| 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hollanda Başbakanı Mark Rutte‘a yönelik olarak “Sen ne lalesisin bilmiyorum” demişti. Portakalları sıkıp suyunu içmek, kendi kimlik kartında bulunması gereken kelimeleri yabancı ülke adının başına koyup hakaretler savurmak, temsilcilikler önünde, polisin sana bir şey yapmayacağını, aksine muhtemelen destek olacağını, en fazla, taşkınlığı ileri götürürsen “yapma birader” diyeceğini bilerek, bütün o rahatlık içerisinde, her an içeri dalıp küffarı telef, malını yağma edebilecekmiş pozlarıyla tafra yapmak filan kolay. 
 Yılmaz Özdil Kaddafi, asrın liderimize ödül verdi, Kaddafi’yi kafasını taşla eze eze öldürdüler. Hüsnü Mübarek, cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’le kucaklaştı, Hüsnü Mübarek’i kafese koydular. Asrın liderimiz Beşar Esad’la kardeş oldu, Suriyeliler o günden beri birbirini vuruyor. Cumhurbaşkanımız Pakistan’a gitti, Benazir Butto’yu havaya uçurdular. Başbakanımız Lübnan meclisinde konuştu, ertesi sabah Lübnan işgal edildi. Cumhurbaşkanımız Yemen’e gitti, bakanlarımızla birlikte Yemen türküsünü söyleyip ağladılar, Yemen’de iç savaş çıktı. Başbakanımız Filistin lideriyle el sıkıştı, o gece Gazze’ye füze yağdı. Ürdün başbakanı Ankara’ya ayak bastı, Ürdün’e dönmeden istifa etti. Gürcistan’la yakınlaştık, asrın liderimiz Saakaşvili’ye sarıldı, ertesi gün Rusya tanklarla Gürcistan’a girdi. Suudi kralı, asrın liderimizle dindar cumhurbaşkanımıza madalya taktı, turp gibiydi, felç oldu. Başbakanımız Irak’a gitti, henüz Irak’tayken Irak meclisi basıldı, bakanlar rehin alındı, 45 kişi öldü. Afrika açılımı yaptık, ne Tunus kaldı kardeşim, ne Fildişi Sahili, kan gövdeyi götürdü. 
 Yılmaz Polat Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın 6 Mart pazartesi günü Washington’a yaptığı 24 saatlik gizli ziyaret esrarını koruyor. Türk tarafından henüz bir açıklama yok. Anlaşılan gizlenecek kadar önemli bir durum var. Hatırlatayım. Berat Albayrak 7 mart günü Teksas Eyaletinin Houston kentinde yapılan ‘IHS Ceraweek 2017’ enerji konferansına katıldı. Bakan pazar günü proğramda görünmeyen Washington’a geldi. Gelişi basından saklandı. Pazartesi gününü Washington’da geçirdi, salı günü Houston’a geçti. Albayrak’ın kimlerle görüştüğü hala meçhul. 
 Murat Belge Terane tekrarlanıyor: “Referandumda ‘hayır’ diyecekler, 15 Temmuz’da halkın üstüne bomba yağdıranlar!” Daha önce, böyle yapacak olanların PKK’lı ve galiba “hattâ IŞİD’li” oldukları da söylenmişti. Bir yandan bunlar söyleniyor; bir yandan “zevahir”i kurtarmak isteyen birileri her türlü oyun “saygıdeğer” olacağını beyan ediyor. Bu arada, bu laflar edilirken, Türkiye’nin “en özgür” olduğu çağı yaşadığını söyleyenler de var. Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan kişi “hayır” diyeceklerin bombacı olduğunu söylerken. Nasıl bir kampanyadır bu? Siyasî partilerden bir tanesi fiilen kapatılmış denebilecek bir biçimde orasından burasından budanmış. Bir yığın gazeteci aslında sadece “muhalif” oldukları için hapiste. İktidar, polisiyle, savcısıyla (ama ayrıca “resmî” sıfatı olmayan militanlarının tehditleri ve tehdidi aşan eylemleriyle) “hayır” mealinde her sesi bastırmaya, susturmaya çalışıyor. Bir yandan da bu “vatan haini” edebiyatı!.. Ve bu referandum OHAL’de yapılacak. 
 Metin Münir İngiltere Krallığı’ndan bağımsızlığını kazandıktan sonra kabul edilen Amerika Birleşik Devletleri Anayasası yedi maddeden ibarettir. Şaşırdınız mı? Kilometre uzunluğundaki Türk anayasalarına alışkın olduğum için ilk öğrendiğimde ben şaşırmıştım. Sizi muhtemelen şaşırtacak bir şey daha söyleyeyim. Bu yedi maddelik Anayasa’nın ilk üç maddesi kuvvetler ayrılığı ile ilgilidir. Buna göre, devlet üç dala ayrılır: · Yasama, yani Kongre, kanunların yapıldığı yer, · Yürütme, yani Başkan, ve · Yargı, yani federal mahkemeler ve Yüksek Mahkeme veya TC’deki adıyla Anayasa Mahkemesi. Amerikalılar neden kuvvetler ayrılığına bu kadar önem verdiler ve kuvvetleri Trump’ın Meksika sınırına inşa etmeyi düşündüğü duvardan daha yüksek, daha kalın ve daha aşılamaz duvarlarla ayırdılar? 
 Hasan Cemal Hayır oyu verecek olanlar neymiş?
Terörist‘miş…
PKK‘lıymış…
Darbeci‘ymiş…
Fetullahçı‘ymış…
İslam düşmanı‘ymış…
Kim diyor?
Kim diyecek, Erdoğan ve tetikçileri.
Erdoğan’ın zihniyet dünyası böyle.
Kendisi gibi düşünmeyenler onun gözünde bütün kötülükleri temsil ediyor.
Casus da onlar.
Vatan haini de onlar.
Darbeci de onlar…
Terörist de onlar… 
 Levent Gültekin Almanya ve Hollanda, Türkiye’nin iktidar mensuplarına miting yapma izni vermedi. Avusturya başbakanı ise bu tür mitinglerin tüm Avrupa’da yasaklanması çağrısı yaptı. Bunlara karşılık, bizim iktidar mensuplarından Batı’ya dair zehir zemberek açıklamalar geliyor. Avrupa’nın kararı, demokrasi açısından yanlış ve sorunlu. Zaten Türkiye’de ana muhalefet dahil birçok kesim ülkelerin bu tavrına tepki gösterdi. Avrupa’nın yaklaşımını eleştirir hatta kınayabiliriz. Bu kararların altında farklı niyetler, amaçlar arayıp suçu bütünüyle onların niyetlerindeki bozukluğa da yükleyebiliriz. Ama sorun bitmiyor. 
| |