Erdoğan: İdlib’deki operasyonu ÖSO yürütüyor, askerimiz henüz orada değil; yeni inisiyatifler alacağız

“Erdoğan: Kuzey Irak başladığı yere geri dönmeli, yoksa elindeki tüm imkanları kaybeder”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından Suriye’nin İdlib kentine yönelik olarak bir askeri operasyon başlatıldığını açıkladı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) henüz operasyona katılmadığını belirten Erdoğan, “Bundan sonra da yeni inisiyatifler almaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

Gazetecilerin “Fırat Kalkanı Harekâtı’nda olduğu gibi bir yöntem mi kullanılacak?” sorusuna Erdoğan’ın yanıtı “Boksa girildiği zaman yumruğun sayısı sayılmaz” oldu. Erdoğan, “Operasyona Rusya havadan, TSK sınır içinden destek veriyor” dedi.


TSK’nın El Bab’a yönelik olarak düzenlediği Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yedi ayda 71 asker hayatını kaybetmişti.


“Fırat Kalkanı bitti, bunun da adı açıklanır”

Operasyonun adının ne olacağına ilişkin yöneltilen soruya Erdoğan, “Fırat Kalkanı bitti, bunun da adı açıklanır” yanıtını verdi. Erdoğan, olası bir göç hareketine karşı gerekli hazırlıkların yapıldığını bildirdi.

Astana’da İdlib konusunda anlaşmaya varılmıştı

Türkiye, Rusya ve İran, “Suriye krizi” ile ilgili yürütülen Astana görüşmelerinin son toplantısında, İdlib’de çatışmasızlık bölgesi kurulması konusunda anlaşmaya varmıştı. Geçen hafta TSK, İdlib sınırına sevkiyat yapmıştı.

“Bugün İdlib’de ciddi bir harekât var”

AKP 26. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“İlk yola çıktığımız günden bugüne kadar hangi kademede olursa olsun AK Parti’ye gönül vermiş tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.  Partimizin iktidara gelişinden bu yana Türkiye’nin kat ettiği mesafeyi Cumhuriyet tarihi ile mukayese ettiğimizde orataya çıkan tablo partimizin karnesidir. Bizlerin de bu tabloyu hatırlaması ve hedeflerimizin çıtasını yükseltmemiz gerekiyor.

“Kendi arkadaşalarımızın arasında bile bu refromların farkında olmayanlar var. Şahsım da dahil olmak üzere her fırsatta bu hatırlatmaları yapmayı sürdüreceğim. Milletimize her fırsatta bu hatırlatmaları ezberden ifade etmenizi istiyorum.

“Milli Takımımız dün akşam mağlup oldu. Üzüntülüyüz. Ama 3-0’a rağmen Eskişehir seyircisinin sonuna kadar Milli Takımımıza sahip çıkmasını sonuna kadar alkışlıyorum.

“Ana muhalefet de dahil olmak üzere silahlı insansız hava araçlarını konuşuyor. ‘Piknik yapmaya gittiler’ diyor. O dağlarda bunların inine dahi gireceğiz. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. İçeride ve dışarıda ülkemize kim tehdit oluşturuyorsa ‘Hoşgeldin’ demeyeceğiz. Yerinde bastıracağız. Bunun adımları attık, atıyoruz.

“İnsanlar sandık başına gittiklerinde geçmişte aldıkları hizmetler kadar gelecekte kendilerine vaad edilenlere de bakarlar. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Birileri de kurusıkı atmak suretiyle konuşuyor. Yaptıklarımızı anlatmakla yetinmeyeceğiz. Yapacaklarımızı da ifade edeceğiz. Bizim için Kanal istanbul çok önemli. Süveyş, Panama kanalı nasıl anılıyorsa biz de kanal istanbul ile dünyaya yeni bir marka olarak ses vereceğiz. Bunun da adımını çok kısa zamanda atacağız.

“Biz milletimize her alanda hep yeni şeyler söyledik. Maziden atiye kurduğumuz köprünün kilit taşı değişim konusundaki kararlılığımızdır. Bu gerçekten hareketle bir süredir teşkilatlarımızda ve belediyelerimizde yenilenme ihtiyacını söyledim, söylüyorum. Belediyelerde şimdiden benzer adımları atmanın hazırlığı içindeyiz. Bu milletimizin talebidir. Değişim ihtiyacını kendi irademizle gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Bunu kendimiz yapmazsak sandıkta milletimiz yapar.

“Milletle zıtlaşma olmaz. Hele hele milletle kavga olmaz. Biz siyasi hayatımızı milletimizin bize olan desteğine borçluyuz. Milletimizin 15 Temmuz’da desteği olmasaydı biz bugün yoktuk.

“Belediye başkanlarımızın bir kısmının dinlendirilmesi veya başka görevlerde görevlendirilmesi icap ediyorsa bunu karşılıklı mutabakat içinde yapacağız. Buna kimsenin alınmaması gerekiyor. Bizim kadromuzu yeni isimlerle güçlendirmekten daha doğal ne olabilir. Bunu yapmazsak geçmişteki partilerden bir farkımız kalmaz. AK Parti’yi göz göre göre bu çıkmaza sürüklemeye kimsenin hakkı yoktur.

“Çetin yollar yorgun bedenlerle aşılamaz. 2013 yılından beri öyle saldırılara maruz kalıyoruz ki sadece savunma değil taarruz gücümüzü de artırmamız gerekiyor.

“Kuzey Irak başladığı yere geri dönmeli yoksa elindeki tüm imkanları kaybeder.

“Eğer tek vatan demek milliyetçilikse milliyetçiyiz. Eğer tek bayrak demek milliyetçilikse milliyetçiyiz. Tek devlet demek milliyetçilikse milliyetçiyiz.

“Sandıkla gelen elbette sandıkla gider. Ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez. İhanet etmediği sürece görevden çekilenlerin de yeniden değerlendirme yolu açıktır.

“Sandıkla gelen elbette sandıkla gider. Ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez. İhanet etmediği sürece görevden çekilenlerin de yeniden değerlendirme yolu açıktır.

“Fırat Kalkanı Harekâtı ile açtığımız alanı şimdi de İdlib’in güvenliğini sağlamaya yönelik yeni bir adımla daha ileri taşıma gayretindeyiz. Bugün İdlib’de ciddi bir harekat var ve bu devam edecek.”

Kaynak : http://t24.com.tr/

Kılıçdaroğlu: Erdoğan, sadece kendi vatandaşını değil bütün dünyayı tehdit eden bir cümle kullandı

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın sözlerini “Son derece tehlikeli” sözleriyle değerlendirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Birliği’ne (AB) yönelik olarak söylediği “Dünyanın her yerinde bu yaşananlar takip ediliyor. Siz böyle devam ederseniz, dünyanın hiçbir yerinde hiçbir Batılı sokağa adım atamaz” sözlerini sert bir dille eleştirdi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a “Böyle bir cümleyi Türkiye’nin değil, dünyanın hiçbir cumhurbaşkanı kullanmamalı. Kendi vatandaşı değil, bütün dünyayı tehdit eden bir cümledir ve son derece tehlikeli” dedi.

Kılıçdaroğlu, 16 Nisan’da referanduma gitmesi planlanan ve bir başbakanın olmamasını öngören anayasa değişikliği için söylediği “Cumhurbaşkanı ve başbakanın iki ayrı partiden çıkması durumunda” sözlerine de açıklık getirdi. Kılıçdaroğlu, “Yeni modele göre başbakan olmayacak. Bir parti yüzde 49 oy aldı. Ama başkan olamıyor. Başkan olması için yüzde 51 oya ihtiyacı var. Başkan başka yerden, parlamentoda çoğunluk partinin lideri başka bir yerden. Orada çoğunluk partisinin başkanı yerine başbakan dediğim için böyle anlaşıldı” dedi.

Kılıçdaroğlu, merkez sağ partilerinin tabanı ve “sağduyu AKP’liler” ile konuştuğunu söylerken, “Onlar da hayır diyor. Herkes tek adam rejimi yıkımdır ve Türkiye’yi felakete götürür diyor. ‘Evet’i hiç boşu boşuna düşünmeyin, ‘Hayır’ çıkacaktır” dedi.

Kılıçdaroğlu, Habertürk TV’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Terör saldırılarının olmadığı bir dünyayı istiyoruz. İngiltere’de böyle bir olayın olması  üzücü. Barışın egemen olduğu bir dünya diliyoruz. THY’nın uçaklarında belli elektronik cihazların yasaklanması, bunların kullanılmaması uyarısı ciddi bir uyarı. Türkiye’nin güvenli bir ülke olmadığı algısını pekiştiriyor. Bunu doğru bulmuyoruz. THY güvenli bir havayolu. Kendilerine ulaşan başka bir bilgi var mı bilmiyoruz. Bu hepimizi rahatsız ediyor.”

ABD’nin kabin yasağı

“Hükümetin ABD ile görüşüp bu konudaki düşüncelerini görüşmesi lazım. THY’nin uçuşlarında bu güne kadar terörle bağlantılı bir olayın olmadığını söylemesi gerekiyor. Bizim bilmediğimiz bilgiler varsa bu bilgilerin Türkiye ile de paylaşılması ve tedbirlerin beraber uygulanması gerekir. Bu kararın hangi gerekçe ile alındığını Türkiye’nin öğrenmesi gerekiyor. Belirli ülkeler için bu karar alınmış. THY’ye daha sınırlı fakat güvenli ülke olmayacak algısını pekiştiren bir düzenleme yapılıyor ve bu düzenleme bizi rahatsız ediyor.”

Suriye’de yaşananlar

“Ortadoğu ve Suriye politikası iflas etmiştir. Neresinden bakarsanız bakın tutarsız bir politikadır. PYD’ye kızarsınız. Haklısınız.Siz PYD’nin araçlarının neden Türkiye üzerinden başka bir ülkeye girmesine izin verdiniz. Bu mantıklı mıdır? Şimdi kıyameti koparıyor. İzin veren sensin kardeşim. Dış politikada geleceği göremezsen böyle olur. ABD ve Rusya PYD konusunda neredeyse ortak hareket ediyorlar. Bir ay öncesini düşünün. Putin neredeyse Türkiye ile hareket eden bir devlet adamı görünümündeydi. Ancak öyle değildi biz bunu görüyorduk.  Bir hükümet düşünün bir taraftan öbür tarafa, savrulan git geller yaşayan. Dünya dengelerini iyi okuyamayan… Şimdi Münbiç’e gireceğiz diyorlar. Ne Münbiç ne Rakka… İkisi de başkalarının kontrolünde. Bölgede yöneticilerinin söylediği boş olan, yalnız bırakılan, güvenilmeyen bir Türkiye imajı çıkıyor ortaya. Bu bizi rahatsız ediyor. Fırat Kalkanı’na güvenli bölge oluşturulması için destek verdik.”

“Ortadoğu politikasında kaybeden tek ülke Türkiye’dir”

“İktidarda kararlılık olması için bir hedefinin olması lazım. İktidarda hedef yok ki kararlılık olsun. Şimdi şu kararlı bir ifadedir. Münbiç’e gireceğiz. Girildi mi? Hayır. Ortada arkası havada kalan bir söz var. Şimdi ben buraya gideceğim diyorsunuz. Gidiyorsunuz bir bakıyorsunuz sizin söylediğiniz bütün laflar havada. Önerimiz süratle Suriye ile iş birliği yapıp savaşı bitirmeleri. Suriye iş birliği yapmadığımız sürece Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlayamazsınız. Bugün gelinen noktada Ortadoğu politikasında kaybeden tek ülke Türkiye’dir. Nereden nereye geldik. (Güvenli bölge oluşturulması) Bunlara başarı deniyorsa başarı sözcüğünün anlamını değiştirmemiz lazım. Fırat’ın batısı kırmızı çizgimiz diyorlardı. Kaldı mı kırmızı çizgi? Kalmadı. Türkiye Suriye politikası ile başına bela aldı. Çünkü iktidar hayaller peşinde koşuyordu. Suriye demek, Rusya demek. Eğer siz Suriye’nin Rusya için ne kadar önemli olduğunu bilmezseniz böyle bir tablo ile karşılaşırsınız. İran, Rusya ve ABD Ortadoğu’da çok güçlü bir hale geldi. Kim kaybetti? Biz kaybettik. Mevcut hükümet dış politikada Tükiye’nin itibarına çok büyük darbeler vurmuştur. Türkiye sözü dinlenmeyen bir ülke haline gelmiştir. Nasıl bir Ortadoğu politikasıdır bu? Anlamak mümkün değil. Cumhuriyet tarihinde böyle bir dış politika hiç yaşamadık. Tam bir iflas ile karşı karşıyayız.”

Avrupa ile yaşanan kriz

“Ben bunu Brüksel’de de Londra’da ve diğer bir çok yerde de açıkladığım için rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye’ye karşı AB çifte standart uyguluyor. Bu Avrupa’nın etik değerleri ile bağdaşmıyor. Bizi rahatlıkla AB’ye uyum sağlayacak bir ülke olarak görmeyebilirler. Dolayısı ile ben AB’nin Türkiye’ye dürüst davranmadığını ve çifte standart uyguladığını kabul ediyorum. Ama ben iktidara şunu da söyledim. Niye AB’nin bize yapın demesini bekliyoruz? Gelin kendimiz yapalım. Ama maalesef bu olmuyor. Yapmıyorlar. Hükümetin AB politikaları tutarlı değil. Türkiye’de demokratik standartlar geriledikçe belli tepkiler geliyor. Bugün insan hakkı ihlallerini dünya, o ülkenn iç meselesi olarak görmüyor. Bu çerçeveden baktığınız zaman biz insan hakkı ihlallerini bir şekilde sıfırlamalıyız. 

Hollanda ile yaşanan diplomatik kriz

“Bir ülkenin bakanı başka bir ülkeye gidiyorsda sınırdan geri çevrilmesi asla kabul edilemez. Ama dönüp kendimize şunu da sormamız lazım. 2008’de bir yasa çıktı. Bu yasada yurtdışında propaganda yapılamaz diyor. Şimdi bu kanunu bir tarafa bırakacaksınız büyükelçiliklerde propaganda yapacağım diyeceksiniz? Bu doğru değil. Türkiye iki arada bir derede kaldı. Yaptığı suç. Öbür tarafın yaptığı ise tam bir skandal diplomatik açıdan. Olan orada yaşan Türk vatandaşlarına oldu. İçerde referandum için bir düşman bulunamadı ve dışardan bulmak lazım dediler. Sormamız gereken daha büyük bir soru var? Türkiye’nin büyükelçisi nerede? Niye Türkiye’de? Kaç aydır Türkiye’de Sayın Bakan Hollanda’ya gidiyor büyükelçi yok. Hakkını savunacak bir başkonsolos var. Nerede bu büyükelçi?”

“Her ülke kendi çıkarını savunur. Türkiye’de kendi çıkarını savunur. Niye bütün Avrupa’yı karşımıza alalım? Bu ülkeyi kuranlar boşuna ‘Yurtta barış dünyada barış’ dememişler. Kavga ederek dünyadan soyutlanırsanız büyüyemezsiniz. Büyümenin yolu da barıştan geçer.”

Almanya’daki gösteri

“PKK’nın gösterisine kesinlikle karşıyız. Burada en ufak bir tereddüt yok. Terör örgütü olarak görüyorsun parlamentonda kabul etmişsin. Niye izin veriyorsun? Türkiye bunun takipçisi olmalı. Siz bu örgüte nasıl izin veriyorsunuz demeli? Her türlü desteği veririz.”

Genelkurmay’ın Atatürksüz afişleri

“Beni derinden yaraladı. Mustafa Kemal Atatürk hepimizin ortak paydasıdır. Bu ülke için emek harcamış mücadele etmiş. Bu ülkenin insanları Kur’an’ı kendi dillerinden okusun diye Türkçe mealini yazdırmış. TBMM’yi kurmuş ve açılış gününü çocuklara armağan etmiş. Mustafa Kemal hepimizin ortak değeridir. Bunu görmezden gelmek kabul edilemez.”

“Türklere farklı gözle bakılmasına ortam hazırlıyorsunuz”

“Şu telefonu hiç unutmuyorum. Hollanda’da bir Türk kadını ki yıllardır orada. Komşusu Hollandalı. Her sabah dışarı çıkarken birbirleriyle selamlaşıyorlar. Ama son çıktığında Hollandalı kadının sırtını döndüğünü ve selam vermediğini, bununda kendisini derinden yaraladığını söylüyor. Siz iç politikada evet çıkaracağım diye dışarıdaki Türkleri zor durumda bırakamazsınız. Yazık günahtır. İnsanlar oraya alın terleriyle gittiler, emekleriyle gittiler, ekmek parası için gittiler. Dişleriyle tırnaklarıyla tutundular. Kimisi sanayici oldu, kimisi emekli oldu oraya yerleşti. Siz bu tabloyu alıyorsunuz ters düz ediyorsunuz ve Türklere daha farklı bir gözle bakılmasına ortam hazırlıyorsunuz. Bu doğru değil. Oradaki Türkleri çok yaraladı.”

“Son derece tehlikeli”

“Hayat zaten değişim üzerine inşa edilmiştir. Bütün mesele değişimin olumlu mu olumsuz mu olacağı. Sayın Cumhurbaşkanı olumlu olacak diyorsa tabiki destek veririz. Bugünkü konuşmasında bir cümle var. ‘Siz böyle davranmaya devam edersenin yarın dünyanın bütün yerindeki batılılar güvenle huzurla dışarıya adım atamaz’ diyor. Son derece tehlikeli bir cümle. Böyle yaparsanız Türkiye sizin topraklarınızda olaylar çıkarır mesajıdır bu. Son derece yanlıştır. Türkiye acilen bu söylemleri bırakamalı. Kesinlikle doğru bir söylem değildir.”

Eleştirilere yanıt

“Gayet basit. Bugünkü modele göre çoğunluk partisinin lideri başbakandır. Onu söylüyorum. Yeni modele göre o başbakan olamayacak. Yeni modele göre seçim yapıldı, bir partinin oyu yüzde 49 oldu. Partinin genel başkanı duruyor yüzde 49 oyla ama başkan olamıyor. Başkan olması için 51 oya ihtiyaç var. Ne yapacağız? Yeni modele göre ikinci seçime gideceğiz. İkinci seçime gidilirse çoğunluk partisinin değil de başka bir partinin lideri seçildi. Mümkün mü? Mümkün. O zaman ne olacak? Başkan başka bir yerden, parlamentoda çoğunluk partisinin lideri başka olacak. Yani bugünkü konumda başbakan başka biri olacak. Orada çoğunluk partisinin başkanı yerine başbakan dediğim için bu söylem kullanılıyor. Ama ben gayet haklıyım. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş kavgalara sebep olacak eğer bu durum yaşanırsa. Uzlaşma olacağını düşünmüyorum. Başkan ve parlamento arasında bir ilişki olmayacak zaten. Bir sorunu çözelim derken daha büyük bir sorunun çıkmasına ortam hazırlıyor bu durum. Sorun verilen yetkide. Meclisin yetksini alıyorsunuz bir kişiye veriyorsunuz. Kıdem tazminatını bir kalemde tak diye kaldırdım diyebilir. Efendim bu olmaz. Neden olmasın? Kanuni mi? Evet. Sorun verilen yetkinin boyutlarında.”

“Tek başınıza bir kararla TBMM’yi feshediyorsanız bu tek adamlık değil midir?”

“Tek başınıza bir kararla TBMM’yi feshediyorsanız bu tek adamlık değil midir? Tek başınıza istediğiniz kadar başkan yardımcısı seçiyorsanız bu tek adamlık değil midir? Tek başınıza istediğiniz kadar bakanlık oluşturuyorsanız, ekonomik kararları alıyorsanız bu tek adamlık değil midir? Tek adamlığı da kendisi söyledi. Binali beyin açıklaması “tek adam diyorlar başka ne olacak, elbette tek olacak” başka ne diyeyim. Ben demiyorum, kendi başbakanı söylüyor. Rejim değişikliği bu. Olay bu kadar basit. Zor bir olay değil. Başbakanlık niye kaldırılıyor? Bakanlık kurma yetkisi TBMM’de şu an. Yeni modelde bir kişi. Başkan istediği bakanlığı kuracak, o bakanın da Meclis’le ilgisi olmayacak. TBMM’nin sorusuna bile cevap vermeye tenezzül etmeyecek. O yüzden vatandaşlara söylüyorum, sandığa giderken oturun hep birlikte konuşun. Arzu eden vatandaşlarıma bunu göndermeye razıyım. Resmi Gazete karışık ama eski metin ve yeni metin karşılaştırılınca ortaya çıkıyor”

“18 yaşındaki çocuklara tuzak kuruluyor”

“18 yaşındaki kişinin milletvekili olabilir. Erkek olursa ve ömür boyu askerlikten muaf olursa bu doğru değil. İki yıl milletvekilliği yaptıktan sonra milletvekillerinin emeklilik haklarına da kavuşmuş oluyor. Askere gitmeyecek, milletvekili olacak, ballı emekli aylığı alacak. Manavın oğluna mı, simitçinin oğluna mı verilecek bu? Garibanın çocuğu El Bab’a gidecek, askere onlar gidecek bunlar gitmeyecek. Buna ben itiraz ediyorum. Ben 18 yaşındaki oğluma bu taksimi emanet edemiyorum dedi taksici. 18 yaşındaki çocuk bugün ne bekliyor? Eğer okumuyorsa iş bekliyor. 6 buçuk milyon işsizimiz var. Sırf ‘Evet’ çıksın diye 18 yaşındaki çocuklara tuzak kuruluyor. Annesi inanmıyor, babası inanmıyor doğru değildir diyor. Bu gerçeği söylüyorum başka bir şey söylemiyorum.”

“Cumhurbaşkanı’na beni doğruladığı için teşekkür ederim”

“ABD’de hakim tayin ediyor ama onay almadığı sürece yerlerine oturamıyorlar. Bizim değişiklikte 15 üyenin 12’sini doğrudan başkan tayin ediyor. Ne Meclis’e geliyorlar, ne hesap verme gibi bir şeyleri yok. Partinin genel başkanı hakim tayin eder mi? Benim tayin ettiğim bir hakime Vatan Partili, MHP’li vatandaş nasıl güvenecek? Bu hakimi CHP’nin Genel Başkanı tayin etti. Kafasında bir sürü soru işareti çıkar. Anayasada kaç tane başkan yardımcısı olacağının sınırı yok. Cumhurbaşkanının konuşmasından okuyayım size. Bana sataşarak ifade ediyor, ‘Ey Kılıçdaroğlu anladın mı? Yeterli sayıda başkan yardımcısı var, bir olabilir, iki olabilir, üç olabilir. Bunu kim tayin ediyor başkan’ dedi. Ben de kendisine teşekkür ediyorum beni doğruladığı için. Kaç başkan yardımcısı var? Belli değil. Binlerce başkan yardımcısı tayin edecek demiyorum ama bu işin sınırı kişinin keyfine bırakılmış. Olmaz. Devlette kurallar vardır, bir bakanlıktan kaç tane genel müdür olacak, bir devlette kaç tane bakan olacak bunların tamamını milli iradenin kalbi olan parlamento belirliyor.”

“Atatürk tek adamdı diyorlar, alakası yok”

“Parti olarak anket yapmıyoruz ama diğer sonuçlar geliyor. Şundan kesin olarak eminim bu ülke demokrasiyi seviyor. Parlamentosunu seviyor, 23 Nisan’ı bayram ilan etmiş. Bizim görsellerimizde saçı örgülü kız çocuğu var. O kız çocuğu 23 Nisan’ın bize armağanıdır. O kız çocuğu ‘bana 23 Nisan’ı bayramını veren Meclis’ime dokunmayın’ diyor. Bir şekliyle işin özü budur. Milli irade madem ki Meclis’te tecelli ediyor, ve cumhuriyetin hiçbir döneminde tek adamlık olmadı. Atatürk tek adamdı diyorlar. Hiç alakası yok. Mustafa Kemal Atatürk’e Meclis’e feshi yetkisi verilmek isteniyor ama reddediliyor teklif. Biz Atatürk’ü severiz ama milli iradeyi kimse fesh edemez diyor iki milletvekili ve teklif reddediliyor. Sivas Kongresi’nde de tek adam yoktur. Tıbbiyetli Hikmet Atatürk’ün karşısına çıkar der ki ‘Mandayı reddediyoruz, siz destekliyorsanız sizi de reddediyoruz’. Biz rejimi değiştiriyoruz. Tek adam, her şeye yetkili. Tek adam hata yaparsa bedelini ülke ödeyecek. Suriye’de, Irak’ta, Rusya’da hata yaptılar bedelini ödüyoruz. Hala Putin, Trump bizi kurtaracak mı? Üst akıl var diyorlar. Bırakın kardeşim bu ülkenin insanının sağduyusuna güveniyorum”

“Toplum kişilerin hırsına teslim edilemez”

“Binali bey, Tayyip beye itiraz mı ediyor? Çift başlılık niye vardı? Anayasal sınırları dışına çıkan bir cumhurbaşkanı var, sen anayasal sınırları içerisinde çalışacaksın diyen başbakan var. O kadar. Ben sizin görev alanınıza müdahale etsem çift başlılık çıkar. İstediklerini yapıyorlar değişiklik neden? Cumhurbaşkanının görevleri anayasada tanımlanmış. Dışişleri Bakanı, Ekonomi Bakanı, Başbakan konuşmuyor, başkan konuşuyor. Çift başlılık yok burada. Toplumlar kişilerin hırslarına teslim edilemez. Bu felakete götürür. Libya, Irak, Suriye örnekleri önümüzde duruyor. Dünyanın en gelişmiş 20 ülkesine bakalım. ABD dışında parlamenter sistem. Türkiye büyüdü mü? Büyüdü. Toplu iğne üretemeyen Türkiye sanayi de büyük adımlar attı. “

“Mevcut sistemde değişmesi gerekenler var”

Bu sistemde değişmesi gereken çok şey var. Darbecilerin çıkardığı kanunların değişmesi lazım. Bunlardan birisi seçim barajı. Niye yüzde 10 seçim barajı değişmiyor? Darbecilerin çıkardığı yasaya karşı mıyız? Karşıyız. Gelin değiştirelim. Hayır değiştirmeyelim diyorlar. Milletvekillerini parti liderleri seçiyor. Millet niye milletvekilini seçemiyor? 12 Eylül döneminde çıkan kanunlar engel. Millet genel başkanların milletin önüne koyduğu listelere oy veriyor. Yine siyasi ahlak kanunu niye çıkmıyor. Doktorların, esnafın var. Milletvekillerinin niye ahlaki kuralları yok? Yurt dışı seçim çevresi niye olmuyor. Yurt dışında 6 milyon vatandaşımız var. Oy kullanıyorlar ama TBMM’ye temsilci gönderemiyorlar.”

“Bu memleket meselesi”

“Sayın Baykal bu konuyla ilgili açıklamasını yaptı. Bir isim vermediğini belirtti. Hayır’ın hayırlı bir iş olduğunu söyleyen pek çok kişi var. Bizim dışımızdaki siyasi partiler var. Saadet Partisi var, ÖDP var. Biz biraz daha fazla görünür olmuş olabiliriz ama Türkiye’nin demokrasisinde kaygı duyan geniş bir kitle de var. Bunu bir partiye mal etmeyi doğru bulmuyorum. Dominant olarak CHP’nin öne çıkmasını doğru bulmuyorum. Parti bayraklarıyla değil Türk bayraklarıyla sokağa çıktık. Bu bir demokrasi meselesi. Demokrasi herkes için can ve mal güvenliğidir. Siz bir başkana tek başına OHAL yetkisi veriyorsunuz. O kişi istediğinin bütün mal varlıklarına istediği zaman el koyabilir demektir. Bugün önce MGK toplanıyor, olayı değerlendiriyor sonra hükümete tavsiyede bulunuyor. TBMM’de OHAL’in gerekliliği açıklanıyor. Şimdi bu süreçler bitiyor, bir kişi sabah kalkacak bir işadamına kızmış, OHAL ilan edecek. 3 ay içinde Meclis’e gelmesi lazım o zamana kadar bütün mal varlığına el koyarım diyecek”

“Eveti boşuna düşünmeyin, hayır çıkacak”

“Biz bizim gibi düşünmeyenlerin de haklarını savunan bir partiyiz. Genel Başkan adayları çıktılar, kurultayı ben istedim. Demokratik olarak yarışalım dedim. Onlar gibi değiliz biz. Bu bir seçim değil, referandum. Bir ülkenin geleceğini oyluyoruz, partinin değil. Olaya böyle bakmamız lazım. Evet çıkmayacak Deniz bey hiç endişe etmeyin. Alanı görüyorum, bütün inancımla söylüyorum ‘evet’ çıkmayacak. Her partili vatandaşımla konuşuyorum. AK Partili sağduyulu vatandaşlarla da konuşuyorum. Merkez sağ partinin ileri gelenleriyle de konuşuyorum. Demokrat Parti, Anavatan Partisi onlar da hayır diyor. Herkes tek adam rejimi yıkımdır ve Türkiye’yi felakete götürür diyor. ‘Evet’i hiç boşu boşuna düşünmeyin, ‘Hayır’ çıkacaktır.”

“HAYIR” ÇIKARSA CHP NE YAPACAK?

“Hayır’ çıkarsa cumhurbaşkanının makamına saygı gösteririz. Halk seçti. Binali bey zaten Başbakan. Parlamentoda çoğunluk AK Parti’de. Erken seçim çağrısı olmaz, neden olsun. Türkiye’nin bu kadar derdi varken yeniden seçime gitmeyi doğru bulmam. Ama iktidar derse ki erken seçim yapacağız kanun teklifi gelir. Kararı 550 kişi oturur kararını alır, bir kişi değil.”

“PARLAMENTO ÇALIŞMIYOR BÜYÜK YALAN”

“Son 1 ayda 100 kanun çıktı. AB uyum yasalarının tamamı birlikte uyum içerisinde çıkarıldı. Parlamento çalışmıyor büyük yalan. Son yılların en çok kanun çıkaran Meclis’i var. Bir bakan yanlış yaptığında hakkında gensoru verilecek. Bakanlar kendilerine çeki düzen verecek.”

Kaynak : http://t24.com.tr/


YouTube Preview Image

ABD eski güvenlik danışmanı Flynn Türkiye’den 530 bin dolar almış

ABD Başkanı Donald Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, Adalet Bakanlığına yaptığı bildirimde, Türk hükümetinden Türkiye lehine lobi yürütmesi için 530 bin dolar aldığını belirtti.

ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’ın, Türkiye hakkında lobi faaliyeti yapmak için Türk Hükümetinden 530 bin dolar alması ve bunu gizlemesi ABD medyasının gündeminde baş sıralarda.

Flynn’ın avukatı, geçen yılın Ağustos ayından Kasım ayına kadar Türkiye’nin çıkarlarının ABD’de temsil edilebilmesi için lobi faaliyeti yürüttüğünü ve yüklü bir miktar ödeme aldığını kabul etti.

Trump, geçen ay Rusya Büyükelçisi ile görüşmeler hakkında Başkan Yardımcısı Pence’yi yanılttığı için Michael Flynn’ı kovmuştu.

GÜLEN İADE EDİLMELİ’ DEMİŞTİ

Flynn, ABD Başkanlık seçimlerinin yapıldığı gün The Hill sitesinde yayımlanan makalesinde, ABD hükümetinin Fethullah Gülen’i ülkede barındırmaması gerektiğini savunarak, Barack Obama yönetimine sert eleştiriler yöneltmişti. Makalede, Gülen ‘Türkiye’nin Usame bin Ladin’i’ olarak nitelendiren Flynn, 15 Temmuz askeri darbe girişiminin de ‘Türkiye’nin 11 Eylül’ü’ olduğunu belirtmişti.

Flynn’in avukatı Robert Kelner, bir Türk işadamı tarafından Hollanda’nın Danışmanlık Bürosu olan Inovo BV’ye yaptığı çalışmaları, Türkiye hükümeti ile ilişkili olarak açıkladı.

Flynn’in danışmanlık şirketi Flynn Intel Group Inc., daha önce bir Türk iş adamının sahip olduğu bir şirkete yönelik çalışmalarını Kongre’ye bildirmişti. Fakat Amerikan Adalet Bakanlığı’na bu konuyla ilgili ayrıntılı olarak başvurmamıştı. Büyük tartışmalara neden olan bu durumun ardından Adalet Bakanlığı’na sunulan yeni dosya, Flynn’in firmasına Türkiye’den 530 bin dolar ödendiğini gösteriyor.

Flynn, Türk işadamı Ekim Alptekin’in Hollanda merkezli bir şirketi tarafından tutulduğu ve bunun için 100 bin dolar civarında para verildiği konuşulmuştu. Gazeteler, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nin de konuyla iglili soruları cevapsız bıraktığını belirtti.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr

Bahçeli: Yunanistan tekrar denize dökülmek istiyorsa Ege’ye kurşun gibi saplanmasını biliriz; akıllı olun!

Korgeneral Alkiviadis Stefanis, ilk ziyaretini Ege Denizi’ndeki Koyun Adası’na yaptı

“Enosis kuyruklu yalandır, uyduruk masaldır ve ayaklarımızın altındadır”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yunanistan’da kısa süre önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nı devralan Korgeneral Alkiviadis Stefanis‘in ilk ziyaretini Ege Denizi’ndeki Koyun Adası’na yapmasına ilişkin sert konuştu. “Bu çürümüş general, işgalci Yunan askerleriyle poz vermiştir. Yunanistan, Balkan savaşlarında işgal edilmeyen, Lozan’da verilmeyen adalıkları düşmanca işgale almıştır” ifadesini kullanan Bahçeli, “Eğer ki tekrar denize dökülmeyi istiyorsa buyursun, Türk milleti buna hazırdır. Bunu bir kez daha yapacak güçte ve imandadır. Biz yine Ege’ye kurşun gibi saplanmasını bilir, tekrar tarihi öğretiriz. Yunanistan yönetimine diyorum ki, dedeleriniz başarılı olamadı akıllı olun” diye konuştu.

15 Temmuz darbe girişimine katılan 8 askerin iadesini reddeden Yunanistan ile kriz yaşanırken Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, 30 Ocak’ta kuvvet komutanlarıyla birlikte Kardak kayalıkları bölgesinde dolaşıp fotoğraf çektirmişti.

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli’nin açıklamalarından Yunanistan’la ilgili bölümü şöyle:

“Tüm bunlar olurken Kıbrıs konusu yine çıkmaza girmiştir. Rum Meclisi, 13 Şubat’ta Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması demek olan Enosis referandumunun kutlanması kararını almıştır. Rum lideri masadan kalkıp kapıyı sert bir şekilde vurarak gitmiştir. Gerçeklerle yüzleşmekten kaçan, adadaki Türk varlığına tahammül edemeyenler şunu anlasın ki; Kıbrıs Türk’tür, Türk’ün yurdudur. Enosis kuyruklu yalandır, uyduruk masaldır ve ayaklarımızın altındadır. Enosis inkardır, kindir, nefrettir, nefesimizle gömülmeyi hak etmektedir. Rum yönetimi ille de Yunanistan’a bağlanmak istiyorsa adayı terk edip Atina’ya gitmesi, Yunanistan’a yerleşmesi samimi dileğimizdir. Kimin yurdundan kimi çıkaracaklarmış.

“Ege’ye kurşun gibi saplanmasını bilir, tekrar tarihi öğretiriz”

“Yunanistan’ın yeni atanan kara kuvvetleri komutanı, soluğu Koyun adasında almıştır. Bu çürümüş general, işgalci Yunan askerleriyle poz vermiştir. Türkiye’nin Kardak kayalıklarındaki faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu, bir dahakine tolerans göstermeyeceklerini söylemiştir. Yunanistan, Balkan savaşlarında işgal edilmeyen, Lozan’da verilmeyen adalıkları düşmanca işgale almıştır. Yunanistan’ın amaç ve hedeflerini anlayamıyoruz. Eğer ki tekrar denize dökülmeyi istiyorsa buyursun, Türk milleti buna hazırdır. Bunu bir kez daha yapacak güçte ve imandadır. Biz yine Ege’ye kurşun gibi saplanmasını bilir, tekrar tarihi öğretiriz. Yunanistan yönetimine diyorum ki, dedeleriniz başarılı olamadı akıllı olun. Boşuna heveslenmeyin, Türkiye’yi asla geçemezsiniz. Yunanistan halkı, kendi yönetimlerini ikaz etmeli, densizlere haddini bildirmelidir.”

Kaynak : http://t24.com.tr/


YouTube Preview Image

Esad: Teröristlere karşı savaş, Erdoğan’ın ordusuyla savaştır!

367165909

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad

Suriye Devlet Başkanı Esad, Erdoğan için, ‘hastalıklı‘ ve ‘megalomanyak‘ ifadelerini kullandı.

Portekiz’in RTP televizyonuna konuşan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’ye girerek ‘sınırı aştığını’söyledi.

Birgün’de yer alan habere göre, Erdoğan’ın ‘gerçeklikten kopuk yaşadığını’ öne süren Esad, “Erdoğan günümüzde değil, Osmanlı döneminde yaşıyor. Tamamen hastalıklı bir adamdan söz ediyoruz. Tam anlamıyla megalomanyak bir başkandan söz ediyoruz” dedi.

‘Teröristlere karşı savaş, Erdoğan’ın ordusuyla savaştır!’

Suriye’nin topraklarında bulunan Türkiye ordusuna cevabı konusunda da Esad “Suriye’nin bunu tam anlamıyla işgal olarak nitelendirdiğini” belirtti. Esad; Suriye’nin de kendi topraklarını ve egemenliğini savunmada doğal ve meşru bir hakka sahip olduğunu vurguladı.

“Gerçekçi olmak gerektiğini” ifade eden Esad; “Suriye’ye giren her teröristin Türkiye üzerinden ve Erdoğan rejiminin desteği ile girdiğini” savundu. “Bundan dolayı da söz konusu bu teröristlere karşı savaşmanın Erdoğan ordusuna karşı savaşmak anlamında olduğunu” söyleyen Esad, “Türkiye ordusu değil, Erdoğan ordusu diyorum.” İfadesini kullandı.

“Türkiye’nin NATO üyesi olması bir şey değiştirmez!”

Türkiye’nin NATO ülkesi olmasına ilişkin soruya cevabında Esad, bunun hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini belirtti.

Beşar Esad,” NATO üyesi olması ya da olmaması halinde hiçbir devletin başka bir devletin topraklarına uluslararası kanunlara aykırı olarak girmesi ya da işgal etmesinin hiçbir şekilde doğru olmadığını” ifade etti.

Trump’ın sözlerine yanıt

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, militanlara karşı savaşta yeni ABD Başkanı Donald Trump’la müttefik olabileceğini söyledi. Esad, “Rusya, İran ve ABD’yle militanlara karşı müttefik olabilirim” dedi. Trump’ın militanlarla savaşma sözünün ümit verici olduğunu belirten Esad, “Trump sözünü tutacak mı?” sorusuna “Bekleyip göreceğiz” yanıtını verdi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Erdoğan: Türkiye-Rusya ilişkilerinin geçmişe göre çok daha güçlendiğini düşünüyoruz

490170406İki lider, uçak krizinin yaşandığı Kasım 2015’ten bu yana ilk kez bir araya geldi.

Türkiye ile Rusya’yı sıcak çatışmanın eşiğine getirerek iki ülke tarihinin en büyük krizlerinden birine neden olan Rus savaş uçağının Türk hava sahasında düşürülmesi ve pilotunun öldürülmesinden yaklaşık dokuz ay sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir  Putin St. Petersburg’ta ilk kez bir araya geldi. 24 Kasım 2015’teki uçak krizinden sonraki bu ilk yüz yüze ve heyetlerarası toplantıların ilk bölümünde ekonomik-ticari ilişkiler ele alındı, Suriye’deki krizin çözümün ilişkin görüş ayrılıkları aynı gün içindeki ikinci toplantıya bırakıldı. Erdoğan’ın “Türkiye-Rusya ilişkilerinin geçmişe göre çok daha güçlendiğini düşünüyoruz” sözleriyle özetlediği görüşmeler için Putin, “Kriz öncesi döneme dönebilmemiz için zamana ihtiyaç olacak. Çok zor bir dönemden geçtik ama şunu söylemek istiyorum ki Türk dostlarımıza bunu atlatabileceğimizi söylüyorum” değerlendirmesini yaptı. 

Erdoğan ile Putin daha sonra Suriye krizine ilişkin bir toplantı daha yaptı. Bu toplantı da yaklaşık 2 saat sürdü.

Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Sayın Devlet Başkanı, değerli dostum, saygıdeğer bakanlar, sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum. Bildiğiniz gibi malum hadiseden sonra ilk yüz  yüze görüşmemiz. Aynı zamanda 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilk yurt dışı ziyaretimi de Rusya Federasyonu’na gerçekleştirmiş oldum. İlişkilerimizin yeniden eski seviyelere getirilmesi konusunda iki taraf son derece kararlıdır. Kamu oylarının beklentisi de bu yöndedir. Siyasi, iktisadi ve beşeri alanlarda Türkiye-Rusya ilişkilerini olması gereken seviyelere taşıyacak kararları almış bulunuyoruz. Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin tekrar canlandırılması, charter uçuşların tekrar başlaması, tarım ürünlerine yönelik kısıtlamaların kaldırılması, vizesiz rejimin tam teşekküllü ortaya konmasında adımları inşallah peyderpey ve müştereken atacağız.  

“Akkuyu Nükleer Santrali’ne stratejik proje statüsü vereceğiz”

Akkuyu Nükleer Santrali’ne stratejik proje statüsü vereceğiz. Savunma sanayinde ortaklığımızı artıracağız. Dev işbirliği projelerimizi süratlendirmek suretiyle burada alacağımız mesafe önem arz ediyor. Ankara Moskova hattını yeniden bir güven ve dostluk hattı haline getireceğiz.

Bütün bunlara rağmen bizler çalışmalarımıza el birliğiyle devam edeceğiz. Türk akımı projesi hızlı bir şekilde hayata geçirilecek. Bu girişim çağrımız üzerine daha da etraflıca ele alınacak ve böylece Türk akımı projesinin Avrupa’ya geçmesi noktasında ilgili bakanlarımız görüşmeleri sürdürecek. Özellikle darbe girişiminin ertesinde hemen Sayın Başkan’ın bizi araması psikolojik noktada bize yardım etmiştir. Türkiye – Rusya ilişkisi sadece ikili anlamda önem taşımıyor. Bölgesel barış, huzurun tesisi açısından da önemli. Birazdan ikili, dar kapsamlı bir görüşmemiz olacak ve bunları ele alacağız.

Kıymetli dostum Sayın Putin’le birlikte ikili temaslarımızı yoğun bir şekilde sürdüreceğiz. Biz Türkiye – Rusya ilişkilerinin geçmişe göre çok daha güçlendiğini düşünüyoruz. Değerli dostum Putin’e teşekkür ediyorum. 

Putin: Yapıcı bir görüşme yaptık

Putin’in açıklamasından satırbaşları şöyle:

Yapıcı bir görüşme yaptık. Bölgesel ve ulusal konular ele alındı. Bizim ilişkimiz dahilinde çok farklı dönemler var. Trajik dönemler var ama strateji ve mantık öne çıkıyor. Türkiye’nin zor siyasi durumuna rağmen ziyaret fırsatı buldu. Bu gösteriyor ki Türk ortaklarımız ilişkileri yeniden inşa etmekten yana olduklarını gösterdi. 

“İlişkimizi eski seviyeye çekmeyi planlıyoruz”

Türkiye heyetini bugün ağırlıyoruz. Yatırımların artırılması, projelerin değerlendirilmesi, iki ülkenin de iş dünyasının desteğiyle, büyük şirketlerinin yöneticileriyle görüşerek ilişkimizi eski seviyesine çekmeyi planlıyoruz.

Sayın Erdoğan’la bu tür konuları görüştük. Karma komisyonlar çeşitli toplantılar gerçekleştirecek. Şunun altını çizmek isterim, ticari işbirliğinde Rusya ve Türkiye’nin en önemli kilit noktası enerji ve enerji projeleri. Somut politik adımlar atmamız gerekiyor. Türk tarafı birçok büyük projede mesela nükleer santral gibi, Türk akımı gibi projelerde üzerine düşen bazı adımları zaten atmıştı. Rus turistlerin Türkiye’ye gelmesi konusunda bazı yasaklamalar, kısıtlamalar getirmiştik. Kriz öncesi döneme dönebilmemiz için zamana ihtiyaç olacak. Turistlerimizin güvenliğinin maksimum sağlanması durumunda biz de elimizden geleni yapacağız. Türkiyeli inşaat firmalarında Türk işçilerin çalışması en kısa zamanda tekrar görüşülecek.  

“Suriye, ayrı bir toplantıda değerlendirilecek”

Suriye konusunun ayrı bir toplantıda değerlendirilmesine karar verdik. Terörle mücadelede işbirliğini ayrıca görüşeceğiz. Bugünkü açıkça görüşme için teşekkür ediyorum.

Soru cevap kısmı

Basın toplantısında 2 tane Rus gazeteciden , 2 tane Türk gazeteciden soru alındı. Erdoğan ve Putin’in cevapladığı sorular ve yanıtları şöyle:

Soru: Sorum her iki isme de olacak. Kuşkusuz Suriye konusunda her iki ülkenin zaman zaman görüş ayrılıklarına düştüğünü biliyoruz ama ana noktada demokratik çözümden yana iki taraf. Ne kadar ele alındı?

Erdoğan: Şu ana kadar yapmış olduğumuz görüşmede ele almadık. Birazdan alacağız.

Putin: Türkiye Cumhuriyeti’nin saygıdeğer Cumhurbaşkanı Erdoğan’a katılıyorum. Suriye sorununun çözümündeki görüş ayrılıklarının herkes farkında. Bakanlarla birlikte ayrı bir toplantıda ele alacağız. Bilgi paylaşımı yapacağız. Demokratik değişimlerden bahsettiniz. Demokratik değişimler ancak demokratik yöntemlerle sağlanır. Görüşlerimizin ortaklaşması bence yine de mümkün. Çünkü ortak bir amacımız var, o da Suriye krizinin çözülmesi.

Soru: Bir takım sözleşmelerden bahsettiniz. Siz de Sayın Erdoğan, Akkuyu’dan bahsettiniz fakat bir takım kanunların çıkarılması gerekiyor.

Putin: Biz ekonomik işbirliğiyle ilgili konuları politize etmeyiz hiçbir zaman. Güney Akım’da Avrupa Birliği bu projeyi engelleyecek bazı kararlar aldı. Bulgaristan’a mektup gönderdiler. Bir takım zararlara uğradık. Avrupalı ortaklarımız bu projeden vazgeçtikleri için zarara uğradık. Bu yüzden de garantiye, hukuki anlamda garantilere ihtiyacımız var Avrupa tarafında ama bunlar bize sağlanmıyor. Türk akımına bakacak olursak alternatif olarak düşünmedik. Gaz konusundaki işbirliğimizi hem Türkiye’yle, hem Avrupa’yla geliştirmek istiyoruz. Türk akımı biraz da iç taleple ilgili. En kısa zamanda hayata geçirilebilir.

Putin: Avrupa ülkeleriyle görüşülmesi gerekiyor. Türk ortaklarımızla bunu görüşmeye hazırız. Bütün taraflarıyla bir anlaşmaya varılması gerekiyor. İzinlere gelecek olursak Türk tarafının hakkını yememeliyiz. Güney Akımı projesinden farklı olarak iki ülke arasındaki krize rağmen Türk tarafı çalışmayı bırakmadı. İzinler konusunda somut adımlar attılar. Henüz ilaveten görüşülmesi gereken konular elbette var. Akkuyu’ya gelecek olursak Türkiye’deki üç yasada gerekli değişiklikler getirildi. Stratejik yatırım seviyesine çekilecek. Bütün bunlar bu büyük projelerin, on milyarlarca dolarlık projelerin hayata geçirilebileceğini gösteriyor.

Erdoğan: Akkuyu’yla ilgili konu stratejik yatırım haline getirilmesiydi. Süratle karar alınacak ve böylece Akkuyu stratejik yatırım konusu içinde yerini alacak. Teşvik yasasından istifade edecektir. Türk akımı meselesi, Rusya’dan 28 milyar metreküp yıllık doğalgaz alıyoruz. Gelişinde iki hat olacak. Türkiye istifade edeceği gibi Avrupa’ya da gönderme imkanımız olacaktır. 

Putin: Bizim işbirliğimiz enerjiden ibaret değil aslında. Oldukça farklı yönleri olan. Otomobil sanayi, tarım ürünlerinin ihraç edilmesi vesaire.

24 Kasım öncesine dönülmesinde kararlılık var ama 24 Kasım öncesinde diyebilir misiniz? Bir de vize konusunda herhangi bir yorum yapmadınız. Sayın Cumhurbaşkanı, bir sorum da size. İlişkiler yeni bir döneme girdi ama 15 Temmuz önemli bir tarihti. Türkiye – ABD ilişkilerinin gergin olduğu bir dönemden geçtiğimiz dönemde yeni bir ortaklık olarak tanımlar mısınız ilişkileri?

Putin: İlişkilerin yeniden düzenlenmesi konusunda, eski seviyeye dönmesini istiyor muyuz, elbette istiyoruz ve bunu yapacağız. Hayat çok hızlı değişiyor. Bir takım transformasyonlar yaşamaya başladık, bunları göz önünde bulundurmamız gerekecek. Bir karar aldık, hükümetler arasında orta vadeli bir programı hayata geçirme kararı aldık. En kısa zamanda başlayacağız. Çok uzun zamanlar almayacaktır, haftalar içinde yapabileceğimizi düşünüyorum. Dolayısıyla takip etmenizi öneririm. Vize konusuna gelecek olursak bu sorunun da çözülmesi lazım. Öyle ya da böyle bu da ekonomik işbirliğini etkileyen bir konu. Türk ortaklarımızın ulaşım konusunda, demiryolu taşımacılığı konusunda ekonomik sorunlarla karşılaştığını düşünüyoruz. Ekonomik işbirliğiyle ilgili sorunları ortadan kaldıracağız.

Erdoğan: Siz kıyas zemini teklif ediyorsunuz. Biz Türkiye-Rusya ilişkilerini ekonomik alanda 35 milyar doları ticaret hacmi olarak iki ülkeyiz. Bu son gelişmeden sonra 27-28 milyar dolara kadar indi. Tabii burada bildiğiniz gibi bir BRIC anlaşmamız var. Nitekim bu yıl sonu itibariyle tekrar St. Petersburg’da kaldığımız yerden yolumuza devam edeceğiz. Hedefimiz 100 milyar dolar bir hedef koymuştuk. Yeniden bu süreci başlatıyoruz. Bir başka tespit de, Türkiye’den Rusya’ya gelen turist noktasında sağlanan imkan vardı. Bu süreci bir kenara bırakmamız mümkün değil. Sayın Başkan özellikle charter uçuşlara yönelik müzakereleri hızlandıracaklarını söylediler. 

Yabancı basında son zamanlarda bazı haberlere yer verdiler. Suriye hapishanelerindeki dört Amerikalının çıkarılması için sizin Barack Obama’nın Amerikalıların çıkarılması ricası noktasında devreye girdiğiniz söyleniyor. 

Putin: Evet Amerikan tarafı birkaç ay önce böyle bir ricada bulundu. Gerekli çalışmaları yaptıktan sonra yardımcı olduk. Özel bir operasyon değildi. Suriye tarafıyla görüştük. Herhangi bir para ödemedik, sadece insani amaçlarla. Eğer insanlara böyle bir durumda kalan insanlara yardım etme şansımız olursa herhangi bir devletin vatandaşına aynı duyarlılığı gösteririz. Çok zor bir dönemden geçtik ama şunu söylemek istiyorum ki Türk dostlarımıza bunu atlatabileceğimizi söylüyorum.  

Kimler katıldı?

Erdoğan’a ziyaretinde MİT Müsteşarı Hakan Fidan da eşlik etti. Ziyarete Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri BakanıMevlüt Çavuşoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker de katıldı. 

20160809180245_unnamed

Tabak jesti 

Türk ve Rus heyetlerin oturacakları yemek masasına koyulan porselen tabakların ortasına Erdoğan ile Putin’in tokalaşma pozunun resmedildiği görüldü.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Perinçek: Türk ordusuna düşmanlık yapan iktidar ülkeyi yönetemez

F_18275146Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, partisinin İzmir İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Genel Başkan Perinçek burada yaptığı konuşmada, darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapısını değiştiren kanun hükmünde kararnameyi çok sert bir dille eleştirdi.

Perinçek, “Türk ordusuna düşmanlık yapan, Türk ordusunu savaşamaz hale getirmeye yönelik bu kararnameleri çıkaran iktidar, Türkiye’yi yönetemez. Ordu düşmanı bir iktidar Türkiye’yi yönetemez. Ordu düşmanları oy da alamaz. Bu ordu düşmanlığı, AKP iktidarının sonunu getirecektir” dedi.

Vatan Partisi’nin İzmir İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, burada bir basın toplantısı yaptı. Toplantıda, darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapısını değiştiren kanun hükmünde kararnameyi eleştiren Perinçek, “Türk ordusuna düşmanlık yapan, Türk ordusunu savaşamaz hale getirmeye yönelik bu kararnameleri çıkaran iktidar, Türkiye’yi yönetemez. Ordu düşmanı bir iktidar Türkiye’yi yönetemez. Ordu düşmanları oy da alamaz. Bu ordu düşmanlığı, AKP iktidarının sonunu getirecektir. Askeri birliklerin önüne çöp kamyonlarını yığarak, tehdit olarak orduyu göstererek kendi yıkılışınızı hazırlıyorsunuz. Ordu ile savaşarak nereye varacaksınız? Bu millet sizi sırtından atacak. Bu millet sizin iktidarınıza son verecek. Çok güvendiğiniz oyların nasıl eridiğini göreceksiniz. Orduya düşman olan bir iktidarı kesinlikle ayakta tutamayız. Onlara oy vermek bundan sonra haramdır. Türk milleti, Türk ordusuna düşman olan bir iktidarı oylarıyla aşağıya indirecektir” diye konuştu. Kararnamenin kökünün dışarıda olduğunu öne süren Perinçek, “Bu kararname, devlete, Cumhuriyet’e, orduya ve millete karşıdır. Bu kararnamenin kökü dışarıdadır. Amerika’nın 2005 yılından beri Türkiye’ye dayattığı ordunun yeniden düzenlenmesini içeriyor. Yunan Silahlı Kuvvetleri 2002 yılına kadar AKP’nin getirdiği sistemi uyguluyor. 2002’deki Kardak Krizi sonrası bu sistemin iflas ettiğini Yunanistan ders olarak çıkartıyor. Türk ordusu örnek alınarak, Yunan düzenlemesi yeniden yapılıyor. Bu kararname FETÖ’cülerin kararnamesidir. FETÖ’cüler ‘Yeni yapılanmaya ihtiyacımız var’ diyordu. Türkiye bu kararname ile bir karışıklığa doğru itiliyor. Türk ordusu ve devlet arasında beraberlik bozuluyor. FETÖ’cüler de şu anda bayram yapıyor. Uyarıyoruz; FETÖ’cüleri, Amerika’yı sevindiren bir kararname çıkarttınız. Bu program düşmanın programıdır” dedi.

ANAYASAYA AYKIRI

Kararnamenin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin savaş yeteneğine darbe indirdiğini kaydeden Perinçek, emir komuta zincirinin Genelkurmay Başkanı’nın elinden alınmasıyla Genelkurmay Başkanlığı’nın bina amirliğine dönüştürüldüğünü savundu. Savaş çıkması durumunda bunu kimin yöneteceğini soran Perinçek, “Savaşı kim yönetecek? Milli Savunma Bakanı mı yönetecek? Bunu ancak düşman yapar. Askeri okulları kapatıyorsunuz. O askeri okullardaki halk çocuklarıdır. Halkına bağlı, Cumhuriyeti’ne bağlı Türk subayı yetişiyor orada. Kapattığınızda, Türk subayını hedef alıyorsunuz. Polis, jandarmanın görevini yapamaz. Bu halkın askere saygısı var ve o saygı iç güvenlik açısından en büyük değer. Hastanesi olmayan ordu nerede var? Savaşan ordu, yaralanan, şehit olan ordudur. Hastanesi olmayan ordu savaşamaz. Türk ordusunun savaşmaması için yapılan bir uygulamadır. İçeride de bu darbeden sonra neler bekleniyor? ABD IŞİD’i üzerimize sürecek. PKK şimdi tekrar inlerinden çıktı, Türk ordusuna karşı çeşitli uygulamalara girdi. MİT ve Genelkurmay Başkanlığı’nın, Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması da Anayasaya aykırı bir durum. MİT’i ve Genelkurmay Başkanlığı’nı Cumhurbaşkanlığı’na bağladığınız zaman Anayasa sistemini bozarsınız. Meclis’in denetimini ortadan kaldırırsınız. Hükümeti denetleme yetkisini ortadan kaldırıyorsunuz. Yani Meclis’e darbe indiriyorsunuz. Bu henüz gerçekleşmedi. Henüz bir plan, ancak bu Anayasaya aykırı” diye konuştu.

GENELKURMAY BAŞKANI AKAR’A ÇAĞRI

Konuşmasında Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a da çağrıda bulunan Perinçek, şunları söyledi:
“Sizin Anayasal görevinizdir ordunun savaş yeteneğini yüksek tutmak. Buna bağlı olarak milletinize karşı Cumhuriyete, Mehmetçiğe karşı sorumluluklarınız var. Kararname uygulanmasına karşı Genelkurmay Başkanlığı’nı, Anayasal görevini yerine getirmeye davet ediyorum. Ordunun yapısını bozan, PKK’ya sevinç veren bu kararnameden vazgeçmeleri için AK Parti tabanı da harekete geçmeli. Ordu düşmanlığının altından kalırsınız. Ordu düşmanlığı millet düşmanlığıdır. Biz geleceğe güveniyoruz. Hiç kimse korkmasın. Bu yapılanlar AKP’nin kendi sonunu hazırladığını göstermektedir. Darbe girişiminin kurmaca olduğu yönündeki iddiaları değerlendiren Perinçek, bunun gülünç olduğunu böyle bir kurguyu kimsenin sahneleyemeyeceğini belirtti. Perinçek darbe girişiminde ABD ile Türkiye arasında bir savaş yaşandığını ve darbe girişiminin arkasında Fethullah Gülen’in bulunduğunun çok açık olduğuna vurgu yaptı.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

İzmir’deki konserini iptal eden Joan Baez: Türkiye kadar tehlikelisini görmedim

743487808

“Onca savaş bölgesine, diktatörlükler altında yönetilen ülkeye, iç kargaşaların olduğu ülkeye gittim ancak…”

Türkiye’de vereceği konseri iptal eden Amerikalı folk müzik efsanesi Joan Baez, “Türkiye’de bugün gördüğüm kadar büyük ve öngörülemez tehlikeyi başka bir yerde gördüğümden emin değilim” dedi.

68 kuşağının sembolleşen kadın müzisyenlerinden Joan Baez, 12 Ağustos’ta İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda vereceği konseri iptal etti.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) konser iptalini duyurduğu açıklamada, “İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleştirileceği duyurulan Joan Baez konseri, sanatçının isteği üzerine iptal olmuştur. İzleyicilerimiz iade işlemleri için bilet aldıkları gişeye başvurabilirler” dedi.

Baez, sosyal medya üzerinde yaptığı açıklamada, “Onca savaş bölgesine, diktatörlükler altında yönetilen ülkeye, iç kargaşaların olduğu ülkeye gittim ancak Türkiye’de bugün gördüğüm kadar büyük ve öngörülemez  tehlikeyi başka bir yerde gördüğümden emin değilim” ifadelerini kullandı.

Baez, aktvist arkadaşlarını, grubunu, müzisyen meslektaşlarını asla tehlikeye atmak istemeyeceğini savundu.

Kaynak : http://t24.com.tr/

 

Türkiye ile İsrail anlaştı

83315-icerikİsrailli Yetkili: Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi için anlaşmaya vardık.

Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun özel temsilcisi Joseph Ciechanover bugün Roma’da bir arayaya geleceği söylenmişti.

Gazze ablukasını kırmaya giden Mavi Marmara gemisindeki 9 kişinin İsrailli komandolarca öldürülmesinden sonra Türkiye ve İsrail arasında gerginleşen ilişkilerin normalleşmesi için iki ülke heyetleri İtalya’nın başkenti Roma’da görüşme gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun özel temsilcisi Roma’da bir araya gelmişti.

İsrailli bir yetkilinin Reuters’a yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için karşılıklı anlaşmaya varıldığını söyledi.
Başbakan Yıldırım, İsrail ile ilişkiler konusunda yarın saat 13.00’da Çankaya Köşkü’nde açıklama yapacak.

Kaynak : http://www.haberdar.com/

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Rusya sonuçlarına katlanmak zorunda kalır

yeni_manset3Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus savaş uçağının Türk hava sahasını ihlal etmesine ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (Rus uçağının sınır ihlali) Rusya, Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal etmeye devam etmesi durumunda sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır. Putin ile görüşmek istediğimi belirttim ancak dönüş olmadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Latin Amerika ziyaretinin ilk durağı olan Şili’ye hareketi öncesi Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Şili yolculuğu öncesi Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde bir gazetecinin “Rusya hava sahamızı bir kez daha ihlal etti. Ayrıca sınırımızda bir mülteci kampını ve insani yardım tırlarını da vurdular.

Rusya ne yapmak istiyor” sorusunu Erdoğan şu şekilde cevapladı:

“RUSYA, BU İHLALLERİNE DEVAM ETMESİ HALİNDE SONUÇLARINA KATLANMAK MECBURİYETİNDE KALACAKTIR”

“Dün öğle saatlerinde hava kuvvetlerine olduğu tespit edilen bir savaş uçağı bizim hava sahamızı ihlal etti. İngilizce ve Rusça olarak tüm ikazlara rağmen gerçekleşen bu ihlali Rusya’nın bölgedeki krizi tırmandırmak çabasının bir sonucu olarak görüyoruz. İhlal edilen hava sahası aynı zamanda NATO Hava Sahası olduğu için konu NATO’nun da takibindedir. Zaten bizden önce NATO bu tespiti yapmış bulunuyor. Rusya Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik bu ihlallerine devam etmesi halinde sonuçlarına katlanmak mecburiyetinde kalacaktır. Bu tür sorumsuz adımların ne Rusya federasyonuna ne NATO Rusya ilişkilerine ne de bölgesel ve küresel barışa faydası yoktur. Tam tersine ciddi zararları vardır. Bütün bu hususlar dün akşam dış işleri bakanlığımıza davet edilen Rusya büyükelçisine açıkça anlatılmış, yaşanan olaylar şiddetle protesto edilmiştir. Bu arada da ben dışişleri müşteşarımıza ‘Rusya tarafıyla görüşün sayın Putin’le bizzat görüşme bizzat görüşmek istiyorum’ demişimdir. O andan bu ana kadar henüz kendisine ilettikleri fakat oradan bir dönüş olmadığını bizim büyükelçiliğimiz buraya bildirmiştir”

“TÜRKMENLERİ KAMPLARDA AĞIRLAYACAĞIZ”

Rusya’nın Suriye’nin sınırımıza yakın bölgelerindeki sivil hedeflere yönelik saldırıların endişe meydana getirdiğinin altını çizen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Rusya’nın bölgedeki operasyonlarının terör mücadele ile hiçbir ilgisi olmadığı tamamen Suriye rejimini ayakta tutma çabasına dönüştüğü açıktır. DAİŞ’le yakından uzaktan bu saldırıların alakası yoktur. DAİŞ mevzilerine yönelik her hangi bir adım söz konusu değildir. Tamamı ile oradaki özellikle Suriye Türkmenlerinin yaşadığı bölgelere yönelik bombalamalar söz konusudur. Uluslararası toplumu, aleni insan hakları ihlalleri karşısında daha duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bugün Suriye’de herkesin gözü önünde yaşanan bu zulümlere göz yumanların yarın ortaya çıkacak sonuçlardan şikayet etme hakları da olmayacaktır. Şu ana kadar sürekli olarak bölgede bir çok Laskiye Türkmenlerine ait köyler vurulmuştur, vurulmaya devam ediyor. 3 bin kişi şuan da bizim tarafımıza geçiyor. Şu anda bunun planları yapıldı. Bununla ilgili olarak her türlü tedbirimizi aldık. Özellikle şuan da başbakan yardımcımız Yalçın Akdoğan, AFAD’la birlikte orada yapılan çalışmalarla soydaşlarımızı mültecileri de bu kamplarda ağırlama hazırlığı içerisindeyiz”

“PYD BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR. BİZ BİR TERÖR ÖRGÜTÜYLE NEYİ KONUŞACAĞIZ”

Basın mensuplarının ,”Cenevre görüşmeleri PYD tartışmalarıyla başladı. Öncelikle Türkiye’nin sert tepkisi olmuştu. PYD’nin davet edilmesi hususunda, karşı olarak Rusya’dan bir tepki gelmişti. Neden böyle tepki gösteriyorlar anlam veremiyoruz diye. Tüm bunlar yaşanırken bugün gün içerisinde Salih Müslim’in Cenevre’yi terk ettiği haberi geldi davet edilmedikleri için. Tüm bu gelişmeler ışığında görüşmelere nasıl bakıyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan şunları söyledi:

“Her şeyden önce Türkiye’nin tavrı bir defa bir terör örgütüyle biz masaya oturup ta kalkıp bir barış görüşmesini yapamayız. PYD bir terör örgütüdür. Biz bunu taraflara söyledik. Biz bir terör örgütüyle neyi konuşacağız. Yani kalkıp ta terör örgütüyle eğer bunu konuşacaksak o zaman bu teklifi getirilen DAİŞ’le de masaya otursunlar. Acaba DAİŞ’le masaya oturabilirler mi? Buna normal bakılabilir mi? Bakılamaz. O nasıl normal değilse aynı şekilde böyle bir terör örgütüyle de bizim masaya oturmamız asla mümkün değildir. Efendim PYD, DAİŞ’e karşı mücadele veriyormuş veya savaşıyormuş. Bunlar bizi ikna etmez. Aynı şekilde Nusra da DAİŞ’e karşı ciddi bir mücadele içerisindedir. Eee.. Nusra’yı kabul etmiyorsun, terör örgütlerinin iyisi olmaz terör örgütlerin hepsi kötüdür. Dolayısıyla kimse kimseyi aldatmasın. Bunu tekrar ediyorum. Rusya’nın burada yaklaşım tarzı da doğru değildir, dürüst değildir. Zaten Rusya’nın PKK terör örgütüyle görüşme yapmak suretiyle sicili bu noktada da kirli haline gelmiştir. Bunun arkasından da çok açık ve net bir şekilde onlara gerekli desteğin verileceği bilgisi haberi tarafımıza ulaşmıştır” DHA

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Sayfa1 → 212