Ali Bayramoğlu: Yargı-iktidar ilişkilerinden her geçen gün daha kötü kokular geliyor

Yeni anayasa kabul edilirse gelinecek noktayı düşünmek ürkütücü

15 Temmuz 2016 tarihi Türk demokrasisinde ivmenin aşağıya yönelmesinin iki yönlü göstergesini oluşturdu. Vahap Coşkun’un veciz anlatımıyla, “15 Temmuz, devletin içine sızmış bir grubun demokratik düzene karşı gerçekleştirdiği bir kalkışmaydı. İktidar koltuğunda oturanlar, devletin en kritik organlarının kendi denetimlerinin dışında işlediği ve aslında iktidarlarının büyük oranda ‘göstermelik’ olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kaldılar.”

Ne var ki, 16 Temmuz tarihinden itibaren bu duruma karşı alınan ölçüsüz ve hukuk sınırlarını zorlayan tedbirler, bu durum gerekçe gösterilerek atılan otoriter ve keyfi adımlar demokrasiye karşı ikinci bir darbe halini oluşturdular. AKP bu ortamda popülist milliyetçi bir düzenin restorasyonu istikametinde hızla yol aldı ve almaya devam ediyor. 16 Nisan’da halkın onayına sunulacak anayasa teklifinin anlamı da bir bakıma budur. 

Kadir Topbaş İntihar Etti

Fatih Tezcan

Öncelikle:

Ankara’da dik duruşuyla takdirlerimizi toplayan Sayın Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nu makamında ziyaret ettim, çok verimli ve güzel bir sohbet ettik.

Sonrasında Emniyet Genel Müdürümüz Selami Altınok’u yine makamında ziyaret ettim, bu Anadolu yürekli yiğit büyüğümle hasbihal ettik, dua ettik, duasını aldık.

Bu programlarım nedeniyle Kadir Topbaş’ın ihanetinden ve intiharından haberim olamadı. Her ne kadar henüz Türk Medyası’nda okuyacağınız ihanete değinebilen 1 kişi bile çıkmamış ama olsun, bu yazının 2-3 gün gecikmesinin başka bir nedeni yoktur, okurlarımın bilmesini isterim.

Bu süre zarfında yalanlanmadığına göre, gelelim konuya…

Dün Büyükanıt bugün Hulusi Akar ile Aydın Doğan!

Sabahattin Önkibar

Sahi referandum sürecinde nereden çıktı. Hürriyet’in “Karargah Rahatsız” başlıklı o manşeti?

Hande Fırat kendini Ankara Temsilcisi yapan iktidar iradesine bedel mi ödedi ya da teşekkür mü ediyor?

Hadise o değil de bu aralar iktidara yaranmak için yırtınan Aydın Doğan’ın emri ile yapılan bir algı operasyonu mu?

Kimse kusura bakmasın bu sorular meşru zira yandaş güruhun o manşetin üzerine mal bulmuş mağribi misali atlaması kafa karıştırıyor.

Adamların söyleyecek sözü olmadığı gibi, istismar edecek argümanı kalmadı derken Hürriyet’te atılan tuhaf manşet pası imdatlarına yetişti ki Başbakan Binali Yıldırım o manşeti sahada anında gole çevirdi.

Ahmet Hakan: Konuşsanıza Hulusi Paşa; “Hürriyet’in haberinin arkasında biz varız” desenize!

“Hulusi Paşa! İşin doğrusunun bu olduğunu bildiğiniz halde… Neden susuyorsunuz?”

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, gazetenin Ankara Temsilcisi Hande Fırat‘ın imzasıyla yayımlanan “Karargâh rahatsız” başlıklı haberinde dayanak olarak gösterilen “askeri kaynaklar” hakkında ‘cunta’ soruşturması başlatılmasına ilişkin olarak “Konuşsanıza Hulusi Paşa! Neden susuyorsunuz ki?” dedi. Hakan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar‘a seslendiği yazısında “Desenize: ‘Hürriyet’teki haberin arkasında biz varız. O haberle biz, Genelkurmay’a yönelik haksız eleştirilere cevap verdik. Seçilmiş Cumhurbaşkanı’na ve hükümete laf etmek ne haddimize! Biz ki FETÖ’cülerin darbe girişimini püskürtmüş, onların vaatlerini elimizin tersiyle itmiş askerleriz. Bizim üzerimizden Hürriyet’e yüklenmek, Hürriyet’e büyük haksızlıktır’ Neden susuyorsunuz” diye yazdı.

Neden hayır denilmeli?

Arslan Bulut

Arslan Bulut

Mehmet Alkanalka, piyade komando kurmay albay olarak, 100 tam puanla birinci sırada olduğu halde, 2104 ve 2015 Yüksek Askeri Şuraları’nda, tuğgeneralliğe terfi ettirilmeyip, kendi astının emri altında çalışmaya mecbur edilince emekliliğini istedi ama emeklilikten sonra devletin bütün birimlerine başvurarak hakkını aradı.

Çünkü sonradan ortaya çıktı ki kendisi terfi ettirilmezken, 2014 şurasında general yapılan 19 albaydan 12’si ve 2015 şurasında general yapılan 23 albaydan 20’si, 15 Temmuz darbesine karıştıkları gerekçesiyle TSK’dan atıldı!

Bu durum, kendisine nasıl bir haksızlık yapıldığının deliliydi ama Yüksek Askeri Şura kararları Anayasa’ya göre yargı denetimine açık değildi. Son olarak Anayasa Mahkemesi’ne hak ihlali gerekçesiyle başvurmak için hukuki araştırma yaparken, bu mahkemeye Cumhurbaşkanı tarafından atanan iki üyenin atıldığına dair kararı gördü ve inceledi.

Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu

Levent Gültekin

Bazen söz bitiyor. Bir olay olduğunda, bir haksızlığa şahit olduğumuzda ne yapacağımızı, ne söyleyeceğimizi bilmez hale geliyoruz.

Medeni ülkelerde böyle durumlarda konu yargıya havale edilir.

Yargı hem suç işleyenin cezasını verir hem de mağduriyeti ortadan kaldırır.

Eğer bir adalet mekanizması yoksa, hukuk güçlüye söz geçiremiyorsa, mağduriyeti gideremiyorsa bütün çaresizliğimizle ve son bir umutla “Sen Allah’tan korkmuyor musun?” diyerek son ve yüce makam gördüğümüz Allah’a havale eder o insanın vicdanını harekete geçirmeye çalışırız.

İktidarın yaptığı yanlışların hesabını soracak, mağduriyetleri giderecek bir yargı olmadığı için Allah korkusunu hatırlatan, yaptıklarının sadece adalete değil İslam’a, Müslümanlığa, insanlığa, vicdana da sığmadığına vurgu yapan bir yazı yazmayı düşündüm.

“Topbaş istifa ettirilecek, Göksel Gümüşdağ başkanlığa getirilecek; bunun için Başakşehir’in şampiyon olması şart”

Soner Yalçın: Hakemler Emre’yi koruyor.

Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, referandumdan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifa ettirileceğini öne sürerek “FETÖ ile ilgisi olduğu iddia edilen, -damadı hapiste olan- Kadir Topbaş’ın referandumdan sonra istifa ettirilip, yerine damat Göksel  Gümüşdağ’ın belediye başkanlığına getirileceği söyleniyor. ‘Başarı’ göstergesi için, Medipol Başakşehir’in bu yıl şampiyon olması şart!” dedi. Yalçın, Başakşehir’in futbolcusu Emre Belözoğlu’nun ve takımın hakemlerce korunduğunu da yazdı.

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE