“Ben de Yanlış Yaptım, Adını Değiştirin”

Tayyip Erdoğan, ABD başkan adaylarından Donald Trump’ın isminin verildiği ve açılışını da bizzat yaptığı İstanbul’daki TRump Towers’ın isminin değiştirilmesini istedi. Tayyip Erdoğan;”Ben de bir yanlış yaptım oranın açılışını yaptım” dedi.

Tayyip Erdoğan İstanbul’daki TÜMSİAD iftarında yaptığı konuşmada Trump’ın müslümanların aleyhine yaptığı konuşmalara değinerek Türkiye’deki “Trump Towers” ismine tepki gösterdi. Erdoğan, “O markayı aslında binasına koyanlar onu süratle kaldırması lazım. Ben de bir yanlış yaptım oranın açılışını yaptım” dedi.

Aydın Doğan’a gönderme yapan Tayyip Erdoğan şöyle konuştu;

“Bir de gelmiş binaya adını koymuşlar”

“İşte Amerika. Aynı şey orada. Şu anda adaylardan bir tanesi Müslümanlara vuruyor, vuruşturuyor. Sayın Obama burada Müslümanlardan yana tavır koyuyor, ‘Böyle bir ayırım yapamazsınız’ diyor ama diğer aday, Müslümanların Amerika’da olmasına adamın tahammülü yok. Bir de gelmiş burada bir yerde bir marka koymuşlar onun adına.”

“Ben de yanlış yaptım”

“O markayı aslında binasına koyanlar onu süratle kaldırması lazım. Ben de bir yanlış yaptım oranın açılışını yaptım”

Kaynak : http://gazeteport.com/

Cem Küçük’ten Aydın Doğan’a tehdit

661ce9496cdb77b6_620x310Cem Küçük, tehditlerine devam ediyor: “Bundan sonra seni de biz yöneteceğiz Aydın Doğan.”

Star yazarı Cem Küçük, bu sabah Kanal 24’te Ersoy Dede ile yaptığı Günün Manşeti programında Aydın Doğan’a yönelik şok tehditlerde bulundu ve hakaretler etti.

“MİLLİYET’İN GERÇEK TİRAJI 30 BİN”

Hürriyet’te bugün yayınlanan açık mektupla ilgili konuşan Küçük, “Bu bir kere teslim olma değil. Aydın Doğan teslim olursa, biat ederse Milliyet gibi olur. Milliyet’in gerçek tirajı 30 bine düştü.

Beyaz Türklerin gözünde bir değeri kalmadı. Aydın Doğan böyle yapmaz. Adım gibi eminim. Ilımlı mesaj veriyor burada. ‘Geri adım atarım’ diyor. Ger adım atmak mı istiyorsun Aydın Doğan? Tamam o zaman bize samimi olduğunu göstermek zorundasın ki ikna olalım. Biz de bakacağız senin durumuna. Daha karar vermedik.”

“KOVMAZSAN BEDELİNİ ÖDEYECEKSİN”

Küçük, Aydın Doğan tehditlerine şu sözlerle devam etti: “‘Paralel yapıyla mücadele edeceğiz’ diyorsan, o zaman Eyüp Can’ın işine son vereceksin. Yardımcısı var Bülent Mumay. İkisinin birden sözleşmesini fesh et. İyi niyetini anlayalım. Nazlı Ilıcak Kanal D’de program yapıyor. Kovacaksın. PKK meselesine girmiyoum. Ahmet’i, Şirin’i, Nevşin’i kovsun demiyorum. Bizim için FETÖ birinci düşmandır. Eğer senin için de düşmansa, Eyüp Can, Bülent Mumay ve Nazlı Ilıcak’ı kovacaksın. ‘Ben Devletin yanındayım. Cumhurbaşkanı’yla, MİT’le, Genelkurmay’la aynı düşünüyorum’ diyorsan kovacaksın. Kovmuyorsan başka kapıya. Kovmuyorsan bu mektup boşunadır. Bedelini ödeyeceksin.”

“ARTIK SENİ DE BİZ YÖNETECEĞİZ!”

“Artık seni de biz yöneteceğiz. Seninle ilgili kararları da artık biz alacağız Aydın Doğan” diyen Küçük, “O kadın neydi, Vuslat Doğan mıydı, işte bitanesi, önemli değil kim olduğu. ‘Biz bütün terör örgütlerine karşıyız’ diyor, arkasında Eyüp Can duruyor… Aydın Doğan’ı buradan bir kez daha uyarıyorum. Aydın Doğan’ın bu uyarıyı ciddiye alacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı

“KOVARSAN MERHAMET EDEBİLİRİZ”

“Aydın Doğan, Nazlı Ilıcak ve Bülent Mumay konusunda gereğini yapsın, biz de ‘Aydın Doğan iyi niyet gösteriyor’ diyelim, merhamet edelim” şeklinde konuşan Küçük, “Şunu yapmayacak ‘Geriye çektim, maaşlarını ödüyorum’ demeyeceksin. Sözleşmelerini fesh edeceksin. Biz göreceğiz onu. Yoksa o üçünü atmadıkça bu kavga devam edecek. Nereye varırsa sonu. Biz her şeye varız. Ya sen tasfiye olursun Aydın Doğan ya biz!” dedi.

“PKK’YA YARDIM VE YATAKLIKLARINI UNUTMADIK”

Küçük, Türk Basın Tarihi’ne kara bir leke olarak geçen sözlerini şöyle sürdürdü: “PKK meselesine gelmiyorum. O ayrı bi iş. Sonra konuşacağız. Nevşin’ler, Şirin’leri falan unutmadık. PKK’ya yardım yataklıklarını unutmadık. Onlar duruyor. 100 yıl geçse de unutmayız. Ama bu üç isimle ilgili gereğini yap, bakalım.”
Bugün Gazetesi’ndeki kayyum rezaletinden sonra Türk Basın ve Demokrasi tarihine kapkara bir leke olarak geçen sözler böyle. Ve asla unutulmayacak sözler bunlar…

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/


 

YouTube Preview Image

Tetikçi Cem Küçük’ten Aydın Doğan’a: Artık selam durmalısın

403141_cover_mainslider_big1 Kasım seçimlerinin sonuçlarını değerlendiren Star’ın tetikçi yazarı Cem Küçük, “Hiç beklenmeden FETÖ medyasına el konmalı, Aydın Doğan bu millete selam durmak zorundasın!” dedi.

Gazetecileri ve medya gruplarını tehdit edip hedef gösteren AKP tetikçisi Cem Küçük, Zaman ve STV’ye el konulması için çağrı yaptı. AKP’nin zaferiyle sonuçlanan 1 Kasım seçimlerini değerlendirdiği Star’daki yazısında, Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan’a seslendi: Artık selam durmalısın…

Küçük’ün ‘Millet hainlere büyük ders verdi!’ başlıklı yazısında ilgili bölümler şöyle:

“Gelelim FETÖ’ye. Bu ülkedeki her partinin tabanı FETÖ’ye kin kusuyor. Devletimizin FETÖ’ye karşı yürüttüğü her hareket meşrudur. İpek Medya Grubu’na atanan kayyum da sonuna kadar hukuki ve meşrudur. Millet buna onay vermiştir. Artık bu çete hemen bitirilmelidir. Hatta hiç beklenmeden Zaman ve Samanyolu dahil diğer FETÖ medyasına el konulmalıdır. Bu yasal ve meşrudur. Millet buna onay vermiştir. Savcı ve hakimlerimiz zaten gerekeni yapıyorlar ama 1 Kasım sonuçları onlara da gereken pozisyonu açmıştır. Hiç çekinmesinler ve gerekeni yapsınlar.”

“Yazıyı bitirirken de “Bu maç henüz bitmedi” dedim. Evet Aydın Bey. AK Parti ezdi geçti. İyi düşünmenizde fayda var. Aydın Doğan artık bu milletin karşısında selam durmak zorundasın. Sana ayrıca geleceğim Aydın Doğan. PKK ve FETÖ ile tüm bağını keseceksin. Yapacaksan meşru muhalefet yap. Bu iki terör örgütünü meşru gören isimler ana akım medyada olamaz. FETÖ ve PKK terör örgütü değildir diyenler Doğan Medya aracılığıyla kara propaganda yapmaya devam ederlerse bunun hukuki sonuçları olacaktır. Hep birlikte göreceğiz.”

Küçük, “FETÖ ve PKK terör örgütü değildir diyenler Doğan Medya aracılığıyla kara propaganda yapmaya devam ederlerse bunun hukuki sonuçları olacaktır. Hep birlikte göreceğiz” diye yazdı.

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Aydın Doğan’dan Erdoğan’a yanıt: Durum vahim

2015-10-23_221840Doğan Grubu’nu hedef alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine Aydın Doğan’dan yanıt geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Hak-İş Genel Kurulu’nda Doğan Grubu ve Aydın Doğan’ı hedef aldı.

Erdoğan, “Ama Hilton Oteli’nin arkasındaki o araziye otel müsaadesi, rezidans müsaadesi verilseydi ey Doğan o zaman keyfin yerinde olacaktı. Sana müsaadeyi vermedik diye çılgına döndün, bak şimdi de orası doğal SİT alanı ilan edildi, bundan sonra da zaten alamazsın. Bunlar hükümet devirip, hükümet kuran zihniyetlerdir” derken, kendisi “Kasımpaşalıyım”deyince, “Ben de Kelkitliyim” diyen Aydın Doğan’a, “Kelkitli seninle yürümüyor, bizimle yürüyor” diye çıkıştı.

Erdoğan’ın sözlerine Doğan’dan bugün yanıt geldi. Erdoğan’ın Hilton ile ilgili sözleri için, “Çok yadırgadım” diyen Doğan, “Sayın Cumhurbaşkanı hepimizin Cumhurbaşkanı. Hepimizin hakkını hukukunu koruması gereken bir makamda kendisi. Buna rağmen, bana karşı bu yandaş gazetelerin yaptıkları çirkin fotomontajlar, attıkları mütecaviz manşetler ve iftira dolu haberleri görmezden gelip, adeta onları teşvik edercesine beyanat vermesini garipsiyorum. Ben siyasi bir aktör değilim. Cumhurbaşkanı’nın siyasi rakibi hiç değilim. Siyasi içerikli bir konuşmada, daha önce de yaptığı gibi, bana yönelik ifadelerde bulunmasını anlamam mümkün değil.Sayın Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde yapılan, televizyonlardan canlı yayınlanan şeffaf bir ihale sonucu Hilton’u 10 yıl önce aldım. Sonrasında da kendisinden Hilton’la ilgili özel hiçbir şey istemedim. Sadece bir mülk sahibi olarak yasal haklarım ve ticari teamüller neye izin veriyorsa o çerçevede yetkili makamlara başvurularda bulundum. Bu benim en doğal hakkım. Ve sadece hakkımı istedim. Bu kadar basit. Benim Hilton diye bir davam yoktur. Aldığımdan bu yana da tek bir çivi çakmadım, tek bir ağaç kesmedim. Kesmeyi de düşünmedim ve düşünmem. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu konuyu hemen hemen her seçim öncesi gündeme getirmesi kendisi açısından belki anlam taşıyabilir ama ben yadırgıyorum açıkçası. Yayınlarımızı Hilton’a bağlamak hem yanlış hem de haksızlıktır”ifadelerini kullandı.

Aydın Doğan’ın Erdoğan’a yanıtı şöyle:

-Bir de Kasımpaşalılık–Kelkitlilik konusu var? “Sayın Cumhurbaşkanı Kasımpaşalılığı ile övünüyor. Hakkıdır. Kasımpaşa, İstanbulumuzun en köklü semtlerinden biridir. Ama Kelkit de tüm yörelerimiz gibi değerlidir. Kelkit, Anadolu’nun yiğit delikanlılarının yetiştiği yerdir. Ben de Kelkitli olmakla övünüyorum ve son nefesime kadar da övüneceğim.Sayın Cumhurbaşkanı, memleketim Kelkit’te kendisine oy desteğinden bahsetmiş. Doğrudur. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kelkitliler kendisine yüksek oranda destek verdi. Sayın Cumhurbaşkanı’nı kutlarım ve Kelkitlilerin tercihine saygı duyarım. Ama bu konunun benim Kelkitli olmamla bir alakasını göremiyorum. Ben seçime mi katıldım? Ben Sayın Cumhurbaşkanı ile bir seçim yarışına mı girdim? Ben siyasetçi miyim? Bunlar siyasetçiler arasında konuşulacak konulardır.

“ERDOĞAN KİMSENİN KENDİSİNE KARŞI GÖRÜŞ BEYAN ETMESİN İSTİYORSA O ZAMAN DURUM VAHİM”

Ben sadece Kelkitliyim ve Kelkit’e bağlılığımı, o yöre ile ne kadar iftihar ettiğimi bütün Gümüşhaneli hemşerilerim bilir. Bu da bana yeter.Sayın Cumhurbaşkanı’nın, kendisine mektup yazdığım için de bana karşı tepkili olduğunu biliyorum. Ama kusura bakmasın anlamıyorum. Demokratik bir ülkede her bir yurttaşın yasal sınırlar içinde kalmak şartı ile, haklarını korumak, şikâyet ve taleplerini dile getirmek üzere Cumhurbaşkanı dahil herkese karşı kendisini ifade etme, görüşlerini bildirme ve de eleştiride bulunma hakkına sahip olduğuna inanıyorum. Ben de bu hakkımı kullanıyorum. Konu bundan ibaret. Ama eğer Sayın Cumhurbaşkanı, kimse kendisine karşı görüş beyan etmesin, eleştirmesin diyorsa o zaman durum vahim. Böyle olduğuna inanmak istemiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı’ndan istirhamım benden ne istediğini açık açık ifade etmesidir. Biz, basın özgürlüğü çerçevesinde, tüm siyasilerimizin hukuk içindeki taleplerine saygılıyız. Bağımsız yayıncılığımızı demokrasi için bir teminat olarak görüyor ve devam ettirmeye gayret ediyoruz.”

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Doğan Grubu: Havuzun üçlü çetesi de Şems medyası da umurumuzda değil!

page_dogan-holding-havuzun-uclu-cetesi-de-sems-medyasi-da-umurumuzda-degil_420034636“Kumarcı yeğen ile BMC arasında sıkışmış kirli bir bezirgan Ethem Sancak!”

Doğan Grubu, Aydın Doğan’a atıfla Taksim’deki Hilton arazisi üzerine “AVM ve villalar yaparak 3 milyar dolarlık rant elde etmeyi planlandığı” iddialarını gündeme getiren Sabah grubu ve Star gurubuna çok ağır ifadelerle tepki gösterdi. Doğan Holding Kurumsal İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahter Kutadgu, “Nazi Almanyasının kara propaganda bakanı Goebbels, ‘Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir toplum yaratayım’ sözünü 21’nci yüzyılda kanıtlayan Havuz ve Şems medyası umurumuzda değil. Biz okurlarımıza seslenerek gerçeği anlatıyoruz” dedi. 

Star Grubu’nun sahibi Ethem Sancak’a da ağır eleştiriler yönelten Kutadgu, “Kamuoyunun önüne çıkmadan önce gençlik yıllarında Mao’cuydu. Bir anda nasıl olup bu kadar iktidar aşığı haline geldiğini kimse anlayamadı” ifadesini kullandı. “Hangi parayla satın aldığı hâlâ belli olmayan  gazetelerini ve televizyonlarını siyasetin kalaşnikofu haline getirdi” diyen Kutadgu, “En yumuşak karnı BMC ihalesinde dönen dolaplar ve ödenmeyen KDV’ler. Bugün sesini çıkarmayan Maliye Bakanlığı’nın yarın iktidar değiştiğinde kendisinin yakasına yapışması en büyük endişesi. En zayıf halkası, kumar borcu yüzünden tahsilat çetesinin silahlı saldırısına uğrayan kuzeni. Düzeni bozulacak ve bütün bu dolaplar ortaya çıkacak diye sindirmek ve susturmak için Doğan medyasına saldırıyor” ifadesini kullandı.

Hürriyet’te “Havuz medyasının üçlü çetesi panikte” başlığıyla yayımlanan haberin tam metni şöyle:

Aydın Doğan, İstanbul’un en kıymetli bölgesindeki Hilton Oteli’ni 2005’te, gerçek bedelinin 5’te birine aldı. Araziye AVM, otel ve villalar yapmak istiyordu. Şişli Belediyesi’nin jet hızıyla olumlu yanıt verdiği inşaat, Anıtlar Kurulu’na takıldı. Aydın Doğan bu projeden 3 milyar dolarlık rant hedefliyor.

Havuz  medyasının iki  grubu,  Sabah’ın da içinde yer aldığı Turkuvaz Grubu ile Sancak medyası, dün yine Doğan Grubu’na saldırdı. Sabah’ı şaibeli bir yolla alan ‘Havuz’un büyük ortağı Kalyoncular ve bu gazetenin perde arkasındaki gerçek yöneticisi Serhat Albayrak, çareyi Hilton Oteli’nin defalarca yalanlanan iftiralarını, Sancak medyası ise POAŞ iftiralarını yeniden gündeme getirmekte buldu.

İŞTE HİLTON GERÇEĞİ

-İHALEYİ AKP İKTİDARI YAPTI: Hilton oteli, 11 Ağustos 2005 yılında, AKP hükümeti döneminde, 8 şirketin katıldığı ve televizyonda canlı olarak yayınlanan şeffaf bir ihale sonunda satıldı.

-EN YÜKSEK FİYATI DOĞAN VERDİ: Toplam 12 tur süren ihale sonucunda yarışı 255 milyon dolar teklifle Doğan Grubu kazandı.
-ALDIĞINDA İMAR PLANI YOKTU: Hilton mülkü bir kamu kuruluşu olan EmekliSandığı’na ait olduğu için bir imar planı yoktu. Kurum istediği değişiklikleri kendisi yapıyordu.
-YASALLAŞTIRMAK İÇİN BAŞVURDU: Doğan Grubu, devletten aldığı mülkü kanuni hale getirmek için arazinin imar planını hazırlatmak üzere belediyeye başvurdu.
-ŞARTNAMEDE OLMAYAN: Tam bu sırada iktidar ihale şartlarında olmayan bir adım attı ve Turizm Bakanlığı bu bölgeyi ‘Kentsel SİT alanı’ olarak ilan etti.
-SAYGI GÖSTERİLDİ: Doğan Grubu, ihalede yer almayan bir düzenleme olmasına rağmen devletin bu tasarrufuna itiraz etmedi, saygıyla karşıladı ve yeni duruma uygun bir avan projeyi belediyeye sundu.
-BAKANLIK İSTEDİ: Turizm Bakanlığı’na bağlı ‘Koruma Kurulu’, bu avan projeye cevap vermek üzere Hilton arazisi ve bahçesindeki için ağaçların cins, yaş ve özelliklerinin belirlenmesini talep etti. 
-DEVLET ÜNİVERSİTESİNE BAŞVURULDU: Doğan Grubu da devletin istediği belgeyi, yine bir devlet kuruluşundan almak için, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’ne başvurarak, bitki varlığı ve ağaç rölevesi tespiti istedi.
-DEVLET BİLİRKİŞİSİ DEDİ Kİ: Devlete ait üniversitenin oluşturduğu bilirkişi, Doğan Grubu’na, “Hilton arazisinde özel koruma değeri taşıyan anıt veya anıtsal ağaç bulunmamaktadır” raporu verdi. 
-ANITLAR KURULU ‘VAR’ DEDİ: Devletin bir başka kurumu olan Anıtlar Kurulu, devlet üniversitesinin verdiği raporu kabul etmeyip, belediyeden koruma amaçlı yeni bir planı hazırlanmasını istedi. 
-BÜYÜKŞEHİR YENİ RAPOR İSTEDİ: İstanbul Büyükşehir Belediyesi de imar planı için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na başvurarak arazinin durumunun tespitini istedi.
-ORMAN MÜHENDİSİ: ‘AĞAÇ YOK’ DEDİ, RİZELİ MİMAR ‘VAR DEDİ’: Ağaç uzmanı Orman Fakültesi ‘bölgede anıt ağaç yok’ derken, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurumu’nda müdür vekili olarak çalışan bir mimar verdiği raporda ‘anıt ağaç var’ dedi.
-NORMAL SÜREÇLER: Doğan Grubu’nun bugüne kadar yaptığı bütün girişimler, her şirketin taleplerini dile getirme ve izinlerini alma sürecidir. İnşaat yapan şirketlerin hemen hepsi benzer süreçlerden geçmektedir.

Doğan Grubu diyor ki,

Doğan Holding Kurumsal İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahter Kutadgu, dün  şu açıklamayı yaptı:“Nazi Almanyasının kara propaganda bakanı Goebbels, “Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir toplum yaratayım” sözünü 21’nci yüzyılda kanıtlayan Havuz ve Şems medyası umurumuzda değil.Biz okurlarımıza seslenerek gerçeği anlatıyoruz.  

Hilton ihalesinde, 

-En yüksek parayı verdik. Ödemeyi sektirmedik.-Devlet sözünde durmayarak orayı sit alanı ilan etti. Sesimizi çıkarmadık.-Devlet ne istediyse yaptık. Başka müteahitlere, ihaledeki şartlardan kat ve kat daha fazla inşaat izni verilirken, bize yapılanlara katlandık.-Yıllarca önce gazete manşetlerinde düzmece montajlarla hayal mahsulü projeleri defalarca yayınladılar. Yine yayınlayabilirler. Bu iftiralara karnımız tok. -Bugüne kadar tek çivi çakmadık.-Bugüne kadar tek ağaç kesme talebimiz olmadı. -Devletin bir kurumunun verdiği rapora, öteki karşı çıktı, sesimizi çıkarmadık.-Koruma kurulu 32 ağaç için tescilli ağaç dedi. Bir tekine dokunmadık, dokunmayacağız.-Ancak tekine dokunmadağımız ağaç meselesinin 4 yıl sonra sanki bir şey yapmışız gibi manşetlere çekilmesinin gerçek nedenini de çok iyi biliyoruz.-Hakkımız olan talepleri ilettik. İzin verilmeyince hiç bir işlem yapmadık.”

“Kirli havuzun iftira çetesi neden korkuyor”
Bugüne kadar Sabah ve “Ethem’in medyası”ndan gelen baskılara karşı sükunetimizi koruduk.  Doğan Grubu şirketlerinin sahiplerinin kim olduğu, şirketlerinin rakamları ve kaynakları belli. Ancak kamuoyu Sabah ve Sancak gruplarının gerçek sahiplerinin kim olduğunu bilmiyor. İşte Türk medyasındaki şaibeli bir havuzun içinde yıkanmaya çalışan kirli sahiplerinin gerçek yüzü.

Kalyoncu: ‘Cambaza bak’ yapmaya çalışan kukla patron
Kalyoncular, SABAH Grubu’nun kukla sahibi. Çünkü bütün Türkiye, gazetede asıl iplerin  Serhat Albayrak’ın elinde olduğunu biliyor. Kalyoncu grubu, özellikle son 10 yılda devletten aldığı ihalelerle büyüdü. Son olarak İstanbul üçüncü havalimanı konsorsiyumunda büyük ağabey rolünü üstlendiler. Konsorsiyum ihaleyi aldıktan sonra hiçbir özel bankadan doğru dürüst bir kredi bulamadı. Yardıma devlet yetişti ve ihale şartnamesinde olmayan bir kararla konsorsiyuma önce Hazine, ardından Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) garantisi verildi. Buna rağmen yine kredi bulunamayınca,  bu kez devlet devreye girdi ve devlet bankaları kredi musluklarını açtı.  Kalyoncu, bütün bu süreç içinde kendisine sağlanan ayrıcalıkların karşılığını, 2007 yılında şaibeli ve sadece tek şirketin katıldığı bir ihale ile satılmış olan Sabah Grubu için kaynağı belli olmayan bir havuz oluşturarak ödedi. 25 Aralık fezlekesinin ana konusunu oluşturan ve yakın tarihin “en muamma” havuzu olan bu toplama paranın nereden ve nasıl geldiği sorusu Türkiye’nin üzerinde asılı durmaya devam ediyor.

Ethem Sancak: Kumarcı yeğen ile BMC arasında sıkışmış kirli bir bezirgan
Kamuoyunun önüne çıkmadan önce gençlik yıllarında Mao’cuydu. Bir anda nasıl olup bu kadar iktidar aşığı haline geldiğini kimse anlayamadı. Hangi parayla satın aldığı hâlâ belli olmayan  gazetelerini ve televizyonlarını siyasetin kalaşnikofu haline getirdi. Devlet kurumlarından tahsilat mafyası gibi zorla ilan alan, kurum yöneticileri ilan tarifesi istediği zaman  “Ne tarifesi, benim ne kadar paraya ihtiyacım varsa o kadar göndereceksin” diye azarlayacak kadar pervasızlaşmış bir medya tetikçisi.  En büyük korkusu, devletin karanlık mahfilleriyle tuttuğu kirli işin ortaya çıkması. En yumuşak karnı BMC ihalesinde dönen dolaplar ve ödenmeyen KDV’ler. Bugün sesini çıkarmayan Maliye Bakanlığı’nın yarın iktidar değiştiğinde kendisinin yakasına yapışması en büyük endişesi. En zayıf halkası, kumar borcu yüzünden tahsilat çetesinin silahlı saldırısına uğrayan kuzeni. Düzeni bozulacak ve bütün bu dolaplar ortaya çıkacak diye sindirmek ve susturmak için Doğan medyasına saldırıyor.

Serhat Albayrak: Gölgedeki gerçek patron hâlâ o mu?
Kardeşi Berat Albayrak Çalık Holding’in tepe yöneticisiydi. Başında bulunduğu şirket, şaibeli bir ihale ve devlet bankalarından aldığı 750 milyon dolarlık kredi ile Sabah Grubu’nu alınca, o da medya grubunun başına ağabeyi Serhat Albayrak’ı getirdi. Şirket daha sonra yine şaibeli bir şekilde Havuz ortaklığına geçtiğinde, Serhat Albayrak  medya grubunun yöneticiliğine devam etti. Gazetede künyede  ismi yazılı değil, ancak Turkuvaz  Medya Grubu’nda bütün iplerin   Serhat Albayrak’ın elinde olduğu herkesin malumu.  

Cem Uzan ve Ahmet Hakan’dan Twitter’da küfürlü kavga

378839_cover_mainslider_big

Türkiye’den kaçarak Fransa’da lüks bir hayat yaşayan Cem Uzan, Hürriyet yazarı ve Tarafsız Bölge sunucusu Ahmet Hakan’a Twitter’dan hakaretler yağdırdı. Ahmet Hakan’ın buna cevabı da aynı sertlikte oldu.

AKP döneminin ilk yıllarında Doğan Grubu ile büyük sorun yaşayan ve Yolsuzluk suçlamasıyla Yurt Dışına kaçmak zorunda kalan Cem Uzan, Twitter’dan Ahmet Hakan’a ağır sözlerle yüklendi.

Uzan, “Bak Ahmet Hakan denen pislik. Seni benim elimden o pislik patronun Aydin Dogan bile kurtaramaz. Ahmet Hakan seni nasil sabahin 5inde Ankara da sevgilinin sicak koynundan polise aldirip savciliga ifade vermeye goturttum. HATIRLADIN MI? Kosende bana karsi patronun Aydin’in tetikciligine soyunmussun. Boyunu asan islere karisma. Bunlar belediye avantalarina benzemez hirsiz.

Ahmet Hakan; Sikiysa CNNde patronunla birlikte karsima gelin Serefsizler. Yayin masraflarinizi karsilarim. Patronun isterse pijamayla gelsin. Allah A.Doganin kelepcelendgi gunu gormeyi nasip etsin.Bana yaptigi santajlar icin defalarca belgeleriyle savciliga suc duyurusunda bulundum.”

İfadelerini kullanırken Ahmet Hakan’ın cevabı aynı sertlikte oldu.

Ahmet Hakan, “Sen tayyip erdoğan’a “Allah’sız” diye bağırmıyor muydun? ne çabuk geri vitese taktın? yavşak pislik. memlekete giremeyen kriminal yavşak. Baban, kardeşin nerede lan senin? paris’e kaç para kaçırdın? gelmiş geçmiş en sevimsiz hırsız. Hikmetyar’ın önünde diz çöken tayyip erdoğan” diye yayın yapıyordun utanmaz arlanmaz. şimdi de ak trollerle iş mi tutuyon? Seni şanzelize’ye kadar kovalarım ve hiçbir fransız elimden alamaz lan seni. hak ettiğin cevapları hak ettiğin üslupla aldın… hadi şimdi uza.” ifadelerini kullandı.

1

2

3

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com.tr/

Cemaat Metro’dan haraç istedi

Cemaatin finanse ettiği gazetenin yazarı H.G.’nin, Öztürk’ten holdingin cirosunun yüzde 50’sini, Samsun’da ve İstanbul’da bina istediği iddia edildi. Öztürk kabul etmeyince 10 gün sonra operasyon yapıldı.

Organize suç örgütü kurmak, tehdit, zorla senet imzalatmak ve cinayete azmettirmekten 145 yılla yargılanan Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanı Galip Öztürk, gözaltına alındığı sırada emniyette “Bu bir cemaat operasyonudur” diye bağırmıştı. Polislerin ağzını kapatarak müdahale ettiği Öztürk, bu iddiasını sürdürmüş ancak ne emniyetteki ifadesinde ne de savcılıkta kayıtlara geçmişti. YURT, Öztürk’ün iddiasını iş adamına yakın kaynaklardan doğrulattı. 

LEGEND OTEL’DE BULUŞTULAR 

Holdinge yakın kaynaklar, Öztürk’ün tutuklanmasına neden olan operasyonun başlangıcını Cemaat’in verdiğini ileri sürdü. Kaynaklar, Öztürk’ün operasyondan 10 gün önce cemaat gazetesinin H.G. isimli yazarıyla yaklaşık 2 saat görüştüğünü anlattı. İddiaya göre; Öztürk’le, H.G. holdingin iştiraklerinden İstanbul Beykoz’daki Legend Otel’de bir araya geldi. Yazar, Öztürk’ten holdingin yıllık cirosunun yüzde 50’sini Cemaat’e aktarmasını, ayrıca Samsun’a ve İstanbul İstinye’ye birer kız yurdu ve spor kompleksi yaptırmasını söyledi. Öztürk ise cirodan bir kuruş vermeyeceğini ancak Samsun’da yapılması planlanan binanın sadece kaba inşaatına para aktarabileceğini ifade etti.

‘BİR HAFTA DÜŞÜN’ 

Öztürk’ün cevabından memnun olmayan yazar, “Samsun’daki kız yurdu ve kompleksin dekorasyonuyla birlikte tamamını üstlenmesini, holdingin cirosundan ise Cemaat’in bir miktar taviz verebileceğini” söyleyerek, işadamına “düşünmesi” için bir hafta “müsaade” etti. İkili bir hafta sonra görüşmek için masadan kalktı. Öztürk, bu görüşmeyi birkaç yakın kurmayına anlattı ve “Cemaat’e bir kuruş bile para aktarmamak” için karar alındı.

‘5 MİLYON DOLARI VER’ 

Bir haftalık “süre”nin ardından H.G., Öztürk’ü telefonla aradı. Öztürk, “Samsun’daki binanın tamamının masrafını üstleneceği hatta fizibilite çalışması bile yaptıklarını ancak holding cirosundan kesinlikle para vermeyeceğini” tekrarladı. Cevaptan memnun olmayan H.G., bu kez “Okul parasını bize ver” dedi. Bu teklifi de kabul etmeyen Öztürk’e görüşmeden 10 gün sonra operasyon düzenlendi.

ÖZTÜRK, HOLDİNG YÖNETİCİLERİNİ GÖREVDEN ALDI 

Yaklaşık 10 aydır Metris Cezaevi’nde bulunan Galip Öztürk’ün, tutuklanmasının ardından Metro Turizm’in sefer sayılarında azalma oldu. Öztürk, krizi iyi yönetemeyen Metro Turizm’in tepe yöneticilerinin tamamını görevden aldı. Öztürk’ün tutuklanmasının ardından yaz aylarında Ege ve Akdeniz seferlerinde yüzde 24 azalma olduğu öğrenildi. Daha önce Aydın Doğan’ın şirketlerinde birinde yöneticilik yapan Yönetim Kurulu Başkanı Sevgi Mert ve Genel Müdür Şenol Ayyıldız, Metro Turizm’in çıtasını yükselteceği iddiasıyla göreve başlamıştı.

BİR DARBE DE OTOGAR YÖNETİMİNE 

Galip Öztürk’ün de yönetim kurulunda bulunduğu Esenler Otogar işletmesi yönetim kurulu istifa etti. Otogar’ın Yönetim Kurulu’na AKP eski Samsun Milletvekili Mustafa Çakır’ın başkanlık edeceği öğrenildi. Çakır, Galip Öztürk’ün hemşehrisi.

Kaynak : Hicran Aygün – YURT Gazetesi

Değerli Koruda AKP Eli

İstanbul Anadolu yakasının en büyük yeşil alanlarından biri olan Validebağ Korusu rantçıların iştahını kabartıyor. Yerel yönetimlerce adım adım yok edilen Validebağ Korusu, betonlaşma tehlikesi ile karşı karşıya.

Yıllardır yerel yönetimlerin talan politikalarına direnen İstanbul Üsküdar’da 1’inci derece sit alanı olan Validebağ Korusu, bu kez de AKP Hükümeti’nin kıskacında. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Üsküdar Belediyesi’nin plan tadilatlarıyla adım adım imara açılan tarihi koru şantiye alanına döndü. Validebağ Gönülleri Derneği’nden Latif Şimşek, korunun şu ana kadar korunmasında etkili olan faktörün koruya sahip olmak isteyenler arasında yaşanan rekabetin olduğunu kaydederken, Mimarlar Odası’ndan Aysel Can Ekşi ise, AKP’nin sessiz sedasız koruyu yapılaşmaya hazırladığını söyledi.

‘KORUYA SAHİP OLAN ZENGİNLEŞİR’

Validebağ Korusu Gönüllüleri’nden Latif Şimşek, korunun kentin ortasında kalan ve içinde eko-sistemi de barındıran en büyük yeşil alanlardan biri olduğuna dikkat çekerek, koruya sahip olacak kişinin Türkiye’nin bir anda en zenginleri arasında yer alacağını belirtti. “Korunun en büyük şansının çok büyük bir araziye sahip olmasıdır” diyen Şimşek, “Burası tek bir kişiye bırakılmak istenmiyor. Bu nedenle de koruya sahip olmak isteyenler arasında bir mücadele söz konusu. Bu da korunun bugüne kadar korunmasında etkili oldu. Hatta verdiğimiz mücadeleye aklınıza gelmeyecek kişiler destek verdi” diye konuştu.

Şimdiye kadar Gazeteci Nezih Demirkent, Yurtbank’ın sahibi Ali Balkaner, Özer Uçaran Çiller ve Aydın Doğan gibi isimlerin koruya sahip olmak istediğini kaydeden Şimşek, son olarak da AKP ve çevresinin koruya göz diktiğini söyledi. 2006 yılında İstanbul Milli Eğitim Müdürü ile AKP’li Mehmet Çakır’ın Üsküdar Belediye Başkanı olduğu dönemde imzalanan bir protokol ile korunun bakım, onarım gibi işlerinin belediyeye devredildiğini hatırlatan Şimşek, devirin iptal edilmesi için açtıkları davayı kaybettiklerini ifade etti. Danıştay’ın ise yürütmeyi durdurma kararını verdiğini söyleyen Şimşek, belediyenin tasını tarağını toplayıp gitmesi gerekirken hala korudan gitmediğini kaydetti.

KORU İMARI İÇİN ÖZEL ATAMALAR

Dava sürecinde 3 numaralı kuruldaki görevlinin görevinden alındığını belirten Şimşek, “Bu kişi koruyu korumak isteyen biriydi” dedi. Validebağ ile ilgili işlerin 6 numaralı kurula verildiğini kaydeden Şimşek, kuruldaki insanların özelliklerinin dikkat çekici olduğunu belirterek, “Biri Marmara Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Şimdiye kadar 7 tane yayımlanmış uluslararası yazısı bulunuyor ve yedisi de türban üzerine. Bir başkası da Konya Üniversitesi İslam Bilimleri diye bir bölümden mezun. Bir diğeri ise Çanakkale’den getirtilen Orman Muhafaza Memuru. Böylelikle emirleri yerine getirmeyenler tasfiye edildi” diye konuştu.

Şimşek, Üsküdar Belediyesi ile İBB’nin elbirliği ile koruyu yapılaşmaya açtığını belirterek, “İBB, Üsküdar Belediyesi’ne devir edilen araziyi Kasım 2008’de ‘sit alanı’ olmaktan çıkardı. Böylece belediye araziyi istediği gibi imara açabilecek” dedi. İBB Plan Müdürlüğü’nün değişikliğe onay vermemesine karşın plan tadilatı raporunun AKP’lilerin oylarıyla kabul edildiğini hatırlatan Şimşek, AKP’ye yakınlığı ile bilinen Taşyapı İnşaat Şirket’inin korunun hemen yanındaki araziyi aldığına dikkat çekerek, şirketin bu bölgede yoğun bir yapılaşmaya gideceğini söyledi.

MİMARLAR ODASI’NDAN AYSEL CAN EKŞİ:MİMARLAR ODASI’NDAN AYSEL CAN EKŞİ:

Mimarlar Odası’ndan Aysel Can Ekşi, Üsküdar Belediyesi’nin mahkeme kararına rağmen korudan elini çekmediğini söyledi. “Üstelik Atletizm Federasyonu’nun koruda Türkiye ve Avrupa Kros Şampiyonası yapması için Ocak 2009’da parkur inşasına başladı” diyen Ekşi, “inşa yasa dışı olduğu için çalışmalar genellikle gece yürütüldü ve çok sayıda canlı öldü” dedi.

Belediyenin koruda temizlik yapma adı altında ağaçları kestiğini dile getiren Ekşi, Validebağ Gönüllüleri’nin müdahalesiyle ağaç kesiminin durduğunu kaydetti. Konu ile ilgili suç duyurusunda bulunduklarını ancak gönüller hakkında belediye görevlilerine ‘hakaret ve darp’ ettikleri iddialarıyla dava açıldığını kaydeden Ekşi, “Hükümet koruyu küçük adımlarla imara açmayı planlıyor. Validebağ Öğretmenler Hastanesi ile Üsküdar Devlet Hastanesi’nin birleştirilmesi ile korunun içinde yer alan kamu binalarının satılması bu plana dâhil” dedi.

ELÇİN YILDIRAL – BirGün