| 
Almanya ve Türkiye’deki Deniz Feneri davalarının sanığı, Deniz Feneri e.V’nin eski muhasebecisi Firdevsi Ermiş’in Ankara’daki soruşturmada verdiği gizli ifadenin ayrıntıları ortaya çıktı. Cumhuriyet/Ankara Bürosu- Üç savcıya, Deniz Feneri vurgunuyla ilgili çarpıcı itiraflarda bulunan Almanya ve Türkiye’deki Deniz Feneri davalarının sanığı, Deniz Feneri e.V’nin eski muhasebecisi Firdevsi Ermiş, dernek parasının Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman ve ekibinin şirketlerine nasıl aktarıldığını anlattı. İstanbul’a götürülen dernek parasının bizzat Karaman’a teslim edildiğini söyleyen Ermiş, “Almanya’daki dernek üzerinde başta Karaman olmak üzere ayrıca Harun Kapıyoldaş (Kanal 7 Mali İşler Daire Başkanı) nüfuz etmektedir” dedi. 

Deniz Feneri davasının mağduru Sadık Deniz, ilk kez Cumhuriyet’e konuştu. Deniz ‘Dini duygularımı istismar ettiler, kandırdılar. Hakkımı helal etmiyorum’ dedi. Deniz Feneri yolsuzluğunun mağdurlarından gurbetçi Sadık Deniz, 16 Ocak’ta başlayacak dava öncesi çarpıcı açıklamalarda bulundu. Muhafazakâr bir insan olduğunu, o dönem Kanal 7’nin Deniz Feneri reklamlarından etkilenerek bağışta bulunduğunu belirten Sadık Deniz, “Fakat bu insanlar güvenimi kötüye kullandı, dini duygularımı istismar etti” dedi. 

Deniz Feneri savcılarının beraat ettiği davanın gerekçeli kararı tamamlandı. Cumhuriyet Ankara Büro – Deniz Feneri soruşturmasını yürütürken haklarında “görevi kötüye kullanma ve sahtecilik” suçlamasıyla dava açılan savcı Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz’ün beraatına karar veren Yargıtay 11. Ceza Dairesi gerekçeli kararını tamamladı. Gerekçeli kararda, Deniz Feneri sanıklarının şirketlerine tedbir konulması için bir bölümü kapatılarak tapuya gönderilen evrakın “resmi belge” niteliği taşımadığına işaret edilirken, “Onaysız fotokopi hukuken sonuç doğurmaya elverişli bir belge niteliğinde olmadığından olayda belgede sahtecilik suçu gerçekleşmemiştir” denildi. 

Yaklaşık 3 yıl dinlenen şüphelilerin görüşme kayıtları silindi ‘Fener’ imha edildi Almanya’da yüzyılın bağış yolsuzluğu olarak adlandırılan Deniz Feneri soruşturmasındaki “örgüt” suçlamasıyla ilgili verilen takipsizliğin kesinleşmesinin ardından, dosyadaki telefon dinleme kayıtları da imha edildi. Yok edilen kayıtlar arasında “köstebek” iddialarına neden olan soruşturmadaki arama kararının sızdırılmasına ilişkin görüşmeler de yer aldı. CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, İstanbul’daki Deniz Feneri davasında mahkemenin suçun niteliğini değiştirebileceğini ve “örgütün varlığına” işaret edebileceğini söylerken kayıtların imha edilmesiyle bunun zorlaştırıldığını kaydetti. 

DENİZ FENERİ’NDE İLGİNÇ BELGELER Bu nasıl şirket ilişkisi? Yüzyılın yolsuzluğu olarak nitelenen Deniz Feneri’ndeki ilginç para trafiği, bu olayları araştırırken sanık durumuna düşüp geçen hafta beraat eden savcıların yargılandığı dava dosyasına yansıdı. Dosyaya giren anlatım ve belgelere göre, Deniz Feneri Derneği davasının sanıklarının yanında SSK’li olarak çalışan “işçi” statüsündeki bir kişi derneğe ait 9 milyon Avro’yu Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’a teslim etti. Kanal 7’nin Genel Yayın Yönetmeni İsmail Karahan’ın “asistanı” ise şirketlere tedbir kararından sonra sanıkların ortağı olduğu şirketten “tek kuruş” vermeden 125 bin TL’lik hisse satın aldı. 

Sincan Ağır Ceza Mahkemesi de Deniz Feneri yolsuzluğunda ‘örgüt’ ve ‘dolandırıcılık’ göremedi. Mahkeme bu konuda verilen takipsizlik kararına yapılan itirazı reddetti. Böylece milyonlarca dolarlık vurgunda Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman ile eski RTÜK Başkanı Zahit Akman hakkındaki dolandırıcılık suçlaması dosyası kapanmış oldu. 
 Deniz Feneri savcıları, sanıklardan önce hakim karşısına çıktı Türkaslan: HSYK gizli tanık üretti Eski Deniz Feneri Savcısı Nadi Türkaslan, HSYK’nın savcılara gönderdiği dosyada, ‘gizli tanık’ ürettiğini söyledi. Savcı Abdulvahap Yaren de ‘Biz, zekat, fitre ve kurban parasıyla hovardalık yapan adamları soruşturduk’ dedi. Deniz Feneri e.V soruşturmasından el çektirilen savcıların yargılanmasına dün başlandı. Savcı Nadi Türkaslan, HSYK’nın savcılara gönderdiği dosyada, “gizli tanık” yarattığını söyledi. Savcı Mehmet Tamöz de, “Ben başım dik gezmeyi seven bir adamım“ dedi. En sert çıkışı ise Savcı Abdulvahap Yaren yaptı. Yaren, “Biz, zekat, fitre ve kurban parasıyla hovardalık yapan adamları soruşturduk” ifadelerini kullandı. 
| |