Kılıçdaroğlu TBMM’de; “İşte köstebek’in dosyası. Köstebek Beşir Atalay” dedi

Genel Başkan Kemal Kıyıçdaroğlu TBMM’de;

“İşte köstebekin dosyası.Köstebek Beşir Atalay’dır” dedi.

Kılıçdaroğlu, dönemin İcişleri Bakanı Beşir Atalay’ın özel kaleminden başlayan telefon trafiği ile Deniz Feneri sanıklarının nasıl uyarıldığını saniyesi saniyesine açıkladı.

“Bir karanlık dosyayı araladık arkadaşlar” diyen ve bundan sonra da bütün karanlık dosyaları açıklamak için çaba harcayacağını belirten Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının Köstebek ile ilgili bölümü şöyle;

“….Basın toplantıları yapıyoruz, olayları açıyoruz, açıklamaya çalışıyoruz ama, karşımızda bir duvar var, AKP duvarı var.

Ben 21 Ekim 2008’de bir soru önergesi hazırladım, numarası 4126. Soru önergesini izninizle okumak istiyorum çünkü köstebeğin kimliği açısından çok önemli bu.

“Aşağıdaki sorularımı Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yazılı olarak yanıtlamasını bilgilerine sunarım.

Kemal Kılıçdaroğlu

İstanbul Milletvekili

Sorunun başını şöyle açıyorum: İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay, İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre RTÜK Başkanı Sayın Zahit Akman ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Zekeriya Karaman’la birlikte 5 Ocak 1999 tarihinde Nehir Medya Yayıncılık Filmcilik, Tanıtım, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketini kurmuş ve ticari faaliyetlerini birlikte sürdürmüşlerdir. Film işini çok iyi yapıyorlar gerçekten. Almanya’daki Deniz Feneri davasında mahkeme yargıcı gerek Sayın Zekeriya Karaman gerek Sayın Zahit Akman’ı Deniz Feneri e.V yolsuzluğuna karışmakla suçlamış ve yolsuzluğun Türkiye’deki asıl failleri olarak göstermiştir. İçişleri Bakanınız Sayın Beşir Atalay’ın geçmişte bu ticari ortaklığı dikkate alındığında;

1- Bu şahıslarla ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğünün yürüteceği soruşturmalarda gerekli objektifliği gösterebileceğini inanıyor musunuz? Başbakana soruyoruz. Emniyet Genel Müdürlüğü bu Bakanın emrinde, bu Bakan da Deniz Feneri’ndeki asıl faillerle beraber ticari iş yapmış.

2- Almanya’da görülen dava sırasında Alman güvenlik makamları yolsuzluk iddiasıyla bağlantılı olarak Sayın Aykut Zahit Akman hakkında Türk İnterpolüne yaptıkları bilgi yardım taleplerine cevap verilmediğini, Türk İnterpolünün işbirliğine yanaşmadığını belirtmişlerdir. Bu gelişmeler Sayın Beşir Atalay’ın, Sayın Akman ve Sayın Karaman’la geçmişteki ortaklığı nedeniyle tarafsızlığını artık koruyamayacağını göstermez mi?

3’üncü sorumuz: Deniz Feneri Derneğinin İçişleri Bakanlığının hazırladığı “Dernekler Mevzuatlı” başlıklı bir kitabın 10 bin adet basımını üstlendiği gazetelerde yazılmıştır. İçişleri Bakanlığına ait kitabı Deniz Feneri Derneği basıyor. Bu durumda İçişleri Bakanlığı bu dernek karşısında tarafsızlığını koruyabilir mi? Sayın Beşir Atalay bu görevde olduğu süre içinde bu soruşturmanın kamuoyu vicdanını tatmin edecek boyutta yürütülmesinin mümkün olmadığını siz de düşünüyor musunuz?

4’üncü sorumuz: Sayın Beşir Atalay milletvekili olmadan önce Sayın Zekeriya Karaman’ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Kanal 7’ye herhangi bir danışmanlık hizmeti vermiş midir? Vermişse bu hizmeti karşılığında nasıl ve ne kadar ücret almıştır? Böyle bir ilişki varsa Sayın Beşir Atalay’ın Sayın Karaman ve Sayın Akman karşısında tarafsızlığını koruyabileceğine inanıyor musunuz?

Soru 5: Soruşturmanın selameti ve kamuoyu vicdanını tatmin için çağdaş demokrasilerde bu gibi durumlarda başvurulması gereken istifa müessesesini Sayın Beşir Atalay için düşünüyor musunuz?

Soru sormuşuz. Sorduğum soruların hepsi anlaşılır.

Ne zaman sormuşuz? 21 Ekim 2008’de.

Şimdi? 2011 yılı Ekim ayındayız, bu soru önergesine yanıt yok.

Üç yıl geçmiş yanıt yok. Niye yanıt yok?

Meclis İç Tüzü’güne göre 15 gün içinde cevap verilmesi lazım ve yanıt verilmeyenler için Meclis Başkanlığı yazı yazıyor “Cevap verin” diyor, uyarıyor bakanlıkları ama bu soru önergesine bugüne kadar yanıt verilmedi arkadaşlar.

Haklılar tabii nasıl yanıt versinler, hepsine “Evet” diyecekler.

Evet dedikleri zaman da o bütün filmleri ortaya çıkmış olacak.

Şimdi, değerli arkadaşlar,

BU KÖSTEBEĞİN DOSYASI ARKADAŞLAR. 

Şimdi bu dosyadaki bilgileri çok özet olarak size sunacağım.

14 Ekim, hatta onların resmî belgelerindeki rakamı tam vereyim, 14.10.2009, saat 22.19.33, saniyesini de veriyorum ki bir kuşkuya kapılmasınlar. İçişleri Bakanlığının özel kaleminden Bakanın koruma müdürü –ismini vermeyeyim, telefonu var- Kırıkkale Belediye Başkanını arıyor, Veli Korkmaz’ı. Kırıkkale Belediye Başkanını, Veli Korkmaz kimdir diye sorarsanız, hiç başka yerde araştırma yapmanıza gerek yok. Şu Almanya’da İslamî holdingler vardı ya milleti dolandıran. Kendilerine din, İslam gibi kutsal bir ismi verip milleti dolandıranlar vardı ya. Onun araştırma komisyonu raporu var Türkiye Büyük Millet Meclisinde, oradan Veli Korkmaz adına baksınlar, nasıl hortumlamaları yaptıklarını orada görürler.

Bu görüşme 134 saniye sürüyor arkadaşlar.

Aynı akşam, yine 14.10.2009, saat 22.22.35, yani 3 saniye sonra, Kırıkkale Belediye Başkanı hemen telefonuna sarılıyor ve Mustafa Çelik’i arıyor.

Ne dedim? Mustafa Çelik’i unutmayın. Asıl fail dedikleri Türkiye’de Mustafa Çelik. Kanal 7 yöneticilerinin de ortak olduğu Hayat Görsel Yayıncılık Anonim Şirketinden Mustafa Çelik’i arıyor. Bu görüşme 44 saniye sürüyor.

Görüşmede, Veli Korkmaz, yani Belediye Başkanı, Mustafa Çelik’e “Üstadım” diye hitap ediyor, ilişkileri çok iyi, tabii üstadı olacak. Ne olacak, ikisi beraber mal götürme konusunda ciddi bir işbirliği yapıyorlar. Ve Veli Korkmaz diyor ki

“Acele bana sabit telefonu ver, evde misin” diyor.

“Evdeyim.”

“Ev telefonun 216’dıydı, bana ev telefonunu ver.”

Ev telefonunu alıyor ve sabit telefondan, yine aynı gece, 14.10.2009’da saat 22.23.23’te sabit telefondan Mustafa Çelik’i arıyor. Bu görüşme 113 saniye sürüyor.

Mustafa Çelik Deniz Feneri operasyonu dolayısıyla öğrendiği arama kararını İsmail Karahan’a bildiriyor. İsmail Karahan da malum, yine bu dünyanın önemli isimlerinden birisi.

Soruyorlar savcılıktan: “16.10.2009 tarihinde ortağı ve yöneticisi olduğunuz iş yerlerinde yapılan aramada önceden haberdar olduğunuz anlaşılmıştır -Savcı soruyor, bütün bunların hepsini öğreniyor- Bu bilgiyi kimden aldınız? Mustafa Çelik’in sizi yüz yüze görüşmeye davet ettiği ve görüşmenizin gerçekleştiği anlaşılmakla, aranızdaki konuşmanın içeriği nedir?” diye bir soru soruyor.

Yanıt, İsmail Karahan’ın yanıtı şöyle: “İstanbul’daki işyerimizde yapılan aramadan hemen birkaç gün önce Mustafa Çelik beni telefonla arayarak yüz yüze görüşmemiz gerektiğini söyledi. Yüz yüze bir araya geldiğimizde bana iş yerlerinde arama yapılacağını duyduğunu, bu nedenle izne ayrılma, belki de iş yerinde bazı bilgilere ihtiyaç duyabileceğini, bunları kendilerinin cevaplayamayabileceğini söyledi. Ben arama yapılacağını öğrendikten sonra bazı personelimizin işten ayrılmamasını istedim. Bundan amacım, arama sırasında bilgilerine ihtiyaç olabileceği içindi. Mustafa Çelik bana, arama yapılacağını söyledikten sonra Zekeriya Beye de aynı bilgiyi vermiş.” Zekeriya Karaman, asıl fail. “Zira, ertesi gün üçümüz bir araya gelerek konuştuk. Bu konuşmaya göre arama yapılacağından Zekeriya Beyin de bilgisi olduğu anlaşılıyordu.”

Değerli arkadaşlar, İçişleri Bakanının Koruma Müdürü, gecenin o saatinde İçişleri Bakanının özel bürosundan başlayıp İstanbul’da sonlanan saniyelerle, dakikalarla, saatlerle, tarihlerle açıkladığım telefon trafiği ve o telefon trafiği sonucunda elde edilen bir ifade. Şimdi, bu yapı, bir demokrasiye yakışan bir yapı değildir. Bu yapı, tüyü bitmemiş yetimin cüzdanına tüy dikmek demektir.

Daha başka bilgiler de var, bir bakalım nasıl açıklama yapacaklar.

Ben merak ediyorum, samimi söylüyorum merak ediyorum.

“Tapeler önümüze geliyor” diyordu ya Başbakan. Savcıları düşünün, bir Başbakan düşünün, Deniz Feneri’nin bütün adamlarını koruyor; Zait Akman için özel kılıf getiriyor, özel yasa çıkarıyor. Adalet Bakanlığı düşünün, 3 savcıyı derhal görevden alıyor. Niye görevden alıyorsun? Bu savcılar bilgi mi sızdırdı? Ergenekon’da olduğu gibi milletin özel hayatını mı çarçaf çarşaf gazetelere servis etti? Hayır. Namuslu birer insan gibi oturdular çalıştılar.

KÖSTEBEK BEŞİR ATALAY’DIR. 

Bir dava düşünün arkadaşlar, Adalet Bakanının görevi savcıları görevden almak,

İçişleri Bakanının görevi de arama yapılacağını önceden duyurmak.

İnsanda biraz utanma olur, insanda biraz ahlak olur.

Bu ahlakı sorgulamamız gerekiyor, herkesin sorgulaması gerekiyor.

Ben CHP’lileri söylemiyorum. Bu ülkede alın teriyle ekmek kazanan herkese söylüyorum, herkesi göreve davet ediyorum.

Ve bir şey daha söyleyeyim. Kendisi İçişleri Bakanlığı koltuğunda otururken kendi Dernekler Masasının verdiği 34 sayfalık raporun gereğini bugüne kadar niye yapmadın?

Kim tuttu elinden, kim müdahale etmeyin dedi?

Bir karanlık dosyayı araladık arkadaşlar. Bundan sonra bütün karanlık dosyaları açıklamak için çaba harcayacağız.

Gücümüzü halktan ve sizden alıyoruz. Bizim arkamızda öyle büyük güçler yok, gücümüzü halktan alıyoruz. Gücümüzü kendi enerjimizden, kendi ahlakımızdan alıyoruz, kendi inancımızdan alıyoruz, kendi değer yargılarımızdan alıyoruz.

Değerli milletvekilleri, bir İçişleri Bakanı arama yapılacağını kimden öğrendi? Her hâlde Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan polislerden öğrendi. Kendi özel koruması, koruma müdürü bakanlıktan ayrıldı ama, koruma müdürü hâlâ yanında, onu ayırmıyor, olur ya başı belaya girerse, ya konuşursa. Bütün gerçekleri sizlerle paylaştım. Hepinize saygılar sunuyorum, haftaya görüşmek üzere.

Kaynak : chp.org.tr

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE