|  Levent Gültekin Yaklaşık iki yıl önce bir yazımda mealen şöyle yazmıştım: Tek adam rejimleri toplumu bir arada tutan bütün kurumları, değerleri tahrip eder. Ülke adeta çözülür. O tek adamın varlığı, onun yaydığı korku, uyguladığı baskıcı politikalar o toplumu bir arada tutan tek enstrümana dönüşür. Sonra günün birinde o liderin başına bir iş geldiğinde, toplumu bir arada tutan değerler, kurumlar harcanmış olduğundan ülkeler dağılma eşiğine gelir. Böyle demiş, Irak, Libya vb. gibi ülkeleri de örnek göstermiştim. Amacım Erdoğan’ı Saddam’a benzetmek değil, gidişata dikkat çekmekti. Bu amaçla hemen her yazımda “Erdoğan, ne yazık ki kendi kaderini Türkiye’nin kaderiyle eşleştirecek, kendisini ülke için vazgeçilmez kılacak politikalar uyguluyor” vurgusu yaptım. 

“Erdoğan bunu başbakan yaparken düşük profil istiyordu ama sıfır profil çıkacağını o da beklemiyordu” HDP Grupbaşkan Vekili İdris Baluken, Başbakan Binali Yıldırım hakkında sert eleştirilerde bulundu. Baluken, “AKP’liler de gerçek başbakanın Binali Yıldırım olmadığını biliyor” dedi. Baluken, “gerçek başbakanın Berat Albayrak” olduğunu savunurken, “Binali Yıldırım’a ilişkin AKP’li milletvekillerinin kulislerde bize söylediklerini aktarsak yer yerinden oynar” diye konuştu. Baluken, “Erdoğan bunu başbakan yaparken düşük profil istiyordu ama sıfır profil çıkacağını o da beklemiyordu” ifadesini kullandı. 

MHP lideri Devlet Bahçeli’ye en yakın isimlerden Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın, referandumda başkanlık sistemine “hayır” diyeceklerini belirtti. MHP lideri Devlet Bahçeli’ye en yakın isimlerden Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın, referandumda başkanlık sistemine “hayır” diyeceklerini belirterek “Parlamenter sistem’ diyeceğiz. Ama halk ‘Yok arkadaş, ben başkanlığı uygun buluyorum’ derse, buna söyleyeceğimiz bir laf olamaz” dedi. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, AKP’nin başkanlık sistemini de içeren Anayasa değişikliği önerisini Meclis’e getirmesi durumunda MHP’nin referandum yolunun açılması için destek verebileceğini söylemesi, siyaset gündeminin merkezine oturdu. 
 Levent Gültekin Kapalı kapılar ardında, ikili sohbetlerinde Erdoğan’a deli muamelesi çekenler, kamuoyu önünde Erdoğan’a methiyeler düzüyor. Eş-dost ortamlarında Erdoğan’ın yaptıklarının, söylediklerinin, uyguladığı politikaların ülkeyi felakete sürüklediğini iddia edenler, ekranlarda Erdoğan’ı göklere çıkarıyor. Sadece gizli saklı, eş dost sohbetlerinde de değil, dış dünyayla irtibatlı bazı çevrelere de “Aman bu adamı biz de kontrol edemiyoruz. Yoksa onun dediklerine katılmıyoruz” diyerek hem o çevrelerde Erdoğan’a nefreti daha da körüklüyorlar hem de kendilerini sorumluluktan kurtarmaya çalışıyorlar. Onların kapalı kapılar ardında söylediklerini açıktan, kamuoyu önünde söyleyenlere ise ‘Erdoğan düşmanı’ yaftası vuruyorlar. 

“Biz harp okulundayken namaz kılardık” Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na bilgi verdi. Özkök, uzun yıllar tartışılan 2004 yılında imzalanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarını hatırlatarak, “FETÖ’ye karşı hükümeti 2004 yılında MGK kararıyla uyardık ancak pek fazla bir şey yapılmadığını gördük” dedi. Kamuoyunda “Gülen cemaatini bitirme kararı” olarak yorumlanan MGK kararlarına dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök imza atmıştı. 

 Levent Gültekin Cumhuriyet tarihinin en çok mağdur edebiyatı yapan iktidarı kendi yarattığı mağdurların sessiz kalmasını, kaderine razı olmasını istiyor. 15 Temmuz sonrası “Darbecilerle mücadele ediyoruz” diye on binlerce insanı işten attılar. ‘Terörist’ damgası vurdular. Bir gecede hayatlarını zindana çevirdiler. Ne suçlarını ispat ediyorlar ne de savunma hakkı veriyorlar. Bunlar yetmezmiş gibi başka yerde iş bulmalarını da engelliyorlar. “Ben ne yaptım, söyleyin suçum ne?” diye feryat eden insanlara Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım gaddarlıkla, vicdansızlıkla “Kimse mağdur edebiyatı yapmasın” diyor. 
https://www.youtube.com/watch?v=4qGi8tGVER8 | |