İktidar medyasını uyaran RTÜK bürokratı ertesi gün görevden alındı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) İzin ve Tahsisler Daire Başkanvekili Yasin Yiğit’in, hükümete yakın Turkuvaz medya grubuna yasayı açıkça ihlal eden uygulama konusunda uyarı yaptıktan bir gün sonra görevden alındığı öğrenildi.

‘FETÖ bağlantısı’ nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen çok sayıda radyo televizyon kuruluşunun bazıları kapatılmış bazıları da satılmıştı. RTÜK’teki görevden alınma olayı da bu satışla ilgili yaşandı.


Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun
 CHP’li RTÜK üyesi İlhan Taşçı’ya dayandırdığı haberine göre, ‘FETÖ bağlantısı‘ nedeniyle satışa çıkarılan radyo ve televizyonlardan 35’i hükümete yakın Turkuvaz grubuna (Sabah ve atv’nin de sahibi) geçti. Bunlardan 11’inin yayın yaptığı alanda Turkuvaz grubu hali hazırda yayın yapıyordu. Ancak RTÜK mevzuatı bir kuruluşun aynı bölgede birden fazla yayına sahip olmasını yasaklıyor.

RTÜK İzin ve Tahsisler Daire Başkanvekili Yasin Yiğit bunun üzerine 9 Ocak’ta Turkuvaz Medya Grubu’na gönderdiği yazıda, ‘mevzuata uyulması, çakışan frekanslardan bir tanesini iade etmesi gerektiği’ni bildirdi. Yiğit uyarı yazısının ardından 10 Ocak perşembe günü görevinden alındı.

Kaynak : http://www.diken.com.tr/

Doğan Grubu: Havuzun üçlü çetesi de Şems medyası da umurumuzda değil!

page_dogan-holding-havuzun-uclu-cetesi-de-sems-medyasi-da-umurumuzda-degil_420034636“Kumarcı yeğen ile BMC arasında sıkışmış kirli bir bezirgan Ethem Sancak!”

Doğan Grubu, Aydın Doğan’a atıfla Taksim’deki Hilton arazisi üzerine “AVM ve villalar yaparak 3 milyar dolarlık rant elde etmeyi planlandığı” iddialarını gündeme getiren Sabah grubu ve Star gurubuna çok ağır ifadelerle tepki gösterdi. Doğan Holding Kurumsal İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahter Kutadgu, “Nazi Almanyasının kara propaganda bakanı Goebbels, ‘Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir toplum yaratayım’ sözünü 21’nci yüzyılda kanıtlayan Havuz ve Şems medyası umurumuzda değil. Biz okurlarımıza seslenerek gerçeği anlatıyoruz” dedi. 

Star Grubu’nun sahibi Ethem Sancak’a da ağır eleştiriler yönelten Kutadgu, “Kamuoyunun önüne çıkmadan önce gençlik yıllarında Mao’cuydu. Bir anda nasıl olup bu kadar iktidar aşığı haline geldiğini kimse anlayamadı” ifadesini kullandı. “Hangi parayla satın aldığı hâlâ belli olmayan  gazetelerini ve televizyonlarını siyasetin kalaşnikofu haline getirdi” diyen Kutadgu, “En yumuşak karnı BMC ihalesinde dönen dolaplar ve ödenmeyen KDV’ler. Bugün sesini çıkarmayan Maliye Bakanlığı’nın yarın iktidar değiştiğinde kendisinin yakasına yapışması en büyük endişesi. En zayıf halkası, kumar borcu yüzünden tahsilat çetesinin silahlı saldırısına uğrayan kuzeni. Düzeni bozulacak ve bütün bu dolaplar ortaya çıkacak diye sindirmek ve susturmak için Doğan medyasına saldırıyor” ifadesini kullandı.

Hürriyet’te “Havuz medyasının üçlü çetesi panikte” başlığıyla yayımlanan haberin tam metni şöyle:

Aydın Doğan, İstanbul’un en kıymetli bölgesindeki Hilton Oteli’ni 2005’te, gerçek bedelinin 5’te birine aldı. Araziye AVM, otel ve villalar yapmak istiyordu. Şişli Belediyesi’nin jet hızıyla olumlu yanıt verdiği inşaat, Anıtlar Kurulu’na takıldı. Aydın Doğan bu projeden 3 milyar dolarlık rant hedefliyor.

Havuz  medyasının iki  grubu,  Sabah’ın da içinde yer aldığı Turkuvaz Grubu ile Sancak medyası, dün yine Doğan Grubu’na saldırdı. Sabah’ı şaibeli bir yolla alan ‘Havuz’un büyük ortağı Kalyoncular ve bu gazetenin perde arkasındaki gerçek yöneticisi Serhat Albayrak, çareyi Hilton Oteli’nin defalarca yalanlanan iftiralarını, Sancak medyası ise POAŞ iftiralarını yeniden gündeme getirmekte buldu.

İŞTE HİLTON GERÇEĞİ

-İHALEYİ AKP İKTİDARI YAPTI: Hilton oteli, 11 Ağustos 2005 yılında, AKP hükümeti döneminde, 8 şirketin katıldığı ve televizyonda canlı olarak yayınlanan şeffaf bir ihale sonunda satıldı.

-EN YÜKSEK FİYATI DOĞAN VERDİ: Toplam 12 tur süren ihale sonucunda yarışı 255 milyon dolar teklifle Doğan Grubu kazandı.
-ALDIĞINDA İMAR PLANI YOKTU: Hilton mülkü bir kamu kuruluşu olan EmekliSandığı’na ait olduğu için bir imar planı yoktu. Kurum istediği değişiklikleri kendisi yapıyordu.
-YASALLAŞTIRMAK İÇİN BAŞVURDU: Doğan Grubu, devletten aldığı mülkü kanuni hale getirmek için arazinin imar planını hazırlatmak üzere belediyeye başvurdu.
-ŞARTNAMEDE OLMAYAN: Tam bu sırada iktidar ihale şartlarında olmayan bir adım attı ve Turizm Bakanlığı bu bölgeyi ‘Kentsel SİT alanı’ olarak ilan etti.
-SAYGI GÖSTERİLDİ: Doğan Grubu, ihalede yer almayan bir düzenleme olmasına rağmen devletin bu tasarrufuna itiraz etmedi, saygıyla karşıladı ve yeni duruma uygun bir avan projeyi belediyeye sundu.
-BAKANLIK İSTEDİ: Turizm Bakanlığı’na bağlı ‘Koruma Kurulu’, bu avan projeye cevap vermek üzere Hilton arazisi ve bahçesindeki için ağaçların cins, yaş ve özelliklerinin belirlenmesini talep etti. 
-DEVLET ÜNİVERSİTESİNE BAŞVURULDU: Doğan Grubu da devletin istediği belgeyi, yine bir devlet kuruluşundan almak için, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’ne başvurarak, bitki varlığı ve ağaç rölevesi tespiti istedi.
-DEVLET BİLİRKİŞİSİ DEDİ Kİ: Devlete ait üniversitenin oluşturduğu bilirkişi, Doğan Grubu’na, “Hilton arazisinde özel koruma değeri taşıyan anıt veya anıtsal ağaç bulunmamaktadır” raporu verdi. 
-ANITLAR KURULU ‘VAR’ DEDİ: Devletin bir başka kurumu olan Anıtlar Kurulu, devlet üniversitesinin verdiği raporu kabul etmeyip, belediyeden koruma amaçlı yeni bir planı hazırlanmasını istedi. 
-BÜYÜKŞEHİR YENİ RAPOR İSTEDİ: İstanbul Büyükşehir Belediyesi de imar planı için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na başvurarak arazinin durumunun tespitini istedi.
-ORMAN MÜHENDİSİ: ‘AĞAÇ YOK’ DEDİ, RİZELİ MİMAR ‘VAR DEDİ’: Ağaç uzmanı Orman Fakültesi ‘bölgede anıt ağaç yok’ derken, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurumu’nda müdür vekili olarak çalışan bir mimar verdiği raporda ‘anıt ağaç var’ dedi.
-NORMAL SÜREÇLER: Doğan Grubu’nun bugüne kadar yaptığı bütün girişimler, her şirketin taleplerini dile getirme ve izinlerini alma sürecidir. İnşaat yapan şirketlerin hemen hepsi benzer süreçlerden geçmektedir.

Doğan Grubu diyor ki,

Doğan Holding Kurumsal İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahter Kutadgu, dün  şu açıklamayı yaptı:“Nazi Almanyasının kara propaganda bakanı Goebbels, “Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir toplum yaratayım” sözünü 21’nci yüzyılda kanıtlayan Havuz ve Şems medyası umurumuzda değil.Biz okurlarımıza seslenerek gerçeği anlatıyoruz.  

Hilton ihalesinde, 

-En yüksek parayı verdik. Ödemeyi sektirmedik.-Devlet sözünde durmayarak orayı sit alanı ilan etti. Sesimizi çıkarmadık.-Devlet ne istediyse yaptık. Başka müteahitlere, ihaledeki şartlardan kat ve kat daha fazla inşaat izni verilirken, bize yapılanlara katlandık.-Yıllarca önce gazete manşetlerinde düzmece montajlarla hayal mahsulü projeleri defalarca yayınladılar. Yine yayınlayabilirler. Bu iftiralara karnımız tok. -Bugüne kadar tek çivi çakmadık.-Bugüne kadar tek ağaç kesme talebimiz olmadı. -Devletin bir kurumunun verdiği rapora, öteki karşı çıktı, sesimizi çıkarmadık.-Koruma kurulu 32 ağaç için tescilli ağaç dedi. Bir tekine dokunmadık, dokunmayacağız.-Ancak tekine dokunmadağımız ağaç meselesinin 4 yıl sonra sanki bir şey yapmışız gibi manşetlere çekilmesinin gerçek nedenini de çok iyi biliyoruz.-Hakkımız olan talepleri ilettik. İzin verilmeyince hiç bir işlem yapmadık.”

“Kirli havuzun iftira çetesi neden korkuyor”
Bugüne kadar Sabah ve “Ethem’in medyası”ndan gelen baskılara karşı sükunetimizi koruduk.  Doğan Grubu şirketlerinin sahiplerinin kim olduğu, şirketlerinin rakamları ve kaynakları belli. Ancak kamuoyu Sabah ve Sancak gruplarının gerçek sahiplerinin kim olduğunu bilmiyor. İşte Türk medyasındaki şaibeli bir havuzun içinde yıkanmaya çalışan kirli sahiplerinin gerçek yüzü.

Kalyoncu: ‘Cambaza bak’ yapmaya çalışan kukla patron
Kalyoncular, SABAH Grubu’nun kukla sahibi. Çünkü bütün Türkiye, gazetede asıl iplerin  Serhat Albayrak’ın elinde olduğunu biliyor. Kalyoncu grubu, özellikle son 10 yılda devletten aldığı ihalelerle büyüdü. Son olarak İstanbul üçüncü havalimanı konsorsiyumunda büyük ağabey rolünü üstlendiler. Konsorsiyum ihaleyi aldıktan sonra hiçbir özel bankadan doğru dürüst bir kredi bulamadı. Yardıma devlet yetişti ve ihale şartnamesinde olmayan bir kararla konsorsiyuma önce Hazine, ardından Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) garantisi verildi. Buna rağmen yine kredi bulunamayınca,  bu kez devlet devreye girdi ve devlet bankaları kredi musluklarını açtı.  Kalyoncu, bütün bu süreç içinde kendisine sağlanan ayrıcalıkların karşılığını, 2007 yılında şaibeli ve sadece tek şirketin katıldığı bir ihale ile satılmış olan Sabah Grubu için kaynağı belli olmayan bir havuz oluşturarak ödedi. 25 Aralık fezlekesinin ana konusunu oluşturan ve yakın tarihin “en muamma” havuzu olan bu toplama paranın nereden ve nasıl geldiği sorusu Türkiye’nin üzerinde asılı durmaya devam ediyor.

Ethem Sancak: Kumarcı yeğen ile BMC arasında sıkışmış kirli bir bezirgan
Kamuoyunun önüne çıkmadan önce gençlik yıllarında Mao’cuydu. Bir anda nasıl olup bu kadar iktidar aşığı haline geldiğini kimse anlayamadı. Hangi parayla satın aldığı hâlâ belli olmayan  gazetelerini ve televizyonlarını siyasetin kalaşnikofu haline getirdi. Devlet kurumlarından tahsilat mafyası gibi zorla ilan alan, kurum yöneticileri ilan tarifesi istediği zaman  “Ne tarifesi, benim ne kadar paraya ihtiyacım varsa o kadar göndereceksin” diye azarlayacak kadar pervasızlaşmış bir medya tetikçisi.  En büyük korkusu, devletin karanlık mahfilleriyle tuttuğu kirli işin ortaya çıkması. En yumuşak karnı BMC ihalesinde dönen dolaplar ve ödenmeyen KDV’ler. Bugün sesini çıkarmayan Maliye Bakanlığı’nın yarın iktidar değiştiğinde kendisinin yakasına yapışması en büyük endişesi. En zayıf halkası, kumar borcu yüzünden tahsilat çetesinin silahlı saldırısına uğrayan kuzeni. Düzeni bozulacak ve bütün bu dolaplar ortaya çıkacak diye sindirmek ve susturmak için Doğan medyasına saldırıyor.

Serhat Albayrak: Gölgedeki gerçek patron hâlâ o mu?
Kardeşi Berat Albayrak Çalık Holding’in tepe yöneticisiydi. Başında bulunduğu şirket, şaibeli bir ihale ve devlet bankalarından aldığı 750 milyon dolarlık kredi ile Sabah Grubu’nu alınca, o da medya grubunun başına ağabeyi Serhat Albayrak’ı getirdi. Şirket daha sonra yine şaibeli bir şekilde Havuz ortaklığına geçtiğinde, Serhat Albayrak  medya grubunun yöneticiliğine devam etti. Gazetede künyede  ismi yazılı değil, ancak Turkuvaz  Medya Grubu’nda bütün iplerin   Serhat Albayrak’ın elinde olduğu herkesin malumu.