| CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Çölleşme ile Mücadele 12’nci Taraflar Konferansı’na katıldı. “İNSANLIĞIN VARLIĞINA YÖNELİK SUÇLAR İŞLENİRKEN ULUSLARASI TOPLUM, İYİ BİR İMTİHAN VERMİYOR”
CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Çölleşme ile Mücadele 12’nci Taraflar Konferansı’na katıldı. Konferansta konuşan Erdoğan, “Batılı ülkelerin vatandaşları için en temel hak olarak kabul edilen hayat hakkı, demokrasi ve özgürlükler Suriye halkına lüks olarak görüldü. Demokrasi sadece egemen güçler için mi var? Demokrasi, hak ve özgürlükler; az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler ve o ülkelerin insanları için geçerli değil mi? İnsana sadece ve sadece insan olduğu için değer vermeyen böyle bir anlayışın küresel güvenliği ve huzuru sağlaması söz konusu olamaz. Vicdanların çölleştiği bir dünyada toprağın çölleşmesini önlemek mümkün değildir” dedi. 
 Hasan Cemal Konuşmama* başlarken bir noktayı belirtmek istiyorum. Karım yazılarımdan şikâyetçi, döne döne hep aynı şeyi yazıyorsun, diyor. Haklı ama… Ben de onu dinlemiyorum. Çünkü bugün karşımızda döne döne hep aynı şeyleri tekrarlayan bir siyasal iktidar var, Saray’daki Sultan düzeni var. Türkiye bugün artık bir darbeler ülkesi… Özgürlüklere darbe… Hukuka darbe… Medya bağımsızlığına darbe… Medya özgürlüğüne darbe… İfade özgürlüğüne darbe… Yargı bağımsızlığına darbe… Güçler ayrılığına darbe… 
Dikkat ettiniz mi; yolsuzluğun hacmi büyüdükçe camilerin kapasitesi, ‘ihtişamı’ da büyüyor. Dinin, din gibi yaşandığı, Hakk için ibadet edildiği dönemlerde, inananlar bir araya gelir, bir dernek kurulur, konu-komşu, esnaf-tüccar ziyaret edilir, imece usulü ve biraz da yerel yönetim katkısıyla, mahallenin veya köyün uygun bir bölgesine o ibadethane yapılırdı.
Rızalıkla ve elbette helal paralarla yapılırlardı… Az buçuk da olsa ‘laiklik’ denilen kavrama uygun davranılırdı. Ahlaki olmaya, rızalık almaya dikkat edilirdi. Helallerine haram karıştırılmasını istemezdi yurttaşlar. Ezan çok güzel okunur, ses cihazı kullanılmaz kulaklara işkence edilmez, “illallah” dedirtmezdi. Henüz, ‘büyük İslam uleması’ Hayrettin Karaca; “yolsuzluk yapana hırsız demenin büyük bir günah olduğuna” dair fetva vermemişti. Henüz din, ahlakı dışlamamıştı ve henüz yolsuzluk yapılan ülkeler kategorisinde en diplere inmemiştik… 
“Ülkü Ocakları’na operasyon yapmayı hesaplamışlar, sonra ipi sapı kopuk, sabıkalı tiplerin bir arada olduğu Osmanlı Ocakları’nı kurdular”
Ortadoğu Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve MHP İstanbul 3. Bölge milletvekili adayı Mehmet Müftüoğlu, gazetesine baskıların olduğunu söyleyerek kendisi ve çalıştığı kurum hakkında 200’e yakın ceza ve tazminat davası açıldığını belirtti. Müftüoğlu, “Yayın politikasından rahatsızlık duydukları için dağıtımına engel oluyorlar” dedi. Müftüoğlu, basına yönelik baskıları ve 7 kanalın dijital platformlardan çıkarılmasını eleştirerek, bunun “millete yapılan bir darbe” olduğunu söyledi. 
TBB Başkanı Feyzioğlu, 7 televizyon kanalına hukuksuz sansür uygulayan platformlar hakkında RTÜK’ün uyarısının gereğinin yapılmasını istedi. ‘Sansürü kaldırmadığında bu iş lisans iptaline gider” uyarısı yaptı.
Bugün gazetesinden Metin Arslan’ın haberine göre Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Metin Feyzioğlu, 7 televizyon kanalını sansürleyen, Anayasa ve kanunlara aykırı şekilde vatandaşların iletişim özgürlüğünü engelleyen platform işletmecilerini uyardı. BUGÜN’e konuşan Feyzioğlu, Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Kanunu’nun “Platform işletmecileri medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara tarafsızlık ve hakkâniyet ölçülerinde, makul ve ayrımcılık içermeyecek koşullarda hizmet vermek zorundadır” hükmünü hatırlattı. 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın güç zehirlenmesi yaşadığını söyleyen Nokta Dergisi yazarı Perihan Mağden, “AK Parti’yi o kadar kendi kuklalar ordusuna çevirdi ki, etrafında yardakçılardan oluşan bir kadro kurdu. Esas akil adamlarını sürgüne yolladı. İnsan eşinden dostundan çekinir utanır ya, böyle bir denetim mekanizması vardı, etrafındaki aklıselim sahibi insanların üzerinde uyguladığı bir otosansür vardı” diye konuştu.
Zaman’dan Selma Tatlı‘ya konuşan Mağden, “Onları uzaklaştırdı. Kendi kendine kaldı. Sadece çok mutlak şakşakçıları, yardakçıları, hatta dönmeleri var. Ve bu dönme kadronun teşvikiyle mutlak güce alıştıkça ve kadro daraldıkça da güç bağımlılığı arttı. Bu biraz da herhalde, müptelalık gibi. Alkole alışmış bir adamı düşün. İçtikçe içer, ölümüne. Benim anladığım ne kadar güç alsa, yetmiyor bünyesine” dedi. 
Bugün TV ve Kanaltürk’te yayınlanan gerçekleri halkın duymasını istemeyenler, sansür için bir adım daha attı. Türksat, Bugün TV ve Kanaltürk’e sözleşmenin bir ay içinde feshedileceğini iletti. Skandal uygulamaya tepki yağdı. Hukukçular, “Türksat yönetim kurulu şahsi sorumludur, tazminata mahkûm edilir” uyarısı yaptı.
Bugün gazetesinin haberine göre özgür medyaya yönelik sansürde skandal bir adım daha atıldı. Bugün TV ve Kanaltürk‘ün, Digitürk, Tivibu,Teledünya ve Kablo TV’den sonra devletin kontrolündeki Türksat‘tan çıkarılması için adım atıldı. Kararda Türksat, söz konusu kanallara önceki gün yazı göndererek yayınlarını düşürmeleri konusunda bir aylık süre verdi. Söz konusu kanallara süre sonunda sözleşmelerinin feshedileceği iletildi. 
| |