Baykal’dan erken seçim iddiası

CHP Bursa İl Başkanlığı’nı ziyaret eden eski CHP Genel Başkanı Baykal, burada düzenlenen basın toplantısında, 16 Nisan’da yapılan referandumun arzu ettikleri gibi sonuçlanmadığını söyledi.

Baykal, ‘Hayır’ oranının en az yüzde 75 olması gerektiğini öne sürerek, “Şimdi bu belirsizliği, alaca karanlık dönemini, dalgalı buğulu ortamı netleştirmek lazım. Bunu düzelteceğiz, millet düzeltecek. Önümüzde yapılacak seçimler, ‘Bu anayasayı bu şekliyle uygulayacağım’ diyen kişinin uygulama fırsatını bulup- bulamayacağı seçim olacak. Millet ‘Helal olsun uygula arkadaşım’ diyecek mi, demeyecek mi bakalım? Tarihi bir an olacaktır. Bizim siyasi tarihimizin, modern Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin en kritik, en önemli, en tarihi kararı önümüzdeki günlerde alınacak” dedi.

Teorik olarak 2019’da yapılacak seçim hakkında konuşan Baykal, şöyle konuştu:

“Benim kanaatim daha önce. Kasım 2018’de büyük bir olasılıkla bu konuda millet bir karar almak durumunda kalacak. Orada o iş çıkacak. Orada milletimiz, ‘Sen bunu uygulayacağım diyorsun. Bunu uygulamana izin vermiyoruz, bunu kabul etmiyoruz’ diyecektir. Öbüründe nasıl başa baş oldu, bunda daha kararlı olacak.”

“TÜRKİYE’NİN UMUDU OLACAK”

Bursa´nın pek çok açıdan Türkiye´nin en önemli kentlerinden biri olduğunu da vurgulayan Baykal, Bursa´da CHP açısından istenilen noktaya henüz gelinemediğini kaydederek şöyle konuştu:

“Hepimizin gayretlerine rağmen, kendimizi Bursalılar’a yeterince anlatamadık duygusu içinde olduk hep. `Neden Bursa’da hakkımız olduğuna inandığımız düzeyi yakalayamıyoruz, niçin engelleri kıramadık, mesafeyi azaltamadık´ duygusu içindeydik. Bir sanayi kenti, işçi hareketi ortada, tarımsal niteliği çok belirgin bir kent, büyük bir metropol. Eğitim açısından fevkalade önemli. Çevreyle çok yakın ilişkisi var. Biz burada daha iyi olmalıyız duygusu içindeyiz. Artık şartların Türkiye’nin yaşadığı deneyimin bizi, CHP’yi Bursa’da da o özlediğimiz noktaya getirecek aşamaya geldiği izlenimini alıyorum.

CHP BİR PATLAMANIN EŞİĞİNDE

Bursa’da CHP bir patlamanın eşiğinde. Bu bir temenni değil, kanaatimi söylüyorum. Bursa’da CHP’nin yerel yönetimlerde, parlamento seçimlerde, Cumhurbaşkanlığı seçiminde çok şaşırtıcı, bugüne kadar görülenin çok ötesinde bir manzaranın ortaya çıkabileceği kanaatindeyim. Böyle bir olgunlaşma yaşanıyor. Gerçekler ortaya çıkıyor. Son yaşadığımız referandum da aslında bunun işaretlerini verdi. Evet çıktı ama 53.2 ile çıktı. Türkiye’de başa baş olan sonuçlar Bursa’da bunun bir iki puan altında. Bu durumda Bursa’ya öncülük yapmak düşer. Bursa bu işi sürükleyecek, Türkiye’nin umudu olacak.”

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bursa’da toplu açılış programında konuştu. Erdoğan burada, ‘Türkiye koalisyon tartışmaları olmadan, istikrar ve güven ortamı tehdit edilmeden yönetileceği bir döneme girecek. Buna karşı çıkacağım derken dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın’ ifadelerini kullandı.

Bursa’da konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin İdlib kentindeki kimyasal silahla yapılan saldırıyı eleştirerek, “100’ü aşkın insan oralarda kimyasal silahlarla şehit edildi ve 50’yi aşkın yavru. Ufacık yavrular orada şehit edildi. Onların ekranlarda görüntülerini izlediniz değil mi? Ey katil Eset, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın. Ey buna sessiz kalan dünya, buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler. Bunun hesabını nasıl vereceksiniz” dedi.

http://www.dailymotion.com/video/x5hcueo

YALAN MAKİNASI BENZETMESİ

Konuşmasına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek başlayan Erdoğan, “Boş küp çok inler lafı var” dedikten sonra şunları söyledi:

“Ana muhalefetin başındaki zat ve avaneleri işte bu şekilde sürekli inliyorlar. Ama içi boş. Çünkü bunlar adeta bir yalan makinası. İnlerken de saçmalıyorlar, zırvalıyorlar. Birisi çıktı. 16 Nisan’da ‘Evet çıkarsa bunları İzmir’e kadar kovalar, denize dökeriz’ diyor. Yahu senin haddine mi önce terbiyeni takın. Ahlaksız. Seni Samsun’a çıkarmaz benim Samsunlu kardeşim. Sen kimi İzmir’den denize döküyorsun yahu. Sen bu ülkenin evet diyen evlatlarını ne zamandan beri bir Yunan gibi görmeye başladın ya. Aynaya bak, aynaya. Ha genel başkanları çıkmış bu tür ifadelerin doğru olmadığını söylüyor. Ey Kılıçdaroğlu, senin şu anda bir genel başkan olarak yapman gereken ne biliyor musun? Onu da öğreteyim sana, kesin ihraç talebiyle böyle bir adamı partide barındırmamak hemen ihraç etmek. Eğer bu ülkede hayır diyen senin için ne kadar saygınsa evet diyen de ok kadar saygın olmalıdır. Demokrasi bu, sana bir de demokrasi dersi verecek değilim.”

BAYKAL’A DA “YAZIKLAR OLSUN” DEDİ

Erdoğan, konuşmasında CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ı da eleştirdi. Erdoğan, “Eski genel başkanları da çıkıyor. 16 Nisan’da hayır çıkarsa düşmanı denize dökmüş kadar sevineceklerini söylüyor. Yazıklar olsun. Yazıklar olsun. Yani bu işi biraz biliyor zannediyordum ama anlaşılan o ki, son zamanlarda onun da artık kayışlar eskidi ve yırtılmaya başladı” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi için Kılıçdaroğlu’nun ‘örtülü darbe’ dediğini ileri süren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz’da örtülü darbe yapıldı diyor. Kılıçdaroğlu, sustum sustum sustum ama şimdi açıklayacağım. Bak ben gece bir buçuk gibi Yeşilköy Atatürk Havalimanı’na indim. Marmaris’ten oraya geldim ve oraya geldiğimde baktım ki halkım orada bizi bekliyor. Çağrımıza hepsi icabet etmişler meydanlara dolmuşlar. Orada hitap ettik. Oturduk durum değerlendirmesi yaptık. Ve İstanbul Valimiz, vekaleten genelkurmay başkanlığına atadığımız Ümit paşa birlikte bir değerlendirme yaptık. Bir de öğrendim ki saat onbir buçukta Kılıçdaroğlu havaalanına gelmiş. Fakat Kılıçdaroğlu ondan sonra kaybolmuş. Daha sonra öğrendik ki Bakırköy Belediye başkanının evine gitmiş. Yahu sen bir zamanlar diyordun ki bu ülkede darbe marbe olursa ilk defa tankın üzerine ben çıkarım. Hani ne oldu. Niye kaçtın gittin. Demek ki bunlarda laf bol. İstanbul’da bakıyorum bir genç, Sabri’miz 36 yaşında tank geliyor tankın altına kendini atıyor. Tank üzerinden geçiyor. Fakat o yılmıyor, arkadan ikinci tank geliyor ikinci tankın altına da atıyor kendini. Orada tabi kolu ayakları darbeler yiyor. Sen bir Sabri dahi olamazsın. Korkaklar zafer anıtı dikemez. O yiğitlerin işidir.”

http://www.dailymotion.com/video/x5hchoo

“ŞECAAT ARZ EDERKEN SİRKATİN SÖYLÜYOR”

Erdoğan, CHP milletvekilinin anayasa değişikliğinin tek adamlığı getireceğini savunurken söylediklerini anlatarak şöyle dedi:

Milletimiz bu CHP’lilerin yakalarına yapışıp söylediklerinin hesabını sormaya başlayınca güya işi toparlama adına kendilerini iyice rezil edecek işlere yöneldiler. İşte CHP’nin o malum milletvekili kendini savunmak için çıktığı televizyonda ne diyor biliyor musunuz? ‘Allah bile yetkileri dağıtıyor’ diyor ve meleklerin görevlerini sayıyor. Sonra da şöyle devam ediyor. ‘Siz alıp tüm yetkiyi bir cumhurbaşkanına verirseniz, o da bir kararname imzalarsa ne olur.’ Tövbe haşa. Yahu bu ne demektir biliyor musunuz? Bir cumhurbaşkanını haşa nereye benzetiyor. Kafaya bak ya. Bunlarda din iman, böyle bir şey söz konusu değil. Ya sen bir kulu, Allah ile aynı noktaya nasıl getirirsin. Bu ne terbiyesizliktir. Yani dinime küfreden Müslüman olsa bari diyor ya Akif. İşte bunlar böyle.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken SSK’yı batırdığı iddiasını tekrarladı ve “Sana SSK’yı verdiler batırdın. 10 yıl önce daha iyiydi diyor. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. İnanın buna beş koyun verin kaybeder gelir” dedi.

“DÜNYANIZI DA AHİRETİNİZİ DE TEHLİKEYE ATMAYIN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buradan, Bursa’dan, ana muhalefetin endazeyi kaybetmiş yöneticilerine sesleniyorum; korkmayın, 16 Nisan’da kimseye bir şey olmayacak. Biz sizler gibi İzmir’den denize dökmeyeceğiz. Ama biz güzel bir siyaset müzesi hazırlayacağız. O müzeye, evet sizleri obje olarak koyacağız. Bu halk oylamasında ‘evet’ çıkınca sadece ülkemizin yönetim sistemi değişecek, emin olun bu durumda da her şey eskisinden daha iyi olacak. Türkiye koalisyon tartışmaları olmadan, istikrar ve güven ortamı tehdit edilmeden yönetileceği bir döneme girecek. Buna karşı çıkacağım derken dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın. Tabii biz CHP’lilerin bu sufleleri nereden aldıklarını çok iyi biliyoruz. Bunlar sufleyi Pensilvanya’daki şarlatandan alıyorlar. Çünkü onun 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren militanları da dünyalarını ve ahiretlerini yakmaktan yıkmaktan söz ediyorlar. CHP’lilere diyorum ki; bu şarlatanın yolu yol değil.”

“EY KATİL ESET” DİYE SESLENDİ

Konuşmasında İdib’te yaşanan saldırıya da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Suriye’de yaşanan olayları duydunuz değil mi? Bakın 100’e yakın, 100’ü aşkın insan oralarda kimyasal silahlarla şehit edildi ve 50’yi aşkın yavru. Ufacık yavrular orada şehit edildi. Onların ekranlarda görüntülerini izlediniz değil mi? Ey katil Eset, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın? Ey buna sessiz kalan dünya, buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler, bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Biz tabi oradan alabildiklerimizi alıyoruz. Ülkemizde hemen tedaviye elimizden geleni yapıyoruz. Ama bu bile benim için yeterli değil. Üzüntülüyüm. Onlar bizim yavrularımız kardeşlerimiz. Bir baba olarak üzülüyorum. O yavruların durumu ciğerleri dağlıyor. Elimizden geleni yapacağız. Hele hele bu 16 Nisan var ya, bunun için de adeta bir kader çizgisinin çizilmesidir. Bana göre bu kırılma noktasıdır. Çok çalışacağız. Çok gayret edeceğiz. Sandıkları patlatacağız.”

“ARAŞTIRMALAR GAYET GÜZEL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Bursa Valiliği’ni ziyaret etti. Burada gazetecilerle fotoğraf çektiren Erdoğan, mitingi değerlendirerek, “Coşku, heyecan her şey var Bursa’da. Kalan 11-12 gün inanıyorum ki bu çok daha yükselecek. Şu andaki tablo ve gelen araştırmalar gayet güzel. Daha da iyi olacağına inanıyorum. Sayısal veriler bizde var ama bizde kalsın o. Siz de yaptırıyorsunuz zaten” dedi.

Kaynakhttp://www.sozcu.com.tr/

Soylu’dan Baykal’a ikinci çağrı: Senin bir de diyanet işleri başkanlığına gitmen lazım

CHP’li Deniz Baykal’ı daha önce ‘kaset olayı’ nedeniyle makamına çağıran İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bu kez “Senin bir de Diyanet İşleri Başkanlığı’na gitmen lazım” dedi.

Soylu, Baykal’a hitaben “Yüreğin yetiyorsa içişleri bakanlığına bir gel, Kemal Kılıçdaroğlu’yla sana kaset kumpasını kim kurdu bir gösterelim” demiş, Baykal da “Yedi yıl oldu, ortada hiçbir şey yok. Derhal gereğini yapsın” yantını vermişti.

İstanbul’da Trabzonlular Derneği’nin etkinliğinde konuşan Soylu, Baykal’ın kendisine verdiği cevaba değindi.

Kendilerinin gereğini yerine getirdiğini, mahkemede tüm bilgi ve belgeleri verdiklerini ifade eden Soylu, “Ama dedim ki, ‘Sadece içişleri bakanlığına gitmen yetmez.’ Trabzon’daki açıklamamdan sonra gördüm ki bir de senin Diyanet İşleri Başkanlığı’na gitmen lazım” diye konuştu.

Baykal’ı istifaya götüren kaset

Baykal, bir gizli kamera kaydı nedeniyle 10 Mayıs 2010’da CHP genel başkanlığından istifasını açıkladığı basın toplantısında, “Bu komplo siyasi iktidarın bilgisi ve onayı olmadan yapılamaz” demişti. 

30 Mart 2014 yerel seçimlerinden üç gün önce sızdırılan bir ortam dinlemesi kaydında da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Baykal’a yönelik ‘kaset komplosu’nu internete sızdırılmadan önce bildiği, kaseti izlediği hatta bizzat yayınlanmasını planladığı öne sürülüyordu.

CHP’li vekil, daha önce de 7 Haziran seçimlerinin ardından Erdoğan’la yaptığı görüşmede Erdoğan’ın ‘kaset komplosu’nda sorumluluğu olduğu kanaatini koruduğunu, bunu 10 Haziran’da yaptığı görüşmede Erdoğan’ın yüzüne de söylediğini ifade etmişti.

Baykal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da kasedi izleyip sessiz kalmakla eleştirmişti.

Kaynakhttp://www.diken.com.tr/

Deniz Baykal: Kendimi rencide olmuş hissediyorum

“Maalesef Cumhuriyet tarihimizde maruz kalmadığımız çok büyük yanlıklara haksızlıklara tanık olduk”

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Saya Kaya’ya Hollanda’da yapılan muameleye tepki göstererek, “Kendimi rencide olmuş hissediyorum. Bu olay Almanya, Hollanda için yanlıştır. Bizim için de yanlıştır. Bu olay Türkiye’nin hiçbir zaman tasavvur edemeyeceğimiz bir muameleye maruz bırakılabileceğini acı bir biçimde bize göstermiştir. Bunu hazmetmiyorum” dedi.

Doğan Haber Ajansı’nın (DHA) haberine göre, CHP Keçiören İlçe Başkanlığı tarafından Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri Merkezinde düzenlenen referanduma hayır kampanyası toplantısına CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, CHP İl Başkanı Adnan Keskin, Demokrat Parti yöneticileri, sendika temsilcileri ve CHP’li ilçe belediye başkanları ile çok sayıda partili katıldı. ‘Türkiye bir kişiden büyüktür’, ‘Terör bataklığına saplanmamak için hayır’, ‘Gelecek için hayır’, ‘Türkiye’nin tapusunu istiyorlar’, ‘Hayır’ dövizlerinin açıldığı toplantıda, program öncesinde CHP Keçiören Teşkilatının oluşturduğu Türkü korosu konser verdi. Türk bayraklarının açıldığı toplantıda İzmir Marşı söylendi.

“Rencide olmuş hissediyorum”

Deniz Baykal, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın Hollanda’daki ziyaretlerinin engellenmiş olmasından dolayı büyük üzüntü duyduğunu bildirdi. Deniz Baykal şöyle konuştu:

“Ben de büyük bir acı ve üzüntü yaşıyorum. Dün maalesef Cumhuriyet tarihimizde maruz kalmadığımız çok büyük yanlıklara haksızlıklara tanık olduk. Türkiye Cumhuriyetinin iki bakanı birisinin uçağının inmesine izin verilmediği için bir ülkeye giremez noktada olduğu için geri çekildi. Diğeri konsolosluğa 30 metre kala durduruldu ve sınır dışı edildi. Olmaz böyle bir şey. Böyle bir olay hepinizi, hepimizi derinden yaralamıştır. Ben kendimi derinden yaralanmış hissediyorum. Türkiye Cumhuriyetinin iki temsilcisinin böyle bir muameleye maruz kaldığına tanık olmak bunu izlemek gerçekten derinden yaraladı beni. O acı ve üzüntü içindeyim. Bu hiçbir şekilde kabul edilebilir bir olay değildir. Böyle bir olayı Türkiye CUmhuriyeti her bir vatandaşımızın hazmetmesi mümkün değildir. Bu bizim unutmayacağımız ağır bir travmadır. Kendimi rencide olmuş hissediyorum. Türkiye Cumhuriyetini rencide olmuş hissediyorum. Böyle bir muameleyi Türkiye hak etmedi ama böyle bir muameleye maruz kaldı. Bu olay yanlıştı. Almanya, Hollanda için yanlıştır. Bizim için de yanlıştır. Bu olay Türkiye’nin hiçbir zaman tasavvur edemeyeceğimiz bir muameleye maruz bırakılabileceğini acı bir biçimde bize göstermiştir. Bunu hazmetmiyorum. Bunu kabul etmiyorum. Bize bu muameleyi yapanları da, Türkiye’yi buraya sürükleyenleri de kabul etmiyorum.”

Deniz Baykal, Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasındaki diplomatik krizleri kimsenin Türkiye’ye yakıştırmasının mümkün olmadığını vurgulayarak şöyle devam etti:

“Bakanlara yapılan bu muameleyi öğrendiğim anda daha önce Almanya’da beni çağıran dostlarıma özür dileyerek oraya gidemeyeceğimi söyledim. İzin almıştık bir sorun yoktu. Ama ben Türkiye’nin benden farklı düşünen benim çalışmamın karşısında çalışma yapan bakanlara izin verilmiyorsa ben gidip düşüncemi söylemem dedim. İktidar sahiplerinin konuşmadığı bir yerde konuşmayı reddetmiş bir ülke olarak, eğer biz iktidar sahibi olsaydık bizi istemeselerdi, şunu bilin ki ben kesinlikle gitmezdim. Bizim bakanlarımızın hukuken sağlam temeli olmayan ve istenmediğimiz bir ülkede yer tutma konusunda ısrar etmenin manası yoktur. Bu meydan okumasıyla hamaset söylemiyle çözülecek bir konu değildir. Ciddi bir konudur. Ya bunun hukukunu oluşturur anlaşmalara bağlarız. O ülkelerin bizimle bir düzen içine girmelerini sağlarız, ayağımızı sağlam basarak hukukla sağlam bir duruşla gider konuşmamızı yaparız. Burada bir mağduriyet üreterek bunu bir siyasi malzeme yapmak kabul edilebilir değildir. Türkiye’nin böyle bir noktaya getirilmiş olmasından büyük üzüntü duyuyorum bunun acısını yaşıyorum. Hakkımızı alamazsak bunu kabul edemeyiz hesabını sorarız. Türkiye Cumhuriyetinde ilk kez bir bakan sınır dışı edilmiştir, bir bakanının uçağının inmesine izin verilmemiştir. Bu Türkiye’nin nasıl bir manzara içine girmekte olduğunu gösteriyor.”

Sen rotanı bilemiyorsun”

Deniz Baykal, Başbakan Binali Yıldırım’ın bir mitingindeki mevcut anayasaya ilişkin sözlerini anımsatarak şu ifadeleri kullandı:

“Sayın başbakan anayasanın ülkenin pusulasını bozduğunu söylüyor. anayasanın pusulası sağlam değil diyor. Anayasanın pusulası sağlam. Anayasa Atatürk Cumhuriyetini ön görüyor pusula budur. Yanlış pusulada değil kaptanda. Anayasa bir medeniyet tercihidir. Bir ülkenin anayasası nasıl bir medeniyet tercih ettiğini ortaya koyar. Sen rotanı bilemiyorsun, ondan sonra başlıyor arayışlar. Anayasa mı değiştirelim ne yapalım? Sorun ne istediğini bilmemektir? Anayasa değişmelidir diye bir toplumsal talebi meydanda köyde, kahvede gördünüz mü?”

Referandumda oylanacak olan anayasa değişikliğinin ‘üvey’ anayasa olduğunu ifade eden Baykal şöyle devam etti:

“Bu üvey anayasası. Yani birilerinin ayrım yapmaya, bütün evlatlarını bir ananın etrafında ayrım yamaya dönük bir anlayışı yansıtan yasal düzenleme. Ben buna o nedenle anayasa değil üvey anayasa diyorum. Hazırlanan anayasa değişikliğini tartıştık mı? Kim yaptı o da belli değil. Ama arkasındaki irade belli, ama yapan belli değil. Rektörlere hukuk fakültelerine bir inceleyin bir panel yapın bize denildi mi? Çözüm sürecinde halkı bilgilendirmek için akil heyeti oluşturuldu bilgilendirme yapıldı. Bunda niye bilgilendirme yapılmıyor. Boş kağıda imza atılarak hazırlanan anayasa teklifine evet mi hayır mı? Bundan hayır çıkar mı? Sen önce imzanı at biz yazarız denirse bu anayasa olur mu. Olmaz üvey anayasası olur mu?”

Anayasa değişikliğiyle getirilmesi istenen Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin baka hiçbir ülkede örneği olmadığını belirterek şöyle dedi:

“Başkanlık rejimi haysiyetli şerefli bir model. Getirilmesi istenen bu anayasa modelini dünyada uygulamayan bir başka ülke yok. Anayasa kitabında, siyaset dünyasında yeri yok. Bütün ipler benim elimde olsun diyen bir anayasa. Bu bir tek adam anayasasıdır. Bu Meclis anayasası, millet anayasası değil, tek adam anayasası. Kimseyi üzmek için bunu söylemiyoruz. Bakan kime bağlı, bakanın kıblesi neresi, Cumhurbaşkanı.”

Kaynak : http://t24.com.tr/


Ya Laik Cumhuriyet Ya da Tek Adam

AKP’nin TBMM Başkanlığı’na 316 milletvekili imzasıyla sunduğu partili cumhurbaşkanlığı sistemini öngören 18 maddelik anayasa değişikliğinin Genel Kurul görüşmeleri bugün başlıyor.

AKP görüşmelerin 15 gün süreceği konusunda bir görüşe hakim ancak bir günde kaç maddenin geçeceği konusunda netlik olmadığı için görüşme takvimi yapılmadı.

Partili cumhurbaşkanlığı, yetkilerin tek bir elde toplanmasını öngören anayasa değişiklik teklifinin görüşmeleri iki kez yapılıyor. İkinci tur oylamaya birinci turun bitiminden 48 saat öncesine kadar başlanamıyor.

BAYKAL KONUŞACAK

Birinci turda teklifin geneli ve maddeleri üzerinde dört siyasi parti ile hükümet adına konuşmalar yapılacak. Eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal teklifin geneli üzerinde konuşacak. İkinci turda ise teklifin tümü ve maddeleri üzerinde konuşmalar yapılmayacak, sadece maddeler üzerinde verilmiş değişiklik önergeleri görüşülecek. Birinci turda üzerinde değişiklik önergesi bulunmayan bir madde hakkında ikinci turda önerge verilemeyecek.

OYLAMALAR GİZLİ

Teklifin kabul edilmesi için Meclis üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun, yani en az 330 milletvekilinin kabul oyu vermesi gerekiyor. Anayasa oylamaların gizli olacağını hükme bağlıyor.

Teklifin görüşmelerinin ikinci turunda, 330’un altında oy alan madde düşecek. Tümünün oylamasında da kabul oylarının 330’un altında kalması halinde teklifin tümü düşmüş olacak.

TEKLİF GEÇERSE REFERANDUM NİSAN’DA

Cumhurbaşkanı, anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderebiliyor. Anayasa değişikliğine ilişkin kanunun referandumu, Cumhurbaşkanının onaylamasının üzerinden 60 gün geçtikten sonra yapılabiliyor. Bu durumda, referandumun önümüzdeki nisan ayı içerisinde yapılması bekleniyor.

Kaynak : http://gazeteport.com/

Kaderin garip cilvesi

Kaset skandalıyla CHP Genel Başkanlığını bırakmak zorunda kalan Deniz Baykal’ın, yıllar önce CHP’li bir bakana kurulan benzer bir komployu ilgili bakana haber vermemiş. Bakan istifa etmek zorunda kalmış.

İSTANBUL – Sırrı halen çözülemeyen seks kaseti skandalıyla CHP Genel Başkanlığını bırakmak zorunda kalan Deniz Baykal, yıllar önce CHP’li İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’e kurulan komployu haber vermemiş. Bakan Güneş istifa etmek zorunda kalırken üzerinde durduğu projeler rafa kalkmış. Kaderin garip bir cilvesi olsa gerek aradan 22 yıl geçtikten sonra Deniz Baykal da CHP Milletvekili Nesrin Baytok olduğu iddia edilen bir kadınla çekilen görüntüleri nedeniyle CHP Genel Başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı. 

İşte bu garip cilvenin detayları;

Terörün zirve yaptığı 1979 yılında Ecevit’in kurduğu 42. hükümette İçişleri Bakanı olarak görev yapan Hasan Fehmi Güneş, 5 Ekim 1979 tarihinde dönemin film sanatçısı Aynur Aydan’ın evinden çıkarken Hafta Sonu muhabirinin objektifine yakalandı. Hemen istifa etti. Olay üzerine çok fazla konuşmadı. Siyasi bir komploya uğradığını söyledi. O dönemde MİT’ten hükümete bilgi gelmediğinden şikayet ediyor ve MİT’i kapatıp yerine yeni bir istihbarat örgütü kurmak için Ecevit’i ikna etmeye çalışıyordu.

Ancak bu olaydan 9 gün sonra yapılan seçimlerde Ecevit’in CHP’si geleneksel oy oranına geriledi.

BAYKAL GELEN İHBARI GİZLEMİŞ

Hasan Fehmi Güneş’in Darbeler ve Gizli Servisler kitabını hazırlarken 1988 yılında Cüneyt Arcayürek’le yaptığı röportajda satır arasında verdiği sitem dolu bilgi olayın bir başka yönünü işaret ediyordu.

“İstanbul’dan “haber” gelmişti. Enerji Bakanlığında çalışan birine. Güneş’e bir “tertip yapılacak” diyordu. Bilgiyi alan emrinde çalıştığı bakana gidip anlatmıştı. Fakat Güneş’in kabine arkadaşı o bakan aldığı mesajı Hasan Fehmi Güneş’e iletmemişti.

Bilgiyi Güneş’e götürmeyen Enerji Bakanı Deniz Baykal’dı.

KADERİN GARİP CİLVESİ

10 Mayıs 2010; CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’a ait olduğu ileri sürülen cinsel içerikli kasetin internette yayınlanmasının siyasette yarattığı depremin ardından 10 Mayıs 2010 günü Genel Başkanlıktan istifa etti. Canlı yayında ‘kasetteki görüntüler’ için komplo dedi, hükümeti suçladı. Baykal’ın son sözleri ”Hakkınızı helal edin, ben istifa ediyorum” oldu.

Olay hakkında görüşüne başvurmak istediğimiz Hasan Fehmi Güneş bu talihsiz olay hakkında konuşmak istemediğini dile getirdi.

Kaynak : GAZETEPORT

Başsavcılık Baykal kaseti için ‘örgüt işi’ dedi

Deniz Baykal’ı CHP Genel Başkanlığı koltuğundan eden kaset skandalında soruşturmanın özel yetkili savcılar tarafından yürütüldüğü ortaya çıktı.

CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ı koltuğundan eden Mayıs 2010 tarihindeki kaset olayının soruşturmasının da “özel yetkili” savcılara devredildiği ortaya çıktı. 

Habertürk Gazetesi’nden Cemal Doğan’ın haberine göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yaklaşık 2 yıldır soruşturmayı sürdüren Bilişim Suçları Savcısı Bülent Yücetürk’ten dosyayı alarak 19 Eylül 2011 tarihinde TCK’nın 250. Maddesi kapsamında örgütlü suçlara bakmakla görevli Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

‘CHP’Yİ DİZAYN ETMEK İSTEDİ’ 

Başsavcılığın, soruşturma dosyasını inceledikten sonra “Suçun yasadışı örgüt tarafından işlendiği” kanaatiyle bu kararı verdiği öğrenildi. Başlangıçta olayı Baykal’ın “özel hayatın gizliliği ve hakaret” şikayeti kapsamında değerlendiren ve bu yönde soruşturan Başsavcılığın dosyayı gönderirken “Bu olay, CHP’nin yeniden dizayn edilmesi amacıyla yapılmış, arkasında yasa- dışı örgüt olması muhtemel bir operasyondur” değerlendirmesi yaptığı belirtildi.

Başsavcılığın “Arkasında örgüt var” diyerek gönderdiği soruşturma dosyasının Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cemil Tuğtekin tarafından yürütüldüğü öğrenildi.

Kaynak : Milliyet.com.tr

Baykal: Anayasa değişikliğinde AKP yalnız kaldı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “AKP’li iş adamları dışında hiçbir toplum kesimi bu Anayasa değikliğini benimsememiştir” dedi. Baykal, “Bir siyasi partinin, yargının özünü bu kadar iddialı ve kapsamlı bir biçimde kendi anlayışına göre şekillendirmesine bir hukuk reformu, bir anayasal demokratikleşme girişimi diye bakma imkanı olabilir mi?” diye sordu.

Baykal, Siirt’e hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, “Başbakan’ın HSYK üyelerine yönelik eleştirileri vardı, ’İstifa etsinler parti kursunlar’ diye. Ayrıca, sizin de hazırladığınız bir taslak metin olduğu kamuoyuna yansımış durumda, bu taslak metni iktidarla paylaşmayı düşünüyor musunuz?” sorusunu Baykal, şöyle yanıtladı: “Anayasa tartışmaları etrafında, yeni yeni tartışmalar çıkıyor. Bunu dikkatle izliyorum. Tartışmaların bir kısmı polemik, önümüzdeki konunun iç yüzünün ortaya çıkmasına yardımcı olacak nitelikte tartışmalar değil. Bu bakımdan onlara katkı yapmayı düşünmüyorum. Başbakan’ın üslubunu biliyoruz, olayı saptırmaya, siyasi polemiğe çekmeye yönelik bir yaklaşımı var. Ancak Türkiye’nin önünde çok ciddi bir konu var, Anayasa değişiliği konusu. Nasıl gelişmekte olduğunu izlemek, değerlendirmek hepimizin temel görevidir. Bu açıdan baktığımızda gördüğümüz şudur: Bu taslağın açıklandığı günden şu ana kadar geçen süre içinde bazı önemli noktalar aydınlanmaya başlamıştır. Birinci temel nokta AKP bu girişiminde yalnız kalmıştır.”

AKP, Anayasa değişikliği projesini kendi siyasi parti mutfağının bir iç işi gibi düşünüyor. Bunun yanlış olduğunu başından beri söylüyorduk. Anayasa değişikliği konusunu, kimseyle istişare etmeden, kimsenin katkısını talep etmeden, hiçbir müzakere şansını Türkiye’ye, Türkiye’deki hiçbir kesime tanımadan, kapalı kapılar arkasında, kendi partisinin bir iç işi gibi düşünerek, bir emrivaki yaptı. Arkasından da bu değişikliği toplumun değişik kesimlerine kabul ettirme gayreti içine girdi. Çeşitli temaslar yaptı. Şu ana kadar yaptığı temasların ve görüşmelerin ortaya koyduğu gerçek şudur: AKP’li iş adamları dışında hiçbir toplum kesimi bu Anayasa değikliğini benimsememiştir. Bu anayasa değişikliğine toplumun hiçbir kesiminden bir sahiplenme, bir destek ortaya çıkmamıştır. Bu fevkalade önemlidir. Türkiye’nin demokratik olgunluğu bakımından, bir korku imparatorluğunun Türkiye’ye hakim kılınmak istendiği bu ortamda dahi böyle bir Anayasa değişikliğine, görüşülen toplum kesimlerinin mesafeli bir duruşla değerlendirmiş olmasını çok önemli sayıyorum. Herkes mutabakat talep etmiştir. Bu, bu olmadı demektir. Ayrıca bu yapılan tasarının demokratik hukuk düzenine ne kadar ters düşeceği de açıkça ifade edilmiştir. Kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıracağı, yargı bağımsızlığını tahrip edeceği çok açık bir bir biçimde ifade edilmiştir. Velhasıl bu kısa süre içerisinde dahi AKP’nin bu Anayasa değişikliği projesinin iç yüzü, toplum tarafından doğru bir biçimde algılanmıştır. Bunu çok önemli bir kazanım olarak görüyorum.”

-SİYASİ DESTEĞİ DİBE VURMAYA BAŞLAMIŞ…”-

Deniz Baykal, “bundan önceki açılımlarda da böyle bir serüvenin yaşandığını” savunarak, şunları kaydetti:

“Önce ’Kürt açılımı’ diye başlayan süreçte de toplumda büyük bir heyecanlanma, hatta iyi niyetle sahip çıkma gayreti kendisini göstermişti ama kısa bir süre sonra alt yapısının olmadığı, iyi hazırlanmadığı, yanlış çıkış noktalarına dayandığı gözükmüş ve proje ellerinde kalmıştı. ’Ermeni açılımı’nda aynı tabloyu, fiyaskoyu yaşadık. Şimdi Anayasa değişikliğinde de aynı noktaya gelmek üzeredir, gelmektedir, gelecektir. Bunu çok açıkça görüyorum. Türkiye bu değişiklik projesinin iç yüzünü anlamıştır ve bunu reddetme duygusu içine girmiştir. Bunun haklı nedenleri vardı. Anayasa gibi tüm toplumu, milleti, hatta ülkenin yarınlarını ilgilendiren bir konuda AKP’nin siyasi desteği artık dibe vurmaya başlamış, seçimde sağladığı çoğunluğu hiçbir şekilde bir daha sağlaması mümkün olmayan, bir siyasi parti olarak tek başına, kimse ile istişare etmeden, iş birliği yapmadan, bir dayatmayla Anayasa değişikliğine kalkışması prensip olarak doğru olmadı. Üstelik getirilen değikliklerin iç yüzünün de demokratik birikimine, hukuk devleti anlayışına, bağımsız bir yargı talebine, ihtiyacına ciddi cevap vermediği görülmüştür. AKP bu değişilikle kendi özel anlayışını, devlete, topluma millet dayatma girişimi içinde suçüstü olmuştur. Getirilen değikliğin, Türkiye’nin ihtiyacından değil, bir siyasi parti olarak AKP’nin kendine özel ihtiyaçlarından kaynaklandığı ortaya çıkmıştır. Bu Anayasa değişikliğinin bir AKP projesi olduğu net bir şekilde görülmüştür. Bağımsız yargıyı AKP vesayetine almaya yönelik bir AKP yargısını Türkiye’de oluşturmaya yönelik bir proje olduğu çok açık bir biçimde görülmüştür.”

-CUMHURBAŞKANI SİYASET ÜSTÜ DEĞİL-

Baykal, yeni Anayasa değişiklik paketinde Anayasa Mahkemesine seçilecek 19 üyenin 16’sının cumhurbaşkanı tarafından tayin edileceğini belirterek, şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanı’nın ölçüleri belli. Cumhurbaşkanı bizim Anayasamızın öngördüğü siyaset üstü Cumhurbaşkanı değil. Bunu o zaman söyledik anlatamadık. Cumhurbaşkanı, AKP’nin üç temel unsurundan birisi. AKP’nin özünü siz Cumhurbaşkanı’na taşımışsınız. Şimdi yargıya seçilecek 16 üyeyi Cumhurbaşkanı tayin etsin diye Anayasa değişikliği getiriyorsunuz. Bunun inandırıcı bir tarafı olur mu? Diğer üçünü de Meclis çoğunluğu tayin edecek. Yani RTÜK’te muhalefet partilerine temsil imkanı verilmişti. Şimdi Anayasa Mahkemesinde öyle bir imkan da yok. Üçünü Meclis’teki AKP çoğunluğu, 16’sını da AKP’nin oylarıyla seçilmiş AKP’nin üç temel unsurundan birisi olan Sayın Cumhurbaşkanı tanzim edecek ve biz de diyeceğiz ki ’bağımsız yargı Türkiye’ye geldi’. Akla mantığa sığar mı bu? Sağduyuya sığar mı? Bunun inandırıcı bir tarafı var mı? Bir siyasi partinin, yargının özünü bu kadar iddialı ve kapsamlı bir biçimde kendi anlayışına göre şekillendirmesine bir hukuk reformu, bir anayasal demokratikleşme girişimi diye bakma imkanı olabilir mi?”

Anayasa Mahkemesinin, düzenlemenin ardından YÖK’e benzeyeceğini ifade eden Baykal, “Anayasa Mahkemesi YÖK gibi bir şey olacak, RTÜK gibi bir şey olacak. RTÜK gibi bile olmayacak. Çünkü RTÜK’te muhalefet partilerinden de temsilci var. Anayasa Mahkemesi, tamamen AKP’nin temsilcilerinin ama kamufle edilmiş bir biçimde yerleştirildiği bir organ haline gelecek. Bu çok açık ve herkes tarafından görülmüştür, herkes bunu dile getirmeye başlamıştır” diye konuştu.

-PARTİ KAPATMA DÜZENLEMESİ-

Taslakta, parti kapatma düzenlemesiyle ilgili görüşlerini de dile getiren Baykal, şunları kaydetti: “Düzenleme evlere şenlik. Yani 1982 Anayasası’nda geçici 15. madde bir hukuk ayıbı olarak duruyordu. Yani ’hukuksuzluğu iş başındakiler yapar ama hesabı sorulmaz’ diyen bir maddeydi bu madde. Bunu da geçmişe yönelik olarak söylüyordu. Yani bugüne kadar hukuksuzluk yapmış olanlardan hesap sorulmaz diye bir geçici madde konulmuştu. Şimdi getirilen Anayasa değişikliğinde öyle bir madde var ki ’iktidarda bulunan siyasi partinin yaptığı hukuksuzlukların hesabı ondan sorulamaz’ diye bir düzenleme var. Sadece geçmişe yönelik olarak değil, halihazırda ve gelecekte de iktidardaki partinin yapacağı hukuksuzlukların hesabının ondan sorulamayacağını ifade eden bir yasal düzenleme getirmiş. Bu hukuka saygı mı? Demokratikleşme mi bu? 12 Eylül Anayasası’nın en üzüntü verici ve demokrasiye yakışmayan maddesini şimdi Anayasa değişikliği içine AKP’nin kendisini güvence altına alma ihtiyacıyla yerleştirdiğine tanık oluyoruz.”

Yeni Anayasa taslağındaki oylama biçimine de değinen Baykal, “Aklı başındaki kimsenin buna evet demesi mümkün değil. Birbiri ile hiçbir ilgisi olmayan 23 tane maddenin tümünün tek bir ’evet’e ya da ’hayır’a bağlanması. 23 soru soracaksın. Bir tek cevap isteyeceksin. Bunun hukukla ilgisi var mı? Bırakın hukuku, akılla mantıkla, sağduyuyla ilgisi var mı? Bu ne? Bu, AKP’nin sıkışıklığı, telaşı paniği… Buna Türkiye’nin alet edilmesi mümkün olabilir mi?” dedi.

-HUKUK DEVLETİ KALMAMIŞTIR-

Hukukun bütün olduğunu ve hukuka saygının herkesin kabul ettiği temel bir anlayış olduğunu vurgulayan Baykal, hukuka saygının Anayasa’ya saygı ile başladığına ve hukukun temelinde Anayasa’nın bulunduğuna işaret etti.

“(Anayasa’ya saygı olmaz, Anayasa bir kenara atılır ama biz hukuka saygı istiyoruz)” denildiğinde çelişkiye girileceğinden söz eden Baykal, şöyle devam etti:

“Şimdi AKP, bu çelişkinin içindedir. Anayasa’ya saygısı yok ama hukuka saygı talep ediyor. Hangi hukuka? Anayasa’ya aykırı olarak kendi çıkarları için oluşturduğu kurallar manzumesine ’hukuk’ diyor ve ’buna herkes uymalıdır’ diyor. Aklı başında herkes biliyor ki bu girişim Anayasa’ya aykırıdır. Anayasamızın özüne, Anayasamızın değiştirilemez maddelerine çok açık, çok net aykırıdır bu proje. Anayasamızın hukukun üstünlüğüne, kuvvetler ayrılığına ilişkin, yargının bağımsızlığına ilişkin, Cumhuriyetimize, devletimize niteliğini kazandıran temel kavramlara açıkça bu Anayasa değişikliği aykırıdır.”

Baykal, “Anayasa Mahkemesinin üyelerini partiden seçtiğiniz ve partinizin bir siyasi temsilcisi olmaya fiilen devam eden bir cumhurbaşkanına emanet etmişseniz, siz üç tanesini parlamentodaki siyasi parti çoğunluğunun seçmesini öngörmüşseniz ve bu şekilde seçilecek olanlara da ’Türkiye’de Anayasa’yı tanzim etme, Anayasa’yı yargı olarak karara bağlama yetkisi size aittir’ demişseniz hukuk devleti falan kalmamıştır” görüşünü ifade etti.

-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ SİYASİ İSTİSMAR KONUSU-

AK Parti çevrelerinin büyük bir iddia ile uzun süren hazırlığı mutfaklarında yaptıktan sonra ilan ettikleri tasarının tutarsızlığını, yanlışlarını ve kabul edilemez olduğunu görmeye başladıklarını savunan Baykal, “Yavaş yavaş AKP sözcülerinin ’değiştirebiliriz, bakarız ederiz’ demiş olmaları aslında ortaya koydukları eseri ’biz yaptık ama biz de beğenmedik, biz de bunun yanlış olduğunu gördük’ anlamına gelmektedir. Kendileri de farkındadırlar. Şimdi ’kurtarın bizi, gelin bunu toparlayalım’ gayreti içindedirler ama niyetleri doğru olmadığı için, niyetleri AKP yargısını kurmak olduğu için, bağımsız yargıyı AKP vesayeti altına almak olduğu için bu anlayışa uygun biçimde düzenleme yapmak imkanı maalesef yoktur. Bu Anayasa’ya aykırıdır” iddiasında bulundu.

Anayasa tartışmalarından önce Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı ve diğer hukukçuların görüşlerini açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Baykal, “AKP’nin bu işe meraklı danışmanlarının ve bu işe hevesli Başbakan’ın yaklaşımı ile ’Canım aykırı maykırı. Biz koyalım, reddedilirse de bunu bir siyasi suçlama konusu, bir siyasi istismar konusu haline getiririz’ hesabı içine girdiğini görüyoruz ama bu ayrıca çok yanlış bir iş olacaktır” dedi.

Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çünkü bir siyasi partinin anayasayı ihlale teşebbüs ettiğinin, bir Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya çıkması uygun bir iş değildir ve bunun çok sakıncalı gelişmelere yol açması herkes tarafından değerlendirilmelidir. AKP’nin Anayasa ve hukuka saygı konusunda bir duyarlılık içinde olmadığını biliyoruz. Bugünkü hükümet bu açıdan sabıkalı bir hükümettir. Daha önce Anayasa’yı ihlal ettiği, Anayasa Mahkemesinin 11 üyesinin 10’unun kararıyla ortaya çıkmıştır.

AKP’nin yaptığı kanunların Anayasa Mahkemesine götürülenlerin yarısından belki de fazlası Anayasa Mahkemesi tarafından geri çevrilmiştir, Anayasa’ya aykırı olarak. Yani bir Anayasa duyarlılığı içinde olmadığını görüyorum ama bu, alışılmış Anayasa’ya duyarsızlık örneklerinden herhangi birisi değildir. Şimdi çok tehlikeli bir oyun oynamaktadır AKP. Hem toplum bu olayın yanlışını tespit etmiştir hem de hukuk bu yanlışa karşı gereken sorumlu davranışı inanıyorum sergileyecektir.”

-BİZİM ÇOK TEMEL HAZIRLIKLARIMIZ VAR-

Baykal, ’bir siyasi parti olarak bizim Anayasa değişikliği projemiz işler’ diye bir girişimde bulunmadıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bu girişimi yanlış buluyoruz zaten. Olaya böyle yaklaşılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Elbette bizim bir siyasi parti olarak Türkiye’nin Anayasası ile ilgili çok temel hazırlıklarımız, düşüncelerimiz var. Bu açıdan Türkiye’de en hazırlıklı parti olduğumuzdan hiç kuşkum yoktur. Biz yıllardır bu konu üzerinde çalışmış, Türkiye’nin bu konuda en yetenekli insanlarını devreye koymuş bir siyasi partiyiz. Tam bir hazırlığımız var ama biz anayasa değişikliği konusunun bir parti içi sorun olarak anlaşılmaması gerektiğini, elbette her partinin bir hazırlığının olması gerektiğini ama her partinin hazırlığını toplumun diğer kesimleriyle, diğer siyasi partileriyle, toplumun diğer güçleriyle bir iş birliği, bir ortak çalışma içinde olgunlaştırması gerektiğine inanıyoruz.”

Baykal, Türkiye’de bir yeni anayasaya ihtiyacı bulunduğunu vurgulayarak, “Bu anayasa bir siyasi parti mutfağında hazırlamamalıdır. Biz de öyle yapmayacağız. Bütün siyasi partilerle ve toplumun her kesimiyle yakın iş birliği içinde, el birliği içinde bir anayasa taslağını hazırlamalıyız diye düşünüyoruz. Bunu yapma niyetindeyiz. Onu yapacağız. Oraya giderken de elbette bizim bu konuda bazı temel tespitlerimiz, önerilerimiz var” dedi.

CHP’nin, Anayasa ile ilgili bazı temel önerilerini dile getirdiğini belirten Baykal, şöyle konuştu:

“Nereden çıktı bu öneriler? Bizim bir yıl önce kararlaştırdığımız, CHP programında yer alan öneriler. Biz bunun bilincindeyiz ve onu oraya koymuşuz. Sorduğunuzda mesela işte bunlar diyoruz. Onlarla beraber daha yapacağımız çok şey var. Yani ekonomik sosyal haklarla ilgili göstermelik, kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı getiriliyor. Biz ’grev’ diyoruz, daha önce demişiz. Grevli toplu sözleşme hakkı önerimiz duruyor. YÖK’le ilgili önerilerimiz var. Hukukun üstünlüğünü güvence altına almaya yönelik önerilerimiz var.”

Baykal, dokunulmazlıkla ilgili parlamentoda milletvekillerinin fikir, düşünce ve söz söyleme özgürlüğünü en geniş şekilde güvence altına alıp ancak hukuk ihlalleri karşısında milletvekillerinin de hesap vermesini öngören bir düzenleme yapmayı amaçladıklarını dile getirerek, “Bunlar ortada. Bunlara hazırız. Bu ’hadi gelin bu çerçevede birlikte çalışalım’ anlamına gelmiyor. Çünkü onların ne peşinde koştuğunu çok iyi biliyoruz. Onlar AKP vesayeti altında, AKP yargısını oluşturmaya çalışıyorlar. Bu konuda bir iş birliği zemini maalesef yoktur” diye konuştu.

Radikal

Baykal’dan Anayasa değişikliği eleştirisi

23796

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliğinin Türkiye’nin temel sorunları olduğunu belirttiği “işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluğa çare olamayacağını” savunarak, “AKP beceriksizliğini Anayasa değişikliğinin arkasına saklamaya çalışıyor” dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Baykal, başkanlığında toplandı.

Alınan bilgiye göre, gündemdeki konuların değerlendirildiği toplantıda, iktidarın Anayasa değişikliği talebinin yanlışlığı ve altındaki gerekçelerin her fırsatta vatandaşa anlatılması gerektiği vurgulandı.

Baykal, iktidarın toplumu “güç bende” anlayışı ile yönetmeye çalıştığını, bu anlayışla anayasa değişikliğine gidilmesinin toplumda yeni gerginliklere yol açacağını ileri sürerek, “AKP toplumu yönetemez hale gelmiştir. Bunu çeşitli bahanelerle halktan saklamaya çalışıyor. Her hafta bir bomba patlatıyor, belgeler ortaya atıyor. Onların benimsenmediğini gördüğü için şimdi de Anayasa değişikliği ile halkı oyalamak istiyor” dedi.

Deniz Baykal, “Türkiye’nin temel sorunları işsizlik, yoksulluk, yolsuzluktur. Anayasa değişikliği bu sorunlara çare olamaz. AKP beceriksizliğini anayasa değişikliğinin arkasına saklamaya çalışıyor. Meclis’te yeterli desteği bulamayacaklarını anladıkları için referandum yoluna gideceklerini söylüyorlar. Ancak bu referandum AKP hükümetinin sonu olabilir. Halk bunu sandık önüne geldiğinde referandumda da, seçimde de ortaya koyacaktır” diye konuştu.

MYK’da Tekel işçilerinin eylemi de gündeme geldi.

Hükümetin bir an önce işçilerin mağduriyetine son vermesi gerektiği vurgulanarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Türk-İş arasında gerçekleştirilecek görüşmede kesin çözümün ortaya konması gerektiği kaydedildi.

CHP MYK toplantısında, Mayıs ayında yapılması planlanan Kurultay’a ilişkin hazırlıklar da ele alındı.

Kurultayda CHP’nin tek başına iktidarına dönük seçim programının açıklanması, bunun için de hazırlıkların hızla tamamlanması kararlaştırıldı. CHP, seçim programında projelerini, taahhütlerini ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini somut olarak ortaya koyacak.

CNN TÜRK

Baykal: ” Mektup gelirse cevap vereceğiz ”

CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’ye göndereceği ‘Kürt açılımı’ mektubuyla ilgili, “Daha mektup gelmedi. Mektup gelirse elbette ona bir cevap vereceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Kıdemli Deniz Albay Selçuk Kulen’in Levent Camii’nde düzenlenen cenaze törenine katıldı.

Cenaze sonrası gazatecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Baykal, “Daha mektup gelmedi. Mektup gelirse elbette ona bir cevap vereceğiz. Gelmemiş bir mektup için şimdi cevap vermemi beklemeyin. Mektubu bekliyoruz. Mektup gelince cevabımızı vereceğiz ” dedi.

3. KÖPRÜ TARTIŞMASI

3. köprüyle ilgili soruları da yanıtlayan Baykal, konuyu ortaya çıkaran kişinin CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin olduğunu ifade ederek, “Bu konuyu ortaya çıkarmış olan arkadaşımız burada. Bu konu pek çok yönüyle tartışılması gereken bir konu. Köprü yapılsın mı yapılmasın mı ? Ama bunun üzerinde tartışılması gereken konular var. Güzergahın nereden geçtiği, sonra şu anda güzergahın belirlenmiş olup olmadığı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı birşey söylüyor Başbakan tam tersini söylüyor” dedi.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Başbakan Erdoğan’ın anayasa değişikliğiyle ilgili sözleri sorulan Baykal konuyla ilgili, “Başbakan ve hükümetin bu konulardaki acıklamalarını takip etmekten kamuoyumuz yoruldu. Bir gün söylediklerini üç gün sonra tekzip ediyorlar. Önce hatırlayacaksınız; bu konu bir devlet politikasıdır, tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız ilk kez kurumlar arasında bir mutabak var diye yola çıktılar Cumhurbaşkanından başlayarak bir süre öyle götürdüler. Şimdi geldiğimiz notkada Başbakan diyor ki kurumlar arasında mutabakat yok. Bir ortak politika mevcut degil” dedi.

“Şimdi bunu yapamayacağız . E ne oldu? Siz devlet politikası derken neyi kastediyordunuz? Kurumlar arasında mutabakat var derken, siz neyi söylüyorsunuz? Bu kadar kolay çelişkiye düşen bir anlayış Türkiye nin temel konularını nasıl çözebilir?” diye soran Baykal, “İçişleri Bakanı çıktı Anayasa değişikliği sözkonusu değildir dedi. Geçen hafta Başbakan kısa orta ve uzun vadeli çözümler üzerinde çalışıyoruz. Uzun vadeli çözüm de Anayasa değişikliği onun üzerinde çalışıyoruz dedi. İçişleri Bakanının kendisi tekzip etti. Şimdi kendisini kendisi tekzip etti. Bunların bir yorum yapmamızı gerektiren bir tarafı yok. Hükümetin önce ne yapabileceğini doğru saptaması, yapabileceğini yapması ve yapmak için yola çıktığını kamuoyuna dürüstçe ilan etmesi gerekir. Bunların hiçbiri yok” şeklinde konuştu.

Anayasal bir değişiklik için görüleri sorulan Baykal, “Uzun konu. Elbette herkesin kendine göre bir anayasal görüşü var. Milletvekili dokunulmazlığının kaldırıldığı bir anayasa da bizim özlemlerimiz arasında. Çok iyi biliyoruz ki çoğunluk böyle bir destek verme anlayışında değildir. Bunun farkındayız. O nedenle kamuoyumuza bu konularda bir umut vermeyi, böyle bir değişiklik istiyoruz, bu anlayıştayız deyip küçük siyaset yapmayı uygun görmüyoruz. Ama bu demek değildir ki bu konuda bizim temel tercihlerimiz yok. Elbette tercihlerimiz var. Onları hayata geçireceğimiz ortamı yaratmaya çalışıyoruz. Umut ediyorum. Günü gelecek Türkiye’de yargı bağımsızlığını güvence altına alacak, milletvekili dokunuılmazlıklarını ortadan kaldıracak, bir anayasal düzene elbette geçeceğiz” ifadelerini kullandı.

FEHMİ OKAY’IN MAHKEMEYE SEVKEDİLMESİ

CHP milletvekilii ve Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay’ın kardeşi Mustafa Fehmi Okay’ın uyuşturucu operasyonu kapsamında mahkemeye sevk edilmesiyle ilgili bir soruyu da cevaplayan Baykal, ” Bizim bu konular karşısındaki tutumuz çok açıktır. Yargı işemelidir. Soruşturmalar en doğru şekilde yapılmalıdır. Gerçek ortaya çıkarılmalıdır. Gerçeğin ortaya çıkmasını destekliyoruz. Bu konudaki çalışmalara destek veriyoruz ” diye konuştu.

İŞ DÜNYASIYLA BULUŞMASI

İş dünyasıyla bir araya geldiği toplantıya ilişkin bir değerlendirme de yapan Baykal, “Çok yararlı bir görüşme oldu. Sorunları ortaya koyduk. Ekonomik , siyasal sorunlar var. Hukuk sorunları demokrasi sorunları var. Bu sorunları yaşayan insanlar biz de bu konuda sorumluluk üstlenmiş bir siyasi partiyiz. Ben düşüncelerimi yansıttım. Çok yararlı çok güzel bir görüşme oldu. Ben çok memnunum ” dedi.

CNN TÜRK