“Mehmet Cengiz’in 425 milyon liralık borcu silindi, 81 yaşındaki kadın, su borcunu ödeyemediği için gözaltına alındı”

Cengiz’in vergi borcunun silindiği, dönemin Maliye Bakanı tarafından doğrulanmıştı.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda “Miletin a…. koyacağız” dediği iddia edilen iş insanı Mehmet Cengiz’in 425 milyon liralık vergi borcunun silinmesi yeniden gündeme geldi. Adana’da 81 yaşındaki bir kadının su sayacındaki mührü kaldırıp suyu kullandığı için gözaltına alındığını hatırlatan Twitter’da bir kullanıcı iki olayı birleştirerek yeni bir tweet attı.

Twitter’da “Kaç Saat Oldu?” ismiyle tweet atan kullanıcı, “Milletin A…k diyen işadamı Mehmet Cengiz’in, 425 milyon TL’lik borcu silineli 2 yıl, su borcunu ödemediği için 81 yaşındaki kadın gözaltına alınalı birkaç saat oldu” dedi.

Cengiz’in vergi borcunun silindiği, dönemin Maliye Bakanı Naci Ağbal tarafından doğrulanmıştı.

Adana’da 81 yaşındaki kadın su sayacındaki mührü kaldırıp suyu kullandı. Fark edildikten sonra gözaltına alınan kadına, mahkeme 3 bin lira para cezası verip serbest bıraktı.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Yanan köşkün inşaatı için Mehmet Cengiz’e müze ve kütüphane ruhsatı

CHP’li meclis üyeleri, İBB’ye soru önergesi verdi.

AKP’ye yakınlığıyla bilinen iş adamı Mehmet Cengiz, İstanbul Boğazı manzaralı Üsküdar’daki Hüseyin Avni Paşa Korusu’ndaki yanan köşkün inşaatı için müze ve kütüphane inşaatı ruhsatını aldı. Cumhuriyet’ten Hazal Ocak‘ın haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB), koruda inşaat için gerekli izinlerin alındığını, müze ve kütüphane vasıflı yapı ruhsatının 19 Mart 2015’te verildiğini belirtti.

“Yangın tesadüfi…”

81 bin 511 metrekarelik Hüseyin Avni Paşa Köşkü, 2002 yılında “Yıkılmadan korunması gereken 1. sınıf kültür varlığı” olarak tescillendi. Koru ve köşk, 2009’da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa çıkarıldı. Köşkü, Mehmet Cengiz satın aldı. 8 Mart 2013 tarihli tapu kaydında korunun ve köşkün satış bedeli “0” TL olarak yer aldı. Konu gündeme gelince Cengiz İnşaat koru içindeki tarihi köşkü restore ederek kullanıma açmayı planladığını açıkladı. Restorasyon için de 6 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na başvurdu. Şirket restorasyon için izin aldığını açıkladı ancak kurul, 23 Haziran 2014 tarihli kararında projenin yerinde inceleme yapılmasından sonra değerlendirilebileceğine karar verdi. Karardan 5 gün sonra 28 Haziran’da köşk yanarak kül oldu. Cengiz İnşaat, 23 Aralık 2015’te 6 Numaralı Koruma Kurulu’na başvurdu. Kurul, şirketin koru içinde “makineli kazı” yapma talebini ocak ayında gündemine aldı ve kazı izni verdi. Kazı çalışmaları geçen yaz ayında başladı. İş makineleriyle yapılan çalışmada çok sayıda ağacın köklerinin dışarıya çıktığı görüldü.

İBB’ye soruldu

CHP’li meclis üyeleri Nezih Küçükerden, Hüseyin Sağ, Yunus Can ve Ercan Erdem, İBB’ye soru önergesi verdi. Yeşil dokunun tahrip edildiğini belirten CHP’liler, bölgede neler yapıldığını, izinlerin verilip verilmediğini sordu. İBB’den meclis üyelerine gelen yanıtta 19 Mart 2015’te köşke ilişkin yapı ruhsatının düzenlendiği, bu ruhsata göre yapının da müze ve kütüphane vasıflı olduğu belirtildi. Ağaçların durumuna ilişkin ise bilgi verilmedi.

Kaynak : http://t24.com.tr/

‘Tehlikeli yakınlık’

424242424

Süddeutsche Zeitung, Türkiye dosyasını bu kolaj çalışmasıyla paylaştı.

Dünyaya yön verenlerin off-shore hesaplar üzerinden milyarlarca dolar vergi kaçırdıklarını gözler önüne seren Panama belgelerini ilk yayımlayan gazete olan Almanya’daki Süddeutsche Zeitung, Cumhuriyet işbirliğiyle Panama belgelerinin Türkiye dosyasını da açtı.

Siyasi liderler dahil dünyaya yön verenlerin off-shore hesaplar üzerinden milyarlarca dolar vergi kaçırdıklarını gözler önüne seren Panama belgelerini ilk yayımlayan gazete olan Almanya’daki Süddeutsche Zeitung, Cumhuriyet iş birliği ile Panama belgelerinin Türkiye dosyasını açtı.

“Tehlikeli yakınlık” başlıklı haberde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakın işadamlarının paravan şirketler kurduğuna dikkat çekildi. Cumhuriyet’in “Panamacı Türkler” başlığı altında 5’i Erdoğan’a yakın 6 Türk iş adamının off-shore faaliyetlerini aktardığını, bunlardan birinin Erdoğan’ın prestij projesi gördüğü üçüncü havalimanı ihalesini alan Mehmet Cengiz olduğunu belirten gazete, bunun üzerine Cengiz’in Cumhuriyet’e telefon açıp küfrettikten sonra “Beni katil etmeyin” dediğine dikkat çekti. Bunun “cinayet tehdidi” olarak algılanması gerektiğine dikkat çeken Süddeutsche “Türkiye’de eleştirel gazetecilerin yıllardır davalar, hapisler ve tehditlerle uğraştığını” vurguladı.

Gazete, MİT TIR’larının Suriye’ye silah taşımasıyla ilgili haber yüzünden Can Dündar ile Erdem Gül’ün hapse atıldığını ve Dündar’ın 6 Mayıs’ta suikast girişiminden kurtulduğunu hatırlattı.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Mehmet Cengiz: “O kuleleri sokacağım size. P….enk herifler. Adamı katil etmeyin”

eyin-2406161200_m2Mehmet Cengiz, Cumhuriyet’i tehdit etti.

17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonları sırasında patlak veren ses kayıtlarında, “Milletin a… koyacağız” diyen Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz, Cumhuriyet’i telefonla aradı,“Adamı katil etmeyin” diyerek ölüm tehdidi savurdu.

Cumhuriyet’in haberine göre, gazete bugün Türkiye’nin merakla beklediği “off-shore”dosyasını açacağını manşetinden duyurdu. Panama skandalını ortaya çıkaran gazeteci konsorsiyumunun, Türkiye’den sadece Cumhuriyet’le paylaştığı belgelerin ilk bölümü yakında Cumhuriyet’te yayımlanacak.

Belgelerde adı geçen isimler arasında AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gözdesi Mehmet Cengiz, Rixos’un patronu Fettah Tamince, Bilal Erdoğan’ın eski ortağı Cihan Kamer, Remzi Gür, Ahmet Hamdi Topbaş ve Hayyam Garipoğlu bulunuyor.

Bu isimler arasında yer alan Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz bugün Cumhuriyet Gazetesi’ni telefonla arayıp, “Adamı katil etmeyin” diyerek tehdit etti. Bugün saat 14.15 sıralarında, Cumhuriyet’in İstanbul’daki merkez binasını arayan telefondaki ses, Mehmet Cengiz’in bizzat görüşmek istediğini belirterek telefonu Mehmet Cengiz’e bağladı.

“SİZİNLE SAVAŞACAĞIM, ADAMI KATİL ETMEYİN”

Manşete koymuşsunuz fotoğrafımı sizde utanma yok mu?” diyerek sözlerine başlayan Cengiz, “Sizinle savaşacağım. O kuleleri sokacağım size” ifadelerini kullanıp, “P….enk herifler. Adamı katil etmeyin” sözleriyle tehditler savurdu.

“Adamı katil etmeyin” diyerek ölüm tehdidi savuran Cengiz, hakaretlerinden sonra telefonu kapattı.

Kaynak : http://odatv.com/

Deniz Feneri’nde skandal! Savcılar “örgüt” yok deyince başsavcılık delilleri imha etti

Deniz Feneri e.V soruşturmasında skandal bir gelişme yaşandı. Sanıklar arasında yapılan telefon görüşmelerine ilişkin tüm kayıtların imha edildiği belirlendi.

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz’in suç duyurusuyla açılan soruşturmayı yürüten savcılar hazırladıkları iddianamede “örgüt” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlaması yapmayınca yapılan tüm telefon dinlemelerine ilişkin kayıtların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından imha edildiği öğrenildi. 

‘BU DELİL KARARTMADIR’ 

Bu durumun ciddi bir sıkıntıya yol açacağına dikkat çeken hukukçular davanın henüz görülmeye başlanmadığını, mahkeme suç vasfının değiştiğine karar vermesi halinde suç delillerine ulaşamayacaklarını bildirdi. Soruşturmanın başlatılmasını sağlayan Mehmet Cengiz yaşananları Aydınlık’a değerlendirdi.

Cengiz, Deniz Feneri yolsuzluğunda örgütlü suç olduğuna ilişkin çok sayıda delil bulunduğunu ifade ederek, görevden alınan savcıların da sanıklar hakkında “örgüt kurma” ve nitelikli dolandırıcılık” suçlaması yaptıklarına dikkat çekti. Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, RTÜK eski başkanı Zahid Akman ve arkadaşlarının da örgüt ve nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla tutuklandığını belirten Cengiz, “Şüphelilere işyerlerinin aranacağı da önceden köstebekler tarafından haber verilmişti. Bunlarla ilgili telefon kayıtları vardı. Şimdi artık bu kayıtlar yok” dedi.

Cengiz şunları söyledi:“Bu delil karartmadır. Ergenekon, Balyoz, … gibi davalarda insanların özel görüşmeleri bile dosyalara konulurken, nişanlısıyla yapılan konuşmaları bile saklanırken Deniz Feneri e V davasında suçla ilgili belgelerin imha edilmesi duyulan paniğin göstergesidir.

‘UCU AKP’YE GİDER’ 

Alman yargıçların “yüzyılın yolsuzluğu” olarak adlandırdığı ve “Türk Hükümeti soruşturmayı engellemek istiyor” dediğini hatırlatan Mehmet Cengiz, Deniz Feneri e.V yolsuzluğunun sağlıklı yürütülmesi halinde ucunun AKP’ye dayanacağını ifade etti. Soruşturmanın başından beri hukuksuz yürütüldüğünü kaydeden Cengiz, daha sanıklar mahkeme karşısına çıkmadan soruşturmayı yürüten savcıların başına gelenlerin her şeyi açıkladığını vurguladı. Soruşturmayı düzgün yürüten savcılara yapılanların hukuksuz olduğunun ortaya çıktığını belirten Cengiz, soruşturmayı yürüten savcıların hukuksuzca soruşturmadan el çektirilmesinin bugün yaşananları izah ettiğini söyledi.

ŞİMDİ NE OLACAK? 

Hukukçular delillerin imha edilmesinden sonra ortaya çıkacak durumu izah etmekte zorlanıyor. “Mahkeme suç vasfını değiştirir de örgütlü suç kapsamına alırsa ne olacak?” sorusuna yanıt verilemiyor. Başka davalarda gösterilmeyen Deniz Feneri e V. davasında gösterilmesi anlamlı bulunuyor.

KÖSTEBEKLER DE KURTULDU 

İmha edilen çok sayıda delil arasında sanıkları işyerlerine yapılacak baskından önce, “işyeri aranacak” diye uyaran köstebeklerin kayıtları da vardı. Dinleme kayıtlarında, Bakan Beşir Atalay’ın koruma müdürü Ali Karabağ’la, Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz, Veli Korkmaz’la, İsmail Karahan arasındaki konuşmalar da yer almaktaydı. Deliller arasında ayrıca birçok sanığı ciddi bir biçimde sıkıntıya sokacak kayıtların olduğu ifade ediliyordu.

Kaynak : Olcay Kabaktepe – ulusalkanal.com.tr

‘Torba’nın talihlileri

Torba kanunun içine yine son dakikada sürpriz bir madde eklendi. Bu madde ile, yargının özelleştirme kararları by-pass ediliyor ve son sözü söyleme hakkı Bakanlar Kurulu’na veriliyor. Bu maddeden geçmişte yargı kararı ile iptal edilen Tüpraş’ın yüzde 14.76 hissesinin Ofer’e satışı, SEKA kağıt fabrikasının Albayrak Grubu’na satışı ve Seydişehir Alüminyum’un Cengiz İnşaat’a satışı yararlanabilecek

Bazı üst kurul başkanlarının görev süreleri ile özelleştirme davalarında ‘imkânsızlık’ halinde mahkeme kararlarının uygulanmayabileceğini öngören torba kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Torba yasaya son dakika sürprizi ile özelleştirme uygulamalarına yönelik açılan davalarda, ihaleyi kazanan yatırımcıya devrin ardından iptal kararı verilmesi sebebiyle oluşacak fiili imkânsızlık karşısında geri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması halinde Bakanlar Kurulu’nu yetkili kılan bir madde de eklendi. Bu karar ile geçmişte satışı yapılan ancak mahkeme kararı ile işlemi durdurulan özelleştirmelerde Bakanlar Kurulu “Devam” diyebilecek.

Canikli: Devlet zararlı çıkıyor 

AK Parti Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli, bir özelleşmeden yıllar sonra yargının iptal kararı verebildiğini, bu durumda devletin büyük bir zararla karşı karşıya kalabildiğini söyledi. Özelleştirilen yere büyük miktarda yatırım da yapıldıktan sonra onun devlet tarafından geri alınmasının mümkün olmadığını ifade eden Canikli, geçmiş hükümetlerde de bu yöndeki yargı kararlarının Bakanlar Kurulu ve Özelleştirme Kurulu kararlarıyla uygulanmadığını örneklerle anlattı.

Piyango vuran özelleştirmeler 

Danıştay’ın kamu menfaati bulunmadığı gerekçesiyle iptal ettiği özelleştirmeleri meşrulaştıracak yasa maddesi geçen yıl da gündeme gelmiş ancak TBMM’de kabul edilmemişti. Tasarıya eklenen maddeyle Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Danıştay’ın özelleştirmelerini iptal ettiği Seydişehir Eti Alüminyum, Tüpraş’ın yüzde 14.76’lık hissesi, SEKA Balıkesir ve Kuşadası Limanı için açılan davalardan sıyrılmış olacak. Danıştay tarafından iptal edilmesine rağmen, hükümetin af paketine eklediği özelleştirmelerle ilgili süreçler şöyle:

1) Tüpraş: ÖİB, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun kamuya açıklanmayan bir kararını dayanak alarak Tüpraş’ın yüzde 14.76’sını, kurumun tamamının özelleş- tirmeye çıkılmasından 6 ay önce, başka hiçbir aracı kuruluşa haber vermeden Global Menkul Değerler aracılığıyla, yaklaşık 1 yıl önce vefat eden İsrailli işadamı Sami Ofer’e ait 6 fona, o günkü borsa değerinin yüzde 8 altında fiyata sattı. Danıştay 2005’te yapılan işlemi iptal etti ve hisselerin geri alınmasını istedi. 6 ay sonra Tüpraş’ın kalanı özelleştirildiği fiyat üzerinden yapılan hesaplamada kamunun 750 milyon $ zarar ettiği hesaplandı.

2) Seydişehir Eti Alüminyum: Mehmet Cengiz’e Haziran 2005’te peşin 290 milyon dolara verildi. Cengiz’e, Eti Alüminyum ile beraber Oymapınar santralının da verildiği ve bu santral için bir bedel alınmadığı ortaya çıkınca Danıştay, satışı 2007’de iptal etti. Enerji Bakanı Taner Yıldız, iade edilmeyen Eti Alüminyum’da, Oyma- pınar üzerinden kamunun 268 milyon TL zarar ettiğini açıklamıştı.

3) Seka Balıkesir: ÖİB, 51.2 milyon dolarlık değeri olan SEKA Balıkesir Kağıt Fabrikası’nı 1.1 milyon dolara Yeni Şafak gazetesinin sahibi Albayrak ailesine verdi. Bursa 2. İdare Mahkemesi satışı iptal etti, Danıştay da kararı ‘yerindedir’ diyerek onadı.

4) Kuşadası Limanı: 2003’te yapılan ihalede İhale Komisyonu, birinci olan şirket ödeme yapamazsa ihalenin iptal edilmesine karar verdi. Ancak ihale onanmadı ve ÖYK, kararı değiştirerek ikinci sırada olan Sami Ofer-Mehmet Kutman ortaklığını sıralamaya soktu. Limaş ödemeyi yapmayınca, liman Ofer-Kutman’a kaldı. Danıştay ihaleyi iptal etti.

Kaynak : VATAN Gazetesi

Konuşuruz tehdidi tahliye getirdi..!

Gizli ziyaretlerin sebebi açığa çıktı

Deniz Feneri yolsuzluğu soruşturmasında tutuklu sanıkların “Konuşuruz” şantajının tahliye getirdiği öğrenildi. CHP TBMM Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Deniz Feneri tutuklularının tahliyesinin organize bir iş olduğunu belirtirken, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz, tutuklulara yapılan gizli ziyaretlerin nedeninin anlaşıldığını ifade etti. Deniz Feneri yolsuzluğu soruşturmasında tutuklu şüphelilerin tahliyesiyle ilgili tartışmalar devam ediyor. 

Tutuklu şüphelilerinbir süredir AKP’ye haber göndererek “Bir an önce dışarı çıkmazsak konuşuruz” dedikleri şeklinde iddialar bulunduğuna dikkat çeken siyasi çevreler, şüphelilerin konuşması halinde AKP’nin ciddi sıkıntılara düşebileceğini dile getirdi. Alman mahkemelerinde ve Alman güvenlik birimlerinde Deniz Feneri e.V. yolsuzluğu ile AKP arasında bağ olduğuna ilişkin bilgi ve belgeler bulunduğuna dikkat çeken siyasetçiler, Alman resmi belgelerinde “Türk Hükümeti soruşturmayı engellemek için uğraşıyor” türü ifadelerin de yer aldığını kaydetti.

Alman yargı makamlarının, Türk Hükümeti’nin bu eylemi örtbas edici ve suçluları koruyucu tutumu nedeniyle, suç örgütünün Türkiye’deki mensupları, yapılanması ile suçla ilgili kanıtlara ulaşılamadıkları vurgusu yaptıklarının altını çizen siyasi çevreler, AKP’nin soruşturmayı kapatmak için çalıştığı değerlendirmesinde bulundu.

‘Terörü fırsat bildiler’ 

CHP TBMM Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, tutuklu şüphelilerin AKP’ye “Çıkarılmazsak konuşuruz” şeklinde haber gönderdiğine ilişkin bilgilerin kulislerde dolaştığını hatırlatarak, “Bu bilgiler bizim de kulağımıza geldi. Ama doğru olup olmadığını bilemiyoruz. Ancak gerçek olan bir şey var; o da önceki gün bu ülkenin ‘parti devleti’ olduğu tescil edildi. Bunu da herkes gördü” dedi. Tutuklu sanıkların serbest bırakılmasındaki zamanlamaya da dikkat çeken Tarhan, “Tutukluların serbest bırakılması tam anlamıyla organize bir iş. Bu iş için terörden yararlanılması ve halkın dikkatinin terör saldırılarında olduğu bir dönemde tahliyelerin gerçekleştirilmesi iğrenç bir durum. Terörden bile yararlanmalarını kabul etmek mümkün değil. Bu kadarını hiç düşünmemiştim” diye konuştu.

‘Çözülmeyin, halledeceğiz!’ 

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz ise Deniz Feneri tutuklularının serbest bırakılmasını sert bir şekilde eleştirerek, savcıları karara itiraz etmeye çağırdı. Cengiz şunları söyledi: “Köstebek faaliyetlerinin, AKP’li bakan ve milletvekillerinin Deniz Feneri tutuklu sanıklarını gizli ziyaretlerinin anlamı ve önemi bugün daha açık ortaya çıkmıştır. Tutuklu sanıklara ‘Dayanın, çözülmeyin, halledeceğiz’ güvencesi verdikleri anlaşılıyor. Son tahliye kararı ile terör karmaşası içinde, bu taahhütlerini yerine getirmişlerdir. Yeni atanan savcılar, özel görevli değillerse delillerin daha fazla karartılmasına izin vermemeli, bu tahliye kararlarına itiraz etmelidirler.”

Kaynak : Aydinlikgazete.com