Yeni Türkiye’nin yeni sembolü

1

Zeynep Miraç

Zeynep Miraç

Ahmet-Zeynep-Efe Özal, Mert- Berk Çiller, Fatih Erbakan… Siyasetçilerin çocuklarıyla ilgili, gazete sayfalarını dolduran sayısız haber okuduk.

Siyasetçi oğlunun siyasete yakınlık duyması da pek yeni sayılmaz, pek pırıltılı bir örnek olmasa da Tuğrul Türkeş duruyor önümüzde.

Yine de Bilal Erdoğan, bir siyasetçi çocuğu olmanın ötesinde bir portre olarak çıkıyor karşımıza. Kartların yeniden karıldığı, kuralları kazananların yeniden yazdığı ‘Yeni Türkiye’nin sembolik bir portresi olarak…

Bir yanda dünyanın muteber okullarından aldığı diplomalar, bir yanda toplumun yüzde ellisi tarafından sorgulanan kavrayışı duruyor. Bir yanda son günlerde gündeme geldiği şekliyle İtalya’da devam ettiği doktorasıyla bir tevazu kalesi gibi görünürken, öte yanda TBMM tarafından bir üniversite kurmasına onay verilen TÜRGEV’in yönetim kurulu üyesi sıfatıyla akademik haddini zorluyor.

Ahmet Özal’ın siyaset hevesini, Fatih Erbakan’ın dini referanslarını, Efe Özal’ın ticari kıvraklığını bünyesinde birleştirmişe benziyor.

Adını bir romandan alıyor

Necmettin Bilal Erdoğan’ın doğum tarihi 23 Nisan 1981. Necmettin, dinin yıldızı demek. Bilal’in anlamı ise su gibi ıslatan. Oğlunun doğum haberini, 12 Eylül sonrası kapatılan Milli Selamet Partisi’nin bir duruşmasında, Mamak’ta aldığını anlatıyor Recep Tayyip Erdoğan:

“Mahkeme kuyruğundayken eşimin doğum haberini aldık. Ve arkadaşlarla şakalaşmaya başladık. Arkadaşlardan biri, ‘Ne düşünüyorsun, Necmettin koy’ dedi. Ben de eşime ‘Necmettin koyalım’ dedim, o da ‘Bilal koyacaktım’ dedi. Şule Yüksel Hanım’ın Huzur Sokağı kitabından çok etkilenmiş. O zaman göbek adı ‘Bilal’ olsun dedim. Böylece ‘Necmettin Bilal’ koyduk.”

Şanslı azınlık

Necmettin Bilal, dört kardeşin ikincisi. Kendisinden bir yaş büyük bir ağabeyi (Burak), iki de kız kardeşi (Esra ve Sümeyye) var malumunuz.

Necmettin Bilal Erdoğan, Türkiye’nin ilk Anadolu lisesi ile imam hatip lisesi müfredatlarını birleştiren okulu sıfatını taşıyan Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra üniversite öğrenimi için ABD’ye, Indiana Üniversitesi’ne gitti. Bu tercihin nedenini yıllar sonra farklı katsayı uygulamasının imam hatip liseleri mezunlarını mağdur ettiği bilgisiyle açıkladı:

“Bir imam hatip mezunu sınavda ne kadar başarılı olursa olsun, evvelden girebileceğini düşündüğü, hayalini kurduğu üniversitelere, fakültelere giremeyecek noktaya gelmiştir. Yüz binlerce gencin hayalleriyle, gelecekleriyle oynanmıştır. Doğrusu ben imam hatip mezunları içindeki şanslı azınlıktaydım. Benim için bir kapı kapandı, ama başka bir kapı açıldı.”

O kapı Indiana Üniversitesi’ydi. Burada siyaset bilimi okudu. 2002 yılında lisans öğrenimini Türk Dış Politikasını Kıbrıs’ı nasıl etkilediğine dair yazdığı tezle takdir derecesiyle tamamlayıp Harvard’a yüksek lisans yapmaya gitti.

2004 yazında Harvard Üniversitesi’nde kamu yönetimi yüksek lisansını tamamladı Bilal Erdoğan. Ardından Dünya Bankası’nda staja başladı. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi projelerinin danışman kadrosundaydı. Bu sırada babasının yaptığı ABD ziyareti “Başkan Bush, Bilal’i sordu” manşetleriyle haber oldu. 2005’te onunla ilk söyleşiyi Vatan gazetesinden Safile Usul telefonda yaptı. Vatan hasretinin boğazına kadar geldiğini, eşinin tahsili bitince İstanbul’a döneceklerini söylüyordu. Döndüğünde ise AK Parti’de siyasetin bir parçası olmayı planlıyordu. “Politikada babanızın gölgesini aşabilir misiniz?” sorusuna gülerek soruyu tekrar edip “Ben böyle bir şey düşünmüyorum” cümlesiyle cevap verdi.

Zaten henüz ortaokul öğrencisiyken, babasının Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğu dönemde uzatılan mikrofona SHP adayı Zülfü Livaneli’nin müziğini sevdiğini ve büyüyünce politikacı olmak istediğini anlatıyordu.

İstanbul’a dönüş hemen gerçekleşmedi, stajın ardından ABD’nin önemli düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak işe girdi.

Şu sıralar İtalya ziyaretiyle gündeme taşınan Johns Hopkins Üniversitesi’ndeki doktorasına da bu sırada başladı.

Dedelerden miras adlar

Akademik ve ticari kariyeri ilerlerken ailesini de genişletti. 2007’de ilk oğlu Ömer Tayyip, 2013’te ise Ali Tahir doğdu. Tayyip’in adını kimden aldığı aşikâr. Tahir isminin hikâyesi ise epeyce ilgi çekici. Psikiyatr Cemal Dindar’ın sıra dışı inceleme kitabı “Biat ve Öfke”den edindiğimiz bilgiye göre (o da Enis Tayman’ın 2006 tarihli Tempo haberini kaynak alıyor) Tayyip Erdoğan’ın dedesinin dedesi Bakatoğlu Ahmet oğlu tarafından öldürülüyor ve adı ailede kuşaktan kuşağa aktarılıyor (Bilal Erdoğan’ın ağabeyi Ahmet Burak adını taşıyor). Bakatoğlu Ahmet’i öldüren oğlunun adı ise Tahir… Bilal Erdoğan’ın küçük oğluna verdiği ad.

Ali Tahir’in 40’ı çıkmamıştı ki 17 Aralık operasyonu patladı. Bir anda Bilal Erdoğan’ın babasıyla yaptığı telefon konuşmaları döküldü ortaya… 25 Aralık’ta ise ikinci dalga geldi. Savcı Muammer Akkaş, Bilal Erdoğan’ı şüpheli sıfatıyla ifadeye çağıran bir evrak hazırladı. Suçlama, yönetim kurulu üyesi olduğu TÜRGEV’e nüfuzunu kullanarak bağış almaktı. Ali Ağaoğlu’nun Küçükbakkalköy’deki 100 milyon dolar değerindeki 20 dönüm araziyi, Maslak 1453 projesi önündeki engellerin kaldırılması için TÜRGEV’e bağışlaması fezlekedeki örneklerden biriydi.

Emniyet, savcının talimatını yerine getirmedi. Bilal Erdoğan ifadesini ancak 5 Şubat’ta, soruşturmaya Akkaş’ın yerine atanan yeni savcılara verdi. İddiaları yalanladı.

Ayarlar bozulunca

Soruşturma takipsizlikle sonuçlandığında ülkenin bir yarısı Bilal Erdoğan’ın suçlu olduğuna, diğer yarısı ise bunun ‘Paralel’lerin komplosu olduğuna çoktan inanmıştı bile. TÜRGEV yeni bağışlar almaya, Bilal Erdoğan siyaset sahnesinde daha sık görünmeye devam etti…

O günlerden geriye adalet, hukuk, ahlak değil; ‘paraları sıfırlamak’, ‘kupon arazi’, ‘babacığım’ gibi sözcükler kaldı. Bir de bütün ülkenin bir daha düzelmemecesine bozulan ayarı…

O ayar bozuk olmasa Fuat Avni nam, ne idüğü belirsiz bir sosyal medya mahluku bu denli iştahla okunmazdı. O ayar bozuk olmasa, Bilal Erdoğan’ın İtalya’ya taşındığını böyle bir kaynaktan öğrenmezdik. O ayar bozuk olmasa, Cumhurbaşkanı’nın oğlunun tahsil hayatı bizi ilgilendirmezdi. O ayar bozuk olmasa, henüz doktorasını tamamlamamış bir zatı muhterem üniversite kurmayı aklına dahi getiremezdi. O ayar bozuk olmasa, Cumhurbaşkanı’nın oğlunun doktora için değil de adaletten kaçmak için İtalya’ya gittiğini düşünmeye gerek kalmazdı.

O ayar bozuk olmasa…

Ticarete ilk adım

Türkiye’de siyaset yapmak kadar ticaret yapmak da ilgisini çekiyordu. İlhan Taşcı’nın Cumhuriyet’te 27 Aralık 2013 tarihinde yayımlanan haberinden öğrendiğimize göre farklı sektörlere yatırım yaptı. Ticarete ilk adımını ağabeyi Burak Erdoğan’ın eşi Sema Erdoğan ile birlikte Atatürk Havalimanı’nda Atagold’un kuyumculuk mağazasına ortak olarak attı. Sonra ‘gemicik’lerle tanınan aile şirketi BMZ Group Denizcilik ve İnşaat A.Ş. ile denizcilik sektörüne adım attı. ABD’li makyaj malzemesi üreticisi Bellapierre Cosmetics’in ürünlerini Türkiye’de satan Maye Dış Ticaret isimli şirkete ortaklığıyla kozmetik sektörüne girdi. O da yetmedi, kokulu meyve sabunu satan Mis Hediyelik Eşya Sanayi Ticaret Limited Şirketi eklendi listeye. Arkasından gıda sektörü geldi; Doruk Izgara Limited Şirketi.

‘Mazbut’ bir kızla evleniyor

Bilal Erdoğan’a adını veren “Huzur Sokağı” romanındaki başkahraman Bilal; dini bütün bir üniversite öğrencisi. Kendisi kadar ‘dini bütün’ olmayan Feyza’ya âşık olsa da gidip ‘mazbut’ bir kızla evleniyor. Romanın geri kalanı bu iki âşığın buluşma çabalarıyla geçiyor.

Bilal Erdoğan ise aşkı kendisi gibi mazbut birinde bulacak kadar şanslıydı. 10 Ağustos 2003, Bilal Erdoğan için önemli bir tarih. Reyyan Uzuner ile evlendikleri gün bu. Bu evliliğe aracılığı Şefkat Vakfı’nda Reyhan Uzuner ile birlikte çalışan, AKP İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş’ın eşi Meliha Hanım yaptı. Aynı zamanda çiftin nişanının da ev sahibiydi.

Evlendikten sonra öğrenimine ABD’de devam edeceğini söyleyen Reyyan Uzuner, nişanın ardından liseden tasdikname aldı. Nikâh ise henüz 17 yaşında olduğu için Fatih 3. Sulh Mahkemesi’nden alınan kararla gerçekleşebildi.

Dokuz bin davetlinin katıldığı nikâh töreni ne bir otelde ne de evlendirme dairesinde yapıldı. Reyyan ve Bilal Erdoğan aynı gün 21. Dünya Felsefe Kongresi’ne de ev sahipliği yapan Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde attılar imzalarını.

Damatlığın iki katı zam Nikâh memuru İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna; gelin hanımın şahitleri Arnavutluk Başbakanı Fatos Nano, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve AKP İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş; damat beyin şahitleri ise TBMM Başkanı Bülent Arınç ve İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi idi.

Damada saat, geline kolye hediye eden Berlusconi yolsuzluktan yargılanmış ancak Bunga Bunga partilerinden ötürü henüz suçlanmamıştı. İtalyan Başbakan, Türkiye medyasını nikâhın ardından öpmek için gelinin eline hamle etmesi, böyle Frenk âdetlerine alışık olmayan Reyyan Hanım’ın elini çekmesi ve Berlusconi’nin epeyce eğilerek buseyi kondurmasıyla meşgul etmişti.

‘Tam zamanında evlendim’

Çift, önceden planladıkları gibi evlenip ABD’ye gitti. Bilal Erdoğan’ın eğitimi için… Evlenmelerinin üzerinden bir yıl dahi geçmemişti ki, Bilal Erdoğan’dan ilginç bir açıklama geldi: “Evlenince notlarım yükseldi.” Tam zamanında evlendiğini söylüyor, biraz gecikince “bu işlerin zor olduğunu” iddia ediyordu. Oysa henüz 23’ündeydi.

Kaynak : Zeynep Miraç – http://www.cumhuriyet.com.tr/

Bilal Erdoğan’a ifade daveti

Bilal Erdoğan’ın yolsuzluk soruşturması kapsamında ifadeye çağrıldığı öne sürüldü.

Savcı Muammer Akkaş’ın yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla başlattığı soruşturma kapsamında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve kurulan örgüte üye olmak” sıfatıyla ifadeye çağrıldığı iddia edildi. Ancak Ulusal Kanal’ın yayınladığı belgede imza bulunmaması dikkat çekti. 

Ulusal Kanal, devlet krizine yol açan ikinci yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili sarsıcı bir belge yayımladı.

Savcı Muammer Akkaş tarafından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a gönderildiği iddia edilen savcılık davetinde şu ifadelere yer verildi:

“Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan 2012/656 soruşturma kapsamında; Çıkar amaçlı Suç Örgütü kurmak ve kurulan örgüte üye olmak suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığımızca şüpheli sıfatıyla ifadeniz alınacağından, çağrı kağıdına ilişkin tebligatı aldığınızda aşağıda belirtilen tarihte Cumhuriyet Başsavcılığımıza müracaat etmeniz, gelmediğiniz takdirde 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 146’ıncı maddesi hükmüne göre zorla getirileceğiniz tebliğ olunur. Muammer Akkaş – Cumhuriyet Savcısı”

Yazıda yer alan notta ise Necmettin Bilal Erdoğan’ın 2 Ocak 2014 tarihinde mesai saatlerinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı TMK 10. Madde ile yetkili bölümüne gelmesi istendi.

Öte yandan, Ulusal Kanal tarafından yayınlanan belgede Savcı Muammer Akkaş’ın imza ve mührünün olmaması dikkat çekti.

K008

Kaynak : GAZETEPORT

Yolsuzluk savcısından şok eden açıklama

k005

Türkiye’yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürütürken dosya elinden alınan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş’tan sarsıcı açıklama…

Yolsuzluk soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı, yazılı açıklamasını saat 16.00 sıralarında bizzat kendisi Adliye kapısına kadar getirdi ve habercilere de kendi dağıttı. Muammer Akkaş şunları söyledi,

“Tarafımca yürütülen soruşturmada, karşılaştığım baskılar nedeniyle aşağıdaki açıklamayı yapma zarureti hasıl olmuştur. 

Uzun bir süredir, içinde kamuoyu tarafından yakından tanınan kişiler ile bir kısım kamu görevlileri hakkında önemli iddiaların bulunduğu, çıkar amaçlı suç örgütü kapsamında ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet, nüfuz ticareti, sahtecilik, tehdit, 2863 sayılı yasaya muhalefet gibi suçlara ilişkin 2012/656 sayılı soruşturmayı yürütmekteydim.

Kanunun emri gereği gizli olarak yürütülmesi gereken soruşturmanın deşifre edilip basına yansımaya başlaması ve delillerin karartılmasına yönelik olarak önlem alındığını tespit etmem üzerine harekete geçmeden önce dosyayı 24.12.2013 günü sayın Başsavcım Turan ÇOLAKKADI ve Başsavcı vekilim Oktay ERDOĞAN’a ayrıntısı ile arz ettim.

İSTANBUL EMNİYETİ MAHKEME EMRİNİ YERİNE GETİRMEDİ

Suçlarla ilgili delillerin karartılmadan bir an önce toplanabilmesi için Nöbetçi Hakimlikten soruşturma ile ilgili alınan arama ve elkoyma kararları ile gözaltına alma kararım dün sabah itibariyle İstanbul Emniyet Müdürlüğüne, gereğinin yerine getirilmedi için gönderdim.

k003

GÖZALTI LİSTESİ SIZDIRILDI DELİLLERKARARTILDI

Bilahare basın yayın organlarında ve internet sitelerinde gözaltına alınacak bazı isimlerin yer aldığını ve delillerin karartılmaya başladığını tespit ettim. Aynı gün saat 19:00 sıralarında operasyonda görev alacak Şube müdürleri ile adliye binasında yaptığım görüşmeye rağmen mahkeme kararının ve gözaltına alma kararının yerine getirilmediğini belirledim.

DOSYA GEREKÇE GÖSTERİLMEDEN UHDEMDEN ALINDI

Bugün itibariyle bu soruşturma dosyasının, içerisinde yer alan arama, elkoyma ve gözaltı kararları ile birlikte gerekçe gösterilmeden uhdemden alındığını öğrendim. Bundan sonra sorumluluk İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve Başsavcı Vekilindedir. Tüm meslektaşlarım ve kamuoyu bilmelidir ki; bir Cumhuriyet Savcısı olarak soruşturma yapmam engellenmiştir.

POLİS ÜZERİNDEN YARGIYA BASKI YAPILDI

Dolayısıyla hem Başsavcılık üzerinden hem de yargılama kararlarını uygulama durumunda olan Adli Kolluk üzerinden yargıya açıkça baskı yapılmış ve mahkeme kararlarının uygulanması önlenmiştir. Mahkeme kararlarını uygulamayarak sıralı amirler suç işlemiştir. Şüphelilerin önlem alması, kaçması ve delil karartmasına imkan verilmiştir.

Devletin üç temel erkinden biri olan, bağımsız ve tarafsız bir şekilde görev yapması beklenen yargı erkinin bir mensubu olarak bizlerden beklenen, mevzuatın bize vermiş olduğu yetki çerçevesinde işlenen suçlar ve suç işleyenler hakkında gereğinin yapılmasıdır. Görevimiz, baskılardan korkarak ve çekinerek milletin hukukunu çiğnetmek değil, milletimizin hukukunu koruma yolunda görevimizi hakkıyla yerine getirmeye çalışmaktır.

Bu zorlu süreçte, en başta meslek büyüklerimiz olmak üzere bütün hukuk camiasından yargı bağımsızlığına sahip çıkmalarını bekliyorum. Saygılarımla.

Muammer AKKAŞ Cumhuriyet Savcısı”

k004

Kaynak : GAZETEPORT

Baron operasyonu

YURT, organize suç örgütü kurmak, tehdit, zorla senet imzalatmak ve cinayete azmettirmekten yargılanan Metro Holding’in sahibi Öztürk’e yapılan operasyonun perde arkasını açıklıyor.

Organize Şube ekipleri, geçen yıl 26 Şubat’ta Metro Holding’in patronu Galip Öztürk’e “hakkında çok sayıda şikâyet” olduğu iddiasıyla operasyon düzenledi. Operasyonda 6 kişi gözaltına alındı ve Öztürk’ün ruhsatlı silahına da el konuldu. Daha önce de mali polis ve narkotik tarafından gözaltına alınan Öztürk, 29 Şubat’ta tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderildi. Savcı Muammer Akkaş’ın hazırladığı 427 sayfalık iddianame İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilince Öztürk, birçok kez hakim karşısına çıktı. 

Öztürk’e ilk mahkumiyet 1996’da İstanbul Beyoğlu’nda Kuvvet Köseoğlu’nu Yakup Yazıcı adlı şahsa öldürtmeye azmettirdiği iddiasıyla verildi. Müebbet hapis cezası alan ünlü işadamı, iddiaları reddederek “17 zorlama ve düzmece eylemle hakkımda dava açıldı. Tüm bunlardan beraat edeceğime inanıyorum. Eğitime ve bu memlekete hizmet etmeye kendini adamış bir adamım. Cinayetten ve çıkar amaçlı suç örgütünden mahkemede bulunmaktan utanç duyuyorum” dediyse de cezadan kurtulamadı. Öztürk, müebbetten “iyi hal” nedeniyle 6 yıla indirilen hapis cezasına mahkum oldu.

Metro’ya ikinci operasyonun startı ise Başbakan Tayyip Erdoğan’a uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Hurşit Yavaş (Kod adı Hayalet) tarafından gönderildiği öne sürülen bir ihbar mektubu nedeniyle yapıldı. İddiaya göre mektupta, Alman hükümetinin bir Alman bankasında bulunan 500 milyon lirayla ilgili hem Metro Holding’i hem de Galip Öztürk’ü soruşturduğu yazılıydı. İddiaya göre, Erdoğan mektuptaki ihbarın araştırılması için talimat verdi ve Metro’ya ikinci büyük baskın bu yılın 28 Mart’ında gerçekleşti. Organize suç örgütüne yönelik bu operasyon kapsamında Öztürk’ün kardeşi Talip Öztürk, Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sevgi Mert, Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Yücel ve Beykoz Belediyesi Başkan Yardımcısı Yüksel Baki, Emlak İstimlak Müdürü Ali Rıza Tekin’in de aralarında bulunduğu 45 kişi gözaltına alındı. Holding’te arama yapan polisin, borsada manipülasyon ve kara para iddiaları üzerine Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) uzmanlarıyla birlikte şirketin hesaplarını incelediği belirtildi.

Operasyon kapsamında Kavacık’taki Metro Ticari ve Mali Yatırımlar Holding binasında ve İstanbul Otogarı’ndaki Metro Turizm’de de arama yapıldı. Bilgisayarların imajlarını alan polisler bazı evraklara da el koydu. Şüphelilerin, Metro Holding’in bünyesinde bulunan ve borsada faaliyet gösteren bazı şirketlere ait hisse senetleriyle oynayarak haksız kazanç elde ettikleri iddia edildi. Savcı Akkaş’ın hazırladığı iddianamenin en ilgi çeken yanı ise Başbakanlık Müşteşar Yardımcısı A.E.’nin, sanık listesinde yer alan isimler arasında olması. Ayrıca AKP eski milletvekilleri Mustafa Baş ve Mustafa Mehmet Açıkalın’ın, Öztürk’e operasyon konusunda köstebeklik yaptığı ve “kaçması” konusunda uyarıda bulunduğu da iddianamede yer alan bazı bilgiler… Merkez medyadaki bazı isimler ile hakim ve savcıların Öztürk’ten para aldığı da soruşturma dosyasında bulunuyor. Savcı iddianamenin ardından Galip Öztürk’ün tüm bu “suçlar” kapsamında toplam 145 yıl hapis cezasına çarptırılmasını istedi. YURT, hala cezaevinde bulunan Galip Öztürk’ün tutuklanmasına neden olan operasyonların startını kimin verdiğine ulaştı.

YAVAŞ’IN MEDYA PATRONLARIYLA İLİŞKİSİ 

Başbakan’a mektup gönderen “hayalet” kod adlı Hurşit Yavaş’ın ismi, Galip Öztürk’ün savunmasında da geçiyor. Öztürk’ün kurduğu Star Turizm’i satın alan Yavaş, sadece Türkiye’de değil uluslararası alanda “hareket” eden bir isim. Türkiye’de ilişkili olduğu işadamlarından biri kamuoyunun yakından tanıdığı bir medya patronu. Yavaş’ı yakından tanıyan bir işadamı medya patronuyla ilişkini YURT’a şöyle anlatmıştı: “İşadamının medyayla ilişkisi 2000’li yıllarda başladı. Hurşit, bu işadamının değişik alışveriş ağının merkezindeydi. Bugünün medya patronunun hesap hareketleri ve telefon kayıtları incelendiğinde Yavaş ve ailesiyle nasıl bir ilişkisi olduğu ortaya çıkar.”

İddianamede İstanbul Organize Şube’de görevli polisler Hakan K. ve Gürkan Y.’nin Öztürk için köstebeklik yaptığı belirtildi. İki polis, soruşturma bilgileri ve belgeleri ile şifreli evrak programına girerek mahkemelerce alınan dinleme kararlarını Öztürk’ün adamı Erdem Yücel’e ulaştırdı. Polislerin aracında mahkemelerce verilmiş, teknik takip ve iletişimin dinlenmesi kararları da bulundu. Polisler hakkında 4.5 yılla yargılanıyor.

Galip Öztürk’ün tutuklanmasının ardından halka açık şirketlerinin hisselerine de taban yaptırdı. Öztürk’ün sahibi olduğu Metro Altın, Avrasya GYO, Metro Ticaret, Mepet Petrol, Vanet Gıda, Avrasya Petrol hisseleri İMKB tarihinde dip yapan kağıtlar oldu. Öztürk’ün kredili işlem yaptığı söylenen Doğan Grubu hisselerinde de sert düşüşler yaşandı.

Kaynak : Hicran Aygün – YURT Gazetesi

Metro iddianamesinden Başbakan Erdoğan’ın talimatı çıktı

Metro Turizm’in sahibi Galip Öztürk’ün örgüt yöneticisi olarak yer aldığı iddianamede, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Abdulkerim Emek’in Başbakan’ın AKP eski Milletvekili Mustafa Açıkalın’a “Sen oradan çık, Ramsey’e geç. Banka kurdular ya üstat bunlar” dediği ortaya çıktı.

Metro Turizm sahibi Galip Öztürk’ün örgüt yöneticisi olarak yer aldığı iddianameden Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatı çıktı. 

Yeni Ergenekon Savcısı Muammer Akkaş tarafından hazırlanan iddianamede skandal bir telefon konuşması yer aldı. Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Abdulkerim Emek ile İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Yönetim Kurulu Kamu Temsilcisi Osman Akyüz’ün iddianamede yer alan telefon konuşması şöyle:

“02.01.2012 günü saat: 13.53’de Abdulkerim Emek’in Osman Akyüz’ü aradığı 491 No’lu tapeden özetle; Abdulkerim’in İMKB Başkanlığı için Osman Akyüz’ün ismini kendisinin verdiğini anlattığı ve başkan olmasını istediği, bu konu hakkında konuştuktan sonra Abdulkerim’in ‘Mustafa Açıkalın’a Başbakanımız demiş sen oradan çık RAMSEY’e geç banka kurdular ya üstat bunlar. Oradan fiziksel olarak ayrılmış da duygusal olarak şeyi devam ediyor”.

RAMSEY Giyim’in sahibi Remzi Gür, 29 Temmuz 2011’de Adabank’ı 75 milyon dolara satın aldı. Başbakan Erdoğan’a yakın isimlerin Adabank’la ilgili bu konuşması ise dikkat çekici. Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı’nın bu konuşması “Bir Başbakan özel bir şirkete ait bankada kimin görev alacağını nasıl belirler” sorusunu akla getirdi. Erdoğan’ın Adabank sahibi Remzi Gür’le yakınlığı öteden beri biliniyordu.

ERDOĞAN’IN YAKIN DOSTU REMZİ GÜR 

25 Ekim 2009 tarihli Aydınlık Dergisi’nde, Ergenekon dava dosyasına da giren ünlü Erdoğan-Remzi Gür telefon konuşması yayımlandı. Erdoğan telefon konuşmasında ABD’de okuyan kızı Sümeyye için Remzi Gür’e “20-25 gitmesi lazım” diyordu. Bu telefon konuşmasının ardından “Erdoğan’ın gizli kasası Remzi Gür” olduğu iddia edildi.

BİRLİKTE YARGILANDILAR 

Mustafa Açıkalın, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde genel sekreterlik görevindeydi. Açıkalın, Erdoğan’la birlikte Akbil, Albayrak ve İGDAŞ davalarında birlikte yargılandı. Açıkalın’ın AKP Milletvekili olmasıyla birlikte yargılandığı davalardan dokunulmazlık nedeniyle dosyası ayrıldı.

CHP’Lİ BATUM’DAN SAVCILARA SUÇ DUYURUSU 

CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum, Metro Turizm iddianamesinde kendisiyle ilgili bilgilerin yer alması üzerine savcıları HSYK’ya şikayet edeceğini söyledi. CHP’li Batum, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, “Açık söylüyorum, iddianame o haberlerdeki gibi ise bir savcının bu denli gayri ciddi, baştan savma, kişilik haklarına tecavüz eden bir iddianame hazırlamaya hakkı ve yetkisi yoktur” dedi. Batum, şunları söyledi: “Ne o iddianamede çetenin başı olduğu söylenen kişiden, ne o iddianamede yer alan kişilerden herhangi birisinden, ne kurultay için, ne başka bir amaçla, de ne özel olarak, değil 100 bin TL, 1 TL bile istediğimi gösteren tek bir telefon konuşmam, görüşmem, kaydım, bir bilgi, bir belge yoktur. Kesinlikle olamaz.”

Batum, iddianameyi hazırlayan Muammer Akkaş hakkında suç duyurusunda bulunacağını ve HSYK’ya şikayet edeceğini ifade etti.

Kaynak : Yurt Gazetesi

Başbakanlık’ta istifa! 59 numaralı sanık görevi bıraktı

Başbakanlık’ta önceki gün istifa bombası patladı. Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Abdülkerim Emek, suç örgütüne üye olma suçlamasıyla açılan dava nedeniyle, önceki gün istifasını verip, yıllık izne ayrıldı.

ANKARA – Abdülkerim Emek’in, Galip Öztürk soruşturmasında suç örgütü oluşturmakla suçlandığı ve hakkında 4.5 yıla kadar hapis cezası istendiği, önceki gün mahkemece kabul edilen iddianamede yer almıştı. İddianamede hakkında 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen Emek, 59 numaralı sanık olarak yer alıyor. 

İki gün önce tamamlanan iddianamede hakkındaki suçlamalar nedeniyle büyük şok yaşayan Emek’in, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’ya istifasını sunarak, hakkındaki işlemi beklemeden yıllık izne ayrılması, Başbakanlık’ta şok etkisi yarattı.

SUÇLAMALARDAN AKLANMADAN KALAMAM 

Dün kimseyle konuşmayan ve yakın çevresi dahil kimsenin telefonlarını yanıtlamayan Emek’in, “Başbakanlık makamını yıpratmamak amacıyla, hakkımdaki her türlü suçlamadan aklanmadan bu makamda kalmam doğru olmaz” diyerek ayrıldığı belirtildi. Öte yandan Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’nın, henüz istifayı kabul etmediği ve yakın çevresine “ikna edeceğiz” dediği öğrenildi.

59. NUMARALI SANIK 

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş tarafından Metro Turizm’in sahibi işadamı Galip Öztürk ve Başbakanlık Müşteşar Yardımcısı Abdülkerim Emek’in de aralarında bulunduğu 70 şüpheli hakkında çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmak suçlamasıyla hazırlanan 377 sayfalık iddianame, İstanbul Bölge 23. Ağır Ceza Mahkemesi ‘nce 2 gün önce kabul edildi. İddianemede Galip Öztürk’ün 55 yıldan 145 yıla kadar, Abdülkerim Emek’in ise 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Emek iddianamede, 59 numaralı sanık olarak yer alıyor.

SUÇLAMALAR AĞIR 

Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Emek, örgüte yardımla, örgüt yöneticilerinin talimatlarını yerine getirmek, örgütün haksız çıkar elde etmesi için yardımcı olmakla suçlanıyor. Abdülkerim Emek’e yönelik suçlamalar arasında gelişmelerden örgüt yöneticilerine bilgi vermek, çıkar amaçlı örgütün üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etmek ve örgüt adına faaliyetlerde bulunmak da bulunuyor. Emek’in, SPK üye ve 2. başkanlığı sırasında SPK kararlarını örgüt lehine etkilediği de yer alıyor.

“SÖYLEYEMEM, SİZ DE YAZMAYIN”

Soruşturma için 3 Mayıs’ta şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Emek, konuyla ilgili VATAN’ın sorusu üzerine, “Evet ifade verdim. Ama bu konuda hiçbir şey söyleyemem. Soruşturmanın gizliliği sözkonusu” demişti. “İfadeyi şüpheli sıfatıyla mı verdiniz?” sorusuna ise Emek, “Hiçbir bilgi veremem, kesinlikle hiçbir şey söylemem. Bu soruşturma gizli bir soruşturma. Siz de bunu soramazsınız, yazmayın da” karşılığını vermişti.

SAVCI TUTUKLAMADI 

Metro Turizm’in sahibi Galip Öztürk geçtiğimiz aylarda bir operasyonla gözüaltına alınmış ve organize suç örgütü kurmakla suçlanarak tutuklanmıştı. Ardından soruşturmanın genişlemesiyle Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Abdulkerim Emek de “organize suç örgütü üyesi” şüphesiyle soruşturmaya dahil olmuştu. Emek’in SPK üyeliği sırasında Galip Öztürk’ün borsada yaptığı iddia edilen manipülasyonlara ilişkin kendisine gelen dosyaları hasır altı ettiği iddiası soruşturuldu.

İddiaya göre, Emek görevdeyken SPK müfettişleri Galip Öztürk’ün Van Et isimli şirketiyle ilgili bazı ihbarlar üzerine inceleme yaptı. Dosyada manipülasyon suçlamasına ilişkin tespitler yer aldı. Bu durumda dosyanın Kurul gündemine gelmesi sözkonusu oldu. Dosya müfettişler tarafından 2. Başkan Emek’e teslim edildi. Ancak dosya kurul gündemine gelmedi. Emek’in bu dosyayla ilgili işlem yapmayarak dosyayı hasıraltı ettiği iddia ediliyor. Savcının 3 Mayıs’ta Beşiktaş adliyesinde Emek’in “şüpheli” sıfatıyla ifadesi alındı. Ancak herkesin tutuklandığı davada Emek tutuklanmadı ve serbest bırakıldı.

ABDÜLKERİM EMEK KİMDİR? 

Emek, SPK’da 2005’ten 2009’a kadar kurul üyeliği yaptı. 2009’dan 2011 tarihine kadar da SPK üyeliğine 2. Başkanlık görevi de eklendi. Emek, Şubat 2011’de Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı’na getirildi.

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi’nden mezun olan Emek, İngiltere ‘de Hull Üniversitesi’nde Finansal Yönetim Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. İş hayatına 1987 yılında T.C. Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda Uzman Yardımcısı olarak başlamıştır. Sermaye Piyasası Kurulu’nda Uzman ve Baş uzman olarak çalıştıktan sonra 2 Şubat 2005 tarihinde SPK Üyeliği görevine başlamış, 09 Eylül 2009 tarihinde Kurul İkinci Başkanlığı’na atanmıştır. 02 Şubat 2011 tarihine kadar bu görevi sürdüren Sayın Emek, 4 Şubat 2011 tarihinde Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı görevine atandı.

Kaynak : Radikal.com.tr

Savcı, “Başbakanlığa sormaya gerek yok ” dedi

Hakan Fidan’ın KCK davasında ifadeye çağırılmasının ardından ‘Başbakan’ın emriyle görevlendirilenlerin Başbakan’ın izni olmadan yargılanamayacağı’ yönündeki kanun, Metro Turizm davasının savcısını bağlamadı.

STANBUL – Başbakanlık Müşteşar Yardımcısı Abdülkadir Emek hakkında, Metro Turizm’in sahibi işadamı Galip Öztürk ’e ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında iddianame düzenlendi. 

İddianamenin ilk olarak gönderildiği İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi , iddianamenin kabulü veya reddi yönünde karar vermeden 3. yargı paketi yürürlüğe girdi.

Yeni yasa nedeniyle davayı kabul etmeyen mahkeme, iddianameyi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ’na iade etti. Özel yetkili savcılığın kaldırılmasının ardından yeni kurulan Terörle Mücadele Soruşturmalarında da görevlendirilen Ergenekon savcısı Muammer Akkaş, 3. yargı paketi kapsamında iddianameyi yeniden ele aldı.

SAVCI YASAYI İNCELEDİ ‘GÖREV SUÇU KAPSAMINA GİRMEZ’ DEDİ

3. Yargı Paketi kapsamında yapılan yasal düzenlemeler ile kamu görevlileri hakkında ‘terör suçu’ dışında soruşturma açılması için izin sistemi getirildi. İlk etapta Başbakanlık Müşteşar Yardımcısı Abdülkadir Emek’in dosyasının ayrılması ve hakkında soruşturma yürütülmesi için Başbakanlık’tan izin istenilmesi kararlaştırıldı.

Ancak savcı Akkaş, 3. yargı paketi kapsamında getirilen yeni düzenlemeleri detaylı incelemeye aldı. Kamu görevlileri hakkında yürütülecek soruşturmalar için getirilen izin şartının ancak görevi ile ilgili suçları kapsadığı kanaatine varan Akkaş, Müşteşar Yardımcısı Emek hakkındaki delillerin görev suçu kapsamına girmediğine karar verdi.

Bu nedenle Müsteşar Yardımcısı Emek ile Galip Öztürk’ün de aralarında bulunduğu 70 isim hakkında iddianame hazırlandı.

Müsteşar Yardımcısı Emek’in ‘Çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak’ suçlamasının yöneltildiği iddianame iddianame Başsavcı Vekili Oktay Erdoğan’a gönderildi. Salı günü sabah Terörle Mücadeleden sorumlu Başsavcı vekili Oktay Erdoğan’a gönderilen iddianame dün onaylandı. Başsavcılığın onayının ardından iddianame Ulusal Yargı Ağı Projesi(UYAP) üzerinden yeni kurulan Bölge 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkemenin iddianamenin kabulü veya reddi için 15 gün süresi bulunuyor.

SAVCI AKKAŞ’A İFADE VERMİŞTİ

“Organize suç örgütü kurduğu’ iddiasıyla tutuklanan İstanbul Otogarı’nın işletmecisi ve Metro Turizm’in sahibi işadamı Galip Öztürk’e ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Abdulkadir Emek ifade verdi. 30 Nisan 2012 tarihinde Beşiktaş ’taki İstanbul Adliyesi’ne gelen Emek, soruşturma savcısı Akkaş tarafından ‘şüpheli’ sıfatıyla sorgulanmıştı. Savcılık sorgusunda Emek’e, Sermaye Piyasaları Kurulu (SPK) 2. Başkanı iken Galip Öztürk’ün borsada yaptığı iddia edilen manipülasyonlara ilişkin kendisine gelen dosyaları hasır altı ettiği yönündeki iddiaların sorulduğu belirtildi. Öztürk’ün borsada manipülasyon yaptığına ilişkin bir bilgisinin olmadığını, böyle bir bilgi gelmesi durumunda ise gerekli yasal işlemi yapacağını söylediği öğrenilen Emek, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı. (dha)

Kaynak : Radikal.com.tr