|  Saygı Öztürk “Şırnak, Nusaybin ve Yüksekova’da operasyon yapılacak.” Bu açıklamayı İçişleri Bakanı Efkan Ala yapıyor. Yani ilin, ilçelerin bu hale gelmesine, yüzlerce teröristin faaliyetlerine göz yuman bakanlığın başındaki kişi. Yani, önce il ve ilçenin teröristlerle doldurulmasına göz yumuluyor, sonra bunları etkisiz hale getirmek için operasyon başlatılıyor. “Doldur-boşalt” yöntemiyle ilçeleriniz de “savaştan çıkmış” gibi oluyor. Şırnak, öteden beri terör örgütünün hedefindeki bir ilimizdir. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, AKP, CHP, MHP genel merkezleri, TBMM Başkanlığı’na yeni değil, 7 Eylül 2015 tarihinde gönderilen dilekçeyi okuyalım: “Konu: Şırnak’ta Bölücü Terör Örgütü PKK’ye karşı Anayasal bir zorunluluk olmasına rağmen alınması gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması nedeniyle, her yönüyle alt üst olan ve bozulan maddi ve manevi yaşantımızın normale dönebilmesi için bir an evvel her türlü güvenlik tedbirinin alınması talebimiz hakkında. 
İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız’ın Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na atanmasıyla boşalan koltuk, tarikatların rekabetini ve çekişmesini ortaya çıkardı. TÜRGEV, İlim Yayma Cemiyeti, Ensar Vakfı, İmam Hatip Mezunları Derneği, Hüma Vakfı gibi tarikat oluşumlarının anlaşamaması nedeniyle atama yapılamadı.
İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nden Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na atanan Muammer Yıldız, görevini dini vakıflar ve AKP yanlısı sendikalar birbirine girdiği için bırakamıyor. Her iki koltukta da boşluk var. 
Balyoz kumpasında mağdur olan asker ve aileleri Erdoğan’a da tazminat davası açacak.
‘Balyoz Davası’nda tutuklanan ve kumpas olduğu için sonunda beraat ettirilen askerlerin açtığı tazminat davaları birer birer sonuçlanırken, eş ve çocukları da ayrı tazminat davası açıyor. Balyoz’da çok sayıda sanığın avukatlığını yapan CHP Milletvekili Haluk Pekşen, “Bu insanların haksız yere tutuklanmasına sebep olanlardan tazminatın alınması için var gücümüzle uğraşacağız. Bunlar arasında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdooğan da var. Yoksa, kimse milletin parasının peşinde değil” dedi. 
Seçime günler kala Beştepe’den PTT aracılığıyla bazı vatandaşlara 5 ila 7 bin lira gönderildiğine ilişkin belgeye SÖZCÜ ulaştı.
Milletvekili seçimine günler kala Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından bazı illerde vatandaşlara gönderildiği belirtilen ve PTT şubeleri tarafından “hak sahiplerine” yapılan ödemelerin “seçim amaçlı” olduğu CHP ve MHP milletvekilleri tarafından öne sürüldü. SÖZCÜ, Kayseri’de yapılan ödemelerle ilgili belgeye ulaştı. Belgenin birinci bölümünde kişinin adı, soyadı yer alırken, ikinci bölümde işlem sıra numarası bulunuyor. Ayrıca ödeme yapılan kişinin vatandaşlık numarası da belirtiliyor. 
 Saygı Öztürk AKP bürokraside yapacağı tüm atamaları yaptı. AKP’nin kurduğu bürokrasi düzeni “seçim hükümeti”ne atama yasağı getirerek sürdürülmek isteniyor. “Bağımsız” diye bakanlığa getirilenlerin, AKP’ye en yakın isimler olduğu da ortada… Bürokrasideki düzensizlik yargıya da sıçramış durumda… Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) başkan seçmek için 15 Temmuz’da başlayan seçim turlarından bir türlü sonuç çıkmadı. 18. tur yarın yapılacak ama yine sonuç alınamayacak. RTÜK’teki durumdan daha beteri Yargıtay’da yaşanıyor. 28 Nisan’dan bu yana Yargıtay’da üç daire başkanlığı için bazı günler 3-4 kez seçim turları yapılıyor ama hiçbir aday seçilecek çoğunluğu elde edemiyor. 
 Saygı Öztürk Oktay Kuban, İstanbul Özel Yetkili 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi olarak görev yapıyordu. Aralarında emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın, emekli Korgeneral Engin Alan’ın da bulunduğu 19 tutuklu sanık hakkında tahliye kararı verdi. İşte bu karar, o günlerde bomba etkisi yaratırken meğer neler olmuş neler… Tahliye kararı verilmeden önce Hakim Oktay Kuban’a, söylenenlerin bir bölümünü bir kez daha hatırlatıyorum: “Ankara’dan emir var. Bu askerler içeride tutulmak isteniyor. Eğer Çetin Doğan ve diğer paşaları tahliye edersen, sokağa çıktığında seni vuracaklar. Darbe karşıtı göstericiler adliyenin etrafını saracak. Sen de dışarıya çıkamayacaksın.” 
 Saygı Öztürk “Balyoz” olarak bilinen davada 323’ü asker, birisi genel müdür, diğeri ise daktilo memuru olan 325 kişi hakkında 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezaları verildi. Adliye tarihinde en çok tartışılan davalardan birisi oldu. Başından beri darbeyi dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök ile Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman’ın önlendiği öne sürüldü. Ancak, darbeyi önlediği öne sürülen kişilere “Sahi siz gerçekten darbe yapılmasını önlediniz mi? Eğer böyle bir girişim olduysa, zamanında niçin bu komutanlar hakkında gereğini yapmadınız?” diye sorulmadı. Gerekçeli kararda, darbenin Orgeneral Çetin Doğan’ın 31 Mart 2003’te kalp ameliyatı olması nedeniyle gerçekleştirilemediği yer aldı. Oysa bu durum iddianamede, mahkeme aşamasında, savcılık mütalaasında hiç gündeme getirilmemişti. 
| |