|  Levent Gültekin AK Partili belediye başkanlarının istifaya zorlanmasının tartışılacak birçok yönü var. Seçmen iradesinin hiçe sayılıp demokrasinin bütünüyle yok edilmesi… Eğer bir suçları varsa, yargıya göndermek yerine istifaya zorlanarak hukukun bütünüyle devre dışı bırakılması… Tek adamın görüşünün, kanaatinin her şeyin önüne geçmesi… Bütün bunlar elbette büyük sorunlar. 
 Levent Gültekin Anayasa değişikliğinin ülkeyi tek adama teslim etmek olduğunu, bağımsız yargıyı yok ettiğini, ülkeyi parti devletine dönüştürdüğünü, 80 milyonun değil, bir kişinin huzurunu teminat altına aldığını yazdık, konuştuk. Dilimiz döndüğünce, imkan buldukça anlatmaya çalıştık. Fakat tam olarak ne olduğunu, ne getirip ne götüreceğini topluma anlatacak imkanımız olmadı. Medya onların kontrolündeydi. Her gün 25 kanalda sabah akşam halka yalan söylediler. Yalancı bir cennet vaat ettiler. Para onlardaydı, dağı taşı afişle donattılar. Kaymakamı, valisi, askeri, polisi, bürokratı… devletin tüm imkanlarını kullanarak ‘Evet’ kampanyası yaptılar. 
 Levent Gültekin Almanya ve Hollanda, Türkiye’nin iktidar mensuplarına miting yapma izni vermedi. Avusturya başbakanı ise bu tür mitinglerin tüm Avrupa’da yasaklanması çağrısı yaptı. Bunlara karşılık, bizim iktidar mensuplarından Batı’ya dair zehir zemberek açıklamalar geliyor. Avrupa’nın kararı, demokrasi açısından yanlış ve sorunlu. Zaten Türkiye’de ana muhalefet dahil birçok kesim ülkelerin bu tavrına tepki gösterdi. Avrupa’nın yaklaşımını eleştirir hatta kınayabiliriz. Bu kararların altında farklı niyetler, amaçlar arayıp suçu bütünüyle onların niyetlerindeki bozukluğa da yükleyebiliriz. Ama sorun bitmiyor. 
 Levent Gültekin Bazen söz bitiyor. Bir olay olduğunda, bir haksızlığa şahit olduğumuzda ne yapacağımızı, ne söyleyeceğimizi bilmez hale geliyoruz. Medeni ülkelerde böyle durumlarda konu yargıya havale edilir. Yargı hem suç işleyenin cezasını verir hem de mağduriyeti ortadan kaldırır. Eğer bir adalet mekanizması yoksa, hukuk güçlüye söz geçiremiyorsa, mağduriyeti gideremiyorsa bütün çaresizliğimizle ve son bir umutla “Sen Allah’tan korkmuyor musun?” diyerek son ve yüce makam gördüğümüz Allah’a havale eder o insanın vicdanını harekete geçirmeye çalışırız. İktidarın yaptığı yanlışların hesabını soracak, mağduriyetleri giderecek bir yargı olmadığı için Allah korkusunu hatırlatan, yaptıklarının sadece adalete değil İslam’a, Müslümanlığa, insanlığa, vicdana da sığmadığına vurgu yapan bir yazı yazmayı düşündüm. 
 Levent Gültekin Erdoğan muhalifleri derken Erdoğan’ın uyguladığı politikaların ülkeyi bir felakete sürüklediğini söyleyen, bundan dolayı gidişattan endişe duyan, bir şey yapılması gerektiğini düşünen AK Partili, CHP’li, HDP’li, MHP’li herkesi kastediyorum. Yazarlar, gazeteciler, aydınlar, siyasetçiler, kanaat önderleri… topluma, ülkeye karşı sorumluluk taşıyan herkesin bir noktaya dikkatini çekmek istiyorum. Yazarak, konuşarak, kınayarak, “Yanıyoruz, bitiyoruz, çöküyoruz, felakete sürükleniyoruz…” diye feveran ederek gidişatı durduramadığımız artık belli. Büyük bir kısır döngüde kilitlenip kaldık. Önümüzde iki yol vardı: Birincisi itirazlarımızla, eleştirilerimizle iktidarı uyguladığı yanlış politikalardan döndürmek. Diğeri ise halkın iktidara ilgisini, desteğini azaltmak. 
 Levent Gültekin Her terör saldırısı ardından özellikle sosyal medyada “Terörü kınadın mı kınamadın mı?, “Niye kınamıyorsun?”, “Niye teröristleri değil de iktidarı eleştiriyorsun?”, “Niçin böyle bir günde teröristlere bir sözünüz olmuyor?” soruları etrafında büyük bir tartışma yaşanıyor. İktidar mensupları kınayarak, meydan okuyarak, terörü bitireceğini sanıyorlar. Sanırım herkes onlar gibi kınarsa teröristlerin bundan çekinip canlı bomba olmaktan vazgeçeceğini düşünüyorlar. Hem üstlendikleri işin sorumluluğunu yerine getirmiyorlar hem de bunu hatırlatanları teröre destek olmakla, terörün yanında durmakla itham ediyorlar. Bunu o kadar pervasızca yapıyorlar ki, sanki tüm bu yaşadığımız felaketlerde onların hiç sorumluluğu yok, bütün suç iktidarı eleştirenlerdeymiş gibi bir de üste çıkıyorlar. 
 Levent Gültekin İktidar mensupları 17/25 Aralık olaylarında iktidara karşı tavır alanlardan özür bekliyorlar. Evet yanlış duymadınız. Yaptıkları yolsuzlukları, kutular içinde dağıtılan rüşvetleri, aldıkları kol saatini, telefondaki rüşvet pazarlıklarını sorun eden, bunların açıklığa kavuşturulmasını isteyen, varsa yolsuzluk yapanların yargı önünde hesap vermesini savunanlardan özür bekliyorlar. Hem de en küçük bir mahcubiyet duymadan, yüzleri kızarmadan. 17/25 Aralık’ta iktidarın kimi mensuplarının yaptığı yolsuzlukları bahane ederek iktidarı yıkmaya çalışan bir grup vardı. Bu konuda kimsenin şüphesi yok. 
| |