BİLİM & TEKNOLOJİ

  • Intel Core i9-10900K hız aşırtma rekoru kırdı!

AKtroller birbirine girdi..

Erdoğan’ı eleştirmek tutuklanma nedeni…

‘Milli Eğitim’ Bilal’e emanet…

Apple Glass üretimi için hazırlıklar başladı

‘Zekat parasıyla hovardalık yapanları soruşturduk’

Print Friendly, PDF & Email

Deniz Feneri savcıları, sanıklardan önce hakim karşısına çıktı

Türkaslan: HSYK gizli tanık üretti 

Eski Deniz Feneri Savcısı Nadi Türkaslan, HSYK’nın savcılara gönderdiği dosyada, ‘gizli tanık’ ürettiğini söyledi. Savcı Abdulvahap Yaren de ‘Biz, zekat, fitre ve kurban parasıyla hovardalık yapan adamları soruşturduk’ dedi.

Deniz Feneri e.V soruşturmasından el çektirilen savcıların yargılanmasına dün başlandı. Savcı Nadi Türkaslan, HSYK’nın savcılara gönderdiği dosyada, “gizli tanık” yarattığını söyledi. Savcı Mehmet Tamöz de, “Ben başım dik gezmeyi seven bir adamım“ dedi. En sert çıkışı ise Savcı Abdulvahap Yaren yaptı. Yaren, “Biz, zekat, fitre ve kurban parasıyla hovardalık yapan adamları soruşturduk” ifadelerini kullandı.

Haklarında “resmi belgede sahtecilik” ve “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla dava açılan 3 savcının duruşması, Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nde görüldü. Duruşmayı; CHP Milletvekilleri Emine Ülker Tarhan ve Kamer Genç, MHP Milletvekili Faruk Bal ile bazı hakim ve savcılar da izledi.

‘Başıma gelecekleri tahmin etmiştim’

Duruşmada,iddianamenin okunmasının ardından ilk olarak savcı Nadi Türkaslan savunma yaptı. Türkaslan, söyleyeceği sözlerin ve sonuçlarının sadece kendisini bağlayacağının altını çizerek, 26 yıllık mesleki yaşamı boyunca tek bir disiplin cezası dahi almadığını hatırlattı. Haklarında açılan davanın, zorlama bir dava olduğunu belirten Türkaslan, “Bu dava, soruşturmadan el çektirilmemizin gerekçelendirilmesidir” dedi.

Türkaslan, şöyle devam etti: “Ben soruşturmadan alınana kadar hiç bir hesap yapmadım. Çünkü ben Cumhuriyet savcısıyım. Bu işlemleri yapınca başıma gelecekleri tahmin etmiştim. Eğer gözaltı ve tutuklama olmasaydı, hakkımızda ne soruşturma ne dava olacaktı. Başsavcıya gittim, ‘Tarafsızlığımızı yitirdik mi?’ diye sordum. ‘Hayır’ dedi. Ama sonrasında biz görevden alındık.”

‘Gizli tanığa ihtiyaç yoktu’

Türkaslan, HSYK müfettişlerinin yanlı bir soruşturma yaptığını da vurguladı ve şunları söyledi:

“Müfettişler, bizim taleplerimizi yerinde gören iki kişiyi de etkilediğimizi düşünerek onların da ifadesini aldı. HSYK, buna ilişkin evrakları bize gönderirken, bu iki hakimin ismini dahi kapatmıştı. Hakimleri gizli tanık yaptılar. Müfettişler, soruşturma aşamasında verdiğim savunmayı yerinde görmediler. Bu esnada, ben şüpheli konumundayım, müfettişler ise savcı konumunda ve benim lehime olan delilleri de toplamakla yükümlüydüler ama yapmadılar. Üstelik, istediğim evraklar gönderilmeyerek savunma hakkım da kısıtlandı.”

‘Başı dik gezmeyi severim’

Savcı Mehmet Tamöz de savunmasında, şu ifadelere yer verdi: “Ben 2004 yılında Ankara’ya geldim. Çok önemli soruşturmalarda görev aldım. Bu süreçte üst düzey isimlerin ‘Şu adam başımıza bela oldu. İçeri atalım. Şu adam iyidir, dışarı çıkaralım’ şeklindeki taleplerine hiçbir zaman boyun eğmedim. Dikkate almadım. O ‘iyi adam’ hakkında elimdeki delillere göre hareket ettim. Vicdanımı dinledim. Çünkü ben başı dik gezmeyi seven biriyim.”

Tamöz, kendilerinin mal varlığına tedbir uygulanmasına ilişkin mütalaa vermek, ‘savcılık yorumu’ yapmakla suçlandığını ifade etti ve şöyle devam etti:

“ Bu şirketlerin mal varlığına tedbir konulması konusunda mütalaa verdim. Ortaklık paylarına tedbir konuldu. Yazdığımız bir mütalaa nedeniyle buradayız. Biz arkadaşım Yaren ile soruşturma dosyasında dâhil edildikten sonra üç savcı toplantı yaptık. Yapılacak işlemlere oy birliği ile imza atma kararı aldık. Oy birliğinin sağlanamadığı durumlarda konuyu başsavcıya intikal ettirmeye karar verdik. Ya başsavcıda dâhil 3-1 ya da 2-2 kalındığında başsavcının görüşü geçerli olacak kararı aldık. Bu karar tutuklama ve tedbir kararlarında da geçerliydi. Bunu da herkes bilsin.

Fitre zekât parasıyla hovardalık yapanları soruşturduk 

Eski Deniz Feneri savcılarının davasında en sert çıkışı, Savcı Abdulvahap Yaren yaptı. Yaren, şunları söyledi:

“Biz zekât, kurban fitre parasıyla hovardalık yapan, kendi şahsi harcamaları karşılayan ve paraları şirketlerine aktaran adamları soruşturduk. İnsanların dini ve vicdani duygularını suistimal ederek altın bileziklerini paralarını alıp kendi işlerinde kullananların mal varlıklarına el konulması kararının devam etmesine ilişkin de mütalaa yazdık. Yazdığımız mütalaa avukatları tatmin etmemiş. İki yıl sonra müvekkilleri cezaevine girince bizi şikâyet ettiler. İki avukat zekât parasıyla desteklenen televizyona çıkıp, ‘savcılar tahrifat yaptı’ diyorlar. Avukatların amacı bizi soruşturmadan uzaklaştırmak ve suçun vasfını değiştirmekti. Kaldı ki bu amaçlarına da ulaşmış görünüyorlar. Bizden sonra soruşturmada görevlendirilen savcılarda aynı mütalaayı verdiler. Hiç arzu etmem ama neden onlar hakkında HSYK’ya bir şikâyet yapılmadı. Deniz Feneri soruşturmasında ifade veren ve neden çağrıldığı açıklanmayan kadınların şüphelilerin sevgilisi olduğu ifade edilmiş, ancak durum gizli tutulmuştu.”

Kaynak : Aydınlık Gazetesi

Bu bölümden isterseniz konu içeriğine ilişkin olmak üzere
görüş ve değerlendirmelerinizi paylaşabilirsiniz..

  

  

  

*


CANLI RADYO & TV

Soylu’nun sözlerine sert tepki

TÜİK Başkanlığı’na yeni atama

iPad Pro 2020 inceleme!