Bloomberg: Erdoğan’ın yeni hanedanlığı, Türkiye’yi yatırım yapılamaz hale getirdi.

“Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilmesi mali konularda sağduyu ve sorumluluğun hüküm süreceğine dair tüm umutları tüketiyor”.

Dünyanın önde gelen ekonomi kanallarından Bloomberg’in internet sitesinde, “Erdoğan’ın Yeni Hanedanlığı Türkiye’yi yatırım yapılamaz hale getiriyor” başlıklı bir makale yayımlandı.

Bloomberg’in Avrupa piyasaları uzmanı, otuz yıl bankacılık sektöründe çalışmış Marcus Ashworth’un imzasını taşıyan analizde “Türkiye’nin kaderi tamamen Erdoğan’ın elinde. Yatırımcıları endişelendiren de bu” yorumunda bulunuldu. 

“Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın ikisi de görevden ayrıldı. Küresel yatırımcıların görmek istedikleri türden, salim finansal yönetim ve standart ekonomik ilkeleri benimsemiş yetkililerdi. Erdoğan ülke üzerindeki hakimiyetini artırırken yatırımcıların gerginliğini yatıştırmak için çok şey yaptılar. Artık bu rolü yerine getirecek kimse kalmamış gibi görünüyor” değerlendirmesinde bulunulan yazıda “Cumhurbaşkanı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, damadı olan Berat Albayrak’ın yeni birleştirilmiş Hazine ve Maliye bakanlığını yürüteceğini söyledi. Bu, mali konularda sağduyu ve sorumluluğun hüküm süreceğine dair tüm umutları tüketiyor. Erdoğan ayrıca kendisine Merkez Bankası yöneticisini belirleme yetkisini, ve böylelikle yüksek faiz oranlarının daha hızlı bir enflasyona yol açtığına dair alışılmışın dışındaki görüşlerini sağlamlaştırma imkanını tanıdı” ifadeleri kullanıldı.

Sputnik’in çevirisiyle Bloomberg’in analizi şöyle:

Erdoğan maalesef sözünün eri. Seçim kampanyası sırasında para politikasının kontrolünü daha fazla ele alacağına söz verdi ve bunu yapmak için hiç zaman kaybetmedi. Türkiye’nin güvenlik ağındaki son bağları da koparıp attı ve milletini tümüyle yatırım yapılamaz bir hale getirdi.

Şimşek ve Ağbal’ın kabine dışı kalması

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı Naci Agbal’ın ikisi de görevden ayrıldı. Küresel yatırımcıların görmek istedikleri türden, salim finansal yönetim ve standart ekonomik ilkeleri benimsemiş yetkililerdi. Erdoğan ülke üzerindeki hakimiyetini artırırken yatırımcıların gerginliğini yatıştırmak için çok şey yaptılar. Artık bu rolü yerine getirecek kimse kalmamış gibi görünüyor.

Cumhurbaşkanı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, damadı olan Berat Albayrak’ın yeni birleştirilmiş hazine ve maliye bakanlığını yürüteceğini söyledi. Bu, mali konularda sağduyu ve sorumluluğun hüküm süreceğine dair tüm umutları tüketiyor. Erdoğan ayrıca kendisine Merkez Bankası yöneticisini belirleme yetkisini, ve böylelikle yüksek faiz oranlarının daha hızlı bir enflasyona yol açtığına dair alışılmışın dışındaki görüşlerini sağlamlaştırma imkanını tanıdı.

“Sadece ziyadesiyle cesur olanlar oynar”

Piyasaların salı günkü acı verici reaksiyonu muhtemelen sadece bir başlangıç. Liranın Dolar karşısında zayıflamasıyla, 10 yıllık getiri yüzde 17’nin üzerine çıktı, kredi temerrüt takasları arttı ve stoklar düştü. Bankacılık sektörü yüzde 3.7’lik düşüşle başı çekti. Kredi derecelendirme şirketlerinin yeni politik gerçekleri olumsuz bulmaması ve Türkiye’nin notlarını daha da çöpe çevirmemesi zor. Yatırımcılar için en iyi rota neredeyse kesinlikle uzak kalmak. Para biriminin değerini sabitleyecek hiçbir şey yok. Kısa vadede de iyi bir hedef değil. Lira borçlanıp daha sonra daha ucuza satın almak, en azından yüzde 17.75 gibi inanılmaz yüksek bir orana mal olacaktır. Bu oyunu sadece ziyadesiyle cesur olanlar oynar.

“Doların 5 TL olması normal görülüyor”

Bu bir tedavül krizi mi? Bu onu nasıl tanımladığınıza bağlı. Çok az likidite var ve 5 liralık dolar/TL kuru yeni normal görünüyor. Dar bir piyasada bu türden bir temel kayma kesinlikle kriz kokuyor, özellikle şu anda sadece resmi bir müdahalenin yatırımcıların korkularını yatıştırabileceği düşünüldüğünde.

Bunun yakında olacağını görmek zor. Yatırımcıların güvence için bakabileceği normal gelişmeler umutsuz görünmekte. Herhangi bir bütçe duyurusu büyük olasılıkla Albayrak’ın iktidardaki AKP’nin daha az desteğe sahip olduğu büyük şehirler gibi seçimlere duyarlı bölgelerdeki harcamaları artırmak için kesenin ağzını açmasını içerecektir. 24 Temmuz’daki bir sonraki merkez bankası toplantısı, oranları artırarak fiyat artışlarını dizginlemek için bir fırsat. Erdoğan’ın herhangi bir artışı onayladığını görmek zor ve kesinti talebi de olası. Enflasyon haziran ayında yüzde 15,4’e yükseldi, hükümet politikaları ve daha zayıf para birimi bunu daha da artıracak gibi.

“Türkiye’nin büyük cari açığı, ülkeyi dolara bağımlı hale getirdi”

Cumhurbaşkanı hâlâ işleri tersine çevirmeye karar verebilir. Nisan ayından bu yana 500 baz puanlık faiz artırımına izin vermişti. Bu durum, Türkiye’nin büyük cari açığı ülkeyi Dolar fonuna bağımlı hale getirmişken değer kaybeden liranın etkilerine karşı duyarsız olmadığını gösteriyor. Ancak para politikası konusundaki saçma görüşlerine ve tarafını belli ettiğine göre, bu pek de mümkün görünmüyor.

“Türkiye’nin kaderi tamamen Erdoğan’ın elinde, yatırımcıları endişelendiren de bu”

En zayıf halka bankacılık sistemi. Borç verenler, kısa vadeli ucuz dolar ve Euro finansmanına dadanmıştı, bu da yükselen oranlara büyük ölçüde bağışıktı. Alacaklıların çoğu Batı Avrupa bankaları ve ciddi şekilde geri çekildiklerine dair herhangi bir işaret, Türk finans kurumlarının istikrarı hakkında sorular doğuracaktır. Bu türden bir değişim, büyük Türk şirketleri kesinlikle etkileyecek, zira birçoğu gelecek yıl gibi büyük kısmı Dolar cinsinden büyük borçlar ödeyecek. Türkiye’nin kaderi tamamen Erdoğan’ın elinde. Yatırımcıları endişelendiren de bu.

Kaynak : http://t24.com.tr/

Mehmet Şimşek’ten önemli açıklamalar

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek önemli açıklamalarda bulundu, Şimşek, “En karanlık saatler, insanların en korktuğu saatlerdir. Ama en karanlık saatler güneşin doğumunda hemen önceki saatlerdir. Şu anda Türkiye’den kaçmak ya da uzaklaşmak doğru strateji olmayacaktır. Türk varlıkları şu anda değerinin altında. Hangi standarttan bakarsanız bakın normalde bu içinde olduğumuz zamanlar piyasaya girilmesi gereken zamanlardır. Piyasadan kaçma zamanları değildir” dedi.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, İstanbul’da “12.Türk-Arap Ekonomi Forumu”na katıldı.  Forumun açılışında da bir konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Şimşek, “Küresel medyadaki yansımalarına baktığınızda Türkiye’nin bir demokratik buhrana doğru gittiğini düşünmeniz işten bile değil. Sanki Türkiye, demokrasiden uzaklaşıyormuş gibi bir imaj yaratılmaya çalışılıyor. Aslında durum bunun tam tersi. Türkiye anayasa reformu yoluyla istikrar kazanacak, idari istikrar mümkün olacak. Bu anayasa reformu çok daha demokratik, çok daha sağlam ve güçlü bir ülkenin temelleri atacak. Ne yazık ki Türkiye’de algı ile gerçeklik arasında büyük bir boşluk oluşmuş durumda. Gerçekliğe baktığımız zaman algının çok daha önde ve çok daha iyi olduğunu görüyoruz. Anayasa değişiklinin algıya nasıl yansıdığı ne yazık ki bu olumsuzluklardan muzdarip ve bu algı gerçeklere dayanmıyor. İnsanların kendi idrakiyle alakalı bir durum. Ne görmek istiyorsa onu görüyor insanlar” dedi.

“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TÜRKİYE’Yİ ULUSLARARASI NORMLARA YAKLAŞTIRACAK”

Mehmet Şimşek, “Anayasa değişikliği Türkiye’yi uluslararası normlara yaklaştıracak. Yapmaya çalıştığımız şey, idare anlamında ya da bir hükümet sistemi olarak, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi içermekte. Başkanlık sistemi dediğimizde, pek çok ileri demokrasi ülkesinde bunun olduğunu görüyoruz. ABD gibi Fransa gibi ülkelerde başkanlık sistemi var. Türkiye için önerilen başkanlık sistemi de küresel anlamdaki en iyi uygulama örneklerinden hiç bir fark arz etmiyor. Parlamenter sistemin kuvvetli parlamento meclis kısmı muhafaza edilecek ve başkanlık sisteminde de hükümeti halk tarafından doğrudan seçilen bir başkan idare edecek. Yürütme aslında başkanlık makamı adı altında konsolide olmuş olacak. Bir cumhurbaşkanı, bir başbakan arasında bölünmekten ziyade idare tek başlı hale gelecek” şeklinde konuştu.

“BU ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ NE YAZIK Kİ ÖZÜYLE DEĞİL, SÖZÜYLE DEĞERLENDİRİLİYOR”

Referandum konusunda konuşan Şimşek, “Burada soru şu; bir kontrol mekanizması var mı, bu uluslararası normlarla paralel mi? Evet kesinlikle öyle. Yargı bağımsız. Yargının üyeleri ağırlıklı olarak parlamento tarafından çoğunluk oyu neticesinde seçilecek. Geri kalan üyeler başkan tarafından seçilecek. Bu, Fransa ve ABD gibi ülkelerde hali hazırda devam eden sistem ve örneklendiği şekilde işlenecek. Dolayısıyla Türkiye’nin anayasa değişikliği ile aslında geriye doğru götürülmeye çalışıldığı gerçeklere dayanan bir yargı değil. Bu anayasa değişikliği ne yazık ki özüyle değil, sözüyle değerlendiriliyor ve bu anlamda söz konusu algı da ağırlıklı olarak bir takım şüpheler üzerinden ilerliyor. Kişilerin kendi idraklarından kaynaklanan şüpheler üzerinden kurulan bir algı söz konusu. Aslında başkanlık sisteminin, Anayasa reformunun idari ve siyasi istikrar getireceği aşikar” dedi.
Şimşek, “Bugün duyduğunuz ‘Türkiye şöyle ilerliyor’ şeklindeki bütün spekülasyonlar, şüpheler, korkular hiç biri aslında bir şeye dayanmıyor. Tamamen mesnetsiz” dedi.

“TÜRKİYE BİR DEMOKRATİK BUHRANA DOĞRU GİDİYOR’ ALGISI KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL”

Mehmet Şimşek, “’Türkiye bir demokratik buhrana doğru gidiyor’ algısı kesinlikle doğru değil. Biz demokrasimizin standartlarını yükseltme konusunda bir taahhütte bulunmuş durumdayız. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu zorluklarda zaten daha fazla demokrasi, daha fazla temel hak ve özgürlük ve hukukun üstünlüğü yoluyla sağlanabilir, bu şekilde aşılabilir” diye konuştu. Şimşek, “Tam tersi Türkiye’nin ilerlediği yol hukukun üstünlüğünü şekillendirmek” dedi.

“TÜRKİYE’DEN KAÇMAK YA DA UZAKLAŞMAK DOĞRU STRATEJİ OLMAYACAKTIR”

Mehmet Şimşek, “En karanlık saatler, insanların en korktuğu saatlerdir. Ama en karanlık saatler güneşin doğumunda hemen önceki saatlerdir. Şu anda Türkiye’den kaçmak ya da uzaklaşmak doğru strateji olmayacaktır. Türk varlıkları şu anda değerinin altında. Hangi standarttan bakarsanız bakın normalde bu içinde olduğumuz zamanlar piyasaya girilmesi gereken zamanlardır. Piyasadan kaçma zamanları değildir” dedi.

“MANŞETLER SİZİN ALGINIZI ŞEKİLLENDİRİYORSA O ZAMAN YANLIŞ BİLGİLENDİRİLİYORSUNUZ DEMEKTİR”

Mehmet Şimşek, “Uluslararası medyadaki manşetlere baktığınızda, bu manşetler sizin algınızı şekillendiriyorsa o zaman yanlış bilgilendiriliyorsunuz demektir. Türkiye’de 80 milyonluk nüfusun arzuları, hedefleri var. Yakalamak istedikleri hedefler var ve bunlar hala ve bunlar aynı şekilde devam ediyor. Coğrafi konumumuz bizim için bir yük değil” diye konuştu.DHA

Kaynakhttp://www.sozcu.com.tr/

Bayır, Cumhurbaşkanı danışmanı Bulut’un İş Bankası ‘Manipülasyonu’nu Meclis gündemine taşıdı

11923

İzmir Milletvekili Tacettin Bayır

İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu önergede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomiden sorumlu başdanışmanı sıfatındaki Yiğit Bulut’un İş Bankasına el konulması söyleminin yansımalarını ele aldı.

İzmir Milletvekili Bayır, önergesinde şu ifade ve sorulara yer verdi:

“19 Ocak 2015 ‘te Devlet kanalı TRT Haber’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomiden sorumlu başdanışmanı sıfatındaki Yiğit Bulut, 1924’te Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan ve Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası olan İş Bankası’na “el konması” gerektiğini buyurmuş. Kuruluşundan bu yana faaliyetlerini başta Bankacılık Kanunu olmak üzere mevzuata uygun bir şekilde yürütmekte olan İş Bankasının hisseleri bu açıklamadan sonra dibe vurmuştur.

1. Hükümetinizin kontrolündeki kanalda İş Bankasının kapatılması konusunda mesaj veren kişi hangi sıfatla bu açıklamayı yapmıştır? Cumhurbaşkanının ekonomiden sorumlu baş danışmanı olarak yapmışsa işlediği suçtan dolayı nasıl bir süreç işleteceksiniz? Hakkında soruşturma açtıracak mısınız?

2. Manipülasyon yaparak haksız kazanç elde ettiğini düşünüyorsanız Yiğit Bulut denen kişinin veya yakınlarının İş bankasından aldığı hisse var mıdır? Araştırılması için talimat verecek misiniz?

3. Bu açıklamayı yapan kişi Cumhurbaşkanı başdanışmanı ise Sermaye Piyasası Kanununa aykırı beyanatı ve bankada hissesi bulunan mudileri zarara uğratması sebebiyle söz konusu kişi hakkında Cumhurbaşkanı’na bilgi verecek misiniz?”

Kaynak : https://www.chp.org.tr/

İşte 63. Hükümet

tbmmbutce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu’nun sunduğu seçim hükümetini onayladı. Listede sürpriz isimler var…

İŞTE YENİ BAKANLAR KURULU
Başbakan: Ahmet Davutoğlu
Başbakan Yardımcısı: Tuğrul Türkeş
Başbakan Yardımcısı: Cevdet Yılmaz
Başbakan Yardımcısı: Yalçın Akdoğan
Başbakan Yardımcısı: Numan Kurtulmuş
Çevre ve Şehircilik Bakanı: İdris Güllüce
Ekonomi Bakanı: Nihat Zeybekçi
İçişleri Bakanı: Selami Altınok
Maliye Bakanı: Mehmet Şimşek
Gençlik ve Spor Bakanı: Akif Cağatay Kılıç
Gümrük ve Ticaret Bakanı: Cenap Aşçı
Dışişleri Bakanı: Feridun Sinirlioğlu
AB Bakanı: Ali Haydar Konca
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Ahmet Erdem
Enerji Bakanı ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Ali Rıza Alaboyun
Ulaştırma Bakanı: Feridun Bilgin
Sağlık Bakanı: Mehmet Müezzinoğlu
Kalkınma Bakanı: Müslüm Doğan
Adalet Bakanı: Kenan İpek
Kültür ve Turizm Bakanı: Yalçın Topçu
Bilim ve Sanayi Bakanı: Fikri Işık
Orman ve Su İşleri Bakanı: Veysel Eroğlu
Milli Eğitim Bakanı: Nabi Avcı
Aile Bakanı: Ayşen Gürcan
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı: Kudbettin Arzu

Geçici Bakanlar Kurulu’nda AK Parti’den 10, MHP’den 1, HDP’den de 2 milletvekili yer aldı. Fikri Işık, İdris Güllüce, Nihat Zeybekci, Akif Çağatay Kılıç, Mehmet Şimşek, Nabi Avcı, Veysel Eroğlu ile Mehmet Müezzinoğlu geçici hükümette görev yerlerini korurken, İçişleri Bakanlığına İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok atandı.

Yeni kabinede Cevdet Yılmaz, Yalçın Akdoğan, Numan Kurtulmuş, Fikri Işık, İdris Güllüce, Nihat Zeybekci, Akif Çağatay Kılıç, Mehmet Şimşek, Nabi Avcı, Veysel Eroğlu ile Mehmet Müezzinoğlu bakanlık görevine devam edecek.

Bu 11 milletvekilinin yanı sıra MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, HDP’den İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ile Kocaeli Milletvekili Ali Haydar Konca ilk kez bakan oldu. Meclis dışından 11 isim de geçici hükümette bakanlık görevini üstlendi.

İsmet Yılmaz’ın TBMM Başkanlığına seçilmesiyle Milli Savunma Bakanlığına getirilen Vecdi Gönül de görevine devam eden isimler arasında yer aldı.

62. Hükümette de görev alan Başbakan Yardımcıları Yalçın Akdoğan ve Numan Kurtulmuş aynı göreve devam edecek.

Kalkınma Bakanlığı görevini yürüten Cevdet Yılmaz, Geçici Bakanlar Kurulu’nda, Başbakan Yardımcısı oldu. MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş de Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi.

Başbakan yardımcılarının görev dağılımının ilk Bakanlar Kurulu’nda yapılacağı öğrenildi.

62. Hükümette Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı görevini yürüten Ayşenur İslam yeni kabinede yer almadı.

Bu görev akademisyen olan Prof. Dr. Ayşen Gürcan’a verildi. Başörtülü ilk bakan olan Gürcan, aynı bakanlıkta Nimet Baş döneminde, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü görevinde bulunmuştu.

Başbakan Davutoğlu’nun bakanlık teklifini kabul eden iki HDP’li isimden Kocaeli Milletvekili Ali Haydar Konca, Volkan Bozkır’ın yerine AB Bakanı olarak atandı. HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ise Cevdet Yılmaz’ın yerine Kalkınma Bakanı oldu.

Açıklanan yeni kabinede 62. Hükümette görev alan ve AK Parti Tüzüğü’ndeki üç dönem kuralı nedeniyle 7 Haziran seçimlerinde milletvekilliğine aday gösterilmeyen Bülent Arınç, Ali Babacan, Mevlüt Çavuşoğlu, Faruk Çelik, Taner Yıldız, Nurettin Canikli, Ömer Çelik, Mehmet Mehdi Eker yer almadı. Ayşenur İslam, Volkan Bozkır ve Sebahattin Öztürk ise koltuklarını yeni isimlere bıraktı.

7 Haziran seçimleri öncesi Adalet Bakanlığına getirilen Kenan İpek ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı olan Feridun Bilgin, yeni kabinede görevlerine devam edecek.

İçişleri Bakanlığına ise Sebahattin Öztürk’ün yerine, İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevini vekaleten yürüten Selami Altınok atandı. Altınok, bu görevi Hüseyin Çapkın’dan devralmıştı.

Yeni kabinede yer alan 11 isim, ilk kez bu görevi üstlendi.

Tuğrul Türkeş, Müslüm Doğan ile Ali Haydar Konca, milletvekili olarak bakanlık görevini yürütecek. Diğer isimler ise bürokrasi ve akademisyen camiasından geliyor.

Dışişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Gümrük Bakanlıklarına, aynı bakanlıklarda müsteşarlık görevindeki isimler getirildi.

Dışişleri Bakanlığına bakanlık Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yine Bakanlık Müsteşarı Ahmet Erdem ile Gümrük Bakanlığına Bakanlık Müsteşarı Cenap Aşcı atandı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ise Bakan Yardımcısı ve eski Diyarbakır Milletvekili Kudbettin Arzu getirildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ise eski Aksaray Milletvekili Ali Rıza Alaboyun oldu. Alaboyun AK Parti’nin üç dönem kuralına takılan isimlerinden biriydi. Alaboyun, 7 Haziran seçimlerinde aday gösterilmeyen Vecdi Gönül ile Geçici Bakanlar Kurulu’na giren üç dönemini doldurmuş iki isimden biri oldu.

Yeni kabinde Kültür ve Turizm Bakanlığı görevi eski Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Yalçın Topçu’ya verildi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının ardından BBP Genel Başkanlığı’na seçilen Yalçın Topçu, bu görevinden istifa etmiş ve görevini Mustafa Destici’ye devretmişti.

ERDOĞAN ONAYLADI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu’nu kabul etti. Görüşme 1 saat 15 dakika sürdü. Görüşme sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu’nun sunduğu kabineyi kabul etti.

erdodavutoglu670

CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA
Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanlığı’ndan şu açıklama yapıldı:”Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçici Bakanlar Kurulunu kurmak üzere atanan Konya Milletvekili ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etmişlerdir.
Cumhurbaşkanımız, söz konusu kabulde, Başbakan Sayın Davutoğlu başkanlığında kurulan geçici Bakanlar Kurulu’nu onaylamış bulunmaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Türkiye’de bir ilk olacak ve ülkeyi son seçimlerin üzerinden 5 ay geçtikten sonra yeniden sandığa götürecek olan 63. Hükümeti kuruldu.  Hükümetin görevi 1 Kasım seçimlerinden sonra ve yeni kabine kurulana kadar devam edecek.
CHP’den Başbakan’a rest
Kabinede 11 AKP 2 HDP 1 MHP kökenli milletvekili ile 11 Bağımsız buluyor. Anayasa gereği İçişleri, Ulaştırma ve Adalet Bakanları bağımsızlardan oluşuyor. CHP ve MHP hükümete girmeyi kabul etmediği için bu iki partinin kontenjanına düşen bakanlıklara da bağımsızlar atandı.
TBMM olağanüstü toplanıyor
CHP’ye düşen 5, HDP’ye düşen 3 ve MHP’ye düşen 3 kontenjandan 8 isim görevi kabul etmedi ve bu koltuklara da bağımsızlar oturdu. Böylelikle kabine 11 AKP, 2 HDP 1 MHP kökenli isim ile 11 bağımsızdan oluştu. Davutoğlu başkanlığındaki 62. hükümet 29 Ağustos 2014′ten bu yana görevde bulunuyordu.

Kaynak : Sözcü Gazetesi

10 milyar dolarlık talan!

CHP’li Kart, Meclis’ten gece yarısı geçirilen özelleştirme yasasıyla 10 milyar dolarlık bir talan yaratıldığını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi Konya Milletvekili Atilla Kart, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nı ve özelleştirmedeki düzenlemeleri eleştirdiği açıklamasında “Hükümet, bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni iğfal etti” dedi. 

Kart şunları söyledi:

“AKP İktidarlarıyla birlikte; haksız, hukuksuz, yasal dayanağı olmayan “adrese teslim” özelleştirmelerin yapılması mutad bir hal almıştır. Hükümete yakın olduğu bilinen, özel himayeye mazhar olan sermaye gruplarına, belli tesislerin yok pahasına aktarıldığı bir dönem yaşanmaktadır.

Seydişehir Eti Alüminyum, Balıkesir SEKA, Tüpraş’ın yüzde 14.6’sının satışı, Telekom özelleştirmesi, Kuşadası Limanı, Çeşme Limanı gibi olaylarda bu tablonun acımasız örnekleri görülmüştür. Talan ve işgal süreçlerini Seydişehir Eti Alüminyum üzerinden bir kez daha değerlendirmek ve gelişmeleri kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz; değeri asgari ölçülerde 4,5 milyar dolar olan bu tesisler 305 milyon dolara birilerine aktarıldı. Metalurji Mühendisleri Odası, TES-İŞ KİGEM ve tarafımızdan açılan davalar sonucunda Danıştay ; Kasım 2007 tarihinde, yapılan özelleştirme işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu somut olarak tespit etti ve özelleştirme işlemini iptal etti. 1 ay içinde uygulanması gereken bu karar hükümet tarafından uygulanmadı. Karar hükümet tarafından uygulanmadığı gibi, alıcı firma işgalini sürdürdü, haksız kazanç sağlamaya devam etti.

“ÖZELLEŞTİRME İDARESİ YENİ BİR SUÇ DAHA İŞLEDİ”

Bir taraftan da Eti Alüminyum’un içini boşaltmaya devam etti. Oymapınar Hidroelektrik Santrali ve boksit madeni rezervini kayıt dışı ve haksız bir şekilde kullanmaya devam etti. Bunların hepsi iktidarın himayesiyle yapıldı. Alıcı firma bir taraftan da, “Davanın konusunun kalmadığı ve fiili imkansızlığın doğduğu” gerekçesini yaratabilmek için, kendince, şirket hisselerini, şirket ortaklarının üzerine devrederek suçtan kurtulmaya çalıştı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı uyarılarımız üzerine, nihayet bu devrin hileli olduğu gerekçesiyle 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne dava açtı. Ancak, her nedense kendi açtığı davadan feragât ederek yeni bir suç daha işledi. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı; hangi mahkeme kararı olursa olsun, “Ben, bu tesislerin hazineye geri alınması konusunda üstüme düşeni yapmayacağım…” dedi. Daha doğrusu siyasi iktidar, “Kanunsuz Emir ve Talimat” yoluyla, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na bu suçu da işletti. Bu arada Türk Ceza Kanunu anlamında suç teşkil eden ve Anayasal anlamda ihlâl teşkil eden bu organize suç ilişkileri sebebiyle; hem Özelleştirme İdaresi Başkanlığı yetkilileri ve hem de Başbakan ve Özelleştirme Yüksek Kurulu Üyesi olan Ali Babacan, Mehmet Şimşek, Binali Yıldırım ve Erdoğan Bayraktar haklarında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına 23.03.2012 tarihinde yeniden suç duyurularında bulunduk. “Suçüstü” boyutlarında müteselsil suç ilişkileri söz konusuydu. 10 milyar dolarla ifade edilen kamu zararı ve talanı söz konusuydu.

“HÜKÜMET TBMM’Yİ BİR KEZ DAHA İĞFAL ETTİ”

Bu hükümetin her türlü hukuksuzluğa “kanuni kılıf” yaratma konusunda olağanüstü bir mahareti olduğunu biliyorduk. Ancak bu kadarını da tasavvur edemiyorduk. Onu da gördük. 10 milyar dolarları aşan bir talan ve işgal tablosundan söz ediyoruz. Ne yaptı hükümet? Hükümet 26 Nisan Perşembe gecesi yine “gece yarısı operasyonu” niteliğindeki bir önerge ile tüm bu talan ve işgallere “özel af” anlamına gelen bir düzenlemeyi yine bir oldu-bittiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçirdi. Hükümet, bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni iğfal etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri’nin bir kısmı da bu iğfal esnasında işbirliği içindeydi. Halkın oylarıyla halk bir kez daha soyuldu. Halkın oylarıyla milletin vekilleri, halkın kendilerine verdiği yetkiyi, yapılan soygunlar için araç olarak kullandılar. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin manevi kimliği, iktidar eliyle yapılan soyguna alet edildi. Komisyon başkanı önce önergeye “katılmıyoruz” diyor…. Yapılan uyarılar üzerine düzeltmesini yapıyor…

“BU BİR İFLASTIR, SUÇÜSTÜ HALİDİR”

Oturumu yöneten başkan da bu süreçte maalesef rolünü üstleniyor ve gereğini yapıyor. “Anayasa açısından değerlendirme yapıldı” diyerek bu suçu gizlemeye çalışıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 26 Nisan gecesi bir utanç yaşanmıştır. Hükümet eliyle yapılan soyguna Meclis alet edilmiştir. Yapılan soyguna milli irade alet edilmiştir. AKP iktidarı, kendi grubunu da bu işe alet etmiştir. Kendi grubundan da muhalif sesler çıkabileceğini düşünerek, oldu-bitti yaratmış ve Anayasanın 87. maddesini ayaklar altına almıştır. Bu bir tükeniştir, bir iflastır ve suçüstü halidir. AKP artık gerçek kimliğini gizleyemez hale gelmiştir. AKP; devlet nüfuzunu hiyerarşik olarak kötüye kullanan ve “çıkar örgütlenmelerini” himaye eden bir siyasi anlayışın temsilcisi ve uygulayıcısı haline gelmiştir. Bu süreci sorgulamaya devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti bütçesini soyan ve talan eden bu anlayışı halka anlatmaya devam edeceğiz.”

Kaynak : GAZETEPORT