rencide etmiştir” dendi.

Sözcü gazetesinden Kamil Elibol‘un haberine göre, istifa dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Bizler MHP Uluborlu İlçe Başkanlığı ve yönetim kurulu olarak bütün dava arkadaşlarımızla beraber ömrümüzün en güzel yıllarını partimize ve davamıza verdik. Ailemize, çocuklarımıza ayırmadığımız kadar zamanımızı ve maddi imkanlarımızı partimize harcadık. Uluborlu teşkilatı olarak hiçbir parti faaliyetlerinden geri kalmadık. Seçimlerde ve referandumlarda partimizin başını yere eğdirmedik. Anlattıklarımız ülkemizdeki birçok teşkilatımızla aynıdır. Ancak bugün itibariyle yaşadığımız olay bizleri farklı mecralara sürükledi. Bizlerin verdiği oylarla seçilen, ancak genel başkanımızın emriyle partimizden ihraç edilen ve halihazırda ilimiz milletvekili Nuri Okutan bey ilçemizi ziyaret etmek istedi. Bizler de kabul ettik. Ancak bunu haber alan il başkanlığı yetkilileri ve merkez ilçe başkanı ‘milletvekilini karşılar ve kabul ederseniz sonuçlarına katlanırsınız’ diyerek şahsımızı, teşkilatımızı tehdit ve rencide etmiştir. MHP ilçe teşkilatı olarak, son gelişmelerle hareketimizin ülkücü çizgisinden ayrılmış, demokratik hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği çizgiye getirildiğini üzüntüyle görmekteyiz. Bu netice itibariyle Uluborlu İlçe Başkanı ve yönetim kurulu olarak mevcut görevlerimizden toplu istifa ediyoruz.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Kılıçdaroğlu bir kez daha ‘kontrollü darbe’ye işaret etti: Üstünü kapatarak suç işliyorsunuz

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ‘FETÖ’nün siyasi ayağı’ olmadığını söyleyen hükümete seslendi: “Darbeyi kapatmak suç işlemek demektir. Darbenin siyasi ayağını ortaya çıkarmamak suç işlemek demektir.”

Meclis’te kurulan ‘darbe komisyonu’nun AKP’li başkanı Reşat Petek, “Darbenin siyasi ayağıyla ilgili yapılan incelemelerde iktidardan ve muhalefetten bir isim tespit edilmiş değil” demişti.

Başbakan Binali Yıldırım ise geçen hafta katıldığı bir televizyon programında “FETÖ’nün siyasi ayağı yok. Olanlarla ilgili temizliği yaptık, bizim bilmediğimiz bir şey var da Kılıçdaroğlu biliyorsa açıklasın” demişti.

‘Başarısızlığa mahkum edilen bir darbe girişimi’

NTV yayınına katılan Kılıçdaroğlu, komisyon kurulması için teklifin kendilerinden geldiğini belirterek, “Önce mırın kırın ettiler ama sonra komisyon kuruldu. Özel kuvvetler komutanı Zeki Aksakallı’nın ifadesi, ‘TSK’da kriz ve olağanüstü durumlarda ilk haber alınır alınmaz personel kışlayı terk etmesin emri verilir. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz 2016’da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır.’ Ben bunu kime soracağım. FETÖ iddianamesini yazan savcı görevden neden alındı? Bu iddianame neden Adalet Bakanlığı’na gider ve içi boşaltılır? Siyasi iktidar benim haberim yoktur diyemez. HSYK da diyemez. Kim aldı bu savcıyı görevden?” dedi.

Komisyonun çalışmaya başlamasından kısa bir süre önce hükümetin darbenin ‘üstünü kapatmak’ istediğini anladıklarını dile getiren CHP liderine, darbe girişiminin ‘kontrollü’ olduğuna dair iddiası da soruldu.

‘Rapor bize verilmiyor’

Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: “Başarısızlığa mahkum edilen bir darbe girişimi. Hiçbir günahı olmadan linç edilen askerler vardı. Saray’da da söyledim: Asker emri sorgulayamaz. 6 Haziran 2016 tarihli FETÖ terör örgütü iddianamesinde ‘FETÖ/PDY’nin kuvvet komutanlıkları, jandarma ve emniyet teşkilatları içindeki mensuplarından oluşan ve 10 binleri bulan devletten ayrı hiyerarşiye bağlı silahlı bir yapılanmasının olduğu’, ‘FETÖ’nin anayasal düzeni değiştirecek veya ortadan kaldıracak silahlı güce ulaştığı ve bir askeri darbe yapabilecek tek organize güç olduğu’ darbeden önce söyleniyor. Aynı iddianamede, ‘FETÖ/PDY’nin darbe teşebbüsünde bulunma tehlikesinin açık ve yakın olduğu’ da ifade ediliyor. Bunu hükümet bilmez mi? Bu iddianameye dayanarak Anayasa Mahkemesi’nin iki üyesi şu anda hapiste. Bunu bilmiyorlar mıydı? Biliyorlardı. Tamamı savcılar tarafından tespit edilmişti.”

Darbe komisyonun raporunun kendilerine henüz verilmediği ve tarih olarak 16 Nisan sonrasının söylendiğini aktaran CHP lideri, raporu alamadıkları için son halini veremedikleri CHP raporunu da açıklayamadıklarını kaydetti.

‘Çocuk mu kandırıyorsunuz’

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti. “Adil Öksüz’ün ismini ilk kim telaffuz etti. Bir televizyon programında ilk ben söyledim. Adil Öksüz’ün çok önemli bir isim olduğunu, dikkat edilmesi gerektiğini söyledim. Önce bana saldırdılar şimdi onlar da telaffuz etmeye başladılar. İki cep telefonunu kullanır GPS cihazı vardır. Herkesin telefonları alınır, Adil Öksüz’ün alınmaz. GPS cihazı ve telefonlarıyla birlikte serbest bırakılır. Kapatmıyorum diyorlarsa darbeyi neden araştırma komisyonuna en önemli isimlerine gelmesine engel oldunuz?”

Darbenin ‘siyasi ayağı’ olmadığına inanmadığını söyleyen CHP lideri, “Darbenin memur ayağı var, sendikacı ayağı var, işveren ayağı var, çikolatacı ayağı var, baklavacı ayağı var siyasi ayağı yok. Siz çocuk mu kandırıyorsunuz. Ellerinde ‘ByLock’ listesi var neden açıklamıyorlar? ‘ByLock’ kullananların sayısı 215 bin 92 kişi. Sayın başbakana göre bunların içinde bir tane bile siyasetçi yok. Bizim aklımızla alay mı ediyorlar? Sayın Devlet Bahçeli gibi olsam hayatlarından çok memnun olacaklar, beni el üstünde tutacaklar. İyi de bu şehitlerin hesabını kim soracak? Ben soracağım.”

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/


YouTube Preview Image

YouTube Preview Image

YouTube Preview Image

TÜRKİYE ATANMIŞLAR CENNETİ OLACAK!.

Mehmet Tezkan

Yıllardır;  ‘atanmışlar’ ‘seçilmişler’  tartışmasını dinler dururuz..

Bu iktidarın sık sık gündeme getirdiği konudur..

Seçilmiş dendiği zaman akan sular durur..

Mesela, Genelkurmay Başkanı’nın Savunma Bakanı’ndan daha önemli pozisyonda olması hep eleştirilmiştir..

Mesela, İçişleri Bakanı’nın Emniyet Genel Müdürü kadar etkin olmaması tartışma konusu edilmiştir..

Daha pek çok örnek sayabilirim..

AKP iktidarının en hassas olduğu konu buydu..

Seçilmişlere atanmışlardan daha fazla değer verilmesi..

Seçilmişlerin atanmışların önünde olması..

***

Fakat..

Ancak..

İktidarın MHP ile hazırladığı anayasa değişikliği kabul edilirse seçilmişlerin hükmü kalmayacak..

Seçilmişlerin işi, atanmışların talepleri doğrultusunda yasa çıkarmakla sınırlı olacak..

Ülke yönetimine karışamayacaklar..

Ülkeyi atanmışlar yönetecek!..

***

Şöyle ki.

İçişleri Bakanı atanmış olacak..

Seçmenle, sandıkla hiçbir ilişkisi olmayacak..

Milli Eğitim Bakanı da öyle..

Halka karşı sorumlu olmayacak..

Ulaştırma Bakanı’nın da..

Meclis’le ilişkisi olmayacak..

Savunma Bakanı’nın da, Turizm Bakanı’nın da, Kültür Bakanı’nın da, Ekonomi Bakanı’nın da..

Seçilmiş Meclis’in yolunu bilmeyecekler..

***

Yeni düzen özetle şöyle..

Türkiye bir kişiyi seçecek..

O bir kişi bütün bakanları, bütün müsteşarları, bütün daire başkanlarını, bütün genel müdürleri, bütün büyükelçileri, bütün konsolosları, bütün valileri, bütün il emniyet müdürlerini, bütün ilçe emniyet müdürlerini, bütün il milli eğitim müdürlerini, bütün ilçe milli eğitim müdürlerini, Diyanet İşleri Başkanı’nı, müftüleri..

Dahası var..

Genelkurmay Başkanı’nı, kuvvet komutanlarını, ordu komutanlarını atayacak..

***

Türkiye atanmışlar cenneti olacak demem bundan..  Bakanlar illere gidiyor, ilçeleri gidiyor, beldelere gidiyor, köylere gidiyor dert diniyor ya..

Yeni düzende gitmeyecekler..

Dert dinlemeyecekler.. Çünkü sandıkla, halkla ilişkileri olmayacak..

Bahçeli askere karşı durmayın dedi mi?  

Gazeteci Hakan Aygün 15 Temmuz’un Sırları kitabında önemli bir iddia ortaya attı..

Kitabında dedi ki: MHP Lideri Bahçeli 15 Temmuz darbesinin ilk saatlerinde teşkilatına askere karşı koymayın. Askere direnmeyin mesajı gönderdi..

Yani..

Darbeye hayır demedi..

Yani..

Kulağının üstüne yattı..

***

Önemli iddia.. Hakan Aygün MHP’nin önemli isimlerine doğrulattığını söylüyor..

Bekledim..

Bahçeli yalanlar zannettim..

MHP Genel Merkezi reddeder diye düşündüm..

Kaç gün oldu çıt yok..

Bir kez de ben sorayım..

***

Bahçeli 15 Temmuz ayaklanması sırasında..

Fethullahçı darbenin ilk saatlerinde..

Teşkilatına şimdi FETÖ’cü dedikleri askerlere karşı koymayın, direnmeyin dedi mi demedi mi?

Erken seçim olur mu?

Olmaz..

Sandıktan evet de çıksa, hayır da çıksa olmaz..

Evet çıksa anayasa değişikliği gereği iki seçim aynı anda yapılacak..  Taa 2019 yılının kasımında..

Hayır çıkarsa!..

AKP Genel Başkanı ‘Seçim olmaz’ dedi.. AKP Genel Başkan Yardımcı; ‘Biçbir zaman erken seçimden yana olmadık’ diyor.

CHP lideri hayır çıkarsa aynı düzen devam edecek açıklaması yaptı..

MHP lideri de istemiyor..

***

Görünen o ki; sandığa gitmeyi kimse istemiyor..

Zaten maliyeti ağır olur.. 7 Haziran, 1 Kasım seçimi.. Rus uçağının düşürülmesi.. IŞİD’in canlı bombaları.. PKK saldırıları falan derken referanduma gittik..

Türkiye toparlanamadı..

Türkiye kendine gelemedi..

Türkiye ‘oh’ diyemedi..

Üstüne erken seçim; dağılırız!.

Kaynak : Mehmet Tezkan – http://www.milliyet.com.tr/

15 Temmuz ile ilgili gündemi sarsacak Devlet Bahçeli iddiası

Hakan Aygün’ün bu hafta piyasaya çıkacak ’15 Temmuz Sırları’ isimli kitabında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile ilgili çarpıcı iddialar yer alıyor.

15 Temmuz kalkışmasından sonra sürpriz bir şekilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yana tavır alan ve beklenmedik şekilde ”başkanlık” desteği veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 15 Temmuz gecesi MHP’lilere önce ”Askere karşı durmayın, yardımcı olun” mesajları attığı iddia edildi.

Hakan Aygün’ün bu hafta piyasaya çıkacak, ”15 Temmuz Sırları” kitabında, kalkışmanın üzerindeki sis perdesini aralayan yepyeni sırları ilk kez gündeme getirdi.

15 Temmuz’a ilişkin en ilginç sırlardan biri de, kalkışmadan sonra beklenmedik şekilde Erdoğan’a ”başkanlık desteği” verip, Türkiye’nin 16 nisan referandumuna gitmesinin yolunu açan Bahçeli’ye ait…

Kitapta, Bahçeli’nin kalkışmayı başlangıçta büyük ihtimalle ”emir-komuta zinciri içinde bir darbe sanarak” MHP genel merkezi adına MHP üyelerine, ”sakın askerle karşı karşıya gelmeyin” mesajı attırdığı iddiası ortaya atıldı.

Bahçeli’nin ”askere direnmeyin” mesajını attığı saatlerde, AKP’lilerin ise başta Başbakan Binali Yıldırım, tüm Türkiye’yi darbeci askerlere karşı direnişe çağırdığı biliniyor.

Hakan Aygün’ün MHP’nin önemli isimlerine doğrulattığını belirttiği bu mesaj, “Kalkışma aslında cemaatin işi olmasaydı, Bahçeli’nin tavrı ne olurdu” sorusunu gündeme getirdi. Bahçeli’nin ”darbeye epeyce geç de olsa tavır almasıyla, olayların sıcaklığında pek farkedilmeyen bu ”sır” kitapta şöyle anlatıldı:

”Küçük bir sır…

15 Temmuz gecesi, henüz “emir-komuta zinciri içinde görüntüsü dağılmamışken”, MHP genel merkezinden gönderilen mesajlarda, “sokaklara çıkmayın, askere direnmeyin’’ deniliyordu.

Sonra MHP üyelerine gönderilen mesaj değişti! Bahçeli kalkışmaya tavır aldı!

Eylül 2016 başı…

Ortalıkta henüz 15 Temmuz’un vesile olduğu başkanlık-anayasa değişikliği tartışmaları yok.

ANAP döneminin “derin devlet adamları’’ndan biri, siyasetçi arkadaşına, önemli bir istihbarat verdi:

“Erdoğan ile Bahçeli anlaştı. Anayasa değişikliği ve başkanlık önerisini Bahçeli getirecek. Kendisi de Erdoğan’ın yardımcısı olacak.’’

Bu sözler söylendiğinde şaka gibiydi. Ama 1 ay içinde doğruluğu çıkmaya başladı.

Anayasa değişikliği önerisi Bahçeli’den geldi!

Tıpkı, Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nu kendi adayıymış gibi önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilan ettirmesi gibi!”

HULUSİ AKAR’A BAHÇELİ’NİN HEDİYE ETTİĞİ TABANCA

Kitapta yer alan ilginç bir ayrıntı da, Bahçeli’nin Hulusi Akar’a ”tabanca hediye edecek” kadar yakın olması. Hatta bu yakınlığa ve Bahçeli’nin asker ve polisteki ülkücü kadrolardaki gücüne dikkat çekilerek, 15 Temmuz sonrası Erdoğan-Bahçeli yakınlaşmasının ”Erdoğan’ın da Bahçeli’ye sığınmak zorunda kaldığı” belirtiliyor.

Kitaptaki ilgili bölüm şöyle:

”Kalkışma sonrası Bahçeli “anayasayı Cumhurbaşkanı için değiştirme atağına” geçti ve bir anda Erdoğan’la yakınlaşmaya başladı.

Çok garipti, herkes şaşkındı!

İlerde anlatacağız; herkes “Bahçeli teslim oldu” tarafından bakıyordu ama, Bahçeli’nin de kendince Erdoğan’ı kuşatması” söz konusuydu!

Akar’ın ifadesinden Bahçeli’yle gizliden gizliye yakın ilişkide olduğu sonucu da çıkıyordu. Tıpkı 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar için de iddia edildiği gibi!

“Devlet Bahçeli tarafından hediye edilen ve odamda hatıra maksatlı duran tabanca ve beni götürdüklerinde emir subayı odasında kaldığını düşündüğüm şahsi cep telefonum halen bulunamamıştır. Bu husus bende makamın bir başkası için hazırlandığı kanaatini doğurdu.”

Bahçeli-Akar’ın “tabancalı” ilişkisine daha sonra değineceğiz. Ama söyleyelim: tabanca bulundu!

Akar ve birlikte derdest edildiği KKK ile diğer komutanların cep telefonları ise bulunamadı!

Akar’ın cep telefonu büyük ihtimal darbecilerde, düşük ihtimal de “istihbaratın” elinde!

İçinde neler olduğuna bakmaya almışlardı!”

DARBEYİ ÖNLEYEN 1. ORDU KOMUTANI ÜMİT DÜNDAR – BAHÇELİ BAĞLANTISI

Kitapta, Bahçeli’nin başlangıçta MHP genel merkezi adına ”askerle karşı karşıya gelmeyin” sms’leri gönderdikten sonra, kalkışmanın cemaat işi olduğunu oldukça geç anladığına işaret ediliyor. İşte bu aşamada bahçeli ile darbeyi önleyen komutan olarak tarihe geçen zamanın 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar arasındaki yakınlığa ilişkin iddialara da gönderme yapılarak, Erdoğan’a ”Ümit Dündar’a güvenmesi” mesajını Bahçeli’nin vermiş olabileceğine işaret ediliyor.

1. Ordu, darbe girişimine katılmayınca, “Karacıların hele de 1. Ordu’nun yer almadığı darbe başarılı olmaz” efsanesi bir kez daha doğrulandı.

2. Ordu ve 3. Ordu darbe girişimini bastırmakta zayıf kalmıştı, ama zaten en kuvvetlisi 1. Ordu’ydu.

1. Ordu Komutanı Ümit Dündar kalkışma gecesi, Boğaziçi Köprüsü ve Genelkurmay’daki hareketliliği duyar duymaz, Hulusi Akar’ı ve diğer komutanları aradı, ama kimseye ulaşamadı.

Saat 22:20’de evini terk ederek kapatılan Boğaziçi Köprüsü’ne doğru yola çıktı. Arkasından darbeciler evini basacak, ama Dündar’ı bulamayacaklardı.

Kendisine bağlı 5 birliğin darbeye katıldığını saptayan Dündar, Çorlu ve Gelibolu’daki iki kolordu komutanını arayarak desteklerini aldı.

22:45’te Dündar’a bağlı Tümgeneral Yavuz Türkgenci ve İstanbul Valisi Vasip Şahin, Boğaz Köprüsü trafik denetleme biriminde kriz masası oluşturmuştu.

Dündar, Boğaziçi Köprüsü güvenli olmayacağından, Istanbul Valisiyle “gizli tutulan” bir başka yere geçti.

Dündar, Ege Ordu ve 3. Ordu komutanlarını arayıp, televizyonlara açıklama yapmalarını sağladı.

Erdoğan’ı arayıp, “Atatürk Havalimanı’na inin, sizi ben koruyacağım” dediği iddiasını ise Meclis Darbe Komisyonu’na verdiği ifadede yalanladı!

Keza, Erdoğan’a “Beni Bahçeli’ye sorun” dediği iddiasını da doğrulamadı! Belki de, Erdoğan’a ”Ümit Dündar hakkındaki güvenceyi” Bahçeli verdi. Bilgi medyaya sızarken, karışıklık yaşandı!”

ERDOĞAN’I BAHÇELİ Mİ TESLİM ALDI?

Kitapta yeralan ilginç bir iddia da, 15 temmuz kalkışmasından sonra, ordu ve poliste kimseye güvenemez hale gelen Erdoğan’ın aslında polis ve askerdeki ”ülkücü gücü”ne güvenerek Bahçeli’ye sığınmak zorunda kalması veya ”bıraktırılması”.

Kitaptaki ilginç iddialardan biri de, 15 Temmuz gecesi Marmaris’ten nasıl kurtulacağını düşünerek panik içinde eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar gibi bazı isimleri arayan ama ulaşamayan Erdoğan’ın, ”Bahçeli’ye sarılmak zorunda” bırakılması. İlgili bölüm şöyle:

“Peki, Erdoğan Bahçeli’yi nasıl ele geçirmişti?

“Derin adam’’, “Siz hala anlayamadınız, Erdoğan Bahçeli’yi değil, Bahçeli Erdoğan’ı ele geçirdi’’ diyordu ve anlatmaya devam ediyordu:

“Erdoğan 15 Temmuz gecesi Marmaris’te panik halindeyken, eski ülkücü polislere sığınmak istedi. Aklına Mehmet Ağar geldi. Aradı, bulamadı. O gece, aradığı desteği Bahçeli’den buldu. Bahçeli asker ve polisteki kontaklarıyla, Erdoğan’ı korumaya aldı.’’

Kaynakhttp://www.cumhuriyet.com.tr/

“MHP’nin durumu, AKP’nin gözlerini Kürt oylarına çevirdi”

“AKP, Diyarbakır’da büyük bir miting için kolları sıvadı”

Hürriyet yazarı Murat Yetkin, anayasa değişikliği teklifine ilişkin 16 Nisan’da yapılacak halk oylamasıyla ilgili olarak kulis yazdı. Yetkin, “AK Parti MHP ile ittifak nedeniyle araya mesafe koyan Kürt seçmenin kalbini böylelikle yeniden kazanmak, MHP’deki sorun nedeniyle alamayacağını düşündüğü ‘evet’ desteğini bu yolla telafi etmek istiyor” ifadesini kullandı.

Murat Yetkin’in “MHP’nin durumu AKP’nin gözlerini Kürt oylarına çevirdi” başlığıyla yayımlanan (25 Mart 2017) yazısı şöyle:

Anayasa kampanyasındaki son gelişmeler 16 Nisan’da “Evet” için MHP’den gelecek desteğin tahminlerinden az olabileceğinden endişe eden AK Parti’nin gözlerini Kürt seçmene çevirdiğini gösteriyor.

Başbakan Binali Yıldırım “Evet” kampanyası için MHP lideri Devlet Bahçeli’den desteği aldığı sıralarda AK Parti o zamana dek alışılmadık dozda bir Türk milliyetçiliği söylemini benimsemişti.

Yalnızca MHP’nin öteden beri istediği ölüm cezasının geri getirilmesi vaadinin öne çıkarılmasıyla sınırlı değildi bu durum. Örneğin eş-başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dâhil önemli sayıda HDP milletvekilinin art arda tutuklanmaları da bu amaca hizmet edecek şekilde değerlendiriliyordu. HDP’nin PKK’nın aleti olduğu, diyaloga yeniden başlamanın söz konusu olmadığı, Suriye’deki gelişmelere karşın tek yolun kayıtsız şartsız teslimiyet olduğu söyleminin her fırsatta öne çıkarılarak tekrarı da öyle.

AK Parti’deki hesaplar şöyle bir var sayıma dayanıyordu. 1 Kasım 2015 seçimlerinde AK Parti yüzde 49,5, MHP yüzde 10,8 oranında oy almıştı. Düz toplamları yüzde 60,3 yapıyordu.

MHP ile ittifak nedeniyle araya mesafe koyan Kürt oylar ve MHP’deki muhalefet nedeniyle “Evet” demeyecek seçmenler göz önünde tutulduğunda dahi yüzde 50’nin rahatça geçileceği hesap ediliyordu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 23 Mart akşamı CNN Türk-Kanal D ortak yayınında Hakan Çelik’i yanıtlarken “yüzde 52’nin üzerinde” oy beklediğini ancak bu sonucu aslında “yüzde 60 ile taçlandırmak” gerektiğini söylemesi muhtemelen bu varsayımlar bütününe dayanıyordu. Yüzde 52 (tam olarak 51,8)  ise malum, Erdoğan’ın 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı destek oranıydı.

Ancak zaman geçtikçe AK Parti’de MHP’deki sorunun sanılandan daha büyük, çatlağın tahmin edilenden daha derin olduğu yolunda izlenim ağır basmaya başladı. MHP’nin kamuoyunca tanınan isimleri, partiden atılmayı göze alarak (ve neticede atılarak) “hayır” kampanyasına destek veriyorlardı. Bunu yazan gazeteciler, mesela Abdülkadir Selvi Bahçeli’nin tepkisine neden oluyordu ama AK Parti’den dışarıya yansıyan izlenim bu şekildeydi. Dün konuştuğum AK Parti’nin Kürt siyaset üzerinde etkili kaynağım, henüz MHP’deki “Evet” oranının yüzde 35’i aştığını gösteren bir tek güvenilir anket görmediklerini söyledi örneğin.

Bu durum, AK Parti hesaplarını etkiliyordu doğal olarak.

Üstelik tek etken bu da değildi.

AK Parti-MHP kampanyasının HDP’yi ama daha çok da PKK’yı “Evet de çıksa, hatır da çıksa Kürt davasına faydası yok” deyip seçimleri boykot etmeye itebileceği yolunda bir varsayım da vardı. HDP oyunu “hayır” olarak açıkladığına göre, hayırcı cepheden sandığa gitmeyen her oy, kendiliğinden evet oranının artmasına neden olacaktı.

HDP zaten söylem değiştirme yolunda işaret vermedi. Ancak PKK’dan geçtiğimiz aydan itibaren birbirinden sert açıklamalar geldi; belki de Suriye kolu PYD/YPG’nin hem ABD, hem de Rusya’dan Türkiye’ye karşı destek bulmasına paraleldi bu açıklamalar. PKK’nın Kandil’deki başları bırakın boykot ilanını, boykottan söz etmenin dahi Türk devletine ajanlık sayılacağı gibi tehditkâr bir söylem geliştirdi; hayır verilmesinde ısrarlıydı.

Barometre dönmeye başlamıştı. İşte bu noktada AK Parti’de, bir süredir askıya alınan “CHP de PKK gibi hayır diyor” söylemi yeniden canlandırıldı.

Ama asıl dönüm noktası Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başkanı Mesud Barzani’nin 26 Şubat’taki Ankara ziyareti oldu.

Barzani AK Parti iktidarı için mevcut zaman diliminde yalnızca Irak ve Suriye’de PKK ve IŞİD’e karşı ortak tavır alabilmek için önem taşımakla kalmıyordu. Geleneksel, dindar ve aşiret bağları güçlü Kürt seçmen üzerinde bir etkisi de vardı. Bu etki belki niceliksel, aritmetik değeri olan bir etki değildi ama niteliksel, psikolojik yönü, moral yönü güçlü bir etkiydi.

Referandum kampanyasından beri AK Parti hükümetine muhalefeti öne çıkarmayan MHP lideri Bahçeli, Barzani’nin Ankara’da Erdoğan ve Yıldırım ile görüşmelerinde KBY bayrağının göndere çekilmesine sert tepki verdi.

Başka koşullar altında Bahçeli’nin, kendi tabanındaki eğilimi de dikkate alarak bu tepkisini bir süre devam ettirmesi beklenebilirdi. Ama öyle olmadı. Hatta AK Parti kademelerinde Bahçeli’nin mesela “Kürt kökenli” söylemi yerine “Kürt” dediği dahi not edildi. Bahçeli’nin bu tutumu AK Parti saflarında “hayır çıkarsa MHP ve kendi liderliğinin yaşayacağı sıkıntıları” dikkate alan “makul” bir yaklaşım olarak memnuniyete neden oldu.

Böylelikle AK Parti’de Kürt seçmene yönelik adımlar cesaret kazandı.

Başbakan Yıldırım, AK Parti İstanbul İl Örgütünün 21 Mart Nevruz günü düzenlediği kitlesel bir “Doğu ve Güneydoğu Kanaat Önderleriyle Buluşma” toplantısına katıldı.

O arada AK partililer 23 Mart Batman mitingini örgütlemekle meşguldü. Yıldırım Batman mitinginde “evet” oyunu Kürtçe istedi.  istedi. Miting, aynı gece CNN Türk’te konuşan Erdoğan’dan övgü aldı.

Şimdi AK Parti 1 Nisan’da Diyarbakır’da Erdoğan ve Yıldırım’ın birlikte katılacağı, belki de gövde gösterisi niteliğinde büyük bir miting için kolları sıvamış bulunuyor.

AK Parti MHP ile ittifak nedeniyle araya mesafe koyan Kürt seçmenin kalbini böylelikle yeniden kazanmak, MHP’deki sorun nedeniyle alamayacağını düşündüğü “evet” desteğini bu yolla telafi etmek istiyor.

Bunu başarıp başaramayacağını görmek için fazla beklememize gerek kalmayacak, sandığa 22 gün kaldı bugün itibarıyla.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Yaşar Okuyan: Devlet Bahçeli artık rayından çıktı, çok ciddi psikolojik sorunları var

Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Okuyan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye sert çıktı. Devlet Bahçeli için “artık rayından çıktı” diyen Yaşar Okuyan, “Çok ciddi psikolojik problemleri var” ifadelerini kullandı.

KRT’de Çağlar Cilara’nın Haber Merkezi isimli programına konuk olan eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Okuyan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin psikolojik sorunları olduğunu savundu.

“Şevki Yılmaz’ın gözünün çiçeğinin tam orta noktasından öpüyorum”

Okuyan, 16 Nisan’da evet çıkacağına dair “hadis olduğunu” söyleyen Akit yazarı Şevki Yılmaz’a “Bunların Allah’ı, dini imanı yok, bunlar her şeyi Allah ile, Kur’an ile pazarlıyor. Şevki Yılmaz’ın gözünün çiçeğinin tam orta noktasından öpüyorum” yanıtını verdi.

“İlnur Çevik, Barzani’den, Erbil’den aldığın ihalelerle meşgul ol”

Referandumda “hayır” çıkması durumunda 7 Haziran seçimleri sonrası oluşan “terör ortamını mumla aranacağını” söyleyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik ile ilgili de konuşan Okuyan, “İlnur Çevik, Barzani’den, Erbil’den aldığın ihalelerle meşgul ol” dedi.

“Bahçeli’nin ciddi psikolojik sorunları var”

Okuyan, MHP Genel Başkan Adayı Sinan Oğan’a yapılan saldırıyla ilgili MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Ülkücü başladığı işi yarım bırakmaz” sözünü de değerlendirdi. Okuyan’a göre Bahçeli’nin psikolojik sorunları var.

Okuyan, “Yarın Sinan Oğan’ın veya öne çıkmış muhaliflerin başına bir iş geldiğinde o zaman Devlet Bahçeli’nin bu sözünün ne manaya geldiğini kendisinin yargı önünde hesaba çekilmesi lazım. Ne demek hiçbir ülkücü yarım bırakmaz işini. Ne yapacaktı, Sinan Oğan’ın öldürecekti de öldüremedi onun için mi hayıflanıyorsun. Devlet Bahçeli artık rayından çıkmıştır. Çok ciddi psikolojik problemleri var” diye konuştu.

“Barzani’yi getirip kongrenizde Türkiye sizinle gurur duyuyor diye bağırtanların Allah belasını versin”

Okuyan, “Barzani denilen herifi AKP’nin kongresinde şeref konuğu yaptılar, yetmedi Türkiye seninle gurur duyuyor diye bağırttılar. Allah belanızı versin. Barzani’yi getirip kongrenizde Türkiye sizinle gurur duyuyor diye bağırtanların Allah belasını versin” ifadelerini kullandı.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Sinan Oğan’dan Bahçeli’ye: AKP’nin Evet’i için tetikçilik yapanlar

Konuşma yaptığı sırada bir ülkücünün saldırısına uğrayan MHP’li Sinan Oğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin saldırı sonrası “Ülkücü hiçbir şeyi yarım bırakmaz” sözlerine yanıt verdi. Oğan “AKP’nin ‘Evet’i için tetikçilik yapanlarla yarın yüz yüze bakacağız, baş başa kalacağız. Bugün yaptığınız işler yarın sizi utandırmasın” dedi.

Okan Üniversitesi’nde katıldığı toplantıda geçen hafta konuşurken ‘Hareketin liderin Devlet Bahçeli’ sloganı atan bir gencin kürsüyü devirdiği bir saldırıya maruz kalan Sinan Oğan, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına yanıt verdi.

Bahçeli dün MHP Grup toplantısında konuyla ilgili olarak “Bunun neresini değerlendireyim? Bir kişi kürsüyü yıkıyor, kimseye bir şey olmuyor. Ülkücü hiçbir şeyi yarım bırakmaz” demişti.

‘ÜLKÜDAŞINDAN BİR GEÇMİŞ OLSUNU BİLE ESİRGEYİP ONU HEDEF GÖSTERMEKTEN BİLE ÇEKİNMEMEK…’

Twitter hesabı üzerinden Bahçeli’ye yanıt veren Oğan şu ifadeleri kullandı:

“Biz ülkücüler başladığımız hiç bir işi yarım bırakmayacağız. Kurultay çalışmamızı tamamlayacağız ama önce HAYIR için çalışacağız. Almanya’da AKP’li bakanlara verilmeyen salona tepki gösterip gerekirse Almanya’ya giderim diyenler, HDP’li Ahmet Türk’e geçmiş olsun diyerek hatta hapisten salıverilmesi gerektiğini söyleyenler aynı partide görev yaptığı (şimdi farklı düşünseler bile) ülküdaşından bir geçmiş olsunu bile esirgeyip, hatta onu hedef göstermekten bile çekinmemek… AKP’liler ve HDP’lilere gösterilen şefkati kendi ülküdaşından esirgemek.”

‘BARZANİ PAÇAVRALARI TÜRK SEMALARINDA DALGALANIRKEN BİZİ HEDEF GÖSTERSİNLER…’

“Dün bütün gün açıklama yapmadım. Sn. Bahçeli’den ve MHP yönetiminden yanlış anlaşıldık, bu kardeşimize geçmiş olsun diyoruz. Saldırıyı ve saldırganı kınıyoruz şeklinde bir açıklama gelir mi diye. Ancak görüyoruz ki, kara tükenmiş… Süreç başladığından beri ne Sn. Bahçeli’ye ne de bir başka ülküdaşımıza en ufak bir hakaret, saygısızlık etmedik. Hep seviyeli götürdük. Bize her türlü saygısızlık, hakaret ve saldırı olduğu halde…”

“Rahmetli Galip Erdem ağabeyin söylediği “asıl noksanımız yeterince sevmesini hâlâ öğrenememiş olmamızdır” sözünün bugün daha şiddetli bir şekilde zuhur ettiğini üzülerek görüyoruz. PKK’lıların saldırısına uğradığımızda bunları yanımızda görmedik. Mecliste 60 AKP’linin linç girişimine uğradığımızda da bunları yanımızda görmedik. Ne ana acısını yaşadığımızda bir geçmiş olsun mesajlarını duyduk ne MHP için mücadele edip darp edildiğimizde. Olsun, şimdi de bir geçmiş olsun mesajı vermesinler. Barzani paçavraları Türk semalarında dalgalanırken bizi hedef göstersinler, hatta hızlarını almayıp tehdit dahi etsinler. Allah’a bir can borcumuz var. Allah’a şükür Allah’tan başka kimseden de korkumuz yok. Ancak unutmasınlar ki, bu sözleriyle karanlık kesimlerin Türk siyasetini sarsacak saldırılar yapmasına kapı aralamışlardır. Şüphesizdir ki, bu sözlerden sonra bize veya arkadaşlarımıza yapılacak saldırıların adresi adaletin önünde artık bellidir.

‘SEL GİDECEK KUM KALACAK’

“Ne kahpe Eylüller bizi yıldırdı, ne hain PKK saldırıları, ne AKP saldırı ve baskıları… Bu söz ve fiiller de yıldıramayacaktır. Nihayetinde AKP adayı Sn. Erdoğan’ı Başkan seçmek tertiplenen bir Evet/Hayır oylamasıdır. AKP’nin Evet’i için tetikçilik yapanlar da yarın yüz yüze bakacağız, baş başa kalacağız. Bugün yaptığınız işler yarın sizi utandırmasın. Unutmayalım; Sel gidecek kum kalacak…”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Bahçeli’den Sinan Oğan’a saldırı için çok konuşulacak yorum

Devlet Bahçeli’den “Sinan Oğan’a saldırı” yorumu: Ülkücü hiçbir şeyi yarım bırakmaz.

MHP lideri Devlet Bahçeli, geçtiğimiz cumartesi günü MHP’den ihracı istenen Sinan Oğan’a  yönelik saldırı hakkında konuştu. Bahçeli grup toplantısı sonrası gazeteciler tarafından yöneltilen “Sinan Oğan’a yönelik bir saldırı oldu ne diyeceksiniz?” şeklindeki soruya “Neresini değerlendireyim. Bir kişi kürsüyü yıkıyor. Kimseye bir şey olmuyor. Ülkücü hiçbir şeyi yarım bırakmaz. Anlaşıldı mı…” yanıtını verdi.

OĞAN’A SALDIRMIŞLARDI

Geçtiğimiz yıl Bahçeli’ye karşı genel başkan adaylığını açıklayan ve sonrasında MHP’den ihracı istenen Sinan Oğan,  Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi’nde ‘Türkiye’nin Gündemi’ konulu konferansa katılmıştı.
Konuşması sırasında Oğan’ın üzerine bir kişi koşmuş ve kürsüyü devirmişti. Olaya ilişkin açıklama yapan Sinan Oğan, kendisine yönelik fiziksel bir saldırı olmadığını,
şahsın sadece kürsüyü devirdiğini belirtmişti. Saldırgan şahıs ise daha sonra gözaltına alınmıştı.

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr


YouTube Preview Image

Bahçeli: Cumhurbaşkanı Erdoğan yalnız değildir; Avrupa’ya birlikte gidebiliriz

“Avrupa’da yeni bir ‘Türk Ruhu’nu ortaya koymak üzere Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikteyim”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye ile Almanya arasındaki miting geriliminde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a destek çıkarak ” Cumhurbaşkanı Erdoğan yalnız değildir, Avrupa’ya birlikte gidebiliriz” dedi.

Habertürk Televizyonu’ndan Aysun Torun‘un haberine göre, Bahçeli, Erdoğan’ın “Ben istersem gelirim. Kapıdan sokmadığınız zaman da dünyayı ayağa kaldırırım” sözlerini hatırlatarak “Sayın Cumhurbaşkanı Avrupa’ya gitme kararındaysa yalnız değildi. MHP Genel Başkanı olarak ben de kendisiyle birlikte Avrupa’ya gelirim. Türk dünyasının önemli bir parçasını oluşturan Avrupa’da yeni bir ‘Türk Ruhu’nu ortaya koymak üzere Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikteyim” değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: http://t24.com.tr/

 

Sayfa1 → 51234Son Sayfa »