İstanbul’da polisin, taksiden indirdiği kadına tecavüz etmesi Soylu’ya soruldu

“Bakanlığınız neden bu suça ortak olmaktadır?”

İstanbul’da trafik kontrolü yapan polis memurunun taksiden indirdiği kadına alıkoyarak tecavüz etmesi, HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş tarafından TBMM gündemine taşındı.

İstanbul’da bir polis, taksiden indirdiği kadına tecavüz etti. Polis merkezine giden kadının şikâyeti, “Cezalarını ben vereceğim” diyen memur tarafından işleme alınmadı. Olay, polislere dava açılmasıyla ortaya çıktı. Dün basına yansıyan olayla ilgili İçişleri Bakanlığı henüz bir açıklama yapmazken, TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi verildi.

TIKLAYIN – İstanbul’da polis, taksiden indirdiği kadına tecavüz etti!

HDP’li vekil Beştaş, olayı Meclis gündemine taşıdı. Beştaş’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:

Kadına yönelik şiddet, cinsel taciz ve tecavüz vakaları neredeyse hergün basında ya da kamuoyunda yer alan haberler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Konuya ilişkin yetkili makamlarca bir duyarlılık geliştirilmediği ve çoğu kez bu vakaların üzeri örtüldüğü için kadına yönelik işlenen bu suçlar kronik bir hal almıştır. Kadına yönelik bir şiddet ve tecavüz hadisesi önceki gün İstanbul’da gerçekleşmiş olup olayın faillerinin bizzat polis olması ise konunun neden çözümsüz kaldığına ilişkin önemli ipuçları vermektedir. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre; İstanbul’da trafik kontrolü yapan Ş.Ş. ve İ.K. adlı iki trafik polisi Özbekistan uyruklu I.K.’yı araçtan indirerek, polis aracına almışlar ve 4 saat boyunca alıkoyarak tecavüz etmişlerdir. Ardından mağdur kadına ait 1400-TL parayı da alan polisler, I.K.’yı Yedikule civarında araçtan indirerek olay yerinden uzaklaşmışlardır. Şikâyette bulunmak için Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezi Amirliği’ne giden I.K. polis memuru Y.S. ile görüşmüş ancak polis memuru Y.S.’nin “Onun da çoluğu çocuğu var, zaten it gibi pişman şu an, cezasını vereceğim, sen merak etme. Size bir daha yaklaşamaz. Yaklaştığında beni arayacaksın” diyerek şikâyet müracaatını almamıştır. Yine komiser E.S. de “O polisin komiseriyim. Cezasını kendim vereceğim. Onu başka yere süreceğim” diyerek yine şikâyet müracaatı oluşturmamıştır. Aynı gün Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü nöbetçi amiri olarak görev yapan A.B.’nin de polis memuru Y.S. tarafından bilgilendirildiği ancak onun da müştekiyi dinlemesine rağmen işlem yapılması için gerekli emri vermediği iddia edilmektedir. I.K.’nın şikâyet müracaatını almayan polisler gasp edilen 1.400 TL’yi ise mağdur I.K.’ya iade etmişlerdir. I.K.’nın arkadaşı G.K., bir gün sonra tecavüz fiilini gerçekleştiren polislere ne ceza verildiğini öğrenmek için polis merkezine gittiğinde ise kimsenin olaydan haberi olmadığı anlaşılmıştır. Şikâyet başvurusunu yapmaya çalışan I.K.’nın yeniden ifadesi alındığında ise polis memuru mağdura, “Evine git, banyo yap” diyerek başvurusunu almamıştır. I.K.’nın şikâyetini ilgili birimlere ulaştırmak için gösterdiği çaba neticesinde olay açıklığa kavuşmuş ve hem tecavüz fiilini gerçekleştiren hem de şikâyet başvurusunu almayan polis memurları gözaltına alınmıştır. Tecavüz suçunu işleyen Ş.Ş. ve İ.K. tutuklanırken diğer polis memurları ise adli kontrolle serbest bırakılmıştır.

“Polislerin, suçların failleri olmasını nasıl açıklarsınız?”

Bu bağlamda;

Polis memurlarının görevi suçları önlemek değil midir? Tecavüz ve gasp olayları neredeyse her gün her yerde yaşanırken polis memurlarının bu tür suçları önlemek yerine doğrudan bu suçların failleri olmalarını nasıl açıklarsınız?

“Nasıl bir mekanizma işletilmekte?”

Ş.Ş. ve İ.K.’nin bir kadını alıkoyup, tecavüz ettikleri ve parasına gasp ettikleri vakada diğer polis memurları neden şikâyet başvurusu oluşturmamışlardır? Suçların faili polis olduğu zaman farklı bir mekanizma mı işletilmektedir?

Suçu gerçekleştiren kişinin polis olması onların cezasız kalacağı anlamına gelmektedir?

Olay kamuoyuna yansımasaydı suç işleyen polis memurları tutuklanmayacak mıydı?

Benzeri olaylarda tecavüz suçları ile birlikte suçun failleri olan polis memurları da gizlenmekte midir?

Bahse konu olayda Ş.Ş. ve İ.K.’nin suçunu örtbas etmeye çalışan ve mağdura evine gitmesini salık veren Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan polis memuru görevden alınmış mıdır? Mesleğine devam edecek midir?

Mağdurun şikâyetine rağmen şikâyet kaydı oluşturmayan polis memurları hala görevde midir? Şikâyet başvurularını almayarak suçu gizleyen polis memurları görevde kalmaya devam edecek midir?

Olaya ilişkin kaç polis memuru görevden alınmıştır ya da alınacaktır?

“Polisin söylediği ne anlama geliyor?”

Aksaray Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezi Amirliği’nde görev yapan polis memuru Y.S. ile komiser E.S.’nin şikâyet kaydı oluşturmayarak “cezasını ben vereceğim” ifadesi ne anlama gelmektedir? Polis memurları kendi içlerinde bu suçları işleyenleri böyle mi kollamaktadır?

Emniyet personeli, kendi mensuplarının fail olduğu vakalarda polisleri koruma ve yasalardan muaf tutma yöntemini neye göre belirlemektedir?

Polislerin suç işlediği ancak buna karşın şikâyet başvurularının kabul edilmediği kaç vaka tespit edilmiştir? Buna göre suç işleyen ancak yargıya intikal etmeyen emniyet mensubu sayısı nedir?

Polisler tarafından işlenen suçların türleri ve dağılımı nedir?

Polislerin işlediği suçun cinsel suçlar kapsamında olması bu suçun gizlenmesinin sebebi midir?

Emniyet birimlerine yansıyan ve polislerin tecavüz suçlarının faili olduğu kaç vaka bulunmaktadır? Bu polislere karşı yaptırım uygulanmış mıdır? Kaç olay yargıya intikal etmiştir? Kaç polis görevden alınmıştır?

“Bakanlığınız neden bu suça ortak oluyor?”

Polislerin işlediği suçlar karşısında onların korunması, aynı zamanda topluma karşı işlenmiş bir suç değil midir? Neden emniyet mekanizması ve bu mekanizmanın en üst birimi olan Bakanlığınız bu suça ortak olmaktadır?

Kadına karşı şiddet ve cinsel suçlara ilişkin etkin bir mücadele yönteminin oluşturulmamasının sebebi, faillerin korunuyor olmasından kaynaklanmıyor mu?

“Bir çalışma yürütecek misiniz?”

Bakanlık olarak emniyet birimleri içindeki suç işleyen polislerin tespiti ve gerekli yaptırımların uygulanmasına ilişkin bir çalışma yürütecek misiniz?

Kadına yönelik erkek şiddeti ve cinsel suçlara ilişkin polis memurlarına yönelik bir eğitim çalışması yapılması ve bu suçlarla etkin mücadele yöntemlerinin belirlenmesine ilişkin bir çalışma yürütecek misiniz?

Kaynak : http://t24.com.tr/

Seçilmişlere gece operasyonu: HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve 6 HDP’li vekil gözaltında

figen-yuksekdag-selahattin-demirtas

HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, HDP’li vekiller Sırrı Süreyya Önder, Nursel Aydoğan, Selma Irmak, Leyla Birlik, Gülser Yıldırım, Ziya Pir ve Ferhat Encü gözaltına alındı.

Seçilmişlere gece opereasyonu başladı.

HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş,Figen Yüksekdağ ve HDP’li vekiller Sırrı Süreyya Önder, Nursel Aydoğan, Selma Irmak, Leyla Birlik, Gülser Yıldırım, Ziya Pir ve Ferhat Encü  gözaltına alındı.

Gözaltına alınan HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, haziran ayında daha önce aldıkları karar gereği ifade için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kendi istekleriyle gitmeyeceklerini açıklamışlardı.

Figen Yüksekdağ ve Sırrı Süreyya Önder Ankara’da gözaltına alındı.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, evinin önüne polis mensupları olduğunu belirterek “Zorla gözaltına kararı var” dedi. HDP’li vekil Meral Danış Beştaş, Demirtaş’ın evine doğru hareket etti. 

2016-11-04_024012

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın evine polisler tarafından baskın yapıldı. Baskının, Yüksekdağ’ın Ankara’da kaldığı eve yapıldığı belirtildi.Polisler, görüntü alan basının internet üzerinden yaptığı canlı yayını müdahale ederek durdurdu.

HDP’li vekil Ziya Pir gözaltına alındığını Twitter hesabından, “Diyarbakır’daki evimde gözaltına alınıyor” yazarak duyurdu.

_ziya_pir

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

HDP’den 1 Kasım seçimlerinin iptali için YSK’ya başvuru

151116191026_turkiye_secim_sandik_624x351_ap_nocreditHalkların Demokratik Partisi (HDP) “gayrı meşru” olarak nitelediği 1 Kasım genel seçiminin iptal edilmesi için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurdu.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Dün itibariyle, olağanüstü başvuru süresinin son gününde 1 Kasım seçimlerinin adil, demokratik, dürüstlük ve eşit rekabet koşullarında yapılmadığı gerekçesiyle iptal edilmesini istedik” dedi.

HDP’li Beştaş, iptal istemine ilişkin gerekçelerini, “HDP’ye yönelik saldırılar, seçmenlerin korkutulması, basının baskı altında olması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumu nedeniyle dürüstlük ilkesinin ihlal edilmesi” diye sıraladı.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Beştaş, başvurularının tamamen yasal ve anayasal temellere dayalı olduğunu, “soyut iddialar içermediğini” savundu ve YSK’nın, bu nedenle seçimlerin iptali yönünde karar vermesini beklediklerini söyledi.

Bir milletvekilliğini çok küçük oy farkıyla kaybettikleri Mersin’i örnek olarak gösteren Beştaş şunları kaydetti:

“Mersin’de oy farkı 100’ü aşkındı ama itirazımız sonrası yapılan sayımlarla 30’a kadar düştü. Ayrıca itirazlarımız tüm ilçelerde kabul edilmedi. Kabul edilen ilçelerde geçersiz oyların sayıldığı sandıklarda oylarımız arttı. İstanbul’da da 2 bine yakın açık, 250’ye kadar geriledi. Ama burada da itirazlarımız bütün ilçelerde kabul edilmediği için maalesef sonuç değişmedi.”

Kaboğlu: Sıralanan gerekçeler ciddi

Peki, hukukçular ne diyor?

BBC Türkçe’ye HDP’nin başvurusunu değerlendiren Anayasa hukukçusu İbrahim Kaboğlu, iptal dilekçesinde sıralanan gerekçeleri “oldukça ciddi” olarak niteledi ama YSK’nın iptal yönünde bir karar vereceğini pek mümkün görmediğini söyledi.

“Bir kısmı için neden seçimden önce başvuru yapılmadı” sorusunun gündeme gelebileceğini aktaran Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Kürsüsü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaboğlu, elbette iptalin kabul edilmemesinin tek başına bundan kaynaklanmayacağını da ifade etti.

Kaboğlu, “YSK, ‘gerekli itirazlar yapıldı, bunlar sonuçlandı, o zaman değerlendirmemi yaptım ve herhangi bir usulsüzlüğe rastlamadım’ diyebilir. Daha önce yaptığı gibi kategorik değerlendirip reddedebilir. YSK’nın bu saatten sonra bu kadar büyük bir riski göz önüne alarak iptal yönünde karar vermesi son derece sınırlı görünüyor. Ancak bu, haksızlığın olmadığı anlamına gelmiyor” dedi.

151116191235_demirtas_oy_kullanma_624x351_afp_nocredit

Kaboğlu, YSK olası bir ret kararı verirse HDP’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gidebileceğini, oradan da ret kararı çıkarsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yolunun açılacağını aktardı.

Ancak Kaboğlu’na göre, bu mahkemelerde yapılacak tespitlerin de geçmişe değil, gelecek seçimlere yönelik etkileri olabilir.

HDP’li Meral Danış Beştaş da AYM ve AHİM’e başvuru haklarının olduğunu, olası bir ret sonrası bu mahkemelere başvuru için yetkili kurullarında değerlendirme yapacaklarını bildirdi.

‘2 bin 950 gözaltı’

HDP’nin, seçimlerin iptali için YSK’ya başvuru yaptığı 19 sayfalık dilekçede, “seçimin tarafı olmayan Cumhurbaşkanı ve Seçim Hükümeti eliyle HDP aleyhine bir kampanya yürütüldüğü” savunuldu.

Partilerine yönelik saldırılar nedeniyle seçimler öncesi miting ve propaganda yapamaz hale getirilmek istendikleri kaydedilerek, “Partimiz bu kapsamda ve tarihe not düşülmesi amacıyla YSK’ya başvurmaya ve seçimin iptalini istemeye karar vermiştir” denildi.

HDP’nin dilekçesinde partilerine yönelik saldırılar da tek tek sıralandı. 7 Haziran seçimlerinin ardından 2 bin 950 üye veya yöneticilerinin HDP’ye yönelik operasyonlarda gözaltına alındığı, bunlardan 630’nun tutuklandığı kaydedildi.

1 Kasım seçiminin hemen öncesinde de milletvekili adaylarına yönelik baskılar olduğunun altı çizilirken, “Mersin milletvekili adayımız İkram Vuran, Elazığ milletvekili adayımız İbrahim Bingöl, Van milletvekili adayımız Yeliz Zozan Yıldırım gözaltına alınmıştır. 15 Ekim 2015 tarihinde ise Rize milletvekili adayımız Turgay Köse Cumhurbaşkanı’na hakaret savıyla tutuklanmıştır” bilgisi de yer aldı.

Kaynak  : 


 

HDP’ NİN YSK’YA GÖNDERDİĞİ İTİRAZ DİLEKÇESİNİN TAM METNİ