Milletvekilinin evinde kanlı sabah

AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın, Ankara’daki evinde bir yıldır çalışan Özbek asıllı 23 yaşındaki Nadira Kadirova, Ünal’ın ruhsatlı tabancasıyla yaşamına son verdi.

Nadira Kadirova vekil Ünal’ın tabancısıyla yaşamına son verdi.

AKP Milletvekili emekli general Şirin Ünal’ın evinde 1 yıldır çalışan 23 yaşındaki Nadira Kadirova dün sabah milletvekilinin tabancasıyla yaşamına son verdi. Kadirova’nın olaydan 1 gün önce arkadaşı Leyla’ya “Çok kötü şeyler oluyor. Ben ağabeyimin yüzüne nasıl bakacağım? Ölmek istiyorum” dediği öğrenildi.

“KARDEŞİMİN İNTİHAR ETMESİNİ GEREKTİRECEK HERHANGİ BİR DURUM YOKTU”

Milletvekili Ünal’ın evinde rahatsız olan eşine bakmak için 1 yıldır bulunan Nadira’nın yanı sıra ev işleriyle ilgilenen başka bir Özbek çalışan da bulunuyor.

Kadirova’nın intiharıyla ilgili yetkililer sessiz kalırken ağabeyi Muhammet Ali Kadirova, Sözcü’ye şunları söyledi: “Kardeşimin intihar etmesini gerektirecek herhangi bir durum yoktu. Önümüzdeki günler üniversite sınavı için kursa başlayacaktı. Bildiğimiz kadarıyla Nadira saat 08.48’de milletvekili Ünal’a ait tabancayla kalbine ateş etmiş. Bilkent Hastanesi’ne kaldırılan Nadira kurtarılamadı. Rapora göre 09.50’de ölüm gerçekleşmiş. Kardeşim 4 yıldır Türkiye’de yaşıyordu. Herhangi bir sorunu da yoktu. Bu intihar olayı bizi şaşırttı. Ayrıca Adli Tıp’taki işlemleri milletvekilinin devreye girmesiyle jet hızıyla tamamlandı. Bugün saat 22.00’da cenazesini uçakla ülkemize götüreceğiz.”

Kardeş Muhammet Ali Kadirova, olayla ilgili önemli şüpheleri bulunduğunu ve Adli Tıp’taki işlemlerin hızla yapıldığını ve kendilerine intiharla ilgili hiçbir bilgi verilmediğini söyledi.

VEKİL ÜNAL SESSİZ

AKP İstanbul milletvekili Şirin Ünal

AKP Milletvekili Şirin Ünal’ın evde bulunduğu sırada intiharın gerçekleştiği öğrenildi. Ünal, olayla ilgili konuşmak istemedi.

Kaynak : https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/milletvekilinin-evinde-kanli-sabah-5352873/

Başbakan Davutoğlu’ndan balkon konuşması

davutoglu-otobusDavutoğlu: Bizim büyük hedeflerimiz var. Büyük rüyalarımız var. Büyük hedefler, büyük rüyaları hayata geçirmek için gece gündüz çalışacağız.

AKP’nin yüzde 49′luk zaferinin ardından seçim bölgesi Konya’da partililerine seslenen Başbakan Davutoğlu Ankara’ya geldi.

Davutoğlu, Erdoğan’ın genel başkanlık döneminde “gelenekselleştirilen” balkon konuşmasında partililerine hitap etti.

BALKON KONUŞMASINDAN SATIRBAŞLARI:
78 milyon vatandaşımızın her birine selamlarımızı muhabbetlerimizi saygılarımızı sunuyoruz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir demokrasi şölenine çevirdiği buradan sizlere seslenmekten büyük bir onur duyuyorum. Şanlıurfa’ya İzmir’e Konya’ya 81 vilayetimize selam olsun. İlk başkentimiz Konya’dan Selçuklu başkentinden cumhuriyet başkentine geldik. Size Hazreti Mevlana’dan selamlar getirdik. Kendişleri gurbette olup da yürekleri bu topraklarda olan bütün vatandaşlarımıza, Amsterdam’da Tokyo’da Berlin’de Rumeli’de Üsküp’te Saraybosna’da dünyanın dört bir yanında bizleri ekranları başında gözyaşlarıyla dualarıyla izleyen bütün gönüldaşlarına selam olsun.

Gözlerini bu mübarek ülkeye, Türkiye’ye heyecan içerisinde çeviren, bugünkü sonucu bekleyen milyonlarca Türkiye sevdalısına selam olsun. Kaderini Türkiye’nin kaderine bağlamış, ellerini semaya çevirmiş, hayır dualarını bu kardeşlerinden eksik etmeyen 1,5 milyarlık islam alemine selam olsun. Bu partinin kurucu genel başkanına sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha selam ediyorum.  Son 13 yıl içinde 14 Ağustos 2001’den bu yana bu hareketin içinde bulunmuş, ter dökmüş bütün gönüldaşlarıma bir kez daha selam ediyorum. Buradan yurtiçinde ve yurtdışında rekor katılım gösteren bütün vatandaşlarıma selam ediyorum. Şükranlarımı sunuyorum. Tercihleri ne olursa olsun bütün vatandaşlarımız bugün vakur bir şekilde demokrasi destanı yazdılar. Seçimlerde görev alan bütün kamu görevlilerine ve sandıklarını hiç terk etmeyen yürekli sandık müşaitlerimize teşekkürlerimi sunuyorum.

“BARIŞI SEÇTİNİZ”
Sizler sandıkta barışı kardeşliği seçtiniz. Sadece Türkiye’de değil bütün dünyada barışı hakim kılmak için oylarınızı kullandınız. O ak pusulada Ak Parti’nize mührü vuran ak ellerinize teşekkür ediyorum. ve o elleri bir kez daha barış için kaldırmaya davet ediyorum. Allah bu ak elleri hep bir arada kılsın. 2002’den bu yana sahip çıktığınız partinize evlatlarınıza yine sahip çıktınız.

“VAKİT KAYBETMEDEN İŞ BAŞI YAPIYORUZ”
Sizler ülkemiz üzerinde oynanan oyunları gördünüz ve bu oyunları bozdunuz. Biz buradayız dediniz, kıyamete kadar buradayız dediniz. Sizler o sandıklara sadece eski Türkiye’nin partilerini değil, zihniyetini, kaosu, şiddeti, terörü istikrarsızlığı gömdünüz. Her iki vatandaştan birinin oyunu alarak, 81 ilin, 7 bölgenin tamamında oylarını artırarak AK Parti’ye tek başına iş başına dediniz.  Milletimizin talimatı başımızın üzerindedir. Hiç vakit kaybetmeden seherle birlikte iş başına diyoruz.

“SÖZÜMÜZÜ TUTTUK”
Türkiye 7 haziran seçimlerinden sonra bir dizi komplonun hedefi haline geldi. Birileri AK Parti’nin tek başına iktidar olamamasını fırsat bilerek yola çıktılar. Biz ise 7 Haziran akşamı buradaydık. Sizin huzurunuzdaydık. Bu balkondan dedik ki bizim milletimizin iradesine saygımız sonsuzdur. Bu iradenin gereği olarak bir an bile ülkeyi hükümetsiz bırakmayacağız. Ne olursa olsun Türkiye’yi 2023 hedeflerine götüreceğiz. Aziz ankaralılar şahit olun, sözümüzü tuttuk mu? Şahit misiniz?

“BİZİM BÜYÜK RÜYALARIMIZ VAR”
İşte AK Parti’nin tek bir derdi vardır. Türkiye’yi daha güçlü, daha istikrarlı ve müreffeh bir hale getirmek. Sandıkların açıldığı ilk dakikalardan itibaren, kaygı ve endişe yerini umuda ve özgüvene bırkamıştır. Türkiye şu andan itibaren yapılan tartışmaları geride bırakarak gelecek hedeflerine odaklanmalıdır. Bizim büyük hedeflerimiz var. Büyük rüyalarımız var. Büyük hedefler, büyük rüyaları hayata geçirmek için gece gündüz çalışacağız. Milletimiz iktidar istediğini güven istediğini açıkça ortaya koymuştur. Türkiye konuşmuş, dünya duymuştur. Demokrasiden, hukuktan, merhametten, şefkatten sevgiden geri bir adım gidilmeyecektir. Herkesin hukuku güvence altındadır.

“HUSUMET, NEFRET, ŞİDDET DİLİ KAYBEDECEK”
Türkiye daha güzel, daha şefkatli, daha güçlü olacaktır. Husumet, nefret ve şiddet dili kaybedecek Türkiye demokrasiyle özgürleşmeyle kalkınmaya büyümeye devam edecektir. Buna destek veren herkese minnet ve şükranlarımızı bir kez daha ifade ediyorum. Bu zafere imza atan bütün kardeşlerimle aziz milletime bir kez daha teşekkür ediyorum. Türkiye’yi her türlü kutuplaşmadan, her türlü gerilimden çıkaracağız. Sandıkta ne istediğini açıkça söyleyen bütün vatandaşlarımız emin ve müsterih olsunlar. AK Parti’ye oy veren bütün seçmenlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. diyorum ki bugün coşku sizin hakkınız. Ama coşkuyu vakarla yaşayacaksınız. Bugün Konya’da sonra Ankara’dan buraya kadar bizi bağrına basan bütün vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Gelecek seçimde AK Parti’ye oy verecek olan diğer seçmenlerimize de selamlarımızı iletiyorum. Ve diyorum ki bugün bu seçimde yenilen yoktur. Türkiye kazanmıştır, milletimiz kazanmıştır, hiç kimse yenilmemiştir, demokrasimiz kazanmıştır. Bütün vatandaşlarımız emin ve müsterih olsunlar. Verdikleri mesaj önümüzdeki 4 yılda yönetime yansıyacaktır.  Siz bu milletin umudu olduğunuzu unutmadınız. Bu vakarla hareket ettiniz ve vakarınızı hiçbir zaman hiçbir şartla terk etmediniz. Hepinize teşekkürü borç biliyorum.

7 Haziran’da buradaydık. Türkiye’yi hükümetsiz bırakmayacağız demiştim. Türkiye bu sonuçla birlikte ayaklarına vurulmak istenen prangalardan kurtulmuştur. Engelleri aşmıştır ve bundan sonra da aşacağını bir kez daha göstermiştir. Milletin iradesine ipotek koymak isteyenler hakettikleri cevabı milletten almıştır. Bu zafer 78 milyonundur. Kazanan gençlerdir, kadınlardır, çiftçilerdir, memurlardır, işçilerdir, emeklilerdir. Kazanan 78 milyondur.

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

 


YouTube Preview Image

FT: Merkel Ak Saray’a gitmek istemediği için Erdoğan ile İstanbul’da görüşecek

merkel-erdogan-kapakFinancial Times, Almanya Başbakanı Merkel’in yarınki Türkiye ziyaretinde Ak Saray’a gitmek istemediğini için Erdoğan’la İstanbul’da görüşeceğini yazdı.

İngiliz gazetesi Financial Times, yarın İstanbul’da gerçekleşecek Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan görüşmesiyle ilgili önemli iddialar ortaya attı.

Financial Times, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’deki ifade özgürlüğü koşullarının sert bir dille eleştirildiği ilerleme raporunu, göçmen krizi konusunda Ankara’nın desteğini alabilmek için 1 Kasım’daki seçimlerin sonrasına erteleyeceğini öne sürdü. Gazete ayrıca “Merkel Ankara’ya gitmektense İstanbul’u tercih etti. Bu tercih biraz da 1100 odalı Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde Erdoğan’la birlikte poz vermek istememesinden kaynaklanıyor” ifadelerine yer verdi.

erdogan-merkel-rt-670BBC Türkçe’nin haberine göre, Financial Times’a konuşan bir AB büyükelçisi, raporun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talebiyle ertelendiğini iddia etti.

FT, “Raporun ertelenmesi Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lehine görünüyor. Erdoğan’ın otoriter yaklaşımları göçmen krizi patlak verinceye kadar AB için önemli bir kaygıydı” ifadesini kullandı.

Göçmen krizinin çözümü için Ankara’nın desteğini isteyen AB liderlerinin Türkiye’ye üç temel konuda taviz vermeye hazır olduğu aktaran FT, bunları şöyle sıraladı:

– Suriyeli mültecilerin Türkiye’de barındırılması için 3 milyar euro mali destek.

– Üyelik müzakerelerine hız verilmesi.

– Türk vatandaşlarına vize uygulamasının kaldırılması için çalışmalar yapılması.

Anlaşmanın gizli maddesi: İlerleme raporu

Financial Times haberinde Ankara’ya vadedilen bir diğer konunun ise ilerleme raporu olduğu vurgulandı.

Gazeteye bilgi veren bir diplomat “Başta Türkiye’deki ifade özgürlüğü koşulları olmak üzere çok sayıda sert eleştiri içeren ilerleme raporunun ileri bir tarihe erteleneceği konusunda Ankara’ya teminat verildi” dedi. Bilgiyi veren diplomat, ilerleme raporununAvrupa Komisyonu’ndaki onay sürecinin hâlâ başlatılmadığını söyleyerek, bu sürecin zaman alacağını vurguladı.

ERDOĞAN İSTEDİ

Haberde AB’nin raporu erteleme kararından memnun olmayanların bulunduğu da ifade edildi. Gazeteye konuşan bir AB büyükelçisi, raporun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talebiyle ertelendiğini öne sürerek, “Bu, hiç sağlıklı bir durum değil” yorumunda bulundu. Haberde şöyle denildi:

“Her ne kadar gelecek hafta raporun yayınlanma ihtimali çok düşük olsa da son karar Komisyon Başkanı Jean Claude Juncker’e ait olacak. Komisyon Başkanlığı sözcüsü, Juncker’in raporu ‘en yüksek düzeyde basın ilgisini çekebileceği dönemde yayınlamayı tercih edeceğini’ ifade etti.”

MERKEL İDDİASI

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in yarınki Türkiye ziyaretine de değinilen haberde, “Bu ziyaret Avrupa’nın Türkiye’yle işbirliği yapma isteğini ortaya koyacak. Ancak Merkel Ankara’ya gitmektense İstanbul’u tercih etti. Bu tercih biraz da 1100 odalı Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde Erdoğan’la birlikte poz vermek istememesinden kaynaklanıyor” iddiasında bulunuldu.

Merkel, yarın İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile bir araya gelecek. Ajans, 12 Ekim’de geçtiği ilk haberde ise Merkel’in Ankara’ya çalışma ziyareti gerçekleştirerek, Erdoğan ve Davutoğlu’yla görüşeceğini bildirmişti.

ZİRVE 6 AYDIR BİLİNİYORDU

Güven Özalp’in Hürriyet’te yer alan haberine göre, Türkiye’nin yıllık Avrupa Birliği karnesi niteliğinde olan ve ilki 1998’de yayımlanan İlerleme Raporu’nun bu şekilde ertelenmesi bir ilk olma özelliği taşıyor. Raporun yayımlanacağı tarih olarak 14 Ekim verilmişti. Daha sonra 15 Ekim’de yapılan mülteci krizi ve Türkiye’yle ilişkilerin odakta yer aldığı AB Zirvesi bahane edilerek belgenin yayımlanmasının 21 Ekim’e ertelendiği duyuruldu. Buna gerekçe olarak ise Jean Claude Juncker yönetimindeki ilk İlerleme Raporu olacağı ve Juncker’in büyük önem verdiği, hak ettiği medya ilgisini görmesini istemesi gösterildi. Oysa bu zirvenin yapılacağı en az altı aydır biliniyordu. Bu tarih bilinmesine rağmen İlerleme Raporu için 14 Ekim tarihi belirlendi ve son dakikada “zirvenin gölgesinde kalacağı” gerekçesiyle ertelenmesi dikkat çekti. 21 Ekim’den vazgeçilmesi için ise AB Komisyonu somut bir gerekçe göstermiyor ve belgenin yayımlanacağı tarihin, “Juncker’in en uygun göreceği tarih olacağı tarih” olacağı açıklamasını yapmakla yetiniyor.

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

S. Times: ‘Erdoğan’ın siyasi hırsları Kürt-Türk çatışmasını alevlendirdi’

151011094157_ankara_624x351_getty_nocreditSunday Times gazetesinde dün Ankara’da yapılan bombalı saldırıyla ilgili olarak Owen Matthews’ün bir analizine yer veriliyor.

Matthews, Erdoğan’ın siyasi hırsları nedeniyle barışın eşiğindeki Türk-Kürt çatışmasının alevlendiği değerlendirmesinde bulunuyor.

Türkiye konularında yorumcu olarak tanınan Matthews’ün, 95 kişinin hayatını kaybettiği ve 200’den fazla kişinin yaralandığı saldırıyı değerlendirdiği yazısında şu ifadeler yer öne çıkıyor:

“Ankara’da kalabalığı kasıp kavuran bomba saldırısıyla ilgili iki şey kesin. Birincisi bu trajedi Türkiye’deki 14 milyon Kürt ile Türk çoğunluk arasındaki çatışmayı alevlendirecek. İkincisi ise Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin güçlü ve İslam eğilimli cumhurbaşkanı bu saldırıyı Kürt yanlısı muhalefetin itibarını zedelemek için kullanacak.”

“Ilımlı Kürt partisi HDP’nin Haziran’daki seçimlerde tarihte ilk kez mecliste 80 koltuk kazanmasının ardından son şiddet sarmalı ortaya çıkmıştı.”

“Kürtler için bir zafer anı olması gerekiyordu. Kürtler 1984’ten bu yana Türkiye devletine karşı ayrılıkçı bir savaş sürdürmüştü ve bu savaşta 40 binden fazla insan hayatını kaybetmişti. Bu zafer onlara kültürel haklarıyla ilgili sorunlarını şiddet yoluyla değil mecliste çözme imkanı veriyordu.”150809112639_pkk_fighter_624x351_afp

“Ancak, uzlaşma olmadı ve HDP’nin başarısı her iki taraftaki radikallerin barış sürecini raydan çıkarması ve 2011’den beri askıda olan çatışmayı alevlendirmesiyle sonuçlandı. PKK savaşçıları Türk askeri konvoylarına saldırılar düzenledi ve son 3 ayda 120’den fazla asker ve polis öldürdü.”

“Türk güvenlik güçleri binlerce Kürt aktivisti gözaltına aldı, polisin verilerine göre 350’den fazla Kürt militan öldürüldü. PKK de yanıt olarak Güneydoğu’da yaklaşık 20 il ve ilçeyi işgal etti. Silahlı gerillalar barikatlar kurdukları sokaklarda devriye gezmeye başladı.”

‘Erdoğan tek başına barış ve güvenlik vaat ediyor’150918092841_turkey_police_funeral_624x351_bbc_nocredit

“Muhalefetteki siyasiler Erdoğan’ı bilerek şiddeti artırmakla ve böylece HDP’ye itibar kaybettirmekle suçluyor. Yeni seçimlerin 1 Kasım’da yapılması bekleniyor. Eğer yeni seçimlerde HDP yüzde 10 barajın altında kalırsa, Erdoğan’ın partisi yaklaşık 10 yıldır elde ettiği çoğunluğu geri kazanacak. HDP’nin yükselişi yüzünden cumhurbaşkanı hükümeti kuramamış, kendisine daha fazla güç sağlayacak anayasa değişikliğini geri çekmek zorunda kalmıştı.”

“Kürt yanlısı gösteriler son aylarda sıklıkla hedef alınıyor. Komplo teorisine inanan Türkler güvenlik birimlerine dahil uluslararası etkilerden radikal ve barış karşıtı Kürt muhaliflere kadar çeşitli grupları suçluyor. Ancak şüphe götürmeyen bir husus varsa, o da Erdoğan ve destekçileri HDP’nin itibarını lekelemek için uluslararası destek arıyor.”

“Geçen ay Kürt militanların 30 askeri öldürmesinin ardından AKP milletvekili Abdurrahim Boynukalın’ın liderlik ettiği bir grup İstanbul’daki hükümet karşıtı gazete Hürriyet’in ofisine saldırmış, içerideki ‘hain’ gazetecileri öldürmekle tehdit etmişti.”

“Her ne kadar dün hedef alınanlar ve mağdur olanlar Kürtler olsa da, Erdoğan HDP’ye verilen oyların terörizme verilen oylar olduğu önermesine devam edecek.”

“Cumhurbaşkanı şiddetin bu son aşamasını başlatan kişi olmayabilir. Ancak gerilimi azaltmak için de çok az şey yapmış, teröre karşı sert bir retorik kullanmıştı.”

“Erdoğan tek başına Güneydoğu’ya barış ve Türkiye’ye güvenlik getirmeyi vaadediyor. Ancak gerçek şu ki siyasi hırsları barışın eşiğindeki Türk-Kürt çatışmasınının yeniden alevlenmesine neden oldu.”

Kaynak : http://www.bbc.com/turkce/

Rus ajansı: Türkiye İncirlik Üssü’nü açtığı için IŞİD Ankara’ya saldırdı

2015-10-11_203714Rus Sputnik haber ajansı, Ankara’da gerçekleşen terör eylemini büyük ihtimalle IŞİD’in gerçekleştirmiş olabileceğini iddia etti. Ajans, saldırının Türkiye’nin hava üslerini ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine açmasından dolayı yapıldığını öne sürdü.

Haber ajansına göre, IŞİD’in ilk saldırı için Ankara’yı hedef seçmesinin nedeni başta Halkların Demokratik Partisi (HDP) olmak üzere Türkiye’deki sol partilerden intikam almak, ayrıca başkentte eylem gerçekleştirebilecek kabiliyette olduğunu Türkiye hükümetine göstermek. Ankara’da gerçekleştirilecek Barış mitingine yönelik saldırı kararını da Rakka’da bulunan örgütün ‘Türkiye Şurası’nın aldığı öne sürüldü.

Sputnik’e göre, Türkiye’nin hava üslerini IŞİD’e karşı mücadelede ABD’nin öncülüğündeki koalisyon güçlerine açması, sınır kontrolünü yoğunlaştırması ve ülke çapında IŞİD militanlarına yönelik operasyonlar gerçekleştirmesi, örgütün Türkiye’ye karşı eylem kararı almasına yol açtı.

BAĞDADİ ONAY VERDİ

Ajansın haberine göre, Musul’da yaşayan IŞİD lideri Ebubekir El Bağdadi’nin de onayının ardından, örgütün Suriye’nin Rakka kentinde bulunan Türkiye Şurası, saldırılar için hazırlıklara başladı. Hazırlıklar kapsamında 100 kişi, Suriye’den Türkiye’ye kaçak yollarla gönderildi. 100 kişiye ilk hedefin HDP ile sol parti ve demokratik kitle örgütleri olduğu talimatı verildi.

Saldırılar için Türkiye’ye geçen 100 kişilik ekipte yer alanlarının büyük çoğunluğunun Türkiye vatandaşı olduğu ve deneyimli militanlardan oluştuğu belirtiliyor.

TÜRKİYE VATANDAŞI 2 İNTİHAR BOMBACISI

Sputnik, saldırı için görevlendirilen Türkiye vatandaşı olan 2 intihar bombacısının daha önce de Ankara’da örgüte ait hücre evlerinde kaldığının bilindiğini yazdı.

Sputnik’in ulaştığı bilgilere göre, 2 intihar bombacısı, mitingle ilgili gelişmeleri internetten takibe aldı ve birkaç kez keşif amacıyla mitingin yapılacağı alana geldi. Militanlar dikkat çekmemek için sakallarını kesti ve diğer örgüt militanlarıyla telefon görüşmelerini kesti. Saldırı hazırlığını Ankara’daki hücre evinde yapan iki intihar bombacısı hazırladıkları kemerin içine TNT bilyeler ve diğer patlayıcı maddelerden oluşan bir bomba yerleştirdi ve sabah saat 10.24’te miting için toplanmakta olan kalabalığın arasında bombaları patlattı.

IŞİD, SALDIRIYI TEBRİK ETTİ

Öte yandan IŞİD, kendisine ait Türkçe propaganda sitesi ‘Darülhilafe’ adlı sitenin resmi Twitter adresinden Ankara’daki saldırıyla ilgili saldırıyı tebrik etti ve ölü sayısının artması temennisinde bulundu.

Sputnik, 7 Haziran Genel Seçimleri öncesinde HDP’nin Diyarbakır’daki mitingine yönelik saldırı ve 20 Temmuz 2015’te, Urfa’nın Suruç ilçesinde gerçekleşen patlamanın da faili olan IŞİD, bu saldırıları üstlenmediğine dikkat çekti. Örgüte yakın kaynaklar, IŞİD’in toplu sivil ölümlerinin yaşandığı saldırıları üstlenmediği, sadece askeri nitelikli eylemleri üstlendiğini belirtiyor.

Kaynak : http://www.cihan.com.tr/

Selahattin Demirtaş’tan çok sert açıklamalar

demirtar-son-mansetiDemirtaş: O günler gelecek, inşallah hep birlikte göreceğiz. Ellerinize o kelepçeler takılacak.

Ankara’daki hain saldırıya ilişkin ikinci kez konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hükümete çok sertlerle yüklendi.Demirtaş “Bu devletimize ve milletimizin birliğine yapılmış bir saldırı filan değil. Devletimiz tarafından halkımıza yapılmış bir saldırıdır.” dedi.

Demirtaş “Sosyal medyadan izliyoruz. Partimizi hatta suçlayanlar var. Kendi kendimizi bombaladığımızı açıkça yazan AKP yöneticileri vardır. Ben onlara da şunu söylemek istiyorum. Biz birlikte yaşamı savunan bir partiyiz. Ama o birlikte yaşamın içerisinde sizin gibi alçaklar yoktur. Biz sizinle yaşayalım diye bir mücadele filan yürütmüyoruz onu da yanlış anlamayın.” dedi.

Demirtaş’ın çok sert açıklamaları şöyle:

“İSTİFA YOK DEMEK Kİ TABLODAN MEMNUNLAR”

“Bizim bunlarından, sorumluların ortaya çıkarılacağına dair hiçbir beklentimiz yok. Adana, Mersin il binalarımız bombalandı. Diyarbakır mitingimiz bombalandı. Suruç katliamı yapıldı. Şu dakikaya kadar tek bir sorumlu ortaya çıkarılmış değil. Bir tek, bir tweet attı diye gece yarısı evini basıp o kişiyi bulabiliyorlar, tutuklayabiliyorlar. Saray’ın emriyle operasyonlar yapıyorlar. Tek bir cümlesinden dolayı insanları içeri atıyorlar. Fakat 150′ye yakın insanı biz seçim öncesi ve seçim sonrası saldırılarda katliamlarda, açıkça yapılan katliamlarda kaybettik; sorumlu ortada yok! Etkili bir soruşturma yok. Bununki de olmayacak. Ama bizim açımızdan karanlık, derin güçlerin, dış güçlerin yaptığı bir olay değil. Hiç değilse, örneğin bunların parmağı yoksa, hiç değilse önleyemedikleri için haysiyetli tek bir yönetici istifa etmez mi? Etmiyor. Etmediklerine göre ortaya çıkan tablodan çok memnunlar.

“DEVLETİMİZ TARAFINDAN HALKIMIZA YAPILMIŞ SALDIRI”

Bu devletimize ve milletimizin birliğine yapılmış bir saldırı filan değil. Devletimiz tarafından halkımıza yapılmış bir saldırıdır.

SEDAT PEKER VURGUSU!

Bir çete liderinin çıkıp güven içinde, devlet olanağıyla miting yaparak kan akıtacağını ilan etmesi son derece başarılı bir miting olarak gerçekleşebiliyorsa ve bizler barış isteyenler olarak barış sesimizi bile haykıramıyorsak orada devlete ve milletimizin birliğine bir saldırı yoktur, devlet tarafından millete bir açık saldırı vardır. Bizim açımızdan nettir. Başsavcılar araştıracaktır, yayın yasağı konulmuş, üstünü örtmeye çalışacaklardır.

“ELLERİNİZE O KELEPÇELER TAKILACAK”

Geri kalanlar buna sevinen, bundan beslenenlerle bir kardeşlik hukukumuz yoktur. Olmaz da. Kan dökeceğiz diye meydanlarda dolaşıp devletin beslediği çetelerle kardeşlik hukukumuz yoktur. Bunun da böyle bilinmesi lazım. Hesabı sorulacak. Yargı önüne çıkacaksınız, emin olun. İstihbaratçı mısınız, Başbakan mısınız, vali misiniz, savcı mısınız bilemeyiz. Ama bu olayın önlenmemesi ve bu olayın, katliamların sorumlularının açığa çıkmaması konusundaki her sorumluluğunuzdan dolayı yargılanacaksınız. O günler gelecek, inşallah hep birlikte göreceğiz. Ellerinize o kelepçeler takılacak. Hesabını, bedelini ödeyene kadar da cezaevinden çıkamayacaksınız. Hepimize geçmiş olsun, hepimizin başı sağolsun.

Kaynak : http://www.sozcu.com.tr/

Ankara’da kalleş saldırı!

manset1Ankara’daki tren garı kavşağında iki büyük patlama meydana geldi. 86 kişi yaşamını yitirdi, 186 kişi yaralandı.

DİSK, KESK, TMMOB, TTB tarafından çağrısı yapılan ‘Emek Barış Demokrasi Mitingi’nin yapılacağı tren garı kavşağında iki ayrı patlama meydana geldi. Olay yerinden gelen ilk bilgilere göre en az 20 kişinin öldüğü 100′den fazla kişinin de yaralandığı öğrenildi.

DİSK, KESK, TMMOB, TTB tarafından çağrısı yapılan ‘Emek Barış Demokrasi Mitingi’nin yapılacağı tren garı kavşağında iki ayrı patlama meydana geldi.Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük  terör saldırısı olarak kayıtlara geçen saldırıda Sağlık Bakanı Müezzinoğlu acı bilançoyu açıkladı: 86 ölü, 186 yaralı.

YouTube Preview Image

YouTube Preview Image

SAAT 10:00 SIRALARINDA MEYDANA GELDİ

Bugün öğlen saatlerinde yapılacak ‘Emek, barış, demokrasi’ mitinginin toplanma yeri olan Ankara Tren Garı önünde saat 10.00 sıralarında patlamalar meydana geldi. Patlama sonrası olay yerine çok sayıda ambulans ekibi sevk edildi.

SAAT 12:00 – İLK AÇIKLAMA İÇİŞLERİ’NDEN
İçişleri Bakanlığı’nda saldırı ile ilgili yapılan açıklamada; 30 kişinin hayatını kaybettiği, 126 kişinin de yaralandığı bildirildi. İçişleri Bakanlığı’nın açıklaması şöyle:
“10.10.2015 tarihinde 12:00-16:00 saatleri arasında, Ankara Tren Garından Sıhhiye meydanına kadar toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacağı bildiriminde bulunulmuştur. KESK, DİSK, TMMOB ve Tabipler Birliği ve diğer sivil toplum örgütlerinin katılımı ile saat 09:30 itibariyle Ankara Tren Garı önünde toplanmaların başladığı ve katılımın devam ettiği sırada, saat 10:04 civarında henüz sebebi belirlenemeyen iki ayrı patlama meydana gelmiştir. Patlama sonucunda ilk belirlemelere göre 30 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 126 vatandaşımızın ise yaralandığı değerlendirilmektedir. Yaralıların tedavileri çeşitli hastanelerde devam etmektedir. Demokrasimizi ve Ülkemizin huzurunu hedef alan bu menfur saldırıyı lanetle kınıyoruz. Olayla ilgili bütün birimlerimiz çalışmalarını sürdürmekte olup, gelişmeler hakkında kamuoyu ayrıca bilgilendirilecektir. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Milletimize başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileriz” 

ankara-patlama-371

SAAT 14:30- SAVCI: ÖLÜ SAYISI 61′E ÇIKTI!

Olaydan sonra patlama yerinde inceleme yapan Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekilleri Necip Cem İşçimen ve Hüseyin Şahin ile terör olaylarına bakan 5 savcı saat 15.00 itibarıyla ölü sayısını 61 olarak belirledi.

Mitingi düzenleyen sendikalarda görevli iki Avukat da bazı cesetlerin teşhisi için Savcılarla birlikte olay yerindeki incelemeye katıldılar. Avukatlar inceleme sonrası SÖZCÜ’ye yaptıkları açıklamada ‘’Maalesef ölü sayısı artıyor. 17’si hastanelerde 44’ü de olay yerinde olmak üzere, şu anda 61 vatandaşımız can verdiği tespit edildi’’ dediler.

SAAT 15:30 – SAĞLIK BAKANI: 86 ÖLÜ 186 YARALI

Hain saldırıya ilişkin son açıklama ise Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’ndan geldi. Müezzinoğlu “Saldırıda 86 kişi öldü, 186 kişi yaralandı” dedi.

4 AMBULANS OLAY YERİNDE VARDI, TOPLAMDA 56 AMBULANSLA MÜDAHALA EDİLDİ

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu olay sonrası yapılan müdahale ile ilgili de bilgi verdi. Müezzinoğlu “Sağlık Bakanlığı olarak bize çağrının geldiği 10:04 itibariyle 10:08′de ambulanslar harekete geçmiş ve 10:11 itibariyle 21 ambulansımız vakalara ulaşmıştır. Olay yerinde zaten 4 ambulans görevliydi. Onlar ilk anda müdahalede bulundu. Toplamda 56 ambulansla müdahale yapıldı” dedi.

ADLİ TIP’TA CESET KOYACAK YER KALMADI

Öte yandan olay yerinden alıan cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Otopsilere derhal başlandığı öğrenildi. Ancak Ankara Adli Tıp cenaze kapasitesi dolduğu için Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde ek Adli Tıp Merkezi oluşturuldu. Hastanelerde bulunan cenazelerin de otopsi için burada toplanacakları öğrenildi.İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan da takviye doktor geldiği öğrenildi.

“İKİ CANLI BOMBA ŞÜPHESİ”

Yetkililer kesin olmamakla birlikte iki canlı bomba üzerinde durduklarını açıkladı. Olay sırasında parçalanan canlı bombaların kimliğini tesbit edebilmek için polis ve adli tıp görevlileri yaklaşık bin 500 metre alana yayılan ceset parçaları arasında kopan parmak aradı. Parmaklardan alınan izleri polis kayıtlarında eşleşirse canlı bombaların kimlikleri tespit edilebilecek.

patylama-orta

MİTİNG İPTAL EDİLDİ

Miting komitesi, mitingin iptal olduğunu ve herkesin kendi güvenliğini alarak memleketlerine dönmesini istediklerini açıkladı.patylama-orta-2

“HALAY ÇEKENLERİN BULUNDUĞU YERDE PATLADI”

Bir görgü tanığı: “Patlamalardan biri , halay çekenlerin ve çantaların bırakıldığı yerde meydana geldi.” dedi.

Kaynak : Asuman ARANCA-Deniz AYHAN-Yavuz ALATAN-ŞENOL GEZER /SÖZCÜ, YouTube , Ajanslar

Rusya ile havada gerilim NATO devrede

RUSYA'NIN, SURİYE'NİN SAHİL KENTİ LAZKİYE'DE KONUŞLU 34 UÇAĞI VAR. FİLODA 12'ŞER ADET SU-25 VE SU-24, 4 ADET SU-30 VE 6 ADET SU-34 YER ALIYOR. ÖZELLİKLE SU-34'LER, HAREKET KABİLİYETLERİ VE MUHARİP GÜCÜYLE RUS HAVA KUVVETLERİNİN GÖZDESİ.

RUSYA’NIN, SURİYE’NİN SAHİL KENTİ LAZKİYE’DE KONUŞLU 34 UÇAĞI VAR. FİLODA 12’ŞER ADET SU-25 VE SU-24, 4 ADET SU-30 VE 6 ADET SU-34 YER ALIYOR. ÖZELLİKLE SU-34’LER, HAREKET KABİLİYETLERİ VE MUHARİP GÜCÜYLE RUS HAVA KUVVETLERİNİN GÖZDESİ.

Suriye’de operasyonlar düzenleyen Rusya’ya ait bir savaş uçağı, cumartesi günü Türk hava sahasını ihlal etti, Türk F-16’ları önlemede bulununca geri döndü. Sınır ihlali, Moskova ile tansiyonu yükseltti. Ankara, nota verirken, acil toplanan NATO da Rusya’yı kınadı. Rusya ise ihlalin, kötü hava şartlarından kaynaklandığını savundu.

Rusya’nın IŞİD hedeflerini vurma gerekçesiyle Suriye’de başlattığı hava operasyonları Ankara ile Moskova arasında krize yol açtı. Rusya’nın Suriye’nin kuzeyinde cumartesi günü gerçekleştirdiği bombardımanda Türk hava sahasını ihlal ettiği ortaya çıktı. Dışişleri Bakanlığı dün bir yazılı açıklama yaparak, ‘Rusya’ya ait bir savaş uçağının 3 Ekim saat 12.08’de Yayladağı/Hatay bölgesinin güneyinde Türk hava sahasını ihlal ettiğini, bölgede devriye uçuşu yapan iki Türk F-16 uçağı tarafından önlendiğini’ duyurdu.

Dışişleri’ne çağrılan Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a nota verildi, sınır ihlali ‘kuvvetle’ protesto edildi. İhlalin tekerrür etmesi halinde yaşanacaklardan Rusya’nın sorumlu olacağı uyarısı yapıldı. Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, iki ülkeyi çatışmanın eşiğine getiren olayla ilgili Rus muhatabı Sergey Lavrov’u arayarak Türkiye’nin endişelerini iletti. Ardından ABD, İngiltere, Fransa, İtalya Dışişleri bakanları ile görüşerek durum değerlendirmesinde bulundu.

NATO’DAN KINAMA

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Belçika ziyareti çerçevesinden Brüksel’de bulunan Sinirlioğlu, Nato Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile de bir araya geldi. Stoltenberg’in çağrısı üzerine acil olarak büyükelçiler düzeyinde toplanan Kuzey Atlantik Konseyi, ihlali güçlü ifadelerle kınadı. İttifak’ın Türkiye’nin yanında olduğunu belirten NATO Konseyi, Rusya’nın tavrını ‘son derece sorumsuzca ve tehlikeli’ diye niteledi. İhlal dolayısıyla Moskova’dan izahat istenirken, bu tür olayların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirleri alması çağrısı yapıldı.

RUSYA: YANLIŞLIKLA İHLAL ETTİK

Zaman’ın ulaştığı kaynaklar, SU-30 tipi Rus jetinin Yayladağı’nın karşı tarafına düşen Yamadiya’yı bombaladığı sırada Türk hava sahasına girdiğini, sınırda devriye halindeki Türk F-16’ların Rus jetine radar kilitleyerek fiili ikazda bulunduğunu, bunun üzerine uçağın Suriye sınırına geri döndüğünü aktardı. Kaynaklara göre, Türkiye’nin diplomatik girişimleri üzerine Moskova’nın ‘ihlalin söz konusu jette yaşanan navigasyon arızasından kaynaklandığını’ iletti. Ancak Ankara, bu izahatı yeterli görmedi.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Türkiye’nin tepkisi üzerine, ‘Ankara’nın verdiği notada ortaya konan durumları inceleyeceklerini’ açıkladı. Rusya’nın Suriye’deki operasyonlarının Türkiye ile ilişkilerin bozulmasına neden olmayacağını dile getiren Peskov, “Ankara ileRusya arasında ilişkiler karşılıklı çıkarlar çerçevesinde sağlam bir temele dayanıyor.” ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde de Rusya Savunma Bakanlığı’ndan bir açıklama geldi. Bakanlık sözcüsü İgor Konaşenkov, Rus jetinin, sınıra 30 km mesafedeki üsse dönerken ‘kötü hava şartları sebebiyle birkaç saniye’ Türk hava sahasını ihlal ettiğini söyledi.

ANGAJMAN KURALLARI UYGULANMADI

Türkiye, 22 Haziran 2012’de bir Türk RF-4 keşif uçağının sınırda vurulması üzerine Suriye’ye yönelik angajman kurallarını değiştirmişti. Suriye sınırından Türkiye’ye hava, kara ve deniz yoluyla yaklaşan her unsuru, 5 millik bölgede tehdit olarak değerlendireceğini, sınırlarını ihlal etmesi durumunda vuracağını duyurdu. Nitekim Türkiye, Eylül 2013’te bir Suriye helikopterini, Mart 2014’te de bir Suriye savaş uçağını ve Mayıs 2015’te Suriye’ye ait insansız hava aracını Türkiye hava sahasını ihlal ettikleri gerekçesiyle düşürdü. Ancak angajman kuralları sınırı ihlal eden Rusya uçağına karşı uygulanmadı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Moskova’nın Ankara’ya sınır ihlalinin tekrar etmeyeceğini ilettiğini kaydederken, “Kim olursa olsun hava sahamızı ihlal ettiğinde angajman kurallarımız bellidir. TSK tam olarak talimatlandırılmıştır. Uçan kuş bile olsa Türkiye sınırlarını ihlal ederse gereken yapılacaktır… Türkiye’nin sınırlarını ihlal etmeyi dost düşman kimseye tavsiye etmeyiz.” diye konuştu.

‘RUSYA, TÜRKMEN KÖYLERİNİ VURUYOR’

Geçen hafta çarşamba gününden bu yana Suriye’de hava operasyonları düzenleyen Rusya, hedefin  IŞİD olduğunu söylüyor. Batılı ülkeler ve Suriyeli muhalifler ise operasyonlarda Esed rejimine karşı savaşan muhaliflerin vurulduğunu iddia ediyor. Rus jetlerinin Suriyeli Türkmenleri de hedef aldığı iddia ediliyor. İngiliz Independent gazetesinin deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, dünkü yazısında Ruslara vurulacak hedeflerin listesini Suriye ordusunun verdiğini, operasyonlarda ilk olarak da ülkenin kuzeydoğusundaki bazı Türkmen köylerinin bombalandığını ileri sürdü. Zaman’a konuşan Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa da, “Rus savaş Uçakları Bayır-Bucak Türkmenleri ile Hama-Humus Türkmenlerini hedef alıyor. Esed nasıl vuruyorsa Rusya da öyle vuruyor.” dedi. Mustafa, vurulan yerlerde çok fazla sivil kayıp olduğunu ifade etti. Tayyip Erdoğan da pazar günü Rusya’nın operasyonlarına tepki göstererek, “Maalesef şu anda Rusya çok ciddi bir yanlışın içerisinde.” demişti.

Kerry: Türkiye, Rus jetini düşürebilirdi
ABD, Rusya’nın Türk hava sahasını ihlali dolayısıyla son derece endişeli olduğunu açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Şili ziyareti sırasında konuyla ilgili yaptığı açıklamada, tehdidin ciddi olduğuna, direkt çatışma tehlikesi bulunduğuna dikkat çekti. Amerikalı bakan, ihlalin ABD’yi ‘fazlasıyla endişelendirdiğini’ ifade ederek, “Çünkü Türkiye karşılık vermiş olsaydı uçağı düşürebilirdi. Bu tam da bizim daha önceden (Rusya’yı) uyardığımız bir konu.” ifadelerini kullandı. Türk Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’nun olayla ilgili kendisini aradığını söyleyen Kerry, konuyu ABD Savunma Bakanı Ash Carter ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice ile görüştüğünü aktardı. Suriye hava sahasında Rusya ile ABD liderliğindeki koalisyon jetlerinin kazara çatışmalarını önlemek için diplomatik çabaları yoğunlaştırdıklarını anlattı. ABD Savunma Bakanlığı’ndan adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir yetkili de, “İhlalinin kazayla olduğunu sanmıyorum.” dedi ve olayın, NATO üyesi bir ülkenin egemenliğinin ihlali olarak niteledi.310939a1316db5e05c92f3cfec8b

GENELKURMAY: MIG-29 Türk F-16’larını taciz etti
Cumartesi günkü sınır ihlalinin ardından pazar günü de Türkiye-Suriye sınırında devriye uçuşu gerçekleştiren F-16 savaş uçakları Rus menşeli bir MIG-29 tarafından tacize uğradı. Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, “10 F-16 ile Türkiye-Suriye hudut hattı boyunca devriye uçuşu icra edilmiştir. Bu görev esnasında, iki F-16 uçağımız, milliyeti tespit edilemeyen MIG-29 uçağı tarafından toplam beş dakika 40 saniye süre ile radar kilidini muhafaza etmek suretiyle taciz edilmiştir.” denildi. Uçağın Suriye’ye mi yoksa Rusya’ya mı ait olduğuna dair ise bir bilgi verilmedi. MIG-29’lar Rus yapımı olmakla birlikte, Suriye ordusunun envanterinde de bu jetlerden bulunuyor. Batılı istihbarat kaynaklarına göre Rusya’nın, Suriye’nin sahil kenti Lazkiye’de konuşlu 34 uçağı bulunuyor. Filoda 12 adet Su-25, 12 adet Su-24M2, 4 adet Su-30SM ve 6 adet Su-34 yer alıyor.

Kaynak : http://www.zaman.com.tr/

Elçiye zeval olmaz: Hâlâ anlayamıyorum

Başbakan Tayyip Erdoğan, Zaman Gazetesi’nin 25. yıldönümü töreninde, dışarıda basın özgürlüğü ile ilgili yapılan yorumların Türkiye’ye haksızlık olduğunu söylemişti. Başbakan’ın konuşmasından 2 saat önce, Türkiye’deki ilk günlerinde demokratikleşen bir ülkede gazetecilerin tutuklanmasını anlayamadığını söyleyen ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone de aynı konuda sorulara muhatap oluyordu. 

Gazetelerin Ankara temsilcileriyle buluşan Ricciardone, düşünce özgürlüğü konusunun kendileri için ‘üzerinde çalışılan’ bir konu olduğunu söyledi. Türkiye’nin demokrasisini ileri götürme çabasından övgüyle söz eden Ricciardone, “Her ülke nefret konuşmaları ile düşünce özgürlüğü arasındaki dengeyi bulmak zorundadır. İnsanlar aptalca ve yanlış şeyleri söylemekte özgür olmalı ve bunların değerini kamuoyu belirlemeli. Hükümetleri eleştirmekte ya da hükümet aleyhine konuşmakta özgür olmalı” dedi.

Türkiye’ye geldiğinde “Anlamadım, anlayamadım” dediğini anımsatan Büyükelçi, “Bunu yine söylemeliyim” dedi. Türkiye’nin, 1. sınıf bir demokrasi olmaya heves eden bir ülke olduğunu, komşularını değil, AB’yi örnek aldığını vurgulayan ABD Büyükelçisi şöyle konuştu: “Çünkü en üsteki halkada olmak istiyorsunuz. Bu da hem hükümetin hem muhalefetin ortak politikasıdır. Eminim buna ulaşacaksınız. 82 Anayasası’nı bir kenara bırakıp boş bir sayfa açıyorsunuz çünkü özgürlükler ve bireysel hakların korunması konusunda daha fazlasını istiyorsunuz. Bu nedenle iyimserim. Fakat itiraf edeyim, anlamıyorum: Demokrasisi buraya kadar gelmiş, özgürlüklere değer veren ve demokrasiyi bu kadar bağrına basan insanların yaşadığı bir ülkede entelektüeller ve gazeteciler nasıl parmaklıkların arkasında olur? Açıkçası anlamıyorum. Biliyorum terörizm suçlamasıyla parmaklıkların arkasındalar. Bu açıklamayı da anlıyorum. Fakat hükümetinizin liderlerinin uzun tutukluluk dönemlerinden kaygılandığına dair açıklamaları var. Anlamaya çalışıyorum.”

Entelektüeller özgür olmalı

Teksas Valisi Perry’nin Türkiye ile ilgili sözlerini hatırlatılıp, “Aptalca şeyler söylenebilir sözlerinizle bunu mu kastediyorsunuz” sorusu yöneltilince Ricciardone, “İşte mükemmel bir örnek” yorumunu yaptı. 11 yıl sonra geldiği Türkiye’de demokrasi alanında ilerlemeyi gördüğüne dikkat çeken Büyükelçi, “Entelektüeller nasıl cezaevinde olur? Bomba atsalar, devlete karşı şiddeti destekleseler şaşkınlık duymam. Ancak insanlar eleştiri içeren, öfkeli bir şeyler söylediler diye parmaklıklar arkasına konmamalıdır” dedi.

Uludere olayıyla ilgimiz yok

ABD Elçisi’nin 34 kişinin PKK’lı diye öldürülmesiyle ilgili yorumu, “Uludere’de hedef seçimi konusunda hiçbir şey yapmadık. Biz PKK’ya karşı istihbarat desteği sağlıyoruz. Fakat hedef belirleme tamamiyle Türkiye’nin kendi kapasitesiyle yaptığı bir iştir. Başsağlığı diliyorum. Trajik bir hataydı, yaşanmamalıydı” oldu.

Geçmişin hayaletleriyle yüzleşin

Türklerin ve Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili gerçekleri kabullenmesi arzusunu dile getiren Ricciardone, “İletişim gerek. İki taraftan tarihçileri bir araya getirmeliyiz” dedi. Türklerde geçmişte yaşananların ne anlama geldiğine karar verme konusunda büyük bir güven olduğunu, tarihin acılarının eğlence sektöründe bile ele alınmaya başlandığını (Muhteşem Yüzyıl dizisini kastederek) anlatan Elçi, Türkiye’nin büyük hedeflerine ulaşabilmek için geçmişin hayaletleriyle yüzleşmesi gerektiğini ifade etti.

Ricciardone, Malatya’daki NATO radarının operasyonel halde olduğunu belirterek, “Savunma amaçlı bir sistemdir. Füze sistemi değildir. Türkiye’de yaşayanların daha güvenli hissetmesini sağlamasını umuyoruz” dedi.

Kaynak : Radikal.com.tr