Venedik Komisyonu belediyelere yapılan kayyım atamalarının iptalini istedi

Komisyon, hükümetin 89 belediyeye kayyım atamasına izin veren 674 nolu KHK’nın OHAL ile ilgisi olmadığını belirtti.

Venedik Komisyonu, hükümetin 89 belediyeye kayyım atamasına izin veren 674 nolu KHK’nın OHAL ile ilgisi olmadığını belirterek, iptalini istedi.

Komisyon, “OHAL için gerekmeyen 674 nolu KHK ile alınan kararları, özellikle de belediye başkanı, yardımcısı ve yerel meclis üyelerinin yerine yapılan atamaları iptal et” dedi.

Komisyon’un dün kabul edilen pazartesi günü açıklanması beklenen raporu öncesinde yapılan açıklamada, yeni kuralların “yapısal nitelikte ve sadece OHAL dönemi ile sınırlı olmayan” değişiklikler yarattığı da belirtildi.

Cumhuriyet’ten Duygu Güvenç’in haberine göre, yerel yönetimlerin, demokratik bir toplumun temeli olduğu anımsatılan açıklamada,“onların yerel halk tarafından seçilmesi kişilerin siyasi sürece katılımını garanti etmekte temeldir” denildi. Venedik Komisyonu, Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin (AK) danışma organı olarak görev yapıyor ve yasal konularda Konsey organlarına görüş bildiriyor. Komisyon’un daha önce hazırladığı raporlar, Türkiye’nin Konsey’de denetim sonrası süreçten çıkartılarak yeniden denetime alınmasına da temel teşkil etmişti. Venedik Komisyonu Türk yetkililere şu dört adımı atma çağrısında bulundu:

Kritik 4 adım çağrısı

-OHAL için gerekmeyen 674 nolu KHK ile alınan kararları, özellikle de belediye başkanı, yardımcısı ve yerel meclis üyelerinin yerine yapılan atamaları iptal et.

-674 ile getirilen kuralların uygulamasının OHAL dönemi ile sınırlı olduğunu ve yerel demokrasiyi etkileyen herhangi bir kalıcı tedbirin olağan yasalar ve yönetmeler ile, doğru dürüst parlamenter tartışmayla alınmasını sağla.

-Terörizmle mücadele için valilik tarafından özel güçlerin oluşturulduğu belediyelerde alınan tedbirlerin yeterli yargı denetimine tabii tutulmasını sağlayacak için adımları at.

-Terörle ilgili suçlamaların cezai bir mahkumiyetle sonuçlanmaması durumunda görevinden alınmış veya uzaklaştırılmış olan yerel temsilcilerin görevlerine iade edilmesi için yeterli kural ve çerçeveyi sağla.

Kaynak : http://t24.com.tr/

 

AGİT’ten ‘referandum’ raporu: Kamu görevlileri bile taraflı, ‘hayır’cıları teröristlerle denk tutuyorlar!

“Hayır’cıların bir kısmı, ‘cumhurbaşkanına hakaret’ten tutuklandı”

Dışışleri Bakanlığı, hükümet yetkilileri, Yüksek Seçim Kurulu (YSK), kamu kurumları, siyasi parti, medya, sivil toplum ve uluslararası toplum temsilcileriyle görüşen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) heyeti, 16 Nisan’da yapılacak halk oylamasına ilişkin yürütülen kampanyalarla ilgili olarak bir rapor hazırladı. Kamu görevlilerinin bile tarafsızlığını kaybettiği ifade edilen raporda, “Şimdiye kadar ‘Hayır’ destekçileri, polis müdahalesi ile karşılaşmışlar, bir kısmı cumhurbaşkanına hakaret gibi suçlamalar ile tutuklanmışlardır” dendi. 

17 Mart-7 Nisan tarihlerini kapsayan raporda, ifade özgürlüğü ve ‘hayır’ kampanyasının kısıtlandığı belirtildi. HDP’nin tutuklu vekilleri ile televizyonlarda kampanyalara eşit süre verilmesini şart koşan kanunun iptal edilmesi de raporda yer alan konular arasında.

AGİT’ten yapılan açıklamada, “Venedik Komisyonu önerilen değişikliklerin sonucunda güçler ayrılığı ve yargı bağımsızlığının güvence altına alınmayacağını, böylelikle otoriter bir başkanlık rejimine dönüşmemesi için gerekli olan denge ve denetleme mekanizmalarından mahrum olduğunu belirtmiştir” hatırlatması yapıldı.

AGİT’in ara dönem raporunda yer alan başlıklar şöyle:

19 parti yasaklı: Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 10 siyasi partinin referandum kampanyasına katılımını onaylamıştır. Kasım seçimlerine katılan 19 partiye izin vermemiştir.

Kamu görevlileri bile taraf: Kampanya bağımsız olması gereken Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere çok sayıda üst ve alt düzeydeki kamu görevlisi tarafından desteklenmektedir.

Antalya Başsavcısı bile…: Kampanya kapsamında, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Antalya Başsavcı Vekili de dahil olmak üzere birtakım kıdemli politikacılar ve memurlar hayır oyu verenleri terör örgütleri ve darbe girişimi planlayıcıları ile denk tutmaktadır.

“Gözlem çabalarını destekleyen STK’lar tasfiye edildi”

Gözlemciye geçit yok: Darbe girişiminin ardından, geçen seçimlerde gözlem çabalarını desteklemiş olan 1583 STK tasfiye edilmiştir. Daha önceki seçimleri gözlemleyen STK’lar, güvenlik sebebiyle ya gözlem çabalarından kaçınacak ya da sınırlandıracaklardır.

Kampanyalara kısıtlama: Birtakım siyasi liderlerin ve aktivistlerin parmaklıklar ardında olması bazı grupların kampanya yapma yetilerini ciddi ölçüde kısıtlamıştır. Şimdiye kadar “Hayır” destekçileri, polis müdahalesi ile karşılaşmışlar, bir kısmı cumhurbaşkanına hakaret gibi suçlamalar ile tutuklanmışlardır.

İfade özgürlüğü OHAL’le daha da kısıtlandı

Medya kısıtlandı: Terörle Mücadele Kanunu, Ceza Kanunu, Basın Kanunu ve diğer yasal mevzuat aşırı kısıtlamalara izin vermektedir. Hükümlerdeki belirsizlikler gazetecilerin hapsedilmeleri için gerekçe olarak kullanılabilmektedir. İfade özgürlüğü kapanan çok sayıda basın yayın kuruluşu ve tutuklanan gazetecilerin yanı sıra olağanüstü hal yasal çerçevesi ile daha da kısıtlanmıştır.

Referandum için tarafsızlık şart: Referandum için yasal çerçeve basına tarafsız yayıncılık zorunluluğu getirmekte. Ancak, kanun hükmünde kararnameler (KHK), YSK’nın tarafsız yayın yapmayan özel yayın kuruluşları üzerindeki cezai müeyyide yetkisini ortadan kaldırmıştır.

Kaynakhttp://t24.com.tr/

Adalet Bakanı Bozdağ: Venedik Komisyonu ‘hayır’dan yana taraf olmuştur

Adil, objektif ve tarafsız olmayan bu raporun, Türkiye açısından saygınlığı ve kıymeti yoktur”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan Venedik Komisyonu’nun raporuna ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin anayasada yaptığı değişikliklere dair Venedik Komisyonu’nca hazırlanan raporun siyasi olduğunu belirten Bozdağ, adil, objektif ve teknik olmayan raporun yanlış bilgiler içerdiğini ifade etti.

“Kararı asla etkilemeyecektir”

Bozdağ, raporun anayasa değişiklikleriyle uyuşmayan yanlış, çarpıtılmış, abartılmış, CHP ve HDP görüşlerinden ibaret olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Venedik Komisyonu raporunu hazırlayan raportörler, CHP ve HDP görüşlerini aynen rapora alarak Venedik Komisyonu üyelerini yanıltmışlardır. Venedik Komisyonu kabul ettiği rapor ile anayasa değişikleri için Türkiye’de yapılacak halk oylamasında ‘hayır’dan yana taraf olmuştur. Venedik Komisyonu veya başka bir uluslararası örgüt Türk halkının hür iradesiyle vereceği kararı asla etkilemeyecektir.”

Bozdağ, “Adil, objektif ve tarafsız olmayan, teknik değil tamamen siyasi ve subjektif bu raporun, Türkiye açısından saygınlığı ve kıymeti yoktur. Venedik Komisyonu raporunu referans alacak hiç kimse, Türkiye’deki anayasa değişiklikleri hakkında doğru bir kanaat sahibi olamaz.” ifadelerini kullandı.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Venedik Komisyonu’ndan Türkiye’ye ‘otoriterizm’ uyarısı

“Önerilen sistem ülkeyi otoriter ve kişisel rejime dönüştürebilir”

Avrupa Konseyi, 16 Nisan’da halk oylamasına sunulacak anayasa değişikliğinin kabul edilmesi halinde Türkiye’nin “otoriter bir başkanlık sistemine sürükleneceği” görüşünde. Avrupa Konseyi’nin anayasal konulardaki uzmanlık organı Venedik Komisyonu’nun, 21 Ocak 2017 tarihinde TBMM’de kabul edilen anayasa değişikliği metniyle ilgili görüş raporu bugün kabul edildi.

Raporda, anayasa değişikliğinin yöntem ve içerik bakımından Avrupa standartlarında hazırlanmadığı belirtildi. Kabul edilmesi halinde, “önerilen sistemin otoriter ve kişisel bir rejime dönüşme tehlikesi taşıdığı” not edildi. Önerilen değişiklik “Türkiye’nin demokratik anayasal geleneğinden geriye doğru atılmış tehlikeli bir adım” olarak tanımlandı. OHAL altında anayasal referandum için demokratik bir ortamın bulunmadığı görüşü dile getirildi.

Venedik Komisyonu, Avrupa standartlarında anayasal referandum için, “ya OHAL uygulaması sona erene kadar referandumun ertelenmesi, ya da özgürlükler üzerindeki sınırlamaların kaldırılması” önerisinde bulundu.

Yöntem Avrupa normlarına aykırı

Venedik Komisyonu, anayasa değişikliğinin öncelikle yöntem olarak Avrupa hukuk normlarıyla uyuşmadığı mesajı verdi. Gerçek anlamda tartışma olmaksızın aceleyle hazırlandığı, HDP üyesi çok sayıda milletvekilinin görüşmeler sırasında cezaevinde olduğu ve TBMM’deki oylamada gizlilik kuralına uyulmadığı örnek gösterildi.

Raporda, OHAL uygulamasıyla muhalefete ve medya, basın özgürlüğü ve toplantı özgürlüklerine yönelik “kısıtlamalara” da vurguda bulunuldu. Türkiye’de “gazetecilik açısından elverişsiz hava ve giderek verimsizleşen ve tek taraflılaşmış toplumsal tartışma ortamının, anlamlı ve kapsayıcı bir demokratik referandum kampanyası olasılığını sorgulattığı” ifade edildi.

İçerik de uyumlu değil

Venedik Komisyonu, anayasa değişikliğinin içerik olarak da Avrupa normlarıyla uyuşmadığı görüşünde. Raporda, anayasa değişikliğiyle oluşturulmak istenen “Türk tarzı” başkanlık sisteminin “Türkiye’nin parlamenter sisteme dayalı anayasal geleneğinden kopuş” anlamına geleceği belirtiliyor. Bu sistemin, “demokratik başkanlık sisteminin özelliği olan kuvvetler ayrılığı mantığı ile bağdaşmadığı” ve “parlamentoyu pratikte marjinalleştirdiği” kaydediliyor.

Raporda Başkan’ın; bakan, başkan yardımcıları ve üst düzey bürokratları denetime tabi olmadan atama yetkisi, atanacak başkan yardımcılarının Başkan’ın yokluğunda başkan yetkilerini kullanacak olmaları, Başkan ve atadığı kişilerin ancak cezai sorumluluk doğduğunda hesap vermeleri, Başkan’ın kendi partisinin üyesi olması ve böylelikle yasama organını kontrol etmesi, parlamentoyu fesih hakkına sahip olması, OHAL ilan etme ve istediği gibi kanun hükmünde kararname çıkarma yetkilerine sahip olması ve yüksek yargı memurlarını atama konusunda getirilmesi planlanan yetkiler Avrupa hukuk normlarına aykırı gösteriliyor.

Bozdağ tepki göstermişti

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Venedik Komisyonu raporuna geçtiğimiz günlerde Strasbourg’u ziyareti sırasında tepki göstermiş ve “sadece muhalefetin görüşünü yansıttığı” mesajını vermişti. Bozdağ, “Venedik Komisyonu’nun neler yazdığını biliyorum. Eğer muhalefetin görüşünü rapor edecekseniz o halde Türkiye’ye gelmenin de anlamı yok. İnternet sitelerinden de indirir yaparsınız. Adil, tarafsız, objektif olunmadığı takdirde reform iradesi de geriler” ifadelerini kullanmıştı.

Venedik Komisyonu’nun görüş raporu, Türkiye’nin de 18 parlamenterle temsil edildiği Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) talebi üzerine hazırlandı. Rapor, AKPM’nin Nisan ayındaki genel kurul toplantılarında oylanacak Türkiye kararına da temel oluşturacak.

Venedik Komisyonu

Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi’nin anayasal danışma organı konumundaki Venedik Komisyonu 1990 yılında kuruldu. Komisyon demokratik kurumlar, temel haklar, seçimler, siyasi partiler ve yargıyla ilgili konularda Avrupa genelinde müşterek hukuk alanı oluşturulması için çalışıyor.

Komisyona, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 47 Avrupa Konseyi devletinin yanı sıra ABD, Brezilya, İsrail, Güney Kore, Kırgızistan, Kazakistan, Kosova, Meksika, Şili, Cezayir, Fas, Peru ve Tunus da üye. Venedik Komisyonu’nun rapor ve tavsiyeleri AİHM, Avrupa Konseyi organları ve AB tarafından referans belge olarak kullanılıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Kayhan Karaca / Strasbourg

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak : http://t24.com.tr/

Avrupa Konseyi: Türkiye tek adam rejimine sürükleniyor; başkanlık ile yargı bağımsızlığı tamamen yok olacak!

Avrupa Konseyi’nin anayasa reformlarını incelemekle görevli Venedik Komisyonu’nun Türkiye’deki siyasi duruma ilişkin hazırladığı raporda, ülkenin “demokratik sisteminin dramatik bir biçimde gerilediği ve otokratik, tek adam rejimi yolunda olduğu” ifadesi yer aldı. Süddeutsche Zeitung bugün Komisyon’un konuyla ilgili raporuna yer verdi. Gazete raporda, Türkiye’nin şu anda “otoriter bir rejimi engelleyecek tüm gerekli mekanizmalardan da yoksun olduğu” saptamasının yer aldığını belirtti.

“Denetleme mekanizmaları ortadan kaldırılmış”

Avrupa Konseyi’ne bağlı görev yapan Venedik Komisyonu, üye 57 ülkede planlanan anayasa reformlarını mercek altına alıyor. Komisyon, Türkiye’de devletin yeniden yapılandırılması planlarını ve bu yapılanmayla hedeflenen yeni anayasayı son derece eleştirel bir biçimde değerlendiriyor. Komisyon örneğin parlamento ya da yargı organlarının Cumhurbaşkanı’nın kararlarını bir kez daha gözden geçireceği ya da durduracağı neredeyse tüm denetleme mekanizmalarının ortadan kaldırılmış olmasını eleştiriyor.

“Yargı, başkanlık ile bağımsızlığını tamamen kaybedecek”

Süddeutsche Zeitung, Komisyon’un Türkiye’de planlanan yeni başkanlık sisteminde Cumhurbaşkanı’nın hiçbir denetim olmaksızın bakanları atayabileceği ya da görevden alabileceği saptamasına da haberinde yer veriyor. Cumhurbaşkanı’nın şimdiye kadar olduğundan daha yoğun olarak ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) yöneteceği ve olağanüstü durumu -kendi isteği doğrultusunda- uzatabileceğine de Komisyon raporunda dikkat çekiliyor. Komisyon son olarak da Türkiye’de zaten gücü azaltılmış olan yargının yeni başkanlık sistemi ile bağımsızlığını tamamen kaybedeceği görüşünü de savunuyor.

Venedik Komisyonu, hedeflenen reformların 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hâl ortamında yapılacak olmasını da eleştiriyor. Komisyon raporunun sonuç bölümünde, “Siyasi özgürlüklerin yoğun bir biçimde sınırlandırılmış olması, anayasa referandumu için gerekli olan demokratik çerçevenin oluşmasını kesinlikle engelliyor” ifadesi kullanılıyor. Komisyon bu gerekçelerle Ankara’nın referandumun olağanüstü hâl uygulaması kaldırılıncaya kadar ertelenmesini ya da siyasi özgürlüklerin budanmasına son verilmesini talep ediyor.

Bekir Bozdağ Strasbourg’a bekleniyor

Türkiye Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın bugün Strasbourg’da yapılacak Avrupa Konseyi toplantısına katılması ve Ankara’nın hangi olağanüstü hal kararnamelerini yumuşatmaya hazır olduğu konusunda açıklamada bulunması bekleniyor.

Türkiye Avrupa Konseyi’nin kurulduğu 1949 yılından bu yana Konsey’e üye. Ancak bu kuruluşun değerlerine ve prensiplerine aykırı uygulamaları nedeniyle Türkiye sık sık eleştirilere maruz kalıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Kaynak : http://t24.com.tr/