| 
Muhafazakar Amerikan dergisi National Review’da AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ağır ifadelerin yer aldığı ve NATO-Türkiye ilişkilerinin değerlendirildiği sert bir makale yayımlandı. Dergide Erdoğan için “güvenilmez ve tehdit oluşturan biri” ifadeleri yer aldı. Muhafazakar Amerikan dergisi National Review’da Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerin yer aldığı ve NATO-Türkiye ilişkilerinin değerlendirildiği sert bir makale yayımlandı. 

Türkiye-BAE yakınlaşması uluslararası basının da radarında. ABD merkezli CNN, Orta Doğu’da jeopolitik dengelerde yaşanan hızlı değişime dikkat çektiği analizde, en dikkat çekici yakınlaşmanın Türkiye ile BAE arasında olduğunu yazdı. Analizde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomik kriz nedeniyle koltuğunu kaybetmek istemediği, Körfez Arap ülkelerinden gelebilecek milyarlara güvendiği ve artık zengin Körfez ülkeleriyle küs kalamayacağı vurgulandı. ABD merkezli CNN televizyonunun internet sitesi, Orta Doğu’da jeopolitik dengelerin hızla değiştiğini vurguladığı analizde Türkiye’nin son dönemde Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) yakınlaşma çabalarına dikkat çekti. 

Hazine 5 yıl vadeli sukuk ihracı ile dolara %7.25 getiri vererek 3 milyar dolar borçlandı. Borçlanmanın TL cinsi maliyeti ise yıllık %33.5 oldu. İktidarın düşük faiz ısrarı yurtiçi kredi maliyetlerine yansımadığı gibi Hazine’nin dış piyasalardan çok daha yüksek bir faizle borçlanmak zorunda kalmasına yol açıyor. Hazine, yaklaşan borç ödemelerine karşın bu yıl ilk yurtdışını borçlanmasını sukuk ihracı ile gerçekleştirdi. Hazine 5 yıl vadeli sukuk ihracı ile dolara %7.25 getiri vererek 3 milyar dolar borçlandı. Borçlanmanın TL cinsi maliyeti ise yıllık %33.5 oldu. 
 Avrupa Parlamentosu Avrupa Parlamentosu, “Avrupa Birliği’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası” raporunda Türkiye’yi “istikrarsızlık kaynağı” olarak tanımladı. Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Strasbourg’da devam eden genel kurul toplantılarında Avrupa Birliği’nin (AB) ortak dış, güvenlik ve savunma politikalarıyla ilgili iki ayrı rapor görüşüldü. AB’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası hakkında Liberal Grup (Renew) üyesi Fransız parlamenter Nathalie Loiseau tarafından kaleme alınan raporda Türkiye’nin, “AB ve komşuları için birçok endişe alanında çoğu zaman istikrar bozucu rol oynadığı ve böylelikle bölgesel barış, güvenlik ve istikrarı tehdit ettiği” savunuldu. Loiseau 2019’da AP üyesi olmadan önce ülkesi Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa İşleri Bakanlığı görevini yürütüyordu. 

Dünya siyasetine ve ekonomisine yön veren liderler ve kanaat önderlerinin katıldığı Münih Güvenlik Konferansı’nın bu yılki sürpriz konukları arasında İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu bulunuyor. “Uluslararası siyasetin Davos’u” olarak görülen Münih Güvenlik Konferansı (MSC) bu yıl da önemli konukları ağırlayacak. DW Türkçe’nin edindiği bilgilere göre, konferansa davet edilen ve konuşma yapması beklenen sürpriz isimlerden biri de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu. 

Batı ile Rusya ve Çin arasında cepheleşme keskinleşiyor. Erdoğan’ın zikzaklar çizen dış politikası ise Türkiye’nin hareket alanını daraltıyor. Ankara ağır sonuçlar doğurabilecek zorlu tercihlerle karşı karşıya kalabilir. Batı ittifakıyla Rusya arasındaki Ukrayna krizi, Çin’in Moskova’dan yana tavır almasıyla yeni bir boyuta taşındı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Pekin’e yaptığı ziyarette, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ortak bir bildiri yayımlaması, cepheleşmeyi daha da keskinleştirdi. 

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’nin Osman Kavala kararını yerine getirmeyen Ankara’ya karşı resmen ihlal prosedürü başlattı. Karar Türkiye için ilk, Avrupa Konseyi için ikinci ihlal prosedürü olarak tarihe geçti. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı gereği Osman Kavala’yı serbest bırakmayan Ankara’ya karşı resmen ihlal prosedürü başlattı. Komitenin bugün büyükelçiler düzeyinde Strasbourg’da düzenlediği toplantıda, Avrupa Konseyine üye 47 ülke oy çokluğuyla ihlal prosedürü başlatılmasına karar verdi. Prosedürün başlatılması için üye ülkelerin en az 3’te 2’sinin onayı gerekiyordu. 
| |