Çorlu’da tren kazası: Hayatını kaybedenlerin sayısı 24’e yükseldi

Fotoğraflar: DHA

Tekirdağ’ın Muratlı ile Çorlu ilçeleri arasındaki Sarılar Mahallesi yakınlarında meydana gelen tren kazasında beş vagon devrildi; en 24 kişi hayatını kaybetti, 338 kişi de yaralandı.

Bakanlık açıklamasına göre aşırı yağışla menfez altı toprak kayması nedeniyle meydana gelen kazadaki trenin 362 yolcusu, altı da personeli vardı. Tren, Uzunköprü-Halkalı seferini yapıyordu. Kaza, Balabanlı-Çorlu arası 162’nci kilometrede meydana geldi.

Karadan ulaşımın güçlükle yapıldığı bölgeye ilk ulaşabilen sağlık ekipleri yaralılara müdahale etmeye başladı.

Bölgeye 100’ün üzerinde ambulans ve askeri helikopterler de sevk edildi. Yaralılar hava ambulanslarıyla tahliye edildi.

Yaralıların çoğunun tahliye edildiğini aktaran Tekirdağ valisi, “Ölülerimiz var, çok sayıda yaralı var, arazi çamurlu, bölgeye araçlar giremiyor, paletli araçlar sevk ediyoruz” dedi.

NTV yayınına bağlanan İHA muhabiri Serdar Şahin şunları aktardı: “Bölgede şu an can pazarı yaşanıyor. Kazanın olduğu bölge hemzemin geçide 2 kilometre uzaklıkta. Buraya ulaşmak isteyenler 2 kilometrelik bir yolu yürümek zorunda kalıyor. Araçlar gelemiyor. Bölgede ise sağlık ekiplerinin rayların kenarına getirdiği yaralılar traktörlerle römorklarla yaralıları taşımaya çalışıyor.”

Kazanın yaşandığı rayların görüntüsü:

YouTube Preview Image

Çorlu belediyesi, yaralılar için acil kan ihtiyacı olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir mesaj yayınladı: “Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bu akşam meydana gelen tren kazası, milletçe hepimizi derinden üzmüştür. Kazanın hemen ardından, devletimiz ilgili tüm birimlerini ve tüm imkanlarını seferber etmiştir. Yolcu trenindeki bazı vagonların raydan çıkması neticesinde meydana gelen kaza, her boyutuyla soruşturulmaktadır. Elim kazada hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.”

Yaralıların tedavilerine Tekirdağ, Çorlu, Muratlı, Çerkezköy ve Kapaklı hastanelerinde devam ediliyor.

Ekipler devrilen vagonların altında yolcu olabileceğini tahmin ediyor. Aydınlatılan kaza bölgesinde kaza kırım ekipleri vagonların kaldırılması için çalışmalarını sürdürüyor.

Hayatını kaybedenlerin sayısı 24’e yükseldi

Bu sabah saatlerinde Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ve Sağlık Bakanı Ahmet Demircan kazayla ilgili açıklama yaptı.

Akdağ, dün saat 17.20’de meydana gelen kazanın ardından sürdürülen arama ve kurtarma çalışmalarının bu sabah saat 06.00 itibariyle sonlandırıldığını söyledi. Akdağ, aşırı yağış nedeniyle menfez altında toprak kayması sonucu meydana geldiğini belirttiği kazada 24 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan ise kazadan sonra 338 kişinin hastanelere getirildiğini, bunlardan 194’ünün ayakta tedavi gördükten sonra taburcu edildiğini belirtti. Bakan Demircan, halen 124 hastanın müşahede ve tedavi altında bulunduğunu söyledi.

Bakan Arslan ise kazayla ilgili teknik bilgiler verdi.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Bu 5 bankadan para çekmek ücretsiz

Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım müşterileri imzalanan protokol ile bu bankaların tüm ATM’lerini işlem limitleri dâhilinde hiçbir ücret ödemeden kullanabilecek.

Ziraat Bankası, Halkbank, VakıfBank , Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım müşterileri, bu bankaların tüm ATM’lerini işlem limitleri dahilinde hiçbir ücret ödemeden kullanabilecek.

Söz konusu bankaların ortak açıklamasına göre, banka müşterilerinin başka bir banka ATM’sini kullanarak kendi hesabı ya da kredi kartına ilişkin finansal işlemler gerçekleştirmesini sağlayan “Ortak ATM Sistemi”, Bankalararası Kart Merkezi nezdinde kurulan sistemle 2009 yılından beri uygulanıyor.

Mevcut sistemde, bir başka banka ATM’sini kullanan müşteri, alınan hizmet karşılığında komisyon/masraf ücreti ödüyor. İşlemlerin masraf ya da komisyona tabi olması, ATM sisteminden yeteri düzeyde faydalanılamamasına yol açıyor.

Diğer taraftan bankalar, müşterilerine daha yaygın bir kanaldan ulaşabilmek adına ATM ağlarını yüksek maliyetlere katlanarak genişletiyor. Kullanılan ATM’lerin ithalat yoluyla edinilebildiği, bir ATM’nin ortalama 20 bin euro civarında maliyeti olduğu göz önüne alındığında bu bedellerin Türkiye’nin dış ticaret açığına olumsuz etkileri bulunuyor.

Ortak ATM sisteminden arzu edilen sonuçların elde edilebilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar neticesinde, ilk etapta Ziraat Bankası , Halkbank, VakıfBank , Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım bankaları bir araya gelerek “Ücretsiz Ortak ATM Kullanımı” sistemini 4 Nisan 2018’de imzalanan protokol ile hayata geçirmişti.

15 BİN ATM’DE GEÇERLİ

Buna göre, söz konusu bankalara ait yaklaşık 15 bin adet ortak ATM’den yapılabilen para yatırma, para çekme, bakiye sorgulama, kredi kartı borç sorgulama, kredi kartı limit sorgulama ve kredi kartı borç ödeme işlemleri bu bankaların müşterileri tarafından işlem limitleri dahilinde ücretsiz yapılabilecek.

Protokole imza atan bankalarca, aynı noktada yan yana bulunan ATM’ler ile ilgili verimlilik esasına göre optimizasyon çalışmaları da başlatıldı. Böylelikle mevcut ATM’lerin çok daha verimli konumlandırılması, müşterilerin finansal hizmetlere erişim düzeyinin arttırılması, ayrıca orta ve uzun vadede ATM cihazı ithalatının azalarak Türkiye’nin dış ticaret dengesine olumlu katkı sağlanması hedefleniyor.

Protokolde yer alan bankaların toplam kredi kartı sayıları yaklaşık 13 milyon adet, banka kartı sayıları 55 milyon adede ulaşıyor. Söz konusu bankaların Eylül 2017’de vardığı mutabakat çerçevesinde, toplamda 360 bin adede ulaşan POS terminallerinin ortak kullanıma açılması ile de önemli bir maliyet kalemi minimize edildi.

Bu ve kurulacak benzeri operasyonel birliktelikler ile katılımcı bankaların operasyonel maliyetlerinin düşürülmesine, dolayısıyla faizin unsurlarından biri olan operasyonel maliyetlerin bu şekilde azaltılması ile faizlerin aşağı doğru seyrine pozitif katkı sağlanacak.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Sandıktan soru işaretleri çıktı

24 Haziran seçimlerinin üzerinden 1 hafta geçti, kesin sonuçlar 5 Temmuz’da açıklanacak. Ancak sorular yanıtsız, sorunlar çözümsüz.

Seçim günü yaşananların birçoğu soru işaretine dönüştü, aradan geçen bir haftada soru işaretleri büyüdü, birçoğu net ve akılcı bir yanıt verilmedi. Yaşananlar ve akılda kalan sorular şöyle:

YSK sandık sayısını bilmiyor mu?

YSK’nin sandık sayısı ile ilgili kararı 4 Mayıs cuma günü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı. YSK’nin söz konusu 371 No’lu kararında, “Yurt içinde 181 bin 129 sandıkta 56 milyon 345 bin 891 seçmen oy kullanacaktır. Yurtdışında ise; ‘tahmini’ 3 milyon 10 bin 725 seçmen 3 bin 167 sandıkta oy kullanacaktır” ifadeleri yer aldı. Yani YSK işe, yurtiçinde ve yurtdışında toplam 184 bin 296 sandık “tahmini” ile başladı. AA ise aynı gün YSK Başkanı Sadi Güven’in “tahmini” sandık sayısını 180 bin 896 olarak bildirdiğini aktardı. Ancak 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlarına göre YSK, 188 bin 8 sandığın yüzde yüzünü açtı. Açıklamalar arasındaki rakam farkları açıklanamadı.

İhlaller neden önüne geçilmedi?

Başta Şanlıurfa Suruç olmak üzere Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Van ile Ankara olmak üzere pek çok sandık bölgesinde; toplu oy kullanma, seçmenin iradesine kabinde müdahale, oy kullanılmasının engellenmesi, açık oy kullanmaya zorlama, sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerin sandıktan uzaklaştırılması, sandık çevresinde silahlı kişilerin bulunması gibi çeşitli ihlaller yaşandı. Seçilmiş muhtarların, insanların seçme özgürlüğünü oy kullandırmayarak engelledikleri görüldü. İtiraz edenler örgütlü gruplar tarafından yaralandı, yaşamını yitirdi.

Nasıl bu kadar hızlı sayıldı?

Oy verme işleminin sona erdi ancak ihlal iddiaları sona ermedi. Ancak YSK, 1 saat 45 dakika sonra, 18.45’te seçim sonuçlarına ilişkin yayın yasaklarının kalkacağını duyurdu. İki pusula tek zarftan ibaret oyların sayım işleminin 1 saat 45 dakikada açıklanmaya başlanabilir hale gelmesinin kendisi bile bir soru işareti oluşturdu.

Ölüler oy kullandı mı?

Erken seçim kararı bile alınmadan, Mart ayında, CHP’nin eski Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne ait belgeler ile açıklamalar yaptı. 2 milyon 537 bin kişinin ölü olduğunu, ancak vatandaşlık numarası verilerek sahte kimlikler oluşturulduğunu açıkladı. Ölmüş bir kişinin kayıtlarında harf değişikliği, doğum ölüm tarihleri gibi konularda değişiklikler yapıldığını belirten Pekşen iddiasını bir adım daha ileri taşıyarak, “Hiç dünyaya gelmemiş kişilere de sahte vatandaşlık numarası vermişsiniz” dedi. Pekşen’in iddiasının, 24 Haziran seçimlerini ilgilendiren kısmı ise “Bu kayıtlarda sağ görünen insanlara seçmen kartı çıkarılmış mıdır?” sorusunun hiç verilmeyen yanıtının altında kaldı.

AA’nın ‘test’i nasıl tuttu?

AA’nın verileri ile ilgili seçimlerden önce bir olay daha gündeme geldi. Hükümete yakın TVnet kanalında, 19 Haziran’da yayımlanan bir programda, ekranda AA’nın seçim tablosunun oy oranlarını belirdi. Tabloda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yüzde 53, İnce’nin yüzde 26, Akşener’in yüzde 12, Demirtaş’ın yüzde 7, Karamollaoğlu’nun yüzde 1 ve Perinçek’in yüzde 1 oy aldığı görüldü. Ekranda bir anda beliren tabloda il il sonuçlara da yer verildi. AA, bu yayının seçim akşamı sonuçların sağlıklı bir şekilde abonelere iletilmesi için bir test olduğu belirtildi. 24 Haziran günü kurulan sandıktan çıkan sonuçlarla test yayanındaki sonuçların birbirine yakın olması dikkat çekti. Sözcü Gazetesi yazarı Soner Yalçın, AA Genel Yayın Yönetmeni Murat Mutanoğlu’nun, test yayını ekranlarına yansıtan TVNET’in kurucu kadrosundan olduğunu yazdı.

Manipülasyon mu var?

Seçim sonuçlarının açıklanmaya başlaması ile kamu yayıncısı Anadolu Ajansı’nın, hem sandık güvenliğinden sorumlu görevlileri, hem de oyunu çoktan kullanıp sonuçlara yansıdığının peşine düşen seçmenin algısını bozmaya yönelik yayın yaptığı iddiaları yükseldi. CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, 19.15’te, kameraların karşısına geçti. AA’nın sandık sonuçlarını nasıl yayımladığını anlattı. Tezcan, “AA, yüzde 70.72 ile başladı. Bizim verilerimize göre 9 bin 638 sandık açıldığında Muharrem İnce yüzde 40.35, Erdoğan yüzde 46.58, Meral Akşener yüzde 7.25 oy seviyesinde, Selahattin Demirtaş yüzde 4.06 oy oranında. AA ise yüzde 3’ken yüzde 70 oran açıkladı. Çok açık bir manipülasyon” dedi.

Yüzdeler neden açıklanmadı?

YSK’nin çelişkileri: YSK Başkanı Sadi Güven, seçimden bir gün önce sandık sonuçlarının 24 Haziran geceyarısı 24.00’ten önce açıklamayı ümit ettiklerini bildirmişti. Ancak Güven’in kameraların karşısına geçmesi, 03.00’ü buldu. Güven, “Recep Tayyip Erdoğan’ın geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı anlaşılmaktadır” dedi, ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki alınan yüzdeleri açıklamadı.

Kesin sonuçlar neden ertelendi?

YSK Başkanı Güven, seçim günü kesin sonuçların 29 Haziran cuma günü açıklanabileceğini duyurmuştu. Ancak bu daha sonra 5 Temmuz’a ertelendi. Kesin sonuçların 29’unda açıklanacağına ilişkin tahminin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turda tamamlanmaması durumunda hazırlandığı, ancak birinci turda tamamlanması nedeniyle normal milletvekili seçim sürecinin işletileceği açıklandı.

Tutanaklar neyi bekliyor?

YSK, daha önce yaptığının aksine sandık tutanaklarını açıklamak için bu kez kesin sonuçların açıklanmasını bekledi. Vatandaşların en azından kendi sandıklarındaki sonuçları görmesi, partilerin kendi görevlileri aracılığıyla elde ettiği tutanakları karşılaştırması için 2014 yılından bu yana işleyen sistem için YSK Başkanı Güven, “Sandık sonuç tutanakları taramak suretiyle sisteme koyuyoruz. Tüm vatandaşlarımız inceliyor. Bu seçimde tutulan ve sisteme büyük oranda işlenen tutanakları da seçim sonuçları kesinleştikten sora vatandaşımıza açacağız. Sistem yorulmasın diye 5-10 günlük bir kesinti yaptık” dedi.

AA’nın internet sitesinde hala yayınlanan seçim sonuçları ile YSK’nin açıkladığı kesin olmayan sonuçlar arasında sandık, seçmen, toplam oy, geçerli oy rakamlarında büyük farklar dikkat çekiyor. Bunun en belirgin örneği ise ise AKP’nin aldığı oy sayısı ve oy oranlarında kendisini gösteriyor. YSK’nin 26 Haziran’da açıkladığı kesin olmayan sonuçlara göre AKP, yüzde 41.85’lik oy oranına ulaştı. Ancak AA, o günden bu yana AKP hanesinde görülen yüzde 42.56 oranını değiştirmedi. YSK ile AA arasındaki bir diğer büyük fark ise AKP’nin topladığı toplam geçerli oy sayısı. YSK’ye göre AKP’nın aldığı toplam oy 20 milyon 980 bin 956. AA’ye göre ise AKP 21 milyon 335 bin 579 oy topladı. AA’nın, AKP’nin hanesine YSK’ye göre 354 bin 623 fazla oy yazdığı görülüyor. 

AA’ya sorular

Finansmanını en az TRT kadar halkın vergilerinden sağlayan kamu yayıncısı Anadolu Ajansı, seçim akşamı 2 binden fazla yayın kuruluşuna, sandıkların sonuçlarını duyurdu. 13 dilde yayın yapan AA; görevlilerinin sandıklar açıldıktan sonra, ıslak imzalı tutanağı merkeze ileteceğini duyurdu. Ancak “Sistemimizi siber saldırılara karşı koruyacağımızı, eleştirilere cevap vermek yerine işimize odaklanacağımızı ve ne olursa olsun verileri hiç bekletmeden anında aboneye ulaştırarak kesintisiz, hızlı ve doğru veri akışını gerçekleştireceğimizi söylemiştik. Bugün çalışanlarımızla birlikte milletimize verdiğimiz sözü yerine getirmenin huzuru içerisindeyiz” açıklamasını yapan AA, şu sorulara yanıt vermedi:

AA’nın görevlileri kim? Muhabir mi?

AA, 24 Haziran günü 188 bin sandığın başında birini mi görevlendirdi? AA ‘görevlileri’ her sandıkta mı, sandıkların bulunduğu her okulda mı? Sandıkların bulunduğu 50 bine yakın okulda görevlendirme yapılabildi mi? AA görevlileri 957 ilçe seçim kurulunda mı görevlindirildi?

Yayın yasağının kalkmasından sonra AA, nasıl YSK’den da hızlı bir şekilde verileri topladı ve yayınladı? AA görevlilerinin sonuçları il seçim kurullarından alması demek ise kesin olmayan sonuçları açıklaması için YSK kadar geç kalması gerek.

AA, parti müşahitlerinden, partilerin ilçe veya il başkanlıklarından bilgi alabilir mi?

Adil Seçim Plat formu’na sorular

Millet İttifakı’nı oluşturan muhalefet partileri, onlarca sivil toplum kuruluşu ve sivil inisiyatif, seçimlerin çok öncesinde; sözkonusu “tekel” yayınına alternatif olmak, AA’nın erkenden açıkladığı büyük yüzdelerle algı operasyonu iddialarının ortaya çıkmasını engellemek için Adil Seçim Platformu adıyla yola çıkmıştı. “YSK bile sonuçları bizden öğrenecek” iddialı çıkışına karşın, sistem varoluş amacını işletemedi. YSK’nin yayın yasaklarını kaldırıldığı 18.45’ten 21.00’a kadar tek bir veri açıklanamadı. Merkezdeki verilerin basın mensupları için aktarılacağı söylenen ekrana çok uzun süre Halk TV canlı yayını aktarıldı. Platformun gönüllüleri, esas amacı, yani sisteme tutanak yollamayı uzun süre başaramadı. İnternet sitesine de uzun süre ulaşılamadı.

Gönüllüler ellerindeki tutanakları neden sisteme kaydedemedi?

Sistemin elde ettiği ilk veriler geç açıklandı ancak nihai sonuç neden açıklanmadı?

Tüm bu sorunlar yaşanırken, 22.13’te “Büyükşehirler henüz sistemlere tam olarak yansımış durumda değil. Umudunuzu kaybetmeyin TV ekranlarındaki manipülasyonlara aldanmayın bu seçim ikinci tura kalmıştır” açıklaması hangi veriye dayanarak yapıldı?

Sisteme kaydedilemese de daha sonra yapılacak itirazları kolaylaştırması beklenen, YSK’nin partilere gönderdiği ancak vatandaş kullanımına açmak için kesin sonuçları beklediği tutunaklar nerede? Siyasi partilerin genel merkezlerine gönderildi mi?

Seçimleri muhalefet kazansaydı da, kamunun bilgi edinmesi açısından sağlıklı veri sağlanabilecek miydi?

Kaynak : Sinan Tartanoğlu – http://www.cumhuriyet.com.tr/

7 Helikopterle Mitinge Geldi

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Mersin mitingine biri cankurtaran helikopteri olmak üzere toplam 7 helikopterle  geldi. MHP’li Büyükşehir Belediyesi de, belediye otobüslerini görevli yazısı eşliğinde mitinge insan taşımakta kullandı.

7 Helikopterle Mitinge Geldi

Biri polis, biri cankurtaran helikopteri olmak üzere toplam 7 helikopterle Mersin’e gelen Erdoğan’ın mitingi dolayısıyla Mersin’in en işlek caddesi olan İnönü Bulvarı saatlerce trafiğe kapalı kaldı.Mitingin geç başlaması ve sıcak havanın etkisiyle çok sayıda kişi Erdoğan’ın konuşmasını beklemeden miting alanından ayrıldı. Erdoğan, Mersin’de geçmiş yıllarda yaptığı mitinglerdeki kalabalıklardan daha az sayıda insana hitap etti.

Çevre ilçelerde otobüslerle çok sayıda kişi Mersin’e getirilirken MHP’li Büyükşehir Belediyesi de, belediye otobüslerini görevli yazısı eşliğinde mitinge insan taşımakta kullandı. Erdoğan mitingde Tevfik Sırrı Gür Stadı’nın yerine millet bahçesi yapacaklarını belirterek “Çoluk çocuğu ile millet bahçesinde yatıp yuvarlanacaklar” dedi.

Millet kıraathaneleri vaadi

Ardından Hatay’da konuşan Erdoğan, “Millet kıraathaneleri” açacaklarını söyledi. Erdoğan, “Bunu Bay İnce yanlış anlayabilir. İskambil oynanan değil, kitaplarla döşeli, içeride kahvesi, keki olacak. Gençlerimiz yaşlılarımız gelecek. Hem kitabını okuyacak hem kekini alacak, çayını kahvesini alacak; ücretsiz. 24 saat açık olacak” dedi.

Kaynak : http://gazeteport.com/

Şeytan üçgeni

Yılmaz Özdil

İngiltere’yle Suudi Arabistan arasında “Al-Yamamah” adı verilen bir silah anlaşması imzalanmıştı. Devlet şirketi British Aerospace Systems, toplam bedeli 80 milyar dolarlık savaş uçağı satıyordu.

*

Şak diye soruşturma açıldı. Çünkü, Suudi Arabistan’a uçak satılırken, Suudi Arabistan’a rüşvet verildiği tespit edilmişti!

*

Tuhaf bir durumdu.
Suudi Arabistan uçak almak için para ödüyor, İngiliz şirketi de Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçiliği’ne rüşvet ödüyordu. 2007 itibariyle, peyderpey, iki milyar dolar rüşvet transfer edilmişti.

*

Tuhaf ötesi bir durum daha yaşandı. Suudi Arabistan, İngiltere’ye nota verdi!
“Soruşturmayı derhal durdurun, yoksa sizden alacağım uçakları almam, gider Fransa’dan alırım” dedi.

Rüşvet alırken suçüstü yakalanan ülke, kendisine rüşvet veren ülkeyi tehdit ediyordu.

*

Ne oldu biliyor musunuz?
İngiltere Yüksek Mahkemesi, soruşturmayı derhal durdurdu, uluslararası kepazeliğin üstünü örttü.

*

İngiltere başbakanı Tony Blair’di.
“Hukuk üstündür ama, ulusal çıkarlarımızdan daha üstün değildir” dedi. Suudilerin yakası bırakıldı.

*

Peki, bu olan bitenin perde arkasında hangi dolaplar dönüyordu?
Rüşvet parası neden Washington büyükelçiliğine gidiyordu?
İngiltere’nin rüşvet verdiği, Suudi kraliyet ailesinin koruduğu büyükelçi kimdi?

*

Prens Bender’di.

*
Tam adı, Bandar bin Sultan bin Abdulaziz Al Saud’tu. Veliaht prens Abdulaziz’in oğluydu. İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri Koleji’nden mezun olmuş, savaş pilotu olmuş, ABD Ulusal Savunma Üniversitesi’nde eğitim almış, Johns Hopkins Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler üzerine yüksek lisans yapmış, yarbay rütbesiyle Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri’ne katılmış, 17 senelik askeri görevden sonra, 1983’te, Washington büyükelçisi olmuştu.

*

Dört ABD başkanıyla, Reagan, Clinton ve Bushlarla çalıştı.
Baba Bush ve oğul Bush’la o kadar yakın ilişkiler kurdu ki, aileden kabul edildi, “Bender Bush” lakabı takıldı.

*

Parası ganiydi. Mesela, sırf Aspen’deki çiftliği 135 milyon dolar, California’daki malikanesi 165 milyon dolardı.

*

Elbette rüşveti kendisi için almıyordu, ihtiyacı yoktu.
Nasıl olsa her ihalede rüşvet dönüyordu, bu parayı İngiliz devletine bırakmanın alemi yoktu, kendi devleti adına alıyordu.
Ve bu rüşvet parasını, Suudi Arabistan’ın örtülü operasyonlarını finanse etmek için kullanıyordu!

*

Prens Bender… Usame bin Ladin’in terör kariyerini başlatan aktörlerin başında geliyordu. Kendisini ABD düşmanı zanneden köktendinci fanatikleri organize ediyor, tam tersi yönde, ABD-Suudi çıkarları doğrultusunda, CIA maşası olarak kullanıyordu.
Hakikaten büyük zeka isteyen bu ölümcül işi Afganistan’da yaptı, Kafkasya’da yaptı, Bosna’da yaptı, Lübnan’da yaptı, Irak’ta yaptı, Libya’da yaptı.

*

Suudi İstihbarat Teşkilatı’nın başına getirildi.
Suudi Ulusal Güvenlik Konseyi başkanı oldu.

*
Karanlık el’di.
Mezhepçi çatışmanın kuklacısı’ydı.

*

Gel zaman git zaman, Arap Baharı ayaklarıyla Libya’da Mısır’da istediği gibi at koşturan Beyaz Saray, Suriye’de duvara tosladı.
O duvar, Kremlin’di.

*

Selamünaleyküm dediği için Müslüman aleminin en sevdiği başkan olan Obama… Vekalet savaşı için Prens Bender’e başvurdu.

*

Onun aklına uydu.

*

Işid icat oldu.

*

Dünyada ne kadar ruh hastası varsa, alayını Suriye’ye getirdiler. Kimin kimi soktuğu belli olmayan “eşekarısı kovanı” yarattılar.

*

Libya’dan yüklenen silahları, gemilerle Hırvatistan’a getirdiler, Hırvatistan’dan uçaklara yükleyip “tanıdık” bir havalimanına indirdiler, tır’larla Suriye’ye taşıdılar!

*

İçsavaşı körüklediler, yüzbinlerce insanın ölümüne sebep oldular, altı milyon kişiyi mülteci haline getirdiler, dört milyon Suriyeli’nin Türkiye’ye girmesine sebep oldular, Suriye’de taş üstünde taş bırakmadılar, insanlık tarihinde görülmemiş vahşetler sergilediler.

*

Netice?
Başaramadılar.

*

Suriye’de…
Rusya ve İran kazandı.

*

Obama çuvalladı.
ABD-Suudi planı iflas etti.

*
Fatura ona kesildi.
Prens Bender görevden alındı.
Suudi Arabistan’ın yeni kralı Selman, koltuğa oturur oturmaz ilk iş, Prens Bender’in defterini dürdü. 30 senedir Ortadoğu’nun korkulu rüyasıydı, emperyal günahların “günah keçisi” oluverdi.

*
Hatta son prens operasyonunda gözaltına alındı!

*

Tüm bunlar adım adım yaşanırken, bizimkilerin dünyadan haberi bile yoktu… Osmanlı hayalleri kuruyor, üç saatte Şam’a gidip, Emevi camisinde namaz kılacaklarını filan zannediyorlardı.

*

Takvimde başka gün kalmamış gibi tam 29 Ekim’de Türkiye topraklarına giren Kürdistan silahlı kuvvetlerinin Kobani’ye geçmesine eskortluk ediyorlardı.

*
Takvimde başka gün kalmamış gibi tam 10 Kasım’da Ankara’ya gelen Suudi Kralı’nın ayağına, kaldığı otele gidiyor, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Şeref Madalyası takdim ediyorlardı.

*
Suudi Kralı’nın otel odasında sağına ve soluna oturup, poz veriyorlardı.

*

Reyhanlı için, Ermenek için, Uludere için, Suruç için yas ilan etmiyorlar, 91 yaşında eceliyle ölen Suudi Kralı için “milli yas” ilan ediyorlardı. Suudi Kralı için Türk Bayrağı’nı yarıya indiriyorlardı.

*

Genelkurmay Başkanımızı kamuflajlı kıyafetiyle Arabistan’a götürüp, Suudi Kralı’nın yanına oturtup, poz verdirtiyorlardı. Suudilerle ortak askeri tatbikat yapacağımızı açıklıyor, “müjde” olarak sunuyorlardı.

*

NATO üyesi olmayan Suudi Arabistan’ın savaş uçaklarını, Suriye’yi rahat rahat vursunlar diye İncirlik Üssü’ne kabul ediyorlardı.

*

“Türk Arapsız yaşayamaz, kim ki yaşar der, delidir, Arabın Türk hem sağ gözüdür, hem sağ elidir” diyorlardı.
“Neymiş efendim, Araplar bize ihanet etmiş, Arapları ihanetle suçlamak çok yanlış bir tutum” diyorlardı.
“Araplar bizi sırtımızdan hançerledi deniyor, sokaklarda dolaşan köpekler Arap Arap diye çağırılıyor, köpeğe o adı niye veriyor, hep Araplarla bağlarımızı koparmak için, Ortadoğu’yu bataklıkmış gibi göstermek için” diyorlardı.
“Geçmişte ders kitaplarımızda kasıtlı ve yanlış bir şekilde yeraldığı için, nesiller boyunca zihinlere kazınmış olan ‘Araplar bizi arkadan vurdu’ yalanını artık bir kenara bırakmanın zamanı gelmiştir” diyorlardı.

*
Suudiler için badem bıyıklarını süpürge ediyorlardı.

*

Netice?
Trump modeline geçildi.
Bizimkiler idrak edemedi.

*

Suudi Arabistan veliaht prensi zart diye çıktı, Türkiye’yi “şeytan” ilan etti.
“Suudi Arabistan ve Mısır’ın düşmanları şeytan üçgenini temsil ediyor, Türkiye, İran ve Katar şeytan üçgenidir” dedi.

*

CIA, FSB, MI6, Mossad, GIP, VAJA coğrafyasına İETT’yle girersen, olacağı buydu tabii.

*

Cümleten tebrik ederim kardeşim…
Şam’a namaz kılmaya gideceğini zannediyordun.
Mekke’ye “hacı” olmaya bile gidemeyebilirsin!

Kaynak : https://www.sozcu.com.tr/

“Mehmet Cengiz’in 425 milyon liralık borcu silindi, 81 yaşındaki kadın, su borcunu ödeyemediği için gözaltına alındı”

Cengiz’in vergi borcunun silindiği, dönemin Maliye Bakanı tarafından doğrulanmıştı.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda “Miletin a…. koyacağız” dediği iddia edilen iş insanı Mehmet Cengiz’in 425 milyon liralık vergi borcunun silinmesi yeniden gündeme geldi. Adana’da 81 yaşındaki bir kadının su sayacındaki mührü kaldırıp suyu kullandığı için gözaltına alındığını hatırlatan Twitter’da bir kullanıcı iki olayı birleştirerek yeni bir tweet attı.

Twitter’da “Kaç Saat Oldu?” ismiyle tweet atan kullanıcı, “Milletin A…k diyen işadamı Mehmet Cengiz’in, 425 milyon TL’lik borcu silineli 2 yıl, su borcunu ödemediği için 81 yaşındaki kadın gözaltına alınalı birkaç saat oldu” dedi.

Cengiz’in vergi borcunun silindiği, dönemin Maliye Bakanı Naci Ağbal tarafından doğrulanmıştı.

Adana’da 81 yaşındaki kadın su sayacındaki mührü kaldırıp suyu kullandı. Fark edildikten sonra gözaltına alınan kadına, mahkeme 3 bin lira para cezası verip serbest bıraktı.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Üstüne düşeni yapıp milletin yakasından düşecek misin?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a seslendi: “Ben üstüme düşeni yaptım. Acaba sen üstüne düşeni yapıp bu milletin yakasından düşecek misin?”

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, “Yanıt bekliyorum”dedikten sonra Erdoğan’ın oğlu, kardeşi, eniştesi, dünürü ve eski özel kalem müdürünün bir vergi cennetindeki bir şirkete 2011 yılında gönderdiği milyonlarca doları tek tek sıraladıktan sonra swift mesajlarını ve dekontlarını göstermişti.

Erdoğan, avukatı aracılığıyla belgeleri yalanlamıştı: “Kılıçdaroğlu tarafından müvekkillerim hakkında ileri sürülen iddiaların tamamı yalan, gösterdiği kağıtların da tamamı sahtedir. Kılıçdaroğlu, söz konusu kağıtları mesai bitimine kadar derhal bir cumhuriyet savcılığına vermeli ve suç duyurusunda bulunmalıdır.”

‘Eğer haysiyetli bir adamsan gereğini yaparsın’

Twitter hesabından iki mesaj paylaşan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan ‘sözünü tutmasını’ istedi.

CHP lideri şöyle yazdı: “Akrabaların vergi vermemek için yurt dışında şirket kuracak, milyon dolarları o şirketlere gönderecek, sen de çıkıp millete ‘dolarlarınızı bozdurun’ diyeceksin! Yine inkar ettin, ispat istedin, ispat ettim. Eğer haysiyetli bir adamsan, sözünü tutar, gereğini yaparsın… Ben üstüme düşeni yaptım. Akrabalarının ve senin nasıl kirli bir düzen içinde olduğunuzu, belgeleriyle milletimin gözünün önüne serdim. Ben hiçbir zaman haksızlık karşısında susan olmadım, olmayacağım. Acaba sen üstüne düşeni yapıp, bu milletin yakasından düşecek misin? Ortaya çıkardığımız belgeler yüzünden beni ve CHP’yi karalayacaksın. Şunu bil ki, benim hiçbir şeyden korkum yok çünkü alnım ak! Senin hiddetini ve korkunu ise çok iyi anlıyorum. Sen, yıllarca Türkiye’nin altını oymuş bir yönetimin baş aktörüsün!”

Ne olmuştu?

Kılıçdaroğlu, partisinin geçen haftaki grup toplantısında şöyle konuşmuştu: “Sevgili Erdoğan, ‘Bila’e anlatır gibi’ soruyorum sana: Çocuklarının, eniştenin, kardeşinin, dünürünün ve eski özel kalem müdürünün bir vergi cennetindeki bir off-shore şirkete milyonlarca dolar gönderdiğini biliyor musun?”

Bu sözlerle ilgili 1.5 milyon lira tazminat talebiyle dava açan Erdoğan ise Kılıçdaroğlu’nu ‘müfteri, yüzsüz’ diye niteleyip şu resti çekmişti: “Öne sürdüğün iddiaların belgesi var mı? Varsa çıkar hemen ben gereğini yapayım. Yoksa çık milletin önüne iftira ettiğiniz söyle, özür dile. İspatlarsan ben hem siyaseti hem cumhurbaşkanlığı makamını bırakacağım.”

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, dün yaptığı açıklamada şöyle demişti: “Bilal’e anlatır gibi tane tane söylüyoruz Recep Tayyip Erdoğan! Yarın işi gücü bırak genel başkanımızın yapacağı grup toplantısını pür dikkat izle!”

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de, “Hep beraber göreceğiz. Kılıçdaroğlu’nu takip edin” demişti.

Erdoğan bugünkü grup toplantısında bir kez daha hedefe oturttuğu Kılıçdaroğlu’nun ‘işi müptezelliğine vurduğunu’ belirterek şunları söylemişti: “Biraz sonra güya belge açıklayacakmış. Geçmiş konuları ısıtıp ısıtıp yeniden gündeme getirecektir. Kendisine bir yerlerden bir şey gönderiliyor. Benim yurt dışına milyonlarca dolarlık paralar gönderdiğimi söylüyor. Belgesi var mı? Yok. Meselenin dünürlere kadar götürülmesi zaten saçmalığın dik alası.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Kılıçdaroğlu’nun dosyasından, ’17 Aralık’ta ‘Kucağa düşecek’ denen işadamı da çıktı

Sıtkı Ayan

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarıyla ilgili iddiasının odağındaki işadamı Sıdkı Ayan’ın adı, 17-25 Aralık sürecinde geçiyordu. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Ayan için, “Kucağa düşecek” dediği öne sürülmüştü.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına göre, Erdoğan’ın ailesi ve yakınlarının para gönderdiği Man Adası’ndaki şirketi Sıdkı Ayan kuruyor, daha sonra Kasım Öztaş’a devrediliyor. Erdoğan’ın ailesi ve yakınları bu şirkete peyder pey gönderiyor.

Ayan 2013’te İran ve Türkmen doğalgazını Türkiye üzerinden Almanya’ya taşıyacak boru hattını inşaa etmeye talip olmasıyla gündeme gelmişti. 11.5 milyar dolara mal olacak proje için devlet teşviği verilmesi gündemdeydi. Ayan daha sonra yaptığı açıklamalarda bu teşviki almadığını söylemişti.

17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları sürecinde Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği öne sürülen bir telefon görüşmesinde, Bilal Erdoğan olduğu belirtilen kişi Ayan’ın 10 milyon dolar önerdiğini söylüyor, buna karşılık Tayyip Erdoğan olduğu belirtilen kişi miktarı yeterli bulmayarak, “Sakın alma. Kucağımıza düşecek” diyordu.

Hükümet bu tape dahil tüm kayıtların ‘sahte’ olduğunu savunmuştu.

New York’taki ‘Sarraf davası’nın dosyasına Ayan’ın adının karıştığı gelen haberler arasındaydı.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

YouTube Preview Image

Kılıçdaroğlu, Erdoğan ailesi ve yakınlarının ‘gönderdiği’ milyonlarca doları belgeledi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, ailesi ve yakınlarının yurt dışına ‘milyonlarca dolar kaçırdığını’ belgeledi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, “Yanıt bekliyorum”dedikten sonra Erdoğan’ın oğlu, kardeşi, eniştesi, dünürü ve eski özel kalem müdürünün bir vergi cennetindeki bir şirkete 2011 yılında gönderdiği milyonlarca doları tek tek sıraladıktan sonra dekontlarını gösterdi.

CHP lideri, söz konusu şirketin kuruluş senedinin ellerinde bulunduğunu belirterek şunları söyledi: “Kuruluşu 1 Ağustos 2011’de Man Adası’nda bir şirket kurulur. Adı Bellway Limited… Kuruluş senedi bizde. Sermayesi 1 sterlin… 1 Ağustos ve 2 Ağustos 2011’de birer yönetim kurulu toplantısı yapar. Tek kişilik. Sıdkı Ayan… Ayan 15 Kasım 2011’de Kasım Öztaş’a devreder.”

Ayan ve Öztaş’ı Erdoğan’ın ‘çok iyi tanıdığını’ ima eden Kılıçdaroğlu, şirkete şu isimlerin para gönderdiğini söyledi: Burak Erdoğan (oğlu), Mustafa Erdoğan (kardeşi), Ziya İlgen (enişte), Osman Ketenci (dünür), Mustafa Gündoğan (özel kalem müdürü).

CHP liderinin verdiği bilgilere göre gönderim tarihleri ve miktarları şöyle:

Burak Erdoğan: (29.12.2011) 1 milyon 450 bin dolar+ (4 Ocak 2012) 2 milyon 300 bin dolar

Mustafa Erdoğan: (15.12.2011) 2 milyon 500 bin dolar+ (26.12.2011) 1 milyon 250 bin dolar

Ziya İlgen: (15.12.2011) 2 milyon 500 bin dolar+ (26.12.2011) 1 milyon 250 bin dolar

Osman Ketenci: (27.12.2011) 1 milyon 250 bin dolar+ (28.12.2011) 1 milyon dolar

Mustafa Gündoğan: (27.12.2011) 1 milyon 250 bin dolar(28.12.2011) 250 bin dolar

Toplam rakam: 15 milyon dolar.

Kılıçdaroğlu, bu dökümü verdikten sonra para gönderimlerinin hem swift (uluslararası para transferi) mesajlarını hem de dekontlarını kürsüden gösterdi: “Bunlar bankaların resmi kayıtlarıdır.”

Bunun üzerine salonda, ‘Tayyip istifa’ sesleri yükseldi.

CHP lideri de, Erdoğan’a seslenerek, “Haysiyetli bir adamsan gereğini yapacaksın. Nokta” dedi.

YouTube Preview Image

Ne olmuştu?

Kılıçdaroğlu, partisinin geçen haftaki grup toplantısında şöyle konuşmuştu: “Sevgili Erdoğan, ‘Bila’e anlatır gibi’ soruyorum sana: Çocuklarının, eniştenin, kardeşinin, dünürünün ve eski özel kalem müdürünün bir vergi cennetindeki bir off-shore şirkete milyonlarca dolar gönderdiğini biliyor musun?”

Bu sözlerle ilgili 1.5 milyon lira tazminat talebiyle dava açan Erdoğan ise Kılıçdaroğlu’nu ‘müfteri, yüzsüz’ diye niteleyip şu resti çekmişti: “Öne sürdüğün iddiaların belgesi var mı? Varsa çıkar hemen ben gereğini yapayım. Yoksa çık milletin önüne iftira ettiğiniz söyle, özür dile. İspatlarsan ben hem siyaseti hem cumhurbaşkanlığı makamını bırakacağım.”

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, dün yaptığı açıklamada şöyle demişti: “Bilal’e anlatır gibi tane tane söylüyoruz Recep Tayyip Erdoğan! Yarın işi gücü bırak genel başkanımızın yapacağı grup toplantısını pür dikkat izle!”

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de, “Hep beraber göreceğiz. Kılıçdaroğlu’nu takip edin” demişti.

Erdoğan bugünkü grup toplantısında bir kez daha hedefe oturttuğu Kılıçdaroğlu’nun ‘işi müptezelliğine vurduğunu’belirterek şunları söylemişti: “Biraz sonra güya belge açıklayacakmış. Geçmiş konuları ısıtıp ısıtıp yeniden gündeme getirecektir. Kendisine bir yerlerden bir şey gönderiliyor. Benim yurt dışına milyonlarca dolarlık paralar gönderdiğimi söylüyor. Belgesi var mı? Yok. Meselenin dünürlere kadar götürülmesi zaten saçmalığın dik alası.”

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Erdoğan ve belediye başkanlarına suç duyurusu: ‘İstifa ettirmek anayasaya aykırı’

Ankara’da Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) kurucu başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu liderliğindeki bir grup, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve istifa eden belediye başkanları hakkında suç duyurusunda bulundu.

Sendika.org’un haberine göre savcılığa sunulan dilekçede, Erdoğan, Yıldırım ve başkanlar ‘anayasayı ihlal’ ve ‘siyasi hakları kullanmayı engellemek’le suçlandı.

Dilekçede şöyle dendi: “İstifa ettirenler, anayasanın dışına çıkmış, istifa edenler de daha önce istifaları gündemde değilken, ortaya çıkan bu irade karşısında, istifalarını isteyenlerin eylemlerine iştirak etmişler ve bu suçu birlikte işlemişlerdir.”

Fotoğraf: Reuters

‘Baskıyla istifa etti’

Eminağaoğlu, belediye başkanlarının seçilme yeterliliğini mahkumiyet kararıyla kaybetse bile Danıştay tarafından görevine son verilebileceğini belirterek belediye başkanlarının kendi iradelerinin dışında, AKP yöneticilerinin istek ve baskıları sonucunda istifa ettiğini söyledi.

Şimdiye dek İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Düzce Belediyesi Başkanı Mehmet Keleş, Niğde Belediyesi Başkanı Faruk Akdoğan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Recep Altepe, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Edip Uğur istifa etmişti.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

”İSTİFA ETMEMENİN NETİCESİ AĞIR OLUR”

YouTube Preview Image

Recep Tayyip Erdoğan;İstifa etmezlerse gereği yapılacak

YouTube Preview Image

ERDOĞAN ; 3 BEL. BAŞ . İSTİFA ETTİ .! 3 ‘ BELEDİYE BAŞKANI’DA İSTİFA ETMELİ.!!

YouTube Preview Image