|  Ahmet Altan Devletin içindeki zehri temizlemeden o devleti on yıl boyunca yönetmeye kalkarsan, o devletin en tepesine tırmanabilmek için kendi halkına arkanı döner, devletin yardakçılığına soyunursan, o zehir kaçınılmaz olarak senin damarlarına da akar. Sen de zehirlenirsin. Zehirlenmiş bir devletin zehirlenmiş bir parçası haline gelirsin. O zaman başlarsın tehditlere, yalanlara, saptırmalara, iftiralara. O yönettiğini sandığın devlet senin emrinde halkını bombalar, sen devlete sahip çıkarsın. Bir özür bile dilemezsin. 
 Can Ataklı Sevgili okurlar; bir yılı daha geride bıraktık. 2011’e bakınca gelişmelerin hiç de hoş olmadığını söyleyebilirim. Haziran’da AKP’nin kazandığı büyük seçim zaferinden sonra herkesin umudu artmıştı. Ancak AKP bu zaferi hoyratça harcadı. Bekleneni veremedi. Dün başladığımız yeni yılın 2011’i aratacağını hemen söyleyebilirim. Kehanet değil tahmin Elbette kendimi kahin yerine koymuyorum, tahminlerde bulunuyorum. Görünen köy kılavuz istemez. 2012’ye umut mesajları vererek girdik ama bunun sanal olduğunu herkes biliyor. Başta ekonomi olmak üzere siyasi, sosyal gelişmelerin hiç iyi olmayacağını tahmin etmek zor değil. Buna bir de dış politikayı eklemek gerek. 

Altan, Erdoğan’ı Kürt sorunu politikasıyla vurdu. Ahmet Altan’dan Başbakan Erdoğan’ın manşet fırçasına yanıt geldi. Altan, Erdoğan’ı Kürt sorunu politikasıyla vurdu. Taraf’ın tepe ismi Ahmet Altan bugünkü yazısında Başbakan Erdoğan’a yanıt verdi. Erdoğan’ın Taraf’ın önceki gün attığı ‘Devlet halkını bombaladı’ manşetine ateş püskürmüş, “istihbarat mit’den geldi’ iddiasını kesin bir dille yalanlamıştı. 
 Sabahattin Önkibar Yargı ile terör hiç yan yana gelir mi? Elbette gelmez! Ancak gidin sorun AKP’li bir muhalife açıktan yargı teröründen söz eder! Hacı Bayram Camiinde Aydın Menderes’in cenaze namazındaydım! Kiminle el sıkışsam aman “dikkat” dedi bana! Neden mi? AKP ile Cemaate itirazlarım olduğu için! 
 Doğan Akın Cumhuriyet’in “milli güvenlik rejimi” karakterinin, Türkiye’de sol ve İslamcı akımlar üzerinde önemli sonuçları oldu. Hemen her sol aydının peşine bir kişi takan devlet, gerektiğinde yasaklar, gerektiğinde cinayetler (Sabahattin Ali), gerektiğinde basına sansür ve kapatmalar (Marko Paşa, Merhum Paşa, Malum Paşa) ile sola nefes aldırmadı. Aynı rejimin İslami zemindeki sonucu da, tarikat ve cemaatlerin daima bir “güvenlik” meselesi olarak ele alınmaları, “tehdit” sayılmalarıydı. 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra başlayan AKP iktidarı; tarikat ve cemaatlerin cumhuriyet tarihi boyunca en rahat ettikleri dönemi de ifade ediyor. Tarikat ve cemaat üyeleri bu dönemde fişlenmediler, tehdit sayılmak bir yana itibar gördüler ve taleplerini daha açık dile getirmeye, hatta kendi aralarındaki hesaplaşmayı kamuoyu önünde yapmaya başladılar. 
 Mehmet Y.Yılmaz İLERİ demokrasisi şahlanmış giden Türkiye’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şubat ayında yeni bir demokrasi paketi daha açacak ve Türkiye fikir özgürlüğünde bir dev adım daha atacak! Elbette İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Bey’in izin verdiği sınırlar içinde! Bakın McCarthy’nin 2011 Türkiye versiyonu neler diyor: “Terörü besleyen arka bahçe var. Resim yaparak tuvale yansıtıyor, şiir yazarak şiire yansıtıyor, günlük makale yazarak. Terörle mücadelede görev yapmış askeri ve polisi, sanatına çalışmasına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyorlar. Arka bahçe İstanbul’dur, İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır, Londra’dır. Üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluşudur. Oraya da sızmışlardır. Bakmışsınız kültür, eğitim derneği. Bakarsınız think tank kuruluşu.” 
 Yılmaz Özdil “Ucube.” * “Seyrantepe’de Galatasaray’ın bir Allah kuruşu yoktur.” * “Ben Müslümanım ama laik değilim, fakat laik ülkenin başbakanıyım, Mısır’a laik anayasa tavsiye ediyorum, laiklikten sakın korkmayın, umarım Mısır laik olacaktır.” * “Umutlarınızı asla yitirmeyin, umutlarını asla yitirme Somali…” 
| |