Al Capone

Ahmet Altan

Ahmet Altan

Mafya tarihinin belki de en ünlü ismi olan Al Capone’nun hikayesini hatırlıyor musunuz?

Hatırlamanız, hatta hiç aklınızdan çıkarmamanız lazım.

Bugün Türkiye’yi boğarak öldürmek için harekete geçen bir siyasi iktidarla mücadele ederken, yararlanacağınız önemli kaynaklardan biridir Al Capone.

Biliyorsunuz, “içkiyi yasaklayacağız” derken dünya tarihinin belki de en güçlü mafya hareketini patlattı Amerikan yönetimi.

İçki kaçakçılığı büyük servet kazandırıyordu.

Al Capone da birçok yasadışı iş yapıyor ama asıl parayı içki kaçakçılığından kazanıyordu.

Çare

73355

Ahmet Altan

Ahmet Altan

Önceki sabah ülkemizdeki bir kasabanın yerlebir edilmiş görüntüleriyle uyandık… Koca kasaba bir enkaza dönmüştü.

Dün sabah da on bir insanımızın bombayla havaya uçurulmasıyla başladık güne…

Yarın ne olacak?

Öbürsü gün?

Daha öbürsü gün?

Ne yazık ki cehenneme doğru yol alan bir kanlı kervan gibi yıkılarak, ölerek, parça parça tükenerek bu korkunç yolculuğu sürdüreceğiz.

“Anayasaya uymayacağını” söyleyen bir cumhurbaşkanı, “anayasa ne derse desin” diyen bir başbakanla “hukuk tanımazlığını” pervasızca ilan eden gayrimeşru bir iktidar ve bizzat AKP’lilerin itiraf ettiği gibi AKP’nin “siyah cübbeli” militanlarına dönüşen yargıçlarla bu ülkenin feraha ermesi mümkün değil.

Çete!

14651627234d0012

Ahmet Altan

Ahmet Altan


Sen burada, “ciğerimi ye” gazeteciliği yapıp gerçekleri saklıyorsun ama Amerika’daki davada “çete üyelerinin” isimleri tek tek yayınlanıyor.


Bir belgesel izlemiştim… Endonezya’da muhalifleri öldüren katiller, suçlarını büyük bir rahatlıkla itiraf ediyorlardı.

Böylesine fütursuzca suçlarını itiraf edebilmelerinin nedenini bir tanesinin sözleri açıklığa kavuşturuyordu:

“Biz Endonezya’dayız… Bize burada kimse dokunamaz.”

Devlet destekli bütün çeteler, hangi suçu işlerlerse işlesinler “dokunulmaz olduklarına” güvenir aslında.

Laikliğe dokunmak

61597

Ahmet Altan

Ahmet Altan

Fıkra eski ama bizim siyasetçilerin yeni fıkraya da ihtiyacı yok, eski fıkralar onlara her zaman uyuyor.

Temel, Fransa’da giyotinle idama mahkum olmuş.

Vakit gelmiş, şafak vakti ensesini traş etmişler, gömleğinin yakasını kesmişler, ellerini arkasından bağlayıp avluya çıkarmışlar.

Avluda iki idam mahkumu daha varmış.

Birinci mahkumu alıp giyotinin altına uzatmışlar.

Cellat bıçağı bırakmış… Bıçak yarı yolda takılıp durmuş.

Biz ne istiyoruz?

Ahmet Altan

Ahmet Altan

Çok bir şey istemiyoruz.

 

Erguvanlar zamanından erken açtığında “aa erguvanlar açtı” diye sevinçle şaşırmak istiyoruz, bir su kenarında sevdiklerimizle dalgacı konuşmalara dalmak istiyoruz, şakalaşmak istiyoruz, gülmek istiyoruz, güzel şarkılar dinlemek istiyoruz, kitaplardan, filmlerden, dizilerden konuşmak istiyoruz, bazen bir kadeh soğuk beyaz şarap, bazen bardağında buğulanmış rakı içmek istiyoruz, sevdiğimizin elini tutmak, bir elin sıcaklığını kendi elimizin içinde hissetmek istiyoruz, hülyalara dalmak istiyoruz, sevdiğimiz işi sevdiğimiz gibi yapmak istiyoruz, fikirlerimizi söylemek ve onları tartışmak istiyoruz, hayatın sonsuz olmadığını bilerek ve buna da pek aldırmayarak biraz “rindmeşrep” yaşamak istiyoruz, kendi küçük hayatımızın ahlak sınırlarını kimseye zarar vermeden kendimiz çizelim istiyoruz, kadınların yaklaşan yazla birlikte kısalan eteklerinin izin verdiği ölçüde diz kapaklarının arkasındaki gizemli oyuktaki ince çizgilere şöyle göz ucuyla bakalım istiyoruz, kadınlar beğendikleri erkeklere kirpiklerinin altından bakabilsin istiyoruz, öpüşmek istiyoruz, bir melodiyi mırıldanmak istiyoruz, serin bir manav tezgahından aldığımız yeşil eriği ekşiliğini hissederek ısırmak istiyoruz, aradabir gölgeli bir cami avlusundaki şadırvandan mırıltılarla akan suyu içmek istiyoruz, bazen hüzünlenmek bazen sevinmek istiyoruz…

Ahmet Altan: Ölüm ve acı, bu rejim bitmeden bitmeyecek

48952-icerikAnkara patlamasının ardından Ahmet Altan P24 için bir yazı kaleme aldı.

İşte Ahmet Altan’ın P24’teki o yazısı:

Her seferinde aynı şey oluyor, “kimdi bu insanlar” diye soruyorum, “kimdi bu ölümlerine üzüldüğümüz, ağladığımız, acılarını kutsal bir ayin gibi paylaştığımız insanlar?”

Kimdi bu günahsızlar? 

Kimdi bu başkalarının günahlarını, ömürlerini korkunç bir patlamanın sesini duyup, alevler arasında bitirerek ödeyenler? 

Kimdi bu insanlar? 

Rubicon…

Ahmet Altan

Ahmet Altan

Artık kaybolmuş bir nehir Rubicon, coğrafyacılar bir zamanlar tam olarak nerelerden akmış olduğunu, başka bir nehire dönüşüp dönüşmediğini, kuruduysa nasıl kuruduğunu hala araştırıyorlar.

İtalya’daki bu nehrin adı ve iki bin yıldan fazladır insanlığın sözlüğünde kapladığı simgesel yer, nehrin kendisinden çok daha önemli.

Romalı komutanların bu nehri ordularıyla birlikte geçmeleri ve imparatorluğun başkentine askerleriyle gelmeleri “ölümcül” bir suçtu.

Roma’yı kendi kuvvetlerinden de korumak zorunda olduklarına inanan Romalılar bu kesin kuralı koymuşlardı… Her devletin, kendi görevlilerine karşı da korunması gerektiğini o zamanlardan sezmişlerdi.

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE